Ceza Hukuku
Trend

TCK 87/2-b Duyu veya Organ İşlevinin Yitirilmesi ve Cezası

TCK 87/2-b Güncelleme Tarihi: 18 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa

TCK 87/2-b nedir? TCK 87/2-b, kasten yaralamanın mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olmasını düzenler. Yargıtay uygulamasında çift organlardan birinin işlevini tamamen kaybetmesi, örneğin tek gözde tam görme kaybı, işlevin zayıflaması değil yitirilmesi kabul edilir. Ceza iki kat artırılır ve sonuç ceza 86/1 halinde beş yıldan, 86/3 halinde sekiz yıldan az olamaz.

Bir göz artık görmüyor, bir kulak artık duymuyor, bir organ artık çalışmıyorsa; yara kapansa da kayıp kalıcıdır. Kanun, bedenin bir parçasını işlevsiz bırakan fiile iki kat artırımla karşılık verir. Kanun koyucu, kastedilen yaralamanın öngörülebilir ağır sonuçlarını faile yükleyen neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu TCK 87 hükmünde düzenlemiştir; bu yazının konusu duyu veya organlardan birinin işlevinin yitirilmesi halidir.

Temel suçun yapısı için kasten yaralama suçu TCK 86 rehberimize bakabilirsiniz; bu yazıda hükmün şartlarını, ceza hesabını ve sekiz emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz.

TCK 87/2-b Nedir?

TCK 87/2-b, birinci fıkradaki zayıflamanın ağır basamağıdır: Duyu veya organ, kapasitesi azalmış biçimde de olsa çalışmaya devam etmiyor, işlevini bütünüyle yitirmiş bulunuyorsa bu bent uygulanır. Uygulamanın en önemli ilkesi çift organlara ilişkindir: Gözler, kulaklar ve böbrekler gibi çift organlardan yalnızca birinin işlevini tamamen kaybetmesi, vücudun genel işlevi kısmen sürdüğü için zayıflama gibi görünse de, Yargıtay istikrarlı biçimde bunu ilgili organın işlevinin yitirilmesi sayar ve iki kat artırım uygular.

TCK 87 Kanun Metni

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 87. maddesinin yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama

Madde 87 – (1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,

b) Konuşmasında sürekli zorluğa,

c) Yüzünde sabit ize,

d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde beş yıldan az olamaz.

(2) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,

b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,

c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,

d) Yüzünün sürekli değişikliğine,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde beş yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde sekiz yıldan az olamaz.

(3) (Değişik: 6/4/2011-6217/18 md.) Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.

(4) Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Yitirilme Nasıl Belirlenir?

  • Tam kayıp ölçütü: Organ anatomik olarak yerinde dursa bile işlev göremiyorsa yitirilme gerçekleşmiştir; organın fiilen kaybı (alınması) da doğal olarak bu kapsamdadır.
  • Çift organ ilkesi: Tek gözde tam görme kaybı, tek kulakta tam işitme kaybı ve tek böbreğin kaybı, o organın işlevinin yitirilmesi olarak iki kat artırıma tabidir; diğer organın çalışıyor olması sonucu değiştirmez.
  • Zayıflama ile sınır: İşlev ileri derecede azalmış ama sürüyorsa fiil TCK 87/1-a kapsamında zayıflama basamağında kalır; çizgiyi nihai tıbbi tablo ve Adli Tıp değerlendirmesi çizer.
  • Kesin rapor şartı: Ameliyat ve iyileşme süreci tamamlanmadan, işlevin dönüp dönmeyeceği belli olmadan yitirilme kabul edilemez; erken nitelendirmeyle kurulan hükümler bozulmaktadır.

Ceza Nasıl Hesaplanır?

Hesap iki aşamalıdır: Önce fiil TCK 86 hükümlerine göre nitelendirilir; ardından TCK 87/2 uyarınca belirlenen ceza iki kat artırılır. Kanunun taban güvencesi bu fıkrada daha yüksektir: Sonuç ceza, fiil 86/1 kapsamındaysa beş yıldan, 86/3 kapsamındaysa sekiz yıldan az olamaz. Silahla işlenen fiillerde aralık fiilen sekiz yıldan başlayıp on üç yılı aşan seviyelere uzanır; infaz süresi hesaplama aracımızla sonuç cezanın infazını görebilirsiniz.

Şikayet, Tutuklama ve Yargılama

  • Şikayet ve uzlaştırma: Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama şikayete tabi değildir ve uzlaştırma kapsamında yer almaz; soruşturma kendiliğinden yürütülür.
  • Tutuklama: TCK 87 kapsamındaki fiiller CMK 100/3 katalog suçlarındandır; tutuklama nedeni var sayılabilir ve uygulamada tutuklama sık görülür.
  • Görevli mahkeme: Üst sınıra göre belirlenir: 86/3 kapsamındaki taban fiillerde üst sınır on yılı aştığından dosyalar ağır ceza mahkemesinde görülür; 86/1 tabanlı fiillerde asliye ceza mahkemesi görevlidir.
  • Kesin rapor şarttır: Ağır neticenin varlığı ilk raporla değil, iyileşme süreci tamamlandıktan sonra alınan kesin raporla ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumu incelemesiyle belirlenir; eksik raporla kurulan hükümler bozulmaktadır.
  • Haksız tahrik ve meşru savunma: Haksız tahrik indirimi ile meşru savunma bu dosyalarda da tam olarak uygulanır ve artırılmış cezayı köklü biçimde düşürebilir.

Avukata Sor: Organ Kaybı Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim

Yitirilme ile zayıflama arasındaki tıbbi çizgi, bir kat ile iki kat artırım arasındaki hukuki uçurumdur; kesin raporun içeriği dosyanın kaderidir. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.

Avukata Sor

Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetlerimiz, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAUT) uyarınca ücrete tabidir.

TCK 87/2-b Yargıtay Kararları

Aşağıdaki sekiz emsal karar, bu hükmün sınırlarını uygulamada çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.

GÖRME KAYBININ TCK 87/2-B KAPSAMINDA ORGAN İŞLEVİNİN YİTİRİLMESİ SAYILIP SAYILMADIĞI GEÇİCİ HASTANE RAPORUYLA DEĞİL, UZMANLIK İÇEREN KESİN ADLİ TIP RAPORUYLA BELİRLENMELİDİR

Suça sürüklenen çocuğun silahla gerçekleştirdiği yaralama sonucunda katılanın sol gözünde görme kaybı meydana gelmiş; sol yanak ve göz altı bölgesinde iki adet saçma giriş ve çıkış yarası tespit edilmiştir. Yerel mahkeme, eylemi silahla ve organlardan birinin işlevinin yitirilmesine neden olacak şekilde kasten yaralama olarak kabul ederek mahkûmiyet hükmü kurmuştur.

Dosyada bulunan Tire Devlet Hastanesinin 8 Kasım 2015 tarihli raporunda, katılanın sol gözünde yaralanma ve görme kaybı bulunduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte rapor geçici nitelikte düzenlenmiş; kesin raporun göz hastalıkları uzmanı tarafından verilmesi gerektiği açıkça ifade edilmiştir. Buna rağmen yargılama sırasında göz hastalıkları uzmanından kesin rapor alınmamıştır.

Yargıtay, görme kaybının varlığının tek başına TCK 87/2-b’nin uygulanması için yeterli olmadığını belirtmiştir. Görme duyusunun tamamen ve kalıcı olarak kaybedilip kaybedilmediği, kaybın tedaviyle giderilme ihtimalinin bulunup bulunmadığı ve yaralanmanın ilgili gözün fizyolojik işlevini ne ölçüde etkilediği uzman raporuyla belirlenmelidir.

Bu kapsamda katılanın tüm tedavi evrakının, muayene kayıtlarının, görüntüleme sonuçlarının ve mevcut sağlık raporlarının dosyaya getirtilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Katılanın bu belgelerle birlikte en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevk edilerek yeniden muayene edilmesi ve kesin nitelikte rapor alınması istenmiştir.

Alınacak raporda gözdeki yaralanmanın TCK 87/1-a anlamında organ işlevinin sürekli zayıflaması mı, yoksa TCK 87/2-b anlamında organ işlevinin yitirilmesi mi oluşturduğu açıkça gösterilmelidir. İşlev azalmakla birlikte belirli ölçüde devam ediyorsa sürekli zayıflama; ilgili göz görme fonksiyonunu tamamen veya ileri derecede kaybetmişse işlev yitirilmesi gündeme gelecektir. Diğer gözün sağlıklı olması, yaralanan göz yönünden meydana gelen işlev yitirilmesinin hukuki niteliğini ortadan kaldırmaz.

Yargıtay ayrıca yüzde meydana gelen yaralanmanın sabit iz oluşturup oluşturmadığının da raporda değerlendirilmesini istemiştir. Sol yanak ve göz altındaki saçma yaralarının görünümü kalıcı biçimde değiştirme ihtimali bulunduğundan, TCK 87/1-c yönünden de ayrı tıbbi tespit yapılması gerektiği belirtilmiştir. Böylece aynı yaralanma nedeniyle meydana gelmiş olabilecek bütün ağır neticelerin eksiksiz biçimde ortaya çıkarılması amaçlanmıştır.

Kararda silahla yaralama hâli ile organ işlevinin yitirilmesinin farklı hukuki düzenlemelere dayandığı da açıklanmıştır. Silahla işleme TCK 86/3-e’de düzenlenen nitelikli hâl; organ işlevinin yitirilmesi ise TCK 87/2-b’de düzenlenen netice sebebiyle ağırlaşmış hâldir. Bu iki durumun birlikte bulunması, aynı madde içindeki birden fazla nitelikli hâlin gerçekleşmesi olarak değerlendirilemez.

Sonuç olarak kesin göz hastalıkları ve adli tıp değerlendirmesi alınmadan kurulan mahkûmiyet hükmü eksik incelemeye dayalı bulunarak bozulmuştur. Karar, özellikle görme kaybı dosyalarında geçici raporla yetinilmemesi, kaybın kalıcılığının ve derecesinin uzman kurul tarafından belirlenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 04.03.2021, E. 2021/1778, K. 2021/3156.

AV TÜFEĞİYLE YÜZE ATEŞ EDİLEREK BİR GÖZÜN İŞLEVİNİN YİTİRİLMESİ HÂLİNDE EYLEMİN ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS OLUŞTURUP OLUŞTURMADIĞI AĞIR CEZA MAHKEMESİNCE DEĞERLENDİRİLMELİDİR

Sanık ile kayınpederi olan katılan arasında ailevi nedenlere dayanan bir husumet bulunmaktadır. Sanığın eşi, aralarındaki geçimsizlik nedeniyle ortak konutu terk ederek babasının evine dönmüştür. Olaydan bir gün önce katılanın sanığı darbettiği, sanığın aracının arkasından ateş ettiği ve sanığa hakaret ettiği kabul edilmiştir.

Sanık ertesi gün yanına aldığı av tüfeğiyle katılanın evinin önüne gitmiş ve katılanı dışarı çağırmıştır. Katılanın dışarı çıkmasının ardından sanık, tüfekle katılanın hayati bölgelerini hedef alarak ateş etmiştir. Yaralanma baş, yüz, göz çevresi, göğüs ve omuz bölgesinde son derece ağır sonuçlar meydana getirmiştir.

Adli Tıp Kurumu raporlarında katılanın sağ maksiller sinüsünde, nazal kemiğinde, göz çukuru duvarlarında, zigomatik kemiğinde ve kafatasının çeşitli bölümlerinde parçalı kırıklar bulunduğu belirlenmiştir. Kafatası içinde ve sağ göz çevresinde ateşli silah yaralanmasına bağlı çok sayıda yabancı cisim tespit edilmiştir. Ayrıca kaburga kırığı, akciğerde kanamalı alan ve pnömotoraks meydana geldiği saptanmıştır.

Sağ gözde retina dekolmanı ve göz küresinde ileri derecede küçülme meydana gelmiş; görme keskinliğinin ışık algısı dahi bulunmayacak şekilde tamamen kaybolduğu belirlenmiştir. Adli Tıp Kurumu bu sonucu, katılanın duyu veya organlarından birinin, yani sağ gözünün işlevinin yitirilmesi olarak değerlendirmiştir. Katılanın diğer gözünün görmeye devam etmesi, sağ göz bakımından meydana gelen işlev kaybının TCK 87/2-b kapsamına girmesine engel sayılmamıştır.

Katılanın yaralanmasının basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek nitelikte olduğu, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin ağır derecede bulunduğu ve olay nedeniyle yaşamının tehlikeye girdiği de raporlanmıştır. Bunun yanında yaralanmanın katılanın yüzünde sabit iz meydana getirdiği tespit edilmiştir. Böylece aynı eylem sonucunda yaşamı tehlikeye sokma, ağır kemik kırığı, yüzde sabit iz ve organ işlevinin yitirilmesi sonuçları birlikte ortaya çıkmıştır.

Yargıtay, sanığın kullandığı aracın öldürmeye elverişliliği, hedef aldığı vücut bölgeleri, yaralanmaların ağırlığı ve eylemin sona erme koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Av tüfeğiyle katılanın baş ve yüz bölgesinin hedef alınması karşısında eylemin yalnızca neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama olarak nitelendirilmesi yeterli görülmemiştir. Sanığın kastının öldürmeye yönelik olup olmadığı ayrıca tartışılmalıdır.

Bu nitelendirmeyi yapma görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu kabul edilmiştir. Asliye ceza mahkemesinin görevsizlik kararı vererek dosyayı ağır ceza mahkemesine göndermesi gerekirken yargılamaya devam edip yaralama suçundan hüküm kurması hukuka aykırı bulunmuştur. Böylece organ işlevinin yitirilmiş olması, olayın mutlaka TCK 87/2-b kapsamında kalacağı anlamına gelmemektedir; fiilin icra biçimi öldürmeye teşebbüs suçunu da gündeme getirebilir.

Yargıtay, hükümdeki diğer önemli hukuka aykırılıkları da göstermiştir. Suç için öngörülen cezanın ağırlığı nedeniyle sanığa istemi aranmaksızın zorunlu müdafi atanması gerektiği hâlde savunmasının müdafi bulunmadan alınması savunma hakkının kısıtlanması olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca temel ceza belirlenirken meydana gelen birden fazla ağır netice ile kastın yoğunluğu gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği belirtilmiştir.

Sonuç olarak yerel mahkeme hükmü; görev, suç vasfı, zorunlu müdafilik, temel cezanın belirlenmesi ve ceza hesabındaki hatalar nedeniyle bozulmuştur. Karar, bir gözün işlevinin tamamen yitirilmesinin TCK 87/2-b kapsamında bulunduğunu; ancak baş ve yüz bölgesine ateşli silahla yapılan saldırılarda öldürme kastının ayrıca ve öncelikle araştırılması gerektiğini göstermektedir.

Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 24.10.2019, E. 2019/11122, K. 2019/19435.

YÜZDE SABİT İZ İLE ORGAN İŞLEVİNİN YİTİRİLMESİ AYNI EYLEMDEN DOĞMUŞSA CEZA AYRI AYRI ARTIRILMAMALI, SANIK EN AĞIR NETİCEDEN SORUMLU TUTULMALIDIR

Sanıkların gerçekleştirdiği kasten yaralama eylemi sonucunda katılanın yüzünde sabit iz meydana gelmiş ve aynı zamanda organlarından birinin işlevi yitirilmiştir. Yerel mahkeme, meydana gelen bu iki ağır sonucu birbirinden bağımsız kabul ederek hem TCK 87/1-c hem de TCK 87/2-b hükümleri üzerinden cezada artırım yapmıştır.

Yargıtay, aynı yaralama eyleminin birden fazla netice sebebiyle ağırlaşmış sonuca neden olabileceğini kabul etmiştir. Ancak bu durum, ağır neticelerin her biri için art arda ve ayrı ayrı artırım yapılacağı anlamına gelmemektedir. Fail, aynı fiilden kaynaklanan neticelerden en ağır cezayı gerektiren sonuç üzerinden cezalandırılmalıdır.

Yüzde sabit iz, TCK 87/1-c kapsamında temel cezadan daha hafif bir artırımı gerektiren ağır neticedir. Organ işlevinin yitirilmesi ise TCK 87/2-b kapsamında daha ağır yaptırıma bağlanmıştır. Bu nedenle somut olayda uygulanması gereken hüküm, organ işlevinin yitirilmesine ilişkin TCK 87/2-b’dir.

Yerel mahkemenin önce yüzde sabit iz nedeniyle TCK 87/1-c uyarınca artırım yapması, ardından organ işlevinin yitirilmesi nedeniyle TCK 87/2-b’yi ayrıca uygulaması hukuka aykırı bulunmuştur. Doğru uygulamada TCK 86/1 uyarınca temel ceza belirlenmeli ve doğrudan daha ağır sonucu düzenleyen TCK 87/2-b hükmü uygulanmalıdır. Kanuni şartları oluştuğunda fıkranın sonuç ceza için öngördüğü asgari sınır da gözetilmelidir.

Yargıtay bununla birlikte, aynı eylem sonucunda birden fazla ağır neticenin meydana gelmesinin cezanın bireyselleştirilmesinde tamamen etkisiz olmadığını belirtmiştir. Ayrı ayrı artırım yapılamasa da yüzde sabit iz ile organ işlevinin yitirilmesinin birlikte gerçekleşmesi, meydana gelen zararın ağırlığını artırmaktadır. Bu durum TCK 61 uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesini gerektirebilir.

Temel cezanın belirlenmesinde failin kastının yoğunluğu, kullanılan aracın niteliği, yaralanmanın meydana getiriliş biçimi ve mağdur üzerinde oluşan kalıcı sonuçların sayısı birlikte değerlendirilmelidir. Bir organın işlevini tamamen yitiren ve aynı zamanda yüzünde sabit iz kalan mağdur yönünden temel cezanın hiçbir gerekçe gösterilmeksizin alt sınırdan belirlenmesi, TCK 3’teki orantılılık ilkesiyle bağdaşmayacaktır.

Yargıtay, yerel mahkemenin hem ağır neticeleri kademeli şekilde uygulamasını hem de birden fazla ağır sonuç meydana gelmesine rağmen temel cezayı alt sınırdan belirlemesini hatalı bulmuştur. Böylece bir taraftan mükerrer artırımdan kaçınılması, diğer taraftan fiilin gerçek ağırlığının temel ceza içinde karşılanması gerektiğini ortaya koymuştur.

Karar uyarınca aynı yaralama fiilinde TCK 87/1 ve TCK 87/2 kapsamındaki sonuçların birlikte gerçekleşmesi hâlinde cezalandırma en ağır neticeye göre yapılacaktır. Diğer ağır neticeler ise yeniden artırım sebebi yapılmayacak; TCK 61 kapsamında temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınacaktır.

Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 28.01.2019, E. 2018/9026, K. 2019/1311.

ORGAN İŞLEVİNİN YİTİRİLMESİYLE BİRLİKTE KEMİK KIRIĞI MEYDANA GELMİŞSE TCK 87/3 UYARINCA AYRICA ARTIRIM YAPILAMAZ

Sanığın kasten yaralama eylemi sonucunda katılanın organlarından birinin işlevi sürekli olarak yitirilmiş ve aynı yaralanma nedeniyle vücudunda kemik kırığı meydana gelmiştir. Yerel mahkeme, organ işlevinin yitirilmesi nedeniyle TCK 87/2-b hükmünü uyguladıktan sonra kemik kırığı nedeniyle TCK 87/3 uyarınca ayrıca artırım yapmıştır.

Yargıtay, aynı fiilden kaynaklanan birden fazla netice sebebiyle ağırlaşmış yaralama hâlinin birlikte bulunabileceğini kabul etmiştir. Bununla birlikte aynı eylem nedeniyle meydana gelen ağır sonuçların her biri için cezanın peş peşe artırılması mümkün değildir. Failin en ağır cezayı gerektiren neticeden sorumlu tutulması gerekir.

Organ işlevinin yitirilmesi, TCK 87/2-b’de düzenlenmiş ve kemik kırığına göre daha ağır yaptırıma bağlanmıştır. Kemik kırığı ise TCK 87/3 kapsamında, kırığın hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezada belirli oranda artırım yapılmasını gerektirmektedir. Her iki sonuç aynı yaralama eyleminden doğduğunda daha ağır olan organ işlevinin yitirilmesi esas alınmalıdır.

Bu nedenle sanık hakkında önce TCK 86/1 uyarınca temel ceza belirlenmesi ve ardından TCK 87/2-b hükmünün uygulanması yeterlidir. Organ işlevinin yitirilmesi nedeniyle ceza belirlendikten sonra aynı yaralanmadan doğan kemik kırığı gerekçe gösterilerek TCK 87/3 üzerinden ikinci bir artırım yapılamaz.

Yargıtay, kemik kırığının bu durumda hukuken tamamen göz ardı edilmeyeceğini de ortaya koymuştur. Organ işlevinin yitirilmesiyle birlikte kemik kırığının meydana gelmesi, fiilin zarar ve tehlike ağırlığını artırmaktadır. Bu sebeple kırığın varlığı ve hayat fonksiyonlarına etkisinin derecesi, TCK 61 uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde dikkate alınmalıdır.

Yerel mahkeme ise organ işlevinin yitirilmesi ve kemik kırığı gibi birden fazla ağır sonuç ortaya çıkmasına rağmen temel cezayı alt sınırdan belirlemiştir. Yargıtay, bu yaklaşımın TCK 3’teki orantılılık ilkesiyle bağdaşmadığını belirtmiştir. Mağdurda meydana gelen kalıcı işlev kaybı ve kemik kırığının ağırlığıyla orantılı bir temel ceza tayin edilmesi gerekir.

Kararda cezanın hesaplanması sırasında yapılan matematiksel hata da bozma nedeni sayılmıştır. Sanık hakkında TCK 62 uyarınca takdiri indirim uygulanırken ulaşılan sonuç ceza yanlış hesaplanmıştır. Ceza hesaplamasının her aşamasının ayrı ayrı gösterilmesi ve ay, yıl ile gün dönüşümlerinin doğru yapılması gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak yerel mahkeme hükmü; TCK 87/2-b uygulandıktan sonra TCK 87/3 uyarınca yeniden artırım yapılması, temel cezanın orantısız biçimde alt sınırdan belirlenmesi ve sonuç cezanın yanlış hesaplanması nedenleriyle bozulmuştur. Karar, organ işlevinin yitirilmesiyle kemik kırığının aynı olayda birleşmesi hâlinde uygulanacak yöntemi açık biçimde göstermektedir.

Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 25.03.2019, E. 2018/12105, K. 2019/6130.

YAKIN MESAFEDEN AV TÜFEĞİYLE AYAĞA ATEŞ EDİLEREK ORGAN İŞLEVİNİN YİTİRİLMESİNE NEDEN OLUNMASI, SOMUT OLAYIN ÖZELLİKLERİNE GÖRE ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS OLUŞTURABİLİR

Sanık ile katılan arasında olay günü gündüz saatlerinde bir tartışma yaşanmıştır. Sanık, daha sonra suçta kullandığı av tüfeğini yanına alarak katılanın çalıştığı iş yerine gitmiş ve onu konuşmak amacıyla dışarı çağırmıştır. Tarafların konuştuğu sırada sanık, yaklaşık bir buçuk metre mesafeden katılanın sol ayak bileğine ateş etmiştir.

Atış sonucunda katılanın sol bacağında yaklaşık 10×6 santimetre büyüklüğünde açık yara meydana gelmiştir. Yaralanma yalnızca yumuşak dokuyu etkilememiş; sol tibia ve fibula kemiklerinin alt bölümünde ayrıklı açık kırığa ve peroneal sinir lezyonuna neden olmuştur. Kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisi ağır derecede değerlendirilmiştir.

İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda, yaralanmanın katılanın organlarından birinin işlevini yitirmesine neden olduğu belirlenmiştir. Bölge adliye mahkemesi kararında kullanılan “işlevin zayıflaması” ifadesi düzeltilerek sonucun TCK 87/2-b anlamında işlev yitirilmesi olduğu kabul edilmiştir.

Yargıtay, ortaya çıkan neticenin organ işlevinin yitirilmesi olmasının eylemin doğrudan kasten yaralama suçu olarak kabul edilmesi için yeterli olmadığını belirtmiştir. Failin kastı, yalnızca yaralanmanın vücutta meydana getirdiği tıbbi sonuçtan hareketle değil; kullanılan araç, atış mesafesi, hedef alınan bölge ve eylemin gerçekleştirilme biçimi birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.

Kararda, av tüfeğiyle yakın mesafeden bacak bölgesine yapılan atışların geniş doku ve kemik kaybına neden olabileceği vurgulanmıştır. Bu tür bir atışın ana damar ve sinir paketlerini tamamen parçalayabileceği, ani ve yoğun kan kaybı sonucunda kısa sürede ölüm meydana getirebileceği belirtilmiştir. Bu nedenle ayak veya bacağın hedef alınmış olması, öldürme kastının kendiliğinden reddedilmesini gerektirmez.

Av tüfeğinin etkili mesafeden vahim sonuç meydana getirmeye elverişli olması, atışın yaklaşık bir buçuk metre mesafeden yapılması, yaranın büyüklüğü ve meydana gelen ağır işlev kaybı birlikte değerlendirildiğinde sanığın kastının öldürmeye yönelik olabileceği kabul edilmiştir. Bu nitelendirmenin yapılması ise asliye ceza mahkemesinin değil, ağır ceza mahkemesinin görev alanındadır.

Yargıtay bu nedenle asliye ceza mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi gerektiğini belirtmiştir. Delillerin ağır ceza mahkemesince değerlendirilmesi ve eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü yoksa TCK 87/2-b kapsamında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama mı olduğunun orada belirlenmesi gerekirken, yaralama suçundan mahkûmiyet kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

Kararda haksız tahrik yönünden de eksik araştırma yapıldığı tespit edilmiştir. Olaydan önce sanığın katılana söylediği sözün yerel kullanımdaki anlamı araştırılmalı; katılanın bunun üzerine sanığa tokat attığı iddiası açıklığa kavuşturulmalı ve etki-tepki dengesi gözetilerek TCK 29’un uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmalıdır.

Sonuç olarak istinaf kararı, suç vasfı ve haksız tahrik konularındaki eksik değerlendirmeler nedeniyle bozulmuştur. Karar, organ işlevinin yitirilmesi sonucunu doğuran yaralamalarda yalnızca neticeye bakılamayacağını; özellikle yakın mesafeli ateşli silah kullanımında öldürme kastının mutlaka ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 12.12.2024, E. 2023/6682, K. 2024/8412.

YARALANMADAN İKİ HAFTA SONRA DÜZENLENEN VE İŞLEVİN ZAYIFLADIĞINI MI YOKSA YİTİRİLDİĞİNİ Mİ AÇIKLAMAYAN RAPOR TCK 87/2-B UYGULAMASI İÇİN YETERLİ DEĞİLDİR

Sanığın silahla gerçekleştirdiği yaralama eylemi sonucunda müştekinin bir organında kalıcı fonksiyon kaybı meydana geldiği ileri sürülmüştür. Yerel mahkeme, hastanenin ortopedi kliniği tarafından olaydan kısa süre sonra düzenlenen raporu esas alarak yaralanmanın organ işlevinin yitirilmesi niteliğinde olduğunu kabul etmiş ve sanık hakkında TCK 87/2-b hükmünü uygulamıştır.

Dosyada bulunan 28 Kasım 2014 tarihli raporda müştekinin yaralanmasının duyu veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Ancak raporda bu iki ihtimalden hangisinin gerçekleştiği kesin biçimde açıklanmamıştır. Böylece ceza miktarını doğrudan etkileyen TCK 87/1-a ile TCK 87/2-b arasındaki ayrım belirsiz bırakılmıştır.

Yargıtay, organ işlevinin sürekli zayıflaması ile işlevin yitirilmesinin birbirinden farklı hukuki sonuçlara bağlandığını vurgulamıştır. İşlevin belirli ölçüde devam etmekle birlikte kalıcı şekilde azalması TCK 87/1-a kapsamında değerlendirilirken, organın görevini tamamen veya ileri derecede yerine getirememesi TCK 87/2-b kapsamındadır. Bu ayrımın ihtimalli ifadeler içeren bir rapora dayanılarak mahkemece tahminen yapılması mümkün değildir.

Ayrıca raporun olaydan yalnızca iki hafta sonra düzenlenmiş olması yetersiz bulunmuştur. Yaralanmanın kalıcı etkilerinin henüz kesinleşmediği erken bir dönemde yapılan muayene, işlev kaybının geçici mi yoksa sürekli mi olduğunu ortaya koymaya elverişli değildir. Tedavi, iyileşme ve rehabilitasyon sürecinin sonucu görülmeden TCK 87/2-b kapsamında kesin değerlendirme yapılamaz.

Yargıtay, müştekinin olay tarihinden on sekiz ay sonra bütün tedavi belgeleriyle birlikte en yakın adli tıp kurumuna sevk edilmesini istemiştir. Yapılacak muayene sonucunda hangi organ veya duyunun etkilendiği, fonksiyon kaybının kalıcı olup olmadığı ve kaybın sürekli zayıflama mı yoksa işlev yitirilmesi mi oluşturduğu tereddüde yer bırakmayacak şekilde raporlanmalıdır.

Kesin raporda yalnızca ilgili kanun maddesinin tekrar edilmesi yeterli değildir. Organın yaralanmadan önceki durumu, tedavi sonrasındaki fonksiyon seviyesi, tespit edilen kaybın derecesi ve iyileşme ihtimali tıbbi gerekçeleriyle açıklanmalıdır. Bu veriler ortaya konulduktan sonra hukuki nitelendirme mahkeme tarafından yapılmalıdır.

Yargıtay, yargılama sırasında sanığa zorunlu müdafi atanmamasını da hukuka aykırı bulmuştur. Sanığa isnat edilen TCK 86/1, 86/3-e ve 87/2-b kapsamındaki suçun cezasının alt sınırı, CMK 150/3 uyarınca zorunlu müdafiliği gerektirmektedir. Sanığın talebi bulunmasa bile müdafi atanması ve savunmasının müdafi huzurunda alınması zorunludur.

Bunun yanında iddianamede uygulanması talep edilmeyen TCK 87/2’nin sonuç ceza bakımından öngördüğü hüküm sanık aleyhine uygulanmıştır. Sanığa CMK 226 uyarınca ek savunma hakkı verilmeden bu hükmün uygulanması, suçun hukuki niteliğinin değişmesi nedeniyle savunma hakkının kısıtlanması olarak değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak hüküm; kesin adli tıp raporu alınmaması, erken tarihli ve ihtimalli raporla yetinilmesi, zorunlu müdafi görevlendirilmemesi ve sanığa ek savunma hakkı tanınmaması nedenleriyle bozulmuştur. Karar, TCK 87/2-b uygulamasında fonksiyon kaybının kalıcılığı ve derecesinin yeterli süre geçtikten sonra düzenlenen kesin raporla belirlenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 27.02.2019, E. 2018/9151, K. 2019/4106.

TÜFEKLE VURULAN ÇOCUĞUN ORGAN İŞLEVİNİN YİTİRİLMESİNE RAĞMEN TCK 87/1-D UYGULANMASI MADDİ HATA SAYILAMAZ; DOĞRU BENT TCK 87/2-B’DİR

Katılan, yanında çalıştığı kişiyle birlikte hayvan otlatmak amacıyla dere kenarına gitmiştir. Bu sırada derenin karşı tarafında, hayvanların otlatıldığı yer konusunda uyuşmazlık yaşanan sanıkla karşılaşılmış ve sanık ile katılanın yanında çalışan kişi arasında sözlü tartışma meydana gelmiştir.

Tartışmanın ardından katılanın yanındaki kişi olay yerinden ayrılmış ve katılana hayvanları bir süre daha otlattıktan sonra yanına gelmesini söylemiştir. Sanık ise tüfeğini alarak evinden çıkmış ve katılanın bulunduğu bölgeye yönelmiştir. Katılan, dere kenarından gelen sesi kaçan bir hayvanına ait sanarak o tarafa gittiğinde sanığı görmüş; kendi hayvanlarının orada bulunmadığını anlayarak geri döndüğü sırada vurulmuştur.

Katılan, vurulduktan sonra yakındaki ahıra giderek yardım istemiş ve burada bayılmıştır. Ambulans çağrılarak hastaneye kaldırılmıştır. Yaralanma sonucunda hemopnömotoraks, üç adet kaburga kırığı ve sinir hasarı meydana gelmiştir.

Adli raporda yaralanmanın katılanın yaşamını tehlikeye soktuğu, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını orta derecede etkilediği ve duyu veya organlarından birinin işlevini sürekli olarak yitirmesine neden olduğu belirlenmiştir. Böylece aynı eylem sonucunda yaşam tehlikesi, kemik kırığı ve organ işlevinin yitirilmesi olmak üzere birden fazla ağır netice ortaya çıkmıştır.

İlk derece mahkemesi sanığı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan mahkûm etmiş ancak organ işlevinin yitirilmesine ilişkin TCK 87/2-b yerine yaşamı tehlikeye sokan yaralamayı düzenleyen TCK 87/1-d hükmünü uygulamıştır. Bölge adliye mahkemesi ise uygulanan maddenin yanlış gösterilmesini mahallinde düzeltilebilecek maddi hata olarak kabul ederek istinaf başvurularını esastan reddetmiştir.

Yargıtay, organ işlevinin sürekli olarak yitirilmesinin TCK 87/1-d kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir. TCK 87/1-d yalnızca yaralanmanın mağdurun yaşamını tehlikeye sokması hâlini düzenlemektedir. Bir duyu veya organın işlevinin kalıcı şekilde yitirilmesi ise daha ağır bir netice olup TCK 87/2-b kapsamında değerlendirilmelidir.

Uygulanan bent, ceza artırım oranını ve kanuni alt sınırı doğrudan etkilediğinden yanlışlığın basit bir yazım hatası olarak görülmesi mümkün değildir. Mahkûmiyet hükmünün hangi ağır neticeye ve hangi kanun maddesine dayandığı hükümde açıkça gösterilmelidir. Organ işlevinin yitirilmesine rağmen yaşam tehlikesine ilişkin bendin uygulanması, suçun hukuki niteliğini ve yaptırımı değiştiren esaslı bir hukuka aykırılıktır.

Yargıtay ayrıca eylemin kasten öldürmeye teşebbüs oluşturduğunu kabul etmiştir. Kullanılan silahın öldürmeye elverişliliği, atış sayısı, yaralanmanın ağırlığı ve eylemin katılanın olay yerinden uzaklaşarak yardım istemesi üzerine sona ermesi birlikte değerlendirilmiştir. Bu koşullarda sanığın çocuk yaştaki katılana yönelik kastının öldürmeye yönelik olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Sonuç olarak karar hem suç vasfındaki yanılgı hem de TCK 87/2-b yerine TCK 87/1-d’nin gösterilmesi nedeniyle bozulmuştur. Karar, organ işlevinin yitirilmesinin yaşam tehlikesi içinde eritilemeyeceğini ve kullanılan yanlış bendin istinaf aşamasında yalnızca “maddi hata” denilerek geçiştirilemeyeceğini göstermektedir.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 21.04.2025, E. 2024/1026, K. 2025/3143.

ORGAN İŞLEVİNİN YİTİRİLMESİYLE YAŞAM TEHLİKESİ AYNI EYLEMDE BİRLEŞMİŞSE TCK 87/1-D UYARINCA AYRICA ARTIRIM YAPILMAMALI, EN AĞIR NETİCE OLAN TCK 87/2-B UYGULANMALIDIR

Sanık, katılanı silahla yaralamış; eylem sonucunda katılanın yaşamı tehlikeye girmiş ve organlarından birinin işlevi sürekli olarak yitirilmiştir. Yerel mahkeme, aynı yaralama fiilinden kaynaklanan bu iki sonucu ayrı ayrı ceza artırımı sebebi olarak değerlendirmiştir.

Mahkeme öncelikle silahla işlenen kasten yaralama suçuna ilişkin TCK 86/1 ve 86/3-e hükümlerini uygulamıştır. Ardından katılanın yaşamının tehlikeye girmesi nedeniyle TCK 87/1-d uyarınca artırım yapmış, organ işlevinin yitirilmesi nedeniyle de TCK 87/2-b hükmünü uygulamıştır.

Yargıtay, aynı kasten yaralama fiilinin birden fazla ağır netice meydana getirebileceğini kabul etmiştir. Ancak aynı eylemden kaynaklanan her ağır neticenin birbirinden bağımsız biçimde uygulanması ve cezanın art arda artırılması mümkün değildir. Fail, gerçekleşen sonuçlardan en ağır cezayı gerektiren neticeye göre sorumlu tutulmalıdır.

Yaşamı tehlikeye sokan durum TCK 87/1-d’de, organ işlevinin yitirilmesi ise TCK 87/2-b’de düzenlenmiştir. Organ işlevinin yitirilmesi, kanun tarafından yaşam tehlikesine göre daha ağır bir yaptırıma bağlandığından somut olayda uygulanması gereken hüküm TCK 87/2-b’dir.

Bu nedenle TCK 86/1 uyarınca temel ceza belirlendikten ve silahla işleme nedeniyle TCK 86/3-e uygulandıktan sonra, organ işlevinin yitirilmesi nedeniyle TCK 87/2-b uyarınca artırım yapılması gerekir. Bundan sonra yaşam tehlikesi gerekçe gösterilerek TCK 87/1-d üzerinden ikinci bir artırım yapılamaz.

Yargıtay, birden fazla ağır neticenin varlığının temel ceza üzerinde etkili olması gerektiğini de belirtmiştir. Katılanın hem yaşam tehlikesi geçirmesi hem de organlarından birinin işlevini kalıcı olarak yitirmesi, meydana gelen zararın ağırlığını artırmaktadır. Bu nedenle TCK 61 uyarınca temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılması gerekir.

Bununla birlikte somut dosyada sanık aleyhine temyiz bulunmadığından, temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi bozma nedeni yapılmamıştır. Bu durum Yargıtay’ın uygulamayı doğru bulduğu anlamına gelmemektedir. Kararda açıkça, birden fazla ağır neticeye neden olan sanık hakkında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Yerel mahkemenin organ işlevinin yitirilmesine ek olarak yaşam tehlikesi nedeniyle yaptığı artırım sonuç cezayı değiştirmemiştir. Bu nedenle söz konusu uygulama hatası da somut hüküm bakımından bozma sebebi sayılmamış; sanık müdafiinin temyiz itirazları reddedilerek hüküm onanmıştır.

Karar, aynı fiilin TCK 87’nin farklı bentlerinde düzenlenen birden fazla sonucu meydana getirmesi hâlinde uygulanacak yöntemi ortaya koymaktadır. En ağır netice üzerinden tek artırım yapılmalı; diğer sonuçlar mükerrer artırıma yol açmamalı, fakat temel cezanın belirlenmesinde fiilin ağırlığını gösteren unsurlar olarak değerlendirilmelidir.

Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 03.05.2017, E. 2016/12369, K. 2017/5707.

TCK 87/2-b Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu

TCK 87/2-b Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
Somut Durum Yargıtay Nitelendirmesi Gerekçenin Özü
Tek gözde tam görme kaybı TCK 87/2-b Çift organdan birinin işlevini tümüyle kaybı yitirilmedir
Gözde ileri derecede ama kısmi görme azalması TCK 87/1-a İşlev sürüyorsa zayıflama söz konusudur
Dalağın alınması TCK 87/2-b yönünden değerlendirme Organın kaybı işlevin yitirilmesi sonucunu doğurur
İşitme cihazıyla telafi edilebilen kayıp Kesin rapor belirleyici Değerlendirme organın kendi işlevine göre yapılır
Kesin rapor alınmadan nitelendirme Eksik inceleme Yitirilme ancak nihai tıbbi tabloyla saptanır

Fıkranın diğer halleri için TCK 87/2-a iyileşme olanağı bulunmayan hastalık, TCK 87/2-c konuşma veya çocuk yapma yeteneğinin kaybı ile temel suç için TCK 86/3-b savunmasız kişiye karşı yaralama yazılarımızı inceleyebilirsiniz.

Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:

Sık Sorulan Sorular

TCK 87/2-b nedir?

TCK 87/2-b, kasten yaralamanın mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olmasını düzenler; TCK 86’ya göre belirlenen ceza iki kat artırılır.

Tek gözün kör olması hangi hükme girer?

Yargıtay uygulamasında tek gözde tam görme kaybı, görme duyusunun zayıflaması değil, o organın işlevinin yitirilmesi kabul edilir ve TCK 87/2-b uyarınca ceza iki kat artırılır.

TCK 87/2-b cezası ne kadar?

Ceza iki kat artırılır ve sonuç ceza, fiil 86/1 kapsamındaysa beş yıldan, 86/3 kapsamındaysa sekiz yıldan az olamaz; silahla işlenen fiillerde aralık sekiz yıldan başlayıp on üç yılı aşabilir.

İşlev yitirilmesi ile zayıflaması nasıl ayrılır?

İşlev tamamen ortadan kalkmışsa yitirilme (iki kat artırım), azalmış biçimde sürüyorsa zayıflama (bir kat artırım) söz konusudur; ayrım kesin raporla ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumu incelemesiyle yapılır.

Organ yerinde duruyorsa yitirilme olur mu?

Evet. Belirleyici olan anatomik varlık değil işlevdir; organ yerinde dursa bile hiç çalışmıyorsa işlev yitirilmiştir.

TCK 87/2-b şikayete tabi mi?

Hayır. Suç şikayete bağlı değildir, uzlaştırma uygulanmaz ve katalog suç kapsamında tutuklama nedeni var sayılabilir; üst sınıra göre dosya ağır ceza mahkemesinde görülebilir.

TCK 87/2-b davasında avukat desteği neden önemli?

Yitirilme ile zayıflama ayrımı bir kat ile iki kat artırım farkıdır; rapor sürecinin doğru yönetilmesi yılları belirler. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.

Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?

Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur ve yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ankara Barosuna kayıtlı olarak (Sicil No: 34507) Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosunun kurucu avukatı sıfatıyla ağırlıklı olarak ceza hukuku alanında çalışmakta; kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama dosyalarında müdafilik ve mağdur vekilliği görevi yürütmektedir. Bu yazı, TCK 87/2-b duyu veya organ işlevinin yitirilmesi konusundaki güncel Yargıtay içtihatları taranarak hazırlanmıştır ve bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya özgü hukuki danışmanlık yerine geçmez.

TCK 87/2-b Organ İşlevinin Yitirilmesi Suçlamasında Ankara Ceza Avukatı Desteği

Yaralama dosyalarında adli raporların doğru okunması, nitelendirme ve haksız tahrik tartışması sonucu yıllarla değiştirir. Tck 87 neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama rehberimizi inceleyebilir, dosyanız için Ankara ceza avukatı desteği alabilirsiniz.

Ankara Avukat

Avukat Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Ara