İş ve Sosyal Güvenlik HukukuMakalelerimiz

Hizmet Tespiti Davası

Hizmet Tespiti Davası Nasıl Açılır?

Türk Hukuk sisteminde özel olarak düzenlenerek kendine yer edinmiş olan ‘’Hizmet Tespit Davası’’ 5510 sayılı kanunda düzenlenmiştir.

Detaylı bilgiler ve araştırmalar sonucunda hazırlanmış bu makalede izah edilmiş olan Hizmet Tespit Davası kısaca; kanunda yazılı şartları yerine getiren işçilerin aylık prim ve hizmetlerinin işverenler tarafından verilmediği veya verilmiş olan beyannamelerin kazanç ve ödeme gün sayılarının işverenlerce eksik gösterildiği durumlarda açılan ve uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir dava türüdür.

Örneğin; işçinin hak etmiş olduğu ücretin bir kısmının banka üzerinden bir kısmının da elden verilmesi durumunda hizmet süresi ile gerçek durum arasında çelişki meydana gelmekte ve işçiler açısından hak kayıpları yaşanmaktadır.

İşverenler bu tarz bir strateji izleyerek işçilerin hizmet süresini sadece bankaya yatan tutar üzerinden göstermekte ve bu miktar üzerinden Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) bildirim yaparak işçinin hizmet süresini olandan daha kısa göstermektedirler.

Bu sebepten ötürü yaşanabilecek hak kayıplarının önüne geçebilmek için hükmolunan “Hizmet Tespit Davası”, Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun uzmanlık alanlarından biri olup büromuz bu hususta vatandaşlarımıza profesyonel bir şekilde danışmanlık hizmeti vermektedir.

Hizmet Tespiti Davası
Hizmet Tespiti Davası

Hizmet Tespit Davası Nedir?

İşçinin çalışmış olduğu işletmedeki çalışma sürelerinin, işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediği veya bu sürelerin eksik bildirildiği durumlarda işçinin hak kazanacağı işçilik alacakları ciddi manada kayba uğramaktadır.

Kanuna aykırı davranarak işçinin hizmet süresini eksik gösteren veya hiç göstermeyen işverenlere karşı açılarak hak kayıplarını bertaraf etmek isteyen işçinin açmış olduğu davaya hizmet tespit davası denmektedir.

İşbu davayı açan işçi, SGK’ye doğru bildirimlerde bulunma yükümlülüğünü ihlal eden işverenlerin meydana getirdiği hak kayıplarını telafi etmektedir. Davanın işçi lehine sonuçlanması halinde işçi, eksik bildirimde bulunulan günler de dahil olmak üzere geçmişe dönük olarak sigortalı sayılacaktır.

Hizmet tespit davasına ilişkin hükümler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nde yer almaktadır. Hizmet tespit davasına ilişkin hükümlerin serpiştirilmiş bir şekilde farklı kanun ve yönetmelikte bulunmasından ötürü bu süreçte uzman bir avukat desteği almanız naçizane tavsiye olunur.

Hizmet Tespit Davası Nasıl Açılır?

Hizmet tespit davası açmak isteyen kişilerin öncelikle kanunda sayılı birkaç şartı haiz olması gerekmektedir. Bu makalede detaylı bir şekilde açıklanan şartların bir veya birkaçının yokluğu halinde işçinin açmış olduğu dava henüz içeriğine girilmeden usulden reddedilecektir.

Gerekli şartları taşıyan işçi; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca görevli mahkeme olan İş Mahkemelerine başvurarak hizmet süresinin tespitini talep edebilecek, davanın lehine sonuçlanması halinde geçmişe dönük olarak sigortalı sayılacak ve herhangi bir hak kaybı yaşamayacaktır.

Hizmet Tespit Davasının Şartları Nelerdir?

  • İşçi ile işveren arasında mevcut olan bir hizmet sözleşmesi gerekmektedir.
  • İşçinin çalıştığı işyerinin 5510 sayılı kanunda sayılmış şartlara uygun bir işyeri olması gerekmektedir.
  • İşçinin çalışma süresi veya durumu; SGK’ye bildirilmemiş olmalı veya kazanç ve prim ödeme gün sayılarının gerçek duruma nazaran eksik bildirilmiş olmalıdır.
  • Şayet işçi, sigortasız bir şekilde iş görme edimini ifa ediyorsa, açılacak olan hizmet davasından önce bu sigortasız iş görme durumunun SGK tarafından herhangi bir surette tespit edilmemiş olması gerekmektedir.
  • İşçi, 5510 sayılı kanunda sayılan ‘’Sigortalı Sayılmayan Kişiler’’ statüsünde olmamalıdır.
  • İşçi bu davayı 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açmalıdır. (5 yıllık hak düşürücü süreye ilişkin istisnalar mevcuttur.)

Hizmet Tespit Davasında Hak Düşürücü Süre

Hizmet tespit davasında zamanaşımı süresi değil hak düşürücü süre söz konusudur. Her ne kadar bu iki süre çeşidi birbirine benziyor gibi görünse de aralarındaki en büyük fark; hak düşürücü süreyi hakimin resen göz önüne almasıdır. Yani kanun tarafından belirtilen sürenin geçtiği hallerde işçinin açmış olduğu hizmet tespit davasında hak düşürücü sürenin geçip/geçmediği hakim tarafından resen göz önüne alınacaktır.

Nitekim hak düşürücü süreyi hakimin göz önüne alması için davanın taraflarının herhangi bir itirazına da ihtiyaç yoktur.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu md. 86/9

“Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır.”

hükmünü amirdir.

Anılan madde gereğince hizmet tespit davasında hak düşürücü süre kural olarak 5 yıldır. Lakin kanunda sayılı bazı hallerde bu 5 yıllık hak düşürücü süre değişiklik gösterebilmektedir.

Yerleşik Yargıtay uygulaması da bu davadaki genel kural olan 5 yıllık hak düşürücü sürenin değişiklik gösterebileceğini kabul etmektedir. Kısaca; 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olmasına rağmen hizmet tespit davası açabilmek bazı durumlarda mümkündür.

Bu istisnai durumlarla ilgili düzenlemeler genellikte Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nde bulunmaktadır. Bu yönetmelikte sayılmış olup da SGK’ye verilmesi gereken belgelerden herhangi birinin kuruma verilmiş olması hali istisnalardan ilkini teşkil etmektedir.

İşbu belgelerden birinin SGK’ye verildiği durumlarda 5 yıllık hak düşürücü süre kuralı işlemeyecektir. Bu istisna kapsamında kabulü mümkün olan belgeler;

  • Yönetmelik md. 27 gereğince İşe Giriş Bildirgesi
  • Yönetmelik md. 17 gereğince 4 aylık sigorta primleri bordrosu
  • Yönetmelik md. 17 gereğince aylık sigorta primleri bildirgesi
  • Yönetmelik md. 18 gereğince sigortalı hesap fişi

Hizmet tespit davasına ilişkin 5 yıllık hak düşürücü süre yukarıda sayılan hallerde işlemeyecektir. Hak düşürücü sürenin işlemeyeceğine dair bir diğer istisna ise işçinin, işverenin yanında iş akdine tabi (hizmet sözleşmesi) olarak çalıştığının tespit edilmesidir.

Örneğin;

  • Müfettiş durum tespit tutanağı/tahkikat raporlarıyla işçinin çalışma fiilinin tespiti,
  • İşçinin primleri SGK tarafından icra yoluyla tahsil edilerek tespit edilmişse,
  • İmzalı ücret tediye bordrosunda sigortalıdan sigorta primi kesildiğinin açıkça izah edilmesine rağmen işçinin sigorta priminin SGK’ye yatırılmadığının tespiti,
  • İşçinin sigortalı olduğu durumda iken memurluğa geçmesi halinde, işe giriş bildirgesinin SGK’ye süresi içerisinde verilmesine rağmen bordrosunun ve priminin SGK’ye ibraz edilmediğinin tespiti,
  • İşçinin tazminatlarına dair aynı döneme ait kesin hüküm niteliğini haiz yargı kararlarının mevcut olduğu durumların mevcudiyeti halinde hizmet tespit davasına ilişkin 5 yıllık hak düşürücü süre işlemeyecektir.

Hizmet Tespit Davasının Olası Sonuçları

İşçinin açmış olduğu hizmet davası neticesinde mahkemenin işçinin talebinin kabulüne karar vermesi halinde mahkemece tespitin yapıldığı aylar ve prime esas kazançlar resen tescil edilir. Bu tescil işlemlerini mahkeme kendiliğinden yapar.

Davanın işçi lehine sonuçlanması halinde işveren, mahkemece tespit edilen aylık çalışmaları SGK’ye bildirir ve eksik primlere ilişkin ödemeleri yasal faiziyle birlikte yapmakla yükümlü olur. Bu işlemler sonucunda tespiti gerçekleşen aylık süreler pek tabii işçinin emeklilik hesabında, kıdem ve ihbar tazminatı hesabında lehine sonuçlar doğuracaktır.

Bu davanın işçinin lehine sonuçlanmasının bir diğer sonucu da; işverenin aleyhine sonuçlanan dava sonucunda eksik bildirim yapan işverene ciddi miktarda idari para cezalarının kesileceğidir. Bu idari para cezalarının sebepleri; işçinin sigortalılık tesciline ve işçinin prim belgelerinin verilmemiş olmasına ilişkin olabileceği gibi çeşitli nedenlere ilişkin de olabilmektedir.

Bu davanın diğer bir sonucu ise, davanın işveren lehine yani işçi aleyhine sonuçlanmış olabileceğidir. Bu durumda işçinin talep ettiği hususların tespiti gerçekleşmemiş olacaktır. Ayrıca bu ihtimal dâhilinde işverenin, kanunda belirtilen yükümlülüklerini eksiksiz ve doğru bir şekilde yerine getirdiği ispatlanmış olacaktır.

Yürürlükte bulunan İş Kanunu’muz, işverene nispeten güçsüz konumda bulunan işçiyi korumak amacıyla çıkartılmış bir kanundur.

Dolayısıyla İş Hukuku’nu direkt olarak ilgilendiren bir dava türü olan hizmet tespit davası kamu düzenine ilişkin bir dava olarak kabul etmektedir. Bu sebepten ötürü tıpkı kamu düzenine ilişkin olan davalarda olduğu gibi hizmet tespit davasında da davalının davayı kabul etmesi halinde hakim yargılamaya devam edecek ve gerçek durumu tespit etmeye çalışacaktır.

Sonuç olarak; davalının davayı kabul etmesi yargılamayı bitirmeyecektir. İşçinin açmış olduğu hizmet tespit davasından feragat etmesi de yargılamayı sona erdirmez. Mahkeme yine gerçek durumu tespit etmek için yargılamaya devam eder. Zira kişinin sosyal güvenlik hakkından vazgeçmesi mümkün değildir.

Hizmet Tespit Davasında İspat

“İspat yükü” başlıklı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 190/1

“İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.’’

hükmünü amirdir.

Hukuk davalarındaki ispat yükünü düzenleyen işbu madde gereğince hizmet tespit davasındaki ispat yükü işçiye ait olmalıdır. Lakin Yargıtay içtihatları; bu davanın işverene karşı güçsüz konumda bulunan işçiyi koruması gerektiğini, bu nedenden ötürü hizmet tespit davasının kamu düzenini ilgilendirdiğini, sonuç olarak güçsüz konumdaki işçinin herhangi bir mağduriyet yaşamaması için hakime resen araştırma yükümlülüğü getirmiştir.

Resen araştırma ilkesi gereğince hakim, işçinin delil olarak ileri sürmediği ve delil olabilecek hususları belirleyerek davayı aydınlatmak için bu delillere başvurabilmektedir.

Ayrıca davacı işçi, her türlü delili kullanarak iddiasını ispat edebilir. Uygulamada bu davadaki en önemli delillerden birisinin tanık delili olduğunu söylemek gerekmektedir.

Tanık beyanları vasıtasıyla iddiasını ispatlayabilecek olan işçi, çalışmasının varlığını ispat edebilmek için tanık gösterebilecektir. Lakin yerleşik Yargıtay uygulaması daha nitelikli bir tanık listesinin dinlenilmesi gerektiğini kabul etmektedir.

Süregelen emsal kararlar gereğince, tanık olarak özellikle çalışıldığı iddia edilen dönemde aynı işyerinde çalışan diğer işçilerin veya o dönemdeki işyerine komşu işyerlerinde çalışmış kişilerin dinlenmesi gerektiği ifade edilmektedir.

İşçinin delil olarak sunduğu tanık beyanları arasında çelişkinin mevcut olduğu durumlarda da; iddia edilen yıllarda işyerinde çalışan diğer işçilerin beyanlarına ve bilgisine mahkeme tarafından, hakimin davayı aydınlatması görevi gereği, başvurulmaktadır. Emsal kararı incelemekte fayda vardır:

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi – 2009/4317 E., 2010/3846 K. sayılı karar

“…Yapılan incelemede davalı işyerinden 2005 yılında 306 gün, 2006 yılında 210 gün bildirim olduğu 15.08.2006 tarihinde davacının çıkışının gösterildiği tanık Günay’ın davacının ev komşusu, tanık Morgül’ün davacının kardeşi olup bordro tanığı olmadıkları, bordro tanığı olan Emine ile Lütfi’nin davacının işe giriş tarihi ile ilgili bilgi vermedikleri, bordo tanığı olan Safiye’ nin davacının 2005 yılında işe girdiğini beyan ettiği, tanık beyanlarının birbiriyle çeliştiği, giderek hükme esas alınacak nitelikte olmadığı görülmektedir. Yapılacak iş; dosya içerisinde bulunan davalı işyerinden verilen 20012005 dönemine ait dönem bordrolarında birden ziyade çalışanların olduğu nazara alınarak diğer bordro tanıklarının beyanlarına başvurarak tüm deliller bir arada değerlendirilip çıkacak sonuca göre bir karar vermektir…”

Hizmet tespit davasında senetle ispat zorunluluğu (yazılı delil) kuralı uygulanmamaktadır. İşvereniyle hizmet sözleşmesi düzenlememiş olan işçiler de çeşitli delillerle iddialarını ispatlayabilmektedir.

Hizmet tespit davasında delil olarak ileri sürülemeyecek tek delil yemin delilidir. Zira kamu düzenine ilişkin olan davalarda tarafların yemine başvurulmamaktadır. Bu sebepten ötürü yemin hariç her türlü delille davacı iddiasını ispat edebilmektedir.

Bu delillere örnek vermek gerekirse;

  • Tanık,
  • İşveren nezdindeki iş yeri dosyası,
  • İşverenin mesleki kuruluşuna ilişkin kayıtlar,
  • İmzalı ücret bordroları,
  • Yemin,
  • Bilirkişi Raporları,
  • İşçinin iş yeri sicil dosyası

Hizmet Tespit Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca hizmet tespit davalarında görevli olan mahkemeler İş Mahkemeleri’dir. İş Mahkemeleri’nin bulunmadığı yerlerde ise “İş Mahkemesi Sıfatıyla” Asliye Hukuk Mahkemesi bu davaya bakmakla görevli mahkeme olacaktır. Bu davadaki yetkili mahkeme ise genel kural uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Ayrıca işçinin işyerinin bulunduğu yerdeki İş Mahkemesi de bu davada yetkili mahkeme olacaktır.

Hizmet Tespiti Davası Dilekçe Örneği

………. Nöbetçi İş Mahkemesine

DAVACI : ………….

VEKİLİ : Av. Çağrı AYBOĞA

DAVALI : …………..

İHBAR OLUNAN TARAF : SGK

KONU : Müvekkilin 02/12/2016 – 31/01/2019 tarihleri arasındaki çalışmalarının sigorta hizmeti kapsamında tespitinin isteminden ibarettir.

AÇIKLAMALAR :

Müvekkil ……. davalı işveren ……………. işlettiği ………… iş yerinde Halkla ilişkiler Grafik Tasarımcısı pozisyonunda işçi statüsünde 02/12/2016 tarihinde işe başlamış ve işten çıkarıldığı 31/01/2019 tarihine kadar kesintisiz olarak çalışmıştır. Müvekkil 31/01/2019 tarihinde iş yerinden herhangi bir bildirimde bulunulmadan haksız şekilde işten çıkarılmıştır.

Müvekkil belirtilen süre içerisinde kesintisiz olarak davalı işverenlik nezdinde çalışmasını sürdürmüşse de müvekkilin iş yerinden ayrıldıktan sonra davalı işveren tarafından işverenlik nezdindeki çalışmasının, ilgili sigorta müdürlüğüne zamanında bildirilmediği ve SGK primlerinin de yatırılmadığını farketmiştir. Bu haksız duruma karşın yasadan kaynaklanan hakları kendisine ödenmemiş olduğundan aşağıda belirtilen sebepler ve işbu dilekçe ekinde sunacağımız delillerle beraber davacı müvekkilin belirtilen tarihlerde tam süre çalıştığının tespiti için tarafınıza işbu davayı ikame etme zarureti hasıl olmuştur. Şöyle ki;

  1. MÜVEKKİL KANUNUN KENDİSİNE TANIDIĞI HAKLARIN TAMAMINA HAMİL OLMUŞTUR.

Hizmet tespit davasının hukukumuzdaki yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 86/9 hükmüdür.

Bu doğrultuda ilgili kanunun “Aylık prim ve hizmet belgesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır.” hükmü gereğince bu davayla müvekkilin işe başladığı tarihten işten ayrıldığı tarihe kadarki çalışmalarının SGK’ye bildirilmediği ve bununla beraber SGK primlerinin de yatırılmadığından hareketle, işçi müvekkil ile işveren arasında, belirli bir ücret karşılığı olarak bir iş ilişkisinin mevcut olduğunun tespiti talebiyle tarafınıza ihbar olunur.

Müvekkil hizmet tespit davasını açabilmesi için gerekli şartlardan tümüne haiz olmuştur:

  • Davaya konu işyerinin niteliğinin uygun olması
  • Verilen hizmetin söz konusu işverene ait iş yerinde yapılmış olması
  • Hizmetin sigortasız verilmiş olması ve tespit edilmesi
  • Hizmetten en az 5 yıl içinde başvuru yapılmış olması

Müvekkil 02/12/2016 tarihinde işveren davalı …………’in sahibi olarak işlettiği iş yerinde çalışmaya başlamış ve bu çalışmaya istinaden müvekkil ile işveren davalı arasında Ankara …. Noterliği …… yevmiye no’lu ……. tarihinde taahhütname yapılmıştır. (İşbu işe başlangıç niteliğinde olan taahhütname dilekçemizin ekinde yer almaktadır.)

Müvekkil söz konusu iş yerinde çalıştığına dair taahhütnameye ek olarak iş yerinden müşterilerle yapılan hizmet sözleşmesinin altında kaşe ve imzasının bulunması, iş yerinin kartviziti olarak müvekkil ………… isminin yazılı olduğu kartvizitin yer alması, iş yeri …… ekibinin yer aldığı listede isminin ve ……. numarasının da yer alması ve son olarak müşterilerle olan WhatsApp görüşmeleri yer almaktadır. Tüm bu bulgular göz önünde bulundurulduğunda müvekkil …….’un belirtilen iş yerinde çalıştığı anlaşılmaktadır. İşbu paragrafta yer alan belgeler dilekçemizin ekinde yer almaktadır.

Müvekkil 31/01/2019 tarihinde iş yerinden geçerli bir neden olmadan haksız şekilde işten çıkarılmıştır.
İşten çıkarıldıktan sonra SGK primlerinin yatmadığını fark eden müvekkil iş yerine bu konuda talep de bulunsa da bu talebinden herhangi bir sonuç alamamıştır. Müvekkilin çalıştığı süre zarfında işverence gerek SGK’ya bildirimde bulunulmaması gerekse de SGK primlerinin yatmaması sebebiyle büyük bir mağduriyete yol açmıştır.
Mahkemeniz tarafından gerekli incelemelerin yapılmasının ardından müvekkilin yaşamış olduğu mağduriyetin giderilmesi adına müvekkilin ………iş yerinde hizmette bulunduğunun tespit edilmesi talep olunmaktadır.

2. SGK DAVAYA FER’İ MÜDAHİL OLARAK KATILMALIDIR.

11.09.2014 tarihinden önce açılacak olan hizmet tespiti davalarında Sosyal Güvenlik Kurumu’nun davalı olarak gösterilmesi zorunlu iken, 6552 sayılı Kanunu’nun 64. Maddesi ile mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7. maddesi değiştirilmiş ve 11.09.2014 tarihinden itibaren açılacak olan hizmet tespiti davalarında Kurum’un davalı olarak gösterilmeyeceği, davanın Kurum’a re’sen ihbar edileceği düzenlenmiştir.

Ancak 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır. 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 4. maddesinde de “Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma resen ihbar edilir.“ denilmiştir.

Sonuç olarak Kanun’da yapılan değişiklik ile açılacak hizmet tespiti davalarında sadece işveren davalı olarak gösterilmiş olup, Sosyal Güvenlik Kurumu’na dava re’sen ihbar edilmelidir. Kurum ihbar üzerine fer’i müdahil olarak davaya katılmasını mahkemenizden talep ederiz.

HUKUKİ SEBEPLER : İş Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, sair ilgili mevzuat

HUKUKİ DELİLLER : Müvekkilin işyeri özlük dosyası- Davalı işverenden istenilmesini talep ederiz. Müvekkilin SGK sicil dosyası- SGK’dan istenilmesini talep ederiz. Tanık Beyanları: Müvekkilin çalışma sürelerini, davalı ile iş ilişkisini, hangi konumda çalıştığını ve dava dilekçesindeki her türlü delilin ispatı için dinleneceklerdir. (Adları ve soyadları ayrıca bildirilecektir.) Bilirkişi İncelemesi, Müvekkil ile işveren arasında yapılan Ankara …. Noterliği …. tarihli ….. yevmiye no’lu noter onaylı taahhütname, Müvekkilde iş yerinde çalıştığına dair mevcut olan görüntüler, bilgi ve belgeler, Yemin, Kanuni ve takdiri her türlü yasal delil. Karşı delil sunma hakkımız saklıdır.

İSTEM VE SONUÇ : Yukarıda açıklanan ve re’sen gözetilecek diğer nedenlerle; DAVAMIZIN KABULÜ İLE, müvekkilin 02/12/2016 – 31/01/2019 tarihleri arası davalı işveren nezdinde tam gün çalıştığının TESPİTİNE, çalışma süreleri boyunca ödenmeyen SGK primlerinin ÖDENMESİNE, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini vekaleten talep ederiz.

DAVACI VEKİLİ

Av. Çağrı AYBOĞA

EK- :

  1. Müvekkil ile işveren arasındaki Ankara ….. Noterliği ….. tarihli …. yevmiye no’lu noter onaylı taahhütname
  2. Müvekkilin iş yerinde çalıştığına dair belgeler

Emekliler hizmet tespit davası açabilir mi?

Yukarıda da izah ettiğimiz üzere hizmet tespit davası açmanın bir şartı olarak ‘’kişinin emekli olmaması’’ gibi bir şart öngörülmemiştir. Nitekim yürürlükte bulunan kanunlar, emekli statüsünde bulunan kişilerin sigortalı bir işte çalışmasını engellememektedir. Uygulamada emekli olduğu halde çalışan kişilere prim olarak destek primi verilmektedir. İşverenlerin bu destek primini vermediği veya eksik verdiği durumlarda emekliler hizmet tespit davası açabilmektedir..

Hizmet tespit davası kime karşı açılır?

Hizmet tespit davasını açan işçinin, davalı taraf olarak işverenini/işletmesini göstermesi gerekmektedir. Bu davada davalı taraf olarak Sosyal Güvenlik Kurumu gösterilemez. Mülga kanunlar uyarınca hizmet tespit davasının SGK’ye de açılması gerekmekte idi. Lakin yürürlükteki kanunlarımıza göre hizmet tespit davasının davalı tarafının işveren olması, SGK’ye ise davanın ihbar edilmesi gerekmektedir. Kendisine ihbar edilen davaya feri müdahil olarak katılan SGK, davayı feri müdahil olarak takip edecektir.

Hizmet tespit davası ne kadar sürer?

Hizmet tespit davasının ne kadar süreceğine ilişkin net bir cevap vermek mümkün değildir. Zira dosyanın içeriğine, işçinin ibraz ettiği delillere, SGK’ye yazılacak müzekkerelerin içerik ve sayısına göre dosyanın karara bağlanma tarihi değişebilmektedir. Lakin uygulamada bu dava için verilen hedef süre ‘’550 gün’’dür. Mahkemelerin iş yüküne göre de değişiklik gösterebilecek olan bu 550 günlük hedef süre sonunda dosya karara çıkabilmektedir.

Hizmet tespit davası sonucunda haklı çıkan işçi tazminat alabilir mi?

Bu davayı açan işçinin nihai amacı hizmet süresinin ve koşullarının gerçek duruma uygun bir şekilde düzeltmek olmalıdır. Bir nevi bu dava sonucunda işçinin emeklilik şartlarının düzeltilmesi amaçlanarak hak kaybı yaşanmasının önüne geçilmektedir. Bu sebepten ötürü hizmet tespit davası sonucunda davayı kazanan işçi, tazminata hak kazanmazsa da davanın işçi lehine sonuçlanması durumunda çalışma sürelerine dayanarak işçilik alacakları (kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti alacağı vb.) davası açılarak tazminata hak kazanılabilir.

Hizmet tespit davasında arabulucuya başvurma şartı var mıdır?

Uygulamada İş Hukuku’na tabii olan birtakım davalarda “dava açmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu” şartı vardır. Bu şart yerine getirilmediği takdirde dava henüz içeriğine girilmeden usulden reddedilecektir. Lakin hizmet tespit davasında arabulucuya başvurma zorunluluğu şeklinde bir dava şartı yoktur.

Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Ara