Ceza Hukuku
Trend

Kamu Görevinin Usulsüz Üstlenilmesi Suçu ve Cezası TCK 262

TCK 262 Kamu Görevinin Usulsüz Üstlenilmesi

TCK 262, kamu görevini kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs eden veya terk emrine rağmen görevi sürdüren kişilere 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngören bir suç tanımıdır. Kamu idaresinin işleyişini korumayı amaçlayan bu madde, yetkisiz kişilerin kamu hizmeti yapmaya kalkışmasını engeller.

  • Ceza: 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası (adli para cezasına çevirme mümkün)
  • Seçimlik Hareket 1: Kamu görevini kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs etmek
  • Seçimlik Hareket 2: Terk emri kendisine bildirilmiş olduğu hâlde görevi sürdürmek
  • Kritik Ayrım: Kendini kamu görevlisi olarak tanıtmak tek başına suç oluşturmaz — görevin yetkisini kullanmaya teşebbüs zorunludur
  • Fail: Kamu görevlisi olmayan ya da o görevi yapmaya yetkili bulunmayan herkes
  • Mağdur: Toplumdur (kamu) — birden fazla kişiye karşı işlenmesi zincirleme suç
  • Sıfat–İşlem Uyumsuzluğu: Tanıtılan sıfatın yetki alanına girmeyen bir işlem yapılmaya teşebbüs edilirse suç oluşmaz
  • Şikayet: Resen soruşturulur — zamanaşımı 8 yıl
  • Görevli mahkeme: Asliye Ceza Mahkemesi
Kamu Görevinin Usulsüz Üstlenilmesi Suçu ve Cezası - TCK 262
Kamu Görevinin Usulsüz Üstlenilmesi Suçu ve Cezası – TCK 262

TCK 262 kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçu nedir, cezası ne kadar? 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 262. maddesi; bir kamu görevini kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs eden ya da terk emrine rağmen görevi sürdüren kişiye 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngörür. Suç; kamu idaresinin güvenilirliğine ve işleyişine karşı suçlar bölümünde yer alır. Korunan hukuki değer; kamu görevinin yalnızca yetkili ve usulüne uygun atanmış kişiler tarafından yürütülmesi ilkesidir.

TCK 262 ile korunan temel değer, kamu idaresinin düzenli işleyişidir. Devletin kamu hizmetlerini yerine getirirken ortaya çıkan yetkinin yalnızca kanuni prosedürle göreve gelen kişiler tarafından kullanılması zorunludur. Yetkisiz kişilerin bu yetkiyi kullanmaya kalkışması; hem bireysel hem de kurumsal güvenilirliği zedeler. Ancak bu suçun oluşumu için sırf kamu görevlisi gibi görünmek yetmez — yetkiyi fiilen kullanmaya teşebbüs aranır. Bu nüans rakip yazıların büyük çoğunluğunda gözden kaçırılmaktadır.

TCK 262 Kanun Metni (Birebir)

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 262: Kamu Görevinin Usulsüz Üstlenilmesi

TCK 262/1: Bir kamu görevini, kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs eden veya terk emri kendisine bildirilmiş olduğu halde görevi sürdüren kimseye üç aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.

Madde Gerekçesi: Madde metninde, bir kamu görevinin hukuka aykırı bir şekilde üstlenilmesi suç olarak tanımlanmıştır. Söz konusu suç; hukuka aykırı olarak kamu görevini yerine getirmeye teşebbüs etmek veya bu görevden ayrılması kendisine bildirilmiş olduğu hâlde görevi sürdürmeye çalışmak suretiyle oluşmaktadır. Suçun oluşması için göz önünde bulundurulması gereken husus, kişinin kamu görevinin verdiği yetkileri kullanmaya teşebbüs etmesidir.

Kaynak: Resmi Gazete — 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu (mevzuat.gov.tr)

İki Seçimlik Hareket

TCK 262’deki iki seçimlik hareket nedir? Madde iki ayrı ve bağımsız seçimlik hareketi düzenler. Birincisi; kamu görevlisi olmayan ya da o görevi yapma yetkisi bulunmayan birinin o görevi kanun ve nizamlara aykırı biçimde yerine getirmeye teşebbüs etmesidir. İkincisi; yasal olarak terk emri kendisine bildirilen kişinin görevi bırakmayarak sürdürmeye devam etmesidir. Her iki harekette de ortak payda şudur: kamu görevine özgü yetkinin fiilen kullanılmaya kalkışılması zorunludur — salt görünüm veya sıfat beyanı yeterli değildir.

Seçimlik Hareket 1 — Üstlenme Teşebbüsü

Kamu görevlisi olmayan ya da o görevi yapma yetkisi bulunmayan kişinin; o kamu görevinin yetkisi dahilindeki işlemleri kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye fiilen teşebbüs etmesidir. Görevin tamamlanması gerekmez — teşebbüs yeterlidir. Ancak sırf kendini tanıtmak icra hareketi sayılmaz.

Seçimlik Hareket 2 — Terk Emrine Rağmen Sürdürme

Kamu görevine son veren terk emrinin failin bilgisine ulaşmasına rağmen görevine devam etmesidir. Yalnızca daireye gelmeye devam etmek ya da herkesçe yapılabilecek işlerde yardımcı olmak bu suçu oluşturmaz. Terk emrinden önceki yetkiye özgü işlemleri yapmayı sürdürmek zorunludur.

Tanıtma ile Teşebbüs Ayrımı En Kritik Nokta

Kendini kamu görevlisi olarak tanıtmak TCK 262 kapsamında suç mudur? Hayır. Yargıtay’ın tutarlı içtihadına göre sırf kendini kamu görevlisi olarak tanıtmak bu suçun icra hareketi kapsamında değerlendirilemez. Suçun oluşabilmesi için failin tanıtmanın ötesine geçmesi; tanıttığı kamu görevinin yetkisi dahilindeki işlemlere fiilen teşebbüs etmesi zorunludur. Bu ayrım; TCK 262 kapsamındaki davaların büyük bölümünde beraat sonucunu doğuran en belirleyici argümandır.

Rakip Yazılarda Gözden Kaçan Bu Ayrım: Pek çok kaynak, kendini polis/savcı/müfettiş olarak tanıtan kişinin otomatik olarak TCK 262’den mahkum olacağını öne sürmektedir. Bu yanlıştır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre iki soru birlikte yanıtlanmalıdır: (1) Fail kendisini nasıl tanıttı? (2) Gerçekleştirdiği ya da giriştiği eylem o kamu görevinin yasal yetki alanına giriyor mu? Her iki sorunun da olumlu yanıtlanması gerekir.
Eylem TCK 262 Oluşur mu? Gerekçe
Kendini hekim olarak tanıtmak (yetkiyi kullanmadan çekilmek) Oluşmaz Yargıtay 4. CD — tanıtma icra hareketi değil
Polis olduğunu söyleyerek esnaftan ucuza mal almaya çalışmak Oluşmaz Polislik göreviyle ilişkili eylem değil
Müfettiş sıfatıyla telefonda dosya hakkında bilgi almak Oluşmaz Bilgi almak herkesce yapılabilir — müfettişe münhasır değil
Yargıtay savcısı olarak tanıtıp ifade almaya çalışmak Oluşmaz Yargıtay savcısının soruşturmada ifade alma yetkisi yok — sıfat–işlem uyumsuzluğu
Terk emri sonrası yalnızca daireye gelip herkesçe yapılabilecek işlerde yardımcı olmak Oluşmaz Görevde bulunuyor görüntüsü = görev yetkisini kullanmak değil
Polis olarak tanıtıp “dur, kimliğini çıkar” demek ve arama yapmak Oluşur Polislik yetkisine özgü eylem + teşebbüs
Terk emri sonrası görevine özgü kararlar imzalamaya devam etmek Oluşur Yetkiye özgü işlemleri sürdürme

Fail Unsuru — Kim Bu Suçu İşleyebilir?

TCK 262’nin faili kim olabilir? Bu suçun faili; ya kamu görevlisi olmayan bir kişidir ya da kamu görevlisi olmakla birlikte üstlenmek istediği o spesifik kamu görevini yapmaya yetkili ve görevli bulunmayan bir kamu görevlisidir. Kendi yetkisi çerçevesinde işlem yapan kamu görevlisinin eylemi TCK 262 kapsamında değerlendirilemez; bu durumda eylem koşullara göre görevi kötüye kullanma (TCK 257) veya başka bir suç tipini oluşturabilir.

  • Kamu görevlisi olmayan sivil kişi: Polismiş gibi davranarak kimlik kontrol etmek, doktormüş gibi hasta muayene etmek, hâkimmüş gibi karar vermek — en yaygın fail tipidir
  • Yetkisiz kamu görevlisi: Kamu görevlisi olmasına rağmen o spesifik görevi yapmaya yetkili olmayan kişi. Örn: İlçe nüfus müdürünün, yetki alanı dışındaki başka bir ilçenin nüfus işlemini yapması
  • Görevi sona eren eski kamu görevlisi: Terk emri veya görevden alınma kararına rağmen göreve devam eden kişi — ikinci seçimlik hareketin tipik faili
  • Kapsamı dışında kalan: Kendi yetki alanındaki işlemleri usulsüz yapan kamu görevlisi — bu TCK 257 veya özel suç tiplerinin kapsamındadır, TCK 262 değil

Sıfat–İşlem Uyumsuzluğu — Suç Oluşmayan Kritik Hâl

Tanıtılan sıfatın yetkisi dışında bir işlem yapılmaya teşebbüs edilirse ne olur? Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin yerleşik içtihadına göre suçun oluşabilmesi için tanıtılan sıfat ile yapılmaya teşebbüs edilen işlem arasında yasal yetki uyumu zorunludur. Yargıtay savcısı olarak tanıtılıp ifade almaya çalışmak klasik örnektir: Yargıtay savcısının devam eden soruşturmada kişilerden ifade alma yetkisi yasal olarak bulunmadığından bu işlem söz konusu sıfatın yetki alanına girmez ve suç oluşmaz. Bu ilke her somut olayda sıfat–yetki–işlem üçlüsünün birlikte incelenmesini zorunlu kılar.

Mağdur Toplumdur — Zincirleme Suç Sonuçları

TCK 262 suçunun mağduru kimdir, birden fazla kişi zarar görürse ne olur? Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik içtihadına göre bu suçun mağduru bireyler değil toplumdur. Suçun belirli bir kişinin zararına işlenmesi hâlinde o kişi mağdur değil suçtan zarar gören sıfatını taşır. Pratik sonuç: birden fazla kişiye karşı gerçekleştirilen eylemler için her biri adına ayrı ayrı tam cezaya hükmedilmesi hatalıdır. Doğru uygulama; tek suçtan hüküm kurularak TCK m. 43 kapsamında zincirleme suç artırımı yapılmasıdır.

Pratikte Önem: Birden fazla kişiye karşı eylem gerçekleştirildiğinde her biri için ayrı mahkumiyet kurulması hem hatalı hem de sanık aleyhine ağır bir uygulamadır. Savunma makamları bu hatayı temyiz aşamasında bozma gerekçesi olarak mutlaka ileri sürmelidir.

İlişkili Suçlarla Fark

Suç Temel Fark Ceza
TCK 262 — Usulsüz Üstlenme Fail yetkisiz; kamu görevine özgü işlemi yapmaya teşebbüs eder 3 ay–2 yıl hapis
TCK 257 — Görevi Kötüye Kullanma Fail yetkili kamu görevlisi; görevinin gereklerine aykırı hareket eder 6 ay–2 yıl hapis
TCK 204 — Resmi Belgede Sahtecilik Sahte kimlik belgesiyle görevliymiş gibi hareket etmek — TCK 262 ile fikri içtima olabilir 2–5 yıl hapis
TCK 157 — Dolandırıcılık Kamu görevlisi sıfatıyla menfaat temin etmek (görevle ilgisiz eylem) — TCK 262 değil 1–5 yıl hapis
TCK 268 — Suçu Üstlenme Başkasının suçunu üstlenmek — resmi soruşturmada yanlış beyanda bulunmak 3 ay–2 yıl hapis
5326 Kabahatler Kanunu — Kimliği Bildirmeme Sahte kimlik ibraz etmek ancak görev yapmaya teşebbüs etmemek — kabahat İdari para cezası

Savunma Stratejisi — Beraat Argümanları

TCK 262’den beraat için hangi savunmalar etkilidir? En güçlü beraat argümanları şunlardır: (1) eylemin yalnızca tanıtmayla sınırlı kaldığı ve kamu görevinin yetkisini kullanmaya fiilen teşebbüs edilmediği, (2) gerçekleştirilen eylemin herkesce yapılabilecek nitelikte olduğu ve görev yetkisine özgü olmadığı, (3) tanıtılan sıfatın yapılmaya teşebbüs edilen işlemi yapma yetkisini yasal olarak kapsamadığı (sıfat–işlem uyumsuzluğu) ve (4) terk emri durumunda yetkiye özgü işlemler değil yalnızca görünürde bulunma söz konusu olduğu.

  • Argüman 1 — Tanıtmayla Sınırlı Kalma: Failin kendini tanıtmasının ötesine geçmediği; kamu görevine özgü yetkiyi kullanmaya yönelik icra hareketlerine başlamadığı somut delillerle ortaya konulmalıdır. Yargıtay 4. CD bu argümanı defalarca beraat gerekçesi olarak kabul etmiştir
  • Argüman 2 — Herkesce Yapılabilecek Eylem: Gerçekleştirilen eylemin o kamu görevine münhasır olmadığı ispat edilmelidir. Bilgi almak, sormak, beklemek gibi eylemler herkesce yapılabilir; görev yetkisine özgü değildir
  • Argüman 3 — Sıfat–İşlem Uyumsuzluğu: Tanıtılan sıfatın yasal yetki alanında olmayan bir işlem yapılmaya teşebbüs edildiğinin belirlenmesi. Bunun için tanıtılan makamın yasal yetkilerinin mevzuattan araştırılması gerekir
  • Argüman 4 — Fail Unsuru: Sanığın zaten o kamu görevini yapmaya yetkili bir kamu görevlisi olduğunun ortaya konulması. Bu durumda eylem TCK 262 değil TCK 257 veya başka bir madde kapsamında değerlendirilir
  • Argüman 5 — Zincirleme Suç İtirazı: Birden fazla kişiye karşı eylem gerçekleştirilmişse her biri için ayrı tam ceza yerine TCK 43 kapsamında zincirleme suç artırımı uygulanması gerekir — aksi hâlde temyizde bozma nedenidir

TCK 262 — Hukuki Destek

Kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçlamasıyla karşılaştıysanız; suçun unsurları, tanıtma ile teşebbüs ayrımı ve savunma stratejisi için Ankara’da ceza hukukunda deneyimli avukatlarımıza danışabilirsiniz.

Danışmanlık ücretlidir. Asgari ücret tarifesi için Türkiye Barolar Birliği 2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi‘ni inceleyebilirsiniz.

Emsal Yargıtay Kararları

Yargıtay 4. Ceza Dairesi — E: 2007/12754 / K: 2009/11628 / T: 10.06.2009

Kamu Görevinin Usulsüz Üstlenilmesi Suçunda Failin Kendisini Kamu Görevlisi Olarak Tanıtması Tek Başına Suçu Oluşturmaz; Görevin Verdiği Yetkinin Kullanılmaya Teşebbüs Edilmesi Zorunludur

Sanık, bir sağlık ocağına giderek kendisinin yeni atanan hekim olduğunu söylemiş; ancak görevinin verdiği yetkiyi kullanmaya kalkışmadan, kendisinden şüphe edilmesi üzerine gerçeği açıklamıştır. İddia makamı, sanığın kendisini hekim olarak tanıtmasının icra hareketi sayılması gerektiğini savunmuştur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi; sanığın yalnızca kendisini yeni atanan hekim olarak tanıtmasından ibaret eyleminde kamu görevini üstlenmeye teşebbüs suçunun oluşmadığını açıkça hükme bağlamıştır. TCK m. 262’nin ilk seçimlik hareketi olan bu suçun oluşabilmesi için failin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtmasının ötesine geçmesi, söz konusu kamu görevinin verdiği yetkiyi kullanmaya yönelik icra hareketlerine başlamış olması zorunludur.

Avukat Değerlendirmesi: Sırf kendini kamu görevlisi olarak tanıtmak, bu suçun icra hareketi kapsamında değerlendirilemez. Bu karar; uygulamada en sık karşılaşılan ‘tanıtma = suç’ yanılgısını ortadan kaldırmaktadır. Tanıtma aşamasında kalan her eylemde beraat argümanı güçlüdür.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi — E: 2015/2478 / K: 2018/2399 / T: 02.04.2018

Kamu Görevinin Usulsüz Üstlenilmesi Suçunda Fail Kamu Görevlisi Olmayan ya da O Görevi Yapmaya Yetkili Bulunmayan Kişi Olmalıdır; Bu Nitelikleri Taşımayan Kişi Hakkında Mahkumiyet Kurulamaz

Yargıtay 14. Ceza Dairesi, kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçunun fail bakımından belirleyici ölçütü açıkça ortaya koymuştur. Bu suç bakımından failin kamu görevlisi olmaması veya üstlenmek istediği kamu görevini yapmaya yetkili ve görevli bulunmayan bir kamu görevlisi olması gerekmektedir. Kamu görevlisi sıfatını taşıyan bir kişinin sahip olduğu yetkiler çerçevesinde kamu görevi ifa etmesi TCK m. 262 kapsamında değerlendirilemez. Bu durumda failin eyleminin başka suç tiplerine vücut verip vermediği araştırılmalıdır.

Avukat Değerlendirmesi: Yetki tecavüzü niteliğindeki işlemler bu suçu değil koşullarına göre TCK 257 görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabilir. Sanığın kamu görevlisi olup olmadığının ve söz konusu görevi yapmaya yetkili bulunup bulunmadığının soruşturmanın başında belgelenmesi fail unsuru bakımından kritik öneme sahiptir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi — E: 2014/5227 / K: 2014/10114 / T: 14.10.2014

Kendisini Kamu Görevlisi Olarak Tanıtan Sanığın Gerçekleştirdiği Eylemler Herkes Tarafından Yapılabilecek Türdense Kamu Görevinin Usulsüz Üstlenilmesi Suçu Oluşmaz

Sanık, Adalet Bakanlığı başmüfettişi olarak tanıttıktan sonra çeşitli mercilerde bulunan dosyalar hakkında bilgi almıştır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi; suçun oluşabilmesi için failin yalnızca kamu görevlileri tarafından gerçekleştirilebilecek yetkiye özgü eylemler gerçekleştirmiş olmasının zorunlu olduğunu açıkça hükme bağlamıştır. Dosyalar hakkında bilgi almak, müfettişlere münhasır olmayıp herkesçe gerçekleştirilebilecek bir eylem niteliğindedir. Bu tür eylemlerin üstlenilen kamu göreviyle ilgili olmadığı durumlarda fail kendisini ne sıfatla tanıtırsa tanıtsın suç oluşmayacaktır.

Avukat Değerlendirmesi: Sanığın kimliğini gizleyerek bilgi edinmesi, menfaat sağlaması ya da çeşitli avantajlar elde etmesi; eylemin niteliğine göre dolandırıcılık veya başka suçları oluşturabilir. Ancak gerçekleştirilen davranış salt kamu görevine özgü yetkinin kullanılmasına yönelik değilse TCK m. 262 değerlendirmesi yapılamaz.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi — E: 2015/7076 / K: 2015/30705 / T: 08.06.2015

Polis Olduğunu Söyleyen Sanığın Esnaftan Ucuza Mal Almaya Çalışması Kamu Görevinin Usulsüz Üstlenilmesi Suçunu Oluşturmaz; Zira Gerçekleştirilen Eylem Polislik Göreviyle İlişkili Değildir

Sanık, esnafa polis olduğunu söylemiş ve daha ucuza televizyon alabilme umuduyla hareket etmiştir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi; sanığın polis olduğunu söylemesinin ötesinde polislik göreviyle ilgili herhangi bir eylem veya işlemde bulunmaması karşısında kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçunun oluşmayacağını açıkça hükme bağlamıştır. Eylemin suç teşkil edebilmesi için failin sırf kendisini kamu görevlisi olarak tanıtmasından öteye geçmesi; polislik gibi yalnızca yetkili kişilerce yapılabilecek işlemleri gerçekleştirmeye teşebbüs etmesi zorunludur.

Avukat Değerlendirmesi: Sahte sıfat kullanarak ticari avantaj elde etmeye çalışmak bu suçun icra hareketini oluşturmaz. Sanığın eyleminin kamu görevine özgü yetkinin kullanılmasına yönelik olup olmadığı her somut olayda ayrıca araştırılmalıdır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi — E: 2012/1112 / K: 2013/10139 / T: 14.06.2013

Yargıtay Savcısı Olarak Tanıtılan Sanığın İfade Almak İstemesi; Yargıtay Savcısının Soruşturma Sürecinde Kişilerin İfadesini Alma Yetkisi Bulunmadığından Suç Oluşturmaz

Sanık, Emniyet Müdürlüğüne giderek kendisini Yargıtay Cumhuriyet Savcısı olarak tanıtmış, sahte kimlik göstermiş ve kardeşini darp ettiğini düşündüğü kişilerin ifadelerini almak ile bu konuda kendisine yardımcı olunmasını istemiştir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi; Yargıtay Cumhuriyet Savcısının devam eden bir soruşturma nedeniyle kişilerin ifadelerini alma yetkisinin bulunmadığını tespit etmiştir. Suçun oluşabilmesi için failin üstlenmek istediği kamu görevinin, tanıttığı sıfatın yetki alanına giren bir görev olması zorunludur. Bu örtüşme bulunmadığında suç oluşmayacaktır.

Avukat Değerlendirmesi: Sıfat–işlem uyumsuzluğunu somutlaştıran bu karar; tanıtılan makamın yasal yetkilerinin mevzuattan araştırılmasını ve yapılmaya teşebbüs edilen işlemin o sıfatın yasal kapsamına girip girmediğinin belirlenmesini zorunlu kılmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu — E: 2014/118 / K: 2016/208 / T: 26.04.2016 + Yargıtay 5. Ceza Dairesi — E: 2022/4528 / K: 2024/4861 / T: 30.04.2024

Kamu Görevinin Usulsüz Üstlenilmesi Suçunun Mağduru Toplumdur; Birden Fazla Kişinin Zarara Uğradığı Hâllerde Her Mağdur İçin Ayrı Ceza Verilemez, Zincirleme Suç Hükümleri Uygulanır

Sanıklar kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçuyla birlikte irtikap suçunu da işlemiş ve birden fazla kişi zarar görmüştür. Yerel mahkeme her bir mağdura yönelik her iki suçtan ayrı ayrı mahkumiyet hükmü kurmuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu; bu suçların mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı yani kamu olduğunu ortaya koymuştur. Eylemin belirli bir kişinin zararına işlenmesi hâlinde o kişi mağdur değil zarar gören sıfatını taşır. Doğru uygulama; tek suçtan hüküm kurulup zincirleme suç nedeniyle TCK m. 43 uyarınca artırım yapılmasıdır.

Avukat Değerlendirmesi: Birden fazla kişiye karşı gerçekleştirilen eylemler için her biri adına ayrı ayrı tam cezaya hükmedilmesi TCK m. 43’ü işlevsiz kılarak yargılamayı esastan sakatlayan bir bozma nedeni oluşturur. Savunma makamları bu hatayı temyiz aşamasında bozma gerekçesi olarak mutlaka ileri sürmelidir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi — E: 2015/3085 / K: 2018/4621 / T: 26.06.2018 + Yargıtay 11. Ceza Dairesi — E: 2015/6295 / K: 2017/4726 / T: 19.06.2017

Kendisini Kamu Görevlisi Olarak Tanıtan Sanığın Üstlendiği Kamu Göreviyle İlişkili Olmayan İşlemler Yapması Suç Oluşturmaz; Suçun Varlığı İçin Görevin Yetkisi Dahilindeki İşlemlere Teşebbüs Şarttır

Sanık çeşitli mercilerde kendisini kamu görevlisi olarak tanıtmış; ancak gerçekleştirdiği ya da gerçekleştirmeye çalıştığı işlemler tanıttığı kamu göreviyle doğrudan bağlantılı yetkiye özgü eylemler değildir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi; üstlenilen kamu göreviyle ilgili bir eylem veya işlemde bulunmayan sanık hakkında suçun unsurlarının oluşmadığını hükme bağlamıştır. Suçun oluşabilmesi için failin tanıttığı kamu göreviyle doğrudan ilişkili ve yalnızca o görevin yetkilisi tarafından gerçekleştirilebilecek eylemler yapmaya teşebbüs etmiş olması zorunludur.

Avukat Değerlendirmesi: Mahkemelerin TCK m. 262 kapsamındaki davalarda iki ayrı soruyu birlikte yanıtlaması gerekir: (1) Fail kendisini nasıl tanıttı? (2) Gerçekleştirdiği ya da teşebbüs ettiği eylemler o kamu görevinin yasal yetki alanına giriyor mu? Her iki sorunun olumlu yanıtlanması suçun oluşması için zorunludur.
Yargıtay içtihadı — Artuk/Gökcen/Alşahin/Çakır, Ceza Hukuku Özel Hükümler, 21. Baskı

Terk Emrine Rağmen Kamu Görevini Sürdürme Suçunda Failin Yalnızca Görevde Bulunuyor Görüntüsü Vermesi Yetmez; Yetkisi Dahilindeki İşlemleri Fiilen Gerçekleştirmesi Zorunludur

Terk emri kendisine bildirilen kamu görevlisinin bu bildirimden sonra görevini terk etmeyerek devlet dairesine gelmeye devam ettiği ve diğer personele çeşitli işlerde yardımcı olduğu ileri sürülmüştür. Yargıtay; terk emri kendisine bildirildikten sonra kamu göreviyle bağlantılı olan yetkisi dahilindeki işlemleri gerçekleştirmeyen; bunun yerine yalnızca dairesine gelmeyi sürdürerek diğer kamu görevlilerine herkesin yapabileceği işlerde yardımcı olan failin eyleminin suç oluşturmayacağını hükme bağlamıştır. Suçun ikinci seçimlik hareketinin oluşabilmesi için failin terk emrinden önceki yetkisi dahilindeki işlemleri yapmayı fiilen sürdürmesi zorunludur.

Avukat Değerlendirmesi: Görevde bulunuyor görüntüsü vermek ile görevi fiilen sürdürmek arasındaki fark bu suçun oluşup oluşmadığını doğrudan belirler. Terk emrinden sonra gerçekleştirilen her eylemin o kamu görevine özgü yetkinin kullanılması niteliğinde olup olmadığı somut delillerle araştırılmalıdır.

Bu Makale Hakkında

Bu içerik; 5237 sayılı TCK’nın 262. maddesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Ceza Dairelerinin 8 emsal kararı ve Ankara Barosu’na kayıtlı avukatların saha dava deneyimleri esas alınarak hazırlanmıştır. Tanıtma–teşebbüs ayrımı, sıfat–işlem uyumsuzluğu, mağdur toplumdur ilkesi ve zincirleme suç sonuçları özellikle derinlemesine ele alınmıştır.

Ayboğa Hukuk Bürosu, Ankara merkezli olarak TCK 262 kapsamındaki kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi davalarında sanık temsilciliği ve hukuki danışmanlık sunmaktadır.

Sık Sorulan Sorular

TCK 262 kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçunun cezası ne kadar?
3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası. Kısa süreli hapis seçenek yaptırımlara çevrilebilir; HAGB uygulanabilir.
Kendini polis olarak tanıtan kişi TCK 262’den mahkum olur mu?
Hayır — sırf tanıtmak yeterli değildir. Polislik görevine özgü yetkiyi kullanmaya fiilen teşebbüs edilmesi şarttır. Yargıtay bu ilkeyi defalarca beraat gerekçesi olarak kabul etmiştir.
TCK 262 ile TCK 257 görevi kötüye kullanma arasındaki fark nedir?
TCK 262’de fail yetkisizdir (kamu görevlisi değil ya da o görevi yapma yetkisi yok). TCK 257’de ise fail yetkili bir kamu görevlisidir, yetkisini usulsüz kullanmaktadır.
Müfettiş olarak tanıtıp bilgi almak suç mudur?
Hayır. Dosya hakkında bilgi almak herkesce yapılabilecek bir eylemdir; müfettişe münhasır değildir. Yargıtay 9. CD bu eylemi TCK 262 kapsamı dışında tutmuştur.
Terk emri sonrası daireye gelmeye devam etmek suç mudur?
Hayır — tek başına değil. Terk emrinden önce sahip olunan yetkiye özgü işlemleri yapmaya devam etmek zorunludur; yalnızca daireye gelip herkesçe yapılabilecek işlerde yardımcı olmak suç oluşturmaz.
TCK 262 suçunun mağduru kimdir?
Toplumdur (kamu). Birden fazla kişinin zarar gördüğü hâllerde her biri için ayrı ayrı tam cezaya hükmedilmesi hatalıdır; TCK m. 43 kapsamında zincirleme suç artırımı uygulanmalıdır (Yargıtay CGK 2016/208).
TCK 262 suçunda zamanaşımı ne kadar?
Dava zamanaşımı 8 yıldır; suçun işlendiği tarihten itibaren işler. Resen soruşturulur; şikayete bağlı değildir.
Sahte kimlik kullanarak kamu görevlisi gibi davranmak hangi suçu oluşturur?
Hem TCK 262 (eğer görev yetkisi kullanılmaya teşebbüs edilmişse) hem de TCK 204 resmi belgede sahtecilik gündeme gelebilir. Yalnızca sahte kimlik ibraz etmek ancak görev yapmaya teşebbüs etmemek ise kabahat kapsamında değerlendirilebilir.

Ankara Ceza Avukatı Çağrı Ayboğa

Bu Sayfanın Yazarı
Av. Çağrı Ayboğa
Ankara Barosu Kayıtlı Avukat · Sicil No: 34507

Av. Çağrı Ayboğa, 2018’den bu yana Ankara’da ceza hukuku alanında hizmet vermektedir. Kamu idaresine karşı suçlar, görevi kötüye kullanma ve usulsüz kamu görevi üstlenme davalarında sanık temsilciliği deneyimine sahiptir.

✓ Ankara Barosu’nda Doğrula⭐ Google 4.9 / 236 yorum📍 Çankaya / Ankara

TCK 262 — Hukuki Destek

Kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçlamasıyla karşılaştıysanız; suçun unsurları, tanıtma ile teşebbüs ayrımı ve savunma stratejisi için Ankara’da ceza hukukunda deneyimli avukatlarımıza danışabilirsiniz.

Danışmanlık ücretlidir. Asgari ücret tarifesi için Türkiye Barolar Birliği 2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi‘ni inceleyebilirsiniz.

 

Avukat Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.
Başa dön tuşu
Ara