İftira Suçunda Etkin Pişmanlık (TCK 269)
İftira suçunda etkin pişmanlık; failin işlemediğini bildiği hâlde bir kişiye suç isnat etmesinden — yani iftiradan — gönüllü olarak dönerek mağdur hakkındaki ihbarın gerçeğe aykırı olduğunu açıklamasıdır. Türk Ceza Kanunu‘nun 269. maddesi; bu dönmenin hangi aşamada gerçekleştiğine göre kademeli indirim oranları öngörmektedir.
- Soruşturma başlamadan dönme (269/1): Verilecek cezanın 4/5’i indirilir — en yüksek indirim
- Soruşturma sonrası, kovuşturma öncesi dönme (269/2): Verilecek cezanın 3/4’ü indirilir
- Kovuşturma evresinde, hüküm öncesi dönme (269/3-a): Verilecek cezanın 2/3’ü indirilir
- Mahkûmiyet hükmünden sonra dönme (269/3-b): Verilecek cezanın 1/2’si indirilir
- İnfaz başladıktan sonra dönme (269/3-c): Verilecek cezanın 1/3’ü indirilir
- İnkâr etkin pişmanlık sayılmaz: Suçlamayı reddetmek rücu değildir — açık ve tereddütsüz gerçeğe dönme şarttır (YİBK 1959)
- Dönme saiki önemli değildir: Baskı, çıkar veya vicdan azabıyla dönen fail de yararlanabilir (YCGK 2005)
- Dönme istikrarlı olmalıdır: Geri alınan dönme etkin pişmanlık sayılmaz (Y9CD 2014)
- Maddi gerçek ortaya çıktıktan sonra dönme kabul edilmez: Gerçek zaten bağımsız araştırmayla ortaya çıkmışsa (YCGK 2015)
- Etkin pişmanlık zorunludur: Koşullar gerçekleşmişse hâkimin takdir yetkisi yoktur — indirim uygulanmak zorundadır
- Suça sürüklenen çocuklar da yararlanabilir (Y1CD 2020)

- TCK 269 Nedir? İftira Suçunda Etkin Pişmanlık
- TCK Madde 269 Kanun Metni
- Etkin Pişmanlık İndirim Oranları Tablosu
- İnkâr ile İftiradan Dönme Arasındaki Fark
- Etkin Pişmanlığın Koşulları
- Dönmenin İstikrarlı Olması Zorunluluğu
- Maddi Gerçek Ortaya Çıktıktan Sonra Dönme
- Doğru Fıkranın Belirlenmesi — 269/1, 269/2, 269/3
- Emsal Yargıtay Kararları (10 Karar)
İftira suçunda etkin pişmanlık nedir, TCK 269 ne düzenler? Türk Ceza Kanunu‘nun 269. maddesi; iftira suçu failinin mağdura yönelik isnadından dönerek gerçeği açıklaması hâlinde, dönmenin gerçekleştiği yargılama aşamasına göre cezada önemli indirimler yapılmasını düzenler. Etkin pişmanlık; failin “ben iftira ettim” gibi belirli kelimeler kullanmasını gerektirmez — gerçeğe dönüşü ortaya koyan açık ve tutarlı her beyan ya da davranış yeterlidir. Koşulların oluşması hâlinde indirim zorunludur; hâkimin takdir yetkisi bulunmamaktadır.
TCK 269, iftira suçunu düzenleyen TCK 267 ile birlikte uygulanır. İftira suçu ceza hukuku açısından ağır sonuçlar doğurabilir; ancak etkin pişmanlık, failin gerçeği açıklamasını teşvik ederek hem mağduru korur hem de adalet mekanizmasına katkı sağlar. Yargıtay’ın yerleşik içtihadı; dönmenin saiki, istikrarı, zamanlaması ve biçimi bakımından son derece ayrıntılı bir değerlendirme standardı ortaya koymuştur.
Türk Ceza Kanunu Madde 269 (TCK 269) — İftira Suçunda Etkin Pişmanlık Kanun Metni
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu — Madde 269: İftiradan Dönme
TCK 269/1: Mağdur hakkında soruşturma başlamadan önce iftiradan dönen kimse hakkında iftira suçundan dolayı verilecek cezanın beşte dördü indirilir.
TCK 269/2: Mağdur hakkında kovuşturma başlamadan önce iftiradan dönen kimse hakkında iftira suçundan dolayı verilecek cezanın dörtte üçü indirilir.
TCK 269/3: Etkin pişmanlığın;
a) Mağdur hakkında hüküm verilmeden önce gerçekleşmesi hâlinde, iftira suçundan dolayı verilecek cezanın üçte ikisi,
b) Mağdurun mahkûmiyetine ilişkin hükmün kesinleşmesinden önce gerçekleşmesi hâlinde, iftira suçundan dolayı verilecek cezanın yarısı,
c) Mağdurun mahkûm olduğu cezanın infazına başlanmadan önce gerçekleşmesi hâlinde, iftira suçundan dolayı verilecek cezanın üçte biri indirilir.
TCK 269/4: Mağdurun mahkûm olduğu cezanın infazından sonra iftiradan dönülmesi hâlinde, mahkûm olunan ceza aynen çektirilmekle birlikte, ayrıca iftira suçundan dolayı verilen ceza hakkında birinci fıkra hükmü uygulanır.
Kaynak: Resmi Gazete — 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu (mevzuat.gov.tr)
TCK 269 Etkin Pişmanlık İndirim Oranları Tablosu
İftira suçunda etkin pişmanlık kaç indirim sağlar? TCK 269, dönmenin gerçekleştiği yargılama aşamasına göre beş farklı indirim oranı öngörmektedir. En yüksek indirim; mağdur hakkında soruşturma başlamadan önce yapılan dönmedir ve cezanın 4/5’ini siler. Koşullar gerçekleşmişse hâkim indirimi uygulamak zorundadır — takdir yetkisi yoktur.
| Aşama | Fıkra | İndirim Oranı | Sonuç (1 Yıl Temel Ceza için) |
|---|---|---|---|
| Soruşturma başlamadan önce | 269/1 | 4/5 | 12 ay ceza → 2,4 ay kalır |
| Soruşturma başladıktan, kovuşturma başlamadan önce | 269/2 | 3/4 | 12 ay ceza → 3 ay kalır |
| Kovuşturma evresinde, mağdur hüküm öncesi | 269/3-a | 2/3 | 12 ay ceza → 4 ay kalır |
| Mağdurun mahkûmiyeti kesinleşmeden önce | 269/3-b | 1/2 | 12 ay ceza → 6 ay kalır |
| Mağdurun cezası infaz başlamadan önce | 269/3-c | 1/3 | 12 ay ceza → 8 ay kalır |
| İnfazdan sonra | 269/4 | 4/5 (iftira cezasından) | Mağdurun cezası aynen çekilir; iftira cezasından 4/5 indirim |
İnkâr ile İftiradan Dönme Arasındaki Fark – TCK 269’un Temel Ayırt Edici Ölçütü
İftira suçunda sanığın suçlamayı inkâr etmesi etkin pişmanlık sayılır mı? Hayır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun bağlayıcı 1959 tarihli kararına göre inkâr — yani suçun her yönüyle reddedilmesi — kesinlikle rücu sayılmaz. Rücu ise hakikate dönmek, mağdur hakkındaki ihbarın gerçeğe aykırı olduğunu açıklamak ve bu suretle iftira suçunu kabul etmektir. Failin açıkça “iftira etmiştim” demesi zorunlu değildir; ancak beyanı açık, anlaşılır ve tereddütten uzak olmalıdır.
İnkâr – Etkin Pişmanlık Oluşturmaz
“Ben bunu yapmadım.” “Söylediklerim doğruydu.” “İsnat ettiğim eylemi işledi.” Suçlamayı reddetmek ve önceki beyanında ısrar etmek. Bunlar rücu değil inkârdır.
Dönme – Etkin Pişmanlık Oluşturur
“O parayı düşürdüm, sonra buldum.” “İhbarım gerçek değildi.” “Yanılmışım, gerçekte o kişi bu fiili işlemedi.” Gerçeğe dönüşü ortaya koyan açık, dolaylı da olsa tereddütsüz her beyan.
TCK 269 – İftira Suçunda Etkin Pişmanlığın Koşulları
İftira suçunda etkin pişmanlığın uygulanabilmesi için hangi koşullar gereklidir? TCK 269’un uygulanabilmesi için dört temel koşulun bir arada gerçekleşmesi şarttır: (1) failin gerçeğe dönme iradesi açık biçimde ortaya koyulmuş olmalıdır, (2) dönme beyanı tereddütten uzak ve anlaşılır nitelik taşımalıdır, (3) dönme istikrarlı olmalı ve geri alınmamış bulunmalıdır, (4) maddi gerçeğin ortaya çıkmasına fail katkı sağlamış olmalıdır — gerçek zaten bağımsız araştırmayla ortaya çıkmışsa sonradan yapılan dönme bu koşulu karşılamaz.
- Açıklık ve Anlaşılırlık: Dönme beyanı açık, tereddütsüz ve gerçeğe dönme iradesini yansıtır nitelikte olmalıdır. Kapalı ve müphem sözler etkin pişmanlık sayılmaz (YİBK 1959)
- Saik Önemsiz: Failin neden döndüğü — vicdan azabı, baskı, çıkar — önemli değildir. Belirleyici olan gerçeğe dönülmüş olmasıdır (YCGK 2005)
- Dönmenin İstikrarı: Dönme beyanı geri alınmamalıdır. Bir aşamada rücu, bir sonraki aşamada inkâr etkin pişmanlığı ortadan kaldırır (Y9CD 2014)
- Gerçeğin Ortaya Çıkmasına Katkı: Maddi gerçek bağımsız araştırmayla zaten ortaya çıkmışsa sonradan yapılan dönme etkin pişmanlık değildir (YCGK 2015)
- Kamu Davası Açılmadan Önce mi Sonra mı? Kamu davası açıldıktan sonra gerçekleşen her ikrar doğrudan etkin pişmanlık sayılmaz; hangi fıkra kapsamında olduğu belirlenmeden indirim yapılamaz (Y8CD 2021)
Dönmenin İstikrarlı Olması Zorunluluğu
İftiradan döndükten sonra yeniden isnadına dönen sanık etkin pişmanlıktan yararlanabilir mi? Hayır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi’ne göre etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için iftiradan dönmenin istikrarlı olması ve tekrar önceki isnada dönülmemesi zorunludur. Soruşturma aşamasında iftirasından dönen, ardından kovuşturma aşamasında “isnadım doğruydu” diyen sanığın dönmesi geçerliliğini yitirir.
Maddi Gerçek Ortaya Çıktıktan Sonra İftiradan Dönme
Polisin araştırması sonucu gerçek ortaya çıktıktan sonra itiraf eden sanık etkin pişmanlıktan yararlanabilir mi? Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na göre kanun koyucunun etkin pişmanlığı cezada indirim nedeni saymasının ardındaki temel amaç; failin gerçeğin ortaya çıkmasına fiili bir katkıda bulunmasıdır. Gerçek zaten bağımsız araştırma yoluyla ortaya çıkmışsa sonradan yapılan itiraf bu amacı karşılamaz.
Doğru Fıkranın Belirlenmesi – 269/1, 269/2, 269/3 Uygulama Kriterleri
TCK 269’un hangi fıkrasının uygulanacağı nasıl belirlenir? Hangi fıkranın uygulanacağını belirleyen ölçüt; dönmenin gerçekleştiği andaki mağdurun konumudur — yani mağdur hakkındaki yargılamanın hangi aşamada olduğu. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, yanlış fıkra uygulamasının da bozma nedeni oluşturduğunu açıkça hükme bağlamıştır.
| Dönme Anındaki Durum | Uygulanacak Fıkra | İndirim |
|---|---|---|
| Mağdur hakkında henüz soruşturma yok | 269/1 | 4/5 |
| Soruşturma var, iddianame henüz kabul edilmedi | 269/2 | 3/4 |
| Kovuşturma var, mağdur mahkûm edilmedi | 269/3-a | 2/3 |
| Mağdurun mahkûmiyeti kesinleşmedi | 269/3-b | 1/2 |
| Mahkûmiyet kesinleşti, infaz başlamadı | 269/3-c | 1/3 |
| İnfaz tamamlandı | 269/4 | 4/5 (iftira cezasından) |
İftira Suçunda Etkin Pişmanlık – Hukuki Destek
İftira suçu nedeniyle yargılanıyor ve etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorsanız; doğru fıkranın belirlenmesi, dönme beyanının zamanlaması ve belgelenmesi için Ankara’da ceza hukukunda deneyimli avukatlarımıza danışabilirsiniz.
Danışmanlık ücretlidir. Asgari ücret tarifesi için Türkiye Barolar Birliği 2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi‘ni inceleyebilirsiniz.

İftira Suçunda Etkin Pişmanlık TCK 269 Emsal Yargıtay Kararları
İnkâr ile Dönme Ayrımı — Temel İçtihat
İftira Suçunda İnkâr Etkin Pişmanlık (İftiradan Dönme) Olarak Kabul Edilemez; Dönme Açık, Tereddütsüz ve Gerçeğe Dönme Niteliğinde Olmalıdır
İftira suçu failinin yargılama sürecinde mağdura yönelik isnadından dönüp dönmediği ve bu dönmenin TCK m. 269 kapsamında etkin pişmanlık olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışılmıştır. Bir kısım davada sanıkların suçlamayı reddetmesi ya da inkâr etmesi, mahkemeler tarafından iftiradan dönme olarak nitelendirilmiş; bu yorumun hukuka aykırı olup olmadığı Yargıtay önüne taşınmıştır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu, 21.01.1959 tarih ve 12/3 sayılı kararında bu meseleyi kesin biçimde çözüme kavuşturmuştur: inkâr, lügat anlamı itibarıyla da hukuki terim olarak da müsnet suçun her yönüyle reddedilmesini ifade eder. İftira suçunda rücu ise hakikate dönmek, mağdur hakkındaki ihbarın gerçeğe aykırı olduğunu açıklamak ve bu surette suçu kabul etmektir. Kanunun rücu dolayısıyla cezadan indirim yapılmasını öngördüğü hâlde inkârını sürdüren ve ahlaki tutumunda ısrar eden kimsenin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırılması mümkün değildir. İftiradan dönmek, mutlaka “iftira etmiştim” gibi belirli kelimelerle yapılmayı gerektirmemekle birlikte; failin ifadesinin bu anlama gelecek biçimde açık, anlaşılır ve tereddütten uzak olması zorunludur. Failin kapalı ve müphem sözleri, açıkça iftiradan dönme niteliği taşımıyorsa TCK m. 269’daki etkin pişmanlık hükmünün uygulanması mümkün değildir.
İftiradan Dönmede Failin Saiki Önemli Değildir; Pişmanlık Duygusunu Yansıtan Kelimeler Kullanılması Zorunlu Olmayıp Gerçeğe Fiilen Dönülmesi Yeterlidir
Sanığın iftira suçu kapsamında mağdura yönelik isnadından döndüğü beyan etmesine karşın bunu gönüllülükle değil baskı, çıkar veya dış etkenler sonucunda yaptığı ileri sürülmüştür. Ayrıca sanığın “iftira etmiştim” biçiminde açık bir pişmanlık ifadesi kullanmadan gerçeğe döndüğünü dolaylı yollarla ortaya koymaya çalışması üzerine etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için failin mutlaka pişmanlık ifade eden belirli kelimeleri kullanmasının gerekmediğini açıkça hükme bağlamıştır. Failin iftirasından dönmeye sevk eden nedenin bir önemi bulunmamakta; fail ihbarın zaten ortaya çıkacağı düşüncesiyle ya da vicdan azabıyla isnadından dönmüş olabileceği gibi; isnada maruz kalanın veya yakınlarının kişiyi mahkûmiyetten kurtarmayı hedefleyen baskı ve istekleri sonucunda ya da temin veya vaat edilen bir çıkar karşılığında da dönmüş olabilir. Bu hallerin tamamında belirleyici olan husus, iftira suçu failinin suçsuz olduğunu bildiği bir kimseye ihbar veya şikâyet suretiyle suç isnat edip etmediğidir. Öte yandan fail gerçeğe döndüğünü dolaylı yoldan ifade eder, buna ilişkin vakıaları veya davranışlarını gösterirse yine de etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilecektir. Failden “iftira etmiştim” şeklinde net bir ifadeyi beklemek, etkin pişmanlık düzenlemesinin amacıyla açıkça çelişecektir.
Dönmenin İstikrarı ve Geri Alınması
İftiradan Dönme İradesi Daha Sonra Geri Alınırsa Etkin Pişmanlık Hükümleri Artık Uygulanamaz; Dönmenin İstikrarlı ve Sürekli Olması Zorunludur
Sanık, Cumhuriyet savcılığındaki ifadesinde mağdurlar hakkındaki iftirasından döndüğünü açıkça beyan etmiş; ancak kovuşturma aşamasında verdiği sonraki ifadesinde mağdurlara isnat ettiği eylemin doğru olduğunu söyleyerek iftiradan dönme isteğinden açıkça vazgeçmiştir. Yerel mahkemede bu durumda TCK m. 269/2 kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı tartışılmıştır.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, sanığın soruşturma aşamasında iftirasından döndüğünü beyan ettiği halde kovuşturma aşamasında isnat ettiği eylemin doğru olduğunu söyleyerek bu dönme isteğinden açıkça vazgeçtiğinin anlaşılması karşısında TCK m. 269/2’deki etkin pişmanlık hükmünün artık uygulanamayacağını açıkça hükme bağlamıştır. Yerleşik öğreti ve içtihada göre TCK m. 269’da yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için iftiradan dönmenin istikrarlı olması ve tekrar önceki isnada dönülmemesi zorunludur. İftiracı rücu ettikten sonra bunun istemeyerek gerçekleştiğini beyan edip rücuunu geri almış olursa artık ceza indiriminden yararlandırılamayacaktır.
Maddi Gerçek Ortaya Çıktıktan Sonra Dönme
Maddi Gerçek Ortaya Çıktıktan Sonra İftiradan Dönme Gerçek Anlamda Pişmanlık Sayılmaz; Etkin Pişmanlık Hükümleri Uygulanamaz
Sanık, iftira suçunu işlediğini soruşturma aşamasında inkâr etmiş; ancak emniyet görevlilerinin yaptığı araştırma sonucunda gerçeğin zaten ortaya çıkmasından sonra suçunu ikrar ederek pişman olduğunu beyan etmiştir. Somut olayda sanığın gerçeğin ortaya çıkmasında herhangi bir katkısının bulunmadığı; gerçeğin bağımsız bir araştırma süreciyle tespit edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı tartışılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, kanun koyucunun amacının pişmanlığın gerçeğin ortaya çıkmasına katkı sağlaması olduğunu; failin isnadından dönmeden önce maddi gerçeğin zaten ortaya çıkması durumunda artık gerçek anlamda bir pişmanlıktan söz edilemeyeceğini, dolayısıyla bu hâlde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma şartlarının oluşmayacağını açıkça hükme bağlamıştır. Somut olayda, sanığın gerçekte böyle bir durum olmadığını bildiği hâlde mağdura iftira attığı, isnatta bulunduğu suçun işlenmediğinin ortaya çıkması yönünde herhangi bir katkısının olmadığı, kolluk görevlilerince askerlik şubesine gidilerek araştırma yapılmasıyla gerçeğin bağımsız biçimde ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Bu aşamadan sonra sanığın asılsız yere ihbarda bulunduğunu ve pişman olduğunu söyleyerek iftiradan dönmesi, etkin pişmanlık hükümleri gereğince cezadan indirim yapılması için yeterli olmadığından TCK m. 269’un uygulanması mümkün değildir.
Mağdurun Suçu İşlemediği Belirlendikten ve Kamu Davası Açıldıktan Sonra Suçu İkrar Eden Sanığa Etkin Pişmanlık İndirimi Uygulanamaz
Sanık, mağdurun suçu işlemediğinin bağımsız delillerle belirlenmesi ve bu tespite dayalı olarak hakkında kamu davası açılmasından sonra suçunu ikrar etmiş; etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırılmasını talep etmiştir. Yerel mahkemede bu ikrarın TCK m. 269 kapsamında etkin pişmanlık sayılıp sayılmayacağı tartışılmıştır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, mağdurun suçu işlemediğinin belirlendikten ve sanık hakkında iftira suçundan kamu davası açıldıktan sonra sanığın suçunu ikrar etmesinin etkin pişmanlık niteliğinde bulunmadığını açıkça hükme bağlamış; sanık hakkında tayin olunan cezadan etkin pişmanlık nedeniyle indirim yapılmasını hukuka aykırı bularak bozma kararı vermiştir. Etkin pişmanlığın anlamını ve amacını irdeleme gereği duyan Yargıtay, gerçeğin ortaya çıkmasına katkı sağlamayan ve ancak kamu davası açılmasının ardından gelen ikrarın hukuki yarardan yoksun olduğunu vurgulamıştır.
Doğru Fıkranın Belirlenmesi — 269/1, 269/2, 269/3
Soruşturma Başlamadan Önce İftiradan Dönen Sanığa TCK m. 269/1 Değil Soruşturma Aşamasındaki Dönmeye Karşılık Gelen 269/2 Uygulanmalıdır; İki Fıkranın Uygulama Aşamaları Birbirinden Farklıdır
Sanığın kovuşturma başlamadan önce gerçek kimliğini açıklayarak iftirasından döndüğü tespit edilmiş; ancak yerel mahkemede uygulanan fıkra konusunda hata yapılmıştır. Sanık hakkında soruşturma başlamadan önceki etkin pişmanlığa ilişkin TCK m. 269/1 uygulanmış; ancak gerçekte olayın koşulları soruşturmanın başlamasından sonra kovuşturma başlamadan önceki dönmeye ilişkin TCK m. 269/2’nin uygulanmasını gerektirmekteydi.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, sanığın soruşturma başladıktan sonra ancak kovuşturma başlamadan önce iftirasından dönmesi nedeniyle tayin olunan cezadan gösterdiği etkin pişmanlık nedeniyle TCK m. 269’un 2. fıkrası gereğince indirim yapılması gerekirken 269/1. maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayin edilmesini bozma nedeni olarak değerlendirmiştir. TCK m. 269/1 soruşturma başlamadan önce iftiradan dönme hâlini düzenlemekte ve cezanın beşte dördünün indirilmesini zorunlu kılmaktadır. TCK m. 269/2 ise soruşturma başladıktan kovuşturma başlamadan önceki dönme hâlini düzenlemekte ve cezanın dörtte üçünün indirilmesini gerektirmektedir. Sanık lehine görünen 1. fıkranın hatalı uygulanması, aslında 2. fıkra kapsamında yapılması gereken indirimden daha yüksek oranda indirime neden olmakta ve bu durum yetersiz indirim sonucu bozma nedeni oluşturmaktadır.
Kovuşturma Başlamadan Önce İftiradan Dönen Sanığa TCK m. 269/2 Uygulanması Zorunludur; Soruşturmanın Müktezaya Bağlanmadan Sonuçlandırılmadığı Durumlarda da Bu Hüküm Geçerlidir
Sanığın şikâyeti sonucunda mağdur hakkında şüpheli sıfatıyla başlatılan soruşturma, müktezaya bağlanarak sonuçlandırılmamış ve sanık bu süreçte etkin pişmanlık göstererek iftirasından dönmüştür. Yerel mahkemede soruşturma tamamlanmadan sanığın kovuşturma başlamadan önce iftirasından dönmesinin TCK m. 269/2 kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışılmıştır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, sanığın şikâyeti sonucunda mağdur hakkında şüpheli sıfatıyla başlatılan soruşturmanın müktezaya bağlanarak sonuçlandırılmadığını ve sanığın kovuşturma başlamadan önce etkin pişmanlık göstererek iftirasından döndüğünün anlaşıldığını tespit etmiştir. Bu koşullar gerçekleştiğinde hakkında tayin olunan cezadan TCK m. 269’un ikinci fıkrası uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesini hukuka aykırı bulmuştur. Kararda ayrıca, soruşturmanın devam ettiği süreçte müfterinin ikrarına dayalı olarak mağdur hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi hâlinde de kovuşturma başlamadığından TCK m. 269/2 kapsamında indirime gidilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Kovuşturma Başlamadan Önce Gerçek Kimliğini Açıklayan Sanık Hakkında TCK m. 269/2 Uygulanmalıdır; Bu Hükmün Uygulanmaması Bozma Nedenidir
Başkasına ait kimlik bilgilerini kullanan sanık, soruşturma aşamasında gerçek kimliğini açıklamış; ancak yerel mahkemede TCK m. 269/2 kapsamında yapılması gereken etkin pişmanlık indirimi uygulanmamıştır. Mağdur hakkında devam eden soruşturma, sanığın kovuşturma başlamadan önce kimliğini açıklamasıyla birlikte yeniden değerlendirilmiştir.
Yargıtay, tüm dosya kapsamına göre sanığın mağdur hakkında kovuşturma başlamadan önce gerçek kimliğini açıklayarak iftirasından döndüğünün anlaşıldığını; bu durumda hakkında TCK m. 269/2’deki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayinini bozma sebebi olarak değerlendirmiştir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi de aynı kararda, iftira suçundan dolayı hazırlık soruşturması aşamasında etkin pişmanlık gösterip gerçeğe dönen sanık hakkında TCK m. 269/2’nin uygulanması gerektiğini açıkça hükme bağlamış; soruşturma sürecinde kovuşturmaya başlanmadan önce kimliğini açıklayan sanıkların bu fıkradan yararlanacağını teyit etmiştir.
Kovuşturma Evresinde Dolaylı Dönme ve Özel Durumlar
Duruşmada “Para Kaybettiğimi Düşündüm, Sonradan Buldum” Diyerek İftiradan Dönen Sanığa TCK m. 269/3-a Uygulanmalıdır; Bu Beyan Hüküm Verilmeden Önce Gerçeğe Dönme Niteliğindedir
Sanık, katılan polis memurlarının aracında bulunan para miktarını çaldıklarına ilişkin isnadıyla hakkında kamu davası açılmış; yargılama sürecindeki duruşmada söz konusu paranın kendisine ait olduğunu, düşürdüğünü ve daha sonra bulduğunu belirterek beyanını geri almıştır. Yerel mahkemede bu beyanın etkin pişmanlık sayılıp sayılmayacağı ve hangi fıkranın uygulanacağı tartışılmıştır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, sanığın katılan polis memurlarına yönelttiği para çalma isnadına ilişkin duruşmada söz konusu parayı düşürdüğünü ve daha sonra bulduğunu belirterek etkin pişmanlık gösterdiğinin anlaşıldığını tespit etmiştir. Buna göre sanık hakkında TCK m. 269’un 3-a maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümleri uygulanmayarak fazla ceza tayinini bozma nedeni olarak değerlendirmiştir. Mağdurun mahkûmiyetinden önce gerçekleşen bu dönme, hüküm verilmeden önce iftiradan dönmeyi düzenleyen 3-a fıkrası kapsamında değerlendirilmiş ve verilecek cezanın üçte ikisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Suça Sürüklenen Çocuğun Hüküm Verilmeden Önce İftiradan Dönmesi Halinde TCK m. 269/3-a Hükmü Uygulanmalıdır; Küçüklerin Etkin Pişmanlıktan Yararlanması Mümkündür
Suça sürüklenen çocuk hakkında iftira suçundan yargılama yürütülmüş; çocuğun dosya kapsamındaki beyanları birlikte değerlendirildiğinde hüküm verilmeden önce mağdura yönelik iftirasından etkin pişmanlık göstererek döndüğü anlaşılmıştır. Yerel mahkemede bu dönmenin TCK m. 269 kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve uygulanacak fıkra tartışılmıştır.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, suça sürüklenen çocuğun dosya kapsamındaki tüm beyanları nazara alındığında hüküm verilmeden önce mağdura yönelik iftirasından etkin pişmanlık göstererek döndüğünün anlaşıldığını; bu nedenle suça sürüklenen çocuk hakkında iftira suçundan etkin pişmanlık hükmünü düzenleyen TCK m. 269/3-a maddesinin uygulanması gerektiğini açıkça hükme bağlamıştır. Kararda çocuklar açısından da etkin pişmanlık hükümlerinin tam olarak uygulanacağı; çocuğun yaşı veya suça sürüklenen sıfatının bu hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmediği teyit edilmiştir.
Bu Makale Hakkında
Bu içerik; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 269. maddesi, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun bağlayıcı 1959 tarihli kararı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları ve 1., 6., 8., 9. Ceza Dairelerinin 10 emsal kararı esas alınarak hazırlanmıştır. İftira suçunda etkin pişmanlığın uygulanabilirlik koşulları, inkâr/rücu ayrımı, dönmenin istikrarı, maddi gerçeğin önceden ortaya çıkması hâli ve doğru fıkranın belirlenmesi konuları derinlemesine ele alınmıştır.
Ayboğa Hukuk Bürosu, Ankara merkezli olarak iftira suçu davalarında sanık temsilciliği ve etkin pişmanlık süreçlerinde hukuki danışmanlık sunmaktadır.
Sık Sorulan Sorular
İftira suçunda etkin pişmanlık (TCK 269) nedir?
İftira suçunda en yüksek indirim oranı nedir ve hangi koşulda uygulanır?
Suçlamayı inkâr etmek etkin pişmanlık sayılır mı?
İftiradan döndükten sonra beyanımı geri alırsam ne olur?
Polis araştırması sonucu gerçek ortaya çıktıktan sonra itiraf etsem etkin pişmanlık uygulanır mı?
TCK 269’da hangi fıkranın uygulanacağını kim belirler?
Duruşmada dolaylı beyanım etkin pişmanlık sayılır mı?
Suça sürüklenen çocuklar etkin pişmanlıktan yararlanabilir mi?
Etkin pişmanlık indirimi uygulanmazsa ne olur?

Av. Çağrı Ayboğa, 2018’den bu yana Ankara’da ceza hukuku alanında hizmet vermektedir. İftira suçundan beraat, etkin pişmanlık süreçleri ve indirim oranlarının doğru uygulanması konularında sanık temsilciliği deneyimine sahiptir.