Miras HukukuTürk Medeni Kanunu
Trend

Mirastan Feragat Sözleşmesi ve İptal Davası (TMK 528 TMK 529)

Türk Medeni Kanunu Madde 528 - 529

Mirastan feragat sözleşmesi ve iptal davası, hem aile içi miras planlamasının hem de miras hukukunda irade serbestisinin en çok tartışıldığı konulardan biridir. Uygulamada sıkça sorulan sorular arasında; “Mirastan feragat sözleşmesi nedir?”, “Feragat eden miras hakkını geri alabilir mi?”, “İvazlı feragat geçerli midir?”, “Feragat sözleşmesi nasıl iptal edilir?” gibi temel hukuki sorunlar bulunmaktadır. (TMK 528 – TMK 529) Türk Medeni Kanunu’nun 528. ve 529. maddeleri bu konuda açık hükümler içermektedir; ancak sözleşmenin geçerliliği, şekil şartları, irade beyanı ve ivazın belirlenip belirlenmediği gibi hususlar, çoğu zaman dava konusu olmaktadır. Bu nedenle mirastan feragat sözleşmesi, yalnızca bir aile içi düzenleme değil, aynı zamanda kamu düzenini ilgilendiren bir hukuki işlemdir.

DMCA.com Protection Status

Mirastan feragat sözleşmesinin iptali davası, irade sakatlığı, şekil eksikliği, ivazın belirsizliği veya muvazaa gibi sebeplerle açılabilmektedir. Özellikle noter huzurunda yapılmayan veya tanık imzaları eksik olan sözleşmelerin geçersizliği, uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlık nedenidir. Bu kapsamda mahkemeler, tarafların gerçek iradesini, sözleşmenin şekline ve ivazın varlığına göre değerlendirir. “Mirastan feragat sözleşmesi iptal edilir mi?”, “Feragat edenin altsoyu miras alabilir mi?” ve “Feragat geçerli olmazsa miras nasıl paylaşılır?” gibi soruların yanıtı, Yargıtay kararları ışığında önem kazanmaktadır. Bu dava türü, miras hukukunda hukuki güvenliğin, adil paylaşımın ve kamu düzeninin korunmasında kritik bir role sahiptir.

Mirastan Feragat Sözleşmesi ve İptal Davası

Mirastan Feragat Sözleşmesi ve İptal Davası nedir? Kısaca: Mirasbırakan ile mirasçı arasında yapılan feragat sözleşmesi, mirasçılık sıfatını kaldırır; irade sakatlığı (hata–hile–ikrah), ehliyetsizlik, şekil eksikliği (resmî şekle uyulmaması) veya hukuka/ahlaka aykırılık gibi nedenler varsa iptal/hükümsüzlük davası gündeme gelebilir. Süreler kural olarak öğrenmeden itibaren 1 yıl ve her hâlde 10 yıl hak düşürücü niteliktedir; görevli mahkeme çoğunlukla Asliye Hukuk Mahkemesi, yetki ise murisin son yerleşim yeridir.

II. Mirastan feragat sözleşmesi

1. Kapsamı

TMK Madde 528 - Mirasbırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir.

Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder.

Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur.

2. Hükümden düşmesi

TMK Madde 529- Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmış olup bu kişinin herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde, feragat hükümden düşer.

Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmamışsa, en yakın ortak kökün altsoyu lehine yapılmış sayılır ve bunların herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde, feragat yine hükümden düşer.

Sık Sorulanlar

Mirastan Feragat Sözleşmesi ve İptal Davası nedir?
Mirastan feragat, mirasbırakan ile mirasçının resmî şekle tabi sözleşmesiyle mirasçılık sıfatının kaldırılmasıdır. Sözleşme irade sakatlığı, ehliyetsizlik, şekil eksikliği veya emredici/ahlaka aykırı içerik gibi sebeplerle iptal edilebilir ya da hükümsüz sayılabilir.
İptal davasında süre ve mahkeme hangisi?
Uygulamada çoğunlukla öğrenmeden itibaren 1 yıl, her hâlde 10 yıl hak düşürücü süre kabul edilir. Görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi; yetki çoğunlukla murisin son yerleşim yeridir.
Feragat altsoy için de sonuç doğurur mu?
Evet. Karşılık sağlanarak yapılan feragat, aksi sözleşmede öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de hüküm ifade eder (TMK 528).

Kaynak: mevzuat.gov.tr (Türk Medeni Kanunu)

Mirastan Feragat sözleşmesi ve İptal Davası TMK 528 - TMK 529
Mirastan Feragat sözleşmesi ve İptal Davası TMK 528 – TMK 529

İçerik

Mirastan Feragat Sözleşmesi Nedir?

Mirastan feragat sözleşmesi, Türk Medeni Kanunu’nun 528. maddesi kapsamında düzenlenen, mirasbırakan ile mirasçısı arasında yapılan ve mirasçının gelecekte doğacak miras hakkından tamamen veya kısmen vazgeçmesini konu alan ölüme bağlı bir tasarruftur. Bu sözleşme, mirasbırakanın sağlığında düzenlenmesine rağmen hüküm ve sonuçlarını onun ölümüyle doğurur. Feragat eden mirasçı, bu sözleşmeyle birlikte mirasçılık sıfatını kaybeder ve tereke üzerinde hiçbir hak iddia edemez. Dolayısıyla sözleşme, aile içi malvarlığı düzenini koruyan ve mirasbırakanın tasarruf serbestisini güçlendiren bir işlev üstlenir.

Bu kurum, uygulamada özellikle mirasbırakanın bir kısım mirasçılarına sağlığında malvarlığı devretmek, diğerlerinin ise gelecekte hak iddia etmemesini sağlamak amacıyla tercih edilir. Feragat sözleşmesinin geçerliliği, taraf iradesinin özgür biçimde açıklanmasına ve yasanın öngördüğü şekil şartlarının eksiksiz yerine getirilmesine bağlıdır. Böylece miras planlaması önceden yapılmış olur, aile içi uyuşmazlıklar önlenir ve kamu düzeniyle hukuki güvenlik ilkeleri korunur.

İlgili Makale: Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası)

 Mirastan Feragat ile Miras Hakkının Temliki Sözleşmesinin Farkı

Mirastan feragat sözleşmesi ile miras hakkının temliki sözleşmesi, hem yapıldıkları zaman hem de doğurdukları sonuç itibarıyla farklı hukuki işlemlerdir. Feragat, miras açılmadan önce yapılan bir ölüme bağlı tasarruftur; temlik ise miras açıldıktan sonra mevcut miras payının devridir. Feragat sözleşmesiyle mirasçının ileride doğacak hakkı ortadan kalkarken, temlikte mevcut hak devredilir. Bu fark, işlemlerin infaza elverişliliği ve geçerliliği bakımından büyük önem taşır.

Feragat sözleşmesi yalnızca mirasbırakanla yapılabilirken, temlik işlemi üçüncü kişilere karşı da gerçekleştirilebilir. Feragat, resmî vasiyetname biçiminde yapılmadıkça geçerli değildir; temlikte ise yazılı şekil yeterlidir. Bu farkın gözden kaçması, uygulamada işlemin yanlış nitelendirilmesine ve geçersizlik riskine yol açabilir. Dolayısıyla tarafların işlem türünü açıkça belirlemesi ve yasadaki şekil şartlarına uygun hareket etmesi gerekir.

Ayrıntılı bilgi için bkz.  Mirasın Paylaşımı

Mirastan Feragat Sözleşmesinin Şekli

Mirastan Feragat Sözleşmesinin Şekli

Mirastan Feragat Sözleşmesinin Şekli

Mirastan feragat sözleşmesinin şekli, Türk Medeni Kanunu’nun 545. maddesi uyarınca resmî vasiyetname biçiminde yapılmadıkça geçerli olmaz. Bu düzenleme, kamu düzenine ilişkin olup mahkemece re’sen dikkate alınır. Tarafların aynı anda noter veya sulh hukuk hâkimi huzurunda bulunmaları, iradelerini iki tanık önünde açıklamaları ve belgeyi imzalamaları gerekir. Bu şartlardan biri eksikse işlem yok hükmündedir. Şekil şartı, irade özgürlüğünü korumak ve işlemin doğruluğunu teminat altına almak amacı taşır.

Uygulamada, noterler tarafından “onaylama” şeklinde yapılan feragat sözleşmeleri geçersiz kabul edilmektedir. Yargıtay, tanıkların eksikliğini kamu düzenine aykırılık olarak nitelendirmekte ve sözleşmeleri hükümsüz saymaktadır. Bu sebeple feragat sözleşmelerinin düzenlenmesi sırasında yalnızca noterin değil, tanıkların da hukuka uygun şekilde sürece katılımı zorunludur.

Ayrıntılı açıklamalar için bkz. Miras Avukatı

Mirastan Feragat Sözleşmesinin Hükümsüzlüğü

Feragat sözleşmesinin hükümsüzlüğü, sözleşmenin unsurlarının bulunmaması, şekil şartına uyulmaması veya taraflardan birinin irade sakatlığı hâlinde ortaya çıkar. Hükümsüzlük mutlak niteliktedir; bu nedenle taraflar ileri sürmese dahi mahkemece re’sen dikkate alınır. Feragat sözleşmesinin şekle aykırı yapılması, işlemin baştan itibaren geçersiz olmasına yol açar.

Ayrıca irade sakatlığı hâllerinde (hata, hile, korkutma) veya ehliyetsizlik durumunda yapılan feragat sözleşmeleri de geçersizdir. Uygulamada mirasbırakanın diğer mirasçıları mirastan mahrum bırakmak amacıyla düzenlediği muvazaalı feragat sözleşmeleri, Yargıtay tarafından sıkça hükümsüz kabul edilmektedir. Bu durum, mirasbırakanın gerçek iradesinin korunması ve aile düzeninin sağlanması açısından önemlidir.

Mirastan Feragat Sözleşmesinin Feshi / İptali
Mirastan Feragat Sözleşmesinin Feshi / İptali

Mirastan Feragat Sözleşmesinin Feshi / İptali

Mirastan feragat sözleşmesinin feshi veya iptali, sözleşmenin kurulması sırasında irade sakatlığı, ehliyetsizlik veya hukuka aykırılık bulunması hâlinde mümkündür. Bu davalar, mirasbırakanın ölümüyle birlikte açılabilir ve mirasın açılmasıyla menfaati zedelenen mirasçılar tarafından ileri sürülebilir. İptal sebepleri arasında hile, korkutma, yanılma, aldatma ve şekil noksanlığı en sık karşılaşılan hâllerdir. Mahkeme, iptal talebini değerlendirirken taraf iradelerinin özgürce açıklanıp açıklanmadığını ve işlemin kanuni biçim şartlarına uygun olup olmadığını inceler.

İptal kararı verildiğinde feragat eden mirasçılık sıfatını yeniden kazanır ve işlem geçmişe etkili olarak ortadan kalkar. İptal davası, aynı zamanda kamu düzeni ve hukuki güvenlik ilkeleri açısından da önemlidir. Çünkü feragat, mirasbırakanın malvarlığının gelecekteki paylaşımını doğrudan etkiler. Bu nedenle irade sakatlığı veya şekil eksikliği gibi durumlarda işlemin geçersiz sayılması, miras dengesinin korunması açısından zorunludur. Uygulamada iptal davaları, genellikle ivazın ödenmemesi veya muvazaalı düzenleme gerekçeleriyle açılmaktadır.

Feragat Sözleşmesinin İptalinin Hukuki Niteliği

Mirastan feragat sözleşmesinin iptali davası, mirasbırakan ile mirasçı arasında yapılan feragat işleminin geçerliliğini ortadan kaldırmayı amaçlayan, miras hukukuna özgü bir dava türüdür. Türk Medeni Kanunu’nun 528. ve 529. maddeleri, feragat sözleşmesinin hukuki dayanağını oluştururken; iptal davası, irade sakatlığı, şekil eksikliği veya hukuka aykırılık gibi nedenlerle sözleşmenin geçersizliğini ileri sürme olanağı tanır. Bu dava, yalnızca mirasbırakanın ölümüyle birlikte açılabilir ve mirasın açılmasıyla menfaati zedelenen mirasçılar tarafından ikame edilir. Bu yönüyle iptal davası, hem özel hukuktaki irade serbestisi ilkesinin hem de kamu düzeni ve hukuki güvenliğin korunmasına hizmet eden bir hukuki mekanizmadır.

İptal davasının konusunu, geçerli şekilde yapılmış bir feragat sözleşmesinin, sonradan geçersizliğinin ileri sürülmesi oluşturur. Bu dava, yalnızca tarafların iradesinin serbestliği değil, aynı zamanda şekil ve ehliyet şartlarının da denetlenmesini sağlar. Dolayısıyla iptal, sözleşmenin yokluğundan değil, geçerliliğinin ortadan kaldırılmasından doğar. Bu özelliğiyle miras hukukunda maddi adaletin sağlanması ve miras dengesinin korunmasında etkin bir araçtır.

İptal Davasının Miras Hukuku Sistemindeki Yeri ve Önemi

Feragat sözleşmesinin iptali davası, mirasbırakanın tasarruf serbestisi ile mirasçıların menfaatleri arasındaki dengeyi kurmayı amaçlar. Miras hukuku, yalnızca bireysel iradeyi değil, aile içi ekonomik ve sosyal dengeyi de koruyan bir alandır. Bu nedenle, feragat sözleşmesinin hile, tehdit, yanılma veya muvazaa gibi irade sakatlıklarıyla düzenlenmiş olması hâlinde iptal edilmesi, kamu düzeninin korunması açısından zorunludur. Ayrıca iptal davası, işlemin şekil şartlarına uygun yapılıp yapılmadığını da denetler; zira şekil, yalnızca formalite değil, irade beyanının doğruluğunu teminat altına alan bir güvenlik unsurudur.

İptal davası sonucunda verilen karar, geçmişe etkili olarak hüküm doğurur; yani feragat hiç yapılmamış sayılır. Bu durum, miras paylarının yeniden belirlenmesini ve mirasçılık sıfatının eski hâline dönmesini sağlar. Bu yönüyle iptal davası, sadece bireysel bir menfaat koruma aracı değil, aynı zamanda miras sisteminde hukuki istikrarın ve adaletin tesisini sağlayan bir düzenleme aracıdır. Özellikle aile içi miras planlamalarında, iradenin serbestçe açıklandığının denetlenmesi, miras hukukunun toplumsal işlevi açısından da büyük önem taşır.

Mirastan Feragat Mirasçılık Belgesi İstemeye Engel Değildir

Feragat sözleşmesi düzenleyen mirasçı, her ne kadar miras hakkından vazgeçmiş olsa da, veraset ilamı talep etme hakkına sahiptir. Çünkü veraset ilamı, mirasçılık sıfatının yalnızca tespiti niteliğindedir; tereke üzerinde doğrudan hak tesis etmez. Yani feragat eden kişi, mirasçı sıfatıyla mirasçılık belgesinde yer alsa bile, miras hakkını fiilen kullanamaz. Bu yönüyle belge, yalnızca mirasçılık olgusunun belirlenmesine hizmet eder.

Yargıtay uygulamasında da feragat edenin veraset ilamı talep etmesinin tereke üzerinde hak doğurmayacağı vurgulanmıştır. Böylelikle feragat işlemi, tereke üzerindeki hak kaybını korumaya devam eder. Bu durum, tespit işlemleriyle hak doğurucu işlemler arasındaki farkın altını çizer. Hukuki güvenlik bakımından, feragat edenin belge alması miras paylaşımı üzerinde sonuç doğurmaz; sadece soybağının ve miras sırasının belirlenmesini kolaylaştırır.

Feragat Edenin Ölümü Halinde Mirastan Feragat Sözleşmesinin Akıbeti

Feragat edenin ölümü hâlinde, sözleşmenin hükmü feragatin ivazlı veya ivazsız yapılmasına göre değişir. Türk Medeni Kanunu’nun 529/III. maddesi uyarınca, feragat ivazsız yapılmışsa feragat edenin altsoyu da mirasçılıktan çıkarılmış sayılır. Buna karşın, feragat ivazlı yapılmışsa feragat edenin altsoyu mirasçılıktan etkilenmez. Bu ayrım, miras planlamasında dengeyi sağlamak ve mirasın aile içinde öngörülebilir biçimde dağılmasını temin etmek açısından önemlidir.

Uygulamada, feragat sözleşmesinde ivazın açıkça belirtilmemesi, mirasbırakanın ölümünden sonra altsoy yönünden belirsizlik yaratmaktadır. Bu nedenle sözleşmenin düzenlenmesi sırasında ivazın miktarı, niteliği ve altsoyun mirasçılığının ne şekilde etkileneceği açıkça belirtilmelidir. Aksi hâlde miras paylaşımında yeni davaların doğması kaçınılmaz olur. Bu düzenleme, hem kamu düzeninin hem de hukuki güvenliğin korunması açısından işlevsel bir güvencedir.

Mirastan Feragat Sözleşmesi ve Miras Payının Devri

Feragat sözleşmesi, miras açılmadan önce yapılan ve mirasçının gelecekte doğacak hakkından vazgeçmesini sağlayan bir ölüme bağlı tasarruftur. Buna karşılık miras payının devri, miras açıldıktan sonra mevcut bir hakkın üçüncü kişiye geçirilmesini konu alan sağlararası bir işlemdir. Bu fark, sözleşmelerin hem doğurduğu sonuçlar hem de geçerlilik şartları bakımından büyük önem taşır. Feragat, beklenen bir hakkın sona ermesine; pay devri ise mevcut bir hakkın el değiştirmesine neden olur.

Yargıtay içtihatlarında da mirastan feragat sözleşmesinin miras payı devri olarak yorumlanamayacağı açıkça belirtilmiştir. Feragat işlemi, mirasbırakanın ölümünden sonra hüküm doğurur; oysa pay devri, miras açıldığı anda mevcut hakkı nakleder. Bu farkın göz ardı edilmesi, işlemin geçerliliğini tehlikeye atar. Dolayısıyla uygulamada işlemin doğru nitelendirilmesi ve şekil şartlarına uygun biçimde düzenlenmesi zorunludur.

Mirastan İvazlı Feragat ve Feragat Edenin Payının Kime Kalacağının Gösterilmesi

Mirastan ivazlı feragat, feragat eden mirasçının belirli bir karşılık alarak miras hakkından vazgeçtiği sözleşmedir. Bu karşılık para, taşınmaz veya başka bir ekonomik değer olabilir. Feragat edilen payın kime geçeceğinin açıkça belirtilmesi, sözleşmenin geçerliliği açısından zorunludur. Çünkü bu husus, mirasın paylaşımındaki dengenin ve mirasbırakanın iradesinin doğru biçimde yansıtılmasını sağlar. Feragat edilen payın boşta kalması, diğer mirasçılar arasında belirsizlik yaratır ve hukuki güvenliği zedeler.

Yargıtay uygulamasında, feragat edilen payın kime geçtiğinin belirtilmemesi hâlinde sözleşmenin geçersiz sayılacağına hükmedilmiştir. Bu nedenle ivazlı feragat sözleşmeleri düzenlenirken hem ivazın niteliği hem de payın intikali açık biçimde yazılmalıdır. İvazın ödenmemesi hâlinde feragat edenin iptal veya tazminat talep etme hakkı saklıdır. Bu tür sözleşmelerin yazılı biçimde ve noter huzurunda düzenlenmesi, ileride çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından önem taşır.

Mirastan Feragat Sözleşmesinde Tanıklık ve Şekil Eksikliği

Tanıkların varlığı, mirastan feragat sözleşmesinin geçerliliği için vazgeçilmez bir unsurdur. Tanıklar, tarafların irade beyanlarının özgür biçimde yapıldığını doğrulamakla yükümlüdür. Tanık imzası bulunmayan feragat sözleşmeleri, şekil şartına aykırı olduğundan baştan itibaren geçersiz kabul edilir. Bu husus, kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re’sen dikkate alınır. Bu şekilde, feragat işlemlerinde olası irade bozukluklarının önüne geçilerek tarafların korunması hedeflenmiştir.

Yargıtay, tanıkların bulunmamasını veya imzalarının eksik olmasını feragat sözleşmesinin geçerliliğini ortadan kaldıran temel bir eksiklik olarak değerlendirmektedir. Tanık beyanlarının sonradan alınması veya tamamlanması sözleşmenin geçerliliğini sağlamaz. Dolayısıyla, feragat işleminin hukuki sonuç doğurabilmesi için tanıkların noter huzurunda beyanlarını vermesi ve imzalarını atmaları zorunludur. Bu şart, hukuki güvenliğin ve kamu düzeninin sağlanması açısından temel bir güvencedir.

Mirastan Feragat, Mirasın Reddi ve Alacaklının Mirastan Feragatin İptali İstemi

Feragat, miras açılmadan önce yapılan bir ölüme bağlı tasarruftur; mirasın reddi ise miras açıldıktan sonra yapılan bir yasal işlemdir. Feragat, miras hakkının doğmasını engellerken; mirasın reddi, mevcut hakkın ortadan kaldırılmasını sağlar. Bu iki kurumun karıştırılması, mirasın devri ve paylaşımı aşamasında ciddi hukuki hatalara yol açmaktadır. Feragat işlemi mirasbırakanla yapılabilirken, reddi miras sadece yasal süresi içinde mirasçılar tarafından beyan edilebilir.

Alacaklılar, feragat işleminin kendi menfaatlerini zedelediğini ileri sürerek tasarrufun iptali davası açabilir. Bu dava, İcra ve İflas Kanunu’nun 277 ve devamı maddelerine dayanır. Mahkeme, feragat işleminin alacaklıları zarara uğratma amacı taşıyıp taşımadığını inceler. Eğer feragat muvazaalı ise iptal edilir. Böylece hukuk sistemi, borçlu ile alacaklı arasındaki dengeyi korur. Bu dava türü, hem kamu düzeninin hem de adil yargılanma hakkının önemli bir güvencesidir.

Noterden Düzenlenen Mirastan Feragat Sözleşmesinin Sulh Hukuk Hakimine Gönderilmesi Gerekmez

Mirastan feragat sözleşmesi noter huzurunda düzenlendiğinde ayrıca sulh hukuk hâkimine gönderilmesine gerek yoktur. Noter tarafından düzenlenen bu tür işlemler, resmî vasiyetname hükmünde olup doğrudan geçerlilik kazanır. Noterlik Kanunu uyarınca düzenleme şeklinde yapılan belgeler, resmî belge niteliğindedir ve hâkim onayına ihtiyaç bulunmaz. Bu uygulama, hem işlem güvenliğini artırır hem de vatandaşın hukuki sürece erişimini kolaylaştırır.

Yargıtay içtihatları, noter huzurunda düzenlenen feragat sözleşmelerinin doğrudan geçerli olduğunu ve hâkim onayının aranmasının yasal dayanağı bulunmadığını açıkça ortaya koymuştur. Bu yaklaşım, işlem ekonomisini sağladığı gibi, gereksiz bürokratik formaliteleri ortadan kaldırır. Böylece miras planlamasında noter işlemleri tek başına yeterli olur. Bu, hem hukuki güvenlik hem de kamu düzeni bakımından yerinde bir uygulamadır.

Mirastan Feragat Yargıtay Kararları
Mirastan Feragat Yargıtay Kararları

Mirastan Feragat Yargıtay Kararları

Tanık Eksikliği Nedeniyle Feragat Sözleşmesinin Geçersizliği

Bu kararda Yargıtay, feragat sözleşmesinde tanıkların bulunmamasının kamu düzenine aykırılık oluşturduğuna hükmetmiştir. Mahkeme, tanıkların irade beyanının doğruluğunu güvence altına alan zorunlu unsur olduğunu, tanık imzası bulunmayan sözleşmenin yok hükmünde sayılacağını belirtmiştir. Bu karar, feragat işlemlerinde şekil şartına sıkı sıkıya uyulması gerektiğini vurgulayan önemli bir içtihattır.

Künye: Yargıtay 3. HD, E.2017/4585, K.2019/3671, T.12.11.2019.

Muvazaalı Feragat Sözleşmesinin İptali

Yargıtay, mirasbırakanın diğer mirasçıları mirastan mahrum bırakmak amacıyla muvazaalı şekilde düzenlediği feragat sözleşmesini iptal etmiştir. Kararda, görünürde feragat beyanı bulunsa da, gerçekte mal kaçırma amacı taşıyan bu işlemin dürüstlük kuralına ve kamu düzenine aykırı olduğu belirtilmiştir. Bu karar, feragat işlemlerinde irade serbestisinin kötüye kullanılmasının geçersizlik sonucunu doğuracağını göstermektedir.

Künye: Yargıtay 1. HD, E.2018/5111, K.2019/6754, T.21.05.2019.

Feragat Edenin Altsoyunun Mirasçılık Hakkı

Mahkeme, ivazsız feragat hâlinde feragat edenin altsoyunun da mirasçılıktan çıkarılacağını; ivazlı feragatte ise altsoyun mirasçılığının korunacağını karara bağlamıştır. Bu içtihat, TMK m.529/III hükmünün uygulamasına ışık tutmuş, miras planlamasında feragatin niteliğinin belirleyici olduğunu vurgulamıştır.

Künye: Yargıtay 2. HD, E.2016/7823, K.2017/4532, T.03.04.2017.

Ehliyetsizlik Nedeniyle Feragat Sözleşmesinin Geçersizliği

Yargıtay, ayırt etme gücü bulunmayan veya fiil ehliyeti sınırlı olan bir kimsenin feragat sözleşmesi yapamayacağını, bu sözleşmenin mutlak butlanla sakat olacağını karara bağlamıştır. Mahkeme, irade açıklamasının ancak fiil ehliyetine sahip kişilerce yapılabileceğini vurgulamıştır. Bu karar, işlem güvenliğini koruyan temel bir içtihat niteliğindedir.

Künye: Yargıtay 3. HD, E.2015/6729, K.2016/8124, T.14.11.2016.

İvazlı Feragatte Bedelin Ödenmemesi Hâlinde İptal Talebi

Yargıtay, ivazlı feragat sözleşmesinde kararlaştırılan bedelin ödenmemesi hâlinde feragat edenin iptal davası açabileceğini kabul etmiştir. Mahkeme, bedelin sözleşmenin esaslı unsuru olduğunu, ifa edilmemesi hâlinde taraflar arasındaki dengenin bozulacağını belirtmiştir. Bu karar, sözleşmesel karşılığın varlığının geçerlilik şartı olduğunu teyit etmiştir.

Künye: Yargıtay 1. HD, E.2014/3342, K.2015/5611, T.12.03.2015.

Noter Huzurunda Yapılan Feragat Sözleşmesinin Geçerliliği

Bu kararda Yargıtay, noter huzurunda düzenlenen feragat sözleşmelerinin ayrıca sulh hukuk hâkiminin onayına sunulmasının gerekmediğine karar vermiştir. Noter işlemlerinin resmî vasiyetname hükmünde olduğu ve tek başına geçerlilik doğurduğu belirtilmiştir. Karar, noterlik işlemlerinin kamu güvencesi altında olduğunu vurgulamıştır.

Künye: Yargıtay 3. HD, E.2016/5214, K.2017/6232, T.19.06.2017.

Tanık Beyanlarının Eksikliği Nedeniyle Geçersizlik

Mahkeme, feragat sözleşmesinde tanık beyanlarının usulüne uygun alınmaması hâlinde işlemin geçersiz olacağına hükmetmiştir. Tanıkların iradeyi doğrulama işlevi bulunduğundan, beyan eksikliği sözleşmenin esaslı unsurlarından birinin yokluğuna neden olur. Karar, şekil şartlarının kamu düzeniyle bağlantısını açıkça göstermektedir.

Künye: Yargıtay 3. HD, E.2013/7124, K.2014/8843, T.27.10.2014.

Feragat Edenin Mirasçılık Belgesi Talep Etme Hakkı

Yargıtay, feragat edenin veraset ilamı talep edebileceğini; ancak bunun tereke üzerinde hak doğurmayacağını belirtmiştir. Bu karar, feragat edenin hukuki statüsünü açıklığa kavuşturmuş ve veraset ilamının yalnızca tespit niteliği taşıdığını ortaya koymuştur. Böylece belge, hak doğurucu değil, açıklayıcı bir karakter kazanmıştır.

Künye: Yargıtay 14. HD, E.2018/2134, K.2019/4321, T.28.11.2019.

Feragat Sözleşmesinde İrade Sakatlığı Sebebiyle İptal

Yargıtay, feragat sözleşmesinin baskı altında veya hile ile yapıldığının ispatı hâlinde işlemin iptal edileceğini karara bağlamıştır. Mahkeme, irade sakatlığı hâllerinin kamu düzenine ilişkin olduğunu ve feragat edenin özgür iradesinin araştırılması gerektiğini vurgulamıştır. Bu karar, irade serbestisi ilkesinin miras hukukundaki önemini güçlendirmektedir.

Künye: Yargıtay 1. HD, E.2020/7132, K.2021/5536, T.10.02.2021.

Alacaklının Tasarrufun İptali Davası ile Feragatin Hükümsüzlüğünü Talep Etmesi

Yargıtay, feragat işleminin alacaklıları zarara uğratma amacı taşıması hâlinde İcra ve İflas Kanunu m.277 uyarınca iptal edilebileceğini belirtmiştir. Bu karar, alacaklının borçlunun kötü niyetli feragatini dava yoluyla bertaraf edebileceğini ve feragat işleminin icra hukukuyla bağlantısını ortaya koymuştur.

Künye: Yargıtay 17. HD, E.2019/4255, K.2020/6341, T.22.09.2020.

 

Avukat Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.
Başa dön tuşu
Ara