Ceza Hukuku
Trend

TCK 87/2-a İyileşme Olanağı Bulunmayan Hastalık ve Bitkisel Hayat

TCK 87/2-a Güncelleme Tarihi: 18 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa

TCK 87/2-a nedir? TCK 87/2-a, kasten yaralamanın mağdurun iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa yakalanmasına veya bitkisel hayata girmesine neden olmasını düzenler. Tıbbın güncel imkanlarıyla tedavisi mümkün olmayan kalıcı hastalıklar ile bilincin geri dönüşsüz kaybı bu kapsamdadır. Ceza iki kat artırılır ve sonuç ceza 86/1 halinde beş yıldan, 86/3 halinde sekiz yıldan az olamaz. Tespit, tek hekim raporuyla değil Adli Tıp Kurumu incelemesiyle yapılır.

Bazı yaralanmalar iyileşmez; tedavi değil, ancak yönetilebilir bir ömre dönüşür. Mağduru yaşam boyu hastalığa veya bilinçsiz bir bedene mahkum eden fiil, kanunun en ağır yaralama artırımıyla karşılanır. Kanun koyucu, kastedilen yaralamanın öngörülebilir ağır sonuçlarını faile yükleyen neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu TCK 87 hükmünde düzenlemiştir; bu yazının konusu iyileşmesi olanağı bulunmayan hastalık veya bitkisel hayata girme halidir.

Temel suçun yapısı için kasten yaralama suçu TCK 86 rehberimize bakabilirsiniz; bu yazıda hükmün şartlarını, ceza hesabını ve sekiz emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz.

TCK 87/2-a Nedir?

TCK 87/2-a, ikinci fıkranın en ağır neticelerinden ikisini düzenler. İyileşmesi olanağı bulunmayan hastalık; tıbbın güncel imkanlarıyla tedavisi mümkün olmayan, mağdurun yaşamını kalıcı biçimde etkileyen bedensel veya ruhsal hastalıktır. Bitkisel hayat ise bilincin geri dönüşsüz biçimde kaybı, kişinin dış dünyayla iletişiminin kalıcı olarak kopmasıdır. Her iki netice de mağdurun yaşamını fiilen sona erdirmese de yaşam kalitesini geri dönülmez biçimde yok ettiğinden, kanun koyucu iki kat artırım ve yüksek taban cezalar öngörmüştür.

TCK 87 Kanun Metni

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 87. maddesinin yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama

Madde 87 – (1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,

b) Konuşmasında sürekli zorluğa,

c) Yüzünde sabit ize,

d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde beş yıldan az olamaz.

(2) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,

b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,

c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,

d) Yüzünün sürekli değişikliğine,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde beş yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde sekiz yıldan az olamaz.

(3) (Değişik: 6/4/2011-6217/18 md.) Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.

(4) Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Kapsam ve İspat

  • İyileşme olanağının yokluğu kesin olmalıdır: Tedaviyle tamamen kontrol altına alınabilen veya iyileşme ihtimali süren tablolar bent kapsamına alınamaz; şüphe halinde daha hafif nitelendirme esas alınır.
  • Tek hekim raporu yetmez: Aşağıda birebir verdiğimiz kararların vurguladığı gibi, bu ağır neticenin varlığı devlet hastanesindeki tek hekim raporuyla kabul edilemez; Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulunun değerlendirmesi zorunludur.
  • Ruhsal hastalıklar dahildir: Yaralamanın tetiklediği kalıcı psikiyatrik tablolar da tıbbi olarak ortaya konulmak kaydıyla bent kapsamında değerlendirilebilir.
  • Çoklu neticede tek artırım: Aynı olayda hem organ kaybı hem kalıcı hastalık gibi birden fazla ağır netice doğmuşsa artırım bir kez uygulanır; ancak temel cezanın belirlenmesinde neticelerin çokluğu gözetilir.

Ceza Nasıl Hesaplanır?

Hesap iki aşamalıdır: Önce fiil TCK 86 hükümlerine göre nitelendirilir; ardından TCK 87/2 uyarınca belirlenen ceza iki kat artırılır. Kanunun taban güvencesi bu fıkrada daha yüksektir: Sonuç ceza, fiil 86/1 kapsamındaysa beş yıldan, 86/3 kapsamındaysa sekiz yıldan az olamaz. Silahla işlenen fiillerde aralık fiilen sekiz yıldan başlayıp on üç yılı aşan seviyelere uzanır; infaz süresi hesaplama aracımızla sonuç cezanın infazını görebilirsiniz.

Şikayet, Tutuklama ve Yargılama

  • Şikayet ve uzlaştırma: Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama şikayete tabi değildir ve uzlaştırma kapsamında yer almaz; soruşturma kendiliğinden yürütülür.
  • Tutuklama: TCK 87 kapsamındaki fiiller CMK 100/3 katalog suçlarındandır; tutuklama nedeni var sayılabilir ve uygulamada tutuklama sık görülür.
  • Görevli mahkeme: Üst sınıra göre belirlenir: 86/3 kapsamındaki taban fiillerde üst sınır on yılı aştığından dosyalar ağır ceza mahkemesinde görülür; 86/1 tabanlı fiillerde asliye ceza mahkemesi görevlidir.
  • Kesin rapor şarttır: Ağır neticenin varlığı ilk raporla değil, iyileşme süreci tamamlandıktan sonra alınan kesin raporla ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumu incelemesiyle belirlenir; eksik raporla kurulan hükümler bozulmaktadır.
  • Haksız tahrik ve meşru savunma: Haksız tahrik indirimi ile meşru savunma bu dosyalarda da tam olarak uygulanır ve artırılmış cezayı köklü biçimde düşürebilir.

Avukata Sor: TCK 87/2-a Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim

Hastalığın gerçekten iyileşme olanağından yoksun olup olmadığı en ağır artırımın anahtarıdır; tek hekim raporuyla bu sonuca varılamaz. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.

Avukata Sor

Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetlerimiz, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAUT) uyarınca ücrete tabidir.

TCK 87/2-a Yargıtay Kararları

Aşağıdaki sekiz emsal karar, bu hükmün sınırlarını uygulamada çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.

İYİLEŞMESİ OLANAĞI BULUNMAYAN HASTALIĞIN TEK HEKİM RAPORUYLA KABUL EDİLMESİ YETERLİ OLMAYIP ADLİ TIP KURUMUNDAN DENETİME ELVERİŞLİ RAPOR ALINMALIDIR

Sanık hakkında silahla kasten yaralama sonucunda mağdurun iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa yakalanmasına neden olduğu iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Yerel mahkeme, sanığın eylemini TCK 86/1, 86/3-e ve 87/2-a kapsamında kabul ederek dokuz yıl hapis cezasına hükmetmiştir. Kararın kesinleşmesinden sonra dosya, Adalet Bakanlığının istemi üzerine kanun yararına bozma yoluyla Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin önüne gelmiştir.

Mağdur hakkında düzenlenen raporlarda, sol uyluk ön yüzünde ve sağ uyluk bölgesinde kesici-delici alet yaralarının bulunduğu belirtilmiştir. Bu yaralanmaların mağdurun sağ alt ekstremitesinde kronik derin ven trombozu gelişmesine neden olduğu açıklanmış ve yerel mahkeme bu tıbbi sonucu iyileşmesi olanağı bulunmayan hastalık olarak değerlendirmiştir.

Yargıtay, TCK 87/2-a kapsamındaki ağır neticenin kabul edilmesi için yalnızca hastalığın adının belirtilmesini yeterli görmemiştir. Hastalığın yaralama fiilinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, kalıcı niteliği, güncel tıbbi imkânlarla tedavi edilip edilemeyeceği ve mağdurun sağlık durumu üzerindeki sonuçlarının uzmanlık gerektiren bir incelemeyle ortaya konulması gerekir.

Daireye göre devlet hastanesinde görevli tek hekim tarafından düzenlenen rapor, bu ağır neticenin saptanması bakımından hüküm kurmaya elverişli değildir. Mağdurun bütün tedavi evrakı, görüntüleme sonuçları, geçici ve kesin adli raporları birlikte değerlendirilmelidir. Dosya Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas kuruluna veya gerekli uzmanlıkları taşıyan sağlık kuruluna gönderilerek TCK 87/2-a ölçütlerini karşılayan gerekçeli bir rapor alınmalıdır.

Özellikle kronik derin ven trombozunun yaralama fiiliyle nedensel bağlantısı açıklanmalıdır. Hastalığın yaralanmadan önce mevcut olup olmadığı, yaralama sonucunda mı ortaya çıktığı, tedaviye rağmen sürekli kalıp kalmadığı ve “iyileşmesi olanağı bulunmayan hastalık” seviyesine ulaşıp ulaşmadığı tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir. Tıbbi rapor, yalnızca sonuç bildiren kısa bir kanaatten ibaret olmamalıdır.

Kararda ayrıca suçun ceza alt sınırı nedeniyle sanığa zorunlu müdafi görevlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yerel mahkemenin sanığa müdafi görevlendirmeden yargılamayı sürdürmesi savunma hakkının kısıtlanması olarak değerlendirilmiştir. Böylece hem maddi gerçeğin tıbbi raporla belirlenmesi hem de ağır ceza tehdidi altındaki sanığın etkili savunmadan yararlanması gerektiği vurgulanmıştır.

Yargıtay, eksik ve yetersiz raporla TCK 87/2-a uygulanmasını hukuka aykırı bularak yerel mahkeme kararını kanun yararına bozmuştur. Mağdurun bütün tedavi belgelerinin yeniden incelenmesi, yeterli adli rapor alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun buna göre belirlenmesi gerektiğine karar verilmiştir.

Gönderilen tezde de aynı doğrultuda, “iyileşmesi olanağı bulunmayan hastalık” kavramının tıbbi bir mesele olduğu ve iyileşme ihtimalinin tıp biliminin ulaştığı güncel düzeye göre uzman raporuyla belirlenmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bir hastalığın uzun süre devam etmesi veya tedavisinin güç olması, tek başına TCK 87/2-a’nın uygulanması için yeterli değildir; hastalığın gerçekten iyileşme olanağının bulunmadığı ortaya konulmalıdır.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 25.10.2021, E. 2021/11555, K. 2021/13591.

TCK 86/3’TEKİ NİTELİKLİ HÂLLER BULUNMADIĞINDA BU HÂLLERE ÖZGÜ DAHA YÜKSEK ASGARİ CEZA TCK 87/2-A UYGULAMASINDA ESAS ALINAMAZ

Sanığın mağduru iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa neden olacak şekilde kasten yaraladığı olayda yerel mahkeme, eylemi TCK 86/1 ve 87/2-a kapsamında değerlendirmiştir. Dosyada kasten yaralamanın üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı, silahla ya da TCK 86/3’te gösterilen diğer nitelikli şekillerden biriyle işlendiğine ilişkin bir kabul bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık, suçun TCK 87/2-a kapsamında bulunup bulunmasından çok cezanın hesaplanmasına ilişkindir. Yerel mahkeme, TCK 86/3 kapsamında bir nitelikli hâl bulunmamasına rağmen bu fıkradan hareketle işlenen yaralamalar için öngörülmüş daha yüksek asgari cezayı uygulamıştır. Böylece sanığın cezası sekiz yıl hapis seviyesine çıkarılmıştır.

Yargıtay Birinci Ceza Dairesi, TCK 87/2’nin son cümlesinde iki ayrı asgari ceza öngörüldüğünü belirtmiştir. Bunlardan ilki, temel yaralamanın TCK 86/1 kapsamında bulunmasına; ikincisi ise yaralamanın aynı zamanda TCK 86/3’teki nitelikli hâllerden biri kapsamında işlenmesine ilişkindir. Hangi asgari cezanın uygulanacağı, temel yaralama fiilinin hukuki niteliğine göre belirlenmelidir.

Daireye göre somut olayda TCK 86/3 kapsamında herhangi bir nitelikli hâl bulunmadığından, yalnızca TCK 86/1’e bağlı asgari ceza uygulanabilir. Yerel mahkemenin TCK 86/3’e bağlı daha ağır asgari cezayı esas alması, kanuni dayanağı bulunmayan fazla ceza tayini niteliğindedir. Ağır neticenin TCK 87/2-a kapsamında olması, temel yaralamada bulunmayan bir nitelikli hâlin varmış gibi kabul edilmesine imkân vermez.

Kararda esas alınan hüküm tarihindeki düzenlemeye göre TCK 86/1 kapsamındaki yaralamalarda ceza beş yıldan; TCK 86/3 kapsamındaki yaralamalarda ise sekiz yıldan az olamamaktaydı. Yargıtay, somut olayda hesaplanan cezanın beş yılın altında kalması hâlinde beş yıla çıkarılması gerekirken sekiz yıla çıkarılmasını bozma nedeni saymıştır.

Güncel düzenleme bakımından kararın rakamsal kısmı değil, ortaya koyduğu hesaplama ilkesi esas alınmalıdır. TCK 87/2’de yapılan değişiklik sonrasında asgari cezalar TCK 86/1’e giren hâllerde altı yıl, TCK 86/3’e giren hâllerde dokuz yıl olarak uygulanmaktadır. Dolayısıyla günümüzde TCK 86/3’teki bir nitelikli hâl yoksa cezanın dokuz yıllık asgari sınıra çıkarılması mümkün değildir.

Uygulamada önce TCK 86/1 uyarınca temel ceza belirlenmeli, varsa TCK 86/3 artırımı yapılmalı ve ardından TCK 87/2-a gereğince ceza iki kat artırılmalıdır. Bu işlemler sonucunda bulunan ceza kanundaki ilgili asgari sınırın altında kalıyorsa ceza o sınıra yükseltilmelidir. Asgari sınır uygulanırken TCK 86/3’ün somut olayda gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği mutlaka gösterilmelidir.

Yargıtay sonuç olarak sanık hakkında uygulanma koşulları bulunmayan daha yüksek asgari cezanın esas alınmasını hukuka aykırı bulmuştur. Hüküm, TCK 86/3’teki nitelikli hâller bulunmadığı hâlde bu hâllere özgü asgari cezanın uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi nedeniyle bozulmuştur.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 08.06.2022, E. 2022/5860, K. 2022/4685.

AYNI YARALAMA SONUCUNDA HEM YAŞAMSAL TEHLİKE HEM DE İYİLEŞMESİ OLANAKSIZ HASTALIK OLUŞMUŞSA CEZA YALNIZCA EN AĞIR NETİCE ÜZERİNDEN ARTIRILMALIDIR

Sanığın mağduru silahla yaraladığı olayda mağdurun yaşamını tehlikeye sokan bir yaralanma meydana gelmiş, ayrıca medulla spinalis hasarına bağlı olarak iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalık ortaya çıkmıştır. Böylece tek yaralama fiili, TCK 87’de farklı bentlerde düzenlenen birden fazla ağır neticeyi aynı anda meydana getirmiştir.

Yerel mahkeme, mağdurun yaşamını tehlikeye sokan durum nedeniyle TCK 87/1-d’yi ve medulla spinalis hasarından kaynaklanan iyileşmesi olanaksız hastalık nedeniyle TCK 87/2-a’yı art arda uygulamıştır. Bu yöntemle TCK 86’ya göre belirlenen ceza, her iki ağır netice nedeniyle ayrı ayrı artırılmıştır.

Yargıtay Birinci Ceza Dairesi, TCK 87’deki ağır neticelerden birkaçının aynı yaralama fiili sonucunda birlikte gerçekleşmesi hâlinde her bent nedeniyle ayrı artırım yapılamayacağını kabul etmiştir. Bu durumda uygulanma olanağı bulunan hükümler karşılaştırılmalı ve fail hakkında en ağır cezayı gerektiren bent uygulanmalıdır.

Somut olayda yaşamı tehlikeye sokan yaralanma TCK 87/1-d’de, iyileşmesi olanağı bulunmayan hastalık ise TCK 87/2-a’da düzenlenmiştir. TCK 87/2-a daha ağır bir sonuç ve daha yüksek bir ceza artırımı öngördüğünden uygulamanın bu bent üzerinden yapılması gerekir. TCK 87/1-d nedeniyle ikinci kez artırım yapılması fazla ceza tayini sonucunu doğurur.

Ceza hesabında öncelikle TCK 86/1 uyarınca temel ceza belirlenmeli, suçun silahla işlenmesi nedeniyle TCK 86/3-e artırımı uygulanmalı ve ardından TCK 87/2-a gereğince ceza iki kat artırılmalıdır. Yaralamanın aynı zamanda yaşamsal tehlikeye neden olması, TCK 87/1-d uyarınca bağımsız bir artırım nedeni olarak uygulanmamalıdır.

Bununla birlikte mağdurda birden fazla ağır neticenin meydana gelmesi tamamen değerlendirme dışı bırakılamaz. Yaşamsal tehlike ile iyileşmesi olanaksız hastalığın birlikte gerçekleşmesi, TCK 61 uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında zararın ve tehlikenin ağırlığı kapsamında dikkate alınabilir. Mahkeme, bu nedenle temel cezayı alt sınırdan uzaklaşarak belirleyebilir; fakat ağırlaştırıcı hükümleri mükerrer biçimde uygulayamaz.

Medulla spinalis hasarı bakımından da her omurilik yaralanmasının kendiliğinden TCK 87/2-a oluşturmayacağı gözetilmelidir. Yaralanmanın kalıcı felç, iyileşmesi mümkün olmayan nörolojik hastalık veya benzeri sürekli bir sonuca yol açtığı, uzman sağlık kurulu raporuyla belirlenmelidir. Tedaviyle iyileşme ihtimali bulunan geçici nörolojik tablolar bu bent kapsamında kabul edilemez.

Yargıtay, en ağır netice olan iyileşmesi olanağı bulunmayan hastalık nedeniyle TCK 87/2-a uygulanmakla yetinilmesi gerekirken ayrıca TCK 87/1-d uyarınca da cezanın artırılmasını hukuka aykırı bulmuştur. Hüküm, aynı fiilin meydana getirdiği ağır neticeler nedeniyle mükerrer artırım yapılarak fazla ceza tayin edilmesi sebebiyle bozulmuştur.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 10.07.2012, E. 2012/3625, K. 2012/5670.

HASTALIĞIN KASTEN BULAŞTIRILDIĞININ KABULÜ İÇİN FAİLİN HASTALIĞINI NE ZAMAN ÖĞRENDİĞİ KESİN OLARAK BELİRLENMELİDİR

Sanığın mağdurla korunmasız cinsel ilişkiye girerek iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığı kasten bulaştırdığı iddiasıyla açılan davada yerel mahkeme, eylemi TCK 86/1 ve 87/2-a kapsamında kabul ederek mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Sanık ise hastalığını mağdurla birlikte olduktan sonra öğrendiğini savunmuştur.

Mağdur, sanığın hastalığını bildiğini, bu hastalık nedeniyle hastanede tedavi gördüğünü ancak hastalığın ne olduğunu kendisinden sakladığını ileri sürmüştür. Mağdura göre sanık, hastaneden çıktıktan sonra da herhangi bir korunma yöntemi kullanmadan cinsel ilişkiye girmiş ve hastalık bu şekilde kendisine bulaşmıştır. Tarafların anlatımları arasındaki temel uyuşmazlık, sanığın hastalığını cinsel ilişkiden önce bilip bilmediği noktasında toplanmıştır.

Yargıtay Birinci Ceza Dairesi, sanığın hastalığı taşımasının ve hastalığın mağdura bulaşmasının tek başına kasten yaralama suçundan mahkûmiyet için yeterli olmadığını belirtmiştir. Sanığın hastalığını bildiği hâlde bulaştırmaya elverişli davranışta bulunması gerekir. Failin kendi hastalığından haberdar olmadığı dönemde gerçekleştirdiği davranışın kasten hastalık bulaştırma olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.

Bu nedenle sanığın tedavi gördüğü bütün sağlık kuruluşlarındaki belgelerin getirtilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Hastane yatış kayıtları, hasta gözlem kâğıtları, epikrizler, teşhis ve tedavi belgeleri, Elisa, P24, Combo ve diğer kan testlerinin yapılma tarihleri ile test sonuçları dosyaya alınmalıdır. Bu kayıtlar, sanığın hastalığını hangi tarihte öğrendiğinin belirlenmesi bakımından birlikte incelenmelidir.

Dosyanın tamamı Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas kuruluna gönderilerek hastalığın teşhis zamanı, hastalığın mağdura bulaşma biçimi ve taraflardaki enfeksiyonların tıbbi bağlantısı hakkında rapor alınmalıdır. Sanığın hastalığını öğrendiği tarih ile mağdurla korunmasız birliktelik tarihleri karşılaştırılmalı ve sanığın manevi unsuru bu incelemenin sonucuna göre belirlenmelidir.

Sanık hastalığını bildiği ve bulaşma riskinin farkında olduğu hâlde sonucu isteyerek korunmasız ilişkiye girmişse doğrudan kast tartışılabilir. Bulaşma ihtimalini öngörmesine rağmen bu sonucu kabullenerek hareket etmişse olası kast söz konusu olabilir. Buna karşılık sanığın hastalığını bilmediği veya korunma tedbirlerini gereği gibi uyguladığı belirlenirse kasten yaralama sorumluluğuna gidilemeyecektir.

Yargıtay ayrıca iddianamede gösterilmeyen TCK 87/2-son hükmünün sanığa ek savunma hakkı verilmeden uygulanmasını savunma hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir. Suç vasfının ağırlaştırılması veya kanunda öngörülen asgari cezanın uygulanması ihtimali ortaya çıktığında sanığa CMK 226 uyarınca ek savunma hakkı tanınmalıdır.

Daire, suçun ceza alt sınırı nedeniyle sanığın istinabe yoluyla sorguya çekilemeyeceğini ve müdafi bulunmaksızın savunmasının alınamayacağını da belirtmiştir. Sanığın hükmü verecek mahkemenin huzurunda ve zorunlu müdafisi eşliğinde savunma yapması gerekir. Güncel TCK 87/2 düzenlemesinde de temel yaralama bakımından öngörülen asgari ceza altı yıl olduğundan bu usul güvenceleri önemini korumaktadır.

Yargıtay sonuç olarak hastalığın bulaşma biçimi ve sanığın hastalığını öğrenme tarihi kesin olarak belirlenmeden mahkûmiyet hükmü kurulmasını eksik inceleme saymıştır. Ek savunma hakkı tanınmaması, istinabe yoluyla alınan sorguyla yetinilmesi ve zorunlu müdafi görevlendirilmemesi de ayrı ayrı bozma nedeni kabul edilmiştir.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 11.02.2021, E. 2021/503, K. 2021/956.

MAĞDURDA İYİLEŞMESİ OLANAKSIZ HASTALIK MEYDANA GELMESİ EYLEMİN KENDİLİĞİNDEN TCK 87/2-A KAPSAMINDA KALDIĞINI GÖSTERMEZ; ÖLDÜRME KASTI AYRICA ARAŞTIRILMALIDIR

Sanığın mağdura tabancayla birden fazla kez ateş ettiği olayda mermilerden biri mağdurun bel bölgesinden vücuduna girmiştir. Ateşli silah yaralanması sonucunda mağdurun karaciğeri ile sağ böbreğinde yaralanma ve bel omurunda hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyen kırık meydana gelmiştir. Yaralanma aynı zamanda mağdurun yaşamını tehlikeye sokmuştur.

Mağdurda ayrıca omurilik hasarına bağlı parapleji gelişmiş, idrar ve dışkı kontrolü kaybolmuştur. Adli raporlarda bu nörolojik tablonun iyileşmesi olanağı bulunmayan hastalık niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Yerel mahkeme, meydana gelen ağır sonuçları esas alarak sanığın eylemini silahla neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama olarak kabul etmiştir.

Yargıtay Birinci Ceza Dairesi, suç vasfının yalnızca meydana gelen tıbbi neticeye bakılarak belirlenemeyeceğini vurgulamıştır. TCK 87/2-a’nın uygulanabilmesi için failin kastının yaralamaya yönelik olması gerekir. Fail öldürme kastıyla hareket etmiş ancak ölüm sonucu tıbbi müdahale veya başka bir nedenle gerçekleşmemişse eylem kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilmelidir.

Somut olayda kullanılan aracın öldürmeye elverişli tabanca olması, mağdura birden fazla kez ateş edilmesi, atışların mağdurun vücuduna isabet etmesi ve mermilerden birinin iç organlarla omuriliği etkileyen ağır bir yaralanma meydana getirmesi birlikte değerlendirilmiştir. Daire, bu özellikler karşısında sanığın eyleminin yalnızca yaralama kastıyla gerçekleştirildiğinin kabul edilemeyeceği sonucuna varmıştır.

Karar, TCK 87/2-a ile kasten öldürmeye teşebbüs arasındaki ayrım bakımından önemlidir. Mağdurun bitkisel hayata girmesi, kalıcı felç olması veya iyileşmesi mümkün olmayan başka bir hastalığa yakalanması her olayda otomatik olarak TCK 87/2-a’nın uygulanmasını gerektirmez. Eylemin gerçekleştirilme biçimi failin öldürme kastını gösteriyorsa meydana gelen ağır yaralanma, teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunun sonucu olarak değerlendirilmelidir.

Bu ayrım yapılırken husumetin nedeni, kullanılan aracın niteliği, darbe veya atış sayısı, hedef alınan vücut bölgesi, atış mesafesi, yaraların niteliği, failin eylemine kendiliğinden mi yoksa engel bir nedenle mi son verdiği ve olay sonrasındaki davranışları birlikte incelenmelidir. Yalnızca mağdurun hayatta kalmış olmasına dayanılarak failin kastının yaralamaya yönelik olduğu sonucuna varılamaz.

Örneğin tek bir darbenin ani kavga sırasında hayati olmayan bölgeye yöneltilmesi sonucunda beklenmeyen biçimde kalıcı felç meydana gelmişse TCK 87/2-a gündeme gelebilir. Buna karşılık ateşli silahla hayati bölgelere peş peşe atış yapılması veya baş bölgesine öldürücü nitelikte darbeler vurulması hâlinde mağdur bitkisel hayatta kalsa dahi kasten öldürmeye teşebbüs hükümleri tartışılmalıdır.

Yargıtay, somut olayda mağdura tabancayla birden fazla ateş edilmesi ve yaralanmanın niteliği karşısında eylemin kasten öldürmeye teşebbüs oluşturduğunun gözetilmemesini hukuka aykırı bulmuştur. Eksik araştırmaya ilişkin diğer hususların yanında suç vasfında yanılgıya düşülmesi nedeniyle yerel mahkeme hükmü bozulmuştur.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 05.12.2012, E. 2012/4667, K. 2012/9060.

MAĞDURUN İYİLEŞMESİ OLANAKSIZ HASTALIĞA YAKALANMASINDAN YILLAR SONRA ÖLMESİ HÂLİNDE İLK YARALAMA İLE ÖLÜM ARASINDAKİ NEDENSELLİK BAĞI KESİN RAPORLA BELİRLENMELİDİR

Sanığın kullandığı otomobil ile yaya mağdura çarpması sonucunda mağdur ağır şekilde yaralanmış; omur kırığı ve medulla spinalis hasarı meydana gelmiştir. Mağdur hastanedeki tedavisinden sonra taburcu edilmiş ancak yaralanma sonucunda yatalak hâle gelmiş ve iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalıkla yaşamını sürdürmek zorunda kalmıştır.

Mağdur, kazadan yaklaşık iki yıl sonra aspirasyon sırasında meydana gelen kanama şikâyetiyle yeniden hastaneye kaldırılmış ve takip edilen tedavi sürecinde hayatını kaybetmiştir. Kazayla ölüm arasında uzun bir zaman bulunması nedeniyle ölümün ilk yaralanmadan mı yoksa bağımsız bir sağlık sorunundan mı kaynaklandığı uyuşmazlık konusu olmuştur.

Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulu, ölümün genel beden travmasına bağlı omur kırığı ve medulla spinalis yaralanması ile bunların meydana getirdiği komplikasyonlardan kaynaklandığını bildirmiştir. Mağdurun yatalak kalması ve buna bağlı gelişen komplikasyonlar ölüm sürecinin bir parçası olarak değerlendirilmiş; trafik kazasındaki yaralanma ile yaklaşık iki yıl sonraki ölüm arasında nedensellik bağı bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Karar doğrudan TCK 87/2-a kapsamında kasten yaralama hakkında değil, taksirle öldürme suçuna ilişkin olarak verilmiştir. Bununla birlikte iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalık veya bitkisel hayat sonrasında ölüm meydana gelmesi hâlinde izlenecek yöntem bakımından TCK 87/2-a uygulamasıyla doğrudan bağlantılı bir ilke ortaya koymaktadır.

Kasten yaralama sonucunda mağdur önce bitkisel hayata girmiş veya kalıcı biçimde yatalak kalmış, ardından bu durumun komplikasyonları nedeniyle ölmüşse failin sorumluluğu ilk hükümdeki sağlık durumuna göre sınırlandırılamaz. Yaralama ile ölüm arasında uygun nedensellik bağı ve ölüm neticesi bakımından en az taksir derecesinde kusur bulunuyorsa TCK 87/4 kapsamında kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçu gündeme gelir.

Aradan uzun zaman geçmesi nedensellik bağını kendiliğinden kesmez. Mağdurun hastaneden taburcu edilmesi, evde bakılması veya ölümün enfeksiyon, aspirasyon, yatak yarası ya da başka bir komplikasyon üzerinden gerçekleşmesi de tek başına failin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Belirleyici olan, komplikasyonların ilk yaralanmanın doğal ve tıbben bağlantılı sonucu olup olmadığıdır.

Buna karşılık ölümün yaralamadan tamamen bağımsız yeni bir hastalık, sonraki bir travma veya üçüncü kişinin nedensellik bağını kesecek nitelikteki müdahalesi nedeniyle meydana geldiği belirlenirse ölüm sonucu ilk faile yüklenemez. Bu durumda failin sorumluluğu, mağdurun ölümden önceki tıbbi durumuna göre TCK 87/2-a kapsamında değerlendirilebilir.

Somut olayda Adli Tıp Kurumu, yaralanma ile ölüm arasındaki nedensellik bağını kabul etmiş olmasına rağmen Yargıtay sanığın kusurunun bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. Kamera kayıtları ve trafik raporlarına göre sanık yeşil ışıkta, hız sınırı içinde ilerlerken mağdur yaya geçidi dışında ve başka bir aracın önünden aniden yola çıkmıştır. Sanığın kazayı önleyebilmek için alabileceği bir tedbir bulunmadığı kabul edilmiştir.

Karar böylece nedensellik bağı ile kusurun birbirinden ayrı koşullar olduğunu göstermektedir. Yaralama ölümün tıbbi nedeni olsa bile failin davranışı bakımından kusur yoksa cezai sorumluluk kurulamaz. Kasten yaralama dosyalarında da TCK 87/2-a veya daha sonra TCK 87/4 uygulanırken hem tıbbi nedensellik hem de ağır netice bakımından TCK 23’te aranan kusur şartı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Yargıtay, sanığın kazanın meydana gelmesinde taksirinin bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat hükmünü onamıştır. Ancak mağdurun iyileşmesi olanaksız hastalığa yakalanmasına yol açan ilk yaralanma ile iki yıl sonra meydana gelen ölüm arasında tıbbi nedensellik bağının devam ettiğine ilişkin Adli Tıp Kurumu tespiti kararda açıkça korunmuştur.

Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 27.10.2021, E. 2021/2464, K. 2021/7374.

ALTI EL ATEŞ EDİLEN MAĞDUR HAKKINDA BASİT TIBBİ MÜDAHALE RAPORUYLA YETİNİLEMEZ; TCK 87’DEKİ BÜTÜN AĞIR NETİCELER ARAŞTIRILMALIDIR

Sanık ile mağdur arasında yayla ve otlak kullanımı nedeniyle çıkan olayda sanık, ele geçirilemeyen bir tabancayla mağdura doğru altı el ateş etmiş; mermilerden ikisi mağdurun sol tibia ve sol gluteal bölgesine isabet etmiştir. İlk derece mahkemesi, devlet hastanesinden alınan ve yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikte olduğunu belirten raporu esas alarak sanığı silahla kasten yaralama suçundan cezalandırmıştır.

Mağdur vekili, ateş sayısı, kullanılan silah, taraflar arasındaki mesafe ve hedef alınan vücut bölgeleri dikkate alındığında eylemin öldürmeye teşebbüs oluşturduğunu ileri sürmüştür. Buna karşılık yerel mahkeme, eylemin yaralama kastıyla gerçekleştirildiğini kabul etmiş ve sanık hakkında TCK 86/2 ile 86/3-e hükümlerini uygulamıştır.

Yargıtay, öncelikle mağdurun yaralanmasının gerçek ağırlığının hüküm kurmaya elverişli biçimde belirlenmediğini tespit etmiştir. Ateşli silahla meydana gelen ve kemik bölgesine isabet eden bir yaralanma hakkında yalnızca ilk müdahale sırasında düzenlenen basit tıbbi müdahale raporuna dayanılması yeterli görülmemiştir. İlk sağlık raporunun, yaralanmanın uzun dönemde meydana getirebileceği kalıcı sonuçları belirlemeye elverişli olmadığı vurgulanmıştır.

Bu nedenle mağdura ait tüm tedavi evrakının, ameliyat kayıtlarının, filmlerin, grafilerin ve diğer tıbbi belgelerin dosyaya getirtilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mağdurun ilgili Adli Tıp Kurumu ihtisas kurulunca bizzat muayene edilmesi ve yaralanmanın TCK 86 ile 87’de düzenlenen sonuçlar bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi istenmiştir.

Düzenlenecek raporda yaralanmanın mağdurun duyu veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına ya da yitirilmesine, konuşmada sürekli zorluğa, yüzde sabit ize, yaşamı tehlikeye sokan bir duruma veya iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa yol açıp açmadığının açıklanması gerekir. Böylece özellikle TCK 87/2-a kapsamındaki iyileşmesi olanağı bulunmayan hastalık ihtimalinin kesin, bilimsel ve denetlenebilir bir raporla araştırılması zorunludur.

Yargıtay ayrıca eylemin hukuki niteliğinin yalnızca ortaya çıkan yaralanma sonucuna göre belirlenemeyeceğine işaret etmiştir. Sanığın ateş sayısı, atış mesafesi, hedef alınan bölgeler, eyleme kendiliğinden mi yoksa engel bir sebeple mi son verdiği ve taraflar arasındaki husumetin niteliği birlikte değerlendirilmelidir. Bu hususlar, eylemin kasten yaralama mı yoksa kasten öldürmeye teşebbüs mü olduğunu belirleyecektir.

Sanıkların ve mağdurun olay sırasında bulunduklarını ileri sürdükleri yerlerin tespiti bakımından baz istasyonu kayıtlarının da uzman bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Telefonların sinyal aldığı istasyonlarla olay yeri arasındaki ilişkinin araştırılması, taraf anlatımlarının doğruluğunun sınanması bakımından gerekli görülmüştür.

Sonuç olarak eksik tıbbi ve teknik incelemeyle kurulan hüküm bozulmuştur. Karar, ateşli silah yaralanmalarında geçici nitelikteki ilk raporlarla yetinilemeyeceğini; iyileşmesi olanağı bulunmayan hastalık dâhil bütün ağır neticelerin kesin adli tıp raporuyla araştırılması gerektiğini göstermektedir.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 26.02.2024, E. 2022/8992, K. 2024/1233.

TCK 87/2-A İLE DİĞER AĞIR NETİCELERİN BİRLİKTE GERÇEKLEŞMESİ HÂLİNDE CEZA DOĞRUDAN ASGARİ SINIRA ÇIKARILAMAZ; HER UYGULAMA AŞAMASI AYRI GÖSTERİLMELİDİR

İncelenen olayda mağdurda TCK 87/2-a, 87/2-b ve 87/2-c kapsamında birden fazla ağır neticenin meydana geldiği kabul edilmiştir. Başka bir ifadeyle yaralama fiili, mağdurun iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa yakalanmasının yanında bir duyu veya organ işlevinin yitirilmesine ve konuşma yeteneğinin kaybolmasına da neden olmuştur.

Yerel mahkeme, TCK 87/2’nin ilgili bentleri ile fıkranın son cümlesini birlikte göstererek sanığın cezasını doğrudan sekiz yıl hapis cezasına çıkarmıştır. Ancak temel cezanın hangi miktarda belirlendiği, nitelikli hâl artırımının nasıl uygulandığı ve ağır netice nedeniyle ulaşılan ara cezanın ne olduğu hükümde ayrı ayrı gösterilmemiştir.

Yargıtay, bu hesaplama yöntemini denetime elverişli bulmamıştır. Öncelikle TCK 86/1 uyarınca kasten yaralama suçunun temel cezasının belirlenmesi gerektiğini ifade etmiştir. Temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, kullanılan araç, meydana gelen zarar, kastın yoğunluğu ve olayın diğer özellikleri dikkate alınmalıdır.

Bundan sonra suçun silahla işlendiğinin kabul edilmesi nedeniyle TCK 86/3-e uyarınca gerekli artırım yapılmalıdır. Nitelikli hâlin uygulanması sonucunda ulaşılan ceza açıkça gösterilmeli; ardından TCK 87/2 kapsamındaki ağır netice nedeniyle artırım gerçekleştirilmelidir. Bu işlemler yapılmadan cezanın doğrudan kanuni alt sınıra çıkarılması, hükmün nasıl oluşturulduğunun anlaşılmasını engeller.

Mağdurda TCK 87/2’nin birden fazla bendindeki neticenin aynı anda meydana gelmesi, her bent için birbirinden bağımsız ve art arda iki kat artırım yapılacağı anlamına gelmez. TCK 87/2 uyarınca kanunda öngörülen artırım bir defa uygulanır. Bununla birlikte birden fazla ağır neticenin ortaya çıkması, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde göz önünde bulundurulabilir.

Yargıtay, önceki kanun metninde geçerli olan hesaplama bakımından, TCK 86/1 uyarınca belirlenen cezanın TCK 86/3-e gereğince artırılmasını, daha sonra TCK 87/2-a, b ve c kapsamında iki kat artırıma tabi tutulmasını istemiştir. Bu şekilde bulunan sonuç sekiz yılın altında kaldığı takdirde, o tarihte yürürlükte bulunan TCK 87/2’nin son cümlesi gereğince cezanın sekiz yıla çıkarılması gerektiğini belirtmiştir.

Karardaki sekiz yıllık alt sınır, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan kanun metninden kaynaklanmaktadır. Güncel düzenleme bakımından ise TCK 87/2 kapsamındaki sonuçlarda, temel fiil TCK 86/1’e giriyorsa ceza altı yıldan; TCK 86/3 kapsamındaki nitelikli yaralama söz konusuysa dokuz yıldan az olamaz. Bu nedenle kararın güncel dosyalarda uygulanmasında, hesaplama yöntemi korunmalı ancak yürürlükteki alt sınırlar esas alınmalıdır.

Sonuç olarak cezanın doğrudan kanuni asgari sınıra çıkarılması hukuka aykırı bulunmuş ve hüküm bozulmuştur. Kararın temel ilkesi, iyileşmesi olanağı bulunmayan hastalık dâhil birden fazla ağır netice mevcut olduğunda dahi temel ceza, nitelikli hâl artırımı, netice sebebiyle ağırlaşma artırımı ve kanuni alt sınır denetiminin birbirinden ayrılarak hükümde açıkça gösterilmesidir.

Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 24.10.2019, E. 2019/12482, K. 2019/19438.

TCK 87/2-a Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu

TCK 87/2-a Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
Somut Durum Yargıtay Nitelendirmesi Gerekçenin Özü
Tek hekim raporuyla kalıcı hastalık kabulü Eksik inceleme Bu ağır netice Adli Tıp Kurumu incelemesi gerektirir
Bilincin geri dönüşsüz kaybı TCK 87/2-a Bitkisel hayat bendin açık kapsamındadır
Tedaviyle kontrol altına alınabilen hastalık Bent tartışmalı İyileşme olanağının bulunmadığı kesin olmalıdır
Aynı olayda birden fazla ağır netice Tek artırım, en ağır netice Artırım neticelerin sayısıyla katlanmaz
Psikiyatrik kalıcı tablo Adli Tıp değerlendirmesi Ruhsal hastalıklar da bent kapsamına girebilir

Fıkranın diğer halleri için TCK 87/2-b organ işlevinin yitirilmesi, TCK 87/4 kasten yaralama sonucu ölüm ile temel suç için TCK 86/3-e silahla yaralama yazılarımızı inceleyebilirsiniz.

Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:

Sık Sorulan Sorular

TCK 87/2-a nedir?

TCK 87/2-a, kasten yaralamanın mağdurun iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine neden olmasını düzenler; TCK 86’ya göre belirlenen ceza iki kat artırılır.

TCK 87/2-a cezası ne kadar?

Ceza iki kat artırılır ve sonuç ceza, fiil 86/1 kapsamındaysa beş yıldan, 86/3 kapsamındaysa sekiz yıldan az olamaz; silahla işlenen fiillerde aralık sekiz yıldan başlar.

İyileşmesi olanağı bulunmayan hastalık ne demek?

Tıbbın güncel imkanlarıyla tedavisi mümkün olmayan, mağdurun yaşamını kalıcı biçimde etkileyen bedensel veya ruhsal hastalıktır. Tedaviyle tamamen düzelebilen tablolar bu kapsama girmez.

Bitkisel hayata neden olmanın cezası nedir?

Bitkisel hayat bendin açık kapsamındadır; ceza iki kat artırılır ve taban beş veya sekiz yıldan başlar. Mağdurun bu tabloda vefat etmesi halinde fiil TCK 87/4 yönünden yeniden değerlendirilir.

Bu netice nasıl ispatlanır?

Yargıtay, tek hekim raporunun yeterli olmadığını; hastalığın niteliğinin ve iyileşme olanağının bulunmadığının Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulunca belirlenmesi gerektiğini kabul etmektedir.

Aynı olayda birden fazla ağır netice varsa ceza katlanır mı?

Hayır. Artırım bir kez uygulanır; ancak birden fazla ağır neticenin varlığı temel cezanın üst sınıra yakın belirlenmesinde gözetilir.

TCK 87/2-a davasında avukat desteği neden önemli?

Bu bent, yaralama suçunun en yüksek tabanlı artırımıdır; ispat standardının doğru işletilmesi cezayı yıllarla değiştirir. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.

Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?

Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur ve yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ankara Barosuna kayıtlı olarak (Sicil No: 34507) Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosunun kurucu avukatı sıfatıyla ağırlıklı olarak ceza hukuku alanında çalışmakta; kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama dosyalarında müdafilik ve mağdur vekilliği görevi yürütmektedir. Bu yazı, TCK 87/2-a iyileşmesi olanağı bulunmayan hastalık ve bitkisel hayat konusundaki güncel Yargıtay içtihatları taranarak hazırlanmıştır ve bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya özgü hukuki danışmanlık yerine geçmez.

TCK 87/2-a Kapsamındaki Yaralama Suçlamasında Ankara Ceza Avukatı Desteği

Yaralama dosyalarında adli raporların doğru okunması, nitelendirme ve haksız tahrik tartışması sonucu yıllarla değiştirir. Tck 87 neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama rehberimizi inceleyebilir, dosyanız için Ankara ceza avukatı desteği alabilirsiniz.

Ankara Avukat

Avukat Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Ara