Bu dilekçe, Türk Medeni Kanunu m. 87’de sayılan hâllerden biri gerçekleştiği için dernek tüzel kişiliğinin son bulduğunun mahkemece belirlenmesi talebidir. Her ilgili, derneğin yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesinden tespit isteyebilir. Aşağıdaki aracı Ayboğa Avukatlık Bürosu hazırlamıştır: bilgileri yazdıkça dilekçe anında oluşur, yazdırabilir ya da Word olarak indirebilirsiniz.
Dilekçe türünü seçin, bilgileri yazın; metin sağ tarafta anında oluşsun. Boş bıraktığınız alanlar noktalı çizgi olarak çıkar, çıktıda elle de doldurabilirsiniz.
Oluşan metin bilgilendirme amaçlı bir örnektir. Tüzük hükümleri, genel kurul kayıtları ve derneğin mali durumu dilekçenin içeriğini değiştirir; başvurudan önce dosyanızın bir avukatla değerlendirilmesi yararlı olur.

Dernek, kazanç paylaşma amacı dışında birleşen kişilerin oluşturduğu tüzel kişiliktir ve 5253 sayılı Dernekler Kanunu ile Türk Medeni Kanunu hükümlerine tabidir. Tüzel kişilik kütüğe kayıtla kazanılır; sona erme ise üç ayrı yoldan gerçekleşir. Birincisi kanunda yazılı sebeplerin gerçekleşmesiyle kendiliğinden sona erme, ikincisi genel kurul kararıyla fesih, üçüncüsü mahkeme kararıyla fesihtir.
Kendiliğinden sona ermenin ayırt edici yönü şudur: sebep gerçekleştiği anda tüzel kişilik hukuken son bulmuş sayılır. Dernek kütükte kayıtlı görünmeye devam etse, kaşesi ve banka hesabı kullanılmaya devam etse bile hukuki durum değişmez. Bu nedenle açılan dava bir tespit davasıdır; mahkeme yeni bir hukuki durum yaratmaz, var olanı belirler.
Kendiliğinden sona erme kanundan doğsa da üçüncü kişiler, bankalar, mülki idare amirliği ve vergi dairesi kütükteki kayda bakar. Tespit kararı; dernek mallarının tasfiyesinin başlatılması, kütük kaydının silinmesi, vergi kaydının kapatılması ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun sınırlarının belirlenmesi bakımından pratik zorunluluktur.
Yukarıdaki araçta dilekçe türünü seçip bilgileri yazdığınızda metin anında oluşur; yazdırabilir ya da Word olarak indirebilirsiniz. Dilekçenin gövdesinde en kritik bölüm, sona erme sebebinin kanun maddesine bağlanarak somut olaylarla anlatıldığı kısımdır. Mahkeme, soyut iddiayı değil belgeyle desteklenen olgu anlatımını değerlendirir.
Sonuç kısmında “derneğin feshine karar verilmesi” şeklinde bir talep kurulması sık yapılan hatadır. Kendiliğinden sona ermede fesih istenmez; mevcut durumun tespiti istenir. Talebin yanlış kurulması davanın reddine ya da uzun süren bir usul tartışmasına yol açabilir.
| Sona erme hâli | Ne zaman gerçekleşir | Dilekçede ispat edilecek husus | Başvuru yeri |
|---|---|---|---|
| Amacın gerçekleşmesi | Tüzükte yazılı amaç fiilen elde edildiği anda | Tüzükteki amaç maddesi ve amacın gerçekleştiğini gösteren belgeler | Yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesi |
| Amacın gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesi | Amacın hukuken ya da fiilen elde edilemez duruma geldiği anda | İmkânsızlığı ortaya koyan olgular, kapatılan tesis, yürürlükten kalkan mevzuat | Yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesi |
| Tüzükte öngörülen sürenin sona ermesi | Tüzükte yazılı sürenin dolduğu gün | Tüzüğün süre maddesi ve kuruluş tarihi | Yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesi |
| İlk genel kurulun yapılmaması | Kuruluş bildiriminden sonra kanunda öngörülen altı aylık sürenin dolmasıyla | Kütük kaydı, kuruluş bildirimi tarihi, genel kurul yapılmadığına ilişkin kayıt | Yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesi |
| Borç ödemede acze düşme | Derneğin borçlarını ödeyemez duruma düştüğünün belirlenmesiyle | Bilanço, banka kayıtları, icra dosyaları, aciz vesikası | Yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesi |
| Yönetim kurulunun oluşturulamaması | Tüzüğe göre yönetim kurulu kurulamayacak hâle geldiği anda | Üye sayısı, istifa ve ölüm kayıtları, organ bildirimleri | Yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesi |
| Olağan genel kurulun iki defa üst üste yapılamaması | Usulüne uygun çağrıya rağmen iki olağan toplantının da yapılamamasıyla | Çağrı belgeleri, hazır bulunanlar listeleri, yeter sayının sağlanamadığı tutanaklar | Yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesi |
Uygulamada en sık dayanılan hâl, olağan genel kurul toplantısının iki defa üst üste yapılamamasıdır. Burada kritik nokta çağrının usulüne uygun yapılmış olmasıdır. Tüzükte yazılı usule uymayan ya da hiç yapılmayan çağrı sonucu toplanılamaması, kural olarak bu hâlin gerçekleştiği anlamına gelmez. Mahkeme, üyelerin derneği sürdürme iradesinin bulunmadığını somut belgelerle görmek ister.
Borç ödemede acze düşme hâlinde derneğin mali tablosu belirleyicidir. Bu noktada derneğin malvarlığının ve borçlarının dökümü önem taşır; mal beyanı konusundaki açıklamalarımız aciz hâlinin nasıl belgelendirileceği bakımından yol gösterici olabilir.
Kendiliğinden sona ermenin tespiti ile mahkeme kararıyla fesih davası farklı mahkemelerde görülür. Tespit talebi sulh hukuk mahkemesine, Türk Medeni Kanunu m. 89 uyarınca fesih davası ise asliye hukuk mahkemesine açılır. Dilekçede hitap yanlış yazılmışsa mahkeme görevsizlik kararı verir; dosya görevli mahkemeye gönderilir, bu da aylarca süre kaybı anlamına gelir.
Yetki bakımından ölçüt derneğin yerleşim yeridir. Merkezi Ankara’da bulunan bir derneğin üyesi İzmir’de oturuyor olsa bile başvuru Ankara sulh hukuk mahkemesine yapılır. Şube bulunan yer mahkemesinin yetkisi, uyuşmazlığın şubenin faaliyetine ilişkin olmadığı durumlarda tartışmaya açıktır; güvenli yol merkez yer mahkemesine başvurmaktır.
Sulh hukuk mahkemesinin tespit kararına karşı, kanunda öngörülen kesinlik sınırları ve istisnalar dikkate alınarak istinaf yolu açıktır. Süreler tebliğ tarihinden işler ve kısa tutulduğu için karar elinize ulaştığı gün kontrol edilmelidir; istinaf dilekçesi örneği yazımız dilekçenin kurulumu bakımından faydalı olacaktır.

Uygulamada dosya, derneğin fiilen faaliyette olup olmadığının araştırılmasıyla ilerler. Mahkeme mülki idare amirliğinden dernek kütük kaydını ve son bildirimleri ister, gerekirse derneğin adresinde tespit yaptırır. Yönetim kurulu üyelerine tebligat yapılamadığı dosyalarda süreç uzar; bu nedenle güncel adres araştırması baştan yapılmalıdır.
Genel kurul kararıyla fesihte mahkemeye gidilmez. Tüzükte öngörülen toplantı ve karar yeter sayıları sağlanarak alınan fesih kararı yeterlidir. Yönetim kurulu, kararı kanunda öngörülen süre içinde mülki idare amirliğine bildirir ve tasfiye kurulu çalışmaya başlar. Araçtaki “genel kurul kararıyla fesih sonrası bildirim yazısı” seçeneği bu metni hazırlar.
Mahkeme kararıyla fesih ise yaptırım niteliğindedir. Derneğin amacı ya da fiilen yürüttüğü faaliyetler kanuna veya ahlaka aykırı hâle gelmişse, Cumhuriyet savcısının ya da bir ilgilinin istemi üzerine asliye hukuk mahkemesi feshe karar verir. Mahkeme dava sırasında derneği faaliyetten alıkoyma dâhil gerekli bütün önlemleri alabilir.
Dosyalarda en çok karşılaştığım tablo, yıllardır toplanamayan bir derneğin kâğıt üzerinde yaşamaya devam etmesidir. Yönetim kurulu üyeleri görevi bıraktığını düşünür, ancak kütük kaydı açık kaldığı için vergi ve bildirim yükümlülükleri sürer, idari para cezaları birikir. Bu dosyalarda önce kütük kaydını ve son organ bildirimini çıkarıyor, ardından iki olağan genel kurulun yapılamadığını çağrı belgeleriyle ortaya koyarak tespit talebinde bulunuyorum. Tespit kararı kesinleştiğinde biriken yükümlülüklerin başlangıç tarihi de netleşiyor.
Tasfiye kurulunun oluşturulamadığı dosyalarda mahkemeden tasfiye memuru atanması istenir. Bu talep, yapısı itibarıyla temsilci atanmasına yönelik diğer taleplerle benzerlik taşır; vasi tayini dilekçesi yazımızda açıklanan mahkemeden atama usulü karşılaştırma bakımından yararlıdır. Araçtaki “tasfiye memuru atanması talepli dilekçe” seçeneği bu metni hazırlar.
Tasfiye tamamlanmadan dernek malları üzerinde tasarrufta bulunmak, tasfiye kurulu üyelerinin kişisel sorumluluğunu doğurabilir. Banka hesabındaki paranın dağıtılması, demirbaşların devredilmesi ve taşınmaz satışları yalnızca tasfiye usulü içinde ve belgelendirilerek yapılmalıdır.
Bu yükümlülük, dernek sona erdikten sonra da kendiliğinden ortadan kalkmaz. Kütük kaydı açık kaldığı sürece idare, derneği faal kabul eder. Bu nedenle kendiliğinden sona erme hâlinde tespit kararının alınması ve kararın mülki idare amirliğine bildirilmesi yalnızca şekli bir işlem değil, birikmekte olan yükümlülüklerin durdurulması bakımından da gereklidir.
Genel kurul kararıyla fesihte bildirim, yönetim kurulunun görevidir. Tasfiye tamamlandığında tasfiye kurulu ayrıca tasfiye sonuç bildirimini sunar. Dernek üyelerine ya da yönetim kurulu üyelerine yönelik uyarı ve bildirimlerin yazılı ve ispatlanabilir biçimde yapılması önemlidir; ihbarname ve ihtarname örneği yazımız bu bildirimlerin nasıl düzenleneceği konusunda örnek sunar.
Merkezi ilde bulunan dernekler valilik bünyesindeki il sivil toplumla ilişkiler müdürlüğüne, ilçede bulunanlar kaymakamlığa başvurur. Beyan ve bildirimler, mevzuatta öngörülen biçimde elektronik ortamda da yapılabilir. Bildirim yapılan makamdan alınacak kütük kaydı, tespit davasının en önemli belgesidir.
Ankara, dernek sayısı bakımından Türkiye’de en yoğun illerden biridir. Bu nedenle kâğıt üzerinde kayıtlı kalmış, yıllardır genel kurul yapamayan dernek dosyaları sıkça gündeme gelir. Başvurudan önce kütük kaydının çıkarılması, son organ bildiriminin tarihinin belirlenmesi ve genel kurul çağrı belgelerinin toplanması süreci kısaltır.
Ayboğa Avukatlık Bürosu, Çankaya’daki ofisinden dernek ve vakıf tüzel kişiliklerine ilişkin dosyalarda kendiliğinden sona ermenin tespiti, Türk Medeni Kanunu m. 89 fesih davaları, tasfiye memuru atanması talepleri ve mülki idare amirliği işlemlerine karşı başvuru süreçlerini yürütmektedir. Büroya Ankara avukat sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
Dört ayrı durum için hazırlanmış örnekleri indirip kendi bilgilerinizle doldurabilirsiniz. Dosyalar Ayboğa Avukatlık Bürosu tarafından hazırlanmıştır.
Sulh hukuk mahkemesine verilecek, Türk Medeni Kanunu m. 87 dayanaklı tespit dilekçesi.
Amacın kanuna ya da ahlaka aykırı hâle gelmesi hâlinde asliye hukuk mahkemesine açılacak fesih davası dilekçesi.
Genel kurulda fesih kararı alındıktan sonra valiliğe ya da kaymakamlığa verilecek bildirim yazısı.
Sona eren derneğin mallarının tasfiyesi için tasfiye memuru atanması talebi.
Dilekçe, derneğin yerleşim yeri yani kütükte kayıtlı merkezinin bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesine verilir. Türk Medeni Kanunu m. 87/son görevli mahkemeyi doğrudan sulh hukuk mahkemesi olarak göstermiştir. Davacının kendi adresi yetkiyi belirlemez.
Amacın gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesi, tüzükte öngörülen sürenin dolması, ilk genel kurulun kanunda öngörülen sürede yapılmaması ve zorunlu organların oluşturulmaması, borç ödemede acze düşme, yönetim kurulunun oluşturulmasının imkânsız hâle gelmesi ve olağan genel kurulun iki defa üst üste yapılamaması hâlleridir.
Türk Medeni Kanunu m. 87/son her ilgilinin başvurabileceğini belirtir. Dernek üyesi, eski yönetim kurulu üyesi, derneğin alacaklısı, dernek malvarlığı üzerinde hak iddia eden kişi ve mülki idare amirliği ilgili sayılabilir. Hukuki yararın dilekçede açıklanması gerekir.
Evet. Kanunda yazılı sebep gerçekleştiği anda tüzel kişilik hukuken son bulur. Mahkeme kararı kurucu değil açıklayıcıdır; var olan hukuki durumu belirler. Ancak kütük kaydı silinmedikçe idare ve üçüncü kişiler derneği faal kabul eder.
Yeterli olması için çağrının tüzüğe ve mevzuata uygun yapılmış olması gerekir. Usulüne uygun çağrı yapılmadan toplanılamaması kural olarak bu sona erme hâlini doğurmaz. Çağrı belgeleri ve hazır bulunanlar listeleri dosyanın en önemli delilidir.
Kendiliğinden sona erme Türk Medeni Kanunu m. 87 kapsamındadır ve kanunda yazılı sebebin gerçekleşmesiyle olur. Genel kurul kararıyla fesih ise m. 88 uyarınca derneğin kendi iradesiyle alınan bir karardır ve mahkemeye başvurulması gerekmez.
Türk Medeni Kanunu m. 89 uyarınca derneğin amacı kanuna veya ahlaka aykırı hâle gelirse Cumhuriyet savcısının ya da bir ilgilinin istemiyle asliye hukuk mahkemesi feshe karar verir. Mahkeme dava sırasında faaliyetten alıkoyma dâhil önlem alabilir.
Türk Medeni Kanunu m. 99 uyarınca mallar tasfiye edilir. Tüzükte başka hüküm yoksa son yönetim kurulu üyeleri tasfiye kurulu olarak görev yapar. Tasfiye sonunda kalan para, mal ve haklar tüzükte gösterilen yere devredilir.
Tasfiye kurulunun oluşturulması mümkün değilse mahkemeden tasfiye memuru atanması istenir. Dilekçede sona erme kararının tarih ve numarası, tasfiyeye konu mallar ve atanması istenen kişi gösterilir. Araçtaki ilgili seçenek bu metni hazırlar.
Genel kurulda alınan fesih kararı yönetim kurulu tarafından mevzuatta öngörülen süre içinde mülki idare amirliğine bildirilir. İl merkezlerinde bu makam valilik bünyesindeki il sivil toplumla ilişkiler müdürlüğü, ilçelerde kaymakamlıktır.
Başvuruda maktu harç ve gider avansı yatırılır; tutarlar her yıl yeniden belirlenir. Tebligat, müzekkere ve bilirkişi giderleri gider avansından karşılanır. Vekil ile takipte ayrıca avukatlık ücreti söz konusu olur.
Kütük kaydı açık kaldığı sürece bildirim ve beyan yükümlülükleri sürer; ihlal hâlinde idari para cezası gündeme gelir. Ayrıca tasfiye usulüne aykırı biçimde dernek malları üzerinde tasarrufta bulunulması kişisel sorumluluk doğurabilir.

Av. Çağrı Ayboğa - Ayboğa Avukatlık Bürosu - Ankara Barosu Sicil No: 34507 - Çankaya / Ankara
Av. Çağrı Ayboğa, Ankara Barosu’na kayıtlı bir avukattır ve dernekler hukuku ile tüzel kişilere ilişkin uyuşmazlıklar alanında çalışmaktadır. Derneğin kendiliğinden sona erdiğinin tespiti, Türk Medeni Kanunu m. 89 fesih davaları, tasfiye memuru atanması ve mülki idare amirliği işlemlerine karşı başvuru dosyalarında vekillik yürütmektedir.
Bu sayfadaki dilekçe örneği ve açıklamalar 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 5253 sayılı Dernekler Kanunu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu esas alınarak hazırlanmış, hukuki doğruluğu 15 Ekim 2026 tarihinde Av. Çağrı Ayboğa tarafından denetlenmiştir. Örnek metin bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi belgeleriyle değerlendirilmelidir.
Avukata Sor
Derneğin kütük kaydı, son genel kurul tarihi ve tüzük hükümlerini iletin; kendiliğinden sona ermenin gerçekleşip gerçekleşmediğini ve izlenecek yolu birlikte değerlendirelim.
Danışmanlık ücretlidir. Görüşme ücretleri 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca uygulanır.
