Eşlerden biri boşanmak istemezse Yayın Tarihi: 4 Ağustos 2026 | Yazan: Av. Çağrı Ayboğa (Ankara Barosu, Sicil No: 34507)
Eşlerden biri boşanmak istemezse evlilik kendiliğinden devam etmez; boşanmak isteyen eş çekişmeli boşanma davası açabilir ve iddialarını ispat ederse mahkeme, diğer eş karşı çıksa bile boşanmaya karar verir. Belirleyici olan davalının “istemiyorum” beyanı değil, dosyadaki delillerdir. Tek istisna Türk Medeni Kanunu madde 166/2’dir: davayı açan eş evliliğin sarsılmasında tam veya daha ağır kusurluysa, az kusurlu davalı boşanmaya itiraz edebilir ve dava reddedilebilir; ancak itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olması halinde boşanmaya yine karar verilir. Reddedilen davadan sonra 3 yıl boyunca ortak hayat kurulamazsa, taraflardan birinin talebiyle fiili ayrılık nedeniyle boşanma kararı verilir (TMK 166/4).
“Ben imza atmazsam boşanamaz” cümlesi, aile hukukunun en yaygın efsanesidir. Oysa Türk hukukunda evlilik iki iradeyle kurulur ama tek iradeyle dava konusu yapılabilir; mahkemenin aradığı şey rıza değil, ispattır. Bu rehberde; bir taraf boşanmak istemediğinde sürecin nasıl işlediğini, davalının gerçek itiraz hakkının sınırlarını, duruşmaya gelmemenin sonuçlarını ve ret kararı sonrası 3 yıllık fiili ayrılık formülünü, verdiğimiz emsal Yargıtay kararıyla birlikte adım adım inceliyoruz.
İçindekiler
- Eşlerden Biri Boşanmak İstemezse Boşanma Gerçekleşir mi?
- Tek Yol Çekişmeli Boşanma Davasıdır
- Boşanmak İstemeyen Eşin İtiraz Hakkı: TMK 166/2
- Duruşmaya Gelmezse, Cevap Vermezse Ne Olur?
- Senaryolara Göre Sonuç Tablosu
- Ret Kararından Sonra: 3 Yıllık Fiili Ayrılık Formülü
- Nafaka, Tazminat ve Velayet Nasıl Etkilenir?
- Emsal Yargıtay Kararı
- Hesaplama Araçlarımız
- Sık Sorulan Sorular

Eşlerden Biri Boşanmak İstemezse Boşanma Gerçekleşir mi?
Evet; diğer eşin boşanmak istememesi, tek başına boşanmayı engellemez. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 166 uyarınca evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Davacı; şiddet, ağır hakaret, sadakatsizlik, ekonomik kontrol, aşağılama gibi kusurlu davranışları tanık, mesaj, fotoğraf ve kayıtlarla ispat ederse, davalının karşı çıkması sonucu değiştirmez. Buna karşılık davacı ispat yükünü yerine getiremezse dava reddedilir; yani süreci belirleyen irade değil delil gücüdür.
Tek Yol Çekişmeli Boşanma Davasıdır
Anlaşmalı boşanma (TMK 166/3) her iki eşin özgür iradesiyle hakim önünde boşanmayı ve sonuçlarını kabul etmesini gerektirir; bir taraf istemiyorsa bu yol kapalıdır. Bu durumda dava, genel sebebe (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) veya özel sebeplere (zina, hayata kast ve pek kötü muamele, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı; TMK 161-165) dayanan çekişmeli boşanma davası olarak açılır. Özel sebeplerden birinin ispatı halinde hakim kusur kıyaslaması yapmadan boşanmaya karar verir.
Boşanmak İstemeyen Eşin İtiraz Hakkı: TMK 166/2
Kanun, boşanmak istemeyen eşe gerçek bir savunma imkanı tanır: davayı açan eş evliliğin sarsılmasında daha ağır veya tam kusurluysa, davalı boşanmaya itiraz edebilir ve dava reddedilir. Kimse kendi kusuruna dayanarak hak elde edemez; örneğin sadakat yükümlülüğünü ihlal edip evi terk eden eşin açtığı davada, kusursuz davalının itirazı davayı düşürür. Ancak bu itirazın da sınırı vardır: itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa, mahkeme itiraza rağmen boşanmaya karar verebilir. Aşağıdaki emsal Yargıtay kararı bu dengeyi somut biçimde ortaya koymaktadır.
Duruşmaya Gelmezse, Cevap Vermezse Ne Olur?
Senaryolara Göre Sonuç Tablosu
| Senaryo | Hukuki Sonuç |
|---|---|
| Davacı, davalının kusurunu ispat etti; davalı boşanmak istemiyor | Mahkeme boşanmaya karar verir; davalının karşı çıkması sonucu değiştirmez |
| Davacı tam veya daha ağır kusurlu; az kusurlu davalı itiraz etti | TMK 166/2 uyarınca dava reddedilir |
| Davalının itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde; birliğin devamında korunmaya değer yarar yok | İtiraza rağmen boşanmaya karar verilebilir |
| Dava reddedildi ve kesinleşmeden itibaren 3 yıl ortak hayat kurulamadı | TMK 166/4 gereği taraflardan birinin talebiyle fiili ayrılık nedeniyle boşanmaya karar verilir |
| Zina, şiddet, terk gibi özel sebep ispatlandı | Kusur kıyaslaması yapılmadan boşanmaya karar verilir |
Ret Kararından Sonra: 3 Yıllık Fiili Ayrılık Formülü
Boşanma davası reddedilse bile evlilik sonsuza kadar kilitlenmez. TMK 166/4 uyarınca; reddedilen kararın kesinleşmesinden itibaren 3 yıl boyunca her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin (tam kusurlu eş dahil) talebi üzerine boşanmaya karar verilir. Bu aşamada kusur tartışması yapılmaz; ispat konusu yalnızca ortak hayatın kurulamadığıdır. Yani boşanmak istemeyen eşin kazandığı ret kararı, en fazla süreci ertelemekte; iradesi ne olursa olsun 3 yıllık fiili ayrılığın sonunda boşanma kaçınılmaz hale gelmektedir.
Nafaka, Tazminat ve Velayet Nasıl Etkilenir?
Çekişmeli davada kusur belirlemesi; yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kaderini doğrudan belirler. Ağır kusurlu bulunan eş tazminat ödeyebilir ve yoksulluk nafakası alamaz. Velayet ise kusurdan bağımsız olarak çocuğun üstün yararına göre belirlenir; tedbir nafakası dava süresince talep edilebilir. Boşanmak istemeyen eşin süreci uzatma çabası, bu kalemlerde aleyhine delil birikmesine yol açabilir.
Avukat’a Sor
Eşiniz boşanmak istemiyorsa veya tam kusurlu eşinizin açtığı davada itiraz hakkınızı kullanmak istiyorsanız dosyanızı birlikte değerlendirelim.
Emsal Yargıtay Kararı
Aşağıdaki karar; tam kusurlu eşin açtığı davada az kusurlu eşin itiraz hakkının sonuçlarını ortaya koyan, yazının omurgasındaki TMK 166/2 dengesinin emsal uygulamasıdır; künyesiyle birlikte birebir verilmiştir.
Tam Kusurlu Eşin Açtığı Boşanma Davasında, Diğer Eş Boşanmaya Haklı Olarak Karşı Çıkıyorsa Boşanmaya Karar Verilemez
Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesi uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası açılabilmesi için davacının tamamen kusursuz olması şart değildir. Daha fazla kusurlu eş de boşanma davası açabilir. Ancak TMK’nın 166/2. maddesi uyarınca davalı eş, boşanmaya itiraz ederse bu itirazın hukuki sonuç doğurup doğurmayacağı ayrıca değerlendirilmelidir. Özellikle evlilik birliğinin sona ermesine neden olan olayların tamamı davacıdan kaynaklanıyorsa ve davalı eşe yüklenebilecek herhangi bir kusur bulunmuyorsa, boşanmaya karşı çıkılması tek başına hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemez. Bu durumda mahkeme, davalı eş ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yararın devam edip etmediğini somut olayın özelliklerine göre araştırmak zorundadır.
Somut olayda davacı eş, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ileri sürerek boşanma talebinde bulunmuştur. Yapılan yargılama sonunda evlilik birliğinin gerçekten de devamı taraflardan beklenemeyecek ölçüde sarsıldığı anlaşılmıştır. Ancak dosyadaki deliller, bu sonucun tamamen davacının davranışlarından kaynaklandığını; davalı eşe yüklenebilecek herhangi bir kusurlu davranışın ispatlanamadığını göstermektedir. Buna rağmen ilk derece mahkemesi, yalnızca evlilik birliğinin fiilen sona erdiği gerekçesiyle boşanmaya karar vermiştir. Davalı eş ise boşanmayı kabul etmediğini, evliliğin sürdürülmesinde hukuken korunmaya değer menfaatinin bulunduğunu ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, öncelikle TMK m. 166 sistematiğini ayrıntılı biçimde açıklamıştır. Daireye göre daha fazla kusurlu eşin boşanma davası açması mümkündür. Ancak bu durum tek başına boşanma kararı verilmesini gerektirmez. Kanun koyucu özellikle TMK m. 166/2 hükmüyle, kusursuz veya daha az kusurlu eşe evliliğin korunmasını isteme hakkı tanımıştır. Davalı eşin boşanmaya karşı çıkması, ancak hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise hukuki sonuç doğurmaz. Bunun için de evliliğin devamında davalı eş ve varsa çocuklar bakımından korunmaya değer hiçbir yararın kalmadığının açıkça ortaya konulması gerekir.
Daire, somut olayda davalı eşe yüklenebilecek herhangi bir kusurun ispatlanamadığını, evlilik birliğinin sona gelmesinin tamamen davacının davranışlarından kaynaklandığını vurgulamıştır. Bu nedenle davalı eşin boşanmaya karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemez. Yerel mahkemenin yalnızca evlilik birliğinin fiilen yürümemesi gerekçesiyle boşanmaya karar vermesi TMK m. 166/2 hükmüne aykırıdır. Bu nedenle karar bozulmuştur. Kararda özellikle, “boşanmayı isteyen eş kendi kusuruyla evliliği sona erdirip daha sonra bu durumu boşanma sebebi olarak ileri süremez” ilkesi açık biçimde ortaya konulmuştur.
Bu karar, “Bir taraf boşanmak istemezse ne olur?” sorusunun en önemli cevaplarından birini oluşturmaktadır. Yargıtay’a göre kusursuz veya daha az kusurlu eşin boşanmaya karşı çıkması tek başına hakkın kötüye kullanılması değildir. Mahkemenin ayrıca evliliğin devamında korunmaya değer yarar bulunup bulunmadığını araştırması zorunludur. Bu ilke, sonraki birçok Yargıtay kararında da istikrarlı biçimde tekrar edilmiştir.
Künye: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 05.04.2017 Tarih, 2015/23249 E., 2017/3906 K.
Hesaplama Araçlarımız
Kira Artış Oranı
TÜFE 12 aylık ortalamasına göre güncel kira artışı
İnfaz Hesaplama
5275 sayılı Kanuna göre koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik
Araç Değer Kaybı
Kaza sonrası aracınızın değer kaybını Yargıtay formülüyle hesaplayın
Sık Sorulan Sorular
Eşlerden biri boşanmak istemezse boşanma olur mu?
Evet. Boşanmak isteyen eş çekişmeli boşanma davası açar; kusurlu davranışları delillerle ispat ederse mahkeme, diğer eş karşı çıksa bile boşanmaya karar verir. İstememek tek başına davayı durdurmaz.
Eşim imza atmazsa boşanamaz mıyım?
Bu bir efsanedir. İmza yalnızca anlaşmalı boşanmada gerekir; çekişmeli davada davalının imzası veya rızası aranmaz, karar delillere göre verilir.
Boşanmak istemeyen eş davayı reddettirebilir mi?
Yalnızca bir halde: davayı açan eş evliliğin sarsılmasında tam veya daha ağır kusurluysa, az kusurlu davalı TMK 166/2 uyarınca itiraz edebilir ve dava reddedilir. İtiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse boşanmaya yine karar verilir.
Boşanma davası reddedilirse ne olur?
Ret kararının kesinleşmesinden itibaren 3 yıl boyunca ortak hayat kurulamazsa, TMK 166/4 uyarınca taraflardan birinin talebiyle fiili ayrılık nedeniyle boşanmaya karar verilir; bu aşamada kusur tartışılmaz.
Boşanmak istemeyen eş duruşmaya gelmezse ne olur?
Dava yokluğunda görülür ve sonuçlanır. Gelmemek boşanmayı engellemez; aksine savunma, delil ve tanık haklarının kullanılamamasına yol açar.
Kadın boşanma davası açarsa erkek kabul etmezse ne olur?
Sonuç cinsiyetten bağımsızdır: davalı erkeğin kabul etmemesi davayı durdurmaz. Davacı kadın iddialarını ispat ederse mahkeme boşanmaya karar verir; aynı kural erkeğin açtığı davada da geçerlidir.
Tek taraflı boşanma davası ne kadar sürer?
Çekişmeli boşanma davaları delil durumu ve mahkeme yoğunluğuna göre çoğunlukla 1 ila 2 yıl sürer; istinaf aşaması süreci uzatabilir. Anlaşmalı boşanma ise tek celsede tamamlanabilir.
Boşanmak istemeyen eş nafaka ve tazminatı etkiler mi?
Evet. Kusur belirlemesi yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminatın kaderini belirler; ağır kusurlu eş tazminat ödeyebilir ve yoksulluk nafakası alamaz. Velayet ise çocuğun üstün yararına göre belirlenir.
Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?
Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup Ankara Barosuna kayıtlı (Sicil No: 34507) avukattır ve Ayboğa + Partners Hukuk Bürosunun kurucusudur. Aile hukuku alanında; çekişmeli boşanma, nafaka, tazminat, velayet ve mal rejimi davalarında yoğun dava deneyimine sahiptir. Sitedeki içerikler, güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları esas alınarak bizzat kendisi tarafından hazırlanmakta ve düzenli olarak güncellenmektedir. Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosyanız için hukuki danışmanlık alınız.
Çekişmeli BoşanmaTMK 166Aile HukukuNafaka ve TazminatAnkara Barosu 34507
Hukuki Destek Alın
Boşanma dosyalarında kusur ispatı ve delil planlaması sonucu belirler; süreç başlamadan strateji kurulmalıdır. Danışmanlık ücretlidir; ücretler TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenir.