TCK 87/1-b Güncelleme Tarihi: 18 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa
TCK 87/1-b nedir? TCK 87/1-b, kasten yaralamanın mağdurun konuşmasında sürekli zorluğa neden olmasını düzenler. Ses tellerinin, dilin, çenenin veya konuşmayı yöneten sinir yapılarının hasar görmesi sonucu kalıcı konuşma güçlüğü doğmuşsa bu bent uygulanır ve TCK 86’ya göre belirlenen ceza bir kat artırılır. Konuşma yeteneğinin tamamen kaybolması halinde ise iki kat artırım öngören TCK 87/2-c devreye girer; ayrım kesin raporla yapılır.
İnsanın kendini ifade etme yeteneği, boğazdaki birkaç santimetrelik yapıya emanettir; oraya inen bir darbe, bir ömür boyu her cümlede hissedilir. Kanun koyucu, kastedilen yaralamanın öngörülebilir ağır sonuçlarını faile yükleyen neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu TCK 87 hükmünde düzenlemiştir; bu yazının konusu konuşmada sürekli zorluk halidir.
Temel suçun yapısı için kasten yaralama suçu TCK 86 rehberimize bakabilirsiniz; bu yazıda hükmün şartlarını, ceza hesabını ve dokuz emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz.
İçindekiler
TCK 87/1-b Nedir?
TCK 87/1-b, yaralamanın mağdurun konuşma işlevine kalıcı biçimde zarar vermesini ağırlaştırıcı netice sayar. Kapsama giren tipik durumlar; ses tellerinde hasar, dil ve çene yapısında kalıcı bozulma ile konuşmayı yöneten sinir hasarlarıdır. Zorluk kavramı dereceyi anlatır: Mağdur konuşabilmekte ancak kalıcı güçlük (kısık ses, bozuk telaffuz, kekemelik benzeri tablo) yaşamaktadır. Konuşma yeteneği tamamen kaybolmuşsa fiil 87/2-c basamağına yükselir.
TCK 87 Kanun Metni
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 87. maddesinin yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
Madde 87 – (1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;
a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
b) Konuşmasında sürekli zorluğa,
c) Yüzünde sabit ize,
d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına,
Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde beş yıldan az olamaz.
(2) Kasten yaralama fiili, mağdurun;
a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,
b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine,
Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde beş yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde sekiz yıldan az olamaz.
(3) (Değişik: 6/4/2011-6217/18 md.) Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.
(4) Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Konuşmada Sürekli Zorluk Nasıl Belirlenir?
- Süreklilik esastır: Ameliyat ve tedavi süreci tamamlandıktan sonra kalan tablo esas alınır; geçici ses kayıpları bent kapsamına girmez.
- Kesin rapor beklenir: Aşağıda birebir verdiğimiz kararların gösterdiği gibi, ilk raporda hafif görünen bir yaralanma dahi izlem sonunda bu bende taşınabilir; nitelendirme kesin rapor alınmadan yapılamaz.
- Zorluk ile kayıp ayrımı: Anlaşılabilir konuşma sürüyorsa zorluk (bir kat artırım), konuşma işlevi bütünüyle yitmişse TCK 87/2-c kapsamında kayıp (iki kat artırım) söz konusudur.
- Adli Tıp değerlendirmesi: Derecelendirme, kulak burun boğaz ve nöroloji bulgularıyla birlikte Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulunca yapılır.
Ceza Nasıl Hesaplanır?
Hesap iki aşamalıdır: Önce fiil, TCK 86 hükümlerine göre nitelendirilir ve temel ceza belirlenir; silah kullanımı veya 86/3 kapsamındaki kişiler söz konusuysa o artırımlar uygulanır. Ardından TCK 87/1 uyarınca belirlenen ceza bir kat artırılır. Kanun ayrıca taban güvence getirir: Sonuç ceza, fiil 86/1 kapsamındaysa üç yıldan, 86/3 kapsamındaysa beş yıldan az olamaz. Örneğin silahla işlenen ve bu ağır neticeyi doğuran yaralamada alt sınır fiilen beş yıldan başlar; infaz süresi hesaplama aracımızla sonuç cezanın infazını görebilirsiniz.
Şikayet, Tutuklama ve Yargılama
- Şikayet ve uzlaştırma: Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama şikayete tabi değildir ve uzlaştırma kapsamında yer almaz; soruşturma kendiliğinden yürütülür.
- Tutuklama: TCK 87 kapsamındaki fiiller CMK 100/3 katalog suçlarındandır; tutuklama nedeni var sayılabilir ve uygulamada tutuklama sık görülür.
- Görevli mahkeme: Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.
- Kesin rapor şarttır: Ağır neticenin varlığı ilk raporla değil, iyileşme süreci tamamlandıktan sonra alınan kesin raporla ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumu incelemesiyle belirlenir; eksik raporla kurulan hükümler bozulmaktadır.
- Haksız tahrik ve meşru savunma: Haksız tahrik indirimi ile meşru savunma bu dosyalarda da tam olarak uygulanır ve artırılmış cezayı köklü biçimde düşürebilir.
Avukata Sor: TCK 87/1-b Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim
Konuşma zorluğunun sürekliliği ve derecesi ancak uzun izlem ve kesin raporla belirlenir; ilk raporlarla kurulan hükümler bozulmaktadır. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.
Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetlerimiz, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAUT) uyarınca ücrete tabidir.
TCK 87/1-b Yargıtay Kararları
Aşağıdaki dokuz emsal karar, bu hükmün sınırlarını uygulamada çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.
KONUŞMADA SÜREKLİ ZORLUĞA NEDEN OLAN YARALAMA BASİT TIBBİ MÜDAHALEYLE GİDERİLEBİLECEK HAFİF YARALAMA SAYILAMAZ
Sanığın gerçekleştirdiği kasten yaralama fiili sonucunda mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinde sürekli zayıflama meydana gelmiş ve mağdurun konuşmasında sürekli zorluk oluşmuştur. Yerel mahkeme buna rağmen temel cezayı TCK 86/2’de düzenlenen basit yaralama hükmüne göre belirlemiştir.
TCK 86/2’nin uygulanabilmesi için yaralamanın kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması gerekir. Buradaki değerlendirme kullanılan tedavi yöntemine göre değil, yaralanmanın kişi üzerindeki objektif ağırlığına göre yapılmalıdır.
Konuşmada sürekli zorluk, geçici ses kısıklığı veya kısa süreli konuşma güçlüğü değildir. Yaralanmanın ardından mağdurun kelimeleri çıkarmakta, sesleri oluşturmakta veya anlaşılır şekilde konuşmakta kalıcı nitelikte güçlük yaşaması gerekir.
Bu netice, kanun koyucu tarafından TCK 87/1-b’de neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama olarak düzenlenmiştir. Kanunun açıkça ağır netice saydığı kalıcı bir konuşma bozukluğunun aynı zamanda basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir hafif yaralanma olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Yargıtay, TCK 87’deki ağır neticelerden biri gerçekleşmişse temel cezanın TCK 86/1 uyarınca belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir. TCK 87’deki artırım, TCK 86/1’e göre belirlenen temel ceza üzerinden yapılmalıdır.
Somut olayda organ işlevinin sürekli zayıflaması ile konuşmada sürekli zorluk birlikte meydana gelmiştir. Her iki sonuç da yaralanmanın basit tıbbi müdahale sınırını açıkça aştığını göstermektedir. Mahkemenin TCK 86/2’yi esas alması yaptırım sistemine aykırıdır.
TCK 86/2’nin uygulanması yalnızca temel cezanın daha düşük belirlenmesine neden olmaz; suçun şikâyete bağlılığı ve yaptırım türü bakımından da farklı sonuçlar doğurur. Bu nedenle yaralanmanın BTM ile giderilebilir olup olmadığı kesin ve denetlenebilir sağlık raporuyla belirlenmelidir.
Konuşmada sürekli zorluk tespit edildiğinde mağdurun ayrıca şikâyetçi olup olmadığına dayanılarak dava düşürülemez. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama şikâyete bağlı değildir ve kamu makamlarınca resen soruşturulup kovuşturulur.
Yargıtay, temel cezanın TCK 86/1 yerine TCK 86/2 uyarınca belirlenmesini eksik ceza tayini olarak kabul etmiştir. Hüküm, konuşmada sürekli zorluk ve organ işlevindeki kalıcı zayıflık sonuçlarının doğru hukuki nitelendirmeye yansıtılmaması nedeniyle bozulmuştur.
Karar, özellikle çene, dil, gırtlak, ses telleri ve dişlerde meydana gelen yaralanmalarda önem taşımaktadır. Bu bölgelerdeki yaranın dış görünüş itibarıyla küçük olması, konuşma fonksiyonunda kalıcı zorluk meydana gelmişse TCK 86/2’nin uygulanmasına imkân vermez.
Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 18.05.2021, E. 2021/7512, K. 2021/8263.
DİŞ VE ÇENE YARALANMALARINDA KONUŞMADA SÜREKLİ ZORLUK BULUNUP BULUNMADIĞI ÇELİŞKİSİZ KESİN RAPORLA BELİRLENMELİDİR
Karşılıklı yaralama olayında katılan sanıklar hakkında farklı sağlık kuruluşları tarafından birden fazla rapor düzenlenmiştir. Bu raporlar yaralanmaların ağırlığı ve meydana getirdiği sonuçlar konusunda birbiriyle uyumlu değildir.
Katılan sanıklardan birinin yaralanmasına ilişkin üniversite hastanesinin 23.01.2014 tarihli raporu, hüküm kurulmasına elverişli ve yeterli bulunmamıştır. Raporda yaralanmanın TCK 86 ve 87’deki ölçütler karşısındaki niteliği açıkça gösterilmemiştir.
Diğer katılan sanığın yaralanması hakkında Ereğli Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi ile Ereğli Devlet Hastanesi tarafından 08.01.2014 tarihinde düzenlenen raporlar arasında çelişki bulunmaktadır. Özellikle ağız ve diş bölgesindeki yaralanmanın konuşma fonksiyonuna etkisi kesin olarak belirlenmemiştir.
Yargıtay, diş ve çene yaralanmalarının yalnızca kırık veya yara sayısı üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir. Bu yaralanmalar çiğneme, konuşma, seslerin çıkarılması ve yüz görünümü üzerinde farklı sonuçlar meydana getirebilir.
Mahkemenin, raporların bir bölümünü kabul edip diğerlerini gerekçesiz şekilde dışlaması mümkün değildir. Raporlar arasındaki çelişki tıbbi uzmanlık yoluyla giderilmeli ve mağdurun kesin durumu belirlendikten sonra hukuki nitelendirme yapılmalıdır.
Yargıtay, katılan sanıklara ait bütün tedavi evraklarının, geçici ve kesin raporların dosyaya getirtilmesini gerekli görmüştür. Katılan sanıkların en yakın Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğüne sevk edilerek yeniden muayene edilmeleri gerektiği belirtilmiştir.
Düzenlenecek raporda yaralanmanın basit bir tıbbi müdahaleyle giderilip giderilemeyeceği açıkça gösterilmelidir. Bu belirleme, temel cezanın TCK 86/1 veya TCK 86/2 hükümlerinden hangisine göre tayin edileceğini doğrudan etkilemektedir.
Rapor ayrıca yaralanmanın mağdurun yaşamını tehlikeye sokup sokmadığını ve yüzünde sabit iz meydana getirip getirmediğini açıklamalıdır. Ağız ve çene bölgesindeki yaralar yüz sınırları içerisinde kaldığından sabit iz yönünden ayrı değerlendirme yapılması gerekir.
TCK 87/1-b bakımından en önemli husus, yaralanmanın konuşmada sürekli zorluğa neden olup olmadığıdır. Geçici konuşma güçlüğü ile kalıcı artikülasyon veya ses çıkarma bozukluğu birbirinden ayrılmalı; zorluğun tedaviyle giderilip giderilemeyeceği raporda belirtilmelidir.
Konuşmada sürekli zorluk, mağdurun konuşma yeteneğini tamamen kaybetmesi anlamına gelmez. Mağdur konuşabilmekle birlikte kelimeleri çıkarmakta, belirli sesleri oluşturmakta veya anlaşılır biçimde konuşmakta kalıcı güçlük yaşıyorsa TCK 87/1-b uygulanabilir.
Konuşma yeteneğinin tamamen kaybedilmesi durumunda ise TCK 87/1-b değil, daha ağır olan TCK 87/2-c gündeme gelir. Bu nedenle sağlık raporu, güçlük ile yetenek kaybı arasındaki ayrımı tereddüde yer bırakmayacak biçimde ortaya koymalıdır.
Yargıtay, mevcut raporların bu ölçütleri karşılamadığını kabul etmiştir. Tedavi belgeleri toplanmadan, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve kesin adli rapor alınmadan mahkûmiyet hükmü kurulmasını eksik inceleme sayarak kararı bozmuştur.
Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 08.03.2021, E. 2021/5726, K. 2021/3349.
KONUŞMADA SÜREKLİ ZORLUK İLE KEMİK KIRIĞININ BİRLİKTE MEYDANA GELMESİ TEMEL CEZADA ALT SINIRDAN UZAKLAŞMAYI GEREKTİRİR
Sanığın kasten yaralama eylemi sonucunda müştekinin vücudunda kemik kırığı meydana gelmiş ve konuşmasında sürekli zorluk oluşmuştur. Yaralanmanın niteliği, Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Kurulu ile Manisa Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporlarla belirlenmiştir.
Adli raporlarda kemik kırığının mağdurun hayat fonksiyonları üzerindeki etkisinin orta, ikinci derece olduğu açıklanmıştır. Bunun yanında yaralanmanın mağdurun konuşma fonksiyonunda geçici olmayan ve sürekli nitelik taşıyan bir güçlüğe neden olduğu tespit edilmiştir.
Yerel mahkeme, sanık hakkında TCK 86/1 uyarınca temel cezayı alt sınırdan belirlemiştir. Ardından konuşmada sürekli zorluk meydana gelmesi nedeniyle TCK 87/1-b hükmünü uygulamıştır.
Yargıtay, aynı yaralama fiiliyle TCK 87/1-b’deki konuşmada sürekli zorluk ile TCK 87/3’teki kemik kırığı neticelerinin birlikte meydana geldiğine dikkat çekmiştir. Bu durumda yaralamanın mağdur üzerindeki etkisi tek bir ağır netice gerçekleşen olaylara göre daha fazladır.
Birden fazla ağır neticenin bulunması her hüküm uyarınca art arda ve mükerrer artırım yapılacağı anlamına gelmez. Fail, en ağır yaptırımı gerektiren neticeye göre cezalandırılmalı; diğer ağır netice ise TCK 61 uyarınca temel cezanın belirlenmesinde değerlendirilmelidir.
TCK 61’e göre hâkim, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığını temel cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurmalıdır. Mağdurun hem kemik kırığına maruz kalması hem de konuşmasında kalıcı güçlük meydana gelmesi, alt sınırdan uzaklaşmayı gerektiren somut nedenlerdir.
TCK 3’teki orantılılık ilkesi de cezanın fiilin ağırlığıyla uyumlu olmasını gerektirir. Temel cezanın otomatik biçimde alt sınırdan belirlenmesi, birden fazla ağır netice meydana gelen yaralama ile daha hafif sonuç doğuran yaralama arasında yaptırım farkı bırakmayabilir.
Yargıtay, mahkemenin temel cezayı belirlerken yalnızca suçun kanuni adını göstermesini yeterli bulmamıştır. Konuşma güçlüğünün niteliği, kırığın derecesi ve mağdur üzerindeki toplam zarar değerlendirilerek hakkaniyete uygun ve sonuç cezayı etkileyecek ölçüde alt sınırdan uzaklaşılmalıdır.
Konuşmada sürekli zorluk bakımından mağdurun hiç konuşamaması şart değildir. Mağdur anlaşılabilir biçimde konuşabilmekle birlikte yaralanmadan önceki durumuna göre sesleri çıkarmakta, kelimeleri telaffuz etmekte veya akıcı konuşmakta kalıcı güçlük yaşıyorsa TCK 87/1-b uygulanır.
Konuşma yeteneğinin tamamen kaybedilmesi ise daha ağır bir netice olup TCK 87/2-c kapsamında değerlendirilir. Adli raporun zorluk ile yetenek kaybı arasındaki ayrımı açık ve denetlenebilir biçimde ortaya koyması gerekir.
Yargıtay, somut olayda raporların konuşmada sürekli zorluk ile orta dereceli kemik kırığını yeterli şekilde belirlediğini kabul etmiştir. Buna rağmen temel cezanın alt sınırdan tayin edilmesini eksik ceza tayini sayarak hükmü bozmuştur.
Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 01.07.2021, E. 2021/9137, K. 2021/11621.
ÇENEDEKİ ŞİKÂYET VE YÜZ KEMİKLERİNDEKİ KIRIKLAR TEK BAŞINA KONUŞMADA SÜREKLİ ZORLUK OLDUĞUNU GÖSTERMEZ
Sanıklar, katılanın evinde mobilya işi yapmıştır. Katılanın yapılan işi beğenmemesi üzerine taraflar arasında tartışma çıkmış; katılan ele geçirilemeyen bir su terazisiyle sanıklara vurarak onları basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir şekilde yaralamıştır.
Bunun üzerine sanıklar fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek ele geçirilemeyen çekiç ve su terazisiyle katılanın başına vurmuşlardır. Katılanın etmoid kemiğinde ve yüzünün sol tarafındaki çeşitli kemiklerde kırıklar meydana gelmiştir.
Etmoid kemiğin kafa tabanıyla ilişkili biçimde kırılması nedeniyle katılanın yaşamı tehlikeye girmiştir. Birden fazla kırığın müşterek etkisi, mağdurun hayat fonksiyonlarını ağır, altıncı derecede etkilemiştir.
Yaralanmanın iyileşme sürecinde mağdurun yüzünün sol tarafında kas atrofisi ve sol göz kapağında minimal hareket bozukluğu oluşmuştur. Bu değişikliklerin insanlar arasındaki normal konuşma mesafesinden ilk bakışta fark edilebilir nitelikte olduğu belirlenerek yüzde sabit iz kabul edilmiştir.
Katılan, muayene sırasında çenesine ilişkin bazı şikâyetlerini de dile getirmiştir. Bununla birlikte yapılan fizik muayenede çene hareketlerinde kısıtlılık görülmemiş ve konuşma fonksiyonunda kalıcı bir bozukluk tespit edilmemiştir.
Adli Tıp Kurumu raporunda yaralanmanın konuşmada sürekli zorluğa veya konuşma yeteneğinin kaybına neden olmadığı açıkça belirtilmiştir. Organlardan birinin işlevinde sürekli zayıflama veya yitirilme de saptanmamıştır.
Yargıtay, yüzdeki kırıkların ve çene bölgesindeki şikâyetlerin kendiliğinden TCK 87/1-b’nin uygulanmasını gerektirmediğini kabul etmiştir. Konuşmada sürekli zorluk, yalnızca yaranın bulunduğu anatomik bölgeye bakılarak varsayılamaz.
Bu ağır neticenin uygulanabilmesi için mağdurun konuşmasının olay öncesine göre kalıcı ve olumsuz biçimde değiştiğinin tıbbi olarak belirlenmesi gerekir. Telaffuz bozukluğu, kekemelik, sesleri çıkarmakta güçlük veya konuşmanın anlaşılırlığında kalıcı azalma gibi somut bulgular bulunmalıdır.
Mağdurun subjektif şikâyeti önemli olmakla birlikte tek başına yeterli değildir. Fizik muayene, konuşma değerlendirmesi ve gerektiğinde kulak burun boğaz, nöroloji, ağız ve çene cerrahisi veya dil ve konuşma uzmanlığı incelemeleriyle bu şikâyetin objektif karşılığı araştırılmalıdır.
Somut olayda adli rapor, suç tarihinden sonra gerekli sürenin geçmesinin ardından mağdur bizzat muayene edilerek düzenlenmiştir. Rapor adli tıp ölçütlerine uygun, ayrıntılı ve denetlenebilir bulunduğundan yeniden rapor alınmasını gerektiren bir çelişki olmadığı kabul edilmiştir.
Bu nedenle sanıklar; hayati tehlike, ağır kemik kırığı ve yüzde sabit iz sonuçlarından sorumlu tutulmuş, fakat konuşmada sürekli zorluk meydana gelmediği için TCK 87/1-b uygulanmamıştır. Yargıtay raporun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık görmemiştir.
Karar, ağız, çene ve yüz bölgesindeki her ağır yaralanmanın konuşmada sürekli zorluk oluşturmadığını göstermektedir. TCK 87/1-b’nin uygulanması için anatomik yaralanmaya ek olarak konuşma işlevindeki kalıcı güçlüğün kesin raporla kanıtlanması gerekir.
Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 13.06.2022, E. 2022/5478, K. 2022/4921.
KONUŞMADA SÜREKLİ ZORLUK BULUNMADIĞINI BELİRTEN RAPOR DAHİ TCK 86 VE 87’DEKİ BÜTÜN ÖLÇÜTLERİ AÇIK VE DENETLENEBİLİR BİÇİMDE GÖSTERMELİDİR
Sanıkların kasten yaralama suçundan mahkûmiyetlerine ilişkin dosyada mağdurun burun ve ağız bölgesinde yaralanmalar meydana gelmiştir. İlk raporda burun üzerinde ödem, üst dudakta parçalı kesi ve burun kemiğinde kırık şüphesi bulunduğu belirtilmiş; yüzde sabit iz ile yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilip giderilemeyeceğinin uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiği açıklanmıştır.
Daha sonra kulak burun boğaz uzmanı tarafından düzenlenen raporda mağdurun konuşmasında sürekli zorluk bulunmadığı, yüzünde sabit iz oluşmadığı, hayati tehlike geçirmediği ve yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olduğu bildirilmiştir. Aynı raporda burun kemiğinde kırık bulunduğu ve kırığın hayat fonksiyonları üzerindeki etkisinin hafif olduğu da ifade edilmiştir.
Yargıtay, raporda konuşmada sürekli zorluk bulunmadığının yazılmasını tek başına yeterli görmemiştir. Çünkü raporların kendi içerisinde ve birbirleriyle uyumlu olması; belirlenen her sonucun hangi muayene, bulgu ve tıbbi belgeye dayandığının anlaşılması gerekir. Özellikle burun kemiğindeki kırığın sayısal derecesinin açıkça belirtilmemesi, raporun TCK’nin 86 ve 87. maddeleri bakımından hüküm kurmaya elverişli olmasını engellemiştir.
Daireye göre yaralanmanın hukuki niteliğinin belirlenmesi hâkimin görevidir; ancak hâkim bu değerlendirmeyi bilimsel ve denetlenebilir bir adli rapora dayandırmak zorundadır. “Konuşmada sürekli zorluk yoktur” biçimindeki sonuç cümlesi, rapordaki diğer eksiklikleri kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle mağdura ait bütün tedavi belgelerinin, geçici ve kesin raporların getirtilmesi; belgelerin Adli Tıp Kurumu şube müdürlüğüne gönderilmesi ve mağdurun gerektiğinde yeniden muayene edilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Yeni raporda yaralanmanın TCK’nin 86 ve 87. maddelerinde sayılan her bir ölçüt yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi istenmiştir.
Alınacak raporda özellikle yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilip giderilemeyeceği, kemik kırığının hayat fonksiyonları üzerindeki sayısal etkisi, konuşmada sürekli zorluk veya konuşma yeteneğinin kaybı bulunup bulunmadığı, yüzde sabit iz ve hayati tehlike oluşturup oluşturmadığı açıkça gösterilmelidir.
Yargıtay, bu araştırmalar tamamlanmadan kurulan mahkûmiyet hükümlerini eksik incelemeye dayalı bulmuştur. Karar, TCK 87/1-b’nin uygulanması kadar uygulanmamasının da yeterli ve bilimsel bir rapora dayanması gerektiğini göstermektedir.
Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 25.02.2021, E. 2021/1438, K. 2021/2540.
KONUŞMA BOZUKLUĞUNUN YARALAMA EYLEMİNDEN KAYNAKLANIP KAYNAKLANMADIĞI AYRINTILI UZMAN RAPORUYLA BELİRLENMELİDİR
İncelenen uyuşmazlıkta mağdurda görülen konuşma güçlüğünün sanığın gerçekleştirdiği yaralama eyleminin sonucu olup olmadığı tartışılmıştır. Yargıtay, mağdurun yargılama sırasında konuşmakta zorlanmasının veya bu yönde şikâyette bulunmasının TCK 87/1-b’nin uygulanması bakımından tek başına yeterli olmadığını kabul etmiştir.
Konuşmada sürekli zorluk, mağdurun yaralamadan önce sahip olduğu konuşma yeteneğinin fiil sonucunda olumsuz yönde değişmesi anlamına gelir. Mağdur konuşmaya devam edebilmekle birlikte kelimeleri çıkarmakta, anlaşılır şekilde konuşmakta veya akıcı biçimde kendisini ifade etmekte sürekli güçlük çekmelidir.
Bununla birlikte konuşma bozukluğunun yaralama öncesinde bulunması, başka bir hastalıktan kaynaklanması veya geçici tedavi sürecinin doğal sonucu olması mümkündür. Bu ihtimaller araştırılmadan ağırlaştırıcı nedenin uygulanması, ağır neticeyle sanığın eylemi arasındaki nedensellik bağının varsayıma dayandırılması sonucunu doğurur.
Daire, konuşmadaki güçlüğün niteliği ve kaynağı konusunda ayrıntılı bir sağlık kurulu raporu alınması gerektiğini belirtmiştir. Raporda yalnızca “konuşma güçlüğü vardır” şeklinde bir sonuca yer verilmesi yeterli değildir. Konuşma işlevini etkileyen kafa içi değişiklikler, sinir sistemi, dil, çene, ağız boşluğu, ses telleri ve ilgili diğer anatomik yapılar değerlendirilmelidir.
Uzman raporunda mevcut bozukluğun yaralama fiiliyle tıbben ilişkilendirilip ilişkilendirilemeyeceği, tedaviyle ortadan kalkmasının mümkün olup olmadığı ve süreklilik gösterip göstermediği açıklanmalıdır. Ayrıca durumun TCK 87/1-b kapsamındaki konuşmada sürekli zorluk mu yoksa TCK 87/2-c kapsamındaki konuşma yeteneğinin kaybı mı oluşturduğu tereddütsüz biçimde belirlenmelidir.
Yargıtayın yaklaşımına göre süreklilik, konuşma güçlüğünün mutlaka ömür boyunca devam etmesi anlamına gelmez. Bununla beraber basit ve olağan bir tedaviyle kısa sürede ortadan kalkabilecek geçici ses kısıklığı, ağız içi şişlik veya ağrı nedeniyle konuşamama bu ağırlaştırıcı neden kapsamında kabul edilemez.
Eksik veya nedensellik bağını açıklamayan rapora dayanılarak TCK 87/1-b uygulanması mümkün olmadığı gibi, bu bendin koşullarının bulunmadığı sonucuna varılması da isabetli değildir. Öncelikle mağdurun tüm tedavi belgeleri toplanmalı, uzmanlık alanlarını kapsayan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, sanığın hukuki durumu bundan sonra belirlenmelidir.
Karar, konuşmada sürekli zorluğun hâkimin doğrudan gözlemiyle veya mağdurun soyut beyanıyla saptanamayacağını; ağır netice, süreklilik ve nedensellik bağının bilimsel incelemeyle kanıtlanması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2015/29217, K. 2016/9960.
BOĞAZ BÖLGESİNE BIÇAK SAPLANARAK KONUŞMADA SÜREKLİ ZORLUK VE BİRDEN FAZLA AĞIR NETİCEYE NEDEN OLUNMASI KASTEN ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS OLARAK DEĞERLENDİRİLEBİLİR
Sanık ile katılanın arkadaş oldukları, sanığın çalıştığı iş yerinde meydana gelen bir hırsızlık nedeniyle aralarında anlaşmazlık başladığı ve olay günü bu anlaşmazlık yüzünden tartıştıkları belirlenmiştir. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine katılanın taşıdığı bıçağı çıkartarak sanığa hamle yaptığı, sanığın ise olay yerindeki bıçağı ele geçirdiği kabul edilmiştir.
Sanık, önce bıçağın sapıyla katılanın kafa bölgesine vurmuş, ardından bıçağın kesici ve delici kısmını katılanın boğazına saplamıştır. Meydana gelen yaralanma katılanın duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, konuşmasında sürekli zorluğa, yüzünde sabit ize ve yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olmuştur.
İlk derece mahkemesi, sanığın eylemini silahla gerçekleştirilen neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama olarak kabul etmiştir. Bu nedenle sanık hakkında TCK’nin 86/1, 86/3-e ve aynı anda 87/1-a, 87/1-b, 87/1-c ve 87/1-d hükümleri uygulanarak mahkûmiyet kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi de tarafların istinaf başvurularını esastan reddetmiştir.
Yargıtay, meydana gelen neticelerin yalnızca TCK 87 kapsamındaki ağırlaştırıcı nedenler üzerinden değerlendirilmesini yeterli görmemiştir. Suçun hukuki niteliği belirlenirken taraflar arasındaki önceki anlaşmazlığın, kullanılan bıçağın öldürmeye elverişli olup olmadığının, darbenin yöneltildiği vücut bölgesinin ve meydana gelen yaranın ağırlığının birlikte ele alınması gerektiğini belirtmiştir.
Özellikle bıçağın insan vücudunun hayati bölgelerinden biri olan boğaza saplanması, failin kastının değerlendirilmesinde belirleyici kabul edilmiştir. Mağdurun hayatta kalmış olması, eylemin zorunlu olarak yaralama kastıyla gerçekleştirildiğini göstermez. Failin kullandığı araç, hedef aldığı bölge ve darbenin uygulanış şekli öldürme kastını ortaya koyabilir.
Mağdurda konuşmada sürekli zorluk meydana gelmesi TCK 87/1-b kapsamında ağır netice niteliğindedir. Tezde de açıklandığı üzere bu sonuç, mağdurun konuşma yeteneğini tamamen kaybetmesini değil, yaralamadan sonra konuşma yeteneğini kullanırken devamlı güçlük yaşamasını ifade eder. Dil, ses telleri, boğaz bölgesi veya sinir sisteminde oluşan hasarlar bu sonucu meydana getirebilir.
Ancak konuşmada sürekli zorlukla birlikte organ işlevinde sürekli zayıflama, yüzde sabit iz ve yaşamsal tehlike gibi birden fazla ağır sonuç ortaya çıkmışsa bu neticeler yalnız cezanın artırılması bakımından değil, failin öldürme kastının bulunup bulunmadığının belirlenmesi bakımından da değerlendirilmelidir. Somut olayda boğaz bölgesine bıçak saplanması ve ağır neticelerin birlikte meydana gelmesi, kastın öldürmeye yönelik olduğunu göstermiştir.
Yargıtay bu nedenlerle sanığın kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılması gerektiğini, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan kurulan hükmün suç vasfında yanılgıya dayandığını kabul ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur.
Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 30.04.2024, E. 2022/14373, K. 2024/3025.
KONUŞMADA SÜREKLİ ZORLUĞA YOL AÇAN BIÇAKLI SALDIRIDA MAĞDURUN TUTULMASI FİİL ÜZERİNDE ORTAK HÂKİMİYET KURULDUĞUNU GÖSTEREBİLİR
Katılan ile inceleme dışı sanığın arkadaş oldukları, iş yerinde meydana gelen hırsızlık nedeniyle aralarında anlaşmazlık çıktığı ve olay günü bu nedenle tartışmaya başladıkları tespit edilmiştir. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine katılanın bıçakla hamle yaptığı, bunun ardından olayın birlikte hareket eden birden fazla kişinin müdahil olduğu saldırıya dönüştüğü anlaşılmıştır.
Sanıklardan biri katılanın elini tutarken diğer sanık bıçağı ele geçirmiştir. Bıçağı alan sanık önce katılanın kafasına bıçağın sapıyla vurmuş, daha sonra bıçağın namlu kısmını katılanın boğazına saplamıştır. Diğer sanığın katılanın elini tutması, bıçaklı saldırının gerçekleştirilmesini kolaylaştırmıştır.
Saldırı sonucunda katılanın duyu veya organlarından birinin işlevi sürekli zayıflamış, konuşmasında sürekli zorluk oluşmuş, yüzünde sabit iz kalmış ve yaşamını tehlikeye sokan bir yaralanma meydana gelmiştir. İlk derece mahkemesi her iki sanığın eylemini TCK’nin 86 ve 87. maddeleri kapsamında neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama olarak nitelendirmiştir.
Yargıtay, katılanın elini tutan sanığın sorumluluğunun yalnızca yardım etme kapsamında değerlendirilemeyeceğine işaret etmiştir. Suçun icrası üzerinde diğer sanıkla birlikte hâkimiyet kurulması ve mağdurun direncinin kırılması, müşterek faillik değerlendirmesini gerektirmektedir. Her müşterek failin bıçağı bizzat kullanmış olması zorunlu değildir.
Daireye göre bir sanığın mağduru tutması, diğer sanığın ise hayati bölgeye bıçak darbesi yöneltmesi hâlinde eylemler birbirini tamamlamaktadır. Fiilin gerçekleştirilmesini sağlayan bu katkı, müşterek suç işleme kararıyla birleştiğinde TCK’nin 37. maddesi anlamında müşterek faillik meydana getirir.
Katılanın konuşmasında sürekli zorluk oluşması, TCK 87/1-b kapsamında ayrıca dikkate alınması gereken ağır bir neticedir. Konuşmada sürekli zorluk, mağdurun tamamen konuşamaz duruma gelmesinden farklıdır. Mağdur konuşabilmekte; ancak yaralama öncesine kıyasla ses çıkarma, kelimeleri telaffuz etme veya akıcı ve anlaşılır biçimde konuşma konusunda sürekli güçlük yaşamaktadır.
Bununla birlikte Yargıtay, boğaza yöneltilen bıçak darbesi sonucunda konuşmada sürekli zorluk, organ işlevinde zayıflama, yüzde sabit iz ve hayati tehlikenin birlikte meydana gelmesini yalnızca TCK 87 hükümleri çerçevesinde değerlendirmemiştir. Kullanılan aracın öldürmeye elverişliliği, hedef alınan vücut bölgesi ve meydana gelen ağır zararlar, sanıkların öldürme kastıyla hareket ettiklerini göstermiştir.
Bu nedenle mağdurun elini tutarak saldırının gerçekleştirilmesini sağlayan sanığın da diğer sanıkla birlikte kasten öldürmeye teşebbüs suçundan sorumlu tutulması gerektiği kabul edilmiştir. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan verilen mahkûmiyet, suç vasfında yanılgı bulunması nedeniyle bozulmuştur.
Karar, konuşmada sürekli zorluğun bazı olaylarda yalnızca TCK 87/1-b kapsamında ceza artırımı doğurmayacağını; saldırının biçimi ve diğer ağır sonuçlarla birlikte failin öldürme kastını ortaya koyan önemli bir ölçüt olarak da değerlendirilebileceğini göstermektedir.
Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 30.04.2024, E. 2023/3567, K. 2024/3026.
MAĞDURDA KONUŞMADA SÜREKLİ ZORLUK BULUNMADIĞI HÂLDE TCK 87/1-B’NİN YAZILMASI MADDİ HATA NİTELİĞİNDEDİR
Sanık hakkında kasten yaralama, tehdit ve hakaret suçlarından hükümler kurulmuştur. Yaralama eyleminin silahla gerçekleştirildiği ve mağdurun yaşamını tehlikeye sokan bir netice meydana getirdiği kabul edilmiştir.
Yerel mahkeme, kasten yaralama suçuna ilişkin hüküm fıkrasında ağır neticeyi düzenleyen kanun maddesini TCK 87/1-b olarak göstermiştir. Oysa dosyadaki kabul, mağdurun konuşmasında sürekli zorluk meydana gelmesi değil, yaralanmanın mağdurun yaşamını tehlikeye sokmasıdır.
Yargıtay, TCK 87/1-b’nin yalnızca yaralama sonucunda mağdurun konuşma yeteneğini kullanmakta sürekli güçlük çekmesi hâlinde uygulanabileceğini ortaya koymuştur. Mağdurun yaşamını tehlikeye sokan yaralanmalar ise TCK 87/1-d kapsamında bulunmaktadır. Bu iki bent aynı artırım oranını öngörse de farklı ağır neticeleri düzenlemektedir.
Tezde de açıklandığı üzere konuşmada sürekli zorluk, mağdurun konuşma yeteneğini tamamen kaybetmesi anlamına gelmez. Mağdur konuşabilmekte ancak yaralamadan önceki durumuna kıyasla kelimeleri söylemekte, akıcı konuşmakta veya anlaşılır biçimde kendisini ifade etmekte devamlı güçlük yaşamaktadır. Bu sonucun yaralama eyleminden kaynaklandığı da tıbbi raporla belirlenmelidir.
Somut olayda bu nitelikte bir konuşma bozukluğu saptanmamıştır. Bu nedenle TCK 87/1-b’nin uygulanmasını gerektiren maddi koşullar oluşmamıştır. Hükümde bu bendin yazılması, mağdurun gerçek yaralanma sonucuyla uyuşmamaktadır.
Yargıtay, gerekçeli kararın ilgili hüküm fıkrasında TCK 87/1-d yerine TCK 87/1-b yazılmasını mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak değerlendirmiştir. Mahkemenin kabul ettiği ağır netice ve uygulanan artırım oranı açık olduğundan, söz konusu yanlışlık tek başına bozma nedeni yapılmamıştır.
Kararda ayrıca cezanın hesaplanma sırası açıklanmıştır. Öncelikle TCK 86/1 uyarınca temel ceza belirlenmeli, daha sonra suçun silahla işlenmesi nedeniyle TCK 86/3-e uygulanmalı ve bunun ardından mağdurun yaşamının tehlikeye girmesi nedeniyle TCK 87/1-d uyarınca artırım yapılmalıdır. Hesaplanan ceza, suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK 87/1’in kanuni alt sınırının altında kalıyorsa ilgili alt sınıra yükseltilmelidir.
Karar, hükümde yalnızca “TCK 87/1-b” ibaresinin yazılmasının bu ağırlaştırıcı nedeni oluşturmayacağını göstermektedir. Konuşmada sürekli zorluğun somut olarak gerçekleştiği, sürekli nitelik taşıdığı ve yaralama fiilinden kaynaklandığı tıbbi delillerle belirlenmedikçe bu bent uygulanamaz.
Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 16.01.2020, E. 2019/13928, K. 2020/1048.
TCK 87/1-b Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
| Somut Durum | Yargıtay Nitelendirmesi | Gerekçenin Özü |
|---|---|---|
| İlk raporda BTM denilen yaralanmada kalıcı konuşma zorluğu çıkması | TCK 87/1-b | Ağır netice belirlenince hafif yaralama hükmü uygulanamaz |
| Kalıcı ses kısıklığı ve telaffuz güçlüğü | TCK 87/1-b | Konuşma işlevi sürekli biçimde zorlaşmıştır |
| Konuşmanın tamamen kaybolması | TCK 87/2-c | Kayıp, zorluktan ayrılır ve iki kat artırım gerektirir |
| Geçici ses kaybı | Bent uygulanmaz | Süreklilik şartı gerçekleşmemiştir |
| Kesin rapor alınmadan hüküm kurulması | Eksik inceleme | Sürekliliğin tespiti nihai tıbbi tabloya bağlıdır |
Fıkranın diğer halleri için TCK 87/1-a organ işlevinin sürekli zayıflaması, TCK 87/1-c yüzde sabit iz ile temel suç için TCK 86/3-e silahla yaralama yazılarımızı inceleyebilirsiniz.
Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:
Sık Sorulan Sorular
TCK 87/1-b nedir?
TCK 87/1-b, kasten yaralamanın mağdurun konuşmasında sürekli zorluğa neden olmasını düzenler; TCK 86’ya göre belirlenen ceza bir kat artırılır ve sonuç ceza 86/1 halinde üç yıldan, 86/3 halinde beş yıldan az olamaz.
Konuşmada sürekli zorluk ne demek?
Mağdurun konuşma yeteneğinin devam etmekle birlikte kalıcı biçimde güçleşmesidir: kalıcı ses kısıklığı, telaffuz bozukluğu ve akıcılığın bozulması tipik örneklerdir. Tamamen konuşamama hali ise 87/2-c kapsamındadır.
Boğaza yönelik yaralamada hangi hüküm uygulanır?
Ses telleri veya konuşma yapılarında kalıcı hasar doğmuşsa TCK 87/1-b uygulanır; hasar konuşma yeteneğini bütünüyle ortadan kaldırmışsa TCK 87/2-c devreye girer. Belirleme kesin raporla yapılır.
Geçici ses kaybı bu bende girer mi?
Hayır. Tedaviyle düzelen ses kayıpları süreklilik şartını taşımaz; fiil, yaralanmanın niteliğine göre TCK 86 hükümleri üzerinden yargılanır.
İlk rapor hafif diyorsa dosya kapanır mı?
Hayır. Yargıtay, ilk rapordaki hafif nitelendirmeye rağmen izlem sonunda kalıcı konuşma zorluğu belirlenmişse cezanın bu bende göre artırılması gerektiğini kabul etmektedir.
TCK 87/1-b şikayete tabi mi?
Hayır. Suç şikayete bağlı değildir, uzlaştırma uygulanmaz ve katalog suç kapsamında tutuklama nedeni var sayılabilir.
TCK 87/1-b davasında avukat desteği neden önemli?
Kesin rapor sürecinin takibi ve zorluk ile kayıp ayrımının tartışılması, bir kat ile iki kat artırım arasındaki farkı belirler. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.
Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?
Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur ve yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ankara Barosuna kayıtlı olarak (Sicil No: 34507) Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosunun kurucu avukatı sıfatıyla ağırlıklı olarak ceza hukuku alanında çalışmakta; kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama dosyalarında müdafilik ve mağdur vekilliği görevi yürütmektedir. Bu yazı, TCK 87/1-b konuşmada sürekli zorluğa neden olan yaralama konusundaki güncel Yargıtay içtihatları taranarak hazırlanmıştır ve bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya özgü hukuki danışmanlık yerine geçmez.
TCK 87/1-b Kapsamındaki Yaralama Suçlamasında Ankara Ceza Avukatı Desteği
Yaralama dosyalarında adli raporların doğru okunması, nitelendirme ve haksız tahrik tartışması sonucu yıllarla değiştirir. Tck 87 neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama rehberimizi inceleyebilir, dosyanız için Ankara ceza avukatı desteği alabilirsiniz.