Güncelleme Tarihi: 13 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa
TCK 142/2-f nedir? TCK 142/2-f, hırsızlık suçunun iki halini ağırlaştırır: Failin tanınmamak için tedbir alması, örneğin maske takması, ya da yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınması, örneğin kendini polis veya PTT görevlisi olarak tanıtması. Her iki halde de ceza beş yıldan on yıla kadar hapistir. Soyut biçimde polisim demek yeterli değildir; sıfatı destekleyen kimlik, üniforma gibi unsurlar aranır.
Kapınız çalınır; karşınızda üniformalı, kimlik gösteren iki kişi vardır ve evde arama yapacaklarını söylerler. Devlete duyduğunuz güvenle kapıyı açarsınız. Onlar çıktığında ziynet eşyalarınız da gitmiştir. Kanun koyucu, ne yüzünü gizleyerek yakalanma riskini sıfırlamaya çalışan faili ne de devletin üniformasını hırsızlığın anahtarı yapan faili sıradan bir hırsız sayar. Hırsızlık suçunun bu iki ağırlaştırılmış hali TCK 142/2-f bendinde düzenlenmiştir.
Bu yazıda bendin kanuni metnini, iki ayrı halin şartlarını, dolandırıcılık sınırını ve beş emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz. Suçun genel yapısı için TCK 141 ve TCK 142 hırsızlık suçu rehberimize bakabilirsiniz.
İçindekiler
TCK 142/2-f Nedir?
Bendin ilk hali failin kimliğini gizlemesine, ikinci hali ise sahte bir kamu otoritesi görüntüsü yaratmasına odaklanır. Ortak payda şudur: Her iki davranış da hırsızlığı kolaylaştırır ve failin yakalanma ihtimalini ya da mağdurun direnç gösterme iradesini bilinçli olarak zayıflatır. Tedbir alan fail delil bırakmamayı, sıfat takınan fail ise mağdurun devlete olan güvenini araç olarak kullanmayı hedefler; kanun koyucu her ikisini de beş yıldan on yıla kadar hapisle karşılar.
TCK 142/2 Kanun Metni
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 142. maddesinin ikinci fıkrasının yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu olan (f) bendi işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.
Nitelikli hırsızlık
Madde 142 – (2) Suçun;
a) Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak,
b) Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle,
c) Doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanarak,
d) Haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek suretiyle,
e) Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle,
f) Tanınmamak için tedbir alarak veya yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak,
g) Büyükbaş veya küçükbaş hayvan hakkında,
h) (Ek: 18/6/2014-6545/62 md.) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında,
işlenmesi halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun, bu fıkranın (b) bendinde belirtilen surette, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kimseye karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranına kadar artırılır.
Tanınmamak İçin Tedbir Alma Nedir?
Failin, kimliğinin tespitini güçleştirmek amacıyla dış görünüşünü değiştirmesi veya gizlemesidir. Yargıtay uygulamasında maske, kar maskesi, peruk, sahte sakal, yüzü kapatacak şekilde bağlanan atkı ve benzeri araçlar bu kapsamdadır; aşağıda birebir metnini verdiğimiz kararın vurguladığı gibi yüzün bir bölümünün kapatılması dahi yeterlidir. Tedbirin hırsızlık fiiliyle bağlantılı olarak, tanınmamak amacıyla alınmış olması gerekir; mevsim gereği takılan bir bere tek başına bu bende girmez, amaç olayın bütününden anlaşılır.
Resmi Sıfat Takınma Nedir, Sınırları Nelerdir?
Failin, yetkisi olmadığı halde kendisini bir kamu görevlisi olarak göstermesidir: Polis, jandarma, zabıta, PTT veya belediye görevlisi gibi. Yargıtay bu halin sınırlarını iki yönden çizmiştir:
- Sıfat resmi olmalıdır: Takınılan sıfat bir kamu görevine ilişkin olmalıdır. Özelleştirilmiş, özel hukuk hükümlerine tabi bir şirketin çalışanı gibi davranmak resmi sıfat takınma sayılmaz.
- Soyut beyan yetmez: Yalnızca polisim demek bu bent için yeterli değildir. Sahte kimlik gösterme, üniforma giyme veya sıfatı destekleyen davranışlar bulunmalıdır; aksi halde nitelikli hal uygulanamaz.
Hırsızlık mı Dolandırıcılık mı?
Resmi sıfat takınılan olaylarda uygulamanın en kritik ayrımı budur ve Yargıtay her dosyada bu noktanın araştırılmasını ister: Malı kim aldı? Fail, sıfatın yarattığı güven ortamında eşyayı mağdurun bilgisi dışında kendisi almışsa fiil TCK 142/2-f kapsamında hırsızlıktır. Mağdur, aldatmanın etkisiyle eşyayı veya parayı kendi eliyle teslim etmişse fiil hırsızlık değil, kamu kurumunun araç olarak kullanılması nedeniyle TCK 158 nitelikli dolandırıcılık kapsamında değerlendirilir. Aşağıdaki kararlarda bu ayrımın iki yüzü de görülür: PTT görevlisi süsüyle paranın alındığı olayda teslimin bulunmaması nedeniyle hırsızlık kabul edilmiş, polis süsüyle yapılan aramada ise teslim olgusunun özellikle araştırılması gerektiği vurgulanmıştır.
TCK 142/2-f Cezası Ne Kadar?
TCK 142/2-f kapsamındaki nitelikli hırsızlığın cezası beş yıldan on yıla kadar hapistir. Sonuç cezayı belirleyen başlıca faktörler şunlardır:
- Gece vakti artırımı: Suçun gece vakti işlenmesi halinde TCK 143 uyarınca ceza yarı oranında artırılır; maskeli hırsızlıkların önemli bölümü gece işlendiğinden bu artırım sık uygulanır.
- Birlikte işlenme: Gözcülük yapan kişiler dahil fiil üzerinde ortak hakimiyet kuranlar TCK 37 uyarınca müşterek fail olarak sorumlu tutulabilir.
- Etkin pişmanlık: Eşyanın iadesi veya zararın giderilmesi, aşamasına göre cezada üçte ikiye ya da yarıya kadar indirim sağlar. Ayrıntılar etkin pişmanlık yazımızdadır.
- Teşebbüs: Eşya alınamadan yakalanma halinde TCK 35 suça teşebbüs hükümleri uygulanır.
Kesinleşen cezanın infaz süresini İnfaz Hesaplama Programı ile hesaplayabilirsiniz.
Avukata Sor: TCK 142/2-f Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim
Maske veya sıfat iddiasının bulunduğu dosyalarda nitelendirme tartışması cezanın kaderini belirler; teslim olgusunun doğru araştırılması hem sanık hem mağdur tarafı için kritiktir. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.
Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetleri, Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan 2025-2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücrete tabidir.
TCK 142/2-f Yargıtay Kararları
Aşağıdaki beş emsal karar, bendin sınırlarını uygulamada çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.
Hırsızlık Sırasında Maske Takılması TCK M. 142/2-F Kapsamında Tanınmamak İçin Tedbir Alma Niteliğindedir
Sanıklar, önceden oluşturdukları plan doğrultusunda bir iş yerine yönelik hırsızlık eylemi gerçekleştirmiştir. Sanıklardan biri iş yerine girerek eşyaları almış, diğer iki sanık ise araçta bekleyerek çevreyi kontrol etmiş ve eylemi gerçekleştiren sanığa gözcülük yapmıştır. Tanık anlatımına göre sanıklar olay sırasında tanınmalarını önlemek amacıyla maske kullanmıştır.
Yerel mahkeme, sanıkların eylemini bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık olarak kabul etmiş ve TCK m. 142/1-b uyarınca hüküm kurmuştur. Yargıtay ise tanınmamak amacıyla maske kullanılması nedeniyle eylemin daha ağır cezayı gerektiren TCK m. 142/2-f kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
TCK m. 142/2-f’nin uygulanması bakımından failin kullandığı tedbirin onu tamamen tanınmaz hâle getirmesi gerekmez. Maske, kar maskesi, atkı, bere, kapüşon, peruk veya benzeri araçlarla yüzün ya da dış görünüşün değiştirilmesi yeterlidir. Önemli olan failin suçu işlerken kimliğinin belirlenmesini zorlaştırmak ve yakalanma ihtimalini azaltmak amacıyla hareket etmesidir.
Failin alınan tedbire rağmen tanıklar tarafından tanınmış olması veya güvenlik kamerası görüntülerinden kimliğinin tespit edilmesi nitelikli hâlin uygulanmasına engel değildir. Kanun, tedbirin başarılı olmasını değil, hırsızlık suçunun tanınmamak amacıyla alınan bir tedbir altında işlenmesini cezayı ağırlaştıran neden olarak kabul etmektedir.
Daire ayrıca araçta bekleyen ve gözcülük yapan sanıkların sorumluluğunu da değerlendirmiştir. Bu sanıkların yalnızca suça yardım eden kişi olarak değil, ortak suç işleme kararı ve iş bölümü içinde hareket eden müşterek fail olarak kabul edilmeleri gerektiği belirtilmiştir. Hırsızlık suçunun icrasına doğrudan katılmak yalnızca iş yerine girip eşyayı almakla sınırlı değildir; suç planı çerçevesinde kaçışı sağlamak ve gözcülük yapmak da fiil üzerinde ortak hâkimiyetin bir parçası olabilir.
Bu nedenle araçta bekleyen sanıkların TCK m. 39 kapsamında yardım eden sıfatıyla değil, TCK m. 37/1 kapsamında asli fail olarak sorumlu tutulmaları gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ancak tanınmamak için tedbir alma biçimindeki nitelikli hâlin diğer suç ortaklarına uygulanabilmesi için bu tedbirin ortak suç planı kapsamında bilinmesi ve suçun bu şekilde işlenmesine iştirak edilmesi gerekir.
Yargıtay, yerel mahkemenin TCK m. 142/2-f yerine daha hafif nitelikli hâli uygulamasını hukuka aykırı bulmasına rağmen, sanıklar aleyhine temyiz başvurusu bulunmadığından bu hususu bozma nedeni yapmamıştır. Aleyhe değiştirme yasağı nedeniyle sanıkların cezasının temyiz aşamasında ağırlaştırılması mümkün görülmemiştir.
Karar, hem maske kullanımının nitelikli hırsızlık bakımından taşıdığı anlamı hem de planlı hırsızlıklarda gözcülük yapan kişilerin müşterek fail sayılabileceğini ortaya koymaktadır. Yüzün bir bölümünün kapatılması dahi tanınmayı engelleme amacı taşıyorsa TCK m. 142/2-f’nin uygulanması gündeme gelecektir.
Künye: Yargıtay 13. Ceza Dairesi, 22.11.2016, E. 2015/10417, K. 2016/15529.
Polis Kimliği Gösterip Polis Kıyafetiyle Evde Arama Yapan Kişilerin Eşyaları Alması TCK M. 142/2-F Kapsamında Nitelikli Hırsızlıktır
Sanıklar, mağdurla telefonla görüşerek ilişkiye girme konusunda anlaşmıştır. Sanıklardan biri mağdurun evine gelmiş ve polis olduğunu söyleyerek niteliği kesin olarak belirlenemeyen bir kimlik göstermiştir. Diğer sanık ise bir süre sonra polis kıyafeti giyerek eve gelmiş ve polis yetkisi varmış gibi evde arama yapmaya başlamıştır.
Sanıklar, mağdurun kendilerini polis olarak kabul etmesini sağladıktan sonra evde bulunan eşyaları karıştırmıştır. Mağdurun bir süreliğine dışarı çıkmasından yararlanarak evdeki cep telefonunu ve parayı almışlardır. Böylece polis sıfatı, mağdurun güvenini ve çekingenliğini sağlamak, evde serbestçe dolaşmak ve eşyalara ulaşmak amacıyla kullanılmıştır.
Yerel mahkeme, sanıkların eylemini bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık olarak değerlendirmiş ve TCK m. 142/1-b uyarınca hüküm kurmuştur. Yargıtay ise sanıkların yetkileri olmadığı hâlde polis sıfatını takınarak hırsızlığı gerçekleştirdiklerini belirterek eylemin TCK m. 142/2-f kapsamında kaldığını kabul etmiştir.
Resmî sıfat takınma, failin gerçekte sahip olmadığı bir kamu görevi veya kamu yetkisi varmış gibi davranmasıdır. Bunun mutlaka gerçeğe çok benzeyen bir üniforma, sahte kimlik veya resmî belge kullanılarak gerçekleştirilmesi gerekmez. Failin kullandığı söz, kıyafet, kimlik veya davranışların mağdurda kamu görevlisi olduğu yönünde ciddi bir kanaat oluşturması yeterlidir.
Somut olayda sanıklardan birinin polis olduğunu söyleyip kimlik göstermesi, diğerinin polis kıyafetiyle eve gelmesi ve evde arama yapması birlikte değerlendirilmiştir. Bu davranışlar, yalnızca soyut bir “polisiz” beyanından ibaret değildir. Sanıklar, polislerin sahip olduğu arama ve denetleme yetkisini fiilen kullanıyormuş gibi hareket ederek mağdurun karşı koymasını engellemiştir.
Eylemin dolandırıcılık değil hırsızlık olarak değerlendirilmesinin nedeni, mağdurun cep telefonu ve parayı sanıklara kendi iradesiyle teslim etmemesidir. Sanıkların aldatıcı davranışları mağdurun malı devretmesine değil, sanıkların evde bulunmalarını ve eşyalara ulaşmalarını kolaylaştırmaya hizmet etmiştir. Eşyalar mağdurun bilgisi ve rızası dışında bulunduğu yerden alınmıştır.
TCK m. 142/2-f’deki nitelikli hâlin oluşması için takınılan resmî sıfatın hırsızlığı fiilen kolaylaştırdığının ayrıca kanıtlanması da gerekmez. Bununla birlikte somut olayda polis sıfatının kullanılması, sanıkların eve girmelerini, arama yapmalarını ve mağdurun davranışlarını yönlendirmelerini doğrudan kolaylaştırmıştır.
Yetkisi olmadığı hâlde resmî sıfat takınma, nitelikli hırsızlığın ağırlaştırıcı unsuru olarak değerlendirildiğinden aynı davranış nedeniyle ayrıca TCK m. 262’deki kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçundan ceza verilip verilmeyeceği bileşik suç kuralları çerçevesinde değerlendirilmelidir. Resmî sıfat yalnızca hırsızlığın işlenme aracı olarak kullanılmışsa esas itibarıyla TCK m. 142/2-f uygulanır.
Yargıtay, suç vasfındaki yanılgı nedeniyle yerel mahkeme hükmünü bozmuştur. Karar, kamu görevlisi görüntüsü altında yapılan eylemlerde malın mağdur tarafından teslim edilip edilmediğinin özellikle araştırılması gerektiğini göstermektedir. Mağdur aldatılarak malı kendi eliyle teslim etmişse dolandırıcılık; fail resmî sıfatın sağladığı ortamdan yararlanarak malı gizlice almışsa nitelikli hırsızlık gündeme gelir.
Künye: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 19.03.2013, E. 2012/18173, K. 2013/5551.
Özelleştirilmiş Bir Şirketin Çalışanı Gibi Davranmak TCK M. 142/2-F Anlamında Resmî Sıfat Takınmak Değildir
Sanık, mağdurun iş yerine gelerek kendisini Türk Telekom çalışanı olarak tanıtmış ve telefon hattını kontrol edeceğini söylemiştir. Bu beyan sayesinde iş yerine giren sanık, telefonla ilgili bir işlem yapıyormuş görüntüsü oluşturmuş; iş yerinden ayrılırken masanın üzerinde bulunan cep telefonunu alarak götürmüştür.
Yerel mahkeme, sanığın kendisini telekomünikasyon görevlisi olarak tanıtmasını resmî sıfat takınma kabul etmiş ve TCK m. 142/2-f uyarınca mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Yargıtay ise suç tarihi itibarıyla Türk Telekom’un hukuki statüsünü inceleyerek farklı bir sonuca ulaşmıştır.
Daire, Türk Telekom’un Bakanlar Kurulu kararı ve hisse satış sözleşmesi sonucunda özelleştirildiğini, suç tarihinde özel hukuk hükümlerine tabi anonim şirket statüsünde bulunduğunu belirlemiştir. Şirketin kamu hizmeti niteliğinde bir telekomünikasyon faaliyeti yürütmesi, şirket çalışanlarının doğrudan kamu görevlisi veya taşıdıkları unvanın resmî sıfat sayılması için yeterli görülmemiştir.
TCK m. 142/2-f kapsamında “resmî sıfat”, yasama, yürütme veya yargı faaliyetiyle bağlantılı bir kamu görevini ya da kamu gücü kullanımını ifade eder. Polis, jandarma, belediye görevlisi, zabıta veya başka bir kamu görevlisi gibi davranılması bu kapsamda değerlendirilebilir. Buna karşılık özel hukuk tüzel kişisinin çalışanı olduğunu söylemek, yapılan hizmet kamusal nitelik taşısa bile kendiliğinden resmî sıfat takınma sonucunu doğurmaz.
Sanığın Türk Telekom çalışanı olduğunu söylemesi, iş yerine girişini kolaylaştıran aldatıcı bir davranıştır. Ancak her mesleki veya kurumsal sıfatın gerçeğe aykırı biçimde kullanılması TCK m. 142/2-f kapsamına alınamaz. Ceza hükümlerinin kıyas yoluyla genişletilememesi nedeniyle “resmî sıfat” kavramı, özel şirket çalışanı unvanlarını da kapsayacak şekilde yorumlanamaz.
Olayın dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmadığı bakımından da malın teslim biçimi önem taşımaktadır. Mağdur, sanığın beyanına inanarak cep telefonunu ona teslim etmemiştir. Sanık, iş yerine giriş sırasında oluşturduğu güvenden yararlanmış ve mağdurun bilgisi dışında masadaki telefonu almıştır. Bu nedenle eylem, hileli davranış bulunmasına rağmen hırsızlık niteliğini korumaktadır.
Telefonun bina niteliğindeki iş yeri içerisinde muhafaza altında bulunması nedeniyle Daire, eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK m. 142/1-b kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Bu nitelikli hâl, 6545 sayılı Kanun’dan sonra günümüzde TCK m. 142/2-h’de düzenlenen bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkındaki hırsızlığa karşılık gelmektedir.
Karar, TCK m. 142/2-f’nin uygulanmasında failin kullandığı sıfatın hukuki niteliğinin araştırılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Kendini elektrik, su, doğalgaz, telekomünikasyon veya kargo şirketi çalışanı olarak tanıtan fail bakımından ilgili kuruluşun kamu kurumu mu, kamu gücü kullanan bir yapı mı, yoksa özel hukuk tüzel kişisi mi olduğu suç tarihi itibarıyla belirlenmelidir.
Sonuç olarak Yargıtay, özel hukuk hükümlerine tabi bir şirketin çalışanı gibi davranmanın resmî sıfat takınma sayılamayacağını belirterek TCK m. 142/2-f uygulamasını hukuka aykırı bulmuştur. Bununla birlikte sanığın aldatıcı yöntemle iş yerine girip telefonu gizlice alması, hırsızlık suçunu ortadan kaldırmamaktadır.
Künye: Yargıtay 17. Ceza Dairesi, 01.12.2015, E. 2015/3622, K. 2015/10257.
PTT Görevlisi Olduklarını Söyleyerek Yaşlı Mağdurun Parasını Alan Sanıkların Eylemi TCK M. 142/2-F Kapsamındadır
Olay tarihinde seksen yaşında olan mağdur, Balıkesir Merkez Postanesinden emekli maaşını çektikten sonra evine doğru yürümeye başlamıştır. Sanıklar mağdurun yanına gelmiş, kendilerini PTT görevlisi olarak tanıtmış ve maaş ödemesiyle ilgili bir yanlışlık bulunduğunu söylemiştir.
Sanıklar, mağdura maaşının 50 TL eksik ödendiğini, bu nedenle parasını yeniden saymaları gerektiğini belirtmiştir. Bu sözlere inanan mağdur, yanında bulunan 325 TL’yi sanıklara göstermiştir. Sanıklar ayrıca fotokopi çekileceği bahanesiyle mağdurun kimliğini de almış ve para ile kimliği iade etmeden olay yerinden uzaklaşmıştır.
Yerel mahkemenin eyleme ilişkin hukuki nitelendirmesi Yargıtay tarafından isabetli bulunmamıştır. Daire, sanıkların kendilerini PTT görevlisi olarak tanıtmalarını, gerçekte sahip olmadıkları resmî bir sıfatı hırsızlığın işlenmesinde kullanmaları olarak değerlendirmiştir. Bu nedenle eylemin TCK m. 142/2-f kapsamında nitelikli hırsızlık oluşturduğu kabul edilmiştir.
Sanıkların yalnızca PTT’de çalıştıklarını söylemekle yetinmeyip maaş ödemesindeki sözde eksikliği gidermek üzere işlem yapıyormuş gibi davranmaları önemlidir. Failler, kendilerini mağdurun maaş ödemesini denetleme ve düzeltme yetkisine sahip görevliler olarak göstermiştir. Böylece resmî sıfatın kişiler üzerinde oluşturduğu güven ve itaat duygusundan yararlanmışlardır.
Olayın dolandırıcılık mı yoksa hırsızlık mı oluşturduğu bakımından, mağdurun para üzerindeki zilyetliği devretme iradesi belirleyicidir. Mağdur, parayı sanıklara mülkiyetini veya serbestçe tasarruf yetkisini devretmek amacıyla vermemiş; yalnızca maaşın yeniden sayılması ve eksikliğin kontrol edilmesi için kısa süreliğine göstermiştir. Bu nedenle paranın zilyetliğinin hukuken geçerli ve serbest bir iradeyle sanıklara devredildiği kabul edilmemiştir.
Sanıklar, resmî sıfat görüntüsünden yararlanarak mağdurun para üzerindeki gözetimini azaltmış ve parayı iade etmeksizin götürmüştür. Buradaki hile, mağdurun malı sanıklara kesin olarak teslim etmesini sağlayan bir araçtan ziyade, hırsızlığın gerçekleştirilmesini kolaylaştıran yöntem niteliğindedir. Bu nedenle suç vasfı dolandırıcılık değil, resmî sıfat takınarak hırsızlıktır.
TCK m. 142/2-f’nin uygulanabilmesi için failin sahte bir görev kimliği, üniforma veya resmî belge kullanması zorunlu değildir. Failin sözleri, davranışları ve olayın meydana geldiği ortam birlikte değerlendirildiğinde mağdurda kamu görevlisi olduğu yönünde ciddi bir kanaat oluşturulmuşsa resmî sıfat takınma gerçekleşebilir. Somut olayda mağdurun postaneden yeni ayrılmış olması ve sanıkların maaş ödemesindeki eksiklikten söz etmesi bu kanaati güçlendirmiştir.
Mağdurun ileri yaşta olması da sanıkların kullandığı yöntemin etkisini artıran bir durumdur. Bununla birlikte TCK m. 142/2-f’nin uygulanması için mağdurun yaşlı, eğitimsiz veya kendisini savunamayacak durumda olması zorunlu değildir. Nitelikli hâlin temelini, failin yetkisi bulunmadığı hâlde resmî sıfatı suçun işlenmesinde araç olarak kullanması oluşturur.
Karar, özellikle kendisini PTT, belediye, sosyal yardım kurumu veya başka bir kamu kuruluşunun görevlisi olarak tanıtan kişilerin para ya da eşya almaları bakımından önemlidir. Suç vasfı belirlenirken kullanılan sıfatın gerçekten resmî nitelik taşıyıp taşımadığı ve mağdurun mal üzerindeki zilyetliği faile hangi amaçla bıraktığı birlikte değerlendirilmelidir.
Künye: Yargıtay 13. Ceza Dairesi, E. 2013/5587, K. 2013/19884.
Yalnızca Soyut Biçimde “Polisim” Demek TCK M. 142/2-F Anlamında Resmî Sıfat Takınmak İçin Yeterli Değildir
Sanık, tanığın elinde bulunan ilaçları almak amacıyla ona yaklaşmış ve soyut biçimde polis olduğunu söylemiştir. Bunun dışında polis kimliği göstermemiş, polis üniforması giymemiş, arama veya el koyma yetkisi kullanıyormuş gibi davranmamış ve görevli olduğunu destekleyen başka bir harekette bulunmamıştır.
Sanık, bu sözün ardından tanığın elinde bulunan ilaçları alarak kaçmıştır. Yerel mahkeme, sanığın kendisini polis olarak tanıttığı gerekçesiyle eylemi yetkisi olmadığı hâlde resmî sıfat takınarak gerçekleştirilen hırsızlık kabul etmiş ve TCK m. 142/2-f uyarınca hüküm kurmuştur.
Yargıtay, resmî sıfat takınma unsurunun yalnızca failin kamu görevlisi olduğunu söylemesiyle her durumda gerçekleşmeyeceğini belirtmiştir. Failin kullandığı söz ve davranışların bütün olarak değerlendirilmesi; mağdurda gerçekten kamu görevlisi olduğu yönünde bir izlenim oluşturabilecek nitelikte bulunması gerekir.
Bir kişinin sadece “polisim” demesi, başka hiçbir davranışla desteklenmiyorsa resmî sıfatın fiilen takınıldığını göstermeyebilir. Polis kimliği göstermek, üniforma giymek, arama yapmak, tutanak düzenliyormuş gibi davranmak, eşyanın suç delili olduğu gerekçesiyle teslimini istemek veya kamu gücüne dayalı bir emir vermek bu değerlendirmede dikkate alınabilecek davranışlardır.
Somut olayda sanık, polis yetkisini kullanıyormuş görüntüsü altında ilaçları teslim almamıştır. Tanığın kendisini kamu görevlisi sanması nedeniyle ve kamu makamına teslim amacıyla ilaçları verdiğini gösteren yeterli bir olgu da bulunmamaktadır. Sanık, mağdurun elindeki eşyayı doğrudan alıp kaçmıştır.
Daire bu nedenle olayda TCK m. 142/2-f’deki resmî sıfat takınma unsurunun oluşmadığını kabul etmiştir. Sanığın eylemi, mağdurun elinde taşımakta olduğu eşyanın alınması biçiminde gerçekleştiğinden suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK m. 142/2-b kapsamında değerlendirilmelidir.
Karar, önceki polis kıyafeti kullanılan olaydan ayrılmaktadır. Polis kıyafeti giymek, kimlik göstermek ve evde arama yapmak gibi birbirini destekleyen davranışlar resmî sıfatın fiilen üstlenildiğini gösterirken; herhangi bir görev veya yetki kullanımıyla desteklenmeyen tek bir söz aynı sonucu doğurmamaktadır.
TCK m. 142/2-f’nin uygulanması için mağdurun failin gerçekten kamu görevlisi olduğuna inanması tek başına yeterli olmayabilir. Failin objektif olarak resmî sıfata bürünmeye elverişli davranışlarda bulunması gerekir. Aksi takdirde mağdurun kişisel değerlendirmesine dayanılarak ağırlaştırıcı nedenin kapsamı öngörülemez biçimde genişletilmiş olur.
Ceza hukukundaki kanunilik ilkesi de “resmî sıfat takınma” kavramının sınırsız yorumlanmasına engeldir. Her gerçeğe aykırı meslek veya görev beyanı TCK m. 142/2-f kapsamına alınamaz. Kullanılan sıfatın kamu görevine ilişkin olması ve failin bu sıfatı somut davranışlarıyla üstlenmiş görünmesi aranmalıdır.
Sonuç olarak Yargıtay, soyut polislik beyanı dışında resmî sıfat takınıldığını gösteren başka bir hareket bulunmadığından TCK m. 142/2-f uygulanmasını hukuka aykırı bulmuştur. Bu karar, resmî sıfat takınarak hırsızlık ile elde veya üstte taşınan eşyayı alma biçimindeki diğer nitelikli hırsızlık hâllerinin ayrımında kullanılabilecek önemli bir ölçüt ortaya koymaktadır.
Künye: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2014/734, K. 2014/30267.
Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
| Somut Durum | Yargıtay Nitelendirmesi | Gerekçenin Özü |
|---|---|---|
| Hırsızlık sırasında maske takılması | TCK 142/2-f | Yüzün bir bölümünün kapatılması dahi tanınmamak için tedbir almadır |
| Polis kimliği ve kıyafetiyle evde arama görüntüsü altında eşya alınması | TCK 142/2-f | Resmi sıfat takınılmıştır; teslim olgusu bulunmadıkça fiil hırsızlıktır |
| Özelleştirilmiş şirketin çalışanı gibi davranmak | TCK 142/2-f uygulanmaz | Özel hukuk şirketi çalışanı görüntüsü resmi sıfat değildir |
| PTT görevlisi olduklarını söyleyerek yaşlı mağdurun parasının alınması | TCK 142/2-f | Kamu kuruluşu görevlisi sıfatı takınılarak para mağdurun bilgisi dışında alınmıştır |
| Yalnızca soyut biçimde polisim demek | TCK 142/2-f uygulanmaz | Sıfatı destekleyen kimlik, üniforma veya davranış bulunmalıdır |
Maddenin diğer nitelikli halleri için TCK 142/1, TCK 142/2-e bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık ile TCK 142/2-g büyükbaş ve küçükbaş hayvan hırsızlığı yazılarımızı inceleyebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
TCK 142/2-f nedir?
TCK 142/2-f, hırsızlık suçunun tanınmamak için tedbir alarak veya yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir. Maske takarak hırsızlık yapmak ya da kendini polis, PTT görevlisi gibi tanıtarak eşya almak bu kapsamdadır. Cezası beş yıldan on yıla kadar hapistir.
Maske takarak hırsızlık yapmanın cezası nedir?
Hırsızlık sırasında maske takılması, Yargıtay uygulamasında tanınmamak için tedbir alma kabul edilir ve fiil TCK 142/2-f kapsamında beş yıldan on yıla kadar hapis cezası gerektirir. Yüzün bir bölümünün kapatılması dahi bu nitelikli hal için yeterlidir.
Kendini polis olarak tanıtıp eşya almak hangi suçtur?
Polis kimliği gösterip polis kıyafetiyle arama görüntüsü altında eşya alınması, resmi sıfat takınarak hırsızlık kapsamında TCK 142/2-f bendine girer. Ancak mağdur aldatılarak eşyayı kendi eliyle teslim etmişse dolandırıcılık tartışması doğar; bu ayrım her dosyada özel olarak araştırılır.
Sadece polisim demek resmi sıfat takınmak mıdır?
Hayır. Yargıtaya göre soyut biçimde polisim demek yeterli değildir; sahte kimlik gösterme, üniforma giyme gibi sıfatı destekleyen dış görünüş veya davranışlar bulunmalıdır.
Özel şirket çalışanı gibi davranmak bu bende girer mi?
Hayır. Yargıtay, özelleştirilmiş ve özel hukuk hükümlerine tabi bir şirketin çalışanı gibi davranmayı resmi sıfat takınma saymamıştır. Resmi sıfat, kamu görevine ilişkin bir sıfattır.
TCK 142/2-f şikayete tabi mi?
Hayır. Bu suç şikayete tabi değildir ve uzlaştırma kapsamında da yer almaz. Savcılık kendiliğinden soruşturma yürütür; zararın giderilmesi etkin pişmanlık indirimi sağlar.
TCK 142/2-f davasında avukat desteği neden önemli?
Bu dosyalarda fiilin hırsızlık mı dolandırıcılık mı olduğu ve sıfat takınmanın gerçekleşip gerçekleşmediği teknik tartışmalardır; nitelendirme değiştiğinde ceza aralığı da kökten değişir. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.
Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:
Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?
Av. Çağrı Ayboğa, Ankara Barosuna kayıtlı (Sicil No: 34507) olarak Ankara merkezli çalışan bir avukattır. Ceza hukuku alanında hırsızlık, nitelikli hırsızlık, yağma ve bilişim suçlarına ilişkin soruşturma ve kovuşturma dosyalarında müdafilik ve mağdur vekilliği yapmakta; Ankara Adliyesi ve Ankara Batı Adliyesi başta olmak üzere Türkiye genelinde ceza dosyalarını takip etmektedir.
TCK 142 kapsamındaki dosyalarda eşya niteliğinin tespiti, nitelikli halin tartışılması ve etkin pişmanlık süreçlerinin yönetimi konularında bilgi ve deneyim sahibidir.
TCK 142/2-f Suçlamasında Ankara Ceza Avukatı Desteği
Nitelikli hırsızlık dosyalarında sonucu, olayın hangi bende girdiğinin doğru tartışılması belirler. Dosyanızın her aşamasında yanınızda olacak bir Ankara ceza avukatı ile savunmanızı güçlendirebilirsiniz.