Ceza Hukuku
Trend

TCK 118: Sendikal Hakların Engellenmesi Suçu ve Cezası 2026

TCK 118 Yayın Tarihi: 27 Temmuz 2026 | Yazan: Av. Çağrı Ayboğa (Ankara Barosu, Sicil No: 34507)

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu (TCK 118), bir kimseyi sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendika faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya ya da sendikadaki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası gerektiren suçtur. Cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde ise ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapistir (TCK 118/2). Suçun silahla, birden fazla kişiyle birlikte veya kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak işlenmesi halinde ceza TCK 119 uyarınca bir kat artırılır. Suç şikayete tabi değildir; savcılık resen soruşturur.

Bir fabrikada üç işçi sendikaya üye olur; ertesi sabah ustabaşı her birini tek tek yanına çağırır: “Üyelikten çıkmazsan burada sana ekmek yok, ailen de bilir.” Bu cümle, Türk hukukunda yalnızca bir iş hukuku sorunu değil; Türk Ceza Kanunu’nun 118. maddesinde düzenlenen ve hapis cezası gerektiren bir suçtur. Anayasa’nın 51. maddesiyle ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesiyle güvence altına alınan sendika özgürlüğü, ceza hukukunun koruması altındadır.

TCK 118 Sendikal Hakların Engellenmesi Suçu ve Cezası 2026
TCK 118 Sendikal Hakların Engellenmesi Suçu ve Cezası 2026

İçerik

Bu rehberde; TCK 118 madde metnini, suçun unsurlarını, bireysel ve kolektif sendika özgürlüğü ayrımını, 2026 yılı cezalarını, TCK 119 kapsamındaki nitelikli halleri, sendikal nedenle işten çıkarmanın bu suça girip girmediğini ve yargılama usulünü 27 Temmuz 2026 itibarıyla güncel mevzuata göre inceliyoruz.

TCK 118 Nedir? Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçu

TCK 118, sendika özgürlüğünü cebir veya tehditle ihlal eden fiilleri cezalandıran hükümdür ve Kanunun “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Maddenin birinci fıkrası bireyin sendika özgürlüğünü (bireysel sendika özgürlüğü), ikinci fıkrası ise sendika tüzel kişiliğinin faaliyet özgürlüğünü (kolektif sendika özgürlüğü) korur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 118 metni şöyledir:

Madde 118 – (1) Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Suçun Unsurları

Birinci fıkradaki suçun oluşması için sendikal amaçla cebir veya tehdit kullanılması yeterlidir; zorlamanın sonuç vermesi aranmaz. Unsurlar şöyle özetlenebilir:

FailHerkes fail olabilir: işveren, işveren vekili, yönetici, ustabaşı, iş arkadaşı, sendika yöneticisi veya üçüncü kişiler. Suçun kamu görevlisince nüfuz kullanılarak işlenmesi TCK 119 uyarınca cezayı artırır.
MağdurBirinci fıkrada sendikal iradesi baskılanan gerçek kişi; ikinci fıkrada faaliyeti engellenen sendika tüzel kişiliğidir.
Seçimlik hareketlerÜye olmaya veya olmamaya, faaliyetlere katılmaya veya katılmamaya, sendikadan ya da sendika yönetimindeki görevden ayrılmaya zorlama. Hareketlerden birinin gerçekleşmesi yeterlidir.
Bağlı hareket: cebir veya tehditBirinci fıkradaki suç yalnızca cebir veya tehditle işlenebilir; hile, vaat veya menfaat teklifi bu fıkra kapsamında suç oluşturmaz. İkinci fıkrada ise cebir ve tehdide ek olarak hukuka aykırı başka davranışlar da yeterlidir.
Manevi unsurSuç yalnızca doğrudan kastla ve maddede sayılan sendikal amaçlarla işlenebilir; failin cebir veya tehdidi sendikal iradeyi baskılamak amacıyla kullandığı ispatlanmalıdır.

TCK 118/1: Bireysel Sendika Özgürlüğünün Engellenmesi

Bir kimseyi sendikal tercihi konusunda cebir veya tehditle zorlayan kişi, 6 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılır; mağdurun bu baskıya boyun eğmesi şart değildir. Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere bu fıkra bir teşebbüs suçu niteliği taşır: sendikal amaçla cebir veya tehdidin kullanılması, sonuç alınmasa bile suçu tamamlar. Örneğin işçiye “sendikadan istifa etmezsen seni sigortasız çalıştırırım, ailenin rızkıyla oynarım” denilmesi, işçi istifa etmese dahi suçun oluşması için yeterlidir. Suç; üye olmaya zorlama yönünde de işlenebilir: bir sendikanın temsilcisinin işçiyi tehditle kendi sendikasına üye yapmaya çalışması da aynı fıkra kapsamındadır.

TCK 118/2: Sendika Faaliyetlerinin Engellenmesi

İkinci fıkradaki suçun oluşması için sendikanın faaliyetinin bir süre de olsa fiilen engellenmiş olması gerekir; yalnızca cebir veya tehdit kullanılması yeterli değildir. Genel kurul toplantısının basılarak dağıtılması, sendika binasının kullanılamaz hale getirilmesi, grev veya toplantının cebirle önlenmesi, işyeri sendika temsilcisinin çalışmasının hukuka aykırı biçimde imkansızlaştırılması bu kapsamdadır. Fıkranın bir diğer önemli farkı, hareket serbestisidir: cebir ve tehdidin yanında “hukuka aykırı başka bir davranış” da suçu oluşturabilir. Ancak Yargıtay, her hukuka aykırı işlemi bu kapsamda görmez; aşağıda inceleneceği üzere işçilerin sendikal nedenle işten çıkarılması, sendikanın bazı faaliyetlerini dolaylı olarak etkilese bile tek başına bu fıkra kapsamında değerlendirilmemektedir.

TCK 118 Cezası 2026: Fıkralara Göre Ceza Tablosu

2026 yılında sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun cezası; birinci fıkrada 6 aydan 2 yıla, ikinci fıkrada 1 yıldan 3 yıla kadar hapis olup TCK 119 kapsamındaki nitelikli hallerde bu cezalar bir kat artırılır.

TCK 118 Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçu Ceza Tablosu (2026)
Hüküm Fiil Ceza
TCK 118/1 Kişiyi sendikaya üye olmaya veya olmamaya, faaliyetlere katılmaya veya katılmamaya, sendikadan ya da yönetim görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak 6 aydan 2 yıla kadar hapis
TCK 118/2 Cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla sendikanın faaliyetlerini engellemek 1 yıldan 3 yıla kadar hapis
TCK 119/1 Suçun silahla, birden fazla kişiyle birlikte, kişinin kendisini tanınmayacak hale koyması suretiyle, örgüt gücünden yararlanılarak veya kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak işlenmesi Verilecek ceza bir kat artırılır
TCK 119/2 Suçun işlenmesi sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi Ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır

TCK 119 Nitelikli Haller

TCK 118, ortak hüküm niteliğindeki TCK 119’un kapsamındadır; aşağıdaki hallerde her iki fıkranın cezası da bir kat artırılır:

Silahla işlenmesiCebir veya tehdidin silahla gerçekleştirilmesi; silah kavramı TCK 6 uyarınca geniş yorumlanır.
Birden fazla kişiyle birlikteİki veya daha fazla failin suçu birlikte işlemesi; işyerinde birden çok yöneticinin işçiye birlikte baskı kurması tipik örnektir.
Tanınmayacak hale gelmeFailin kendisini tanınmayacak hale koyması, imzasız mektup veya özel işaretlerle tehdit.
Örgüt gücünden yararlanmaVar olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturduğu korkutucu güçten yararlanılması.
Kamu nüfuzunun kötüye kullanılmasıKamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu kullanarak sendikal iradeyi baskılaması; kamu işyerlerinde amir konumundakiler bakımından özel önem taşır.

Sendikal Nedenle İşten Çıkarma TCK 118 Kapsamına Girer mi?

Yargıtay’a göre işçinin salt sendikal nedenle işten çıkarılması, cebir veya tehdit içermiyorsa kural olarak TCK 118 kapsamında suç oluşturmaz; bu durumda başvurulacak yol iş hukukudur. İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshi, bireysel sendika hakkına yönelik bir müdahale olsa da, Yargıtay bu işlemin tek başına 118/2 anlamında sendikaya karşı “hukuka aykırı davranış” sayılamayacağını kabul etmektedir. Ancak fesih, istifaya zorlama amaçlı tehditle birlikte yapılmışsa (“istifa etmezsen tazminatsız atarım, bu sektörde iş bulamazsın” gibi) TCK 118/1 gündeme gelir.

Ceza yolu kapalı olsa bile işçi korumasız değildir: 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25. maddesi uyarınca sendikal nedenle fesihte, işçinin en az bir yıllık ücreti tutarında sendikal tazminat söz konusu olur; işe iade davası ve diğer işçilik alacakları da ayrıca talep edilebilir. Fesih halindeki alacaklarınız için Kıdem ve İhbar Tazminatı Hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz. Ceza ve iş hukuku yolları birbirinden bağımsızdır; aynı olayda ikisi birlikte yürütülebilir.

Teşebbüs, İçtima ve Etkin Pişmanlık

Birinci fıkra bakımından cebir veya tehdidin kullanılmasıyla suç tamamlandığından teşebbüs ancak icra hareketlerinin bölünebildiği istisnai hallerde mümkündür; ikinci fıkrada ise faaliyet engellenemeden yakalanan fail teşebbüsten sorumlu tutulabilir. Kullanılan cebir kasten yaralama boyutuna ulaşmışsa TCK 119/2 uyarınca fail ayrıca yaralamadan cezalandırılır; tehdit ise bu suçun unsuru olduğundan kural olarak ayrıca cezalandırılmaz. Aynı kararlılıkla birden çok işçiye karşı işlenen fiillerde mağdur sayısınca suç oluşur. TCK 118 için özel bir etkin pişmanlık hükmü öngörülmemiştir.

Adli Para Cezasına Çevirme, HAGB ve Erteleme

TCK 118/1’de alt sınır 6 ay olduğundan, alt sınırdan hükmedilen kısa süreli hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir. Her iki fıkra bakımından da sonuç cezanın 2 yıl veya altında kalması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve hapis cezasının ertelenmesi mümkündür. TCK 119 artırımının uygulandığı dosyalarda sonuç ceza bu sınırların üzerine çıkabilir.

Şikayet, Uzlaştırma, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Soruşturma usulüSuç şikayete tabi değildir; savcılık ihbar veya resen harekete geçer. Mağdurun şikayetten vazgeçmesi davayı düşürmez.
UzlaştırmaTCK 118, uzlaştırma kapsamındaki suçlardan değildir; dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmez.
Dava zamanaşımıHer iki fıkrada da cezanın üst sınırı 5 yılı aşmadığından dava zamanaşımı 8 yıldır; TCK 119 artırımı zamanaşımı süresini 15 yıla çıkarabilir.
Görevli mahkemeYargılama asliye ceza mahkemesinde yapılır; yetkili mahkeme suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Avukat’a Sor

Sendikal baskı, tehdit veya sendika faaliyetlerinin engellenmesiyle karşı karşıyaysanız; şikayet, delil toplama ve tazminat süreçlerinde dosyanızı birlikte değerlendirelim.

Ankara Ceza Avukatı

Danışmanlık ücretlidir. Ücretlendirme, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak belirlenmektedir.

TCK 118 Emsal Yargıtay Kararları

Aşağıdaki kararlar; suçun unsurları, işten çıkarma ayrımı ve ispat ölçütleri başta olmak üzere TCK 118 uygulamasının sınırlarını çizen emsal içtihatlardır. Her karar künyesiyle birlikte birebir verilmiştir.

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Mahkûmiyet İçin Sendikal Ayrımcılık Kastının Somut Delillerle Ortaya Konulması Gerekir

TCK’nın 118. maddesinde düzenlenen sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu, yalnızca işveren ile çalışan arasında yaşanan her iş uyuşmazlığını cezalandırmayı amaçlayan bir düzenleme değildir. Suçun oluşabilmesi için failin cebir veya tehdit kullanarak kişiyi bir sendikaya üye olmaya, üyelikten ayrılmaya veya sendikal faaliyetlerini sonlandırmaya zorlaması gerekir. Bu nedenle iş sözleşmesinin feshedilmiş olması veya taraflar arasında iş hukuku uyuşmazlığının bulunması tek başına ceza sorumluluğu doğurmaz. Ceza mahkemesi, failin sendikal özgürlüğü ortadan kaldırmaya yönelik özel kastla hareket edip etmediğini bütün delilleri birlikte değerlendirerek belirlemelidir.

Somut olayda katılan işçi, sendikaya üye olduktan sonra işveren tarafından farklı birimde çalıştırıldığını, çalışma şartlarının ağırlaştırıldığını ve daha sonra iş sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürerek sanığın TCK’nın 118. maddesi uyarınca cezalandırılmasını talep etmiştir. Sanık ise işyerindeki yeniden yapılanma nedeniyle görev değişikliği yapıldığını, ekonomik sebepler doğrultusunda personel azaltımına gidildiğini ve sendika üyeliğinin alınan kararlarda hiçbir etkisinin bulunmadığını savunmuştur. Dosyada dinlenen tanıkların bir kısmı sendika üyelerine yönelik baskı yapıldığını belirtirken, diğer tanıklar aynı uygulamaların sendika üyesi olmayan çalışanlar bakımından da gerçekleştirildiğini ifade etmiştir. Ayrıca işyerindeki organizasyon değişikliklerine ilişkin belgeler ile personel hareketlerini gösteren kayıtlar da dosya kapsamına alınmıştır.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunda mahkûmiyet kararı verilebilmesi için yalnızca iş akdinin feshedilmiş olmasının yeterli olmadığını, fesih veya diğer işlemlerin sendikal nedenlerle gerçekleştirildiğinin kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya konulması gerektiğini vurgulamıştır. Kararda, ceza yargılamasının temel ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin TCK’nın 118. maddesi bakımından da geçerli olduğu belirtilmiş; sendikal baskıyı gösteren objektif delillerin bulunmadığı durumlarda mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı ifade edilmiştir. Buna karşılık sendikal ayrımcılığı gösteren tanık anlatımları, işe iade dosyaları, yazılı talimatlar, işyeri uygulamaları ve benzeri deliller birlikte değerlendirildiğinde sendikal saikin açık biçimde ortaya çıkması hâlinde mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuka uygun olacağı belirtilmiştir. Daire, ceza mahkemelerinin iş hukuku uyuşmazlığını değil, sendikal özgürlüğe yönelik ceza hukuku anlamındaki saldırıyı değerlendirmesi gerektiğini özellikle vurgulamıştır.

Künye: Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 10.02.2016 Tarih, 2015/7995 E., 2016/2433 K.

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Deliller Bir Bütün Hâlinde Değerlendirilmeli, Tek Bir Tanık Beyanıyla Sonuca Gidilmemelidir

Ceza muhakemesinin temel amacı maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılmasıdır. Bu ilke, TCK’nın 118. maddesinde düzenlenen sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu bakımından da büyük önem taşımaktadır. Sendikal baskılar çoğu zaman kapalı işyeri ortamında gerçekleştiğinden, olayların ispatı yalnızca bir tanığın anlatımına indirgenemez. Mahkeme; tanık beyanlarını, işe iade davalarını, noter kayıtlarını, sendika üyelik belgelerini, işyeri yazışmalarını, fesih bildirimlerini, SGK kayıtlarını ve diğer tüm objektif delilleri birlikte değerlendirerek sonuca ulaşmalıdır. Delillerin parçacı şekilde incelenmesi, maddi gerçeğin eksik tespit edilmesine neden olabilir.

İncelenen olayda yerel mahkeme, yalnızca sanık lehine beyanda bulunan bazı çalışanların ifadelerine dayanarak beraat kararı vermiş; buna karşılık sendikaya üye olan işçilerin ayrıntılı anlatımlarını, işyerindeki personel hareketlerini, işe iade yargılamasında toplanan delilleri ve sendikal faaliyetlere ilişkin belgeleri yeterince tartışmamıştır. Ayrıca işyerinde sendikadan ayrılan çalışanların istifa süreçlerinin hangi koşullarda gerçekleştiği de araştırılmamıştır. Bu eksiklikler nedeniyle dosyada mevcut deliller arasında ortaya çıkan çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmuştur.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, ceza yargılamasında hiçbir delilin tek başına belirleyici kabul edilemeyeceğini, özellikle sendikal baskı iddialarında bütün delillerin birbirini doğrulayıp doğrulamadığının ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Kararda, eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle verilen beraat kararlarının hukuka uygun kabul edilemeyeceği, mahkemenin maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla gerekli bütün araştırmaları yapmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Daire, sendikal hakların korunmasının yalnızca anayasal bir güvence değil, aynı zamanda ceza hukukunun da koruduğu temel özgürlüklerden biri olduğunu vurgulayarak, eksik inceleme ile kurulan hükmü bozmuştur. Böylece TCK’nın 118. maddesine ilişkin yargılamalarda kapsamlı delil değerlendirmesinin zorunlu olduğu yönündeki içtihadını bir kez daha ortaya koymuştur.

Künye: Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 10.02.2016 Tarih, 2015/7995 E., 2016/2433 K.

Sendikal Nedenle İşten Çıkarıldığı İddia Edilen İşçinin Açtığı İşe İade Davası Ceza Yargılamasında Önemli Delil Niteliğindedir

TCK’nın 118/1. maddesinde düzenlenen sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunda, işverenin sendikal nedenle iş sözleşmesini feshettiği iddiası çoğu zaman iş hukuku uyuşmazlıklarıyla birlikte ortaya çıkmaktadır. Her ne kadar ceza mahkemesi iş mahkemesinin kararıyla bağlı olmasa da, aynı olaya ilişkin işe iade davasında verilen karar, sendikal saikin bulunup bulunmadığının belirlenmesi bakımından önemli bir delildir. Ceza hâkimi, maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü kapsamında bu davanın sonucunu araştırmalı, gerekçeli kararı dosyaya getirterek diğer delillerle birlikte değerlendirmelidir.

Somut olayda katılan işçi, sendikaya üye olduktan kısa süre sonra iş sözleşmesinin feshedildiğini, işveren temsilcilerinin sürekli olarak sendikadan ayrılmasını istediğini ve üyeliğini devam ettirmesi hâlinde işyerinde çalışamayacağını söylediklerini ileri sürmüştür. Buna karşılık sanık, feshin tamamen işletmesel nedenlerden kaynaklandığını savunmuştur. Yerel mahkeme ise katılan tarafından açılan işe iade davasının sonucunu beklemeksizin ve bu dosyayı incelemeksizin beraat hükmü kurmuştur.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, eksik araştırma ile hüküm kurulmasını isabetsiz bulmuştur. Kararda, sendikal nedenle fesih iddiasının bulunduğu olaylarda iş mahkemesindeki işe iade davasının sonucu, gerekçesi ve dosya kapsamındaki delillerin ceza dosyasına kazandırılması gerektiği belirtilmiştir. Bu araştırmalar yapılmadan verilen beraat kararının maddi gerçeğin tam olarak ortaya çıkarılmasına elverişli olmadığı ifade edilerek hüküm bozulmuştur.

Künye: Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 10.02.2016 Tarih, 2015/7995 E., 2016/2433 K.

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Cebir ve Tehdit Suçlarından Ayrıca Ceza Verilemez

TCK’nın 118/1. maddesinde düzenlenen sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu, cebir veya tehdit unsurunu bünyesinde barındıran bileşik (mürekkep) bir suç niteliğindedir. Kanun koyucu, sendikal özgürlüğü ihlal eden cebir veya tehdidi suçun kurucu unsuru hâline getirdiğinden, aynı fiil nedeniyle ayrıca TCK’nın 106. maddesindeki tehdit veya cebrin unsurunu oluşturan temel fiillerden yeniden cezalandırma yapılması mümkün değildir. Bu yaklaşım, TCK’nın 42. maddesinde düzenlenen bileşik suç hükümlerinin doğal sonucudur.

Somut olayda sanık, çalışanları sendikadan ayrılmaya zorlamak amacıyla işten çıkarma, ağır işlerde çalıştırma ve ekonomik haklarını sınırlandırma yönünde tehditlerde bulunmuştur. Yerel mahkeme sanığın hem TCK’nın 118. maddesinden hem de ayrıca tehdit suçundan mahkûmiyetine karar vermiştir. Dosya kapsamındaki eylemlerin tamamının sendikal baskı amacıyla gerçekleştirildiği ve tehdit fiillerinin TCK’nın 118. maddesinin maddi unsurunu oluşturduğu anlaşılmıştır.

Yargıtay, cebir veya tehdidin TCK’nın 118. maddesinde bağımsız bir suç olarak değil, suçun unsurunu oluşturan hareketlerden biri olarak düzenlendiğini vurgulamıştır. Bu nedenle aynı tehdit fiili nedeniyle ayrıca tehdit suçundan mahkûmiyet kurulmasının mükerrer cezalandırmaya yol açacağı belirtilmiştir. Kararda, sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun bileşik suç niteliği taşıdığı ve fail hakkında yalnızca TCK’nın 118. maddesi uyarınca hüküm kurulması gerektiği ifade edilmiştir.

Künye: Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 10.02.2016 Tarih, 2015/7995 E., 2016/2433 K.

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda İşe İade Davasının Sonucu Ceza Yargılaması Açısından Araştırılmalıdır

TCK’nın 118/1. maddesinde düzenlenen sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunda, iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiası yalnızca tanık anlatımlarıyla değil, iş hukukuna ilişkin uyuşmazlıkların sonuçlarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle mağdur tarafından açılmış bir işe iade davası bulunuyorsa, bu davada verilen karar ceza yargılaması bakımından doğrudan bağlayıcı olmasa da maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından önemli bir delil niteliği taşır. Ceza hâkimi, sendikal nedenle fesih iddiasının doğruluğunu belirlemek amacıyla bu davanın akıbetini araştırmalı ve ulaştığı sonuçları diğer delillerle birlikte değerlendirmelidir.

Somut olayda katılan, sendikaya üye olduktan kısa süre sonra iş sözleşmesinin feshedildiğini, işveren tarafından sendikadan ayrılması konusunda sürekli baskı gördüğünü ve üyeliğini sürdürmesi hâlinde işten çıkarılacağının söylendiğini ileri sürmüştür. Tanıklar da sanığın işçilere sendikadan ayrılmalarını telkin ettiğini, sendikada kalmaları hâlinde fabrikanın kapanacağını ve çalışanların işsiz kalacağını söylediğini beyan etmişlerdir. Ayrıca sendikadan ayrılan işçilerin noter masraflarının işveren tarafından karşılandığı da dosya kapsamındaki anlatımlarla desteklenmiştir. Buna rağmen yerel mahkeme, katılanın iş sözleşmesinin hangi nedenle feshedildiğini araştırmadan ve işe iade davasının sonucunu dosyaya getirtmeden beraat kararı vermiştir.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, eksik araştırmayla hüküm kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur. Daireye göre sendikal nedenle işten çıkarılma iddiasının bulunduğu olaylarda işe iade davasının varlığı, sonucu ve gerekçesi mutlaka incelenmeli; fesih işleminin gerçekten sendikal saikle yapılıp yapılmadığı bütün deliller birlikte değerlendirilmelidir. Bu araştırmalar yapılmadan verilen beraat kararının maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına elverişli olmadığı belirtilmiş ve hüküm bozulmuştur.

Künye: Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 14.09.2015 Tarih, 2015/16809 E., 2015/10352 K.

Tehdidin Sonuç Doğurmaması Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Oluşmasına Engel Değildir

TCK’nın 118. maddesinde düzenlenen suç bakımından önemli olan, cebir veya tehdit oluşturan davranışın mağdurun sendikal iradesini baskı altına almaya elverişli olmasıdır. Kanun, mağdurun gerçekten sendikadan ayrılmasını, sendikal faaliyeti bırakmasını veya tehdidin fiilen sonuç doğurmasını aramamaktadır. Korunan hukuki değer, bireyin sendikal tercih özgürlüğüdür. Bu nedenle tehdidin etkisiz kalması ya da mağdurun baskıya rağmen sendikal faaliyetini sürdürmesi suçun oluşumunu ortadan kaldırmaz.

Somut olayda sanık, sendikal görev yapan mağdura yönelik olarak görevinden istifa etmesini istemiş, aksi takdirde mesleki geleceğinin olumsuz etkileneceğini belirten açıklamalarda bulunmuştur. Yerel mahkeme, mağdurun sendikal faaliyetlerini sürdürmüş olması ve tehdidin fiilen sonuç doğurmaması nedeniyle suçun oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermiştir. Ancak dosya kapsamındaki deliller, sanığın açıklamalarının mağdur üzerinde baskı kurmaya elverişli nitelikte olduğunu ortaya koymuştur.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, tehdidin gerçekleşmesi için bildirilen kötülüğün uygulanmasının veya mağdurun sendikal hakkını kullanmaktan vazgeçmesinin gerekli olmadığını açıkça ifade etmiştir. Kararda, ortalama bir kişiyi sendikal tercihinden vazgeçirebilecek ağırlıktaki tehditlerin TCK’nın 118. maddesi kapsamında yeterli olduğu belirtilmiş; yerel mahkemenin suçun sonuç unsuruna ilişkin değerlendirmesi isabetsiz bulunarak hüküm bozulmuştur.

Künye: Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 26.02.2018 Tarih, 2016/2465 E., 2018/2453 K.

“Sendikadan İstifa Et, Yoksa Seni İşten Atarız” Şeklindeki Sözler TCK’nın 118. Maddesi Anlamında Tehdit Oluşturur

TCK’nın 118/1. maddesi kapsamında cezalandırılan sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunda, tehdit unsurunun gerçekleşebilmesi için mutlaka mağdurun yaşamına veya vücut bütünlüğüne yönelik bir kötülük bildirilmesi gerekli değildir. İşçinin ekonomik geleceğini doğrudan etkileyen, işini kaybetmesine yol açabilecek veya çalışma yaşamını ağırlaştırabilecek açıklamalar da sendikal özgürlüğü ortadan kaldırmaya elverişli baskı araçlarıdır. Bu nedenle iş akdinin feshedileceği yönündeki açıklamalar, mağdurun sendikal tercihlerini değiştirmeye yönelik yapılmışsa TCK’nın 118. maddesi anlamında tehdit olarak değerlendirilmelidir.

Somut olayda sanıklar, işyerinde çalışan katılanın Birleşik Metal-İş Sendikasına üye olduğunu öğrendikten sonra, sendika üyeliğini devam ettirmesi hâlinde işten çıkarılacağını açıkça ifade etmişlerdir. Yerel mahkeme ise bu sözlerin TCK’nın 118. maddesinde aranan tehdit unsurunu oluşturmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermiştir. Mahkeme, söz konusu açıklamaları işverenin çalışma ilişkisi kapsamındaki değerlendirmeleri olarak kabul etmiş ve cezai sorumluluk doğurmayacağı kanaatine varmıştır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, bu yaklaşımı hukuka aykırı bulmuştur. Kararda, işverenin iş sözleşmesini sona erdirme yetkisini sendikal tercih üzerinde baskı kurmak amacıyla kullanmasının ekonomik tehdit niteliğinde olduğu açıkça belirtilmiştir. İşini kaybetme korkusunun çalışan üzerinde ciddi baskı oluşturduğu, bu nedenle “sendikadan istifa et, yoksa seni işten atarız” şeklindeki sözlerin TCK’nın 118/1. maddesinde düzenlenen sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun tehdit unsurunu oluşturduğu ifade edilmiştir. Bu gerekçeyle beraat hükmü bozulmuştur.

Künye: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 14.07.2010 Tarih, 2008/15172 E., 2010/13889 K.

Belediye Başkanının Sözleşmeyi Yenilememe Yetkisini Sendikal Baskı Aracı Olarak Kullanması Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunu Oluşturur

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunda tehdit, failin mağdur üzerinde fiilen sahip olduğu hukuki veya fiilî yetkileri kötüye kullanarak sendikal iradeyi baskı altına alması şeklinde de ortaya çıkabilir. Özellikle kamu kurumlarında veya belediyelerde sözleşmeli personelin çalışma ilişkisinin yenilenmesi konusunda karar verme yetkisini elinde bulunduran kişilerin bu yetkiyi sendikal tercihleri değiştirmek amacıyla kullanmaları, TCK’nın 118. maddesinin koruduğu hukuki değeri doğrudan ihlal eder. Çünkü burada baskı soyut bir ihtimalden değil, gerçekleşme olasılığı yüksek somut bir ekonomik yaptırımdan kaynaklanmaktadır.

Somut olayda belediye başkanı ve diğer sanıklar, sözleşmeli olarak çalışan işçilere sendika üyeliğinden ayrılmamaları hâlinde sözleşmelerinin yenilenmeyeceğini ve işlerini kaybedeceklerini bildirmişlerdir. Yerel mahkeme, belediye başkanının sözleşme yapma veya yenilememe yetkisinin idari tasarruf niteliğinde bulunduğunu değerlendirerek cezai sorumluluk bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. Ancak dosya kapsamındaki deliller, söz konusu açıklamaların yalnızca idari değerlendirme olmayıp çalışanların sendikal tercihlerini değiştirmeye yönelik baskı amacı taşıdığını ortaya koymuştur.

Yargıtay, belediye başkanının sahip olduğu fesih ve sözleşmeyi yenilememe yetkisinin sendikal iradeyi ortadan kaldıracak biçimde kullanılmasının TCK’nın 118/1. maddesi kapsamında tehdit oluşturduğunu kabul etmiştir. Kararda, mağdurların işlerini kaybetme endişesinin sendikal özgürlüğü baskı altına almaya elverişli olduğu, bu nedenle ekonomik yaptırım tehdidinin suçun maddi unsurunu oluşturduğu belirtilmiştir. Yerel mahkemenin mahkûmiyet hükmü hukuka uygun bulunarak onanmıştır.

Künye: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 18.02.2014 Tarih, 2013/23956 E., 2014/5039 K.

Sendika Üyeliğinden Ayrılmaya Zorlama Suçunda Cebir Veya Tehdidin Fiilen Sonuç Doğurması Aranmaz

TCK’nın 118/1. maddesinde düzenlenen sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu, bireyin sendikal tercih özgürlüğünü korumaya yönelik özel bir düzenlemedir. Kanun koyucu, kişilerin sendikaya üye olma, üyeliklerini sürdürme veya üyelikten ayrılma kararlarını tamamen özgür iradeleriyle verebilmelerini güvence altına almıştır. Bu nedenle cebir veya tehdidin mağdur üzerinde fiilen sonuç doğurmuş olması ya da mağdurun sendikadan ayrılmış bulunması suçun tamamlanması bakımından zorunlu değildir. Sendikal iradeyi baskı altına almaya elverişli cebir veya tehdidin uygulanmasıyla birlikte suç tamamlanmış sayılır.

Somut olayda sanık, işyerinde çalışan sendika üyesi işçilere sürekli olarak sendikadan ayrılmaları yönünde telkinlerde bulunmuş, bu taleplere uymayanların iş akitlerinin sona erdirileceğini, ağır işlerde görevlendirileceklerini ve ekonomik haklarının sınırlandırılacağını ifade etmiştir. Dosya kapsamındaki tanık anlatımları, sanığın bu baskıları belirli işçilere değil, sendika üyelerinin tamamına yönelik sistematik şekilde uyguladığını ortaya koymuştur. Her ne kadar bazı işçiler baskılara rağmen sendika üyeliklerini devam ettirmiş olsalar da sanığın hukuka aykırı davranışlarının gerçekleştiği sabittir.

Yargıtay, TCK’nın 118. maddesinde korunan hukuki değerin sendika üyeliğinin devam edip etmemesi değil, bireyin özgür iradesi olduğunu vurgulamıştır. Bu nedenle mağdurun baskıya direnerek üyeliğini sürdürmüş olması fail lehine sonuç doğurmayacağı gibi, suçun teşebbüs aşamasında kaldığı şeklinde de değerlendirilemez. Sendikal tercih özgürlüğüne yönelik cebir veya tehdidin uygulanmasıyla suç tamamlanmış kabul edilmelidir.

Künye: Kütahya 2. Sulh Ceza Mahkemesi, 15.05.2007 Tarih, 2006/366 E., 2007/268 K.

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Tehdit Ekonomik Baskı Şeklinde De Gerçekleşebilir

TCK’nın 118. maddesinde yer alan tehdit kavramı dar yorumlanmamalıdır. Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunda tehdit, yalnızca kişinin yaşamına veya beden bütünlüğüne yönelen saldırılarla sınırlı değildir. İşçinin çalışma yaşamını doğrudan etkileyen ekonomik yaptırımlar, iş güvencesini ortadan kaldırmaya yönelik açıklamalar veya sosyal haklardan mahrum bırakılacağı yönündeki baskılar da sendikal özgürlüğü ihlal eden tehdit kapsamında değerlendirilmelidir. Kanunun amacı, bireyin sendikal tercihlerini ekonomik korkular nedeniyle değiştirmek zorunda bırakılmasını önlemektir.

Somut olayda sanık, sendika üyesi çalışanlara sendikadan ayrılmaları hâlinde işyerindeki konumlarının korunacağını, aksi durumda ise toplu iş sözleşmesinden yararlanamayacaklarını, ağır işlerde görevlendirileceklerini, izin haklarının sınırlandırılacağını ve iş akitlerinin feshedilebileceğini ifade etmiştir. Bu açıklamalar yalnızca genel işyeri politikası kapsamında değerlendirilmemiş; çalışanların sendikal tercihlerini değiştirmeye yönelik bilinçli baskı araçları olarak kullanılmıştır. Baskılar sonucunda bazı çalışanların sendikadan istifa ettiği de dosya kapsamındaki delillerle belirlenmiştir.

Yargıtay, ekonomik yaptırım tehdidinin de TCK’nın 118. maddesinde aranan tehdit unsurunu oluşturacağını açıkça kabul etmiştir. Özellikle işçinin geçimini sağlayan işini kaybetme korkusunun sendikal özgürlüğü ciddi şekilde baskı altına alacağı, bu nedenle ekonomik baskı içeren söz ve davranışların ceza hukuku bakımından korunması gereken sendikal haklara yönelik hukuka aykırı müdahale niteliğinde bulunduğu belirtilmiştir. Bu gerekçeyle mahkûmiyet hükmünün hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Künye: Kütahya 2. Sulh Ceza Mahkemesi, 15.05.2007 Tarih, 2006/366 E., 2007/268 K.

İşçilerin Sendikal Tercihlerini Değiştirmeye Yönelik Sistematik Baskılar Tek Suç İşleme Kararı Kapsamında Zincirleme Suç Oluşturabilir

TCK’nın 118. maddesinde düzenlenen sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunda, failin aynı işyerinde çalışan birden fazla işçiye yönelik olarak aynı amaç doğrultusunda sistematik baskı uygulaması hâlinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkündür. Burada önemli olan husus, her bir eylemin bağımsız suç oluşturmasından ziyade, tek bir suç işleme kararı kapsamında aynı hukuki değere yönelen ve birbirini tamamlayan fiillerin bulunmasıdır. Failin farklı zamanlarda aynı sendikal politikayı sürdürmesi ve aynı irade doğrultusunda hareket etmesi hâlinde TCK’nın 43. maddesinin uygulanması gündeme gelir.

Somut olayda sanık, sendikaya üye olan işçileri uzun bir zaman dilimine yayılan toplantılar ve bireysel görüşmeler aracılığıyla sendikadan ayrılmaya zorlamış, her bir işçiye benzer içerikte tehditlerde bulunmuş ve sendikal faaliyetlerin sona erdirilmesini amaçlayan ortak bir işyeri politikası izlemiştir. Baskılar yalnızca tek bir işçiye yönelmemiş; sendika üyesi olan çok sayıda çalışana aynı yöntemlerle uygulanmıştır. Yerel mahkeme, sanığın eylemlerinin birbirinden bağımsız suçlar oluşturmadığını, tek suç işleme kararının devamı niteliğinde bulunduğunu kabul etmiştir.

Yargıtay, sanığın sendikal örgütlenmeyi ortadan kaldırmaya yönelik tek bir iradeyle hareket ettiğini, farklı tarihlerde gerçekleştirilen baskıların aynı suç planının devamı olduğunu vurgulamıştır. Bu nedenle hem birden fazla mağdura yönelen hem de değişik zamanlarda tekrarlanan fiiller bakımından zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının hukuka uygun olduğu belirtilmiştir. Kararda ayrıca sendikal özgürlüğe yönelik sistematik saldırıların tesadüfi değil, planlı ve süreklilik gösteren eylemler olması nedeniyle TCK’nın 43. maddesinin uygulanmasının yerinde olduğu ifade edilmiştir.

Künye: Kütahya 2. Sulh Ceza Mahkemesi, 15.05.2007 Tarih, 2006/366 E., 2007/268 K.

İşçilerin Çalışma Koşullarının Ağırlaştırılacağı Yönündeki Açıklamalar TCK 118 Kapsamında Tehdit Sayılır

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunda tehdit kavramı yalnızca fiziksel zarara ilişkin açıklamalarla sınırlı değildir. İşçinin ekonomik geleceğini, çalışma hayatını veya sosyal haklarını olumsuz etkileyecek nitelikteki baskılar da sendikal özgürlüğü ortadan kaldırabilecek ağırlığa ulaşabilir. Özellikle işten çıkarılacağı, ağır işlerde görevlendirileceği, ücret ve sosyal haklardan mahrum bırakılacağı ya da izin haklarının kullandırılmayacağı yönündeki açıklamalar, sendikal tercih üzerinde ciddi baskı oluşturduğundan TCK’nın 118. maddesi kapsamında değerlendirilmelidir.

Somut olayda sanık, sendika üyelerine yönelik olarak sendikadan ayrılmamaları hâlinde daha ağır işlerde çalıştırılacaklarını, yıllık izinlerinin kaldırılacağını, toplu iş sözleşmesinden yararlanamayacaklarını ve işyerindeki konumlarının olumsuz etkileneceğini defalarca ifade etmiştir. Bu söylemler yalnızca genel bir memnuniyetsizlik açıklaması niteliğinde olmayıp, çalışanların sendikal iradesini değiştirmeye yönelik açık baskı araçları olarak kullanılmıştır. Dosya kapsamındaki tanık anlatımları da bu sistematik baskıyı doğrulamıştır.

Yargıtay, işçilerin ekonomik ve mesleki geleceklerini hedef alan bu açıklamaların sendikal hakların kullanılmasını engellemeye elverişli tehdit niteliğinde olduğunu kabul etmiştir. Kararda, tehdidin mutlaka yaşam veya vücut bütünlüğüne yönelik olması gerekmediği, çalışma yaşamına ilişkin ciddi olumsuzlukların da kişilerin sendikal iradesini baskı altına alabileceği belirtilmiştir. Bu nedenle sanığın söz ve davranışlarının TCK’nın 118. maddesinde aranan tehdit unsurunu oluşturduğu sonucuna ulaşılmış ve mahkûmiyet kararı hukuka uygun bulunmuştur.

Künye: Kütahya 2. Sulh Ceza Mahkemesi, 15.05.2007 Tarih, 2006/366 E., 2007/268 K.

Sendikadan İstifa Etmeye Zorlamak Amacıyla Tehditte Bulunulması Suçun Oluşması İçin Yeterlidir

TCK’nın 118/1. maddesinde düzenlenen sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunda korunan hukuki değer, bireyin hiçbir baskı altında kalmaksızın sendikaya üye olabilmesi, üyeliğini sürdürebilmesi veya üyelikten ayrılma konusunda özgür iradesiyle karar verebilmesidir. Kanun koyucu bu nedenle cebir veya tehditle kişilerin sendikal tercihlerini değiştirmeye yönelik her türlü müdahaleyi suç olarak kabul etmiştir. Suçun oluşabilmesi için mağdurun gerçekten sendikadan ayrılmış olması zorunlu değildir. Cebir veya tehdidin sendikal iradeyi baskı altına almaya elverişli şekilde kullanılmasıyla birlikte suç tamamlanır.

Somut olayda şirket müdürü olan sanık, işyerinde sendikaya üye olan işçilerle yaptığı bireysel ve toplu görüşmelerde sendikadan ayrılmaları yönünde baskı uygulamış, sendika üyeliğinin devam etmesi hâlinde ağır işlerde çalıştırılacaklarını, izin haklarının kaldırılacağını, toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmayacaklarını ve işten çıkarılabileceklerini söylemiştir. Ayrıca sendikanın işçilere herhangi bir fayda sağlamadığı yönünde telkinlerde bulunmuş, bazı işçilerin noter masrafları karşılanarak sendikadan istifa etmeleri sağlanmıştır. Yerel mahkeme, bu eylemlerin sendikal özgürlüğü ortadan kaldırmaya yönelik sistematik baskı niteliğinde olduğu sonucuna ulaşmıştır.

Yargıtay, TCK’nın 118. maddesindeki tehdidin yalnızca ağır ve yakın tehlike oluşturan tehditlerle sınırlı olmadığını, işçilerin çalışma koşullarını ağırlaştıracağı, iş akitlerini sona erdireceği veya ekonomik haklarını ortadan kaldıracağı yönündeki açıklamaların da suç bakımından tehdit oluşturacağını vurgulamıştır. Sendikadan ayrılmayan işçilere yönelik sistematik baskının sendikal iradeyi ortadan kaldırmaya elverişli olduğu, mağdurların üyeliklerini sürdürmüş olmalarının ise suçun oluşumunu engellemeyeceği belirtilmiştir. Bu nedenle sanığın sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan mahkûmiyetine ilişkin karar hukuka uygun bulunmuştur.

Künye: Kütahya 2. Sulh Ceza Mahkemesi, 15.05.2007 Tarih, 2006/366 E., 2007/268 K.

Sendika Üyelerinin Üyeliklerini Sürdürmeleri Suçun Teşebbüs Aşamasında Kaldığı Anlamına Gelmez

TCK’nın 118/1. maddesinde düzenlenen suç, neticesi harekete bitişik bir tehlike suçudur. Bu nedenle mağdurun sendikadan ayrılması, sendikal faaliyetini bırakması veya failin istediği sonucun gerçekleşmesi suçun tamamlanması için aranmamaktadır. Kanunun koruduğu hukuki değer, sendikal iradenin baskı altına alınmamasıdır. Failin cebir veya tehdidi kullanmasıyla birlikte sendikal özgürlüğe yönelik hukuka aykırı müdahale gerçekleşmiş olur ve suç tamamlanır.

Somut olayda sanık, işçileri sendikadan ayrılmaları için uzun süre baskı altında tutmuş, işten çıkarma, çalışma koşullarını ağırlaştırma ve sosyal hakları kaldırma yönünde tehditlerde bulunmuştur. Buna rağmen bazı işçiler sendika üyeliklerini devam ettirmiş, bazıları ise baskılar sonucunda istifa etmiştir. Sanık, sendikadan ayrılmayan işçiler bakımından suçun en fazla teşebbüs aşamasında kaldığını ileri sürmüştür.

Yargıtay, bu savunmayı yerinde görmemiştir. Kararda, TCK’nın 118. maddesinde düzenlenen suçun mağdurun sendikadan ayrılmasıyla değil, cebir veya tehdidin sendikal iradeyi baskı altına alacak şekilde kullanılmaya başlanmasıyla tamamlandığı açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla mağdurun direnerek sendika üyeliğini sürdürmesi, fail lehine teşebbüs hükümlerinin uygulanmasını gerektirmez. Sendikal özgürlüğe yönelik hukuka aykırı baskının gerçekleşmiş olması mahkûmiyet için yeterli görülmüş ve yerel mahkemenin bu yöndeki hukuki değerlendirmesi isabetli bulunmuştur.

Künye: Kütahya 2. Sulh Ceza Mahkemesi, 15.05.2007 Tarih, 2006/366 E., 2007/268 K.

Hesaplama Araçlarımız

Ceza ve işçilik alacağı süreçlerinizle ilgili ön fikir edinmek için aşağıdaki ücretsiz araçlarımızı kullanabilirsiniz:

İnfaz Hesaplama

5275 sayılı Kanuna göre koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik

İnfaz Hesaplama Programı 2026

Araç Değer Kaybı

Kaza sonrası aracınızın değer kaybını Yargıtay formülüyle hesaplayın

Araç Değer Kaybı Hesaplama Programı 2026

Kira Artış Oranı

TÜFE 12 aylık ortalamasına göre güncel kira artışı

Kira Artış Oranı Hesaplama Aracı

TCK Tam Metni

Türk Ceza Kanunu maddelerine hızlı erişim

TCK Tam Metni Uygulaması

TCK 118 Hakkında Sık Sorulan Sorular

TCK 118 suçunun cezası ne kadardır?

Kişiyi sendikal tercihinde cebir veya tehditle zorlamanın cezası 6 aydan 2 yıla kadar hapistir. Sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapistir; TCK 119 kapsamındaki nitelikli hallerde bu cezalar bir kat artırılır.

Sendikaya üye olmaya zorlamak suç mu?

Evet. TCK 118/1 hem üye olmamaya hem de üye olmaya zorlamayı cezalandırır; bir sendikanın temsilcisinin işçiyi tehditle kendi sendikasına üye yapmaya çalışması da 6 aydan 2 yıla kadar hapis gerektirir.

İşveren sendikadan istifaya zorlarsa hangi suç oluşur?

İşverenin veya vekilinin işçiyi cebir ya da tehditle sendikadan istifaya zorlaması TCK 118/1 kapsamında suçtur; işçi istifa etmese bile tehdidin kullanılması suçun oluşması için yeterlidir.

Sendikal nedenle işten çıkarma TCK 118 suçu mudur?

Yargıtay’a göre cebir veya tehdit içermeyen sendikal fesih tek başına TCK 118 kapsamında suç oluşturmaz. Bu durumda işçi; 6356 sayılı Kanun madde 25 uyarınca en az bir yıllık ücreti tutarında sendikal tazminat ve işe iade yoluna başvurabilir.

TCK 118 şikayete tabi mi?

Hayır. Suç şikayete tabi değildir; savcılık ihbar üzerine veya resen soruşturma başlatır ve şikayetten vazgeçilmesi davayı düşürmez. Suç uzlaştırma kapsamında da değildir.

TCK 118 suçunda zamanaşımı kaç yıldır?

Her iki fıkrada da cezanın üst sınırı 5 yılı aşmadığından dava zamanaşımı 8 yıldır. TCK 119 uyarınca cezanın bir kat artırıldığı hallerde zamanaşımı 15 yıla çıkabilir.

TCK 118 suçunda HAGB veya erteleme mümkün mü?

Evet. Sonuç cezanın 2 yıl veya altında kalması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme mümkündür; 118/1’de alt sınırdan verilen ceza adli para cezasına da çevrilebilir.

Suçun birden fazla kişiyle işlenmesi cezayı etkiler mi?

Evet. TCK 119 uyarınca suçun birden fazla kişiyle birlikte, silahla, örgüt gücünden yararlanılarak veya kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak işlenmesi halinde verilecek ceza bir kat artırılır.

Grevin engellenmesi TCK 118 kapsamına girer mi?

Sendikanın karar organlarınca yürütülen grev, toplantı ve genel kurul gibi faaliyetlerin cebir, tehdit veya hukuka aykırı bir davranışla fiilen engellenmesi TCK 118/2 kapsamında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası gerektirir.

TCK 118 davasına hangi mahkeme bakar?

Yargılama asliye ceza mahkemesinde yapılır; yetkili mahkeme suçun işlendiği yer, uygulamada çoğunlukla işyerinin bulunduğu yer mahkemesidir.

Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?

Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup Ankara Barosuna kayıtlı (Sicil No: 34507) avukattır ve Ayboğa + Partners Hukuk Bürosunun kurucusudur. Ceza hukuku ve iş hukuku kesişimindeki dosyalarda; sendikal baskı ve tehdit suçları, hürriyete karşı suçlar, sendikal tazminat ve işe iade davalarında yoğun savunma ve dava deneyimine sahiptir. Sitedeki içerikler ve hesaplama araçları, güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları esas alınarak bizzat kendisi tarafından hazırlanmakta ve düzenli olarak güncellenmektedir. Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosyanız için hukuki danışmanlık alınız.

TCK 118Sendikal Hakların EngellenmesiHürriyete Karşı SuçlarSendikal TazminatAnkara Barosu 34507

Hukuki Destek Alın

Sendikal baskı dosyalarında tanık beyanları, mesaj kayıtları ve işyeri yazışmaları ilk andan itibaren doğru toplanmalıdır; ceza ve tazminat yolları birlikte planlandığında sonuç alma ihtimali yükselir. Danışmanlık ücretlidir; ücretler TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenir.

Ankara Avukat

Avukat Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.
Başa dön tuşu
Ara