Makalelerimiz

İnşai Dava Nedir? HMK 108

İnşai dava, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 108 inci maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre;
İnşaî dava, MADDE 108-

  1. İnşaî dava yoluyla, mahkemeden, yeni bir hukuki durum yaratılması veya mevcut bir hukuki durumun içeriğinin değiştirilmesi yahut onun ortadan kaldırılması talep edilir.
  2. Bir inşaî hakkın, dava yoluyla kullanılmasının zorunlu olduğu hâllerde, inşaî dava açılır.
  3. Kanunlarda aksi belirtilmedikçe, inşaî hükümler, geçmişe etkili değildir.

İnşai Dava Nedir?

İnşai dava, hukuk alanında yeni bir durum oluşturmak, var olan bir durumun içeriğini değiştirmek veya mevcut durumu tamamen ortadan kaldırmak amacıyla açılan dava türüdür.

Bu dava türü aracılığıyla, mahkemeden belirli bir hukuki durumun oluşturulması, mevcut bir hukuki durumun modifiye edilmesi veya kaldırılması istenir. Bir inşai hakkın mahkeme kararıyla tesis edilmesi gerektiğinde inşai dava yoluna başvurulur. Ankara başta olmak üzere inşai davalar konusunda bilgi ve deneyime sahip bir avukat arayışınız varsa, Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu olarak sizlere profesyonel hizmet sunmaktayız. Randevu için telefonla iletişime geçebilirsiniz.

İnşai dava, özetle, yeni bir hukuki realite yaratma, bir hukuki durumu değiştirme veya tamamen ortadan kaldırma amacı güden özel bir dava tipidir.

İnşai Davaların Niteliği ve Özellikleri

İnşai davaların hukuki niteliği değerlendirilirken dikkat edilmesi gereken husus tarafların dava konusu üzerinde yargılama dışında tasarruf yetkisinin var olup olmamasıdır. Tarafların kendi iradeleriyle yargılama dışında da yerine getirebilecekleri, aynı sonucu doğurabilecekleri bir inşai davanın temelinde maddi anlamda bir hak bulunmaktadır. Gerçek olmayan inşai davalar ile inşai hakların yargılama yoluyla icra edilmesini sağlanır. Bu durumda inşai hakların nitelikli bir kullanımı söz konusudur. Ancak gerçek inşai davalara nispeten daha az sayıda görülen, istenilen hukuki etki için mahkeme kararının zorunlu olduğu gerçek inşai davalarda ne temelde bir inşai hakkın olduğundan, ne de tarafların bir inşa hakka dayandığından bahsedilebilir. Bu tür davalarda talebi yerine getirebilecek tek merciye, yani devlete yöneltilmiş kamusal kökenli bir hukuki himaye talebi bulunmaktadır.

Özetle inşai davalar bakımından karma teoriyi uygun bulduğumuzu söyleyebiliriz. Bu sebeple “inşai davalar inşai hakların kullanımının mahkeme yoluyla sağlandığı davalardır” şeklindeki bir genel ifadeden yola çıkarak her inşai davanın mutlaka bir inşai hakka dayanması gerektiği kabulünün yerine, her davanın niteliğine uygun olarak bir değerlendirilme yapılması uygun olacaktır.

HMK Madde 108 Gerekçesi

Maddenin birinci fıkrasında, inşai dava kurumunun yasal çerçevede tanımı yapılmıştır. İnşaî dava, yeni bir hukukî durumun yaratılmasını, mevcut bir hukukî durumun içeriğinin değiştirilmesini ya da onun tümüyle ortadan kaldırılmasını hedefleyen bir dava çeşididir.

Maddenin ikinci fıkrasında ise inşai davaların, ancak, bir inşaî hakkın dava yoluyla kullanılmasının zorunlu olduğu hâllerde işlerlik kazanacağı hususu açıkça hükme bağlanmıştır. Bu hâllerin neler olduğunu maddî hukuk gösterecektir. İnşaî haklar, varması gerekli tek taraflı bir irade açıklaması ile kullanılırlar; karşı tarafa vardıkları anda kendilerinden beklenen etkiyi doğururlar. İnşaî hakka bağlanmış olan etkinin doğumu için, mahkeme aracılıyla kullanılması maddî hukuk tarafından zorunlu kılınmışsa, bu durumda inşaî hak sahibinin inşaî dava açması gerekir.

Maddenin son fıkrasında ise inşai davanın kabulü hâlinde, verilen hükümlere özgü bir nitelik olan inşaî etkinin, hükmün verilip şeklî anlamda kesinleştiği anda kanunlarda aksine bir düzenleme olmadığı sürece geçmişe değil; geleceğe etkili olacağı hususu açıkça ifade olunmuştur.

İnşaî hükümlerin geçmişe etkili olması ise son derece istisnaî hâllere münhasırdır.

İnşai Davada Taraflar

İnşai davaların sadece kanunda öngörülen durumlarda açılacağıyla ilgili bir kabul olmasına rağmen, kanuni boşluk durumunda ve gerekli şartların varlığında kıyas yoluyla inşai davaların kanunda hakkında bir inşai dava öngörülmemiş diğer vakıalara da uygulanabileceği, hatta kıyas edilebilecek bir kanuni düzenleme olmasa dahi hakimin hukuk yaratma yoluyla yeni bir inşai dava ihdas edebilmektedir. İnşai davaları kanuni düzenlemelere münhasır tutmayan bu iki ihtimalden sonra ele alınması gereken diğer bir mesele, tarafların kendi iradeleriyle bir inşai dava kararlaştırıp kararlaştıramayacaklarıdır. Bu halde inşai davayla doldurulması icap eden bir kanun boşluğu söz konusu değildir. Bilakis taraflar anlaşarak herhangi bir kanuni düzenlemede öngörülmeyen, yeni bir inşai dava hakkı tesis etmek istemektedir. Böyle bir anlaşmanın mümkün olup olmayacağını belirlemeden önce, meseleyle ilgili karşılaştırmalı hukuk doktrin ve uygulamasının tutumunu ele almak isabetli olacaktır.

İnşai Davada Hüküm

Tarafların dahil olduğu bir hukuki ilişkinin kurulması, değiştirilmesi veya sona erdirilmesinin kural olarak iki tarafın anlaşmasıyla gerçekleştiğinden, bir inşai hakkın varlığında ise hak sahibinin tek taraflı irade beyanına bağlı olarak istenilen sonucun doğacağından bahsetmiştik. Bahsedilen bu iki durum haricinde talep edilen inşai sonuç için bir mahkeme karan gerekiyorsa inşai dava açılması gerekir. Bir inşai davanın olumlu bir kararla sonuçlanması üzerine mevcut hukuki durumda icraya gerek kalmaksızın doğrudan değişiklik meydana getiren esasa ilişkin nihai kararlar inşai hüküm olarak adlandınlır.

İnşai Davaların Uygulama Alanı ve Sonuçları

İnşai davalar, özel hukuka ilişkin hakların kullanımında sıklıkla uygulama alanı bulan davalardır. İnşai davaların sonuçları kural olarak davanın taraflarını etkilere ve geçmişe etkili sonuç doğurmaz. Ankara Avukat hizmeti ile tarafı olduğunuz inşai davalara ilişkin uzman desteği alabilirsiniz.

İnşai davalara örnek olarak;

  • Evlenmenin Butlanı Davası (TMK 145)
  • Boşanma Davası (TMK 161)
  • Babalık Davası (TMK 301)
  • Soy bağının Reddi Davası (TMK 286)
  • Ölüme Bağlı Tasarrufların İptali Davası (TMK 557-559)
  • Tenkis Davası (TMK 560)
  • Anonim Şirketlerde ve Kooperatiflerde Genel Kurul Kararlarının İptali Dava(TTK 445 – K.K.53)
  • Aşırı Cezai Şartın İndirilmesi Davası (BK 161/3)
  • Sınai Hakların Hükümsüzlüğü Davaları ( 551-554-556 Sy. KHK) davaları verilebilir.

Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Ara