Ceza Hukuku
Trend

İftira Suçu ve Cezası (TCK 267) 2026

İftira atmak suç mu? Cezası nedir? Güncel bilgiler

İftira Suçu ve Cezası (TCK 267) 2026

İftira suçu (TCK 267); işlemediğini bildiği hâlde bir kimseye hukuka aykırı fiil isnat ederek hakkında soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım başlatılmasını sağlamaya çalışmaktır. Temel ceza 1 yıldan 4 yıla kadar hapistir. Maddi delil uydurmak, tutuklama veya gözaltı gerçekleşmesi gibi nitelikli hâllerde ceza önemli ölçüde artar.

  • Basit İftira (267/1): 1–4 yıl hapis — yetkili makama ihbar/şikâyet veya basın-yayın yoluyla
  • Maddi Delil Uydurma (267/2): Ceza 1/2 oranında artırılır → 1,5–6 yıl
  • Koruma Tedbiri Uygulanmışsa (267/3): Ceza 1/2 daha artırılır (gözaltı-tutuklama hariç)
  • Gözaltı veya Tutuklama (267/4): Fail ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolaylı fail olarak cezalandırılır
  • Mağdurun Mahkûmiyeti (267/5): 20–30 yıl hapis (ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hariç)
  • Suçun Konusu: Hukuka aykırı fiil — suç, kabahat veya disiplin ihlali olabilir
  • Manevi Unsur: Yalnızca doğrudan kast + özel amaç (soruşturma/yaptırım sağlama) — taksirle işlenemez
  • Yetkili Makam: Savcılık, polis, jandarma, idare; BİMER/CİMER yetkili makam sayılır; AYM bireysel başvuru sayılmaz
  • Tüzel Kişi Mağdur Olamaz: Yalnızca gerçek ve hayatta olan kişiler mağdur olabilir
  • Mağdurun Belirli Olması Gerekmez: Basit araştırmayla belirlenebilir olması yeterlidir
  • Etkin Pişmanlık (TCK 269): İftirasından dönen failin cezası indirilir veya ortadan kalkar
  • Zamanaşımı: Mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar
  • Şikâyet: Resen soruşturulur — şikâyete bağlı değildir
  • Görevli Mahkeme: Asliye Ceza Mahkemesi
İftira Suçu ve Cezası TCK 267
İftira Suçu ve Cezası TCK 267

İftira suçu nedir, TCK 267 neyi cezalandırır? 5237 sayılı TCK’nın 267. maddesi; işlemediğini bildiği hâlde bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat ederek yetkili makamlara ihbar ya da şikâyette bulunan veya basın-yayın yoluyla bu isnadı yayan kişiyi cezalandırır. Suçun özü; failin mağdurun masumiyetini bilerek onu hukuki süreçlere, idari yaptırımlara veya kamuoyu baskısına maruz bırakmak amacıyla hareket etmesidir. Anayasal şikâyet hakkının meşru kullanımı iftira oluşturmaz; ancak gerçek olmadığı bilinen isnatların özel kastla yapılması suçu oluşturur.

İftira suçu; “Adliyeye Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiş olup hem bireysel onuru hem de yargı mekanizmasının dürüstlüğünü korur. Yargıtay’ın 21 emsal kararıyla şekillenen bu suç; yetkili makam unsuru, mağdurun belirlenebilirliği, ölü ve tüzel kişi mağdurluğu, BİMER/CİMER ve AYM bireysel başvuru gibi gündelik hayatta sıkça karşılaşılan noktalarda çok sayıda nüans barındırmaktadır.

TCK 267 Kanun Metni (Birebir)

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu — Madde 267: İftira

TCK 267/1: Yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idarî bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

TCK 267/2: Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması hâlinde, ceza yarı oranında artırılır.

TCK 267/3: Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

TCK 267/4: Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması hâlinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

TCK 267/5: Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezası dışında bir hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (AYM, 10.04.2013, E. 2013/14, K. 2013/56 kararıyla 267/5’teki “süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına” ibaresi iptal edilmiştir.)

TCK 267/6: Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

TCK 267/7: İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.

TCK 267/8: Bu maddedeki fiillerin basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, basın ve yayın organının genel yayın yönetmeni ve editörü de aynı cezaya hükmolunur. Ancak bunların bu tür yayınları önleyemeyecekleri durumlarda bu hüküm uygulanmaz.

Kaynak: Resmi Gazete — 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu (mevzuat.gov.tr)

İftira Suçunun Cezası — Tablo

Hâl Ceza Ek Sonuç
Basit iftira (267/1) 1–4 yıl hapis
Maddi delil uydurarak (267/2) 1,5–6 yıl hapis 1/2 artırım
Gözaltı/tutuklama dışında koruma tedbiri (267/3) Üst fıkralara 1/2 daha artırım Beraat/KYOK kararı şartı
Mağdur gözaltına alındı/tutuklandı (267/4) İftira cezası + kişiyi özgürlükten yoksun kılma (dolaylı fail) İki ayrı suçtan ceza
Mağdur mahkûm oldu (267/5) 20–30 yıl hapis AYM iptal kararı gözetilmeli
Ceza infazına başlandı (267/6) 267/5 cezasının 1/2 artırımı
HAGB, Erteleme, Adli Para Cezası: Basit iftira (1–4 yıl) kapsamında alt sınırdan ceza belirlendiğinde HAGB veya erteleme mümkündür. Nitelikli hâllerde (267/5) HAGB uygulanamaz. Suçun yalnızca doğrudan kastla işlenebileceği ve özel amaç gerektirdiği unutulmamalıdır — bu özellik savunmada en kritik argümanlardan birini oluşturur.

Suçun Unsurları

İftira suçunun unsurları nelerdir? TCK 267 kapsamında iftira suçunun oluşabilmesi için beş unsurun birlikte gerçekleşmesi şarttır: (1) yetkili makama ihbar/şikâyet veya basın-yayın yoluyla isnat, (2) hukuka aykırı bir fiilin isnadı, (3) failin mağdurun bu fiili işlemediğini bilmesi (doğrudan kast), (4) mağdur hakkında soruşturma/kovuşturma başlatılması ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlama amacı (özel kast), (5) mağdurun gerçek ve hayatta olan belirlenebilir bir kişi olması. Bu beş unsurdan herhangi birinin eksikliği suçun oluşumunu engeller.

  • Hukuka Aykırı Fiil İsnadı: İsnat edilen fiilin mutlaka suç olması gerekmez; idari yaptırım gerektiren kabahat veya disiplin suçu da yeterlidir. Belirsiz, soyut isnatlar ise iftira değil hakaret suçunu oluşturabilir
  • Doğrudan Kast: Fail, mağdurun söz konusu fiili işlemediğini bilerek hareket etmelidir. “Bilerek” kastının ispatı savunma açısından en güçlü argümanı sunar — maddi olgulara dayanan inanç ve şüpheyle yapılan ihbar iftira sayılmaz
  • Özel Amaç: Soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım sağlama kastı zorunludur. Başka bir amaçla yapılan isnatlar (örn. kişisel bir anlaşmazlığı çözmek) bu unsuru karşılamayabilir
  • Yetkili Makama İletme: İhbar veya şikâyet doğrudan soruşturma yetkisi bulunan mercilere ya da bu mercileri harekete geçirmeye yetkili kişilere ulaşmalıdır. Üçüncü kişilere aktarma yeterli değildir (Yargıtay CGK)
  • Belirlenebilir Mağdur: Mağdurun kimliğinin isnat anında bilinmesi gerekmez; basit bir araştırmayla tespit edilebilir olması yeterlidir (Yargıtay 8. CD, 2023)

Yetkili Makam Unsuru — BİMER, CİMER, AYM, Şantiye Şefi

İftira suçunda yetkili makam nedir, BİMER ve CİMER’e yapılan şikâyetler iftira sayılır mı? Yetkili makam; doğrudan soruşturma ve kovuşturma yetkisine sahip merciler ile bu mercileri harekete geçirmeye yetkili kişilerdir. Yargıtay’ın güncel içtihadına göre BİMER (Başbakanlık İletişim Merkezi) ve CİMER (Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi) yetkili makam sayılır; bu kanallara yapılan asılsız isnatlar iftira suçunu oluşturabilir. Buna karşın Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolu yetkili makam sayılmaz — bu kanal suç isnadı işlevi görmediğinden iftira suçunun konusunu oluşturamaz.

Başvuru Kanalı Yetkili Makam mı? İftira Oluşabilir mi? Dayanak
Savcılık / Polis / Jandarma Evet Evet TCK 267/1, CMK 158
BİMER / CİMER Evet Evet Yargıtay 8. CD, 2023/604
4483 Kapsamı — İşleme Konulmayan Şikâyet Koşullu Diğer unsurlar gerçekleşmişse evet Yargıtay 8. CD, 2024/7737
Anayasa Mahkemesi — Bireysel Başvuru Hayır Hayır Yargıtay 8. CD, 2017/11894
Şantiye Şefi / Üçüncü Kişi Hayır Hayır Yargıtay CGK, 2018/207
Bireyler Arası Mesaj / İletişim Hayır Hayır Yargıtay 9. CD, 2014/11317
Reddi Hâkim Dilekçesi Evet Evet Yargıtay 8. CD, 2019/15455
Yasama Dokunulmazlığındaki Milletvekili Soruşturma engellemez Oluşabilir Yargıtay 8. CD, 2020/1011

Mağdur — Tüzel Kişi, Ölü Kişi, Belirlenebilirlik

İftira suçunun mağduru kim olabilir, tüzel kişiler ve ölüler mağdur sayılır mı? İftira suçunun mağduru yalnızca gerçek ve hayatta olan bireyler olabilir. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre tüzel kişiler (şirket, dernek, vakıf) bu suçun mağduru olamaz; ölen kişilere yönelik asılsız isnatlar ise iftira değil kişinin hatırasına hakaret suçunu (TCK 130) oluşturabilir. Mağdurun kimliğinin isnat anında açıkça belirlenmiş olması şart değildir; basit bir araştırmayla kimliği ortaya çıkabilecek kişiye yönelik isnat da iftira suçunu oluşturur.

Tüzel Kişi Mağdur Olamaz

Şirket, dernek, vakıf gibi tüzel kişiler iftira suçunun mağduru olamaz. Bu tür kurumlar suçtan zarar gören sıfatıyla davaya katılabilir; ancak mağdur sayılamaz. Suç yalnızca gerçek kişilere karşı işlenebilir (Yargıtay 16. CD, 2016/1088).

Ölü Kişi Mağdur Olamaz

Hayatını kaybetmiş kişiye yönelik isnat işlenemez suçtur — ölüyle hakkında soruşturma yürütülemez. Bu hâlde eylem TCK 130 (kişinin hatırasına hakaret) kapsamında değerlendirilebilir. Toplu şikâyetlerde mağdurların hayatta olup olmadığının araştırılması zorunludur (Yargıtay 4. CD, 2006/13841).

Belirli Olması Gerekmez

Mağdurun kimliğinin ihbar anında açıkça bilinmesi şart değildir. Yetkili makamlarca yapılacak basit bir araştırma sonucu kimliği belirlenebilecek kişi yeterlidir. İsim verilmemesi tek başına beraate yol açmaz (Yargıtay 8. CD, 2023/6722).

Gerçek Kişinin Varlığı Araştırılmalı

Sanığın isim vererek şikâyette bulunduğu kişilerin gerçekte var olup olmadığı araştırılmadan hüküm kurulamaz. Gerçek kişi varsa iftira, yoksa suç uydurma (TCK 271) söz konusu olur. Bu araştırmanın eksik bırakılması bozma nedenidir (Yargıtay 9. CD, 2013/8241).

İftira ile Suç Uydurma Arasındaki Fark

İftira suçu ile suç uydurma (TCK 271) arasındaki fark nedir? Temel ayrım belirlenebilirlik ölçütüne dayanır. İftira; belirli veya basit bir araştırmayla belirlenebilir bir kişiye yönelik asılsız isnadı kapsar. Suç uydurma ise belirli bir kişi hedeflenmeksizin soyut bir suç ihbarını ifade eder. Yargıtay 8. CD bu ayrımı somutlaştırmıştır: İsnat edilen eylemin faili olduğu iddia edilen kişi belirlenebilir nitelikteyse iftira, belirlenmesi mümkün değilse suç uydurma oluşur.

Kriter İftira (TCK 267) Suç Uydurma (TCK 271)
Mağdurun Belirlenmesi Belirli veya basit araştırmayla belirlenebilir kişi Belirli kişi hedeflenmemiş
Ceza 1–4 yıl hapis (267/1) 3 yıla kadar hapis (271/1)
Fiil Belirli kişiye hukuka aykırı fiil isnadı İşlenmemiş suç ihbarı veya delil uydurma
Suç Vasfı Daha ağır — kişi hakkında süreç başlatma amacı Adliyeyi meşgul etme

Beraat — En Güçlü Savunma Argümanları

İftira suçundan beraat için hangi savunmalar etkilidir? İftira suçundan beraat için en güçlü argümanlar şunlardır: (1) İsnadın gerçeğe dayanan maddi bulgulara dayandığının gösterilmesi — “bilerek” kastı çöker. (2) İhbarin yetkili makama değil üçüncü kişilere yapıldığının ispatı. (3) Anayasal şikâyet hakkının meşru kullanımı — gerçek olduğuna dair inancıyla hareket eden kişi iftira kastı taşımaz. (4) Zamanaşımına uğramış suç isnadı — iftira değil hakaret değerlendirmesi. (5) Mağdurun tüzel kişi veya hayatını kaybetmiş kişi olması.

  • Gerçeğe Dayanan İnanç: Fail, belirli maddi vakıa ve olgulara dayanarak gerçek olduğuna inandığı bir isnadı bildirmişse doğrudan kast oluşmaz. Yargıtay’a göre bu hâlde anayasal ihbar ve şikâyet hakkı kullanılmış olup iftira suçunun unsurları gerçekleşmemiştir
  • Yetkili Makama İletilmeme: İsnadın şantiye şefi, komşu veya üçüncü kişi aracılığıyla kolluğa ulaşması yetkili makama doğrudan ihbar sayılmaz; suçun maddi unsuru oluşmaz (Yargıtay CGK, 2018/207)
  • Zamanaşımı İtirazı: İsnat edilen suçun şikâyet tarihinde zamanaşımına uğramış olması iftira suçunun oluşumunu engeller; eylem yalnızca hakaret kapsamında değerlendirilebilir (Yargıtay 11. CD, 2018/2053)
  • Mağdur Unsuru İtirazı: İsnadın tüzel kişiye veya ölmüş kişiye yönelmesi durumunda iftira suçu oluşmaz; savunma bu argümanı soruşturmanın başından gündeme getirmelidir
  • Suç Vasfı İtirazı: Mağdurun kimliği belirlenemiyorsa eylem iftira değil suç uydurma (TCK 271) kapsamında değerlendirilmelidir; bu suç vasfı değişikliği hem ceza miktarını hem usul hukukunu etkiler

Etkin Pişmanlık (TCK 269)

İftira suçunda etkin pişmanlık nasıl işler? TCK 269 uyarınca iftira eden kişi; kovuşturma başlamadan iftirasından döner ve bu sayede mağdurun zarar görmesi önlenebilirse cezasından önemli ölçüde indirim yapılır ya da ceza tamamen ortadan kalkar. Yargıtay’a göre etkin pişmanlık; savcılık beyanıyla, duruşmada geri dönüşle veya pişmanlığın somut biçimde ortaya çıkmasıyla gerçekleşebilir. Ancak mağdurun kimliğinin parmak izi incelemesi gibi dış müdahale sonucu ortaya çıkması etkin pişmanlık sayılmaz — gönüllü geri dönüş zorunludur.

İçtima Birden Fazla Makam ve Mağdur

Aynı iddiayı birden fazla makama bildirmek zincirleme suç mudur? Hayır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’ne göre aynı vakaya dayanan şikâyetin birden fazla makama iletilmesi tek suç oluşturur; zincirleme suç hükümleri uygulanmaz. Öte yandan tek bir fiille (örneğin tek bir e-posta ile) birden fazla kişiye iftira atılması hâlinde ise aynı nevinden fikri içtima söz konusu olur; her mağdur için ayrı ceza değil TCK 44 uyarınca en ağır ceza uygulanır.

İftira Suçu Hukuki Destek

Hakkınızda iftira suçundan dava açıldıysa ya da bir kişinin size iftira attığını düşünüyorsanız; suçun unsurları, beraat stratejisi ve şikâyet süreci için Ankara’da ceza hukukunda deneyimli avukatlarımıza danışabilirsiniz.

Danışmanlık ücretlidir. Asgari ücret tarifesi için Türkiye Barolar Birliği 2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi‘ni inceleyebilirsiniz.

İftira Suçu - TCK 267 - Emsal Yargıtay Kararları
İftira Suçu – TCK 267 – Emsal Yargıtay Kararları

İftira Suçu – TCK 267 – Emsal Yargıtay Kararları (21 Karar)

Yetkili Makam Unsuru

Yargıtay Ceza Genel Kurulu — E: 2015/9-6 / K: 2018/207 / T: 08.05.2018

Yetkili Makama Yapılmayan İhbar veya Şikâyet İftira Suçunu Oluşturmaz; Doğrudan Soruşturma ve Kovuşturma Yetkisi Bulunan Makamlara Yapılan Bildirim Şarttır

Yargıtay Ceza Genel Kurulu önüne taşınan olayda sanık, katılanın hırsızlık suçunu işlediğine dair isnadını yetkili ceza makamlarına değil, katılanın birlikte yaşadığı konutun şantiye şefine bildirmiştir. Şantiye şefinin bu iddiayı başka birine aktarması üzerine kolluk harekete geçmiştir. Yerel mahkemede bu dolaylı bildirim zincirinin yetkili makama yapılmış ihbar sayılıp sayılamayacağı tartışılmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sanığın hukuka aykırı fiil isnadını tanık sıfatındaki kişiye bildirmesinin CMK m. 158’de belirtilen yetkili makamlara yapılmış bir ihbar veya şikâyet niteliğini taşımadığını; söz konusu isnadın bu tanık tarafından kolluğa bildirilmesinin de ihbar ve şikâyetin yetkili makamlarca dolaylı olarak öğrenilmesi anlamına geleceğinden iftira suçunun unsurlarının oluşmadığını açıkça hükme bağlamıştır. İsnadın doğrudan soruşturma ve kovuşturma yetkisine sahip makamlara ya da bu makamları harekete geçirmeye yetkili kişilere ulaşması zorunludur.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, iftira suçunda yetkili makam unsurunun nasıl yorumlanacağını ve dolaylı bildirim zincirinin suçun oluşumuna yeterli olup olmayacağını kesin biçimde belirlemesi bakımından kritik bir emsal niteliğindedir. İhbar veya şikâyetin yetkili makamlara doğrudan değil üçüncü kişiler aracılığıyla ulaşması, iftira suçunun maddi unsurunu karşılamamaktadır. Savunma makamları açısından bu karar; isnadın yetkili makam dışında birine yapıldığının somut olarak ortaya konulması halinde suçun oluşmadığı argümanını güçlü bir hukuki zemine oturtmaktadır.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi — E: 2014/6928 / K: 2014/11317 / T: 12.11.2014

Sanığa Gönderilen Tehdit Mesajının Yetkili Makama İhbar Olarak Değerlendirilemeyeceğinden İftira Suçunun Unsurları Oluşmaz

Sanık, mağdurun kullandığı telefona ‘Nevzat abi Hidayet’in evinin oraya pusuya yattık, bugün işi bitireceğiz talimatını bekliyoruz parayı hazırla’ metnini içeren mesaj göndermiş; bu mesaj nedeniyle iftira suçundan yargılanmıştır. Yerel mahkemede söz konusu mesajın yetkili makama yapılmış bir ihbar ya da şikâyet niteliği taşıyıp taşımadığı tartışılmıştır.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, sanığın mağdura gönderdiği mesajın sanık tarafından soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını sağlamak için yetkili makamlara yapılmış bir ihbar veya şikâyet olarak değerlendirilemeyeceğini; bu nedenle iftira suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığını açıkça hükme bağlamıştır. İftira suçunun oluşabilmesi için hukuka aykırı fiil isnadının doğrudan soruşturma ya da kovuşturma yapma yetkisine sahip makamlara ya da bu makamları harekete geçirmeye yetkili kişilere iletilmesi zorunludur.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, birey ile birey arasındaki iletişimin —ne kadar asılsız suç isnadı içerse içersin— iftira suçunu oluşturmayacağını somut bir olayla ortaya koymaktadır. Suçun oluşumu için isnadın muhatabının yetkili makam veya bu makamı harekete geçirmeye yetkili kişi olması şarttır; bu koşul gerçekleşmeden suç unsurları tamamlanmış sayılamaz. Savunma makamları açısından bu içtihat; bireyler arasında gerçekleşen ve yetkili makamlara hiç iletilmeyen asılsız isnatların iftira suçu kapsamının dışında kaldığını ispat etmek için güçlü bir hukuki araç sunmaktadır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi — E: 2021/12676 / K: 2023/604 / T: 20.02.2023

Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine Yapılan İhbar Yetkili Makama Yapılmış Sayılır; Bu İhbar Nedeniyle İftira Suçu Oluşabilir

Sanık, görülmekte olan davasının hâkimlerinin FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı olduklarını belirterek herhangi bir somut delille desteklemeksizin Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine ihbarda bulunmuştur. Yerel mahkemede bu ihbarın yetkili makama yapılmış bir bildirim sayılıp sayılamayacağı tartışılmıştır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, somut olayda sanığın gerçekleştirdiği ihbara ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin mahkemesince yapılması gerektiğini vurgulayarak Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne yapılan başvurunun yetkili makama yapılmış bir ihbar niteliği taşıdığını benimsemiştir. Bu karar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne yapılan başvuruların CMK m. 158 çerçevesinde yetkili makam kavramı içinde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, gündelik hayatta sıkça başvurulan BİMER ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi ihbarlarının iftira suçu bakımından nasıl değerlendirileceğini belirlemesi açısından büyük pratik öneme sahiptir. Bu kanallar aracılığıyla yapılan asılsız ve gerçek olmadığı bilinen isnatların iftira suçu kapsamına girebileceğinin anlaşılması; bu platforma yapılan şikâyetlerin salt anayasal bir hak kullanımı olarak nitelendirilemeyeceğini ortaya koymaktadır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi — E: 2017/9455 / K: 2017/11894 / T: 26.10.2017

Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Yolu İftira Suçu Bakımından Yetkili Makam Sayılmaz

Sanık, aleyhe bozma yasağına aykırı olarak aleyhine karar verildiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş; başvuru dilekçesinde ilgili hâkim hakkında tavassut ve mesleki kayırmacılık yapıldığına dair isnatlar kullanmıştır. Yerel mahkemede bu eylemin iftira suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmıştır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, sanığın eyleminin suç işlemediğini bildiği kimselere suç atmak biçiminde olmayıp Anayasa’nın 74. maddesiyle güvence altına alınan anayasal dilekçe ve şikâyet hakkını kullanma niteliğinde olduğunu; kaldı ki Anayasa Mahkemesinin TCK m. 267/1’deki yetkili makamlardan olduğunun kabul edilemeyeceğini hükme bağlayarak iftira suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına karar vermiştir.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, bireysel başvurunun yetkili makam sayılıp sayılamayacağını netleştiren son derece önemli bir içtihat niteliğindedir. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru yolu, suç isnadı ve soruşturma başlatma işlevi taşımadığından bu makama yapılan başvurular iftira suçunun konusunu oluşturmaz. Savunma makamları açısından bu karardan hareketle, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru sürecinde dile getirilen iddiaların iftira suçu kapsamında değerlendirilemeyeceği; suçun bu kanalda işlenemeyeceği argümanı güçlü bir hukuki dayanak kazanmaktadır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi — E: 2019/11168 / K: 2020/1011 / T: 27.01.2020

Yasama Dokunulmazlığı Kapsamındaki Milletvekili Hakkında İftira Suçu Oluşabilir; Soruşturma Yapılmasına Engel Olmadığından İsnat Yetkili Makama Yapılmış Sayılır

Milletvekili Ö. Ö. hakkında basın toplantısında söylediği iddia edilen sözler nedeniyle suç duyurusunda bulunulmuştur. Soruşturma sürecinde söylenen sözlerin Meclis çalışmalarında daha önce dile getirilip getirilmediği araştırılmadan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş; bu karara yapılan itiraz reddedilmiştir. Temyiz aşamasında yasama dokunulmazlığının iftira suçuna etkisi tartışılmıştır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, söz konusu sözlerin milletvekili tarafından söylenip söylenmediğinin açıklığa kavuşturulması ve milletvekilinin anılan sözleri daha önce Meclis çalışmalarında dile getirip getirmediğinin araştırılması gerektiğini hükme bağlamıştır. Yasama dokunulmazlığının yalnızca yakalama, sorguya çekme, tutuklama ve yargılama gibi muhakeme işlemlerini engellediği; soruşturma başlatılması ya da iddianame düzenlenmesine herhangi bir engel oluşturmadığı, dolayısıyla milletvekilleri hakkında da iftira suçunun oluşabileceği ortaya konulmuştur.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, yasama dokunulmazlığının iftira suçunun oluşumuna etkisini netleştiren ve soruşturma ile kovuşturma arasındaki ayrımı pratiğe yansıtan önemli bir içtihat niteliğindedir. Milletvekilinin dokunulmazlığı soruşturma yapılmasını değil, muhakeme sürecini koruma altına almaktadır. Savunma makamları açısından dile getirilen sözlerin Meclis çalışmalarıyla bağlantısının araştırılmasını talep etmek; söz konusu beyanın anayasal dokunulmazlık kapsamına girip girmediğini mahkeme önünde güçlü biçimde tartışmak belirleyici bir savunma stratejisi oluşturmaktadır.

Mağdur Unsuru — Tüzel Kişi, Ölü Kişi, Belirlenebilirlik

Yargıtay 16. Ceza Dairesi — E: 2015/7269 / K: 2016/1088 / T: 09.02.2016

Tüzel Kişiler İftira Suçunun Mağduru Olamaz; Mağdur Ancak Gerçek Kişi Olabilir

Bir tüzel kişilik adına hareket eden kişi veya kişiler hakkında yetkili makamlara asılsız isnat içeren bildirimde bulunulmuştur. Yerel mahkemede tüzel kişilerin iftira suçunun mağduru olup olamayacağı tartışılmıştır. Bir görüş tüzel kişilerin de bu suçun mağduru olabileceğini savunurken; karşı görüş mağdurun ancak gerçek kişi olabileceğini ileri sürmüştür.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, tüzel kişilerin iftira suçunun mağduru olamayacağını açıkça hükme bağlamış; bu gerekçeyle vekilliği bulunan katılan tüzel kişi lehine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini ortaya koymuştur. Karar, iftira suçunun yapısı gereği yalnızca gerçek kişilere karşı işlenebileceğini; tüzel kişilerin ise suçtan zarar gören sıfatıyla kamu davasına katılabileceğini teyit etmektedir.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, iftira suçunda mağdur sıfatının belirlenmesi bakımından kesin bir içtihat ortaya koymaktadır. Tüzel kişilerin iftira suçunun mağduru olamayacağının kabul edilmesi, isnadın yalnızca belirlenebilir gerçek kişilere yönelik olduğu hallerde suçun oluşacağını teyit etmektedir. Savunma makamları açısından özellikle kurumsal şikâyetlerin söz konusu olduğu davalarda, isnadın gerçek kişilere yönelip yönelmediğinin baştan araştırılması suç vasfının doğru belirlenmesi bakımından belirleyicidir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi — E: 2006/4670 / K: 2006/13841 / T: 12.07.2006

Ölüye Karşı Hukuka Aykırı Fiil İsnadı İşlenemez Suç Niteliğinde Olup İftira Suçunu Oluşturmaz

Sanık hakkında dört kişiye iftira suçundan dava açılmış; ancak bu kişilerden birisinin sanığın şikâyet dilekçesi verdiği günden yaklaşık altı ay önce hayatını kaybettiği dosyaya eklenen nüfus kaydı ve ölüm tutanağından anlaşılmıştır. Yerel mahkemede ölü olduğu sırada kişiye yönelik hukuka aykırı fiil isnadının iftira suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılmıştır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, ölüye karşı suç yüklenmesinin düşünülemeyeceğini; bu nedenle sanığın hayatını kaybetmiş kişiye yönelik işlenemez nitelikteki iftira suçundan mahkûmiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu açıkça hükme bağlamıştır. Ölümle birlikte kişi olma sıfatını yitiren biri hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılması ya da idari yaptırım uygulanması mümkün olmadığından, bu kişilere yönelik isnatlar iftira suçunun hukuki yapısıyla bağdaşmamakta ve işlenemez suç kapsamında değerlendirilmektedir.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, iftira suçunda mağdurun ‘yaşayan bir kimse’ olması gerektiğini somut bir olayla teyit etmesi bakımından önemlidir. Özellikle birden fazla kişiye yönelik yapılan toplu şikâyetlerde şikâyet edilen kişilerin hayatta olup olmadığının baştan araştırılması zorunludur. Savunma makamları açısından mağdurlardan birinin ihbar tarihinden önce hayatını kaybettiğinin tespit edilmesi, o kişiye yönelik iftira suçlamasını doğrudan düşürecek belirleyici bir savunma argümanı niteliği taşımaktadır.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi — E: 2012/10334 / K: 2013/567 / T: 14.01.2013

Ölü Kişiye Yöneltilen Asılsız İsnat İftira Suçunu Değil TCK m. 130 Kapsamında Hatırasına Hakaret Suçunu Oluşturabilir

Sanık, yargılamanın sürdüğü bir mahkeme duruşmasında ölen kayınpederinin hayatını kaybetmiş kızına tecavüz ettiğini ileri sürmüştür. Yerel mahkemede ölen kişiye yönelik bu isnadın iftira suçunu mu yoksa farklı bir suçu mu oluşturduğu tartışılmıştır.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, sanığın mahkemede dile getirdiği beyanın hayatını kaybetmiş kişiye yönelik olması nedeniyle iftira suçunu değil TCK m. 130’da düzenlenen kişinin hatırasına hakaret suçunu oluşturduğunu hükme bağlamıştır. Söz konusu suçun takibinin şikâyete bağlı olduğu, ayrıca TCK m. 73/1’de öngörülen altı aylık şikâyet süresinin de geçmiş bulunduğu tespit edilerek davanın düşürülmesine karar verilmiştir.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, ölü kişiye yönelik hukuka aykırı isnatların iftira suçu yerine TCK m. 130 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyması bakımından pratik açıdan son derece önemlidir. Ceza hukuku uygulamasında sıkça karıştırılan bu iki farklı suç tipinin ayrılması; hem kovuşturma koşulları hem de uygulanacak yaptırım bakımından belirleyici sonuçlar doğurmaktadır. Savunma makamları, ölen kişiye yönelik isnatların söz konusu olduğu davalarda suç vasfı itirazını bu karardan hareketle güçlü biçimde ortaya koyabilecektir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi — E: 2023/1867 / K: 2023/6722 / T: 27.09.2023

İftira Suçunda Mağdurun Belirli Olması Şart Değildir; Basit Bir Araştırmayla Belirlenebilir Olması Yeterlidir

Sanık hakkında iftira suçundan yargılama yürütülmüş; yerel mahkemede isnat edilen fiilin failinin isim ve kimlik bilgileri açıkça belirtilmediği gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir. Temyiz aşamasında mağdurun açıkça belirli olmayıp belirlenebilir nitelikte olmasının suçun oluşumu için yeterli olup olmadığı tartışılmıştır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, yetkili makamlarca yapılacak basit bir araştırma sonucu şikâyet konusu suçun faili ortaya çıkabileceğinden failin belirli değil ancak belirlenebilir olduğundan bahisle istinaf mahkemesinin iftira suçunun oluştuğuna yönelik kararında herhangi bir usul ve kanun aykırılığı bulunmadığını açıkça hükme bağlamıştır. Mağdurun kimliğinin ihbar veya şikâyet anında açıkça belirtilmesi gerekmediği; yapılacak bir araştırma sonucunda kimliğinin belirlenebilir olmasının yeterli olduğu vurgulanmıştır.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, iftira suçunda mağdura ilişkin belirlilik ölçütünü netleştiren temel bir içtihat niteliğindedir. İsim ve adres bilgilerinin açıkça belirtilmemiş olması suçun oluşumunu engellemez; soruşturma makamlarının basit bir araştırmayla mağduru tespit edebileceği her durumda belirlenebilirlik şartı gerçekleşmiş sayılacaktır. Savunma makamları açısından bu içtihat karşısında mağdurun belirlenemediğine dayanan savunmanın işlevini önemli ölçüde yitirdiği dikkat çekmektedir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi — E: 2013/4083 / K: 2013/8241 / T: 21.05.2013

İhbar veya Şikâyette İsnat Edilen Kişilerin Gerçekte Var Olup Olmadığının Araştırılması Zorunludur; Gerçek Kişi Varsa İftira, Yoksa Suç Uydurma Suçu Oluşur

Sanık, ilçe emniyet müdürlüğüne başvurarak belirli isimler vererek bu kişilerce silahla tehdit edildiğini beyan etmiştir. Kovuşturma aşamasında ise bu isimlerin senaryo yazıp şikâyetçi olduğu gerçek kişiler olduğunu açıklamıştır. Yerel mahkemede sanığın eylemi bakımından yeterli araştırma yapılmaksızın hüküm kurulmuş; temyiz aşamasında araştırma yükümlülüğünün kapsamı tartışılmıştır.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, sanığın suç duyurusunda bulunduğu kişilerin belirtilen adreste yeterli araştırma yapılarak gerçekte var olup olmadıklarının araştırılması gerektiğini; var olduklarının anlaşılması durumunda sanığın eyleminin zincirleme şekilde iftira suçunu, bu isimlerle gerçek şahısların bulunmaması durumunda ise suç uydurma suçunu oluşturacağını hükme bağlamıştır. Emniyet müdürlüğünün şikâyet edilen kişilerin adreslerinin tespit edilemediğine ilişkin yazısıyla yetinilerek araştırmanın eksik bırakılması bozma nedeni olarak değerlendirilmiştir.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, ihbar ve şikâyet aşamasında araştırma yükümlülüğünün sınırlarını belirlemesi bakımından son derece önemlidir. İsnat edilen kişilerin gerçekte var olup olmadığı araştırılmadan kurulan her hüküm eksik soruşturma niteliği taşımakta ve bozma nedeni oluşturmaktadır. Savunma makamları açısından bu kararı kullanmanın en etkili yolu; şikâyet edilen kişilerin gerçekte yaşayıp yaşamadığının ya da belirtilen adreste bulunup bulunmadığının soruşturma aşamasında araştırılmadığını ortaya koymaktır.

Kast ve Şikâyet Hakkının Sınırları

Yargıtay 8. Ceza Dairesi — E: 2023/4504 / K: 2024/69 / T: 09.01.2024

Boşanma Davası Sürecinde İşyerine Yapılan Zina İsnadı; Gerçeği Yansıtan Ciddi ve Somut Bulgular Bulunmaması Halinde İftira Suçunu Oluşturur

Sanık, devam eden boşanma davası nedeniyle katılanın amiriyle gönül ilişkisi bulunduğunu ve davranışlarının kurumun itibarına zarar getirdiğini ileri sürerek katılan hakkında kuruma şikâyette bulunmuştur. Başlatılan soruşturmada gerçeği yansıtan ciddi ve somut bulgular tespit edilememiştir. Yerel mahkemede eylemin iftira suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmıştır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, soruşturmada gerçeği yansıtan ciddi ve somut bulgular bulunmadığının tespit edilmesi karşısında sanığın eyleminin TCK m. 267/1’de düzenlenen iftira suçunu oluşturduğunu hükme bağlamıştır. Bir kimsenin boşanma davası sürecindeki gerginliği gerekçe yaparak eşi hakkında yetkili makamlara gerçek olmadığını bildiği hukuka aykırı bir fiil isnadında bulunması, anayasal şikâyet hakkının kötüye kullanılması niteliğinde olup isnadın gerçeği yansıtmaması halinde iftira suçunun unsurları oluşmaktadır.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, boşanma davalarının yoğun olduğu dönemde eşlerin birbirlerini işyerlerine şikâyet etmesi şeklinde tezahür eden iftira eylemlerine ilişkin önemli bir içtihat sunmaktadır. Failin gerçek olmadığını bile bile hukuka aykırı fiil isnat etmesi, isnadın yapıldığı bağlam veya taraflar arasındaki ilişkinin niteliği ne olursa olsun suçun oluşumunu engellemez. Savunma makamları açısından isnadın gerçeğe dayandığına dair somut bulguların ortaya konulması belirleyici bir öneme sahiptir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi — E: 2017/8577 / K: 2019/5561 / T: 16.04.2019

Dedikodudan İbaret İşyeri Zina İsnadının Sanki Gerçekmiş Gibi Yetkili Mercilere İhbar Edilmesi İftira Suçunu Oluşturur

Sanık, daha önce işyerinden uzaklaştırılan bir kişinin söylediği ileri sürülen ve dedikodudan ibaret, katılanın işyerinde zina yaptığı şeklindeki sözleri sanki gerçekmiş gibi yetkili mercilere ihbar etmiştir. Söz konusu ihbarın amacının katılan hakkında idari yaptırım uygulanmasını sağlamak olduğu tespit edilmiştir. Yerel mahkemede salt duyuma dayalı ihbarın iftira suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmıştır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, sanığın duyuma dayalı ve dedikodudan ibaret bilgiyi sanki gerçekmiş gibi yetkili mercilere ihbar ederek katılan hakkında idari yaptırım uygulanmasını sağlamaya yönelik eyleminin TCK m. 267/1 kapsamında iftira suçunu oluşturduğunu açıkça hükme bağlamıştır. Salt duyuma dayanarak ve bunu doğrulayan herhangi bir somut bulgu olmaksızın kişileri yetkili makamlara ihbar etmek, failin gerçek olmadığını bilmesi koşulunun gerçekleştiğini ortaya koymaktadır.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, iftira suçunda kastın kanıtlanması bakımından son derece önemlidir. Fail, ihbar ettiği olayın kendi doğrudan bilgisine değil üçüncü kişilerin dedikodusuna dayandığını bilerek hareket etmektedir. Bu durum, failin gerçek olmadığını bile bile isnat yaptığı varsayımını güçlendirmekte; savunma açısından ise isnadın doğrudan bilgiye dayanıp dayanmadığının araştırılması kritik bir önem kazanmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu — E: 2019/14127 / K: 2020/13832 / T: 22.06.2020

Duyuma Dayalı Olarak Rüşvet İsnadında Bulunmak Şikâyet Hakkının Kötüye Kullanılmasıdır; Bu Durum İftira Suçunu Oluşturur

Sanık, madeni yağ ve kimyevi maddelerin ithalat ve ihracatı alanında faaliyet gösteren şirketin yetkili temsilcisi olarak Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuş; vergi müfettişi olan katılanların görevlerini kötüye kullanarak kendisinden rüşvet istediklerini ve haksız vergi cezası yazdıklarını ileri sürmüştür. 4483 sayılı Kanun kapsamında yapılan inceleme sonucunda soruşturma izni verilmemiş; sanığın buna yaptığı itiraz da reddedilmiştir.

Yargıtay, sanığın isnadının rüşvet ve görevi kötüye kullanma suçlarını oluşturabileceğini, ancak bu şikâyetin anayasal şikâyet hakkı kapsamında değerlendirilemeyeceğini hükme bağlamıştır. Kendisi de vergi suçundan hükümlü olan tanığın ‘bütün vergi müfettişlerinin rüşvet aldığı’ yönündeki kişisel kanaatini dayanak göstererek şikâyetçi olunması, şikâyet hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilmiştir. Duyumlarla şikâyet ve ihbar yolunun açıldığında kişilerin saygınlığı, şeref ve haysiyetinin zarar gördüğü; sanığın davranışının sonuçlarını bilebilecek durumda olduğu tespit edilerek iftira suçu sabit bulunmuştur.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, anayasal şikâyet hakkının sınırlarını belirlemesi ve şikâyet hakkının kötüye kullanılmasının ne zaman iftira suçuna dönüşebileceğini somut bir olayla ortaya koyması bakımından son derece önemlidir. Kişisel kanaat veya duyuma dayanan salt asılsız iddiaların ciddi hukuki yaptırımlara yol açabileceğini ortaya koyan bu karar; savunma makamları açısından ise şikâyet hakkının meşru kullanım sınırlarını tartışmanın temel referans içtihadını oluşturmaktadır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi — E: 2017/10921 / K: 2018/2053 / T: 26.02.2018

Zamanaşımına Uğramış Suç İsnadı İftira Suçunu Oluşturmaz; Ancak Hakaret Suçunun Oluşup Oluşmadığı Tartışılmalıdır

Sanık, hakkında yürütülen icra takibi sırasında sunduğu dilekçede şikâyetçinin hâkim olarak görev yaptığı dönemde kendisinden rüşvet istediğini beyan etmiştir. Yapılan incelemede söz konusu iddia edilen rüşvet alma eyleminin şikâyet tarihinde zaten zamanaşımına uğramış olduğu belirlenmiştir. İtirazın kabulü veya reddi üzerine yeniden yargılama yapılıp yapılamayacağı tartışılmıştır.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, şikâyet tarihi itibarıyla zamanaşımının gerçekleşmiş olması nedeniyle iftira suçunun oluşmayacağını; ancak hakaret suçunun oluşup oluşmadığının tartışılması gerektiğini açıkça hükme bağlamıştır. Toplanan delillerin hakaret suçu açısından kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşturması ve iddia edilen suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının kovuşturma aşamasında mahkemece değerlendirilmesi gerekirken fiilin anayasal iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kaldığı gerekçesiyle her iki suç yönünden de itirazın reddi yerinde görülmemiştir.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, isnat edilen suçun zamanaşımına uğramış olmasının iftira suçunun oluşumunu engelleyeceğini; ancak hakaret suçunun oluşup oluşmadığının her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Savunma makamları açısından bu karardan hareketle, isnat edilen suçun şikâyet tarihinde zamanaşımına uğramış olduğunun tespiti; iftira suçundan beraat sağlamanın ve yalnızca hakaret suçu kapsamında değerlendirme yapılmasının güçlü bir hukuki dayanağını oluşturmaktadır.

Suç Uydurma / İftira Ayrımı ve Fail Unsuru

Yargıtay 8. Ceza Dairesi — E: 2022/5659 / K: 2023/4283 / T: 07.06.2023

Suç Uydurma ile İftira Suçu Arasındaki Temel Ayrım Belirlenebilirlik Ölçütüne Dayanır; Mağdurun Belirlenebilir Olduğu Hallerde İftira Suçu Oluşur

Sanık aleyhine yerel mahkemece suç uydurma suçundan mahkûmiyet verilmiş; istinaf incelemesi neticesinde mahkûmiyet hükmü iftira suçundan kurulmuştur. Temyiz aşamasında suç uydurma ile iftira suçu arasındaki ayrım ve istinaf mahkemesinin suç vasfı değerlendirmesinin isabeti tartışılmıştır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, iftira suçunun tüm maddi ve manevi unsurlarının meydana geldiğini tespit ederek istinaf mahkemesinin iftira suçu nitelendirmesini isabetli bulmuştur. Kararda suç uydurma ile iftira suçu arasındaki temel ayrımın belirlenebilirlik ölçütüne dayandığı açıkça vurgulanmıştır: İşlenmediğini bildiği halde hakkında soruşturma veya kovuşturma başlatmak amacıyla bir kimseye isnat edilen suç mevcutsa, bu suça yönelik ihbar veya şikâyet yetkili makamlara yapıldıysa ve isnat edilen eylem bakımından fail olduğu iddia edilen kişi veya kişiler belirlenebilir nitelikteyse iftira suçu oluşacaktır.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, uygulamada en sık karıştırılan iki suç tipini birbirinden ayıran ölçütü somut biçimde ortaya koyması bakımından belirleyici öneme sahiptir. Suç uydurma ile iftira arasındaki sınır doğrudan belirlenebilirlik sorununa bağlıdır; belirlenebilir bir mağdur varsa iftira, yoksa suç uydurma söz konusu olacaktır. Savunma makamları bu ayrımı; suç vasfına itiraz noktasında iddianame aşamasından başlayarak tartışmaya açmalıdır.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi — E: 2012/11660 / K: 2013/2777 / T: 25.02.2013

İftira Suçunda Fail Unsuru; Suç Genel Suç Niteliğinde Olup Herkes Tarafından İşlenebilir

İftira suçu nedeniyle yargılanan sanık, suçun belirli niteliklere sahip kişiler tarafından işlenebileceğini ve kendisinin bu niteliklere sahip olmadığını savunmuştur. Yerel mahkemede iftira suçunun özgü suç niteliği taşıyıp taşımadığı tartışılmıştır.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, iftira suçunun failine ilişkin herhangi bir özel nitelik aranmadığını; madde metninde ‘hukuka aykırı fiil isnat eden kişi’ ifadesine yer verilmesiyle suçun herkes tarafından işlenebileceğinin açıkça gösterildiğini hükme bağlamıştır. Failin kadın, erkek, yaşlı ya da cezai sorumluluğu bulunan çocuk olması mümkündür. Kanun koyucu tarafından ancak özel yükümlülük altındaki kişilerce işlenebilen özgü suç niteliği bu suç için öngörülmemiştir.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, iftira suçunda kimin fail olabileceğine ilişkin belirsizlikleri gidermesi bakımından önemlidir. Suçun genel suç niteliğinde olması; herhangi bir kamu görevi veya mesleki sıfat taşımayan kişilerin de fail olabileceğini ortaya koymaktadır. Kovuşturma makamları açısından faillik sıfatına ilişkin gereksiz tartışmalar bu karardan hareketle bertaraf edilebilir; savunma açısından ise failin özel nitelik taşımadığı argümanı geçerliliğini yitirmiş bulunmaktadır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi — E: 2021/2977 / K: 2023/2761 / T: 03.05.2023

İftira Suçunun Sübutu; Tutanak, Tanık Beyanları ve Tüm Dosya Kapsamının Birlikte Değerlendirilmesiyle Belirlenir

Sanık hakkında iftira suçundan mahkûmiyet kararı kurulmuş; temyiz aşamasında suçun sübutuna ilişkin delillerin değerlendirilme biçimi tartışılmıştır. Sanık, katılana karşı iftira suçunu işlemediğini savunmuş; yerel mahkemenin delil değerlendirmesinin isabetli olup olmadığı incelenmiştir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, ilgili tarihli tutanak, katılanın aşamalardaki ifadeleri, tutanak mümzilerinin beyanları ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde sanığın katılana karşı iftira suçunu işlediğinin anlaşıldığını; mahkemenin atılı suçun sübutu ve suç niteliğini kabulünde hukuka aykırılık bulunmadığını hükme bağlamıştır. İftira suçunun ispatında tek bir delile bağlı kalmaksızın dosyadaki tüm delil ve beyanların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, iftira suçunun sübutunun tespitinde uygulanacak ispat standardını belirlemesi bakımından önem taşımaktadır. Suçun ispatı tek bir delile dayandırılamaz; tutanaklar, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte ele alınmalıdır. Savunma makamları açısından her bir delil unsurunun ayrı ayrı sorgulanması ve birbirleriyle çelişen beyanların öne çıkarılması, mahkûmiyeti güçleştiren temel bir savunma yöntemi olarak kullanılabilir.

4483 Sayılı Kanun Kapsamı ve BİMER/CİMER

Yargıtay 16. Ceza Dairesi — E: 2015/3512 / K: 2015/3162 / T: 01.10.2015

4483 Sayılı Kanun Kapsamında Ciddi Bulunmayan ve İşleme Konulmayan Şikâyet İftira Suçunu Oluşturmaz

Sanığın yetkili makama yaptığı şikâyet, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında ciddi bulgu ve belgelere dayanmadığı gerekçesiyle işleme konulmamıştır. Yerel mahkemede bu işleme konulmama kararının iftira suçunun oluşumuna etkisi tartışılmıştır.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 4483 sayılı Kanun’da memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkındaki ihbar ve şikâyetlerin soyut ve genel olmaması, kişi veya olayın belirtilmesi, iddiaların ciddi bulgu ve belgelere dayanması ile dilekçe sahibinin ad, soyadı, imzası ve adresinin bulunmasının zorunlu olduğunu; bu özellikleri taşımayan ihbar dilekçelerinin işleme konulmaması gerektiğini ve ciddi bulunmayacak nitelikteki ihbar ve şikâyet dilekçelerinin iftira suçu oluşturmayacağını açıkça hükme bağlamıştır.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, 4483 sayılı Kanun kapsamındaki kamu görevlilerine yönelik şikâyetlerde iftira suçunun ne zaman oluşacağını belirleyen önemli bir içtihat niteliğindedir. Kanundaki şekil şartlarını taşımayan ve bu nedenle işleme konulmayan dilekçelerin iftira suçu oluşturmayacağının kabulü; kamu görevlileri hakkında yapılan ihbarların kapsamını ve bu kişilerin cezai sorumluluğunun sınırlarını belirlemesi bakımından kritik bir katkı sunmaktadır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi — E: 2024/19973 / K: 2024/7737 / T: 16.10.2024

BİMER Üzerinden Yapılan Şikâyet Üzerine 4483 Sayılı Kanun Uyarınca İşleme Konulmama Kararı Verilse Dahi Diğer Koşulların Gerçekleşmesi Halinde İftira Suçu Oluşur

Sanık, BİMER üzerinden olay tarihinde kaymakam olan katılana görevini kötüye kullanma suçunu isnat etmiştir. Valiliğin il idare kurulu müdürlüğünce 4483 sayılı Kanun uyarınca şikâyet dilekçesinin işleme konulmamasına karar verilmiştir. Sanık ise alınan savunmasında oğluna yönelik yapılan disiplin soruşturması neticesinde okul değiştirme yaptırımının uygulanması nedeniyle olayın verdiği kızgınlıkla suç isnadında bulunduğunu ifade etmiştir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, şikâyet dilekçesinin işleme konulmamasına karar verilmiş olmasına karşın sanığın gerçek olmadığını bile bile suç isnadında bulunduğunun anlaşıldığını ve atılı suçun sabit olduğunu hükme bağlamıştır. İşleme konulmama kararı iftira suçunun oluşumunu tek başına engellemez; suçun diğer unsurlarının gerçekleşmesi halinde iftira suçu yine de oluşacaktır.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, Yargıtay’ın 4483 sayılı Kanun’daki işleme konulmama kararı ile iftira suçunun oluşumu arasındaki ilişkiyi keskin biçimde çizdiği güncel ve önemli bir içtihat niteliğindedir. Şikâyet dilekçesinin işleme konulmaması tek başına suçun oluşumunu engellemez; suçun tüm unsurlarının varlığı her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Savunma makamları açısından bu içtihat, işleme konulmama kararına dayanılarak iftira suçunun oluşmadığı argümanının yetersiz kaldığını ve maddi unsurların kapsamlı biçimde tartışılması gerektiğini ortaya koymaktadır.

İçtima — Birden Fazla Makam ve Mağdur

Yargıtay 8. Ceza Dairesi — E: 2017/13178 / K: 2019/15455 / T: 19.12.2019

Reddi Hâkim Dilekçesi İftira Suçu Oluşturabilir; Aynı İddialara İlişkin Birden Fazla Makama Yapılan Başvuru Tek Suç Oluşturur

Sanık, aynı iddialara ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu, Başbakanlık İletişim Merkezi ve ilgili asliye ceza mahkemesine 14.11.2012 tarihinde ayrı ayrı yazılı olarak başvurarak şikâyette bulunmuştur. Dilekçelerinde mahkeme hâkiminin taraf tuttuğu ve avukat gibi davrandığı yönünde isnatlar yer almaktadır. Yerel mahkeme sanığı iftira suçundan mahkûm etmiş; ancak zincirleme suç hükmünü uygulamıştır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, sanığın aynı iddialara ilişkin birden fazla makama başvurması nedeniyle tek bir suçun oluştuğunu ve TCK m. 43’ün uygulama yerinin bulunmadığını hükme bağlamıştır. Aynı vakaya dayanan şikâyetin birden fazla makama iletilmesi bağımsız suçlar oluşturmaz; bu durumda zincirleme suç hükümleri uygulanmaksızın tek suçtan hüküm kurulması gerekmektedir. Öte yandan reddi hâkim dilekçesi içeriğinde yer alan hukuka aykırı fiil isnadının iftira suçu oluşturabileceği de bu kararla teyit edilmiştir.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, hem aynı vakaya ilişkin birden fazla makama yapılan şikâyetlerde içtimanın nasıl uygulanacağını hem de reddi hâkim dilekçelerinin iftira suçuna vücut verip veremeyeceğini netleştirmesi bakımından iki ayrı önemli ilke ortaya koymaktadır. Savunma makamları açısından müvekkili hakkında aynı vakaya dayalı birden fazla şikâyet gerekçesiyle zincirleme suç hükümleri uygulandıysa bu içtihada dayanarak tek suç üzerinden hüküm kurulmasını talep etmek güçlü bir hukuki dayanağa sahiptir.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi — E: 2015/793 / K: 2015/437 / T: 31.03.2015

Elektronik İletiyle Aynı Olaya İlişkin Birden Fazla Mağdura Tek Bir Fiille İsnat Yapılması Aynı Neviden Fikri İçtima Hükümlerini Doğurur

Sanık, 18.03.2012 tarihli elektronik iletiyle aynı olaya ilişkin birden fazla mağdura karşı hukuka aykırı fiil isnadında bulunmuştur. Yerel mahkemede bu eylemin her mağdur için ayrı ayrı suç oluşturup oluşturmadığı ya da içtima hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmıştır.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 18.03.2012 tarihli elektronik iletiyle aynı olaya ilişkin birden fazla mağdura karşı hukuksal anlamda tek bir fiille yüklenen suçu işleyen sanık hakkında aynı nevinden fikri içtima koşullarının oluştuğunu kabul etmiştir. Buna göre tek bir eylemle birden fazla kişiye iftira atılması halinde her mağdur için ayrı ayrı ceza verilmesi yerine TCK m. 44 uyarınca en ağır ceza verilmekle yetinilmesi gerekmektedir.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, iftira suçunda fikri içtima hükümlerinin uygulanma koşullarını belirleyen önemli bir içtihat niteliğindedir. Özellikle sosyal medya veya e-posta gibi dijital platformlar aracılığıyla tek bir paylaşımla birden fazla kişiye yönelik asılsız isnat yapıldığında, bu paylaşım tek bir fiil oluşturduğundan her mağdur için ayrı ceza verilmemektedir. Savunma makamları açısından bu içtihat; birden fazla kişiye yönelik isnatların söz konusu olduğu davalarda içtima itirazının açıkça gündeme getirilmesi ve fazla ceza tayin edilmesinin önüne geçilmesi bakımından kritik bir araç sunmaktadır.

Bu Makale Hakkında

Bu içerik; 5237 sayılı TCK’nın 267. maddesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Ceza Dairelerinin 21 emsal kararı ile Ankara Barosu’na kayıtlı avukatların saha dava deneyimleri esas alınarak hazırlanmıştır. Yetkili makam (BİMER/CİMER/AYM), tüzel kişi ve ölü kişi mağdurluğu, içtima, zamanaşımı ve suç uydurma ile iftira ayrımı konuları özellikle derinlemesine ele alınmıştır.

Ayboğa Hukuk Bürosu, Ankara merkezli olarak TCK 267 kapsamındaki iftira davalarında sanık ve mağdur temsilciliği ile hukuki danışmanlık sunmaktadır.

Sık Sorulan Sorular

İftira suçu (TCK 267) nedir, cezası ne kadar?
İşlemediğini bildiği hâlde bir kimseye hukuka aykırı fiil isnat ederek yetkili makama ihbar ya da şikâyette bulunmaktır. Temel ceza 1–4 yıl hapis. Maddi delil uydurulursa 1,5–6 yıl. Mağdur gözaltına alınır veya tutuklanırsa ayrıca kişiyi özgürlükten yoksun kılma suçundan sorumluluk doğar.
İftira suçunda şikâyet hakkı nasıl korunur?
Gerçek olduğuna inandığı maddi vakıalara dayanan ihbar iftira oluşturmaz — anayasal şikâyet hakkı kapsamındadır. Bilerek yanlış isnat, özel kastla (soruşturma/yaptırım sağlama amacıyla) yapılmalıdır. Duyum veya kişisel kanaatle yapılan salt asılsız ihbarlar ise şikâyet hakkının kötüye kullanımıdır.
BİMER ve CİMER’e yapılan şikâyetler iftira sayılır mı?
Evet. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’ne göre BİMER/CİMER başvuruları yetkili makama yapılmış ihbar sayılır; bu kanallar aracılığıyla yapılan asılsız ve kasıtlı isnatlar iftira suçunu oluşturabilir.
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda yapılan isnat iftira suçunu oluşturur mu?
Hayır. Yargıtay 8. CD’ye göre AYM bireysel başvuru yolu TCK 267/1’deki yetkili makam sayılmaz; bu kanalda dile getirilen isnatlar iftira suçunun kapsamı dışındadır.
Tüzel kişilere karşı iftira suçu işlenebilir mi?
Hayır. Yargıtay’a göre iftira suçunun mağduru yalnızca gerçek kişiler olabilir. Tüzel kişiler suçtan zarar gören sıfatıyla davaya katılabilir; ancak mağdur sayılmaz.
Ölmüş bir kişi hakkında asılsız ihbarda bulunulursa ne olur?
İftira suçu oluşmaz — ölü kişi hakkında soruşturma yürütülemez, dolayısıyla suç işlenemez niteliktedir. Bu hâlde eylem kişinin hatırasına hakaret (TCK 130) kapsamında değerlendirilebilir.
İftira ile suç uydurma arasındaki fark nedir?
Temel fark belirlenebilirlik ölçütüdür. İftira; belirli veya basit araştırmayla belirlenebilir kişiye yönelik isnadı kapsar. Suç uydurma; belirli kişi hedeflenmeksizin yapılan soyut ihbarı ifade eder.
Aynı iddiayı birden fazla makama iletmek zincirleme suç mudur?
Hayır. Yargıtay’a göre aynı vakaya dayanan şikâyetin birden fazla makama iletilmesi tek suç oluşturur; zincirleme suç hükümleri (TCK 43) uygulanmaz.
İftira suçunda etkin pişmanlık nasıl işler?
TCK 269 kapsamında iftirasından dönen failin cezası, mağdurun zarara uğrayıp uğramamasına göre belirlenen oranlarda indirilir veya ortadan kalkar. Gönüllü geri dönüş zorunludur; dış müdahale sonucu ortaya çıkan durum etkin pişmanlık sayılmaz.
İftira suçunda zamanaşımı ne zaman başlar?
TCK 267/7 uyarınca dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten itibaren başlar — suçun işlendiği tarihten değil.

Ankara Ceza Avukatı Çağrı Ayboğa

Bu Sayfanın Yazarı
Av. Çağrı Ayboğa
Ankara Barosu Kayıtlı Avukat · Sicil No: 34507

Av. Çağrı Ayboğa, 2018’den bu yana Ankara’da ceza hukuku alanında hizmet vermektedir. İftira, iftira suçundan beraat ve şikâyet hakkının sınırları konularında sanık ve mağdur temsilciliği deneyimine sahiptir.

✓ Ankara Barosu’nda Doğrula⭐ Google 4.9 / 236 yorum📍 Çankaya / Ankara

İftira Suçu — Hukuki Destek

Hakkınızda iftira suçundan dava açıldıysa ya da bir kişinin size iftira attığını düşünüyorsanız; suçun unsurları, beraat stratejisi ve şikâyet süreci için Ankara’da ceza hukukunda deneyimli avukatlarımıza danışabilirsiniz.

Danışmanlık ücretlidir. Asgari ücret tarifesi için Türkiye Barolar Birliği 2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi‘ni inceleyebilirsiniz.

Avukat Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.
Başa dön tuşu
Ara