
TCK 198 Kanun Metni – Paraya Eşit Sayılan Değerler
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 198. maddesi, fiziksel anlamda banknot veya madeni para olmamakla birlikte ekonomik dolaşımda para işlevi gören belirli kıymetli evrak ve değerleri para hükmünde kabul eden özel bir düzenlemedir. Bu madde, TCK’nın “Kamu Güvenine Karşı Suçlar” başlıklı dördüncü bölümünde, 197. madde (parada sahtecilik) ile birlikte sistematik bir bütünlük içinde yer almaktadır.
TCK 198’in temel amacı, ekonomik güvenliği ve kamu güvenini korumaktır. Madde kapsamındaki değerler herhangi bir ciro veya devir işlemine gerek kalmaksızın elden ele geçebilmekte ve ödeme aracı fonksiyonu görebilmektedir. Bu nedenle kanun koyucu, bu değerlere yönelik sahtecilik eylemlerinin de aynen paraya yönelik sahtecilik gibi cezalandırılmasını öngörmüştür.
TCK 198 Madde Gerekçesi
Madde gerekçesinde; paraya eşit sayılan değerlerin, her ne kadar teknik olarak para niteliği taşımasa da herhangi bir devir ve ciro işlemine ihtiyaç bulunmaksızın elden ele geçtiği ve tediye vasıtası fonksiyonunu gördüğü vurgulanmıştır. Bu değerlerin teminat olarak yatırılabilmesi de mümkündür.
Gerekçede özellikle üç kategoriye ilişkin ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır:
Birinci kategori: Hükûmet tarafından ihraç olunan bonolar, hisse senetleri, tahvil ve kuponlardır. Bunların para gibi sayılması için Bakanlar Kurulu kararı uyarınca çıkarılmış olması ve Devlet Hazinesinin borçlandırılmış bulunması gerekmektedir. Dolayısıyla kamu iktisadi teşekküllerince veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca çıkarılan hamiline yazılı bonolar madde kapsamına girmemektedir.
İkinci kategori: Yetkili kurumlar tarafından çıkarılan ve kanunen tedavül eden senetlerdir. Bu senetlerin madde kapsamına girebilmesi için özel bir kanunla ilgili kuruluşa tedavül eden senet çıkarma yetkisi verilmiş olması ve senedin kabulünün zorunlu bulunması gerekir. Bu tür evrakı kâğıt paradan ayıran husus, kâğıt paranın altınla değiştirilmesinin talep edilememesine karşılık; yetkili kuruluşlarca çıkarılan evrakın ibrazında veya belirli bir vadenin gelmesinde madeni ya da kâğıt para ile değiştirilmesinin olanaklı bulunmasıdır.
Üçüncü kategori: Milli ziynet altınlarıdır. Gerekçeye göre altın para, ülkemizde veya yabancı ülkede kanunen tedavülde bulunduğu sürece zaten para niteliğindedir. Ziynet altınları ise kanunen tedavül etmese de piyasada alınıp satıldığından ve taklit ya da tağyirinin mümkün olması nedeniyle özel olarak düzenlenmiştir.
Paraya Eşit Sayılan Değerler Nelerdir?
TCK 198 kapsamında para hükmünde kabul edilen değerler aşağıdaki tabloda detaylı biçimde sınıflandırılmıştır:
| Değer Türü | Açıklama | Koşul |
|---|---|---|
| Hamiline Yazılı Bonolar | Devlet Hazinesi tarafından ihraç edilen, hamiline yazılı borçlanma senetleri | Bakanlar Kurulu kararıyla çıkarılmış olmalı |
| Hisse Senetleri | Devletçe ihraç edilmiş hamiline yazılı pay senetleri | Devlet Hazinesini borçlandıran nitelikte olmalı |
| Tahviller | Devlet tahvilleri ve hazine bonoları | Hamiline yazılı olmalı |
| Kuponlar | Tahvil ve bonolara bağlı faiz kuponları | Devlet tarafından ihraç edilmiş olmalı |
| Kanunen Tedavül Eden Senetler | Yetkili kurumlarca çıkarılan ve kabulü zorunlu olan senetler | Özel kanunla yetki verilmiş olmalı |
| Milli Ziynet Altınları | Cumhuriyet altını, Reşat altını, Ata altını, yarım ve çeyrek altın | Darphane tarafından basılmış olmalı |
Milli Ziynet Altınları ve Hukuki Niteliği
TCK 198 bakımından uygulamada en sık karşılaşılan mesele milli ziynet altınlarıdır. Milli ziynet altınları; Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü tarafından basılıp piyasaya sürülen Cumhuriyet altını, Reşat altını, Ata altını, yarım altın ve çeyrek altın gibi altınlardır.
Milli ziynet altınları kanunen tedavül eden bir ödeme aracı olmasa da toplumsal kabul gören ve yaygın bir şekilde alınıp satılan değerlerdir. Kanun koyucu bu altınların taklit veya tağyir edilme olasılığını göz önünde bulundurarak bunları açıkça para hükmünde saymıştır.
Yargıtay uygulamasında milli ziynet altınlarının niteliğinin belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bir altının TCK 198 kapsamında milli ziynet altını sayılıp sayılmadığının tespiti, Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünden alınacak teknik raporla kesinleştirilmelidir. Eksik araştırma ile mahkûmiyet kararı verilmesi Yargıtay tarafından bozma nedeni olarak kabul edilmektedir.
TCK 198 ile Parada Sahtecilik (TCK 197) İlişkisi
TCK 198, bağımsız bir suç tipi değil; TCK 197’de düzenlenen parada sahtecilik suçunun kapsamını genişleten bir hükümdür. TCK 198’de sayılan değerlere yönelik gerçekleştirilen sahtecilik eylemleri, doğrudan TCK 197 kapsamında parada sahtecilik suçunu oluşturur.
Bu ilişki uygulamada özellikle şu şekilde tezahür etmektedir: Sahte Cumhuriyet altını, Reşat altını veya diğer milli ziynet altınlarını üreten, satan veya tedavüle süren kişiler, dolandırıcılık suçundan değil; TCK 197/1 kapsamında parada sahtecilik suçundan yargılanır. Parada sahtecilik suçu, TCK 197/1’e göre iki yıldan on iki yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası yaptırımını gerektirmektedir.
Dolandırıcılık Suçundan Farkı
Uygulamada en sık karşılaşılan sorun, sahte milli ziynet altını satma eyleminin dolandırıcılık mı yoksa parada sahtecilik mi olduğu meselesidir. Yargıtay bu konuda tutarlı bir içtihat geliştirmiştir:
Sahte milli ziynet altınlarının satılması durumunda eylem, TCK 157 veya TCK 158 kapsamında dolandırıcılık suçu olarak değil; TCK 197/1 kapsamında parada sahtecilik suçu olarak nitelendirilmelidir. Bunun nedeni, TCK 198’in milli ziynet altınlarını para hükmünde kabul etmesidir. Para hükmündeki bir değer üzerinde sahtecilik yapılması halinde parada sahtecilik hükümleri uygulanır.
Görevli Mahkeme ve Yargılama Usulü
TCK 197 kapsamında parada sahtecilik suçu, üst sınırı on yılı aşan hapis cezası öngören bir suç olduğundan 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesi gereğince görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir. TCK 198 kapsamındaki değerlere yönelik sahtecilik eylemleri de aynı şekilde Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanır.
Uygulamada Asliye Ceza Mahkemeleri, sahte milli ziynet altını satma eylemlerini zaman zaman dolandırıcılık suçu olarak nitelendirip yargılama yapmıştır. Ancak Yargıtay bu gibi durumlarda suç vasfında yanılgıya düşüldüğünü tespit ederek görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini vurgulamış ve hükümleri bozmuştur.
Ceza ve Yaptırımlar
TCK 198, tek başına bir ceza normu değildir; cezai yaptırım TCK 197 üzerinden uygulanır. TCK 198 kapsamındaki değerlere yönelik sahtecilik eylemlerinde uygulanacak cezalar şu şekildedir:
| Suç Tipi (TCK 197) | Ceza |
|---|---|
| Sahte para üretme veya ülkeye sokma (TCK 197/1) | 2 yıldan 12 yıla kadar hapis + 10.000 güne kadar adli para cezası |
| Sahte parayı tedavüle sürme (TCK 197/2) | 1 yıldan 3 yıla kadar hapis + adli para cezası |
| Sahte parayı bilerek kabul etme (TCK 197/3) | 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası |
TCK 198 Emsal Yargıtay Kararları
Aşağıda, TCK 198 kapsamında Yargıtay tarafından verilen ve uygulamada yol gösterici nitelik taşıyan emsal kararlar yer almaktadır:
Sahte Reşat Altını Satılması Halinde Eylem Dolandırıcılık Değil, Paraya Eşit Sayılan Değerler Kapsamında Parada Sahtecilik Suçunu Oluşturur
Sanıkların, müştekiye sahte olduğunu bildikleri reşat altınlarını 10.000 TL bedelle satarak haksız menfaat temin ettikleri olayda, yerel mahkemece dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, suça konu altınların “reşat altını” niteliğinde olduğu açıkça belirtilmiştir.
Yargıtay, 5237 sayılı TCK’nın 198. maddesinde milli ziynet altınlarının para hükmünde sayıldığını; bu nedenle milli ziynet altınları üzerinde gerçekleştirilen sahtecilik fiillerinin TCK m.197/1 kapsamında “parada sahtecilik” suçunu oluşturacağını vurgulamıştır. Bu itibarla eylemin hukuki vasfının dolandırıcılık değil, parada sahtecilik olarak değerlendirilmesi gerektiği; görevli mahkemenin de Ağır Ceza Mahkemesi olduğu gözetilmeden yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu kabul edilmiştir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi – E. 2014/19717, K. 2017/6160, T. 15.02.2017
Sahte Altınların “Milli Ziynet Altını” Niteliği Darphane Raporuyla Kesinleştirilmeden Mahkûmiyet Kurulamaz
Sanık hakkında, sahte altın bulundurmak ve tedavüle sürmek suretiyle suç işlediği iddiasıyla mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Ancak dosyada yer alan bilirkişi raporları ile tanık beyanları arasında suça konu altınların sikke veya reşat altını olup olmadığı hususunda çelişkiler bulunduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay, TCK m.198 kapsamında “milli ziynet altını” sayılıp sayılmadığının belirlenmesinin suç vasfı bakımından belirleyici olduğunu; bu hususun Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünden alınacak teknik raporla tereddüde yer bırakmayacak şekilde saptanması gerektiğini belirtmiştir. Eksik araştırma ile, altınların hukuki niteliği kesinleştirilmeden mahkûmiyet hükmü kurulması isabetsiz bulunmuş ve hüküm bozulmuştur.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi – E. 2009/13979, K. 2011/10083, T. 26.09.2011
Sahte Cumhuriyet Altını Satılması Halinde Eylem Dolandırıcılık Değil Parada Sahtecilik Suçunu Oluşturur
Sanığın müştekiye sahte Cumhuriyet altını satması üzerine dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda suça konu altının “Cumhuriyet altını” niteliğinde olduğu belirlenmiştir. Yerel mahkeme, fiili dolandırıcılık kapsamında değerlendirmiştir.
Yargıtay, 5237 sayılı TCK’nın 198. maddesinde milli ziynet altınlarının para hükmünde sayıldığını; bu nedenle Cumhuriyet altınına ilişkin sahtecilik eylemlerinin TCK m.197 kapsamında “parada sahtecilik” suçunu oluşturacağını vurgulamıştır. Suç vasfında yanılgıya düşülerek görevsiz mahkemede yargılamaya devam edilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve hüküm bozulmuştur.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi – E. 2014/19717, K. 2017/6160, T. 15.02.2017
Sahte Altınların Milli Ziynet Altını Niteliği Kesinleştirilmeden Mahkûmiyet Kurulamaz
Sanık hakkında sahte altın bulundurmak ve tedavüle sürmek suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. Ancak dosyada yer alan bilirkişi raporları arasında çelişkiler bulunmakta olup, ele geçen altınların “sikke altın” veya “reşat altını” olup olmadığı net olarak belirlenmemiştir.
Yargıtay, TCK m.198 kapsamında milli ziynet altını sayılıp sayılmadığının suçun hukuki vasfı bakımından belirleyici olduğunu; bu hususun Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünden alınacak teknik raporla kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Eksik araştırma ile mahkûmiyet kurulması bozma nedeni sayılmıştır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi – E. 2009/13979, K. 2011/10083, T. 26.09.2011
Ziynet Altınının Paraya Eşit Sayılan Değer Niteliği Gözetilmeden Dolandırıcılıktan Hüküm Kurulamaz
Sanığın sahte ziynet altınını müştekiye vererek para temin ettiği olayda yerel mahkeme dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Dosyada, altının Cumhuriyet altını niteliğinde olduğu ve piyasada tedavül eden milli ziynet altınlarından bulunduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay, TCK 198 uyarınca milli ziynet altınlarının para hükmünde sayıldığını; bu nedenle sahte milli ziynet altınlarıyla işlenen fiillerin dolandırıcılık değil, TCK 197 kapsamında parada sahtecilik suçunu oluşturacağını belirtmiştir. Suç vasfının hatalı belirlenmesi nedeniyle hüküm bozulmuştur.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi – E. 2012/18245, K. 2014/1236, T. 20.01.2014