TCK 103/4 Cebir, Tehdit veya Silahla Çocuğun Cinsel İstismarı
Güncelleme Tarihi: 21 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa
TCK 103/4 nedir? TCK 103/4, cinsel istismarın; birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara, yani on beş yaşını tamamlamamış veya algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle işlenmesi halinde, verilecek cezanın yarı oranında artırılmasını düzenler. Küçük yaş grubunda cebir zaten aranmadığından, kullanılması ayrıca cezalandırılan bir ağırlaştırıcıdır; 15 yaş üstü grupta ise cebir suçun unsuru olduğundan artırım silah şartına bağlanmıştır.
Kanun koyucu, çocuğa yönelen istismarın zaten ağır olan cezasını bir koşulda daha katlar: Failin işi zora, korkuya veya silaha dökmesi. Direnemeyecek yaştaki bir çocuğa ayrıca cebir uygulamak, kötülüğün üzerine kötülük eklemektir ve TCK 103 çocukların cinsel istismarı suçu bunu ayrı bir artırımla karşılar: TCK 103/4.
Bu yazıda artırımın yaş gruplarına göre işleyen ince mekaniğini, cebir ve tehdit kavramlarının içtihattaki karşılığını ve on üç emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz. Silah kavramının genel çerçevesi için TCK 102/3-d silahla cinsel saldırı rehberimize bakabilirsiniz.
İçindekiler
TCK 103/4 Nedir?
TCK 103/4, istismarın işleniş biçimine bağlı artırımdır ve mantığı yaş gruplarının rıza rejimine yaslanır. On beş yaşını tamamlamamış veya algılama yeteneği gelişmemiş çocuklarda ((a) grubu) suçun oluşumu için cebir aranmaz; her cinsel davranış kendiliğinden suçtur. Bu nedenle fail yine de cebir veya tehdide başvurmuşsa, bu fazlalık cezasız kalmaz ve ceza yarı oranında artırılır. On beş yaşını doldurmuş çocuklarda ((b) grubu) ise cebir ve tehdit zaten suçun kurucu unsurudur; aynı olgu iki kez değerlendirilemeyeceğinden, artırım bu grupta yalnızca silah kullanılması şartına bağlanmıştır.
TCK 103 Kanun Metni
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 103. maddesinin yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.
Çocukların cinsel istismarı
Madde 103 – (1) (Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/13 md.) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;
a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,
anlaşılır.
(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz.
(3) Suçun;
a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,
d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
Yaş Gruplarına Göre Artırım Mekaniği
- (a) grubunda cebir: Çocuğun direncini kırmaya yönelik her düzeydeki fiziksel zorlama; tutma, bastırma ve ağzını kapatma dahil. Aşağıdaki kararlarda bağırmayı engelleme fiilleri bu kapsamda değerlendirilmiştir.
- (a) grubunda tehdit: Çocuğu veya yakınlarını hedef alan korkutmalar; söyleme, öldürme ve zarar verme tehditleri ile çocuğun ailesine anlatılmasıyla korkutma tipik görünümlerdir.
- (b) grubunda silah: TCK 6 kapsamındaki geniş silah tanımı burada da geçerlidir; bıçak, sopa ve ateşli silahın gösterilmesi artırım için yeterlidir.
- Sınır çizgisi: Uygulanan cebir, kasten yaralamanın ağır neticelerini doğurmuşsa artık yalnızca artırım değil, TCK 103/5 uyarınca ayrıca cezalandırma gündeme gelir.
TCK 103/4 Cezası Ne Kadar?
- İstismar üzerinden: On iki yıldan yirmi iki buçuk yıla kadar hapis; on iki yaş altında taban on beş yıldır.
- Sarkıntılık üzerinden: Dört buçuk yıldan on iki yıla kadar hapis.
- Organ veya cisim sokulmasında: Alt sınır yirmi dört, on iki yaş altında yirmi yedi yıldır.
- 103/3 ile birleşme: Fiil hem üçüncü fıkra bentleriyle hem bu fıkrayla ağırlaşmışsa artırımlar ayrı ayrı ve sıralı uygulanır; sonuç cezalar süreli hapsin otuz yıllık sınırına dayanabilir.
Şikayet, Tutuklama ve Yargılama
- Şikayet: Bu fıkranın uygulandığı fiiller şikayete tabi değildir; soruşturma kendiliğinden yürütülür.
- Uzlaştırma: Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yolu kapalıdır; taraflar anlaşsa dahi dosya kamu adına yürütülür.
- Tutuklama: Suç katalog kapsamındadır; cebir, tehdit ve silah unsurları tutuklama değerlendirmesinde fiilin vahametini ayrıca ortaya koyar.
- Görevli mahkeme: Dosyalar kural olarak ağır ceza mahkemesinde görülür.
- İspat rejimi: Bu suçlar çoğu zaman tanıksız ortamlarda işlendiğinden mağdur beyanı merkezi delildir; ancak beyanın mahkumiyete yeterliliği, iç tutarlılık ve dış doğrulama ölçütleriyle denetlenir. Ayrıntılar için cinsel suçlarda ispat ve mağdur beyanı delili rehberimize bakabilirsiniz.
- İnfaz rejimi: Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda koşullu salıverilme oranı süreli hapiste dörtte üçtür; infaz hesabı için infaz hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz.
Avukata Sor: TCK 103/4 Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim
Cebrin hangi yaş grubunda unsur, hangisinde artırım nedeni olduğu bu maddenin en sık karıştırılan noktasıdır ve hatalı uygulama yılları değiştirir. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.
Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetlerimiz, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAUT) uyarınca ücrete tabidir.
TCK 103/4 Yargıtay Kararları
Aşağıdaki on üç emsal karar, bu hükmün uygulamadaki sınırlarını çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.
TCK 103/4 – ON BEŞ YAŞINDAN KÜÇÜK MAĞDURENİN BAĞIRMASINI ENGELLEMEK İÇİN AĞZININ KAPATILMASI VE “SÖYLERSEN SENİ ÖLDÜRÜRÜM” ŞEKLİNDE TEHDİT EDİLMESİ, CİNSEL İSTİSMARIN CEBİR VE TEHDİTLE İŞLENDİĞİNİ GÖSTERİR
Somut olayda on üç yaşındaki mağdure ile sanık aynı ortamda bulunmaktadır. Olay sırasında elektriklerin kesilmesini fırsat bilen sanık, mağdurenin eşofmanı ile iç çamaşırının içerisinden elini sokarak kalçasını okşamaya başlamıştır. Mağdurenin sanığın davranışına karşı koyarak bağırmaya çalışması üzerine sanık eliyle mağdurenin ağzını kapatmış ve kendisine “bir şey söylersen seni öldürürüm” şeklinde sözler söylemiştir.
Yerel mahkeme, mağdurenin aşamalarda birbiriyle uyumlu anlatımlarına, bu anlatımları destekleyen tanık beyanlarına ve olayın gerçekleşme biçimine dayanarak sanığın çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediğini kabul etmiştir. Sanığın mağdurenin ağzını kapatması ve aynı sırada ölüm tehdidinde bulunması da TCK 103/4 kapsamında değerlendirilmiş, temel ceza bu nedenle yarı oranında artırılmıştır.
Dosya Yargıtay incelemesine geldiğinde TCK 103/4’ün uygulanma gerekçesi ayrıca tartışılmıştır. Bu hüküm bakımından mağdurun TCK 103/1-a kapsamında, yani on beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklardan olması hâlinde cinsel istismarın cebir veya tehditlegerçekleştirilmesi cezayı artıran nitelikli hâldir.
Somut olayda sanığın mağdurenin bağırmasını engellemek amacıyla ağzını kapatması cebir niteliğindedir. Sanığın aynı sırada mağdureye olaydan bahsetmesi hâlinde kendisini öldüreceğini söylemesi ise tehdit unsurunu meydana getirmektedir. Dolayısıyla olayda yalnızca mağdurenin iradesine aykırı cinsel davranış bulunmamakta, bu davranışın gerçekleştirilmesi ve mağdurun direncinin bastırılması amacıyla ayrıca cebir ve tehdide başvurulmaktadır.
Kararda önemli olan bir diğer husus, TCK 103/4’ün uygulanması için cebir ve tehdidin birlikte gerçekleşmesinin zorunlu olmamasıdır. Hüküm alternatif şekilde düzenlenmiştir. Mağdurun yaş grubuna göre kanunun aradığı cebir veya tehdit unsurlarından herhangi birinin gerçekleşmesi artırım için yeterlidir. Somut olayda ise her ikisinin de bulunduğu kabul edilmiştir.
Mahkemenin hüküm fıkrasında artırım gerekçesi olarak tehdidi esas alması, olay sırasında cebrin de bulunması karşısında sonucu değiştirmemektedir. Aynı cinsel istismar eylemi içerisinde birbirine bitişik şekilde gerçekleştirilen cebir ve tehdit davranışlarından herhangi biri TCK 103/4’ün uygulanması bakımından yeterlidir.
Ceza Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlıkta usule ilişkin başka meseleler nedeniyle direnme hükmünün değerlendirilmesi gerekmiş olmakla birlikte, dosyadaki maddi olay ve TCK 103/4’ün uygulanma biçimi bakımından sanığın mağdurenin ağzını kapatması ve ölümle tehdit etmesi açık biçimde ortaya konulmuştur.
Sonuç olarak, on beş yaşından küçük mağdurenin bağırmasını engellemek için ağzının kapatılması ve cinsel eylem sırasında “bir şey söylersen seni öldürürüm” denilmesi hâlinde cinsel istismar cebir ve tehditle gerçekleştirilmiş olup TCK 103/4 uyarınca cezanın yarı oranında artırılması gerekir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 08.03.2022, E. 2021/178, K. 2022/152
TCK 103/4 – MAĞDURENİN AĞZININ KAPATILMASI, İÇ ÇAMAŞIRININ ÇIKARILMAYA ÇALIŞILMASI VE DİRENCİNİN FİZİKSEL GÜÇLE ENGELLENMESİ CEBİR NİTELİĞİNDEDİR VE TCK 103/4 KAPSAMINDA AYRICA CEZA ARTIRIMINI GEREKTİRİR
Somut olayda sanık, çocuk mağdureye arkasından yaklaşarak sarılmış ve mağdurenin ağzını kapatmıştır. Ardından mağdurenin iç çamaşırını çıkarmaya yönelik hareketlerde bulunmuştur. Mağdurenin sanığa karşı fiziksel olarak direnmesi üzerine olayın devamı engellenmiş ve sanık mağdureyi bırakarak olay yerinden ayrılmıştır.
İlk derece mahkemesi, sanığın hareketlerini vücuda organ sokmak suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna yönelik icra hareketleri olarak değerlendirmiş ve eylemin teşebbüs aşamasında kaldığını kabul etmiştir. Bu nedenle sanık hakkında TCK 103/2 ve 35. maddeleri uygulanmıştır. Bunun yanında sanığın mağdureye karşı fiziksel güç kullanması nedeniyle TCK 103/4 uyarınca da cezada artırım yapılmıştır.
Dosyanın Yargıtay 9. Ceza Dairesince incelenmesinde, sanığın hareketlerinin organ sokmak suretiyle cinsel istismarın icra hareketlerine ulaşıp ulaşmadığı tartışılmıştır. Daire, mevcut hareketlerin TCK 103/2’ye teşebbüs yerine TCK 103/1 kapsamında çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu görüşüne ulaşmıştır.
Ancak olayda sanığın mağdureye yönelik cinsel davranışları sırasında fiziksel güç kullandığı açıktır. Mağdurenin arkasından tutulması, ağzının kapatılması ve kıyafetlerinin iradesine aykırı şekilde çıkarılmaya çalışılması, cinsel istismar suçunun gerçekleştirilmesine yönelik cebir niteliğindeki davranışlardır.
TCK 103/1-a kapsamındaki çocuklar yönünden mağdurun cinsel davranışa rıza göstermemesi veya davranışın iradesine aykırı olması temel suçun oluşması için ayrıca cebir kullanılmasını gerektirmez. Başka bir ifadeyle on beş yaşından küçük çocuğa yönelik cinsel davranış cebir kullanılmadan da suçtur. Fail ayrıca cebre başvurursa bu durum temel suç içerisinde erimez; TCK 103/4 kapsamında daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâle dönüşür.
Bu nedenle cinsel davranışın gerçekleştirilmesi için çocuğun ağzının kapatılması, tutulması, hareketlerinin engellenmesi veya direncinin fiziksel güçle bastırılması, kullanılan gücün somut olayda cinsel istismarın gerçekleştirilmesine hizmet etmesi koşuluyla TCK 103/4 kapsamında değerlendirilir.
Dosya daha sonra Ceza Genel Kuruluna taşınmış ve özellikle sanığın hareketlerinin TCK 103/2’ye teşebbüs mü yoksa tamamlanmış TCK 103/1 suçu mu olduğu tartışılmıştır. Bu ayrım, temel suçun vasfına ilişkindir. Cebrin ayrıca cezayı artıran neden oluşturması ise farklı bir değerlendirmedir.
Sonuç olarak, çocuk mağdurenin cinsel eylem sırasında fiziksel olarak tutulması, ağzının kapatılması ve kıyafetlerinin iradesine aykırı şekilde çıkarılmaya çalışılması hâlinde kullanılan güç TCK 103/4 anlamında cebir niteliğinde olup, cinsel istismar suçundan belirlenen cezanın ayrıca yarı oranında artırılması gerekir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 28.02.2024, E. 2023/570, K. 2024/98
TCK 103/4 – ON BEŞ YAŞINDAN KÜÇÜK ÇOCUĞUN CİNSEL ORGANINA BIÇAK DAYANARAK ORGAN SOKMAK SURETİYLE CİNSEL İSTİSMARDA BULUNULMASINDA, TCK 103/2 İLE TCK 103/4 BİRLİKTE UYGULANIR
Somut olayda sanığın suç tarihinde on beş yaşından küçük olan çocuk mağdura yönelik eylemleri hem cinsel dokunulmazlığa hem de malvarlığına karşı suç oluşturacak biçimde gelişmiştir. Sanığın mağduru bıçakla tehdit ettiği, mağdurun üzerinde bulunan parayı aldığı ve ayrıca mağdura yönelik cinsel davranışlarda bulunduğu kabul edilmiştir.
İlk derece mahkemesi, cinsel eylemin vücuda organ sokmak suretiyle gerçekleştirildiğini kabul ederek sanık hakkında TCK 103/2 kapsamında nitelikli cinsel istismar suçundan hüküm kurmuştur. Sanığın mağdur üzerinde bıçak kullanması ve tehditte bulunması nedeniyle TCK 103/4 de uygulanmış ve sonuç ceza artırılmıştır.
Dosyanın Yargıtay 9. Ceza Dairesince incelenmesinde, organ sokma iddiasını destekleyen delillerin yeterliliği tartışılmıştır. Daire, mağdurun anlatımları, doktor raporları, olayın intikal biçimi ve diğer delilleri birlikte değerlendirerek organ sokma fiilinin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanıtlanmadığını belirtmiştir.
Buna karşılık sanığın cinsel organını mağdurun kalçasına sürttüğü yönündeki cinsel davranışın sabit olduğu değerlendirilmiştir. Dolayısıyla Daireye göre TCK 103/2 yerine TCK 103/1 kapsamında cinsel istismar suçunun kabul edilmesi gerekmektedir. Ancak sanığın bıçakla gerçekleştirdiği tehdit nedeniyle TCK 103/4’ün uygulanması ayrıca gündemde kalmaktadır.
Kararın TCK 103/4 bakımından önemi, cinsel istismarın temel veya organ sokma suretiyle nitelikli şeklinin belirlenmesiyle cebir, tehdit veya silah kullanımının birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini göstermesidir. Öncelikle cinsel davranışın TCK 103/1 mi yoksa 103/2 mi olduğu belirlenir; daha sonra TCK 103/4’ün koşulları bulunuyorsa bu hüküm uyarınca ayrıca artırım yapılır.
Failin mağdur üzerinde silah kullanması, mağdurun direncini ortadan kaldırmak veya cinsel davranışın gerçekleştirilmesini sağlamak amacı taşıyorsa TCK 103/4’ün özel düzenlemesi çerçevesinde sonuç doğurur. Bu artırım, cinsel davranışın vücuda organ sokma boyutuna ulaşıp ulaşmamasından bağımsız olarak kendi koşullarına göre değerlendirilmelidir.
Dosyanın Ceza Genel Kurulu aşamasında da cinsel eylemin niteliği ve delillerin değerlendirilmesi üzerinde durulmuştur. Böylece TCK 103/2 ile TCK 103/4’ün aynı olayda farklı hukuki olgulara dayanan hükümler olduğu açıkça görülmektedir.
Sonuç olarak, on beş yaşından küçük çocuğa yönelik cinsel istismar sırasında bıçakla tehditte bulunulması hâlinde, cinsel davranışın TCK 103/1 veya TCK 103/2 kapsamında hangi biçimde gerçekleştiği ayrıca belirlenecek; tehdit ve silah kullanımının suçun işlenmesinde kullanılması hâlinde TCK 103/4 uyarınca ayrıca artırım yapılacaktır.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 02.07.2025, E. 2022/581, K. 2025/314
TCK 103/4 – MAĞDURUN ZORLA TUVALET KABİNİNE GERİ SOKULMASI VE BAĞIRMASINI ENGELLEMEK İÇİN AĞZININ KAPATILMASI, CİNSEL İSTİSMARIN CEBİR KULLANILARAK GERÇEKLEŞTİRİLDİĞİNİ GÖSTERİR
Somut olayda suça sürüklenen çocuklardan biri mağduru tuvalet kabinine götürmüş ve burada mağdura yönelik cinsel davranışlarda bulunmuştur. Mağdur bulunduğu yerden çıkmaya veya yardım istemeye çalıştığında fail mağduru tutarak zorla yeniden tuvalet kabinine sokmuş, ardından bağırmasını önlemek amacıyla eliyle ağzını kapatmıştır.
İlk derece mahkemesinin ilk hükmünde, olayda TCK 103/4 anlamında “teknik cebir” bulunmadığı kabul edilmiş ve bu nedenle anılan fıkra uygulanmamıştır. Dosyanın kanun yolu incelemelerinden sonra mahkeme direnme aşamasında maddi olayı yeniden değerlendirerek mağdurun zorla tuvalet kabinine geri sokulması ve ağzının kapatılması şeklindeki hareketlerin cebir oluşturduğunu belirtmiştir.
Ceza Genel Kurulu önündeki süreçte de bu husus açık biçimde tartışılmıştır. Mağdurun fiziksel hareket serbestisini ortadan kaldıracak biçimde tutulması, bulunduğu yere zorla geri götürülmesi ve yardım istemesinin fiziksel güç kullanılarak engellenmesi, cinsel istismar suçunun gerçekleştirilmesine hizmet eden cebir niteliğindedir.
TCK 103/4 bakımından cebrin mutlaka mağdurda yaralanmaya yol açması gerekmez. Failin mağdurun direncini kırmaya, hareketlerini engellemeye veya cinsel davranışı gerçekleştirmeye elverişli fiziksel güç kullanması yeterlidir. Mağdurun ağzının kapatılması da bu kapsamda tipik bir cebir davranışıdır.
Bununla birlikte somut dosyada önemli bir usul hukuku meselesi ortaya çıkmıştır. Yerel mahkeme ilk hükmünde TCK 103/4’ün uygulanmamasına karar vermiş ve bu husus sanıklar lehine sonuç doğurmuştur. Daha sonraki direnme hükmünde mahkeme cebrin aslında mevcut olduğunu kabul etmişse de önceki hükümde TCK 103/4 uygulanmamasının sanıklar bakımından kazanılmış hak oluşturduğunu değerlendirmiştir.
Dolayısıyla maddi ceza hukuku açısından cebrin bulunduğu kabul edilmesine rağmen, kanun yolu ve kazanılmış hak kuralları nedeniyle sonuç cezanın TCK 103/4 uyarınca artırılması mümkün olmamıştır. Bu durum, bir fiilin hukuken TCK 103/4 kapsamına girmesi ile somut dosyada usuli nedenlerle artırım yapılamamasının birbirinden farklı meseleler olduğunu göstermektedir.
Karar ayrıca cinsel istismar sırasında kullanılan fiziksel gücün değerlendirilmesinde hareketlerin bütününe bakılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Failin mağduru yalnızca kısa süre tutması bile, eğer bu davranış mağdurun kaçmasını engellemek veya cinsel eylemi sürdürmek amacıyla gerçekleştirilmişse cebir olarak kabul edilebilir.
Sonuç olarak Ceza Genel Kurulu sürecinde, mağdurun zorla tuvalet kabinine geri sokulması ve bağırmasının engellenmesi amacıyla ağzının kapatılması şeklindeki davranışların TCK 103/4 anlamında cebir oluşturduğu; ancak somut dosyada önceki hükümden doğan kazanılmış hak nedeniyle bu artırımın sonuç cezaya yansıtılamadığı kabul edilmiştir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 15.06.2021, E. 2018/503, K. 2021/276
TCK 103/4 – ON BEŞ YAŞINDAN KÜÇÜK ÇOCUĞA KARŞI CEBİR VEYA TEHDİT KULLANILMASI TEMEL SUÇUN ZORUNLU UNSURU OLMADIĞINDAN, BU DAVRANIŞLAR AYRICA NİTELİKLİ HÂL OLARAK CEZAYA YANSITILMALIDIR
Somut olayda sanığın on beş yaşından küçük çocuk mağdura yönelik cinsel istismar eylemini fiziksel güç kullanarak gerçekleştirdiği kabul edilmiştir. Mağdurun sanığın davranışlarına karşı koyması üzerine sanığın mağdurun direncini kırmaya yönelik hareketlerde bulunduğu, cinsel eylemin devamını sağlamak amacıyla mağdurun hareketlerini sınırlandırdığı ve bu suretle cinsel davranışı gerçekleştirdiği belirlenmiştir.
Uyuşmazlığın hukuki yönü, on beş yaşından küçük çocuklara yönelik cinsel istismar suçunda cebrin suçun zaten doğal bir unsuru sayılıp sayılamayacağı ve bu nedenle TCK 103/4 uyarınca ayrıca artırım yapılmasının mümkün olup olmadığı üzerinde yoğunlaşmıştır. Ceza Genel Kurulu, TCK 103’ün sistematiğini dikkate alarak bu yaş grubundaki çocukların cinsel davranışa geçerli şekilde rıza açıklama ehliyetlerinin bulunmadığını vurgulamıştır.
TCK 103/1-a kapsamında bulunan çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel davranışın suç oluşturması için failin cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene başvurması gerekli değildir. Çocuğun yaşı nedeniyle cinsel davranış tek başına suçun oluşması bakımından yeterlidir. Dolayısıyla failin ayrıca cebir veya tehdit kullanması, suçun temel şeklinin içerisinde eriyen zorunlu bir unsur değildir.
Bu nedenle fail on beş yaşından küçük çocuğa yönelik cinsel davranışını mağdurun direncini kırmak amacıyla cebir kullanarak gerçekleştirirse, temel suç oluştuktan sonra bu cebir ayrıca TCK 103/4 kapsamında sonuç doğurur. Aynı durum tehdit bakımından da geçerlidir. Kanun koyucu bu yaş grubundaki mağdurlara karşı suçun cebir veya tehditle işlenmesini haksızlık içeriğini ağırlaştıran bağımsız bir neden olarak kabul etmiştir.
Kararda cebrin niteliği bakımından da önemli bir ayrım bulunmaktadır. Cebrin mutlaka mağdurun yaralanmasına yol açacak ağırlıkta olması aranmaz. Mağdurun tutulması, hareket etmesinin engellenmesi, ağzının kapatılması, kaçmasına engel olunması veya cinsel davranışa karşı gösterdiği fiziksel direncin güç kullanılarak ortadan kaldırılması somut olayın özelliklerine göre TCK 103/4 anlamında cebir oluşturabilir.
Bununla birlikte failin mağdura temas etmesinin bizzat cinsel davranışı oluşturan kısmıyla, mağdurun direncini kırmak amacıyla kullanılan fiziksel güç birbirinden ayrılmalıdır. Her cinsel temas ayrıca cebir sayılamaz. TCK 103/4 için cinsel davranıştan ayrı veya onu gerçekleştirmeye hizmet eden bir zorlayıcı hareket bulunmalıdır.
Ceza Genel Kurulu böylelikle on beş yaşından küçük çocuklar bakımından temel suç ile cebir veya tehdit nitelikli hâli arasındaki sınırı açıklamıştır. Önce TCK 103/1 kapsamında cinsel istismarın oluşup oluşmadığı belirlenmeli, ardından failin bu suçu cebir veya tehditle gerçekleştirip gerçekleştirmediği incelenmelidir.
Sonuç olarak Ceza Genel Kurulu, on beş yaşından küçük çocuğa yönelik cinsel davranışın cebir veya tehdit kullanılmasa dahi TCK 103 kapsamında suç olduğunu; failin ayrıca cebir veya tehdide başvurması hâlinde bu davranışların temel suç içerisinde değerlendirilemeyeceğini ve TCK 103/4 uyarınca cezanın artırılması gerektiğinikabul etmiştir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.11.2018, E. 2017/173, K. 2018/556
TCK 103/4 – BIÇAKLA TEHDİT ALTINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN CİNSEL İSTİSMARDA ORGAN SOKMA FİİLİ KANITLANAMASA DA, SABİT KALAN CİNSEL DAVRANIŞ TCK 103/1 VE SİLAHLI TEHDİT NEDENİYLE TCK 103/4 KAPSAMINDA CEZALANDIRILMALIDIR
Somut olayda sanığın çocuk mağduru bıçakla tehdit ettiği, mağdurun cebinde bulunan parayı aldığı ve aynı olay içerisinde mağdura yönelik cinsel davranışlarda bulunduğu kabul edilmiştir. İlk derece mahkemesi sanığın mağdura organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğunu kabul ederek TCK 103/2 kapsamında hüküm kurmuş, bıçakla tehdit nedeniyle de TCK 103/4 uyarınca cezayı artırmıştır.
Dosyanın temyiz incelemesinde Yargıtay 9. Ceza Dairesi, cinsel davranışın organ sokma boyutuna ulaşıp ulaşmadığını ayrıca değerlendirmiştir. Olayın ortaya çıkış şekli, mağdurun farklı aşamalardaki anlatımları, doktor raporları, savunma ve dosyadaki diğer deliller birlikte incelendiğinde organ sokma fiilinin kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bununla birlikte sanığın mağdura yönelik cinsel davranışının bütünüyle kanıtlanamadığı sonucuna varılmamıştır. Sanığın cinsel organını mağdurun kalçasına sürtmesi şeklindeki davranışın sabit olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda eylem TCK 103/2 kapsamında organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismar değil, TCK 103/1 kapsamında çocuğun cinsel istismarı niteliğindedir.
Ancak temel suç vasfının TCK 103/2’den 103/1’e dönüşmesi, olayda kullanılan cebir, tehdit veya silahın hukuki önemini ortadan kaldırmaz. TCK 103/4, temel veya nitelikli cinsel istismar suçunun gerçekleştirilmesinde kullanılan cebir, tehdit ya da kanunda belirtilen yaş grubuna göre silah unsurunu ayrıca cezaya yansıtan bir hükümdür.
Somut olayda bıçak yalnızca olay yerinde bulunan bir eşya değildir. Sanığın mağdur üzerindeki irade kırıcı davranışının ve suçun işlenişinin parçası olarak kullanılmıştır. Bu nedenle cinsel davranışın organ sokma seviyesine ulaşmadığının kabul edilmesi, TCK 103/4’ün uygulanmasına engel değildir.
Ceza Genel Kurulu da uyuşmazlığı değerlendirirken organ sokma fiilinin sübutu ile TCK 103/4 kapsamındaki tehdidi birbirinden ayrı ele almıştır. Cinsel istismarın hangi fıkra kapsamında bulunduğu bir mesele, suçun cebir veya tehditle gerçekleştirilmesi ise ayrı bir meseledir.
Bu yaklaşım özellikle delil yetersizliği nedeniyle TCK 103/2’nin uygulanamadığı dosyalar bakımından önemlidir. Mahkeme organ sokma fiilini kanıtlayamıyorsa sanığı TCK 103/2’den cezalandıramaz; ancak kanıtlanan diğer cinsel davranışlar ve bunların gerçekleştirilmesinde kullanılan cebir veya tehdit ayrıca değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak Ceza Genel Kurulu, organ sokma fiilinin kesin delille kanıtlanamadığı, ancak sanığın cinsel organını çocuk mağdurun kalçasına sürttüğünün ve olayda bıçakla tehdit kullandığının sabit olduğu durumda eylemin TCK 103/1 ve 103/4 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 02.07.2025, E. 2022/581, K. 2025/314
TCK 103/4 – MAĞDURENİN ARKASINDAN SARILARAK AĞZININ KAPATILMASI VE İÇ ÇAMAŞIRININ ÇIKARILMAYA ÇALIŞILMASINDA CEBİR NİTELİKLİ HÂLİ OLUŞUR; ANCAK BU DAVRANIŞLAR ORGAN SOKMAYA YÖNELİK İCRA HAREKETLERİNE ULAŞMAMIŞSA TCK 103/2’YE TEŞEBBÜSTEN HÜKÜM KURULAMAZ
Somut olayda sanık çocuk mağdureye arkasından yaklaşmış, mağdureye sarılarak ağzını kapatmış ve ardından iç çamaşırını çıkarmaya başlamıştır. Mağdurenin sanığa karşı direnmesi üzerine sanık eylemine son vererek mağdureyi bırakmış ve olay yerinden ayrılmıştır.
İlk derece mahkemesi sanığın hareketlerinin vücuda organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismar suçunun icrasına yönelik olduğu kanaatine varmıştır. Bu nedenle sanık hakkında TCK 103/2 kapsamında nitelikli cinsel istismara teşebbüsten hüküm kurulmuş; mağdureye yönelik fiziksel güç kullanımı nedeniyle de TCK 103/4 uygulanmıştır.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi ise sanığın gerçekleştirdiği hareketlerin organ sokma suretiyle cinsel istismar suçunun doğrudan icra hareketlerine ulaşıp ulaşmadığını incelemiştir. Mağdurenin beyanı ve sanığın hareketleri birlikte değerlendirildiğinde, arkasından sarılma, ağzını kapatma ve iç çamaşırını çıkarmaya başlama şeklindeki davranışların mevcut hâliyle TCK 103/2’deki organ sokma fiilinin icra hareketi olarak nitelendirilemeyeceği kabul edilmiştir.
Buna göre sanığın eylemi TCK 103/1 kapsamında tamamlanmış çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturmaktadır. Failin ileride organ sokma amacı taşıdığı varsayılsa bile, ceza hukuku bakımından teşebbüs için kast tek başına yeterli değildir. Failin suçun kanuni tanımındaki fiili doğrudan gerçekleştirmeye başlamış olması gerekir.
Bununla birlikte temel suç vasfının TCK 103/1 olarak belirlenmesi, sanığın mağdureye uyguladığı cebrin göz ardı edilmesini gerektirmez. Mağdurenin ağzının zorla kapatılması ve hareket serbestisinin fiziksel güç kullanılarak sınırlandırılması, cinsel davranışın gerçekleştirilmesine hizmet eden bağımsız cebir hareketleridir.
Bu nedenle dosyada iki ayrı hukuki değerlendirme yapılmalıdır. Birincisi, cinsel davranışın TCK 103/1 mi yoksa TCK 103/2’ye teşebbüs mü olduğudur. İkincisi ise sabit görülen cinsel istismar eyleminin cebir kullanılarak gerçekleştirilmesi nedeniyle TCK 103/4’ün uygulanıp uygulanmayacağıdır.
Ceza Genel Kurulu da doğrudan doğruya icra hareketleri ile hazırlık niteliğindeki veya daha hafif cinsel istismarı tamamlayan hareketlerin ayrılması gerektiğini değerlendirmiştir. Böylelikle failin ağır bir suç işleme amacının bulunması ile ağır suçun icrasına gerçekten başlanması arasında ceza hukuku bakımından ayrım yapılmıştır.
Sonuç olarak Ceza Genel Kurulu, mağdureye arkadan sarılıp ağzını kapatarak iç çamaşırını çıkarmaya başlayan sanığın eyleminin somut olayda organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismara teşebbüs değil TCK 103/1 kapsamında cinsel istismar olarak değerlendirilmesi gerektiğini; mağdureye uygulanan fiziksel zorlamanın ise TCK 103/4 kapsamında ayrıca dikkate alınacağını kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 28.02.2024, E. 2023/570, K. 2024/98
TCK 103/4 – CEBİR KULLANILARAK GERÇEKLEŞTİRİLEN ZİNCİRLEME NİTELİKLİ CİNSEL İSTİSMARDA TCK 103/2, 103/4 VE 43/1 HÜKÜMLERİ AYNI CEZA HESABINDA BİRLİKTE UYGULANABİLİR
Somut olayda sanığın çocuk mağdureye yönelik cinsel eylemlerinin tek bir tarihle sınırlı kalmadığı, değişik zamanlarda tekrarlandığı ve eylemlerin vücuda organ sokmak suretiyle gerçekleştirildiği kabul edilmiştir. İlk derece mahkemesi bu nedenle sanığın davranışlarını TCK 103/2 kapsamında nitelikli cinsel istismar olarak vasıflandırmıştır.
Dosya kapsamına göre cinsel istismar eylemlerinin gerçekleştirilmesinde mağdurenin iradesini kırmaya yönelik cebir de kullanılmıştır. Mahkeme, bu nedenle TCK 103/2 kapsamında belirlenen cezada TCK 103/4 uyarınca artırım yapmıştır. Eylemlerin aynı mağdura karşı değişik zamanlarda tekrarlanması nedeniyle ayrıca TCK 43/1’deki zincirleme suç hükümleri uygulanmıştır.
Bu ceza belirleme yöntemi bakımından her hükmün dayandığı maddi olgu birbirinden farklıdır. TCK 103/2, cinsel istismarın vücuda organ veya sair cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesini cezalandırmaktadır. TCK 103/4 ise suçun cebir veya tehditle ya da kanunun öngördüğü durumda silahla gerçekleştirilmesini ağırlaştırmaktadır. TCK 43/1 ise aynı suç işleme kararı kapsamında aynı mağdura karşı suçun değişik zamanlarda birden fazla kez işlenmesini sonuç cezaya yansıtmaktadır.
Dolayısıyla organ sokma, cebir ve suçun tekrarlanması aynı maddi olgu değildir. Her biri suçun farklı bir özelliğini ifade etmektedir. Bu nedenle şartları gerçekleşmişse söz konusu hükümlerin birlikte uygulanması çifte değerlendirme yasağına aykırılık oluşturmaz.
İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi sanık hakkında TCK 103/2, 103/4 ve 43/1 hükümlerini uygulayarak sonuçta otuz yıl hapis cezasına hükmetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi de ilk derece hükmüne yönelik istinaf başvurusunu esas itibarıyla reddetmiştir.
Dosyanın sonraki Yargıtay incelemesinde temel uyuşmazlık, mağdurenin anlatımlarının ve diğer delillerin mahkûmiyet için yeterli olup olmadığı üzerinde yoğunlaşmıştır. Özel Daire, olayın intikal şekli, mağdurenin aşamalardaki anlatımları, savunma, tanık beyanları ve doktor raporları yönünden sübut değerlendirmesine ilişkin eleştiride bulunmuştur.
Ceza Genel Kurulu önündeki incelemede de delillerin değerlendirilmesi ve mahkûmiyetin yeterli ispata dayanıp dayanmadığı tartışılmıştır. Bu nedenle karar, özellikle TCK 103/2, 103/4 ve TCK 43’ün ceza hesaplamasında birlikte gündeme gelebileceği dosya yapısını göstermesi bakımından önem taşımaktadır.
Sonuç olarak, organ sokmak suretiyle gerçekleştirilen cinsel istismarın aynı zamanda cebir veya tehditle işlenmesi ve aynı mağdura karşı değişik zamanlarda tekrarlanması hâlinde; TCK 103/2 suçun icra biçimini, TCK 103/4 cebir veya tehdit unsurunu, TCK 43/1 ise eylemlerin tekrarlanmasını esas aldığından bu hükümlerin koşulları mevcutsa birlikte değerlendirilmesi mümkündür.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 05.07.2023, E. 2022/301, K. 2023/386
TCK 103/4 – CİNSEL İSTİSMAR TAMAMLANDIKTAN SONRA SUÇUN ORTAYA ÇIKMASINI ENGELLEMEK AMACIYLA YAPILAN TEHDİT TCK 103/4 KAPSAMINDA DEĞİLDİR; TEHDİDİN EYLEMDEN ÖNCE VEYA EN GEÇ EYLEM SIRASINDA GERÇEKLEŞMESİ GEREKİR
Somut olayda suça sürüklenen çocuk tarafından mağdura yönelik cinsel nitelikte davranışta bulunulmuş ve mahkemece eylemin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. Cinsel istismar eyleminin tamamlanmasının ardından suça sürüklenen çocuk mağdura, yaşananları başkasına anlatmaması yönünde sözler söylemiş; bir kişiden dahi olayı duyarsa mağduru döveceğini ifade etmiştir. Yerel mahkeme bu tehdidi cinsel istismarın nitelikli hâli olarak değerlendirmiş ve TCK 103/4 uyarınca cezayı artırmıştır.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi ise tehdit ile cinsel istismar arasındaki zamansal ve amaçsal bağlantıyı özellikle incelemiştir. Daireye göre TCK 103/4’ün uygulanabilmesi için tehdit niteliğindeki söz veya davranışların cinsel istismar suçunun gerçekleştirilmesine yönelik olması gerekir. Bu nedenle tehdit suçun işlenmesinden önce veya en geç cinsel istismarın icrası sırasında gerçekleştirilmiş olmalıdır.
Bunun nedeni, TCK 103/4’ün cinsel istismarın tehditle gerçekleştirilmesini cezayı artıran neden olarak kabul etmesidir. Fail mağduru tehdit ederek onun direncini kırıyor, cinsel davranışa maruz kalmasını sağlıyor veya devam eden cinsel eyleme karşı koymasını önlüyorsa tehdit ile cinsel istismar arasında nitelikli hâlin gerektirdiği işlevsel bağlantı bulunmaktadır.
Buna karşılık cinsel istismar tamamlandıktan sonra failin yalnızca suçun ortaya çıkmasını önlemek amacıyla mağduru tehdit etmesi farklıdır. Bu durumda tehdit, tamamlanmış cinsel istismarın gerçekleştirilmesini sağlayan bir araç değildir. Fail artık cinsel eylemi gerçekleştirmiş olup sonradan yaptığı tehditle mağdurun olayı açıklamasını veya yetkili makamlara bildirmesini engellemeye çalışmaktadır.
Somut olayda da suça sürüklenen çocuğun “kimseye söylemeyeceksin, bir kişiden duyarsam seni döverim” biçimindeki sözlerinin cinsel istismar eyleminden sonra söylendiği belirlenmiştir. Bu nedenle söz konusu tehdidin cinsel istismarın işlenmesini sağlamak amacıyla kullanılmadığı, eylemin ortaya çıkmasını engellemeye yönelik olduğu kabul edilmiştir.
Yargıtay, bu tehdidin hukuken tamamen karşılıksız bırakılacağını da kabul etmemiştir. Cinsel istismardan sonra gerçekleştirilen tehdit, şartları oluştuğunda TCK 106 kapsamında bağımsız tehdit suçunu meydana getirebilir. Dolayısıyla yapılması gereken, sonradan gerçekleştirilen tehdidi TCK 103/4 kapsamında artırım nedeni yapmak değil, bağımsız suç olarak değerlendirmektir.
Bu ayrım özellikle uygulama bakımından önemlidir. “Söylersen öldürürüm” veya “ailene anlatırsan seni döverim” şeklindeki bir söz, tek başına TCK 103/4’ün uygulanması için yeterli değildir. Mahkeme tehdidin ne zamangerçekleştirildiğini ve hangi amaca hizmet ettiğini belirlemelidir. Tehdit cinsel eylemi gerçekleştirmek veya sürdürmek için kullanılmışsa TCK 103/4; yalnızca olayın sonradan açıklanmasını önlemek için kullanılmışsa koşulları varsa bağımsız tehdit suçu gündeme gelir.
Sonuç olarak Yargıtay, cinsel istismar tamamlandıktan sonra yalnızca suçun ortaya çıkmasını engellemek amacıyla gerçekleştirilen tehdidin TCK 103/4 kapsamında değerlendirilemeyeceğini; nitelikli hâlin uygulanabilmesi için tehdidin suçtan önce veya en geç suçun işlenmesi sırasında cinsel istismarın gerçekleştirilmesine yönelik olarak kullanılması gerektiğini kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 27.03.2017, E. 2016/8155, K. 2017/1594
TCK 103/4 – CEBİR VEYA TEHDİDİN CİNSEL İSTİSMARIN GERÇEKLEŞTİRİLMESİNDE KULLANILDIĞI HER TÜRLÜ ŞÜPHEDEN UZAK DELİLLERLE İSPATLANMADAN TCK 103/4 UYARINCA CEZA ARTIRILAMAZ
Somut olayda suça sürüklenen çocuk hakkında çocuk mağdura yönelik nitelikli cinsel istismar suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Yerel mahkeme, eylemin cebir veya tehditle gerçekleştirildiğini de kabul ederek temel cezayı TCK 103/4 uyarınca artırmıştır. Böylelikle cinsel istismarın sübutuna ilişkin deliller yanında, suçun cebir veya tehditle gerçekleştirilmiş olduğu da mahkûmiyetin ağırlaştırıcı unsurlarından biri olarak kabul edilmiştir.
Dosyanın temyiz incelemesinde Yargıtay 14. Ceza Dairesi, temel cinsel istismar suçunun sübutu ile TCK 103/4’teki nitelikli hâlin sübutunun birbirinden ayrılması gerektiğini belirtmiştir. Cinsel istismar eyleminin sabit olması, failin bu eylemi mutlaka cebir veya tehdit kullanarak gerçekleştirdiğinin de sabit olduğu anlamına gelmemektedir.
Nitelikli hâller sonuç cezanın ağırlaşmasına yol açtığından, bunların gerçekleştiğinin de ceza muhakemesinin genel ispat kuralları çerçevesinde her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle belirlenmesi gerekir. Mahkeme, failin hangi sözünün tehdit veya hangi hareketinin cebir oluşturduğunu somutlaştırmalıdır.
Somut olayda mağdurenin anlatımları, suça sürüklenen çocuğun savunması ve dosya kapsamındaki diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, cinsel istismar eylemini gerçekleştirmek amacıyla mağdureye cebir veya tehdit uygulandığını gösteren yeterli ve kesin delil bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Burada özellikle cinsel istismar eyleminin mağdurun iradesine aykırı gerçekleşmiş olması ile failin ayrıca cebir veya tehdit kullanmış olması birbirinden ayrılmalıdır. On beş yaşından küçük çocuklara yönelik cinsel davranışlar zaten geçerli rıza bulunup bulunmadığından bağımsız olarak suç teşkil etmektedir. Bu nedenle temel suçun oluşması için ayrıca cebir veya tehdidin kanıtlanmasına ihtiyaç yoktur.
Ancak TCK 103/4 uygulanacaksa cebir veya tehdidin varlığı bağımsız biçimde ortaya konulmalıdır. Failin mağduru dövmesi, tutması, kaçmasını fiziksel olarak engellemesi veya tehdit ederek direncini kırması gibi somut hareketlerin belirlenmesi gerekir. Bunlar kanıtlanmadan yalnızca olayın genel özelliklerinden hareketle nitelikli hâl uygulanamaz.
Yargıtay’ın yaklaşımı, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin yalnızca temel suç bakımından değil, cezayı artıran nitelikli hâller bakımından da geçerli olduğunu göstermektedir. Temel cinsel istismar suçu sabit olsa dahi, cebir veya tehdidin varlığında makul şüphe bulunuyorsa bu şüphe sanık lehine değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak Yargıtay, cinsel istismar suçunun cebir veya tehditle gerçekleştirildiğinin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ortaya konulamadığı durumda TCK 103/4 uygulanarak cezanın artırılmasının hukuka aykırı ve fazla ceza tayini niteliğinde olduğunu kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 20.05.2015, E. 2014/6964, K. 2015/6596
TCK 103/4 – MAĞDURUN CİNSEL İSTİSMARIN CEBİR VEYA TEHDİTLE GERÇEKLEŞTİRİLDİĞİNE İLİŞKİN BEYANLARI DİĞER DELİLLERLE DESTEKLENMİYOR VE BU HUSUSTA ŞÜPHE BULUNUYORSA NİTELİKLİ HÂL UYGULANAMAZ
Somut olayda sanığın on beş yaşından küçük mağdureyi başka bir yere götürdüğü, burada mağdureyle birden fazla kez cinsel ilişkiye girdiği ve tarafların birlikteliğinin uzun bir süre devam ettiği anlaşılmıştır. Mağdure, sanığın kendisini zorla götürdüğünü, burada kalmak istememesine rağmen tutulduğunu ve ilk cinsel ilişkinin de rızası dışında zorla gerçekleştirildiğini ileri sürmüştür.
Sanık ise soruşturma ve kovuşturma boyunca mağdureyle rızaya dayalı biçimde kaçtıklarını, daha sonra düğün yaparak birlikte yaşamaya başladıklarını ve cinsel ilişkilerin de cebir veya tehdit olmaksızın gerçekleştiğini savunmuştur. Tarafların birlikteliğinden bir çocuk dünyaya gelmiş ve mağdure uzun bir süre sanıkla birlikte yaşamaya devam etmiştir.
Dosya kapsamından mağdurenin hastaneye doğum yapmak için gittiği, daha sonra sanıkla birlikte nüfus müdürlüğüne başvurarak müşterek çocuklarını nüfusa tescil ettirdiği belirlenmiştir. Yargıtay, mağdurenin bu süreçlerde resmî mercilere ulaşma imkânı bulunmasına rağmen zorla alıkonulduğuna veya cinsel istismarın cebirle gerçekleştirildiğine ilişkin herhangi bir bildirimde bulunmamasını dosyadaki diğer olgularla birlikte değerlendirmiştir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, burada mağdurenin yaşının küçük olması nedeniyle cinsel ilişkinin hukuken geçerli rızaya dayanıp dayanmadığı meselesiyle, TCK 103/4 anlamında cebir veya tehdit kullanılıp kullanılmadığı meselesinin birbirinden ayrılması gerektiğini kabul etmiştir. Mağdurun on beş yaşından küçük olması nedeniyle eylem zaten TCK 103 kapsamında suç oluşturabilir. Ancak bundan failin mutlaka cebir veya tehdit kullandığı sonucu çıkarılamaz.
TCK 103/4’ün uygulanması için cebir veya tehdidin ayrıca ispatlanması gerekir. Somut olayda mağdurenin eylemlerin zorla gerçekleştirildiğine ilişkin anlatımları dışında bu hususu destekleyen her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği değerlendirilmiştir.
Bu nedenle Yargıtay, temel cinsel istismar suçunun oluşmasıyla cebir veya tehdit nitelikli hâlinin birbirine karıştırılmaması gerektiğini ortaya koymuştur. Özellikle yaş küçüklüğü nedeniyle hukuken geçerli rızanın bulunmadığı olaylarda, “rıza hukuken geçersizdir” önermesinden hareketle “o hâlde cebir vardır” sonucuna ulaşılamaz.
Mahkemenin nitelikli hâli uygulayabilmesi için sanığın mağduru fiziksel güç kullanarak zorladığını veya ciddi bir tehditle direncini kırdığını gösteren somut delilleri belirlemesi gerekir. Bu konuda şüphe mevcutsa cezanın TCK 103/4 uyarınca ağırlaştırılması mümkün değildir.
Sonuç olarak Yargıtay, on beş yaşından küçük mağdurla gerçekleştirilen cinsel ilişkinin TCK 103 kapsamında suç oluşturmasının, ilişkinin cebir veya tehditle gerçekleştirildiğini kendiliğinden göstermediğini; cebir ve tehdidin ayrıca kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı durumda TCK 103/4’ün uygulanamayacağını kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 13.10.2015, E. 2015/3250, K. 2015/9219
TCK 103/4 – CİNSEL İSTİSMAR SIRASINDA CEBİR VEYA TEHDİT UYGULANDIĞININ KARARDA SOMUT OLARAK GÖSTERİLMEMESİ HÂLİNDE, SOYUT BİR KABULLE TCK 103/4 UYGULANARAK CEZA ARTIRILAMAZ
Somut olayda suça sürüklenen çocuğun mağdura yönelik cinsel davranışlarda bulunduğu, cinsel organını mağdurun makatına değdirdiği ve mağdurun bağırması üzerine eylemine son verdiği kabul edilmiştir. Yerel mahkeme, eylemi organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismar suçuna teşebbüs olarak nitelendirmiş ve bunun yanında TCK 103/4 kapsamında cebir veya tehdit nitelikli hâlini de uygulamıştır.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi öncelikle cinsel eylemin hukuki niteliğini incelemiştir. Suça sürüklenen çocuğun cinsel organını mağdurun makatına değdirdiği, ancak organ sokmaya yönelik kastını ortaya koyan başka bir söz veya hareketinin bulunmadığı ve mağdurun bağırmasının ardından dışarıdan engelleyici bir neden bulunmaksızın eylemine son verdiği belirlenmiştir.
Bu nedenle Daire, eylemin nitelikli cinsel istismara teşebbüs olarak değil, çocuğun basit cinsel istismarı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Böylelikle failin hareketlerinden daha ağır suç tipine yönelik kastın kesin biçimde çıkarılamayacağı vurgulanmıştır.
TCK 103/4 yönünden ise ayrı bir hukuka aykırılık tespit edilmiştir. Yerel mahkeme, suça sürüklenen çocuğun eylem sırasında mağdura ne suretle cebir veya tehdit uyguladığını açıklamamış, buna rağmen TCK 103/4’ü uygulayarak sonuç cezayı artırmıştır.
Yargıtay’a göre nitelikli hâlin uygulanabilmesi için mahkemenin yalnızca “eylem cebir veya tehditle gerçekleştirilmiştir” şeklinde soyut bir değerlendirme yapması yeterli değildir. Hangi maddi hareketin cebir oluşturduğu veya hangi söz ya da davranışın tehdit niteliğinde bulunduğu gerekçeli kararda gösterilmelidir.
Özellikle mağdurun bağırması veya cinsel davranışa tepki göstermesi tek başına failin cebir kullandığını göstermez. Mağdurun tepkisi, eylemin cinsel istismar niteliğinin değerlendirilmesinde delil olabilir; ancak TCK 103/4 için fail tarafından ayrıca cebir veya tehdit niteliğinde davranış gerçekleştirildiğinin belirlenmesi gerekir.
Bu gereklilik cezanın bireyselleştirilmesi ve hükmün Yargıtay denetimine elverişli olması açısından da önem taşımaktadır. Nitelikli hâlin hangi olguya dayandığı gösterilmezse, kanun yolu merciinin artırımın hukuka uygun olup olmadığını denetlemesi mümkün olmaz.
Sonuç olarak Yargıtay, cinsel istismar sırasında failin mağdura hangi hareketle cebir uyguladığı veya hangi söz ve davranışla tehditte bulunduğu somut olarak ortaya konulmadan TCK 103/4 uyarınca cezanın artırılamayacağını; gerekçesiz şekilde nitelikli hâlin uygulanmasının fazla ceza tayini oluşturduğunu kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 12.09.2018, E. 2018/1477, K. 2018/5138
TCK 103/4 – CİNSEL İSTİSMAR EYLEMLERİNİN MAĞDURA CEBİR VE TEHDİT UYGULANARAK GERÇEKLEŞTİRİLDİĞİ SABİTSE, TCK 103/4 YERİNE BAŞKA BİR FIKRANIN YAZILMASI MADDİ YAZIM HATASI NİTELİĞİNDEDİR
Somut olayda sanığın birden fazla çocuk mağdura yönelik cinsel istismar eylemleri gerçekleştirdiği, mağdurlardan birine karşı eylemlerinin birden fazla kez tekrarlandığı ve bazı eylemler sırasında cebir ve tehdit kullandığı kabul edilmiştir. Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından çeşitli mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
Dosya kapsamına göre sanığın mağdurlardan birine yönelik cinsel istismar eylemlerini cebir ve tehdit kullanarak gerçekleştirdiği mahkemenin kabulünde açık biçimde belirtilmiştir. Dolayısıyla maddi olay bakımından TCK 103/4’ün koşullarının gerçekleştiği konusunda tereddüt bulunmamaktadır.
Bununla birlikte yerel mahkeme hüküm kurarken uygulanması gereken madde numarasını yanlış göstermiştir. Cebir ve tehdit nedeniyle cezanın artırılmasında TCK 103/4 yerine sehven TCK 103/3’e atıf yapılmıştır. Uyuşmazlık, bu yanlışlığın hükmün esasını etkileyen bir hukuka aykırılık mı yoksa düzeltilebilir maddi hata mı olduğu noktasında ortaya çıkmıştır.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, mahkemenin kabul ettiği maddi olay ile ceza artırma gerekçesinin açık olduğunu dikkate almıştır. Sanığın eylemlerini mağdura cebir ve tehdit kullanarak gerçekleştirdiğinin kabul edilmesi karşısında uygulanması gereken hükmün TCK 103/4 olduğu tartışmasızdır.
Bu durumda hükümde TCK 103/3 yazılması, mahkemenin yanlış nitelikli hâli uyguladığı anlamına gelmemektedir. Gerekçe ve kabul edilen olay TCK 103/4’ü açık biçimde göstermekte, yalnızca hükümde madde numarası hatalı yazılmaktadır. Yargıtay bu durumu mahallinde düzeltilebilir yazım yanlışı olarak değerlendirmiştir.
Karar aynı zamanda TCK 103/4’ün cebir ve tehdit kullanılarak gerçekleştirilen cinsel istismar eylemlerinde doğrudan uygulanması gerektiğini göstermektedir. Cebir ve tehdidin cinsel istismar eylemiyle bağlantılı olduğu ve bu hususun mahkemece sabit kabul edildiği durumda, cezanın ilgili fıkra uyarınca artırılması gerekir.
Burada önceki kararlardan farklı olarak cebir veya tehdidin varlığı konusunda delil yetersizliği ya da gerekçe eksikliği bulunmamaktadır. Tam tersine, maddi olayın kabulünde cebir ve tehdit açıkça yer almakta; sorun yalnızca uygulama maddesinin numarasının yanlış yazılmasından kaynaklanmaktadır.
Sonuç olarak Yargıtay, cinsel istismar eylemlerinin mağdura cebir ve tehdit uygulanarak gerçekleştirildiğinin sabit olduğu durumda TCK 103/4 uyarınca artırım yapılması gerektiğini; mahkemenin bu artırım sırasında sehven TCK 103/3’ü göstermesinin hükmün esasını değiştirmeyen ve düzeltilebilir nitelikte bir yazım hatası olduğunukabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 23.03.2015, E. 2015/793, K. 2015/4813
TCK 103/4 Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
| Somut Durum | Yargıtay Nitelendirmesi | Gerekçenin Özü |
|---|---|---|
| On beş yaş altı çocuğa cebirle istismar | TCK 103/4 artırımı | Bu grupta cebir unsur değil, ağırlaştırıcı nedendir |
| On beş yaş altı çocuğa tehditle istismar | TCK 103/4 artırımı | Bağırmasını engelleme ve korkutma tehdit kapsamındadır |
| On beş yaş üstü çocuğa silahla istismar | TCK 103/4 artırımı | (b) grubunda artırım silah şartına bağlıdır |
| On beş yaş üstü çocuğa cebirle istismar | Artırım yok, cebir unsurdur | Cebir bu grupta suçun kurucu unsurudur |
| Cebrin ağır yaralama neticesi doğurması | TCK 103/5 ayrıca uygulanır | Ağır neticeler ayrı cezalandırma gerektirir |
Serinin diğer yazıları için TCK 103/5 cebir ve şiddetin ağır neticeleri, TCK 103/1 çocuğun cinsel istismarının temel hali ile tehdit suçunun genel çerçevesi için tehdit suçu TCK 106 rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:
Sık Sorulan Sorular
TCK 103/4 nedir?
TCK 103/4, cinsel istismarın on beş yaşını tamamlamamış veya algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara cebir veya tehditle, on beş yaşını doldurmuş çocuklara silahla işlenmesi halinde cezanın yarı oranında artırılmasını düzenler.
Neden iki yaş grubunda farklı koşullar var?
Küçük yaş grubunda suç cebirsiz de oluştuğundan, kullanılan cebir ayrıca cezalandırılan bir fazlalıktır. Büyük grupta ise cebir suçun kurucu unsurudur; aynı olgu iki kez değerlendirilemeyeceğinden artırım silah şartına bağlanmıştır.
Çocuğun ağzını kapatmak cebir sayılır mı?
Evet. Bağırmasını engellemek için ağzını kapatma, tutma ve bastırma; direnci kırmaya yönelik fiziksel zorlama olarak cebir kapsamında değerlendirilmektedir.
Söylersen ailene zarar veririm demek artırım doğurur mu?
Evet. Çocuğu veya yakınlarını hedef alan korkutmalar tehdittir ve küçük yaş grubunda cezayı yarı oranında artırır.
TCK 103/4 cezası ne kadar?
İstismar üzerinden 12 – 22,5 yıl, sarkıntılıkta 4,5 – 12 yıl; organ veya cisim sokulması halinde alt sınır 24, mağdur 12 yaşından küçükse 27 yıldır.
Cebir çocuğu yaralarsa ne olur?
Cebir ağır yaralama neticeleri doğurmuşsa TCK 103/5 devreye girer: Fail, istismarın yanında kasten yaralama hükümlerinden de ayrıca cezalandırılır.
TCK 103/4 davasında avukat desteği neden önemli?
Cebrin unsur mu artırım nedeni mi olduğu yaş grubuna göre değişir ve hatalı nitelendirme yıllarla ölçülen sonuç doğurur. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.
Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?
Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur ve yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ankara Barosuna kayıtlı olarak (Sicil No: 34507) Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosunun kurucu avukatı sıfatıyla ağırlıklı olarak ceza hukuku alanında çalışmakta; cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda hem müdafilik hem mağdur vekilliği görevi yürütmektedir. Bu yazı, TCK 103/4 cebir, tehdit veya silahla çocuğun cinsel istismarı konusundaki güncel Yargıtay içtihatları taranarak hazırlanmıştır ve bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya özgü hukuki danışmanlık yerine geçmez.
TCK 103/4 Kapsamındaki İstismar Dosyasında Ankara Ceza Avukatı Desteği
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda nitelendirme, beyan delilinin denetimi ve usul güvencelerinin takibi sonucu kökten değiştirir. TCK 103 çocukların cinsel istismarı suçu rehberimizi inceleyebilir, dosyanız için Ankara ceza avukatı desteği alabilirsiniz.