TCK 142/2-e Güncelleme Tarihi: 13 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa
TCK 142/2-e nedir? TCK 142/2-e, hırsızlık suçunun bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir. İnternet bankacılığı şifresiyle mağdurun hesabındaki paranın başka hesaba aktarılması, kontör ve benzeri elektronik değerlerin ele geçirilmesi bu bent kapsamındadır. Cezası beş yıldan on yıla kadar hapistir; paranın fiilen çekilememesi suçun tamamlanmasını engellemez ve suç şikayete tabi değildir.
Bu suçun mağdurları çoğu zaman olanları telefonlarına gelen bir bilgilendirme mesajıyla öğrenir: Hesaptan hiç tanımadıkları bir isme havale yapılmıştır. Fail bir kapıyı zorlamamış, bir kilidi açmamıştır; ama sonuç aynıdır, hatta daha ağırdır: Kişinin birikimine, evinin kasasından bile daha korunaklı sandığı banka hesabına uzanılmıştır. Kanun koyucu bu fiili hırsızlık suçunun en ağır cezalı halleri arasına koymuş ve TCK 142/2-e bendinde düzenlemiştir.
Bu yazıda bendin kanuni metnini, benzer bilişim suçlarıyla farkını, suç sayısı ve ispat tartışmalarını ve ikisi Ceza Genel Kurulu kararı olmak üzere beş emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz. Suçun genel yapısı için TCK 141 ve TCK 142 hırsızlık suçu rehberimize bakabilirsiniz.
İçindekiler
TCK 142/2-e Nedir?
TCK 142/2-e, klasik hırsızlığın dijital dünyadaki karşılığıdır. Fail, mağdurun taşınır malına elini uzatmak yerine bilişim sistemini araç olarak kullanır: İnternet bankacılığı şifresini ele geçirir, mobil uygulamaya izinsiz erişir veya elektronik ortamda kayıtlı bir ekonomik değeri kendi hesabına aktarır. Sonuç, mağdurun malvarlığı değeri üzerindeki tasarruf imkanının rızası dışında ortadan kaldırılmasıdır.
Yargıtay uygulamasında suçun konusunun fiziki bir eşya olması gerekmez. Banka hesabındaki para, telefon kontörü ve elektronik kayıtla temsil edilip başkasına aktarılabilen her ekonomik değer bu bendin konusu olabilir. Aşağıda birebir metnini verdiğimiz Ceza Genel Kurulu kararı bu ilkeyi kontör aktarımı üzerinden açıkça ortaya koymuştur.
TCK 142/2 Kanun Metni
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 142. maddesinin ikinci fıkrasının yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu olan (e) bendi işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.
Nitelikli hırsızlık
Madde 142 – (2) Suçun;
a) Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak,
b) Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle,
c) Doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanarak,
d) Haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek suretiyle,
e) Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle,
f) Tanınmamak için tedbir alarak veya yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak,
g) Büyükbaş veya küçükbaş hayvan hakkında,
h) (Ek: 18/6/2014-6545/62 md.) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında,
işlenmesi halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun, bu fıkranın (b) bendinde belirtilen surette, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kimseye karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranına kadar artırılır.
Hangi Fiiller TCK 142/2-e Kapsamındadır?
- İnternet ve mobil bankacılık transferleri: Mağdurun şifresi ele geçirilerek hesabındaki paranın başka hesaba havale veya EFT ile aktarılması bendin en tipik görünümüdür.
- Elektronik değer aktarımları: Kontör, dijital bakiye ve benzeri ekonomik değerlerin bilişim sistemi üzerinden failin veya üçüncü kişinin hesabına geçirilmesi bu kapsamdadır.
- Sisteme izinsiz erişim yoluyla mal edinme: Oltalama mesajları, sahte bankacılık siteleri veya casus yazılımlarla elde edilen bilgilerin parayı aktarmak için kullanılması halinde de sonuç fiil bu bende girer.
Suçun tamamlanma anı da uygulamada netleşmiştir: Para mağdurun hesabından çıkıp başka bir hesaba geçtiği anda mağdurun tasarruf imkanı ortadan kalkar ve suç tamamlanır; failin parayı bankadan fiilen çekememesi sonucu değiştirmez. Aynı karar mantığının devamı olarak, kısa aralıklarla yapılan art arda transferler tek fiil sayılır; aynı hesaptan yirmi beş dakika içinde yapılan beş havaleyi Yargıtay tek suç kabul etmiş, TCK 43 zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını hukuka aykırı bulmuştur.
Benzer Bilişim Suçlarından Farkı Nedir?
Bilişim üzerinden işlenen malvarlığı suçlarında nitelendirme, failin amacına ve kullandığı araca göre değişir:
- Amaç yalnızca sisteme girmekse: Hesaba erişilip hiçbir değer alınmamışsa fiil TCK 243 bilişim sistemine girme suçu kapsamında kalır.
- Amaç hesaptaki parayı almaksa: Fiil TCK 142/2-e kapsamında bilişim yoluyla hırsızlıktır; Ceza Genel Kurulu bu ayrımı yerleşik hale getirmiştir.
- Araç banka veya kredi kartıysa: Başkasına ait kartın veya kart bilgilerinin kullanılması halinde özel hüküm olan banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu uygulanır.
- Mağdur aldatılarak bizzat gönderiyorsa: Mağdur, kandırılarak parayı kendi iradesiyle transfer etmişse hırsızlık değil TCK 158 nitelikli dolandırıcılık gündeme gelir.
TCK 142/2-e Cezası Ne Kadar?
TCK 142/2-e kapsamındaki nitelikli hırsızlığın cezası beş yıldan on yıla kadar hapistir. Sonuç cezayı belirleyen başlıca faktörler şunlardır:
- Transfer sayısı ve suç sayısı: Aynı karar kapsamında kısa aralıklarla yapılan transferler tek suçtur; farklı zamanlarda yenilenen kararlarla yapılan transferlerde zincirleme suç tartışması doğar ve ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artabilir.
- Etkin pişmanlık: Aktarılan paranın iadesi, aşamasına göre cezada üçte ikiye ya da yarıya kadar indirim sağlar. Ayrıntılar etkin pişmanlık yazımızdadır.
- Teşebbüs: Transfer gerçekleşmeden engellenen fiillerde TCK 35 suça teşebbüs hükümleri uygulanır.
Kesinleşen cezanın infaz süresini İnfaz Hesaplama Programı ile hesaplayabilirsiniz.
İspat ve IP Adresi Tartışması
Bu dosyaların kaderini teknik deliller belirler: Banka log kayıtları, IP tespitleri, HTS dökümleri ve cihaz incelemeleri. Yargıtayın yerleşik yaklaşımı savunma açısından hayati bir güvence içerir: İşlemin sanığa ait IP adresinden yapılmış olması önemli bir başlangıç delilidir ama tek başına mahkumiyete yetmez. İnternet hattının başkaları tarafından kullanılıp kullanılamadığı, kablosuz ağın şifresiz olup olmadığı ve işlemi yapan cihazın tespiti araştırılmadan kurulan mahkumiyet hükümleri eksik inceleme nedeniyle bozulmaktadır. Bilişim suçlarının şikayet ve ihbar yollarını ayrıca bilişim suçları ve cezaları yazımızda ele aldık.
Avukata Sor: TCK 142/2-e Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim
Hesabınızdan izinsiz para mı aktarıldı, yoksa hakkınızda bilişim yoluyla hırsızlık suçlaması mı var? Her iki konumda da teknik delillerin doğru okunması sonucu belirler. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.
Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetleri, Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan 2025-2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücrete tabidir.
TCK 142/2-e Yargıtay Kararları
Aşağıdaki beş emsal karar, ikisi Ceza Genel Kurulu kararı olmak üzere bendin sınırlarını uygulamada çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.
İnternet Bankacılığı Şifresi Kullanılarak Mağdurun Hesabındaki Paranın Başka Bir Hesaba Aktarılması TCK M. 142/2-E Kapsamında Nitelikli Hırsızlıktır
Sanık, hakkında firari kararı bulunan diğer faille birlikte hareket ederek katılan şirkete ait internet bankacılığı şifresini hukuka aykırı biçimde ele geçirmiştir. Failler, bu şifreyi kullanarak şirketin banka hesabındaki 10.750 TL’yi internet üzerinden sanık adına açtırılan başka bir banka hesabına aktarmış ve aynı gün banka şubesinden çekmiştir.
Eylem, 5237 sayılı TCK’nin yürürlüğe girmesinden önce gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle sanığın fiilinin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK m. 525/b-2 ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’deki hangi suç tipine karşılık geldiğinin belirlenmesi gerekmiştir. Uyuşmazlık, yeni kanun bakımından eylemin TCK m. 244/4’teki bilişim sistemi aracılığıyla haksız çıkar sağlama suçunu mu, yoksa TCK m. 142/2-e’deki bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu mu oluşturduğu noktasında toplanmıştır.
Ceza Genel Kurulu, failin kastının bilişim sisteminin çalışmasını engellemeye, sistemi bozmaya veya verileri yok etmeye yönelik olmadığını belirlemiştir. Sanığın asıl amacı, mağdurun banka hesabında bulunan ve ekonomik değer taşıyan parayı ele geçirmektir. Bankanın bilişim sistemi bu amaca ulaşmak için kullanılan bir araç niteliğindedir.
Kurula göre bilişim sistemindeki hesap kayıtlarının değiştirilmesi veya parayı temsil eden verilerin başka hesaba gönderilmesi, eylemin konusunun yalnızca “veri” olduğu anlamına gelmez. Sanığın kastı, veriyi başka bir yere göndermekten ibaret olmayıp verinin temsil ettiği para üzerinde fiilî hâkimiyet kurmaya yöneliktir. Paranın başka hesaba aktarılması ve ardından çekilmesiyle mağdurun mal varlığında azalma meydana gelmiş, sanık ise aynı miktarda haksız yarar sağlamıştır.
TCK m. 244/4, failin bilişim sistemine veya verilere yönelik müdahalesi sonucunda haksız çıkar sağlamasını düzenlemektedir. Ancak maddede bulunan “fiilin başka bir suç oluşturmaması hâlinde” ibaresi nedeniyle bu hüküm tali norm niteliğindedir. Eylem, hırsızlık, dolandırıcılık, zimmet veya başka bir mal varlığı suçunu oluşturuyorsa öncelikle o suç tipinin uygulanması gerekir.
Somut olayda banka görevlisi ya da mağdur, sanığın hileli hareketleri sonucunda parayı kendisine teslim etmemiştir. Para, mağdurun herhangi bir iradi davranışı olmaksızın ve internet bankacılığı sistemi üzerinden hesaptan çıkarılmıştır. Bu nedenle eylem dolandırıcılık olarak da kabul edilmemiştir. Zilyedin rızası dışında gerçekleştirilen elektronik transfer, bilişim sisteminin kullanılması suretiyle paranın bulunduğu yerden alınması niteliğindedir.
Karar, internet bankacılığı üzerinden gerçekleştirilen hukuka aykırı para transferlerinin suç vasfına ilişkin temel ilkeyi ortaya koymuştur. Failin hedefi mağdurun hesabındaki parayı ele geçirmekse TCK m. 142/2-e; hedefi bilişim sistemini bozmak veya veriler üzerinde değişiklik yaparak başka bir suç oluşturmayan haksız çıkar sağlamaksa TCK m. 244/4 değerlendirilmelidir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 17.11.2009, E. 2009/11-193, K. 2009/268.
Telefon Kontörlerinin Bilişim Sistemi Üzerinden Başka Bir Hatta Aktarılması TCK M. 142/2-E Kapsamında Değerlendirilmelidir
Sanık, müştekiye ait cep telefonu hattının işlem şifresini ele geçirmiş; bilgisayar ve internet bağlantısı kullanarak bu şifreyle GSM operatörünün sistemine girmiştir. Müştekinin hattında bulunan kontörleri önce başka bir telefon numarasına, daha sonra da kendi kullandığı hatta aktararak kullanmıştır. Transfer işlemleri müştekinin bilgisi ve rızası dışında gerçekleştirilmiştir.
Dosyada çözülmesi gereken temel mesele, telefon kontörlerinin yalnızca bilişim sisteminde bulunan bir “veri” mi, yoksa ekonomik değer taşıyan ve hırsızlık suçuna konu olabilen bir mal varlığı değeri mi olduğudur. Bu ayrım, eylemin TCK m. 244/4 kapsamında bilişim sistemi aracılığıyla haksız çıkar sağlama veya TCK m. 142/2-e kapsamında nitelikli hırsızlık olarak kabul edilmesi bakımından belirleyicidir.
Ceza Genel Kurulu, kontörün sahibine belirli süreyle iletişim kurma imkânı sağlayan ve karşılığında para ödenerek satın alınan ekonomik bir değer olduğunu kabul etmiştir. Kontörler bilişim sistemi içerisinde elektronik kayıtlarla temsil edilse de bu kayıtların arkasında doğrudan parasal karşılığı bulunan bir mal varlığı değeri bulunmaktadır. Elektronik ortamda temsil edilmeleri, bunların ekonomik niteliklerini ortadan kaldırmaz.
Sanığın kastı, müştekiye ait verileri yalnızca değiştirmek veya başka bir yere göndermek değildir. Fail, bu verilerin temsil ettiği ve bedel ödenerek edinilen kontörleri kendi hattına geçirerek kullanmayı amaçlamıştır. Kontörlerin aktarılmasıyla müştekinin kullanabileceği bakiye azalmış ve aynı ekonomik değer sanığın hâkimiyet alanına girmiştir.
Kurul, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunun para, kontör, hisse senedi ve altın gibi ekonomik değerlerin fiziki temas kurulmadan ele geçirilmesi biçiminde işlenebileceğini açıklamıştır. Bu suçlarda fail, mal varlığı değerini doğrudan fiziksel biçimde almamakta; bilişim sisteminde onu temsil eden ve başka yere aktarılabilen verileri yer değiştirerek kendi hâkimiyet alanına geçirmektedir.
Mağdurun kontörleri sanığa göndermeye yönelik bir iradesi veya işlemi bulunmadığından dolandırıcılık suçunun unsurları da oluşmamıştır. Sanık, müştekiyi hileli davranışlarla kandırarak onun iradi bir tasarrufta bulunmasını sağlamamış; ele geçirdiği şifreyi kullanarak transfer işlemlerini doğrudan kendisi gerçekleştirmiştir. Bu yönüyle eylem, hırsızlığın elektronik ortamda gerçekleştirilen biçimidir.
TCK m. 244/4’ün uygulanabilmesi, fiilin başka bir suçu oluşturmamasına bağlıdır. Kontörlerin ekonomik değerinin failin hâkimiyet alanına geçirilmesi TCK m. 142/2-e kapsamında nitelikli hırsızlık oluşturduğundan, aynı eylem nedeniyle ayrıca TCK m. 244/4 uygulanamaz. Bilişim sistemindeki teknik işlem, hırsızlık suçunun gerçekleştirilmesine hizmet eden araç niteliğindedir.
Karar, ekonomik değerlerin mutlaka fiziki bir cisim hâlinde elde edilmesinin gerekmediğini göstermektedir. Bilişim sisteminde elektronik kayıtla temsil edilen ve başka kişiye aktarılabilen ekonomik değer, fail tarafından mağdurun rızası dışında ele geçirildiğinde TCK m. 142/2-e gündeme gelebilecektir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 25.11.2014, E. 2013/13-448, K. 2014/524.
Mağdurun Hesabından Aktarılan Para Bankadan Çekilemese Bile Eylem Bilişim Sisteminin Kullanılması Suretiyle Hırsızlık Niteliğindedir
Katılanın banka hesabına internet üzerinden yetkisiz biçimde erişilmiş ve hesabındaki 74.100 TL, hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen başka bir kişinin banka hesabına aktarılmıştır. Para daha sonra iki ayrı hesaba bölünmüş; 48.400 TL bir şüphelinin hesabına, 25.000 TL ise sanığın hesabına havale edilmiştir.
Sanık, hesabına aktarılan 25.000 TL’yi çekmek amacıyla banka şubesine gitmiştir. Banka görevlilerinin işlem sırasında iki ayrı kimlik belgesi ibraz edilmesini istemeleri üzerine sanık parayı çekememiş ve banka şubesinden uzaklaşmıştır. Böylece para sanığın hesabına elektronik olarak aktarılmış olmakla birlikte nakit olarak teslim alınamamıştır.
Yerel mahkeme, eylemi TCK m. 244/4 kapsamında bilişim sistemi aracılığıyla haksız çıkar sağlama suçu olarak değerlendirmiştir. Yargıtay ise sanığın ve birlikte hareket ettiği kişilerin amacının banka sistemine veya sistemdeki verilere zarar vermek değil, katılanın hesabındaki parayı ele geçirmek olduğunu belirlemiştir.
Paranın önce bir hesaba, ardından sanık ve diğer şüphelinin hesaplarına aktarılması, mal varlığı değerinin elektronik ortamda yer değiştirmesini sağlamıştır. Bu işlemler sonucunda katılanın hesabındaki para üzerindeki tasarruf imkânı ortadan kaldırılmış ve para faillerin kontrol edebilecekleri hesaplara geçirilmiştir. Bu nedenle eylem, yalnızca verilerin değiştirilmesi ya da gönderilmesi olarak nitelendirilemez.
Daire, Ceza Genel Kurulunun 17.11.2009 tarihli ilke kararına dayanarak sanığın eyleminin TCK m. 142/2-e’deki bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. TCK m. 244/4’te yer alan hüküm, başka bir suçun oluşmadığı hâllerde uygulanabileceğinden, nitelikli hırsızlık unsurlarını taşıyan bu eyleme uygulanamaz.
Sanığın banka şubesinden parayı fiilen çekememesi, suçun niteliğinin belirlenmesinde tek başına sonuç doğurmaz. Hırsızlık suçunun tamamlanıp tamamlanmadığı belirlenirken paranın mağdurun hâkimiyet alanından çıkıp çıkmadığı ve failin tasarruf edebileceği hesaba geçip geçmediği değerlendirilmelidir. Paranın sanığın hesabına aktarılmasıyla elektronik hâkimiyet kurulmuşsa suç tamamlanmış kabul edilebilir; bankanın bloke işlemi veya çekim öncesindeki müdahalesi nedeniyle sanığın bağımsız tasarruf imkânı doğmamışsa teşebbüs hükümlerinin tartışılması gerekir.
Somut olayda hesap hareketleri, havalelerin izlediği güzergâh, hesap sahiplerinin birbirleriyle bağlantısı ve sanığın parayı çekmek üzere bankaya gelmesi birlikte değerlendirilmiştir. Sanığın paranın kaynağını bilmeden hesabını kullandırdığı yönündeki muhtemel savunmasının aksine, banka şubesindeki davranışları ve para üzerindeki tasarruf girişimi suçla bağlantısını gösteren deliller arasında kabul edilmiştir.
Karar, bilişim yoluyla hırsızlıkta paranın mutlaka banknot olarak teslim alınmasının gerekmediğini ortaya koymaktadır. Elektronik para transferinin gerçekleştirildiği aşama, failin hesap üzerindeki tasarruf yetkisi ve bankanın müdahale zamanı araştırılarak suçun tamamlanmış mı yoksa teşebbüs aşamasında mı kaldığı belirlenmelidir. Bununla birlikte her iki ihtimalde de temel suç vasfı TCK m. 142/2-e kapsamında bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlıktır.
Künye: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 22.02.2016, E. 2014/22684, K. 2016/2577.
Aynı Banka Hesabından Yirmi Beş Dakika İçinde Yapılan Beş Havale Tek Bir Nitelikli Hırsızlık Suçunu Oluşturur
Sanık, katılana ait internet bankacılığı hesabına hukuka aykırı biçimde erişmiş ve hesapta bulunan paraları iki ayrı kişiye ait banka hesaplarına aktarmıştır. Para transferleri yaklaşık yirmi ila yirmi beş dakikalık zaman dilimi içerisinde, toplam beş ayrı havale işlemiyle gerçekleştirilmiştir.
Yerel mahkeme, sanığın her bir havale işlemini aynı suç işleme kararının farklı zamanlardaki icrası olarak değerlendirmiştir. Bu nedenle sanık hakkında TCK m. 142/2-e uyarınca bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan mahkûmiyet kurulmuş ve beş ayrı havale nedeniyle TCK m. 43/1’deki zincirleme suç hükmü uygulanarak ceza artırılmıştır.
Yargıtay, beş havalenin şeklen ayrı bankacılık işlemleri olmasının mutlaka birden fazla hırsızlık suçunun işlendiği anlamına gelmediğini belirtmiştir. Ceza hukuku bakımından önemli olan, elektronik sistemde kaç işlem yapıldığı değil; failin suç işleme kararının, icra hareketlerinin ve malın alınması sürecinin hukuki bir bütünlük gösterip göstermediğidir.
Daire, transferlerin aynı internet bankacılığı hesabına erişildikten sonra, kesintisiz biçimde ve çok kısa bir zaman dilimi içerisinde gerçekleştirildiğini dikkate almıştır. Sanık, her bir havaleden sonra suç işleme kararını yenilememiş; aynı hesaptaki parayı farklı hesaplara aktarabilmek için teknik olarak birden fazla işlem yapmak zorunda kalmıştır. Bu nedenle beş havale, tek hırsızlık eyleminin icra hareketleri niteliğindedir.
Havalelerin iki ayrı kişinin hesabına gönderilmiş olması da tek başına suç sayısını değiştirmemektedir. Hırsızlık suçunun mağduru, parası rızası dışında hesabından çıkarılan hesap sahibidir. Paranın farklı hesaplara bölünerek aktarılması, failin izini kaybettirme veya paranın çekilmesini kolaylaştırma yöntemidir; aynı mağdura ait para üzerindeki hâkimiyetin kesintisiz şekilde ele geçirilmesi gerçeğini ortadan kaldırmaz.
Zincirleme suç hükmünün uygulanabilmesi için aynı suçun aynı mağdura karşı değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi gerekir. Somut olayda işlemler arasında suçun tamamlanmasından sonra oluşan belirgin bir zaman aralığı ve yenilenen bağımsız bir suç işleme kararı bulunmamaktadır. Yirmi ila yirmi beş dakika süren transfer süreci, tek bir elektronik saldırının devamı olarak kabul edilmiştir.
Bu nedenle Daire, sanığın eyleminin TCK m. 142/2-e kapsamında tek bir bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçu oluşturduğuna; ayrıca TCK m. 43/1 uyarınca ceza artırımı yapılmasının hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. İnternet bankacılığı sistemindeki her EFT veya havale kaydının otomatik olarak ayrı suç kabul edilemeyeceği ortaya konulmuştur.
Kararda ayrıca sanığın savunma hakkına ilişkin önemli bir usul ihlali de tespit edilmiştir. İddianamede TCK m. 142/2-e’nin uygulanması talep edilmemesine rağmen, sanığa CMK m. 226 uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan bu maddeden mahkûmiyet kurulmuştur. Suçun hukuki niteliğinin değişmesi veya daha ağır cezayı gerektiren bir hükmün uygulanacak olması hâlinde sanığa önceden bildirim yapılması ve savunmasını hazırlama imkânı verilmesi gerekir.
Sonuç olarak hüküm, hem tek suç oluşturan eylem hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması hem de sanığa ek savunma hakkı verilmemesi nedenleriyle bozulmuştur. Karar, bilişim yoluyla hırsızlıkta suç sayısının elektronik işlem sayısına göre değil; mağdur sayısı, zaman aralığı, kastın yenilenip yenilenmediği ve hareketlerin kesintisizliği dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini göstermektedir.
Künye: Yargıtay 13. Ceza Dairesi, 23.02.2016, E. 2015/841, K. 2016/2865.
İnternet Bankacılığı İşleminin Sanığa Ait IP Adresinden Yapılması Tek Başına Mahkûmiyet İçin Yeterli Değildir
Katılana ait banka hesabından internet bankacılığı kullanılarak iki ayrı hesaba para transferi gerçekleştirilmiştir. Katılanın hesabından 4.647 TL bir bankanın Antakya şubesindeki hesaba, 4.897 TL ise başka bir bankanın Alanya şubesindeki hesaba havale edilmiştir. Katılanın bu işlemlere ilişkin bilgisi ve rızası bulunmamaktadır.
İnceleme sırasında transferlerden birinin sanıklardan birinin ortağı olduğu şirket adına kayıtlı internet bağlantısının IP adresinden, diğerinin ise başka bir sanığın iş yerinde bulunan bilgisayarın IP adresinden yapıldığı belirlenmiştir. Yerel mahkeme, ağırlıklı olarak bu IP kayıtlarına dayanarak sanıkların işlemleri gerçekleştirdiğini kabul etmiş ve mahkûmiyet hükümleri kurmuştur.
Yargıtay, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçlarında failin belirlenmesinin teknik özellik taşıdığına dikkat çekmiştir. İnternet bankacılığı işleminin belirli bir aboneliğe tahsis edilen IP adresi üzerinden yapılması, işlemin mutlaka abonelik sahibinin bizzat kullandığı bilgisayardan ve onun tarafından gerçekleştirildiğini kesin olarak göstermez.
İnternet servis sağlayıcıları tarafından dinamik IP kullanılabilmesi, aynı IP adresinin farklı zamanlarda farklı kullanıcılara tahsis edilebilmesi ve kablosuz bağlantılara dışarıdan erişilebilmesi mümkündür. Ayrıca çeşitli yazılımlar kullanılarak IP adresinin gizlenmesi, değiştirilmesi veya başka bir bilgisayarın internet bağlantısının yetkisiz biçimde kullanılması teknik olarak ihtimal dâhilindedir.
Daire, “trojan” veya benzeri zararlı yazılımlar aracılığıyla mağdurların internet bankacılığı bilgileri ile şifrelerinin ele geçirilebildiğini de belirtmiştir. Bunun yanında bir bilgisayara uzaktan erişilmesi veya bilgisayarın sahibinin bilgisi dışında bankacılık işleminde kullanılması mümkündür. Bu nedenle IP kaydının fail ile suç arasında kesin ve doğrudan bir bağ kurduğu peşinen kabul edilemez.
Sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesi için öncelikle para transferinde kullanılan internet bağlantısına ilişkin ayrıntılı erişim ve trafik kayıtları getirtilmelidir. İşlemlerin tarih ve saatleri ile IP adresinin sanıklara tahsis edildiği zaman aralıkları karşılaştırılmalı; internet servis sağlayıcısının kayıtlarında bir uyumsuzluk bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Suçta kullanıldığı ileri sürülen bilgisayar, modem ve diğer elektronik cihazlar bilişim sistemleri konusunda uzman bir bilirkişiye incelettirilmelidir. Cihazlarda bankacılık sitesine erişim kaydı, zararlı yazılım, uzaktan bağlantı programı, silinmiş internet geçmişi veya para transferine ilişkin başka bir dijital iz bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir. Modemin kablolu veya kablosuz olması, güvenlik şifresinin bulunup bulunmadığı ve bağlantıya dışarıdan erişim ihtimali de belirlenmelidir.
Para aktarılan hesapların sahipleriyle sanıklar arasındaki ilişki ayrıca araştırılmalıdır. Paranın kim tarafından çekildiği, hesap veya banka kartlarının kimin kullanımında olduğu, banka ve ATM kamera görüntülerinin bulunup bulunmadığı ile sanıkların işlem saatlerindeki konumları birlikte değerlendirilmelidir. Dijital deliller, hesap hareketleri ve fiziki deliller birbirini doğrulamadıkça yalnızca abonelik bilgisine dayalı mahkûmiyet kurulamaz.
Yargıtay, bu araştırmalar yapılmadan sanıkların işlemleri gerçekleştirdiklerinin kabul edilmesini eksik inceleme olarak değerlendirmiştir. Karar, TCK m. 142/2-e kapsamındaki suçlarda IP adresinin önemli bir başlangıç delili olduğunu; ancak tek başına kesin fail tespiti sağlayan ve mahkûmiyet için yeterli olan bir delil sayılamayacağını ortaya koymaktadır.
Künye: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 18.11.2013, E. 2011/214, K. 2013/23327.
Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
| Somut Durum | Yargıtay Nitelendirmesi | Gerekçenin Özü |
|---|---|---|
| İnternet bankacılığı şifresiyle hesaptaki paranın başka hesaba aktarılması | TCK 142/2-e | Hedef hesaptaki parayı ele geçirmekse fiil bilişim yoluyla hırsızlıktır |
| Telefon kontörlerinin başka hatta aktarılması | TCK 142/2-e | Elektronik kayıtla temsil edilen ekonomik değer de suçun konusu olabilir |
| Aktarılan paranın bankadan çekilememesi | Suç tamamlanmıştır | Mağdurun tasarruf imkanı transfer anında ortadan kalkar |
| Aynı hesaptan yirmi beş dakikada beş havale | Tek suç | Aynı karar kapsamındaki art arda transferler zincirleme suç oluşturmaz |
| İşlemin sanığa ait IP adresinden yapılması | Tek başına mahkumiyete yetmez | Hattı kullanan kişiler ve cihaz tespiti araştırılmadan hüküm kurulamaz |
Maddenin diğer nitelikli halleri için TCK 142/1, TCK 142/2-d taklit anahtarla ve kilit açmak suretiyle hırsızlık ile TCK 142/2-f tanınmamak için tedbir alarak veya resmi sıfat takınarak hırsızlık yazılarımızı inceleyebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
TCK 142/2-e nedir?
TCK 142/2-e, hırsızlık suçunun bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir. İnternet bankacılığı üzerinden izinsiz para transferi, hesaptan hesaba aktarım ve elektronik değerlerin ele geçirilmesi bu bent kapsamındadır. Cezası beş yıldan on yıla kadar hapistir.
İnternet bankacılığından izinsiz para aktarmanın cezası nedir?
Mağdurun internet bankacılığı şifresi kullanılarak hesabındaki paranın başka hesaba aktarılması TCK 142/2-e kapsamında beş yıldan on yıla kadar hapis cezası gerektirir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, failin hedefi hesaptaki parayı ele geçirmekse fiilin bilişim sistemine girme değil, bilişim yoluyla hırsızlık olduğunu kabul etmektedir.
Aktarılan para çekilemese bile suç tamamlanmış sayılır mı?
Evet. Yargıtay, mağdurun hesabından paranın başka hesaba aktarılmasıyla mağdurun tasarruf imkanının ortadan kalktığını ve suçun tamamlandığını kabul etmektedir; paranın bankadan fiilen çekilememesi sonucu değiştirmez.
Aynı hesaptan art arda yapılan havaleler kaç suç sayılır?
Yargıtay, aynı banka hesabından yirmi beş dakika içinde yapılan beş havaleyi tek bir nitelikli hırsızlık suçu saymıştır. Kısa aralıklarla ve aynı karar kapsamında yapılan transferler hukuki anlamda tek fiil kabul edilir; bu durumda zincirleme suç hükümleri uygulanmaz.
IP adresim kullanılmış, mahkum olur muyum?
IP adresi tek başına mahkumiyet için yeterli değildir. Yargıtay, işlemin sanığa ait IP adresinden yapılmasının önemli bir başlangıç delili olduğunu ancak hattın başkalarınca kullanılıp kullanılmadığı ve cihaz tespiti gibi araştırmalar yapılmadan mahkumiyet kurulamayacağını kabul etmektedir.
Kontör veya dijital bakiye aktarmak hırsızlık mıdır?
Evet. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, telefon kontörlerinin bilişim sistemi üzerinden başka hatta aktarılmasını TCK 142/2-e kapsamında değerlendirmiştir. Ekonomik değerin fiziki bir cisim olması gerekmez; elektronik kayıtla temsil edilen değerler de suçun konusu olabilir.
TCK 142/2-e ile TCK 244 arasındaki fark nedir?
Fark failin amacındadır. Amaç hesaptaki parayı veya ekonomik değeri ele geçirmekse TCK 142/2-e uygulanır; amaç sistemi engellemek, bozmak veya verileri yok etmekse TCK 244 kapsamındaki suçlar gündeme gelir.
TCK 142/2-e davasında avukat desteği neden önemli?
Bu dosyalar HTS kayıtları, IP tespitleri ve banka loglari üzerine kurulur; delillerin teknik okuması ve suç sayısı tartışması sonucu doğrudan belirler. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.
Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:
Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?
Av. Çağrı Ayboğa, Ankara Barosuna kayıtlı (Sicil No: 34507) olarak Ankara merkezli çalışan bir avukattır. Ceza hukuku alanında hırsızlık, nitelikli hırsızlık, yağma ve bilişim suçlarına ilişkin soruşturma ve kovuşturma dosyalarında müdafilik ve mağdur vekilliği yapmakta; Ankara Adliyesi ve Ankara Batı Adliyesi başta olmak üzere Türkiye genelinde ceza dosyalarını takip etmektedir.
TCK 142 kapsamındaki dosyalarda eşya niteliğinin tespiti, nitelikli halin tartışılması ve etkin pişmanlık süreçlerinin yönetimi konularında bilgi ve deneyim sahibidir.
TCK 142/2-e Suçlamasında Ankara Ceza Avukatı Desteği
Nitelikli hırsızlık dosyalarında sonucu, olayın hangi bende girdiğinin doğru tartışılması belirler. Dosyanızın her aşamasında yanınızda olacak bir Ankara ceza avukatı ile savunmanızı güçlendirebilirsiniz.