TCK 86/3-c Güncelleme Tarihi: 18 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa
TCK 86/3-c nedir? TCK 86/3-c, kasten yaralama suçunun kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir. Görevi başındaki veya görevinden dolayı hedef alınan doktor, öğretmen, polis ve diğer kamu görevlilerine yönelik yaralamalar bu kapsamdadır. Ceza, şikayet aranmaksızın yarı oranında artırılır; fiil ile görev arasında nedensellik bağı bulunması şarttır. Sağlık personeline karşı işlenen fiillerde 3359 sayılı Kanun ek güvenceler getirir.
Acil serviste nöbet tutan bir hekim, derse giren bir öğretmen, tebligat yapan bir memur: Kamu görevlisi, görevini yaptığı için hedef alındığında saldırı yalnızca o kişiye değil, kamu hizmetinin kendisine yönelir. Kanun koyucu bu nedenle kasten yaralama suçunun kamu görevi nedeniyle işlenmesini nitelikli hal saymış ve TCK 86/3-c hükmünü getirmiştir.
Bu yazıda görev bağlantısının nasıl kurulduğunu, direnme suçuyla sınırı ve sekiz emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz. Ağır neticeler için TCK 87 neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama rehberimiz de yol göstericidir.
İçindekiler
TCK 86/3-c Nedir?
TCK 86/3-c, fiilin saikine bağlı bir nitelikli haldir: Yaralama, mağdurun yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmelidir. İki tipik görünümü vardır: Görevin ifası sırasında görevi dolayısıyla saldırı (muayene eden hekime, ceza yazan trafik polisine) ve görev sona erdikten sonra görevden doğan husumetle saldırı (verdiği karar nedeniyle hakime yıllar sonra saldırılması). Her iki halde de belirleyici olan, fiil ile kamu görevi arasındaki nedensellik bağıdır; salt mağdurun kamu görevlisi olması yetmez.
TCK 86 Kanun Metni
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 86. maddesinin yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.
Kasten yaralama
Madde 86 – (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek fıkra: 31/3/2005-5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 12/5/2022-7406/3 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı altı aydan az olamaz.
(3) Kasten yaralama suçunun;
a) Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,
b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Silahla,
f) (Ek: 12/5/2022-7406/3 md.) Canavarca hisle,
İşlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır. (Ek cümle: 12/5/2022-7406/3 md.) (f) bendi bakımından verilecek ceza bir kat artırılır.
Görev Bağlantısı Nasıl Kurulur ve Sınırlar Nelerdir?
- Nedensellik bağı şarttır: Fail, mağduru gördüğü kamu görevi nedeniyle hedef almış olmalıdır; komşuluk kavgası gibi kişisel nedenlerle görevliye saldırıda bent uygulanmaz.
- Görev sırasında olmak zorunlu değildir: Görevden doğan öfkeyle görev bittikten sonra, hatta görevli emekli olduktan sonra işlenen fiiller de kapsamdadır.
- Direnme suçuyla sınır: Fail, görevin yapılmasını engellemek amacıyla cebir kullanmışsa TCK 265 görevi yaptırmamak için direnme suçu gündeme gelir; yaralama BTM sınırını aşarsa her iki suçtan ayrı cezalandırma tartışılır. Amaç görevi engellemek değil misilleme ise yalnızca 86/3-c uygulanır.
- Sağlık çalışanlarına özel rejim: Sağlık kurumlarında görev yapan personele karşı görev nedeniyle işlenen yaralamada 3359 sayılı Kanun uyarınca ceza yarı oranında ayrıca artırılır ve erteleme hükümleri uygulanmaz; hekime saldırı dosyalarında bu iki artırım birlikte işler.
TCK 86/3-c Cezası Ne Kadar?
- Temel halde: Bir yıldan üç yıla kadar olan ceza yarı oranında artırılır.
- Hafif yaralanmada: Ceza 86/2 üzerinden belirlenip artırılır; şikayet aranmaz.
- Sağlık personeline karşı: 3359 sayılı Kanun artırımı eklendiğinde sonuç ceza katlanır ve erteleme kapısı kapanır.
- Ağır neticelerde: Hayati tehlike veya kırık varsa TCK 87/1-d ve TCK 87/3 artırımları bu bentle birlikte uygulanır.
Şikayet, Uzlaştırma ve Yargılama
- Şikayet: Şikayet aranmaz; soruşturma kendiliğinden yürütülür.
- Uzlaştırma: TCK 86/3 kapsamındaki nitelikli yaralama uzlaştırmaya tabi değildir.
- Görevli mahkeme: Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.
- Haksız tahrik ve meşru savunma: Yaralama dosyalarının en sık savunmaları haksız tahrik indirimi ile meşru savunmadır; karşılıklı kavgalarda ilk haksız hareketin kimden geldiği cezayı dörtte üçe kadar indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
- İnfaz: Kesinleşen cezanın infaz süresini İnfaz Hesaplama Programı ile hesaplayabilirsiniz.
Avukata Sor: TCK 86/3-c Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim
Görev bağlantısının ispatı ve görevi yaptırmamak için direnme suçuyla sınır bu dosyaların iki kritik tartışmasıdır; nitelendirme sonucu kökten değiştirir. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.
Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetlerimiz, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAUT) uyarınca ücrete tabidir.
TCK 86/3-c Yargıtay Kararları
Aşağıdaki sekiz emsal karar, bu hükmün sınırlarını uygulamada çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.
Yaralama Fiilinin Mağdurun Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle İşlenmesi Hâlinde TCK 86/3-c Artırımı Uygulanmalıdır
Sanık hakkında kasten yaralama suçundan yürütülen yargılamada mağdurun kamu görevlisi olduğu ve fiilin mağdurun yerine getirdiği görevle bağlantılı olarak gerçekleştirildiği kabul edilmiştir. Buna rağmen yerel mahkeme, sanığın cezasını TCK’nin 86/3-c maddesi uyarınca artırmamıştır.
TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanması için mağdurun kamu görevlisi olması tek başına yeterli değildir. Yaralama fiili ile mağdurun yerine getirdiği kamu görevi arasında nedensel ve amaçsal bir bağlantının bulunması gerekir. Failin yaralama fiilini mağdurun yaptığı, yapmakta olduğu veya yapması beklenen kamu görevi nedeniyle gerçekleştirmesi aranır.
Bu kapsamda yaralamanın mutlaka kamu görevinin fiilen yerine getirildiği sırada işlenmesi zorunlu değildir. Fail, mağdurun daha önce gerçekleştirdiği bir kamu işlemi nedeniyle sonradan intikam almak amacıyla da yaralama fiilini işleyebilir. Böyle bir durumda da eylem kamu görevi nedeniyle gerçekleştirilmiş olur.
Buna karşılık kamu görevlisi olan mağdur ile fail arasında tamamen kişisel bir sebepten kaynaklanan kavga yaşanması durumunda TCK’nin 86/3-c maddesi uygulanamaz. Mağdurun memur, öğretmen, sağlık çalışanı veya kolluk görevlisi olması, görevle ilgisi bulunmayan her yaralama fiilini kendiliğinden nitelikli hâle dönüştürmez.
Somut olayda yerel mahkeme temel cezanın tayini sırasında TCK’nin 256. maddesine gönderme yapmıştır. Ancak TCK’nin 256. maddesi, zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin bu yetkisinin sınırını aşması durumunda uygulanabilecek bir düzenlemedir. Sanığın serbest meslek sahibi olduğu ve kamu görevlisi sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle sanık hakkında TCK’nin 256. maddesinin uygulanma şartları bulunmamaktadır. Sanığın kamu görevlisi olmadığı bir olayda zor kullanma yetkisinin sınırının aşılmasından söz edilemez. Yerel mahkemenin temel cezanın belirlenmesinde TCK’nin 256. maddesine dayanması hukuki nitelendirme bakımından isabetsiz bulunmuştur.
Bununla birlikte mağdurun kamu görevlisi olması ve yaralama eyleminin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle gerçekleştirilmesi karşısında uygulanması gereken hüküm TCK’nin 86/3-c maddesidir. Failin kamu görevlisi olmaması bu bendin uygulanmasına engel değildir; burada nitelikli hâl failden değil, mağdurdan ve yaralamanın sebebinden kaynaklanmaktadır.
Yargıtay, sanığın cezasında TCK’nin 86/3-c maddesi uyarınca artırım yapılmamasını eksik ceza tayini olarak değerlendirmiştir. Ancak hükmün sanık lehine temyiz edilmiş olması ve sanık aleyhine bir temyiz başvurusunun bulunmaması nedeniyle bu eksiklik bozma nedeni yapılmamıştır.
Aleyhe değiştirme yasağı gereğince yalnızca sanığın başvurusu üzerine yapılan incelemede sonuç cezanın ağırlaştırılması mümkün değildir. Yargıtay bu nedenle hukuka aykırılığı kararında göstermiş; fakat sanığın daha ağır bir yaptırımla karşılaşmasına yol açacak şekilde hükmü bozmamıştır.
Kararın temel ilkesi, TCK’nin 86/3-c maddesi ile TCK’nin 86/3-d ve 256. maddelerinin birbirinden ayrılmasıdır. Mağdurun kamu görevi nedeniyle yaralanması TCK’nin 86/3-c maddesini; kamu görevlisi failin görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanması TCK’nin 86/3-d maddesini; zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin bu yetkinin sınırını aşması ise TCK’nin 256. maddesini gündeme getirir.
Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 12.04.2022 Tarih, 2022/629 Esas, 2022/5909 Karar.
Hastane Güvenlik Amirinin Kamu Görevlisi Olup Olmadığı Görev Belgesi Getirtilmeden TCK 86/3-c Uyarınca Artırım Yapılamaz
Hastanede meydana gelen olayda mağdurun hastane güvenlik amiri olarak çalıştığı anlaşılmıştır. Sanık hakkında tehdit, hakaret, görevi yaptırmamak için direnme, kasten yaralama ve kamu malına zarar verme gibi çeşitli suçlardan yargılama yapılmıştır.
Yerel mahkeme, güvenlik amiri olan mağdurun kamu görevlisi olduğunu kabul ederek kasten yaralama suçundan belirlenen cezayı TCK’nin 86/3-c maddesi uyarınca artırmıştır. Ancak mağdurun görev belgesi dosyaya getirtilmemiş ve görev statüsünün hukuki niteliği yeterli biçimde araştırılmamıştır.
TCK’nin 6/1-c maddesine göre kamu görevlisi, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama, seçilme veya herhangi bir surette sürekli, süreli ya da geçici olarak katılan kişidir. Bu nedenle kişinin kamu görevlisi olup olmadığının belirlenmesinde yalnızca çalıştığı kurumun adı veya kullandığı görev unvanı esas alınamaz.
Bir hastanede çalışan herkes ceza hukuku bakımından kendiliğinden kamu görevlisi değildir. Hastanenin kamuya veya özel bir tüzel kişiye ait olması, mağdurun kadro ve sözleşme statüsü, yerine getirdiği işin kamusal faaliyete katılma niteliği ve görev yetkileri birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle güvenlik hizmetinin hastane tarafından doğrudan mı yoksa özel güvenlik şirketinden hizmet alımı yoluyla mı yürütüldüğü belirlenmelidir. Mağdur özel güvenlik görevlisi ise 5188 sayılı Kanun’un kamu görevlilerine sağladığı ceza hukuku korumasının şartları ayrıca incelenmelidir.
Bu amaçla mağdurun görev belgesi, çalışma sözleşmesi, görevlendirme yazısı, özel güvenlik kimlik kartı ve olay tarihindeki görev çizelgesi dosyaya getirtilmelidir. Mahkeme, bu belgeleri değerlendirdikten sonra mağdurun TCK uygulaması bakımından kamu görevlisi sayılıp sayılmadığını gerekçeli biçimde açıklamalıdır.
TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanabilmesi için kamu görevlisi sıfatının tespit edilmesi de tek başına yeterli değildir. Yaralama fiilinin mağdurun yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmiş olması gerekir. Fail ile mağdur arasındaki uyuşmazlığın görevden mi yoksa kişisel bir sebepten mi kaynaklandığı ayrıca belirlenmelidir.
Mağdurun olay sırasında görevli olması önemli bir delil olmakla birlikte, nitelikli hâlin tek ölçütü değildir. Görev sırasında gerçekleşen fakat bütünüyle özel bir husumetten kaynaklanan yaralama eyleminde TCK’nin 86/3-c maddesi uygulanamaz. Buna karşılık görev bittikten sonra, daha önce yapılan bir kamu işleminin intikamı olarak gerçekleştirilen yaralama bu bent kapsamında olabilir.
Yargıtay, mağdurun görev belgesi getirtilmeden ve kamu görevlisi olup olmadığı tartışılmadan sanığın TCK’nin 86/3-c maddesi uyarınca cezalandırılmasını eksik inceleme ve yetersiz gerekçeye dayalı bulmuştur. Nitelikli hâlin sanığın cezasını artırması nedeniyle bu unsurun varsayımla kabul edilmesi mümkün değildir.
Kararda ayrıca kamu kurumunun kasten yaralama suçundan doğrudan zarar gören sıfatının bulunup bulunmadığı da değerlendirilmiştir. Kamu malına zarar verme suçundan beraat kararı verilmesi ve kasten yaralama suçunun doğrudan mağdurunun gerçek kişi olması karşısında, ilgili Bakanlık lehine hükmedilen vekâlet ücretinden sanığın sorumlu tutulması da hukuka aykırı bulunmuştur.
Sonuç olarak Yargıtay, mağdurun görev statüsü ve yaralama fiilinin görevle bağlantısı tam olarak araştırılmadan verilen mahkûmiyet hükmünü bozmuştur. Karar, özel güvenlik görevlileri ile kamu kurumlarında farklı statüler altında çalışan kişilere yönelik yaralama dosyalarında görev belgesinin mutlaka dosyaya getirtilmesi gerektiğini göstermektedir.
Künye: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 07.10.2021 Tarih, 2021/22939 Esas, 2021/23841 Karar.
Polis Memuruna Yerine Getirdiği Görev Nedeniyle Yöneltilen Yaralama Fiilinde TCK 86/3-c Artırımının Uygulanmaması Eksik Cezadır
Sanık hakkında birden fazla suçtan yürütülen yargılamada, polis memuru olan mağdura yönelik kasten yaralama fiilinin mağdurun yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle gerçekleştirildiği kabul edilmiştir. Yerel mahkeme sanığı kasten yaralama suçundan mahkûm etmiş; ancak TCK’nin 86/3-c maddesindeki artırımı uygulamamıştır.
TCK’nin 86/3-c maddesi kamu görevlisi olan kişiyi özel yaşamındaki bütün saldırılara karşı ayrıcalıklı biçimde koruyan bir düzenleme değildir. Nitelikli hâlin uygulanabilmesi için yaralama fiilinin mağdurun yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmiş olması gerekir.
Bu bağlantı, failin saldırı saiki ve olayın gelişim biçimi esas alınarak belirlenir. Failin kamu görevlisinin yaptığı işlemi engellemek, görev sırasında alınan bir kararın intikamını almak veya kamu görevlisini görevinin gereklerine aykırı davranmaya zorlamak amacıyla yaralama fiilini işlemesi hâlinde görev bağlantısı bulunmaktadır.
Somut olayda mağdurun polis memuru olduğu ve sanığın yaralama eylemini mağdurun yerine getirdiği kolluk görevi nedeniyle gerçekleştirdiği sabittir. Bu nedenle olayda TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanması için aranan mağdurun kamu görevlisi olması ve fiilin görev nedeniyle işlenmesi şartları birlikte gerçekleşmiştir.
Yaralamanın kamu görevi nedeniyle işlenmesi hâlinde mağdurun ayrıca şikâyette bulunması gerekmez. Fiil, meydana gelen yaralanma basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikte olsa dahi resen soruşturulur ve kovuşturulur. Şikâyetten vazgeçme de davanın düşürülmesi sonucunu doğurmaz.
Aynı olayda sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan da mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Yargıtay, direnme suçunun tek bir fiille birden fazla kamu görevlisine karşı işlenmesi nedeniyle TCK’nin 43/2. maddesi aracılığıyla zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğini belirtmiştir.
Kasten yaralama suçu yönünden ise sanığın eyleminin mağdur polis memurunun görevi nedeniyle gerçekleştirildiği sabit olmasına rağmen TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanmaması eksik ceza tayini olarak değerlendirilmiştir. Nitelikli hâlin mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
Bununla birlikte yalnızca sanık tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuş ve sanık aleyhine temyiz yoluna başvurulmamıştır. Bu nedenle Yargıtay, TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanmamasını hukuka aykırı bulmakla beraber aleyhe değiştirme yasağı nedeniyle bozma nedeni yapmamıştır.
Yargıtay, kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünü bu eleştiriyle onamıştır. Görevi yaptırmamak için direnme suçuna ilişkin hükümdeki kanun maddesi gösterimi ise yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden düzeltilerek onanmıştır.
Kararın uygulamadaki önemi, kamu görevlisine yönelik yaralama ile görevi yaptırmamak için direnme suçlarının aynı olayda ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini göstermesidir. Fiilin suçların içtimaı bakımından oluşturduğu sonuç ile kasten yaralama cezasında TCK’nin 86/3-c maddesine göre yapılacak artırım birbirinden bağımsız olarak incelenmelidir.
Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 14.07.2020 Tarih, 2020/2897 Esas, 2020/9627 Karar.
Müdür Yardımcısına Öğretmen Tarafından Kişisel Nedenle Atılan Tokatta Kamu Görevi Bağlantısı Bulunmadığından TCK 86/3-c Uygulanamaz
Mağdurun bir ortaokulda müdür yardımcısı, sanığın ise aynı okulda öğretmen olarak görev yaptığı olayda taraflar okul koridorunda karşılaşmıştır. Sanık, mağdura yaklaşarak “sen bunu hak ettin” demiş ve ardından mağdura tokat atmıştır.
Yerel mahkeme, mağdurun müdür yardımcısı ve dolayısıyla kamu görevlisi olması nedeniyle eylemin TCK’nin 86/3-c maddesi kapsamında kaldığını kabul etmiştir. Sanığın kasten yaralama suçundan belirlenen cezası, fiilin kamu görevi nedeniyle işlendiği gerekçesiyle artırılmıştır.
Yargıtay, TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanma şartlarını değerlendirirken mağdurun kamu görevlisi olmasının tek başına yeterli olmadığını vurgulamıştır. Kanunda “kamu görevlisine karşı” değil, “kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle” yaralama ifadesi kullanılmıştır.
Bu düzenlemeyle kamu görevlisine kişisel olarak ayrıcalıklı bir koruma sağlanmamaktadır. Nitelikli hâlin kabul edilmesinin nedeni, yaralama fiilinin kamu hizmetinin yürütülmesine, kamu idaresinin saygınlığına ve devlet faaliyetlerinin devamlılığına yönelik bir saldırı niteliği taşımasıdır.
Bu nedenle failin yaralama kastının mağdurun göreviyle bağlantılı olması gerekir. Mağdurun yaptığı bir idari işlem, verdiği bir görev, uyguladığı bir disiplin tedbiri veya kamu görevinin gereklerine uygun başka bir davranış saldırının sebebini oluşturuyorsa TCK’nin 86/3-c maddesi uygulanabilir.
Buna karşılık tarafların aynı kamu kurumunda çalışmaları, olayın işyerinde meydana gelmesi veya mağdurun olay sırasında görev başında bulunması tek başına yeterli değildir. Yaralama kişisel husumetten, özel ilişkiden veya görevle ilgisi bulunmayan bir tartışmadan kaynaklanmışsa nitelikli hâl oluşmaz.
Somut olayda Yargıtay, sanığın müdür yardımcısı olan mağdura yönelik tokat atma eylemini kamu görevinden kaynaklanan bir nedenle değil, kişisel bir sebeple gerçekleştirdiğini kabul etmiştir. “Sen bunu hak ettin” şeklindeki söz ve dosyanın diğer koşulları görev bağlantısının kurulması için yeterli görülmemiştir.
Bu nedenle sanık hakkında TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanmasıyla fazla ceza tayin edilmiştir. Sanığın eyleminin meydana gelen yaralanmanın niteliği itibarıyla TCK’nin 86/2. maddesinde düzenlenen basit kasten yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.
TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanamayacağının belirlenmesi suçun takip ve uzlaştırma rejimini de değiştirmiştir. Görev nedeniyle işlenen nitelikli yaralama uzlaştırma kapsamında değilken, somut olaydaki fiilin TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında kalması nedeniyle uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerekmiştir.
Yargıtay, taraflar arasında CMK’nin 253 ve 254. maddelerine uygun biçimde uzlaştırma işlemlerinin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerektiğini belirtmiştir. Uzlaştırma girişiminin başarısız olması hâlinde yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmalıdır.
Kararın temel ilkesi, kamu görevlisi sıfatı ile kamu görevi nedeniyle saldırıya uğrama unsurunun birbirinden ayrılmasıdır. Mahkeme yalnızca mağdurun görev unvanını değil, saldırının gerçek sebebini de belirlemeli ve görevle fiil arasındaki bağlantıyı gerekçeli kararında somut biçimde göstermelidir.
Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 10.12.2019 Tarih, 2019/16939 Esas, 2019/22680 Karar.
Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Sırasında Uygulanan Cebir TCK 87 Düzeyinde Ağırlaşmış Yaralanmaya Yol Açmamışsa Ayrıca TCK 86/3-c Uyarınca Ceza Verilemez
Sanık, aracıyla seyir hâlindeyken hız sınırını aşması nedeniyle trafik polisleri tarafından durdurulmuştur. Sanığın saatte 86 kilometre hızla radara girdiği tespit edilmiş ve hakkında idari yaptırım uygulanması için sürücü belgesi ile diğer evrakı görevli polis memurlarına teslim edilmiştir.
Sanık, çocuğunun hasta olduğunu ve hastaneye yetişmeye çalıştığını belirterek işlemin daha sonra yapılmasını istemiştir. Ardından polis aracındaki kendisine ait evrakı alarak olay yerinden ayrılmak istemiş; görevli polis memuru evrakı geri almaya çalışınca polis memuruna tekme ve yumrukla saldırmıştır.
Polis memurunun yüzünde, kullandığı gözlüğün de etkisiyle çeşitli kesiler meydana gelmiştir. Adli raporda yaralanmanın yaşamı tehlikeye sokmadığı, basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek nitelikte olduğu ve yüzde sabit iz meydana getirmediği belirlenmiştir.
Yerel mahkeme sanığı hem görevi yaptırmamak için direnme hem de kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten yaralama suçlarından ayrı ayrı cezalandırmıştır. Özel Daire ise yaralamanın TCK’nin 87. maddesindeki ağırlaşmış neticelerden birini meydana getirmediğini belirterek ayrıca yaralama suçundan ceza verilemeyeceğine karar vermiştir.
Uyuşmazlık Ceza Genel Kurulunun önüne geldiğinde temel mesele, polis memuruna uygulanan cebrin hem TCK’nin 265. maddesindeki direnme suçunu hem de TCK’nin 86/3-c maddesindeki nitelikli yaralama suçunu oluşturup oluşturmadığı olmuştur.
Ceza Genel Kurulu, TCK’nin 265/5. maddesinde özel bir içtima kuralı bulunduğunu belirtmiştir. Bu hükme göre görevi yaptırmamak için direnme sırasında uygulanan cebir TCK’nin 86. maddesi kapsamında kalıyorsa kural olarak yalnızca direnme suçundan hüküm kurulacaktır.
Direnme sırasında meydana gelen yaralanma TCK’nin 87. maddesindeki neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama düzeyine ulaşırsa fail ayrıca kasten yaralama suçundan da cezalandırılabilir. Dolayısıyla ayrıca yaralama cezası verilebilmesi için yalnızca TCK’nin 86/1 veya 86/2. maddesi kapsamında bir yaralanmanın meydana gelmesi yeterli değildir.
Somut olayda sanığın amacı hakkında uygulanacak trafik işlemini engellemektir. Polis memuruna yöneltilen yumruk ve tekme, görevin yapılmasını önlemek amacıyla kullanılan cebri oluşturmuştur. Meydana gelen yaralanma basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek nitelikte olmakla birlikte TCK’nin 87. maddesinde sayılan ağır sonuçlardan birine ulaşmamıştır.
Bu nedenle Ceza Genel Kurulu, sanığın yalnızca TCK’nin 265/1. maddesindeki görevi yaptırmamak için direnme suçundan cezalandırılması gerektiğini kabul etmiştir. Aynı cebir nedeniyle ayrıca TCK’nin 86/1 ve 86/3-c maddeleri uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulması TCK’nin 265/5. maddesindeki özel içtima kuralına aykırıdır.
Bununla birlikte polis memurunda meydana gelen yaralanma direnme suçunun cezasının belirlenmesinde tamamen göz ardı edilmemelidir. Mahkeme, TCK’nin 61. maddesi uyarınca meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını değerlendirerek direnme suçunun temel cezasını alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle belirleyebilir.
Karar, TCK’nin 86/3-c maddesinin koşulları gerçekleşmiş görünse dahi özel içtima hükümlerinin ayrıca incelenmesi gerektiğini göstermektedir. Kamu görevlisinin görevini engellemek amacıyla kullanılan cebir TCK’nin 87. maddesindeki ağır neticeleri doğurmadıkça ayrı bir nitelikli yaralama cezası verilmez; fiil TCK’nin 265. maddesi kapsamında değerlendirilir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 29.05.2018 Tarih, 2016/1439 Esas, 2018/250 Karar.
Trafik Kontrolünden Kaçmak İçin Aracın Polis Memurunun Üzerine Sürülmesiyle Gerçekleşen Yaralamaya Teşebbüs Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçunun Cebir Unsuru İçinde Kalır
Sanık, olay tarihinde daha önce alkollü araç kullanması nedeniyle sürücü belgesine el konulmuş olmasına rağmen yeniden alkollü biçimde araç kullanmıştır. Trafik kontrol noktasına yaklaştığında görevli polis memuru el feneriyle dur işareti vererek aracın kontrol alanına yanaşmasını istemiştir.
Sanık, hakkında yeniden işlem yapılmasını engellemek amacıyla dur ihtarına uymamıştır. Aracını hızlandırarak trafik kontrolü yapan polis memurunun üzerine sürmüş, polis memuru ezilmekten kurtulabilmek için kendisini orta refüje atmak zorunda kalmıştır. Sanık kontrol noktasındaki dubalara çarparak olay yerinden uzaklaşmıştır.
Sanık yaklaşık bir saat sonra aynı kontrol noktasına geri dönmüştür. Yapılan ölçümde 1,84 promil alkollü olduğu belirlenmiştir. Sanık, daha önce alkollü araç kullanmaktan birkaç kez işlem gördüğünü ve yeniden yakalanmaktan korktuğu için kaçtığını açıklamıştır.
Yerel mahkeme, otomobilin TCK’nin 6/1-f maddesi kapsamında silah niteliğinde olduğunu ve eylemin görevli polis memuruna karşı gerçekleştirildiğini kabul etmiştir. Sanık hakkında TCK’nin 86/2, 86/3-c-e ve 35. maddeleri uyarınca kamu görevi nedeniyle silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
Özel Daire ilk incelemesinde mahkemenin ceza hesabını hatalı bulmuştur. Yerel mahkeme 150 gün adli para cezasını TCK’nin 86/3-c ve 86/3-e maddeleri nedeniyle iki kez artırmış gibi 300 güne çıkarmıştır. Oysa aynı fıkradaki birden fazla nitelikli hâl için ayrı ayrı artırım yapılmamalı, 150 gün üzerinden tek yarı artırım yapılarak 225 güne ulaşılmalıdır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise uyuşmazlığın yalnızca hesaplama hatasıyla sınırlı olmadığını, suç vasfının da yanlış belirlendiğini ileri sürmüştür. Sanığın amacı polis memurunu kişisel bir nedenle yaralamak değil, alkollü araç kullandığı için hakkında yapılacak işlemi engelleyerek kontrol noktasından kaçmaktır.
Ceza Genel Kurulu, sanığın aracı polis memurunun üzerine sürmesini görevli memura karşı kullanılan cebir olarak değerlendirmiştir. Polis memurunun son anda refüje atlaması nedeniyle yaralama tamamlanmamış olmakla birlikte eylem yaralamaya elverişli ve doğrudan icra hareketi niteliğindedir.
Ancak bu yaralamaya teşebbüs, kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Teşebbüs aşamasında kalan ve TCK’nin 87. maddesindeki ağır sonuçlardan birini meydana getirmeyen yaralama fiili, TCK’nin 265. maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçunun cebir unsuru içinde kalmaktadır.
Ceza Genel Kurulu bu nedenle sanığın eyleminin bir bütün olarak TCK’nin 265/1. maddesindeki görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğuna karar vermiştir. Sanık hakkında ayrıca TCK’nin 86/3-c ve 86/3-e maddeleri kapsamında yaralamaya teşebbüs suçundan mahkûmiyet kurulması isabetsiz bulunmuştur.
Kararda otomobilin saldırı aracı olarak kullanılması hâlinde silah sayılabileceği reddedilmemiştir. Ancak fiilin hangi suç kapsamında cezalandırılacağı belirlenirken aracın silah niteliğinden önce TCK’nin 265/5. maddesindeki özel içtima kuralının dikkate alınması gerekmiştir.
Ceza Genel Kurulu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul ederek Özel Dairenin yalnızca ceza hesabına dayanan bozma kararını kaldırmıştır. Yerel mahkeme hükmü, fiilin görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğu gözetilmediği için bozulmuş; sanığın kazanılmış hakkının ceza miktarı yönünden korunmasına karar verilmiştir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 10.03.2022 Tarih, 2018/541 Esas, 2022/166 Karar.
Görevini Yapan Belediye Otobüsü Şoförünün Trafikte Çıkan Tartışma Sonucunda Yaralanması TCK 86/3-c Kapsamındadır
Sanık ile belediye otobüsü şoförü olan mağdur arasında trafikte tartışma çıkmış, tartışmanın devamında sanık mağduru basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaralamıştır. Yerel mahkeme sanığı TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca cezalandırmış; ancak TCK’nin 86/3-c maddesini uygulamamıştır.
İlk hükümde sanık hakkında TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca 120 gün adli para cezası belirlenmiştir. Yerel mahkeme TCK’nin 62. maddesindeki takdiri indirimi uygularken hesaplama hatası yapmış ve 120 günden altıda bir indirim sonucunda 100 gün yerine 150 gün adli para cezasına hükmetmiştir.
Bu hesaplama sonucunda günlüğü 20 TL üzerinden 2.000 TL yerine 3.000 TL adli para cezasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığı, ceza hesaplamasındaki bu hata nedeniyle kanun yararına bozma yoluna başvurmuştur.
Yargıtay incelemesinde yalnızca matematiksel hesap hatasıyla yetinmemiş, suçun hukuki niteliğini de değerlendirmiştir. Mağdurun olay sırasında belediye otobüsü şoförü olarak görevini yerine getirdiği ve sanığın eylemine bu görev nedeniyle maruz kaldığı tespit edilmiştir.
TCK’nin 6/1-c maddesindeki kamu görevlisi kavramı yalnızca kadrolu devlet memurlarını kapsamamaktadır. Kamusal faaliyetin yürütülmesine sürekli, süreli veya geçici şekilde katılan kişiler de ceza kanununun uygulanması bakımından kamu görevlisi sayılabilir. Toplu taşıma hizmetini kamusal faaliyet kapsamında yerine getiren belediye otobüsü şoförü de somut olayda bu kapsamda değerlendirilmiştir.
Bununla birlikte belediye otobüsü şoförüne yönelik her yaralama eylemi TCK’nin 86/3-c maddesini oluşturmaz. Fiilin mağdurun yürüttüğü toplu taşıma görevi nedeniyle işlenmesi gerekir. Somut olayda tartışmanın mağdurun trafikte belediye otobüsü şoförlüğü görevini yerine getirmesi sırasında ve bu görevle bağlantılı olarak çıkması nedeniyle aranan bağlantı kurulmuştur.
Yargıtay, yerel mahkemenin TCK’nin 86/3-c maddesini uygulamamasını hukuka aykırı bulmuştur. Sanık hakkında önce TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca 120 gün adli para cezası belirlenmiş, bu ceza TCK’nin 86/3-c maddesi gereğince yarı oranında artırılarak 180 güne çıkarılmıştır.
Ardından TCK’nin 62. maddesindeki altıda bir oranındaki takdiri indirim uygulanarak sonuç ceza 150 gün olarak belirlenmiştir. Günlüğü 20 TL üzerinden yapılan hesaplama sonucunda sanığın 3.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bu nedenle yerel mahkemenin yaptığı hesaplama yöntemi yanlış olmasına rağmen Yargıtayın TCK’nin 86/3-c maddesini uygulaması sonucunda ulaşılan sonuç ceza yine 3.000 TL olmuştur. Yargıtay, hükmü kanun yararına bozmuş ve CMK’nin 309/4-d maddesinin verdiği yetkiye dayanarak sonuç cezayı doğrudan belirlemiştir.
Karar, kanun yararına bozma incelemesinde ihbar yazısında yalnızca ceza hesabına ilişkin hata gösterilmiş olsa dahi suçun doğru hukuki nitelendirilmesinin dikkate alınabileceğini ortaya koymaktadır. Mahkeme, mağdurun kamu göreviyle fiil arasındaki bağlantıyı araştırmalı ve şartları oluşmuşsa TCK’nin 86/3-c maddesini uygulamalıdır.
Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 28.02.2022 Tarih, 2022/1302 Esas, 2022/1550 Karar.
Koğuşa Hükümlü Yerleştirilmesi Nedeniyle İnfaz Koruma Memurunun Boğazının Sıkılması Tamamlanmış Yaralama Olup TCK 86/3-c Artırımı Uygulanmalıdır
Sanık ile infaz koruma memuru olan mağdur arasında ceza infaz kurumundaki bir koğuşa hükümlü yerleştirilmesi meselesi nedeniyle tartışma çıkmıştır. Tartışma sırasında sanık, infaz koruma memurunun boğazını sıkmıştır.
Yerel mahkeme, sanığın eylemini kasten yaralamaya teşebbüs olarak kabul etmiş ve sanık hakkında TCK’nin 35. maddesi uyarınca indirim uygulamıştır. Ayrıca fiilin mağdurun yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlendiğini kabul etmesine rağmen TCK’nin 86/3-c maddesine göre artırım yapmamıştır.
Kasten yaralama suçunun tamamlanması için mağdurun vücudunda mutlaka gözle görülebilir bir yara, morluk veya kalıcı hasar meydana gelmesi gerekmez. TCK’nin 86. maddesine göre mağdurun vücuduna acı verilmesi de suçun tamamlanması için yeterlidir.
Bir kişinin boğazının sıkılması, niteliği itibarıyla vücuda acı vermeye ve kişinin beden bütünlüğünü ihlal etmeye elverişli bir davranıştır. Failin mağdurun boğazını sıkmasıyla birlikte yaralama suçunun icra hareketleri tamamlanmış ve kanunun aradığı sonuç gerçekleşmiştir.
Bu nedenle olayda teşebbüs hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Teşebbüsten söz edilebilmesi için failin elverişli hareketlerle doğrudan doğruya suçun icrasına başlamasına rağmen elinde olmayan nedenlerle suçun tamamlanamaması gerekir. Somut olayda mağdurun boğazının fiilen sıkılması nedeniyle yaralama suçu tamamlanmıştır.
Eylemin sebebi de mağdurun infaz koruma memuru olarak yerine getirdiği görevdir. Tartışma, ceza infaz kurumundaki koğuşa bir hükümlünün yerleştirilmesi işlemi nedeniyle çıkmıştır. Bu işlem infaz koruma memurunun kamu görevinin kapsamındadır.
Dolayısıyla mağdurun yalnızca kamu görevlisi olması değil, yaralama fiilinin doğrudan yerine getirdiği görevden kaynaklanması nedeniyle TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanması gerekmektedir. Fail ile mağdur arasında görevden bağımsız kişisel bir husumetten kaynaklanan saldırı söz konusu değildir.
Yargıtay, sanığın boğaz sıkma eyleminin tamamlanmış basit kasten yaralama suçunu oluşturduğunu belirtmiştir. Yerel mahkemenin TCK’nin 35. maddesindeki teşebbüs hükümlerini uygulaması sanık hakkında eksik ceza tayinine neden olmuştur.
Aynı şekilde fiilin mağdurun kamu görevi nedeniyle gerçekleştirildiği kabul edildiği hâlde TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanmaması da eksik ceza olarak değerlendirilmiştir. Mahkemenin kabulü ile hüküm fıkrasında uyguladığı kanun maddeleri arasında çelişki oluşmuştur.
Bununla birlikte hüküm yalnızca sanık tarafından temyiz edilmiş ve sanık aleyhine bir temyiz başvurusu yapılmamıştır. Yargıtay, hem teşebbüs indiriminin uygulanmasını hem de TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanmamasını hukuka aykırı bulmakla beraber aleyhe değiştirme yasağı nedeniyle bozma nedeni yapmamıştır.
Sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazları reddedilerek mahkûmiyet hükmü eleştirili olarak onanmıştır. Böylece sanığın eksik belirlenen cezası aleyhe temyiz bulunmadığı için artırılmamış; ancak yerel mahkemenin hukuki hataları içtihat olarak açıkça gösterilmiştir.
Künye: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 30.05.2017 Tarih, 2016/14534 Esas, 2017/7464 Karar.
TCK 86/3-c Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
| Somut Durum | Yargıtay Nitelendirmesi | Gerekçenin Özü |
|---|---|---|
| Görevi başındaki hekime hasta yakınının saldırısı | TCK 86/3-c | Yaralama, yerine getirilen kamu görevi nedeniyle işlenmiştir |
| Görevden yıllar sonra görev kaynaklı husumetle saldırı | TCK 86/3-c | Görev sona ermiş olsa da nedensellik bağı sürmektedir |
| Kişisel husumetle görevliye saldırı | Bent uygulanmaz | Fiil göreve değil kişisel ilişkiye dayanmaktadır |
| Görevi engellemek için cebir kullanılması | TCK 265 ile birlikte değerlendirme | Direnme ve yaralama ayrımı fiilin amacına göre yapılır |
| Görev bağlantısının araştırılmaması | Eksik inceleme | Nedensellik bağı somut delillerle ortaya konulmalıdır |
Maddenin diğer halleri için TCK 86/3-b kendini savunamayacak kişiye karşı yaralama, TCK 86/3-d nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle yaralama ile TCK 86/1 temel hal yazılarımızı inceleyebilirsiniz.
Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:
Sık Sorulan Sorular
TCK 86/3-c nedir?
TCK 86/3-c, kasten yaralama suçunun kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir; ceza şikayet aranmaksızın yarı oranında artırılır.
Doktora saldırının cezası nedir?
Görevi nedeniyle hekime karşı işlenen yaralama TCK 86/3-c kapsamında yarı oranında artırılır; sağlık personeline karşı işlendiği için 3359 sayılı Kanun uyarınca ceza ayrıca yarı oranında artırılır ve hapis cezası ertelenemez.
Görev bittikten sonra saldırı da bu bende girer mi?
Evet. Belirleyici olan görevin devam etmesi değil, fiilin görevden kaynaklanan bir nedene dayanmasıdır; görevliye verdiği karar veya yaptığı işlem nedeniyle sonradan saldırılması da bent kapsamındadır.
Kamu görevlisine kişisel husumetle saldırı nitelikli hal midir?
Hayır. Fiil kamu göreviyle bağlantılı değilse, mağdur kamu görevlisi olsa bile bent uygulanmaz; yaralama temel hükümler üzerinden yargılanır.
Polise mukavemet ile bu bendin farkı nedir?
Amaç ölçütü belirleyicidir: Görevin yapılmasını engellemek için cebir kullanılması TCK 265 direnme suçunu, görev nedeniyle misilleme amaçlı saldırı ise TCK 86/3-c kapsamında yaralamayı oluşturur; ağır yaralanmalarda iki suç birlikte de uygulanabilir.
TCK 86/3-c şikayete tabi mi?
Hayır. Yaralanma hafif olsa dahi şikayet aranmaz, soruşturma kendiliğinden yürütülür ve uzlaştırma uygulanmaz.
TCK 86/3-c davasında avukat desteği neden önemli?
Görev bağlantısının ispatı, direnme suçuyla içtima ve sağlık personeli artırımlarının hesabı teknik tartışmalardır; her biri cezayı katlayabilir. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.
Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?
Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur ve yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ankara Barosuna kayıtlı olarak (Sicil No: 34507) Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosunun kurucu avukatı sıfatıyla ağırlıklı olarak ceza hukuku alanında çalışmakta; kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama dosyalarında müdafilik ve mağdur vekilliği görevi yürütmektedir. Bu yazı, TCK 86/3-c kapsamında kamu görevi nedeniyle kasten yaralama konusundaki güncel Yargıtay içtihatları taranarak hazırlanmıştır ve bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya özgü hukuki danışmanlık yerine geçmez.
TCK 86/3-c Kamu Görevi Nedeniyle Yaralama Suçlamasında Ankara Ceza Avukatı Desteği
Yaralama dosyalarında adli raporların doğru okunması, nitelendirme ve haksız tahrik tartışması sonucu yıllarla değiştirir. Kasten yaralama suçu tck 86 rehberimizi inceleyebilir, dosyanız için Ankara ceza avukatı desteği alabilirsiniz.