TCK 103/3-a Birden Fazla Kişiyle Çocuğun Cinsel İstismarı
Güncelleme Tarihi: 21 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa
TCK 103/3-a nedir? TCK 103/3-a, çocuğun cinsel istismarının birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir. Birlikte işleme, en az iki failin fiil üzerinde ortak hakimiyet kurmasını, yani müşterek failliği gerektirir; gözcülük gibi katkılar yardım eden sorumluluğunda kalır. Verilen cezalar yarı oranında artırılır: İstismarda aralık 12 yıldan, organ veya cisim sokulmasında 24 yıldan başlar.
Bir çocuğun karşısındaki sayı üstünlüğü, çaresizliğin en koyu halidir: Direnme ihtimalini sıfırlar, travmayı katlar ve failler arasında sorumluluğu dağıtma çabasına zemin hazırlar. TCK 103 çocukların cinsel istismarı suçu bu ağırlığı ilk nitelikli hal olarak karşılar: TCK 103/3-a.
Bu yazıda birlikte işleme kavramının müşterek faillik ölçütünü, yardım eden ayrımını ve on sekiz emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz. Yetişkin mağdurlardaki paralel düzenleme için TCK 102/3-d silahla veya birden fazla kişiyle cinsel saldırı rehberimize bakabilirsiniz.
İçindekiler
TCK 103/3-a Nedir?
TCK 103/3-a, istismarın birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesine bağlanan artırımdır ve anahtar kavramı birliktedir: Kanun, fiil üzerinde ortak hakimiyet kuran en az iki müşterek fail arar. Fiili bizzat gerçekleştirmek şart değildir; çocuğu tutarak, direncini kırarak veya kaçışını engelleyerek fiile o anda katılan kişi de müşterek faildir. Buna karşılık azmettirme, ortam sağlama veya gözcülükle sınırlı katkılar şerikliktir ve bu artırımı tek başına doğurmaz; her failin katkısı ayrı ayrı nitelendirilir.
TCK 103 Kanun Metni
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 103. maddesinin yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.
Çocukların cinsel istismarı
Madde 103 – (1) (Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/13 md.) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;
a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,
anlaşılır.
(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz.
(3) Suçun;
a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,
d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
Müşterek Faillik Ölçütü
- Ortak suç kararı: Failler arasında açık veya zımni bir birliktelik iradesi bulunmalıdır; fiil sırasında kurulan ani birliktelik de yeterlidir.
- Ortak hakimiyet: Her müşterek fail, fiilin gerçekleşmesinde belirleyici bir katkı üstlenmelidir; katkının cinsel nitelik taşıması gerekmez, direnci kıran fiziksel destek yeterlidir.
- Şeriklik ayrımı: Aşağıda birebir verdiğimiz kararların gösterdiği gibi Yargıtay, gözcülük ve benzeri katkıları yardım eden olarak nitelendirmekte ve artırımın yalnızca müşterek failler yönünden uygulanmasını aramaktadır.
- Ayrı fiiller sorunu: Faillerin aynı çocuğa farklı zamanlarda bağımsız fiilleri, birlikte işleme değildir; her fail kendi fiilinden ayrı yargılanır.
TCK 103/3-a Cezası Ne Kadar?
- İstismar üzerinden: Sekiz ila on beş yıllık aralık yarı artırımla on iki yıldan yirmi iki buçuk yıla çıkar; on iki yaş altında taban on beş yıldır.
- Sarkıntılık üzerinden: Dört buçuk yıldan on iki yıla kadar hapis; on iki yaş altında taban yedi buçuk yıldır.
- Organ veya cisim sokulmasında: Alt sınır yirmi dört, on iki yaş altında yirmi yedi yıldır.
- Cebir ve silahla birleşme: 103/4 koşulları da varsa artırımlar ayrı ayrı uygulanır ve sonuç cezalar otuz yıl sınırına dayanır.
Şikayet, Tutuklama ve Yargılama
- Şikayet: Nitelikli haller şikayete tabi değildir; soruşturma kendiliğinden yürütülür.
- Uzlaştırma: Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yolu kapalıdır; taraflar anlaşsa dahi dosya kamu adına yürütülür.
- Tutuklama: Suç katalog kapsamındadır; çok sanıklı dosyalarda delil karartma ve mağdur üzerinde baskı riski tutuklama değerlendirmesinde ayrıca gözetilir.
- Görevli mahkeme: Dosyalar ağır ceza mahkemesinde görülür; çocuk failler yönünden çocuk ağır ceza mahkemesi devreye girer.
- İspat rejimi: Bu suçlar çoğu zaman tanıksız ortamlarda işlendiğinden mağdur beyanı merkezi delildir; ancak beyanın mahkumiyete yeterliliği, iç tutarlılık ve dış doğrulama ölçütleriyle denetlenir. Ayrıntılar için cinsel suçlarda ispat ve mağdur beyanı delili rehberimize bakabilirsiniz.
- İnfaz rejimi: Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda koşullu salıverilme oranı süreli hapiste dörtte üçtür; infaz hesabı için infaz hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz.
Avukata Sor: TCK 103/3-a Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim
Çok sanıklı istismar dosyalarında her failin katkısının ayrı nitelendirilmesi, artırımın ve sorumluluğun sınırlarını belirler. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.
Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetlerimiz, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAUT) uyarınca ücrete tabidir.
TCK 103/3-a Yargıtay Kararları
Aşağıdaki on sekiz emsal karar, bu hükmün uygulamadaki sınırlarını çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.
TCK 103/3-a – FAILLERİN MAĞDURENİN DİRENCİNİ BİRLİKTE KIRIP AYNI ORTAMDA BİRBİRLERİNİ TAKİBEN CİNSEL İSTİSMARDA BULUNMALARI HÂLİNDE, HER FAIL DİĞERİNİN EYLEMİNE DE MÜŞTEREK FAIL OLARAK KATILDIĞINDAN TCK 103/3-a UYGULANIR
Somut olayda suç tarihinde on beş yaşından küçük olan mağdure, suça sürüklenen çocuklarla karşılaşmış; suça sürüklenen çocuklar mağdurenin ağzını kapatarak onu içlerinden birine ait eve götürmüşlerdir. Mağdurenin iradesine aykırı biçimde bulunduğu yerden alınması ve eve götürülmesinin ardından failler mağdure üzerinde birlikte hâkimiyet kurmuş, mağdurenin karşı koymasını engellemiş ve cinsel istismar eylemlerini gerçekleştirmeye başlamışlardır.
Dosya kapsamından suça sürüklenen çocukların mağdureye anal yoldan organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulundukları, eylemlerin aynı mekânda birbirini takip edecek biçimde gerçekleştiği ve mağdurenin bağırmasını önlemek amacıyla ağzının kapatıldığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla olay, faillerin birbirlerinden bağımsız olarak farklı zamanlarda gerçekleştirdikleri münferit cinsel davranışlardan ibaret değildir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, TCK 103/3-a bakımından değerlendirme yaparken iştirak hukukundaki müşterek faillik ölçütlerini esas almıştır. Birden fazla kişinin aynı mağdura karşı cinsel istismarda bulunması tek başına nitelikli hâlin uygulanması için yeterli değildir. Faillerin suçun icrası üzerinde ortak hâkimiyet kurmaları, birbirlerinin hareketlerini kolaylaştırmaları veya mağdurun direncini birlikte kırmaları gerekir.
Somut olayda bu koşullar gerçekleşmiştir. Suça sürüklenen çocuklar mağdureyi birlikte kontrol altına almış, aynı yere götürmüş, mağdurenin direncinin kırılmasını sağlamış ve daha sonra aynı ortam içerisinde birbirlerini takiben nitelikli cinsel istismar eylemlerini gerçekleştirmişlerdir. Bu nedenle her fail yalnızca kendi gerçekleştirdiği organ sokma eyleminden sorumlu değildir.
Daire, bir fail diğerinin cinsel istismar eylemi sırasında mağdur üzerindeki ortak hâkimiyetini devam ettiriyorsa, diğer failin eylemine de TCK 37 anlamında iştirak ettiğini kabul etmiştir. Organ sokma hareketinin her fail tarafından farklı zamanlarda fiziksel olarak gerçekleştirilmesi, fiilin müştereken işlenmiş olma niteliğini ortadan kaldırmaz. Esas olan cinsel istismar sürecinin bütünü üzerinde ortak hâkimiyet kurulmasıdır.
Kararın önemli sonuçlarından biri, TCK 103/3-a ile müşterek faillik arasındaki ilişkinin açık biçimde kurulmuş olmasıdır. Bir fail mağdurun direncini kırarken diğerinin cinsel eylemi gerçekleştirmesi veya faillerin aynı ortak suç planı içerisinde birbirlerini takiben eylemde bulunmaları hâlinde, cinsel istismar yalnızca “birden fazla failin bulunduğu” bir olay değil, kanunun aradığı anlamda “birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmiş” suç hâline gelmektedir.
Daire ayrıca aynı mağdura yönelik istismar eylemlerinin değişik zamanlarda tekrarlandığının kabul edilmesi hâlinde zincirleme suç hükümlerinin de ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Dolayısıyla birden fazla kişi tarafından birlikte işleme ile aynı suçun değişik zamanlarda tekrarlanması farklı hukuki kurumlardır ve şartları oluştuğunda birlikte uygulanabilir.
Sonuç olarak Yargıtay, suça sürüklenen çocukların mağdurenin direncini birlikte kırmaları, aynı ortamda suçun icrası üzerinde ortak hâkimiyet kurmaları ve birbirlerini takiben nitelikli cinsel istismar eylemlerini gerçekleştirmeleri nedeniyle TCK 103/3-a’nın uygulanması gerektiğini kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 17.11.2020, E. 2016/5171, K. 2020/5037
TCK 103/3-a – AYNI MAĞDURA FARKLI ZAMANLARDA VE BİRBİRLERİNDEN BAĞIMSIZ OLARAK CİNSEL İSTİSMARDA BULUNAN İKİ FAILİN VARLIĞI, MAĞDURUN DİRENCİ BİRLİKTE KIRILMAMIŞ VE FİİL ÜZERİNDE ORTAK HÂKİMİYET KURULMAMIŞSA TCK 103/3-a’NIN UYGULANMASI İÇİN YETERLİ DEĞİLDİR
Somut olayda mağdur on yedi yaşında olmakla birlikte akıl zayıflığı nedeniyle fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacak durumdadır. Mağdur, önceden tanıdığı sanık ile hakkında açılan kamu davası ölüm nedeniyle düşen diğer kişiyle birlikte bir eve gitmiş ve burada her iki kişinin de mağdura yönelik anal yoldan organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulundukları kabul edilmiştir.
Dosya kapsamına göre cinsel eylemler zaman içerisinde birden fazla kez tekrarlanmış; ilişkilerden sonra mağdura çeşitli miktarlarda para verilmiş ve yaşananlardan başkalarına bahsetmemesi yönünde telkinlerde bulunulmuştur. İlk derece mahkemesi birden fazla failin cinsel istismar eylemlerinde bulunmasından hareket ederek TCK 103/3-a uyarınca cezada artırım yapmıştır.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi ise “birden fazla kişinin aynı mağdura cinsel istismarda bulunması” ile “cinsel istismarın birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi” arasında ayrım yapılması gerektiğini vurgulamıştır. TCK 103/3-a’nın uygulanabilmesi için yalnızca fail sayısının iki veya daha fazla olması yeterli değildir.
Bentte kullanılan “birlikte” ibaresi, failler arasında cinsel istismar suçunun icrasına yönelik iştirak iradesi bulunmasını ve suçun gerçekleştirilmesi üzerinde ortak hâkimiyet kurulmasını gerektirir. Özellikle mağdurun direncinin failler tarafından birlikte kırılması, bir failin diğerinin gerçekleştirdiği istismar sırasında mağduru tutması veya kaçmasını engellemesi gibi davranışlar bu ortak hâkimiyetin tipik görünüm biçimleridir.
Somut olayda ise mağdurun direncinin sanıklar tarafından birlikte kırıldığı kabul edilmemiştir. Eylemler cebir veya tehdit kullanılarak gerçekleştirilmemiş ve faillerin birbirlerinin cinsel istismar davranışlarının icrası üzerinde müşterek fail düzeyinde ortak hâkimiyet kurdukları sabit görülmemiştir. Bu nedenle yalnızca aynı mağdura yönelik eylemlerin bulunması TCK 103/3-a’nın uygulanmasına yeterli değildir.
Karar özellikle “sırayla cinsel davranışta bulunma” kavramının her olayda aynı sonucu doğurmayacağını göstermektedir. İki kişi ortak suç iradesiyle mağduru kontrol altına alıp birbirlerinin eylemlerini kolaylaştırarak sırayla istismarda bulunursa TCK 103/3-a uygulanabilir. Buna karşılık failler birbirlerinden bağımsız hareket etmişse yalnızca fail sayısına bakılarak nitelikli hâl uygulanamaz.
Bu nedenle mahkemenin mutlaka failler arasındaki iştirak ilişkisinin niteliğini araştırması gerekir. Birlikte suç işleme kararı, mağdur üzerindeki ortak hâkimiyet ve cinsel istismar eylemlerinin birbirleriyle fonksiyonel bağlantısı ortaya konulmadan TCK 103/3-a uygulanması, nitelikli hâlin sanık aleyhine genişletilmesi sonucunu doğurur.
Sonuç olarak Yargıtay, mağdura birden fazla kişinin cinsel istismarda bulunmasının tek başına TCK 103/3-a için yeterli olmadığını; mağdurun direncinin birlikte kırılması veya suçun icrası üzerinde müşterek faillik düzeyinde ortak hâkimiyet kurulması gerektiğini kabul etmiş ve bu koşullar bulunmadığından TCK 103/3-a’nın uygulanamayacağı sonucuna ulaşmıştır.
Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 26.11.2018, E. 2018/5875, K. 2018/6997
TCK 103/3-a – FAILLERİN MAĞDURUN CEBİR VE TEHDİTLE DİRENCİNİ BİRLİKTE KIRIP BİRBİRLERİNİ TAKİBEN NİTELİKLİ CİNSEL İSTİSMARDA BULUNMALARI HÂLİNDE TCK 103/3-a UYGULANIR; ANCAK TEK İCRA SÜRECİ AYRICA ZİNCİRLEME SUÇ SAYILAMAZ
Somut olayda iki sanığın mağdura yönelik cinsel istismar eylemleri aynı olay içerisinde meydana gelmiştir. Sanıklar, mağdurun karşı koymasını cebir ve tehdit kullanarak birlikte etkisiz hâle getirmiş ve ardından mağdura birbirlerini takiben organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunmuşlardır. İlk derece mahkemesi sanıkları TCK 103/2 kapsamında nitelikli cinsel istismardan sorumlu tutmuş, suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğini kabul ederek TCK 103/3-a’yı uygulamıştır.
Mahkeme bunun yanında sanıkların mağdura karşı aynı suçu birden fazla kez işledikleri gerekçesiyle TCK 43/1 uyarınca zincirleme suç artırımına da gitmiştir. Böylelikle aynı olay içerisinde sanıkların birbirlerini takiben gerçekleştirdikleri cinsel eylemler hem TCK 103/3-a hem de zincirleme suç hükümleri kapsamında sonuç cezaya yansıtılmıştır.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, sanıkların mağdurun direncini birlikte kırdıkları ve cinsel istismar eylemlerini ortak suç iradesi içerisinde gerçekleştirdikleri konusunda tereddüt görmemiştir. Bu nedenle TCK 103/3-a’nın uygulanması hukuka uygun bulunmuştur. Faillerin penetrasyon eylemlerini aynı anda gerçekleştirmeleri şart değildir; birbirlerini takiben hareket etmeleri müşterek faillik niteliğini ortadan kaldırmamaktadır.
Burada belirleyici olan sanıkların mağdur üzerinde birlikte hâkimiyet kurmalarıdır. Birlikte kullanılan cebir ve tehdit, mağdurun her iki fail karşısındaki direncini kırmış ve daha sonra gerçekleştirilen cinsel istismar eylemlerinin ortak icrasına hizmet etmiştir. Bu nedenle her iki sanık da cinsel istismar suçunun müşterek faili durumundadır.
Buna karşılık Yargıtay, aynı maddi olayın bir kez daha zincirleme suç hükümleri uygulanarak cezayı artırmak için kullanılmasını hukuka aykırı bulmuştur. Sanıkların aynı olay sırasında birbirlerini takip ederek gerçekleştirdikleri cinsel davranışlar, somut olayda farklı zamanlarda yenilenen bağımsız suçlar olarak değil, birlikte gerçekleştirilen tek cinsel istismar sürecinin parçaları olarak değerlendirilmiştir.
TCK 43/1’in uygulanabilmesi için aynı suç işleme kararı kapsamında aynı mağdura karşı değişik zamanlarda birden fazla suç işlenmesi gerekir. Tek ve kesintisiz icra süreci içerisinde müşterek faillerin ayrı fiziksel hareketlerde bulunması, sırf hareket sayısı nedeniyle zincirleme suç oluşturmaz.
Karar bu nedenle TCK 103/3-a ile TCK 43 arasındaki ayrımı ortaya koymaktadır. Birden fazla failin aynı olayda ortak hâkimiyet kurması TCK 103/3-a’nın konusudur. Aynı mağdura karşı ayrı zamanlarda yenilenen cinsel istismar eylemleri ise koşulları varsa TCK 43’ün konusudur. Aynı maddi olgu her iki kurum için mükerrer ceza artırımına esas alınamaz.
Sonuç olarak Yargıtay, sanıkların mağdurun direncini cebir ve tehditle birlikte kırıp birbirlerini takiben nitelikli cinsel istismar gerçekleştirmeleri nedeniyle TCK 103/3-a’nın uygulanmasını doğru bulmuş; ancak tek olay içerisindeki bu eylemler nedeniyle ayrıca TCK 43/1 uygulanmasını mükerrer cezalandırma olarak değerlendirmiştir.
Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 28.06.2022, E. 2021/17488, K. 2022/6722
TCK 103/3-a – FAILLERİN MAĞDURLARI ÖNCEDEN ALDIKLARI KARAR UYARINCA ISSIZ ORTAMA GÖTÜRÜP BİR FAILİN CİNSEL İSTİSMAR EYLEMLERİNİ DİĞERİNİN DE İŞTİRAK İRADESİYLE KOLAYLAŞTIRMASI, BİRDEN FAZLA KİŞİ TARAFINDAN BİRLİKTE İŞLEME NİTELİKLİ HÂLİNİ OLUŞTURABİLİR
Somut olayda sanıkların önceden verdikleri karar doğrultusunda yaşı küçük mağdurları kahvaltı ve parti yapma gibi bahanelerle günlük olarak kiralanan bir eve götürdükleri kabul edilmiştir. Sanıklar yol üzerinde alkol temin etmiş ve mağdurların da alkol almalarını sağlamışlardır. Böylelikle mağdurların sanıklarla birlikte tenha ve kontrolü büyük ölçüde sanıklarda bulunan bir ortama gitmeleri sağlanmıştır.
Ev içerisinde sanıklardan biri mağdurları tehdit etmiş, darp etmiş ve yanında bulunan silahla baskı kurmuştur. Ardından mağdurların vücutlarının çeşitli bölgelerini öpmüş, cinsel bölgelerine dokunmuş ve göğüslerini sıkmıştır. Eylemlerin kısa ve ani olmadığı, mağdurların itirazlarına ve faili itmelerine rağmen devam ettiği kabul edilerek sarkıntılık sınırını aşan cinsel istismar suçunun oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır.
Diğer sanık ise cinsel temasların tamamını bizzat gerçekleştirmemiştir. Buna rağmen mağdurların eve götürülmesi aşamasından itibaren olayın içerisindedir. Sanık, diğer faille birlikte önceden alınan karar doğrultusunda hareket etmiş, mağdurların eve götürülmesine katılmış ve cinsel istismar eylemleri başladığında bunları engellemeye yönelik etkili bir davranışta bulunmamıştır.
Yargıtay’ın değerlendirmesinde cinsel suçlarda müşterek faillik yalnızca mağdurun bedenine doğrudan dokunmak suretiyle gerçekleşmez. Birden fazla fail suç işleme konusunda iş birliği yapıyor, bir failin mağduru etki altına almasını kolaylaştırıyor, mağdurun direnç göstermesini önlüyor veya gösterilen direncin aşılmasını sağlıyorsa suçun icrası üzerinde ortak hâkimiyet kurulabilir.
Bu nedenle ikinci sanığın cinsel temasın tüm maddi hareketlerini bizzat gerçekleştirmemesi onu otomatik olarak TCK 103/3-a kapsamının dışında bırakmaz. Mağdurların olay yerine götürülmesi, saldırının gerçekleştirileceği ortamın hazırlanması, silahın varlığının bilinmesi ve cinsel istismar sürerken ortak suç kararından dönüldüğünü gösteren etkili bir davranışta bulunulmaması birlikte değerlendirilmelidir.
Karar bu bakımdan TCK 103/3-a’nın müşterek faillik kavramıyla yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Failin mağdurun bedenine mutlaka dokunması aranmaz; suçun icrası bakımından fonksiyonel öneme sahip bir görev üstlenmesi ve suçun gerçekleştirilmesi üzerinde ortak hâkimiyet kurması yeterlidir.
Bununla birlikte bir kişinin yalnızca olay yerinde bulunması müşterek faillik için yeterli değildir. Önceden veya olay sırasında oluşan iştirak iradesi ile kişinin suçun işlenmesine sağladığı somut katkı ortaya konulmalıdır. Somut olayda sanıkların başlangıçtan itibaren birlikte hareket etmeleri ve cinsel istismar sürecindeki davranışları bu iştirak iradesinin varlığı bakımından birlikte değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak Yargıtay, mağdurların önceden alınan ortak karar doğrultusunda olay yerine götürülmesi, bir failin cebir, tehdit ve silah kullanarak cinsel istismarı gerçekleştirmesi ve diğer failin de ortak suç iradesi içerisinde bu sürece fonksiyonel katkı sağlaması hâlinde eylemin birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğinin kabul edilebileceğini belirtmiştir.
Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 09.03.2023, E. 2021/8767, K. 2023/1167
TCK 103/3-a – FAILLERİN FARKLI ZAMANLARDA MAĞDUREYE CEBİR VE TEHDİT KULLANMADAN AYRI AYRI CİNSEL İSTİSMARDA BULUNMALARI, MAĞDURENİN DİRENCİNİN BİRLİKTE KIRILDIĞI VE ORTAK HÂKİMİYET KURULDUĞU GÖSTERİLMEDİKÇE TCK 103/3-a’NIN UYGULANMASINI GEREKTİRMEZ
Somut olayda birden fazla suça sürüklenen çocuğun on beş yaşından küçük mağdureye karşı değişik tarihlerde cinsel istismar eylemlerinde bulundukları kabul edilmiştir. Bazı sanıklar hakkında organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismar, bazıları hakkında ise mağdureyi öpme ve cinsel organını mağdurenin vücuduna sürtme biçimindeki davranışlar nedeniyle mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
İlk derece mahkemesi, olaylarda birden fazla fail bulunması nedeniyle sanıkların cezalarını TCK 103/3-a uyarınca artırmıştır. Dosyanın Yargıtay incelemesinde ise faillerin gerçekten aynı cinsel istismar suçunu “birlikte” işleyip işlemedikleri ayrıntılı biçimde değerlendirilmiştir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, suça sürüklenen çocukların eylemlerinin farklı zamanlarda meydana geldiğini ve mağdureye karşı cebir veya tehdit kullanılarak ortak biçimde direnç kırıldığına ilişkin bir kabul bulunmadığını tespit etmiştir. Faillerin aynı mağdura karşı cinsel davranışlarda bulunmaları, müşterek faillik için tek başına yeterli değildir.
TCK 103/3-a’nın uygulanması için mağdurun direncinin birden fazla kişi tarafından birlikte kırılması veya mağdur üzerinde müşterek hâkimiyet kurulması gerekir. Faillerin aynı mağdura farklı tarihlerde birbirlerinden bağımsız biçimde cinsel istismarda bulunmaları durumunda her fail kendi eyleminden sorumlu olur.
Daire bu nedenle fail sayısının suç dosyasında birden fazla olmasını nitelikli hâlin yeterli şartı olarak görmemiştir. “Birden fazla kişi tarafından birlikte işleme”, sayıdan ziyade icra biçimine ilişkin bir kavramdır. Suç üzerinde birlikte hâkimiyet ve müşterek faillik bulunmalıdır.
Somut olayda mağdurenin direncinin sanıklar tarafından ortak biçimde kırılması söz konusu olmadığı gibi, bir failin cinsel istismarı sırasında diğer failin ona müşterek fail düzeyinde katkı sağladığı da sabit görülmemiştir. Bu nedenle TCK 103/3-a uygulanarak cezaların artırılması hatalı bulunmuştur.
Karar, özellikle aynı mağdurun birden fazla kişi tarafından farklı tarihlerde istismar edildiği dosyalarda önemlidir. Bu tür dosyalarda sanık sayısından hareketle otomatik artırım yapılamaz. Mahkeme her olayın tarihini, failler arasındaki bağlantıyı, ortak suç kararını ve mağdur üzerindeki hâkimiyetin birlikte kurulup kurulmadığını belirlemelidir.
Sonuç olarak Yargıtay, faillerin mağdureye farklı zamanlarda ve birbirlerinden bağımsız biçimde cinsel istismarda bulundukları, mağdurenin direncinin birlikte kırılmadığı ve fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulmadığı olayda TCK 103/3-a’nın uygulanamayacağını kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 28.03.2022, E. 2021/23583, K. 2022/2755
TCK 103/3-a – BİRDEN FAZLA FAILİN ORTAK SUÇ İŞLEME KARARIYLA MAĞDURU KONTROL ALTINA ALIP CİNSEL İSTİSMARI KOLAYLAŞTIRMASI HÂLİNDE, ORGAN SOKMA HAREKETİNİ BİZZAT GERÇEKLEŞTİRMEYEN FAIL DE MÜŞTEREK FAIL OLARAK SORUMLUDUR
Somut olayda sanıklar, çocuk mağduru oyun oynama bahanesiyle bulunduğu yerden alarak binanın bodrum katına götürmüşlerdir. Mağdurun normal şartlarda bulunması gereken yerden uzaklaştırılarak daha izole bir ortama götürülmesi, sanıkların cinsel nitelikteki davranışlarını gerçekleştirmelerini kolaylaştırmıştır. Dosya kapsamından sanıkların olayın başından itibaren birlikte hareket ettikleri, mağdurun bodruma götürülmesinin ve burada tutulmasının ortak bir iradenin sonucu olduğu anlaşılmıştır.
Sanıklardan biri mağdura karşı vücuda organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismarda bulunmuş, diğer sanık ise mağdurun olay yerine götürülmesi, burada tutulması ve cinsel istismar sürecinin gerçekleşmesi sırasında aktif şekilde olayın içerisinde yer almıştır. Ayrıca mağdurun cinsel içerikli görüntülerinin elde edilmesi ve diğer sanığa ulaştırılması gibi davranışlar da sanıklar arasındaki iştirak iradesinin değerlendirilmesinde dikkate alınmıştır.
Yargıtay, TCK 103/3-a bakımından yalnızca cinsel davranışı fiziksel olarak gerçekleştiren kişilerin sayısına bakılmasının yeterli olmadığını kabul etmektedir. Bir kişi organ sokma hareketini bizzat gerçekleştirmese dahi, suçun icrası üzerinde ortak hâkimiyet kuruyor, mağdurun failin kontrolüne girmesini sağlıyor veya diğer failin istismar eylemini gerçekleştirmesine fonksiyonel katkıda bulunuyorsa müşterek fail olabilir.
Müşterek faillikte esas olan, kanuni tanımdaki bütün hareketlerin her fail tarafından ayrı ayrı gerçekleştirilmesi değildir. Birlikte suç işleme kararı ve suçun icrası üzerinde ortak hâkimiyet bulunması yeterlidir. Bu nedenle mağdurun olay yerine götürülmesini sağlayan, burada kalmasına katkıda bulunan ve diğer failin cinsel istismar eylemini mümkün veya daha kolay hâle getiren kişinin davranışları yardım etme sınırını aşabilir.
Somut olayda ikinci sanığın diğer failin davranışlarından habersiz olduğu veya cinsel istismarı engellemeye çalıştığı yönündeki savunmasına itibar edilmemiştir. Mağdurun olay yerine götürülmesi, cinsel içerikli görüntülerinin elde edilmesi ve sanıkların devam eden davranışları birlikte değerlendirildiğinde, suçun icrasına ilişkin ortak iradenin bulunduğu kabul edilmiştir.
Böyle bir durumda TCK 103/3-a bakımından “birden fazla kişi tarafından birlikte işlenme” koşulu gerçekleşmektedir. Organ sokma hareketini bir sanığın gerçekleştirmesi, diğer müşterek fail bakımından nitelikli hâlin uygulanmasını engellemez. Çünkü cinsel istismar suçu tek bir kişinin fiziksel hareketine indirgenemez; müşterek faillikte bütün failler ortak suçun tamamından sorumludur.
Karar aynı zamanda yardım eden ile müşterek fail arasındaki sınırı göstermektedir. Failin yalnızca olay yerinde bulunması veya sonradan suçu öğrenmesi yeterli değildir. Ancak mağdurun olay yerine götürülmesinden suçun icrasına kadar olan süreçte aktif görev üstlenmesi ve suçun gerçekleştirilmesini kolaylaştıran fonksiyonel davranışlarda bulunması müşterek faillik sonucunu doğurabilir.
Sonuç olarak Yargıtay, birden fazla kişinin ortak suç iradesiyle mağduru cinsel istismar için elverişli ortama götürmesi ve suçun icrası üzerinde ortak hâkimiyet kurması hâlinde, organ sokma hareketini yalnızca bir fail gerçekleştirmiş olsa dahi diğer failin de TCK 103/3-a kapsamında müşterek fail olarak sorumlu tutulabileceğinikabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023, E. 2023/6147, K. 2023/5424
TCK 103/3-a – BİRDEN FAZLA KİŞİNİN BİRLİKTE İŞLEDİĞİ CİNSEL İSTİSMARDA TCK 103/3-a UYGULANDIKTAN SONRA, AYNI ORTAK İCRA SÜRECİ SIRF HER FAIL AYRI HAREKET GERÇEKLEŞTİRDİ DİYE ZİNCİRLEME SUÇ SAYILAMAZ
Somut olayda birden fazla fail, iştirak iradesi içerisinde çocuk mağdura yönelik cinsel istismar eylemleri gerçekleştirmiştir. Failler mağdurun direncini birlikte kırmış veya birbirlerinin sağladığı destekten yararlanarak aynı olay içerisinde cinsel eylemlerde bulunmuşlardır. İlk derece mahkemesi, suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğini kabul ederek TCK 103/3-a uyarınca cezada artırım yapmıştır.
Mahkeme bununla yetinmemiş; her failin kendi fiziksel cinsel davranışının yanında diğer failin gerçekleştirdiği davranışa da müşterek fail olarak iştirak ettiğini kabul ederek aynı olay içerisinde birden fazla suç oluştuğu sonucuna ulaşmış ve TCK 43/1 kapsamında zincirleme suç artırımına da gitmiştir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesinde özellikle karşı oy gerekçesinde ayrıntılı biçimde ele alınan mesele, aynı ortak icra sürecinin iki ayrı ağırlaştırma nedeni olarak kullanılıp kullanılamayacağıdır. TCK 103/3-a zaten birden fazla kişinin iştirak iradesi altında cinsel istismarı birlikte gerçekleştirmesini özel bir ağırlaştırıcı neden olarak düzenlemektedir.
TCK 43/1’in uygulanabilmesi için ise aynı suçun aynı mağdura karşı değişik zamanlarda birden fazla kez işlenmesi gerekir. Faillerin aynı yer ve zaman içerisinde ortak hâkimiyet altında gerçekleştirdikleri hareketleri yapay biçimde birbirinden ayırarak her birini bağımsız suç saymak, zincirleme suçun “değişik zaman” şartıyla bağdaşmaz.
Bir fail mağdura yönelik cinsel davranış gerçekleştirirken diğer failin müşterek fail olarak sorumlu olması, ikinci bir zaman diliminde yeni ve bağımsız bir suç işlendiği anlamına gelmez. Bu, iştirak hukukunun sonucudur. Aynı iştirak ilişkisi zaten TCK 103/3-a kapsamında cezanın artırılmasına neden olmaktadır.
Kararda vurgulanan önemli nokta, ceza normlarının fail aleyhine geniş yorumlanmaması gerektiğidir. Birden fazla kişinin birlikte suç işlemesi nedeniyle ceza yarı oranında artırıldıktan sonra aynı olgunun bir kez de zincirleme suç hükümlerine dayanak yapılması mükerrer ağırlaştırma sonucunu doğurabilir.
Buna karşılık failler aynı mağdura karşı farklı tarihlerde yeni cinsel istismar eylemleri gerçekleştirirlerse durum farklıdır. Örneğin aynı ortak suç iradesiyle bir gün gerçekleştirilen cinsel istismar, başka bir tarihte tekrar edilmişse değişik zaman şartı gerçekleşebileceğinden TCK 43 ayrıca uygulanabilir. Burada belirleyici olan fail sayısı değil, suçların zamansal ayrılığıdır.
Dolayısıyla tek olay içerisinde faillerin birbirlerinin hemen peşi sıra gerçekleştirdiği ve ortak hâkimiyet altında bulunan cinsel hareketlerle farklı tarihlerde yenilenen suçları birbirinden ayırmak gerekir.
Sonuç olarak, TCK 103/3-a’nın uygulandığı tek ve ortak icra sürecinde, faillerin birbirlerinin eylemlerine müşterek fail olarak katılmış olmaları tek başına TCK 43/1 uyarınca ayrıca zincirleme suç artırımı yapılmasını gerektirmez; zincirleme suç için değişik zamanlarda gerçekleştirilen bağımsız eylemlerin bulunması gerekir.
Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2020, E. 2019/7056, K. 2020/3381
TCK 103/3-a – FAILLERDEN BİRİNİN MAĞDURU TUTUP DİĞERİNİN CİNSEL İSTİSMARI GERÇEKLEŞTİRMESİ, SUÇUN İCRASI ÜZERİNDE ORTAK HÂKİMİYET BULUNDUĞUNDAN BİRDEN FAZLA KİŞİ TARAFINDAN BİRLİKTE İŞLEME NİTELİKLİ HÂLİNİ OLUŞTURUR
Somut olayda birden fazla fail, çocuk mağdura yönelik cinsel davranışta bulunmak amacıyla birlikte hareket etmiştir. Cinsel istismar sırasında faillerden biri mağdurun direnmesini engellemek amacıyla onu tutmuş veya hareket kabiliyetini sınırlandırmış, diğer fail ise mağdurun bedenine yönelik cinsel davranışı gerçekleştirmiştir. İlk derece mahkemesi her iki kişiyi de cinsel istismar suçundan fail olarak sorumlu tutmuştur.
Yargıtay, TCK 103/3-a’nın uygulanması bakımından failin mutlaka mağdurun bedenine cinsel amaçla temas eden kişi olması gerekmediğini kabul etmektedir. Cinsel istismarın gerçekleştirilmesi sırasında mağduru tutan ve onun direnmesini engelleyen kişi, suçun icrasına tali değil esaslı bir katkıda bulunmaktadır.
Mağdurun tutulması sayesinde diğer fail cinsel davranışı daha kolay gerçekleştirebilmekte, mağdurun kaçması veya direnmesi önlenmektedir. Bu nedenle mağduru tutan kişinin davranışı yalnızca suçun işlenmesine yardım etme şeklinde değerlendirilemez. Cinsel istismar fiilinin gerçekleştirilmesi üzerinde doğrudan ve fonksiyonel hâkimiyet söz konusudur.
Müşterek faillik bakımından iş bölümünün bulunması mümkündür. Faillerden biri mağdur üzerinde cebir uygularken, diğeri cinsel davranışı gerçekleştirebilir. Her iki hareket birbirini tamamlamakta ve ortak suçun gerçekleşmesini sağlamaktadır. Bu durumda her fail suçun tamamından müşterek fail sıfatıyla sorumlu olur.
TCK 103/3-a’nın amacı da birden fazla kişinin birlikteliğinin mağdur üzerindeki etkisini daha ağır değerlendirmektir. Birden fazla fail karşısında özellikle çocuk mağdurun direnmesi güçleşmekte, yardım istemesi veya bulunduğu yerden uzaklaşması daha zor hâle gelmektedir. Kanun koyucu bu artan tehlikeyi cezanın yarı oranında artırılmasıyla karşılamıştır.
Bu nedenle olayda faillerden yalnızca birinin doğrudan cinsel temas gerçekleştirdiği gerekçesiyle diğerinin yalnızca yardım eden kabul edilmesi isabetli değildir. Diğer failin mağduru tutması veya direncini kırması cinsel istismar eyleminin icrasına doğrudan katkı sağlamaktadır.
Buna karşılık olay sırasında yalnızca orada bulunan, cinsel istismar eyleminden haberdar olmayan veya suçun gerçekleştirilmesine herhangi bir fonksiyonel katkısı bulunmayan kişinin müşterek fail sayılması mümkün değildir. TCK 103/3-a bakımından ortak suç iradesi ve icra üzerinde hâkimiyet mutlaka ispatlanmalıdır.
Sonuç olarak Yargıtay, bir failin çocuk mağdurun direncini kırmak veya hareketlerini engellemek suretiyle onu tutması ve diğer failin bu sırada cinsel istismar eylemini gerçekleştirmesi hâlinde her iki failin de müşterek fail olduğunu ve TCK 103/3-a kapsamında cezanın artırılması gerektiğini kabul etmektedir.
Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 17.11.2020, E. 2016/5171, K. 2020/5037
TCK 103/3-a – BİRDEN FAZLA FAILİN AYNI MAĞDURA KARŞI DEĞİŞİK TARİHLERDE BİRLİKTE CİNSEL İSTİSMARDA BULUNMASI HÂLİNDE, HER EYLEMDE TCK 103/3-a KOŞULLARI BULUNMAKLA BİRLİKTE AYRICA ZİNCİRLEME SUÇ HÜKÜMLERİ DE UYGULANABİLİR
Somut olayda sanıkların çocuk mağdura yönelik cinsel istismar eylemlerinin tek bir olayla sınırlı olmadığı, belirli bir dönem içerisinde farklı tarihlerde tekrarlandığı kabul edilmiştir. Sanıklar her olayda ortak suç iradesi içerisinde hareket etmiş ve mağdur üzerinde birlikte hâkimiyet kurarak cinsel istismar fiillerini gerçekleştirmişlerdir.
Mahkeme, cinsel istismarın birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiği gerekçesiyle TCK 103/3-a uyarınca artırım yapmış; ayrıca eylemlerin farklı zamanlarda birden fazla kez gerçekleştirilmesi nedeniyle TCK 43/1 hükümlerini uygulamıştır. Uyuşmazlık, bu iki artırımın aynı dosyada birlikte uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplanmıştır.
Yargıtay, TCK 103/3-a ile TCK 43’ün farklı hukuki olgulara ilişkin olduğunu kabul etmektedir. TCK 103/3-a, her bir cinsel istismar eyleminin birden fazla kişi tarafından müştereken gerçekleştirilmesini esas alır. TCK 43 ise aynı suç işleme kararı kapsamında aynı mağdura karşı suçun değişik zamanlarda tekrarlanmasını düzenler.
Örneğin iki fail aynı gün mağdura karşı müştereken cinsel istismar gerçekleştirip bir hafta sonra yine birlikte yeni bir cinsel istismar eyleminde bulunmuşlarsa, ilk ve ikinci olayın her biri birlikte işleme özelliği taşımaktadır. Aynı zamanda iki ayrı zaman diliminde suçun tekrarlanması nedeniyle zincirleme suçun şartları da gündeme gelmektedir.
Burada mükerrer cezalandırmadan söz edilemez. Çünkü TCK 103/3-a’nın dayandığı maddi olgu fail sayısı ve müşterek faillik iken, TCK 43’ün dayandığı maddi olgu suçun değişik zamanlarda tekrarlanmasıdır. Aynı olgu iki kez değerlendirilmemektedir.
Buna karşılık tek olay içerisinde faillerin birbirlerini takiben gerçekleştirdikleri hareketler açısından aynı sonuca ulaşılamaz. Değişik zaman şartı bulunmadığından, yalnızca her failin diğerinin hareketine de müşterek fail olarak katıldığı gerekçesiyle zincirleme suç uygulanmamalıdır.
Bu nedenle mahkeme cinsel istismar suçunun kaç farklı tarihte gerçekleştirildiğini ayrıntılı şekilde belirlemelidir. Mağdur anlatımlarında yalnızca “birçok kez oldu” şeklinde soyut ifadeler bulunması yeterli olmayabilir; eylemlerin birbirinden zaman bakımından ayrıldığı ve ayrı suç oluşturduğu somutlaştırılmalıdır.
Sonuç olarak Yargıtay uygulamasına göre, birden fazla failin aynı mağdura karşı değişik zamanlarda müştereken cinsel istismar suçunu tekrarlaması hâlinde TCK 103/3-a ile TCK 43/1’in birlikte uygulanması mümkündür; ancak tek olay içindeki ortak icra nedeniyle ayrıca zincirleme suç artırımı yapılamaz.
Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023, E. 2023/6147, K. 2023/5424
TCK 103/3-a – AYNI OLAYDA MAĞDURUN DİRENCİNİ CEBİR VE TEHDİTLE BİRLİKTE KIRAN VE ARDINDAN BİRBİRLERİNİ TAKİBEN NİTELİKLİ CİNSEL İSTİSMARDA BULUNAN FAILLER HAKKINDA TCK 103/3-a UYGULANIR; AYNI EYLEM AYRICA ZİNCİRLEME SUÇ SAYILARAK İKİNCİ KEZ ARTIRIMA ESAS ALINAMAZ
Somut olayda sanıkların çocuk mağdura karşı birlikte hareket ettikleri, mağdurun cinsel davranışlara karşı gösterdiği direnci cebir ve tehditle kırdıkları ve bu şekilde mağduru cinsel istismar eylemlerine karşı savunmasız duruma getirdikleri kabul edilmiştir. Sanıklar daha sonra aynı olay içerisinde birbirlerini takiben mağdura karşı vücuda organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismar eylemlerini gerçekleştirmişlerdir.
İlk derece mahkemesi, organ sokma suretiyle gerçekleştirilen eylemler nedeniyle TCK 103/2’yi uygulamış; suçun iki fail tarafından ortak hareket edilerek gerçekleştirilmesi nedeniyle de TCK 103/3-a uyarınca cezayı artırmıştır. Bunun yanında sanıkların aynı mağdura karşı aynı suç işleme kararı kapsamında birden fazla cinsel istismar eyleminde bulundukları kabul edilerek TCK 43/1 uyarınca ayrıca zincirleme suç artırımı yapılmıştır.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, sanıkların eylemlerinin TCK 103/3-a kapsamında “birden fazla kişi tarafından birlikte işleme” niteliğinde olduğu konusunda tereddüt bulunmadığını kabul etmiştir. Sanıkların mağdurun direncini birlikte kırmaları ve ardından aynı suç planı içerisinde birbirlerini takiben cinsel istismarda bulunmaları, suçun icrası üzerinde ortak hâkimiyet kurduklarını göstermektedir.
Ancak Daire, somut olayda 27.08.2018 tarihinde gerçekleşen bu cinsel istismar eylemi dışında mağdura yönelik başka bir cinsel istismar fiilinin bulunmadığını özellikle belirlemiştir. Sanıkların aynı olay içerisinde birbirlerini takiben hareket etmeleri, tek başına “değişik zamanlarda” aynı suçun birden fazla kez işlendiği anlamına gelmemektedir.
TCK 43/1’in uygulanabilmesi için aynı suç işleme kararının yanı sıra suçun değişik zamanlarda birden fazla kez işlenmesi gerekir. Oysa burada sanıkların hareketleri aynı olay ve aynı ortak icra süreci içerisinde gerçekleşmiştir. Her sanığın diğerinin hareketinden müşterek fail olarak sorumlu olması, ayrıca ikinci bir suç işlendiği anlamına gelmez.
Bu nedenle aynı maddi olgunun önce TCK 103/3-a kapsamında suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiği gerekçesiyle cezanın artırılmasına, ardından TCK 43/1 kapsamında tekrar artırım yapılmasına esas alınması fazla cezaya yol açmıştır. Yargıtay, birden fazla failin aynı olay içerisindeki ortak icrasıyla farklı tarihlerde tekrarlanan cinsel istismar eylemlerinin birbirinden ayrılması gerektiğini ortaya koymuştur.
Karar özellikle TCK 103/3-a’nın uygulanmasında önemlidir. Birden fazla fail mağdurun direncini ortaklaşa kırıp aynı olayda birbirlerini takiben cinsel istismarda bulunabilir. Bu hâlde TCK 103/3-a uygulanır. Ancak zincirleme suçtan söz edilebilmesi için bunun dışında, değişik zamanda gerçekleştirilen yeni bir cinsel istismar eyleminin bulunması gerekir.
Sonuç olarak Yargıtay, sanıkların mağdurun direncini cebir ve tehditle birlikte kırıp aynı olay içerisinde birbirlerini takiben nitelikli cinsel istismarda bulunmaları nedeniyle TCK 103/3-a’nın uygulanmasını hukuka uygun bulmuş; buna karşılık başka bir tarihte gerçekleştirilmiş ayrı bir cinsel istismar eylemi bulunmadığından ayrıca TCK 43/1 uygulanmasını mükerrer cezalandırma olarak değerlendirmiştir.
Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 28.06.2022, E. 2021/17488, K. 2022/6722
TCK 103/3-a – BİRDEN FAZLA KİŞİ TARAFINDAN BİRLİKTE İŞLENEN NİTELİKLİ CİNSEL İSTİSMARIN DEĞİŞİK ZAMANLARDA TEKRARLANMASI HÂLİNDE TCK 103/3-a İLE ZİNCİRLEME SUÇ HÜKÜMLERİNİN BİRLİKTE UYGULANMASI MÜMKÜNDÜR
Somut olayda suça sürüklenen çocukların mağdura yönelik cinsel istismar eylemlerini birden fazla kişi olarak ortak irade içerisinde gerçekleştirdikleri ve fiillerin organ sokma boyutuna ulaştığı kabul edilmiştir. İlk derece mahkemesi bu nedenle TCK 103/2 kapsamında temel cezayı belirlemiş ve suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi nedeniyle TCK 103/3-a uyarınca artırım yapmıştır.
Dosyada ayrıca cinsel istismar eylemlerinin tek bir olayla sınırlı kalmadığı ve aynı mağdura karşı değişik zamanlarda tekrarlandığı kabul edilmiştir. Bu nedenle sanıklar hakkında TCK 43 kapsamında zincirleme suç hükümleri de uygulanmıştır. Böylelikle aynı dosyada hem suçun birlikte işlenmesinden hem de değişik zamanlarda tekrarlanmasından kaynaklanan iki ayrı artırım nedeni gündeme gelmiştir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, TCK 103/3-a ile TCK 43’ün aynı hukuki olguyu düzenlemediğini ortaya koymuştur. TCK 103/3-a açısından belirleyici olan her bir cinsel istismar fiilinin birden fazla kişi tarafından ortak hâkimiyet içerisinde gerçekleştirilmesidir. TCK 43 bakımından ise aynı suçun aynı mağdura karşı farklı zamanlarda yeniden işlenmesi gerekir.
Dolayısıyla iki kişinin aynı gün içerisinde tek bir ortak icra süreciyle gerçekleştirdiği cinsel istismarda yalnızca fail sayısının iki olması nedeniyle TCK 43 uygulanamaz. Buna karşılık birlikte gerçekleştirilen cinsel istismar başka tarihlerde tekrar edilmişse, değişik zaman koşulu oluşacağından zincirleme suç hükümleri ayrıca uygulanabilir.
Daire önündeki uyuşmazlığın önemli bir başka yönü sonuç cezanın hesaplanmasıdır. Suça sürüklenen çocuklar hakkında TCK 103/2 ve 103/3-a hükümlerine göre belirlenen ceza üzerinden TCK 43 uyarınca yapılması gereken artırım miktarı ile olay tarihinde yürürlükte bulunan TCK 103/6’nın uygulanma biçimi arasında hesaplama sorunu ortaya çıkmıştır.
Yargıtay, zincirleme suç nedeniyle yapılacak artırımın TCK 103/2 ve TCK 103/3-a hükümlerine göre belirlenen ceza esas alınarak hesaplanması gerektiğini belirtmiştir. Yerel mahkemenin doğrudan TCK 103/6 uyarınca tayin ettiği on beş yıllık ceza üzerinden TCK 43 artırımını gerçekleştirmesi fazla ceza tayinine yol açmıştır.
Bununla birlikte önceki bozma ve kazanılmış hak ilkesi nedeniyle bu hesaplama hatası somut dosyada yeniden bozma nedeni yapılmamıştır. Daire, mahkûmiyetlerin esasına ilişkin diğer temyiz itirazlarını reddederek hükümleri onamıştır.
Karar böylelikle önemli bir ayrım ortaya koymaktadır: TCK 103/3-a ile TCK 43’ün birlikte uygulanması kategorik olarak yasak değildir. Yasak olan, tek ve aynı ortak icra hareketini yapay biçimde birden fazla suç sayarak iki kez artırım yapmaktır. Gerçekten farklı zamanlarda yenilenen cinsel istismar eylemleri mevcutsa her iki hüküm birlikte uygulanabilir.
Sonuç olarak Yargıtay, birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilen nitelikli cinsel istismarın aynı mağdura karşı değişik zamanlarda tekrarlanması hâlinde TCK 103/3-a ve TCK 43 hükümlerinin birlikte uygulanabileceğini; ancak zincirleme suç artırımının doğru sıra ve matrah üzerinden hesaplanması gerektiğinikabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 14.02.2022, E. 2021/8057, K. 2022/1197
TCK 103/3-a – FAILLERİN MAĞDURU CİNSEL İSTİSMARIN GERÇEKLEŞTİRİLECEĞİ YERE BİRLİKTE GÖTÜRMELERİ, CİNSEL İÇERİKLİ GÖRÜNTÜLERİN ELDE EDİLMESİNE KATILMALARI VE EYLEMLERİN GERÇEKLEŞMESİNİ SAĞLAMALARI ORTAK SUÇ İRADESİNİN BELİRLENMESİNDE DİKKATE ALINIR
Somut olayda iki sanık çocuk mağduru oyun oynama bahanesiyle bulunduğu yerden alarak binanın bodrum katına götürmüşlerdir. Mağdurun doğal olarak bulunması gereken yerden uzaklaştırılıp daha izole bir alana götürülmesinin, sanıkların daha sonra gerçekleştirecekleri cinsel nitelikteki eylemleri kolaylaştırdığı kabul edilmiştir.
Sanıklardan biri, diğer sanığın kendisini tehdit ettiğini ve bu nedenle mağduru onunla bir araya getirdiğini savunmuştur. Ayrıca psikiyatrik rahatsızlığı bulunduğunu ve eylemlerinin sonuçlarını değerlendiremediğini ileri sürmüştür. Ancak hakkında düzenlenen sağlık kurulu raporunda cezai sorumluluğunun tam olduğu belirtilmiştir.
Dosyada bu sanığın mağdurun çıplak fotoğraflarını çektiği, bunları diğer sanığa gönderdiği, mağduru diğer sanıkla bir araya getirdiği ve birlikte bodrum katına indirdiği tespit edilmiştir. Mahkeme, bu davranışların sanığın sonraki cinsel eylemlerden habersiz olduğu savunmasıyla bağdaşmadığını değerlendirmiştir.
Özellikle mağdurun fotoğraflarının çekilip diğer sanığa gönderilmesi, mağdurun cinsel istismar eylemlerinin gerçekleştirileceği ortama götürülmesine katkı sağlanması ve olayın devamında ortak hareket edilmesi, sanıklar arasındaki iştirak iradesinin tespitinde birlikte ele alınmıştır. İştirak iradesinin açık bir sözlü anlaşmayla kurulması zorunlu değildir; olay öncesi, sırası ve sonrasındaki davranışlardan çıkarılabilir.
TCK 103/3-a bakımından suçun “birden fazla kişi tarafından birlikte” işlenmesi için faillerin suçun icrası üzerinde ortak hâkimiyet kurması önem taşır. Bu nedenle mahkeme, yalnızca hangi failin mağdurun bedenine doğrudan temas ettiğini değil, diğer failin suçun hazırlanması ve icrası sırasında üstlendiği fonksiyonel rolü de değerlendirmelidir.
Somut olayda sanıklardan biri hakkında on iki yaşını tamamlamamış mağdura karşı organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismar suçundan hüküm kurulurken, suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiği kabul edilerek TCK 103/3-a uyarınca ceza artırılmıştır. Ayrıca eylemlerin değişik zamanlarda tekrarlandığı kabul edildiğinden zincirleme suç hükümleri de uygulanmıştır.
Karar, birden fazla kişi tarafından birlikte işleme nitelikli hâlinin tespitinde olayın yalnızca penetrasyon anına indirgenmemesi gerektiğini göstermektedir. Mağdurun faillerin hâkimiyet alanına alınması, cinsel içerikli görüntülerinin elde edilmesi, faillerin birbirleriyle paylaşımda bulunmaları ve mağdurun suç mahalline birlikte götürülmesi, ortak suç iradesinin belirlenmesinde önemli olgulardır.
Sonuç olarak Yargıtay, failin mağduru diğer sanıkla bir araya getirmesi, mağdurun cinsel içerikli görüntülerini elde edip diğer sanığa göndermesi ve cinsel istismar sürecinin gerçekleşmesine aktif katkıda bulunmasının iştirak iradesinin ve suç üzerindeki ortak hâkimiyetin belirlenmesinde dikkate alınabileceğini kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 06.09.2023, E. 2023/6147, K. 2023/5424
TCK 103/3-a – MAĞDURA KARŞI BİRDEN FAZLA KİŞİ TARAFINDAN BİRLİKTE GERÇEKLEŞTİRİLEN CİNSEL İSTİSMARDA, FAILLERİN MAĞDURUN YAŞI KONUSUNDA HATAYA DÜŞTÜKLERİ SAVUNMASI HER FAIL YÖNÜNDEN AYRI AYRI DEĞERLENDİRİLMELİDİR
Somut olayda birden fazla sanık hakkında çocuk mağdura karşı vücuda organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismar suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi, sanıklardan ikisi hakkında TCK 103/2 ve suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi nedeniyle TCK 103/3-a uyarınca yirmi dört yıl hapis cezasına hükmetmiştir.
Sanıklar savunmalarında mağdurenin gerçek yaşını bilmediklerini ileri sürmüşlerdir. Sanıklardan biri mağdurenin kendisine 01.04.1997 doğumlu olduğunu söylediğini, diğer bir sanık ise olayın diğer faillerinden mağdurenin yaşının küçük olup olmadığını sorduğunu ve kendisine mağdurenin küçük olmadığının söylendiğini ifade etmiştir.
Mağdure de mahkeme huzurundaki anlatımında sanıklardan bazılarına yaşını on altı olarak söylediğini belirtmiştir. Bunun yanında mağdurenin ifadesi sırasında hazır bulunan pedagog, mağdurenin görünümü, kilo alması ve saçını boyatması nedeniyle yaşından yaklaşık bir yaş büyük göründüğünü değerlendirmiştir. Yargıtay heyetince izlenen ifade kaydında da mağdurenin yaşından daha büyük göründüğü değerlendirmeye alınmıştır.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, bu koşullar karşısında TCK 30’da düzenlenen hata hükümlerinin mutlaka tartışılması gerektiğini belirtmiştir. TCK 103 bakımından mağdurun yaşı suçun hukuki niteliğini doğrudan belirleyen maddi unsurlardandır. Failin mağdurun yaşını gerçekten bilmemesi veya bu konuda hukuken sonuç doğurabilecek bir hataya düşmesi hâlinde cezai sorumluluk farklılaşabilir.
Burada TCK 103/3-a’nın uygulanması, sanıkların hata savunmalarının topluca reddedilmesine neden olmaz. Birden fazla kişi tarafından birlikte işlenen suçta dahi her failin kastı ve suçun maddi unsurlarına ilişkin bilgisi kendi yönünden değerlendirilmelidir. Bir fail mağdurun gerçek yaşını biliyor, diğer fail ise somut nedenlerle farklı bir yaşta olduğunu sanıyor olabilir.
Bu nedenle mahkeme her sanık yönünden mağdureyle nasıl tanışıldığını, mağdurenin yaşına ilişkin ne söylediğini, dış görünümünü, taraflar arasındaki konuşmaları ve sanıkların birbirlerine aktardıkları bilgileri ayrı ayrı incelemelidir. Hata hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı konusunda hiçbir gözlem ve değerlendirme yapılmadan mahkûmiyet kurulması CMK 230 anlamında gerekçe yükümlülüğüne de aykırılık oluşturur.
Yargıtay böylece TCK 103/3-a ile TCK 30 arasındaki ilişkinin kişiselliğine işaret etmiştir. Müşterek faillik suçun icrası üzerindeki ortak hâkimiyete ilişkindir; buna karşılık kast ve hata her fail bakımından ayrı incelenmesi gereken sübjektif meselelerdir.
Sonuç olarak Yargıtay, birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirildiği kabul edilen çocuk cinsel istismarı suçunda dahi mağdurun yaşı konusundaki hata savunmasının her sanık bakımından ayrı ayrı araştırılması, somut delillerle tartışılması ve ancak bundan sonra TCK 103/2 ve 103/3-a kapsamındaki cezai sorumluluğun belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 13.12.2022, E. 2022/10914, K. 2022/11389
TCK 103/3-a – DİĞER FAILİN CİNSEL İSTİSMAR EYLEMİ ÜZERİNDE ORTAK HÂKİMİYET KURAN KİŞİNİN YARDIM EDEN DEĞİL MÜŞTEREK FAIL OLARAK KABULÜ GEREKİR VE SUÇ BİRDEN FAZLA KİŞİ TARAFINDAN BİRLİKTE İŞLENMİŞ SAYILIR
Somut olayda iki sanığın çocuk mağdura yönelik cinsel nitelikteki eylemleri yargılama konusu yapılmıştır. İlk derece mahkemesi, sanıklardan birinin mağdura yönelik cinsel istismar eylemini doğrudan gerçekleştirdiğini, diğer sanığın ise bu eyleme iştirak ettiğini kabul etmiştir. Bununla birlikte ikinci sanığın iştirak biçimi TCK 39/2 kapsamında “yardım eden” olarak nitelendirilmiştir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, öncelikle TCK 103/3-a’nın uygulanabilmesi için suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Kanunda geçen “birlikte” kavramı, olay yerinde birden fazla kişinin bulunmasından ibaret değildir. Nitelikli hâlin uygulanması için birden çok kişinin suçun işlenişi bakımından müşterek fail sıfatına sahip olması gerekir.
Bu nedenle iştirak biçiminin doğru belirlenmesi TCK 103/3-a’nın uygulanması bakımından doğrudan önem taşımaktadır. TCK 37 anlamında müşterek faillik, birlikte suç işleme kararı yanında fiilin icrası üzerinde ortak hâkimiyet kurulmasını gerektirir. Failin suçun gerçekleştirilmesinde üstlendiği görev, diğer failin hareketleriyle birlikte değerlendirildiğinde suçun icrası bakımından fonksiyonel önem taşıyorsa müşterek faillikten söz edilebilir.
Somut olayda Daire, diğer sanığın cinsel istismar eylemine katılımının yalnızca suçun işlenmesini kolaylaştıran tali bir yardım niteliğinde olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Dosyanın bütünü itibarıyla ikinci sanığın da cinsel istismar eylemi üzerinde ortak hâkimiyet kurduğu ve dolayısıyla TCK 37/1 kapsamında müşterek fail olduğu kabul edilmiştir.
Bu belirleme TCK 103/3-a açısından sonucu değiştirmektedir. Eğer ikinci kişinin davranışı gerçekten yalnızca TCK 39 anlamında yardım etmeden ibaret olsaydı, suçun “birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi” nitelikli hâli oluşmayacaktı. Buna karşılık kişinin müşterek fail olduğunun kabul edilmesiyle birlikte TCK 103/3-a’nın koşulları da gerçekleşmektedir.
Yargıtay böylelikle TCK 103/3-a bakımından fail sayısının biçimsel değil hukuki anlamda değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Mağdura doğrudan cinsel temas gerçekleştirmeyen kişi de suç üzerinde ortak hâkimiyet kurmuşsa müşterek faildir. Buna karşılık suçun icrası üzerinde ortak hâkimiyeti bulunmayan ve yalnızca yardımcı hareket gerçekleştiren kişi nedeniyle TCK 103/3-a uygulanamaz.
Somut olayda mahkeme bir taraftan ikinci sanığın iştirakini yardım etme olarak kabul etmiş, diğer taraftan TCK 103/3-a’yı uygulamıştır. Bu iki kabul hukuken birbiriyle bağdaşmamaktadır. Ancak Yargıtay, dosya içeriğinden ikinci sanığın gerçekte müşterek fail olduğunun anlaşılması nedeniyle nitelikli hâlin uygulanmasını sonuç itibarıyla doğru kabul etmiştir.
Sonuç olarak Yargıtay, TCK 103/3-a’nın uygulanabilmesi için birden fazla kişinin müşterek fail olması gerektiğini; suçun icrası üzerinde ortak hâkimiyet kurduğu anlaşılan kişinin yardım eden değil müşterek fail sayılacağını ve bu durumda cinsel istismarın birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğinin kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 25.03.2019, E. 2018/4777, K. 2019/7860
TCK 103/3-a – CİNSEL İSTİSMAR EYLEMİNE MÜŞTEREK FAIL OLARAK KATILDIĞI SABİT OLAN SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK HAKKINDA TCK 103/3-a UYARINCA ARTIRIM YAPILMAMASI EKSİK CEZA TAYİNİDİR
Somut olayda birden fazla suça sürüklenen çocuğun mağdura yönelik cinsel istismar eylemleri yargılama konusu yapılmıştır. İlk derece mahkemesi, suça sürüklenen çocuklardan biri hakkında TCK 103/1 kapsamında çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkûmiyet hükmü kurmuş, ancak eylemin birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesine ilişkin nitelikli hâli uygulamamıştır.
Dosyanın Yargıtay incelemesinde, suça sürüklenen çocuğun diğer failin cinsel istismar eylemine hangi sıfatla katıldığı özellikle değerlendirilmiştir. Daire, dosyanın bütününden suça sürüklenen çocuğun diğer suça sürüklenen çocuğun eylemine yalnızca yardım eden sıfatıyla değil, müşterek fail olarak katıldığının anlaşıldığını kabul etmiştir.
TCK 103/3-a açısından önemli olan husus da budur. Failin mağdur üzerinde gerçekleştirilen bütün cinsel hareketleri şahsen yapması şart değildir. Birlikte suç işleme kararı kapsamında suçun icrası üzerinde ortak hâkimiyet kuran kişiler müşterek faildir. Dolayısıyla bir failin doğrudan gerçekleştirdiği cinsel hareketin icrası üzerinde diğer fail de ortak hâkimiyet kurmuşsa suç birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmiştir.
Daire, somut olayda müşterek faillik koşullarının bulunduğunu kabul ettiğinden, ilk derece mahkemesinin yalnızca TCK 103/1 üzerinden ceza belirlemesini hukuken eksik bulmuştur. Mahkemenin temel cezayı belirledikten sonra TCK 103/3-a gereğince artırıma gitmesi gerekirdi.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, TCK 103/3-a’nın ayrı bir suç değil, çocuğun cinsel istismarı suçunun daha ağır cezalandırılmasını gerektiren nitelikli hâli olmasıdır. Bu nedenle önce temel cinsel istismar suçunun oluştuğu belirlenir; ardından eylemin müşterek failler tarafından birlikte gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği incelenir.
Somut olayda suça sürüklenen çocuğun müşterek fail olduğunun kabulüne rağmen TCK 103/3-a’nın uygulanmaması sanık lehine eksik ceza sonucunu doğurmuştur. Bununla birlikte hükme karşı sanık aleyhine temyiz başvurusu bulunmadığından, ceza muhakemesindeki aleyhe değiştirme yasağı nedeniyle bu hata bozma nedeni yapılamamıştır.
Kararın uygulama açısından önemi, Yargıtay’ın TCK 103/3-a ile müşterek faillik arasındaki bağlantıyı açık biçimde kurmasıdır. Birden fazla failin bulunması tek başına yeterli olmadığı gibi, müşterek faillik sabit olduktan sonra nitelikli hâlin uygulanmaması da doğru değildir.
Sonuç olarak Yargıtay, diğer failin cinsel istismar eylemine TCK 37/1 anlamında müşterek fail olarak katıldığı sabit olan kişi bakımından TCK 103/3-a’nın uygulanması gerektiğini; bu artırımın yapılmamasının eksik ceza tayini oluşturacağını kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 07.10.2019, E. 2015/9213, K. 2019/11320
TCK 103/3-a – CİNSEL İSTİSMARI ÖNCEDEN PLANLAYIP MAĞDUREYE KARŞI BİRBİRLERİNİ TAKİBEN EYLEMDE BULUNAN FAILLER, AYRI AYRI DEĞİL TEK NİTELİKLİ CİNSEL İSTİSMAR SUÇUNUN MÜŞTEREK FAİLLERİ OLARAK SORUMLU TUTULMALIDIR
Somut olayda birden fazla sanık ve suça sürüklenen çocuk, mağdureye yönelik cinsel istismar eylemlerini önceden planlamış ve olay gecesi bu plan doğrultusunda birlikte hareket etmişlerdir. Failler mağdureye karşı birbirlerini takiben organ sokmak suretiyle cinsel istismar eylemlerinde bulunmuşlardır.
İlk derece mahkemesi sanıkların her birinin kendi gerçekleştirdiği cinsel eylemi ayrı bir suç olarak kabul etmiş; bunun yanında diğer faillerin hareketlerine de iştirak ettikleri gerekçesiyle zincirleme suç hükümlerini uygulamıştır. Böylece müşterek faillik ilişkisinin bulunduğu tek olay içerisindeki hareketler hem ayrı suçlar olarak değerlendirilmiş hem de TCK 43/1 kapsamında artırım nedeni yapılmıştır.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi bu yaklaşımı hukuka uygun bulmamıştır. Dosya kapsamından faillerin cinsel istismar eylemlerini planlayarak ve birbirlerini takiben gerçekleştirdikleri anlaşılmaktadır. Bu nedenle failler birbirlerinden bağımsız hareket eden ayrı suç failleri değil, ortak suç iradesi içerisinde aynı nitelikli cinsel istismar suçunun müşterek failleridir.
TCK 37 kapsamında müşterek faillikte her fail suçun tamamından sorumludur. Bu nedenle bir failin mağdureye karşı gerçekleştirdiği penetrasyon diğer müşterek failler açısından tamamen yabancı bir hareket değildir. Ortak suç planı ve fiil üzerinde ortak hâkimiyet nedeniyle bütün failler tek müşterek suçtan sorumludur.
Bu durum aynı zamanda TCK 103/3-a’nın uygulanmasını gerektirir. Failler cinsel istismar suçunu müştereken gerçekleştirdiğinden, temel ceza TCK 103/2 uyarınca belirlendikten sonra suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi nedeniyle TCK 103/3-a uygulanmalıdır.
Buna karşılık aynı olay içerisinde bir failin gerçekleştirdiği penetrasyonun diğer fail bakımından ayrıca ikinci bir suç olarak kabul edilmesi ve bu nedenle TCK 43 uygulanması mümkün değildir. Zincirleme suç için aynı mağdura karşı suçun değişik zamanlarda birden fazla kez işlenmesi gerekir.
Somut olayda faillerin birbirlerini takiben hareket etmeleri tek icra sürecinin parçalarıdır. Faillerin her birinin fiziksel olarak farklı bir cinsel hareket gerçekleştirmesi, bu hareketlerin ayrı zamanlarda işlenmiş bağımsız suçlar olduğu anlamına gelmez. Aksi yorum müşterek faillik nedeniyle zaten sorumlu tutulan kişinin aynı hareket nedeniyle ikinci kez cezalandırılması sonucunu doğurur.
Sonuç olarak Yargıtay, cinsel istismar eylemlerini önceden planlayarak aynı olay içerisinde birbirlerini takiben gerçekleştiren faillerin TCK 103/2 ve 103/3-a kapsamında tek suçun müşterek failleri olarak cezalandırılmaları gerektiğini; aynı ortak icra sürecindeki hareketlerin ayrıca TCK 43/1’e dayanak yapılamayacağını kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 23.11.2022, E. 2021/19274, K. 2022/10401
TCK 103/3-a – CİNSEL İSTİSMAR EYLEMİNE İŞTİRAK ETTİĞİ HER TÜRLÜ ŞÜPHEDEN UZAK DELİLLERLE KANITLANAMAYAN KİŞİ, YALNIZCA OLAY YERİNDE BULUNMASI VE DİĞER FAILLERLE BİRLİKTE HAREKET ETMESİ NEDENİYLE MÜŞTEREK FAIL SAYILAMAZ
Somut olayda birden fazla sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında mağdureye karşı nitelikli cinsel istismar ve bağlantılı suçlardan kamu davası açılmıştır. Olay gecesi birden fazla kişinin aynı ortamda bulunduğu ve bazı sanıkların mağdureye yönelik organ sokmak suretiyle cinsel istismar eylemlerini gerçekleştirdiği sabit kabul edilmiştir.
Bununla birlikte suça sürüklenen çocuklardan biri yönünden farklı bir delil durumu bulunmaktadır. Bu kişinin diğer sanıklarla aynı ortamda bulunması ve olayın belirli aşamalarında grupla birlikte hareket etmesi, cinsel istismar eylemlerine de iştirak ettiği iddiasına dayanak yapılmıştır. Yerel mahkeme bu değerlendirmeyle mahkûmiyet hükmü kurmuştur.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi ise iştirak sorumluluğunun varsayıma dayandırılamayacağını vurgulamıştır. TCK 103/3-a kapsamında müşterek fail olarak sorumluluk için kişinin diğer faillerin cinsel istismar suçunu işlediğini bilmesi yeterli değildir. Birlikte suç işleme iradesinin ve suçun icrası üzerinde ortak hâkimiyetin de kanıtlanması gerekir.
Dosya kapsamındaki deliller incelendiğinde söz konusu suça sürüklenen çocuğun olay gecesi diğer sanıkların cinsel istismar eylemlerine iştirak ettiğini ortaya koyan, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Olay yerinde bulunmak veya diğer kişilerle sosyal ilişki içerisinde olmak müşterek faillik için yeterli görülmemiştir.
Bu yaklaşım TCK 103/3-a’nın sanık aleyhine genişletilmesini önlemektedir. Birden fazla kişi tarafından birlikte işleme nitelikli hâlinin uygulanması için her kişi yönünden müşterek faillik unsurları ayrı ayrı araştırılmalıdır. Bir failin suç işlediğinin sabit olması, onun yanında bulunan diğer kişinin de otomatik olarak aynı suçun müşterek faili olduğu anlamına gelmez.
Özellikle cinsel suçlarda olayın birden fazla kişinin bulunduğu kapalı bir ortamda gerçekleşmesi, bütün kişilerin cinsel istismara katıldığı sonucunu doğurmaz. Mağdurun hangi fail hakkında ne anlattığı, diğer sanıkların beyanları, fiziksel deliller, telefon kayıtları ve olay öncesi ile sonrasındaki davranışlar birlikte değerlendirilmelidir.
Yargıtay, mahkûmiyet için gereken ispat standardının iştirak bakımından da geçerli olduğunu belirtmiştir. Suça katılım konusunda giderilemeyen şüphe varsa kişi müşterek fail kabul edilemez. Böyle bir durumda TCK 103/3-a üzerinden cezai sorumluluk kurulması da mümkün değildir.
Sonuç olarak Yargıtay, diğer faillerin cinsel istismar eylemlerine iştirak ettiği kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamayan kişinin yalnızca olay yerinde bulunmasından hareketle müşterek fail kabul edilemeyeceğini ve hakkında mahkûmiyet yerine beraat kararı verilmesi gerektiğini kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 23.11.2022, E. 2021/19274, K. 2022/10401
TCK 103/3-a – BİRDEN FAZLA KİŞİNİN MAĞDUREYE KARŞI BİRBİRLERİNİ TAKİBEN CİNSEL İSTİSMARDA BULUNDUĞU TEK OLAYDA, TCK 103/3-a İLE ARTIRIM YAPILDIKTAN SONRA AYNI MÜŞTEREK İCRA NEDENİYLE TCK 43/1 UYGULANMASI FAZLA CEZA TAYİNİNE YOL AÇAR
Somut olayda sanıkların çocuk mağdureye karşı aynı olay içerisinde birbirlerini takiben cinsel istismar eylemlerinde bulundukları kabul edilmiştir. Sanıkların eylemlerinin ortak suç iradesi içerisinde gerçekleştirildiği ve bu nedenle suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiği sonucuna ulaşılmıştır.
İlk derece mahkemesi, organ sokmak suretiyle gerçekleştirilen eylemler nedeniyle TCK 103/2’yi uyguladıktan sonra TCK 103/3-a gereğince cezaları artırmıştır. Bununla birlikte her sanığın diğer sanığın gerçekleştirdiği cinsel eylemden de müşterek fail olarak sorumlu olduğu gerekçesiyle TCK 43/1 uygulanmış ve cezalar bir kez daha artırılmıştır.
Dosyanın temyiz incelemesinde Yargıtay, bu uygulamanın hukuka uygun olmadığını belirtmiştir. Sanıkların mağdureye karşı başkaca ve farklı zamanda gerçekleştirdikleri nitelikli cinsel istismar eylemlerinin bulunmadığı durumda, aynı olay içerisindeki müşterek icranın zincirleme suç olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
TCK 103/3-a zaten sanıkların suçu müştereken işlemelerini cezayı artıran özel bir nitelikli hâl olarak düzenlemektedir. Bir fail diğerinin hareketinden müşterek fail sıfatıyla sorumlu tutulduğunda, bu sorumluluk TCK 37’nin doğal sonucudur. Bu hareketin ayrıca “aynı suçun ikinci kez işlenmesi” şeklinde değerlendirilmesi müşterek faillik kurumunun yapısıyla bağdaşmaz.
TCK 43/1’in uygulanması için aynı mağdura karşı aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla kez işlenmesi gerekir. Sanıkların aynı olay içerisinde sırayla cinsel eylem gerçekleştirmeleri ise değişik zaman unsurunu kendiliğinden oluşturmaz.
Yargıtay’ın yaklaşımına göre burada çifte değerlendirme yasağı da önem taşımaktadır. Aynı ortak icra olgusu önce TCK 103/3-a kapsamında cezanın artırılmasına, ardından TCK 43 kapsamında ikinci kez artırım yapılmasına esas alınırsa fail hakkında kanunun öngördüğünden daha ağır bir sonuç ortaya çıkar.
Buna karşılık sanıkların mağdureye karşı başka bir gün veya farklı bir zamanda yeniden müştereken cinsel istismarda bulunmaları durumunda TCK 43/1 ayrıca gündeme gelebilir. Böyle bir olayda TCK 103/3-a fail sayısına ve müşterek icraya, TCK 43 ise suçun zaman bakımından tekrarlanmasına dayanacaktır.
Sonuç olarak Yargıtay, aynı olay içerisinde birbirlerini takiben cinsel istismarda bulunan müşterek failler hakkında TCK 103/3-a uygulandıktan sonra, farklı zamanda gerçekleştirilmiş başka bir cinsel istismar eylemi bulunmaksızın TCK 43/1 uyarınca ayrıca artırım yapılmasının mükerrer değerlendirme ve fazla ceza tayini oluşturacağını kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 28.06.2022, E. 2021/17488, K. 2022/6722
TCK 103/3-a Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
| Somut Durum | Yargıtay Nitelendirmesi | Gerekçenin Özü |
|---|---|---|
| İki failin fiili bölüşerek gerçekleştirmesi | TCK 103/3-a | Fiil üzerinde ortak hakimiyet kurulmuştur |
| Bir failin fiili işlemesi, diğerinin çocuğu tutması | TCK 103/3-a | Direnci kıran katkı müşterek failliktir |
| Gözcülük ile sınırlı katkı | Yardım eden; artırım tartışmalı | Fiil üzerinde hakimiyet bulunmamaktadır |
| Faillerin ayrı zamanlarda bağımsız fiilleri | Bent uygulanmaz | Birliktelik, aynı fiil üzerinde aranır |
| Ortak plan bulunmadan tesadüfi birliktelik | Somut değerlendirme | Ortak suç kararı ispatlanmalıdır |
Serinin diğer yazıları için TCK 103/3-b toplu yaşam ortamlarında cinsel istismar, TCK 103/2 organ veya cisim sokulması suretiyle istismar ile beyan denetimi için cinsel suçlarda mağdur beyanı delili rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:
Sık Sorulan Sorular
TCK 103/3-a nedir?
TCK 103/3-a, çocuğun cinsel istismarının birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir; verilen cezalar yarı oranında artırılır.
Birden fazla kişiyle istismarın cezası ne kadar?
İstismar üzerinden 12 – 22,5 yıl, sarkıntılıkta 4,5 – 12 yıl; organ veya cisim sokulması halinde alt sınır 24, mağdur 12 yaşından küçükse 27 yıldır.
Çocuğu tutan kişi de aynı cezayı alır mı?
Evet. Çocuğun direncini kırarak veya kaçışını engelleyerek fiile katılan kişi müşterek faildir; fiili bizzat gerçekleştirmese de artırılmış cezayla sorumlu olur.
Gözcülük yapan kişinin sorumluluğu nedir?
Gözcülük, fiil üzerinde hakimiyet kurmayan bir katkıdır; kişi yardım eden olarak sorumlu tutulur ve cezası indirilir. Bu katkı, bent artırımını tek başına doğurmaz.
Failler ayrı zamanlarda hareket etmişse bent uygulanır mı?
Hayır. Birlikte işleme aynı fiil üzerinde aranır; bağımsız fiillerde her fail kendi eyleminden ayrı yargılanır.
Bu suçta uzlaşma veya şikayetten vazgeçme mümkün mü?
Hayır. Suç şikayete tabi değildir ve cinsel suçlarda uzlaştırma yolu kapalıdır; vazgeçme beyanı yargılamayı durdurmaz.
TCK 103/3-a davasında avukat desteği neden önemli?
Çok sanıklı dosyalarda katkıların ayrıştırılması, her sanığın kaderini ayrı belirler; müşterek faillik tartışması on yılı aşan fark üretir. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.
Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?
Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur ve yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ankara Barosuna kayıtlı olarak (Sicil No: 34507) Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosunun kurucu avukatı sıfatıyla ağırlıklı olarak ceza hukuku alanında çalışmakta; cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda hem müdafilik hem mağdur vekilliği görevi yürütmektedir. Bu yazı, TCK 103/3-a birden fazla kişiyle çocuğun cinsel istismarı konusundaki güncel Yargıtay içtihatları taranarak hazırlanmıştır ve bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya özgü hukuki danışmanlık yerine geçmez.
TCK 103/3-a Kapsamındaki İstismar Dosyasında Ankara Ceza Avukatı Desteği
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda nitelendirme, beyan delilinin denetimi ve usul güvencelerinin takibi sonucu kökten değiştirir. TCK 103 çocukların cinsel istismarı suçu rehberimizi inceleyebilir, dosyanız için Ankara ceza avukatı desteği alabilirsiniz.