TCK 86/3-e Güncelleme Tarihi: 18 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa
TCK 86/3-e nedir? TCK 86/3-e, kasten yaralama suçunun silahla işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir. TCK 6 uyarınca silah kavramı ateşli silahlarla sınırlı değildir: Bıçak ve her türlü kesici alet ile saldırıda kullanılmaya elverişli sopa, taş, kırık şişe gibi aletler de silah sayılır. Ceza, şikayet aranmaksızın yarı oranında artırılır. Silahla kasten yaralama, CMK 100/3 uyarınca tutuklama nedeninin var sayılabileceği katalog suçlardandır.
Bir kavgada elin silaha gitmesi, dosyanın kaderini o an değiştirir: Yaralanma aynı olsa bile ceza artık farklıdır, şikayete bakılmaz ve tutuklama kapısı aralanır. Kanun koyucu, silahın hem saldırının gücünü hem mağdurun korunmasızlığını artırdığını gözeterek kasten yaralama suçunun silahla işlenmesini nitelikli hal saymıştır: TCK 86/3-e.
Bu yazıda silah kavramının şaşırtıcı genişliğini, öldürme kastıyla sınırı ve sekiz emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz. Ağır neticeler için TCK 87 neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama rehberimiz de yol göstericidir.
İçindekiler
TCK 86/3-e Nedir?
TCK 86/3-e, suçta kullanılan araca bağlı nitelikli haldir ve uygulamada 86/3 bentlerinin açık ara en sık karşılaşılanıdır. Hükmün anahtarı, TCK 6/1-f maddesindeki silah tanımıdır: Ateşli silahlar, patlayıcı maddeler, saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet ile saldırıda kullanılmaya elverişli diğer şeyler silahtır. Bu geniş tanım sayesinde bent, tabancayla işlenen yaralamadan sokakta yerden alınan taşla işlenene kadar uzanan bir yelpazeyi kapsar.
TCK 86 Kanun Metni
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 86. maddesinin yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.
Kasten yaralama
Madde 86 – (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek fıkra: 31/3/2005-5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 12/5/2022-7406/3 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı altı aydan az olamaz.
(3) Kasten yaralama suçunun;
a) Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,
b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Silahla,
f) (Ek: 12/5/2022-7406/3 md.) Canavarca hisle,
İşlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır. (Ek cümle: 12/5/2022-7406/3 md.) (f) bendi bakımından verilecek ceza bir kat artırılır.
Neler Silah Sayılır?
- Ateşli silahlar ve patlayıcılar: Tabanca, tüfek ve patlayıcı maddeler tanımın çekirdeğidir; ruhsatsız silahla işlenen yaralamada ayrıca 6136 sayılı Kanun kapsamındaki ruhsatsız silah suçundan cezalandırma gündeme gelir.
- Kesici ve delici aletler: Bıçak, çakı, satır, makas, tornavida gibi aletler silahtır; aletin ebadı değil elverişliliği belirleyicidir.
- Elverişli diğer cisimler: Yargıtay uygulamasında sopa, taş, kırık şişe, kemer tokası, sert plastik cisimler ve hatta üzerine sürülen araç silah kabul edilmiştir; ölçüt, cismin somut olayda saldırıda kullanılmaya elverişli olmasıdır.
- Kapsam dışı: Yumruk, tekme ve kafa atma gibi vücut hareketleri silah sayılmaz; bu fiiller diğer koşullara göre temel hükümlerden yargılanır.
Bu bentteki en kritik savunma tartışması ise nitelendirmedir: Hayati bölgelere yönelen, çok sayıda ve şiddetli silah darbeleri fiili yaralamadan çıkarıp kasten öldürmeye teşebbüs boyutuna taşıyabilir; kast tartışması bu dosyalarda yılları belirler.
TCK 86/3-e Cezası Ne Kadar?
- Temel halde: Bir yıldan üç yıla kadar olan ceza yarı oranında artırılır; sonuç aralık bir yıl altı aydan dört yıl altı aya uzanır.
- Hafif yaralanmada: Silah kullanılmışsa şikayet şartı düşer; ceza 86/2 üzerinden belirlenip yarı oranında artırılır.
- Ağır neticelerde: Silahla yaralamalarda hayati tehlike ve organ hasarı sık görüldüğünden TCK 87/2-b organ kaybı gibi artırımlar bu bentle birlikte uygulanır ve alt sınırlar hızla yükselir.
Şikayet, Uzlaştırma ve Yargılama
- Şikayet: Şikayet aranmaz; hafif yaralanmada dahi soruşturma kendiliğinden yürütülür.
- Uzlaştırma: Silahla kasten yaralama uzlaştırmaya tabi değildir.
- Görevli mahkeme: Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Silahla kasten yaralama CMK 100/3 katalog suçlarından olduğundan tutuklama nedeni var sayılabilir; ifade öncesi hazırlık bu nedenle kritiktir.
- Haksız tahrik ve meşru savunma: Yaralama dosyalarının en sık savunmaları haksız tahrik indirimi ile meşru savunmadır; karşılıklı kavgalarda ilk haksız hareketin kimden geldiği cezayı dörtte üçe kadar indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
- İnfaz: Kesinleşen cezanın infaz süresini İnfaz Hesaplama Programı ile hesaplayabilirsiniz.
Avukata Sor: Silahla Yaralama Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim
Kullanılan cismin silah sayılıp sayılmayacağı, öldürme kastıyla sınır ve katalog suç kapsamındaki tutuklama riski bu dosyaların üç kritik başlığıdır. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.
Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetlerimiz, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAUT) uyarınca ücrete tabidir.
TCK 86/3-e Yargıtay Kararları
Aşağıdaki sekiz emsal karar, bu hükmün sınırlarını uygulamada çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.
Su Dolu Küçük Pet Şişe Somut Kullanılış Biçimi Faile Üstünlük Sağlamıyorsa Kasten Yaralama Suçu Bakımından Silah Sayılmaz
Sanık ile eski damadı olan mağdur, boşanma meselesinden kaynaklanan sorunları görüşmek amacıyla bir çarşıda buluşmuştur. Taraflar arasında çıkan tartışma sırasında sanık, içinde su bulunan 500 mililitrelik pet şişeyi mağdura doğru fırlatmış ve mağdura tekme atmaya çalışmıştır.
Uyuşmazlık, sanığın mağdura fırlattığı su dolu pet şişenin TCK 6/1-f kapsamında silah sayılıp sayılmayacağı ve buna bağlı olarak TCK 86/3-e’deki nitelikli yaralama hükmünün uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplanmıştır.
Ceza Genel Kurulu, TCK 6/1-f’deki silah kavramının yalnızca ateşli silahlar, patlayıcı maddeler, bıçaklar ve saldırı amacıyla üretilmiş araçlarla sınırlı olmadığını belirtmiştir. Saldırı ve savunma amacıyla üretilmemiş olmasına rağmen fiilen saldırı veya savunmada kullanılmaya elverişli olan diğer nesneler de silah kabul edilebilir.
Bununla birlikte bir eşyanın herhangi bir olayda yaralama aracı olarak kullanılması, o eşyanın otomatik olarak silah sayılması için yeterli değildir. Nesnenin yapısı, ağırlığı, sertliği, kullanılış biçimi, hedef alınan vücut bölgesi ve saldırıyı gerçekleştiren kişiye sağladığı avantaj birlikte değerlendirilmelidir.
Kullanılan nesnenin yumruk veya tokatla meydana getirilebilecek zararın ötesinde bir yaralanma meydana getirmeye elverişli olması önemlidir. Ayrıca nesnenin korkutucu veya caydırıcı özelliğiyle mağdurun direncini kırması ya da faile saldırı sırasında belirgin bir üstünlük sağlaması gerekir.
Ceza Genel Kurulu, bir nesnenin silah niteliğinin bütün suçlar bakımından aynı biçimde değerlendirilemeyeceğini de vurgulamıştır. Bir eşya belirli bir suçun işlenmesi yönünden elverişli bir silah oluşturabilirken başka bir suç bakımından aynı niteliği taşımayabilir. Bu nedenle değerlendirme, işlenmesi amaçlanan suç ve somut kullanım şekli üzerinden yapılmalıdır.
Vücudun el, ayak ve kafa gibi bölümleri saldırıda kullanılabilse de kişinin beden bütünlüğüne dâhil olmaları nedeniyle ceza hukuku anlamında silah değildir. Aynı şekilde mağdurun duvara, sert zemine veya sabit bir direğe çarpılması da bu sabit unsurları tek başına silaha dönüştürmez.
Somut olayda su dolu 500 mililitrelik pet şişe, saldırı veya savunma amacıyla üretilmiş bir eşya değildir. Sanık tarafından mağdura fırlatılma biçimi itibarıyla da yumruk veya tokatla meydana getirilebilecek zararın ötesinde bir yaralanma tehlikesi yaratmamıştır.
Pet şişenin sanığa saldırıda belirgin bir avantaj sağlamadığı, mağdurun direncini kırabilecek korkutucu ve caydırıcı bir özelliğinin bulunmadığı ve saldırıda etkin bir şekilde kullanılmadığı kabul edilmiştir. Ayrıca mağdurun bu hareket nedeniyle yaralandığını gösteren bir adli rapor da dosyada bulunmamaktadır.
Ceza Genel Kurulu bu nedenlerle, su dolu pet şişenin somut olay bakımından silah sayılamayacağı sonucuna ulaşmıştır. Dolayısıyla sanığın eyleminde TCK 86/3-e’de düzenlenen silahla yaralama nitelikli hâlinin uygulanamayacağı kabul edilmiştir.
Karar, gündelik hayatta kullanılan her eşyanın kasten yaralama suçunda silah sayılamayacağını göstermektedir. Hâkim, eşyanın ismine veya türüne bakarak soyut bir sınıflandırma yapmamalı; nesnenin somut olayda yaralama meydana getirmeye elverişli olup olmadığını ve faile sağladığı üstünlüğü gerekçeli biçimde belirlemelidir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 19.02.2019 Tarih, 2017/311 Esas, 2019/112 Karar
Mağduru Yumrukladıktan Hemen Sonra Sustalı Bıçak Sallayan Sanık Bıçak İsabet Etmese Bile Silahla Yaralamaya Teşebbüsten Sorumludur
Sanık ile mağdur arasında önceye dayanan bir anlaşmazlık bulunmaktadır. Tarafların parkta karşılaşmaları üzerine aralarında çıkan tartışma kavgaya dönüşmüş ve sanık mağdura yumrukla vurmuştur. Sanık hemen ardından üzerinde taşıdığı sustalı bıçağı çıkararak mağdura doğru sallamış, ancak bıçak mağdurun vücuduna isabet etmemiştir.
Yerel mahkeme, mağdurda meydana gelen yaralanmanın yumruk darbesinden kaynaklandığını ve bıçağın mağdura isabet etmediğini dikkate alarak sanık hakkında yalnızca basit kasten yaralama hükümlerini uygulamıştır. TCK 86/3-e’deki silahla işleme nitelikli hâli cezaya yansıtılmamıştır.
Uyuşmazlık, silahın mağdurun vücuduna temas etmediği ve yaralanmanın doğrudan yumruk darbesinden meydana geldiği olayda TCK 86/3-e’nin uygulanıp uygulanamayacağına ilişkindir. Ceza Genel Kurulu, yumruk atılması ile hemen ardından bıçak sallanmasının birbirinden tamamen bağımsız eylemler olarak görülemeyeceğini kabul etmiştir.
Sanığın yumruk atması ve devamında bıçak sallaması, kesintisiz şekilde gerçekleşen aynı kavganın parçalarıdır. Hareketler arasında zaman, yer, mağdur, hukuki konu ve suç işleme iradesi bakımından birlik bulunmaktadır. Bu nedenle davranışların hukuki anlamda tek bir yaralama fiili kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Sustalı bıçak, hem yapısı hem de kullanılış amacı itibarıyla TCK 6/1-f kapsamında silah niteliğindedir. Bıçağın silah sayılabilmesi için mutlaka mağdurun vücuduna saplanması veya doğrudan bıçak yarası meydana getirmesi gerekmez. Silahın saldırıda faile üstünlük sağlaması ve mağdurun direncini kıracak biçimde kullanılması da önemlidir.
Bununla birlikte Ceza Genel Kurulu, olayın doğrudan tamamlanmış silahla yaralama olarak kabul edilmesinin bazı orantısız sonuçlar doğurabileceğini değerlendirmiştir. Çünkü mağdurdaki tamamlanmış yaralanma yumruk darbesinden meydana gelmiş, bıçakla gerçekleştirilen yaralama hareketi ise isabet gerçekleşmediği için teşebbüs aşamasında kalmıştır.
Kurul, tamamlanmış basit yaralama ile teşebbüs aşamasında kalan silahlı yaralama hareketinin aynı fiil bütünlüğü içerisinde bulunduğunu kabul etmiştir. Suçun silahla işlenmiş biçimi, genel yaralama suçuna göre özel norm niteliğindedir. Özel normun önceliği ilkesi gereğince sanığın silahla yaralamaya teşebbüsten sorumlu tutulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu doğrultuda sanık hakkında TCK 86/2 ve 86/3-e ile birlikte teşebbüse ilişkin TCK 35 uygulanmalıdır. Bıçak mağdura isabet etmediği için teşebbüs nedeniyle indirim yapılması gerekir. Ancak olayda yumrukla tamamlanmış bir basit yaralama da bulunduğundan belirlenecek sonuç ceza, tamamlanmış basit yaralama suçunun gerektirdiği cezanın altına düşmemelidir.
Ceza Genel Kurulu, silahın yaralanmaya doğrudan temas etmesini TCK 86/3-e’nin mutlak koşulu olarak kabul etmemiştir. Silahın yaralama fiilinin bütünlüğü içinde saldırıyı güçlendirmek, mağduru korkutmak veya direncini kırmak amacıyla etkin biçimde kullanılması da hukuki değerlendirmeye dâhil edilmelidir.
Karar, failin önce yumrukla yaralayıp hemen ardından bıçakla saldırması durumunda eylemlerin yapay biçimde birbirinden ayrılmaması gerektiğini göstermektedir. Bıçağın isabet etmemesi, silahlı saldırı kısmını tamamen cezasız bırakmaz; ancak teşebbüs hükümlerinin uygulanmasını gerektirir.
Bu nedenle Ceza Genel Kurulu, sanık hakkında yalnızca tamamlanmış basit yaralamadan hüküm kurulmasını hukuka uygun bulmamıştır. Eylemin TCK 86/2, TCK 86/3-e ve TCK 35 kapsamında silahla kasten yaralamaya teşebbüs olarak nitelendirilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 28.01.2020 Tarih, 2015/1206 Esas, 2020/31 Karar
Yerden Alınan Cam Parçasıyla Mağdurun Yüzünde Sabit İz Oluşturulması Silahla Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama Suçunu Oluşturur
Sanık ile mağdur arasında çıkan kavga sırasında sanık, yerden aldığı cam parçasıyla mağdurun yüzüne vurmuştur. Gerçekleştirilen saldırı sonucunda mağdurun yüzünde kalıcı nitelikte bir iz meydana gelmiştir. Yerel mahkeme sanığı silahla ve yüzde sabit iz oluşturacak şekilde kasten yaralama suçundan mahkûm etmiştir.
Cam parçası esas itibarıyla saldırı veya savunmada kullanılmak amacıyla üretilmiş bir araç değildir. Bununla birlikte kesici ve yaralayıcı özelliği, somut olayda mağdurun yüzüne vurulma biçimi ve meydana getirdiği sonuç dikkate alındığında TCK 6/1-f kapsamında silah niteliğindedir.
Bu nedenle sanık hakkında kasten yaralamaya ilişkin temel ceza belirlendikten sonra TCK 86/3-e gereğince silahla işleme nedeniyle artırım yapılması gerekir. Cam parçasının olay yerinden alınmış olması veya önceden saldırı amacıyla taşınmaması, silah nitelendirmesini ortadan kaldırmaz.
Dosyada alınan adli raporların birinde mağdurdaki ilk yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte olduğu belirtilmiştir. Ancak daha sonra yapılan muayenede yaralanmanın mağdurun yüzünde sabit iz bıraktığı tespit edilmiştir. Uyuşmazlık, bu durumda temel cezanın TCK 86/1’e göre mi yoksa TCK 86/2’ye göre mi belirlenmesi gerektiği noktasında ortaya çıkmıştır.
Ceza Genel Kurulu, yüzde sabit izin yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir kabul edilmesine engel olduğunu belirtmiştir. İlk aşamada yara tıbbi müdahale yönünden hafif görünse bile iyileşme süreci sonunda yüzde sabit iz meydana gelmişse fiil artık TCK 86/2 kapsamında değerlendirilemez.
Yüzde sabit izin belirlenebilmesi için yaranın iyileşme sürecinin tamamlanması gerekir. Kural olarak olay tarihinden en az altı ay sonra yapılacak muayenede, izin gün ışığında veya iyi aydınlatılmış bir ortamda, kişiler arasındaki olağan konuşma mesafesinden ilk bakışta fark edilip edilmediği değerlendirilmelidir.
Ceza Genel Kurulu, yüz sınırlarının yalnızca alın, yanak ve çeneden ibaret olmadığını da belirtmiştir. Saçlı deri sınırından başlayarak kulaklar, boynun belirli bölümü ve köprücük kemiklerine kadar uzanan alan yüzde sabit iz değerlendirmesine dâhil edilebilmektedir.
TCK 87/1’de düzenlenen yüzde sabit iz sonucu, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama hâlidir. Kanun, TCK 87/1’in uygulanmasında TCK 86/2’deki basit yaralamayı esas almamış; temel cezanın TCK 86/1 veya nitelikli hâllerin bulunduğu durumda TCK 86/3 üzerinden belirlenmesini öngörmüştür.
Somut olayda fiil cam parçasıyla gerçekleştirildiği için TCK 86/3-e, yüzde sabit iz meydana geldiği için de TCK 87/1-c uygulanmalıdır. Buna göre temel ceza TCK 86/1 uyarınca belirlenmeli, silahla işleme nedeniyle artırılmalı ve ardından ağır neticeye ilişkin hüküm uygulanmalıdır.
Ceza Genel Kurulu, yerel mahkemenin temel cezayı TCK 86/1’e göre belirlemesini isabetli bulmuştur. Adli raporda ilk yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olduğunun yazılması, sonradan kesin biçimde belirlenen yüzde sabit iz sonucunu ve buna bağlı ağırlaşmış sorumluluğu ortadan kaldırmamaktadır.
Karar, silahla yaralama ile neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama hükümlerinin birlikte uygulanabileceğini göstermektedir. Kullanılan cam parçası TCK 86/3-e kapsamındaki nitelikli hâli, yüzde sabit iz ise TCK 87/1-c kapsamındaki ağır neticeyi oluşturmakta ve her iki hususun da ceza hesabında ayrı aşamalarda gözetilmesi gerekmektedir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.04.2018 Tarih, 2017/216 Esas, 2018/188 Karar
Motorlu Araçla Kırmızı Işıkta Yüksek Hızla Çarpılan Mağdurun Yaralanmasında Olası Kast Kabul Edildiğinde Araç Silah Sayılır
Olay tarihinde on altı yaşında olan suça sürüklenen çocuk, sürücü belgesi bulunmadığı hâlde motorlu araç kullanmıştır. Yerleşim yeri içerisinde hız sınırının saatte 50 kilometre olduğu yolda yaklaşık 110 kilometre hızla seyretmiştir.
Suça sürüklenen çocuk, kendi yönündeki trafik ışığı kırmızı yanmasına rağmen durmamış ve yeşil ışıkta yaya geçidinden geçen çocuk mağdura çarpmıştır. Çarpmanın ardından hızını azaltmadan olay yerinden uzaklaşmış ve kazayı yetkili makamlara bildirmemiştir.
Mağdurda birden fazla kemik kırığı meydana gelmiş ve yaralanma yaşamını tehlikeye sokmuştur. Kırıkların mağdurun yaşam fonksiyonlarına etkisinin ağır derecede olduğu adli raporla belirlenmiştir. Trafik bilirkişisi, sürücünün kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunu, yaya geçidini kurallara uygun kullanan mağdurun ise kusursuz bulunduğunu tespit etmiştir.
Uyuşmazlığın temel noktası, eylemin bilinçli taksirle yaralama mı yoksa olası kastla yaralama mı olduğudur. Bilinçli taksirde fail sonucu öngörmekle birlikte sürücülük yeteneğine, şansına veya başka bir etkene güvenerek neticenin meydana gelmeyeceğine inanır. Olası kastta ise fail muhtemel sonucu öngörmesine rağmen bu sonuca kayıtsız kalır ve eylemini sürdürür.
Ceza Genel Kurulu; hız sınırının iki katından fazla hızla seyredilmesini, kırmızı ışıkta geçilmesini, yaya geçidinde yayaların bulunabileceğinin açıkça öngörülebilir olmasını ve sanığın hiçbir fren veya kaçınma tedbirine başvurmamasını birlikte değerlendirmiştir.
Sanığın meydana gelebilecek yaralama sonucunu engellemek amacıyla herhangi bir çaba göstermediği kabul edilmiştir. Çarpmanın ardından durmayarak olay yerinden uzaklaşması da gerçekleşebilecek neticeye karşı kayıtsızlığını gösteren bir olgu olarak değerlendirilmiştir.
Ceza Genel Kurulu bu nedenlerle eylemin bilinçli taksirle değil, olası kastla yaralama suçunu oluşturduğuna karar vermiştir. Sanığın mağduru özellikle seçerek yaralamak istemesi aranmamış; muhtemel yaralama sonucunu öngörmesine rağmen kabullenerek sürüşüne devam etmesi yeterli görülmüştür.
Eylemin kasıtlı suç kapsamında kabul edilmesi üzerine motorlu aracın TCK 6/1-f yönünden silah niteliği de gündeme gelmiştir. Motorlu araç olağan kullanım amacı bakımından bir ulaşım aracıdır. Ancak insan vücuduna zarar verecek biçimde ve kasıtlı suçun icrasında kullanıldığında saldırıya elverişli bir araç hâline gelebilir.
Her trafik kazasında motorlu aracın silah sayılması mümkün değildir. Eylem taksirle gerçekleştirilmişse TCK 89 kapsamındaki taksirle yaralama hükümleri uygulanır ve TCK 86/3-e gündeme gelmez. Aracın silah sayılabilmesi için öncelikle eylemin kasten veya olası kastla işlenen bir yaralama suçu oluşturması gerekir.
Somut olayda araç, mağdurun yaralanmasına doğrudan neden olan ve saldırının gerçekleşmesini sağlayan araçtır. Aracın ağırlığı, hızı, meydana getirdiği tehlikenin büyüklüğü ve kullanılış biçimi dikkate alındığında TCK 6/1-f kapsamında saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli bir şey olduğu kabul edilmiştir.
Bu nedenle suça sürüklenen çocuk hakkında olası kastla yaralama hükümlerinin yanında TCK 86/3-e’deki silahla işleme nitelikli hâlinin de uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Mağdurun yaşamını tehlikeye sokan yaralanması nedeniyle ayrıca neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama hükümleri değerlendirilmiştir.
Karar, motorlu aracın soyut olarak değil somut kullanım biçimine göre silah sayılacağını göstermektedir. Aracın yaralama fiilinin icra aracı hâline getirilmesi, sonucun öngörülüp kabullenilmesi ve sürücünün sonucu önlemek için hiçbir tedbir almaması durumunda TCK 86/3-e uygulanabilecektir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.05.2020 Tarih, 2018/473 Esas, 2020/225 Karar
Ele Geçirilemeyen Tahta Sopa Meydana Getirdiği Ağır Yaralanma Sonucuna Göre Silah Olarak Kabul Edilebilir
Sanık, kavga sırasında olay yerinde gördüğü tahta veya odun parçasını alarak mağdura vurmuştur. Darbe sonucunda mağdurun sol gözünün işlevini tamamen yitirmesine neden olacak derecede ağır bir yaralanma meydana gelmiştir. Suçta kullanılan tahta parçası soruşturma sırasında ele geçirilememiştir.
Uyuşmazlık, ele geçirilemeyen ve fiziksel özellikleri doğrudan incelenemeyen tahta parçasının TCK 6/1-f kapsamında silah sayılıp sayılamayacağı noktasında ortaya çıkmıştır. Ayrıca suç tarihinde yürürlükte bulunan eski ve yeni ceza kanunlarından hangisinin sanık lehine olduğu tartışılmıştır.
5237 sayılı TCK, silah kavramını önceki ceza kanununa göre daha geniş düzenlemiştir. Saldırı ve savunma amacıyla üretilmemiş olsa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli olan eşyalar TCK 6/1-f kapsamında silah kabul edilmektedir.
Bir eşyanın silah sayılması için suçtan önce özel olarak hazırlanması, fail tarafından yanında taşınması veya saldırı amacıyla üretilmiş olması şart değildir. Failin olay yerinden tesadüfen aldığı bir tahta parçası da yapısı ve kullanılış biçimi itibarıyla yaralamaya elverişliyse silah sayılabilir.
Ceza Genel Kurulu, suçta kullanılan aracın ele geçirilmemiş olmasının silah nitelendirmesine kesin olarak engel olmadığını belirtmiştir. Böyle bir durumda aracın özellikleri mağdur, sanık ve tanık anlatımlarıyla belirlenmeli; meydana gelen yaralanmanın niteliği ve ağırlığı da değerlendirmeye alınmalıdır.
Somut olayda tahta sopanın mağdurun sol gözünün işlevini tamamen yitirmesine neden olması, aracın saldırıda etkili ve yaralama meydana getirmeye elverişli olduğunu göstermektedir. Ortaya çıkan ağır sonuç, kullanılan tahta parçasının sıradan ve etkisiz bir nesne olmadığını ortaya koymaktadır.
Ceza Genel Kurulu, her somut olayda silah değerlendirmesinin hâkim tarafından olayın bütünlüğü içinde yapılması gerektiğini kabul etmiştir. Hâkim, mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgisiyle değerlendirme yapabiliyorsa ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılması zorunlu değildir. Teknik bilgiye ihtiyaç duyulan hâllerde ise bilirkişiden görüş alınmalıdır.
Aracın ele geçirilemediği durumlarda yaralanmanın şekli, darbenin yönü, kullanılan kuvvet, mağdurun vücudunda oluşan tahribat ve tanık anlatımları birlikte değerlendirilmelidir. Bu deliller aracın saldırıya elverişli olduğunu kesin biçimde ortaya koyuyorsa yalnızca eşyanın ele geçirilememesi gerekçesiyle TCK 86/3-e’nin uygulanmasından vazgeçilemez.
Ceza Genel Kurulu, olayda kullanılan tahta sopanın meydana getirdiği sonuç itibarıyla TCK 6/1-f kapsamında silah niteliğinde olduğunu kabul etmiştir. Bu durumda 5237 sayılı Kanuna göre yapılacak uygulamada TCK 86/3-e’deki silahla yaralama nitelikli hâlinin dikkate alınması gerekir.
Mağdurun gözünün işlevini yitirmesi nedeniyle fiil aynı zamanda TCK 87/2-b kapsamındaki neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama niteliğindedir. Dolayısıyla yeni Kanun yönünden yapılacak ceza hesabında TCK 86/1, 86/3-e ve 87/2-b hükümleri birlikte değerlendirilmiştir.
Bununla birlikte suçun işlendiği tarih ve lehe kanun karşılaştırması sonucunda 765 sayılı eski TCK hükümlerinin sanık lehine olduğu belirlenmiştir. Ceza Genel Kurulu, tahta sopanın 5237 sayılı TCK bakımından silah sayılmasına rağmen eski Kanunun bütün hâlinde daha lehe sonuç doğurması nedeniyle eski Kanuna göre kurulan hükmü isabetli bulmuştur.
Karar, ele geçirilemeyen bir nesnenin silah niteliğinin meydana getirdiği sonuç üzerinden belirlenebileceğini gösteren temel içtihatlardan biridir. Yaralamanın ağırlığı, kullanılan aracın saldırıya elverişliliğini açıkça gösteriyorsa TCK 86/3-e’nin uygulanması için aracın mutlaka maddi delil olarak dosyada bulunması gerekmez.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 12.02.2008 Tarih, 2008/3-25 Esas, 2008/22 Karar
Suçta Kullanıldığı İleri Sürülen Sopa Ele Geçirilememiş Olsa Bile Özellikleri Araştırılmadan Silah Sayılmadığına Karar Verilemez
Müşteki, sanığın kendisine sopayla sırtından ve kolundan vurduğunu ileri sürmüştür. Suçta kullanıldığı belirtilen sopa soruşturma sırasında ele geçirilememiştir. Yerel mahkeme, sopanın ele geçirilememesi nedeniyle silah niteliğinin belirlenemediğini kabul ederek yaralama suçunun şikâyete bağlı olduğu sonucuna ulaşmış ve kamu davasının düşürülmesine karar vermiştir.
Yargıtay, sopanın ele geçirilememesinin tek başına silahla yaralama nitelikli hâlinin uygulanmasını engellemeyeceğini belirtmiştir. Mahkeme, kullanılan eşyanın özelliklerini belirlemeye yönelik mümkün olan bütün delilleri toplamak zorundadır.
Öncelikle mağdura sopanın uzunluğu, kalınlığı, ağırlığı, malzemesi ve hangi şekilde kullanıldığı sorulmalıdır. Aynı hususlar olayın sanığına ve varsa görgü tanıklarına da açıklattırılmalıdır. Aracın niteliği yalnızca “sopa” şeklindeki genel isimlendirmeye dayanılarak belirlenemez.
Mağdura ait adli rapor da silah değerlendirmesinde önem taşımaktadır. Yaralanmanın meydana geldiği vücut bölgeleri, lezyonların şekli, darbenin şiddeti ve vücutta oluşturduğu tahribat, kullanılan eşyanın saldırıya elverişli olup olmadığı konusunda bilgi verebilir.
Sopanın sertliği ve boyutu hakkında doğrudan inceleme yapılamasa bile mağdurdaki yaraların sopa kullanımıyla uyumlu olup olmadığı adli rapor ve gerektiğinde bilirkişi incelemesiyle belirlenebilir. Böylece eşyanın TCK 6/1-f kapsamında saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli olup olmadığı konusunda denetlenebilir bir sonuca ulaşılabilir.
Yerel mahkemenin yalnızca “sopa ele geçirilemediği için silah sayılamaz” biçimindeki değerlendirmesi yetersiz bulunmuştur. Eşyanın ele geçirilememesi, delil değerlendirmesini güçleştirebilir; ancak mahkemeyi diğer delilleri toplama ve aracın özelliklerini araştırma yükümlülüğünden kurtarmaz.
Yargıtay ayrıca mağdurun kesin adli raporunun alınması gerektiğini belirtmiştir. Geçici rapor üzerinden yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olup olmadığı veya daha ağır bir sonuç meydana getirip getirmediği kesin olarak belirlenemez.
Sopanın saldırıda kullanılmaya elverişli olduğu tespit edilirse eylem TCK 86/3-e kapsamında silahla kasten yaralama suçunu oluşturacaktır. Bu durumda mağdurun yaralanması basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte olsa dahi suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olmayacaktır.
Mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi, silahla kasten yaralama suçunda kamu davasının düşürülmesini sağlamaz. Bu nedenle mahkemenin düşme kararı verebilmesi için öncelikle eylemin silahla işlenip işlenmediğini yeterli araştırmayla belirlemesi gerekir.
Yargıtay, yerel mahkeme kararının ayrıca açık, yeterli ve denetlenebilir bir gerekçe içermediğini belirtmiştir. Hükümde iddia ve savunmaların, kabul veya reddedilen delillerin ve ulaşılan hukuki sonucun hangi gerekçelere dayandığı açıkça gösterilmelidir.
Eksik araştırma sonucunda aracın silah olmadığı kabul edilerek şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Yerel mahkeme hükmü bozulmuş; sopanın özelliklerinin taraflardan ve tanıklardan sorulması, kesin adli raporun alınması ve bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi istenmiştir.
Karar, ele geçirilemeyen gündelik eşyalar bakımından doğrudan kabul veya ret biçiminde bir silah değerlendirmesi yapılamayacağını göstermektedir. Belirleyici olan eşyanın adı değil; somut olayda kullanılış şekli, meydana getirdiği veya meydana getirmeye elverişli olduğu zarar ve saldırıda faile sağladığı üstünlüktür.
Künye: Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 10.11.2015 Tarih, 2015/10798 Esas, 2015/10644 Karar
Köpeğin Mağdurun Üzerine Bilerek Salınması Sonucunda Meydana Gelen Yaralamada Hayvan Silah Olarak Kabul Edilebilir
Sanığın babası ile mağdur arasında tartışma çıkmıştır. Sanık, tartışmanın devamı sırasında kontrolü altında bulunan köpeğini mağdurun üzerine salmış ve köpeğin mağduru ısırmasına neden olmuştur. Mağdurda meydana gelen yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte olduğu adli raporla belirlenmiştir.
Uyuşmazlık, canlı bir hayvanın TCK 6/1-f kapsamında silah sayılıp sayılamayacağı noktasında ortaya çıkmıştır. Sanık müdafii, köpeğin bir eşya veya klasik anlamda silah olmadığını, bu nedenle TCK 86/3-e’nin uygulanamayacağını ileri sürmüştür.
Yargıtay, silah kavramının yalnızca ateşli silahlar, bıçaklar ve cansız eşyalarla sınırlı olmadığını kabul etmiştir. Önemli olan, kullanılan aracın saldırıyı gerçekleştirmeye elverişli olması ve failin iradesi altında mağdura yöneltilmesidir.
Köpeğin kendiliğinden saldırması ile fail tarafından mağdurun üzerine bilinçli biçimde salınması birbirinden ayrılmalıdır. Hayvanın kontrol altında tutulmasında ihmal gösterilmesi nedeniyle bir kişiyi ısırması durumunda taksirle yaralama gündeme gelebilir. Ancak failin köpeğe saldırı komutu vermesi veya hayvanı bilerek mağdura yöneltmesi hâlinde kasten yaralama söz konusudur.
Somut olayda sanık, köpeği tesadüfen serbest bırakmamış; babasıyla tartışan mağdura karşı saldırı aracı olarak kullanmıştır. Köpeğin ısırma ve yaralama yeteneği, mağdurun direncini kırıcı etkisi ve sanığa sağladığı üstünlük dikkate alındığında silah nitelendirmesinin koşulları oluşmuştur.
Yargıtay, mağdura ait adli raporda gösterilen yaralanmanın meydana geliş biçimi ve vücutta oluşturduğu tahribatı da değerlendirmiştir. Köpeğin saldırı sonucunda mağduru fiilen ısırarak yaralamış olması, aracın kasten yaralama suçunun işlenmesine elverişli olduğunu somut biçimde göstermektedir.
Mağdurun yaralanmasının basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olması, TCK 86/3-e’nin uygulanmasına engel değildir. Silahla işlenen basit yaralama suçu şikâyete bağlı olmaksızın soruşturulur ve temel ceza üzerinden nitelikli hâl artırımı yapılır.
Yerel mahkeme, köpeğin saldırı aracı olarak kullanılması nedeniyle sanık hakkında silahla yaralama hükümlerini uygulamıştır. Yargıtay bu nitelendirmede hukuka aykırılık görmemiştir. Bununla birlikte hükümde uygulanması gereken TCK 86/3-e yerine yanlışlıkla TCK 86/3-a’nın gösterilmesi hatalı bulunmuştur.
Kararda ayrıca hangi sanık hakkında yaralama suçundan mahkûmiyet kurulduğunun hüküm fıkrasında açıkça belirtilmemesi eleştirilmiştir. Ceza hükmünün sanık, suç, uygulanan kanun maddeleri ve sonuç ceza bakımından tereddüt yaratmayacak açıklıkta olması gerektiği vurgulanmıştır.
Yerel mahkemenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin kararı da yeterli gerekçeye dayandırılmamıştır. Sanığın sabıkası, kişilik özellikleri, duruşmadaki tutum ve davranışları, yeniden suç işleyip işlemeyeceğine ilişkin kanaat ve giderilmesi gereken bir zarar bulunup bulunmadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Karar, hayvanların her durumda silah sayılacağı anlamına gelmemektedir. Belirleyici olan failin hayvan üzerindeki hâkimiyeti, hayvanı mağdura karşı bilinçli biçimde kullanması ve hayvanın saldırı sonucunda yaralama meydana getirmeye elverişli olmasıdır.
Bu nedenle saldırı komutu verilen veya mağdurun üzerine bilerek salınan köpek, TCK 6/1-f kapsamında silah kabul edilebilir. Buna karşılık hayvanın gözetim ve denetim yükümlülüğünün ihlali sonucunda kendiliğinden saldırması hâlinde kast bulunmadığından olayın taksirle yaralama hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Künye: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 13.07.2011 Tarih, 2009/49963 Esas, 2011/25398 Karar
Ele Geçirilemeyen Cam Kül Tablasının Silah Niteliği Yaralanmanın Biçimi Ve Eşyanın Somut Kullanılışı Araştırılmadan Kabul Edilemez
Sanık hakkında hakaret ve kasten yaralama suçlarından kamu davası açılmıştır. Yaralama eyleminin cam kül tablasıyla gerçekleştirildiği ileri sürülmüş; ancak suçta kullanıldığı belirtilen kül tablası soruşturma sırasında ele geçirilememiştir.
Yerel mahkeme, ele geçirilemeyen cam kül tablasını doğrudan silah kabul etmiş ve sanık hakkında TCK 86/3-e’deki silahla yaralama nitelikli hâlini uygulamıştır. Yargıtay ise kül tablasının yalnızca camdan yapılmış olmasına dayanılarak silah kabul edilmesini yeterli görmemiştir.
Cam kül tablası, saldırı ve savunma amacıyla üretilmiş bir eşya değildir. Bununla birlikte ağırlığı, kalınlığı, kesici veya kırılabilir yapısı ve mağdura vurulma biçimi itibarıyla somut olayda silah niteliği kazanabilir. Bu değerlendirme yapılmadan soyut bir kabulden hareket edilemez.
Suçta kullanılan eşya ele geçirilemediğinde öncelikle mağdur, sanık ve tanıklara eşyanın özellikleri sorulmalıdır. Kül tablasının büyüklüğü, ağırlığı, camının kalınlığı, kırık olup olmadığı, mağdura hangi bölgesinden ve ne şekilde vurulduğu belirlenmelidir.
Mağdura ait adli raporda gösterilen yaralanmanın şekli de değerlendirilmelidir. Yaralanmanın kesici bir kenardan mı, sert bir cisim darbesinden mi yoksa eşyanın kırılması sonucunda mı meydana geldiği araştırılmalı; vücutta oluşan tahribatın kül tablasının silah olarak kullanılmaya elverişli olduğunu gösterip göstermediği belirlenmelidir.
TCK 6/1-f bakımından temel ölçüt, eşyanın soyut olarak zarar verebilme ihtimali değil, somut olayda saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli olup olmadığıdır. Her cam eşya veya her kül tablası kasten yaralama suçu yönünden kendiliğinden silah sayılamaz.
Kül tablasının ağır, sert veya kesici şekilde kullanılması faile yumruk ya da tokatla sağlayamayacağı bir saldırı üstünlüğü verebilir. Buna karşılık küçük, hafif ve yaralama tehlikesi yaratmayacak biçimde kullanılan bir eşyanın silah sayılması mümkün olmayabilir.
Yargıtay, kül tablasının özellikleri kesin olarak belirlenmeden TCK 86/3-e’nin uygulanmasını eksik kovuşturma olarak kabul etmiştir. Yerel mahkeme, aracın saldırıya elverişliliğini açıklayan ve Yargıtay denetimine olanak sağlayan somut bir gerekçe göstermelidir.
Silah niteliğinin belirlenmesi, suçun takibi bakımından da önemlidir. Yaralanma basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir ve eşya silah sayılmazsa TCK 86/2 kapsamında şikâyet koşulu gündeme gelebilir. Eşyanın silah sayılması durumunda ise TCK 86/3-e uygulanacak ve suç şikâyetten bağımsız olarak takip edilecektir.
Kararda, katılanın hükümden sonra bütün şikâyetlerinden vazgeçtiği de belirtilmiştir. Hakaret suçunun takibi şikâyete bağlı olduğundan sanığa vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulması ve sonucuna göre hakaret davası hakkında karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Buna karşılık kasten yaralama suçu yönünden şikâyetten vazgeçmenin sonuç doğurup doğurmayacağı, cam kül tablasının silah sayılıp sayılmamasına ve yaralanmanın ağırlığına göre belirlenmelidir. Mahkeme bu hukuki nitelendirmeyi yapmadan doğrudan düşme veya mahkûmiyet kararı veremez.
Yargıtay ayrıca sanığın önceki mahkûmiyetinin adli sicilden silinme koşullarının gerçekleşmiş olabileceğini belirterek hapis cezasının ertelenmesi konusunun yeniden değerlendirilmesini istemiştir. Ertelemenin reddi, yalnızca soyut biçimde “sanığın sabıkalı geçmişine” dayandırılamaz; güncel adli sicil durumu ve sanığın yeniden suç işlemeyeceğine ilişkin kanaat gerekçelendirilmelidir.
Sonuç olarak hüküm; cam kül tablasının silah niteliğinin yeterli araştırma yapılmadan kabul edilmesi, şikâyetten vazgeçmenin hakaret suçu bakımından değerlendirilmemesi ve erteleme konusunda yetersiz gerekçe kullanılması nedenleriyle bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 09.12.2013 Tarih, 2012/7661 Esas, 2013/29085 Karar
TCK 86/3-e Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
| Somut Durum | Yargıtay Nitelendirmesi | Gerekçenin Özü |
|---|---|---|
| Bıçakla yaralama | TCK 86/3-e | Kesici aletler silah kavramının tipik örneğidir |
| Sopa veya taşla yaralama | TCK 86/3-e | Saldırıda kullanılmaya elverişli her alet silah sayılır |
| Kırık şişe veya bardakla yaralama | TCK 86/3-e | Cismin kırılarak elverişli hale getirilmesi yeterlidir |
| Yumruk ve tekmeyle yaralama | Bent uygulanmaz | Vücut uzuvları silah kavramına dahil değildir |
| Hayati bölgeye çok sayıda bıçak darbesi | Kasten öldürmeye teşebbüs değerlendirmesi | Kast, hedef alınan bölge ve darbe sayısıyla belirlenir |
Maddenin diğer halleri için TCK 86/3-d nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle yaralama, TCK 86/3-f canavarca hisle yaralama ile TCK 87/4 kasten yaralama sonucu ölüm yazılarımızı inceleyebilirsiniz.
Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:
Sık Sorulan Sorular
TCK 86/3-e nedir?
TCK 86/3-e, kasten yaralama suçunun silahla işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir; verilecek ceza şikayet aranmaksızın yarı oranında artırılır.
Bıçakla yaralamanın cezası kaç yıl?
Bıçakla yaralamada temel ceza, yaralanmanın ağırlığına göre belirlenir ve silah nedeniyle yarı oranında artırılır: Temel halde sonuç aralık bir yıl altı aydan dört yıl altı aya kadardır; hayati tehlike, kırık veya organ hasarı varsa TCK 87 artırımlarıyla ceza katlanır.
Sopa, taş veya şişe silah sayılır mı?
Evet. TCK 6 uyarınca saldırıda kullanılmaya elverişli her cisim silahtır; Yargıtay sopa, taş, kırık şişe ve benzeri cisimlerle işlenen yaralamalarda bu bendi istikrarlı biçimde uygulamaktadır.
Yumrukla yaralama silahla yaralama mıdır?
Hayır. Vücut uzuvları silah kavramına dahil değildir; yumruk ve tekmeyle yaralama, diğer koşullara göre suçun temel şekli üzerinden yargılanır.
Silahla yaralamada tutuklanır mıyım?
Silahla kasten yaralama CMK 100/3 kapsamındaki katalog suçlardandır; tutuklama nedeni var sayılabilir. Bu, otomatik tutuklama demek değildir ancak riski ciddi biçimde artırır; ifade aşamasından itibaren savunmanın doğru kurulması önemlidir.
Silahla hafif yaralamada şikayetten vazgeçilirse dava düşer mi?
Hayır. Silah kullanıldığında şikayet şartı ortadan kalkar; mağdur vazgeçse bile dava kamu adına sürdürülür ve uzlaştırma uygulanmaz.
Silahla yaralama davasında avukat desteği neden önemli?
Silah niteliği, kast tartışması ve katalog suç kapsamındaki tutuklama riski bu dosyaları teknik hale getirir; savunma stratejisi ilk ifadeyle kurulur. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.
Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?
Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur ve yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ankara Barosuna kayıtlı olarak (Sicil No: 34507) Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosunun kurucu avukatı sıfatıyla ağırlıklı olarak ceza hukuku alanında çalışmakta; kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama dosyalarında müdafilik ve mağdur vekilliği görevi yürütmektedir. Bu yazı, TCK 86/3-e silahla kasten yaralama konusundaki güncel Yargıtay içtihatları taranarak hazırlanmıştır ve bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya özgü hukuki danışmanlık yerine geçmez.
TCK 86/3-e Silahla Yaralama Suçlamasında Ankara Ceza Avukatı Desteği
Yaralama dosyalarında adli raporların doğru okunması, nitelendirme ve haksız tahrik tartışması sonucu yıllarla değiştirir. Kasten yaralama suçu tck 86 rehberimizi inceleyebilir, dosyanız için Ankara ceza avukatı desteği alabilirsiniz.