Ceza Hukuku
Trend

TCK 102/3-a Kendini Savunamayacak Kişiye Karşı Cinsel Saldırı

TCK 102/3-a Güncelleme Tarihi: 21 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa

TCK 102/3-a nedir? TCK 102/3-a, cinsel saldırının beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir. Ağır zihinsel engellilik, bedensel güçsüzlük ile uyku, baygınlık ve iradeyi ortadan kaldıran yoğun alkol veya madde etkisi bu kapsamdadır. Verilen cezalar yarı oranında artırılır: Temel şekilde aralık 7,5-15 yıla, organ veya cisim sokulmasında alt sınır 18 yıla çıkar. Savunmasızlık her olayda raporla ortaya konulur.

Hukuk, direnme imkanı olmayanın iradesini kendisi savunur. Ağır zihinsel engeli nedeniyle fiilin anlamını kavrayamayan, uyku veya baygınlık içinde olan ya da bedensel güçsüzlüğü direnmeye elvermeyen bir kişiye yönelen cinsel saldırı, mağdurun korunmasızlığını fiilin aracı yapar. TCK 102 cinsel saldırı suçu bu durumu ilk nitelikli hal olarak düzenler: TCK 102/3-a.

Bu yazıda savunmasızlık kavramının kapsamını, rıza ile ilişkisini ve emsal Yargıtay kararlarını birebir metinleriyle inceliyoruz. Yaş küçüklüğüne dayalı korumasızlık ayrı bir suçun konusudur ve TCK 103/1 rehberimizde incelenmiştir.

TCK 102/3-a Nedir?

TCK 102/3-a, mağdurun fiil anındaki durumuna bağlı bir nitelikli haldir ve iki işlevi birlikte görür: Cezayı yarı oranında artırır ve rıza tartışmasının zeminini değiştirir; çünkü fiilin anlamını algılayamayacak durumda olan kişinin görünüşte rızası hukuken geçerli değildir. Savunmasızlık sürekli olabilir (ağır zihinsel engel, ileri yaş, felç gibi bedensel güçsüzlük) veya geçici olabilir (uyku, baygınlık, iradeyi ortadan kaldıran yoğun alkol ve madde etkisi). Her iki halde de belirleyici olan, mağdurun o anda fiilin cinsel niteliğini kavrama ve direnme imkanının bulunup bulunmadığıdır.

TCK 102 Kanun Metni

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102. maddesinin yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.

Cinsel saldırı

Madde 102 – (1) (Değişik: 18/6/2014-6545/58 md.) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.

(3) Suçun;

a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından,

d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,

e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır.

(4) Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(5) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

Kimler Savunmasız Sayılır ve Nasıl İspatlanır?

  • Ruhsal savunmasızlık: Cinsel davranışın anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğini ortadan kaldıran zihinsel engellilik ve ağır ruhsal rahatsızlıklar bendin çekirdeğidir; derecenin fiile etkisi Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulunca raporlanır.
  • Bedensel savunmasızlık: Felç, ağır hastalık ve ileri yaşa bağlı güçsüzlük gibi direnme imkanını fiilen ortadan kaldıran durumlar kapsamdadır; yaş tek başına yetmez, fiili durum araştırılır.
  • Geçici savunmasızlık: Uyku, baygınlık, anestezi etkisi ve iradeyi ortadan kaldıracak yoğunluktaki alkol veya madde etkisi bent kapsamındadır; failin mağduru bu hale kendisinin getirmesi ayrıca cebir tartışması doğurur.
  • İspat düzeni: Aşağıda birebir verdiğimiz kararların gösterdiği gibi, savunma yeteneğinin bulunmadığı soyut kabulle değil; sağlık kayıtları, tanık anlatımları ve Adli Tıp raporuyla ortaya konulmalıdır.

TCK 102/3-a Cezası Ne Kadar?

  • Temel şekil üzerinden: Beş ila on yıllık aralık yarı oranında artırılır: yedi buçuk yıldan on beş yıla kadar hapis.
  • Sarkıntılık üzerinden: İki ila beş yıllık aralık üç yıldan yedi buçuk yıla çıkar.
  • Organ veya cisim sokulmasında: On iki yıllık alt sınır on sekiz yıla yükselir; üst sınır yirmi yıldır.
  • Diğer bentlerle birleşme: Birden fazla bendin varlığı artırımı tekrarlatmaz; ancak temel cezanın belirlenmesinde gözetilir.

Şikayet, Tutuklama ve Yargılama

  • Şikayet: Nitelikli haller şikayete tabi değildir; temel şekil şikayete bağlı olsa da bent koşulları gerçekleştiğinde soruşturma kendiliğinden yürütülür.
  • Uzlaştırma: Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yolu kapalıdır; taraflar anlaşsa dahi dosya kamu adına yürütülür.
  • Tutuklama: Fiil 102/2 boyutundaysa katalog kapsamında tutuklama nedeni var sayılabilir; temel şekil üzerinden artırımda genel koşullar uygulanır.
  • Görevli mahkeme: Artırımlı üst sınırlar nedeniyle dosyalar kural olarak ağır ceza mahkemesinde görülür; sarkıntılık düzeyinde kalan fiillerde asliye ceza mahkemesi görevlidir.
  • İspat rejimi: Bu suçlar çoğu zaman tanıksız ortamlarda işlendiğinden mağdur beyanı merkezi delildir; ancak beyanın mahkumiyete yeterliliği, iç tutarlılık ve dış doğrulama ölçütleriyle denetlenir. Ayrıntılar için cinsel suçlarda ispat ve mağdur beyanı delili rehberimize bakabilirsiniz.
  • İnfaz rejimi: Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda koşullu salıverilme oranı süreli hapiste dörtte üçtür; infaz hesabı için infaz hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz.

Avukata Sor: TCK 102/3-a Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim

Mağdurun fiil anındaki savunma yeteneği; Adli Tıp raporları, sağlık kayıtları ve olay anlatımlarıyla belirlenir ve hem artırımın hem rıza tartışmasının anahtarıdır. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.

Avukata Sor

Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetlerimiz, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAUT) uyarınca ücrete tabidir.

TCK 102/3-a Yargıtay Kararları

Aşağıdaki üç emsal karar, bu hükmün uygulamadaki sınırlarını çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.

TCK 102/3-a – AĞIR DERECEDE ZEKÂ GERİLİĞİ NEDENİYLE CİNSEL DAVRANIŞLARA KARŞI KENDİSİNİ KORUYAMAYACAK DURUMDA BULUNAN YETİŞKİN MAĞDURA YÖNELİK ORGAN SOKMA EYLEMİNDE TCK 102/2 İLE BİRLİKTE TCK 102/3-a UYGULANIR

Somut olayda elli dört yaşındaki sanığın, otuz yaşında bulunan ve ağır derecede zekâ geriliği olduğu belirlenen mağdurla cami tuvaletinde cinsel ilişkiye girdiği kabul edilmiştir. Mağdur on sekiz yaşından büyük olduğundan çocukların cinsel istismarını düzenleyen TCK 103 değil, yetişkinlere yönelik cinsel saldırıyı düzenleyen TCK 102 hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılmıştır. Mahkeme, mağdurun ruhsal durumu nedeniyle kendisine yönelik cinsel davranışın anlam ve sonuçlarını sağlıklı biçimde değerlendiremediğini ve kendisini bu tür davranışlara karşı koruyabilecek durumda olmadığını kabul etmiştir.

Dosyanın önemli özelliklerinden biri, sanığın mağdura karşı ayrıca cebir, tehdit veya fiziksel şiddet uyguladığının kabul edilmemesidir. Bu nedenle uyuşmazlık yalnızca cinsel ilişkinin gerçekleşip gerçekleşmediğiyle sınırlı kalmamış; ağır zekâ geriliği bulunan yetişkin mağdurun görünürdeki rızasına hukuki değer verilip verilemeyeceği ve aynı ruhsal durumun TCK 102/3-a kapsamında cezayı artıran neden olarak uygulanıp uygulanamayacağı da tartışılmıştır.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi çoğunluğu, mağdurun ağır derecedeki zihinsel yetersizliği karşısında cinsel ilişkiye geçerli biçimde rıza gösterebilecek durumda olmadığını esas alan mahkûmiyet hükmünü hukuka uygun bulmuştur. Cinsel saldırı suçlarında rızanın hukuken sonuç doğurabilmesi için kişinin yalnızca dış dünyaya bir kabul iradesi yansıtması yeterli değildir. Kişinin cinsel davranışın anlamını, sonuçlarını ve kendisi üzerindeki etkilerini kavrayabilecek ve buna göre serbest iradesini oluşturabilecek durumda bulunması gerekir.

Somut olayda mağdurun zihinsel kapasitesinin bu nitelikte özgür ve bilinçli bir irade oluşturmaya elverişli olmadığı belirlenmiştir. Dolayısıyla sanığın cebir veya tehdide başvurmamış olması, eylemi hukuka uygun hâle getirmemektedir. Mağdurun direnmemesi veya ilişkiye fiziksel olarak karşı koymaması da geçerli rıza bulunduğu anlamına gelmez. Mağdurun ruhsal durumu nedeniyle hukuken geçerli rıza oluşturamadığı durumda, fiziksel direnç göstermemesi sanık lehine yorumlanamaz.

Daire çoğunluğu bunun yanında mağdurun ruhsal durumunun TCK 102/3-a kapsamında ayrıca dikkate alınabileceğini kabul etmiştir. TCK 102/3-a, cinsel saldırının “beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı” işlenmesini cezayı artıran nitelikli hâl olarak düzenlemektedir. Ağır derecede zekâ geriliği nedeniyle kendisini cinsel saldırıya karşı koruyamayan yetişkin mağdur da bu hükmün koruma alanındadır.

Kararda bu noktada önemli bir karşı oy tartışması da bulunmaktadır. Karşı oyda, mağdurun ruhsal durumunun zaten rızasına hukuken değer verilmemesinin ve dolayısıyla temel cinsel saldırı suçunun oluşmasının nedeni olduğu; aynı zihinsel yetersizliğin bir kez daha TCK 102/3-a kapsamında cezanın artırılmasında kullanılmasının aynı olgunun sanık aleyhine iki defa değerlendirilmesi sonucunu doğurabileceği savunulmuştur. Buna rağmen Daire çoğunluğu bu görüşü benimsememiş ve TCK 102/3-a’nın uygulanmasını hukuka uygun bulmuştur.

Eylem cinsel organın mağdurun vücuduna sokulması suretiyle gerçekleştirildiğinden TCK 102/1 değil, öncelikle TCK 102/2 uygulanmıştır. Bunun ardından mağdurun ağır derecede zekâ geriliği nedeniyle ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olması sebebiyle TCK 102/3-a uyarınca cezada artırım yapılmıştır. Böylelikle organ sokma biçimindeki icra şekli ile mağdurun savunmasızlığı birbirinden ayrı hukuki nedenler olarak değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay, ağır derecede zekâ geriliği bulunan yetişkin mağdurun cebir veya tehdide maruz kalmaksızın sanıkla cinsel ilişkiye girmiş görünmesinin tek başına geçerli rıza oluşturmayacağını; mağdurun ruhsal durumu nedeniyle kendisini cinsel saldırıya karşı savunamayacak durumda bulunması hâlinde TCK 102/2 ile birlikte TCK 102/3-a’nın uygulanabileceğini kabul eden mahkûmiyet hükmünü onamıştır.

Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 14.04.2021, E. 2017/561, K. 2021/2719

TCK 102/3-a – HAFİF-ORTA DERECEDE ZEKÂ GERİLİĞİ BULUNAN YETİŞKİN MAĞDURUN CİNSEL DAVRANIŞIN HUKUKİ ANLAM VE SONUÇLARINI ALGILAYAMAMASI HÂLİNDE, DİRENMEMESİ VEYA GÖRÜNÜRDE KABUL GÖSTERMESİ GEÇERLİ RIZA SAYILAMAZ

Somut olayda otuz iki yaşındaki mağdurun hafif-orta derecede zekâ geriliğinin bulunduğu belirlenmiştir. Birden fazla sanığın mağdurla değişik tarihlerde ve farklı yerlerde cinsel ilişkiye girdikleri, bu ilişkiler sonucunda mağdurun hamile kaldığı; sanıklardan bir diğerinin ise mağdura basit cinsel saldırı niteliğinde fiziksel temaslarda bulunduğu kabul edilmiştir. İlk derece mahkemesi organ sokma eylemlerini gerçekleştiren sanıklar hakkında TCK 102/2 ve 102/3-a, diğer sanık bakımından ise TCK 102/1 ve 102/3-a hükümlerini uygulamıştır.

Dosyada özellikle mağdurun cinsel ilişkilere fiziksel olarak karşı koymaması ve sanıkların yoğun cebir veya tehdit kullanmaksızın cinsel davranışlarda bulunmuş olmaları tartışılmıştır. Ancak Yargıtay değerlendirmesinde belirleyici olan husus, mağdurun davranışlarının dış görünüşü değil, ruhsal durumu nedeniyle cinsel davranış konusunda geçerli bir irade oluşturabilecek durumda bulunup bulunmadığıdır.

Cinsel saldırı suçunda rıza, failin eylemini suç olmaktan çıkarabilecek temel unsurlardan biridir. Bununla birlikte hukuken geçerli rızadan söz edilebilmesi için mağdurun cinsel davranışın mahiyetini kavrayabilmesi, bunun kendi bedeni ve cinsel özgürlüğü bakımından sonuçlarını değerlendirebilmesi ve kararını serbest iradesiyle oluşturabilmesi gerekir. Bu yetenek bulunmadığı takdirde mağdurun dışarıdan bakıldığında cinsel davranışa izin vermiş gibi görünmesi hukuken geçerli bir rıza meydana getirmez.

Mağdur hakkında elde edilen tıbbi veriler ve zihinsel gelişim düzeyi bu açıdan önem taşımıştır. Hafif-orta derecedeki zekâ geriliğinin somut mağdur bakımından cinsel davranışların hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve kendisini bu davranışlara karşı koruma kapasitesini etkilediği kabul edilmiştir. Bu nedenle mağdurun sanıklarla birlikte belirli yerlere gitmesi, fiziksel direnç göstermemesi veya ilişkiden hemen sonra şikâyette bulunmaması gibi olgular tek başına geçerli rızanın göstergesi sayılamamıştır.

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin çoğunluğu, mağdurun bu ruhsal durumunu TCK 102/3-a bakımından da değerlendirmiştir. Hükmün uygulanabilmesi için mağdurun mutlaka tamamen hareketsiz, bilinçsiz veya fiziksel olarak karşı koyamayacak durumda olması gerekmez. “Ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olma” hâli, kişinin zihinsel veya psikiyatrik özellikleri nedeniyle kendisini cinsel davranışlara karşı koruma, davranışın anlamını değerlendirme veya sağlıklı karşı koyma iradesi oluşturma yeteneğinin esaslı biçimde ortadan kalktığı durumları da kapsamaktadır.

Kararda bu uygulamaya karşı ileri sürülen görüş de ayrıntılı biçimde tartışılmıştır. Karşı oy düşüncesine göre mağdurun zekâ geriliği nedeniyle rıza ehliyetinin bulunmadığı kabul edilerek TCK 102’nin temel unsurları oluşturulduktan sonra aynı zekâ geriliğinin TCK 102/3-a kapsamında yeniden cezayı artırmak için kullanılması çifte değerlendirme niteliğindedir. Buna karşılık çoğunluk uygulaması, TCK 102/3-a’nın açık lafzından hareketle mağdurun savunmasızlığını ayrıca nitelikli hâl olarak değerlendirmeye devam etmiştir.

Somut olay ayrıca aynı mağdura farklı sanıkların farklı yoğunlukta cinsel davranışlarda bulunması bakımından da önemlidir. Organ sokma suretiyle cinsel ilişkiye giren sanıkların fiilleri TCK 102/2 kapsamında değerlendirilirken, yalnızca fiziksel cinsel temas gerçekleştiren sanığın eylemi TCK 102/1 kapsamında kalmıştır. Ancak her iki kategoride de mağdurun ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunması nedeniyle TCK 102/3-a’nın uygulanması gündeme gelmiştir.

Sonuç itibarıyla Yargıtay, yetişkin olmakla birlikte hafif-orta derecede zekâ geriliği nedeniyle cinsel davranışlar konusunda geçerli irade oluşturamayacak ve kendisini koruyamayacak durumda bulunan mağdurun görünürdeki kabulüne hukuki değer verilemeyeceğini; suçun mağdurun bu savunmasızlığından yararlanılarak işlenmesi durumunda TCK 102/3-a uyarınca cezanın artırılması gerektiğini kabul eden uygulamayı esas almıştır.

Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 02.06.2021, E. 2020/8315, K. 2021/3627

TCK 102/3-a – BEDEN VEYA RUH BAKIMINDAN KENDİSİNİ SAVUNAMAYACAK DURUMDAKİ MAĞDURA KARŞI İŞLENEN CİNSEL SALDIRIDA BU SAVUNMASIZLIK HÂLİ CEZAYI ARTIRAN BAĞIMSIZ NİTELİKLİ HÂLDİR

Somut olayda birden fazla sanığın mağdura yönelik cinsel saldırı eylemleri yargılama konusu yapılmıştır. Sanıklardan birinin mağdura organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel saldırıda bulunduğu, diğer sanıkların ise mağdura yönelik basit cinsel saldırı veya bu saldırıya iştirak niteliğindeki davranışlarda bulundukları kabul edilmiştir. Dosya kapsamındaki verilerden mağdurun beden veya ruh bakımından kendisini cinsel saldırılara karşı savunamayacak durumda olduğu anlaşılmıştır.

İlk derece mahkemesinin kabulü doğrultusunda sanıkların fiilleri ayrı ayrı değerlendirilmiş; cinsel davranışın niteliğine göre TCK 102/1 veya TCK 102/2 hükümleri gündeme gelmiştir. Bununla birlikte mağdurun özel durumu, bu temel nitelendirmenin dışında ayrıca TCK 102/3-a bakımından önem taşımaktadır. Çünkü kanun koyucu, mağdurun savunma kapasitesindeki esaslı yetersizliği fail bakımından daha ağır cezalandırmayı gerektiren bir neden olarak düzenlemiştir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi, TCK 102/3-a’nın uygulanması bakımından mağdurun savunmasızlık durumunun suç tarihinde mevcut olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir. Burada yalnızca mağdurun fiziksel gücü veya faille mücadele edip edemeyeceği değerlendirilmez. Ruhsal ve zihinsel durum nedeniyle cinsel saldırıya karşı anlamlı bir direnç geliştirememe de hükmün kapsamındadır.

Bu nedenle mağdurun görünürde fiziksel hareket kabiliyetinin bulunması, yürüyebilmesi veya konuşabilmesi tek başına TCK 102/3-a’yı dışlamaz. “Kendisini savunamayacak durumda olma” kavramı, suçun niteliğine göre değerlendirilmelidir. Kişinin cinsel davranışın anlamını değerlendirme ve buna karşı kendisini koruma kapasitesi bulunmuyorsa, ruh bakımından savunmasızlık söz konusu olabilir.

Somut olayda Yargıtay, sanıklardan bazıları bakımından birden fazla kişiyle birlikte işleme veya silah kullanma gibi diğer nitelikli hâllerin uygulanmasında hatalar bulunduğunu da değerlendirmiştir. Özellikle yardım eden kişinin müşterek fail sayılması veya cinsel saldırıdan sonra gerçekleşen bıçak kullanma hareketinin cinsel saldırının silahla işlenmiş olduğu şeklinde değerlendirilmesi hukuken sorunlu bulunmuştur.

Buna karşılık Daire, mağdurun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olması nedeniyle TCK 102/3-a’nın uygulanma koşullarının oluştuğunu açıkça belirtmiştir. Bu husus, diğer nitelikli hâllerin uygulanmasındaki hataların sonuç cezaya etkisinin değerlendirilmesinde dahi dikkate alınmıştır.

Karar bu açıdan TCK 102/3’te yer alan nitelikli hâllerin birbirinden bağımsız yapısını da göstermektedir. Mağdurun savunmasız olması, suçun birden fazla kişi tarafından işlenmesi ve silahla işlenmesi birbirinden farklı ağırlaştırıcı nedenlerdir. Her birinin maddi koşullarının ayrıca gerçekleşmesi gerekir. Birinin bulunmaması diğerinin uygulanmasına engel oluşturmaz.

Sonuç olarak Yargıtay, cinsel saldırının beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan mağdura karşı gerçekleştirilmesi hâlinde TCK 102/3-a’nın uygulanması gerektiğini kabul etmiş; mağdurun savunmasızlık hâlini cinsel saldırının temel veya organ sokma suretiyle nitelikli şekline eklenen bağımsız bir ağırlaştırıcı neden olarak değerlendirmiştir.

Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 20.02.2014, E. 2013/6565, K. 2014/2112

TCK 102/3-a Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu

TCK 102/3-a Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
Somut Durum Yargıtay Nitelendirmesi Gerekçenin Özü
Ağır derecede zihinsel engeli bulunan mağdur TCK 102/3-a Ruhsal durum cinsel davranışın anlamını algılamayı engeller
Savunma yeteneğinin raporla belirlenmemesi Eksik inceleme Artırım, Adli Tıp incelemesi olmadan uygulanamaz
İradeyi ortadan kaldıran yoğun alkol veya madde etkisi TCK 102/3-a Geçici savunmasızlık da bent kapsamındadır
Engelin rızayı ortadan kaldırıp kaldırmadığı tartışması Somut değerlendirme Algılama yeteneği fiil anına göre saptanır
Uyuyan kişiye karşı fiil TCK 102/3-a Uyku savunma imkanını tamamen kaldırır

Serinin diğer yazıları için TCK 102/3-b nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle cinsel saldırı, TCK 102/1 basit cinsel saldırı ve sarkıntılık ile ispat rejimi için cinsel suçlarda mağdur beyanı delili rehberimizi inceleyebilirsiniz.

Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:

Sık Sorulan Sorular

TCK 102/3-a nedir?

TCK 102/3-a, cinsel saldırının beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir; verilen cezalar yarı oranında artırılır.

Kimler kendini savunamayacak kişi sayılır?

Fiilin cinsel anlamını algılayamayan zihinsel engelliler, direnme imkanı bulunmayan bedensel güçsüzlükteki kişiler ile uyku, baygınlık ve iradeyi ortadan kaldıran yoğun alkol veya madde etkisindeki kişiler bu kapsamdadır.

TCK 102/3-a cezası ne kadar?

Temel şekil üzerinden 7 yıl 6 aydan 15 yıla, sarkıntılıkta 3 yıldan 7 yıl 6 aya kadar hapis; organ veya cisim sokulması halinde ise 18 yıldan 20 yıla kadar hapis söz konusudur.

Zihinsel engelli kişinin rızası geçerli midir?

Engel, cinsel davranışın anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğini ortadan kaldırıyorsa görünüşteki rıza hukuken geçersizdir; fiil bu bent kapsamında artırılmış cezayla yargılanır. Derecenin etkisi Adli Tıp raporuyla belirlenir.

Alkollü kişiye karşı fiil bu bende girer mi?

Alkol veya madde etkisi iradeyi ortadan kaldıracak yoğunluğa ulaşmışsa evet; hafif etki tek başına savunmasızlık doğurmaz. Değerlendirme fiil anındaki duruma göre yapılır.

Savunmasızlık nasıl ispatlanır?

Sağlık kayıtları, tanık anlatımları ve Adli Tıp Kurumu incelemesiyle; Yargıtay, savunma yeteneğinin raporla belirlenmeden artırım uygulanmasını eksik inceleme saymaktadır.

TCK 102/3-a davasında avukat desteği neden önemli?

Savunmasızlığın derecesi hem artırımı hem rıza tartışmasını belirler; rapor sürecinin doğru yönetimi dosyanın omurgasıdır. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.

Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?

Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur ve yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ankara Barosuna kayıtlı olarak (Sicil No: 34507) Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosunun kurucu avukatı sıfatıyla ağırlıklı olarak ceza hukuku alanında çalışmakta; cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda hem müdafilik hem mağdur vekilliği görevi yürütmektedir. Bu yazı, TCK 102/3-a kapsamında savunmasız kişilere karşı cinsel saldırı konusundaki güncel Yargıtay içtihatları taranarak hazırlanmıştır ve bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya özgü hukuki danışmanlık yerine geçmez.

TCK 102/3-a Kapsamındaki Cinsel Saldırı Dosyasında Ankara Ceza Avukatı Desteği

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda nitelendirme, beyan delilinin denetimi ve usul güvencelerinin takibi sonucu kökten değiştirir. TCK 102 cinsel saldırı suçu rehberimizi inceleyebilir, dosyanız için Ankara ceza avukatı desteği alabilirsiniz.

Ankara Avukat

Avukat Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Ara