Ceza Hukuku

TCK 103/3-b Toplu Yaşam Ortamlarında Çocuğun Cinsel İstismarı

Güncelleme Tarihi: 21 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa

TCK 103/3-b nedir? TCK 103/3-b, çocuğun cinsel istismarının insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir. Öğrenci yurtları, yatılı okullar, çocuk koruma kuruluşları ve hastane servisleri tipik ortamlardır. İki şart birlikte aranır: yaşamın zorunlu ve toplu olması ile fiilin bu ortamın kolaylığından yararlanılarak işlenmesi. Verilen cezalar yarı oranında artırılır.

Ailesinden uzakta yaşayan çocuk, korumasını kuruma emanet etmiştir: yurdun yatakhanesine, yatılı okulun koridoruna, koruma kuruluşunun odasına. Bu ortamların denetim boşluğunu istismarın aracı yapan fail, çocuğun sığındığı çatıyı tehdide dönüştürür. TCK 103 çocukların cinsel istismarı suçu bu durumu nitelikli hal sayar: TCK 103/3-b.

Bu yazıda zorunlu toplu yaşam ortamı kavramını, kolaylıktan yararlanma şartını ve dört emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz. Yetişkin mağdurlardaki paralel bent için TCK 102/3-e toplu yaşam ortamlarında cinsel saldırı rehberimize bakabilirsiniz.

TCK 103/3-b Nedir?

TCK 103/3-b, suçun işlendiği ortamın niteliğine bağlı artırımdır ve iki kümülatif şart arar. Birincisi ortam şartıdır: Çocuğun toplu olarak bir arada yaşamak zorunda olduğu; yurt, yatılı okul, çocuk koruma kuruluşu, pansiyon, hastane servisi ve kamp gibi, ayrılma serbestisinin fiilen veya hukuken bulunmadığı yerler. İkincisi araçsallık şartıdır: Fail, bu ortamların yarattığı fiziksel yakınlıktan, ortak yatakhane düzeninden veya denetim boşluğundan fiili işlemek için yararlanmış olmalıdır. Çocuklar yönünden bu bent, kurumların gözetim yükümlülüğüyle iç içe işler.

TCK 103 Kanun Metni

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 103. maddesinin yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.

Çocukların cinsel istismarı

Madde 103 – (1) (Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/13 md.) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;

a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,

anlaşılır.

(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz.

(3) Suçun;

a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,

d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,

e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

Hangi Ortamlar Kapsamdadır?

  • Tipik ortamlar: Öğrenci yurtları, yatılı bölge okulları ve okul pansiyonları, çocuk koruma ve bakım kuruluşları, hastane servisleri ile yatılı kurslar ve kamplar uygulamanın ana kümesidir.
  • Zorunluluk ölçütü: Barınma imkansızlığı, eğitim zorunluluğu veya koruma kararı gibi nedenlerle çocuğun bu ortamda kalmak zorunda olması aranır; gündüzlü ve serbestçe ayrılabilen ortamlarda unsur titizlikle denetlenir.
  • Kolaylıktan yararlanma: Failin ortak yatakhaneyi, denetimsiz saat dilimlerini veya kurum düzeninin yarattığı yakınlığı kullandığı somut olarak ortaya konulmalıdır; aynı binada bulunmak tek başına artırım doğurmaz.
  • Bentlerin yarışması: Fail aynı zamanda kurumda görevliyse öğretici, bakıcı ve gözetim yükümlülerini düzenleyen TCK 103/3-d bendi de gündeme gelir; artırım bir kez uygulanır ancak çoklu bent temel cezada gözetilir.

TCK 103/3-b Cezası Ne Kadar?

  • İstismar üzerinden: On iki yıldan yirmi iki buçuk yıla kadar hapis; on iki yaş altında taban on beş yıldır.
  • Sarkıntılık üzerinden: Dört buçuk yıldan on iki yıla kadar hapis.
  • Organ veya cisim sokulmasında: Alt sınır yirmi dört, on iki yaş altında yirmi yedi yıldır.
  • Kurum sorumluluğu: Gözetim yükümlülüğünün ihlali; idari soruşturma ve devlet aleyhine tazminat davaları bakımından ceza dosyasından bağımsız sonuçlar doğurur.

Şikayet, Tutuklama ve Yargılama

  • Şikayet: Nitelikli haller şikayete tabi değildir; kurum içi fiillerde ihbar yükümlülüğü ayrıca gündemdedir ve suçu bildirmeyen görevliler yönünden ayrı sorumluluk doğar.
  • Uzlaştırma: Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yolu kapalıdır; taraflar anlaşsa dahi dosya kamu adına yürütülür.
  • Tutuklama: Suç katalog kapsamındadır; kurum ortamındaki kamera kayıtları, nöbet çizelgeleri ve tanık öğrenci beyanlarının ivedi tespiti kritiktir.
  • Görevli mahkeme: Dosyalar istismar boyutunda ağır ceza, sarkıntılık düzeyinde asliye ceza mahkemesinde görülür.
  • İspat rejimi: Bu suçlar çoğu zaman tanıksız ortamlarda işlendiğinden mağdur beyanı merkezi delildir; ancak beyanın mahkumiyete yeterliliği, iç tutarlılık ve dış doğrulama ölçütleriyle denetlenir. Ayrıntılar için cinsel suçlarda ispat ve mağdur beyanı delili rehberimize bakabilirsiniz.
  • İnfaz rejimi: Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda koşullu salıverilme oranı süreli hapiste dörtte üçtür; infaz hesabı için infaz hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz.

Avukata Sor: TCK 103/3-b Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim

Ortamın zorunluluk niteliği ve kolaylıktan yararlanma bağı her olayda ayrı ispat konusudur; kurum kayıtları, nöbet çizelgeleri ve yerleşim düzeni belirleyici delillerdir. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.

Avukata Sor

Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetlerimiz, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAUT) uyarınca ücrete tabidir.

TCK 103/3-b Yargıtay Kararları

Aşağıdaki dört emsal karar, bu hükmün uygulamadaki sınırlarını çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.

TCK 103/3-b – ÖĞRENCİ YURDUNDA ÇALIŞAN FAILİN YURTTA KALAN ÇOCUĞA YÖNELİK CİNSEL İSTİSMAR EYLEMLERİNİ YURT DIŞINDA GERÇEKLEŞTİRMESİ HÂLİNDE, SIRF TARAFLARIN YURTLA BAĞLANTISI BULUNMASI NEDENİYLE TCK 103/3-b UYGULANAMAZ

Somut olayda sanık bir öğrenci yurdunda hizmetli olarak çalışmakta, mağdur ise aynı yurtta öğrenci olarak kalmaktadır. Mağdur suç tarihinde on beş yaşından küçüktür. Sanığın mağdura karşı değişik tarihlerde cinsel istismar niteliğinde eylemlerde bulunduğu kabul edilmiş ve ilk derece mahkemesince mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

Mahkeme ayrıca sanığın öğrenci yurdunda görev yapmasını ve mağdurun da aynı yurtta kalmasını dikkate alarak suçun insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamın sağladığı kolaylıktan faydalanılarak işlendiğini kabul etmiş ve TCK 103/3-b uyarınca cezada artırım yapmıştır. Yargıtay incelemesinde ise nitelikli hâlin uygulanması için yurdun tarafların hayatındaki genel konumunun yeterli olup olmadığı tartışılmıştır.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, TCK 103/3-b’nin yalnızca fail ile mağdurun aynı yurtla bağlantılı bulunmasını cezayı artıran neden olarak düzenlemediğini belirtmiştir. Kanunun aradığı husus, cinsel istismar eyleminin zorunlu ortak yaşam ortamının sağladığı kolaylıktan faydalanılarak gerçekleştirilmesidir. Bu nedenle ortak yaşam ortamıyla suçun icrası arasında somut bir bağlantı bulunmalıdır.

Dosya kapsamına göre sanığın mağdura yönelik istismar eylemleri yurt içerisinde gerçekleşmemiştir. Sanık mağduru araçla dolaştırdığı sırada cinsel istismarda bulunmuş, mağdurun yurtta kaldığı dönem içerisinde yurt binasında veya yurdun ortak yaşam düzeninden yararlanılarak gerçekleştirilen bir cinsel eylem tespit edilmemiştir.

Bu durumda tarafların birbirlerini yurttan tanımaları veya sanığın yurt çalışanı olması tek başına yeterli değildir. Yurt, mağdurun toplu olarak bir arada yaşamak zorunda bulunduğu bir ortam olmakla birlikte, nitelikli hâlin oluşması için sanığın bu ortamın meydana getirdiği erişim, yakınlık veya korunmasızlıktan suçun işlenmesi sırasında yararlanması gerekir.

Yargıtay böylece suçun işlendiği yer ile tarafların tanışma zemini arasında ayrım yapmıştır. Fail mağdurla yurt nedeniyle tanışmış olabilir; ancak daha sonra tamamen yurttan bağımsız başka bir ortamda cinsel istismar gerçekleştirmişse, yalnızca tanışmanın yurt ilişkisi üzerinden kurulmuş olması TCK 103/3-b’nin uygulanmasına yeterli değildir.

Nitelikli hâlin cezanın önemli ölçüde artırılmasına yol açması nedeniyle, hüküm fail aleyhine geniş yorumlanamaz. Mahkeme, suçun gerçekten zorunlu ortak yaşam ortamının sağladığı özel kolaylıktan yararlanılarak işlendiğini somutlaştırmak zorundadır.

Sonuç olarak Yargıtay, öğrenci yurdunda hizmetli olan sanığın, yurtta kalan mağdura yönelik cinsel istismar eylemlerini araç içerisinde gerçekleştirmesi ve yurt ortamının sağladığı kolaylıktan suçun icrasında yararlandığının belirlenememesi karşısında TCK 103/3-b’nin uygulanamayacağını kabul etmiş ve bu bent uyarınca yapılan artırımı fazla ceza tayini olarak değerlendirmiştir.

Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 25.11.2021, E. 2021/21423, K. 2021/9351

TCK 103/3-b – BELEDİYE OTOBÜSÜ İNSANLARIN TOPLU OLARAK BİR ARADA YAŞAMA ZORUNLULUĞUNDA BULUNDUĞU ORTAM SAYILAMAYACAĞINDAN, OTOBÜSTE İŞLENEN ÇOCUĞUN CİNSEL İSTİSMARI SUÇUNDA TCK 103/3-b UYGULANAMAZ

Somut olayda sanık belediye otobüsünde seyahat etmekte olan çocuk mağdura yönelik fiziksel temas içeren cinsel davranışta bulunmuştur. Eylem sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı kapsamında kabul edilmiş ve sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi ayrıca belediye otobüsünün toplu kullanılan bir ulaşım aracı olması nedeniyle TCK 103/3-b uyarınca cezada artırım yapmıştır.

Uyuşmazlık Ceza Genel Kuruluna taşındığında temel tartışma, belediye otobüsünün TCK 103/3-b’deki “insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortam” kapsamında bulunup bulunmadığı üzerinde yoğunlaşmıştır. Yerel mahkeme, özellikle büyük şehirlerde insanların günlük yaşamlarının önemli bölümünü toplu ulaşım araçlarında geçirmek zorunda kaldıkları gerekçesiyle otobüsün bent kapsamında olduğunu kabul etmiştir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi ise daha dar bir yorum benimsemiştir. TCK 103/3-b’nin gerekçesinde yetiştirme yurdu, ceza infaz kurumu, öğrenci yurdu, okul pansiyonu ve hastane gibi yerler örneklenmektedir. Bu yerlerin ortak özelliği, kişilerin yalnızca aynı ortamda kısa süreli bulunmaları değil, yaşamlarının belirli bir dönemini topluca sürdürmek zorunda olmalarıdır.

Belediye otobüsündeki yolcular ise aynı ulaşım aracında geçici süreyle bulunmaktadır. Yolculuğun günlük yaşam açısından zorunlu veya sık olması, yolcuların otobüste “birlikte yaşadığı” anlamına gelmez. Toplu taşıma ortamı, hukuki niteliği itibarıyla öğrenci yurdu veya ceza infaz kurumu gibi zorunlu ortak yaşam alanlarından farklıdır.

Ceza Genel Kurulu çoğunluğu da bu yaklaşımı benimsemiş ve hükmün sanık aleyhine genişletilmemesi gerektiğini kabul etmiştir. Bir ortamın kalabalık olması veya kişinin orada bulunmasının günlük yaşam bakımından zorunlu hâle gelmesi, TCK 103/3-b’deki ortak yaşam zorunluluğuyla aynı değildir.

Kararda karşı görüş de ortaya konulmuş; günümüz büyükşehir koşullarında otobüs, metro, metrobüs ve tramvay gibi araçlarda insanların yaşamlarının bir bölümünü geçirmek zorunda kaldıkları, bu nedenle söz konusu araçların da bent kapsamında değerlendirilmesi gerektiği savunulmuştur. Ancak bu görüş çoğunluk tarafından benimsenmemiştir.

Kararın sonucu bakımından önemli olan husus, toplu taşıma araçlarında cinsel istismar suçunun elbette oluşabileceği, fakat suçun sırf böyle bir araçta işlenmesinin TCK 103/3-b kapsamında ayrıca ağırlaştırma nedeni sayılamayacağıdır. Temel suç oluşur; ancak ortak yaşam ortamı nitelikli hâli uygulanmaz.

Sonuç olarak Ceza Genel Kurulu, belediye otobüsünün TCK 103/3-b anlamında insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu bir ortam sayılamayacağını ve otobüste gerçekleştirilen cinsel istismar eyleminde bu bent uyarınca cezanın artırılamayacağını kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.03.2022, E. 2018/193, K. 2022/193

TCK 103/3-b – ASANSÖRÜN KAPALI VE ORTAK KULLANIM ALANI OLMASI, ONU ZORUNLU ORTAK YAŞAM ORTAMINA DÖNÜŞTÜRMEDİĞİNDEN ASANSÖRDE İŞLENEN CİNSEL İSTİSMARDA TCK 103/3-b UYGULANAMAZ

Somut olayda sanık, çocuk mağdura yönelik sarkıntılık suretiyle cinsel istismar eylemini bir asansör içerisinde gerçekleştirmiştir. İlk derece mahkemesi eylemin sübut bulduğunu kabul ederek mahkûmiyet hükmü kurmuş; bunun yanında asansörün birden fazla kişinin ortak olarak kullandığı kapalı bir alan olmasını dikkate alarak TCK 103/3-b uyarınca cezayı artırmıştır.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, sanığın cinsel istismar eyleminin gerçekleştiği hususunda mahkemenin delil değerlendirmesini isabetli bulmuş, ancak nitelikli hâlin uygulanmasını ayrıca incelemiştir. Daireye göre TCK 103/3-b’nin lafzı yalnızca insanların birlikte bulunduğu veya ortak kullandığı her mekânı kapsamamaktadır.

Asansör birden fazla kişinin aynı anda bulunabileceği, kapalı ve geçici olarak çıkış imkânının sınırlı olduğu bir ortam olabilir. Hatta fail açısından mağdurla kısa süre yalnız kalmayı sağlayarak suçun işlenmesini kolaylaştırabilir. Ancak bu fiilî kolaylık, kanundaki özel nitelikli hâlin uygulanması için tek başına yeterli değildir.

TCK 103/3-b, zorunlu ortak yaşam düzeninin meydana getirdiği özel kolaylığı esas almaktadır. Yurt, ceza infaz kurumu veya yatılı sağlık kuruluşunda kişiler yaşamlarını belirli bir süre aynı ortamda sürdürmek zorundadır. Asansörde ise kişiler yalnızca binanın katları arasında geçiş amacıyla birkaç saniye veya dakika bulunmaktadır.

Bu nedenle mağdurun asansörden anında çıkamaması ile öğrenci yurdunda, cezaevinde veya başka bir kurumda yaşamak zorunda bulunması aynı hukuki nitelikte değildir. Nitelikli hâlin konusunu her türlü kapalı ortam veya suçun işlenmesini kolaylaştıran her mekân değil, ortak yaşam zorunluluğunun sağladığı özel imkân oluşturmaktadır.

Yargıtay ayrıca ceza hukukunda nitelikli hâllerin dar yorumlanması gerektiğini esas almıştır. Kanunda asansör veya benzeri kısa süreli kullanılan ortak alanlara yer verilmediği ve bunların hükmün tarif ettiği ortamın özelliklerini taşımadığı durumda kıyas yoluyla bent kapsamına alınmaları mümkün değildir.

Dolayısıyla sanığın asansörde çocuk mağdura yönelik cinsel istismar gerçekleştirmiş olması temel suç bakımından cezai sorumluluğu doğurmaya devam etmekte; ancak suçun işlendiği mekân nedeniyle TCK 103/3-b kapsamında yarı oranında artırım yapılması hukuka aykırı hâle gelmektedir.

Sonuç olarak Yargıtay, asansörün insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortam niteliğinde olmadığını ve bu nedenle asansörde işlenen sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunda TCK 103/3-b uygulanarak cezanın artırılmasının fazla ceza tayini oluşturduğunu kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 06.06.2024, E. 2021/12362, K. 2024/5756

TCK 103/3-b – SUÇUN ÖĞRENCİ YURDU GİBİ ZORUNLU ORTAK YAŞAM ORTAMINDA İŞLENMİŞ OLMASI TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİLDİR; FAILİN BU ORTAMIN SAĞLADIĞI KOLAYLIKTAN CİNSEL İSTİSMARI GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN YARARLANMASI GEREKİR

TCK 103/3-b’nin uygulanmasında suçun işlendiği mekân ile failin bu mekândan yararlanma biçimi birbirinden ayrı olarak değerlendirilmelidir. Öğrenci yurdu, yetiştirme yurdu, okul pansiyonu, ceza infaz kurumu veya hastane gibi yerler insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların tipik örnekleridir. Ancak suçun bu yerlerden birinde meydana gelmiş olması, her durumda nitelikli hâlin otomatik olarak uygulanmasını gerektirmez.

Kanun koyucu suçun bu ortamlarda “işlenmesini” değil, bu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlenmesini daha ağır cezalandırmıştır. Bu nedenle failin ortak yaşam düzeni nedeniyle mağdura daha kolay erişmesi, mağdurun sürekli aynı ortamda kalmak zorunda olması, fail ile mağdurun ortak kullanım alanlarında karşılaşmasının kaçınılmaz hâle gelmesi veya mağdurun ortamdan kolaylıkla uzaklaşamaması gibi özelliklerin suçun icrasına somut etkisi araştırılmalıdır.

Örneğin yurtta kalan bir öğrenciye aynı yurtta görevli kişi tarafından gece saatlerinde ortak yaşam düzeninin sağladığı erişim imkânından yararlanılarak cinsel istismarda bulunulması ile tarafların yurtta tanışıp daha sonra tamamen başka bir yerde cinsel eylem gerçekleştirmeleri aynı değildir. İlk durumda yurdun sağladığı kolaylık suçun icrasına dâhil olabilirken, ikinci durumda nitelikli hâlin koşulları oluşmayabilir.

Bu nedenle failin yurt çalışanı veya mağdurun yurt öğrencisi olması nitelikli hâlin uygulanması bakımından yalnızca başlangıç noktasıdır. Mahkeme somut olayda ortak yaşam ortamının hangi özelliğinin fail tarafından kullanıldığını kararında göstermelidir.

Aynı ilke hastane bakımından da geçerlidir. Yatılı tedavi gören veya kurumda kalmak zorunda bulunan çocuk mağdur ile yalnızca kısa süreli muayene için hastaneye gelen çocuk aynı durumda değildir. TCK 103/3-b bakımından temel gerekçe, mağdurun zorunlu ortak yaşam düzeninden kaynaklanan korunmasızlığının fail tarafından istismar edilmesidir.

Yargıtay uygulaması bu nedenle nitelikli hâlin yalnızca suç mahalline bakılarak belirlenmesine karşı çıkmaktadır. Suç yurt binasında gerçekleşmiş olabilir; ancak ortak yaşam koşullarıyla cinsel istismar arasında somut bağlantı yoksa artırım yapılması tartışmalı hâle gelir. Buna karşılık fail ortak yaşam düzeninin sağladığı erişim ve yakınlıktan yararlanmışsa bent uygulanır.

Kararların ortak ilkesi, TCK 103/3-b’nin “mekânsal” olmaktan çok ortamın sağladığı özel kolaylığın kötüye kullanılmasına dayalı bir nitelikli hâl olduğudur. Bu nedenle gerekçeli kararda yalnızca suç yerinin adı değil, bu yerin ortak yaşam niteliği ve failin bundan ne şekilde yararlandığı açıklanmalıdır.

Sonuç olarak Yargıtay uygulamasında, TCK 103/3-b’nin uygulanabilmesi için suçun zorunlu ortak yaşam ortamıyla somut ve işlevsel bağlantısının bulunması; failin bu ortamın mağdur üzerindeki zorunluluk ve yakınlık koşullarından cinsel istismarı gerçekleştirmek amacıyla yararlanması gerekmektedir.

Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 25.11.2021, E. 2021/21423, K. 2021/9351

TCK 103/3-b Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu

TCK 103/3-b Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
Somut Durum Yargıtay Nitelendirmesi Gerekçenin Özü
Öğrenci yurdunda işlenen fiil TCK 103/3-b Zorunlu toplu yaşamın kolaylığından yararlanılmıştır
Yatılı okul yatakhanesinde işlenen fiil TCK 103/3-b Denetim boşluğu fiilin aracı yapılmıştır
Gündüzlü okulda ders saatinde fiil Bent tartışmalı Toplu yaşam zorunluluğu unsuru araştırılır
Kolaylıktan yararlanma bağının kurulmaması Bent uygulanmaz Salt mekanda bulunmak artırım doğurmaz
Çocuk koruma kuruluşunda işlenen fiil TCK 103/3-b Kurum düzeni fiile kolaylık sağlamıştır

Serinin diğer yazıları için TCK 103/3-a birden fazla kişiyle cinsel istismar, TCK 103/1 çocuğun cinsel istismarının temel hali ile beyan denetimi için cinsel suçlarda mağdur beyanı delili rehberimizi inceleyebilirsiniz.

Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:

Sık Sorulan Sorular

TCK 103/3-b nedir?

TCK 103/3-b, çocuğun cinsel istismarının toplu yaşam zorunluluğu bulunan ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir; cezalar yarı oranında artırılır.

Hangi yerler bu bent kapsamındadır?

Öğrenci yurtları, yatılı okullar ve pansiyonlar, çocuk koruma kuruluşları, hastane servisleri ile yatılı kurs ve kamplar; ortak özellik, çocuğun bu ortamdan serbestçe ayrılma imkanının bulunmamasıdır.

Yurtta istismarın cezası ne kadar?

İstismar üzerinden 12 – 22,5 yıl, sarkıntılıkta 4,5 – 12 yıl; organ veya cisim sokulması halinde alt sınır 24, mağdur 12 yaşından küçükse 27 yıldır.

Aynı binada kalmak artırım için yeterli mi?

Hayır. Failin, ortamın yarattığı yakınlık ve denetim boşluğundan fiili işlemek için yararlandığı somut olarak ortaya konulmalıdır.

Fail kurum görevlisiyse hangi bent uygulanır?

Görevlinin fiilinde hem bu bent hem bakım ve gözetim yükümlülerini düzenleyen bent gündeme gelebilir; artırım bir kez uygulanır ancak çoklu bendin varlığı temel cezada aleyhe gözetilir.

Kurumun sorumluluğu var mı?

Evet. Gözetim yükümlülüğünü ihlal eden kurum yönünden idari soruşturma ve tazminat sorumluluğu, ceza dosyasından bağımsız olarak gündeme gelir; istismarı öğrenip bildirmeyen görevliler ayrıca sorumludur.

TCK 103/3-b davasında avukat desteği neden önemli?

Ortam ve kolaylık şartlarının ispatı kurum kayıtlarının ivedi toplanmasına bağlıdır; hem ceza hem tazminat boyutu birlikte planlanmalıdır. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.

Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?

Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur ve yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ankara Barosuna kayıtlı olarak (Sicil No: 34507) Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosunun kurucu avukatı sıfatıyla ağırlıklı olarak ceza hukuku alanında çalışmakta; cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda hem müdafilik hem mağdur vekilliği görevi yürütmektedir. Bu yazı, TCK 103/3-b toplu yaşam ortamlarında çocuğun cinsel istismarı konusundaki güncel Yargıtay içtihatları taranarak hazırlanmıştır ve bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya özgü hukuki danışmanlık yerine geçmez.

TCK 103/3-b Kapsamındaki İstismar Dosyasında Ankara Ceza Avukatı Desteği

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda nitelendirme, beyan delilinin denetimi ve usul güvencelerinin takibi sonucu kökten değiştirir. TCK 103 çocukların cinsel istismarı suçu rehberimizi inceleyebilir, dosyanız için Ankara ceza avukatı desteği alabilirsiniz.

Ankara Avukat

Avukat Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Ara