İş ve Sosyal Güvenlik HukukuMakalelerimiz

Arabuluculuk Nedir?

Arabuluculuk; karar verme yetkisine sahip olmayan tarafsız bir üçüncü kişinin, taraflar arasındaki ilişkilerin kolaylaştırılmasını sağlayarak uyuşmazlık üzerinde müzakere etmelerini sağlayan bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir.

Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu olarak arabuluculuk süreçlerinde tüzel ve gerçek kişi müvekkillerimize danışmanlık hizmeti sunmaktayız.

Arabulucu Kime Denir?

Arabulucu: Arabuluculuk faaliyetini yürüten ve Bakanlıkça düzenlenen arabulucular siciline kaydedilmiş bulunan gerçek kişiye denir. Arabuluculuk yapma şartlarını taşıyan ve sicile kaydolan kişiye arabulucu denir.

Nasıl Arabulucu Olunur?

Dört yıllık lisans eğitimi almış ve otuz yaşını doldurmuş her Türk vatandaşı arabulucu olabilecektir.

Arabulucular Siciline Kayıt Şartları Nelerdir?

Arabuluculuk siciline kayıt, arabuluculuk eğitimi almış kişinin Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığına yazılı olarak başvurması üzerine yapılabilecektir.

Arabuluculuk siciline kaydedilebilmek için:

  • Türk vatandaşı olmak,
  • Otuz yaşını tamamlamak ve tam ehliyetli olmak,
  • Taksirli suçlar dışında herhangi bir sabıkası bulunmamak,
  • Arabuluculuk eğitimini tamamlamak ve Bakanlıkça yapılan yazılı ve uygulamalı sınavda başarılı olmak gereklidir.

Arabulucu, sicile kayıt tarihinden itibaren faaliyetine başlayabilecektir.

Arabuluculuk Sürecinin Temel İlkeleri Nelerdir?

Arabuluculuğun ilkeleri 6325 sayılı Kanunda iradi olma (m. 3/1), eşitlik (m. 3/2) ve gizlilik (m. 4, m. 5) olarak tespit edilmiştir. Bu ilkelerin hepsi sürecin verimli işlemesi ve anlaşmayla sonuçlanması için tarafları teşvik etmeye, cesaretlendirmeye yöneliktir.

Başvurunun İradi Olması

Arabuluculuk yoluna başvuru, tarafların iradesine bağlıdır. Uyuşmazlığın tarafları arabuluculuğa başvurmak için zorlanamaz Bu özellik, arabuluculuğun alternatif bir ihtilaf çözüm yolu olmasını ve tarafların sorunu çözme hususunda baştan itibaren ılımlı olmasını sağlamaktadır.

Arabuluculuğa zorunlu olarak başvurulduğu takdirde, bu durum tarafların uyuşmazlığın çözümü yolunda gönüllü olmasını engeller ve arabuluculuğun dayandığı esas temel olan sağlıklı iletişimin önünü tıkar.

Arabulucunun Tarafsız ve Bağımsız Üçüncü Kişi Olması

Arabulucu olacak kişinin tarafların dışında üçüncü bir kişi olması, uyuşmazlıkla herhangi bir bağlantısının olmaması, uyuşmazlığın sonuçlanmasında, arabuluculuk ücreti alacağı dışında bir menfaatinin olmaması gerekir.

Arabulucunun taraflara eşit yaklaşması, taraflarla aynı derecede, aynı yakınlıkta iletişim kurması ve görüşmelerin sağlıklı ve tüm tarafları tatmin edecek şekilde sonuçlanması için bağımsız ve tarafsız olması gerekir.

Tarafların Anlaşmasını Esas Alması

Arabuluculuk yönteminin en karakteristik özelliği ve diğer alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından ayrılmasını sağlayan en önemli özelliği, görüşmeler neticesinde bir karar vermek veya taraflara bir çözüm dayatmak değil; tarafların kendi iradeleriyle sonuca vararak çözüm konusunda anlaşmalarını sağlamaktır.

Görüşmelerin Sistemli Bir Teknikle Yapılması

Arabuluculuk görüşmelerinde olumlu sonuca ulaşmak için, alanında profesyonel bir arabulucunun tüm şartları dikkate alarak belirleyeceği sistemli bir tekniğin olması gerekir. Bu teknik tamamen arabulucunun inisiyatifindedir.

Yöntemler, daha önce denenen yöntemler olabileceği gibi somut uyuşmazlığa mahsus bir yöntem de olabilir. Arabulucunun tespit ve takip edeceği sistemli teknik, o uyuşmazlığın yol haritası olup olumlu sonucun elde edilmesi için oldukça önemlidir.

Varılan Anlaşmanın Bağlayıcı Olmaması

Arabuluculuğun, bir alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olmasının özelliklerinden biri, varılan sonucun bağlayıcı olmamasıdır.

Arabuluculuk, tarafların iradi olarak başvurduğu, iradi olarak yürüttüğü ve herhangi bir zorlama olmaksızın anlaşmaya vardıkları bir yöntem olduğundan varılan anlaşmanın bağlayıcı olmaması, işin doğası gereğidir. Aksi durum, tarafların görüşmeleri sürdürürken tereddütlü davranmalarına, verimli bir katılım sağlamamalarına yol açacaktır.

Arabuluculuk sonucu varılan anlaşmanın bağlayıcı olmaması, bu çabanın boş bir uğraş olması tehlikesini doğurma ihtimali, ahde vefa ilkesinin günümüzde anlamını yitirecek aşamaya gelmesi hususları birlikte dikkate alındığında, anlaşmanın bir anlamının olması için, resmi organlarca icrailik niteliğinin kazandırılması gerekliliği ortadadır.

Arabuluculuk Sürecinde Tarafların Hak ve Yükümlülükleri

İradi Olma: Yukarıda da belirtildiği gibi arabuluculuk yolu, zorunlu bir yol olmayıp tarafların iradelerine bağlıdır. Taraflar bu yola başvurup başvurmama, süreci devam ettirip ettirmeme, sonuçlandırma veya vazgeçme hususlarında tamamen serbesttirler.

Eşitlik: Arabuluculuğun istenen sonucu verebilmesi için tarafların eşit konumda olması gerekir. Bu eşitlik, tarafların kendilerini rahat hissetmeleri ve sağlıklı bir anlaşmaya varmaları için zorunludur. Tarafların, hem bu yola başvururken hem de süreç devam ederken eşitlikleri korunur.

Kanunun m. 7/2 hükmü, arabuluculuk masraflarının ve ücretinin taraflarca eşit olarak karşılanacağını düzenlemiştir.

Arabuluculuk sonucunda haklı ve haksız gibi bir sonuç çıkmayacağından, masrafların tek kişiye yükletilmesi eşitlik ilkesine aykırılık teşkil edecektir. Bu açıdan bakıldığında düzenlemenin isabetli olduğu anlaşılmaktadır. Belirtmek gerekir ki bu hüküm emredici olmayıp taraflar başka bir anlaşma da yapabilirler.

Gizlilik: Arabuluculuğun teşvik edilmesi ve verimli geçmesi açısından yapılan tüm işlemlerin gizli olması gerekmektedir28. Bu gizlilik, görüşmeler sona erdiğinde de devam etmelidir.

Bu hükmün neticesi olarak Kanunun 5/1 hükmünde düzenlenen, arabuluculuğa ilişkin bilgiler ve belgeler daha sonra delil olarak kullanılamaz. Bu bilgilerin ve belgelerin açıklanmasını mahkeme veya herhangi bir idari merci isteyemez.

Zorunlu Arabulucu Nedir?

Zorunlu arabulucu, kanunda öngörülen hallerde tarafsız ve objektif konumda bulunur. Aralarında uyuşmazlık bulunan tarafları, arabulucunun da yardımı ile üzerine mutabakata varmalarının mümkün olabileceği optimal çözüm önerilerini üretip sunmayı amaçlayan bir kurumdur.

Ülkemiz, Zorunlu arabuluculuğu öngören ve dava şartı haline getiren hükümleri içeren düzenlemeleri, 7036 s.y. ile 1 Ocak 2018’den itibaren, sisteme monte etmiş ve bunu da zorunlu olarak öngören bir temelde uygulanmaya başlamıştır.

Öte yandan, ülkemizdeki arabuluculuk kurumunun, iş yargısının alternatifi olan ve dolayısıyla adli nizamın yerine ikame edilmeye çalışılan ya da onunla rekabet eden bir süreç ya da mekanizma olarak görülmediği anlaşılmaktadır. Ancak, yeni sisteme karşı eleştiriler devam etmekte ve konu ile ilgili olarak tartışmalar devam etmektedir.

Arabuluculuk Neden Önemlidir?

Arabuluculuk yoluyla uyuşmazlık çözümü, dava yoluyla uyuşmazlık çözümüne göre birçok yönden avantajlıdır. Bunların başında zamandan ve masraftan tasarruf gelmektedir.

Dava yoluyla uyuşmazlık çözümü aylar hatta yıllar boyu sürmesi karşısında arabuluculuk yoluyla uyuşmazlık çözümü kısa sürede tamamlanmaktadır.

Arabuluculuk yoluyla uyuş­mazlık çözümü, bazen birkaç saatte bazen de birkaç günde tamamlanmaktadır. Dava yoluyla uyuşmazlık çözümünde avukatlık ücreti, harç ve yüksek yargılama giderleri karşısında arabuluculuk yoluyla uyuşmazlık çözümünde giderler daha azdır.

Arabuluculuk yoluyla uyuşmazlık çözümü kazan/kazan(win/win) esa­sına dayalı yani her iki tarafın da menfaatine yönelik olup her iki taraf da kazanmaktadır. Dava yoluyla uyuşmazlık çözümünde ise bazen taraflardan biri kazanıp diğeri kaybederken bazen her iki taraf da kaybedebilmektedir.

Hangi Davalar Arabuluculuk Kapsamındadır?

Arabuluculuk faaliyeti kural olarak ihtiyari (isteğe bağlı) bir süreçtir. Ancak bazı hukuki uyuşmazlıklarda bu kurum zorunlu tutulmuştur. Bu makalenin yazımı tarihi itibariyle; iş hukuku, ticaret hukuku ve tüketici hukuku uyuşmazlıkları zorunlu arabuluculuk kapsamındadır.

İş Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk

12.10.2017 tarihli ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun yürürlüğe girmesiyle, Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan iş uyuşmazlıkları bakımından arabuluculuğa başvurma zorunluluğu getirilmiştir.

Kanun koyucuyu bu düzenlemeye sevk eden pek çok neden bulunmakta olup, Kanunun genel gerekçesinde bu nedenlere değinilmiş, yapılan düzenlemenin amacı belirtilmiştir.

İş uyuşmazlıklarının mahkemelerde görülen toplam davalar içindeki oransal fazlalığı, kaçınılmaz olarak bu düzenlemeleri beraberinde getirmiştir. Bu sürece giden tarihsel ve sosyolojik nedenleri de göz önünde tutmak gerekmiştir.

Kanunun düzenlemesinde geçmemesine rağmen neticesi itibarıyla 7036 sayılı iş Mahkemeleri Kanununun 3’üncü maddesine istinaden belirtilen konularda açılan davalarda arabuluculuğa başvurunun “dava şartı” olarak kabul edilmesi: bu başvurunun zorunlu olduğunu hüküm altına almaktadır.

Bu zorunluluk, dava açmadan önce arabulucuya başvurma mecburiyetini getirmekle birlikte, tarafları arabulucu nezdinde anlaşmaya zorlayacak bir düzenleme değildir. Taraflar anlaşmak zorunda olmadıkları bu süreç sonrasında, aralarındaki iş uyuşmazlığını yasal zamanaşımı süresi içerisinde iş mahkemesine taşımakta özgürdürler.

Ticaret Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk

06.12.2018 Tarihli ve 7155 Sayılı Kanun ile getirilen en önemli yeniliklerden biri konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talebi içeren ticari davalardan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu hale getirilmiş olmasıdır; bu davalarda artık arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır.

Bu şart ise 06.12.2018 Tarihli ve 7155 Sayılı Kanun’un ge­rekçesinden de anlaşıldığı üzere “uyuşmazlıkların temelinden, çok daha kısa bir süre içinde, daha az masrafla ve tarafların iradelerine uygun bir şekilde çözülmesi” amacıyla getirilmiştir. Yani kanun koyucu, ticari hayatın gereklerini de göz önüne alarak ticaretle ilgili uyuşmazlıkların daha hızlı bir şekilde çözümlenebileceği ümidiyle ve muhtemelen ticaret mah­kemelerinin iş yükünü de hafifletmek amacıyla ticari davalarda zorunlu arabuluculuğu getirmiştir.

Tüketici Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk: 711.2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna 73’üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Dava şartı olarak arabuluculuk

Madde 73/A- (1) Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Şu kadar ki, aşağıda belirtilen hususlarda dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz:

a) Tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar

b) Tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar

c) 73’üncü maddenin altıncı fıkrasında belirtilen davalar

ç) 74 ‘üncü maddede belirtilen davalar

d) Tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar

(2) 76.2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin onbirinci fıkrası tüketici aleyhine uygulanmaz.

Kira Uyuşmazlıkların Zorunlu Arabuluculuk: 7445 Sayılı Kanun ile Arabuluculuk Kanunu’nda önemli değişiklikler yapılmış ve zorunlu ve ihtiyari arabuluculuk ile çözümlenebilecek uyuşmazlıkların kapsamı genişletilmiştir.

Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar (ilamsız icra yoluyla tahliye hariç), ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar, kat mülkiyetinden kaynaklanan uyuşmazlıklar ve komşu hakkıyla ilgili uyuşmazlıklar, dava şartı olarak arabuluculuk kapsamına alındı. Bu kanun 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe girecektir.

İş Davalarında Zorunlu Arabuluculuk

Yukarıda belirtilen iş Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, Deniz iş Kanunu, Basın iş Kanununda
düzenlenen iş sözleşmelerinden kaynaklanan her türlü işçi veya işveren hakları, talepleri ve alacakları ile tazminatları zorunlu arabuluculuk kapsamındadır.

Düzenleme uyarınca, arabulucuya başvurma zorunluluğu için kanuna veya bireysel yahut toplu iş sözleşmesine dayanan alacak veya tazminat talebinin iş ilişkisinden kaynaklanması gerekmektedir.

Ayrıca bu talebe ilişkin olarak tarafların işçi ve işveren olması ve taleplerin birbirlerine karşı ileri sürülmüş olması şarttır. Bu kapsamda işçi ve işveren tarafından talep edilebilecek aşağıda belirtilen alacak ve tazminat kalemleri için dava açmadan önce madde kapsamında arabulucuya başvurulması zorunludur.

a. Zorunlu Arabuluculuk Kapsamındaki İşçilik Alacakları: Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, ayrımcılık tazminatı, sendikal tazminat. iş ilişkisinden ve iş uyuşmazlığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminatlar.

Ücret, ücret ekleri (prim, ikramiye fazla çalışma ücreti, fazla sürelerle çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti/ ulusal bayram ve genel tatil ücretleri.

b. Zorunlu Arabuluculuk Kapsamındaki İşveren Alacakları: ihbar tazminatı, cezai şart, avansın iadesi, iş ilişkisinden ve iş uyuşmazlığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ve eğitim gideri gibi alacak ve tazminat kalemleri.

Borçlar Kanunu’nun 395’inci ve 4oo’üncü maddeleri arasında düzenlenen; işçinin bizzat çalışma borcu (m. 395), özen ve sadakat borcu (m. 396), teslim ve hesap verme borcu (m. 397), m. 398’de fazla çalışma borcu (m. 398), düzenlemelere ve talimatlara uyma borcu (m. 399), işçi borçlarından ve işçinin sorumluluğundan (m. 400) kaynaklanan alacaklar.

c. Zorunlu Arabuluculuk Kapsamındaki İşçi ve işveren Alacaklarının Niteliği: Zorunlu arabuluculuğa konu edilen yukarıda belirtilen kanunlarda düzenlenmiş olan iş sözleşmelerine dayanan alacak veya tazminat talebinin iş ilişkisinden kaynaklanması gerekmektedir.

Kanunun 3’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, “İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.” hükmü saklı kalmak kaydıyla, işçi ve işveren arasında haksız fiil veya sebepsiz zenginleşme gibi nedenlerden doğduğu iddia edilen ve iş ilişkisinden kaynaklanan alacak ve tazminat talepleri için de arabulucuya başvurulması zorunludur.

Örneğin işçi veya işverenin, iş ilişkisi kapsamında birbirlerine hakaret etmekten kaynaklanan ya da işçinin işyerindeki işverene ait mallara ve malzemelere zarar vermesinden doğan tazminat talepleri dava açılmadan önce bu madde kapsamında arabulucuya götürülecektir. Ancak işverenin kiracısı olan bir işçinin, kira borcunu ödememesinden kaynaklanan, bir başka ifadeyle, iş ilişkisinden doğmayan alacak, kira alacağı olarak nitelendirilmeli ve görünüşte işçi ve işveren arasındaki bu uyuşmazlık, bir alacak uyuşmazlığı olsa da madde kapsamında değerlendirilmemeli ve genel hükümlere tabi tutulmalıdır.

İşçi ve işveren arasında haksız fiil veya sebepsiz zenginleşme gibi nedenlerden doğduğu iddia edilen ve iş ilişkisinden kaynaklanan alacak ve tazminat talepleri için de arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak öngörülmektedir.

İş Davalarında Arabuluculuk Başvuru Süreci Nereye veya Nasıl Yapılır?

Dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunda olan taraf, arabuluculuk için başvuruyu bizzat yapabileceği gibi, kanuni temsilcisi veya avukatı aracılığı ile de yapabilir. Tarafların bizzat başvurma zorunluluğu yoktur.

Dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunda olan taraf, arabuluculuk için başvuruyu, yetkili arabuluculuk bürosuna yapılacaktır. Arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise başvuru bu konuda görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın hangi arabulucu tarafından ele alınacağı, arabuluculuk bürosu tarafından belirlenir. Arabuluculuk bürosuna başvuran tarafın, arabulucuyu seçmesine imkan verilmemiştir.

Arabulucu kural olarak, büro tarafından ve komisyon başkanlıklarına, yukarıda belirtildiği şekilde bildirilen listeden belirlenecektir.

Tek taraflı olarak arabuluculuk bürosuna başvuran tarafın arabulucuyu kendisinin belirlemesi mümkün değildir. Arabuluculuğa başvurmak isteyenin listeden seçim yapma olanağı da bulunmamaktadır. Bu belirlemeyi arabuluculuk bürosu re’sen yapacaktır.

İşçi ve işveren, listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmışlarsa, büro tarafından bu arabulucu görevlendirilecektir.

Arabuluculuk Toplantısına Katılmayan Tarafın Hukuki Sorumluluğu

Tarafların arabuluculuk toplantısına katılmamasının hüküm ve sonuçları 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu’nun 18A/11’inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez.

Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.

Ticari Davalarda Zorunlu Arabuluculuk

Türk Ticaret Kanununun 5/A. Maddesine göre “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri” zorunlu ara­buluculuk kapsamındadır. Buna göre ticaret hukukunda zorunlu arabu­luculuk kapsamına giren, yani arabuluculuğa başvurulması zorunlu olan talepler şunlardır.

1-) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili Alacak ve Tazminat Davaları.

2-) Şirketler Hukuku ile ilgili bir kısım davalar.

3-)Türk Borçlar Kanununda Düzenlenen Ticari Davalar ( Tarafların Tacir Olup Olmadığına Bakılmaksızın):

  • Rehin karşılığında Ödünç Verme işinden doğan Tazminat ve Ala­cak Davaları ( Borçlar Kanunu 962-969)
  • Malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleş­mesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve
  • 203 maddelerinden doğan Alacak ve Tazminat Davaları,
  • Rekabet Yasağından doğan Tazminat ve Alacak Davaları ( Borçlar Kanunu 444-44 7)
  • Yayın Sözleşmesinden doğan Tazminat ve Alacak Davaları ( Borç­lar Kanunu 487-501)
  • Kredi Mektubu Ve Kredi Emrinden doğan Tazminat ve Alacak Da­vaları (Borçlar Kanunu 515-519 )
  • Komisyon Sözleşmesinden doğan Tazminat ve Alacak Davaları ( Borçlar Kanunu 532-545)
  • Ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için ön­görülmüş bulunan tazminat ve alacak davaları (Borçlar Kanunu 547-554)
  • Havale Sözleşmesinden Doğan Tazminat ve Alacak Davaları ( Borçlar Kanunu 555-560)
  • Saklama sözleşmelerinden doğan Tazminat ve Alacak Davaları ( Borçlar Kanunu 561-580 )
  • En az bir ticari işletmeyi ilgilendiren Fikri mülkiyet hukukundan doğan Alacak ve Tazminat Davaları, Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerden doğan Alacak ve Tazminat Davaları,
  • Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerden doğan Alacak ve Tazminat Davaları,

4-) Türk Ticaret Kanununda Düzenlenen Davalar:

Örneğin şirket birleşme ve devralma davaları ve kollektif ve komandit şirketlere ilişkin davalar, TTK.nın üçüncü kitabı olan KIYMETLİ EVRAKTAN KAYNAKLANAN DAVALAR DA GİRMEKTEDİR.

YARGITAY 19. Hukuk Dairesi ESAS: 2014/19987 ,KARAR: 2015/320 DE BELİRTİLİĞİ GİBİ:

“Mahkemece, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; uyuşmaz­lığın icra takibine konu bonolardan kaynaklandığı, bonoların Yeni Türk Ticaret Kanununda 776 ve devamı maddelerinde düzenlendiği, anılan kanunda düzenlenen hususların ticari dava olarak kabul edildiği, 6102 sayılı TTK’nun 5/3 maddesi uyarınca asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğundan ve dava konusu uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkeme­si olduğundan … ” kıymetli evraktan kaynaklanan menfi tespit davalarında da arabuluculuk dava şartıdır.

Arabulucuya Başvuru Süresi

Arabuluculuk sürecine başvuruda dikkat edilmesi gereken husus, hangi alana yönelik arabuluculuğa başvurulduğudur. Dava türünün zamanaşımı dikkate alınmalı, bu süreler geçirilmeden arabulucuya başvurulmalıdır.

İşe iade davalarında, iş akdinin feshi tarihinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurmak zorunludur. Arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlanması durumunda son tutanağın imzalandığı tarihten itibaren 2 hafta içindeyse dava açmak zorunludur. Diğer işçilik alacaklarında ise dava açmak için geçerli olan zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri arabuluculuğa başvuru için de geçerli olacaktır.

Arabulucu, arabulucu olarak görevlendirildiği tarihten itibaren 3 haftalık süre içerisinde yapılan arabuluculuk başvurusunu sonuçlandırır. Zorunlu hallerde bu süre arabulucu tarafından bir haftalığına uzatılabilir.

Zorunlu arabuluculuk söz konusu olduğunda arabuluculuk bürosuna başvurulduğu tarihten arabuluculuk son tutanağının imzalanmasına kadar geçen süreçte zamanaşımı süreleri durur ve hak düşürücü süreler işlemez. İhtiyari arabuluculukta ise arabulucuya başvurmanın zaman aşımı ve hak düşürücü sürelere bir etkisi olmayacaktır.

Arabulucunun Seçimi ve Tarafsızlık İlkesi

Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan Kanun’un 3. Maddesi uyarınca arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Arabulucular en çok üç komisyon bölgesine kayıt olabilirler.

Daha sonra, komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderir.

Arabulucu olacak kişinin tarafların dışında üçüncü bir kişi olması, uyuşmazlıkla herhangi bir bağlantısının olmaması, uyuşmazlığın sonuçlanmasında, arabuluculuk ücreti alacağı dışında bir menfaatinin olmaması gerekir.

Arabulucunun taraflara eşit yaklaşması, taraflarla aynı derecede, aynı yakınlıkta iletişim kurması ve görüşmelerin sağlıklı ve tüm tarafları tatmin edecek şekilde sonuçlanması için bağımsız ve tarafsız olması gerekir.

Tarafların Arabuluculuk Sürecinde Anlaşması

Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşmaya varmaları halinde, söz konusu anlaşmanın kapsamı anlaşma belgesinde düzenlenir. Bu anlaşma belgesi, taraflar ve ( mevcut ise) avukatları ile arabulucu tarafından birlikte imzalanır.

Arabulucunun aynı zamanda son toplantı sonrasında usul ekonomisi açısından anlaşma tutanağını taraflara elden tebliğ etmesi de yerinde olacaktır.

Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırlarsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler.

Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa Anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, “arabulucunun görev yaptığı sulh hukuk mahkemesinden” talep edilebilir.

Taraflar ve tarafların avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır.

Arabuluculuk görüşmeleri sonunda tarafların anlaşmaya varmaları halinde, üzerinde anlaşılmış olan hususların taraflarca tekrar yargı konusu yapılması mümkün değildir.

Arabuluculukta çözümlenmiş bir konunun tekrar yargı konusu yapılabilmesi için ancak tehdit, hile, cebir gibi taraf iradelerini sakatlayan bir olgunun varlığı gereklidir.

Arabuluculuk Ücreti Nasıl Ödenir?

Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda uzlaşırlarsa, uzlaşılan tuta­rın miktarına göre asgari ücret tarifesi uyarınca, % 6 oranından başlayan arabuluculuk ücreti, taraflarca eşit şekilde karşılanır.

Taraflar, arabuluculuk ücretinin tamamının taraflardan biri tarafından karşılanması veya taraflar arasında arabuluculuk ücretinin belli oranlarda paylaşılması hususunda da uzlaşabilirler.

Tarafların iki saatten az süren görüşmeler sonunda uzlaşmaması halinde, iki saatlik ücret tutarı Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir.

Arabuluculuk faaliyeti sonunda, taraflara ulaşılamaz, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaz ise de bu ödeme Adalet Bakanlığı bütçesinden yapılır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır

İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları halinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır.

Arabuluculuk ve Tahkim Arasındaki Fark Nedir?

Anlaşmazlığın çözüm yöntemleri değerlendirildiğinde tahkim, yetkilinin hakemler olduğu, özel karar verme mekanizmasıdır; arabuluculuk ise taraflarca yürütülen, tarafların karar verdiği mekanizmadır. Arabuluculuğun tahkimden en önemli farkı zorlama faktörünün olmamasıdır.

Tahkimde bir yargılama faaliyeti icra edilmektedir. Hakemler de hakimler gibi reddedilebilip, tahkim sonucunda hakemlerin vermiş oldukları karar mahkemeye tevdi edildikten sonra kesin hüküm teşkil etmektedir.

Arabuluculukta da taraflar bağlayıcı sonuçlara ulaşabilir. Arabuluculukta mahkemeye tevdi edilen karar ilam niteliğinde belge vasfını taşıyacaktır. Bir başka söyleyişle, mahkeme kararları gibi hem hakem kararları hem arabuluculukta tarafların vardıkları anlaşma devlet gücüyle icra kabiliyetine sahiptir.

Süre açısından değerlendirildiğinde bir uyuşmazlık mahkemelerde yıllarca, tahkim yargılamasında aylarca sürdüğü düşünülürse arabuluculukta bu süre gün, hafta ile ifade edilebilecek nitelikte kısa olabilmektedir.

Anlaşmazlığın tarafları çözümü kendileri belirlemek isteyip ve kısa sürede sonuca varmak konusunda kararlı hareket ederlerse başvurulacak yol arabuluculuk olacaktır.

Taraflar mahkemelerde olduğu gibi davacı ve davalı olarak yargılamaya tabi olmak, yargılama giderlerini haksız tarafa yüklemek istiyorlarsa başvurulacak yol tahkimdir.

Tahkim bir yargılama yöntemi, bir dava ve bağlayıcı çözümler üreten mahkemelere en yakın olmakla birlikte mahkemelerden daha kısa sürede sonuca varılan bir yöntemdir.

Arabuluculuk faaliyeti ise tarafların her birinin kazandığı, dava vasfı olmayan, bağlayıcılığı dahi tarafların belirlediği daha pratik ve masrafsız bir yöntemdir.

Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Ara