Ceza Hukuku
Trend

TCK 86/3-b Kendini Savunamayacak Kişiye Karşı Kasten Yaralama

TCK 86/3-b Güncelleme Tarihi: 18 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa

TCK 86/3-b nedir? TCK 86/3-b, kasten yaralama suçunun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir. Küçük yaştaki çocuklar, ileri yaştaki kişiler, engelliler, hastalar ve uyku ya da baygınlık halindeki kişiler bu kapsamdadır. Ceza, şikayet aranmaksızın yarı oranında artırılır; savunmasızlık her olayda somut olarak değerlendirilir.

Hukukun en temel görevlerinden biri, kendini koruyamayanı korumaktır. Bir çocuğa, yatağa bağımlı bir hastaya veya uyuyan bir insana el kaldıran fail, mağdurun direnme imkansızlığını fiilinin aracı yapar. Kanun koyucu bu korumasızlığı kasten yaralama suçunun nitelikli hali sayarak TCK 86/3-b hükmünü getirmiştir.

Bu yazıda savunmasızlık kavramının sınırlarını, ispat yükünü ve sekiz emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz. Ağır neticeler için TCK 87 neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama rehberimiz de yol göstericidir.

TCK 86/3-b Nedir?

TCK 86/3-b, mağdurun olay anındaki fiili durumuna bağlı bir nitelikli haldir: Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı yaralama. Hükmün gerekçesi ikilidir: Bu kişilere karşı suç işlemek daha kolaydır ve toplumun bu kişileri koruma yükümlülüğü daha ağırdır. Savunmasızlık sürekli olabileceği gibi (engellilik, ileri yaş, ağır hastalık) geçici de olabilir (uyku, baygınlık, ağır sarhoşluk). Belirleyici olan etiket değil, mağdurun o anda fiilen direnme imkanının bulunup bulunmadığıdır.

TCK 86 Kanun Metni

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 86. maddesinin yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.

Kasten yaralama

Madde 86 – (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (Ek fıkra: 31/3/2005-5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 12/5/2022-7406/3 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı altı aydan az olamaz.

(3) Kasten yaralama suçunun;

a) Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,

b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

e) Silahla,

f) (Ek: 12/5/2022-7406/3 md.) Canavarca hisle,

İşlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır. (Ek cümle: 12/5/2022-7406/3 md.) (f) bendi bakımından verilecek ceza bir kat artırılır.

Kimler Savunmasız Sayılır?

  • Küçük yaştaki çocuklar: Yaş küçüklüğü savunma imkanını fiilen ortadan kaldırdığından bendin en tipik uygulama alanıdır; mağdur çocuklara ilişkin yargılamalarda ayrıca özel usuller devreye girer.
  • İleri yaş ve hastalık: Yargıtay yaşı tek başına yeterli saymaz; mağdurun olay anında fiilen kendini koruyup koruyamayacağının sağlık raporları ve tanık anlatımlarıyla belirlenmesini ister.
  • Bedensel ve zihinsel engel: Engelin savunma imkanına etkisi somut olarak ortaya konulmalıdır.
  • Geçici savunmasızlık: Uyuyan, bayılan veya iradesi dışında hareket edemeyecek durumda olan kişiler kapsamdadır; bu hal hırsızlıktaki paralel düzenlemeyle aynı mantığı taşır.

TCK 86/3-b Cezası Ne Kadar?

  • Temel halde: Bir yıldan üç yıla kadar olan ceza yarı oranında artırılır; sonuç aralık bir yıl altı aydan dört yıl altı aya uzanır.
  • Hafif yaralanmada: Ceza 86/2 üzerinden belirlenip artırılır ve şikayet şartı aranmaz.
  • Ağır neticelerde: Kemik kırığı, sabit iz veya hayati tehlike varsa TCK 87/3 kemik kırılması gibi ağırlaşmış hükümler bu bentle birlikte uygulanır.
  • Diğer bentlerle birleşme: Fiil hem savunmasız kişiye hem silahla işlenmişse her iki bent tek artırıma esas alınır; ancak artırım oranının belirlenmesinde çoklu nitelikli hal gözetilir.

Şikayet, Uzlaştırma ve Yargılama

  • Şikayet: Şikayet aranmaz; soruşturma kendiliğinden yürütülür ve vazgeçme davayı düşürmez.
  • Uzlaştırma: TCK 86/3 kapsamındaki nitelikli yaralama uzlaştırmaya tabi değildir.
  • Görevli mahkeme: Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.
  • Haksız tahrik ve meşru savunma: Yaralama dosyalarının en sık savunmaları haksız tahrik indirimi ile meşru savunmadır; karşılıklı kavgalarda ilk haksız hareketin kimden geldiği cezayı dörtte üçe kadar indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
  • İnfaz: Kesinleşen cezanın infaz süresini İnfaz Hesaplama Programı ile hesaplayabilirsiniz.

Avukata Sor: TCK 86/3-b Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim

Savunmasızlık soyut bir etiket değildir; yaş, sağlık durumu ve olay anındaki fiili durumun raporlarla ortaya konulması gerekir. Bu tartışma cezayı doğrudan belirler. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.

Avukata Sor

Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetlerimiz, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAUT) uyarınca ücrete tabidir.

TCK 86/3-b Yargıtay Kararları

Aşağıdaki sekiz emsal karar, bu hükmün sınırlarını uygulamada çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.

Üç Yaşındaki Mağdurun Kendisini Savunamayacak Durumda Bulunduğu Açık Olduğundan TCK 86/3-b Artırımının Uygulanmaması Eksik Cezaya Neden Olur

Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünde mağdurun olay tarihinde üç yaşında olduğu anlaşılmıştır. Yerel mahkeme, mağdurun yaralanmasının niteliğini dikkate alarak sanığın temel kasten yaralama suçundan cezalandırılmasına karar vermiş; ancak mağdurun yaşı nedeniyle TCK’nin 86/3-b maddesini uygulamamıştır.

TCK’nin 86/3-b maddesi, kasten yaralama suçunun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesini daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâl olarak düzenlemektedir. Bu hükmün uygulanabilmesi için mağdurun savunmasızlığının mutlaka sürekli bir hastalıktan veya engellilikten kaynaklanması gerekmez. Yaş küçüklüğü de kişinin saldırı karşısında kendisini savunamamasına neden olabilir.

Yargıtay, üç yaşındaki bir çocuğun yetişkin veya fiziksel bakımdan daha güçlü bir kişinin saldırısı karşısında kendisini koruma, saldırıdan kaçma ya da yardım isteme imkânının bulunmadığını kabul etmiştir. Bu derece küçük yaştaki bir mağdur bakımından savunmasızlığın ayrıca adli raporla kanıtlanmasına ihtiyaç bulunmamaktadır.

Mağdurun yalnızca biyolojik anlamda hareket edebilmesi veya saldırı sırasında tepki gösterebilmesi, kendisini savunabilecek durumda olduğu anlamına gelmez. TCK’nin 86/3-b maddesi bakımından değerlendirilmesi gereken husus, mağdurun saldırıyı anlayıp etkili bir savunma geliştirebilme ve saldırının sonuçlarından kendisini koruyabilme yeterliliğidir.

Üç yaşındaki bir çocuğun fiziksel gelişimi, zihinsel olgunluğu ve tehlikeyi algılama kapasitesi dikkate alındığında bu yeterliliğe sahip olmadığı hayatın olağan akışı gereğidir. Bu nedenle böyle bir olayda savunmasızlık yönünden ayrıca uzman raporu alınması zorunlu değildir. Mahkeme, mağdurun yaşını doğrudan dikkate alarak TCK’nin 86/3-b maddesini uygulamalıdır.

Yargıtay, yerel mahkemenin sanık hakkında bu nitelikli hâli uygulamamasını eksik ceza tayini olarak değerlendirmiştir. Mağdurun savunmasızlığı, suçun işlenmesini kolaylaştıran ve fiilin haksızlık içeriğini ağırlaştıran bir durumdur. Bu unsurun yaptırıma yansıtılmaması, fiilin ağırlığı ile hükmedilen ceza arasındaki orantıyı bozmaktadır.

Kararda sanık hakkında kurulan hükmün gerekçeden yoksun olması da ayrıca eleştirilmiştir. Mahkeme kararında iddia ve savunmaların, hükme esas alınan delillerin ve bu delillerden çıkarılan sonuçların açıkça gösterilmesi gerekir. Yargıtay denetimine elverişli olmayan, hangi delilin neden üstün tutulduğunu açıklamayan bir mahkûmiyet gerekçeli karar hakkına aykırıdır.

Dosyada ayrıca mağdurun yaralanmasının bir organın işlevini yitirmesine neden olup olmadığı, sanığın kastının türü, haksız tahrik indirimi ve ceza hesaplaması gibi başka hukuki sorunlar da bulunmuştur. Yargıtay, TCK’nin 86/3-b maddesinin uygulanmamasını bu hukuka aykırılıklardan bağımsız bir bozma nedeni olarak göstermiştir.

Kararın pratik sonucu, çok küçük yaştaki çocuklara yönelik yaralama fiillerinde savunmasızlığın mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerektiğidir. İddianamede TCK’nin 86/3-b maddesinin gösterilmemiş olması hâlinde sanığa CMK’nin 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilerek nitelikli hâl uygulanmalıdır. Mahkeme, yalnızca iddianamede yer alan sevk maddeleriyle bağlı değildir.

Sonuç olarak üç yaşındaki mağdura karşı gerçekleştirilen kasten yaralama eyleminde TCK’nin 86/3-b maddesinin uygulanması zorunludur. Bu yaştaki mağdurun kendisini savunamayacak durumda bulunduğu açık olduğundan, ayrıca tıbbi değerlendirme yapılmadan nitelikli hâlin varlığı kabul edilebilir.

Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 16.07.2020 Tarih, 2020/8079 Esas, 2020/9780 Karar.

On İki Yaşındaki Mağdurun Kendisini Savunamayacak Durumda Bulunup Bulunmadığı Uzman Raporuyla Belirlenmeden TCK 86/3-b Yönünden Hüküm Kurulamaz

Kasten yaralama suçuna ilişkin olayda mağdurun suç tarihinde on iki yaşında olduğu anlaşılmıştır. Yerel mahkeme, mağdurun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunup bulunmadığını araştırmadan sanığın hukuki durumunu belirlemiştir.

Yargıtay, yaş küçüklüğünün TCK’nin 86/3-b maddesinin uygulanması bakımından önemli bir ölçüt olduğunu kabul etmekle birlikte her yaştaki çocuk için aynı değerlendirme yönteminin kullanılamayacağını belirtmiştir. Çok küçük yaştaki çocuklarda savunmasızlık hayatın olağan akışından çıkarılabilirken, sınır yaş grubundaki çocuklarda somut ve bilimsel değerlendirme yapılması gerekebilir.

On iki yaşındaki bir çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimi her olayda aynı değildir. Çocuğun bedensel yapısı, zihinsel gelişimi, saldırıyı algılama kapasitesi, kendisini koruma imkânı ve varsa sağlık sorunları farklılık gösterebilir. Bu nedenle yalnızca nüfus kaydındaki yaşa dayanılarak kesin sonuca ulaşılması her durumda yeterli değildir.

TCK’nin 86/3-b maddesindeki savunmasızlık, mağdurun hiçbir biçimde hareket edememesi anlamına gelmemektedir. Mağdurun saldırıyı önleme, saldırıdan kaçma, yardım isteme veya kendisini koruyacak etkili bir davranışta bulunma kapasitesinin önemli ölçüde bulunmaması yeterlidir. Bununla birlikte bu durumun hükümde somut verilere dayandırılması gerekir.

Yargıtay, mağdurun on iki yaşında olması karşısında beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunup bulunmadığı konusunda en yakın Adli Tıp Kurumu şube müdürlüğünden rapor alınmasını istemiştir. Uzman raporu, mağdurun olay tarihindeki gelişim düzeyini ve saldırı karşısındaki savunma kapasitesini değerlendirmeye elverişli olmalıdır.

Rapor hazırlanırken yalnızca mağdurun kronolojik yaşıyla yetinilmemelidir. Çocuğun zihinsel gelişimi, fiziksel özellikleri, olayın gerçekleşme biçimi ve saldırının niteliği birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle fail ile mağdur arasındaki fiziksel güç farkı ve saldırının ani biçimde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği savunma imkânının belirlenmesinde önem taşır.

Uzman incelemesi sonucunda mağdurun kendisini savunamayacak durumda olduğu belirlenirse sanığın cezasının TCK’nin 86/3-b maddesi uyarınca artırılması gerekir. Bu durumda suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olmayacağından mağdurun veya kanuni temsilcisinin şikâyetten vazgeçmesi davayı sona erdirmez.

Buna karşılık mağdurun olay tarihinde beden ve ruh bakımından kendisini savunabilecek durumda bulunduğu tespit edilirse yalnızca yaşının on iki olması TCK’nin 86/3-b maddesinin uygulanması için yeterli kabul edilemez. Böyle bir durumda eylem, yaralanmanın niteliğine ve varsa diğer nitelikli hâllere göre değerlendirilmelidir.

Yargıtay, gerekli uzman raporu alınmadan hüküm kurulmasını eksik araştırma olarak kabul etmiştir. Mahkemenin nitelikli hâlin uygulanıp uygulanmayacağını varsayıma veya soyut değerlendirmeye dayandırması mümkün değildir. Ceza miktarını ve suçun şikâyete tabi olup olmadığını doğrudan etkileyen savunmasızlık durumunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerekir.

Karar, çocuk mağdurlara yönelik yaralama dosyalarında yaş grupları arasında yapılması gereken ayrımı göstermektedir. Çok küçük çocuklarda savunmasızlık doğrudan kabul edilebilirken, on iki yaş civarındaki çocuklarda bireysel gelişim ve somut olay özellikleri uzman değerlendirmesiyle belirlenmelidir.

Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 14.02.2019 Tarih, 2018/7188 Esas, 2019/3061 Karar.

On Beş Yaşını Doldurmuş Mağdurun Sadece Çocuk Olması TCK 86/3-b’nin Uygulanması İçin Yeterli Değildir; Savunmasızlık Raporla Veya Somut Olayın Özellikleriyle Kanıtlanmalıdır

Sanık hakkında basit kasten yaralama suçundan yürütülen yargılamada yerel mahkeme, mağdurun çocuk olmasını esas alarak TCK’nin 86/3-b maddesini uygulamıştır. Sanık, TCK’nin 86/2, 86/3-b, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.000 TL adli para cezasına mahkûm edilmiştir.

Dosya kanun yararına bozma istemi üzerine Yargıtay önüne gelmiştir. İnceleme sırasında mağdurenin olay tarihinde on beş yaşını doldurmuş olduğu, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunduğunu gösteren herhangi bir sağlık kurulu ya da adli tıp raporunun dosyada yer almadığı belirlenmiştir.

TCK’nin 6. maddesi uyarınca on sekiz yaşını doldurmamış herkes çocuk kabul edilmektedir. Bununla birlikte mağdurun çocuk olması, TCK’nin 86/3-b maddesinin kendiliğinden uygulanmasını gerektiren bağımsız bir nitelikli hâl değildir. Kanun, çocuklara yönelik bütün yaralama fiillerini değil, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişilere yönelik yaralamayı ağırlaştırmıştır.

Dolayısıyla çocukluk statüsü ile kendisini savunamayacak durumda bulunma olgusu birbirinden ayrılmalıdır. Yaşı çok küçük çocuklarda savunmasızlık doğrudan kabul edilebilirse de on beş yaşını tamamlamış bir mağdur bakımından yalnızca nüfus kaydındaki yaşa dayanılarak aynı sonuca ulaşılması mümkün değildir.

Mahkemenin mağdurun fiziksel gelişimini, ruhsal durumunu, varsa hastalık veya engelini, fail ile arasındaki güç farkını ve olayın gerçekleşme şeklini değerlendirmesi gerekir. Mağdurun saldırıdan kaçma, yardım isteme veya saldırıya karşı etkili bir savunma geliştirme imkânı bulunup bulunmadığı somut gerekçelerle ortaya konulmalıdır.

Somut olayda yerel mahkeme, mağdurenin neden kendisini savunamayacak durumda olduğunu kararında açıklamamıştır. Dosyada bu yönde bir uzman raporu bulunmadığı gibi olayın gelişimi de mağdurenin savunmasızlığını kendiliğinden ortaya koyan bir özellik taşımamaktadır. Bu nedenle Yargıtay, TCK’nin 86/3-b maddesinin uygulanamayacağını kabul etmiştir.

Nitelikli hâlin uygulanamamasının suçun takip şartı üzerinde de doğrudan etkisi bulunmaktadır. Fiilin yalnızca TCK’nin 86/2. maddesinde düzenlenen basit kasten yaralama kapsamında kalması durumunda, suç tarihi itibarıyla soruşturma ve kovuşturma mağdurun şikâyetine bağlıdır. Mağdure de 15.11.2018 tarihli duruşmada şikâyetinden vazgeçmiştir.

Bu durumda TCK’nin 86/3-b maddesi uygulanamayacağı için kamu davasının resen sürdürülmesini sağlayan bir nitelikli hâl bulunmamaktadır. Şikâyetten vazgeçme beyanı dikkate alınarak kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka uygun bulunmamıştır.

Karar kanun yararına bozma incelemesi sırasında verilmiştir. Yargıtay, şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiği hususunun da kanun yararına bozma nedeni yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmesi amacıyla dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar vermiştir.

Kararın ortaya koyduğu temel ilke, mağdurun çocuk olmasının TCK’nin 86/3-b maddesi bakımından kesin bir savunmasızlık karinesi oluşturmadığıdır. Özellikle on beş yaş ve üzerindeki çocuklarda savunmasızlık, uzman raporu veya olayın açık özellikleriyle ortaya konulmadan cezada artırım yapılamaz.

Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 01.04.2019 Tarih, 2019/9556 Esas, 2019/6875 Karar.

Yaşı Küçük Altsoya Karşı Kasten Yaralamada TCK 86/3-a Ve TCK 86/3-b Birlikte Gerçekleşirse Tek Artırım Yapılmalı; Temel Ceza Alt Sınırdan Uzaklaşılarak Belirlenmelidir

Sanığın yaşı küçük kızını kasten yaraladığı olayda, mağdurun hem sanığın altsoyu olduğu hem de yaşı nedeniyle kendisini savunamayacak durumda bulunduğu anlaşılmıştır. Böylece aynı yaralama fiilinde TCK’nin 86/3-a ve TCK’nin 86/3-b maddelerinde düzenlenen iki ayrı nitelikli hâl birlikte gerçekleşmiştir.

TCK’nin 86/3-a maddesinin uygulanma nedeni mağdurun failin altsoyu olmasıdır. Bu nitelikli hâl bakımından nüfus kayıtlarıyla belirlenen soybağı yeterlidir. Failin çocuğuna karşı gerçekleştirdiği kasten yaralama fiili, yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olup olmadığına bakılmaksızın bu bent kapsamında değerlendirilir.

TCK’nin 86/3-b maddesi ise soybağından değil, mağdurun saldırı karşısındaki savunmasızlığından kaynaklanmaktadır. Mağdurun yaşının küçüklüğü nedeniyle saldırıyı önleyememesi, fail karşısında kendisini koruyamaması veya etkili biçimde yardım isteyememesi bu nitelikli hâlin uygulanmasına neden olmaktadır.

Bu iki nitelikli hâlin koruduğu hukuki değerlendirme birbirinden farklıdır. TCK’nin 86/3-a maddesinde aile ilişkisi içinde işlenen şiddetin taşıdığı ilave haksızlık; TCK’nin 86/3-b maddesinde ise mağdurun savunmasızlığından yararlanılarak suçun kolaylaştırılması esas alınmaktadır. Bu nedenle aynı olayda her iki nitelikli hâlin gerçekleşmesi mümkündür.

Bununla birlikte TCK’nin 86/3. maddesinde, her bir bent için temel cezanın ayrı ayrı artırılacağına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Birden fazla nitelikli hâlin aynı fiilde birleşmesi durumunda TCK’nin 86/3. maddesi uyarınca artırım yalnızca bir defa uygulanmalıdır. Sanığın cezasının hem 86/3-a hem de 86/3-b nedeniyle art arda artırılması fazla ceza tayinine neden olur.

İki nitelikli hâlin bulunması tamamen sonuçsuz da bırakılamaz. Fiilin hem altsoya hem de kendisini savunamayacak durumdaki bir çocuğa karşı işlenmesi, yalnızca bir nitelikli hâlin gerçekleştiği yaralama fiiline göre daha yoğun bir haksızlık oluşturmaktadır. Bu farkın temel cezanın belirlenmesi aşamasında yaptırıma yansıtılması gerekir.

Yargıtay, TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler ve TCK’nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesi gereğince temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir. Mahkeme; suçun işleniş biçimini, mağdurun yaşını, fail ile mağdur arasındaki aile ilişkisini ve mağdurun savunmasızlığını birlikte değerlendirmelidir.

Somut olayda yerel mahkeme, sanığın suçunu kendisini savunamayacak kadar küçük yaştaki kızına karşı işlediğini kabul etmesine rağmen temel cezayı alt sınırdan belirlemiştir. Yargıtay, iki ayrı nitelikli hâlin bir arada bulunmasına rağmen cezanın alt sınırdan tayin edilmesini orantılılık ilkesine aykırı bulmuştur.

Karara göre izlenecek yöntem, öncelikle TCK’nin 86/2. veya 86/1. maddesi kapsamında temel cezanın olayın ağırlığına uygun şekilde belirlenmesidir. Birden fazla nitelikli hâlin varlığı temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılmasında dikkate alınmalı, ardından TCK’nin 86/3. maddesi uyarınca tek bir artırım yapılmalıdır.

Yargıtay, yerel mahkemenin birden fazla nitelikli hâli temel cezanın tayininde dikkate almamasını bozma nedeni saymıştır. Böylece hem her bent için ayrı artırım yapılmasının doğuracağı fazla ceza hem de bütün nitelikli hâller göz ardı edilerek alt sınırdan ceza verilmesinin doğuracağı eksik ceza önlenmek istenmiştir.

Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 09.04.2019 Tarih, 2018/9008 Esas, 2019/7751 Karar.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Kendisini Savunamayacak Durumda Bulunan Mağdurun Kül Tablasıyla Yaralanması TCK 86/3-b Ve TCK 86/3-e Kapsamında Olup Şikâyetten Vazgeçme Davayı Düşürmez

Sanığın mağduru kül tablasıyla yaraladığı olayda yerel mahkeme, meydana gelen yaralanmayı basit kasten yaralama olarak değerlendirmiştir. Mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi üzerine de kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.

Dosyada bulunan sanık, mağdur ve tanık anlatımları ile doktor raporundan, mağdurun akıl hastalığının bulunduğu anlaşılmıştır. Ayrıca yaralama eyleminin kül tablasıyla gerçekleştirildiği, bu hususun iddia ve mahkemenin kabulünde yer aldığı belirlenmiştir.

TCK’nin 86/3-b maddesinde yalnızca bedensel engeller değil, ruhsal durum nedeniyle kişinin kendisini savunamaması da nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. Akıl hastalığının mağdurun saldırıyı algılamasını, tehlikeye uygun tepki vermesini veya kendisini korumasını engellemesi durumunda bu bent uygulanmalıdır.

Bununla birlikte mağdurun herhangi bir psikiyatrik tanısının bulunması tek başına yeterli değildir. Hastalığın olay tarihinde mağdurun savunma kapasitesi üzerindeki etkisinin belirlenmesi gerekir. Somut olayda doktor raporu ile taraf ve tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde mağdurun ruhsal durumu nedeniyle kendisini savunamayacak durumda bulunduğu kabul edilmiştir.

Yaralama sırasında kullanılan kül tablası da TCK’nin 6/1-f maddesindeki silah kavramı kapsamında değerlendirilmiştir. Bir eşyanın silah sayılması için üretiliş amacı itibarıyla saldırı aracı olması zorunlu değildir. Kullanılış biçimi itibarıyla mağdurun vücudunda yaralanmaya neden olmaya elverişli sert bir cisim olması yeterlidir.

Bu nedenle olayda hem TCK’nin 86/3-b maddesindeki savunmasız kişiye karşı işleme hem de TCK’nin 86/3-e maddesindeki silahla işleme nitelikli hâlleri gerçekleşmiştir. Yerel mahkemenin eylemi yalnızca TCK’nin 86/2. maddesindeki basit yaralama olarak değerlendirmesi suçun hukuki niteliğinin eksik belirlenmesine neden olmuştur.

TCK’nin 86/3. maddesinde sayılan nitelikli hâllerin gerçekleşmesi durumunda suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı değildir. Dolayısıyla mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi, kamu davasının düşürülmesi sonucunu doğurmaz. Yargılamaya devam edilerek sanığın suçunun sabit olup olmadığı konusunda esas hakkında karar verilmelidir.

Yargıtay, yerel mahkemenin hem mağdurun ruhsal savunmasızlığını hem de kül tablasının silah niteliğini göz ardı etmesini hukuka aykırı bulmuştur. Şikâyetten vazgeçme nedeniyle verilen düşme kararı, suçun resen takip edilen nitelikli yaralama niteliğinde bulunması sebebiyle bozulmuştur.

Olayda iki nitelikli hâlin bulunması her bent nedeniyle art arda iki ayrı yarı oranında artırım yapılacağı anlamına gelmez. TCK’nin 86/3. maddesi uyarınca artırım bir defa uygulanmalı; iki nitelikli hâlin bir arada bulunması TCK’nin 61. maddesi gereğince temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde dikkate alınmalıdır.

Kararın uygulamadaki önemi, ruhsal hastalığı bulunan mağdurlara yönelik yaralama dosyalarında doktor raporunun, olay anlatımlarının ve mağdurun fiil sırasındaki durumunun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermesidir. Savunmasızlık tespit edildiğinde mağdurun şikâyetten vazgeçmesi davayı sona erdirmeyecektir.

Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 02.06.2014 Tarih, 2014/1285 Esas, 2014/21591 Karar.

Sekiz Yaşındaki Mağdurun Kendisini Savunamayacak Durumda Bulunup Bulunmadığı Araştırılmadan TCK 86/3-b Yönünden Eksik İncelemeyle Hüküm Kurulamaz

Sanık hakkında kasten yaralama suçundan yürütülen yargılamada mağdurun 20.10.2001 doğumlu ve olay tarihinde sekiz yaşında olduğu belirlenmiştir. Yerel mahkeme, mağdurun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunup bulunmadığı konusunda uzman raporu almadan mahkûmiyet hükmü kurmuştur.

Yargıtay, çocukluk sıfatının TCK’nin 86/3-b maddesinin uygulanması bakımından önemli olduğunu ancak her çocuk yönünden savunmasızlığın otomatik biçimde kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Mağdurun yaşı ile birlikte bedensel ve ruhsal gelişimi de değerlendirilmelidir.

Sekiz yaşındaki bir çocuğun fiziksel gücü, zihinsel gelişimi, olayın niteliğini algılama kapasitesi ve saldırıya karşı koyabilme imkânı somut olayın şartlarına göre değişebilir. Bu nedenle yalnızca nüfus kaydındaki yaş bilgisine dayanılarak nitelikli hâlin varlığı veya yokluğu konusunda kesin sonuca ulaşılması yeterli değildir.

Yargıtay, mağdurun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunup bulunmadığına ilişkin rapor alınmasını zorunlu görmüştür. Raporun mağdurun mümkünse olay tarihindeki durumu esas alınarak ve saldırının gerçekleşme koşulları da gözetilerek hazırlanması gerekir.

Uzman değerlendirmesinde mağdurun fiziksel gelişiminin yanında zihinsel ve ruhsal gelişimi de incelenmelidir. Fail ile mağdur arasındaki yaş ve güç farkı, saldırının ani olup olmadığı, mağdurun kaçma veya yardım isteme imkânı ve olay yerinin özellikleri de savunma kapasitesinin belirlenmesinde dikkate alınmalıdır.

Alınacak rapor sonucunda mağdurun kendisini savunamayacak durumda bulunduğu belirlenirse sanık hakkında TCK’nin 86/3-b maddesi uygulanmalıdır. Bu durumda yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte olması, nitelikli hâlin uygulanmasına engel değildir.

Nitelikli hâlin oluşması suçun takip usulünü de değiştirir. TCK’nin 86/3-b maddesi kapsamındaki kasten yaralama suçu şikâyete bağlı değildir. Bu nedenle mağdurun veya kanuni temsilcisinin şikâyetinden vazgeçmesi hâlinde dahi yargılamaya devam edilmesi gerekir.

Buna karşılık alınacak rapor ve somut olayın özellikleri mağdurun saldırı sırasında kendisini savunabilecek durumda olduğunu gösterirse TCK’nin 86/3-b maddesi uygulanamaz. Bu durumda suçun temel şekli, yaralanmanın niteliği ve varsa başka nitelikli hâller dikkate alınarak sanığın hukuki durumu yeniden belirlenmelidir.

Yargıtay, gerekli rapor alınmadan mahkûmiyet hükmü kurulmasını eksik inceleme olarak değerlendirmiştir. Mahkeme nitelikli hâlin bulunup bulunmadığını varsayıma dayalı olarak belirleyemez; hüküm, denetime elverişli bilimsel ve somut verilere dayanmalıdır.

Kararda ayrıca hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi durumunda doğrudan hapse çevrileceğine ilişkin hüküm de hukuka aykırı bulunmuştur. Adli para cezasının infazına ilişkin karar verme yetkisini sınırlandıracak biçimde mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı belirtilmiştir. Hüküm, savunmasızlık araştırmasının yapılmaması ve infaza ilişkin bu hukuka aykırılık nedeniyle bozulmuştur.

Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 03.07.2017 Tarih, 2016/17594 Esas, 2017/9551 Karar.

Beden Ve Ruh Bakımından Kendisini Savunamayacak Durumdaki On Bir Yaşındaki Mağdura Karşı Yaralamada TCK 86/3-b Artırımının Uygulanmaması Eksik Cezadır

Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükümde mağdurun olay tarihinde on bir yaşında olduğu belirlenmiştir. Dosya kapsamı ve olayın gerçekleşme koşulları itibarıyla mağdurun beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunduğu kabul edilmiştir.

Yerel mahkeme, kasten yaralama suçunun temel veya daha hafif şeklinden hareketle sanığın cezasını belirlemiş; ancak mağdurun savunmasızlığından kaynaklanan TCK’nin 86/3-b maddesini uygulamamıştır. Böylece mağdurun kişisel durumundan kaynaklanan nitelikli hâl sonuç cezaya yansıtılmamıştır.

Yargıtay, mağdurun yalnızca on bir yaşında olmasını değil, beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunduğunun dosya kapsamından anlaşılmasını birlikte değerlendirmiştir. Çocuğun saldırının niteliğini tam olarak algılayamaması, kendisini fiziksel olarak koruyamaması ve failin saldırısına etkili biçimde karşı koyamaması nitelikli hâlin uygulanmasını gerektirmektedir.

Çocuk kavramı ile kendisini savunamayacak kişi kavramı aynı değildir. On sekiz yaşını doldurmamış herkes çocuk olmakla birlikte, TCK’nin 86/3-b maddesinin uygulanabilmesi için mağdurun olay sırasındaki savunma kapasitesinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Ancak çocuğun yaşı küçüldükçe savunmasızlığın somut olaydan anlaşılması daha kolay hâle gelmektedir.

On bir yaşındaki mağdurun fiziksel yapısı, zihinsel gelişimi ve fail karşısındaki konumu değerlendirildiğinde kendisini savunamayacak durumda bulunduğu tespit edilmişse mahkemenin bu nitelikli hâli uygulama konusunda takdir yetkisi yoktur. TCK’nin 86/3-b maddesi emredici niteliktedir ve koşulları oluştuğunda ceza kanunda öngörülen oranda artırılmalıdır.

Bu nitelikli hâlin uygulanması bakımından yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olup olmaması belirleyici değildir. Yaralanma TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında kalabilecek ölçüde hafif olsa dahi mağdurun kendisini savunamayacak durumda bulunması hâlinde TCK’nin 86/3-b maddesi uygulanır.

Nitelikli hâlin uygulanması suçun takip rejimini de değiştirmektedir. TCK’nin 86/3-b maddesi kapsamında kalan yaralama suçu şikâyete bağlı değildir. Mağdurun, kanuni temsilcisinin veya ailesinin şikâyetten vazgeçmesi soruşturma ve kovuşturmanın sona ermesine neden olmaz.

Yargıtay, sanığın beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumdaki on bir yaşındaki mağduru yaralaması karşısında TCK’nin 86/3-b maddesinin uygulanmamasını eksik ceza tayini olarak kabul etmiştir. Yerel mahkeme hükmü bu nedenle hukuka uygun bulunmamıştır.

Karar, belirli bir yaşın altındaki bütün çocukların hiçbir araştırma yapılmaksızın otomatik olarak savunmasız sayılacağı şeklinde yorumlanmamalıdır. Bununla birlikte mağdurun yaşının küçüklüğü ve olayın koşulları savunmasızlığı açıkça ortaya koyuyorsa mahkeme, nitelikli hâli göz ardı edemez.

Uygulamada mağdurun nüfus kaydı, gelişim durumu, olay anlatımları, fail ile arasındaki fiziksel güç farkı ve gerektiğinde uzman raporu birlikte değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme sonunda savunmasızlık tespit edildiğinde TCK’nin 86/3-b maddesi uyarınca artırım yapılması zorunludur.

Künye: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 06.05.2015 Tarih, 2013/14516 Esas, 2015/28421 Karar.

On Beş Yaşını Doldurmamış Ve Kendisini Savunamayacak Durumda Bulunan Mağdura Karşı Yaralama Şikâyete Bağlı Olmadığından Vazgeçme Nedeniyle Dava Düşürülemez

Sanık hakkında kasten yaralama suçundan yürütülen yargılamada mağdurun olay tarihinde on beş yaşını doldurmadığı belirlenmiştir. Dosyadaki maddi olgular itibarıyla mağdurun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunması nedeniyle eylemin TCK’nin 86/3-b maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmiştir.

Yerel mahkeme, mağdurun şikâyetine veya şikâyetten vazgeçmesine hukuki sonuç bağlamış; TCK’nin 86/3-b maddesindeki nitelikli hâlin suçun takip usulü üzerindeki etkisini dikkate almadan karar vermiştir. Yargıtay bu yaklaşımı hukuka uygun bulmamıştır.

Kasten yaralamanın TCK’nin 86/2. maddesinde düzenlenen basit şekli, kural olarak mağdurun şikâyetine bağlıdır. Ancak aynı fiilin TCK’nin 86/3. maddesinde sayılan nitelikli hâllerden biriyle işlenmesi durumunda kanun açıkça şikâyet aranmayacağını düzenlemektedir.

Bu nedenle yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması tek başına suçun şikâyete bağlı kabul edilmesi için yeterli değildir. Öncelikle failin fiili işlerken TCK’nin 86/3. maddesindeki nitelikli hâllerden birini gerçekleştirip gerçekleştirmediği araştırılmalıdır.

Mağdurun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğu belirlendiğinde TCK’nin 86/3-b maddesi uygulanır. Bu durumda soruşturma Cumhuriyet savcılığı tarafından resen yürütülür ve kamu davası mağdurun iradesinden bağımsız olarak devam eder.

Mağdurun sanıktan şikâyetçi olmadığını belirtmesi, daha önce yaptığı şikâyetten vazgeçmesi veya sanıkla uzlaşmak istediğini açıklaması kamu davasının düşürülmesi sonucunu doğurmaz. Bu beyanlar delillerin değerlendirilmesinde dikkate alınabilse de kovuşturma şartını ortadan kaldırmaz.

Yargıtay, mağdurun on beş yaşını doldurmamış olmasını ve dosyada ortaya çıkan savunmasızlık durumunu birlikte değerlendirerek TCK’nin 86/3-b maddesinin gözetilmesi gerektiğini belirtmiştir. Yerel mahkemenin nitelikli hâli ve buna bağlı resen takip kuralını dikkate almadan karar vermesi bozma nedeni sayılmıştır.

Bununla birlikte karar, on beş yaşından küçük olan her mağdurun istisnasız biçimde kendisini savunamayacak durumda bulunduğu şeklinde genelleştirilemez. Savunmasızlık değerlendirmesi mağdurun kesin yaşı, bedensel ve ruhsal gelişimi, faille arasındaki güç farkı ve saldırının gerçekleşme biçimi dikkate alınarak yapılmalıdır.

Mahkeme, savunmasızlığın dosya kapsamından açıkça anlaşılmadığı durumlarda Adli Tıp Kurumundan veya tam teşekküllü bir sağlık kuruluşundan rapor almalıdır. Rapor alınmadan yalnızca mağdurun çocuk olduğu gerekçesiyle artırım yapılması, özellikle ileri çocukluk yaşlarında eksik araştırma oluşturabilir.

Buna karşılık somut olayın özellikleri mağdurun kendisini savunamayacak durumda olduğunu açıkça gösteriyorsa nitelikli hâl uygulanmalı ve şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmemelidir. Yargıtay, nitelikli hâlin ceza miktarının yanında suçun takip rejimini de doğrudan etkilediğini bu kararla vurgulamıştır.

Künye: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 01.04.2019 Tarih, 2014/51368 Esas, 2019/5730 Karar.

TCK 86/3-b Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu

TCK 86/3-b Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
Somut Durum Yargıtay Nitelendirmesi Gerekçenin Özü
Küçük yaştaki çocuğa karşı yaralama TCK 86/3-b Yaş küçüklüğü savunma yeteneğini fiilen ortadan kaldırır
İleri yaştaki mağdura karşı yaralama Somut değerlendirme Yaş tek başına yetmez, fiili savunma imkanı araştırılır
Uyuyan kişiye karşı yaralama TCK 86/3-b Uyku hali savunma imkanını tamamen kaldırır
Engelli mağdura karşı yaralama TCK 86/3-b Bedensel engel savunmasızlığın tipik görünümüdür
Savunmasızlığın raporla ortaya konulmaması Eksik inceleme Nitelikli hal soyut kabulle uygulanamaz

Maddenin diğer halleri için TCK 86/3-a eşe ve yakın akrabaya karşı yaralama, TCK 86/3-c kamu görevi nedeniyle yaralama ile TCK 87/2-b organ işlevinin yitirilmesi yazılarımızı inceleyebilirsiniz.

Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:

Sık Sorulan Sorular

TCK 86/3-b nedir?

TCK 86/3-b, kasten yaralama suçunun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir; ceza şikayet aranmaksızın yarı oranında artırılır.

Kimler kendini savunamayacak kişi sayılır?

Küçük yaştaki çocuklar, fiilen direnme imkanı bulunmayan ileri yaştaki veya hasta kişiler, bedensel ya da zihinsel engelliler ile uyku, baygınlık gibi geçici hallerde bulunan kişiler bu kapsamdadır. Değerlendirme her olayda somut olarak yapılır.

Çocuğa karşı yaralamanın cezası nedir?

Küçük yaştaki çocuğa karşı kasten yaralama TCK 86/3-b kapsamındadır; temel halde ceza bir yıl altı aydan dört yıl altı aya kadar hapis aralığında belirlenir, şikayet aranmaz ve ağır netice varsa TCK 87 artırımları eklenir.

Yaşlıya karşı her yaralama bu bende girer mi?

Hayır. Yargıtay, ileri yaşın tek başına yeterli olmadığını; mağdurun olay anında fiilen kendini savunup savunamayacağının araştırılması gerektiğini kabul etmektedir.

Uyuyan kişiyi yaralamak hangi hükme girer?

Uyku, savunma imkanını tamamen ortadan kaldıran geçici bir savunmasızlık halidir; uyuyan kişiye karşı işlenen yaralama TCK 86/3-b kapsamında artırılmış cezayla yargılanır.

TCK 86/3-b şikayete tabi mi?

Hayır. Nitelikli haller şikayete tabi değildir; yaralanma hafif olsa bile soruşturma kendiliğinden yürütülür ve uzlaştırma uygulanmaz.

TCK 86/3-b davasında avukat desteği neden önemli?

Savunmasızlığın ispatı, rapor eksikliklerinin tespiti ve artırım oranının tartışılması bu dosyaların belirleyici başlıklarıdır. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.

Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?

Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur ve yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ankara Barosuna kayıtlı olarak (Sicil No: 34507) Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosunun kurucu avukatı sıfatıyla ağırlıklı olarak ceza hukuku alanında çalışmakta; kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama dosyalarında müdafilik ve mağdur vekilliği görevi yürütmektedir. Bu yazı, TCK 86/3-b kapsamında savunmasız kişilere karşı kasten yaralama konusundaki güncel Yargıtay içtihatları taranarak hazırlanmıştır ve bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya özgü hukuki danışmanlık yerine geçmez.

TCK 86/3-b Savunmasız Kişiye Karşı Yaralama Suçlamasında Ankara Ceza Avukatı Desteği

Yaralama dosyalarında adli raporların doğru okunması, nitelendirme ve haksız tahrik tartışması sonucu yıllarla değiştirir. Kasten yaralama suçu tck 86 rehberimizi inceleyebilir, dosyanız için Ankara ceza avukatı desteği alabilirsiniz.

Ankara Avukat

Avukat Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Ara