CMK 307 Davaya Yeniden Bakacak Mahkemenin İşlemleri
5271 sayılı CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu) Madde 307
CMK 307 Nedir? (Bozma Sonrası Mahkemenin Yapacakları)
CMK 307, Yargıtay’ın bozma kararından sonra davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin hangi işlemleri yapacağını düzenler. İlgililere bozmaya karşı beyanları sorulur; yoklukta da devam edilebilir ancak daha ağır ceza ihtimalinde sanık mutlaka dinlenir. Direnme ve temyiz usulü de bu maddede gösterilir.
Madde Metni – CMK 307 (Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri)
Özet: Bozma sonrası mahkeme, tarafların beyanını alır; daha ağır ceza ihtimalinde sanık mutlaka dinlenir.
Usul: Direnme mümkün; direnme kararı önce daireye, gerekirse Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gider.
📘 Kaynak: Mevzuat.gov.tr – Ceza Muhakemesi Kanunu
CMK 307 Nedir? (Bozma Sonrası Yol Haritası)
CMK 307 Kapsamında Bozma Sonrası Yargı Süreci
Bozma kararı alan mahkeme, öncelikle taraflara “bozmaya karşı diyecekleri”ni sorar. Bu aşama, sanığın savunma hakkının ve diğer ilgililerin başvuru imkânlarının güvencesidir. Gerekli tebligatlara rağmen taraflar duruşmaya katılmazsa; verilecek ceza önceki karardan daha ağır olmayacaksa dava yoklukta da sonuçlandırılabilir. Bozmaya uyulduğunda, kanun yolu sınırlamasız temyizdir; istinaf yolu bu aşamada kapalıdır.
Direnme Kararı ve Yargıtay Uygulamaları
Yerel mahkeme, bozma gerekçesine katılmıyorsa direnme kararı verebilir. Direnme üzerine dosya önce kararına direnilen daireye gider; daire uygun görürse kararını düzeltir, görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir. Ceza Genel Kurulu’nun direnme üzerine verdiği kararlar kesindir; yeniden direnilemez. Bu mekanizma, içtihat birliğini sağlayarak öngörülebilir ve dengeli bir yargılama güvencesi oluşturur.
Aleyhe Bozma ve Sanığın Korunması
Aleyhe bozma durumunda sanığın cezasının ağırlaştırılma ihtimali doğar. Bu hâlde mahkeme, sanığı mutlaka dinlemeli; savunmanın etkin biçimde yapılmasına imkân tanımalıdır. Temyiz yalnız sanık veya lehine Cumhuriyet savcısı ya da CMK 262 kapsamındaki kişilerce yapılmışsa, yeniden verilecek hüküm öncekinden daha ağır olamaz. Bu kural, aleyhe bozma yasağının doğal sonucudur ve adil yargılanma hakkının önemli bir güvencesidir.
Sonuç: CMK 307’nin Pratik Etkisi
Özetle: CMK 307, bozma sonrası sürecin usulünü baştan sona tarif eder; taraf beyanlarının alınması, yoklukta bitirme sınırları, direnme ve yalnız temyiz yolunu netleştirir. Böylece hem hak arama özgürlüğü hem de yargılamanın hakkaniyeti korunur; aleyhe bozma yasağıyla da sanığın durumu güvence altına alınır.

CMK 307 (Davaya Yeniden Bakacak Mahkemenin İşlemleri) Emsal Yargıtay Kararları
Aleyhe Bozma Halinde Sanığın Beyanı Alınmadan Direnme Kararı Verilemez
Aleyhe bozma kararı sonrasında yerel mahkeme, mutlaka sanıktan bozmaya ilişkin beyanını almakla yükümlüdür. Müdafinin dinlenilmesi bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz. Savunma hakkının sınırlandırılamazlığı ilkesi gereğince, sanığın yokluğunda hüküm kurulması, mutlak bozma nedenidir. Beraat kararında dahi direnilse sanığın aleyhine doğacak sonuçlar dikkate alınmalı, beyan hakkı tanınmalıdır. Bu ilke, CMK 307/1 ve 307/2’de açıkça düzenlenmiş olup emredici niteliktedir. Yerel mahkemenin sanığın yokluğunda direnmesi, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2018/491 E., 2019/541 K., T. 09.04.2019.
Bozma Sanık Lehine Olsa Dahi Duruşmadan Haberdar Edilmelidir
Yargıtay bozma kararı sanık lehine olsa bile, yeniden yapılacak yargılamada sanığın duruşmadan haberdar edilmesi gerekir. Tebligat yapılmaksızın hüküm kurulması, savunma hakkını kısıtlar. Ancak tebligata rağmen duruşmaya gelmeyen sanık hakkında, bozmaya konu cezadan daha ağır bir ceza verilmemesi koşuluyla yokluğunda karar verilebilir. Bu düzenleme, CMK 307/1’in doğrudan yansımasıdır. Mahkeme, taraflara usulüne uygun davetiye göndermeli ve savunma hakkını güvence altına almalıdır.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2022/356 E., 2024/53 K.
Bozma Kararı Üzerine Duruşma Açılmadan Direnme Kararı Verilmesi Kanuna Aykırıdır
Bozma kararından sonra yerel mahkeme, sanık ve katılana davetiye tebliği yapmadan, duruşma açmaksızın önceki hükümde direnemez. CMK 307/1 gereğince, ilgililere bozmaya karşı beyanlarını açıklama olanağı verilmelidir. Aksi hâlde savunma hakkı ihlal edilmiş olur. Tebligat yapılamasa dahi, verilecek cezanın daha ağır olmaması şartıyla yoklukta karar verilebilir. Mahkemenin tensiben direnme kararı, usule aykırı görülmüştür.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2019/385 K.
Bozmaya Karşı Beyanı Alınmadan Karar Verilmesi Bozma Nedenidir
İstinaf veya temyiz bozması sonrasında, sanığa bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan karar verilmesi, CMK 307/2’ye aykırıdır. Bu kural, özellikle suça sürüklenen çocuklar bakımından da geçerlidir. Müdafiin dinlenilmesi yeterli olmayıp, bizzat sanığın dinlenmesi zorunludur. Savunma hakkının sınırlandırılması, mutlak bozma nedenidir. Bu741/ nedenle, bozma kararı sonrasında sanık hazır olsa bile beyanı alınmadan hüküm kurulması hukuka aykırıdır.
Künye: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi, 2022/1511 E., 2022/2343 K.
Bozma Kararı Sanığın Lehine Olsa Bile Duruşmadan Haberdar Edilmelidir
Mahkeme, bozma kararından sonra taraflara duruşma gününü bildirir tebligat göndermelidir. Tebligata rağmen sanığın gelmemesi hâlinde, ceza önceki cezadan ağır olmamak kaydıyla yokluğunda hüküm kurulabilir. CMK 307/3 hükmü, savunma hakkının korunması bakımından kamu düzeniyle ilgilidir. Bu düzenleme, yargılamanın infaza elverişli ve adil olmasını amaçlar. Sanığın haberdar edilmeden yargılamaya devam edilmesi, hükmün bozulmasını gerektirir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2022/548 E., 2022/859 K.
Ceza Genel Kurulu Bozmasına Karşı Direnilemez
İtiraz kanun yolu üzerine Ceza Genel Kurulunca verilen bozma kararlarına karşı yerel veya bölge adliye mahkemelerince direnme kararı verilemez. CMK 307/4 yalnızca Yargıtay Ceza Dairelerinin bozma kararları bakımından direnme yetkisi tanımaktadır. Ceza Genel Kurulu kararları, nihai nitelikte olup bağlayıcıdır. Bu kararlara karşı direnilmesi, yargılamanın uzaması ve hukuki güvenlik ilkesinin zedelenmesi sonucunu doğurur.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2017/487 E., 2018/329 K., T. 03.07.2018.
Aleyhe Bozma Üzerine Sanığın Beyanı Alınmadan Direnme Kararı Bozma Nedenidir
Sanık, bozma kararında belirtilen ve aleyhine sonuç doğurabilecek hususlarda beyanda bulunma hakkına sahiptir. Bu hakkın kullandırılmaması, CMK 307/2 uyarınca savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir. Müdafiin dinlenilmesi yeterli olmayıp, sanığın doğrudan beyanı alınmalıdır. Yerel mahkemenin sanığın yokluğunda direnmesi usule aykırıdır. Bu tür eksiklikler mutlak bozma sebebidir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2018/137 E., 2018/272 K., T. 05.06.2018.
Bozma Sonrası Davaya Yeniden Bakacak Mahkemenin Yetkisi
6763 sayılı Kanun değişikliğiyle, direnme kararlarının incelenmesi usulü değiştirilmiş; kararına direnilen daireye gönderilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Böylece dosya dolaşımının azaltılması ve yargılamanın hızlandırılması hedeflenmiştir. Bu düzenleme, CMK 307/3 ve 5320 sayılı Kanun’un geçici 10. maddesiyle uyum içinde uygulanmaktadır. Daire, yerinde görmediği direnme kararlarını Ceza Genel Kurulu’na göndermelidir.
Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2018/35 E., 2018/35 K., T. 27.06.2018.
Bozma Sonrası Mahkeme Sanığa Beyan Hakkı Tanımalı
Bozma kararı sonrasında davaya yeniden bakacak mahkeme, sanığı duruşmaya çağırmalı ve bozmaya karşı beyanını almalıdır. Sanığın duruşmaya katılmaması hâlinde, cezanın ağırlaştırılmaması şartıyla yokluğunda hüküm kurulabilir. Ancak sanığın dinlenilmemesi, CMK 307/2’ye aykırı olup savunma hakkının ihlali niteliğindedir. Yargıtay, bu tür eksiklikleri bozma nedeni saymaktadır.
Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2016/4219 E., 2018/300 K., T. 11.01.2018.
Direnme Kararlarında Kazanılmış Hak İlkesine Riayet Edilmelidir
Yargıtay bozması sonrasında verilen hükümde sanığın kazanılmış hakkı gözetilmelidir. Yeni hüküm, önceki cezadan daha ağır olamaz. CMK 307/son fıkrası, bu hakkı güvence altına alır. Mahkeme, sanığın lehine olan hüküm kısmını korumakla yükümlüdür. Aksi hâlde kararın infazında eşitsizlik ve hukuki güvensizlik ortaya çıkar.
Künye: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2017/6113 E., 2018/173 K., T. 23.01.2018.
