Dilekçeler

TCK 34 – Geçici Nedenler, Alkol veya Uyuşturucu Madde Etkisinde Olma 2026

Türk Ceza Kanunu’nun 34. maddesi, geçici nedenler ile alkol veya uyuşturucu madde etkisinde işlenen suçlarda ceza sorumluluğunu düzenleyen önemli bir hükümdür. Bu madde, kişinin iradesi dışında veya geçici nedenlerle algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin ortadan kalkması veya önemli ölçüde azalması halinde ceza verilmeyeceğini; ancak iradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işleyen kişinin tam sorumluluk taşıyacağını belirler.

İçerik

TCK Madde 34 – Geçici Nedenler, Alkol veya Uyuşturucu Madde Etkisinde Olma
TCK Madde 34 – Geçici Nedenler, Alkol veya Uyuşturucu Madde Etkisinde Olma

TCK Madde 34 – Geçici Nedenler, Alkol veya Uyuşturucu Madde Etkisinde Olma

(1) Geçici bir nedenle ya da irade dışı alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez.

(2) İradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işleyen kişi hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.

TCK 34. Maddenin Gerekçesi ve Amacı

Kanun koyucu, TCK 34. maddenin gerekçesinde kusur yeteneğinin varlığının ceza sorumluluğunun temel şartı olduğunu vurgulamıştır. Kusur yeteneği, failin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayabilmesi ve davranışlarını bu anlayışa göre yönlendirebilmesidir. Geçici nedenler veya irade dışı alınan maddeler bu yeteneği ortadan kaldırdığında veya önemli ölçüde azalttığında, fail hakkında ceza vermek adalet ilkesine aykırı olur.

Önemli: TCK 34. madde, TCK 32. maddedeki akıl hastalığı düzenlemesinin tamamlayıcısıdır. TCK 32 kalıcı durumları (akıl hastalığı, sürekli bozukluklar) düzenlerken, TCK 34 geçici durumları kapsar. Her iki maddede de temel kriter aynıdır: Fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamama veya davranışları yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalması.

Maddenin Temel İlkeleri

  • Kusur yeteneği ceza sorumluluğunun ön koşuludur
  • Geçici nedenler veya irade dışı madde kullanımı kusur yeteneğini etkileyebilir
  • İradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisi sorumluluk sebebidir
  • Ceza ehliyetinin tespiti için Adli Tıp raporu gereklidir
  • TCK 32 ile birlikte değerlendirme yapılır

İradi ve İradi Olmayan Alkol-Uyuşturucu Kullanımı

TCK 34. maddenin uygulanmasında en kritik ayrım, alkol veya uyuşturucu maddenin iradi mi yoksa iradi olmayan şekilde mi alındığıdır. Bu ayrım, ceza sorumluluğunun varlığını doğrudan etkiler.

İradi (Kendi İsteğiyle) Alınan Maddeler

İradi kullanım, kişinin bilinçli ve isteyerek alkol veya uyuşturucu madde almasıdır. TCK 34/2 gereğince, iradi olarak alınan madde etkisinde suç işleyen kişi hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz; yani ceza sorumluluğu devam eder.

İradi Kullanım Örnekleri Hukuki Sonuç
Kendi isteğiyle içki içmek Ceza sorumluluğu devam eder
Bilinçli olarak uyuşturucu almak TCK 34/1 uygulanmaz
Sarhoş olacağını bilerek içmek Tam sorumluluk vardır
Arkadaş ortamında gönüllü kullanım Ceza ehliyeti devam eder

Yargıtay Uygulaması: Yargıtay, sanığın savunmasında alkolü iradi olarak aldığını ikrar etmesi halinde TCK 34/1 hükmünün uygulanamayacağını; iradi alınan alkolün ceza sorumluluğunu etkilemediğini ve kastı ortadan kaldırmadığını açıkça kabul etmiştir.

İrade Dışı (Zorla veya Kandırılarak) Alınan Maddeler

İrade dışı kullanım, kişinin bilgisi, rızası veya isteği olmadan alkol veya uyuşturucu madde alması durumudur. Bu halde TCK 34/1 uygulanabilir ve ceza sorumluluğu ortadan kalkabilir.

İrade Dışı Kullanım Örnekleri Açıklama
İçeceğine gizlice madde katılması Kandırılarak madde aldırılması
Tehdit altında içirilmesi Zorla madde kullandırılması
Tıbbi müdahale sırasında istem dışı Bilinç kaybına yol açan ilaç verilmesi
Aldatılarak içki içirilmesi Alkolsüz zannederek içmesi
⚠️ İspat Yükü: İrade dışı kullanım iddiasının ispatı çok zordur. Yargıtay, bu iddianın somut delillerle ortaya konulmasını gerekli görür. Tanık beyanları, olay yeri incelemesi, tıbbi raporlar gibi objektif deliller aranır.

Geçici Nedenler Kavramı

Geçici nedenler, kişinin algılama ve irade yeteneğini geçici olarak ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan tıbbi, biyolojik veya psikolojik durumlardır. Bu nedenler kalıcı olmayıp, belirli bir süre sonra kendiliğinden veya tedavi ile ortadan kalkar.

Geçici Neden Olabilecek Durumlar

Geçici Neden Türü Örnekler
Tıbbi Durumlar Yüksek ateş, şiddetli enfeksiyon, beyin sarsıntısı
Metabolik Bozukluklar Şeker koması, tiroid krizi, elektrolitik dengesizlik
Travmatik Durumlar Şok, aşırı korku, ani travma
Hormonal Krizler Postpartum psikoz, şiddetli menopoz semptomları
Psikolojik Durumlar Disosiyatif bozukluk, geçici psikotik atak
Örnek Senaryo:
Yüksek ateşle (40°C) hastaneden kaçan ve bilinç bulanıklığı içinde bir marketten eşya alan kişi hakkında hırsızlık suçundan dava açılmıştır. Adli Tıp raporu, kişinin suç anında yüksek ateş nedeniyle algılama yeteneğinin önemli derecede azaldığını tespit etmiştir. Bu durumda TCK 34/1 uyarınca ceza verilmeyebilir.

Geçici Neden Sayılmayan Durumlar

  • Öfke, sinir, kıskançlık gibi normal duygusal tepkiler
  • Hafif düzeydeki hastalıklar (grip, nezle vb.)
  • Maddi sıkıntı, stres, işsizlik gibi sosyal nedenler
  • Kişilik bozuklukları (sürekli bir durum olduğundan TCK 32 kapsamında)
  • Kronik hastalıklar (kalıcı olduğundan TCK 32 kapsamında)

Algılama ve Davranışları Yönlendirme Yeteneği

TCK 34/1’de belirtilen iki temel yetenek türü vardır. Bu yeteneklerden birinin tamamen ortadan kalkması veya önemli derecede azalması halinde ceza verilmez.

1. Fiilin Hukuki Anlam ve Sonuçlarını Algılayamama

Bu yetenek, failin işlediği fiilin suç olduğunu, yasak olduğunu ve cezai sonuçları olduğunu kavrayabilme kapasitesidir. Algılama yeteneğinin tamamen ortadan kalkması durumunda, fail ne yaptığının farkında değildir.

Örnek:
İlaç etkisiyle bilinç bulanıklığı yaşayan kişi, gerçekle hayal arasındaki farkı ayırt edemez hale gelmiş ve bu durumda başkasının eşyasını almıştır. Adli Tıp raporu, kişinin o anda algılama yeteneğini tamamen kaybettiğini tespit ederse TCK 34/1 uygulanır.

2. Davranışları Yönlendirme Yeteneğinin Önemli Derecede Azalması

Bu yetenek, failin hareketlerini kontrol edebilme, dürtülerine karşı koyabilme ve iradesini kullanabilme kapasitesidir. Yetenek tam olarak ortadan kalkmasa bile “önemli derecede” azalmışsa TCK 34/1 uygulanır.

Önemli Derece Kriteri: Yargıtay ve Adli Tıp uygulamasında “önemli derece” kavramı, yeteneğin %50’den fazla azalması olarak kabul edilir. %20-30 gibi hafif azalmalar önemli derece sayılmaz.

Yetenek Durumu Hukuki Sonuç
Tamamen ortadan kalkmış Ceza verilmez (TCK 34/1)
Önemli derecede azalmış (%50+) Ceza verilmez (TCK 34/1)
Az miktarda azalmış (%20-30) Tam ceza verilir
Hiç azalmamış Tam ceza verilir

Adli Tıp Raporlarının Önemi

TCK 34. maddenin uygulanmasında en kritik unsur, sanığın suç tarihindeki ceza ehliyetinin Adli Tıp raporuyla tespit edilmesidir. Yargıtay içtihatları, bu konuda rapor alınmadan hüküm kurulmasını sürekli bozma sebebi saymaktadır.

Rapor Alma Zorunluluğu

⚠️ Yargıtay İçtihadı: Sanığın uyuşturucu bağımlısı olduğunu ileri sürmesi ve resmi sağlık yazışmalarında tedavi gördüğünün bildirilmesi karşısında, mahkemece TCK 32 ve 34 maddeleri çerçevesinde sanığın suç tarihinde algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinde azalma bulunup bulunmadığının yöntemine uygun sağlık kurulu raporu ile saptanması zorunludur.

Rapor Türleri

Rapor Türü Ne Zaman İstenir
Hastane Raporu İlk değerlendirme için yeterli değildir
Sağlık Kurulu Raporu Basit olgularda kabul edilebilir
Adli Tıp 4. İhtisas Kurulu Standart prosedür, çoğu davada yeterli
Adli Tıp Gözlem Raporu Karmaşık olgularda, müşahede gerekiyorsa
Adli Tıp Genel Kurul Raporlar çelişirse nihai karar

Raporda Belirtilmesi Gereken Hususlar

  • Sanığın suç tarihindeki akli durumu
  • Algılama yeteneğinin durumu (var/yok/azalmış)
  • Davranışları yönlendirme yeteneğinin durumu
  • TCK 32 ve TCK 34 kapsamında değerlendirme
  • Geçici mi kalıcı mı olduğu
  • Ceza ehliyetine etkisi (yok/tam/kısmi)

TCK 32 ile TCK 34 Arasındaki İlişki

TCK 32 (Akıl Hastalığı) ve TCK 34 (Geçici Nedenler) birbirini tamamlayan düzenlemelerdir. Her ikisi de kusur yeteneğini düzenler ancak farklı durumları kapsar.

Özellik TCK 32 (Akıl Hastalığı) TCK 34 (Geçici Nedenler)
Süre Kalıcı veya uzun süreli Geçici ve kısa süreli
Örnekler Şizofreni, bipolar bozukluk Yüksek ateş, şok, iradi olmayan madde
Tedavi Uzun süreli psikiyatrik tedavi Kısa süreli veya kendiliğinden geçer
Sonuç Güvenlik tedbiri uygulanabilir Sadece ceza verilmez

Birlikte Değerlendirme: Yargıtay, sanık hakkında akıl hastalığı veya geçici neden iddiası olduğunda mutlaka hem TCK 32 hem de TCK 34 kapsamında inceleme yapılmasını isterler. Adli Tıp raporlarında da her iki maddeye göre ayrı ayrı değerlendirme yapılır.

Emsal Yargıtay Kararları

TCK 34. maddesinin uygulanmasına ilişkin önemli Yargıtay kararları aşağıda özetlenmiştir. Bu kararlar, maddenin yorumlanması ve uygulanmasında yol gösterici niteliktedir.

İradi Alınan Alkol, TCK 34/2 Uyarınca Ceza Ehliyetini ve Suç Kastını Ortadan Kaldırmaz

Sanık hakkında, katılanın evinin kapı ve penceresine zarar vermesi nedeniyle mala zarar verme suçundan açılan davada sanığın savunmalarında alkolü iradi olarak aldığını ikrar ettiği anlaşılmıştır. Daire, 5237 sayılı TCK’nın 34/2. maddesi gereğince iradi alınan alkolün ceza sorumluluğunu etkilemeyeceğini ve kastı ortadan kaldırmayacağını; bu bakımdan eylemin sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğunu kabul etmiştir. Bununla birlikte somut olayda mağdur ile sanık arasındaki yakın hısımlık ilişkisi nedeniyle, TCK’nın 167/1-b maddesinde düzenlenen şahsi cezasızlık sebebinin uygulanması gerektiği değerlendirilmiştir. Dosya kapsamı ve UYAP’tan temin edilen nüfus kaydı uyarınca sanığın katılanın damadı olduğu tespit edilerek, bu şahsi cezasızlık sebebi gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilmiş ve hüküm bu nedenle bozulmuştur.

Daire: Yargıtay 2. Ceza Dairesi
Esas No: 2020/18047
Karar No: 2022/1460
Konu: TCK m.34/2 (iradi alkol), TCK m.167/1-b (şahsi cezasızlık)
Sonuç: Bozma

Uyuşturucu Bağımlılığı İddiası ve Tedavi Kayıtları Varsa TCK 32-34 Kapsamında Kusur Yeteneği Raporla Belirlenmeden Hüküm Kurulamaz

Sanığın uyuşturucu bağımlısı olduğunu ileri sürmesi ve resmi sağlık yazışmalarında “karışık madde kullanımı + antisosyal kişilik bozukluğu” tanısıyla olay öncesinde tedavi gördüğünün bildirilmesi karşısında, mahkemece TCK’nın 32 ve 34. maddeleri çerçevesinde sanığın suç tarihinde fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinde tam veya önemli derecede azalma bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Daire, bu hususun yöntemine uygun sağlık kurulu raporu ile saptanması ve sonuca göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğini; buna karşın eksik inceleme ile hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu kabul ederek kararı bozmuştur.

Daire: Yargıtay 6. Ceza Dairesi
Esas No: 2010/25993
Karar No: 2011/6572
Tarih: 03.05.2011
Konu: TCK m.32-34 (madde bağımlılığı/kişilik bozukluğu)
Sonuç: Bozma

Madde Bağımlılığı ve Ağır Hastalık İddiasında Adli Tıp Gözlemi ve İhtisas Kurulu Raporlarıyla Ceza Ehliyeti Netleştirilmeden Mahkûmiyet Kurulamaz

Sanığın; madde bağımlılığı nedeniyle yatarak tedavi gördüğü, ayrıca orak hücre anemisi hastası olduğu ve antisosyal kişilik bozukluğu bulunduğu; suç tarihinde hastalığı sebebiyle kullanmak zorunda olduğu ilaçları kullanamadığı için ağrılarının arttığını ve bu etkiyle suçu işlediğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Daire, bu iddia ve tedavi evrakı karşısında sanığın İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevk edilerek Gözlem İhtisas Dairesinde müşahade altına alınması, suç tarihinde ve halen akli durum ve ceza ehliyeti yönünden TCK 32 ve 34 kapsamında 4. İhtisas Kurulundan rapor alınması gerektiğini belirtmiştir. Gözlem raporu ile ihtisas raporu arasında çelişki doğarsa Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınarak sonuca göre hukuki durumun tayin edilmesi gerekirken, müşahade yapılmaksızın alınan hastane raporuna itibar edilerek hüküm kurulmasının eksik inceleme oluşturduğu kabul edilmiş ve karar bozulmuştur.

Daire: Yargıtay 1. Ceza Dairesi
Esas No: 2011/3181
Karar No: 2011/5977
Tarih: 17.10.2011
Konu: TCK m.32-34 (madde bağımlılığı/ağrı/ilaçsızlık)
Sonuç: Bozma

Sanığın Uyuşturucu Krizleri ve Mental Retardasyon Bulguları Varsa TCK 32-34 Kapsamında Rapor Alınmadan Mahkûmiyet Kurulması Eksik İncelemedir

Kararda iki ayrı inceleme bulunmaktadır. İlk olarak, sanığın bazı hırsızlık eylemleri yönünden zamanaşımı süresinin dolduğu tespit edilerek mahkûmiyet hükmü bozulmuş, yeniden yargılama gerektirmediğinden kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir. İkinci olarak, sanığın babasının mahkemeye sunduğu sağlık kurulu raporunda sanığın konuşma ve işitme engeli bulunduğu ve “orta düzeyde mental retardasyon” saptandığı bildirilmiştir. Bu durumda Daire; TCK’nın 32 ve 34 maddeleri ışığında sanığın suç tarihinde algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinde tam veya önemli derecede azalma bulunup bulunmadığının yöntemine uygun raporla saptanması gerektiğini, bu yapılmadan hüküm kurulmasının eksik inceleme olduğunu belirterek bozma kararı vermiştir.

Daire: Yargıtay 17. Ceza Dairesi
Esas No: 2015/994
Karar No: 2015/1160
Tarih: 21.04.2015
Konu: TCK m.32-34 (mental retardasyon/engellilik)
Sonuç: Bozma ve zamanaşımı nedeniyle düşme

Uyuşturucu Bağımlılığı ve Kriz İddiasında Sağlık Kurulu Raporu Alınmaması ve Uzlaştırma Kapsamının Gözetilmemesi Bozma Sebebidir

Sanığın olay tarihinde uyuşturucu madde bağımlısı olduğu, tedavi gördüğü ve kriz dönemlerinde “ne yaptığını bilmediği” yönünde beyanların bulunduğu anlaşılmıştır. Daire; suç tarihi itibarıyla TCK’nın 32 ve 34. maddeleri kapsamında sanığın fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı hususunda usulüne uygun sağlık kurulu raporu alınarak sonuca göre hukuki durumun belirlenmesi gerektiğini, bunun gözetilmemesinin bozma nedeni olduğunu belirtmiştir. Ayrıca kabule göre; 6763 sayılı Kanun’la değişen CMK 253 çerçevesinde isnat edilen TCK 106/1 tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu dikkate alınarak uzlaştırma işlemlerinin uygulanması ve sonuca göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu iki gerekçeyle hüküm bozulmuştur.

Daire: Yargıtay 4. Ceza Dairesi
Esas No: 2014/53814
Karar No: 2017/5506
Tarih: 23.02.2017
Konu: TCK m.32-34 (uyuşturucu kriz) + uzlaştırma
Sonuç: Bozma

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

İradi olarak alınan alkol altında işlenen suçta ceza verilir mi?
Evet, TCK 34/2 maddesine göre iradi (kendi isteğiyle) alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işleyen kişi hakkında ceza sorumluluğunu kaldıran birinci fıkra hükmü uygulanmaz. Fail, alkol aldığını bilerek içtiği için tam sorumluluk taşır. Yargıtay, sanığın savunmasında alkolü iradi olarak aldığını ikrar etmesi halinde TCK 34/1’in uygulanamayacağını açıkça kabul etmektedir.
İrade dışı alınan alkol ne demektir?
İrade dışı alınan alkol, kişinin bilgisi ve rızası olmadan kandırılarak veya zorla içirilmesi durumudur. Örneğin içeceğine gizlice alkol katılması, tehdit altında içirilmesi veya alkol içerdiğini bilmeden içmesi halinde irade dışı kullanım söz konusudur. Bu durumda TCK 34/1 uyarınca, eğer algılama veya irade yeteneği ortadan kalkmış veya önemli derecede azalmışsa ceza sorumluluğu ortadan kalkabilir. Ancak bu iddianın somut delillerle ispatı gerekir.
Geçici nedenler nelerdir?
Geçici nedenler, kişinin algılama ve irade yeteneğini geçici olarak ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan tıbbi, biyolojik veya psikolojik durumlardır. Yüksek ateş, şok, travma, aşırı korku, hormonal kriz (postpartum psikoz gibi), metabolik bozukluk (şeker koması gibi), geçici psikotik atak gibi durumlar geçici neden sayılabilir. Bu durumların Adli Tıp raporu ile tespiti zorunludur. Öfke, sinir, kıskançlık gibi normal duygusal tepkiler geçici neden sayılmaz.
Alkol etkisinde suç işledim, nasıl savunma yapabilirim?
İlk olarak alkolün iradi mi yoksa iradi olmayan şekilde mi alındığı tespit edilmelidir. İradi alınmışsa (kendi isteğinizle içtiyseniz) TCK 34/1 uygulanamaz ve ceza sorumluluğu devam eder; ancak mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde hafifletici nedenler göz önüne alınarak indirim talep edilebilir. İrade dışı alınmışsa (kandırılarak veya zorla) ve bu durum somut delillerle ispat edilirse TCK 34/1 kapsamında ceza ehliyetinin bulunmadığı savunulabilir. Her iki durumda da mutlaka uzman bir ceza avukatına danışılmalıdır.
Uyuşturucu bağımlılığı ceza sorumluluğunu etkiler mi?
Uyuşturucu bağımlılığı tek başına ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Ancak bağımlılık nedeniyle algılama ve irade yeteneğinde önemli azalma varsa veya kriz döneminde suç işlenmişse TCK 32 ve 34 kapsamında değerlendirme yapılır. Yargıtay, bağımlılık iddiası ve tedavi kayıtları olması halinde mutlaka Adli Tıp Kurumu’ndan kusur yeteneği raporu alınmasını gerekli görür. Rapor alınmadan hüküm kurulması eksik inceleme sayılarak bozma nedenidir.
TCK 32 ile TCK 34 arasındaki fark nedir?
TCK 32 kalıcı veya uzun süreli akli durumları (şizofreni, bipolar bozukluk, kronik hastalıklar gibi) düzenlerken, TCK 34 geçici ve kısa süreli durumları (yüksek ateş, şok, iradi olmayan madde kullanımı gibi) kapsar. TCK 32’de güvenlik tedbiri uygulanabilirken, TCK 34’te sadece ceza verilmez. Her iki madde de kusur yeteneğini düzenler ve Adli Tıp raporlarında her ikisi birlikte değerlendirilir.
Adli Tıp raporu olmadan TCK 34 uygulanabilir mi?
Hayır, TCK 34’ün uygulanabilmesi için mutlaka Adli Tıp raporu gereklidir. Yargıtay içtihatları, sanığın ceza ehliyetinin yöntemine uygun sağlık kurulu raporu veya Adli Tıp 4. İhtisas Kurulu raporu ile belirlenmesini zorunlu tutar. Hastane raporları yeterli değildir. Karmaşık olgularda Adli Tıp Gözlem Dairesi’nde müşahade altına alınması, raporlar çelişirse Adli Tıp Genel Kurulu’ndan rapor alınması gerekir. Rapor olmadan hüküm kurulması eksik inceleme sayılır ve karar bozulur.
⚠️ Önemli Uyarı: Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır. TCK 34. madde kapsamında alkol, uyuşturucu veya geçici nedenlerle ilgili ceza ehliyeti iddiaları son derece teknik ve karmaşık konulardır. Somut durumunuz için mutlaka uzman bir ceza avukatına danışmanız önerilir. Her dava kendine özgü koşullar içerir ve profesyonel hukuki değerlendirme gerektirir.

Ceza Ehliyeti Davalarında Profesyonel Hukuki Destek

AYBOĞA Avukatlık Bürosu olarak, TCK 34. madde kapsamındaki alkol-uyuşturucu etkisi ve geçici nedenler dahil tüm ceza ehliyeti davalarında profesyonel savunma hizmeti sunmaktayız. Adli Tıp raporu takibi, kusur yeteneği değerlendirmesi ve ceza sorumluluğu tespiti konularında yanınızdayız.


Avukat Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.
Başa dön tuşu
Ara