Ceza Hukuku
Trend

TCK 142/2-a Malını Koruyamayacak Olandan veya Ölenden Hırsızlık

TCK 142/2-a Güncelleme Tarihi: 13 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa

TCK 142/2-a nedir? TCK 142/2-a, hırsızlık suçunun kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanılarak işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir. Baygın, ağır yaralı, uykuda, engelli ya da hayatını kaybetmiş bir kişinin eşyasının bu durumdan yararlanılarak alınması halinde beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suç şikayete tabi değildir ve uzlaştırma kapsamında da yer almaz.

Bir trafik kazasının hemen ardından yaşananları düşünün: Yaralılar sedyeye alınırken, araç sahipleri şokun etkisiyle etraflarında olup biteni algılayamazken, kalabalığın arasından biri sessizce yaklaşır ve açık kalan camdan bir telefonu ya da yarı baygın yaralının cebindeki parayı alır. Kanun koyucu, insanın en savunmasız anını fırsata çeviren bu davranışı sıradan bir hırsızlık olarak görmez. Hırsızlık suçunun bu ağırlaştırılmış hali, tam olarak TCK 142/2-a bendinde düzenlenmiştir.

Bu yazıda bendin kanuni metnini, uygulama şartlarını, cezasını ve konuya ilişkin beş emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz. Suçun genel yapısı ve tüm nitelikli haller için TCK 141 ve TCK 142 hırsızlık suçu rehberimize bakabilirsiniz.

TCK 142/2-a Nedir?

TCK 142/2-a, hırsızlık suçunun iki ayrı ağırlaştırıcı halini tek bentte toplar: Suçun, kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından yararlanılarak işlenmesi ve kişinin ölmesinden yararlanılarak işlenmesi. Her iki halde de ortak nokta, mağdurun eşyası üzerindeki fiili koruma gücünün ortadan kalkmış olması ve failin bu korumasızlığı bilerek kullanmasıdır.

Malını koruyamayacak durumda olma; baygınlık, ağır yaralanma, ileri yaş, engellilik, hastalık veya derin uyku gibi çok farklı sebeplerden kaynaklanabilir. Kanun sebebi sınırlamamış, sonuca bakmıştır: Mağdur, fiil anında eşyasını fiilen koruyabilecek durumda mıdır, değil midir? Ölme halinde ise koruma imkanı mutlak olarak sona ermiştir; hayatını kaybeden kişinin üzerindeki veya yanındaki eşyanın alınması bu bendin ikinci halini oluşturur.

TCK 142/2 Kanun Metni

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 142. maddesinin ikinci fıkrasının yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu olan (a) bendi işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.

Nitelikli hırsızlık

Madde 142 – (2) Suçun;

a) Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak,

b) Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle,

c) Doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanarak,

d) Haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek suretiyle,

e) Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle,

f) Tanınmamak için tedbir alarak veya yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak,

g) Barınak yerlerinde, sürüde veya açık yerlerde bulunan büyük veya küçük baş hayvan hakkında,

h) (Ek: 18/6/2014-6545/62 md.) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında,

işlenmesi halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun, bu fıkranın (b) bendinde belirtilen surette, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kimseye karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranına kadar artırılır.

TCK 142/2-a Hangi Şartlarda Uygulanır?

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yerleşik içtihadına göre bu bendin uygulanabilmesi için üç şartın bir arada gerçekleşmesi gerekir:

  • Gerçek bir korumasızlık bulunmalıdır: Mağdur, fiil anında malını fiilen koruyamayacak durumda olmalıdır. Bu durum soyut kabullerle değil, olayın bütün özellikleri değerlendirilerek belirlenir.
  • Korumasızlık faile ait bir fiilden doğmamalıdır: Mağduru bu hale fail getirmişse, örneğin bayıltmış veya cebir kullanmışsa, eylem hırsızlık değil yağma boyutuna geçer. Bu ayrım için TCK 149 nitelikli yağma suçu yazımıza bakabilirsiniz.
  • Fail korumasızlıktan bilinçli olarak yararlanmalıdır: Fail, mağdurun durumunu bilmeli ve eşyayı bu durumun sağladığı kolaylıkla almalıdır. Durumu bilmeden gerçekleşen alma fiili bu bende girmez.

Ölmeden yararlanma halinde ayrıca şu ayrım kritik önem taşır: Failin öldürme kastı baştan itibaren malı almaya yönelikse, eylem yağma ve TCK 82 kapsamında nitelikli kasten öldürme çerçevesinde değerlendirilir. Eşyayı alma kararı ölümden sonra ortaya çıkmışsa, kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık söz konusu olur. Aşağıda birebir metnini verdiğimiz Yargıtay 1. Ceza Dairesi kararı bu ayrımın uygulamadaki en net örneğidir.

TCK 142/2-a Cezası Ne Kadar?

TCK 142/2-a kapsamındaki nitelikli hırsızlığın cezası beş yıldan on yıla kadar hapistir. Uygulamada sonuç cezayı şu faktörler belirler:

  • Gece vakti artırımı: Suçun gece vakti işlenmesi halinde TCK 143 uyarınca ceza yarı oranında artırılır.
  • Birden fazla nitelikli halin birleşmesi: Aynı fiilde hem (a) hem (b) bendi gerçekleşmişse iki ayrı artırım yapılmaz; mahkeme tek ceza belirler ve çoklu nitelikli hali temel cezayı alt sınırdan uzaklaşarak tayin etmekte dikkate alır. Aşağıdaki 13. Ceza Dairesi kararı bu kuralı açıkça ortaya koymaktadır.
  • Etkin pişmanlık: Zararın soruşturma aşamasında giderilmesi cezada üçte ikiye kadar, kovuşturmada hüküm öncesi giderilmesi yarıya kadar indirim sağlar. Ayrıntılar etkin pişmanlık yazımızdadır.
  • Teşebbüs: Eşya alınamadan yakalanma halinde TCK 35 suça teşebbüs hükümleriyle ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilir.

Alt sınırın beş yıl olması nedeniyle bu dosyalarda tutuklama tedbiri sıkça gündeme gelir ve indirim sebepleri uygulanmadıkça hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile erteleme imkanı bulunmaz. Kesinleşen cezanın infaz süresini İnfaz Hesaplama Programı ile hesaplayabilirsiniz.

Avukata Sor: TCK 142/2-a Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim

Hakkınızda malını koruyamayacak durumda olandan veya ölenden hırsızlık suçlamasıyla soruşturma ya da dava varsa, ifade öncesinde dosyanın incelenmesi savunmanın en kritik adımıdır. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.

Avukata Sor

Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetleri, Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan 2025-2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücrete tabidir.

TCK 142/2-a Yargıtay Kararları

Aşağıdaki beş emsal karar, bendin sınırlarını uygulamada çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.

Kazazedelere Yardım Eden Kişinin Aracını Kilitlememesi Tek Başına Malını Koruyamayacak Durumda Olduğunu Göstermez

Olayda katılan, TEM Otoyolu’nda meydana gelen trafik kazasını görünce aracını yol kenarına park etmiş ve kazazedelere yardım etmek üzere aracından ayrılmıştır. Katılanın kilitlemeden bıraktığı aracın arka koltuğundaki sırt çantası sanık ve beraberindeki kişiler tarafından alınmıştır. Sanıklar ticari taksiyle olay yerinden uzaklaşmış, ancak polis tarafından gerçekleştirilen kesintisiz takip sonucunda sanıklardan biri çalınan eşyalarla birlikte yakalanmıştır.

Yerel mahkeme, katılanın trafik kazası nedeniyle oluşan ortamda kazazedelere yardım etmesini ve aracını koruyamamasını dikkate alarak eylemi TCK m. 142/2-a kapsamında nitelendirmiştir. Hükmün Özel Daire tarafından onanmasından sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, katılanın kazaya uğrayan kişi olmadığını ve malını koruyamayacak durumda bulunmadığını belirterek itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

Ceza Genel Kurulu, TCK m. 142/2-a’nın uygulanabilmesi için kişinin gerçekten malını koruyamayacak durumda bulunması, bu duruma fail tarafından getirilmemiş olması ve failin oluşan korumasızlıktan bilinçli şekilde yararlanması gerektiğini belirtmiştir. Malını koruyamama durumunun soyut kabullerle değil, olayın bütün özellikleri dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Somut olayda katılanın kazanın tarafı olmadığı, olay yerine sonradan gelerek yardım ettiği, kaza nedeniyle şok veya panik içinde bulunduğunu gösteren bir delilin bulunmadığı ve aracını kilitleyerek hırsızlığa karşı önlem alabilecek durumda olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle yalnızca yardım amacıyla araçtan uzaklaşmış olması, TCK m. 142/2-a anlamında malını koruyamayacak durumda sayılması için yeterli görülmemiştir.

Ceza Genel Kurulu, eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK m. 141/1 kapsamındaki basit hırsızlık suçunu oluşturduğuna karar vermiştir. Böylece TCK m. 142/2-a’nın uygulanması bakımından kazanın varlığı ile mağdurun gerçekten korumasız durumda bulunması arasında somut bir bağlantı kurulması gerektiği ortaya konulmuştur.

Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 29.09.2015 Tarih, 2014/13-405 Esas, 2015/294 Karar.

Trafik Kazası Sonrası Yarı Baygın Mağdurun Cebinden Para Alınması Hem TCK M. 142/2-A Hem TCK M. 142/2-B Kapsamındadır

Katılan, geçirdiği trafik kazasının ardından yarı baygın vaziyette sedyeyle ambulansa kaldırılırken sanık yardım etme bahanesiyle sedyeyi tutmuştur. Sanık, katılanın kazadan kaynaklanan bilinç ve hareket yeteneğindeki zayıflıktan yararlanarak cebinde bulunan 1.800 TL’yi almıştır. Eylemin gerçekleştirilme biçimi hem mağdurun korumasız durumundan yararlanılması hem de üzerindeki eşyanın fark ettirilmeden alınması özelliklerini taşımaktadır.

Yargıtay, trafik kazası nedeniyle yarı baygın olan katılanın olay sırasında malını koruyabilecek durumda bulunmadığını kabul etmiştir. Mağdurun içinde bulunduğu durum geçici olsa bile, hırsızlık fiilinin işlendiği anda mal üzerinde koruma ve gözetim olanağını önemli ölçüde ortadan kaldırdığı için TCK m. 142/2-a’da düzenlenen nitelikli hâlin koşulları gerçekleşmiştir.

Paranın mağdurun cebinden ona fark ettirilmeden alınması ise özel beceriyle hırsızlık niteliğindedir. Bu nedenle Daire, sanığın fiilinin aynı zamanda TCK m. 142/2-b kapsamına girdiğini ve somut olayda iki ayrı nitelikli hâlin birlikte gerçekleştiğini belirlemiştir. Yardım etme görüntüsü altında hareket edilmesi de sanığın mağdurun durumunu bildiğini ve bu durumun sağladığı kolaylıktan bilinçli olarak yararlandığını göstermektedir.

Bununla birlikte aynı hırsızlık fiili nedeniyle önce TCK m. 142/2-a uyarınca temel ceza belirlenip ardından TCK m. 142/2-b gerekçesiyle cezanın ayrıca artırılması hukuka uygun bulunmamıştır. Kanunda, aynı fıkradaki birden fazla nitelikli hâlin birlikte gerçekleşmesi durumunda cezanın belirli bir oranda artırılacağına ilişkin özel bir hüküm bulunmamaktadır.

Yargıtay’a göre mahkeme, sanık hakkında TCK m. 142/2 kapsamında tek bir ceza belirlemeli; birden fazla nitelikli hâlin gerçekleşmesini ise temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesinde dikkate almalıdır. Karar bu yönüyle, aynı fiilde birden fazla nitelikli hırsızlık hâlinin bulunmasının iki ayrı cezaya veya kanunda öngörülmeyen bir artırıma yol açmayacağını göstermektedir.

Künye: Yargıtay 13. Ceza Dairesi, 19.09.2013 Tarih, 2012/14614 Esas, 2013/25135 Karar.

Kazanın Etkisindeki Mağdurun Açık Camlı Aracından Telefon Alınması TCK M. 142/2-A Kapsamındadır

Olayda mağdur, maddi hasarlı bir trafik kazasına karıştıktan sonra aracından inerek diğer kazazede ile konuşmaya başlamıştır. Mağdurun kazanın etkisi altında bulunduğu sırada aracın camının açık bırakıldığını gören sanık, açık camdan elini uzatarak araç içerisindeki iki cep telefonunu almıştır. Sanık olay yerinden uzaklaşamadan yakalanmıştır.

Yerel mahkeme, olayın trafik kazasının meydana getirdiği ortamdan yararlanılarak işlendiğini kabul ederek TCK m. 142/2-c uyarınca hüküm kurmuştur. Ancak bu bent, doğal afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanılarak gerçekleştirilen hırsızlığı düzenlemektedir. Bireysel nitelikteki maddi hasarlı trafik kazası, bu anlamda doğal afet veya sosyal olay olarak kabul edilemez.

Yargıtay 17. Ceza Dairesi, olayda TCK m. 142/2-c’nin koşullarının bulunmadığını belirlemiştir. Buna karşılık mağdurun bizzat kazaya karışmış olması, henüz kazanın etkisinden çıkmamış bulunması ve bu nedenle malını korumaya yönelik olağan tedbirleri alamaması dikkate alınmıştır. Sanığın açık bırakılan camdan faydalanması da mağdurun geçici korumasızlığı ile hırsızlık fiili arasındaki bağlantıyı göstermektedir.

Daireye göre mağdurun mutlaka baygın veya ağır yaralı olması gerekmemektedir. Kaza nedeniyle oluşan şok, dikkat dağınıklığı veya panik, somut olayda kişinin malını korumasını önemli ölçüde engelliyorsa TCK m. 142/2-a uygulanabilir. Belirleyici olan, mağdurun kaza geçirmiş olmasından ziyade kazanın etkisiyle malını koruyamayacak durumda bulunmasıdır.

Bu nedenle Daire, sanığın eyleminin TCK m. 142/2-a kapsamında nitelikli hırsızlık oluşturduğunu, TCK m. 142/2-c uyarınca hüküm kurulmasının suçun hukuki nitelendirilmesinde yanılgı teşkil ettiğini kabul ederek mahkûmiyet hükmünü bozmuştur. Karar, kişisel bir kazanın meydana getirdiği korumasızlık ile toplumsal korku ve kargaşadan yararlanılması arasındaki ayrımı açık biçimde ortaya koymaktadır.

Künye: Yargıtay 17. Ceza Dairesi, 26.11.2015 Tarih, 2015/7075 Esas, 2015/10118

Görme Engelli Mağdurun Fiziksel Yetersizliğinden Yararlanılarak Parasının Alınması TCK M. 142/2-A Kapsamındadır

Sanık, görme engelli müştekinin ikametine yardım etme bahanesiyle girmiş ve müştekilere para vermek istediğini söylemiştir. Karı ve koca olan müştekiler bu teklifi kabul etmeyerek paralarının bulunduğunu belirtmiş ve ellerindeki 800 TL’yi sanığa göstermiştir. Bunun üzerine sanık, eşlerden birini üst kata göndererek görme engelli müştekiyle yalnız kalmasını sağlamıştır.

Sanık, müştekinin görme engeli nedeniyle çevresinde gerçekleşen hareketleri yeterince takip edememesinden yararlanmış ve masa üzerinde bulunan cüzdanın içindeki 800 TL’yi almıştır. Eylem sırasında cebir veya tehdit kullanılmamış; sanık, mağdurun fiziksel durumunun sağladığı kolaylıktan faydalanarak hırsızlığı gerçekleştirmiştir.

Yerel mahkeme, sanığın eylemini bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık kapsamında değerlendirerek suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK m. 142/1-b uyarınca hüküm kurmuştur. Yargıtay 17. Ceza Dairesi ise belirleyici unsurun yalnızca suçun konutta işlenmesi olmadığını, sanığın görme engelli müştekinin malını koruyamayacak durumda bulunmasından bilinçli biçimde yararlandığını belirtmiştir.

Daireye göre fiziksel engel, TCK m. 142/2-a’nın uygulanması bakımından tek başına otomatik bir sonuç doğurmaz. Somut olayda engelin malın korunmasını gerçekten güçleştirmesi ve failin bu durumun sağladığı kolaylıktan yararlanması gerekir. Sanığın diğer müştekiyi üst kata göndermesi, görme engelli kişiyle yalnız kalması ve para ile cüzdanın yerini öğrendikten sonra hırsızlığı gerçekleştirmesi, bu koşulların bulunduğunu göstermektedir.

Bu nedenle eylemin TCK m. 142/2-a kapsamında nitelikli hırsızlık oluşturduğu, TCK m. 142/1-b uygulanarak eksik ceza belirlenmesinin hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir. Bununla birlikte sanık aleyhine temyiz bulunmaması nedeniyle eksik ceza uygulaması bozma konusu yapılmamış; diğer hukuka aykırılıklar düzeltilerek hüküm onanmıştır.

Künye: Yargıtay 17. Ceza Dairesi, 08.03.2016 Tarih, 2015/10466 Esas, 2016/3015 Karar.

Öldürme Fiilinden Sonra Maktulün Telefonunun Alınması Kişinin Ölmesinden Yararlanarak Hırsızlık Suçunu Oluşturur

Sanık, cinsel ilişki amacıyla maktulün evine girmiş, kendisine karşı koyan maktule cinsel saldırıda bulunmuş ve ardından maktulü öldürmüştür. Sanık, öldürme fiilinden sonra maktule ait cep telefonunu alarak olay yerinden ayrılmıştır. Yerel mahkeme, malvarlığına yönelik eylemi yağma suçu çerçevesinde değerlendirmiş ancak sanığın yağma suçundan beraatine karar vermiştir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, öldürme fiili ile malın alınması arasındaki amaçsal bağlantının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Failin baştan itibaren malı almak amacıyla mağduru öldürmesi ile öldürme fiilinden sonra oluşan yeni bir kararla ölen kişinin malını alması aynı hukuki nitelikte değildir.

Malı elde etmek amacıyla gerçekleştirilen öldürmede TCK m. 82/1-h kapsamında başka bir suçu işlemek veya işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla öldürme ve olayın özelliklerine göre yağma hükümleri gündeme gelebilir. Buna karşılık öldürme kastı malı almaya yönelik değilse ve eşyanın alınmasına ilişkin kast ölümden sonra ortaya çıkmışsa, kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık söz konusu olur.

Somut olayda telefonun alınmasının öldürme eyleminin başlangıçtaki amacı olmadığı, sanığın telefonu öldürmeden sonra ve işlediği suçun delillerini ortadan kaldırmak amacıyla aldığı kabul edilmiştir. Telefonun alınmasına ilişkin irade ölümden sonra ortaya çıktığından, eylemin yağma olarak nitelendirilmesi mümkün görülmemiştir. Ancak eşyanın delilleri ortadan kaldırmak amacıyla alınması, malvarlığına yönelik fiilin cezasız kalmasını da gerektirmemektedir.

Yargıtay, sanığın maktulün ölümünün meydana getirdiği mutlak korumasızlıktan yararlanarak cep telefonunu aldığını ve bu nedenle TCK m. 142/2-a kapsamında nitelikli hırsızlık suçundan cezalandırılması gerektiğini kabul etmiştir. Yerel mahkemenin yağma suçundan beraat kararı vermekle yetinmesi ve eylemi kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık olarak değerlendirmemesi bozma nedeni yapılmıştır.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 02.12.2014 Tarih, 2014/3767 Esas, 2014/5780 Karar.

Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu

TCK 142/2-a Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
Somut Durum Yargıtay Nitelendirmesi Gerekçenin Özü
Kazazedelere yardım için aracından ayrılan kişinin aracından eşya alınması TCK 142/2-a uygulanmaz, basit hırsızlık Mağdur kazanın tarafı değildir, şok veya panik içinde olmadığından aracını kilitleyerek önlem alabilecek durumdadır
Yarı baygın kazazedenin cebinden fark ettirmeden para alınması TCK 142/2-a ve 142/2-b birlikte, tek ceza Geçici bilinç kaybı koruma imkanını ortadan kaldırır; iki nitelikli hal için ayrı artırım yapılmaz, alt sınırdan uzaklaşılır
Kazanın etkisindeki mağdurun açık camlı aracından telefon alınması TCK 142/2-a Baygınlık şart değildir; kazanın yarattığı şok ve dikkat dağınıklığı korumayı fiilen engelliyorsa bent uygulanır
Görme engelli mağdurun parasının, yalnız bırakılarak alınması TCK 142/2-a Engel tek başına yetmez; somut olayda korumayı güçleştirmesi ve failin bundan bilinçli yararlanması aranır
Öldürme fiilinden sonra maktulün telefonunun alınması TCK 142/2-a Alma kararı ölümden sonra doğmuşsa yağma değil, kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık oluşur

Savunmada Öne Çıkan Noktalar

Bu bent kapsamındaki dosyalarda savunmanın omurgasını mağdurun durumu ve failin bilgisi oluşturur. Uygulamada sonucu değiştiren başlıca tartışmalar şunlardır:

  • Korumasızlığın gerçekliği: Mağdur olay anında gerçekten önlem alamayacak durumda mıydı? Kamera kayıtları, sağlık raporları ve tanık beyanları bu noktada belirleyicidir; korumasızlık ispatlanamazsa fiil basit hırsızlık seviyesine iner ve ceza aralığı köklü biçimde değişir.
  • Failin bilgisi ve kastı: Fail, mağdurun durumunu biliyor muydu ve eşyayı bu durumun kolaylığıyla mı aldı? Bilinçli yararlanma ispat edilemiyorsa nitelikli hal uygulanamaz.
  • Yağma sınırı: Mağduru korumasız hale getiren failin kendisiyse dosya hırsızlıktan çıkar; bu sınırın doğru çizilmesi hem savunma hem katılan vekilliği açısından hayati önemdedir.
  • Zarar giderimi: Eşyanın iadesi veya zararın erken aşamada karşılanması, etkin pişmanlık üzerinden sonuç cezayı ciddi ölçüde düşürür.

Maddenin diğer nitelikli halleri için TCK 142/1, TCK 142/2-b yankesicilik ve kapkaç ile TCK 142/2-c afet ve kargaşadan yararlanarak hırsızlık yazılarımızı inceleyebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

TCK 142/2-a nedir?

TCK 142/2-a, hırsızlık suçunun kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanılarak işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir. Baygın, ağır yaralı, engelli veya hayatını kaybetmiş bir kişinin eşyasının alınması bu bent kapsamında değerlendirilir ve beş yıldan on yıla kadar hapis cezası gerektirir.

TCK 142/2-a cezası kaç yıl?

TCK 142/2-a kapsamındaki nitelikli hırsızlığın cezası beş yıldan on yıla kadar hapistir. Suçun gece vakti işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır; etkin pişmanlık ve teşebbüs hükümleri ise cezayı indirebilir.

Ölen kişinin eşyasını almak hangi suçu oluşturur?

Ölüm gerçekleştikten sonra ortaya çıkan bir kararla ölen kişinin eşyasının alınması, kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık kapsamında TCK 142/2-a bendine girer. Fail, malı almak amacıyla mağduru öldürmüşse eylem yağma ve nitelikli kasten öldürme kapsamında ayrıca değerlendirilir.

Trafik kazası geçiren kişiden eşya almak TCK 142/2-a kapsamında mı?

Yargıtay uygulamasına göre belirleyici olan kazanın varlığı değil, mağdurun kazanın etkisiyle malını gerçekten koruyamayacak durumda bulunmasıdır. Yarı baygın veya şok halindeki kazazededen eşya alınması bu bende girer; kazayla ilgisi olmayan ve önlem alabilecek durumdaki kişinin eşyasının alınması ise basit hırsızlık kalabilir.

Engelli bir kişiden hırsızlık her zaman TCK 142/2-a midir?

Hayır. Yargıtay, engelin tek başına yeterli olmadığını, somut olayda engelin malın korunmasını gerçekten güçleştirmesi ve failin bu durumdan bilinçli olarak yararlanması gerektiğini aramaktadır.

TCK 142/2-a şikayete tabi mi, uzlaşma mümkün mü?

Hayır. Bu suç şikayete tabi değildir ve uzlaştırma kapsamında da yer almaz. Savcılık kendiliğinden soruşturma yürütür; ancak mağdurun zararının giderilmesi etkin pişmanlık indirimi sağlar.

TCK 142/2-a davasında avukat desteği neden önemli?

Bu dosyalarda mağdurun gerçekten korumasız olup olmadığı ve failin bunu bilip bilmediği teknik bir ispat tartışmasıdır; doğru savunma fiili basit hırsızlık seviyesine indirebilir. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.

Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:

Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?

Av. Çağrı Ayboğa, Ankara Barosuna kayıtlı (Sicil No: 34507) olarak Ankara merkezli çalışan bir avukattır. Ceza hukuku alanında hırsızlık, nitelikli hırsızlık, yağma ve bilişim suçlarına ilişkin soruşturma ve kovuşturma dosyalarında müdafilik ve mağdur vekilliği yapmakta; Ankara Adliyesi ve Ankara Batı Adliyesi başta olmak üzere Türkiye genelinde ceza dosyalarını takip etmektedir.

TCK 142 kapsamındaki dosyalarda eşya niteliğinin tespiti, nitelikli halin tartışılması ve etkin pişmanlık süreçlerinin yönetimi konularında bilgi ve deneyim sahibidir.

TCK 142/2-a Suçlamasında Ankara Ceza Avukatı Desteği

Nitelikli hırsızlık dosyalarında sonucu, olayın hangi bende girdiğinin doğru tartışılması belirler. Dosyanızın her aşamasında yanınızda olacak bir Ankara ceza avukatı ile savunmanızı güçlendirebilirsiniz.

Ankara Avukat

Avukat Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.
Başa dön tuşu
Ara