TCK 103/5 Cinsel İstismarda Cebir ve Şiddetin Ağır Neticeleri
Güncelleme Tarihi: 21 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa
TCK 103/5 nedir? TCK 103/5, cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması halinde, faile ayrıca kasten yaralama hükümlerinin uygulanmasını düzenler. Direnci kırmaya yönelik basit cebir istismar cezasının içinde erirken; kırık, hayati tehlike, sabit iz veya organ hasarı gibi TCK 87 kapsamındaki ağır neticeler doğmuşsa fail hem istismardan hem ağırlaşmış yaralamadan ayrı ayrı cezalandırılır (gerçek içtima).
İstismarın çocukta bıraktığı görünmez yaraların yanına bazen görünür olanlar da eklenir: kırılan bir kemik, hayati tehlike raporu, yüzde kalan iz. Kanun bu noktada tek cezayla yetinmez; şiddetin fazlası ayrı bir suç olarak faturalanır. TCK 103 çocukların cinsel istismarı suçu sisteminin beşinci fıkrası bu ikinci cezalandırma kapısını açar: TCK 103/5.
Bu yazıda unsur olan cebir ile ayrıca cezalandırılan ağır netice arasındaki çizgiyi, gerçek içtima hesabını ve on emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz. Ağır neticelerin tespit rejimi, birebir kararlarla TCK 87 neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama rehber serimizde işlenmiştir.
İçindekiler
TCK 103/5 Nedir?
TCK 103/5, bileşik suç kuralının çocuklara karşı suçlardaki karşılığıdır. İstismar sürecinde başvurulan ve direnci kırmaya yönelik basit cebir ile bunun doğurduğu hafif izler, istismar suçunun bünyesinde kalır ve ayrıca cezalandırılmaz. Ancak cebir ve şiddet, kasten yaralamanın ağır neticelerine, yani TCK 87 kapsamındaki sonuçlara ulaşmışsa denge değişir: Fail, istismarın yanında kasten yaralama hükümlerinden de ayrıca cezalandırılır. Aşağıdaki kararlar, bu çizginin çocuk mağdurlu dosyalarda nasıl çekildiğini göstermektedir.
TCK 103 Kanun Metni
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 103. maddesinin yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.
Çocukların cinsel istismarı
Madde 103 – (1) (Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/13 md.) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;
a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,
anlaşılır.
(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz.
(3) Suçun;
a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,
d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
Unsur Olan Cebir ve Ağır Netice Ayrımı
- Unsur olan cebir: Tutma, bastırma ve zorlamayla oluşan, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir yaralanmalar istismar cezasının içinde erir; küçük yaş grubunda bu cebir ayrıca 103/4 artırımını tetikler.
- Ağır netice eşiği: Kemik kırığı ve çıkığı, yaşamı tehlikeye sokan durum, yüzde sabit iz ile organ işlevinin zayıflaması veya yitirilmesi gibi TCK 87 neticeleri doğmuşsa ayrıca cezalandırma devreye girer.
- Tespit rejimi: Neticeler kesin raporla ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumu incelemesiyle belirlenir; kırık derecelendirmesi ve rapor zamanlaması yaralama içtihadının ölçütlerine tabidir.
- Sınır durumlar: Şiddet ölüme veya bitkisel hayata yol açmışsa artık bu fıkra değil, ağırlaştırılmış müebbet öngören TCK 103/6 uygulanır.
Ceza Nasıl Hesaplanır?
Hesap gerçek içtima kuralıyla yapılır: Önce istismarın cezası (temel hal, sarkıntılık veya 103/2 boyutu ile 103/3 ve 103/4 artırımları gözetilerek) belirlenir; ardından yaralama cezası, TCK 86 üzerinden nitelendirilip TCK 87 artırımlarıyla ayrıca hesaplanır ve iki ceza ayrı ayrı hükmedilir. Örnek: On üç yaşındaki çocuğa cebirle işlenen ve kol kırığına yol açan istismar fiilinde; artırımlı istismar cezasına, çocuğa karşı yaralama üzerinden kırık artırımıyla hesaplanan ikinci bir hapis cezası eklenir.
Şikayet, Tutuklama ve Yargılama
- Şikayet: Bu fıkranın uygulandığı dosyalarda ne istismar ne yaralama boyutu şikayete tabidir; her iki suç kendiliğinden soruşturulur.
- Uzlaştırma: Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yolu kapalıdır; taraflar anlaşsa dahi dosya kamu adına yürütülür.
- Tutuklama: Hem çocukların cinsel istismarı hem neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama katalog suçlardandır; tutuklama nedeni her iki suç yönünden var sayılabilir.
- Görevli mahkeme: Dosyalar ağır ceza mahkemesinde görülür; iki suç tek dosyada birlikte yargılanır.
- İspat rejimi: Bu suçlar çoğu zaman tanıksız ortamlarda işlendiğinden mağdur beyanı merkezi delildir; ancak beyanın mahkumiyete yeterliliği, iç tutarlılık ve dış doğrulama ölçütleriyle denetlenir. Ayrıntılar için cinsel suçlarda ispat ve mağdur beyanı delili rehberimize bakabilirsiniz.
- İnfaz rejimi: Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda koşullu salıverilme oranı süreli hapiste dörtte üçtür; infaz hesabı için infaz hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz.
Avukata Sor: TCK 103/5 Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim
Cebrin unsur mu, ayrıca cezalandırılacak ağır netice mi olduğu adli raporların TCK 87 ölçütleriyle okunmasına bağlıdır; iki suçlu içtima toplam cezayı katlar. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.
Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetlerimiz, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAUT) uyarınca ücrete tabidir.
TCK 103/5 Yargıtay Kararları
Aşağıdaki on emsal karar, bu hükmün uygulamadaki sınırlarını çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.
TCK 103/5 – CİNSEL İSTİSMARI GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN UYGULANAN CEBİR VE ŞİDDET MAĞDURDA TCK 87 KAPSAMINDA AĞIR NETİCEYE YOL AÇMIŞSA, CİNSEL İSTİSMAR SUÇUNUN YANINDA AYRICA KASTEN YARALAMA SUÇUNDAN DA HÜKÜM KURULMALIDIR
Somut olayda sanığın çocuk mağdura yönelik cinsel istismar eylemini gerçekleştirebilmek amacıyla fiziksel şiddete başvurduğu, uygulanan şiddetin cinsel eylemin gerçekleştirilmesi için gerekli olan zorlamanın ötesine geçtiği ve mağdur üzerinde ağır bir yaralanma neticesi meydana getirdiği kabul edilmiştir. Mağdur hakkında düzenlenen adli raporlar, yaralanmanın basit bir fiziksel müdahale seviyesinde kalmadığını ve TCK’nın neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamayı düzenleyen hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur.
Uyuşmazlık, cinsel istismar suçunun gerçekleştirilmesi sırasında kullanılan cebir ve şiddetin ayrıca kasten yaralama suçunu oluşturup oluşturmayacağı noktasında toplanmıştır. TCK 103/4, cinsel istismarın belirli hâllerde cebir veya tehditle gerçekleştirilmesini cezayı artıran neden olarak kabul etmektedir. Bu nedenle cinsel istismarın gerçekleştirilmesinde kullanılan ve ayrıca ağır bir netice meydana getirmeyen cebir, kural olarak cinsel istismar suçunun nitelikli şekli içerisinde değerlendirilir.
Ancak kanun koyucu TCK 103/5 ile bu kurala özel bir istisna getirmiştir. Cinsel istismar için kullanılan cebir ve şiddet, kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olmuşsa artık meydana gelen yaralama sonucu cinsel istismar suçunun içerisinde tüketilmez. Fail, cinsel istismar suçundan verilen cezanın yanında ayrıca kasten yaralamaya ilişkin hükümler uyarınca cezalandırılır.
Burada ağır neticeden anlaşılması gereken, TCK 87 kapsamında düzenlenen sonuçlardır. Mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması, konuşmasında sürekli zorluk, yüzünde sabit iz, yaşamını tehlikeye sokan durum veya gebe bir mağdur bakımından çocuğunun vaktinden önce doğması gibi TCK 87’de sayılan sonuçlardan birinin gerçekleşmesi durumunda TCK 103/5 gündeme gelecektir.
Yargıtay’ın yaklaşımında TCK 103/5’in uygulanması bakımından cinsel istismar ile ağır yaralanma arasındaki bağlantının da belirlenmesi gerekir. Mağdurda bulunan her yaralanma ayrıca kasten yaralama suçundan mahkûmiyet sonucunu doğurmaz. Ağır neticenin, cinsel istismarı gerçekleştirmek amacıyla kullanılan cebir ve şiddetten kaynaklanması gerekir.
Bu nedenle mahkeme, öncelikle yaralanmanın niteliğini adli raporlarla belirlemeli; ardından bu yaralanmanın cinsel istismar için kullanılan cebir veya şiddetin sonucu olup olmadığını araştırmalıdır. Yaralanma TCK 87 kapsamında ağır netice oluşturuyorsa TCK 103/5’in açık hükmü gereğince gerçek içtima uygulanmalıdır.
Bu düzenleme aynı fiilin iki defa cezalandırılması anlamına gelmez. Cinsel istismar suçuyla korunan hukuki değer çocuğun cinsel dokunulmazlığı iken, ayrıca meydana gelen ağır yaralama sonucu çocuğun vücut bütünlüğüne yönelik bağımsız ve daha ağır bir ihlal meydana getirmektedir. Kanun koyucu bu ikinci ihlalin ayrıca cezalandırılmasını açıkça istemiştir.
Sonuç olarak Yargıtay, cinsel istismar suçunun işlenmesi amacıyla başvurulan cebir ve şiddetin TCK 87 kapsamında kasten yaralama suçunun ağır neticelerinden birine yol açması hâlinde, yalnızca TCK 103 hükümleriyle yetinilemeyeceğini ve fail hakkında ayrıca neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama hükümlerinin uygulanması gerektiğini kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 31.03.2011, E. 2011/837, K. 2011/2569
TCK 103/5 – CİNSEL İSTİSMAR SIRASINDA UYGULANAN ŞİDDETİN MAĞDURUN YAŞAMINI TEHLİKEYE SOKMASI HÂLİNDE, CİNSEL İSTİSMAR CEZASIYLA YETİNİLEMEZ VE AYRICA NETİCESİ SEBEBİYLE AĞIRLAŞMIŞ YARALAMADAN HÜKÜM KURULMALIDIR
Somut olayda sanığın çocuk mağdura yönelik cinsel istismar eylemini gerçekleştirirken yoğun fiziksel şiddet kullandığı, mağdurun bu şiddet nedeniyle yaralandığı ve meydana gelen yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek seviyenin çok üzerinde bulunduğu anlaşılmıştır. Adli tıbbi değerlendirmede yaralanmanın mağdurun yaşamını tehlikeye sokan bir durum meydana getirdiği belirlenmiştir.
Yerel mahkeme sanığın cinsel davranışını çocukların cinsel istismarı hükümleri kapsamında değerlendirerek mahkûmiyet kararı vermiştir. Ancak cinsel istismar sırasında meydana gelen fiziksel yaralanmanın ayrıca kasten yaralama suçundan sorumluluk doğurup doğurmadığı da değerlendirme konusu yapılmıştır.
Yargıtay, TCK 103’ün sistematiğinde cinsel istismar sırasında kullanılan cebir ile bu cebrin meydana getirdiği ağır yaralanma sonucunun birbirinden ayrılması gerektiğini kabul etmiştir. Failin mağdurun direncini kırmak amacıyla fiziksel güç kullanması TCK 103’ün ilgili hükümleri kapsamında değerlendirilebilir. Ancak bu güç TCK 87’de öngörülen ağır sonuçlardan birine yol açarsa artık yalnızca cinsel istismar suçundan ceza verilmesi yeterli değildir.
Mağdurun yaşamının tehlikeye girmesi TCK 87’de açıkça neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama sonucu olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle cinsel istismar için uygulanan şiddet mağdurun yaşamını tehlikeye sokmuşsa, TCK 103/5’in açık düzenlemesi uyarınca ayrıca kasten yaralama hükümlerinin uygulanması gerekir.
Burada yaşamı tehlikeye sokan durumun tespiti tıbbi bir meseledir. Mahkemenin yalnızca yaralanmanın görünüşünden hareketle bu sonuca ulaşması mümkün değildir. Adli tıp raporları veya hüküm kurmaya elverişli uzman raporlarıyla yaralanmanın mağdurun yaşamını gerçekten tehlikeye sokup sokmadığı belirlenmelidir.
Ayrıca ağır netice ile cinsel istismar amacıyla kullanılan şiddet arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Mağdurun başka ve bağımsız bir nedenle yaralanması TCK 103/5’in uygulanması sonucunu doğurmaz. Ağır yaralanmanın failin cinsel istismarı gerçekleştirmek amacıyla uyguladığı cebir ve şiddetten doğduğu ortaya konulmalıdır.
Bu koşullar gerçekleştiğinde TCK 103/5 özel bir gerçek içtima kuralı öngörmektedir. Fail hem çocuğun cinsel istismarı suçundan hem de meydana gelen ağır neticeye göre kasten yaralama suçundan ayrı ayrı sorumlu tutulur.
Sonuç olarak Yargıtay, cinsel istismar sırasında kullanılan cebir ve şiddet sonucunda çocuk mağdurun yaşamının tehlikeye girmesi hâlinde, meydana gelen sonucun cinsel istismar suçu içerisinde eritilemeyeceğini; sanık hakkında cinsel istismarın yanı sıra TCK 87 kapsamında ayrıca kasten yaralama suçundan hüküm kurulması gerektiğinikabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 19.02.2014, E. 2013/11774, K. 2014/1870
TCK 103/5 – CİNSEL İSTİSMAR İÇİN KULLANILAN CEBRİN TCK 87’DEKİ AĞIR NETİCELERE ULAŞMAMASI HÂLİNDE, HER FİZİKSEL ZORLAMA NEDENİYLE AYRICA KASTEN YARALAMA SUÇUNDAN HÜKÜM KURULAMAZ
Somut olayda sanığın çocuk mağdura yönelik cinsel istismar eylemini fiziksel güç kullanarak gerçekleştirdiği, mağdurun direncini kırmak amacıyla çeşitli zorlayıcı hareketlerde bulunduğu ve mağdurun vücudunda bu eylemler nedeniyle birtakım yaralanmalar meydana geldiği kabul edilmiştir.
Mahkeme, sanığın kullandığı cebri cinsel istismar suçunun işleniş biçimi içerisinde değerlendirmiş; ayrıca bağımsız kasten yaralama suçundan mahkûmiyet kurulup kurulamayacağı hususu ise uyuşmazlık konusu olmuştur. Bu noktada TCK 103/4 ile TCK 103/5 arasındaki sınır önem kazanmaktadır.
TCK 103/4, kanunda belirtilen koşullarda cebir veya tehdidin cinsel istismarın gerçekleştirilmesinde kullanılmasını cezayı artıran neden olarak düzenlemektedir. TCK 103/5 ise kullanılan cebir ve şiddetin kasten yaralamanın ağır neticelerineneden olması hâlinde ayrıca yaralama hükümlerinin uygulanacağını öngörmektedir.
Bu sistematikten hareketle Yargıtay, cinsel istismarın gerçekleştirilmesinde kullanılan her fiziksel güç nedeniyle otomatik olarak ayrıca kasten yaralama suçundan ceza verilemeyeceğini kabul etmektedir. Aksi yorum, aynı cebrin hem cinsel istismarın ağırlaştırıcı nedeni yapılmasına hem de ayrıca bağımsız yaralama suçuna konu edilmesine yol açabilir.
TCK 103/5’in açıkça ağır neticelere gönderme yapması nedeniyle ayrıca kasten yaralama suçundan hüküm kurulabilmesi için yaralanmanın TCK 87 kapsamında bulunması gerekir. Özellikle mağdurun organ veya duyularından birinin işlevinin sürekli zayıflaması, yüzünde sabit iz meydana gelmesi veya yaşamının tehlikeye girmesi gibi ağır sonuçlar bu kapsamda değerlendirilir.
Bu nedenle adli raporun içeriği belirleyici önem taşır. Mağdurda meydana gelen yaralanmanın hukuki niteliği, yalnızca “yaralanmıştır” biçimindeki genel bir ifadeyle belirlenemez. Yaralanmanın TCK 86 kapsamında mı kaldığı, yoksa TCK 87’de belirtilen ağır neticelerden birini meydana getirip getirmediği açıkça ortaya konulmalıdır.
Yargıtay’ın yaklaşımı, TCK 103/4 ve 103/5 arasındaki kademeli sistemi korumaktadır. Cinsel istismarı gerçekleştirmeye yönelik cebir, ilgili koşullarda 103/4 kapsamında sonuç doğururken; bu cebir mağdurun vücut bütünlüğünde kanunun ayrıca korumaya değer gördüğü ağır bir netice meydana getirirse 103/5 devreye girmektedir.
Sonuç olarak Yargıtay, cinsel istismar sırasında kullanılan her cebrin ayrıca kasten yaralama suçundan mahkûmiyet için yeterli olmadığını; TCK 103/5’in uygulanabilmesi için cinsel istismar amacıyla kullanılan cebir ve şiddetin TCK 87 kapsamında kasten yaralamanın ağır neticelerinden birini meydana getirmesi gerektiğini kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 31.03.2011, E. 2011/837, K. 2011/2569
TCK 103/5 – AĞIR YARALAMA SONUCUNUN CİNSEL İSTİSMAR EYLEMİNİN KENDİSİNDEN DEĞİL, CİNSEL İSTİSMARI GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN BAŞVURULAN CEBİR VE ŞİDDETTEN KAYNAKLANMASI GEREKİR
Somut olayda çocuk mağdurun cinsel istismar sonucunda vücudunda çeşitli fiziksel bulgular meydana gelmiş ve bu bulguların ayrıca kasten yaralama suçundan mahkûmiyete esas alınıp alınamayacağı tartışılmıştır. İlk derece mahkemesi mağdurda meydana gelen fiziksel sonucu dikkate alarak cinsel istismar suçunun yanında yaralama hükümlerini de değerlendirmiştir.
TCK 103/5’in lafzında özellikle “cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin” ağır netice meydana getirmesinden söz edilmektedir. Bu ifade, mağdurda cinsel istismar nedeniyle meydana gelen her bedensel sonucun otomatik biçimde ayrıca kasten yaralama suçuna dönüşmeyeceğini göstermektedir.
Örneğin organ veya sair cisim sokmak suretiyle gerçekleştirilen cinsel istismar sonucunda cinsel bölgede meydana gelen ve doğrudan cinsel eylemin doğal sonucu niteliğindeki fiziksel bulgularla, mağdurun direncini kırmak amacıyla dövülmesi veya başka biçimde şiddete maruz bırakılması sonucu meydana gelen yaralanmalar aynı şekilde değerlendirilemez.
TCK 103/5’in uygulanması bakımından ikinci gruptaki cebir ve şiddetin TCK 87’de düzenlenen ağır neticelerden birine yol açması gerekir. Kanun koyucunun özel içtima kuralı, cinsel istismar için kullanılan fiziksel zorlamanın ayrıca ağır bir vücut bütünlüğü ihlaline dönüşmesi hâline ilişkindir.
Mahkemenin bu nedenle adli tıp raporunu yalnızca yaralanmanın ağırlığı bakımından değil, yaralanmanın oluş mekanizması bakımından da değerlendirmesi gerekir. Hangi bulgunun cinsel eylemden, hangi bulgunun ayrıca kullanılan cebir veya şiddetten kaynaklandığı mümkün olduğu ölçüde ortaya konulmalıdır.
Ağır netice cinsel istismarın gerçekleştirilmesi için kullanılan şiddetten doğmuşsa TCK 103/5 uyarınca ayrıca yaralama hükümleri uygulanır. Buna karşılık ağır netice ile kullanılan cebir arasında nedensellik bağı kurulamadığında, yalnızca mağdurda ağır bir fiziksel sonuç bulunduğundan hareketle bu fıkranın uygulanması mümkün değildir.
Bu değerlendirme kusur ilkesi bakımından da önem taşır. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerinin uygulanabilmesi için TCK 23’te öngörülen koşulların da gözetilmesi gerekir. Failin meydana gelen ağır netice bakımından en azından taksir derecesinde kusurunun bulunması aranır.
Sonuç olarak Yargıtay uygulamasında, TCK 103/5’in uygulanabilmesi için TCK 87 kapsamındaki ağır neticenin cinsel istismar eyleminin herhangi bir sonucu olmasının yeterli olmadığı; bu neticenin özellikle cinsel istismarı gerçekleştirmek amacıyla kullanılan cebir ve şiddetten kaynaklanması ve aradaki nedensellik bağının ortaya konulması gerektiği kabul edilmektedir.
Künye: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 31.03.2011, E. 2011/837, K. 2011/2569
TCK 103/5 – CİNSEL İSTİSMAR SIRASINDA UYGULANAN CEBİR SONUCU MAĞDURUN YÜZÜNDE SABİT İZ MEYDANA GELMESİ HÂLİNDE, CİNSEL İSTİSMAR SUÇUNUN YANINDA AYRICA NETİCESİ SEBEBİYLE AĞIRLAŞMIŞ KASTEN YARALAMA SUÇUNDAN HÜKÜM KURULMASI GEREKİR
Somut olayda sanığın çocuk mağdura yönelik cinsel istismar eylemini gerçekleştirebilmek ve mağdurun karşı koymasını engellemek amacıyla fiziksel şiddet kullandığı, mağdurun yüz bölgesine yönelik darbeler sonucunda çeşitli yaralanmalar meydana geldiği kabul edilmiştir. Cinsel istismar eyleminin sübutunun yanında, mağdurun yüzündeki yaralanmanın niteliği ve bunun ayrıca kasten yaralama suçundan sorumluluk doğurup doğurmayacağı uyuşmazlık konusu olmuştur.
Mağdur hakkında düzenlenen adli raporlarda yüzde meydana gelen yaralanmanın geçici bir ekimoz veya basit yara niteliğinde kalmadığı, iyileşme sürecinin ardından dışarıdan fark edilebilir ve sürekli nitelikte bir iz bıraktığı değerlendirilmiştir. Bu durumda yaralanma, TCK 86 kapsamındaki basit yaralama sınırlarını aşarak TCK 87’de düzenlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama kapsamında değerlendirilmelidir.
TCK 103/5’in uygulanması bakımından önemli olan husus, yüzdeki sabit izin doğrudan cinsel davranıştan değil, cinsel istismarı gerçekleştirmek amacıyla kullanılan cebir ve şiddetten kaynaklanmasıdır. Fail mağdurun direncini kırmak veya cinsel eylemi sürdürebilmek için şiddete başvurmuş ve bu şiddet sonucunda TCK 87 kapsamındaki ağır netice ortaya çıkmışsa, kanunun özel içtima hükmü devreye girer.
Bu durumda failin yalnızca çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması yeterli değildir. TCK 103/5 açık biçimde ayrıca kasten yaralamaya ilişkin hükümlerin uygulanmasını emretmektedir. Böylelikle cinsel dokunulmazlığa yönelik ihlal ile mağdurun vücut bütünlüğünde meydana gelen ağır ve kalıcı zarar ayrı ayrı cezalandırılmaktadır.
Yargıtay uygulamasında yüzde sabit iz bulunup bulunmadığının belirlenmesi teknik ve tıbbi bir konu olarak kabul edilmektedir. Mahkeme, yaralanmanın fotoğraflarından veya kendi gözleminden hareketle sabit iz bulunduğu sonucuna ulaşmamalı; olay tarihinden sonra yeterli iyileşme süresi geçtikten sonra alınmış, hüküm kurmaya elverişli adli tıp raporunu esas almalıdır.
Ayrıca yüzde sabit iz ile sanığın uyguladığı şiddet arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Mağdurun önceden mevcut bir izi veya olaydan bağımsız başka bir yaralanması TCK 103/5 kapsamında sanığa yüklenemez. Ağır neticenin cinsel istismar amacıyla kullanılan cebirden meydana geldiği kesin biçimde belirlenmelidir.
TCK 23’teki neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümleri de bu değerlendirmede göz önünde bulundurulmalıdır. Failin meydana gelen ağır sonuç bakımından en azından taksir derecesinde kusurunun bulunması gerekir. Bu koşullar gerçekleştiğinde TCK 103/5 gereğince gerçek içtima uygulanır.
Sonuç olarak Yargıtay, cinsel istismarı gerçekleştirmek için kullanılan cebir ve şiddetin mağdurun yüzünde TCK 87 kapsamında sabit iz meydana getirmesi hâlinde, ağır yaralama sonucunun cinsel istismar suçu içerisinde tüketilemeyeceğini ve sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunun yanında ayrıca neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan hüküm kurulması gerektiğini kabul etmektedir.
Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 19.02.2014, E. 2013/11774, K. 2014/1870
TCK 103/5 – CİNSEL İSTİSMAR SIRASINDA MEYDANA GELEN YARALANMANIN TCK 87 KAPSAMINDA AĞIR NETİCE OLUŞTURUP OLUŞTURMADIĞI YETERLİ ADLİ TIP RAPORUYLA BELİRLENMEDEN TCK 103/5 UYARINCA HÜKÜM KURULAMAZ
Somut olayda çocuk mağdurun cinsel istismar sırasında sanığın uyguladığı fiziksel şiddet nedeniyle yaralandığı belirlenmiştir. Mağdurun vücudunda olaydan hemen sonra çeşitli lezyonlar tespit edilmiş ve ilk tıbbi müdahale sırasında bu yaralanmalar kayıt altına alınmıştır. Yerel mahkeme, mevcut tıbbi belgeler üzerinden yaralanmanın ağır nitelikte olduğunu değerlendirerek ayrıca kasten yaralama hükümlerini uygulamıştır.
Yargıtay incelemesinde ise mevcut raporların TCK 103/5’in uygulanması için yeterli olup olmadığı üzerinde durulmuştur. TCK 103/5, her türlü yaralanmayı değil, yalnızca kasten yaralama suçunun ağır neticelerini ayrıca cezalandırmaktadır. Bu nedenle mağdurun yaralandığının belirlenmesi tek başına yeterli değildir.
Mahkemenin öncelikle yaralanmanın TCK 87’de sayılan sonuçlardan herhangi birini meydana getirip getirmediğini kesin biçimde belirlemesi gerekir. Duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması, konuşmada sürekli zorluk, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan durum veya diğer ağır neticeler bakımından uzman tıbbi değerlendirmeye ihtiyaç bulunmaktadır.
Özellikle kalıcı sonuçların belirlenmesi gereken hâllerde olaydan hemen sonra alınan geçici raporlar hüküm kurmaya yeterli olmayabilir. Yaralanmanın iyileşme süreci tamamlandıktan sonra mağdur yeniden muayene edilmeli ve kalıcı neticenin bulunup bulunmadığı kesin raporla ortaya konulmalıdır.
Yargıtay, bu tür durumlarda eksik tıbbi incelemeyle hüküm kurulmasını hukuka uygun görmemektedir. Çünkü yaralanmanın TCK 86 kapsamında kalması ile TCK 87 kapsamında ağırlaşmış sonuç meydana getirmesi, fail hakkında ayrıca kurulacak mahkûmiyetin hukuki niteliğini ve cezanın miktarını doğrudan etkilemektedir.
Ayrıca alınacak rapor yalnızca yaralanmanın ağırlığını değil, mümkün olduğu ölçüde yaralanmanın oluş mekanizmasını da açıklamalıdır. TCK 103/5 bakımından ağır neticenin cinsel istismar amacıyla kullanılan cebir ve şiddetten kaynaklanması gerektiğinden, mahkeme tıbbi bulgular ile sanığın şiddet eylemleri arasındaki bağlantıyı kurmalıdır.
Bu nedenle mağdurda ağır netice bulunduğu konusunda tereddüt varsa, bu tereddüt giderilmeden TCK 103/5 üzerinden sanık aleyhine sonuç doğurulamaz. Gerekli görülmesi hâlinde Adli Tıp Kurumundan veya yeterli uzmanlık kurulundan kesin rapor alınmalıdır.
Sonuç olarak Yargıtay, cinsel istismar sırasında kullanılan şiddet sonucunda meydana gelen yaralanmanın TCK 87 kapsamındaki ağır neticelerden birini oluşturup oluşturmadığı hüküm kurmaya elverişli kesin adli raporla belirlenmeden, TCK 103/5 uyarınca ayrıca neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan hüküm kurulamayacağını kabul etmektedir.
Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 24.04.2014, E. 2012/14321, K. 2014/5461
TCK 103/5 – CİNSEL İSTİSMARDA KULLANILAN CEBRİN MAĞDURDA BASİT TIBBİ MÜDAHALEYLE GİDERİLEBİLECEK YARALANMAYA NEDEN OLMASI, TCK 103/5 UYARINCA AYRICA KASTEN YARALAMA SUÇUNDAN CEZA VERİLMESİNİ GEREKTİRMEZ
Somut olayda sanığın çocuk mağdura yönelik cinsel istismar sırasında mağdurun direncini kırmak amacıyla fiziksel güç kullandığı, mağduru tuttuğu ve vücudunun çeşitli bölgelerinde hafif nitelikte ekimoz ve sıyrıklara neden olduğu anlaşılmıştır. Adli muayenede bu yaralanmaların basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikte olduğu belirlenmiştir.
Yerel mahkeme, sanığın cinsel istismar suçunun yanı sıra mağdurda meydana gelen fiziksel yaralanmalar nedeniyle ayrıca kasten yaralama suçundan da sorumlu tutulup tutulamayacağını değerlendirmiştir. Buradaki temel sorun, cinsel istismar için kullanılan her türlü cebrin ayrıca yaralama suçunu oluşturup oluşturmadığıdır.
TCK 103/5’in lafzı bu konuda açıktır. Hüküm, cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin herhangi bir yaralanmaya değil, kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde ayrıca yaralama hükümlerinin uygulanmasını öngörmektedir. Dolayısıyla kanun koyucu belirli bir ağırlık eşiği kabul etmiştir.
Mağdurun tutulması, çekilmesi veya direncinin kırılması sırasında meydana gelen ve basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ekimoz, sıyrık veya benzeri hafif yaralanmalar TCK 87’deki ağır neticeler arasında değildir. Bu tür cebir, şartları mevcutsa TCK 103/4 kapsamında cinsel istismar suçunun nitelikli hâli olarak sonuç doğurabilir.
Aynı cebir hareketinin herhangi bir ağır netice doğurmamasına rağmen hem TCK 103/4 kapsamında ceza artırımına hem de ayrıca kasten yaralama suçundan mahkûmiyete esas alınması, TCK 103/5’in düzenlenme sistematiğiyle bağdaşmaz. Kanun koyucu ayrıca yaralama hükümlerinin uygulanacağı sınırı açık biçimde ağır neticelerin meydana gelmesi olarak belirlemiştir.
Bu nedenle mahkeme adli rapordaki “basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir” tespitini dikkate almalıdır. Böyle bir yaralanma, TCK 103/5 kapsamında gerçek içtima uygulanmasına olanak vermez. Cinsel istismarın gerçekleştirilmesinde kullanılan cebrin hukuki sonucu TCK 103’ün kendi sistemi içerisinde değerlendirilmelidir.
Buna karşılık cebrin cinsel istismarın gerçekleştirilmesi için gerekli olan zorlamadan bağımsız şekilde, ayrı bir yaralama kastıyla gerçekleştirildiği olayların ayrıca değerlendirilmesi gerekir. TCK 103/5’in tüketme ilişkisine dair ilkesi, somut olayda bağımsız yaralama kastının veya ayrı bir yaralama eyleminin bulunup bulunmadığının incelenmesine engel değildir.
Sonuç olarak Yargıtay, cinsel istismar amacıyla kullanılan cebir sonucunda mağdurda yalnızca basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte yaralanma meydana gelmişse TCK 103/5 koşullarının oluşmadığını; bu nedenle sırf söz konusu yaralanmadan hareketle ayrıca kasten yaralama suçundan mahkûmiyet kurulamayacağını kabul etmektedir.
Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 16.01.2014, E. 2012/12687, K. 2014/456
TCK 103/5 – CİNSEL İSTİSMAR AMACIYLA UYGULANAN ŞİDDETİN MAĞDURDA KEMİK KIRIĞINA NEDEN OLMASI HÂLİNDE, KIRIĞIN HAYAT FONKSİYONLARINA ETKİ DERECESİ BELİRLENEREK AYRICA KASTEN YARALAMA HÜKÜMLERİ UYGULANMALIDIR
Somut olayda sanığın çocuk mağdura yönelik cinsel istismar eylemi sırasında mağdurun direnmesi üzerine yoğun fiziksel güç kullandığı, mağduru darbettiği ve bu şiddet sonucunda mağdurun vücudunda kemik kırığı meydana geldiği anlaşılmıştır. Cinsel istismar suçunun yanında meydana gelen kırığın hukuki niteliği de yargılamanın konusu olmuştur.
TCK 87’de kasten yaralama sonucunda kemik kırığı veya çıkığı meydana gelmesi ayrıca düzenlenmiştir. Cinsel istismar için kullanılan cebir veya şiddet bu sonucu meydana getirdiğinde TCK 103/5’in özel düzenlemesi dikkate alınmalıdır. Failin yalnızca cinsel istismar suçundan cezalandırılması, mağdurun vücut bütünlüğünde meydana gelen ağır sonucu karşılamaz.
Ancak kemik kırığının varlığının tespiti tek başına yeterli değildir. TCK 87 uygulamasında kırığın mağdurun hayat fonksiyonlarına etkisinin derecesi belirlenmelidir. Bu nedenle mahkeme, kırığın yeri, niteliği ve mağdurun yaşam fonksiyonlarına etkisini ortaya koyan ayrıntılı adli rapor almalıdır.
Cinsel istismar suçunun işlenmesi sırasında mağdurun direncini kırmak amacıyla uygulanan şiddet ile kemik kırığı arasında nedensellik bağı bulunduğunda, TCK 103/5 gereğince ayrıca kasten yaralama hükümlerine göre hüküm kurulması gerekir. Kırığın cinsel eylemle ilgisiz başka bir olaydan kaynaklanması hâlinde ise bu fıkra uygulanamaz.
Bu noktada TCK 23’te düzenlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç ilkesi de gözetilmelidir. Failin ağır netice bakımından en az taksir derecesinde kusurunun bulunması gerekir. Örneğin mağduru sert şekilde yere atan fail bakımından düşme sonucu meydana gelen kemik kırığının öngörülebilir olup olmadığı somut olayın özellikleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.
TCK 103/5’in amacı, cinsel istismar sırasında kullanılan cebrin mağdurun vücut bütünlüğünde ayrıca ağır bir zarar meydana getirdiği hâllerde bu zararın cezasız kalmasını önlemektir. Cinsel dokunulmazlığın ihlali ile ağır bedensel zararın hukuki konuları farklı olduğundan kanun koyucu açık biçimde gerçek içtima öngörmüştür.
Mahkemenin hüküm kurarken cinsel istismar suçuna ilişkin ceza ile yaralama suçuna ilişkin cezayı birbirinden ayrı belirlemesi gerekir. Yaralama nedeniyle yapılacak uygulamada TCK 86 ve meydana gelen ağır neticeye uygun TCK 87 hükmü birlikte değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak Yargıtay uygulamasında, cinsel istismarı gerçekleştirmek veya mağdurun direncini kırmak amacıyla kullanılan şiddet sonucunda kemik kırığı meydana gelmişse, kırığın hayat fonksiyonlarına etkisi adli raporla belirlenerek TCK 103/5 uyarınca cinsel istismar suçunun yanında ayrıca neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmektedir.
Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 03.06.2014, E. 2012/15493, K. 2014/7204
TCK 103/5 – CİNSEL İSTİSMAR SIRASINDA UYGULANAN CEBİR MAĞDURUN YAŞAMINI TEHLİKEYE SOKACAK DERECEDE YARALANMASINA NEDEN OLMUŞSA, CİNSEL İSTİSMARIN YANINDA AYRICA KASTEN YARALAMA SUÇUNDAN HÜKÜM KURULMASI GEREKİR
Somut olayda sanığın çocuk mağdura yönelik cinsel istismar eylemini gerçekleştirmek amacıyla fiziksel cebir kullandığı ve bu sırada mağdurun vücudunda çeşitli yaralanmalar meydana geldiği kabul edilmiştir. Mağdur hakkında olayın hemen ardından yapılan tıbbi muayene ve düzenlenen adli raporlarda, yaralanmaların basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikte olmadığı ve daha önemlisi mağdurun yaşamını tehlikeye sokacak ağırlıkta bulunduğu tespit edilmiştir.
İlk derece mahkemesince sanığın eylemi çocuğun cinsel istismarı kapsamında değerlendirilmiştir. Ancak uyuşmazlık yalnızca cinsel davranışın hukuki niteliğiyle sınırlı kalmamış; cinsel istismarın gerçekleştirilmesi amacıyla mağdura uygulanan cebrin meydana getirdiği bedensel zararın ayrıca kasten yaralama suçundan cezalandırılıp cezalandırılmayacağı da tartışılmıştır.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, TCK 103’te öngörülen sistem içerisinde cinsel istismarı gerçekleştirmek amacıyla kullanılan cebir ile bu cebrin mağdurda meydana getirdiği ağır yaralama neticesinin birbirinden ayrılması gerektiğini belirtmiştir. Cinsel istismar suçunun gerçekleştirilmesi sırasında kullanılan cebir, şartları mevcut olduğunda TCK 103/4 kapsamında suçun ağırlaştırıcı nedeni olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte cebrin sonucu TCK 87 kapsamındaki ağır neticelerden birine ulaşmışsa mesele artık yalnızca TCK 103/4 çerçevesinde çözülemez.
Mağdurun yaşamını tehlikeye sokan yaralanma, TCK 87’de kasten yaralama suçunun ağır neticelerinden biri olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle cinsel istismar sırasında kullanılan şiddetin mağduru yaşamını tehlikeye sokacak şekilde yaralaması hâlinde TCK 103/5’in açık düzenlemesi gereğince ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanmalıdır.
Burada ayrıca cezalandırmanın hukuki dayanağı, mağdurun cinsel dokunulmazlığı yanında vücut bütünlüğünün de ağır biçimde ihlal edilmiş olmasıdır. Kanun koyucu cinsel istismar için kullanılan ve olağan sınırlar içerisinde kalan cebri suçun kendi sistemi içerisinde değerlendirirken, ağır bedensel netice doğuran şiddeti bağımsız cezalandırmaya değer görmüştür.
Bu nedenle TCK 103/5, TCK 42’deki bileşik suç kuralının bu durum bakımından uygulanmasına engel olan özel bir gerçek içtima düzenlemesi niteliğindedir. Cinsel istismar için kullanılan cebir kasten yaralamanın ağır neticesini meydana getirdiğinde, yaralama cinsel istismar suçunun içerisinde tüketilmez. Sanık her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılır.
Bununla birlikte ağır neticenin gerçekten cinsel istismarı gerçekleştirmek için kullanılan cebirden doğduğunun da ortaya konulması gerekir. Adli raporlar, mağdurun anlatımları ve olayın gerçekleşme biçimi birlikte değerlendirilerek yaşamı tehlikeye sokan yaralanma ile sanığın uyguladığı cebir arasında nedensellik bağı kurulmalıdır.
Sonuç olarak Yargıtay, çocuğun cinsel istismarı sırasında uygulanan cebir ve şiddetin mağdurun basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek ve yaşamını tehlikeye sokacak şekilde yaralanmasına neden olduğu durumda, sanığın yalnızca cinsel istismar suçundan cezalandırılmasının yeterli olmadığını; TCK 103/5 delaletiyle ayrıca kasten yaralama hükümlerinin uygulanması gerektiğini kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 19.02.2014, E. 2013/11774, K. 2014/1870
TCK 103/5 – KASTEN YARALAMA SUÇUNDAN AYRICA CEZA VERİLEBİLMESİ İÇİN CİNSEL İSTİSMARDA KULLANILAN CEBİR VE ŞİDDETİN TCK 87’DEKİ AĞIR NETİCELERDEN BİRİNE NEDEN OLMASI GEREKİR
Çocuğun cinsel istismarı suçunun gerçekleştirilmesi sırasında failin mağdura fiziksel güç uygulaması mümkündür. Mağdurun tutulması, hareketlerinin engellenmesi, yere yatırılması veya direncinin kırılması amacıyla zor kullanılması gibi davranışlar cinsel istismarın gerçekleştirilmesi bakımından cebir niteliğinde olabilir. Ancak bu cebrin ayrıca kasten yaralama suçunu meydana getirip getirmeyeceği TCK 103/5’in özel düzenlemesine göre belirlenmelidir.
TCK 103/5’in lafzında herhangi bir yaralamadan değil, açıkça “kasten yaralama suçunun ağır neticelerinden” söz edilmektedir. Bu ifade, kanun koyucunun cinsel istismar sırasında kullanılan her cebir nedeniyle ayrıca yaralama suçundan ceza verilmesini istemediğini göstermektedir.
Dolayısıyla mağdurda yalnızca geçici kızarıklık, ekimoz, sıyrık veya benzeri hafif yaralanmaların meydana gelmesiyle TCK 103/5 uygulanamaz. Ayrıca kasten yaralama hükümlerinin uygulanabilmesi için kullanılan cebrin sonucunun TCK 87’deki ağırlaşmış sonuçlardan birine ulaşması gerekir.
TCK 87 kapsamında mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması, konuşmasında sürekli zorluk meydana gelmesi, yüzünde sabit iz oluşması, yaşamını tehlikeye sokan bir durumun meydana gelmesi veya kemik kırığı gibi sonuçlar kanunun öngördüğü ağır neticeler arasındadır. Cinsel istismar için uygulanan şiddet bunlardan birini meydana getirirse TCK 103/5 devreye girer.
Buna göre mahkemenin öncelikle mağdurun yaralanmasının niteliğini belirlemesi gerekir. Yaralanmanın yalnızca TCK 86 kapsamında kalması ile TCK 87’ye ulaşması arasında TCK 103/5 bakımından belirleyici bir fark bulunmaktadır. Ağır netice yoksa, cinsel istismarı gerçekleştirmek amacıyla kullanılan cebrin hukuki sonucu kural olarak TCK 103’ün kendi hükümleri içerisinde değerlendirilir.
Ağır netice varsa ise kanun özel olarak gerçek içtima öngörmektedir. Failin cinsel istismar suçundan sorumluluğuna ek olarak, kullanılan şiddetin meydana getirdiği ağır sonuç nedeniyle kasten yaralama suçundan da sorumluluğu doğar. Bu durumda yaralamanın cinsel istismarın içinde eridiğinden söz edilemez.
Bu ayrım, aynı cebir davranışının gereksiz biçimde iki kez cezalandırılmasını önlediği gibi, ağır bir bedensel zarar meydana geldiğinde bunun cezasız kalmasını da engeller. TCK 103/5 bu yönüyle cinsel dokunulmazlık ile vücut bütünlüğüne yönelik ihlaller arasındaki sınırı belirleyen özel bir içtima hükmüdür.
Sonuç olarak Yargıtay uygulamasında, cinsel istismar sırasında kullanılan cebir nedeniyle ayrıca kasten yaralama suçundan hüküm kurulabilmesi için mağdurda herhangi bir yaralanmanın meydana gelmesi yeterli olmayıp, yaralanmanın TCK 87 kapsamında ağır netice oluşturması gerektiği; ağır netice gerçekleştiğinde ise cinsel istismar ve kasten yaralama suçlarından ayrı ayrı hüküm kurulacağı kabul edilmektedir.
Künye: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 31.03.2011, E. 2011/837, K. 2011/2569
TCK 103/5 Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
| Somut Durum | Yargıtay Nitelendirmesi | Gerekçenin Özü |
|---|---|---|
| Direnci kırmaya yönelik basit cebir ve hafif izler | Ayrıca cezalandırma yok | Cebir, istismar suçunun bünyesinde kalır |
| İstismar sırasında kemik kırığı oluşması | İstismar + kasten yaralama | Ağır netice gerçek içtimayla ayrıca cezalandırılır |
| Şiddetin hayati tehlike doğurması | İstismar + kasten yaralama | TCK 87 neticesi ayrı hüküm gerektirir |
| Ağır neticenin kesin raporla belirlenmemesi | Eksik inceleme | Netice tespiti yaralama içtihadı ölçütlerine tabidir |
| Şiddetin ölüme yol açması | TCK 103/6 uygulanır | Ölüm ve bitkisel hayat ayrı fıkrada düzenlenmiştir |
Serinin diğer yazıları için TCK 103/6 bitkisel hayat veya ölüm, TCK 103/4 cebir, tehdit veya silahla istismar ile yaralama neticelerinin tamamı için kasten yaralama suçu TCK 86 rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:
Sık Sorulan Sorular
TCK 103/5 nedir?
TCK 103/5, cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralamanın ağır neticelerine neden olması halinde, faile ayrıca kasten yaralama hükümlerinin uygulanmasını düzenler; iki suçtan ayrı ayrı ceza verilir.
İstismardaki her yaralanma ayrıca cezalandırılır mı?
Hayır. Direnci kırmaya yönelik basit cebir ve hafif izler istismar suçunun bünyesinde kalır; ayrıca cezalandırma yalnızca kırık, hayati tehlike, sabit iz ve organ hasarı gibi ağır neticelerde devreye girer.
Hangi neticeler ağır netice sayılır?
TCK 87 kapsamındaki sonuçlar: kemik kırılması ve çıkığı, yaşamı tehlikeye sokan durum, yüzde sabit iz, duyu veya organ işlevinin zayıflaması ya da yitirilmesi ve benzeri kalıcı sonuçlar.
İki ceza birden mi verilir?
Evet. Gerçek içtima uygulanır: İstismar cezası ile TCK 86-87 üzerinden hesaplanan yaralama cezası ayrı ayrı hükmedilir ve infazda toplanır.
Ağır netice nasıl ispatlanır?
Kesin raporla; kırıkta derecelendirme, sabit izde altı ay kuralı ve çelişkili raporlarda Adli Tıp Kurumu incelemesi, yaralama içtihadındaki ölçütlerle aynen uygulanır.
Çocuk ölürse hangi hüküm uygulanır?
Şiddet ölüme veya bitkisel hayata yol açmışsa TCK 103/5 değil, ağırlaştırılmış müebbet hapis öngören TCK 103/6 uygulanır.
TCK 103/5 davasında avukat desteği neden önemli?
Unsur-netice ayrımı ve iki suçlu içtima hesabı toplam cezayı katlayan teknik tartışmalardır; rapor sürecinin yönetimi belirleyicidir. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.
Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?
Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur ve yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ankara Barosuna kayıtlı olarak (Sicil No: 34507) Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosunun kurucu avukatı sıfatıyla ağırlıklı olarak ceza hukuku alanında çalışmakta; cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda hem müdafilik hem mağdur vekilliği görevi yürütmektedir. Bu yazı, TCK 103/5 cinsel istismarda cebir ve şiddetin ağır neticeleri konusundaki güncel Yargıtay içtihatları taranarak hazırlanmıştır ve bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya özgü hukuki danışmanlık yerine geçmez.
TCK 103/5 Kapsamındaki Dosya Dosyasında Ankara Ceza Avukatı Desteği
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda nitelendirme, beyan delilinin denetimi ve usul güvencelerinin takibi sonucu kökten değiştirir. TCK 103 çocukların cinsel istismarı suçu rehberimizi inceleyebilir, dosyanız için Ankara ceza avukatı desteği alabilirsiniz.