Ceza Hukuku
Trend

TCK 87/1-d Yaşamı Tehlikeye Sokan Yaralama ve Cezası

TCK 87/1-d Güncelleme Tarihi: 18 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa

TCK 87/1-d nedir? TCK 87/1-d, kasten yaralamanın mağdurun yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olmasını düzenler. Ölçüt, olay anında yaşamın gerçekten tehlikeye girip girmediğidir; mağdurun sonradan tamamen iyileşmesi artırımı ortadan kaldırmaz. Kafatası kırıkları, iç organ yaralanmaları ve ağır kanamalar tipik örneklerdir. TCK 86’ya göre belirlenen ceza bir kat artırılır; sonuç ceza 86/1 halinde üç yıldan, 86/3 halinde beş yıldan az olamaz.

Adli raporlardaki iki kelime, bir yaralama dosyasının bütün dengesini değiştirir: hayati tehlike. Mağdur ertesi gün taburcu olsa bile, o an ölümün kıyısından dönülmüşse kanun bunu görmezden gelmez. Kanun koyucu, kastedilen yaralamanın öngörülebilir ağır sonuçlarını faile yükleyen neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu TCK 87 hükmünde düzenlemiştir; bu yazının konusu yaşamı tehlikeye sokan durum halidir.

Temel suçun yapısı için kasten yaralama suçu TCK 86 rehberimize bakabilirsiniz; bu yazıda hükmün şartlarını, ceza hesabını ve sekiz emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz.

TCK 87/1-d Nedir?

TCK 87/1-d, neticenin ağırlığını iyileşme süresiyle değil, olay anındaki riskle ölçen bir hükümdür: Yaralama, mağdurun yaşamını somut biçimde tehlikeye sokmuşsa, tedaviyle tam iyileşme sağlansa dahi artırım uygulanır. Adli tıp uygulamasında kafatası kırıkları, kafa içi kanamalar, iç organ yaralanmaları, büyük damar kesileri ve yoğun kan kaybı yaşamsal tehlikenin tipik nedenleridir. Tespit hukuki değil tıbbidir ve raporlar arasındaki her çelişki giderilmek zorundadır.

TCK 87 Kanun Metni

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 87. maddesinin yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama

Madde 87 – (1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,

b) Konuşmasında sürekli zorluğa,

c) Yüzünde sabit ize,

d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde beş yıldan az olamaz.

(2) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,

b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,

c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,

d) Yüzünün sürekli değişikliğine,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde beş yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde sekiz yıldan az olamaz.

(3) (Değişik: 6/4/2011-6217/18 md.) Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.

(4) Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Hayati Tehlike Nasıl Belirlenir ve Sınırlar Nelerdir?

  • Olay anı ölçütü: Belirleyici olan, yaralanmanın meydana geldiği anda yaşamsal fonksiyonların tehlikeye girip girmediğidir; hızlı ve tam iyileşme artırımı kaldırmaz.
  • Tıbbi kesinlik şartı: Aşağıda birebir verdiğimiz kararların gösterdiği gibi, kırığın sayısı ve niteliği kesinleştirilmeden, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden yaşamsal tehlike kabul edilemez; gerektiğinde Adli Tıp Kurumu incelemesi zorunludur.
  • Öldürmeye teşebbüsle sınır: Hayati tehlike doğuran her fiil yaralama değildir; kullanılan alet, hedef alınan bölge, darbe sayısı ve failin davranışları öldürme kastını gösteriyorsa fiil kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilir ve ceza aralığı kökten değişir.
  • Kırıkla birleşme: Hayati tehlike kafatası kırığından kaynaklanıyorsa, kırık artırımıyla bu bendin ilişkisi ayrı bir hesap tartışmasıdır; uygulamada en ağır neticeye göre artırım yapılır.

Ceza Nasıl Hesaplanır?

Hesap iki aşamalıdır: Önce fiil, TCK 86 hükümlerine göre nitelendirilir ve temel ceza belirlenir; silah kullanımı veya 86/3 kapsamındaki kişiler söz konusuysa o artırımlar uygulanır. Ardından TCK 87/1 uyarınca belirlenen ceza bir kat artırılır. Kanun ayrıca taban güvence getirir: Sonuç ceza, fiil 86/1 kapsamındaysa üç yıldan, 86/3 kapsamındaysa beş yıldan az olamaz. Örneğin silahla işlenen ve bu ağır neticeyi doğuran yaralamada alt sınır fiilen beş yıldan başlar; infaz süresi hesaplama aracımızla sonuç cezanın infazını görebilirsiniz.

Şikayet, Tutuklama ve Yargılama

  • Şikayet ve uzlaştırma: Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama şikayete tabi değildir ve uzlaştırma kapsamında yer almaz; soruşturma kendiliğinden yürütülür.
  • Tutuklama: TCK 87 kapsamındaki fiiller CMK 100/3 katalog suçlarındandır; tutuklama nedeni var sayılabilir ve uygulamada tutuklama sık görülür.
  • Görevli mahkeme: Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.
  • Kesin rapor şarttır: Ağır neticenin varlığı ilk raporla değil, iyileşme süreci tamamlandıktan sonra alınan kesin raporla ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumu incelemesiyle belirlenir; eksik raporla kurulan hükümler bozulmaktadır.
  • Haksız tahrik ve meşru savunma: Haksız tahrik indirimi ile meşru savunma bu dosyalarda da tam olarak uygulanır ve artırılmış cezayı köklü biçimde düşürebilir.

Avukata Sor: Hayati Tehlike Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim

Hayati tehlike tespitinin tıbbi dayanağı ve fiilin öldürmeye teşebbüs boyutuna taşınıp taşınmayacağı bu dosyaların iki belirleyici tartışmasıdır. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.

Avukata Sor

Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetlerimiz, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAUT) uyarınca ücrete tabidir.

TCK 87/1-d Yargıtay Kararları

Aşağıdaki sekiz emsal karar, bu hükmün sınırlarını uygulamada çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.

KAFATASI KIRIĞININ SAYISI VE NİTELİĞİ KESİNLEŞTİRİLMEDEN YAŞAMSAL TEHLİKE VE SUÇ VASFI HAKKINDA HÜKÜM KURULAMAZ

Sanığın, olay sırasında demir boruyla mağdurun başına vurduğu ve mağdurun baş bölgesinde çeşitli kesiler ile kafatası kırığı meydana geldiği kabul edilmiştir. Geçici adli muayene raporunda sol parietal bölgede beş santimetrelik, sağ parietal bölgede dört santimetrelik kesi bulunduğu, sağ parietal bölgede lineer kırık hattı izlendiği ve yaralanmanın mağdurun yaşamını tehlikeye soktuğu belirtilmiştir.

Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen sonraki raporlarda da yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek nitelikte olduğu, yaşamı tehlikeye soktuğu ve parietal kemik kırığının mağdurun hayat fonksiyonlarını orta derecede etkilediği bildirilmiştir. Bununla birlikte nöroşirürji değerlendirmesinde her iki parietal bölgede yaralanmadan söz edilirken görüntüleme bulgularında tek bir lineer kırık hattı tarif edilmiştir.

Yerel mahkeme ise raporlarda açıkça yer almamasına rağmen mağdurun kafatasında “çökme kırığı” meydana geldiğini kabul ederek sanığın eylemini kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirmiştir. Oysa mevcut tıbbi belgelerden mağdurun kafasında kaç kırık bulunduğu ve bunların lineer çatlak mı yoksa çökme kırığı mı olduğu kesin olarak anlaşılamamaktadır.

Ceza Genel Kurulu, kafatasındaki yaralanmanın niteliğinin yalnızca meydana gelen ağır sonucun tespiti bakımından değil, failin kastının ve suç vasfının belirlenmesi bakımından da önemli olduğunu vurgulamıştır. Baş bölgesine demir boruyla vurulması, kafatası kırığı oluşması ve mağdurun yaşamsal tehlike geçirmesi önemli göstergeler olmakla birlikte bunlar, olayın diğer koşullarından bağımsız olarak doğrudan öldürme kastının varlığını göstermez.

Eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü yoksa TCK 87/1-d kapsamında neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama mı oluşturduğu belirlenirken taraflar arasındaki husumetin derecesi, kullanılan aracın niteliği, darbe sayısı, darbelerin şiddeti, hedef alınan vücut bölgesi, failin eylemine neden son verdiği ve yaralanmanın gerçek tıbbi niteliği birlikte değerlendirilmelidir. Mahkeme bu unsurları somut delillerle tartışmadan suç vasfını belirleyemez.

Ceza Genel Kurulu ayrıca görevsiz Asliye Ceza Mahkemesinde dinlenen ve olayın gerçekleşme biçimi bakımından önemli açıklamalarda bulunan tanıkların, görevli Ağır Ceza Mahkemesince yeniden dinlenmediğini tespit etmiştir. Tanık anlatımlarından hangisine neden üstünlük tanındığı da gerekçeli kararda açıklanmamıştır. Böylece hem maddi olayın oluşumu hem de yaralanmanın tıbbi niteliği yönünden eksik araştırma yapılmıştır.

Mağdurun kafasında kaç kırık bulunduğu, kırıkların çökme kırığı mı yoksa lineer çatlak mı olduğu ve bunların yaşamsal tehlike üzerindeki etkisi konusunda yeni ve denetlenebilir bir rapor alınması gerektiği kabul edilmiştir. Bu araştırma tamamlandıktan sonra sanığın kastı ve eylemin TCK 81 ile 35 kapsamında öldürmeye teşebbüs mü yoksa TCK 86 ve 87/1-d kapsamında ağırlaşmış yaralama mı olduğu değerlendirilmelidir.

Bu nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı kabul edilmiş, Özel Dairenin düzelterek onama kararı kaldırılmış ve eksik araştırma ile yetersiz gerekçeye dayanan yerel mahkeme hükmü bozulmuştur.

Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.04.2022, E. 2020/435, K. 2022/285.

AYNI FİİLLE HEM YAŞAMSAL TEHLİKE HEM KEMİK KIRIĞI OLUŞMASI HÂLİNDE AĞIRLAŞTIRICI HÜKÜMLER AYRI AYRI UYGULANAMAZ

Sanığın mağdura taş atması sonucunda mağdurun sol kaburgalarında kırıklar meydana gelmiş ve ayrıca hemopnömotoraks oluşmuştur. Adli raporda kaburga kırıklarının mağdurun hayat fonksiyonlarına etkisinin ağır derecede olduğu, hemopnömotoraks nedeniyle yaralanmanın mağdurun yaşamını tehlikeye soktuğu belirlenmiştir.

Hemopnömotoraks, göğüs boşluğunda aynı anda hava ve kan birikmesiyle ortaya çıkan ve somut olayın özelliklerine göre ölüm tehlikesi meydana getirebilen ciddi bir klinik tablodur. Mağdurun zamanında tedavi edilerek bu tehlikeyi atlatmış olması, TCK 87/1-d’nin uygulanmasına engel değildir. Önemli olan ölümün gerçekleşmesi değil, yaralamanın mağduru somut olarak yaşamını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya bırakmasıdır.

Yerel mahkeme, yaralanmanın yaşamı tehlikeye sokması nedeniyle TCK 87/1-d hükmünü uyguladıktan sonra kaburga kırıkları nedeniyle ayrıca TCK 87/3 uyarınca cezada artırım yapmıştır. Böylece aynı yaralama fiilinin meydana getirdiği iki farklı ağır sonuç, art arda uygulanan iki ayrı artırım nedeni hâline getirilmiştir.

Yargıtay, tek fiilin TCK 87’de düzenlenen birden fazla ağır neticeyi meydana getirmesi hâlinde ağırlaştırıcı hükümlerin kural olarak üst üste uygulanamayacağını belirtmiştir. TCK 44’teki fikrî içtima ilkesi uyarınca sanık, somut olayda en ağır cezayı gerektiren neticeden sorumlu tutulmalıdır.

Bu kapsamda önce TCK 87/1-d uyarınca yaşamı tehlikeye sokan yaralama için ortaya çıkacak ceza ile TCK 87/3 uyarınca kemik kırığı nedeniyle ortaya çıkacak ceza karşılaştırılmalıdır. Daha ağır cezayı gerektiren hüküm uygulanmalı, aynı fiil nedeniyle diğer hükümden ayrıca artırım yapılmamalıdır. Somut olayda TCK 87/1-d daha ağır sonucu oluşturduğundan, kemik kırığı nedeniyle ikinci bir artırım yapılamayacağı kabul edilmiştir.

Bununla birlikte aynı fiilin hem yaşamsal tehlikeye hem de hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyen kaburga kırıklarına neden olması cezanın belirlenmesinde tamamen etkisiz değildir. Gerçekleşen birden fazla ağır sonuç, TCK 61’deki zararın ağırlığı ve cezanın orantılılığı ölçütleri çerçevesinde temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılması bakımından dikkate alınabilir. Böylece aynı sonuç ikinci kez artırım konusu yapılmazken, fiilin meydana getirdiği toplam zarar cezanın bireyselleştirilmesine yansıtılır.

Yargıtay, TCK 87/1-d uygulandıktan sonra TCK 87/3 uyarınca yapılan artırımı hükümden çıkarmıştır. Bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm düzeltilerek onanmıştır.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 03.12.2013, E. 2012/5990, K. 2013/7300.

YAŞAMSAL TEHLİKE VE KEMİK KIRIĞI BİRLİKTE GERÇEKLEŞTİĞİNDE TEMEL CEZA ALT SINIRDAN UZAKLAŞTIRILMALIDIR

Sanığın mağduru kasten yaralaması sonucunda, mağdurun vücudunda hem kemik kırığı meydana gelmiş hem de yaralanma mağdurun yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olmuştur. Yerel mahkeme sanığın eylemini neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama olarak kabul ederek mahkûmiyet hükmü kurmuştur.

Yargıtay, yaşamsal tehlike ile kemik kırığının TCK 87’de düzenlenen birbirinden farklı ağır neticeler olduğunu belirtmiştir. Yaşamı tehlikeye sokan yaralanma TCK 87/1-d’de, kemik kırığı ise TCK 87/3’te düzenlenmiştir. Aynı yaralama eylemi sonucunda her iki ağır neticenin birlikte ortaya çıkması, failin gerçekleştirdiği fiilin meydana getirdiği zararın daha ağır olduğunu göstermektedir.

Ancak tek bir fiilden kaynaklanan ağırlaştırıcı sonuçların ayrı ayrı uygulanması suretiyle cezanın mükerrer biçimde artırılması mümkün değildir. En ağır cezayı gerektiren netice esas alınmalı; diğer ağır sonuçlar ise temel cezanın belirlenmesi sırasında değerlendirilmelidir. Bu yaklaşım, hem aynı fiil nedeniyle iki kez artırım yapılmasını önlemekte hem de gerçekleşen zararın bütünüyle cezasız bırakılmasına engel olmaktadır.

Somut olayda mahkeme, TCK 86/1 kapsamında temel cezayı belirlerken yasal alt sınırı esas almıştır. Yargıtay ise mağdurun yalnızca yaşamsal tehlike geçirmediğini, aynı zamanda vücudunda kemik kırığı meydana geldiğini gözeterek temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılması gerektiğini ifade etmiştir.

Temel cezanın belirlenmesinde TCK 61’deki suçun işleniş biçimi, kullanılan araç, meydana gelen zararın ve tehlikenin ağırlığı ile failin kastının yoğunluğu ölçütleri dikkate alınmalıdır. Mağdurda birden fazla ağır neticenin gerçekleşmesi, özellikle zararın ağırlığı yönünden sanık aleyhine değerlendirilmesi gereken objektif bir ölçüttür.

Yargıtay ayrıca TCK 3’teki orantılılık ilkesine dikkat çekmiştir. Yalnızca yaşamsal tehlike meydana getiren yaralama ile yaşamsal tehlikenin yanında kemik kırığı da oluşturan yaralamaya aynı seviyede temel ceza verilmesi, fiiller arasındaki ağırlık farkını cezaya yansıtmayacaktır. Bu nedenle ikinci durumda temel cezanın makul ve gerekçeli biçimde daha yüksek belirlenmesi gerekir.

Somut olayda bu husus gözetilmeden temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Bununla birlikte sanık aleyhine temyiz başvurusu bulunmaması nedeniyle cezanın yükseltilmesi mümkün olmadığından, söz konusu aykırılık eleştiri konusu yapılmış fakat bozma nedeni sayılmamıştır. Sanık müdafiinin temyiz itirazları reddedilerek hüküm onanmıştır.

Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 15.06.2020, E. 2020/4131, K. 2020/6610.

DÖNER BIÇAĞIYLA MAĞDURUN BAŞINA VE SIRTINA VURULMASI YALNIZCA YAŞAMSAL TEHLİKE DOĞURAN YARALAMA DEĞİL ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS OLARAK DEĞERLENDİRİLEBİLİR

Olay tarihinde sanık ile mağdur arasında bir kız meselesinden kaynaklanan tartışma yaşanmıştır. İlk tartışmanın ardından mağdur, aralarındaki anlaşmazlığın sona erdirilmesi amacıyla başka bir kişiden aracılık etmesini istemiş; tarafların yeniden karşılaşması üzerine tartışma kavgaya dönüşmüştür.

Kavga sırasında sanık, metal kısmı yaklaşık kırk beş santimetre uzunluğunda olan döner bıçağıyla mağdurun başına ve sırtına vurmuştur. Mağdurun sol parietal bölgesinde kemik dokunun açığa çıktığı yaklaşık dört santimetrelik kesi, bel bölgesinde ise yaklaşık üç santimetrelik kesi meydana gelmiştir. Baş bölgesindeki darbe kafatasında kırığa neden olmuş, adli raporda mağdurun yaşamını tehlikeye sokan bir yaralanma geçirdiği belirtilmiştir.

Yerel mahkeme, sanığın eylemini silahla ve yaşamsal tehlike meydana getirecek şekilde kasten yaralama olarak kabul etmiştir. Yargıtay ise kullanılan aracın öldürmeye elverişli niteliğini, darbelerin mağdurun baş ve sırt bölgelerine yönelmesini ve ortaya çıkan ağır yaralanmayı birlikte değerlendirerek sanığın eyleme bağlı kastının öldürmeye yönelik olduğu sonucuna ulaşmıştır.

Kararda, mağdurun yaşamını tehlikeye sokan her yaralamanın otomatik olarak TCK 87/1-d kapsamında kalmayacağı ortaya konulmuştur. TCK 87/1-d’nin uygulanabilmesi için failin kastının yaralamaya yönelik olması, yaşamı tehlikeye sokan sonucun ise yaralama kastını aşan ağır netice olarak meydana gelmesi gerekir. Fail doğrudan veya olası kastla mağdurun ölümünü hedeflemişse eylem, sonucu ölümle tamamlanmadığı takdirde kasten öldürmeye teşebbüs hükümleri kapsamında değerlendirilmelidir.

Bu ayrım yapılırken yalnızca mağdurun hayatta kalmış olmasına bakılamaz. Kullanılan silahın niteliği, darbelerin yöneltildiği vücut bölgeleri, darbe sayısı ve şiddeti, taraflar arasındaki husumet, failin hedef seçme imkânı ve eylemine kendiliğinden mi yoksa dışarıdan gelen bir engel nedeniyle mi son verdiği birlikte değerlendirilmelidir. Somut olayda uzun ve kesici nitelikteki döner bıçağının baş bölgesine yöneltilmesi, öldürme kastının kabulünde belirleyici görülmüştür.

Yargıtay, yerel mahkemenin eylemi yalnızca neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama olarak nitelendirmesini eksik ceza tayini olarak kabul etmiştir. Sanığın hukuki durumunun kasten öldürmeye teşebbüs hükümleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi gerektiğine karar verilmiştir.

Kararda ayrıca yaralama kabulünden hareket edilecek olsa bile cezanın belirlenme yönteminin hatalı olduğu belirtilmiştir. Önce TCK 86/1 uyarınca temel ceza belirlenmeli, ardından silahla işleme nedeniyle TCK 86/3-e uygulanmalı ve bundan sonra yaşamsal tehlike nedeniyle TCK 87/1-d uyarınca artırım yapılmalıdır. Hesaplanan ceza kanunda öngörülen asgari miktarın altında kalıyorsa ancak o aşamada TCK 87/1-son hükmü uygulanmalıdır; doğrudan asgari cezadan başlanması doğru değildir.

Mağdurun aynı zamanda kemik kırığına uğraması nedeniyle TCK 87/3’ün ayrıca uygulanması da hukuka aykırı bulunmuştur. Tek fiille yaşamı tehlikeye sokan durum ve kemik kırığı birlikte meydana gelmişse en ağır cezayı gerektiren sonuç uygulanmalı, diğer ağır netice temel cezanın belirlenmesinde değerlendirilmelidir. Açıklanan nedenlerle hüküm bozulmuştur.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 28.11.2013, E. 2012/1838, K. 2013/7125.

ÇELİŞKİLİ SAĞLIK RAPORLARI GİDERİLMEDEN YARALANMANIN MAĞDURUN YAŞAMINI TEHLİKEYE SOKTUĞU KABUL EDİLEMEZ

Mağdur hakkında Bursa Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 29 Mayıs 2015 tarihli raporda, meydana gelen yaralanmanın mağdurun yaşamını tehlikeye soktuğu belirtilmiştir. Buna karşılık Niğde Devlet Hastanesindeki adli tıp uzmanı tarafından hazırlanan 20 Ocak 2015 tarihli raporda, kafa kemiklerinde kırık meydana gelmediği ve yaralanmanın yaşamı tehlikeye sokmadığı bildirilmiştir.

İkinci raporda yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olduğu da açıklanmıştır. Böylece aynı yaralanma bir raporda TCK 87/1-d kapsamında ağırlaştırılmış yaralama kabul edilirken diğer raporda TCK 86/2 kapsamında basit yaralama olarak değerlendirilmiştir. Bu iki tespitin sanığın sorumluluğu ve verilecek ceza üzerindeki sonuçları tamamen farklıdır.

Dosyadaki görüntüleme kayıtları da kesin bir sonuca ulaşmaya elverişli görülmemiştir. Çekirge Devlet Hastanesinde 25 Eylül 2014 tarihinde çekilen üç yönlü kafatası grafisinde, sol parietal kemikte kırık hattıyla uyumlu bir görünüm bulunduğu belirtilmiş ve bilgisayarlı tomografiyle inceleme önerilmiştir.

Buna karşılık 18 Eylül 2014 tarihli kranial bilgisayarlı tomografi sonucunda, sol temporal ve frontal kemikte önceki operasyona bağlı defektler bulunduğu, sol temporal lobda da ameliyata bağlı olduğu düşünülen geniş bir kaviter görünüm izlendiği bildirilmiştir. Aynı tetkikte travmaya bağlı kemik kırığı görünümü tespit edilmediği açıklanmıştır.

Yargıtay, mağdurun kafasındaki görüntünün olay nedeniyle oluşmuş travmatik bir kırık mı yoksa daha önce geçirilen ameliyata bağlı bir değişiklik mi olduğunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtmiştir. Önceki ameliyatın meydana getirdiği kemik defektinin olay tarihindeki yaralanmaya bağlanması mümkün olmadığı gibi, gerçekten travmatik kırık mevcutsa bunun göz ardı edilmesi de hukuka uygun değildir.

TCK 87/1-d’nin uygulanabilmesi için mağdurun yaşamının soyut bir ihtimal düzeyinde tehlikeye girmesi yeterli değildir. Ölüm sonucunu meydana getirmeye elverişli, somut ve gerçekleşmiş bir yaşamsal tehlike bulunmalıdır. Bunun belirlenmesi tıbbi uzmanlık gerektirdiğinden mahkeme, birbiriyle çelişen raporlardan istediğini tercih etmekle yetinemez.

Yargıtay, mağdura ait bütün hastane kayıtlarının, ameliyat belgelerinin, film ve grafilerin, bilgisayarlı tomografi görüntülerinin ve önceki raporların temin edilmesini istemiştir. Bu belgelerin Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İkinci İhtisas Kuruluna gönderilerek yaralanmanın TCK 86 ve 87 kapsamındaki niteliği konusunda gerekçeli ve kesin bir rapor alınması gerektiği kabul edilmiştir.

Çelişkiler giderilmeden TCK 87/1-d uygulanması eksik araştırma olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca cezanın belirlenmesine ve tekerrür hükümlerine ilişkin başka hukuka aykırılıklar da tespit edilerek mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.

Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 24.01.2019, E. 2018/8993, K. 2019/1005.

TAHTA SOPAYLA MEYDANA GETİRİLEN YAŞAMSAL TEHLİKE ADLİ TIP RAPORU VE TANIK ANLATIMIYLA DOĞRULANDIĞINDA MAHKÛMİYET HÜKMÜ KURULABİLİR

Sanığın evlenme hazırlığında bulunduğu tanığın eski eşi olan katılan, olay tarihinde sanık ile tanığın birlikte yaşadığı evin balkonundan içeri girmek istemiştir. Sanık balkon kapısını açmış ve taraflar arasında balkonda kavga çıkmıştır. Kavga sırasında sanık, tahta sopayla katılana vurarak onu yaralamıştır.

Meydana gelen yaralanmanın katılanın yaşamını tehlikeye soktuğu ve vücudunda hayat fonksiyonlarına etkisi orta derecede olan kemik kırığı oluşturduğu belirlenmiştir. Tahta sopa, somut olayda meydana getirdiği yaralanma ve kullanılış biçimi nedeniyle TCK 6 anlamında silah olarak değerlendirilmiştir.

Yerel mahkemenin ilk mahkûmiyet hükmü, katılanın yaralanmasının niteliği konusunda Adli Tıp Kurumundan yeterli rapor alınmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Yargıtay, hastane kayıtlarındaki genel ifadelerle yetinilemeyeceğini; yaralanmanın gerçekten yaşamı tehlikeye sokup sokmadığının ve kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin uzman raporuyla belirlenmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Bozma sonrasında mahkeme eksikliği gidermiş ve katılanın yaralanması hakkında adli tıp raporu almıştır. Raporda yaralanmanın yaşamsal tehlikeye yol açtığı ve kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin orta derecede olduğu açıklanmıştır. Böylece TCK 87/1-d’nin uygulanmasını gerektiren ağır netice tıbbi ve denetlenebilir bir bulguyla ortaya konulmuştur.

Yargıtay, yaşamsal tehlikenin yalnızca kullanılan aracın türüne bakılarak kabul edilemeyeceğini göstermiştir. Tahta sopayla vurulması her olayda kendiliğinden TCK 87/1-d’yi oluşturmaz. Darbenin yöneltildiği bölge, şiddeti, meydana getirdiği doku ve kemik hasarı ile mağdurun klinik durumu birlikte değerlendirilmelidir.

Eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiği de yalnızca katılanın soyut iddiasına dayandırılmamıştır. Katılanın anlatımı, olayın gerçekleşme biçimini doğrulayan tanık beyanı ve yaralanmanın özelliklerini ortaya koyan Adli Tıp Kurumu raporuyla desteklenmiştir. Bu delillerin birbiriyle uyumlu olması karşısında sanığın suçu işlemediği yönündeki savunması kabul edilmemiştir.

Kararda, bozma sonrasında yapılması gereken araştırmanın usulüne uygun biçimde tamamlanmasının önemi ortaya konulmuştur. Mahkeme, bozma kararında gösterilen tıbbi eksikliği giderip kesin rapor aldıktan sonra bütün delilleri birlikte değerlendirerek sanığın silahla ve mağdurun yaşamını tehlikeye sokacak şekilde kasten yaralama suçundan sorumlu olduğuna karar vermiştir.

Yargıtay, katılanın beyanının tanık anlatımıyla ve adli tıp raporuyla doğrulandığını, raporun TCK 87/1-d’nin uygulanması için yeterli olduğunu ve suç vasfının doğru belirlendiğini kabul etmiştir. Sanığın temyiz itirazları reddedilerek bozma sonrasında kurulan mahkûmiyet hükmü onanmıştır.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 08.07.2024, E. 2024/211, K. 2024/5117.

TEK BIÇAK DARBESİYLE PNÖMOTORAKS VE YAŞAMSAL TEHLİKE OLUŞMASI TEMEL CEZANIN DOĞRUDAN ÜST SINIRDAN BELİRLENMESİNİ GEREKTİRMEZ

Sanık, başka bir kişiyle kavga ettiği sırada tarafları ayırmak amacıyla araya giren mağdurun kendisine kafa atması üzerine sinirlenmiş ve mağdura bıçakla bir kez vurmuştur. Bıçak darbesi mağdurun sol göğüs üst kısmında yaklaşık bir santimetrelik açık giriş yarası meydana getirmiştir.

Yaralanma akciğerde veya başka bir iç organda doğrudan hasar oluşturmamış, ancak göğüs boşluğunda hava birikmesi anlamına gelen pnömotoraksa neden olmuştur. Adli raporda bu klinik tablonun mağdurun yaşamını tehlikeye soktuğu belirlenmiştir. Yerel mahkeme, sanığın eylemini TCK 86/1, 86/3-e ve 87/1-d kapsamında silahla ve yaşamsal tehlike meydana getirecek şekilde kasten yaralama olarak nitelendirmiştir.

Ceza Genel Kurulu, mağdurun göğüs bölgesine bıçakla vurulması ve yaralanmanın yaşamsal tehlike meydana getirmesi nedeniyle temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılmasını yerinde bulmuştur. Kullanılan aracın öldürücü niteliği, hedef alınan vücut bölgesi ve meydana gelen pnömotoraks, alt sınırdan daha yüksek ceza belirlenmesini haklı kılan olgulardır.

Bununla birlikte Ceza Genel Kurulu, alt sınırdan uzaklaşılmasıyla temel cezanın doğrudan kanuni üst sınırdan belirlenmesinin aynı şey olmadığını vurgulamıştır. Hâkim, alt ve üst sınırlar arasında ceza belirlerken TCK 61’deki ölçütleri somut olayla ilişkilendirmeli ve tercih ettiği ceza miktarının neden orantılı olduğunu açıklamalıdır.

Somut olayda sanık yalnızca bir kez vurmuş, saldırısını sürdürme imkânı bulunmasına rağmen eylemine kendiliğinden son vermiştir. Darbenin şiddeti mağdurun yalnızca göğüs duvarında yaralanma ve pnömotoraks meydana getirmiş; akciğer, kalp veya başka bir iç organda harabiyet oluşmamıştır. Bu özellikler sanığın fiilini daha fazla darbenin ve ağır iç organ yaralanmalarının bulunduğu olaylardan ayırmaktadır.

Mağdurun yaşamsal tehlike geçirmiş olması TCK 87/1-d’nin uygulanması için yeterli olmakla birlikte, bu sonuç temel cezanın mutlaka üst sınırdan verilmesini zorunlu kılmaz. Yaşamsal tehlike, zaten kanun tarafından ayrıca ceza artırımına bağlanmış bir sonuçtur. Aynı olgunun hem ağırlaştırıcı hükmün uygulanmasında hem de hiçbir ölçülülük değerlendirmesi yapılmadan temel cezanın üst sınırdan belirlenmesinde kullanılması orantısızlığa neden olabilir.

Ceza Genel Kurulu ayrıca failin kastının yaralamaya yönelik olduğu kabulünü benimsemiştir. Tek darbeyle yetinmesi, eylemine kendiliğinden son vermesi ve iç organ yaralanması oluşmaması birlikte değerlendirildiğinde eylem, öldürmeye teşebbüs değil, yaşamı tehlikeye sokan silahla kasten yaralama olarak kabul edilmiştir.

Temel cezanın kanuni üst sınırdan belirlenmesi, meydana gelen zarar ve sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığıyla orantılı bulunmamıştır. Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı kabul edilmiş ve sanık hakkında daha makul bir temel ceza belirlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.04.2015, E. 2014/1-671, K. 2015/118.

YAKALANMAMAK İÇİN POLİS MEMURUNUN KALP HİZASINA BIÇAKLA VURULMASI YAŞAMSAL TEHLİKE DOĞURAN YARALAMA DEĞİL NİTELİKLİ ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜSTÜR

Sanık, eski kız arkadaşının erkek arkadaşını bıçakladıktan sonra olay yerinden uzaklaşmıştır. Polis memurları sanığın yakalanması amacıyla çalışma başlatmış ve sanığı olay yerinde görmüştür. Görevliler sanığa “dur polis” şeklinde ikazda bulunmalarına rağmen sanık yürümeye devam etmiştir.

Polis memurlarından biri sanığın yanına yaklaşarak omzundan tuttuğu sırada sanık, elindeki bıçakla geriye doğru dönmüş ve polis memurunun sağ göğüs bölgesine, kalp hizasına vurmuştur. Bıçaklanan polis memuru sanığı iterek yere düşürmüş, diğer görevliler de sanıkla boğuşarak onu kelepçelemiş ve etkisiz hâle getirmiştir.

Adli raporda bıçak darbesinin mağdurun sağ akciğerinde hemopnömotoraks, amfizem ve kontüzyon meydana getirdiği belirlenmiştir. Yaralanmanın mağdurun yaşamını tehlikeye soktuğu tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesi sanığı silahla ve yaşamı tehlikeye sokacak şekilde kasten yaralama suçundan cezalandırmış, bölge adliye mahkemesi de istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Yargıtay, yaralanmanın yaşamsal tehlike meydana getirmesinin eylemin mutlaka TCK 87/1-d kapsamında kalacağı anlamına gelmediğini vurgulamıştır. TCK 87/1-d’nin uygulanması için failin kastının yaralamaya yönelik olması gerekir. Fail mağdurun ölümünü istemiş veya ölüm sonucunu kabullenmişse eylem, mağdurun hayatta kalması durumunda öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilmelidir.

Somut olayda bıçak darbesinin rastgele bir bölgeye değil, sağ göğüs ve kalp hizasına yöneltildiği dikkate alınmıştır. Kullanılan bıçağın öldürmeye elverişli olması, hedef alınan bölgenin hayati niteliği, darbenin sağ akciğerde ciddi hasar meydana getirmesi ve yaralanmanın yaşamsal tehlikeye yol açması sanığın öldürme kastını gösteren unsurlar olarak değerlendirilmiştir.

Sanığın eylemi ayrıca kendisini yakalamaya çalışan kamu görevlisine karşı ve yakalanmamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Polis memurunun omzundan tuttuğu anda sanığın geriye dönerek doğrudan kalp hizasına bıçakla vurması, yalnızca yakalamaya direnme veya yaralama iradesiyle açıklanamayacak yoğunlukta görülmüştür. Sanığın eylemine kendi isteğiyle son vermediği, diğer polis memurlarının müdahalesiyle etkisiz hâle getirildiği de gözetilmiştir.

Yargıtay, kamu görevlisinin yerine getirdiği görev nedeniyle hedef alınması ve sanığın daha önce işlediği suçtan dolayı yakalanmamak amacıyla hareket etmesi karşısında TCK 82/1-g ve 82/1-h hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu nedenle eylemin kamu görevlisine karşı ve yakalanmamak amacıyla nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.

Yerel mahkemenin eylemi TCK 86/1, 86/3-e ve 87/1-d kapsamında kasten yaralama olarak nitelendirmesi suç vasfında yanılgı ve eksik ceza tayini olarak değerlendirilmiştir. Sanığın nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs hükümleri uyarınca cezalandırılması gerektiğinden hüküm bozulmuştur.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 05.06.2024, E. 2022/12559, K. 2024/4215.

TCK 87/1-d Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu

TCK 87/1-d Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
Somut Durum Yargıtay Nitelendirmesi Gerekçenin Özü
Kafatası kırığının sayısı ve niteliği kesinleştirilmeden hüküm Eksik inceleme Yaşamsal tehlike tespiti çelişkisiz tıbbi bulguya dayanmalıdır
Mağdurun kısa sürede tamamen iyileşmesi TCK 87/1-d uygulanır Ölçüt olay anındaki tehlikedir, sonraki iyileşme değildir
Hayati bölgeye tek isabetle sınırlı kalan yaralama Kast tartışması Öldürme kastı; alet, bölge ve darbe sayısıyla belirlenir
Raporlar arasında hayati tehlike çelişkisi Adli Tıp Kurumu incelemesi Çelişki giderilmeden artırım uygulanamaz
İç organ yaralanması ve ağır kanama TCK 87/1-d Yaşamsal fonksiyonlar somut tehlikeye girmiştir

Fıkranın diğer halleri için TCK 87/1-c yüzde sabit iz, TCK 87/3 kemik kırılması ile ölümle sonuçlanan fiiller için TCK 87/4 kasten yaralama sonucu ölüm yazılarımızı inceleyebilirsiniz.

Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:

Sık Sorulan Sorular

TCK 87/1-d nedir?

TCK 87/1-d, kasten yaralamanın mağdurun yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olmasını düzenler; TCK 86’ya göre belirlenen ceza bir kat artırılır.

Hayati tehlike geçirmek cezayı ne kadar artırır?

Ceza bir kat artırılır ve sonuç ceza, fiil 86/1 kapsamındaysa üç yıldan, 86/3 kapsamındaysa beş yıldan az olamaz. Silahla işlenen ve hayati tehlike doğuran yaralamada alt sınır fiilen beş yıldır.

Mağdur iyileşirse hayati tehlike artırımı kalkar mı?

Hayır. Ölçüt olay anındaki tehlikedir; mağdurun kısa sürede ve tamamen iyileşmesi, o an yaşamın tehlikeye girdiği gerçeğini ve artırımı ortadan kaldırmaz.

Hangi yaralanmalar hayati tehlike sayılır?

Kafatası kırıkları, kafa içi kanamalar, iç organ yaralanmaları, büyük damar kesileri ve yoğun kan kaybı tipik örneklerdir; tespit tıbbi bulgulara dayanır ve raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulamaz.

Hayati tehlike varsa fiil öldürmeye teşebbüs müdür?

Her zaman değil. Kast belirleyicidir: Alet, hedef bölge, darbe sayısı ve failin olay sonrası davranışları öldürme kastını gösteriyorsa fiil kasten öldürmeye teşebbüs; göstermiyorsa yaşamı tehlikeye sokan yaralama olarak nitelendirilir.

TCK 87/1-d şikayete tabi mi?

Hayır. Suç şikayete bağlı değildir, uzlaştırma uygulanmaz ve katalog suç kapsamında tutuklama nedeni var sayılabilir.

TCK 87/1-d davasında avukat desteği neden önemli?

Rapor çelişkilerinin giderilmesi ve kast tartışması, dosyanın yaralama ile öldürmeye teşebbüs arasındaki yıllarla ölçülen farkını belirler. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.

Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?

Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur ve yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ankara Barosuna kayıtlı olarak (Sicil No: 34507) Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosunun kurucu avukatı sıfatıyla ağırlıklı olarak ceza hukuku alanında çalışmakta; kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama dosyalarında müdafilik ve mağdur vekilliği görevi yürütmektedir. Bu yazı, TCK 87/1-d yaşamı tehlikeye sokan yaralama konusundaki güncel Yargıtay içtihatları taranarak hazırlanmıştır ve bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya özgü hukuki danışmanlık yerine geçmez.

TCK 87/1-d Hayati Tehlike Suçlamasında Ankara Ceza Avukatı Desteği

Yaralama dosyalarında adli raporların doğru okunması, nitelendirme ve haksız tahrik tartışması sonucu yıllarla değiştirir. Tck 87 neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama rehberimizi inceleyebilir, dosyanız için Ankara ceza avukatı desteği alabilirsiniz.

Ankara Avukat

Avukat Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Ara