Ceza Hukuku
Trend

Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu 2026 – TCK 268

Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu (TCK 268)

TCK Madde 268; işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kişiyi, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırır. Temel ceza 1 yıldan 4 yıla kadar hapistir. Suçun oluşması için kullanılan kimlik bilgilerinin gerçek bir kişiye ait olması zorunludur; tamamen uydurma bilgiler TCK 206 kapsamına girer.

  • Temel Ceza: 1–4 yıl hapis (TCK 268 → TCK 267/1 atfıyla)
  • Koşul 1 — Gerçek Kişiye Ait Kimlik: Uydurma bilgiler → TCK 206 (daha hafif)
  • Koşul 2 — İşlenmiş Suç: Kabahat veya idari ihlal yeterli değil — suç bulunmalıdır
  • Koşul 3 — Engelleme Amacı: Soruşturma/kovuşturmayı engelleme özel kastı zorunlu
  • Koşul 4 — Soruşturma/Kovuşturma Evresi: İnfaz aşamasında TCK 268 uygulanmaz — o hâlde TCK 206
  • Nitelikli Hâller: Mağdur gözaltı, tutuklama, mahkûmiyet veya infaz yaşarsa TCK 267/2-6 artan cezalar uygulanır
  • Susma Hakkı: Susmak suç değildir — aktif kimlik kullanmak suçtur
  • 267/2 Artırımı: Belge ibrazı zaten maddi öğedir; ayrıca artırım yapılamaz
  • Teşebbüs: Mağdur hakkında işlem başlamadan gerçek ortaya çıkarsa → teşebbüs tartışılmalı
  • Etkin Pişmanlık: TCK 269 atfıyla uygulanır; mağdur soruşturması başlamadan 4/5 indirim
  • İçtima: Aynı soruşturmada iki ayrı kimlik = tek suç + TCK 43/2 artırımı
  • Resen Soruşturma: Şikâyete bağlı değildir — savcılık kendiliğinden soruşturur
Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu - TCK 268
Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu – TCK 268

TCK Madde 268 nedir, başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu nasıl işlenir? Türk Ceza Kanunu’nun 268. maddesi; işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kişiyi, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandıran bir suç tipidir. Bu suç, iftira suçunun (TCK 267) özel bir hâli niteliğinde olup faile hem kendisinin suçtan kurtulma hem de mağdura asılsız suç isnadı sonucunu doğurur.

TCK 268, günlük hayatta en sık karşılaşılan ceza suçlarından biridir. Trafik kazası, hırsızlık, uyuşturucu taşıma gibi durumlarda yakalanan kişilerin kendilerini başkası olarak tanıtması; hem kimliği kullanılan kişiyi mağdur eder hem de adalet mekanizmasını zedeler. Ancak bu suçun oluşup oluşmadığı; kullanılan bilgilerin gerçek kişiye ait olması, işlenen fiilin suç sayılması ve eylemin soruşturma/kovuşturma evresinde gerçekleşmesi koşullarına bağlıdır.

TCK 268 Kanun Metni ve Gerekçesi

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu — Madde 268: Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması

TCK 268/1: İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır.

Madde Gerekçesi: Madde metninde, işlediği bir suç nedeniyle hakkında soruşturma ya da kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik bilgilerini kullanan kişi cezalandırılmaktadır. Bu durumda fail, hem kendisini bu suçtan kurtarmakta, hem de aynı zamanda başkasına suç isnat etmekte, yani iftira suçunu işlemiş olmaktadır. Bu nedenle söz konusu hâlde iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılması öngörülmektedir.

Kaynak: Resmi Gazete — 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu (mevzuat.gov.tr)

Başkasına Ait Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçunun Cezası (TCK 268)

TCK 268 kapsamında başkasına ait kimlik kullanmanın cezası nedir? TCK 268, ceza bakımından iftira suçuna (TCK 267) atıf yapar. Temel ceza 1 yıldan 4 yıla kadar hapistir. Mağdur hakkında koruma tedbiri, gözaltı, tutuklama, mahkûmiyet ya da infaz gibi ağırlaştırıcı sonuçlar gerçekleşirse TCK 267’nin 2 ile 6. fıkraları devreye girerek ceza önemli ölçüde artar.

Hâl Ceza Dayanak
Temel suç 1–4 yıl hapis TCK 268 → 267/1
Belge ibrazı (maddi delil) 267/2 artırımı ayrıca uygulanamaz — belge ibrazı zaten maddi öğe Y4CD E.2007/3350
Mağdur hakkında koruma tedbiri (gözaltı/tutuklama dışı) 1/2 artırım TCK 268 → 267/3
Mağdur gözaltına alındı veya tutuklandı İftira cezası + kişi özgürlüğünden yoksun kılma TCK 268 → 267/4
Mağdur süreli hapis cezasına mahkûm oldu 20–30 yıl hapis TCK 268 → 267/5
Mağdurun cezasının infazına başlandı 267/5 cezasının 1/2 artırımı TCK 268 → 267/6

TCK 268 Suçunun Unsurları

Başkasına ait kimlik kullanma suçunun unsurları nelerdir? TCK 268 kapsamında suçun oluşabilmesi için dört unsurun birlikte gerçekleşmesi şarttır: (1) kullanılan kimlik bilgilerinin gerçek ve hayatta olan bir kişiye ait olması, (2) failin bu eylemi işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla gerçekleştirmesi, (3) fiilin soruşturma veya kovuşturma evresinde işlenmesi — infaz aşamasında uygulanamaz ve (4) doğrudan kastın varlığı.

  • Gerçek Kişiye Ait Kimlik: Kullanılan bilgiler nüfus kayıtlarında gerçek bir kişiye ait olmalıdır. Tamamen uydurma bilgiler TCK 206’yı oluşturur (Y4CD, E.2007/4634)
  • İşlenmiş Suç: Kabahat, trafik idari cezası, disiplin eylemi yeterli değildir — suç bulunmalıdır (Y4CD, E.2009/16865)
  • Soruşturma/Kovuşturma Evresi: Kesinleşmiş hükmün infazı aşamasında bu suç oluşmaz (Y9CD, E.2014/4976)
  • Özel Kast: Soruşturma veya kovuşturmayı engelleme amacı zorunludur
  • Araştırma Yükümlülüğü: Mahkeme kimlik tespitinin nedenini, soruşturma evrakını ve bilgilerin gerçek kişiye ait olup olmadığını araştırmak zorundadır (Y11CD, E.2009/4408)

TCK 268 ile TCK 206 Arasındaki Fark – Başkasına Ait Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçunda Kritik Ayrım

TCK 268 başkasına ait kimlik kullanma ile TCK 206 yalan beyan arasındaki fark nedir? Dört temel ölçüt belirleyicidir. TCK 268 için: gerçek kişiye ait kimlik, işlenmiş suç, soruşturma/kovuşturma evresi ve engelleme kastı zorunludur. Bu dört koşuldan biri yoksa eylem TCK 206 kapsamına girer — bu durum ceza bakımından çok daha lehededir.

Kriter TCK 268 TCK 206
Kimlik bilgisinin niteliği Gerçek kişiye ait zorunlu Uydurma veya gerçek — fark etmez
İşlenmiş suç şartı Zorunlu — kabahat yetmez Zorunlu değil
Evreye bağlılık Soruşturma/kovuşturma — infazda uygulanamaz Evreden bağımsız
Ceza 1–4 yıl hapis (nitelikli hâllerde çok daha fazla) 3 aya kadar kısa süreli hapis / adli para

TCK Madde 268 Kabahat Yeterli Değildir; İşlenmiş Bir Suç Zorunludur

Trafik cezası kesilirken başkasının kimliğini kullanan kişi TCK 268’den mi cezalandırılır? Hayır. Trafik idari para cezası kabahat niteliğindedir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’ne göre TCK 268 için ortada soruşturma ve kovuşturma yapılmasının engellenmesi amaçlanan bir suç bulunması zorunludur. Kabahatler bu kapsamın dışındadır ve bu hâllerde TCK 206 uygulanır.

İnfaz Aşamasında Başkasına Ait Kimlik Kullanma - TCK 268 Kapsamı Dışındadır
İnfaz Aşamasında Başkasına Ait Kimlik Kullanma – TCK 268 Kapsamı Dışındadır

İnfaz Aşamasında Başkasına Ait Kimlik Kullanma – TCK 268 Kapsamı Dışındadır

Hüküm kesinleştikten sonra başkasının kimliğini kullanan kişiye TCK 268 uygulanır mı? Hayır. TCK 268’in uygulanabilmesi için fail soruşturma veya kovuşturma evresinde bulunmalıdır. Hüküm kesinleşip infaz başladığında fail hükümlü sıfatındadır ve TCK 268 uygulanamaz — bu hâlde TCK 206 uygulanır.

Susma Hakkı ile Başkasına Ait Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Ayrımı

Kimliğini söylemezse (susmak) TCK 268’den cezalandırılır mı? Hayır. Susma Anayasa m.38/5 ve CMK m.147 güvencesi altındadır. TCK 268 yalnızca aktif olarak gerçek bir kişinin kimliğini kullanmayı kapsar. Yargıtay 11. Ceza Dairesi bu ayrımı hükme bağlamıştır: trafik kazasında aracın gerçek sürücüsünün susması suç oluşturmaz.

Suç Oluşturmaz — Susma

Kimlik sorusuna cevap vermemek. Avukat istemek. Yalnızca kimliğini ibraz etmemek. Anayasa ve CMK güvencesi kapsamındadır.

Suç Oluşturur — Aktif Kimlik Kullanma

Başkasının adını söylemek. Başkasına ait kimlik belgesi ibraz etmek. Tutanakta başkasının bilgileriyle imzalamak. Kendini başkası olarak tanıtarak ifade vermek.

Teşebbüs — TCK 268 Suçuna Teşebbüs Mümkün müdür?

Başkasına ait kimlik kullanma suçuna teşebbüs mümkün müdür? Evet. Yargıtay 4. Ceza Dairesi bu suçun teşebbüse elverişli olduğunu hükme bağlamıştır. Kimlik kullanılmış olmasına rağmen mağdur hakkında hiçbir adli işlem başlamadan gerçeğin başka yollarla ortaya çıkması hâlinde eylem teşebbüs aşamasında kalmış olabilir. Bu durumda TCK 35 uyarınca indirim yapılması gerekir.

İçtima — Aynı Soruşturmada Birden Fazla Kimlik Kullanma

Aynı soruşturmada iki farklı kimlik kullanan kişiye iki ayrı ceza mı verilir? Hayır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi’ne göre aynı soruşturma sürecinde birden fazla kimlik kullanılması tek suç oluşturur. Tek ceza tayin edilip TCK 43/2 uyarınca artırım yapılır. İki ayrı mahkûmiyet hükmü kurulması bozma nedenidir.

Etkin Pişmanlık (TCK 269) — İndirim Oranları Tablosu

Başkasına ait kimlik kullandıktan sonra gerçeği söylersem cezam indirilir mi? Evet. TCK 268’in iftira suçuna yaptığı atıf etkin pişmanlık hükmünü (TCK 269) de kapsar. En yüksek indirim; mağdur hakkında soruşturma başlamadan önce gerçeğin açıklanmasıdır — 4/5 indirim.

Aşama İndirim Oranı Koşul Dayanak
Mağdur soruşturması başlamadan önce 4/5 Parmak izi vb. dış müdahale olmadan kendiliğiyle açıklama TCK 269/1 — Y4CD E.2008/10884
Soruşturma başladıktan sonra, kovuşturma öncesi 3/4 İddianame öncesi dönüş TCK 269/2
Kovuşturma evresinde, hükümden önce 2/3 Yargılama sürerken dönüş TCK 269/3-a — Y11CD E.2006/5715
Mağdurun mahkûmiyetinden sonra 1/2 Hüküm kesinleşmiş, infaz başlamamış TCK 269/4
İnfaza başlandıktan sonra 1/3 Mağdur cezası infaz edilirken dönüş TCK 269/5

TCK 268 – Hukuki Destek

Başkasına ait kimlik kullanma suçlamasıyla karşılaştıysanız veya bu suçun mağduru iseniz; suç vasfı, etkin pişmanlık ve savunma stratejisi için Ankara’da ceza hukukunda deneyimli avukatlarımıza danışabilirsiniz.

Danışmanlık ücretlidir. Asgari ücret tarifesi için Türkiye Barolar Birliği 2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi‘ni inceleyebilirsiniz.

Emsal Yargıtay Kararları - Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu (TCK 268)
Emsal Yargıtay Kararları – Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu (TCK 268)

Emsal Yargıtay Kararları – Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu (TCK 268)

TCK 268 ile 206 Arasındaki Suç Vasfı Ayrımı

Yargıtay 4. Ceza Dairesi — E: 2007/4634 / K: 2007/9761 / T: 21.11.2007

TCK m. 268 Kapsamındaki Suçun Oluşabilmesi İçin Kullanılan Kimlik Bilgilerinin Gerçek Bir Kişiye Ait Olması Zorunludur; Tamamen Uydurma Bilgiler Verilmesi Halinde Eylem TCK m. 206 Kapsamında Kalır

Sanık hakkında yürütülen soruşturma kapsamında karakolda kimliği sorulduğunda gerçeğe aykırı kimlik bilgileri vermiştir. Yerel mahkeme, kullanılan kimlik bilgilerinin gerçek bir kişiye ait olup olmadığı araştırılmaksızın eksik soruşturmayla doğrudan TCK m. 268 atfıyla 267/1. madde uyarınca başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan mahkûmiyet hükmü kurmuştur.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, iftira suçunun özel bir halini düzenleyen TCK m. 268’deki suçun oluşabilmesi için kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanması koşulunun arandığını; failin sadece kimliği hakkında yalan beyanda bulunmadığını, aynı zamanda başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz ve bir başkasını da işlemediği bir suçun faili olarak göstermek suretiyle iftirada bulunduğunu vurgulamıştır. Bu açıdan değerlendirildiğinde, failin kullandığı başkasına ait kimlik bilgilerinin gerçek bir kişiye ait olması gerekmektedir. Verilen bilgilerin tamamen uydurma olduğunun anlaşılması durumunda ise eylem TCK m. 206’da düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacaktır. Bu ayrımın hüküm öncesinde mutlaka araştırılması gerekir.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar TCK m. 268 uygulamasının en temel ayraçlarından birini ortaya koymaktadır. Sanığın verdiği bilgilerin gerçek bir kişiye ait olduğu araştırılmadan kurulan mahkûmiyet hükümleri eksik incelemeye dayalı olup bozma nedenidir. Savunma açısından, kullanılan kimlik bilgilerinin nüfus kayıtlarında karşılığının bulunup bulunmadığı titizlikle araştırılmalı; bilgilerin gerçek kişiye ait olmadığı kanıtlanabiliyorsa daha hafif yaptırım içeren TCK m. 206 lehe sonuç doğuracaktır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi — E: 2012/15406 / K: 2012/8892 / T: 16.05.2012

Hırsızlık Şüphesi ile Yakalanan Sanığın Suçtan Kurtulmak Amacıyla Gerçek Kişi Olan Kardeşinin Kimliğini Kullanması TCK m. 268 Yollamasıyla 267/1. Maddedeki İftira Suçunu Oluşturur; 206. Maddenin Uygulanması Suç Vasfında Yanılgıdır

Sanık hırsızlık suçundan şüpheli olarak yakalanıp hakkında yapılan adli soruşturma sırasında suçtan kurtulmak amacıyla ismini, dosyadaki nüfus kaydına göre kardeşi Ramazan olarak bildirmiş ve bir kısım soruşturma evrakının bu isme göre düzenlenmesine neden olmuştur. Yerel mahkeme eylemi resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu olarak nitelendirip TCK m. 206 uyarınca hüküm kurmuştur.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, sanığın işlediği iddia edilen suç (hırsızlık) nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında kendisini soruşturmadan kurtarmak amacıyla gerçek bir kişi olan kardeşinin kimlik bilgilerini kullanmasının doğrudan TCK m. 268/1 yollamasıyla 267/1. maddesindeki iftira suçuna uyduğunu; bu nitelikteki bir eylemin TCK m. 206’da düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan farklı olduğunu hükme bağlamıştır. Karara göre yerel mahkemenin suç vasfında yanılgıya düşerek 206. madde ile hüküm kurması yasaya aykırıdır.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, işlediği iddia olunan bir suç + kendisi hakkında soruşturmayı engelleme amacı + gerçek kişiye ait kimlik bilgisinin kullanılması üçlüsü tam olarak gerçekleştiğinde uygulanacak hükmün TCK m. 268 olduğunu netleştirir. Savunma açısından kritik nokta şudur: TCK m. 268 daha ağır sonuçlu olduğundan, sanığın lehine olarak unsurların gerçekleşip gerçekleşmediği özenle tartışılmalı; bilgilerin gerçek kişiye ait olmadığı veya henüz işlenmiş bir suç bulunmadığı her durumda eylem TCK m. 206 kapsamında değerlendirilmelidir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi — E: 2009/16865 / K: 2009/13334 / T: 06.07.2009

Henüz İşlenmiş Bir Suç Bulunmayıp Kabahat Niteliğinde Bir Trafik İhlali Söz Konusu Olduğunda Başkasına Ait Kimlik Bilgisi Kullanılsa Bile TCK m. 268 Uygulanmaz; Eylem TCK m. 206 Kapsamında Yalan Beyan Suçunu Oluşturur

Sürücü belgesi bulunmayan sanık, trafik kontrolü sırasında Engin T. isimli gerçek kişi adına düzenlenmiş sürücü belgesine kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle elde ettiği sahte belgeyi sunmuştur. Sahte sürücü belgesinde adı geçen kişi hakkında aracın farının bozuk olması nedeniyle trafik cezasına esas olmak üzere tutanak düzenlenmiştir. Yerel mahkeme eylemi TCK m. 268 yollamasıyla 267/7. fıkra uyarınca cezalandırmıştır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, gerçekte var olan bir kişiye ait kimlik bilgileri kullanılmış olsa dahi, TCK m. 268’in öngördüğü haliyle ortada kabahatin ötesinde, soruşturma ve kovuşturma yapılmasının engellenmesi amaçlanan bir suç bulunmadığını tespit etmiştir. Trafik idari para cezası gerektiren bir kabahat, TCK m. 268’in lafzındaki işlediği suç kavramının dışında kalmaktadır. Daire, bu durumda eylemin TCK m. 206’da düzenlenen yalan bildirimde bulunma suçunu oluşturacağını; uygulama yeri bulunmayan 268. madde yollamasıyla 267/7. fıkra uyarınca hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğunu hükme bağlamıştır.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, TCK m. 268’in olmazsa olmaz önkoşulu olan işlenmiş bir suç kavramını net biçimde çizmektedir. Kabahatler, disiplin eylemleri ve idari yaptırım gerektiren ihlaller bu kapsamda değildir. Savunma açısından, sanığın gerçekte hangi eylemden dolayı soruşturmaya muhatap olduğu büyük önem taşır: eğer ortada yalnızca trafik kabahati, dilencilik gibi bir kabahat ya da disiplin eylemi varsa 268. maddenin uygulanması olanaksızdır ve daha az yaptırım gerektiren TCK m. 206 işletilmelidir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi — E: 2009/4408 / K: 2010/87 / T: 26.01.2010

TCK m. 268 ile m. 206 Arasındaki Ayrım Yapılırken; Kimlik Tespiti İşleminin Hangi Nedenle Yapıldığı, Sanık Hakkında Düzenlenmiş Bir Soruşturma Evrakı Bulunup Bulunmadığı ve Beyan Edilen Bilgilerin Gerçek Kişiye Ait Olup Olmadığı Bütünüyle Araştırılmalıdır

Sanığın kimlik tespiti sırasında Sinan adlı kişinin kimlik bilgilerini beyan ettiği anlaşılmış; ancak kimlik tespiti işleminin hangi nedenle yapıldığı dosyadan tam olarak belirlenememiştir. Sanık aşamalarda hırsızlık suçu şüphesiyle gözaltına alındığında kimlik bilgilerini gizleyip yalan beyanda bulunduğunu savunmuştur. Yerel mahkeme eksik araştırmayla doğrudan TCK m. 268’den hüküm kurmuştur.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi için olay tarihinde sanık hakkında düzenlenen bir soruşturma evrakı bulunup bulunmadığının, kimlik tespiti işleminin hangi nedenle yapıldığının araştırılması gerektiğini; tespiti halinde evrak asıllarının veya onaylı suretlerinin getirtilip incelenmesi zorunluluğunu vurgulamıştır. Daireye göre, sanığın işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik bilgilerini kullandığı belirlenirse eylem TCK m. 268/1 aracılığıyla 267/1. madde kapsamında iftira suçunu; sanık hakkında bir soruşturma bulunmaması veya aranan kişilerden olmaması halinde ise eylem TCK m. 206/1 kapsamında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacaktır.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, TCK m. 268’in uygulanabilmesi için yargılama makamlarına bir araştırma yükümlülüğü yüklemektedir. Savunma açısından stratejik nokta şudur: sanığın olay anında kendi adına yürütülen ve adli niteliği saptanmış bir soruşturmanın taraf-şüphelisi olup olmadığı dosyada ortaya konulamıyorsa, kuşkudan sanık yararlanır ilkesi gereği daha hafif düzenleme olan TCK m. 206 esas alınmalıdır.

İnfaz Aşaması — TCK 268 Zamansal Sınırları

Yargıtay 9. Ceza Dairesi — E: 2014/4976 / K: 2014/8492 / T: 09.07.2014

Hakkında Kesinleşmiş Mahkûmiyet Hükmü Bulunan Kişinin İnfaz Aşamasında Başkasına Ait Kimlik Bilgilerini Kullanması TCK m. 268 Kapsamında Değil, TCK m. 206 Kapsamında Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçunu Oluşturur

Sanık, kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünün infazından kurtulmak amacıyla belge düzenleme yetkisine sahip kolluk kuvvetlerine kendisini mağdur Serdar Abay olarak tanıtmış ve bu isimle düzenlenen tutanağı imzalamıştır. Yerel mahkeme eylemi TCK m. 268 kapsamında değerlendirip mahkûmiyet kararı kurmuştur.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, iftira suçunun özel bir halini düzenleyen TCK m. 268’deki suçun oluşabilmesi için failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanması gerektiğini hatırlatmıştır. CMK m. 2’de soruşturma evresi suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne, kovuşturma evresi ise iddianamenin kabulünden hükmün kesinleşmesine kadar geçen evre olarak tanımlanmıştır. Bu çerçevede kesinleşmiş hükmün infazından kaçma aşamasında artık bir soruşturma veya kovuşturmadan söz edilemeyeceğinden TCK m. 268 uygulanamaz. Resmi bir belgenin düzenlenmesi sırasında başkasının kimlik bilgilerini kullanma eylemi TCK m. 206/1. madde kapsamında değerlendirilmelidir.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, TCK m. 268’in zamansal sınırlarını çizmesi bakımından kritik öneme sahiptir. Hüküm kesinleşip infaz aşamasına geçilmişse, fail artık şüpheli veya sanık değil hükümlü sıfatındadır ve TCK m. 268’in faili olamaz. Savunma açısından müvekkilin olay anındaki sıfatının dikkatle belirlenmesi gerekir; infaz aşamasındaki kimlik kullanma eylemleri için TCK m. 268’den verilen mahkûmiyet kararları doğrudan suç vasfı yanılgısı nedeniyle bozulmalıdır.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi — E: 2011/11259 / K: 2011/1096 / T: 21.02.2011

İşlenen Suçlar Nedeniyle Aranan ve Yanında Kimlik Taşımayan Sanığın Kolluk Görevlilerine Kendisini Gerçekte Var Olan Bir Kişi Olarak Tanıtması Halinde Eylem TCK m. 268’de Tanımlanan Suçu Oluşturur

İşlediği suçlar nedeniyle aranmakta olan, yanında kimlik taşımayan ve kolluk güçlerince yakalanan sanık, kendisini dosyadaki nüfus kaydına nazaran gerçekten var olduğu anlaşılan Ö. K. olarak tanıtmıştır. Yerel mahkeme suç vasfında yanılgıya düşerek eylemi TCK m. 206’dan cezalandırmıştır.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, sanığın işlediği suçlar nedeniyle aranıyor olması ve kullandığı bilgilerin gerçekte var olan bir kişiye ait olmasının TCK m. 268’in uygulanması için yeterli olduğunu; bu koşullar altında eylemin TCK m. 268’de tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu oluşturacağını hükme bağlamıştır. Suç vasfında yanılgıya düşülerek TCK m. 206 ile hüküm kurulması bozma nedenidir.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, mahkemelerin TCK m. 268 ile m. 206 arasındaki nitelendirme hatasının iki yönlü olabileceğini göstermektedir: bazen 268 yerine 206, bazen 206 yerine 268 hatalı uygulanmaktadır. Savunma açısından, müvekkil hakkında 206’dan ceza verilmiş ancak unsurlar 268’i gerektiriyorsa, etkin pişmanlık ve diğer 269. madde indirimleri gözetilerek lehe değerlendirme yapılması; aksi durumda ise 268’den 206’ya geçişin sağlanması önemlidir.

Nitelikli Hâller ve 267/2 Artırımı Sınırı

Yargıtay 6. Ceza Dairesi — E: 2006/15485 / K: 2006/6754 / T: 22.06.2006

Hırsızlık Suçundan Yakalandığında Gerçek Bir Kişinin Kimlik Bilgileriyle Yargılanan ve Hüküm Kesinleşen Sanığın Eylemi TCK m. 268 Yollamasıyla 267/1-5-6. Maddesi Kapsamındaki Nitelikli İftira Suçunu Oluşturur

Sanık, hırsızlık suçundan yakalandığında kimliğini gerçek bir kişi olan Turgut Ağbaba olarak bildirmiş; bu kimlik üzerinden yargılanmış ve hüküm kesinleşmiştir. İnfaz aşamasında gerçek Turgut Ağbaba’nın başvurusu üzerine sanığın iftirası anlaşılmış ve mağdur hakkında hapis cezasının infazına başlanmıştır.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, eylemin TCK m. 268 yollamasıyla 267/1-5-6. maddesi kapsamındaki nitelikli iftira suçunu oluşturduğunu açıkça hükme bağlamıştır. 267. maddenin 5. fıkrası mağdurun süreli/ağırlaştırılmış hapis cezasına mahkûmiyeti halini, 6. fıkrası ise mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanması halini ağırlatıcı neden olarak düzenlemekte; TCK m. 268’in iftira suçuna yaptığı atıf gereği bu nitelikli haller başkasına ait kimlik kullanma suçunda da uygulanmaktadır.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, TCK m. 268 atfı kapsamında 267. maddenin yalnızca 1. fıkrasının değil, daha ağır cezayı gerektiren nitelikli fıkralarının da gündeme gelebileceğini ortaya koymaktadır. Mağdur hakkında verilen ceza, koruma tedbiri uygulanması veya infaza başlanması gibi sonuçlar oluşmuşsa, sanık aleyhine ağırlatıcı neden işleyecektir. Savunma açısından bu, etkin pişmanlık hükümlerinin (TCK m. 269) zaman bakımından en erken devreye sokulması zorunluluğunu doğurmaktadır; mağdur hakkında işlem başlamadan ya da hüküm verilmeden gerçeğin açıklanması, indirim oranını en yüksek seviyede tutacaktır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi — E: 2007/3350 / K: 2007/5014 / T: 28.05.2007

Sanığın Başkasına Ait Ticari Taşıt Kullanma Belgesini Soruşturma Sırasında Kendisininmiş Gibi İbraz Etmesi TCK m. 268’de Tanımlanan Suçun Maddi Öğesini Oluşturur; Bu Aynı Eylem Üzerinden TCK m. 267/2 Uyarınca Ayrıca Ceza Artırımı Yapılamaz

Yerel mahkeme, sanığın başkasına ait ticari taşıt kullanma belgesini soruşturma sırasında kendisininmiş gibi ibraz etmesini hem TCK m. 268 kapsamında suç sayılan eylem hem de aynı maddenin atıf yaptığı 267/2’deki fiilin maddi eser ve delillerinin uydurulması nitelikli hali sayarak cezayı artırmıştır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, TCK m. 267/2’de öngörülen düzenlemenin iftira suçunda ilgili kişiye yüklenen eylemin maddi eser ve delillerine ilişkin olduğunu; sanığın başkasına ait ticari taşıt kullanma belgesini soruşturma sırasında kendisininmiş gibi ibraz etmesinin TCK m. 268’de tanımlanan suçun zaten maddi öğesini oluşturduğunu hükme bağlamıştır. Aynı eylem üzerinden hem temel suç oluşturulup hem de TCK m. 267/2’deki nitelikli hal uygulanarak ceza artırılması non bis in idem ilkesine aykırıdır.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, başkasına ait belge kullanma davranışının doğası gereği zaten TCK m. 268’in maddi öğesi olduğunu, bu davranışın ayrıca 267/2’deki delil uydurma kapsamında ele alınamayacağını ortaya koymaktadır. Savunma açısından, müvekkil aleyhine TCK m. 267/2 gerekçesiyle ek artırım yapılan kararlar mutlaka bu içtihada dayanılarak temyiz edilmelidir; aksi takdirde sanık aynı maddi gerçeklikten iki kez cezalandırılmış olur.

Susma Hakkı ve Suç Üstlenme

Yargıtay 11. Ceza Dairesi — E: 2007/7395 / K: 2007/9328 / T: 24.12.2007

Sürücü Belgesi Olmayan Sanığın Trafik Kazasının Sorumluluğundan Kurtulmak İçin Yakınının Adını Vermesi TCK m. 270 Kapsamında Suç Üstlenme; Sanığın Susması ise Savunma Hakkı Kapsamındadır ve Suç Oluşturmaz

Sanık Halis T.’nin yönetimindeki araç ile yaralama ile sonuçlanan trafik kazasının ardından, sürücü belgesinin olmaması nedeniyle akrabası olan diğer sanık Maruf Ö.’ün aracın sürücüsü olduğunu söylemesi söz konusu olmuştur. Sanık Halis T. ise olay yerinde ve sonrasında susmuştur. Yerel mahkeme her iki sanığı da TCK m. 206’dan cezalandırmıştır.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, kendisini aracın sürücüsü olarak gösteren diğer sanık Maruf Ö.’ün eyleminin TCK m. 270’te düzenlenen suç üstlenme suçunu oluşturacağını; sanık Halis T.’nin susmasının ise CMK m. 147 ve Anayasa m. 38/5 kapsamındaki savunma hakkı çerçevesinde kalıp suç oluşturmayacağını hükme bağlamıştır. Beraat yerine yazılı gerekçeyle ve uygulama yeri olmayan TCK m. 206, 62, 51 hükümleri uyarınca her iki sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması yasaya aykırıdır.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, TCK m. 268 uygulamasının ön sınırında yer alan susma hakkını netleştirmesi bakımından önemlidir. Şüpheli/sanık, kendi suçluluğu hakkında konuşmaya zorlanamaz; ancak CMK m. 147/1-a uyarınca kimliğine ilişkin sorulara doğru cevap verme yükümlülüğü altındadır. Yani susmak suç değildir; aktif olarak başkasının kimliğini kullanmak veya bir başkasının suçu üstlenmesini sağlamak ise farklı yaptırımlara konudur. Savunma açısından müvekkilin yalnızca konuşmadığı, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgisini aktif olarak kullanmadığı durumlarda TCK m. 268’in unsurları oluşmaz.

Teşebbüs ve Suçun Tamamlanma Anı

Yargıtay 4. Ceza Dairesi — E: 2010/28125 / K: 2012/17059 / T: 17.09.2012

Sanığın Kimliğinin Sahte Olduğunun Asayiş Şubede Mahkeme Evraklarından Anlaşılması ve Kimliği Kullanılan Gerçek Kişi Hakkında Herhangi Bir Adli İşlem Yapılmaması Halinde Eylemin Tamamlanmış Suç Değil Teşebbüs Aşamasında Kalıp Kalmadığı Tartışılmalıdır

Hırsızlık suçlamasıyla yakalanan sanık, görevli polis memurlarına üzerinde bulunan ve Zafer Çatalkaya adındaki gerçek kişiye düzenlenmiş kimliği göstererek kendisini Zafer olarak tanıtmıştır. Asayiş şubede üzerinden çıkan mahkeme evraklarından gerçek kimliği ortaya çıkarılmış, kimlik bilgileri kullanılan Zafer Çatalkaya hakkında herhangi bir adli işlem yapılmamıştır. Yerel mahkeme eylemi tamamlanmış suç olarak değerlendirip hükümlülük kararı vermiştir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, kimlik bilgileri kullanılan gerçek kişi hakkında herhangi bir adli işlem yapılmadığının anlaşılması karşısında, eylemin iftiraya teşebbüs suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılmadan tamamlanmış suç nedeniyle hükümlülük kararı verilmesinin bozma nedeni olduğunu hükme bağlamıştır. Karar, TCK m. 268 kapsamındaki suçun salt hareket suçu niteliği yanında, icra hareketlerinin bölünebildiği hallerde teşebbüs aşamasında kalabileceğini de kabul etmektedir.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, doktrinde tartışmalı olan TCK m. 268 teşebbüse elverişli midir sorusuna Yargıtay’ın olumlu yanıt verdiğini göstermesi bakımından kritik öneme sahiptir. Savunma açısından, sanığın eylemi henüz tamamlamadan (örneğin ifade tutanağı imzalanmadan, mağdur hakkında işlem başlamadan) gerçeğin başkaca yollarla ortaya çıktığı durumlar teşebbüs kapsamında değerlendirilmeli ve TCK m. 35 uyarınca ceza önemli ölçüde indirilmelidir.

Etkin Pişmanlık (TCK 269) — İndirim Oranları

Yargıtay 4. Ceza Dairesi — E: 2009/3332 / K: 2009/18115 / T: 09.11.2009

Soruşturma Evresine Geçilmemiş Olsa Bile Maddi Gerçeğin Ortaya Çıkmasına Engel Olunması Halinde Suç Tekemmül Eder; Buna Karşılık Sanığın Birkaç Saat İçinde Gerçek Kimliğini Açıklaması TCK m. 269 Etkin Pişmanlık Hükmünün Uygulanmasını Gerektirir

Zabıta tarafından önleme araması yapıldığı sırada üzerinde ruhsatsız tabanca ele geçirilen sanık, narkotik büro tarafından arandığı için kimlik taşımamış ve polis tarafından yakalanınca yeğenine ait kimlik bilgilerini vermiştir. Ancak karakola gelerek nasıl olsa gerçeğin ortaya çıkacağı düşüncesiyle 2 veya 3 saat içinde gerçeği açıklamış; tüm zabıtlar failin gerçek kimliğine göre tanzim edilmiş, sanığın kimliğinin parmak izi incelemesine göre tespit edildiğine dair bir delil bulunmamış ve kimlik bilgileri kullanılan mağdur hakkında soruşturmaya geçilmemiştir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi iki temel sonuca ulaşmıştır: (i) Mağdur hakkında soruşturmaya geçilmemiş olsa bile suç tekemmül etmiştir; zira başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılmasıyla maddi gerçeğin ortaya çıkmasına engel olunmuştur ve suç sırf hareket suçu niteliğindedir. (ii) Ancak görevlilere karakolda henüz hiçbir araştırmaya başlanmadan gerçek kimlik bilgilerini veren sanık hakkında, TCK m. 269. maddedeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırıdır.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, hem suçun tamamlanma anına hem de etkin pişmanlığa ilişkin temel iki ilkeyi bir arada ortaya koymaktadır. Savunma açısından, müvekkilin gerçek kimliğini ne kadar erken açıkladığı (özellikle mağdur hakkında herhangi bir adli işlem başlamadan önce) son derece önemlidir: bu erkenlik TCK m. 269/1 uyarınca cezadan 4/5 oranında indirim getirebilir. Tutanaklara, parmak izi incelemesi öncesi gerçeğin sanığın kendi beyanıyla ortaya çıktığının açıkça yazdırılması bu indirim için belirleyicidir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi — E: 2011/22494 / K: 2011/21330 / T: 16.11.2011

Karakolda Hiçbir Araştırma Başlamadan Önce Gerçek Kimliğini Açıklayan Sanık Hakkında TCK m. 269’daki Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Uygulanması Zorunludur; Aksi Uygulama Bozma Nedenidir

Sanık, görevli polis memurlarına ilk anda başkasına ait kimlik bilgilerini bildirmiş; ancak henüz hiçbir araştırma başlamadan karakolda gerçek kimlik bilgilerini açıklamıştır. Yerel mahkeme TCK m. 269’daki etkin pişmanlık hükmünü uygulamamış ve cezada indirim yapmaksızın hüküm kurmuştur.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçunda sanığın görevli polis memurlarına bildirdiği bir kişi olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre, belirtilen kimlik bilgilerinin gerçekte var olan bir kişiye ait olduğunun belirlenmesi durumunda TCK m. 268 atfıyla iftira suçunun; gerçek bir kişiye ait olmadığının saptanması durumunda ise TCK m. 206 kapsamında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun hüküm kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatmıştır. Daireye göre, görevlilere karakolda henüz hiçbir araştırmaya başlanmadan gerçek kimlik bilgilerini veren sanık hakkında TCK m. 269. maddedeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırıdır.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, etkin pişmanlığın TCK m. 268 kapsamındaki suçta uygulanabilirliği konusundaki tereddütleri ortadan kaldırmaktadır. Doktrinde bir görüş TCK m. 268’in yalnızca yaptırım yönünden iftira suçuna atıf yaptığını ileri sürse de Yargıtay, etkin pişmanlık dahil tüm cezalandırma rejiminin atıf kapsamında olduğunu açıkça hükme bağlamıştır. Savunma açısından, mağdur hakkında soruşturma başlamadan önce gerçeğin açıklandığını gösteren delillerin (tutanak, ifade saati, görüntü kaydı vb.) titizlikle toplanması ve dosyaya sunulması TCK m. 269/1 uyarınca 4/5 indiriminin uygulanmasını sağlayacaktır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi — E: 2008/10884 / K: 2008/7055 / T: 16.04.2008

İzinsiz Silah Taşıma Suçundan Yakalanan Sanığın Mağdur Olan Kardeşinin Kimlik Bilgilerini Bildirmesi Akabinde Mağdur Hakkında Soruşturma Başlamadan Önce Gerçek Kimliğini Açıklaması Halinde TCK m. 269/1 Uyarınca Cezadan 4/5 Oranında İndirim Yapılması Zorunludur

Sanık, izinsiz silah taşıma suçu nedeniyle yakalanması üzerine, kardeşi olan mağdurun kimlik bilgilerini bildirmiş; ancak mağdur hakkında herhangi bir soruşturma başlamadan önce gerçek kimliğini bildirerek iftiradan dönmüştür. Yerel mahkeme TCK m. 269/1 uyarınca cezadan 4/5 indirimi yapmamıştır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, mağdur hakkında herhangi bir soruşturma başlamadan önce gerçek kimliğini bildirerek iftiradan döndüğünün anlaşılması karşısında, TCK m. 269/1 gereğince cezadan 4/5 oranında indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesini bozma nedeni olarak değerlendirmiştir. Daire kararında, etkin pişmanlığın hangi aşamada gerçekleştiğinin saptanmasında failin kendisi hakkındaki soruşturma değil, kimlik bilgileri kullanılarak iftira ettiği mağdur hakkındaki soruşturmanın esas alınacağını ortaya koymuştur.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar TCK m. 269/1 uyarınca uygulanacak en yüksek indirim oranı olan 4/5’in koşullarını netleştirmektedir: mağdur hakkında adli veya idari soruşturma başlamadan önce iftiradan dönülmesi. Savunma açısından kritik husus, mağdurun hangi tarihte ve hangi statüde adli işleme muhatap olduğunun belgeyle kanıtlanmasıdır. Bu kararın bir başka önemi, kimlik bilgisi kullanılan kişinin yakın akraba olmasının suçun oluşumuna engel teşkil etmediğini de doğrulamasıdır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi — E: 2006/5715 / K: 2006/8294 / T: 18.10.2006

Kovuşturma Evresinde Hükümden Önce İftiradan Dönülmesi Halinde TCK m. 269/3-a Uyarınca Cezadan 2/3 Oranında İndirim Yapılması Gerekir; 765 Sayılı TCK Dönemindeki Eylemler İçin de Lehe Yasa Değerlendirmesinde 5237 Sayılı Yasa Hükümleri Karşılaştırılmalıdır

Olay tarihinde şüpheli hareketlerinden dolayı kolluk görevlilerince esrar maddesi ile yakalanan hükümlü, gerçekte var olan kardeşi Yılmaz’ın kimlik bilgilerini bildirmek suretiyle, kimliği hakkında resmi mercilere yalan beyanda bulunmuştur. Eylem 5237 sayılı TCK m. 268/1 yollamasıyla 267/1 maddesi kapsamında kalmaktadır. Eski 765 sayılı TCK m. 343/2 ile yeni TCK m. 267/1 + 269/3-a hükümlerinin karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın saptanması gerektiği gözetilmemiştir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, lehe sonuç doğuran 5237 sayılı Yasaya göre hüküm kurulması gerektiğini; hükümlünün eylemine uyan TCK m. 268/1 yollamasıyla 267/1 maddesine göre 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, kovuşturma aşamasında hükümden önce iftiradan dönmesi nedeniyle cezasının aynı yasanın 269/3-a maddesi uyarınca 2/3 oranında indirilerek 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Karar, etkin pişmanlık hükmünün TCK m. 268 atfı yoluyla uygulanmasının yerleşik içtihat olduğunu açıkça göstermektedir.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, etkin pişmanlığın zaman aşamalarına göre uygulanacak indirim oranlarını somut bir hesapla ortaya koymaktadır: mağdur hakkında soruşturma başlamadan 4/5 (m. 269/1), kovuşturma başlamadan 3/4 (m. 269/2), kovuşturma evresinde hükümden önce 2/3 (m. 269/3-a), mahkûmiyetten sonra 1/2, infaza başlandıktan sonra 1/3 indirim uygulanır. Savunma açısından müvekkilin iftiradan dönme anının hangi aşamaya denk geldiğinin belgeyle kanıtlanması, doğru indirim oranının elde edilmesi için belirleyicidir.

İçtima — Aynı Soruşturmada Birden Fazla Kimlik

Yargıtay 9. Ceza Dairesi — E: 2014/4013 / K: 2014/6989 / T: 09.06.2014

Aynı Soruşturma Sırasında Önce Yakalandığında Bir Kişiye Ait Sürücü Belgesinin İbraz Edilmesi, Sonra Karakolda Başka Bir Kişinin Kimliğinin Beyan Edilmesi Halinde Tek Suç Oluşur; Aynı Nevinden Fikri İçtima Hükmü Uygulanarak Ceza TCK m. 43/2 Uyarınca Artırılır

Hırsızlık suçu nedeniyle hakkında soruşturma yapılan sanık, görevlilerce yakalandığında Fırat A. adına düzenlenmiş sürücü belgesini ibraz etmiş; hakkında işlem yapılmak üzere asayiş büro amirliğine getirildiğinde ise bu kez kendisini Erdinç E. olarak tanıtmış ve bu beyanı doğrultusunda tutanak düzenlenmesini sağlamıştır. Yerel mahkeme iki ayrı eylem olduğu gerekçesiyle iki kez mahkûmiyet hükmü kurmuştur.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, sanığın eyleminin tek suç oluşturduğunu, bir kez ceza tayin olunup aynı nevinden fikri içtima kuralları gereği cezanın TCK m. 43/2 maddesi uyarınca artırılması ile yetinilmesi gerektiğini; aksine uygulamanın kanuna aykırı olduğunu hükme bağlamıştır. Aynı soruşturma sürecinde aynı sanığın iki farklı kimliği kullanması, eylemin bütünlüğü bozulmayacak biçimde tek bir suç işleme kararının icrası olarak değerlendirilmektedir.

Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, içtima hükümlerinin TCK m. 268 kapsamındaki suç bakımından nasıl işleyeceğini net biçimde ortaya koymaktadır. Aynı adli süreç içinde birden fazla isim kullanılması durumunda iki ayrı ceza verilmesi yasaya aykırıdır; yalnızca tek bir ceza tayini ve TCK m. 43/2 uyarınca makul oranda artırım uygulanması gerekir. Savunma açısından müvekkil hakkında iki ayrı hüküm kurulan kararlar bu içtihat doğrultusunda mutlaka temyiz edilmelidir; bu yöntem cezada önemli düşüş sağlayacaktır.

Bu Makale Hakkında

Bu içerik; 5237 sayılı TCK’nın 268. maddesi, Yargıtay 4., 5., 6., 9., 11. Ceza Dairelerinin 15 emsal kararı ve Ankara Barosu’na kayıtlı avukatların saha deneyimi esas alınarak hazırlanmıştır. TCK 268 ile 206 arasındaki ayrım, kabahat/suç sınırı, infaz aşaması zamansal sınırı, etkin pişmanlık indirim tablosu ve içtima konuları özellikle derinlemesine ele alınmıştır.

Sık Sorulan Sorular

Başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu (TCK 268) nedir?
İşlediği suç nedeniyle soruşturma/kovuşturma yapılmasını engellemek için başkasının kimliğini kullanan kişiyi iftira hükümlerine göre cezalandıran suç tipidir. Temel ceza 1–4 yıl hapis. Mağdur mahkûm olursa 20–30 yıla kadar çıkabilir.
Uydurma kimlik verirsem TCK 268 mi TCK 206 mı uygulanır?
Uydurma bilgiler verilmesi hâlinde TCK 268 değil TCK 206 uygulanır. TCK 268 yalnızca gerçek bir kişiye ait kimlik bilgilerinin kullanılması hâlinde devreye girer.
Trafik cezasından kurtulmak için başkasının kimliğini kullanmak TCK 268 kapsamında mı?
Hayır. Trafik idari para cezası kabahat niteliğinde olup TCK 268’in işlenmiş suç koşulunu karşılamaz. Bu hâlde TCK 206 uygulanır. Y4CD E.2009/16865.
İnfaz aşamasında başkasının kimliğini kullansam TCK 268 uygulanır mı?
Hayır. TCK 268 soruşturma ve kovuşturma evresinde uygulanabilir. İnfaz aşamasında TCK 268 uygulanamaz — TCK 206 uygulanır. Y9CD E.2014/4976.
Kimliğimi söylemesem (susmak) suç olur mu?
Hayır. Susma Anayasa m.38/5 ve CMK m.147 güvencesi altındadır. TCK 268 yalnızca aktif kimlik kullanmayı kapsar. Y11CD E.2007/7395.
Etkin pişmanlıkla cezam ne kadar indirilir?
Mağdur soruşturması başlamadan 4/5 indirim. Kovuşturma öncesinde 3/4. Hükümden önce 2/3. Mahkûmiyet sonrası 1/2. İnfaz başladıktan sonra 1/3. TCK 269 + Y4CD E.2008/10884.
Aynı soruşturmada iki ayrı kimlik kullansam iki ayrı ceza mı alırım?
Hayır. Aynı soruşturmada birden fazla kimlik kullanmak tek suç oluşturur; TCK 43/2 uyarınca artırımla tek ceza verilir. Y9CD E.2014/4013.
Belge ibraz etmek 267/2 artırımını tetikler mi?
Hayır. Belge ibrazı TCK 268’in zaten maddi öğesidir; ayrıca 267/2 artırımı yapılması non bis in idem ilkesine aykırıdır. Y4CD E.2007/3350.

Ankara Ceza Avukatı Çağrı Ayboğa

Bu Sayfanın Yazarı
Av. Çağrı Ayboğa
Ankara Barosu Kayıtlı Avukat · Sicil No: 34507

Av. Çağrı Ayboğa, 2018’den bu yana Ankara’da ceza hukuku alanında hizmet vermektedir. TCK 268 kapsamındaki kimlik kullanma suçu, suç vasfı değerlendirmesi ve etkin pişmanlık uygulamaları konularında deneyim sahibidir.

✓ Ankara Barosu’nda Doğrula⭐ Google 4.9 / 236 yorum📍 Çankaya / Ankara

Emeklilik Haklarınız Hakkında Daha Fazla Bilgi Mi İstiyorsunuz?

Hukuki sorularınız için Ankara avukatlarımıza danışabilirsiniz.

Danışmanlık ücretlidir. Türkiye Barolar Birliği Tarifesi

Avukat Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.
Başa dön tuşu
Ara