TCK 142/2-d Güncelleme Tarihi: 13 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa
TCK 142/2-d nedir? TCK 142/2-d, hırsızlık suçunun haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek suretiyle işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir. Cezası beş yıldan on yıla kadar hapistir. Yargıtaya göre bu bendin uygulanabilmesi için anahtarın veya aletin kilit mekanizması üzerinde kullanılması gerekir; kilidin kırılması veya düz kontak yapılması bu bent kapsamında değildir.
Bir kilit, hukuk düzeninde basit bir metal parçasından fazlasını temsil eder: Sahibinin “buraya izinsiz girilemez” iradesinin somutlaşmış halidir. Bu iradeyi kaba kuvvetle kıran değil, anahtar veya aletle etkisiz hale getirerek aşan fail, kanun koyucunun gözünde daha planlı ve daha tehlikeli bir yol seçmiştir. Hırsızlık suçunun bu hali, uygulamada araç hırsızlığından kasa boşaltmaya kadar geniş bir dosya yelpazesinin merkezindeki TCK 142/2-d bendinde düzenlenmiştir.
Bu yazıda bendin kanuni metnini, üç ayrı işleniş biçimini, düz kontak tartışmasını ve konuya ilişkin ikisi Ceza Genel Kurulu kararı olmak üzere beş emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz. Suçun genel yapısı için TCK 141 ve TCK 142 hırsızlık suçu rehberimize bakabilirsiniz.
İçindekiler
TCK 142/2-d Nedir?
TCK 142/2-d, kilitle korunan eşyaya anahtar veya alet kullanarak ulaşan faili ağırlaştırılmış cezayla karşılayan nitelikli haldir. Bendin koruduğu değer, kişinin eşyasını kilit altına alarak oluşturduğu güvenlik alanıdır. Fail bu alanı kaba kuvvetle değil, kilidin çalışma düzenini kendi lehine kullanarak aşar: Ya haksız yere eline geçirdiği gerçek anahtarı kullanır, ya taklit bir anahtar üretir ya da kilidi açmaya yarayan başka bir aletten yararlanır.
TCK 142/2 Kanun Metni
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 142. maddesinin ikinci fıkrasının yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu olan (d) bendi işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.
Nitelikli hırsızlık
Madde 142 – (2) Suçun;
a) Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak,
b) Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle,
c) Doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanarak,
d) Haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek suretiyle,
e) Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle,
f) Tanınmamak için tedbir alarak veya yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak,
g) Büyükbaş veya küçükbaş hayvan hakkında,
h) (Ek: 18/6/2014-6545/62 md.) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında,
işlenmesi halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun, bu fıkranın (b) bendinde belirtilen surette, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kimseye karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranına kadar artırılır.
TCK 142/2-d Kapsamındaki Üç İşleniş Biçimi
- Haksız yere elde bulundurulan anahtarla: Failin hukuka aykırı olarak ele geçirdiği veya hukuka uygun teslim edilmiş olsa bile teslim amacının dışına çıkarak elinde tuttuğu gerçek anahtar bu kapsamdadır. İş yerindeki masadan izinsiz alınan kasa anahtarı, çalınan ev anahtarı veya aşağıdaki Ceza Genel Kurulu kararında olduğu gibi deneme sürüşü bahanesiyle alınıp amaç dışına çıkılan araç anahtarı tipik örneklerdir.
- Taklit anahtarla: Gerçek anahtarın kopyalanması veya kilidi açacak biçimde üretilmiş sahte anahtar kullanılması bu haldir. Maymuncuk ve benzeri araçlar da uygulamada bu çerçevede değerlendirilir.
- Diğer bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek: Tel, kart, tornavida gibi bir aletle kilidin açılması ya da kilidin devreye girmesinin bir aletle engellenmesi, örneğin kepenk kilidine yabancı cisim sıkıştırılması bu kapsamdadır. Ortak şart, aletin kilit mekanizması üzerinde kullanılmış olmasıdır.
Düz Kontak ve Kilit Kırma Neden Bu Bende Girmez?
Uygulamanın en çok karıştırılan konusu budur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, aşağıda birebir metnini verdiğimiz kararında ilkeyi netleştirmiştir: Her türlü güvenlik sisteminin kırılması veya devre dışı bırakılması TCK 142/2-d sayılmaz. Bu bent için gerçek ya da taklit anahtarın veya başka bir aletin kilit üzerinde, kilidin çalışma düzenine uygun biçimde kullanılması gerekir. Direksiyon kutusunu kırıp kabloları birleştirerek aracı düz kontakla çalıştırmak, kilit açmak değil güvenlik sistemini tahrip etmektir.
Bu ayrımın pratik sonucu büyüktür: Kilidin kırılması, camın zorlanması veya düz kontak yapılması halinde fiil, koşullarına göre kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık kapsamında TCK 142/2-h çerçevesinde değerlendirilir; kilide zarar verilmişse ayrıca mala zarar verme suçu gündeme gelir. Hangi bendin uygulanacağı, olay yeri incelemesindeki zorlama izi ve kilit göbeği tespitleriyle belirlenir; aşağıdaki 6. Ceza Dairesi kararının gösterdiği gibi, anahtarın kontak üzerinde bırakılmış olabileceği yönündeki kuşku dahi sanık lehine sonuç doğurur.
TCK 142/2-d Cezası Ne Kadar?
TCK 142/2-d kapsamındaki nitelikli hırsızlığın cezası beş yıldan on yıla kadar hapistir. Sonuç cezayı belirleyen başlıca faktörler şunlardır:
- Gece vakti artırımı: Suçun gece vakti işlenmesi halinde TCK 143 uyarınca ceza yarı oranında artırılır; araç ve iş yeri hırsızlıklarının çoğu gece işlendiğinden bu artırım sık uygulanır.
- Tek suç kuralı: Anahtarın alınması ile asıl eşyanın çalınması bir bütün halinde tek nitelikli hırsızlık suçu oluşturur; iki ayrı ceza verilmez.
- Etkin pişmanlık: Eşyanın iadesi veya zararın giderilmesi, aşamasına göre cezada üçte ikiye ya da yarıya kadar indirim sağlar. Ayrıntılar etkin pişmanlık yazımızdadır.
- Teşebbüs: Kilit açılamadan veya eşya alınamadan yakalanma halinde TCK 35 suça teşebbüs hükümleriyle ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilir.
Kesinleşen cezanın infaz süresini İnfaz Hesaplama Programı ile hesaplayabilirsiniz.
Avukata Sor: TCK 142/2-d Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim
Kilidin nasıl açıldığı bu dosyalarda cezanın kaderini belirler; olay yeri raporlarının ve kilit incelemelerinin doğru okunması savunmanın temelidir. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.
Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetleri, Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan 2025-2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücrete tabidir.
TCK 142/2-d Yargıtay Kararları
Aşağıdaki beş emsal karar, ikisi Ceza Genel Kurulu kararı olmak üzere bendin sınırlarını uygulamada çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.
Direksiyon Kutusunu Kırıp Kabloları Birleştirerek Aracı Düz Kontakla Çalıştırmak TCK M. 142/2-D Anlamında Kilit Açmak Değildir
Sanık, kapıları kilitli olmayan araca girmiş; direksiyonun altındaki muhafaza bölümünü bıçakla zorlayarak açmış ve elektrik kablolarını birbirine bağlamak suretiyle aracı çalıştırmaya teşebbüs etmiştir. Sanığın aracı bu şekilde bulunduğu yerden uzaklaştırmaya çalıştığı sırada araç sahibi olaya müdahale etmiş ve eylem tamamlanamamıştır.
Ceza Genel Kurulu, TCK m. 142/2-d’de düzenlenen nitelikli hâlin uygulanabilmesi için öncelikle hukuken “kilit” olarak kabul edilebilecek bir mekanizmanın bulunması gerektiğini belirtmiştir. Bunun yanında failin haksız yere elde bulundurduğu anahtarı, taklit anahtarı veya başka bir aleti kilit mekanizmasına sokarak bu mekanizmayı açması gerekir. Başka bir ifadeyle kullanılan araç ile kilit mekanizması arasında doğrudan bir işlevsel bağlantı bulunmalıdır.
Direksiyon muhafazasının kırılması ve kontak kablolarının birleştirilmesi ise kontak kilidinin anahtar, taklit anahtar veya benzeri bir aletle açılması anlamına gelmemektedir. Burada kilit mekanizması olağan çalışma biçimiyle açılmamakta; mekanizma kırılmakta veya elektrik bağlantısına dışarıdan müdahale edilerek devre dışı bırakılmaktadır. Bu nedenle düz kontak yöntemi, TCK m. 142/2-d’deki “kilit açma” unsurunu meydana getirmez.
Kurul ayrıca aracın kapılarının açık olmasının, aracın bütünüyle korumasız bırakıldığı anlamına gelmediğini değerlendirmiştir. Kontak ve direksiyon sistemi, aracın izinsiz kullanılmasını önleyen ve taşınır malı muhafaza altında tutan bir güvenlik düzenidir. Bu sistemin kırılarak veya elektrik bağlantıları değiştirilerek etkisiz hâle getirilmesi, malın muhafaza altına alınmış olması bakımından önem taşır; ancak bu durum tek başına TCK m. 142/2-d kapsamına girmez.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan düzenleme nedeniyle eylemin TCK m. 142/1-b kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Daha sonra 6545 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik sonucunda, kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkındaki hüküm günümüzde TCK m. 142/2-h’de düzenlenmektedir. Bu nedenle kararın bugünkü mevzuata uygulanmasında madde numarasındaki değişikliğin göz önünde bulundurulması gerekir.
Kararın temel ilkesi, her türlü güvenlik sisteminin kırılmasının veya devre dışı bırakılmasının TCK m. 142/2-d kapsamında sayılamayacağıdır. Bu bent için gerçek ya da taklit anahtarın veya başka bir aletin, mevcut kilit mekanizmasını açma aracı olarak kullanılması aranır. Sistemin parçalanması, kabloların birleştirilmesi veya düz kontak yapılması ise somut olayın özelliklerine göre başka bir nitelikli hırsızlık hâlini oluşturabilir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.11.2013, E. 2012/13-1313, K. 2013/521.
Deneme Sürüşü İçin Verilen Anahtar Mağdur Araçtan Hileyle İndirildikten Sonra Haksız Yere Elde Bulundurulan Anahtar Hâline Gelir
Sanık, satılık otomobili satın almak istediğini söyleyerek araç sahibiyle görüşmüş ve aracı denemek istemiştir. Mağdur, sanığın talebini kabul ederek aracın anahtarını ona vermiş, ancak kendisi de araca binerek deneme sürüşüne katılmıştır. Böylece anahtarın sanığa verilmesi, aracın zilyetliğinin kesin biçimde devredilmesi amacıyla değil, mağdurun denetimi altında sınırlı bir sürüş yapılması amacıyla gerçekleşmiştir.
Sanık, sürüş sırasında mağduru araçtan uzaklaştırmak için çeşitli bahaneler üretmiştir. Bir yere geldiklerinde aracın kapısının kaldırım nedeniyle açılamadığını veya birlikte bir yere gideceklerini söyleyerek mağdurun araçtan inmesini sağlamış; mağdur iner inmez de aracı sürerek uzaklaşmıştır.
Ceza Genel Kurulu, mağdurun araç anahtarını başlangıçta kendi iradesiyle vermiş olmasının, anahtarın sonraki aşamalarda da hukuka uygun olarak elde bulundurulduğu anlamına gelmediğini kabul etmiştir. Anahtarın verilmesi yalnızca mağdurun araçta bulunduğu ve sürüşü denetleyebildiği süreyle sınırlıdır. Sanık, mağduru önceden tasarladığı yöntemle araçtan indirip otomobili götürdüğü anda bu sınırlı rızanın dışına çıkmıştır.
Olayda mağdur, aracın ekonomik ve fiilî hâkimiyetini sanığa devretmemiştir. Sanığa yalnızca kontrol altında bir deneme sürüşü yapma imkânı tanınmıştır. Dolayısıyla aracın zilyetliğinin geçerli bir teslimle sanığa geçtiği ve sanığın daha sonra kendisine teslim edilen malı sahiplenmesi nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğu söylenemez.
Kurul, sanığın başlangıçtan itibaren aracı çalma kastıyla hareket ettiğini; satın alma ve deneme sürüşü görüntüsünü araca ve anahtara ulaşabilmek için kullandığını değerlendirmiştir. Bu nedenle olay yalnızca mağdurun iradesini sakatlayan bir hile olarak değil, zilyedin rızası dışında aracın bulunduğu yerden alınmasına yönelik hırsızlık eylemi olarak kabul edilmiştir.
Gerçek anahtarın başlangıçta hukuka uygun bir amaçla teslim edilmiş olması, bu anahtarın her durumda hukuka uygun olarak elde bulundurulduğu sonucunu doğurmaz. Teslimin amacı ve sınırı ortadan kalktığında, failin anahtarı elinde tutmaya devam etmesi haksız hâle gelebilir. Failin bu anahtarı kullanarak aracı götürmesi de TCK m. 142/2-d’deki haksız yere elde bulundurulan anahtarla kilit açma biçimindeki nitelikli hâli oluşturur.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 19.06.2012, E. 2012/13-194, K. 2012/243.
Pantolon Cebinden Alınan Anahtarla Otomobilin Çalınması Bir Bütün Hâlinde TCK M. 142/2-D Kapsamında Tek Hırsızlık Suçudur
Sanık, geceleyin bir çadırın içinde bulunan pantolonun cebinden mağdura ait para ve kişisel eşyalarla birlikte bir otomobilin anahtarını almıştır. Daha sonra ele geçirdiği bu anahtarı kullanarak mağdurun zilyetliğinde bulunan ve bir limited şirkete ait olan otomobili çalıştırmış ve olay yerinden uzaklaştırmıştır.
Yerel mahkeme, pantolon cebinden alınan para ve kişisel eşyalar yönünden temel hırsızlık suçuna; otomobilin anahtarla alınması yönünden ise TCK m. 142/2-d’deki nitelikli hırsızlık suçuna ilişkin ayrı hükümler kurmuştur. Gece vakti işlendiği gerekçesiyle TCK m. 143 hükmü de her iki suç bakımından ayrıca uygulanmıştır.
Yargıtay, sanığın hareketlerinin birbirinden bağımsız iki ayrı hırsızlık suçu şeklinde değerlendirilemeyeceğini kabul etmiştir. Otomobil anahtarının alınması, doğrudan otomobilin çalınmasına hizmet eden ve aynı suç işleme iradesi kapsamında gerçekleştirilen bir harekettir. Anahtarın alınmasıyla otomobilin götürülmesi arasında zaman, amaç ve hareket bütünlüğü bulunmaktadır.
Anahtarın mağdurun pantolon cebinden izinsiz alınması nedeniyle sanık bu anahtarı haksız yere elde bulundurmuştur. Sanık daha sonra anahtarı otomobilin kilit ve kontak mekanizmasında kullanarak aracı çalıştırmıştır. Böylece eylem, gerçek fakat haksız yere elde bulundurulan anahtarla kilidin açılması suretiyle gerçekleştirilen nitelikli hırsızlık kapsamına girmiştir.
Anahtarın yanında para ve başka kişisel eşyaların da alınmış olması, somut olayda mutlaka bağımsız bir temel hırsızlık suçu kurulmasını gerektirmez. Eşyaların aynı yerden, aynı zaman diliminde ve aynı suç işleme kararı kapsamında alınması karşısında hareketlerin hukuki bütünlük içinde değerlendirilmesi gerekir. Aksi yaklaşım, tek suç oluşturan bir fiilin yapay biçimde parçalara ayrılmasına ve sanık hakkında mükerrer cezalandırmaya neden olur.
Daire bu gerekçelerle eylemin bir bütün hâlinde TCK m. 142/2-d kapsamında tek nitelikli hırsızlık suçu oluşturduğuna karar vermiştir. Eylemin gece vakti gerçekleştirilmesi nedeniyle TCK m. 143 uyarınca artırım yapılması mümkün olmakla birlikte, tek suç kabul edilen fiil bakımından gece artırımının da yalnızca bir defa uygulanması gerekir.
Künye: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 18.01.2010, E. 2008/2835, K. 2010/70.
İş Yerindeki Masadan Alınan Anahtarla Kasanın Açılması TCK M. 142/2-D Kapsamında Nitelikli Hırsızlık Suçunu Oluşturur
Sanık, müştekiye ait iş yerinde bulunduğu sırada masanın üzerinde duran kasa anahtarını izinsiz olarak almıştır. Daha sonra bu anahtarı kullanarak iş yerindeki kilitli kasayı açmış ve kasanın içindeki cüzdan ile iş yerine ait başka bir anahtarı çalmıştır. Olayda kullanılan anahtar gerçek anahtar olmakla birlikte, müştekinin rızası dışında alındığı için sanık tarafından haksız yere elde bulundurulmaktadır.
Yerel mahkeme, sanığın eylemini bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık kapsamında değerlendirerek TCK m. 142/1-b uyarınca hüküm kurmuştur. Yargıtay ise olayda daha özel ve daha ağır cezayı gerektiren TCK m. 142/2-d hükmünün uygulanması gerektiğini belirtmiştir.
Daireye göre TCK m. 142/2-d’nin uygulanabilmesi için kullanılan anahtarın mutlaka taklit edilmiş veya özel olarak üretilmiş olması gerekmez. Mal sahibine ait gerçek anahtarın onun rızası dışında alınması da anahtarın haksız yere elde bulundurulması sonucunu doğurur. Failin bu anahtarı kilit mekanizmasında kullanarak kasayı açmasıyla bentte aranan maddi unsur gerçekleşir.
Anahtarın masanın üzerinde ve failin kolaylıkla ulaşabileceği bir yerde bulunması da sonucu değiştirmemektedir. Bir anahtarın açıkta bırakılması, başkalarına bu anahtarı alma ve kilitli bölümü açma yetkisi verildiği anlamına gelmez. Anahtarın bulunduğu yerden rıza dışında alınması ve tahsis amacı dışında kullanılması, elde bulundurmayı hukuka aykırı hâle getirir.
Somut olayda hırsızlık suçunun konusu yalnızca masanın üzerinden alınan anahtar değildir. Anahtar, kasadaki eşyalara ulaşmak amacıyla kullanılan bir araç niteliğindedir. Sanığın suç işleme iradesi, anahtarı almak ve bu anahtarla kasayı açarak içerisindeki eşyaları ele geçirmek biçiminde kesintisiz olarak devam etmiştir. Bu nedenle anahtarın alınmasıyla kasanın açılması birbirinden kopuk bağımsız hareketler olarak değerlendirilmemelidir.
Yargıtay, suç vasfının TCK m. 142/2-d olması gerektiğini belirlemekle birlikte, yerel mahkemenin daha hafif nitelikli hâl üzerinden kurduğu hükmü bozmamıştır. Bunun nedeni, sanık aleyhine yapılmış bir temyiz başvurusunun bulunmamasıdır. Aleyhe temyiz bulunmadığından, sanığın kazanılmış hakkını ortadan kaldıracak ve cezasını ağırlaştıracak biçimde bozma kararı verilmesi mümkün görülmemiştir.
Karar, özellikle iş yeri çalışanlarının, misafirlerin veya hizmet ilişkisi nedeniyle mekânda bulunan kişilerin kolaylıkla ulaşabildikleri gerçek anahtarları kullanarak kasa, dolap ya da kilitli oda açmaları bakımından önem taşımaktadır. Anahtara fiilen ulaşılabiliyor olması, anahtarın hukuka uygun şekilde elde bulundurulduğunu göstermez; kullanım konusunda hak veya rıza bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılmalıdır.
Künye: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 05.12.2017, E. 2015/6772, K. 2017/13056.
Motosikletin Anahtarının Kontak Üzerinde Bırakılmış Olabileceği Konusundaki Kuşku Sanık Lehine Değerlendirilmelidir
Sanıklar, mağdura ait motosikleti bulunduğu yerden alarak götürmüşlerdir. Mağdur, motosikletin yanına geldiğinde kilidinin açılmış olduğunu görmüş; motosikletin anahtarını cebinde ve daha önce misafirliğe gittiği arkadaşının evinde aramasına rağmen bulamadığını ifade etmiştir. Sanıklar ise motosikleti aldıkları sırada anahtarın kontak üzerinde bulunduğunu savunmuşlardır.
Yerel mahkeme, sanıkların motosikletin anahtarını haksız yere ele geçirdikleri ve bu anahtarı kullanarak kilidi açtıkları kabulüyle TCK m. 142/2-d uyarınca mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Ancak anahtarın motosikletin üzerinden mi alındığı, başka bir yerden mi ele geçirildiği veya sanıkların motosikletin kilidini başka bir araçla mı açtığı kesin olarak belirlenememiştir.
Yargıtay, TCK m. 142/2-d’deki nitelikli hâlin uygulanabilmesi için anahtarın haksız yere elde bulundurulduğunun ve bu anahtarın mevcut kilit mekanizmasını açmak amacıyla kullanıldığının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ispatlanması gerektiğini vurgulamıştır. Yalnızca motosikletin çalınmış olması, anahtarın haksız yere ele geçirildiğinin kabulü için yeterli değildir.
Mağdurun anahtarı cebinde veya arkadaşının evinde bulamaması, anahtarın sanıklar tarafından başka bir yerden çalındığını kesin olarak göstermemektedir. Anahtarın motosikletin üzerinde unutulmuş olması da olayın oluş şekline uygun bir ihtimaldir. Sanıkların savunmasını çürüten maddi bir delil bulunmadığı sürece bu ihtimal sanıklar aleyhine göz ardı edilemez.
Bir aracın anahtarı kontak üzerinde bırakılmışsa, failin ayrıca anahtarı bir kilit mekanizmasına sokup kilidi açmasından söz edilemez. Fail, üzerinde anahtar bulunan aracı çalıştırarak götürmektedir. Böyle bir durumda TCK m. 142/2-d’de belirtilen haksız yere elde bulundurulan anahtarla “kilit açma” biçimindeki seçimlik hareket gerçekleşmemiş olur.
Daire, ceza yargılamasının temel ilkelerinden biri olan “kuşkudan sanık yararlanır” ilkesini somut olaya uygulamıştır. Nitelikli hâlin varlığını gösteren olguların yalnızca muhtemel olması yeterli değildir. Anahtarın nereden ve ne şekilde elde edildiği konusunda makul bir kuşku bulunuyorsa, sanık daha ağır cezayı gerektiren TCK m. 142/2-d hükmüne göre cezalandırılamaz.
Bu nedenle motosikletin anahtarı üzerinde bulunurken çalındığının kabul edilmesi ve sanıkların eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK m. 141 kapsamındaki temel hırsızlık suçu olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Yerel mahkemenin yeterli ve kesin delil göstermeden TCK m. 142/2-d uygulaması fazla ceza tayini niteliğinde görülerek hüküm bozulmuştur.
Karar, özellikle araç veya motosiklet hırsızlıklarında olay yeri incelemesinin önemini göstermektedir. Kontak kısmında zorlama izi, kilit göbeğinde hasar, taklit anahtar veya başka bir alet ele geçirilmesi, kamera görüntüsü ya da anahtarın başka bir yerden alındığını gösteren deliller bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Bu hususlar açıklığa kavuşturulmadan yalnızca aracın götürülmüş olmasına dayanılarak TCK m. 142/2-d uygulanamaz.
Künye: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 03.03.2011, E. 2007/15889, K. 2011/2142.
Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
| Somut Durum | Yargıtay Nitelendirmesi | Gerekçenin Özü |
|---|---|---|
| Direksiyon kutusunu kırıp düz kontakla aracı çalıştırmak | TCK 142/2-d uygulanmaz | Kabloların birleştirilmesi kilit açmak değildir; anahtar veya aletin kilit üzerinde kullanılması gerekir |
| Deneme sürüşü için verilen anahtarla, mağdur hileyle indirildikten sonra aracın götürülmesi | TCK 142/2-d | Teslim amacı ortadan kalkan gerçek anahtar, haksız yere elde bulundurulan anahtar haline gelir |
| Pantolon cebinden alınan anahtarla otomobilin çalınması | TCK 142/2-d, tek suç | Anahtarın alınması ile aracın çalınması bir bütün halinde tek nitelikli hırsızlık oluşturur |
| İş yerindeki masadan alınan anahtarla kilitli kasanın açılması | TCK 142/2-d | İzinsiz alınan gerçek anahtar haksız yere elde bulundurulan anahtardır |
| Motosiklet anahtarının kontakta bırakılmış olabileceği yönünde kuşku | Nitelikli hal uygulanmaz | Zorlama izi veya alet tespit edilemedikçe kuşku sanık lehine yorumlanır |
Maddenin diğer nitelikli halleri için TCK 142/1, TCK 142/2-c afet ve kargaşadan yararlanarak hırsızlık ile TCK 142/2-e bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık yazılarımızı inceleyebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
TCK 142/2-d nedir?
TCK 142/2-d, hırsızlık suçunun haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek suretiyle işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir. Cezası beş yıldan on yıla kadar hapistir.
Taklit anahtarla hırsızlığın cezası kaç yıl?
Taklit anahtarla veya kilit açmaya yarayan başka bir aletle işlenen hırsızlık TCK 142/2-d kapsamında beş yıldan on yıla kadar hapis cezası gerektirir. Suçun gece vakti işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır.
Düz kontakla araba çalmak TCK 142/2-d kapsamında mı?
Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, direksiyon kutusunu kırıp kabloları birleştirerek aracı düz kontakla çalıştırmanın kilit açmak sayılamayacağına karar vermiştir. Bu bent için anahtarın veya bir aletin kilit mekanizması üzerinde kullanılması gerekir; kilitli araca yönelen fiiller ise muhafaza altına alınmış eşya kapsamında ayrıca değerlendirilir.
Haksız yere elde bulundurulan anahtar ne demektir?
Failin hukuka aykırı biçimde eline geçirdiği veya hukuka uygun teslim edilmiş olsa bile teslim amacı dışına çıkarak elinde tuttuğu gerçek anahtardır. Yargıtay, deneme sürüşü için verilen anahtarın, araç sahibi hileyle araçtan indirildikten sonra haksız yere elde bulundurulan anahtar haline geldiğini kabul etmiştir.
Önce anahtarı sonra aracı çalmak iki ayrı suç mudur?
Hayır. Yargıtay, pantolon cebinden alınan anahtarla otomobilin çalınmasını bir bütün halinde TCK 142/2-d kapsamında tek nitelikli hırsızlık suçu saymıştır. Anahtarın alınması, asıl hedef olan eşyaya ulaşmanın aracı olduğundan ayrı bir hırsızlık oluşturmaz.
İş yerindeki anahtarla kasa açmak hangi suça girer?
İş yerindeki masadan izinsiz alınan anahtarla kilitli kasanın açılıp içindekilerin alınması, haksız yere elde bulundurulan anahtarla kilit açmak suretiyle hırsızlık kapsamında TCK 142/2-d bendine girer.
TCK 142/2-d şikayete tabi mi?
Hayır. Bu suç şikayete tabi değildir ve uzlaştırma kapsamında da yer almaz. Savcılık kendiliğinden soruşturma yürütür; zararın giderilmesi etkin pişmanlık indirimi sağlar.
TCK 142/2-d davasında avukat desteği neden önemli?
Bu dosyalarda kilidin nasıl açıldığı teknik bir ispat sorunudur: Zorlama izi, kilit göbeği incelemesi ve olay yeri raporları fiilin hangi bende gireceğini, hatta nitelikli olup olmayacağını belirler. Kuşku sanık lehine yorumlanır. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.
Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:
Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?
Av. Çağrı Ayboğa, Ankara Barosuna kayıtlı (Sicil No: 34507) olarak Ankara merkezli çalışan bir avukattır. Ceza hukuku alanında hırsızlık, nitelikli hırsızlık, yağma ve bilişim suçlarına ilişkin soruşturma ve kovuşturma dosyalarında müdafilik ve mağdur vekilliği yapmakta; Ankara Adliyesi ve Ankara Batı Adliyesi başta olmak üzere Türkiye genelinde ceza dosyalarını takip etmektedir.
TCK 142 kapsamındaki dosyalarda eşya niteliğinin tespiti, nitelikli halin tartışılması ve etkin pişmanlık süreçlerinin yönetimi konularında bilgi ve deneyim sahibidir.
TCK 142/2-d Suçlamasında Ankara Ceza Avukatı Desteği
Nitelikli hırsızlık dosyalarında sonucu, olayın hangi bende girdiğinin doğru tartışılması belirler. Dosyanızın her aşamasında yanınızda olacak bir Ankara ceza avukatı ile savunmanızı güçlendirebilirsiniz.