Ceza Hukuku
Trend

TCK 87/2-c Konuşma veya Çocuk Yapma Yeteneğinin Kaybolması

TCK 87/2-c Güncelleme Tarihi: 18 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa

TCK 87/2-c nedir? TCK 87/2-c, kasten yaralamanın mağdurun konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına neden olmasını düzenler. Konuşma yeteneğinin bütünüyle yitirilmesi ile üreme organlarına yönelik yaralanmalar sonucu çocuk sahibi olma yeteneğinin kalıcı kaybı bu kapsamdadır. Ceza iki kat artırılır ve sonuç ceza 86/1 halinde beş yıldan, 86/3 halinde sekiz yıldan az olamaz; tespit Adli Tıp incelemesiyle yapılır.

Kimi kayıplar yalnızca bugünü değil, kurulacak hayatları da alır götürür: Konuşabilme ve çocuk sahibi olabilme, insanın hem kendini hem geleceğini var etme yetenekleridir. Kanun koyucu, kastedilen yaralamanın öngörülebilir ağır sonuçlarını faile yükleyen neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu TCK 87 hükmünde düzenlemiştir; bu yazının konusu konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolması halidir.

Temel suçun yapısı için kasten yaralama suçu TCK 86 rehberimize bakabilirsiniz; bu yazıda hükmün şartlarını, ceza hesabını ve sekiz emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz.

TCK 87/2-c Nedir?

TCK 87/2-c, iki ayrı yeteneğin kalıcı kaybını aynı ağırlıkta cezalandırır. Konuşma yeteneğinin kaybı; ses tellerinin, dil yapısının veya konuşmayı yöneten merkezlerin hasarı sonucu mağdurun anlaşılır konuşma kurabilme imkanının bütünüyle ortadan kalkmasıdır ve birinci fıkradaki sürekli zorluğun ağır basamağıdır. Çocuk yapma yeteneğinin kaybı ise üreme organlarına veya üreme fonksiyonunu yöneten yapılara yönelik yaralanmalar sonucu, mağdurun biyolojik olarak çocuk sahibi olma imkanının kalıcı biçimde yitmesidir.

TCK 87 Kanun Metni

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 87. maddesinin yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama

Madde 87 – (1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,

b) Konuşmasında sürekli zorluğa,

c) Yüzünde sabit ize,

d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde beş yıldan az olamaz.

(2) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,

b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,

c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,

d) Yüzünün sürekli değişikliğine,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde beş yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde sekiz yıldan az olamaz.

(3) (Değişik: 6/4/2011-6217/18 md.) Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.

(4) Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Kapsam ve Ayrımlar

  • Kalıcılık şarttır: Her iki yetenekte de geçici kayıplar bent kapsamına girmez; tedavi süreci tamamlanmadan ve ileri tetkikler yapılmadan kalıcılık kabul edilemez.
  • Konuşmada zorluk ile kayıp: Mağdur güçlükle de olsa anlaşılır konuşabiliyorsa fiil TCK 87/1-b sürekli zorluk basamağında kalır; hiç konuşamıyorsa bu bent uygulanır.
  • Çocuk yapma yeteneğinde yaş ve durum: Değerlendirme mağdurun somut durumuna göre yapılır; yeteneğin kaybı üreme organının kaybıyla birlikte gerçekleşmişse organ kaybı ve yetenek kaybı iç içe geçer.
  • Çoklu neticede tek artırım: Aşağıda birebir verdiğimiz kararların gösterdiği gibi, aynı yaralanma hem bir organın kaybına hem çocuk yapma yeteneğinin yitmesine yol açmışsa artırım bir kez uygulanır; neticelerin çokluğu temel cezada gözetilir.

Ceza Nasıl Hesaplanır?

Hesap iki aşamalıdır: Önce fiil TCK 86 hükümlerine göre nitelendirilir; ardından TCK 87/2 uyarınca belirlenen ceza iki kat artırılır. Kanunun taban güvencesi bu fıkrada daha yüksektir: Sonuç ceza, fiil 86/1 kapsamındaysa beş yıldan, 86/3 kapsamındaysa sekiz yıldan az olamaz. Silahla işlenen fiillerde aralık fiilen sekiz yıldan başlayıp on üç yılı aşan seviyelere uzanır; infaz süresi hesaplama aracımızla sonuç cezanın infazını görebilirsiniz.

Şikayet, Tutuklama ve Yargılama

  • Şikayet ve uzlaştırma: Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama şikayete tabi değildir ve uzlaştırma kapsamında yer almaz; soruşturma kendiliğinden yürütülür.
  • Tutuklama: TCK 87 kapsamındaki fiiller CMK 100/3 katalog suçlarındandır; tutuklama nedeni var sayılabilir ve uygulamada tutuklama sık görülür.
  • Görevli mahkeme: Üst sınıra göre belirlenir: 86/3 kapsamındaki taban fiillerde üst sınır on yılı aştığından dosyalar ağır ceza mahkemesinde görülür; 86/1 tabanlı fiillerde asliye ceza mahkemesi görevlidir.
  • Kesin rapor şarttır: Ağır neticenin varlığı ilk raporla değil, iyileşme süreci tamamlandıktan sonra alınan kesin raporla ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumu incelemesiyle belirlenir; eksik raporla kurulan hükümler bozulmaktadır.
  • Haksız tahrik ve meşru savunma: Haksız tahrik indirimi ile meşru savunma bu dosyalarda da tam olarak uygulanır ve artırılmış cezayı köklü biçimde düşürebilir.

Avukata Sor: TCK 87/2-c Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim

Yeteneğin kalıcı biçimde kaybolduğu ancak ileri tıbbi incelemeyle saptanır; aynı olayda birden fazla ağır netice varsa artırımın nasıl uygulanacağı ayrıca teknik bir tartışmadır. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.

Avukata Sor

Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetlerimiz, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAUT) uyarınca ücrete tabidir.

TCK 87/2-c Yargıtay Kararları

Aşağıdaki sekiz emsal karar, bu hükmün sınırlarını uygulamada çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.

AV TÜFEĞİYLE YARALANAN MAĞDURUN HEM ÇOCUK YAPMA YETENEĞİ HEM DE BİR ORGANININ İŞLEVİ YİTİRİLMİŞSE HER İKİ NETİCE İÇİN AYRI AYRI ARTIRIM YAPILMAZ

Sanık, mağdura av tüfeğiyle ateş etmiş; meydana gelen yaralanma mağdurun çocuk yapma yeteneğini kaybetmesine ve organlarından birinin işlevini sürekli olarak yitirmesine neden olmuştur. Yerel mahkeme, eylemi silahla gerçekleştirilen neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama olarak nitelendirmiştir.

Mahkeme, temel yaralama fiili yönünden TCK 86/1’i, suçun silahla işlenmesi nedeniyle TCK 86/3-e’yi ve organ işlevinin yitirilmesi nedeniyle TCK 87/2-b’yi uygulamıştır. Ancak mağdurun çocuk yapma yeteneğinin de kaybolduğu tıbbi raporlarla belirlenmiş olmasına rağmen hükümde TCK 87/2-c ayrıca gösterilmemiştir.

Yargıtay, çocuk yapma yeteneğinin kaybolmasının TCK 87/2-c kapsamında bulunduğunu açıkça belirtmiştir. Bu netice, cinsel fonksiyonların yalnızca zayıflamasından veya üreme konusunda geçici bir güçlük yaşanmasından farklıdır. Ağırlaştırıcı nedenin uygulanabilmesi için üreme yeteneğinin kalıcı biçimde ortadan kalktığının uzman raporuyla belirlenmesi gerekir.

Somut olayda hem organ işlevinin yitirilmesi hem de çocuk yapma yeteneğinin kaybolması, TCK 87/2’nin aynı fıkrasında düzenlenen ve aynı artırım oranına bağlanan ağır neticelerdir. Bu nedenle her bir bent için ayrı ayrı iki kat artırım yapılması mümkün değildir. TCK 87/2 uyarınca artırım bir defa uygulanmalıdır.

Yargıtay, hükümde TCK 87/2-b gösterilmesine rağmen TCK 87/2-c’ye yer verilmemesini sonuca etkili görmemiştir. Çünkü çocuk yapma yeteneğinin kaybolması için ayrıca yeni bir artırım yapılması hâlinde aynı fiil ve aynı fıkra üzerinden mükerrer cezalandırma ortaya çıkacaktır. Bununla birlikte hükümde gerçekleşen bütün ağır neticelerin ve bunlara karşılık gelen bentlerin gösterilmesi, kararın açıklığı açısından daha doğru olacaktır.

Birden fazla ağır neticenin gerçekleşmesi cezanın belirlenmesinde tamamen etkisiz değildir. Mağdurun hem bir organının işlevini yitirmesi hem de çocuk yapma yeteneğini kaybetmesi, zarar ve neticenin ağırlığını önemli ölçüde artırmaktadır. Bu durum TCK 61 kapsamında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde dikkate alınmalıdır.

Yerel mahkeme ise meydana gelen iki ağır ve kalıcı sonuca rağmen TCK 86/1 uyarınca temel cezayı alt sınırdan belirlemiştir. Yargıtay, fiilin ağırlığıyla orantılı ve alt sınırdan uzaklaşan bir temel ceza tayin edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ancak sanık aleyhine temyiz bulunmadığından bu eksiklik bozma nedeni yapılmamıştır.

Karar, TCK 87/2-c’nin uygulama yöntemini iki yönüyle açıklamaktadır. Çocuk yapma yeteneğinin kaybı kesin tıbbi rapora dayanmalı; aynı eylemde TCK 87/2’nin birden fazla bendi gerçekleştiğinde artırım yalnızca bir kez yapılmalı, diğer ağır sonuçlar temel cezanın belirlenmesinde değerlendirilmelidir.

Yargıtay, hükümdeki hak yoksunluklarına ilişkin uygulamayı düzelttikten sonra mahkûmiyet kararını onamıştır. Böylece çocuk yapma yeteneğinin kaybolmasına rağmen TCK 87/2-c’nin ayrıca yazılmamasının, TCK 87/2-b’nin uygulanmış olması nedeniyle sonuç cezayı değiştirmediği kabul edilmiştir.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 14.10.2014, E. 2013/1777, K. 2014/4463.

MAĞDURUN KONUŞMA VEYA ÇOCUK YAPMA YETENEĞİNİ KAYBETMESİ EYLEMİN MUTLAKA TCK 87/2-C KAPSAMINDA KALACAĞI ANLAMINA GELMEZ; ÖLDÜRME KASTI VARSA ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜSTEN HÜKÜM KURULUR

Sanık hakkında nitelikli yağma ve mağdurda TCK 87/2-c kapsamındaki ağır neticeyi meydana getiren silahlı yaralama eylemleri nedeniyle kamu davası açılmıştır. İlk derece mahkemesi, yağma suçunun yanında eylemin neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama oluşturduğunu kabul etmiştir.

İlk derece mahkemesi yaralama fiili yönünden TCK 86/1, suçun silahla işlenmesi nedeniyle TCK 86/3-e ve mağdurun konuşma veya çocuk yapma yeteneklerinden birini kaybetmesi nedeniyle TCK 87/2-c hükümlerini uygulamıştır. Sanık hakkında bu suçtan sekiz yıl on altı ay on beş gün hapis cezası belirlenmiştir.

Kararın yayımlanan bölümünde TCK 87/2-c kapsamındaki ağır neticenin konuşma yeteneğinin mi yoksa çocuk yapma yeteneğinin mi kaybı olduğu ayrıntılı olarak gösterilmemiştir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesinin kesin tıbbi neticeyi TCK 87/2-c kapsamında kabul ettiği ve cezayı bu bent üzerinden belirlediği anlaşılmaktadır.

Bölge adliye mahkemesi, eylemin yalnızca meydana gelen tıbbi neticeye göre nitelendirilemeyeceğini kabul etmiştir. Sanığın saldırıyı gerçekleştirme amacı, eylemin yağma suçuyla bağlantısı, kullanılan silah ve mağdurun hayatta kalmasını sağlayan koşullar birlikte değerlendirilmiştir.

Bu değerlendirme sonucunda sanığın fiilinin bir suçu gizlemek, suç delillerini ortadan kaldırmak veya başka bir suçun işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla gerçekleştirilen kasten öldürmeye teşebbüs oluşturduğu kabul edilmiştir. İlk derece mahkemesinin TCK 87/2-c kapsamında kurduğu ağırlaşmış yaralama hükmü kaldırılmıştır.

Sanık hakkında TCK 82/1-h ve TCK 35 hükümleri uyarınca nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan on üç yıl dört ay hapis cezasına hükmedilmiştir. Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin suç vasfına ilişkin bu değerlendirmesinde hukuka aykırılık görmemiştir.

Kararın ortaya koyduğu temel ilkeye göre, mağdurun konuşma veya çocuk yapma yeteneğinin kaybolması yalnızca eylemin meydana getirdiği maddi neticeyi göstermektedir. Failin kastının öldürmeye yönelik olduğu tespit edilirse olay neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama kapsamında değerlendirilemez. Bu durumda ağır yaralanma, öldürmeye teşebbüs suçunun meydana getirdiği zarar ve tehlikenin derecesinin belirlenmesinde dikkate alınır.

Aynı mağdura yönelik tek eylem hem öldürmeye teşebbüs hem de TCK 87/2-c kapsamında yaralama olarak ayrı ayrı cezalandırılamaz. Öldürme kastıyla gerçekleştirilen saldırı sonucunda mağdur hayatta kalmış ve konuşma ya da çocuk yapma yeteneğini kaybetmişse, fiil öldürmeye teşebbüs suçu içinde değerlendirilir. Kalıcı yetenek kaybı ise teşebbüs nedeniyle yapılacak indirimin oranında belirleyici olur.

Yargıtay, sanık müdafiinin eylemin yaralama kapsamında kaldığına ve öldürme kastının bulunmadığına ilişkin temyiz sebeplerini reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesinin nitelikli öldürmeye teşebbüs ve nitelikli yağma suçlarına ilişkin hükümleri onanmıştır.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 21.09.2022, E. 2022/1620, K. 2022/7146.

İŞ KAZASI SONUCUNDA KONUŞMA YETENEĞİNİ KAYBEDEN İŞÇİ YÖNÜNDEN TEHLİKELİ İŞİN EĞİTİMSİZ VE DENETİMSİZ YAPTIRILMASI BİLİNÇLİ TAKSİR OLARAK DEĞERLENDİRİLMELİDİR

Katılan, bir prefabrik beton şirketinin büz imalathanesinde çalışmaktadır. Olay günü beton büz kalıbının forklift yardımıyla kaldırılması sırasında kalıp kancadan çıkmış ve katılanın göğüs ile çene bölgesine çarpmıştır. İş kazası sonucunda katılanda beyin kanaması dâhil son derece ağır sağlık sorunları meydana gelmiştir.

Katılanın dili yaralanmış, sağ tarafında güç kaybı oluşmuş ve uzun süre tedavi görmüştür. Sağlık kayıtlarında katılanın anlamsız sesler çıkarabildiği, konuşmasının ileri derecede bozulduğu, tekerlekli sandalye ve yürüme desteği kullandığı belirtilmiştir. Katılanın hafızasının da olaydan sonra ciddi biçimde etkilendiği tespit edilmiştir.

Soruşturma sırasında kolluk görevlileri tarafından düzenlenen tutanaklarda katılanın tıbbi durumu nedeniyle ifade veremediği belirtilmiştir. Katılanın eşi, iş kazası sonrasında eşinin hafızasını kaybettiğini, konuşamaz hâle geldiğini ve vücudunun sağ tarafını kullanamadığını beyan etmiştir.

Tedavi sürecinin tamamlanmasının beklenmesi üzerine 17 Aralık 2019 tarihli kesin adli muayene raporu düzenlenmiştir. Raporda katılanın yaralanmasının konuşma yeteneğinin kaybolmasına neden olduğu açıkça belirtilmiştir. Böylece sonuç, konuşmada sürekli zorluk düzeyinde kalmamış; TCK 87/2-c’de tanımlanan konuşma yeteneğinin tamamen kaybolması ağırlığına ulaşmıştır.

Olay kasten yaralama şeklinde gerçekleşmediği için sanıklar hakkında doğrudan TCK 87/2-c değil, bu ağır neticenin taksirli karşılığı olan TCK 89/3-c uygulanmıştır. Bununla birlikte karar, konuşma yeteneğinin kaybolmasının tıbben ve hukuken nasıl belirleneceğini göstermesi bakımından TCK 87/2-c uygulaması için de önem taşımaktadır.

Sanıklardan biri şirketin sahibi, diğeri ise katılanın amiri ve iş yerinde şef konumundadır. Bilirkişi raporunda şirket sahibinin birinci derecede, şefin ise ikinci derecede asli kusurlu olduğu; katılanın da tali kusurunun bulunduğu belirtilmiştir. Ancak mağdurun tali kusuru, işveren ve işveren vekilinin eğitim, denetim ve güvenlik yükümlülüklerini ortadan kaldırmamaktadır.

Yargıtay; yürütülen işin tehlikeli işler sınıfında bulunduğunu, bu işlerde mesleki eğitim almamış kişilerin çalıştırılamayacağını vurgulamıştır. Katılana yaptığı işe uygun mesleki eğitim verilmemiş, işin taşıdığı riskler anlatılmamış ve yeterli risk değerlendirmesi yaptırılmamıştır. Çalışmanın işçilerin kendi inisiyatifine bırakılması ve gerekli denetimin yapılmaması da kusurun ağırlığını artırmıştır.

Bu şartlar altında sanıkların ağır neticeyi öngörebilecek durumda oldukları hâlde gerekli önlemleri almamaları bilinçli taksir kapsamında değerlendirilmiştir. Bölge adliye mahkemesinin yalnızca basit taksir hükümlerini uygulaması ve bilinçli taksir nedeniyle artırım yapmaması eksik ceza tayini olarak kabul edilmiştir.

Yargıtay ayrıca bilinçli taksirle işlenen ve mağdurun konuşma yeteneğini kaybetmesine neden olan taksirle yaralama suçunun şikâyete bağlı olmadığını belirtmiştir. Katılanın sağlık durumu nedeniyle süresinde ifade verememesi veya şikâyet iradesini açıklayamaması üzerinden düşme kararı verilemeyeceği kabul edilmiştir.

Sonuç olarak bölge adliye mahkemesi kararı, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle bozulmuştur. Karar, konuşma yeteneğinin kaybının kesin ve iyileşme süreci tamamlandıktan sonra düzenlenen raporla belirlenmesi gerektiğini; “konuşmada zorluk” ile “konuşma yeteneğinin kaybı” ayrımının sonuç cezayı doğrudan etkilediğini göstermektedir.

Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 04.07.2023, E. 2021/8967, K. 2023/2394.

AV TÜFEĞİYLE CİNSEL BÖLGEYE ATEŞ EDİLEREK ÇOCUK YAPMA YETENEĞİNİN KAYBEDİLMESİ, SALDIRININ ÖZELLİKLERİNE GÖRE TCK 87/2-C DEĞİL NİTELİKLİ ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS OLUŞTURUR

Sanık, kardeşi olan mağdura av tüfeğiyle ateş etmiştir. Atış mağdurun cinsel bölgesine isabet etmiş ve son derece ağır, kalıcı sağlık sonuçları meydana getirmiştir. Sanığın eylemi sonucunda mağdur yaşam tehlikesi geçirmiştir.

Adli raporlarda mağdurun penisinde işlev ve duyu kaybı meydana geldiği belirlenmiştir. Bunun yanında sağ testisin tamamen kaybedildiği, sol testiste ise fonksiyon kaybı ve kısmi organ kaybı oluştuğu tespit edilmiştir. Yaralanma sonucunda mağdurun çocuk yapma yeteneği tamamen ortadan kalkmıştır.

Çocuk yapma yeteneğinin kaybı, tıbbi sonucu itibarıyla TCK 87/2-c kapsamında düzenlenmektedir. Ancak somut olayda suçun vasfı belirlenirken yalnızca meydana gelen ağır neticeye bakılmamıştır. Kullanılan silah, hedef alınan vücut bölgesi, atışın gerçekleştirilme biçimi ve sanığın mağdurla olan ilişkisi birlikte değerlendirilmiştir.

Yerel mahkeme sanığın eylemini kardeşe karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs olarak kabul etmiştir. Bu kapsamda TCK 82/1-d ve TCK 35 hükümleri uygulanmış; ayrıca olayın özelliklerine göre haksız tahrik ve takdiri indirim hükümleri değerlendirilmiştir.

Yargıtay, mağdurun cinsel bölgesine av tüfeğiyle ateş edilmesi, yaralanmanın yaşamı tehlikeye sokması ve vücutta çok ağır doku ve organ kayıpları meydana getirmesi karşısında öldürmeye teşebbüs nitelendirmesini yerinde bulmuştur. Çocuk yapma yeteneğinin kaybolmuş olması, eylemin yaralama suçuna dönüşmesini gerektirmemektedir.

Karara göre TCK 87/2-c, failin yaralama kastıyla hareket ettiği ancak fiilin mağdurun konuşma veya çocuk yapma yeteneğinin kaybına neden olduğu hâllerde uygulanır. Failin kastı öldürmeye yönelikse ve ölüm failin iradesi dışındaki nedenlerle gerçekleşmemişse, suç öldürmeye teşebbüstür. Ağır yaralanma sonuçları teşebbüs suçunun içinde değerlendirilir.

Mağdurun penis, testis ve üreme fonksiyonlarında meydana gelen kayıplar, TCK 35 uyarınca teşebbüs nedeniyle yapılacak indirimin oranının belirlenmesinde önem taşımaktadır. Teşebbüs aşamasında meydana gelen zarar ve tehlike ne kadar ağırsa, tamamlanmış suça ilişkin cezadan yapılacak indirimin de o ölçüde sınırlı tutulması gerekir.

Yargıtay, ilgili suç bakımından teşebbüs nedeniyle on üç yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası belirlenebilmesine rağmen cezanın en alt sınırdan tayin edilmesini yetersiz bulmuştur. Mağdurun yaşam tehlikesi geçirmesi, çocuk yapma yeteneğini kaybetmesi ve birden fazla organında kalıcı işlev kaybı oluşması karşısında alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği belirtilmiştir.

Bununla birlikte sanık aleyhine temyiz bulunmadığından eksik ceza tayini bozma nedeni yapılmamıştır. Sanığın meşru savunmaya ve suç vasfına ilişkin temyiz itirazları reddedilmiş; bozma sonrasında kurulan hüküm, ceza miktarına yönelik eleştiriyle birlikte onanmıştır.

Karar, çocuk yapma yeteneğinin kaybına neden olan eylemlerde kastın ayrıca belirlenmesi gerektiğini göstermektedir. Üreme yeteneğinin kaybı her olayda otomatik olarak TCK 87/2-c uygulanmasını sağlamaz; silahın niteliği, hedef bölge ve eylemin ağırlığı öldürme kastını ortaya koyuyorsa öldürmeye teşebbüs hükümleri uygulanır.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2014/2975, K. 2014/3913.

MAĞDURUN KONUŞMA YETENEĞİNİ KAYBETMESİNE NEDEN OLAN SOPALI SALDIRIDA TCK 87/2-C’NİN GÖSTERİLMEMESİ HUKUKA AYKIRIDIR

Olayda sanıklardan bir kısmı mağduru kollarından tutarak etkisiz hâle getirmiş, diğer sanıklar ise mağdurun baş ve vücut bölgelerine sopalarla vurmuştur. Sanıkların birlikte hareket ettikleri, mağdurun direncini kırdıkları ve saldırının gerçekleştirilmesi üzerinde ortak hâkimiyet kurdukları kabul edilmiştir.

Saldırı sonucunda mağdurda subdural hematom, yaşamı tehlikeye sokan yaralanma ve hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyen kemik kırıkları meydana gelmiştir. Bunun yanında mağdurun iyileşmesi mümkün olmayan bir hastalığa yakalandığı, organlarından birinin işlevini yitirdiği ve konuşma yeteneğini kaybettiği kesin sağlık raporlarıyla belirlenmiştir.

Mağdurun konuşma yeteneğinin tamamen ortadan kalkması, yalnızca konuşmasında güçlük yaşaması anlamına gelmemektedir. Bu nedenle meydana gelen netice TCK 87/1-b’deki “konuşmada sürekli zorluk” kapsamında değil, daha ağır sonucu düzenleyen TCK 87/2-c kapsamında değerlendirilmelidir.

Yargıtay, mağdurda aynı fiil sonucunda TCK 87’nin birden fazla bendine giren ağır neticelerin oluştuğunu belirlemiştir. Bu durumda her ağır netice için ayrı ayrı artırım yapılması mümkün değilse de gerçekleşen bütün neticelerin hükümde doğru biçimde gösterilmesi gerekir. Ayrıca meydana gelen zararların çokluğu ve ağırlığı, TCK 61 uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesini gerektirir.

Bazı sanıklar hakkında hüküm kurulurken TCK 87/2-a ve 87/2-c uygulanmış, ancak organ işlevinin yitirilmesini düzenleyen TCK 87/2-b gösterilmemiştir. Yargıtay bu eksikliği, hükmün esasını değiştirmediği sanıklar bakımından madde numarasını düzelterek gidermiş ve hükümleri düzeltilerek onamıştır.

Mağduru tutarak diğer sanıkların sopayla vurmasını kolaylaştıran sanıklar yönünden ise yalnızca yardım etme düzeyinde bir iştirak bulunmadığı kabul edilmiştir. Mağdurun etkisiz hâle getirilmesi, saldırının sürdürülmesi ve sonuç üzerinde ortak hâkimiyet kurulması nedeniyle bu kişilerin de müşterek fail olarak ağır neticelerden sorumlu oldukları belirtilmiştir.

Bu sanıklar bakımından TCK 87/2-a, 87/2-b ve 87/2-c kapsamındaki sonuçların tamamı dikkate alınmadan hüküm kurulması ve temel cezanın meydana gelen zararın ağırlığıyla orantısız biçimde belirlenmesi bozma nedeni yapılmıştır. Karar, özellikle konuşma yeteneği kaybının kesin raporla saptandığı hâllerde TCK 87/2-c’nin hükümde açıkça gösterilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 01.04.2014, E. 2013/287, K. 2014/2087.

BİRDEN FAZLA AĞIR NETİCENİN OLUŞTUĞU YARALAMADA CEZA DOĞRUDAN ALT SINIRA ÇIKARILAMAZ, ARTIRIMLAR SIRASIYLA VE DENETİME ELVERİŞLİ BİÇİMDE UYGULANMALIDIR

Sanığın silahla gerçekleştirdiği kasten yaralama sonucunda mağdurda TCK 87/2-a, 87/2-b ve 87/2-c kapsamına giren birden fazla ağır netice meydana gelmiştir. Böylece mağdur bakımından iyileşmesi mümkün olmayan hastalık veya benzeri ağır sağlık sonucu yanında organ işlevi ve konuşma ya da çocuk yapma yeteneği bakımından kalıcı kayıp oluşmuştur.

Yerel mahkeme, sanık hakkında TCK 86/1, 86/3-e ve 87/2-a-b-c hükümlerinin uygulanması gerektiğini kabul etmiştir. Bununla birlikte cezanın hangi aşamada, hangi oranla artırıldığı açıkça gösterilmeden sonuç ceza doğrudan kanuni alt sınıra çıkarılmıştır.

Yargıtay, cezanın belirlenmesinde her hükmün sırayla uygulanması gerektiğini vurgulamıştır. Öncelikle TCK 86/1 uyarınca temel ceza belirlenmeli, daha sonra suçun silahla işlenmesi nedeniyle TCK 86/3-e uyarınca yarı oranında artırım yapılmalıdır. Bundan sonra neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamaya ilişkin TCK 87/2-a, 87/2-b ve 87/2-c hükümleri gözetilerek iki kat artırım uygulanmalıdır.

Bu işlemler sonucunda bulunan ceza, karar tarihinde geçerli olan TCK 87/2-son hükmündeki alt sınırın altında kalıyorsa ancak o zaman cezanın kanuni alt sınıra yükseltilmesi gerekir. Yerel mahkemenin artırım işlemlerini göstermeksizin yalnızca ilgili maddeleri sıralayıp cezayı doğrudan sekiz yıla çıkarması, hükmün denetlenmesini engellemiştir.

Kararda bir fiilin birden fazla ağır neticeye neden olması durumunda her bent için birbirinden bağımsız artırımlar yapılamayacağı da kabul edilmiştir. TCK 87/2’deki sonuçlar aynı artırım oranına tabi olsa bile bunların tamamı hükümde gösterilmeli; meydana gelen neticelerin çokluğu ise temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak değerlendirilmelidir.

Konuşma veya çocuk yapma yeteneğinin kaybolduğu yönündeki tespit, kesin ve kalıcı bir kaybı ifade etmelidir. Sadece geçici konuşamama, tedavi sürecine bağlı iletişim güçlüğü veya üreme fonksiyonunda kesinleşmemiş azalma TCK 87/2-c’nin uygulanması için yeterli değildir. Hükmün bu bende dayandırılabilmesi için kalıcı kaybı ortaya koyan denetime elverişli adli rapor bulunmalıdır.

Yargıtay, ağır neticenin varlığını kabul eden maddi değerlendirmeden ziyade cezanın hesaplanma yöntemini hukuka aykırı bulmuştur. Böylece TCK 87/2-c’nin uygulanmasında yalnızca doğru bendin gösterilmesinin yeterli olmadığı; temel ceza, nitelikli hâl artırımı, ağır netice artırımı ve kanuni alt sınır denetiminin ayrı ayrı açıklanması gerektiğini belirtmiştir.

Kararda geçen sekiz yıllık alt sınır, karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun metnine ilişkindir. Sonraki kanun değişiklikleri nedeniyle yapılacak güncel uygulamada suç tarihi, lehe kanun karşılaştırması ve suçun TCK 86/1 ya da 86/3 kapsamında bulunması ayrıca değerlendirilmelidir.

Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 24.10.2019, E. 2019/12482, K. 2019/19438.

TAM KUSURLU SÜRÜCÜNÜN ÇOCUK YAPMA YETENEĞİNİ KAYBEDEN MAĞDURDA OLUŞTURDUĞU AĞIR NETİCE TEMEL CEZANIN ALT SINIRDAN ÖNEMLİ ÖLÇÜDE UZAKLAŞILARAK BELİRLENMESİNİ GEREKTİRİR

Sanığın tam kusurlu olarak neden olduğu trafik kazasında birden fazla kişi yaralanmıştır. Mağdurlardan birinde kemik kırığı, diğerinde ise yaşamı tehlikeye sokan yaralanma ile birlikte alt ekstremitelerde duyu ve motor fonksiyon kaybı meydana gelmiştir. Aynı mağdurun vücudunda kemik kırığı oluştuğu ve çocuk yapma yeteneğini kaybettiği de kesin sağlık raporuyla belirlenmiştir.

Olay taksirle gerçekleştirildiği için sanık hakkında doğrudan TCK 87/2-c değil, bu hükmün taksirli yaralama suçundaki karşılığı olan TCK 89 hükümleri uygulanmıştır. Bununla birlikte karar, çocuk yapma yeteneği kaybının cezanın belirlenmesindeki ağırlığını göstermesi bakımından TCK 87/2-c uygulaması açısından da önem taşımaktadır.

Birden fazla kişinin aynı kazada yaralanması nedeniyle sanık hakkında TCK 89/4 uygulanmıştır. Bu durumda her mağdur bakımından ayrı ayrı taksirle yaralama cezası kurulması yerine, birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma sonucuna bağlanan ceza aralığı esas alınmıştır. Ancak bu uygulama, mağdurlardan birinde meydana gelen çocuk yapma yeteneği kaybının cezanın bireyselleştirilmesinde dikkate alınmayacağı anlamına gelmemektedir.

Yargıtay, temel ceza belirlenirken yalnızca sanığın kusurlu olduğunun belirtilmesini yeterli görmemiştir. Sanığın tam kusurlu olması, yaralanan kişi sayısı ve meydana gelen sonuçların olağan bir yaralanmanın çok ötesinde bulunması birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle organ işlev kaybı ile çocuk yapma yeteneği kaybının aynı mağdurda gerçekleşmesi, zararın son derece ağır olduğunu göstermektedir.

Bu nedenle TCK 61 uyarınca temel cezanın alt sınırdan kayda değer biçimde uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Mahkemenin sanığın kusurunun yoğunluğu ve meydana gelen zararların ağırlığıyla orantılı bir ceza tayin etmemesi, Yargıtay tarafından hukuka aykırı bulunmuştur.

Bununla birlikte hüküm yalnızca sanık tarafından temyiz edilmiştir. Sanık aleyhine temyiz bulunmadığından, cezanın artırılmasını gerektiren bu hukuka aykırılık bozma nedeni yapılamamıştır. Aleyhe değiştirme yasağı nedeniyle eksik ceza tespiti belirtilmekle yetinilmiş ve mahkûmiyet hükmü onanmıştır.

Kararın TCK 87/2-c bakımından ortaya koyduğu pratik sonuç, çocuk yapma yeteneği kaybının sıradan bir yaralanma sonucu gibi değerlendirilemeyeceğidir. Bu neticenin kesin ve kalıcı olduğunun tıbbi raporla belirlenmesi şarttır. Belirlendikten sonra ise hem uygulanacak ağırlaşmış netice hükmünde hem de temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılmasında göz önünde bulundurulmalıdır.

Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 16.05.2014, E. 2013/18174, K. 2014/12063.

OLASI KAST İNDİRİMİ TCK 87/2-C KAPSAMINDAKİ AĞIRLAŞMIŞ NETİCEYE İLİŞKİN ARTIRIMLAR UYGULANDIKTAN SONRA YAPILMALIDIR

Sanık hakkında silahla ve olası kastla neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Uyuşmazlık, temel cezanın hangi hükme göre belirleneceği ve olası kast nedeniyle yapılacak indirimin ceza hesaplamasının hangi aşamasında uygulanacağı üzerinde toplanmıştır.

Yargıtay, ağırlaşmış neticenin meydana geldiği bir yaralamanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek hafif yaralama kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir. Bu nedenle temel cezanın TCK 86/2 yerine TCK 86/1 uyarınca belirlenmesi gerekir. Ağırlaşmış neticenin varlığı, fiilin kişi üzerindeki etkisinin basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olduğu kabulüyle bağdaşmaz.

Sanığın eylemi silahla gerçekleştirmesi nedeniyle temel ceza belirlendikten sonra TCK 86/3-e uyarınca artırım yapılmalıdır. Ardından mağdurda meydana gelen ağır netice nedeniyle TCK 87/2-c ve aynı fıkranın son cümlesindeki asgari ceza düzenlemesi gözetilmelidir.

Olası kast nedeniyle TCK 21/2 uyarınca yapılacak indirim ise bütün bu işlemlerden sonra uygulanmalıdır. Yerel mahkemenin önce TCK 86/2 üzerinden ceza belirlemesi ve henüz silah ile ağırlaşmış netice hükümlerini uygulamadan olası kast indirimine gitmesi, sonuç cezanın yanlış bir yöntemle hesaplanmasına neden olmuştur.

Yargıtay böylece ceza hesaplama sırasını; temel cezanın belirlenmesi, nitelikli hâl artırımı, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama artırımı, kanuni asgari cezanın denetlenmesi ve son olarak olası kast indiriminin uygulanması şeklinde kabul etmiştir. Mahkemenin bu sırayı hüküm fıkrasında açık ve denetime elverişli biçimde göstermesi gerekir.

Kararın yayımlanan metninde yaralanmanın niteliği açıklanırken “yüzde sabit iz” ifadesine yer verilmesine rağmen uygulama maddesi TCK 87/2-c-son olarak gösterilmiştir. Bu nedenle kararın TCK 87/2-c bakımından kullanılabilecek temel yönü, meydana gelen neticenin tıbbi sınıflandırılmasından ziyade olası kast indiriminin uygulanma sırasına ilişkin kabulüdür.

Bu ilkeye göre failin mağdurun konuşma veya çocuk yapma yeteneğini kaybetmesini doğrudan amaçlamaması, TCK 87/2-c’nin uygulanmasına tek başına engel değildir. Fail yaralama kastıyla hareket etmiş ve ağır netice bakımından en az taksir düzeyinde kusurlu bulunmuşsa TCK 23 ile TCK 87/2-c birlikte değerlendirilir. Ağır netice bakımından olası kast kabul edildiğinde ise TCK 21/2 indirimi, ağırlaşmış sonuç esas alınarak belirlenen ceza üzerinden yapılır.

Yargıtay, temel cezanın yanlış fıkradan belirlenmesi ve olası kast indiriminin kanuni sıraya aykırı biçimde uygulanması nedeniyle mahkûmiyet hükmünü bozmuştur. Karar, TCK 87/2-c kapsamındaki davalarda hüküm fıkrasının yalnızca sonuç cezayı değil, bütün artırım ve indirim aşamalarını ayrı ayrı göstermesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 04.03.2014, E. 2013/14823, K. 2014/8837.

TCK 87/2-c Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu

TCK 87/2-c Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
Somut Durum Yargıtay Nitelendirmesi Gerekçenin Özü
Üreme organına isabetle çocuk yapma yeteneğinin kaybı TCK 87/2-c Yetenek kalıcı biçimde ortadan kalkmıştır
Aynı olayda hem organ kaybı hem yetenek kaybı Tek artırım Artırım en ağır netice üzerinden bir kez uygulanır
Konuşmanın tamamen yitirilmesi TCK 87/2-c Kayıp, sürekli zorluktan ayrılır
Konuşmada kalıcı ama kısmi güçlük TCK 87/1-b Yetenek sürüyorsa fiil zorluk basamağında kalır
Kaybın kalıcılığı belirlenmeden hüküm Eksik inceleme İleri tetkik ve Adli Tıp incelemesi zorunludur

Fıkranın diğer halleri için TCK 87/2-b organ işlevinin yitirilmesi, TCK 87/2-d yüzün sürekli değişikliği ile temel suç için TCK 86/1 yazılarımızı inceleyebilirsiniz.

Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:

Sık Sorulan Sorular

TCK 87/2-c nedir?

TCK 87/2-c, kasten yaralamanın mağdurun konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına neden olmasını düzenler; TCK 86’ya göre belirlenen ceza iki kat artırılır.

Çocuk yapma yeteneğinin kaybı nasıl ispatlanır?

Üreme fonksiyonunun kalıcı biçimde yitirildiği; üroloji, kadın hastalıkları ve ilgili branş bulgularıyla birlikte Adli Tıp Kurumu incelemesiyle ortaya konulur. Geçici etkilenmeler bent kapsamına girmez.

TCK 87/2-c cezası ne kadar?

Ceza iki kat artırılır ve sonuç ceza, fiil 86/1 kapsamındaysa beş yıldan, 86/3 kapsamındaysa sekiz yıldan az olamaz.

Konuşma yeteneğinin kaybı ile konuşmada zorluk farkı nedir?

Zorlukta mağdur güçlükle de olsa konuşabilir ve ceza bir kat artırılır; kayıpta anlaşılır konuşma imkanı bütünüyle ortadan kalkmıştır ve ceza iki kat artırılır.

Aynı olayda hem organ kaybı hem yetenek kaybı varsa ceza iki kez mi artırılır?

Hayır. Artırım, en ağır netice üzerinden bir kez uygulanır; ancak birden fazla ağır neticenin varlığı temel cezanın belirlenmesinde aleyhe gözetilir.

TCK 87/2-c şikayete tabi mi?

Hayır. Suç şikayete bağlı değildir, uzlaştırma uygulanmaz ve katalog suç kapsamında tutuklama nedeni var sayılabilir.

TCK 87/2-c davasında avukat desteği neden önemli?

Kalıcılığın ispatı ve çoklu netice hesabı bu dosyaların teknik omurgasıdır; her ikisi de sonuç cezayı yıllarla değiştirir. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.

Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?

Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur ve yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ankara Barosuna kayıtlı olarak (Sicil No: 34507) Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosunun kurucu avukatı sıfatıyla ağırlıklı olarak ceza hukuku alanında çalışmakta; kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama dosyalarında müdafilik ve mağdur vekilliği görevi yürütmektedir. Bu yazı, TCK 87/2-c konuşma veya çocuk yapma yeteneğinin kaybolması konusundaki güncel Yargıtay içtihatları taranarak hazırlanmıştır ve bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya özgü hukuki danışmanlık yerine geçmez.

TCK 87/2-c Kapsamındaki Yaralama Suçlamasında Ankara Ceza Avukatı Desteği

Yaralama dosyalarında adli raporların doğru okunması, nitelendirme ve haksız tahrik tartışması sonucu yıllarla değiştirir. Tck 87 neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama rehberimizi inceleyebilir, dosyanız için Ankara ceza avukatı desteği alabilirsiniz.

Ankara Avukat

Avukat Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Ara