Aile HukukuMakalelerimiz

Yaş Küçültme Davası

Günümüzde ‘’yaş küçültme davası’’nın halk arasında ‘’yaş değiştirme davası’’’’nüfus kaydının düzeltilmesi davası’’ şeklinde ifadeleri de mevcuttur. Türk Hukuk sistemi, yaş küçültme davası gibi bir dava türü getirerek bu dava ile vatandaşların çeşitli ihtiyaçlarını karşılamaya ve mağduriyet yaşamasını engellemeye çalışmaktadır.

Ülkemizin özel hukuk yargısında yaş küçültme davasına ihtiyaç duyulmasının başlıca sebepleri; memurlukta, emeklilikte, askerlikte ve eğitim öğretim hayatında yaşanabilecek mağduriyetlerin önüne geçmek istenmesidir. Nitekim hali hazırda birçok insan bu hususlarda ne yazık ki mağduriyet yaşamaktadır.

Nüfus Hizmetleri Kanunu ile spesifik bir şekilde düzenlenmiş olan yaş küçültme davası, Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun uzmanlık alanlarından biri olup büromuz bu hususa ilişkin durumlarda vatandaşlarımıza danışmanlık hizmeti vermektedir.

Yaş Küçültme Davası Nedir?

Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35. Maddesi uyarınca;

“Kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz…”.

Dolayısıyla yaşını küçültmek isteyen vatandaşların yaş düzeltme davası açmak haricinde başkaca bir seçeneği bulunmamaktadır. Mahkeme haricindeki resmi makamlara başvurmanız durumunda dahi talebiniz kabul görmeyecektir.

Zira İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesinde belirtilmiş olan ‘’üst makamlara başvurma’’ vasıtasıyla idareye başvuran vatandaşın yaş küçültme talebi göz önüne alınmayıp talebi reddedilecektir. Özetle; yaşını küçültmek isteyen bir vatandaşın sahip olması gereken şey kesinleşmiş bir mahkeme hükmüdür.

Yaş Küçültme Davası Nasıl Açılır?

Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36 maddesi uyarınca;

“Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır.”

Yaş küçültme davası açmak isteyen şahısların, yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli Asliye Hukuk Mahkemesine başvurması gerekmektedir. İşbu madde uyarınca yaş küçültme davası açabilecek kişiler, nüfus kayıtlarına ilişkin düzenleme talep eden gerçek şahıslardan ibaret değildir.

İlgili resmi daireler de eğer ki dikkate şayan bir durum fark ederlerse bu durumu Cumhuriyet Savcılarına bildirmektedirler. İlgili resmi daireler tarafından kendisine ihbar edilen şahsın nüfus kayıtlarında herhangi bir çelişki olduğunu fark eden Cumhuriyet Savcısı da işbu şahsın yerleşim yerindeki görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açabilmektedir.

Cumhuriyet Savcısının bu görevi; “nüfus kayıtlarının kamu düzenine ilişkin olması’’ ve ‘’kamu düzenine ilişkin hususlarda tarafların serbestçe tasarruf edebilme yasağı” ilkelerinden doğmaktadır.

Yaş Küçültme Davasının Şartları

Evleviyetle belirtmek gerekir ki; yaş küçültme davasının açabilmesi ve mahkemece kabul edilebilmesi için belirli objektif şartların varlığı aranır. “Ben çok genç hissediyorum.” gibi psikolojik ve sosyal sübjektif bir sebebe dayanarak yaş küçültme davası açtığınız takdirde açmış olduğunuz dava, yetkili mahkeme tarafından “haklı ve objektif nedenlerin bulunmaması” gerekçesiyle reddedilecektir.

Nüfus Hizmetleri Kanunu uyarınca; açılmış olan yaş küçültme davasının mahkemece kabul edilebilmesi için gereken belirli ve objektif şartlar şunlardır:

  • Haklı bir sebebin bulunması
  • Kişinin bir hastanede, sağlık ocağında veya doğum evinde doğmamış olması
  • Düzeltilmek istenen, iddia edilen yaşta bir kardeşin olmaması (kardeşler arasında en az 180 gün olmalıdır.) (istisnaları mevcuttur.)
  • Kişinin nüfusta görünen yaşı ile mevcut dış görünüşü arasında fark olması, bir diğer ifadeyle kişinin iddia ettiği yaşı ile mevcut dış görünüşünün birbirine uygun olması

2017 senesine kadar 5. bir şart olarak “kişinin daha önce yaş küçültme ve büyütme işlemlerini yapmamış olması” şartı da aranmaktaydı. Lakin dönemin şartlarına ayak uydurmakta geri kalmış olan bu hüküm Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu karar ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Günümüzde bir kimse daha önceden yaş küçültme ve büyütme işlemlerini gerçekleştirmiş olsa bile kanunda sayılmış olan diğer şartları sağladığı takdirde yaş küçültme davasını yeniden açabilecektir.

Yukarıda saymış olduğumuz şartların kolektif bir şekilde mevcut olduğu hallerde yaş küçültme davası açmanız mümkün olabilecektir. İşbu şartlardan herhangi birisinin mevcut olmaması durumunda talebiniz mahkeme tarafından kabul edilmeyecektir.

Yaş Küçültme Davasında Taraflar

Bilindiği üzere bir davanın tarafları genellikle davacı ve davalıdır. Yaş küçültme davası çekişmesiz yargı işi statüsündedir. Çekişmesiz yargı işlerinin tarafları ise “talepte bulunan” ve “ilgili” şeklindedir. “Talepte bulunan” sıfatıyla davada yer alan kişi yaş küçültme davasını açan kişidir. “İlgili” sıfatıyla davada yer alan ise Nüfus Müdürlüğü olmaktadır. Yaş küçültme davalarında “talepte bulunan” yaşının küçültülmesini talep eden gerçek kişidir.

Yukarıda da bahsetmiş olduğumuz “nüfus kayıtlarının kamu düzenine ilişkin olması” ilkesinden mütevellit Cumhuriyet Savcısı da söz konusu davayı açabilecektir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 51 uyarınca dava açma ehliyeti bulunmayan gerçek kişiler adına veli veya vasilerin de bu davayı açması mümkündür.

Ülkemizde resmi nüfus kayıtları Nüfus Müdürlüğü tarafından düzenlenmektedir. Dolayısıyla nüfus kayıtları ile ilgili bir dava olan yaş küçültme davasında “ilgili” tarafın Nüfus Müdürlüğü olması gerekmektedir. Uzman bir avukata başvurmayarak yaş küçültme davası açan kişiler pek tabii yanlış kişi ve kurumları “ilgili” olarak göstermektedir.

Hasmın yanlış gösterilmesi sebebiyle mahkeme davayı reddedecek, davası reddolan vatandaş doğru kişiyi hasım göstererek yeniden dava açmak zorunda kalacaktır. Zaman ve maddi edimler açısından herhangi bir zarara uğramamak için işbu davanın uzman bir avukat aracılığıyla açılması naçizane tavsiye edilir.

Yaş Küçültme Davasında Delil ve İspat

Yaş küçültme davasında her türlü delili kullanmak mümkündür. Yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere yaş küçültme davası nüfus kayıtlarına ilişkin bir davadır.

Nüfus kayıtlarının da kamu düzenine ilişkin olmasından ötürü yetkili Asliye Hukuk Mahkemesi sunmuş olduğunuz delillerle bağlı olmayacaktır. Zira kamu düzenine ilişkin olan davalarda resen (kendiliğinden) araştırma ilkesi uygulanır. Peki nedir bu ilke?

Resen araştırma ilkesi davayı aydınlatma görevi bulunan mahkemenin; davacının getirdiği delillerle bağlı olmayacağını, gerekli gördüğü takdirde ilgili kurum ve kuruluşlara müzekkere yazarak evrak talebinde bulunabileceğini ifade etmektedir. Mahkeme tarafından istenebilecek bilgi ve belgeleri net olarak sıralamak mümkün olmasa da uygulamada genellikle istenen belgeler şunlardır:

  • Adli Tıp Kurumundan alınacak kemik testi (İnsan anatomisine göre kemikler 22-25 yaşlarımızda iken gelişimini durdurmaktadırlar. Dolayısıyla 25 yaşını aşmış davacılar için yapılan kemik testleri doğru sonuç vermemektedir. Bu yüzdendir ki mahkemeler de 25 yaşını aşmış davacılara ATK kemik testi yaptırmamaktadır.)
  • İlgili resmi dairelerde bulunan çeşitli kayıtlar (genellikle mahkeme tarafından temin edilmektedir.)
  • Davacının çocukluk-gençlik dönemlerinde geçirmiş hastalıklar vesilesiyle kişinin gerçek yaşını tespit etmek amacıyla hastane kayıtları
  • Davacının eğitim öğretim hayatının başlangıcına dair kayıtlar
  • Eğer erkekse davacının askere gidiş tarihine ilişkin kayıtlar
  • Davacıya ve nüfus kütüğündeki akrabalarına ait nüfus kayıtları
  • Tanık beyanları (Davacının doğumuna şahit olmuş kimselerin tanıklığı mahkeme tarafından onaylanırsa bu kimselerin tanıklıkları çok büyük önem arz edecektir.)

Yaş Küçültme Davası Ne Kadar Sürer?

Yaş küçültme davası, çekişmeli yargı işleri gibi yıllarca uzayan yorucu bir sürece yayılmamaktadır. Çekişmesiz yargı işlerinde uygulanan “basit yargılama usulü” yaş küçültme davasında da pek tabii uygulanmaktadır.

Basit yargılama usulü; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 385. maddesinde düzenlenmiş olup sonuçlanması için daha kısa ve basit bir incelemeye ihtiyaç duyan dava ve işler için kabul edilmiş daha basit ve daha seri bir yargılama usulüdür. Basit yargılama usulü gereğince yaş küçültme talebinde bulunan kişinin “cevaba cevap dilekçesi” gibi bir ikinci dilekçe vererek iddiasını genişletmesi mümkün değildir.

Dolayısıyla yaş küçültme davası açacak olan kişinin hazırlayacağı ilk dilekçenin usulen ve esasen sarsılmaz nitelikte olması gerekir. Aksi takdirde talepte bulunan kişinin çeşitli mağduriyetler yaşayabilecek olması muhtemeldir.

Çekişmesiz yargı işlerinden olan yaş küçültme davasının, “çekişmesiz” olmasından ötürü, 1-4 ay içerisinde dosyanın karara bağlanması mümkündür. Lakin mahkemenin gerekli gördüğü takdirde; bilirkişilerden çeşitli raporlar istemesi, Adli Tıp Kurumundan kemik testleri istemesi, çok sayıda tanık dinlemesi ve çeşitli kurumlara müzekkereler yazması halinde süreç biraz daha uzayabilmektedir. Tüm bunlara ek olarak davaya bakmaya yetkili Asliye Hukuk Mahkemesinin iş yoğunluğu da dosyanın karara bağlanmasında önemli bir faktördür.

Yaş Küçültme Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme

Yaş küçültme davalarına bakmakla görevli olan mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Bu davanın yetkili mahkemesi ise talepte bulunan kişinin yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Davanın Asliye Hukuk Mahkemesi haricinde başka bir mahkemede açılması durumunda mahkemenin vereceği “görevsizlik” kararı ile dava henüz içeriğine girilemeden usulden reddedilecektir.

Yaş Küçültme Davası Dilekçe Örneği

………….. NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE

TALEPTE BULUNAN : ………..

VEKİLİ : Av. Çağrı AYBOĞA

İLGİLİ : …………İl Nüfus Müdürlüğü

KONU : Yaş küçültme isteminden ibarettir.

AÇIKLAMALAR :

  1. Müvekkil gerçekte 01/02/1968 doğumlu olmasına rağmen yanlışlıkla nüfus kütüğüne 01/09/1975 doğumlu olarak kaydedilmiştir. Müvekkili evde doğmuştur. Herhangi bir hastanede ya da doğum evinde müvekkile ilişkin doğum kaydı bulunmamaktadır. (Ek-1 Nüfus Kayıtları)
  2. Müvekkilin görünümü ve kemik yapısı da iddiamızı açıkça doğrulayacaktır. Ayrıca Sayın Mahkemenin tam teşekküllü bir sağlık kuruluşundan aldıracağı raporla da gerçek ortaya çıkacaktır. Müvekkil xxx’in doğum tarihinin hatalı olması; prim gün sayısını doldurmuş olmasına rağmen yaş haddinden dolayı müvekkilin emekli olamamasına sebebiyet vermektedir.
  3. Bunun yanında davacı müvekkilin …… Köyünün … İlkokul Diploması incelendiği takdirde 16/05/1980 tarihinde mezun olduğu görülmektedir.(Ek-2 Diploma) Nitekim 1980 yılında 5. Sınıfı bitiren birinin 1975 doğumlu olması mantıkla izah edilebilecek bir durum değildir. Müvekkil 1968 yılında doğmuş olduğundan dolayı 7 yaşında da okula başladığı hesap edildiğinde 5. Sınıfı bitirdiğinde 1980 yılı olduğu görülecektir.
  4. İşbu sebeplerle müvekkilin doğum tarihinin aslında olduğu gibi 01/02/1968 olarak düzeltilmesi gerekmektedir.

HUKUKİ DELİLLER : Nüfus Kaydı , Rapor , Tanıklar , İlkokul Diploması, Her Türlü Yasal Delail.

HUKUKİ NEDENLER : TMK, Nüfus Hizmetleri Kanunu ve ilgili mevzuat

NETİCE-İ TALEP : Yukarıda arz ve izah olunan açıklanan nedenlerle müvekkilin nüfus kaydındaki doğum tarihinin 01/02/1968 olarak düzeltilmesine karar verilmesini bilvekale talep ederiz. …/…/…

Davacı Vekili

Av. Çağrı AYBOĞA

Tarafımıza Sıkça Sorulan Sorular

Yaş küçültme davasının sigortalılık durumuna etkisi nedir?

Yaş küçültme davasının sigortalılık durumunuza olan etkisi genellikle kısıtlıdır. Eğer ki uzun vadeli sigorta kapsamında yer almaktaysanız sigorta girişinizin ilk kez yapıldığı tarih önem arz edecektir.

İlk kez sigorta girişi yaptırdıktan sonra yetkili Asliye Hukuk Mahkemelerine başvurarak yaşınızı küçültteyseniz bu durum sizin sigortalılık durumunuza hiçbir şekilde etki etmeyecektir.

Özetle; “Benim sigorta girişim var ama yaş küçültme davası açarak yaşımı küçülttüm. Tekrardan sigorta günlerimin hesaplanır mı?” şeklindeki bir sorunun cevabına alabileceğiniz tek cevap “Hayır.” şeklinde olacaktır.

Yaş küçültme davasında zamanaşımı var mıdır?

İzah ettiğimiz üzere yaş küçültme davasının çekişmesiz yargı işlerine tabi bir dava niteliğini haiz olmasından mütevellit bu hususta herhangi bir zamanaşımı süresi mevcut değildir.

Yaş küçültme davasında verilmiş olan karara itiraz edilebilir mi?

Yetkili Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış olduğunuz yaş küçültme davasında verilmiş olan nihai bir karardır. İşbu mahkemenin vermiş olduğu bu karar davayı açan ‘’ilgili’’ için bağlayıcıdır. Verilmiş olan bu karar kanuni süresi içerisinde istinaf kanun yoluna götürebilmektedir.

18 yaşından küçük olan yani reşit olmayan çocuklar yaş küçültme davasını tek başına açabilir mi?

İzah ettiğimiz üzere reşit olmayan kişilerin veli veya vasisi yaş küçültme davasını açabilmektedir. Dolayısıyla 18 yaşını doldurmayı beklemeye gerek yoktur. Veli veya vasi aracılığıyla bu davanın açılabilmesini sağlayan kanun koyucu, çocukların hak mahrumiyeti yaşamamasını hedeflemektedir.

Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Ara