Ceza Hukuku

TCK 87/4 Kasten Yaralama Sonucu Ölüm Suçu ve Cezası

Güncelleme Tarihi: 18 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa

TCK 87/4 nedir? TCK 87/4, kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmesini düzenler: Fiil 86/1 kapsamındaysa sekiz yıldan on iki yıla, 86/3 kapsamındaysa on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Hükmün uygulanabilmesi için failin kastının öldürmeye değil yaralamaya yönelik olması ve ölümün en azından öngörülebilir olması gerekir; belirli bir kişiye yönelmiş yaralama kastı yoksa bu hüküm uygulanamaz. Dosyalar ağır ceza mahkemesinde görülür.

Ceza hukukunun en zor dosyaları, failin istediğinden fazlasının gerçekleştiği dosyalardır: Fail vurmak istemiştir; ölüm gelmiştir. Kast ile netice arasındaki bu makas, hukuku iki uç arasında hassas bir çizgiye zorlar. Kanun koyucu, kastedilen yaralamanın öngörülebilir ağır sonuçlarını faile yükleyen neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu TCK 87 hükmünde düzenlemiştir; bu yazının konusu kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmesi halidir.

Temel suçun yapısı için kasten yaralama suçu TCK 86 rehberimize bakabilirsiniz; bu yazıda hükmün şartlarını, ceza hesabını ve sekiz emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz.

TCK 87/4 Nedir?

TCK 87/4, netice sebebiyle ağırlaşmış suçun en ağır görünümüdür ve üç unsurun birlikte varlığını arar: Fail, belirli bir kişiye yönelmiş yaralama kastıyla hareket etmiş olmalı; ölüm neticesi gerçekleşmeli; ölüm, yaralama fiiline illiyet bağıyla bağlanabilmeli ve TCK 23 uyarınca fail bakımından en azından taksir düzeyinde öngörülebilir olmalıdır. Bu üçlü yapı, hükmü iki komşusundan ayırır: Kast öldürmeye yönelmişse fiil TCK 81 kasten öldürme; yaralama kastı dahi yoksa ve ölüm özensizlikten doğmuşsa taksirle öldürme hükümleri uygulanır.

TCK 87 Kanun Metni

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 87. maddesinin yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama

Madde 87 – (1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,

b) Konuşmasında sürekli zorluğa,

c) Yüzünde sabit ize,

d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde beş yıldan az olamaz.

(2) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,

b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,

c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,

d) Yüzünün sürekli değişikliğine,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde beş yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde sekiz yıldan az olamaz.

(3) (Değişik: 6/4/2011-6217/18 md.) Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.

(4) Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Şartlar ve Kast Ayrımları

  • Yaralama kastı şarttır: Aşağıda birebir verdiğimiz kararların vurguladığı gibi, belirli bir kişiye yönelmiş yaralama kastı bulunmadıkça 87/4 uygulanamaz; kast yoksa sorumluluk taksir hükümlerine göre belirlenir.
  • Öldürme kastıyla sınır: Kullanılan alet, hedef alınan bölge, darbe sayısı ve şiddeti, failin olay öncesi ve sonrası davranışları ile taraflar arasındaki ilişki; fiilin yaralama mı, doğrudan veya olası kastla öldürme mi olduğunu belirleyen ölçütlerdir. Tek yumrukla ölümle sonuçlanan olaylar tipik 87/4 tartışmasıyken, hayati bölgeye ateş edilen olaylar öldürme kastına işaret eder.
  • İlliyet bağı ve öngörülebilirlik: Ölüm, yaralamanın doğal seyrinden doğmalıdır; araya giren bağımsız ve öngörülemez bir nedenin (örneğin ağır tıbbi hata) ölüme yol açması halinde illiyet kesilir ve fail yalnızca yaralamadan sorumlu tutulur.
  • Taban fiilin niteliği: Kanun cezayı taban fiile göre ikiye ayırır: Yaralama 86/1 kapsamındaysa sekiz yıldan on iki yıla, silahla veya 86/3 kapsamındaki hallerle işlenmişse on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis. Haksız tahrik ve meşru savunma sınırının aşılması bu cezaları önemli ölçüde indirebilir.

TCK 87/4 Cezası Ne Kadar?

Ceza, diğer fıkralardaki gibi artırım yöntemiyle değil, doğrudan kanunda gösterilen aralıklarla belirlenir: 86/1 kapsamındaki yaralamadan doğan ölümde sekiz yıldan on iki yıla, 86/3 kapsamındaki (silahla, eşe karşı, canavarca hisle ve benzeri) yaralamadan doğan ölümde on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis. Haksız tahrik dörtte üçe kadar indirim sağlayabilir; kesinleşen cezanın infazı infaz hesaplama aracımızla görülebilir.

Şikayet, Tutuklama ve Yargılama

  • Şikayet ve uzlaştırma: Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama şikayete tabi değildir ve uzlaştırma kapsamında yer almaz; soruşturma kendiliğinden yürütülür.
  • Tutuklama: TCK 87 kapsamındaki fiiller CMK 100/3 katalog suçlarındandır; tutuklama nedeni var sayılabilir ve uygulamada tutuklama sık görülür.
  • Görevli mahkeme: Cezanın üst sınırı nedeniyle görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir.
  • Kesin rapor şarttır: Ağır neticenin varlığı ilk raporla değil, iyileşme süreci tamamlandıktan sonra alınan kesin raporla ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumu incelemesiyle belirlenir; eksik raporla kurulan hükümler bozulmaktadır.
  • Haksız tahrik ve meşru savunma: Haksız tahrik indirimi ile meşru savunma bu dosyalarda da tam olarak uygulanır ve artırılmış cezayı köklü biçimde düşürebilir.

Avukata Sor: TCK 87/4 Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim

Bu dosyaların tek büyük sorusu kasttır: Fiil yaralama mı, olası kastla öldürme mi, taksirle ölüme sebebiyet mi? Cevaplar arasında on yıllarla ölçülen farklar vardır. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.

Avukata Sor

Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetlerimiz, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAUT) uyarınca ücrete tabidir.

TCK 87/4 Yargıtay Kararları

Aşağıdaki sekiz emsal karar, bu hükmün sınırlarını uygulamada çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.

BELİRLİ BİR KİŞİYE YÖNELMİŞ YARALAMA KASTI BULUNMADIĞINDA TCK 87/4 UYGULANAMAZ; KALABALIĞA ATILAN DEMİRİN ÖLÜME NEDEN OLMASI OLASI KASTLA ÖLDÜRMEYİ OLUŞTURABİLİR

Olay günü iki karşıt grup arasında sözlü tartışma, taş ve sopaların kullanıldığı karşılıklı saldırı meydana gelmiştir. Sanık, eline geçirdiği demir parçasını karşı gruba doğru fırlatmış; demir parçası sanıkla aynı grup içerisinde ve yaklaşık beş-on metre önünde bulunan maktulün başının arka kısmına saplanmıştır.

Sanık, maktulün yere düştüğünü görünce hemen yanına gitmiş, başındaki demir parçasını çıkarmış ve çevrede bulunanlardan yardım istemiştir. Maktul hastaneye kaldırılmış; ancak olaydan birkaç gün sonra kafatası kırığı, beyin kanaması ve beyin dokusu harabiyetine bağlı komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybetmiştir.

Yerel mahkeme, sanığın eylemini kasten yaralama sonucu ölüme neden olma olarak nitelendirmiş ve TCK 87/4 uyarınca mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Uyuşmazlık, eylemin TCK 87/4 kapsamında mı, olası kastla öldürme mi yoksa bilinçli taksirle öldürme olarak mı değerlendirilmesi gerektiği noktasında toplanmıştır.

Ceza Genel Kurulu, TCK 87/4’ün uygulanabilmesi için failin belirli bir kişiyi yaralama kastıyla hareket etmesi gerektiğini belirtmiştir. Fail, belirlediği mağduru yaralamayı istemeli; bu yaralama fiilinden kastettiğinden daha ağır olan ölüm neticesi doğmalıdır. Böylece temel yaralama kastı ile kastı aşan ölüm neticesi birleşmektedir.

Somut olayda sanığın aynı grupta bulunan maktule yönelik belirli ve doğrudan bir yaralama kastı bulunmamaktadır. Sanık, demir parçasını kalabalığın bulunduğu yöne fırlatmış; cismin kendi grubundan veya karşı gruptan herhangi bir kişiye isabet edebileceği ihtimaline kayıtsız kalmıştır. Bu nedenle doğrudan maktule yönelik yaralama kastına dayanan TCK 87/4’ün şartları oluşmamıştır.

Ceza Genel Kurulu, sanığın demir parçasının bir kişiye isabet ederek yaralanma veya ölüm meydana getirebileceğini öngörmesine rağmen hareketini gerçekleştirdiğini kabul etmiştir. Öngörülen ve kabullenilen sonuçlardan ölüm meydana geldiği için “olası kast neticeye göre belirlenir” ilkesi uyarınca eylem olası kastla öldürme olarak nitelendirilmiştir.

Sanığın olaydan sonra maktule yardım etmeye çalışması, kastın belirlenmesinde değerlendirilebilecek bir olgu olmakla birlikte daha önce ölüm ihtimalini kabullenerek gerçekleştirdiği hareketin hukuki niteliğini değiştirmemiştir. Ceza Genel Kurulu, TCK 87/4 mahkûmiyetini hukuka uygun bulmayarak eylemin olası kastla öldürme kapsamında değerlendirilmesine yönelik Özel Daire kararını isabetli kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 28.05.2019, E. 2018/451, K. 2019/456.

YARALAMA FİİLİNİN MAKTULDEKİ KRONİK KALP HASTALIĞINI AKTİFLEŞTİREREK ÖLÜME NEDEN OLMASI HÂLİNDE NEDENSELLİK VE EN AZ TAKSİR VARSA TCK 87/4 UYGULANIR

Sanıklar ile maktul arasında meydana gelen olayda maktul, silah kullanılarak yaşamını tehlikeye sokacak derecede yaralanmıştır. Yaralanma doğrudan tek başına olağan bir ölüm sebebi oluşturmamakla birlikte maktulde önceden mevcut bulunan kronik kalp hastalığını aktif hâle getirmiştir.

Adli tıbbi incelemede maktulün, yaralama olayının tetiklediği miyokard enfarktüsü sonucunda öldüğü belirlenmiştir. Böylece ölümün yalnızca maktulün daha önce mevcut hastalığından kaynaklanmadığı, sanığın yaralama fiilinin hastalığı harekete geçirerek ölüm sürecinde etkili olduğu saptanmıştır.

Ceza Genel Kurulu, TCK 87/4’ün uygulanabilmesi için failin öldürme kastıyla değil yaralama kastıyla hareket etmesi gerektiğini belirtmiştir. Yaralama fiili TCK 86/1 veya TCK 86/3 kapsamında bulunmalı, fiil ile ölüm arasında nedensellik bağı kurulmalı ve failin ölüm neticesi bakımından en az taksir düzeyinde kusuru bulunmalıdır.

Sanıkların kullandıkları araç, darbenin niteliği, olayın meydana geliş biçimi ve eylemden sonraki davranışları birlikte değerlendirildiğinde öldürme kastıyla hareket ettikleri kesin olarak kanıtlanamamıştır. Buna karşılık maktulü silahla ve yaşamını tehlikeye sokacak şekilde yaralama kastlarının bulunduğu kabul edilmiştir.

Maktulün özel sağlık durumu, nedensellik bağını kendiliğinden kesmez. Fail, mağduru bulunduğu fiziksel ve sağlık koşullarıyla birlikte kabul eder. Yaralama fiili, mağdurda mevcut hastalığı harekete geçirerek ölüm sonucunun meydana gelmesinde etkili olmuşsa, önceden var olan hastalık sanığın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Bununla birlikte yalnızca fiziksel nedenselliğin bulunması yeterli değildir. TCK 23 uyarınca ölüm sonucu bakımından failin en az taksirle hareket etmiş olması gerekir. Yaşamı tehlikeye sokacak derecede ve silahla gerçekleştirilen bir yaralamanın ölümle sonuçlanabileceği objektif olarak öngörülebilir olduğundan, ölüm neticesinin sanığa yüklenebileceği kabul edilmiştir.

Ceza Genel Kurulu, öldürme kastı kanıtlanamayan fakat ağır yaralama eylemiyle maktulün kronik hastalığını tetikleyerek ölümüne neden olan sanığın TCK 87/4 kapsamında sorumlu tutulması gerektiğine karar vermiştir. Karar, mağdurun önceden mevcut hastalığının ölümde rol oynadığı dosyalarda illiyet bağının ve ölüm neticesine ilişkin kusurun nasıl değerlendirilmesi gerektiğini gösteren temel içtihatlardan biridir.

Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 27.12.2011, E. 2011/1-151, K. 2011/290.

BASİT TIBBİ MÜDAHALEYLE GİDERİLEBİLECEK YARALAMA ÖLÜMÜ TETİKLEMİŞ OLSA BİLE TCK 87/4 UYGULANAMAZ

Sanık ile kalp rahatsızlığı bulunduğunu bildiği komşusu arasında gürültü nedeniyle tartışma çıkmıştır. Tartışma sırasında sanık, eline aldığı taşı maktulün başına isabet edecek şekilde atmış ve onu yaralamıştır. Baş bölgesindeki travmatik lezyonun etkisinin basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olduğu belirlenmiştir.

Maktul, kendisinde önceden mevcut bulunan kronik kalp ve damar hastalığının olayın meydana getirdiği efor ve stresle aktif hâle gelmesi sonucunda solunum ve dolaşım durmasına bağlı olarak olay yerinde hayatını kaybetmiştir. Adli raporlarla tartışma ve yaralama olayının oluşturduğu stres ile ölüm arasında nedensellik bağı kurulmuştur.

Özel Daire, sanığın taşla gerçekleştirdiği yaralama sonucunda ölümün meydana geldiğini kabul ederek eylemin silahla kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle yerel mahkeme hükmünü bozmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise temel yaralamanın TCK 86/2 kapsamında kalması nedeniyle TCK 87/4’ün uygulanamayacağını ileri sürmüştür.

Ceza Genel Kurulu, TCK 87/4’ün açıkça TCK 86’nın birinci ve üçüncü fıkralarına gönderme yaptığını belirtmiştir. Kanun koyucu, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüdeki yaralanmaları düzenleyen TCK 86/2’yi bu gönderimin dışında bırakmıştır. Bu nedenle temel yaralama TCK 86/2 kapsamında kalıyorsa ölüm meydana gelmiş olsa dahi TCK 87/4 uygulanamaz.

Yaralamanın silahla veya TCK 86/3’teki başka bir nitelikli hâlle gerçekleştirilmesi de bu sonucu değiştirmez. Temel yaralanma basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüdeyse, nitelikli hâlin varlığı TCK 86/2 kapsamındaki yaralamayı TCK 87/4’e uygun bir temel fiile dönüştürmez.

Bununla birlikte failin ölümden hiçbir şekilde sorumlu olmayacağı söylenemez. Fiil ile ölüm arasında nedensellik bağı bulunuyor ve ölüm sonucu fail bakımından öngörülebilir nitelik taşıyorsa sorumluluk taksirle veya bilinçli taksirle öldürme hükümlerine göre belirlenebilir. Sanığın maktulün kalp hastalığını bilmesi, ölüm sonucunun öngörülebilirliği bakımından önem taşımaktadır.

Ceza Genel Kurulu, TCK 87/4 uygulanması gerektiğine ilişkin Özel Daire bozma kararını kaldırmış ve öngörülebilirlik incelemesi yapılarak hükmün esasının değerlendirilmesi için dosyayı ilgili daireye göndermiştir. Karar, TCK 87/4 bakımından temel yaralamanın mutlaka TCK 86/1 veya 86/3 kapsamında bulunması gerektiğini açıklayan temel içtihat niteliğindedir.

Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 01.03.2016, E. 2013/495, K. 2016/97.

HUSUMETİN ÖLDÜRMEYİ GEREKTİRECEK YOĞUNLUKTA OLMAMASI, EYLEME KENDİLİĞİNDEN SON VERİLMESİ VE MAKTULÜ KURTARMA ÇABASI YARALAMA KASTINI GÖSTERİR

Maktul, sanığın amcası olup taraflar arasında dedelerinden miras kalan bir taşınmaza ilişkin hukuki uyuşmazlık bulunmaktadır. Ancak bu uyuşmazlığın olaydan önce öldürmeyi gerektirecek derecede yoğun bir husumete dönüştüğünü gösteren kesin bir delil elde edilememiştir.

Olay günü sanık aracıyla seyir hâlindeyken alkollü olan maktulle karşılaşmış ve onu evine bırakmak amacıyla aracına almıştır. Taraflar bir büfeden bira aldıktan sonra araçla bir süre dolaşmış, daha sonra ıssız bir bölgede durmuşlardır. Burada çıkan olayda sanık, maktulün başına, yüzüne ve göğsüne yumrukla veya künt bir cisimle birçok kez vurmuştur.

Maktul, künt kafa travmasına bağlı beyin kanaması nedeniyle hayatını kaybetmiştir. İlk derece mahkemesi sanığın kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına karar vermiş; Bölge Adliye Mahkemesi ise eylemi TCK 87/4 kapsamında kasten yaralama sonucu ölüme neden olma olarak nitelendirmiştir.

Ceza Genel Kurulu, öldürme kastı ile yaralama kastının belirlenmesinde taraflar arasındaki husumetin niteliği, kullanılan araç, darbe sayısı ve şiddeti, darbelerin yöneltildiği vücut bölgeleri, failin eylemine kendiliğinden son verip vermediği ve olaydan sonraki davranışlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Tarafların birlikte araca binip alkol almaları, aralarındaki miras uyuşmazlığının öldürmeyi gerektirecek yoğunlukta olmadığını destekleyen bir olgu olarak değerlendirilmiştir. Maktulün baş bölgesi dışındaki yaralanmalarının hafif nitelikte olduğu; baş yaralanmasının ise kafa kubbesi veya kaidesinde kırık meydana getirmediği tespit edilmiştir.

Sanığın hedef seçme ve saldırıya devam etme imkânı bulunmasına rağmen eylemine kendiliğinden son vermesi de kastın belirlenmesinde önemsenmiştir. Sanık, maktulü olay yerinde bırakmamış; aracıyla hastaneye götürerek sağlık görevlilerinden yardım istemiş ve kurtarılması için çaba göstermiştir.

Ceza Genel Kurulu, bütün bu olgular birlikte değerlendirildiğinde öldürme kastının her türlü şüpheden uzak biçimde kanıtlanamadığına karar vermiştir. Sanığın kastının yaralamaya yönelik olduğu, fakat yaralama fiilinin ölümle sonuçlandığı kabul edilerek TCK 87/4 kapsamında kurulan hüküm onanmıştır.

Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.03.2023, E. 2022/571, K. 2023/173.

KIZINA VURMAK İSTERKEN ARAYA GİREN ANNESİNE İSABET EDEN DARBE ÖLÜME NEDEN OLURSA HEDEFTE SAPMA TCK 87/4 SORUMLULUĞUNU ORTADAN KALDIRMAZ

Sanık, öfkelendiği kızına vurmak amacıyla hareket etmiş; ancak kızı darbeden kaçınmak için çekilince araya giren annesine vurmuştur. Darbe annenin ense ve boyun bölgesine isabet etmiş, mağdur künt kafa ve boyun travmasına bağlı omurilik dokusu harabiyeti sonucunda hayatını kaybetmiştir.

Sanığın doğrudan annesini hedef almadığı ve asıl yaralama kastının kızına yönelik olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tartışma, hedefte sapma sonucunda başka bir kişinin ölmesi hâlinde sanığın taksirle öldürmeden mi yoksa kasten yaralama sonucu ölüme neden olmadan mı sorumlu tutulacağı noktasında toplanmıştır.

Ceza Genel Kurulu çoğunluğu, failin belirlediği kişiyi yaralamaya yönelik doğrudan kastla hareket ettiğini kabul etmiştir. Sanığın yumruk veya tokat biçimindeki hareketi iradi olup karşısındaki kişiye bedensel zarar verme amacı taşımaktadır. Darbenin hedeflenen kişiye değil onun hemen yanında bulunan ve araya giren anneye isabet etmesi, başlangıçtaki yaralama kastını ortadan kaldırmamaktadır.

Olayda kız ile annenin birbirlerine çok yakın bulunması ve annenin tartışmaya müdahale etmesi dikkate alınmıştır. Sanığın kontrolsüz ve şiddetli biçimde savurduğu darbenin araya giren anneye isabet etmesi, hareketin olağan gelişimi içerisinde değerlendirilmiştir. Böylece yaralama fiili ile ölüm arasında uygun nedensellik bağı bulunduğu kabul edilmiştir.

TCK 87/4 bakımından ölümün doğrudan doğruya amaçlanması gerekli değildir. Fail yaralama kastıyla hareket etmeli, meydana gelen yaralanma TCK 86/1 veya 86/3 ağırlığında olmalı, yaralama sonucunda ölüm gerçekleşmeli ve failin ölüm neticesi bakımından en az taksir düzeyinde kusuru bulunmalıdır. Somut olayda bu koşulların gerçekleştiği sonucuna ulaşılmıştır.

Karşı oy görüşünde, annenin sanığın doğrudan hedefi olmadığı, annesine yönelik kasten başlayan bir yaralama hareketinin bulunmadığı ve eylemin taksirle öldürme olarak değerlendirilmesi gerektiği savunulmuştur. Ancak Genel Kurul çoğunluğu, hedefte sapmanın başlangıçtaki yaralama kastının hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmayacağını kabul etmiştir.

Sonuç olarak sanığın eylemi taksirle öldürme değil, kasten yaralama sonucu ölüme neden olma olarak nitelendirilmiş ve TCK 87/4 kapsamında kurulan mahkûmiyet hükmü isabetli bulunmuştur. Karar, özellikle kavga sırasında hedeflenen kişi yerine araya giren üçüncü kişinin yaralanıp ölmesi hâlinde uygulanabilecek temel içtihatlardan biridir.

Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 25.02.2014, E. 2013/765, K. 2014/92.

KAÇAN KİŞİLERİ DURDURMAK İÇİN ASFALTA VE AT ARABASININ TEKERLEKLERİNE ATEŞ EDİLMESİ SONUCU SEKEN MERMİNİN ÖLÜME NEDEN OLMASI TCK 87/4 KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLEBİLİR

Sanığa ait fabrikanın bahçesinden hurda demir alan kişiler, at arabalarıyla olay yerinden uzaklaşmaya çalışmıştır. Sanık, aracıyla bu kişilerin önünü kesmiş ve durmalarını istemiş; kişilerin kaçmaya devam etmeleri üzerine ruhsatlı tabancasıyla önce havaya, daha sonra asfalt zemine ve at arabalarının tekerleklerine doğru birden fazla kez ateş etmiştir.

Atışlardan biri at arabasının tekerleğine isabet ederek lastiği patlatmış, sert zemine veya demire çarparak seken mermi çekirdeklerinden biri ise at arabasında bulunan maktulün göğüs bölgesine isabet etmiştir. Maktul ateşli silah yaralanması sonucunda hayatını kaybetmiştir.

Yerel mahkeme, sanığın eylemini olası kastla öldürme olarak nitelendirmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise sanığın doğrudan kişileri hedef almadığını, yalnızca kaçışı engellemek amacıyla yere ve tekerleklere ateş ettiğini belirterek eylemin taksirle öldürme olduğunu savunmuştur.

Ceza Genel Kurulu, sanığın davranışını yalnızca kontrolsüz veya tedbirsiz bir hareket olarak değerlendirmemiştir. Sanık, içerisinde insanların bulunduğu ve hareket hâlindeki at arabalarının yakınına ateş etmiş; kişileri durdurmaya yönelik zorlayıcı ve yaralanma meydana getirmeye elverişli bir hareket gerçekleştirmiştir. Bu nedenle temel hareketin kasten gerçekleştirilen bir yaralama eylemi niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.

Adli Tıp Kurumu raporunda, maktulün vücudundan çıkarılan mermi çekirdeğindeki deformasyonun sert zemine, asfalta veya demire çarpma sırasında meydana gelebileceği belirtilmiştir. Böylece sanığın ateş etmesi, merminin sekmesi, maktule isabet etmesi ve ölümün gerçekleşmesi arasında kesintisiz bir nedensellik zinciri kurulmuştur.

Sanığın doğrudan maktulün göğsünü hedef aldığı veya onu öldürmeyi istediği kanıtlanamadığından doğrudan kastla öldürme kabul edilmemiştir. Buna karşılık tabancayla insanların ve araçların bulunduğu bölgeye ateş eden kişinin yaralanma ve ölüm sonucunu öngörebilecek durumda olduğu değerlendirilmiştir. Ölüm neticesi yönünden en az taksir düzeyindeki kusur şartı gerçekleşmiştir.

Ceza Genel Kurulu, failin yaralama kastıyla gerçekleştirdiği eylemin kastettiğinden daha ağır bir neticeye yol açması nedeniyle suçun TCK 87/4 kapsamında kaldığı sonucuna ulaşmıştır. Karar; doğrudan vücuda ateş edilmese bile kullanılan silah, atış yönü, kişilerin yakınlığı ve hareketin yaralama tehlikesi birlikte değerlendirildiğinde kasten yaralama sonucu ölüm suçunun oluşabileceğini göstermektedir.

Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.05.2010, E. 2009/1-249, K. 2010/108.

YÜZE ATILAN YUMRUK BASİT TIBBİ MÜDAHALELİK YARALAMA OLUŞTURUP KALP KRİZİNİ TETİKLEMİŞSE TCK 87/4 DEĞİL TAKSİRLE ÖLDÜRME HÜKÜMLERİ UYGULANIR

Sanık ile maktul aynı iş yerinde çalışmaktadır. Olay günü maktul, müşterilere dağıtılacak ekmeklerin servisine geç kalacağını söyleyerek sanıktan ekmekleri daha hızlı kesmesini istemiş; sanığın laubali şekilde karşılık vermesi üzerine taraflar arasında tartışma çıkmıştır.

Karşılıklı hakaretlerin ardından sanık, elli yaşındaki maktulün yüzüne yumrukla vurmuştur. Bu darbe maktulde basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif bir yaralanma meydana getirmiştir. Maktul yaklaşık on dakika sonra fenalaşmış ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmiştir.

Adli Tıp Kurumu raporunda, maktulün kronik kalp ve damar hastalığının olayın oluşturduğu efor ve stresle aktif hâle geldiği, ölümün buna bağlı solunum ve dolaşım durması sonucunda meydana geldiği belirtilmiştir. Böylece sanığın yumruk eylemi ile ölüm arasında tıbbi nedensellik bağı kurulmuştur.

Ceza Genel Kurulu, nedensellik bağının bulunmasının TCK 87/4’ün uygulanması için tek başına yeterli olmadığını vurgulamıştır. TCK 87/4, yalnızca TCK 86/1 kapsamındaki veya bu ağırlıktaki yaralamanın TCK 86/3’teki nitelikli hâllerle işlenmesi sonucunda meydana gelen ölümleri kapsamaktadır.

Somut olayda yumruk nedeniyle oluşan travmatik yaralanma TCK 86/2 kapsamında kalmaktadır. Bu nedenle ölüm neticesi gerçekleşmiş olsa dahi TCK 87/4 uygulanamaz. Temel yaralamanın basit tıbbi müdahalelik olması, fiili neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun kanuni kapsamı dışında bırakmaktadır.

Bununla birlikte Ceza Genel Kurulu, sanığın yalnızca basit yaralama suçundan sorumlu tutulmasını da uygun bulmamıştır. Yüze yumruk atılması şeklindeki iradi hareketin, ortak hayat tecrübelerine göre ölüm sonucunu doğurabileceği; sanığın yaşı, eğitim düzeyi ve yaşam deneyimi dikkate alındığında ölümün objektif olarak öngörülebilir olduğu kabul edilmiştir.

Sanığın ölüm sonucunu istediği veya öngörerek kabullendiği kanıtlanamadığından kasten ya da olası kastla öldürme oluşmamıştır. Ancak öngörülebilir ölüm sonucunu gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek öngöremediği için eylem taksirle öldürme olarak nitelendirilmiş ve TCK 87/4 uyarınca kurulan hüküm bozulmuştur.

Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 18.09.2018, E. 2015/1254, K. 2018/354.

BIÇAĞIN TEK DARBEYLE DOĞRUDAN KALP VE AKCİĞERE ULAŞACAK ŞİDDETTE GÖĞSE SAPLANMASI KASTEN YARALAMA SONUCU ÖLÜM DEĞİL KASTEN ÖLDÜRME SUÇUNU OLUŞTURUR

Sanık ile olaydan kısa süre sonra evleneceği nişanlısı arasında telefonun açılmaması nedeniyle tartışma çıkmıştır. Maktul, sanığın bulunduğu eve gelmiş; sanığa bağırıp hakaret etmiş ve elektrikli süpürgenin sapıyla sanığı darbetmiştir. Sanığın kol ve boyun bölgesinde bu saldırıyla uyumlu yaralanmalar tespit edilmiştir.

Tartışma sırasında sanık mutfağa yönelmiş, mutfak tezgâhındaki bıçağı almış ve üzerine gelmeye devam eden maktulün sol göğüs bölgesine bir kez saplamıştır. Bıçak sol göğüs boşluğuna girmiş, akciğeri tam kat kesmiş, kalp zarını ve sol karıncık duvarını yaralayarak kalp kasına kadar ilerlemiştir. Maktul iç kanama sonucunda ölmüştür.

Yerel mahkeme, taraflar arasında öldürmeyi gerektirecek eski bir husumet bulunmamasını, olayın aniden gelişmesini, tek bıçak darbesi vurulmasını, sanığın eylemine devam etmemesini ve sonrasında yardım çağırmasını dikkate alarak eylemi TCK 87/4 kapsamında değerlendirmiştir.

Ceza Genel Kurulu ise kastın belirlenmesinde ölçütlerin mekanik biçimde sayılmasının yeterli olmadığını belirtmiştir. Husumetin bulunmaması ve darbe sayısının tek olması yaralama kastını destekleyebilirse de kullanılan aracın öldürmeye elverişliliği, darbenin yöneltildiği bölge ve darbenin şiddeti de birlikte değerlendirilmelidir.

Somut olayda sanık öldürmeye elverişli bir bıçak kullanmış ve darbeyi maktulün yaşamsal organlarının bulunduğu sol göğüs bölgesine yöneltmiştir. Bıçağın akciğeri, kalp zarını ve kalp duvarını kesecek kadar derine ulaşması, darbenin rastlantısal ve hafif bir yaralama hareketi olmadığını göstermiştir.

Tek darbeden sonra eyleme devam edilmemesi ve maktulün arkadaşlarının yardıma çağrılması da kastın öldürmeye yönelik olduğuna ilişkin diğer güçlü delilleri ortadan kaldırmamıştır. Ceza Genel Kurulu, öldürme kastının bulunması için mutlaka birden fazla darbe vurulmasının gerekmediğini; tek darbenin yeri ve şiddetinin de doğrudan öldürme kastını ortaya koyabileceğini kabul etmiştir.

Bu nedenle sanığın eyleminin TCK 87/4 kapsamında kasten yaralama sonucu ölüme neden olma değil, TCK 81 kapsamında kasten öldürme suçunu oluşturduğuna karar verilmiştir. Karar, özellikle tek bıçak darbesi bulunan dosyalarda yalnızca darbe sayısına dayanılarak yaralama kastı sonucuna ulaşılamayacağını gösteren önemli bir içtihattır.

Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 01.06.2021, E. 2020/446, K. 2021/230.

TCK 87/4 Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu

TCK 87/4 Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
Somut Durum Yargıtay Nitelendirmesi Gerekçenin Özü
Belirli kişiye yönelmiş yaralama kastının bulunmaması TCK 87/4 uygulanmaz Hüküm, kasten yaralamanın varlığını şart koşar
Tek yumrukla düşme sonucu ölüm TCK 87/4 yönünden değerlendirme Ölüm, yaralama fiiline objektif olarak yüklenebilmelidir
Hayati bölgeye silahla çok sayıda darbe sonucu ölüm Kasten öldürme tartışması Kastın yoğunluğu fiili 81. madde kapsamına taşır
Ölümün araya giren bağımsız nedenden doğması İlliyet kesilmesi Netice faile yüklenemez, sorumluluk yaralamayla sınırlı kalır
86/2 kapsamındaki hafif fiil sonrası ölüm 87/4 tartışmalıdır Hüküm 86/1 ve 86/3 hallerine atıf yapar

Sınır nitelendirmeler için TCK 82 kasten öldürmenin nitelikli halleri, diğer ağır neticeler için TCK 87/2-a iyileşme olanağı bulunmayan hastalık ile TCK 87/3 kemik kırılması yazılarımızı inceleyebilirsiniz.

Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:

Sık Sorulan Sorular

TCK 87/4 nedir?

TCK 87/4, kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmesini düzenler: Yaralama 86/1 kapsamındaysa sekiz yıldan on iki yıla, 86/3 kapsamındaysa on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.

Kasten yaralama sonucu ölüm ile kasten öldürme farkı nedir?

Fark kasttadır: Fail öldürmek istemişse TCK 81 kasten öldürme (müebbet hapis), yalnızca yaralamak istemiş ancak ölüm gerçekleşmişse TCK 87/4 uygulanır. Kast; alet, hedef bölge, darbe sayısı ve failin davranışlarıyla belirlenir.

Tek yumrukla ölüme neden olmanın cezası nedir?

Tek yumrukla düşme sonucu ölüm olayları tipik 87/4 dosyalarıdır: Yaralama kastı ve ölümün öngörülebilirliği saptanırsa ceza sekiz yıldan on iki yıla kadar hapis aralığında belirlenir; haksız tahrik indirimi sıklıkla gündeme gelir.

Silahla yaralama sonucu ölümde ceza ne kadar?

Yaralama silahla işlendiğinden fiil 86/3 kapsamındadır ve ceza on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapistir; kast tartışması fiili kasten öldürmeye taşırsa müebbet hapis gündeme gelir.

Mağdur hastanede tıbbi hata sonucu ölürse fail sorumlu mu?

Araya giren neden bağımsız ve öngörülemez nitelikteyse illiyet bağı kesilir; fail ölümden değil yalnızca gerçekleştirdiği yaralamadan sorumlu tutulur. Değerlendirme Adli Tıp raporlarıyla yapılır.

TCK 87/4 davası hangi mahkemede görülür?

Cezanın üst sınırı nedeniyle görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir; suç katalog kapsamında olduğundan tutuklama nedeni var sayılabilir.

TCK 87/4 davasında avukat desteği neden önemli?

Kast nitelendirmesi bu dosyalarda sekiz yıl ile müebbet arasındaki farkı belirler; delillerin ilk andan itibaren bu gözle işlenmesi gerekir. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.

Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?

Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur ve yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ankara Barosuna kayıtlı olarak (Sicil No: 34507) Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosunun kurucu avukatı sıfatıyla ağırlıklı olarak ceza hukuku alanında çalışmakta; kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama dosyalarında müdafilik ve mağdur vekilliği görevi yürütmektedir. Bu yazı, TCK 87/4 kasten yaralama sonucu ölüm konusundaki güncel Yargıtay içtihatları taranarak hazırlanmıştır ve bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya özgü hukuki danışmanlık yerine geçmez.

TCK 87/4 Yaralama Sonucu Ölüm Suçlamasında Ankara Ceza Avukatı Desteği

Yaralama dosyalarında adli raporların doğru okunması, nitelendirme ve haksız tahrik tartışması sonucu yıllarla değiştirir. Tck 87 neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama rehberimizi inceleyebilir, dosyanız için Ankara ceza avukatı desteği alabilirsiniz.

Ankara Avukat

Avukat Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Ara