Güncelleme Tarihi: 13 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa
TCK 142/2-c nedir? TCK 142/2-c, hırsızlık suçunun doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanılarak işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir. Deprem, sel, yangın gibi afetlerin ya da toplumsal olayların yarattığı panik ortamında eşya alınması halinde beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Yargıtay, afetin sağladığı kolaylığın fiil anında devam ediyor olmasını arar; suç şikayete tabi değildir.
Bir deprem gecesini düşünün: İnsanlar canlarını kurtarmak için evlerini kapılarını kilitleyemeden terk eder, sokaklar paniğe kapılmış kalabalıklarla dolar, kimse eşyasının peşinde değildir. İşte tam bu anda enkaz kenarındaki evlere veya terk edilmiş iş yerlerine yönelen kişiyi kanun koyucu sıradan bir hırsız olarak görmez. Toplumun en kırılgan anını fırsata çeviren bu davranış, hırsızlık suçunun en ağır kınanan halleri arasındadır ve TCK 142/2-c bendinde düzenlenmiştir.
Bu yazıda bendin kanuni metnini, afet ve sosyal olay kavramlarının sınırlarını, cezayı ve konuya ilişkin beş emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz. Suçun genel yapısı için TCK 141 ve TCK 142 hırsızlık suçu rehberimize bakabilirsiniz.
İçindekiler
TCK 142/2-c Nedir?
TCK 142/2-c, hırsızlık suçunun iki tür olağanüstü ortamdan yararlanılarak işlenmesini ağırlaştırır. Birincisi doğal afetlerdir: Deprem, sel, heyelan, çığ, fırtına ve büyük yangınlar bu kapsamdadır. İkincisi sosyal olaylardır: Toplumsal boyut taşıyan gösteri ve karışıklıklar, geniş çaplı kazalar ve toplu panik doğuran benzeri olaylar bu gruba girer.
Bendin özü şudur: Bu tür olaylar insanların eşyaları üzerindeki koruma ve gözetim imkanını topluca ortadan kaldırır. Evler açık kalır, iş yerleri terk edilir, herkesin önceliği can güvenliği olur. Kanun koyucu, toplumsal dayanışmanın en yoğun olması gereken bu anlarda hırsızlığa yönelen faili, hem malvarlığını hem de toplumsal güveni ihlal ettiği için beş yıldan on yıla kadar hapis cezasıyla karşılar.
TCK 142/2 Kanun Metni
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 142. maddesinin ikinci fıkrasının yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu olan (c) bendi işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.
Nitelikli hırsızlık
Madde 142 – (2) Suçun;
a) Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak,
b) Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle,
c) Doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanarak,
d) Haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek suretiyle,
e) Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle,
f) Tanınmamak için tedbir alarak veya yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak,
g) Büyükbaş veya küçükbaş hayvan hakkında,
h) (Ek: 18/6/2014-6545/62 md.) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında,
işlenmesi halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun, bu fıkranın (b) bendinde belirtilen surette, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kimseye karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranına kadar artırılır.
TCK 142/2-c Hangi Şartlarda Uygulanır?
Yargıtay uygulamasına göre bu bendin uygulanabilmesi için şu şartların bir arada bulunması gerekir:
- Toplumsal boyutlu bir olay bulunmalıdır: Olay, doğal afet veya sosyal olay niteliğinde olmalı, yani tek bir kişiyi değil toplumu ya da geniş bir kesimi etkilemelidir. Aşağıda birebir metnini verdiğimiz 17. Ceza Dairesi kararının açıkça ortaya koyduğu gibi, bireysel bir trafik kazası bu anlamda doğal afet veya sosyal olay sayılmaz; kazazededen eşya alınması koşullarına göre TCK 142/2-a malını koruyamayacak olandan hırsızlık kapsamında değerlendirilir.
- Olay korku veya kargaşa doğurmuş olmalıdır: Afetin veya sosyal olayın fiilin işlendiği çevrede gerçek bir panik, korku ya da düzensizlik yaratmış olması gerekir.
- Fail bu ortamdan bilinçli olarak yararlanmalıdır: Hırsızlık, olayın yarattığı korumasızlık ve denetimsizlikten faydalanılarak işlenmiş olmalıdır. Olayla hiçbir bağlantısı olmayan bir hırsızlık, sırf aynı dönemde işlendi diye bu bende girmez.
Afetin Etkisi Ne Zamana Kadar Sürer?
Bu bendin uygulamadaki en kritik sorusu zamandır. Afet gerçekleşti diye o bölgede işlenen her hırsızlık sonsuza kadar nitelikli sayılmaz. Yargıtayın yerleşik ölçütü nettir: Afetin veya olayın meydana getirdiği kolaylık ve korumasızlık ortamı, hırsızlık fiilinin işlendiği anda fiilen devam ediyor olmalıdır.
Aşağıda birebir metinlerini verdiğimiz kararlarda bu ölçüt somutlaşır: Marmara depreminden sekiz ay sonra işlenen hırsızlıkta afetin sağladığı kolaylığın sürdüğü kabul edilmemiş, depremden bir buçuk ay sonra hasarlı konuttan yapılan hırsızlıkta ise mahkemenin afet koşullarının devam edip etmediğini ayrıca araştırması gerektiğine hükmedilmiştir. Yani belirleyici olan takvimdeki gün sayısı değil, bölgedeki fiili durumdur: Konutlar hala boş mu, kolluk denetimi kurulabilmiş mi, hayat normale dönmüş mü? Bu soruların cevabı, dosyanın basit hırsızlık ile beş yıldan başlayan nitelikli hırsızlık arasındaki yerini belirler.
TCK 142/2-c Cezası Ne Kadar?
TCK 142/2-c kapsamındaki nitelikli hırsızlığın cezası beş yıldan on yıla kadar hapistir. Sonuç cezayı belirleyen başlıca faktörler şunlardır:
- Gece vakti artırımı: Afet ortamındaki hırsızlıklar çoğunlukla gece işlendiğinden, TCK 143 uyarınca cezanın yarı oranında artırılması bu dosyalarda sıkça gündeme gelir.
- Kamu hizmetinin aksaması: Hırsızlık sonucunda haberleşme, enerji veya ulaşım alanında kamu hizmeti aksarsa TCK 142/5 uyarınca ceza yarısından iki katına kadar ayrıca artırılır.
- Etkin pişmanlık: Zararın soruşturma aşamasında giderilmesi cezada üçte ikiye kadar, kovuşturmada hüküm öncesi giderilmesi yarıya kadar indirim sağlar. Ayrıntılar etkin pişmanlık yazımızdadır.
- Teşebbüs: Eşya alınamadan yakalanma halinde TCK 35 suça teşebbüs hükümleriyle ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilir.
Alt sınırın beş yıl olması ve bu suç tipine yönelik toplumsal hassasiyet nedeniyle tutuklama tedbiri afet dönemi dosyalarında yoğun biçimde uygulanır. Kesinleşen cezanın infaz süresini İnfaz Hesaplama Programı ile hesaplayabilirsiniz.
Avukata Sor: TCK 142/2-c Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim
Afet veya kargaşa ortamında işlendiği iddia edilen hırsızlık dosyalarında, olayın gerçekten bu bende girip girmediği teknik bir tartışmadır ve sonucu kökten değiştirir. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.
Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetleri, Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan 2025-2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücrete tabidir.
TCK 142/2-c Yargıtay Kararları
Aşağıdaki beş emsal karar, bendin sınırlarını uygulamada çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.
Bina Önünde Çıkan Yangının Oluşturduğu Korku Ve Kargaşadan Yararlanılarak Odadan Çanta Çalınması TCK M. 142/2-C Kapsamındadır
Olayda binanın önünde yangın çıkmış ve bu yangın, binada bulunan kişiler arasında korku ve kargaşaya neden olmuştur. İnsanların yangının meydana getirebileceği tehlikeye yöneldiği ve eşyaları üzerindeki gözetimlerinin zayıfladığı sırada sanık, müştekinin odasına girerek burada bulunan çantayı çalmıştır. Sanık böylece yangının meydana getirdiği olağanüstü ortamdan yararlanarak hırsızlık fiilini gerçekleştirmiştir.
TCK m. 142/2-c’nin uygulanması için herhangi bir yangının meydana gelmesi tek başına yeterli değildir. Yangının kişilerin güvenlik kaygısıyla hareket etmesine, bulundukları yerleri terk etmesine veya eşyaları üzerindeki denetimlerini azaltmasına yol açan bir korku ya da kargaşa doğurması gerekir. Bunun yanında failin de hırsızlık suçunu bu ortamın sağladığı kolaylıktan faydalanarak işlemesi zorunludur.
Somut olayda yangın ile hırsızlık arasında hem zamansal hem de nedensel bağlantı bulunmaktadır. Hırsızlık, yangının etkisi sona erdikten sonra değil, yangın nedeniyle korku ve kargaşanın devam ettiği sırada işlenmiştir. Sanığın müştekinin odasına girerek çantayı alabilmesi, yangın sebebiyle eşya üzerindeki olağan koruma ve gözetimin zayıflamasından kaynaklanmıştır.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, eylemin hem doğal afet veya sosyal olayın meydana getirdiği korku ve kargaşadan yararlanılarak işlenmesi hem de bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında gerçekleştirilmesi nedeniyle TCK m. 142/2-c ve 142/2-h bentlerini birlikte ihlal ettiğini kabul etmiştir. Aynı hırsızlık fiilinde birden fazla nitelikli hâlin gerçekleşmesi ayrı ayrı ceza verilmesini gerektirmese de temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır.
Daireye göre mahkeme, TCK m. 61 uyarınca temel cezayı belirlerken eylemde iki ayrı nitelikli hâlin gerçekleşmesini göz önünde bulundurmalı ve alt sınırdan uzaklaşmalıdır. Buna rağmen temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi isabetsiz bulunmuştur. Ancak sanık aleyhine temyiz bulunmadığından bu eksiklik bozma sebebi yapılmamış ve mahkûmiyet hükmü eleştiriyle onanmıştır.
Karar, TCK m. 142/2-c’nin yalnızca deprem ve sel gibi doğa olaylarında değil, kişilerde ciddi korku ve kargaşa meydana getiren yangınlarda da uygulanabileceğini göstermektedir. Burada belirleyici olan yangının sınıflandırılmasından çok, meydana getirdiği kargaşanın hırsızlık suçunun işlenmesini kolaylaştırması ve failin bu kolaylıktan bilinçli olarak yararlanmasıdır.
Künye: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 27.09.2021 Tarih, 2021/493 Esas, 2021/14277 Karar.
Depremden Bir Buçuk Ay Sonra Hasarlı Konuttan Yapılan Hırsızlıkta Afet Koşullarının Devam Edip Etmediği Araştırılmalıdır
Olayda sanıklar, yaklaşık bir buçuk ay önce meydana gelen depremde hasar gören ve yıkılma tehlikesi nedeniyle oturulamayan bir konuta girerek hırsızlık yapmaya çalışmıştır. Ana depremin ardından artçı depremler uzun süre devam etmiş ve konutun sakinleri güvenlik nedeniyle evde bulunamamıştır. Sanıkların, deprem nedeniyle konutun boş ve korumasız kalmasından faydalandıkları ileri sürülmüştür.
Yerel mahkeme, sanıklar hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurmuştur. Ancak Yargıtay, TCK m. 142/2-c’nin uygulanabilmesi bakımından yalnızca konutun depremde hasar görmüş olmasını yeterli kabul etmemiştir. Afetin meydana geldiği tarih ile hırsızlık tarihi arasında bir buçuk aylık süre bulunduğundan, doğal afetin doğurduğu korku ve kargaşa ortamının suç tarihinde devam edip etmediğinin somut olarak belirlenmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Daireye göre doğal afetin etkisinin ne kadar sürdüğü yalnızca takvim hesabıyla belirlenemez. Ana deprem sona ermiş olsa bile artçı depremlerin sürmesi, binaların yıkılma tehlikesi taşıması, resmî makamların konutlara girişleri yasaklaması veya vatandaşların güvenlik gerekçesiyle bölgeden uzaklaştırılması, afet koşullarının devam ettiğini gösterebilir. Dolayısıyla her olayda afet ile hırsızlık arasındaki maddi bağlantı ayrıca araştırılmalıdır.
Bu kapsamda mahkemenin afet koordinasyon merkezi ve afet kriz masasından bilgi istemesi gerektiği belirtilmiştir. Özellikle doğal afet koşullarının ne kadar süre devam ettiği, suç konusu konuta girilmesine izin verilip verilmediği, binanın resmî makamlarca kullanıma kapatılıp kapatılmadığı ve bölgede artçı depremlerin etkisinin sürüp sürmediği açıklığa kavuşturulmalıdır.
Bu araştırmalar sonucunda, maliklerin konutlarını deprem tehlikesi nedeniyle koruyamadıkları ve sanıkların da bu durumun sağladığı kolaylıktan bilinçli olarak yararlandıkları belirlenirse TCK m. 142/2-c uygulanabilecektir. Buna karşılık afet koşulları sona ermiş ve konut yalnızca olağan nedenlerle boş bırakılmışsa söz konusu nitelikli hâlin uygulanması mümkün olmayacaktır.
Yargıtay, belirtilen hususlar araştırılmadan hüküm kurulmasını eksik inceleme olarak değerlendirmiştir. Ayrıca sanık hakkında konut dokunulmazlığını ihlal suçundan usulüne uygun biçimde dava açılmadığı hâlde yalnızca ek savunma hakkı verilerek bu suçtan mahkûmiyet kurulmasını da CMK m. 225’e aykırı bulmuş ve hükmü bozmuştur.
Künye: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 11.06.2013 Tarih, 2012/25731 Esas, 2013/15356 Karar.
Marmara Depreminden Sekiz Ay Sonra İşlenen Hırsızlıkta Afetin Sağladığı Kolaylığın Devam Ettiği Kabul Edilemez
Olay, 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen Marmara depreminden yaklaşık sekiz ay sonra gerçekleştirilmiştir. Sanıkların depremden etkilenen bir yerde hırsızlık yapmaları üzerine yerel mahkeme, eylemi 765 sayılı TCK m. 492/3 kapsamında umumi musibet veya heyecandan kaynaklanan kolaylıktan yararlanılarak işlenen hırsızlık olarak değerlendirmiştir.
Suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK m. 492/3, günümüzde TCK m. 142/2-c’de düzenlenen nitelikli hâlin tarihsel karşılığını oluşturmaktadır. Her iki düzenlemede de doğal afetin meydana gelmesi tek başına yeterli olmayıp hırsızlığın afetin doğurduğu korku, heyecan, düzensizlik veya korumasızlık ortamından yararlanılarak işlenmesi aranmaktadır.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, deprem ile hırsızlık arasında yaklaşık sekiz aylık zaman bulunduğunu dikkate almıştır. Bu kadar uzun bir süre geçtikten sonra depremin meydana getirdiği ilk korku ve kargaşa ortamının devam ettiğinin kendiliğinden kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Eşyanın deprem bölgesinde veya depremden etkilenmiş bir yapıda bulunması, tek başına nitelikli hâlin uygulanmasına yeterli görülmemiştir.
TCK m. 142/2-c bakımından doğal afet ile hırsızlık arasında yalnızca tarihsel veya coğrafi bir ilişki bulunması yeterli değildir. Failin, suçun işlendiği sırada devam eden afet koşullarının eşya üzerindeki koruma ve gözetimi zayıflatmasından yararlanmış olması gerekir. Afetin etkileri ortadan kalkmışsa veya suç afetin meydana getirdiği kolaylıktan bağımsız olarak işlenmişse temel ya da başka bir nitelikli hırsızlık hükmü uygulanmalıdır.
Somut olayda depremden sekiz ay sonra hâlen korku ve kargaşa ortamının devam ettiğini veya sanıkların böyle bir ortamdan faydalandığını gösteren yeterli bir durum bulunmadığından, 765 sayılı TCK m. 492/3’ün uygulanması isabetsiz bulunmuştur. Daire, sanıkların eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK m. 491/4 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Karar, TCK m. 142/2-c bakımından afetin etkisinin sınırsız bir süre devam ettiğinin varsayılamayacağını ortaya koymaktadır. Nitelikli hâlin uygulanabilmesi için suç tarihinde korku veya kargaşanın yahut bunların meydana getirdiği somut korumasızlığın sürmesi ve failin fiilini bu kolaylıktan yararlanarak gerçekleştirmesi gerekir.
Künye: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 14.10.2002 Tarih, 2000/9000 Esas, 2002/11593 Karar.
Bireysel Trafik Kazası Doğal Afet Veya Sosyal Olay Sayılamayacağından TCK M. 142/2-C Uygulanamaz
Olayda mağdur, maddi hasarlı bir trafik kazasına karıştıktan sonra aracından inerek kazaya karışan diğer kişiyle konuşmaya başlamıştır. Mağdurun aracının camını açık bırakmasından yararlanan sanık, açık camdan elini uzatarak araç içinde bulunan iki cep telefonunu almış ve uzaklaşmaya çalışırken yakalanmıştır.
Yerel mahkeme, sanığın trafik kazasının meydana getirdiği ortamdan yararlanarak hırsızlık yaptığını kabul etmiş ve TCK m. 142/2-c uyarınca mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Uyuşmazlık, bireysel bir trafik kazasının bu bentte belirtilen doğal afet veya sosyal olay kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında toplanmıştır.
Yargıtay 17. Ceza Dairesi, TCK m. 142/2-c’deki “doğal afet” ve “sosyal olay” kavramlarının bireysel nitelikteki her kaza veya olağan dışı hadiseyi kapsamadığını belirtmiştir. Doğal afet; deprem, sel, heyelan ve benzeri geniş etkili doğa olaylarını ifade etmektedir. Sosyal olay ise savaş, ayaklanma, kitlesel gösteri, terör saldırısı veya toplumsal çatışma gibi toplumun belirli bir bölümünde korku ve kargaşa meydana getiren insan kaynaklı olayları kapsamaktadır.
Maddi hasarlı bir trafik kazası, olayın taraflarında heyecan, panik veya dikkat dağınıklığı meydana getirebilirse de toplumsal nitelikte bir korku veya kargaşa doğurmaz. Bu nedenle somut olayda TCK m. 142/2-c’nin maddi koşullarının gerçekleşmediği kabul edilmiştir. Kaza mahallinde insanların toplanması veya mağdurun dikkatinin kazaya yönelmesi de bireysel kazayı sosyal olaya dönüştürmez.
Bununla birlikte Daire, sanığın eyleminin basit hırsızlık oluşturmadığını belirtmiştir. Mağdurun kazaya bizzat karışması, henüz kazanın etkisinden çıkmamış olması ve bu nedenle aracındaki eşyaları koruyabilecek durumda bulunmaması karşısında eylemin TCK m. 142/2-a kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Böylece mağdurun kişisel korumasızlığı ile toplumsal korku ve kargaşa birbirinden ayrılmıştır.
Karar, TCK m. 142/2-a ile m. 142/2-c arasındaki uygulama sınırını göstermesi bakımından önemlidir. Bir olay yalnızca mağdur üzerinde şok veya panik meydana getiriyorsa m. 142/2-a gündeme gelebilir. Olayın m. 142/2-c kapsamında değerlendirilebilmesi için ise doğal afet veya sosyal olayın daha geniş bir çevrede korku ya da kargaşa doğurması ve failin bu ortamdan yararlanması gerekir.
Yargıtay, sanığa isnat edilen fiilin TCK m. 142/2-a kapsamında kaldığı hâlde m. 142/2-c uygulanmasını suç vasfında yanılgı olarak değerlendirmiştir. Ayrıca sanığa iddianamede yer almayan nitelikli hâl nedeniyle usulüne uygun şekilde ek savunma hakkı verilmemesi de savunma hakkının kısıtlanması olarak kabul edilmiş ve hüküm bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 17. Ceza Dairesi, 26.11.2015 Tarih, 2015/7075 Esas, 2015/10118 Karar.
Felaketin Meydana Getirdiği Kolaylık Ortadan Kalktıktan Sonra İşlenen Hırsızlık Ağırlaştırılmış Hâl Kapsamında Değildir
Olayda hırsızlık suçu, genel bir felaketin meydana gelmesinden sonra ancak felaketin doğurduğu korku, heyecan ve korumasızlık ortamı sona erdiği bir dönemde işlenmiştir. Yerel mahkeme, suçun geçmişte meydana gelen felaketle bağlantılı olduğunu kabul ederek sanık hakkında 765 sayılı TCK’nın umumi musibet veya heyecandan yararlanılarak gerçekleştirilen hırsızlığa ilişkin ağırlaştırıcı hükmünü uygulamıştır.
Suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK m. 492/3’te düzenlenen “umumi musibet veya heyecandan istifade” hâli, günümüzde TCK m. 142/2-c’de yer alan doğal afet veya sosyal olayların meydana getirdiği korku ya da kargaşadan yararlanarak hırsızlık suçunun işlenmesinin tarihsel karşılığıdır. Her iki düzenleme de failin olağanüstü olayın sağladığı fiilî kolaylıktan yararlanmasını aramaktadır.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, doğal afet veya genel felaketin geçmişte meydana gelmiş olmasını ağırlaştırıcı hükmün uygulanması için yeterli görmemiştir. Hırsızlık fiilinin işlendiği sırada felaketin etkilerinin sürmesi; insanların korku, panik veya kargaşa içinde bulunması yahut bu sebeple eşya üzerindeki koruma ve gözetimin zayıflamış olması gerekir.
Afet sonrasında bir yapının boş kalması veya eşyanın önceki döneme göre daha az korunması, her durumda felaketin meydana getirdiği kolaylıktan yararlanıldığı anlamına gelmez. Aradan geçen zamanda olağan hayat yeniden kurulmuş, kişilerin mallarını koruyabilecekleri koşullar oluşmuş ve ilk korku veya kargaşa sona ermişse nitelikli hâlin maddi unsuru gerçekleşmez.
Bunun yanında failin manevi durumu da değerlendirilmelidir. Fail, doğal afet veya sosyal olay nedeniyle ortaya çıkan korku ve kargaşayı bilmeli ve hırsızlık fiilini bu durumun sağladığı kolaylıktan yararlanma bilinciyle gerçekleştirmelidir. Afet ile suç arasında yalnızca dolaylı veya tarihsel bir bağlantı bulunması, failin TCK m. 142/2-c’nin karşılığı olan ağırlaştırıcı hükümden sorumlu tutulmasına yeterli değildir.
Daire, somut olayda hırsızlığın felaketin meydana getirdiği kolaylıktan yararlanma olanağı ortadan kalktıktan sonra işlendiğini kabul etmiştir. Bu nedenle sanığın temel hırsızlık hükmü yerine ağırlaştırılmış hırsızlık hükmü uyarınca cezalandırılması hukuka aykırı bulunmuştur.
Kararın günümüzdeki uygulamaya yansıyan ilkesi, TCK m. 142/2-c bakımından zamansal yakınlığın yanında işlevsel bağlantının da aranmasıdır. Suçun afet bölgesinde veya sosyal olayların daha önce yaşandığı yerde işlenmesi yeterli değildir; suç tarihinde korku veya kargaşanın ve bunun eşya üzerindeki korumayı azaltan etkisinin devam ettiğinin somut delillerle ortaya konulması gerekir.
Künye: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 08.04.1997 Tarih, 1997/3796 Esas, 1997/3720 Karar.
Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
| Somut Durum | Yargıtay Nitelendirmesi | Gerekçenin Özü |
|---|---|---|
| Bina önünde çıkan yangının yarattığı korku ve kargaşada odadan çanta alınması | TCK 142/2-c | Yangının doğurduğu panik ortamından bilinçli olarak yararlanılmıştır |
| Depremden bir buçuk ay sonra hasarlı konuttan hırsızlık | Araştırma şartına bağlı | Afet koşullarının fiil anında devam edip etmediği mahkemece ayrıca araştırılmalıdır |
| Marmara depreminden sekiz ay sonra işlenen hırsızlık | TCK 142/2-c uygulanmaz | Afetin sağladığı kolaylığın sekiz ay sonra devam ettiği kabul edilemez |
| Bireysel trafik kazası sonrası kazazededen eşya alınması | TCK 142/2-c uygulanmaz | Bireysel kaza doğal afet veya sosyal olay değildir; koşullarına göre 142/2-a değerlendirilir |
| Felaketin yarattığı kolaylık ortadan kalktıktan sonra işlenen hırsızlık | Ağırlaştırılmış hal kapsamında değil | Nitelikli hal için felaketin sağladığı imkanın fiil anında sürmesi zorunludur |
Maddenin diğer nitelikli halleri için TCK 142/1, TCK 142/2-b kapkaç ve yankesicilik ile TCK 142/2-d taklit anahtarla ve kilit açmak suretiyle hırsızlık yazılarımızı inceleyebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
TCK 142/2-c nedir?
TCK 142/2-c, hırsızlık suçunun doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanılarak işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir. Deprem, sel, yangın gibi afetlerin ya da toplumsal olayların yarattığı ortamdan faydalanılarak eşya alınması halinde beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Deprem bölgesinde hırsızlık yapmanın cezası nedir?
Depremin meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanılarak işlenen hırsızlık TCK 142/2-c kapsamında beş yıldan on yıla kadar hapis cezası gerektirir. Suçun gece işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır. Ancak Yargıtay, afetin sağladığı kolaylığın fiil anında devam ediyor olmasını arar.
Depremden aylar sonra işlenen hırsızlık da TCK 142/2-c kapsamında mı?
Her zaman değil. Yargıtay, Marmara depreminden sekiz ay sonra işlenen hırsızlıkta afetin sağladığı kolaylığın devam ettiğinin kabul edilemeyeceğine karar vermiştir. Belirleyici olan takvim değil, afetin yarattığı korumasızlık ortamının fiil anında sürüp sürmediğidir; bu husus her dosyada ayrıca araştırılır.
Trafik kazası sonrası eşya almak TCK 142/2-c midir?
Hayır. Yargıtay, bireysel nitelikteki trafik kazasının doğal afet veya sosyal olay sayılamayacağını kabul etmektedir. Kazanın etkisindeki kişiden eşya alınması, koşulları varsa malını koruyamayacak durumda olandan hırsızlık kapsamında TCK 142/2-a bendine girer.
Sosyal olay kavramına neler girer?
Toplumsal boyut taşıyan olaylar bu kapsamdadır: geniş çaplı gösteri ve karışıklıklar, büyük yangınlar, toplu kazalar ve panik doğuran benzeri olaylar. Tek bir kişiyi etkileyen bireysel olaylar sosyal olay sayılmaz.
TCK 142/2-c şikayete tabi mi, uzlaşma mümkün mü?
Hayır. Bu suç şikayete tabi değildir ve uzlaştırma kapsamında da yer almaz. Savcılık kendiliğinden soruşturma yürütür; mağdurun zararının giderilmesi etkin pişmanlık indirimi sağlar.
TCK 142/2-c davasında avukat desteği neden önemli?
Bu dosyalarda afetin sağladığı kolaylığın fiil anında devam edip etmediği dosyanın kaderini belirler; doğru savunmayla fiil basit hırsızlık seviyesine inebilir ve ceza aralığı kökten değişir. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.
Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:
Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?
Av. Çağrı Ayboğa, Ankara Barosuna kayıtlı (Sicil No: 34507) olarak Ankara merkezli çalışan bir avukattır. Ceza hukuku alanında hırsızlık, nitelikli hırsızlık, yağma ve bilişim suçlarına ilişkin soruşturma ve kovuşturma dosyalarında müdafilik ve mağdur vekilliği yapmakta; Ankara Adliyesi ve Ankara Batı Adliyesi başta olmak üzere Türkiye genelinde ceza dosyalarını takip etmektedir.
TCK 142 kapsamındaki dosyalarda eşya niteliğinin tespiti, nitelikli halin tartışılması ve etkin pişmanlık süreçlerinin yönetimi konularında bilgi ve deneyim sahibidir.
TCK 142/2-c Suçlamasında Ankara Ceza Avukatı Desteği
Nitelikli hırsızlık dosyalarında sonucu, olayın hangi bende girdiğinin doğru tartışılması belirler. Dosyanızın her aşamasında yanınızda olacak bir Ankara ceza avukatı ile savunmanızı güçlendirebilirsiniz.