İçeriğe geç

İnşai Dava Nedir? HMK 108 ve Yenilik Doğuran Haklar

İnşai dava nedir, HMK m. 108 ve inşai hükmün etkisi

Medeni Usul Hukuku - Dava Türleri - Son Güncelleme: 29 Ekim 2026

İnşai dava, mahkemeden yeni bir hukuki durum yaratılmasını, mevcut bir hukuki durumun içeriğinin değiştirilmesini ya da ortadan kaldırılmasını istemek üzere açılan dava türüdür ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 108’de düzenlenir. Dava ancak bir yenilik doğuran hakkın dava yoluyla kullanılmasının zorunlu olduğu hâllerde açılabilir. Kabul kararıyla birlikte hukuki durum kendiliğinden değişir; ayrıca bir icra işlemine gerek kalmaz. Kanunlarda aksi belirtilmedikçe inşai hükümler geçmişe etkili değildir ve inşai etki hükmün kesinleşmesiyle doğar. Rehberi Ayboğa Avukatlık Bürosu güncel mevzuat ve yargı uygulamasına göre hazırlamıştır.

Av. Çağrı Ayboğa, Ayboğa Avukatlık Bürosu, Ankara

Hazırlayan Hukuki DeğerlendirmeAvukat Çağrı Ayboğa
Av. Yavuz Baturhan Yıldırım

Kontrol ve DenetlemeAvukat Yavuz Baturhan Yıldırım
Ankara Barosu Sicil No: 34507 - Denetlenme Tarihi: 29 Ekim 2026
HMK Madde 108 - İnşaî dava(1) İnşaî dava yoluyla, mahkemeden, yeni bir hukuki durum yaratılması veya mevcut bir hukuki durumun içeriğinin değiştirilmesi yahut onun ortadan kaldırılması talep edilir. (2) Bir inşaî hakkın, dava yoluyla kullanılmasının zorunlu olduğu hâllerde, inşaî dava açılır. (3) Kanunlarda aksi belirtilmedikçe, inşaî hükümler, geçmişe etkili değildir.

Madde hakkında kısa not: Madde üç fıkradan oluşur ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten bu yana değişmemiştir. Birinci fıkra inşai davanın tanımını yapar, ikinci fıkra davanın açılabileceği hâlleri sınırlar, üçüncü fıkra ise inşai hükmün zaman bakımından etkisini düzenler. Madde gerekçesi, inşai hakların varması gerekli tek taraflı bir irade açıklaması ile kullanıldığını, bu hakkın mahkeme aracılığıyla kullanılması maddi hukuk tarafından zorunlu kılınmışsa inşai dava açılması gerektiğini ve inşai etkinin hükmün şeklî anlamda kesinleştiği anda doğacağını belirtir. Gerekçeye göre inşai hükümlerin geçmişe etkili olması son derece istisnai hâllere özgüdür. Madde, m. 105 eda davası ve m. 106 tespit davası hükümleriyle birlikte okunur.

Paylı mülkiyetteki bir taşınmazda paydaşlardan biri payını üçüncü bir kişiye satar. Diğer paydaş durumu öğrenir ve noterden ihtarname göndererek önalım hakkını kullandığını bildirir. Aylar sonra tapuda işlem yapılmadığını görünce dava açar; ancak hak düşürücü süre çoktan dolmuştur. Çünkü önalım hakkı ihtarnameyle değil, yalnızca dava açılarak kullanılabilen bir haktır ve gönderilen ihtarname hukuken hiçbir sonuç doğurmamıştır.

Bu tablonun sebebi, hakkın nasıl kullanılacağının baştan belirlenmemesidir. Bazı yenilik doğuran haklar karşı tarafa gönderilen tek bir beyanla kullanılır; bazıları ise yalnızca mahkemeye açılan bir davayla. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 108 bu ikinci grubu düzenler. Bu rehber, inşai davayı yenilik doğuran hak teorisi üzerinden baştan sona ele alır; hakkın kullanım biçimlerini tablo üzerinde karşılaştırır, gerçek ve gerçek olmayan inşai dava ayrımını açıklar, davanın şartlarını ve hasım çevresini gösterir, inşai hükmün neden icraya konulamadığını anlatır, geçmişe etki yasağını ve istisnalarını inceler, kesinleşme ile inşai etkinin doğduğu anı adım adım kurar ve kanunda düzenlenen inşai dava örneklerini sıralar.

İnşai Dava Nedir?

Doğrudan Cevapİnşai dava, mahkemeden yeni bir hukuki durum yaratılmasını, mevcut bir hukuki durumun içeriğinin değiştirilmesini ya da ortadan kaldırılmasını istemek üzere açılan dava türüdür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 108’de düzenlenir. Kabul kararıyla birlikte hukuki durum kendiliğinden değişir; ayrıca bir icra işlemine gerek kalmaz.

İnşai dava, yargılama sonunda ortaya çıkan sonucun niteliği bakımından diğer dava türlerinden ayrılır. Mahkeme burada bir borcu yerine getirtmez ve var olan bir durumu yalnızca açıklamaz; hukuk âleminde fiilen bir değişiklik meydana getirir. Boşanma kararıyla evlilik birliği sona erer, evlenmenin iptali kararıyla evlilik geçersiz hâle gelir, ortaklığın giderilmesi kararıyla paylı mülkiyet ilişkisi tasfiye edilir. Bu sonuçların hiçbiri taraflardan birinin ayrıca bir şey yapmasını gerektirmez.

İnşai davanın bu niteliği, onu hukuki himaye biçimleri arasında özel bir yere yerleştirir. Devlet burada yalnızca bir uyuşmazlığı çözmez; hukuki durumu bizzat kurar, değiştirir ya da kaldırır. Bu nedenle inşai dava yalnızca kanunun açıkça izin verdiği ya da bir hakkın dava yoluyla kullanılmasını zorunlu kıldığı hâllerde açılabilir. Tarafların “mahkeme şu ilişkiyi değiştirsin” biçiminde serbestçe talepte bulunması mümkün değildir.

İnşai davanın ayırt edici işareti nedir?

Bir talebin inşai dava niteliği taşıyıp taşımadığını anlamanın en kısa yolu şu soruyu sormaktır: davanın kabulünden sonra karşı tarafın yapması gereken bir şey kalıyor mu? Cevap hayırsa dava inşai davadır; çünkü değişiklik hükümle birlikte doğmuştur. Cevap evetse dava eda davasıdır; çünkü hükmün bir de yerine getirilmesi gerekir. Boşanma kararından sonra eşlerin ayrıca bir şey yapması gerekmez, evlilik hükümle sona erer. Buna karşılık nafakaya hükmedilmişse artık bir edim vardır ve bu kalem icra yoluyla istenebilir. Aynı ilamın bir bölümü inşai, diğer bölümü eda niteliği taşıyabilir.

Dava türlerinin talep sonucuna göre tasnifinde inşai dava üçüncü ve en dar halkadır. Mahkemeden bir edim istenen davaların yapısı, görevli mahkeme ve icra edilebilirlik bakımından ayrıntıları eda davası rehberinde ele alınmıştır. Bu rehber ise inşai davanın arkasındaki yenilik doğuran hak teorisine, hakkın dava yoluyla kullanılmasının zorunlu olduğu hâllere ve inşai hükmün zaman bakımından etkisine odaklanır.

HMK m. 108 ve Madde Gerekçesi

Doğrudan CevapHukuk Muhakemeleri Kanunu m. 108 üç fıkradan oluşur. Birinci fıkra inşai davanın tanımını yapar. İkinci fıkra, inşai davanın ancak bir inşai hakkın dava yoluyla kullanılmasının zorunlu olduğu hâllerde açılabileceğini belirtir. Üçüncü fıkra ise kanunlarda aksi belirtilmedikçe inşai hükümlerin geçmişe etkili olmayacağını düzenler.

Maddenin yapısı, inşai dava kurumunun üç temel sorusunu sırayla cevaplar. Birinci fıkra “mahkemeden ne istenir” sorusunu cevaplar: yeni bir hukuki durumun yaratılması, mevcut bir hukuki durumun içeriğinin değiştirilmesi yahut onun ortadan kaldırılması. İkinci fıkra “ne zaman açılır” sorusunu cevaplar: bir inşai hakkın dava yoluyla kullanılmasının zorunlu olduğu hâllerde. Üçüncü fıkra ise “sonucu ne zaman doğar” sorusunu cevaplar: kanunlarda aksi belirtilmedikçe geleceğe etkili olmak üzere.

Madde gerekçesi bu üç fıkrayı ayrıntılı biçimde açıklar. Gerekçeye göre inşai haklar, varması gerekli tek taraflı bir irade açıklaması ile kullanılır ve karşı tarafa vardıkları anda kendilerinden beklenen etkiyi doğururlar. İnşai hakka bağlanmış olan etkinin doğumu için mahkeme aracılığıyla kullanılması maddi hukuk tarafından zorunlu kılınmışsa, bu durumda inşai hak sahibinin inşai dava açması gerekir. Gerekçe ayrıca, inşai etkinin hükmün verilip şeklî anlamda kesinleştiği anda doğacağını ve geçmişe etkinin son derece istisnai hâllere özgü olduğunu vurgular.

Birinci fıkra: üç inşai sonuçKurma, değiştirme ve kaldırma. Babalık hükmü soybağını kurar, nafakanın kaldırılması hükmü mevcut ilişkinin içeriğini değiştirir, boşanma hükmü evlilik birliğini kaldırır. Üç sonuç da hükümle birlikte doğar.
İkinci fıkra: sınırlı sayı ilkesine yakın bir çerçeveİnşai dava, bir inşai hakkın dava yoluyla kullanılmasının zorunlu olduğu hâllerde açılır. Bu hâllerin neler olduğunu maddi hukuk gösterir. Kanun bir hak için dava yolunu zorunlu kılmamışsa, hak tek taraflı beyanla kullanılır ve inşai dava açılamaz.
Üçüncü fıkra: zaman bakımından etkiİnşai hükümler kural olarak geçmişe etkili değildir. Hüküm kesinleştiği andan itibaren ileriye doğru sonuç doğurur. Kanun bir hükümde aksini öngörmüşse geçmişe etki istisnai olarak kabul edilir.
Kıyas ve hukuk yaratmaGerekçe ve öğreti, kanunda boşluk bulunması hâlinde kıyas yoluyla inşai dava tanınabileceğini, hatta kıyas edilecek bir hüküm bulunmadığında hakimin hukuk yaratma yoluyla sonuca ulaşabileceğini kabul eder. Buna karşılık tarafların sözleşmeyle yeni bir inşai dava hakkı yaratması kabul edilmez.
Dava şartlarının ayrıca incelenmesiBir talebin inşai dava niteliği taşıması, görev, yetki, hukuki yarar ve taraf ehliyeti gibi dava şartlarının ayrıca denetlenmesi gereğini ortadan kaldırmaz.
Uygulamadan not - Av. Çağrı Ayboğa

Madde metnini okurken en çok atlanan nokta ikinci fıkradır. Birinci fıkradaki tanım geniş olduğu için, hukuki durumun değişmesini isteyen her talebin inşai dava olarak açılabileceği sanılır. Oysa ikinci fıkra bu kapıyı daraltır: hakkın dava yoluyla kullanılması kanunen zorunlu değilse, hak zaten tek taraflı beyanla kullanılabilir ve dava açmakta hukuki yarar bulunmaz. Dosyayı devraldığımda ilk baktığım şey, talebin dayandığı maddi hukuk hükmünün dava yolunu zorunlu kılıp kılmadığıdır.

Yenilik Doğuran Hak Kavramı

Doğrudan CevapYenilik doğuran hak, sahibine tek taraflı bir irade beyanıyla yeni bir hukuki durum yaratma, mevcut bir durumu değiştirme ya da sona erdirme yetkisi veren haktır. Karşı tarafın rızası aranmaz; beyan ona ulaştığı anda sonuç doğar. İnşai dava, bu hakkın kanunen dava yoluyla kullanılması gereken hâllerde başvurulan usul yoludur.

Yenilik doğuran hak, hakların en özgün türüdür. Alacak hakkı sahibine bir edim talep etme yetkisi verir; ayni hak sahibine eşya üzerinde doğrudan hakimiyet sağlar. Yenilik doğuran hak ise sahibine bunların hiçbirini vermez; onun verdiği şey, hukuki durumu tek başına değiştirme gücüdür. Bu güç karşı tarafa katlanma yükümlülüğü yükler. Karşı taraf beyana itiraz edemez, onu reddedemez, yalnızca hakkın geçerli biçimde kullanılıp kullanılmadığını sonradan tartışabilir.

Bu nitelik, yenilik doğuran hakların kullanımına sıkı kurallar bağlanmasının sebebidir. Hak sahibi tek başına hukuki durumu değiştirebildiği için, bu gücün belirsizlik yaratmaması gerekir. Nitekim yenilik doğuran hakların kullanımına ilişkin dört ilke bu kaygıdan doğmuştur: beyanın varması gereklidir, beyan kural olarak şarta bağlanamaz, beyan ulaştıktan sonra tek taraflı olarak geri alınamaz ve hak çoğunlukla hak düşürücü süreye tabidir.

Varması gerekli beyanYenilik doğuran hak, karşı tarafa yöneltilen bir irade beyanıyla kullanılır ve beyan karşı tarafın hakimiyet alanına ulaştığı anda sonuç doğurur. Beyanın okunmuş olması gerekmez; ulaşmış olması yeterlidir. Bu nedenle ihtarnamenin tebliğ tarihi, hakkın kullanıldığı tarih olarak kabul edilir.
Şarta bağlanamama ilkesiBeyanın şarta bağlanması, karşı tarafı belirsizlik içinde bırakacağı için kural olarak kabul edilmez. İstisnası, şartın gerçekleşip gerçekleşmediğinin karşı tarafın kendi davranışına bağlı olduğu hâllerdir; örneğin borcun belirli bir süre içinde ödenmemesi hâlinde sözleşmeden dönüleceğinin bildirilmesi geçerli sayılır.
Geri alınamama ilkesiBeyan karşı tarafa ulaştıktan sonra tek taraflı olarak geri alınamaz; çünkü hukuki durum o anda değişmiştir. Beyandan dönülmesi ancak karşı tarafın da katıldığı yeni bir anlaşmayla mümkün olur.
Bir kez kullanılabilme (tüketilme)Yenilik doğuran hak kullanıldığı anda tükenir. Sözleşmeden dönen taraf sonradan aynı sözleşmeyi feshedemez; seçimlik hakkını kullanan taraf diğer seçeneğe dönemez. Bu ilke, uygulamada seçimlik hak kullanılırken en çok dikkat edilmesi gereken noktadır.
Hak düşürücü süreYenilik doğuran haklar genellikle hak düşürücü süreye tabidir. Süre geçtikten sonra hak kullanılamaz; süre resen gözetilir, def’i olarak ileri sürülmesi gerekmez ve durma ya da kesilme kural olarak söz konusu olmaz.
BölünememeYenilik doğuran hak kural olarak bölünerek kullanılamaz. Sözleşmenin bir kısmından dönülmesi, ancak edimlerin bölünebilir olduğu ve kanunun izin verdiği hâllerde mümkündür.
Yenilik doğuran hak ile talep hakkı arasındaki sınır

Uygulamada en sık karıştırılan ikili, yenilik doğuran hak ile talep hakkıdır. Talep hakkında hak sahibi karşı taraftan bir davranış ister ve karşı taraf bunu yerine getirmezse zorlanması için dava açılır; burada mahkeme kararı edimin yerine getirilmesine hizmet eder. Yenilik doğuran hakta ise hak sahibi hiçbir şey istemez, doğrudan sonucu doğurur. Bu ayrım, hangi davanın açılacağını ve hangi sürenin işleyeceğini belirler. Talep haklarında zamanaşımı işler ve def’i olarak ileri sürülür; yenilik doğuran haklarda hak düşürücü süre işler ve mahkemece resen gözetilir. Dilekçe yazılırken yapılacak ilk iş, dayanılan hakkın hangi gruba girdiğini belirlemektir.

Yenilik Doğuran Hakların Türleri

Doğrudan CevapYenilik doğuran haklar doğurdukları sonuca göre üçe ayrılır. Kurucu yenilik doğuran hak yeni bir hukuki ilişki yaratır. Değiştirici yenilik doğuran hak mevcut ilişkinin içeriğini değiştirir. Bozucu yenilik doğuran hak ise mevcut ilişkiyi sona erdirir. Bu üçlü ayrım, HMK m. 108/1’deki üç inşai sonuçla birebir örtüşür.

Üçlü ayrımın pratik değeri, inşai davanın talep sonucunun nasıl kurulacağını göstermesidir. Kurucu bir hakka dayanılıyorsa talep “şu ilişkinin kurulmasına”, değiştirici bir hakka dayanılıyorsa “şu edimin şu biçimde değiştirilmesine”, bozucu bir hakka dayanılıyorsa “şu ilişkinin sona erdirilmesine” biçiminde kurulur. Talep sonucu ile dayanılan hakkın türü arasındaki uyumsuzluk, hükmün infaz edilemez hâle gelmesine yol açar.

1
Kurucu yenilik doğuran haklarYeni bir hukuki ilişki kuran haklardır. Önalım hakkı, alım hakkı ve geri alım hakkı bu gruptadır. Önalım hakkının dava yoluyla kullanılması kanunen zorunlu tutulduğu için önalım davası tipik bir inşai davadır ve hüküm kesinleştiğinde pay davacı adına tescil edilir.
2
Değiştirici yenilik doğuran haklarMevcut ilişkinin içeriğini değiştiren haklardır. Ayıplı malda bedelden indirim isteme, aşırı yararlanmada edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme ve cezai şartın indirilmesini isteme bu gruptadır. Bir kısmı tek taraflı beyanla, bir kısmı dava yoluyla kullanılır.
3
Bozucu yenilik doğuran haklarMevcut ilişkiyi sona erdiren haklardır. Fesih, sözleşmeden dönme, iptal, azil, istifa ve mirasın reddi bu gruptadır. Uygulamada en geniş gruptur ve büyük bölümü tek taraflı beyanla kullanılır.
4
Kullanım biçimine göre ikinci ayrımHer üç gruptaki haklar, kullanım biçimine göre ayrıca ikiye ayrılır: tek taraflı beyanla kullanılanlar ve dava yoluyla kullanılması kanunen zorunlu olanlar. İnşai dava yalnızca ikinci grubun usul yoludur.
5
Karma durumlarBazı hâllerde hak önce tek taraflı beyanla kullanılır, ardından sonucun kayda işlenmesi için dava açılır. Böyle dosyalarda dava, hakkı kullanan beyanın geçerliliğinin tespitine ve sonucun tescile yansıtılmasına hizmet eder.

Aile hukuku ve miras hukuku, yenilik doğuran hakların her üç türünün de yoğun biçimde göründüğü alanlardır. Evlilik birliğinin sona erdirilmesi bozucu, soybağının kurulması kurucu, nafaka miktarının değiştirilmesi değiştirici bir sonuç doğurur. Boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin talepler ise bu çerçevenin dışında kalır ve ayrı bir incelemeyi gerektirir; bu talepler için boşanmada mal paylaşımı rehberine bakılabilir.

Yenilik Doğuran Hakkın Kullanım Biçimleri

Doğrudan CevapYenilik doğuran hak iki biçimde kullanılır: karşı tarafa yöneltilen tek taraflı irade beyanıyla ya da mahkemeye açılan inşai davayla. Hangisinin geçerli olacağını maddi hukuk belirler. Kanun dava yolunu zorunlu kılmamışsa beyan yeterlidir ve dava açmakta hukuki yarar bulunmaz; zorunlu kılmışsa beyan tek başına sonuç doğurmaz.

Bu ayrım, inşai dava kurumunun kalbidir. Kanun koyucu bazı hakların kullanımını mahkeme denetimine bağlamıştır; çünkü bu hakların doğurduğu sonuç yalnızca tarafları değil üçüncü kişileri, kamu düzenini ve kayıt sistemlerini de etkiler. Evlilik birliğinin sona ermesi nüfus kaydını, ortaklığın giderilmesi tapu kaydını, genel kurul kararının iptali ticaret sicilini etkiler. Bu alanlarda tek taraflı beyanla sonuç doğurulması kabul edilemez.

Yenilik doğuran hakkın tek taraflı beyanla kullanılması ile inşai dava yoluyla kullanılmasının karşılaştırması (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 108)
Ölçüt Tek taraflı irade beyanı İnşai dava yolu
Hakkın kullanılma biçimi Karşı tarafa yöneltilen tek taraflı irade beyanı Mahkemeye yöneltilen dava
Hukuki dayanak Maddi hukuk hükmü hakkı doğrudan kullanılabilir kılar Maddi hukuk hükmü hakkın dava yoluyla kullanılmasını zorunlu tutar, HMK m. 108/2
Etkinin doğduğu an Beyan karşı tarafa ulaştığı anda İnşai hükmün şeklen kesinleştiği anda
Karşı tarafın rızası Aranmaz, beyan vardığı anda sonuç doğurur Aranmaz, sonucu mahkeme kararı doğurur
Beyanın geri alınması Ulaştıktan sonra tek taraflı olarak geri alınamaz Davadan feragat ya da davanın geri alınması yoluyla mümkündür
Şarta bağlanabilmesi Kural olarak şarta bağlanamaz Terditli talep ileri sürülebilir
Uyuşmazlık çıkarsa ne olur Hakkın geçerli kullanılıp kullanılmadığı sonradan tespit davasında tartışılır Tartışma davanın kendisinde çözülür, hüküm hukuki durumu bağlayıcı biçimde değiştirir
Süreye tabi olması Çoğunlukla hak düşürücü süreye tabidir Dava açma süresi hak düşürücü niteliktedir ve resen gözetilir
Tipik örnekler Sözleşmeden dönme, fesih, ayıp sebebiyle bedel indirimi, vekilin azli, mirasın reddi Boşanma, evlenmenin iptali, babalık, soybağının reddi, ortaklığın giderilmesi, genel kurul kararının iptali
Sonucun kayda işlenmesi Kural olarak ayrı bir tescil işlemi gerekmez Hüküm nüfus, tapu ya da ticaret siciline tescil edilir

Tablonun gösterdiği ölçütler arasında uygulamada en çok sonuç doğuran ikisi, etkinin doğduğu an ve hakkın geri alınabilirliğidir. Tek taraflı beyanda etki beyanın ulaştığı anda doğar; bu an sonradan değiştirilemez ve beyandan dönülemez. İnşai davada ise etki hükmün kesinleşmesiyle doğar; dava sürerken feragat ya da davanın geri alınması yoluyla sonuçtan dönülmesi mümkündür. Bu fark, dosyada strateji belirlenirken doğrudan rol oynar.

Yanlış yolun seçilmesinin sonucu

Kanun hakkın tek taraflı beyanla kullanılmasına izin verdiği hâlde dava açılması, hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine yol açar. Bunun tersi daha ağır sonuç doğurur: kanun dava yolunu zorunlu kıldığı hâlde yalnızca ihtarname gönderilmesi, hakkın hiç kullanılmamış sayılması anlamına gelir. Süre hak düşürücü nitelikteyse ve bu süre ihtarname gönderilerek geçirilmişse hak tamamen kaybedilir. Bu nedenle bir hakkın nasıl kullanılacağına karar verilirken bakılacak ilk yer, hakkı tanıyan maddi hukuk hükmünün kendisidir; hüküm “dava açabilir” diyorsa dava zorunludur, “isteyebilir” ya da “feshedebilir” diyorsa beyan yeterlidir.

Uygulamadan not - Av. Çağrı Ayboğa

Hak düşürücü sürenin ihtarname gönderilerek geçirildiği dosyalar, bu alanda gördüğüm en ağır kayıplardır. Dava yolunun zorunlu olduğu bir hakta ihtarname hiçbir sonuç doğurmaz; süreyi durdurmaz, kesmez ve hakkı ayakta tutmaz. Böyle bir dosyada yapılacak tek şey, sürenin niteliğini ve başlangıcını yeniden incelemektir. Sürenin öğrenme tarihine bağlandığı hâllerde başlangıcın tartışmaya açık olması, kimi dosyada tek çıkış yolu olarak kalır.

Gerçek ve Gerçek Olmayan İnşai Davalar

Doğrudan CevapÖğreti inşai davaları ikiye ayırır. Gerçek inşai davada istenen hukuki sonuç yalnızca mahkeme kararıyla doğabilir; arkasında tarafa ait bir yenilik doğuran hak bulunmaz. Gerçek olmayan inşai davada ise taraf zaten bir yenilik doğuran hakka sahiptir, ancak kanun bu hakkın dava yoluyla kullanılmasını zorunlu kılmıştır.

Ayrımın temelinde şu soru yatar: dava açılmasaydı taraf aynı sonuca kendi iradesiyle ulaşabilir miydi? Gerçek olmayan inşai davalarda cevap teorik olarak evettir; hakkın özü taraftadır, kanun yalnızca kullanımını mahkeme denetimine bağlamıştır. Gerçek inşai davalarda ise cevap hayırdır; sonucu doğurabilecek tek merci devlettir ve taraf yalnızca devletten hukuki himaye talep etmektedir.

Gerçek inşai davaHukuki sonuç yalnızca mahkeme kararıyla doğabilir. Evlenmenin butlanı, babalık, soybağının reddi ve evlat edinmenin kaldırılması davaları bu gruptadır. Burada taraf bir hakkı kullanmaz; mahkemeden bir hukuki durumun kurulmasını ya da kaldırılmasını ister.
Gerçek olmayan inşai davaTaraf bir yenilik doğuran hakka sahiptir, ancak kanun hakkın dava yoluyla kullanılmasını zorunlu kılmıştır. Önalım davası, ortaklığın giderilmesi davası ve genel kurul kararının iptali davası bu gruptadır.
Karma teori yaklaşımıÖğretide benimsenen yaygın görüş, inşai davaların tamamının tek bir teoriyle açıklanamayacağı ve her davanın kendi niteliğine göre değerlendirilmesi gerektiğidir. “Her inşai dava mutlaka bir inşai hakka dayanır” biçimindeki genel kabul, gerçek inşai davalar bakımından geçerli değildir.
Ayrımın pratik sonucuGerçek olmayan inşai davalarda hakkın varlığı ve süresinde kullanılıp kullanılmadığı tartışılır; dava açma süresi hak düşürücüdür. Gerçek inşai davalarda ise tartışma, kanunun aradığı sebebin somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde yoğunlaşır.
Tasarruf yetkisi ölçütüTarafların dava konusu üzerinde yargılama dışında tasarruf yetkisinin bulunup bulunmadığı, ayrımın en işlevsel ölçütüdür. Tasarruf yetkisi varsa dava gerçek olmayan inşai davadır; yoksa gerçek inşai davadır.
Ayrım neden önemlidir?

Ayrım, davadan feragat, kabul ve sulh gibi tasarruf işlemlerinin geçerliliğini belirler. Gerçek olmayan inşai davalarda taraflar dava konusu üzerinde tasarruf edebildikleri için feragat ve kabul kural olarak hüküm doğurur. Gerçek inşai davalarda ise dava konusu kamu düzenine ilişkin olduğundan tasarruf işlemleri sınırlıdır; davalının davayı kabulü tek başına hüküm kurulmasına yetmez ve mahkeme kanunun aradığı sebebin gerçekleşip gerçekleşmediğini resen araştırır. Soybağına ve evlenmenin butlanına ilişkin dosyalarda mahkemenin kendiliğinden delil toplaması bu nedenledir.

İnşai Davanın Şartları

Doğrudan Cevapİnşai dava açabilmek için üç ölçüt aranır: kanunun o hukuki durum için inşai dava yolunu tanımış olması, davacının bu davayı açma yetkisine sahip bulunması ve varsa dava açma süresinin geçirilmemiş olması. Bu ölçütlerin yanında genel dava şartları da ayrıca denetlenir.

İnşai davada hukuki yarar, diğer dava türlerinden farklı bir biçimde ortaya çıkar. Eda ve tespit davalarında hukuki yarar davacının somut durumuna göre değerlendirilirken, inşai davada kanunun dava yolunu tanımış olması kural olarak hukuki yararı da içinde barındırır. Kanun bir hukuki durumun yalnızca dava yoluyla değiştirilebileceğini öngörmüşse, o davayı açan kişinin yararı zaten kabul edilmiş demektir.

1
Kanun inşai dava yolunu tanımış olmalıdırHukuki durumun mahkeme kararıyla değiştirilebileceği, maddi hukuk hükmünden anlaşılmalıdır. Kanun bir hakkın dava yoluyla kullanılmasını öngörmemişse inşai dava açılamaz; taraflar sözleşmeyle böyle bir dava hakkı yaratamaz.
2
Davacı dava açma yetkisine sahip olmalıdırİnşai davalarda dava açabilecek kişiler çoğunlukla kanunda sayılır. Evlenmenin butlanında Cumhuriyet savcısı ve ilgililer, soybağının reddinde koca ve çocuk, genel kurul kararının iptalinde muhalefet şerhi veren pay sahipleri gibi. Yetkisi bulunmayan kişinin açtığı dava sıfat yokluğundan reddedilir.
3
Dava açma süresi geçirilmemiş olmalıdırİnşai davaların önemli bölümü hak düşürücü süreye tabidir. Süre kural olarak hakkın doğduğu ya da öğrenildiği tarihte işlemeye başlar, resen gözetilir ve durmaz. Süre geçtikten sonra açılan dava esasa girilmeksizin reddedilir.
4
Dava hasım gösterilerek açılmalıdırİnşai hüküm hukuki durumu değiştirdiği için, bu durumdan etkilenen bütün kişilerin davada taraf olması gerekir. Zorunlu dava arkadaşlığının bulunduğu hâllerde eksik hasımla açılan dava reddedilir.
5
Genel dava şartları sağlanmalıdırGörev, yetki, taraf ve dava ehliyeti, kesin hüküm bulunmaması ve varsa zorunlu arabuluculuk şartı inşai davalarda da ayrıca denetlenir.
6
Talep sonucu hukuki durumu açıkça göstermelidirYaratılması, değiştirilmesi ya da kaldırılması istenen hukuki durum dilekçede açıkça yazılmalıdır. Belirsiz bir talep sonucu, hükmün kayda işlenmesini imkânsız hâle getirir.
Uygulamadan not - Av. Çağrı Ayboğa

İnşai davalarda en sık karşılaştığım usul sorunu, hasım eksikliğidir. Hukuki durumu değiştirecek bir hüküm, o durumun tarafı olan herkese karşı kurulmak zorundadır. Ortaklığın giderilmesi davasında paydaşlardan birinin, soybağına ilişkin davada ilgili kişilerden birinin hasım gösterilmemesi, aylar süren yargılamanın sonunda davanın reddiyle sonuçlanır. Dava açılmadan önce yapılacak iş, tapu kaydı ya da nüfus kaydı üzerinden ilgili kişilerin listesini çıkarmak ve hiçbirini atlamamaktır.

İnşai Davada Taraflar ve Dava Açma Yetkisi

Doğrudan Cevapİnşai davada taraf sıfatı, hukuki durumun kimleri bağladığına göre belirlenir. Davacı, kanunun dava açma yetkisi tanıdığı kişidir. Davalı ise hukuki durumun diğer tarafıdır. Hukuki durum birden fazla kişiyi bağlıyorsa zorunlu dava arkadaşlığı doğar ve dava hepsine karşı birlikte açılmak zorundadır.

İnşai davalarda taraf sıfatı meselesi, diğer dava türlerine göre daha katıdır. Bunun sebebi hükmün etkisidir: inşai hüküm yalnızca taraflar arasında değil, hukuki durumun geçerli olduğu her yerde sonuç doğurur. Boşanma hükmü yalnızca eşler arasında değil, nüfus kayıtları, miras ilişkileri ve üçüncü kişilerle olan işlemler bakımından da geçerlidir. Bu geniş etki, hükmün kurulmasında ilgili herkesin dinlenmesini zorunlu kılar.

Davacı sıfatıKanunun dava açma yetkisi tanıdığı kişidir. Yetki kimi davada tek kişiye, kimi davada birden fazla kişiye tanınır. Yetkisiz kişinin açtığı dava, aktif husumet yokluğundan esastan reddedilir ve bu ret kesin hüküm oluşturur.
Davalı sıfatıHukuki durumun diğer tarafıdır. Önalım davasında payı satın alan kişi, ortaklığın giderilmesi davasında diğer paydaşlar, genel kurul kararının iptalinde şirket tüzel kişiliği davalı sıfatını taşır.
Zorunlu dava arkadaşlığıHukuki durum birden fazla kişiyi birlikte bağlıyorsa dava hepsine karşı açılmalıdır. Paylı mülkiyetin tasfiyesine, terekenin paylaşımına ve soybağına ilişkin davalar bu kapsamdadır. Eksik hasımla açılan dava, eksiklik giderilmezse reddedilir.
Cumhuriyet savcısının dava açma yetkisiKamu düzenine ilişkin bazı inşai davalarda Cumhuriyet savcısına da dava açma yetkisi tanınmıştır. Evlenmenin mutlak butlanı bu davaların başında gelir.
Üçüncü kişilerin durumuİnşai hüküm üçüncü kişileri de etkiler; buna karşılık üçüncü kişi davada taraf değilse hükmün kendisine karşı ileri sürülmesine karşı iddialarını ayrı bir davada ortaya koyabilir. Bu alanda davaya müdahale kurumu önemli bir araçtır.
Mirasçıların durumuTaraflardan birinin ölümü hâlinde davanın akıbeti, hakkın kişiye sıkı sıkıya bağlı olup olmadığına göre belirlenir. Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarda dava konusuz kalırken, malvarlığına ilişkin inşai davalar mirasçılarla devam eder. Terekeye ilişkin paylaşım talepleri için miras paylaşım davası rehberi incelenebilir.
Hasım eksikliği nasıl giderilir?

Zorunlu dava arkadaşlığının bulunduğu bir davada hasım eksikliği tespit edilirse, mahkeme davacıya eksikliği gidermesi için süre verir. Bu süre içinde eksik kişinin davaya dahil edilmesi hâlinde yargılama kaldığı yerden devam eder. Süre verilmesine rağmen eksiklik giderilmezse dava reddedilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, dahil etme işleminin dava açma süresine tabi davalarda sürenin geçmesinden sonra yapılamayacağıdır; hak düşürücü süre dolmuşsa eksikliğin giderilmesi de sonuç doğurmaz. Bu nedenle ilgili kişilerin listesi dava açılmadan önce kayıtlar üzerinden çıkarılmalıdır.

İnşai Hüküm ve Nitelikleri

Doğrudan Cevapİnşai hüküm, mevcut hukuki durumda icraya gerek kalmaksızın doğrudan değişiklik meydana getiren esasa ilişkin nihai karardır. Hüküm kesinleştiği anda yeni hukuki durum doğar. Bu niteliği sebebiyle inşai hüküm ne bir borç yükler ne de yalnızca bir durumu açıklar; hukuki gerçekliğin kendisini değiştirir.

İnşai hükmün üç niteliği vardır. Birincisi kurucu etkidir: hüküm hukuki durumu yaratır, değiştirir ya da kaldırır. İkincisi herkese karşı ileri sürülebilirliktir: inşai hükmün doğurduğu yeni durum, davanın tarafı olmayan kişiler bakımından da geçerlidir. Üçüncüsü ise kesinleşmeye bağlılıktır: inşai etki, hüküm şeklî anlamda kesinleşmeden doğmaz.

Kurucu etkiHüküm, hukuki durumu bizzat değiştirir. Boşanma hükmüyle evlilik sona erer, babalık hükmüyle soybağı kurulur, iptal hükmüyle genel kurul kararı hukuk düzeninden çıkar. Bu sonuçlar için ayrıca bir işlem yapılması gerekmez.
Herkese karşı geçerlilikKesin hükmün nispiliği ilkesi inşai hükümlerde yumuşar. Yeni hukuki durum, davanın tarafı olmayan kişiler bakımından da geçerlidir. Boşanmış kişinin yeniden evlenebilmesi ya da iptal edilen genel kurul kararına dayanılarak işlem yapılamaması bunun sonucudur.
Kesinleşmeye bağlılıkİnşai etki hükmün şeklen kesinleşmesiyle doğar. Kanun yoluna başvurulmuşsa inşai sonuç henüz doğmamıştır ve ara dönemde eski hukuki durum geçerliliğini korur.
Tescil ve kayıtİnşai hüküm çoğu zaman bir kayda işlenir: nüfus kütüğü, tapu sicili ya da ticaret sicili. Tescil işlemi inşai etkiyi doğurmaz, yalnızca onu açıklar ve üçüncü kişilere duyurur.
İnşai ve eda unsurlarının bir arada bulunmasıBir ilam hem inşai hem eda hükmü içerebilir. Boşanma ilamında boşanmaya ilişkin kısım inşai, nafaka ve tazminata ilişkin kısım eda niteliğindedir. İlam icraya konulurken bu ayrım gözetilir.
Kesin hüküm etkisiİnşai hüküm kesinleştikten sonra aynı hukuki durum bakımından yeniden dava açılamaz. Yeni bir dava ancak hükümden sonra ortaya çıkan vakıalara dayanabilir.
Uygulamadan not - Av. Çağrı Ayboğa

İlamın hangi kısmının inşai hangi kısmının eda niteliği taşıdığını ayırmak, icra aşamasında zaman kazandırır. Boşanma ilamını eline alan kişi, hükmün tamamının kesinleşmesini beklemek zorunda olduğunu düşünerek aylarca bekleyebilir. Oysa ilamdaki bazı kalemler bakımından uygulama farklıdır. İlam elinize geçtiğinde hüküm fıkrasını kalem kalem okumak ve her kalemin niteliğini ayrı ayrı belirlemek, sürecin tamamını hızlandırır.

İnşai Hüküm Neden İcraya Konulamaz?

Doğrudan Cevapİnşai hüküm icraya konulamaz; çünkü yerine getirilecek bir edim yoktur. Hüküm kesinleştiği anda hukuki durum zaten değişmiştir. İcra dairesine götürülebilecek tek şey, aynı ilamda yer alan eda nitelikli kalemlerdir: nafaka, tazminat, yargılama gideri ve vekâlet ücreti gibi.

Bu kuralın uygulamadaki karşılığı şudur: inşai hükme dayanılarak ilamlı icra takibi başlatılamaz. İnşai hükmün sonucu, kayıt tutan kuruma başvurularak gerçekleştirilir. Boşanma hükmü nüfus müdürlüğüne, tapu iptali ve tescil niteliği taşıyan inşai hükümler tapu müdürlüğüne, ticaret siciline ilişkin hükümler ise sicil müdürlüğüne bildirilir. Bu işlemler cebri icra değil, idari tescil işlemleridir.

İnşai kalemHukuki durumu değiştiren kalemdir ve icraya konulamaz. Boşanmaya, evlenmenin iptaline, soybağının reddine, ortaklığın giderilmesine ve genel kurul kararının iptaline ilişkin hüküm fıkraları bu gruptadır.
Eda kalemiAynı ilamda yer alan ve bir edim yükleyen kalemdir. Nafaka, maddi ve manevi tazminat, ecrimisil, yargılama gideri ve vekâlet ücreti bu gruptadır ve ilamlı icra yoluyla istenir.
Tescil yoluyla gerçekleşmeİnşai hükmün sonucu, ilgili kayıt kurumuna başvurularak kayda işlenir. Tescil işlemi inşai etkiyi doğurmaz; yalnızca doğmuş olan etkiyi kayda yansıtır.
Ortaklığın giderilmesinde özel durumOrtaklığın giderilmesi hükmü satış yoluyla giderilmeye karar verilmişse satış memurluğu aracılığıyla yerine getirilir. Burada yapılan işlem klasik anlamda bir ilamlı takip değil, hükmün gereğinin yerine getirilmesidir.
Yanlış takibin sonucuİnşai hükme dayanılarak başlatılan ilamlı takip, borçlunun şikâyeti üzerine iptal edilir. Alacaklı hem harç hem zaman kaybeder.
İnşai hüküm ile tespit hükmü arasındaki ortak nokta

İnşai hüküm ile tespit hükmü, icraya konulamama bakımından ortak bir noktada buluşur. Her ikisi de bir edim yüklemediği için icra dairesine götürülemez. Buna karşılık aralarındaki fark belirleyicidir: tespit hükmü mevcut bir durumu açıklar, inşai hüküm ise yeni bir durum yaratır. Bir hukuki ilişkinin var olmadığının tespiti istendiğinde dava tespit davasıdır ve hüküm yalnızca açıklayıcıdır. Aynı ilişkinin sona erdirilmesi istendiğinde ise dava inşai davadır ve hüküm kurucu etkiye sahiptir. Hangi hükmün elde edildiği, sonucun kayda işlenip işlenemeyeceğini doğrudan belirler. Borçlu olunmadığının tespitine ilişkin talepler için menfi tespit davası rehberi ayrıca incelenebilir.

İnşai Hükümlerin Geçmişe Etkili Olmaması

Doğrudan CevapHMK m. 108/3 uyarınca kanunlarda aksi belirtilmedikçe inşai hükümler geçmişe etkili değildir. Yeni hukuki durum, hükmün kesinleştiği andan itibaren ileriye doğru sonuç doğurur. Kesinleşmeden önceki döneme ilişkin hukuki ilişkiler, eski duruma göre değerlendirilir ve geçerliliklerini korur.

Bu kuralın arkasındaki düşünce hukuki güvenliktir. İnşai hüküm hukuki durumu değiştirdiği için, geçmişe etkili olması hâlinde o durumun geçerli olduğu dönemde yapılan bütün işlemler sarsılırdı. Yıllarca evli olarak yaşayan iki kişinin evliliğinin başlangıçtan itibaren hiç kurulmamış sayılması, bu süre içinde doğan çocukların durumunu, yapılan kazandırmaları ve üçüncü kişilerle olan işlemleri belirsiz hâle getirirdi.

Kuralın pratik sonuçları çok sayıdadır. Boşanma hükmü kesinleşene kadar evlilik birliği devam eder; bu dönemde doğan çocuk evlilik içinde doğmuş sayılır, eşler arasındaki mal rejimi işlemeye devam eder ve miras hakkı korunur. Nafakanın kaldırılmasına ilişkin hüküm kesinleşene kadar nafaka borcu devam eder; kesinleşmeden önceki aylara ilişkin ödenmemiş nafaka istenebilir.

Kesinleşmeden önceki dönemEski hukuki durum geçerliliğini korur. Bu dönemde yapılan işlemler, doğan haklar ve yüklenilen borçlar ayakta kalır.
Kesinleşme anıYeni hukuki durum bu anda doğar. Kayıt kurumları bu tarihi esas alır ve tescil işlemi bu tarihe göre yapılır.
Üçüncü kişilerin korunmasıKesinleşmeden önce iyiniyetle işlem yapan üçüncü kişilerin durumu, geçmişe etki yasağı sayesinde korunur. Bu koruma, kayıt sistemlerinin güvenilirliğinin de temelidir.
Talep sonucuna yansımasıDava dilekçesinde geçmişe dönük bir sonuç isteniyorsa, bu talebin kanuni dayanağı ayrıca gösterilmelidir. Dayanak gösterilmediğinde hüküm yalnızca ileriye etkili kurulur.
Kayıt düzeltmelerinde durumNüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin hükümlerde kaydın hangi tarihten itibaren düzeltileceği ayrı bir tartışma konusudur. Bu alanın işleyişi için nüfus kaydının düzeltilmesi davası rehberi incelenebilir.
Uygulamadan not - Av. Çağrı Ayboğa

Geçmişe etki yasağının gözden kaçtığı en tipik dosya, nafakanın kaldırılması talepleridir. Davacı, davanın açıldığı tarihten itibaren nafaka ödememeye başlar ve hüküm kesinleştiğinde arada kalan aylar için icra takibiyle karşılaşır. Oysa kaldırma hükmü kesinleşene kadar nafaka borcu devam eder. Bu dosyalarda ilk söylediğim şey şudur: hüküm kesinleşene kadar ödemeye devam edin, aksi hâlde kazandığınız davadan sonra ayrı bir icra dosyasıyla uğraşırsınız.

Geçmişe Etkinin Kabul Edildiği İstisnai Hâller

Doğrudan CevapGeçmişe etki, kanunun açıkça öngördüğü hâllerle sınırlıdır. Madde gerekçesinin ifadesiyle inşai hükümlerin geçmişe etkili olması son derece istisnai hâllere özgüdür. İstisnalar çoğunlukla, hukuki durumun baştan itibaren sakat olduğu ya da hakkın doğumunun geçmişteki bir olaya bağlandığı hâllerde ortaya çıkar.

İstisnaların ortak özelliği, kanun koyucunun hukuki durumu baştan itibaren sakat saymasıdır. Bir sözleşme irade sakatlığı sebebiyle iptal edildiğinde, sözleşmenin hiç kurulmamış sayılması gerekir; aksi hâlde iptal kurumunun koruyucu işlevi anlamını yitirir. Benzer biçimde, soybağının geçmişte doğmuş bir olaya bağlandığı hâllerde hükmün yalnızca ileriye etkili olması, kurumun amacına aykırı sonuç doğurur.

İrade sakatlığı sebebiyle iptalHata, hile ya da korkutma sebebiyle sözleşmenin iptali hâlinde sözleşme baştan itibaren geçersiz sayılır ve verilenler sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenir.
Soybağına ilişkin hükümlerBabalık hükmü ile kurulan soybağı, çocuğun doğum anından itibaren sonuç doğurur. Benzer biçimde soybağının reddi hükmü de geçmişe etkili sonuç doğurur.
Ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisBu davalarda verilen hükümler, mirasın açıldığı an esas alınarak sonuç doğurur. Tereke üzerindeki hak sahipliği mirasbırakanın ölüm anına göre belirlenir.
Genel kurul kararının iptaliİptal hükmü, kararın alındığı tarihe kadar geriye etkili olur ve karar hiç alınmamış sayılır. Bu sonucun iyiniyetli üçüncü kişiler bakımından sınırları ayrıca değerlendirilir.
Kanun tarafından öngörülen diğer hâllerÖzel kanunlar belirli hükümler bakımından geçmişe etki öngörebilir. Bu nedenle her inşai davada dayanılan maddi hukuk hükmünün zaman bakımından etkiye ilişkin bir düzenleme içerip içermediği ayrıca denetlenmelidir.
İsim ve kayıt davalarında zaman bakımından etki

Kişinin adının ya da nüfus kaydının değiştirilmesine ilişkin hükümler, kural olarak kesinleşme anından itibaren sonuç doğurur ve kayda bu tarihte işlenir. Buna karşılık değişikliğin geçmişte düzenlenmiş belgelere yansıtılması ayrı bir meseledir; diploma, tapu kaydı, sicil kaydı ve benzeri belgelerde düzeltme, ilgili kurumlara ayrıca başvurulmasını gerektirir. Hükmün kesinleşmesiyle birlikte yapılacak iş, değişikliğin yansıtılması gereken bütün kayıtların listesini çıkarmak ve her biri için ayrı başvuru yapmaktır. Bu alanda izlenecek yol için isim değiştirme davası rehberine bakılabilir.

Kesinleşme ve İnşai Etkinin Doğduğu An

Doğrudan Cevapİnşai etki, hükmün şeklî anlamda kesinleştiği anda doğar. Şeklî kesinleşme, hükme karşı olağan kanun yollarının tüketilmesi ya da süresinde başvurulmaması anlamına gelir. Bu nedenle inşai hükümler kesinleşmeden icra edilemez ve kayda işlenemez; ara dönemde eski hukuki durum geçerliliğini korur.

Kesinleşme ölçütü, inşai davayı eda davasından ayıran en işlevsel farklardan biridir. Eda hükümlerinin önemli bölümü kesinleşmeden icraya konulabilirken, inşai hükümler bakımından böyle bir imkân yoktur. Bunun sebebi, inşai etkinin geri alınamaz nitelikte olmasıdır: hukuki durum bir kez değiştiğinde, kanun yolu sonunda hüküm kaldırılsa bile ara dönemde doğan sonuçların tamamen ortadan kaldırılması mümkün olmaz.

1
Hükmün tefhim ya da tebliğiKanun yolu süresi, hükmün gerekçeli olarak tebliğiyle işlemeye başlar. Bu tarihin doğru tespiti, kesinleşme tarihinin de doğru belirlenmesini sağlar.
2
Kanun yolu süresinin geçmesiSüresinde istinaf ya da temyiz yoluna başvurulmazsa hüküm bu sürenin dolmasıyla kesinleşir.
3
Kanun yolu incelemesinin tamamlanmasıBaşvuru yapılmışsa hüküm, kanun yolu incelemesinin tamamlanmasıyla kesinleşir. İnşai etki bu ana kadar doğmaz.
4
Kesinleşme şerhi alınmasıMahkeme kalemine başvurularak ilam örneğine kesinleşme şerhi işlettirilir. Şerh, kayıt kurumlarına yapılacak başvurularda aranır.
5
Kayda tescil başvurusuŞerhli ilam örneğiyle ilgili kuruma başvurulur: nüfus müdürlüğü, tapu müdürlüğü ya da ticaret sicili müdürlüğü. Tescil işlemi inşai etkiyi doğurmaz, yalnızca kayda yansıtır.
6
Eda kalemlerinin ayrı takibiAynı ilamdaki nafaka, tazminat ve yargılama gideri gibi eda kalemleri, kendi kurallarına göre ayrıca icraya konulur.
Uygulamadan not - Av. Çağrı Ayboğa

Kesinleşme tarihinin yanlış hesaplanması, kayda tescil aşamasında işlem reddine yol açar. Gerekçeli kararın tebliğ tarihi ile kanun yolu süresinin başlangıcı arasındaki ilişki doğru kurulmadığında, kalem şerhi vermekte tereddüt eder ve dosya ileri geri gider. Bu kaybı önlemenin yolu, karar çıktığı anda tebligat parçalarını dosyaya koymak ve süreyi gün gün yazılı olarak hesaplamaktır.

Kanunda Düzenlenen İnşai Dava Örnekleri

Doğrudan Cevapİnşai dava örnekleri aile hukuku, miras hukuku, eşya hukuku, borçlar hukuku ve ticaret hukuku alanlarına yayılır. Evlenmenin butlanı, boşanma, babalık, soybağının reddi, ölüme bağlı tasarrufların iptali, tenkis, önalım, ortaklığın giderilmesi ve genel kurul kararının iptali en sık rastlanan örneklerdir.

Aşağıdaki örneklerde ortak nokta, kanunun hukuki durumun yalnızca mahkeme kararıyla değiştirilebileceğini öngörmüş olmasıdır. Her örnekte dava açma yetkisi, dava açma süresi ve hasım çevresi kanunda ayrıca düzenlenir; bu nedenle dava açılmadan önce ilgili hükmün tam metninin okunması gerekir.

Evlenmenin butlanı davasıEvliliğin mutlak ya da nispi butlan sebebiyle iptali istenir. Mutlak butlan hâllerinde Cumhuriyet savcısı da dava açabilir. Hüküm kesinleşene kadar evlilik geçerli sayılır.
Boşanma davasıEvlilik birliğinin sona erdirilmesi istenir. Kabul hâlinde evlilik hükümle sona erer; nafaka ve tazminat kalemleri ise aynı ilamda eda niteliği taşır. Sürecin yürütülmesi için Ankara boşanma avukatı sayfamız incelenebilir.
Babalık davasıÇocuk ile baba arasında soybağının kurulması istenir. Gerçek inşai dava niteliğindedir; hükümle birlikte soybağı kurulur.
Soybağının reddi davasıEvlilik içinde doğan çocuk ile koca arasındaki soybağının ortadan kaldırılması istenir. Dava açma yetkisi ve süresi kanunda özel olarak düzenlenmiştir.
Ölüme bağlı tasarrufların iptali davasıVasiyetname ya da miras sözleşmesinin iptali istenir. İptal hükmü, tasarrufu hukuk düzeninden çıkarır.
Tenkis davasıSaklı pay sahibi mirasçının, saklı payını aşan tasarrufların indirilmesini istediği davadır. Değiştirici bir sonuç doğurur.
Önalım davasıPaylı mülkiyette payın üçüncü kişiye satılması hâlinde, önalım hakkı sahibinin payın kendisine devrini istediği davadır. Hak dava yoluyla kullanılır ve hak düşürücü süreye tabidir.
Ortaklığın giderilmesi davasıPaylı ya da elbirliği mülkiyetinin aynen taksim ya da satış yoluyla sona erdirilmesi istenir. Bütün paydaşların davada taraf olması zorunludur.
Genel kurul kararının iptali davasıAnonim şirket ve kooperatiflerde kanuna, esas sözleşmeye ya da dürüstlük kuralına aykırı genel kurul kararlarının iptali istenir. Dava süreye tabidir ve davalı şirket tüzel kişiliğidir.
Kira bedelinin tespiti ile ilişkisiKira bedelinin tespiti talebinin niteliği öğretide tartışmalıdır; hükmün mevcut sözleşmenin içeriğini değiştirmesi sebebiyle inşai yönü bulunduğu kabul edilir. Bu davanın işleyişi kira tespit davası rehberinde ele alınmıştır.
Terditli talep ve inşai dava

İnşai davalarda terditli talep ileri sürülmesi mümkündür. Davacı, asıl talebinin kabul edilmemesi ihtimaline karşı ikinci bir talebi sıraya koyabilir. Ortaklığın giderilmesi davasında önce aynen taksim, kabul edilmezse satış yoluyla giderilme talebi bunun tipik örneğidir. Terditli talebin geçerli olabilmesi için talepler arasında hukuki ya da ekonomik bir bağ bulunması ve sıranın dilekçede açıkça gösterilmesi gerekir. Mahkeme asıl talebi reddetmedikçe ikinci talebi inceleyemez; bu sıra atlanırsa hüküm bozma sebebi oluşturur.

İnşai Davada Yargıtay Uygulaması

Doğrudan CevapYargıtay uygulamasında inşai davalar bakımından dört ölçüt öne çıkar: davanın kanunen tanınmış bir inşai dava olup olmadığı, dava açma süresinin hak düşürücü nitelikte olması ve resen gözetilmesi, zorunlu dava arkadaşlığında hasım çevresinin eksiksiz olması ve inşai hükmün kural olarak geçmişe etkili sonuç doğurmaması.

İlk ölçüt, davanın kanuni dayanağıdır. Uygulamada, kanunun inşai dava yolu öngörmediği bir hukuki durumun değiştirilmesi talebiyle açılan davaların hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddedilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Tarafların sözleşmeyle yeni bir inşai dava hakkı yaratmaları da bu çerçevede kabul görmemektedir. Buna karşılık kanunda açık boşluk bulunan hâllerde kıyas yoluyla sonuca ulaşılması mümkün görülmektedir.

İkinci ölçüt süredir. İnşai davaların önemli bölümünde kanun hak düşürücü bir süre öngörür. Yargıtay, bu sürelerin zamanaşımı gibi def’i olarak ileri sürülmesinin gerekmediğini, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiğini istikrarlı biçimde kabul etmektedir. Sürenin başlangıcının tespiti ise dosyanın özelliğine göre değişmekte; öğrenme tarihine bağlanan sürelerde bu tarihin somut delillerle ortaya konulması aranmaktadır.

Üçüncü ölçüt hasım çevresidir. İnşai hükmün hukuki durumu herkese karşı değiştirmesi sebebiyle, o durumun tarafı olan bütün kişilerin davada yer alması gerektiği kabul edilmektedir. Zorunlu dava arkadaşlığının bulunduğu dosyalarda eksik hasımla verilen hükümlerin bozulması gerektiği, mahkemenin davacıya eksikliğin giderilmesi için süre vermesi gerektiği uygulamada yerleşmiş bir yaklaşımdır.

Dördüncü ölçüt zaman bakımından etkidir. Yargıtay, kanunda açık bir düzenleme bulunmadıkça inşai hükümlerin geçmişe etkili sonuç doğurmayacağını kabul etmekte; kesinleşmeden önceki döneme ilişkin hak ve borçların eski hukuki duruma göre değerlendirilmesi gerektiğini aramaktadır. Nafakanın kaldırılması, ortaklığın giderilmesi ve kira bedelinin tespiti dosyalarında bu ölçüt sıklıkla tartışma konusu olmaktadır. Uygulamada ayrıca, inşai etkinin hükmün şeklen kesinleşmesiyle doğduğu ve bu tarihten önce kayda tescil yapılamayacağı kabul edilmektedir.

İnşai dava dosyasında denetlenecek noktalar

Talep edilen sonuç, kanunun inşai dava yolu tanıdığı bir hukuki duruma mı ilişkin?
Dayanılan hak tek taraflı beyanla mı yoksa dava yoluyla mı kullanılmalı?
Dava açma süresi hak düşürücü nitelikte mi, başlangıç tarihi hangi olaya bağlı?
Davacının kanunda sayılan dava açma yetkisi var mı?
Hukuki durumun tarafı olan bütün kişiler hasım gösterildi mi?
Talep sonucu, yaratılması, değiştirilmesi ya da kaldırılması istenen durumu açıkça gösteriyor mu?
Geçmişe etkili bir sonuç isteniyorsa kanuni dayanağı dilekçede gösterildi mi?
İlamda eda nitelikli kalemler var mı, bunlar ayrıca takip edilecek mi?
Hükmün kayda işleneceği kurum ve başvuru belgeleri belirlendi mi?

Ankara’da İnşai Dava Süreci ve Ayboğa Avukatlık Bürosu

Doğrudan CevapAnkara’da inşai davalar, konusuna göre aile, asliye hukuk, sulh hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinde görülür. Boşanma ve soybağı davaları aile mahkemesinde, ortaklığın giderilmesi sulh hukuk mahkemesinde, genel kurul kararının iptali asliye ticaret mahkemesinde görülür. Hüküm kesinleştikten sonra sonuç, nüfus, tapu ya da ticaret siciline tescil edilir.

Ankara’da bu dosyaların yürütülmesinde iki başlık öne çıkar. Birincisi süre yönetimidir: inşai davaların önemli bölümü hak düşürücü süreye tabidir ve bu süre mahkemece resen gözetilir. Sürenin başlangıcının hangi olaya bağlandığı, dosyanın ilk gününde yazılı olarak hesaplanmalıdır. İkincisi hasım çevresinin belirlenmesidir: tapu kaydı, nüfus kaydı ya da pay defteri üzerinden ilgili kişilerin listesi eksiksiz çıkarılmalıdır.

Üçüncü bir başlık, hükmün kesinleşmesinden sonraki aşamadır. İnşai hüküm icraya konulamadığı için, sonucun hayata geçmesi kayıt kurumlarına yapılacak başvurularla gerçekleşir. Hangi kuruma hangi belgelerle başvurulacağı, hükmün türüne göre değişir. Kesinleşme şerhli ilam örneğinin zamanında alınması ve tescil başvurusunun gecikmeden yapılması, sürecin tamamlanma süresini belirleyen asıl etkendir.

Ayboğa Avukatlık Bürosu, Çankaya’daki ofisinden aile hukuku, miras hukuku, eşya hukuku ve ticaret hukuku kaynaklı inşai davalarda vekillik hizmeti vermektedir. Büro, dava açılmadan önce sürelerin ve hasım çevresinin belirlenmesi, talep sonucunun kurulması, yargılama boyunca delillerin sunulması ve hükmün kesinleşmesinin ardından tescil başvurularının yürütülmesi aşamalarını birlikte takip eder. Büronun çalışma alanlarına Ankara avukat sayfamızdan ulaşabilirsiniz. Dosyanızla ilgili ilk değerlendirme için nüfus ya da tapu kaydı örneği, varsa ihtarname ve yazışmaları iletmeniz yeterlidir.

İnşai Dava Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

İnşai dava nedir, hangi maddede düzenlenir?
İnşai dava, mahkemeden yeni bir hukuki durum yaratılmasını, mevcut bir hukuki durumun içeriğinin değiştirilmesini ya da ortadan kaldırılmasını istemek üzere açılan dava türüdür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 108’de üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Kabul hâlinde hukuki durum hükmün kesinleşmesiyle kendiliğinden değişir.
İnşai dava hangi hâllerde açılabilir?
HMK m. 108/2 uyarınca inşai dava, bir inşai hakkın dava yoluyla kullanılmasının zorunlu olduğu hâllerde açılır. Bu hâllerin neler olduğunu maddi hukuk gösterir. Kanun bir hak için dava yolunu zorunlu kılmamışsa hak tek taraflı irade beyanıyla kullanılır ve dava açmakta hukuki yarar bulunmaz.
Yenilik doğuran hak ne demektir?
Sahibine tek taraflı bir irade beyanıyla yeni bir hukuki durum yaratma, mevcut bir durumu değiştirme ya da sona erdirme yetkisi veren haktır. Karşı tarafın rızası aranmaz; beyan ona ulaştığı anda sonuç doğar. Beyan kural olarak şarta bağlanamaz, geri alınamaz ve hak kullanıldığı anda tükenir.
Yenilik doğuran haklar kaça ayrılır?
Doğurdukları sonuca göre üçe ayrılır. Kurucu yenilik doğuran hak yeni bir ilişki yaratır, örneğin önalım hakkı. Değiştirici yenilik doğuran hak mevcut ilişkinin içeriğini değiştirir, örneğin bedelden indirim isteme. Bozucu yenilik doğuran hak ise ilişkiyi sona erdirir, örneğin fesih ve sözleşmeden dönme.
Gerçek ve gerçek olmayan inşai dava farkı nedir?
Gerçek inşai davada istenen sonuç yalnızca mahkeme kararıyla doğabilir ve arkasında tarafa ait bir yenilik doğuran hak bulunmaz; evlenmenin butlanı ve babalık davası bu gruptadır. Gerçek olmayan inşai davada ise taraf zaten bir hakka sahiptir, kanun yalnızca bu hakkın dava yoluyla kullanılmasını zorunlu kılmıştır; önalım ve ortaklığın giderilmesi davası bu gruptadır.
İnşai hüküm icraya konulabilir mi?
Hayır. İnşai hüküm bir edim yüklemediği için icra dairesine götürülemez; hukuki durum hükmün kesinleşmesiyle zaten değişmiştir. İcraya konulabilecek olan, aynı ilamda yer alan nafaka, tazminat, yargılama gideri ve vekâlet ücreti gibi eda nitelikli kalemlerdir.
İnşai hükümler geçmişe etkili midir?
Kural olarak hayır. HMK m. 108/3 uyarınca kanunlarda aksi belirtilmedikçe inşai hükümler geçmişe etkili değildir. Yeni hukuki durum, hükmün kesinleştiği andan itibaren ileriye doğru sonuç doğurur. İrade sakatlığı sebebiyle iptal ve soybağına ilişkin bazı hükümler gibi kanunun açıkça öngördüğü hâller istisnadır.
İnşai etki ne zaman doğar?
Hükmün şeklî anlamda kesinleştiği anda doğar. Olağan kanun yolları tüketilmedikçe ya da süresinde başvurulmadıkça hüküm kesinleşmez. Bu nedenle inşai hükümler kesinleşmeden kayda tescil edilemez ve ara dönemde eski hukuki durum geçerliliğini korur.
İnşai dava hangi mahkemede açılır?
Tek bir görevli mahkeme yoktur; görev, dayanılan maddi hukuk hükmüne göre belirlenir. Boşanma ve soybağı davaları aile mahkemesinde, ortaklığın giderilmesi sulh hukuk mahkemesinde, genel kurul kararının iptali asliye ticaret mahkemesinde, önalım davası ise asliye hukuk mahkemesinde görülür.
İnşai davada süre kaçırılırsa ne olur?
İnşai davaların önemli bölümünde kanun hak düşürücü süre öngörür. Bu süre mahkemece resen gözetilir, def’i olarak ileri sürülmesi gerekmez ve kural olarak durmaz ya da kesilmez. Süre geçtikten sonra açılan dava esasa girilmeksizin reddedilir ve hak tamamen kaybedilir.
İnşai davada bütün ilgililerin hasım gösterilmesi şart mı?
Hukuki durum birden fazla kişiyi birlikte bağlıyorsa evet. Ortaklığın giderilmesi, terekeye ilişkin davalar ve soybağına ilişkin davalarda zorunlu dava arkadaşlığı bulunur ve dava bütün ilgililere karşı açılmalıdır. Eksik hasımla açılan davada mahkeme eksikliğin giderilmesi için süre verir; giderilmezse dava reddedilir.
İnşai dava ile eda davası arasındaki fark nedir?
Eda davasında mahkemeden bir edim istenir ve hüküm icra yoluyla yerine getirilir. İnşai davada ise hukuki durumun değiştirilmesi istenir ve değişiklik hükmün kesinleşmesiyle kendiliğinden doğar. En pratik ölçüt şudur: kabul kararından sonra karşı tarafın yapması gereken bir şey kalıyorsa dava eda davası, kalmıyorsa inşai davadır.

İlgili Rehberler

Eda Davası Nedir? HMK 105

Verme, yapma ve yapmama edimleri, eda davasının şartları, görevli mahkeme ve hükmün icra edilebilirliği.

Eda davası rehberini oku

Menfi Tespit Davası

Borçlu olunmadığının tespiti talebinin şartları, icra takibiyle ilişkisi ve takibin durdurulması.

Menfi tespiti incele

Miras Paylaşım Davası

Terekenin paylaşımında izlenen yol, zorunlu dava arkadaşlığı ve paylaşma biçimleri.

Paylaşım davasına git

Delil Tespiti Davası HMK 400

Dava açılmadan önce ya da yargılama sırasında delilin korunması için başvurulan geçici hukuki koruma yolu.

Delil tespitini gör

Kaynakça

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 105 - 109 dava türleri - mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6100.pdf
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu - mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu - mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6098.pdf
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu - mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6102.pdf
T.C. Adalet Bakanlığı, mahkeme ve adliye bilgileri - adalet.gov.tr/
Av. Çağrı Ayboğa, Ayboğa Avukatlık Bürosu, Ankara

Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?

Ayboğa Avukatlık Bürosu - Ankara Barosu Sicil No: 34507 - Çankaya / Ankara

Av. Çağrı Ayboğa, Ankara Barosu’na kayıtlı bir avukattır ve medeni usul hukuku, aile hukuku ile eşya hukuku alanlarında çalışmaktadır. Boşanma, soybağı, önalım, ortaklığın giderilmesi ve genel kurul kararının iptali gibi inşai nitelikli davalarda vekillik yürütmekte; dava açılmadan önce hak düşürücü sürelerin ve hasım çevresinin belirlenmesi ile hükmün kesinleşmesinin ardından nüfus, tapu ve ticaret siciline yapılacak tescil başvurularını birlikte takip etmektedir.

Bu rehber 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu esas alınarak hazırlanmış, hukuki doğruluğu 29 Ekim 2026 tarihinde Av. Çağrı Ayboğa tarafından denetlenmiştir. Metin bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi belgeleriyle değerlendirilmelidir.

LinkedIn - YouTube - Google Haritalar

Avukata Sor

Dayandığınız hakkın tek taraflı beyanla mı yoksa dava yoluyla mı kullanılacağından emin değilseniz, tapu ya da nüfus kaydı örneğini, varsa ihtarname ve yazışmaları iletin; süreyi ve hasım çevresini birlikte belirleyelim.

Avukata Sor Ankara Avukat

Danışmanlık ücretlidir. Görüşme ücretleri 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca uygulanır.

Ayboğa Avukatlık Bürosu Ankara İletişim ve Harita

BüroAyboğa Avukatlık Bürosu
AdresEmek Mah. Bişkek Cd. 26/3 Çankaya / Ankara
Çalışma saatleriHafta içi 09.00 - 18.00

© 2026 Ayboğa Law Firm — Tüm hakları saklıdır.KVKKGizlilik Politikası