Ceza Hukuku
Trend

TCK 86/2 Basit Tıbbi Müdahale ile Giderilebilir Yaralama ve Cezası

TCK 86/2 Güncelleme Tarihi: 18 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa

TCK 86/2 nedir? TCK 86/2, kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halini düzenler. Cezası, mağdurun şikayeti üzerine dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır; 2022 yılında eklenen cümle uyarınca suçun kadına karşı işlenmesi halinde cezanın alt sınırı altı aydan az olamaz. Suç şikayete tabidir, şikayet süresi altı aydır ve dosya uzlaştırma kapsamındadır.

Uygulamada en sık karşılaşılan yaralama dosyası budur: Bir tokat, bir itme, küçük bir sıyrık. Kanun koyucu, kişi üzerindeki etkisi hafif kalan bu fiilleri kasten yaralama suçunun ayrı ve daha hafif cezalı bir hali olarak TCK 86/2 hükmünde düzenlemiş; takibini de mağdurun iradesine bağlamıştır.

Bu yazıda BTM ölçütünün nasıl belirlendiğini, şikayet ve uzlaştırma rejimini, 2022 değişikliğini ve sekiz emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz. Ağır neticeler için TCK 87 neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama rehberimiz de yol göstericidir.

TCK 86/2 Nedir?

TCK 86/2, yaralamanın kişi üzerindeki etkisine göre belirlenen ayrıcalıklı bir hükümdür: Fiil kasten işlenmiştir ama sonuç, basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafiftir. Hüküm 2005 yılında eklenmiş, 2022 yılında 7406 sayılı Kanunla kadına karşı işlenen fiiller için alt sınır altı aya yükseltilmiştir. Önemli bir istisna: Fiil 86/3 kapsamında sayılan nitelikli hallerle, örneğin silahla veya eşe karşı işlenmişse, yaralanma hafif olsa bile şikayet şartı ortadan kalkar ve ceza 86/2 üzerinden artırılarak belirlenir.

TCK 86 Kanun Metni

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 86. maddesinin yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.

Kasten yaralama

Madde 86 – (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (Ek fıkra: 31/3/2005-5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 12/5/2022-7406/3 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı altı aydan az olamaz.

(3) Kasten yaralama suçunun;

a) Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,

b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

e) Silahla,

f) (Ek: 12/5/2022-7406/3 md.) Canavarca hisle,

İşlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır. (Ek cümle: 12/5/2022-7406/3 md.) (f) bendi bakımından verilecek ceza bir kat artırılır.

BTM Ölçütü Nasıl Belirlenir?

Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilirlik hukuki değil tıbbi bir tespittir ve Adli Tıp Kurumu rehber ölçütlerine göre belirlenir: Yüzeysel sıyrıklar, küçük ekimozlar ve dikiş gerektirmeyen kesiler kural olarak bu kapsamdadır. Buna karşılık kemik kırığı, hayati tehlike, yüzde sabit iz ve organ etkilenmesi hiçbir koşulda hafif yaralama sayılamaz; bu neticelerde ceza TCK 86/1 temel hükmü üzerinden belirlenir ve TCK 87 artırımları uygulanır. Rapora itiraz hakkı her iki taraf için de vardır; ek rapor ve Adli Tıp incelemesi talep edilebilir.

TCK 86/2 Cezası Ne Kadar?

  • Temel ceza: Dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır; hakim iki yaptırımdan yalnızca birini seçer.
  • Kadına karşı işlenme: 2022 değişikliği uyarınca alt sınır altı aydan az olamaz.
  • Nitelikli hallerle birleşme: Fiil 86/3 kapsamında işlenmişse şikayet aranmaz ve ceza yarı oranında (canavarca histe bir kat) artırılır.
  • Sonuç kurumları: Ceza miktarı itibarıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve adli para cezası seçenekleri bu dosyalarda geniş biçimde uygulanabilir.

Şikayet, Uzlaştırma ve Yargılama

  • Şikayet: TCK 86/2 şikayete tabidir; şikayet süresi fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır ve süre hak düşürücüdür. Hüküm kesinleşinceye kadar şikayetten vazgeçme davayı düşürür.
  • Uzlaştırma: TCK 86/2 uzlaştırma kapsamındadır; uzlaştırmacı görevlendirilmesi zorunlu bir dava şartıdır.
  • Görevli mahkeme: Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.
  • Haksız tahrik ve meşru savunma: Yaralama dosyalarının en sık savunmaları haksız tahrik indirimi ile meşru savunmadır; karşılıklı kavgalarda ilk haksız hareketin kimden geldiği cezayı dörtte üçe kadar indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
  • İnfaz: Kesinleşen cezanın infaz süresini İnfaz Hesaplama Programı ile hesaplayabilirsiniz.

Avukata Sor: TCK 86/2 Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim

BTM raporuna itiraz, şikayet süresinin hesabı ve uzlaştırma stratejisi bu dosyaların üç kritik başlığıdır; yanlış adım hafif bir dosyayı ağırlaştırabilir. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.

Avukata Sor

Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetlerimiz, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAUT) uyarınca ücrete tabidir.

TCK 86/2 Yargıtay Kararları

Aşağıdaki sekiz emsal karar, bu hükmün sınırlarını uygulamada çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.

On Sekiz Yaşından Küçük Kız Çocukları Da TCK 86/2’deki Kadına Karşı İşleme Hükmünün Korumasından Yararlanır

Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri arasında, TCK’nın 86/2. maddesinde kadına karşı gerçekleştirilen basit yaralama fiilleri için öngörülen daha yüksek ceza alt sınırının on sekiz yaşından küçük kız çocukları hakkında uygulanıp uygulanamayacağı konusunda görüş ayrılığı meydana gelmiştir. Bazı ceza daireleri “kadın” kavramının yalnızca yetişkin kişileri ifade ettiğini kabul ederken diğer daireler düzenlemenin yaşa değil cinsiyete dayandığını değerlendirmiştir.

Uyuşmazlığın kaynağını, 7406 sayılı Kanun’la TCK’nın 86/2. maddesine eklenen ve suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırını yükselten hüküm oluşturmuştur. Düzenlemede mağdurun belirli bir yaşın üzerinde olması gerektiğine ilişkin herhangi bir sınırlandırmaya yer verilmemiştir.

Yargıtay, kanunda “kadın” kavramının ayrıca tanımlanmamış olmasının, kavramın yalnızca on sekiz yaşını tamamlayan kişilerle sınırlandırılmasını gerektirmediğini belirtmiştir. Hükmün amacı, kadınların vücut dokunulmazlığını daha etkili biçimde korumak ve kadına yönelik şiddet fiilleri bakımından caydırıcılığı artırmaktır.

Daire, on sekiz yaşından küçük kız çocuklarının yalnızca “çocuk” sayılmaları nedeniyle kadınlara özgü koruyucu düzenlemenin dışında bırakılamayacağını vurgulamıştır. Aksi yorum, yetişkin bir kadına göre fiziksel ve ruhsal bakımdan daha korunmasız olabilecek kız çocuğunun daha düşük ceza tehdidiyle korunması sonucunu doğuracaktır.

Kararda, kanun koyucunun mağdurun yaşına ilişkin bir istisna getirmediğine özellikle dikkat çekilmiştir. Düzenlemenin uygulanması bakımından belirleyici olan, mağdurun on sekiz yaşını tamamlayıp tamamlamaması değil, kadın cinsiyetinde olmasıdır. Bu nedenle kimlik belgesinde kadın olarak kayıtlı bulunan kişinin yaşına bakılmaksızın hükümden yararlanması gerektiği kabul edilmiştir.

Yargıtay ayrıca 7406 sayılı Kanun’un genel gerekçesi ile kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacını birlikte değerlendirmiştir. Düzenlemenin yalnızca toplumsal cinsiyet saikiyle işlenen fiillere uygulanmadığını, faili harekete geçiren neden ne olursa olsun kadına karşı gerçekleştirilen basit yaralamaları kapsadığını belirtmiştir.

Bu doğrultuda, kız çocuğuna karşı işlenen ve etkisi basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olan yaralama fiilinde TCK’nın 86/2. maddesindeki kadına özgü alt sınırın uygulanması gerektiğine karar verilmiştir. Böylece aksi yöndeki bölge adliye mahkemesi kararları arasındaki uyuşmazlık, yaş sınırlaması yapılmaksızın bütün kadın mağdurların hükmün kapsamında bulunduğu kabulüyle giderilmiştir.

Kararda sözü edilen altı aylık sınır, uyuşmazlık konusu olaylar bakımından uygulanan 7406 sayılı Kanun dönemindeki düzenlemedir. Daha sonra ceza miktarında yapılan değişiklik, Yargıtayın “kadın” kavramının kız çocuklarını da kapsadığına ilişkin temel yorumunu ortadan kaldırmamaktadır.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 27.03.2025, E. 2024/6058, K. 2025/2521.

Suç Tarihinden Sonra Yürürlüğe Giren Kadına Karşı Yaralamaya İlişkin Daha Ağır Alt Sınır Sanık Aleyhine Geriye Yürütülemez

Sanık, 26.01.2020 tarihinde iki şikâyetçiyi etkisi basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaralamıştır. Yerel mahkeme, sanık hakkında her mağdura yönelik eylem nedeniyle ayrı ayrı TCK’nın 86/2. maddesini uygulamış ve adli para cezasına hükmetmiştir.

Mahkeme, temel cezayı alt sınırdan belirlediğini açıklamasına rağmen adli para cezasının hesabında 180 günü esas almıştır. Oysa suç tarihinde TCK’nın 86/2. maddesinde öngörülen hapis cezasının alt sınırı dört ay olup, kadına karşı basit yaralamada alt sınırın altı ay olmasını öngören hüküm henüz yürürlükte değildir.

Kadına karşı gerçekleştirilen basit yaralama suçunda cezanın alt sınırını altı aya yükselten düzenleme, 7406 sayılı Kanun’la kabul edilmiş ve 27.05.2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Somut olay ise bu düzenlemenin yürürlüğe girmesinden yaklaşık iki yıl önce meydana gelmiştir.

Yargıtay, suçtan sonra yürürlüğe giren ve failin hukuki durumunu ağırlaştıran ceza normunun geçmişte işlenen fiile uygulanamayacağını belirtmiştir. TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca suç tarihindeki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun bütün sonuçları karşılaştırılmalı ve sanık lehine olan kanun uygulanmalıdır.

Bu karşılaştırma yalnızca suçun adında veya yaptırım türünde meydana gelen değişikliğe bakılarak yapılamaz. Temel cezanın alt ve üst sınırları, seçimlik yaptırımlar, artırım ve indirim nedenleri ile ortaya çıkacak sonuç ceza birlikte değerlendirilmelidir. Sonradan getirilen altı aylık sınır, suç tarihindeki dört aylık alt sınıra göre açıkça sanık aleyhinedir.

Yerel mahkemenin gerekçesinde cezanın alt sınırdan belirlendiğini söylemesine rağmen 180 gün üzerinden hesaplama yapması ayrıca gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturmuştur. Alt sınırdan ceza verilmek isteniyorsa suç tarihinde yürürlükte bulunan dört aylık cezanın karşılığı esas alınmalıydı. Altı aylık sürenin esas alınması, sonradan yürürlüğe giren hükmün fiilen geçmişe uygulanması anlamına gelmiştir.

Yargıtay, kadına karşı şiddetin önlenmesine yönelik düzenlemenin taşıdığı koruyucu amacın, ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasına ilişkin temel güvenceyi ortadan kaldırmayacağını kabul etmiştir. Fail aleyhine sonuç doğuran yeni ceza hükmü, düzenlemenin amacı ne kadar önemli olursa olsun yürürlük tarihinden önceki fiillere uygulanamaz.

Bu nedenlerle kesin nitelikteki yerel mahkeme hükmüne yönelik kanun yararına bozma istemi kabul edilmiştir. Karar, kadına karşı basit yaralamada daha yüksek alt sınır uygulanırken önce suç tarihinin belirlenmesi ve ilgili düzenlemenin o tarihte yürürlükte bulunup bulunmadığının denetlenmesi gerektiğini gösteren önemli bir uygulama kararıdır.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 02.12.2024, E. 2024/6843, K. 2024/7944.

Kadına Karşı Basit Yaralamada Yükseltilmiş Alt Sınır Ayrı Bir Artırım Nedeni Olarak Uygulanamaz

Sanık, eşini farklı tarihlerde etkisi basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaralamıştır. Yerel mahkeme, sanık hakkında TCK’nın 86/2. maddesi uyarınca temel ceza belirlemiş; mağdurun kadın olmasını ise belirlenen ceza üzerinden ayrıca yarı oranında artırım yapılmasını gerektiren bir neden olarak değerlendirmiştir.

Sanığın denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin bildirilmesi üzerine daha önce verilen hükmün açıklanmasına karar verilmiştir. Açıklanan hükümde, kadına ve eşe karşı basit yaralama nedeniyle sanık hakkında iki ayrı mahkûmiyet kurulmuş ve sonuç olarak ayrı ayrı adli para cezalarına hükmedilmiştir.

Yargıtay, öncelikle TCK’nın 86/2. maddesinde kadına karşı basit yaralama bakımından getirilen düzenlemenin hukuki niteliğini incelemiştir. Suç tarihinde yürürlükte bulunan düzenlemeye göre mağdurun kadın olması, belirlenen temel cezanın yarı oranında artırılmasını gerektiren bağımsız bir nitelikli hâl değildir.

Düzenlemenin sonucu, temel cezanın belirlenebileceği alt sınırı yükseltmekten ibarettir. Bu nedenle mahkeme, TCK’nın 61. maddesindeki ölçütleri değerlendirerek temel cezayı belirlerken kanunda kadın mağdur bakımından öngörülen sınırın altına inemez. Ancak önce temel ceza belirlenip daha sonra yalnızca mağdurun kadın olduğu gerekçesiyle bu cezaya ayrıca yarı oranında artırım yapılamaz.

Yerel mahkemenin uygulaması, aynı olgunun sanık aleyhine iki defa değerlendirilmesine neden olmuştur. Mağdurun kadın olması önce temel cezanın yükseltilmiş alt sınırdan belirlenmesinde dikkate alınmış, ardından aynı husus ayrıca bir artırım nedeni gibi uygulanmıştır. Böylece kanunda öngörülmeyen bir artırım yapılarak sanık hakkında fazla ceza tayin edilmiştir.

Yargıtay, mağdurun aynı zamanda sanığın eşi olmasının farklı bir hukuki sonuç doğurduğunu da gözden kaçırmamıştır. Eşe karşı yaralama, TCK’nın 86/3-a maddesinde bağımsız bir nitelikli hâl olarak düzenlendiğinden, bu bent uyarınca kanuni oranda artırım yapılması gerekir. Dolayısıyla “kadına karşı işleme” ile “eşe karşı işleme” hükümlerinin uygulanma yöntemleri birbirinden farklıdır.

Doğru uygulamada önce TCK’nın 86/2. maddesi uyarınca, mağdurun kadın olması nedeniyle yükseltilmiş alt sınır gözetilerek temel ceza belirlenmelidir. Bundan sonra mağdurun sanığın eşi olması sebebiyle TCK’nın 86/3-a maddesindeki artırım uygulanmalıdır. Kadına karşı işleme hükmü ise ayrıca yüzde veya kesir oranında bir artırım yapılmasına dayanak oluşturmaz.

Bu gerekçelerle Yargıtay, kanun yararına bozma istemini kabul etmiştir. Yerel mahkeme kararı, kadına karşı işleme hükmünün ayrı bir yarı oranında artırım nedeni olarak uygulanması suretiyle fazla ceza verilmesi nedeniyle kanun yararına bozulmuştur.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 23.03.2026, E. 2026/882, K. 2026/1993.

Mağdur Eşin Kadın Olması Temel Cezanın Alt Sınırında Eşe Karşı İşleme İse Ayrıca Artırım Aşamasında Gözetilmelidir

Sanık, 09.12.2022 tarihinde eşini etkisi basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaralamıştır. Yerel mahkeme, eylemi kadına karşı basit yaralama olarak kabul etmiş ve sanık hakkında TCK’nın 86/2. maddesi uyarınca temel ceza belirlemiştir.

Yargılama basit yargılama usulüne göre gerçekleştirilmiş ve sanık sonuç olarak altı ay yirmi iki gün hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Ayrıca cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. Hüküm, itiraz edilmemesi üzerine kesinleşmiştir.

Dosyanın kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi sırasında Yargıtay, yerel mahkemenin yalnızca tekerrür uygulamasında değil, yaralama suçunun nitelendirilmesinde de hukuka aykırılık bulunduğunu belirlemiştir. Yargıtayın bu tür incelemelerde başvuruda gösterilen nedenle bağlı olmaksızın hükümlünün aleyhine sonuç doğuran açık hukuka aykırılıkları değerlendirebildiği görülmektedir.

Suç tarihi itibarıyla TCK’nın 86/2. maddesinde, suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde temel cezanın alt sınırının altı aydan az olamayacağı öngörülmekteydi. Bu nedenle yerel mahkemenin, mağdurun kadın olduğunu dikkate alarak temel cezayı ilgili alt sınırdan belirlemesi isabetlidir.

Ancak mağdur yalnızca kadın değil, aynı zamanda sanığın eşidir. Kasten yaralama suçunun eşe karşı işlenmesi, TCK’nın 86/3-a maddesinde cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hâller arasında düzenlenmiştir. Bu nitelikli hâlin uygulanması için mağdurun ayrıca şikâyetçi olması da aranmaz.

Yerel mahkeme, mağdurun kadın olması nedeniyle yükseltilmiş alt sınırı dikkate almış; fakat temel ceza üzerinden TCK’nın 86/3-a maddesi gereğince yapılması gereken artırımı uygulamamıştır. Böylece mağdurun sanığın eşi olması şeklindeki bağımsız nitelikli hâl hükme yansıtılmamıştır.

Karar, kadına karşı basit yaralama ile eşe karşı basit yaralama hükümlerinin birbirinin alternatifi olmadığını ortaya koymaktadır. Mağdurun kadın olması TCK’nın 86/2. maddesindeki temel ceza alt sınırını etkilerken, eş sıfatı TCK’nın 86/3-a maddesine göre daha sonraki aşamada artırım yapılmasını gerektirir.

Dosyada ayrıca sanığın mükerrir sayılmasına dayanak gösterilen önceki mahkûmiyetin, inceleme konusu suçun işlendiği tarihte henüz kesinleşmediği tespit edilmiştir. Tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki hükmün yeni suç işlenmeden önce kesinleşmiş olması gerektiğinden, sanığın mükerrir ve ikinci kez mükerrir kabul edilmesi de hukuka aykırı bulunmuştur.

Yargıtay, tekerrür koşulları bulunmadığı için TCK’nın 86/2. maddesindeki seçimlik yaptırımlardan adli para cezasının tercih edilmesinin de mümkün olduğunu belirtmiştir. Yerel mahkemenin tekerrür kabulü, sanık hakkında zorunlu olarak hapis cezası seçilmesine yol açtığından yaptırım türünün belirlenmesini de doğrudan etkilemiştir.

Sonuç olarak karar, TCK’nın 86/2. maddesindeki kadına özgü alt sınır ile TCK’nın 86/3-a maddesindeki eşe karşı işleme artırımının sıralı biçimde uygulanması gerektiğini göstermektedir. Yerel mahkeme hükmü hem eşe karşı işleme artırımının uygulanmaması hem de koşulları bulunmayan tekerrür hükümlerinin tatbik edilmesi nedeniyle kanun yararına bozulmuştur.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 29.04.2024, E. 2024/3225, K. 2024/2922.

Boşanma Aşamasındaki Eşini Yaralayan Sanık Hakkında Kadına Karşı İşlemeye Özgü Alt Sınırın Altında Temel Ceza Belirlenemez

Sanık, boşanma aşamasında bulunduğu eşini etkisi basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaralamıştır. Yerel mahkeme, eylemin sabit olduğunu kabul ederek sanık hakkında TCK’nın 86/2 ve 86/3-a maddeleri uyarınca mahkûmiyet hükmü kurmuştur.

Yargılama başlangıçta basit yargılama usulüne göre gerçekleştirilmiş, verilen karara katılan vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine genel yargılama usulüne geçilmiştir. Duruşmalı inceleme sonucunda sanık hakkında haksız tahrik ve takdiri indirim hükümleri de uygulanarak iki ay yirmi dört gün hapis cezasına hükmedilmiştir.

Yerel mahkeme temel cezayı dört ay hapis olarak belirlemiştir. Ancak suç tarihinde TCK’nın 86/2. maddesinde, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek yaralama suçunun kadına karşı işlenmesi hâlinde temel cezanın altı aydan az olamayacağına ilişkin düzenleme yürürlükte bulunmaktadır.

Yargıtay, mağdurun kadın olması nedeniyle temel cezanın belirlenmesine dört aydan başlanamayacağını kabul etmiştir. Mahkemenin daha sonra eşe karşı işleme, haksız tahrik, takdiri indirim ve basit yargılama indirimi gibi hükümleri uygulaması, başlangıçtaki temel ceza hatasını hukuka uygun hâle getirmemektedir.

Ceza hesaplamasında her aşama kanunda gösterilen sıraya göre yapılmalıdır. Öncelikle TCK’nın 86/2. maddesi kapsamında ve kadına karşı işleme nedeniyle geçerli olan alt sınır gözetilerek temel ceza belirlenmeli, bundan sonra TCK’nın 86/3-a maddesindeki eşe karşı işleme artırımı uygulanmalıdır. Haksız tahrik ve takdiri indirim hükümleri ise bu artırımdan sonra değerlendirilmelidir.

Kararda, tarafların boşanma aşamasında bulunmasının mağdurun eş ve kadın sıfatlarını ortadan kaldırmadığı da dolaylı olarak ortaya konulmuştur. Evlilik hukuken sona ermediği sürece mağdur eşe karşı işleme hükmü uygulanmaya devam eder. Nitekim güncel düzenlemede boşanılan eş de ayrıca TCK’nın 86/3-a maddesinin koruması altına alınmıştır.

Dosyada ikinci hukuka aykırılık tekerrür uygulamasında tespit edilmiştir. Sanığın mükerrir sayılmasına esas alınan önceki mahkûmiyet, inceleme konusu yaralama suçunun işlendiği tarihten sonra kesinleşmiştir. Oysa tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki mahkûmiyetin yeni suçun işlenmesinden önce kesinleşmiş olması gerekir.

Tekerrür koşullarının bulunmaması, uygulanabilecek yaptırım türü bakımından da önem taşımaktadır. TCK’nın 86/2. maddesinde hapis cezası ile adli para cezası seçimlik olarak düzenlenmiştir. Sanık mükerrir değilse mahkemenin adli para cezasını tercih etmesi mümkündür; hatalı tekerrür kabulü nedeniyle hapis cezasının zorunlu olduğu sonucuna varılamaz.

Yargıtay, hem kadına karşı işlenen basit yaralama suçunda temel cezanın yasal alt sınırın altında belirlenmesini hem de koşulları bulunmayan tekerrür hükümlerinin uygulanmasını hukuka aykırı bulmuştur. Kesinleşmiş yerel mahkeme kararı, hükümlünün kazanılmış hakkı gözetilmek üzere kanun yararına bozulmuştur.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 04.03.2024, E. 2023/9099, K. 2024/1379.

Kadın Mağdura Karşı Basit Yaralamada Temel Cezanın Eksik Belirlenmesi Ve Basit Yargılama İndiriminin İki Defa Uygulanması Hukuka Aykırıdır

Sanık hakkında kadın mağduru etkisi basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaraladığı iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Menemen 3. Asliye Ceza Mahkemesi, dosyayı basit yargılama usulüyle inceleyerek sanığı 1.125 TL adli para cezasına mahkûm etmiştir.

Karara itiraz edilmemesi üzerine hüküm kesinleşmiştir. Bunun ardından yerel mahkeme uygulamasındaki ceza hesaplama hataları Adalet Bakanlığınca kanun yararına bozma konusu yapılmış ve dosya Yargıtay 1. Ceza Dairesinin önüne gelmiştir.

Yargıtay, ilk olarak suçun kadın mağdura karşı işlendiğini değerlendirmiştir. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK’nın 86/2. maddesine göre bu durumda temel cezanın altı aydan az belirlenmesi mümkün değildir. Yerel mahkeme ise dört aylık genel alt sınırı esas alarak ceza tayin etmiştir.

Mağdurun kadın olması, sonuç ceza belirlendikten sonra uygulanacak bağımsız bir artırım oranı değildir. Bununla birlikte temel cezanın başlangıç noktasını doğrudan etkileyen emredici bir düzenlemedir. Bu nedenle mahkemenin, kadın mağdura yönelik eylemde genel alt sınırdan hareket ederek ceza belirleme konusunda takdir yetkisi bulunmamaktadır.

Daire, cezanın belirlenmesinde suç tarihinde yürürlükte bulunan hükmün uygulanması gerektiğini özellikle belirtmiştir. İnceleme konusu olay bakımından geçerli alt sınır altı aydır. Sonraki kanun değişiklikleriyle ceza sınırlarının yükseltilmiş olması, sanık aleyhine olacak şekilde geçmiş tarihli fiile uygulanamaz.

Yerel mahkeme kararındaki diğer önemli hata, CMK’nın 251/3. maddesinde düzenlenen basit yargılama indiriminin iki defa uygulanmasıdır. Basit yargılama usulünde sonuç ceza üzerinden dörtte bir oranında indirim yapılabilir. Ancak bu indirim yalnızca bir kez uygulanmalıdır.

Aynı usul hükmüne dayanılarak iki ayrı indirim yapılması, kanunda bulunmayan bir ceza indirimi meydana getirmiştir. Böylece kadın mağdura karşı işleme nedeniyle temel cezanın zaten eksik belirlenmesine ek olarak sonuç ceza ikinci kez azaltılmıştır.

Dosyada ayrıca gün karşılığı belirlenen adli para cezasının Türk lirasına çevrilmesi sırasında hesaplama hatası yapıldığı anlaşılmıştır. Adli para cezasında önce tam gün sayısı belirlenmeli, bütün artırım ve indirimler gün üzerinden gerçekleştirilmeli ve son aşamada bir gün karşılığında takdir edilen miktarla çarpım yapılmalıdır.

Yargıtay, kadın mağdura özgü alt sınırın uygulanmaması, basit yargılama indiriminin mükerrer biçimde tatbik edilmesi ve adli para cezasının yanlış hesaplanması nedenleriyle hükmü hukuka aykırı bulmuştur. Yerel mahkeme kararı kanun yararına bozulmuş; ancak kanun yararına bozmanın niteliği gereğince hükümlünün kazanılmış hakkının korunmasına karar verilmiştir.

Karar, kadın mağdura karşı basit yaralama dosyalarında yalnızca sevk maddesinin doğru gösterilmesinin yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Temel cezanın suç tarihindeki özel alt sınırdan belirlenmesi, usule ilişkin indirimin yalnızca bir kez uygulanması ve adli para cezasının her aşamasının ayrı ayrı denetlenmesi gerekir.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 29.09.2025, E. 2025/4931, K. 2025/6474.

Kadına Karşı Basit Yaralamada Özel Alt Sınır Uygulansa Bile Basit Yargılama Nedeniyle Dörtte Bir İndirim Yapılmalıdır

Sanık hakkında kadın mağduru etkisi basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaraladığı gerekçesiyle kamu davası açılmıştır. Manisa 5. Asliye Ceza Mahkemesi, dosyanın basit yargılama usulüne göre incelenmesine karar vermiş ve sanığı TCK’nın 86/2. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca altı ay hapis cezasına mahkûm etmiştir.

Yerel mahkeme, mağdurun kadın olması nedeniyle suç tarihinde geçerli olan özel alt sınırı doğru biçimde uygulamıştır. Buna karşılık yargılamayı CMK’nın 251. maddesindeki basit yargılama usulüne göre yürüttüğü hâlde, hükmolunan sonuç ceza üzerinden yapılması gereken dörtte bir oranındaki indirimi uygulamamıştır.

Basit yargılama usulü, belirli bir ceza üst sınırının altında kalan suçlarda duruşma açılmadan, tarafların yazılı beyanları üzerinden karar verilmesine imkân tanımaktadır. Bu usul sonunda mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde CMK’nın 251/3. maddesi gereğince sonuç cezanın dörtte bir oranında indirilmesi zorunludur.

Yargıtay, TCK’nın 86/2. maddesindeki kadın mağdura özgü alt sınır ile CMK’nın 251/3. maddesindeki indirimin birbirinden farklı aşamalara ilişkin olduğunu belirtmiştir. Kadına karşı işleme hükmü temel cezanın belirlenmesini, basit yargılama hükmü ise diğer uygulamalardan sonra bulunan cezanın indirilmesini düzenlemektedir.

Bu nedenle kadın mağdur bakımından belirlenen özel alt sınır, basit yargılama indiriminin uygulanmasına engel oluşturmaz. Mahkeme önce suç tarihinde geçerli olan özel alt sınır üzerinden temel cezayı belirlemeli, ardından varsa diğer artırım ve indirimleri uygulamalı ve son olarak basit yargılama nedeniyle sonuç cezadan dörtte bir indirim yapmalıdır.

Yerel mahkemenin altı aylık hapis cezasını doğrudan sonuç ceza kabul etmesi sanık hakkında fazla ceza belirlenmesine yol açmıştır. Yargıtay, basit yargılama usulünün uygulanmasına karar veren mahkemenin bu usulün sanık lehine öngördüğü kanuni indirimi uygulamaktan kaçınamayacağını kabul etmiştir.

Daire, kanun yararına bozma nedeninin sanığa daha hafif bir ceza verilmesini gerektirdiğini belirlemiştir. CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca yalnızca bozma kararı vermekle yetinmeyerek hukuka aykırılığı doğrudan gidermiştir.

Bu kapsamda sanık hakkında TCK’nın 86/2. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca altı ay hapis cezası belirlenmiş, ardından CMK’nın 251/3. maddesi gereğince dörtte bir indirim yapılarak sonuç ceza dört ay on beş gün hapis olarak düzeltilmiştir. Hükmün diğer bölümleri ise aynen bırakılmıştır.

Karar, kadın mağdura özgü yükseltilmiş alt sınırın mutlak sonuç ceza olmadığını göstermektedir. Bu sınır temel cezanın başlangıç noktasını oluşturmakta; teşebbüs, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, takdiri indirim ve basit yargılama gibi kanuni indirimlerin uygulanmasını engellememektedir.

Kararda uygulanan altı aylık sınır suç tarihindeki kanuna ilişkindir. TCK’nın 86/2. maddesindeki genel ceza ve kadın mağdura özgü alt sınır daha sonra değiştirilmiş olsa da aleyhe olan yeni düzenleme geçmiş tarihli fiile uygulanamaz.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 17.02.2025, E. 2025/423, K. 2025/1096.

Kadına Karşı İşlenen Basit Yaralama Suçu Şikâyete Bağlı Olup Geçerli Vazgeçme Hâlinde Kamu Davası Düşürülmelidir

Sanık hakkında bir kadını etkisi basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaraladığı gerekçesiyle kamu davası açılmıştır. Söke 4. Asliye Ceza Mahkemesi, eylemi TCK’nın 86/2. maddesinin ikinci cümlesi kapsamında kadına karşı basit yaralama olarak kabul ederek sanığı altı ay hapis cezasına mahkûm etmiştir.

Yerel mahkeme ayrıca sanığın cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar vermiştir. Hüküm istinaf edilmeden kesinleşmiş; ancak yargılama sırasında mağdurun şikâyetinden vazgeçtiğinin dikkate alınmaması nedeniyle karar kanun yararına bozma incelemesine konu edilmiştir.

Mağdur, 01.06.2023 tarihli duruşmada sanık hakkındaki şikâyetinden vazgeçtiğini açıklamıştır. Buna rağmen yerel mahkeme yargılamaya devam etmiş ve mahkûmiyet hükmü kurmuştur.

Yargıtay, TCK’nın 86/2. maddesinin ilk cümlesinde, etkisi basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek yaralama suçunun mağdurun şikâyeti üzerine soruşturulup kovuşturulacağının açıkça düzenlendiğini belirtmiştir. Aynı fıkraya kadına karşı işleme hâlinde daha yüksek alt sınır getiren ikinci cümlenin eklenmesi, suçun takip rejimini değiştirmemiştir.

Başka bir anlatımla mağdurun kadın olması, suçun cezasının alt sınırını yükseltmekte; fakat tek başına suçu resen soruşturulan ve kovuşturulan bir suç hâline getirmemektedir. Fiil yalnızca TCK’nın 86/2. maddesi kapsamında kalıyorsa şikâyet koşulu devam eder.

Buna karşılık eylemin eşe, boşanılan eşe veya diğer yakınlara karşı, kendisini savunamayacak kişiye karşı, kamu görevi nedeniyle, kamu görevlisinin nüfuzu kötüye kullanılarak, silahla ya da canavarca hisle işlenmesi durumunda TCK’nın 86/3. maddesi gündeme gelir. Bu nitelikli hâllerde kanunun açık hükmü gereğince şikâyet aranmaz.

Somut olayda Yargıtay, sanığın eyleminin yalnızca TCK’nın 86/2. maddesi kapsamında kaldığını kabul etmiştir. Dosyada suçu şikâyete bağlı olmaktan çıkaracak TCK’nın 86/3. maddesindeki nitelikli hâllerden birinin uygulandığına ilişkin bir belirleme bulunmamaktadır.

TCK’nın 73/4. maddesine göre soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda, kanunda aksi düzenlenmedikçe suçtan zarar görenin şikâyetinden vazgeçmesi kamu davasının düşmesini gerektirir. Bununla birlikte TCK’nın 73/6. maddesi uyarınca vazgeçmenin sanık hakkında sonuç doğurabilmesi için sanık tarafından kabul edilmesi gerektiği de gözetilmelidir.

Yargıtay, mağdurun kovuşturma sırasında şikâyetinden vazgeçmesine rağmen mahkûmiyet kararı verilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Kanun yararına bozma nedeninin cezanın tamamen kaldırılmasını gerektirdiğini belirleyerek yerel mahkeme hükmünü bozmuş ve kamu davasının şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşmesine doğrudan karar vermiştir.

Karar, uygulamada önemli bir ayrım ortaya koymaktadır: Kadına karşı basit yaralama, yalnızca mağdurun kadın olması nedeniyle şikâyete bağlı olmaktan çıkmaz. Resen takip için ayrıca TCK’nın 86/3. maddesinde sayılan nitelikli hâllerden birinin bulunması gerekir.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 12.05.2025, E. 2025/2298, K. 2025/3787.

TCK 86/2 Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu

TCK 86/2 Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
Somut Durum Yargıtay Nitelendirmesi Gerekçenin Özü
Yüzeysel sıyrık ve ekimozla sonuçlanan yaralama TCK 86/2 Etki basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir düzeydedir
Şikayetin altı aylık süre geçtikten sonra yapılması Düşme Şikayete tabi suçta süre hak düşürücüdür
Kovuşturma aşamasında şikayetten vazgeçme Davanın düşmesi Şikayete bağlı suçta vazgeçme davayı sona erdirir
BTM raporuna rağmen kemik kırığı bulunması TCK 86/1 ve 87/3 Ağır netice varsa hafif yaralama hükmü uygulanamaz
Suçun kadına karşı işlenmesi Alt sınır altı ay 2022 değişikliğiyle alt sınır yükseltilmiştir

Maddenin diğer halleri için TCK 86/1 kasten yaralamanın temel hali, TCK 86/3-a eşe ve yakın akrabaya karşı yaralama ile TCK 87/1-c yüzde sabit iz yazılarımızı inceleyebilirsiniz.

Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:

Sık Sorulan Sorular

TCK 86/2 nedir?

TCK 86/2, kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halini düzenler. Bu halde ceza, mağdurun şikayeti üzerine dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.

BTM ile giderilebilir ne demek?

Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir ifadesi, yaralanmanın pansuman ve basit müdahalelerle iyileşebilecek yüzeysel nitelikte olduğunu anlatan tıbbi bir tespittir. Kemik kırığı, hayati tehlike ve yüzde sabit iz hiçbir koşulda bu kapsamda değerlendirilemez.

TCK 86/2 şikayet süresi ne kadar?

Şikayet süresi, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır. Bu süre hak düşürücüdür; süresi içinde şikayet edilmezse soruşturma yapılamaz.

Şikayetten vazgeçersem dava düşer mi?

Evet. TCK 86/2 şikayete bağlı olduğundan, hüküm kesinleşinceye kadar şikayetten vazgeçilmesi halinde dava düşer. Ancak fiil 86/3 kapsamındaki nitelikli hallerle işlenmişse şikayet aranmadığından vazgeçme sonuç doğurmaz.

Tokat atmanın cezası nedir?

İz bırakmayan veya yüzeysel iz bırakan bir tokat kural olarak TCK 86/2 kapsamındadır ve şikayet üzerine dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası gerektirir; kadına karşı işlenmişse alt sınır altı aydır. Eşe karşı atılan tokat ise 86/3-a uyarınca şikayet aranmaksızın artırılmış cezayla yargılanır.

Kadına karşı hafif yaralamada ceza ne kadar?

7406 sayılı Kanunla 2022 yılında eklenen cümle uyarınca, TCK 86/2 kapsamındaki suçun kadına karşı işlenmesi halinde cezanın alt sınırı altı aydan az olamaz.

TCK 86/2 davasında avukat desteği neden önemli?

Rapor itirazı, şikayet süresinin hesabı ve uzlaştırma müzakeresi bu dosyalarda sonucu belirler; hafif görünen bir dosya nitelikli hal tartışmasıyla ağırlaşabilir. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.

Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?

Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur ve yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ankara Barosuna kayıtlı olarak (Sicil No: 34507) Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosunun kurucu avukatı sıfatıyla ağırlıklı olarak ceza hukuku alanında çalışmakta; kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama dosyalarında müdafilik ve mağdur vekilliği görevi yürütmektedir. Bu yazı, TCK 86/2 basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir yaralama konusundaki güncel Yargıtay içtihatları taranarak hazırlanmıştır ve bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya özgü hukuki danışmanlık yerine geçmez.

TCK 86/2 Hafif Yaralama Suçlamasında Ankara Ceza Avukatı Desteği

Yaralama dosyalarında adli raporların doğru okunması, nitelendirme ve haksız tahrik tartışması sonucu yıllarla değiştirir. Kasten yaralama suçu tck 86 rehberimizi inceleyebilir, dosyanız için Ankara ceza avukatı desteği alabilirsiniz.

Ankara Avukat

Avukat Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Ara