TCK 87/1-a Güncelleme Tarihi: 18 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa
TCK 87/1-a nedir? TCK 87/1-a, kasten yaralamanın mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olmasını düzenler. Görmede azalma, işitme kaybı, kol veya bacak hareketlerinde kalıcı kısıtlılık bu kapsamdadır. TCK 86’ya göre belirlenen ceza bir kat artırılır ve sonuç ceza 86/1 halinde üç yıldan, 86/3 halinde beş yıldan az olamaz. Zayıflamanın sürekli olduğu, iyileşme süreci tamamlanmadan ve kesin rapor alınmadan kabul edilemez.
Kavga biter, yaralar kapanır; ama mağdurun kolu artık eskisi gibi kalkmaz, gözü eskisi gibi görmez. Fiilin izi bedende kalıcılaştığında ceza da ağırlaşır. Kanun koyucu, kastedilen yaralamanın öngörülebilir ağır sonuçlarını faile yükleyen neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu TCK 87 hükmünde düzenlemiştir; bu yazının konusu duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması halidir.
Temel suçun yapısı için kasten yaralama suçu TCK 86 rehberimize bakabilirsiniz; bu yazıda hükmün şartlarını, ceza hesabını ve sekiz emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz.
İçindekiler
TCK 87/1-a Nedir?
TCK 87/1-a, netice sebebiyle ağırlaşmış yaralamanın ilk halidir: Yaralama, mağdurun duyularından (görme, işitme, koklama, tatma, dokunma) veya organlarından birinin işlevinin sürekli biçimde zayıflamasına yol açmıştır. Anahtar kavramlar zayıflama ve sürekliliktir: İşlev tamamen yok olmamış ama kalıcı olarak azalmıştır. İşlevin tamamen ortadan kalkması halinde fiil bir üst basamağa, iki kat artırım öngören 87/2-b hükmüne taşınır; bu iki basamak arasındaki çizgiyi yalnızca tıbbi raporlar çizebilir.
TCK 87 Kanun Metni
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 87. maddesinin yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
Madde 87 – (1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;
a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
b) Konuşmasında sürekli zorluğa,
c) Yüzünde sabit ize,
d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına,
Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde beş yıldan az olamaz.
(2) Kasten yaralama fiili, mağdurun;
a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,
b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine,
Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde beş yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde sekiz yıldan az olamaz.
(3) (Değişik: 6/4/2011-6217/18 md.) Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.
(4) Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Zayıflama Nasıl Belirlenir?
- Süreklilik şarttır: Tedaviyle veya zamanla giderilebilecek işlev kayıpları bent kapsamına girmez; Ceza Genel Kurulu, iyileşme süreci tamamlanmadan düzenlenen raporlara dayanılamayacağını kabul etmektedir.
- Tıbbi tetkik zorunludur: Sinir hasarlarında EMG gibi objektif tetkikler yapılmadan zayıflamanın varlığı ve derecesi saptanamaz; önerilen tetkik yapılmadan verilen rapor hükme esas alınamaz.
- Nihai durum esas alınır: Değerlendirme, yaralanmanın üzerinden yeterli süre geçtikten sonra, nihai tıbbi tabloya göre ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulunca yapılır.
- Zayıflama ile yitirilme ayrımı: Organ kısmen çalışıyorsa zayıflama, hiç çalışmıyorsa TCK 87/2-b kapsamında yitirilme söz konusudur; artırım oranı bu ayrıma göre bir kat ile iki kat arasında değişir.
Ceza Nasıl Hesaplanır?
Hesap iki aşamalıdır: Önce fiil, TCK 86 hükümlerine göre nitelendirilir ve temel ceza belirlenir; silah kullanımı veya 86/3 kapsamındaki kişiler söz konusuysa o artırımlar uygulanır. Ardından TCK 87/1 uyarınca belirlenen ceza bir kat artırılır. Kanun ayrıca taban güvence getirir: Sonuç ceza, fiil 86/1 kapsamındaysa üç yıldan, 86/3 kapsamındaysa beş yıldan az olamaz. Örneğin silahla işlenen ve bu ağır neticeyi doğuran yaralamada alt sınır fiilen beş yıldan başlar; infaz süresi hesaplama aracımızla sonuç cezanın infazını görebilirsiniz.
Şikayet, Tutuklama ve Yargılama
- Şikayet ve uzlaştırma: Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama şikayete tabi değildir ve uzlaştırma kapsamında yer almaz; soruşturma kendiliğinden yürütülür.
- Tutuklama: TCK 87 kapsamındaki fiiller CMK 100/3 katalog suçlarındandır; tutuklama nedeni var sayılabilir ve uygulamada tutuklama sık görülür.
- Görevli mahkeme: Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.
- Kesin rapor şarttır: Ağır neticenin varlığı ilk raporla değil, iyileşme süreci tamamlandıktan sonra alınan kesin raporla ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumu incelemesiyle belirlenir; eksik raporla kurulan hükümler bozulmaktadır.
- Haksız tahrik ve meşru savunma: Haksız tahrik indirimi ile meşru savunma bu dosyalarda da tam olarak uygulanır ve artırılmış cezayı köklü biçimde düşürebilir.
Avukata Sor: TCK 87/1-a Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim
Zayıflamanın sürekliliği tamamen tıbbi rapor sürecine bağlıdır; erken alınmış veya eksik tetkikli bir rapor cezayı bir kat artırabilir ya da haksız artırıma yol açabilir. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.
Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetlerimiz, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAUT) uyarınca ücrete tabidir.
TCK 87/1-a Yargıtay Kararları
Aşağıdaki sekiz emsal karar, bu hükmün sınırlarını uygulamada çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.
ORGAN İŞLEVİNDEKİ ZAYIFLAMANIN SÜREKLİ OLDUĞU YETERLİ TIBBİ İNCELEME VE İYİLEŞME SÜRECİ TAMAMLANMADAN KABUL EDİLEMEZ
Sanık ile mağdur aynı mahallede oturmaları nedeniyle birbirlerini tanımaktadır. Taraflar olaydan bir gün önce internet kafede sözlü olarak tartışmış, ertesi gün aynı yerde yeniden karşılaştıklarında tartışma kavgaya dönüşmüştür. Sanık, üzerinde taşıdığı ancak ele geçirilemeyen bıçakla mağduru sağ kalça ve sağ bacak bölgelerinden yaralamıştır.
Olaydan hemen sonra düzenlenen ilk raporda mağdurun sağ kalçasında ve sağ bacağında yaralar bulunduğu, ancak yaralanmanın hayati tehlike meydana getirmediği belirtilmiştir. Ortopedi uzmanı tarafından düzenlenen sonraki raporda ise sağ bacaktaki yaranın peroneal sinir hattına uyduğu, mağdurun ayak parmaklarıyla ayak bileğinde aktif hareket ve his kaybı bulunduğu tespit edilmiştir.
Uzman hekim, sinir yaralanmasının niteliğinin belirlenebilmesi için iyileşme sürecinin beklenmesi gerektiğini bildirmiştir. Ayrıca sinirdeki hasarın ve işlev kaybının objektif olarak değerlendirilebilmesi için belirli bir süre geçtikten sonra EMG incelemesi yapılması önerilmiştir.
Buna rağmen mağdur hakkında olaydan yaklaşık altı ay sonra düzenlenen raporda, organlarından birinin işlevinin sürekli zayıfladığı kabul edilmiştir. Yerel mahkeme bu raporu hükme esas alarak sanık hakkında TCK 86/1, 86/3-e ve 87/1-a hükümleri uyarınca mahkûmiyet kararı vermiştir.
Ceza Genel Kurulu, TCK 87/1-a’nın uygulanabilmesi için organ işlevindeki azalmanın yalnızca mevcut olmasının yeterli olmadığını belirtmiştir. İşlev zayıflığının sürekli nitelik taşıması gerekir. Tedaviyle veya doğal iyileşme süreciyle ortadan kalkabilecek geçici hareket ve his kayıpları bu bent kapsamında değerlendirilemez.
Peroneal sinir yaralanmasının ayak ve ayak bileği hareketleri üzerindeki nihai etkisi tıbbi uzmanlık gerektiren bir konudur. Mahkemenin yalnızca ilk muayene bulgularına veya iyileşme tamamlanmadan düzenlenen rapora dayanarak işlevin sürekli zayıfladığı sonucuna ulaşması mümkün değildir.
Ceza Genel Kurulu, uygulamada organ işlevindeki zayıflığın sürekliliğinin belirlenebilmesi için yaralanmadan sonra yeterli iyileşme süresinin geçmesi gerektiğini kabul etmiştir. Somut olayın niteliğine göre mağdurun olaydan en az on sekiz ay sonra yeniden muayene edilmesi ve gerekli nörolojik tetkiklerin yaptırılması gerekmektedir.
Mağdurun EMG incelemesi yapılmamıştır. Üstelik ilk uzman raporunda açıkça EMG tetkiki önerilmiş olmasına rağmen bu eksiklik tamamlanmadan ve olaydan itibaren yalnızca altı ay geçtikten sonra düzenlenen raporla sürekli işlev zayıflığı kabul edilmiştir. Kurul, bu raporu mahkûmiyet için yeterli bulmamıştır.
Kararda ayrıca haksız tahrik konusu da değerlendirilmiştir. Tarafların hem olaydan bir gün önce hem de olay günü karşılıklı olarak tartışmaları ve sanığın da kavga sırasında yaralanması karşısında ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı kesin biçimde belirlenememiştir. Bu şüphenin sanık lehine değerlendirilerek TCK 29’un uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.
Ceza Genel Kurulu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul etmiş ve Özel Dairenin onama kararını kaldırmıştır. Yerel mahkeme hükmü, hem sürekli işlev zayıflığını gösteren yeterli rapor alınmaması hem de haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle bozulmuştur.
Karar, uygulamada TCK 87/1-a bakımından yalnızca “organ işlevinin zayıfladığı” şeklindeki soyut raporun yeterli olmadığını göstermektedir. Raporun hangi organın etkilendiğini, işlev kaybının oranını, zayıflığın tedaviyle giderilip giderilemeyeceğini ve sürekli olup olmadığını gerekçeli olarak açıklaması gerekir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 10.11.2015, E. 2014/675, K. 2015/390.
AYNI YARALAMA ORGAN İŞLEVİNİN SÜREKLİ ZAYIFLAMASINA, HAYATİ TEHLİKEYE VE KEMİK KIRIĞINA NEDEN OLMUŞSA EN AĞIR SONUCU GEREKTİREN HÜKÜM UYGULANMALIDIR
Sanık, katılanı silah niteliğindeki bir araçla yaralamıştır. Adli raporlarla katılanın yaralanmasının yaşamını tehlikeye soktuğu, duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına yol açtığı ve ayrıca vücudunda kemik kırığı meydana getirdiği belirlenmiştir.
Yerel mahkeme, sanık hakkında TCK 86/1 uyarınca temel cezayı belirlemiş ve silahla işleme nedeniyle TCK 86/3-e’yi uygulamıştır. Daha sonra organ işlevinin sürekli zayıflaması ve yaşamı tehlikeye sokan durum nedeniyle TCK 87/1-a ve 87/1-d hükümleri kapsamında artırım yapmıştır.
Mahkeme, aynı yaralama sonucunda kemik kırığı da meydana geldiği gerekçesiyle TCK 87/3 uyarınca ayrıca artırım uygulamıştır. Böylece tek bir yaralama fiilinden kaynaklanan birden fazla ağır neticenin her biri ayrı ayrı ceza artırımı konusu yapılmıştır.
Yargıtay, tek fiille TCK 87’de düzenlenen birden fazla ağır neticenin meydana gelebileceğini kabul etmiştir. Organ işlevinin sürekli zayıflaması, yaşamı tehlikeye sokan durum ve kemik kırığı aynı yaralama fiilinin farklı sonuçları olarak birlikte gerçekleşebilir.
Ancak bu ağır neticelerin birlikte meydana gelmesi, her biri için peş peşe ve bağımsız artırım yapılmasını gerektirmez. Tek bir yaralama fiilinden doğan ağır neticeler bakımından fikrî içtima ve orantılılık ilkeleri gözetilmelidir.
TCK 87/1-a’daki organ işlevinin sürekli zayıflaması ile TCK 87/1-d’deki yaşamı tehlikeye sokan durum, aynı fıkrada ve aynı artırım oranına bağlı olarak düzenlenmiştir. Somut olayda bu iki ağır neticenin birlikte gerçekleşmesi, temel cezanın belirlenmesinde fiilin ağırlığını gösteren önemli bir ölçüt olmakla birlikte ayrı ayrı artırım yapılmasına imkân vermez.
Kemik kırığı ise TCK 87/3’te farklı bir artırım sistemiyle düzenlenmiştir. Bununla birlikte organ işlevinin sürekli zayıflaması daha ağır bir yaptırım sonucunu doğurduğundan fail hakkında en ağır cezayı gerektiren hükmün uygulanmasıyla yetinilmelidir.
Yargıtay bu nedenle sanık hakkında TCK 86/1, 86/3-e, 87/1-a ve 87/1-d hükümlerinin uygulanmasını yeterli görmüştür. Bu uygulamadan sonra kemik kırığı nedeniyle TCK 87/3 uyarınca ayrıca artırım yapılması, aynı yaralama fiilinin sonuçlarının mükerrer şekilde cezaya yansıtılması anlamına gelmektedir.
Bununla beraber ağır neticelerin sayısı tamamen etkisiz değildir. Organ işlevinin zayıflaması, hayati tehlike ve kemik kırığının birlikte meydana gelmesi; TCK 61’deki zarar ve tehlikenin ağırlığı ölçütü kapsamında temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılmasına gerekçe oluşturabilir.
Mahkeme böyle bir olayda önce TCK 86/1’e göre temel cezayı, gerçekleşen bütün zararları dikkate alarak orantılı biçimde belirlemelidir. Ardından varsa TCK 86/3’teki nitelikli hâli uygulamalı ve TCK 87’deki sonuçlar arasından en ağır yaptırımı gerektiren hükme göre artırım yapmalıdır.
Yargıtay, TCK 87/3’ün ayrıca uygulanması nedeniyle sanık hakkında fazla ceza tayin edildiği sonucuna ulaşmış ve mahkûmiyet hükmünü bozmuştur. Karar, özellikle adli raporda birden fazla ağır netice belirlenen yaralama dosyalarında ceza hesabının nasıl yapılacağını göstermesi bakımından önemlidir.
Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 11.04.2017, E. 2016/8968, K. 2017/4371.
ORGAN İŞLEVİNDEKİ KALICI AZALMA İŞLEVİN YİTİRİLMESİ DEĞİL SÜREKLİ ZAYIFLAMA OLARAK NİTELENDİRİLMELİDİR
Sanığın gerçekleştirdiği kasten yaralama fiili sonucunda katılanın vücudundaki bir organın işlevinde kalıcı azalma meydana gelmiştir. Yerel mahkeme, bu neticeyi organ işlevinin yitirilmesi olarak kabul ederek sanık hakkında daha ağır yaptırım içeren TCK 87/2 hükmünü uygulamıştır.
Dosyada bulunan Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalının raporunda ise yaralanmanın, katılanın duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olduğu açıkça belirtilmiştir. Raporda organın işlevini tamamen kaybettiği yönünde bir tespit bulunmamaktadır.
Yargıtay, TCK 87/1-a ile TCK 87/2-b arasında kesin bir ayrım yapılması gerektiğini belirtmiştir. Bir organın görevini eskisi kadar yerine getirememesi, işlevinde kalıcı bir azalma veya güçlük bulunması TCK 87/1-a kapsamındaki sürekli zayıflamayı ifade eder.
TCK 87/2-b’nin uygulanabilmesi için ise organın işlevinin yalnızca azalması yeterli değildir. İlgili organın görevini yerine getirme yeteneğinin tamamen veya işlevsel bakımdan yitirilmiş olması gerekir. Sürekli zayıflama ile işlevin yitirilmesi arasındaki ayrım, ceza miktarını doğrudan etkilediğinden varsayıma dayalı olarak belirlenemez.
Bu konuda esas alınması gereken ölçüt yaralanmadan önceki durum ile kesin rapor tarihindeki durum arasındaki işlevsel farktır. Organ işlevini sürdürmekle birlikte önceki kapasitesine göre kalıcı şekilde azalmışsa TCK 87/1-a; işlev tamamen ortadan kalkmışsa TCK 87/2-b uygulanmalıdır.
İşlev kaybının protez, yardımcı cihaz veya tıbbi araçla kısmen giderilebilmesi de organın biyolojik ve fizyolojik durumunu kendiliğinden değiştirmez. Mahkeme, dışarıdan sağlanan desteği değil, yaralanmanın organın doğal işlevi üzerinde meydana getirdiği kalıcı etkiyi değerlendirmelidir.
Somut olayda uzman raporu, neticeyi açıkça “işlevin sürekli zayıflaması” olarak nitelendirmiştir. Yerel mahkemenin bu rapora rağmen gerekçesini açıklamadan organ işlevinin yitirildiğini kabul etmesi tıbbi bulgularla örtüşmemektedir.
Yargıtay, mahkemenin tıbbi raporla belirlenen neticenin hukuki niteliğini tayin etme yetkisine sahip olduğunu kabul etmekle birlikte bu değerlendirmenin rapordaki somut bulgulara dayanması gerektiğini vurgulamıştır. Raporda yalnızca kısmi ve kalıcı işlev azalması belirlenmişse daha ağır olan işlev yitirilmesi hükmü uygulanamaz.
Ceza hukukunda şüpheli veya farklı yorumlanmaya elverişli tıbbi bulgular sanık aleyhine genişletilemez. Organın işlevini tamamen kaybettiği kesin olarak saptanmadan TCK 87/2-b uyarınca ceza verilmesi kanunilik ve kusurla orantılı ceza ilkelerine aykırılık oluşturur.
Yargıtay bu nedenlerle sanığın TCK 87/1-a ve ilgili alt sınır hükmü uyarınca cezalandırılması gerekirken TCK 87/2 uygulanarak daha fazla cezaya hükmedilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Yerel mahkeme kararı, sanığın kazanılmış hakkı da gözetilmek üzere bozulmuştur.
Karar, özellikle görme veya işitme kaybı, sinir hasarı, el ve ayak hareketlerindeki kısıtlılık gibi durumlarda önem taşımaktadır. Kesin raporda işlev kaybının oranı, kalıcılığı ve organın görevini tamamen mi yoksa kısmen mi yerine getiremediği açıkça gösterilmelidir.
Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 10.03.2014, E. 2013/21625, K. 2014/9803.
ŞAKALAŞMA SIRASINDA BIÇAĞIN MAĞDURUN BACAĞINA BİLİNÇLİ OLARAK SAPLANMASI DOĞRUDAN KASTLA ORGAN İŞLEVİNİ ZAYIFLATACAK ŞEKİLDE YARALAMADIR
Sanık ile katılan yakın arkadaştır. Olay günü karşılaştıklarında şakalaşmaya başlamışlar, taraflar arasındaki şakalaşma bir süre sonra karşılıklı küfürleşmeye dönüşmüştür. Bu sırada sanık, elindeki bıçağı katılanın bacağına saplayarak onu yaralamıştır.
Yaralanma sonucunda katılanın organlarından birinin işlevinde sürekli zayıflama meydana gelmiştir. Yerel mahkeme eylemi silahla kasten yaralama olarak kabul etmiş; ancak sanığın doğrudan kastla değil olası kastla hareket ettiği sonucuna ulaşarak TCK 21/2 uyarınca ceza indirimi yapmıştır.
Yargıtay, olası kastın uygulanabilmesi için failin neticeyi doğrudan istememekle birlikte meydana gelebileceğini öngörmesi ve neticeyi kabullenerek hareket etmesi gerektiğini belirtmiştir. Failin hareketi ve meydana getirmek istediği netice arasında doğrudan bir irade ilişkisi bulunuyorsa olası kasttan söz edilemez.
Sanığın bıçağı mağdurun bacağına bilerek saplaması, yaralama neticesini doğrudan gerçekleştirmeye yönelik bir harekettir. Bıçağın mağdurun vücuduna tesadüfen temas etmesi veya kontrolsüz bir hareket sonucunda yaralanma meydana gelmesi söz konusu değildir.
Tarafların başlangıçta şakalaşmaları da eylemin manevi unsurunu değiştirmemektedir. Şakalaşmanın küfürleşmeye dönüşmesinden sonra bıçağın mağdura bilinçli biçimde saplanması karşısında sanığın yaralama sonucunu istediği ve doğrudan kastla hareket ettiği kabul edilmelidir.
Organ işlevinin sürekli zayıflaması bakımından failin bu ağır neticeyi özellikle istemiş olması zorunlu değildir. TCK 23 gereğince, temel yaralama fiili kasten gerçekleştirildikten sonra ortaya çıkan ağır netice yönünden failin en azından taksir derecesinde kusurunun bulunması TCK 87/1-a’nın uygulanması için yeterlidir.
Yargıtay bu nedenle sanık hakkında TCK 21/2 uyarınca olası kast indirimi yapılmasını hukuka aykırı bulmuştur. Bıçaklama hareketinin bilinçli ve hedefe yönelmiş olması karşısında sanığın doğrudan kastla silahla kasten yaralama suçundan sorumlu tutulması gerekir.
Kararda ceza hesabına ilişkin başka bir hata da tespit edilmiştir. Sanık hakkında önce TCK 86/1 uyarınca temel ceza belirlenmeli, bıçağın silah niteliğinde olması nedeniyle TCK 86/3-e uyarınca artırım yapılmalı ve ardından TCK 87/1-a gereğince ceza bir kat artırılmalıdır.
Bu hesaplama sonunda bulunan ceza, suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK 87/1’in son cümlesindeki asgari miktarın altında kalıyorsa sonuç ceza kanuni alt sınıra yükseltilmelidir. Yerel mahkemenin daha düşük bir alt sınırı esas alması sanık hakkında eksik ceza belirlenmesine neden olmuştur.
Yargıtay ayrıca iddianamede yer almayan TCK 87/1’in alt sınır hükmünün sanık hakkında uygulanabilmesi için CMK 226 gereğince ek savunma hakkı tanınması gerektiğini belirtmiştir. Suçun hukuki niteliğinin ağırlaşması veya sonuç cezanın yükselmesi ihtimali bulunan hâllerde sanığın savunma hakkı korunmalıdır.
Katılanın sanığa küfrettiği yönündeki beyanı karşısında TCK 29’daki haksız tahrik hükümleri de tartışılmalıdır. Mahkemenin bu iddiayı değerlendirmeden ve haksız tahrikin uygulanıp uygulanmayacağını gerekçelendirmeden hüküm kurması yeterli görülmemiştir.
Yargıtay; doğrudan kast yerine olası kast kabul edilmesini, kanuni alt sınırın hatalı uygulanmasını, ek savunma hakkı verilmemesini ve haksız tahrik konusunun tartışılmamasını bozma nedeni saymıştır. Böylece hüküm, sanık ve katılanın temyiz istemleri üzerine bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 11.11.2019, E. 2019/12415, K. 2019/20385.
ORGAN İŞLEVİNİN SÜREKLİ ZAYIFLAMASI İDDİANAMEDE GÖSTERİLMEMİŞSE ALT SINIR HÜKMÜ UYGULANMADAN ÖNCE EK SAVUNMA HAKKI VERİLMELİDİR
Sanık, katılanı silahla yaralamış; fiil sonucunda katılanın duyularından veya organlarından birinin işlevinde sürekli zayıflama ve vücudunda kemik kırığı meydana gelmiştir. Yerel mahkeme sanığı silahla neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan mahkûm etmiştir.
İddianamede TCK 87/1’in sonuç cezaya ilişkin alt sınır hükmü gösterilmemiştir. Buna rağmen mahkeme, sanığa ek savunma hakkı vermeden bu hükmü uygulamış ve sonuç cezayı suç tarihinde geçerli olan kanuni alt sınıra yükseltmiştir.
Yargıtay, sanığın hangi fiil ve hangi ağırlaştırıcı hukuki nitelendirme nedeniyle yargılandığını bilmesinin savunma hakkının temel unsurlarından biri olduğunu belirtmiştir. Mahkeme fiilin hukuki nitelendirilmesiyle bağlı olmasa da sanık aleyhine sonuç doğuracak yeni bir hükmü sürpriz biçimde uygulayamaz.
TCK 87/1’in son cümlesi bağımsız bir suç tipi oluşturmamakla birlikte sonuç cezanın belirli bir miktardan az olmasını engellemektedir. Bu hükmün uygulanması ceza miktarını doğrudan artırabildiğinden, iddianamede gösterilmemişse CMK 226 uyarınca sanığa ek savunma hakkı tanınmalıdır.
Mahkemece sanığa uygulanması düşünülen hüküm açıklanmalı; savunmasını hazırlayabilmesi için talep etmesi hâlinde süre verilmeli ve sanığın beyanı alındıktan sonra karar kurulmalıdır. Müdafiin duruşmada hazır bulunması, sanığa açıkça ek savunma hakkı verildiği anlamına gelmez.
Yargıtay, cezanın hesaplanma sırasına ilişkin olarak da mahkemenin uygulamasını hatalı bulmuştur. Önce TCK 86/1 uyarınca temel ceza belirlenmeli, silahla işleme nedeniyle TCK 86/3-e uyarınca artırım yapılmalı ve bundan sonra TCK 87/1-a gereğince ceza bir kat artırılmalıdır.
Bu işlemler sonucunda bulunan ceza, suç tarihinde geçerli olan TCK 87/1’in son cümlesindeki asgari miktarın altında kalıyorsa sonuç ceza alt sınıra yükseltilmelidir. Mahkemenin ara hesaplamaları göstermeden doğrudan kanuni alt sınır üzerinden hüküm kurması TCK 61’deki uygulama sırasına aykırıdır.
Kararda adli rapor ile hükmün gerekçesi arasındaki çelişki de değerlendirilmiştir. Adli Tıp Kurumu raporunda yaralanmanın yaşamı tehlikeye sokmadığı belirtilmesine rağmen hüküm fıkrasında mağdurun hayati tehlike geçirdiği yazılmıştır. Gerekçede ise kemik kırığı ve organ işlevinin sürekli zayıflamasından söz edilmiştir.
Mahkûmiyet hükmünde hangi ağır neticenin gerçekleştiği açıkça belirtilmelidir. Organ işlevinin sürekli zayıflaması TCK 87/1-a’ya, yaşamı tehlikeye sokan durum ise TCK 87/1-d’ye karşılık gelir. Hüküm ve gerekçede farklı neticelere dayanılması, kararın denetlenmesini engelleyen bir çelişki meydana getirir.
Yargıtay ayrıca organ işlevinin sürekli zayıflaması ile kemik kırığının aynı olayda birleşmesi nedeniyle TCK 86/1’e göre belirlenecek temel cezada alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğini belirtmiştir. Birden fazla ağır neticenin bulunması, her hükümden ayrı ayrı artırım yapılmasını gerektirmese de fiilin ağırlığını artırmaktadır.
Haksız tahrik indiriminin oranı bakımından da kısa kararla gerekçe arasında uyumsuzluk tespit edilmiştir. Hükümde dörtte bir indirim yapıldığı hâlde gerekçede iki bölü dört oranından söz edilmesi, sonuç cezanın hangi değerlendirmeye göre belirlendiğini belirsiz hâle getirmiştir.
Yargıtay; ek savunma hakkının tanınmaması, temel cezanın orantılı belirlenmemesi, adli raporla hüküm arasında çelişki bulunması, ceza hesabının yanlış sırayla yapılması ve haksız tahrik oranındaki uyumsuzluk nedeniyle mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.
Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 02.05.2019, E. 2019/1814, K. 2019/9361.
ORGAN İŞLEVİNİN SÜREKLİ ZAYIFLAMASI İLE AĞIR KEMİK KIRIĞININ BİRLİKTE GERÇEKLEŞMESİ TEMEL CEZADA ALT SINIRDAN UZAKLAŞMAYI GEREKTİRİR
Sanığın gerçekleştirdiği yaralama fiili sonucunda mağdurun organlarından birinin işlevinde sürekli zayıflama meydana gelmiştir. Aynı yaralanma ayrıca mağdurun vücudunda hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyen kemik kırığına neden olmuştur.
Yerel mahkeme, sanık hakkında TCK 86/1 uyarınca temel cezayı kanuni alt sınırdan belirlemiştir. Eylemin silahla işlendiğini kabul ederek TCK 86/3-e’yi, organ işlevinin sürekli zayıflaması nedeniyle de TCK 87/1-a’yı uygulamıştır.
Yargıtay, aynı yaralama sonucunda hem organ işlevinin sürekli zayıflaması hem de ağır derecede kemik kırığı meydana gelmesinin fiilin zarar ve tehlike ağırlığını artırdığını belirtmiştir. Bu ağır neticelerin temel cezanın belirlenmesinde göz ardı edilmesi mümkün değildir.
TCK 61 uyarınca hâkim, suçun işleniş biçimini, kullanılan aracı, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını ve failin kastının yoğunluğunu dikkate almalıdır. TCK 86/1’deki alt ve üst sınırlar arasında temel ceza belirlenirken gerçekleşen ağır neticelerin sayısı ve niteliği de değerlendirilmelidir.
Organ işlevinin sürekli zayıflaması ile kemik kırığı TCK 87’nin farklı fıkralarında düzenlenmiştir. Fail hakkında en ağır yaptırımı gerektiren sonuç esas alınacak olsa da diğer ağır netice tamamen değersiz hâle gelmez. Diğer netice, temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılmasına gerekçe oluşturur.
Somut olayda kemik kırığının hayat fonksiyonları üzerindeki etkisi beşinci derece olarak belirlenmiştir. Bu derece, sıradan veya hafif bir kırığın ötesinde önemli bir bedensel zarar meydana geldiğini göstermektedir. Buna organ işlevindeki kalıcı azalma da eklendiğinde alt sınırdan temel ceza tayini orantılı değildir.
Yargıtay, birden fazla ağır neticenin ayrı ayrı artırım konusu yapılmasıyla temel cezada dikkate alınması arasındaki farkı ortaya koymuştur. Aynı ağır netice hem temel cezanın artırılmasında hem de nitelikli hâl olarak ikinci kez kullanılamaz; ancak farklı ağır neticelerden biri artırım hükmüne esas alınırken diğeri TCK 61 kapsamında değerlendirilebilir.
Kararda ceza hesabının sırası da incelenmiştir. Mahkemenin önce TCK 86/1’e göre temel ceza belirlemesi, ardından silahla işleme nedeniyle TCK 86/3-e artırımını ve organ işlevinin sürekli zayıflaması nedeniyle TCK 87/1-a artırımını uygulaması gerekir.
Bu işlemler sonucunda bulunan miktar, suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK 87/1’in son cümlesindeki kanuni alt sınırın altında kalırsa ceza bu sınıra yükseltilmelidir. Mahkemenin TCK 87/1-a’daki bir kat artırımı gerçekleştirmeden doğrudan asgari sonuç cezaya hükmetmesi, hesaplama yöntemine aykırıdır.
Somut olayda bu hesaplama hatası sonuç cezanın miktarını değiştirmediğinden tek başına bozma nedeni yapılmamıştır. Bununla birlikte Yargıtay, doğru uygulama sırasını açıkça göstererek mahkemelerin her artırım ve indirim aşamasını hükümde ayrı ayrı belirtmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi suretiyle eksik ceza verilmiş olmasına rağmen sanık aleyhine temyiz bulunmadığından bu husus da bozma nedeni yapılamamıştır. Ceza muhakemesindeki aleyhe değiştirme yasağı, sanığın yalnızca kendi başvurusu üzerine daha ağır bir hukuki sonuçla karşılaşmasını engellemektedir.
Yargıtay sonuç olarak sanık müdafiinin temyiz sebeplerini reddederek hükmü onamıştır. Bununla beraber kararda, iki ağır neticenin birleştiği benzer dosyalarda TCK 86/1’e göre temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılması gerektiği açık bir uygulama ilkesi olarak ortaya konulmuştur.
Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 15.10.2019, E. 2019/10756, K. 2019/18493.
KARDEŞİN MİNİBÜSLE YARALANMASI SONUCUNDA ORGAN İŞLEVİNİN ZAYIFLAMASI HÂLİNDE CEZA KANUNDAKİ HESAPLAMA SIRASINA GÖRE BELİRLENMELİDİR
Sanık, kardeşini minibüsle yaralamış; eylem sonucunda mağdurun vücudunda kemik kırığı meydana gelmiş ve organlarından birinin işlevi sürekli olarak zayıflamıştır. Yerel mahkeme, sanığı neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan mahkûm etmiştir.
Sanığın kardeşine karşı gerçekleştirdiği eylemde birden fazla ağırlaştırıcı neden bulunmaktadır. Mağdur ile sanığın kardeş olması TCK 86/3-a kapsamındaki nitelikli hâli, organ işlevindeki kalıcı azalma ise TCK 87/1-a kapsamındaki ağır neticeyi oluşturmaktadır. Ayrıca yaralama sonucunda kemik kırığı meydana gelmiştir.
Yargıtay, ceza hesabına TCK 86/1’e göre temel cezanın belirlenmesiyle başlanması gerektiğini belirtmiştir. Temel ceza tayin edilirken suçun işleniş biçimi, kullanılan araç, mağdurla sanık arasındaki yakınlık, meydana gelen zarar ve kastın yoğunluğu dikkate alınmalıdır.
Minibüsün yaralama eyleminde kullanılması, fiilin meydana getirdiği tehlikeyi artırmaktadır. Bunun yanında mağdurun organ işlevindeki sürekli zayıflama ile kemik kırığının birlikte gerçekleşmesi, temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılmasını gerektiren nedenlerdir.
Yerel mahkeme, TCK 86/1’e göre belirlediği bir yıl altı aylık temel cezayı kardeşe karşı işleme nedeniyle TCK 86/3-a uyarınca yarı oranında artırarak iki yıl üç aya çıkarmıştır. Daha sonra TCK 87/1-a gereğince bir kat artırım yaparak cezayı dört yıl altı ay olarak hesaplamıştır.
Suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK 87/1’in son cümlesi uyarınca bulunan ceza, nitelikli yaralama hâlinde öngörülen asgari sonuç cezanın altında kalmıştır. Bu nedenle mahkemenin hesaplanan cezayı kanuni alt sınıra yükseltmesi gerekmiştir.
Ancak yerel mahkeme, ara cezanın dört yıl altı ay olmasına ve uygulanması gereken kanuni sınırın beş yıl bulunmasına rağmen sonuç cezayı beş yıl altı ay olarak belirlemiştir. Yargıtay, kanuni alt sınır hükmünün mahkemeye bu sınırın üzerinde keyfî bir ceza belirleme yetkisi vermediğini ifade etmiştir.
Alt sınır hükmünün işlevi, yapılan artırım sonucunda bulunan cezanın kanunda belirtilen miktardan daha az olmasını engellemektir. Hesaplanan ceza kanuni sınırın altında kalıyorsa bu ceza yalnızca kanuni sınıra yükseltilmelidir. Daha yüksek bir miktara hükmedilecekse bunun TCK 61’deki ölçütlere dayanan ayrı ve yeterli bir gerekçesi bulunmalıdır.
Yargıtay, mahkemenin temel cezayı belirlerken birden fazla ağırlaştırıcı nedeni dikkate alarak alt sınırdan etkili biçimde uzaklaşabileceğini kabul etmiştir. Ancak temel ceza alt sınırdan belirlendikten ve artırımlar yapıldıktan sonra, kanuni alt sınır hükmüne dayanılarak hesap dışı bir fazlalık oluşturulamaz.
Karar, temel cezanın bireyselleştirilmesi ile sonuç ceza alt sınırının birbirinden farklı kurumlar olduğunu göstermektedir. Fiilin ağır özellikleri temel ceza aşamasında değerlendirilmelidir; TCK 87/1’in son cümlesi ise yalnızca hesaplama sonunda ortaya çıkan cezanın belirli bir miktarın altında kalmasını önler.
Yargıtay, sonuç cezanın suç tarihinde uygulanması gereken beş yıl yerine beş yıl altı ay olarak belirlenmesini fazla ceza tayini kabul etmiştir. Sanık müdafiinin temyiz itirazlarını yerinde görerek mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.
Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 11.09.2019, E. 2019/8843, K. 2019/15679.
ÇELİŞKİLİ SAĞLIK RAPORLARIYLA ORGAN İŞLEVİNİN SÜREKLİ ZAYIFLADIĞI VEYA YİTİRİLDİĞİ KABUL EDİLEMEZ
Katılanın yaralanmasına ilişkin olarak farklı sağlık kuruluşları tarafından birbiriyle uyumlu olmayan raporlar düzenlenmiştir. Eğitim ve Araştırma Hastanesinin raporunda yaralanmanın hem organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflamasına hem organ işlevinin yitirilmesine hem de mağdurun yüzünde sürekli değişikliğe neden olduğu belirtilmiştir.
Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 06.09.2017 tarihli raporunda ise mağdurun yüzünde sabit iz bulunduğu açıklanmıştır. Buna karşılık organ işlevinin sürekli zayıflayıp zayıflamadığı veya tamamen yitirilip yitirilmediği konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu raporlar, yaralanmanın hangi ağır neticeyi meydana getirdiği konusunda birbirinden farklı sonuçlar içermektedir. Bir rapor aynı anda hem işlev zayıflığından hem de işlev kaybından söz ederken diğer rapor yalnızca yüzde sabit iz bulunduğunu belirtmiştir.
Yargıtay, TCK 87/1-a’daki sürekli işlev zayıflığı ile TCK 87/2-b’deki işlev yitirilmesinin aynı organ bakımından eş zamanlı olarak kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Organ görevini kısmen ve kalıcı olarak sürdürüyorsa işlev zayıflığı; görevini tamamen kaybetmişse işlev yitirilmesi söz konusudur.
Aynı şekilde yüzde sabit iz ile yüzün sürekli değişikliği de farklı ağırlıkta sonuçlardır. Sabit iz kişinin yüz görünümünde kalıcı bir iz meydana getirirken yüzün sürekli değişikliği, fizyonomiyi belirgin biçimde değiştiren daha ağır bir neticeyi ifade eder.
Bu ayrımlar sonuç cezayı doğrudan etkilediğinden mahkemenin çelişkili veya gerekçesiz raporlardan birini seçerek hüküm kurması mümkün değildir. Tıbbi rapor, hangi yaralanmanın hangi organı etkilediğini ve işlev kaybının derecesini tereddüde yer bırakmayacak biçimde göstermelidir.
Yargıtay, mağdura ait bütün geçici ve kesin raporların, tedavi belgelerinin, film ve grafilerin dosyaya getirtilmesi gerektiğini belirtmiştir. Sağlık kuruluşlarının önceki değerlendirmeleriyle birlikte tüm tıbbi materyal İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilmelidir.
Adli Tıp Kurumundan alınacak raporda yaralanmanın TCK 87/1-a kapsamında organ işlevinin sürekli zayıflamasına mı, yoksa TCK 87/2-b kapsamında organ işlevinin yitirilmesine mi neden olduğu açıkça belirlenmelidir. İşlev kaybının oranı, kalıcılığı ve tedaviyle giderilme ihtimali somut bulgularla açıklanmalıdır.
Aynı raporda yaralanmanın TCK 87/1-c kapsamında yüzde sabit iz veya TCK 87/2-d kapsamında yüzün sürekli değişikliği oluşturup oluşturmadığı da incelenmelidir. Birden fazla ağır netice bulunuyorsa bunların her biri ayrı ayrı ve gerekçeli şekilde gösterilmelidir.
Mahkeme, kesin ve çelişkisiz rapor alındıktan sonra sanığın hukuki durumunu yeniden değerlendirmelidir. Organ işlevinin yalnızca zayıflaması hâlinde TCK 87/1-a; tamamen yitirilmesi hâlinde ise daha ağır olan TCK 87/2-b uygulanmalıdır.
Yargıtay, mevcut raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığını ve tıbbi tereddüt giderilmeden suç vasfının belirlenemeyeceğini kabul etmiştir. Eksik incelemeye dayanan hüküm bu nedenle bozulmuştur.
Karar, özellikle göz, kulak, el, ayak veya yüz bölgesindeki ağır yaralanmalarda raporlar arasında farklılık bulunması hâlinde uygulanabilecek önemli bir usul ilkesi ortaya koymaktadır. Mahkeme raporlar arasındaki çelişkiyi kendisi yorumlayarak gideremez; uzman kuruldan kesin, ayrıntılı ve denetime elverişli rapor almalıdır.
Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 26.04.2021, E. 2021/2768, K. 2021/7638.
TCK 87/1-a Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
| Somut Durum | Yargıtay Nitelendirmesi | Gerekçenin Özü |
|---|---|---|
| İyileşme süreci beklenmeden zayıflama tespiti | Eksik inceleme | Süreklilik ancak nihai tıbbi durumla belirlenebilir |
| Önerilen EMG tetkiki yapılmadan rapor düzenlenmesi | Eksik inceleme | Sinir hasarının niteliği tıbbi tetkiksiz saptanamaz |
| Kalıcı görme azalması | TCK 87/1-a | Duyulardan birinin işlevi sürekli zayıflamıştır |
| İşlev tamamen ortadan kalkmışsa | TCK 87/2-b | Yitirilme, zayıflamadan ayrılır ve iki kat artırım gerektirir |
| Zayıflamanın tedaviyle giderilebilir olması | Bent uygulanmaz | Geçici işlev kaybı süreklilik şartını taşımaz |
Fıkranın diğer halleri için TCK 87/1-b konuşmada sürekli zorluk, TCK 87/1-d yaşamı tehlikeye sokan yaralama ile temel suç için TCK 86/1 yazılarımızı inceleyebilirsiniz.
Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:
Sık Sorulan Sorular
TCK 87/1-a nedir?
TCK 87/1-a, kasten yaralamanın mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olmasını düzenler; TCK 86 hükümlerine göre belirlenen ceza bir kat artırılır.
Organ işlevinin sürekli zayıflaması ne demek?
Organ veya duyunun çalışmaya devam etmekle birlikte kapasitesinin kalıcı biçimde azalmasıdır: Görmede azalma, işitmede düşüş, eklem hareketlerinde kalıcı kısıtlılık tipik örneklerdir. İşlev tamamen yok olmuşsa zayıflama değil yitirilme söz konusudur.
TCK 87/1-a cezası ne kadar?
TCK 86’ya göre belirlenen ceza bir kat artırılır; sonuç ceza fiil 86/1 kapsamındaysa üç yıldan, 86/3 kapsamındaysa beş yıldan az olamaz. Silahla işlenen fiillerde alt sınır fiilen beş yıldır.
Zayıflama hangi raporla ispatlanır?
İyileşme süreci tamamlandıktan sonra alınan kesin raporla ve gerektiğinde EMG gibi objektif tetkiklerle ispatlanır. Yargıtay, erken tarihli veya tetkiksiz raporlarla kurulan hükümleri eksik inceleme nedeniyle bozmaktadır.
İşlev zayıflaması ile işlev kaybı arasındaki fark nedir?
Zayıflamada organ azalmış kapasiteyle de olsa çalışmaya devam eder ve ceza bir kat artırılır; yitirilmede işlev tamamen ortadan kalkar ve TCK 87/2-b uyarınca ceza iki kat artırılır.
TCK 87/1-a şikayete tabi mi?
Hayır. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama şikayete bağlı değildir, uzlaştırma uygulanmaz ve fiil katalog suç kapsamında olduğundan tutuklama nedeni var sayılabilir.
TCK 87/1-a davasında avukat desteği neden önemli?
Rapor sürecinin doğru yönetilmesi, tetkik eksiklerinin tespiti ve zayıflama ile yitirilme ayrımının tartışılması cezayı yıllarla değiştirir. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.
Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?
Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur ve yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ankara Barosuna kayıtlı olarak (Sicil No: 34507) Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosunun kurucu avukatı sıfatıyla ağırlıklı olarak ceza hukuku alanında çalışmakta; kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama dosyalarında müdafilik ve mağdur vekilliği görevi yürütmektedir. Bu yazı, TCK 87/1-a duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması konusundaki güncel Yargıtay içtihatları taranarak hazırlanmıştır ve bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya özgü hukuki danışmanlık yerine geçmez.
TCK 87/1-a Kapsamındaki Yaralama Suçlamasında Ankara Ceza Avukatı Desteği
Yaralama dosyalarında adli raporların doğru okunması, nitelendirme ve haksız tahrik tartışması sonucu yıllarla değiştirir. Tck 87 neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama rehberimizi inceleyebilir, dosyanız için Ankara ceza avukatı desteği alabilirsiniz.