Ceza Hukuku

TCK 105/2 Son Cümle: Taciz Nedeniyle İşi, Okulu veya Aileyi Bırakma

Güncelleme Tarihi: 21 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa

TCK 105/2 son cümle nedir? TCK 105/2 son cümlesi, cinsel taciz fiili nedeniyle mağdurun işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalması halinde verilecek cezanın bir yıldan az olamayacağını düzenler. Bu, neticeye bağlı bir asgari ceza kuralıdır: Taciz, mağdurun yaşamında somut bir kopuşa yol açmışsa hapis cezası alt sınırı bir yıla sabitlenir ve adli para seçeneği fiilen devreden çıkar. Kural, hem temel şekil hem nitelikli haller üzerinden kurulan cezalara uygulanır; kopuş ile taciz arasındaki zorunluluk bağı ispatlanmalıdır.

Tacizin gerçek maliyeti mahkeme dosyasında değil, mağdurun yaşam çizelgesinde okunur: bırakılan iş, yarıda kalan okul, terk edilen ev. Kanun koyucu bu kopuşları görür ve faile yansıtır; taciz mağdurun hayatından bir parça koparmışsa ceza asgari bir yıla sabitlenir. cinsel taciz suçu TCK 105 sisteminin bu az bilinen ama etkili kuralı, ikinci fıkranın son cümlesidir.

Bu yazıda üç netice tipini, zorunluluk bağının ispatını ve sekiz emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz. İşyeri kaynaklı fiiller için TCK 105/2-c işyerinde cinsel taciz rehberimize bakabilirsiniz.

TCK 105/2 Son Cümle Nedir?

TCK 105/2 son cümlesi, bentlerdeki artırım nedenlerinden farklı çalışan, neticeye bağlı bir asgari ceza kuralıdır: Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz. Kural oran artırmaz; kurulan cezanın alt sınırını bir yıla çeker. Uygulanması iki şarta bağlıdır: sayılan üç neticeden birinin gerçekleşmesi ve bu neticenin taciz nedeniyle ve zorunlu olarak doğması. Netice, temel şekildeki tacizden de bentlerdeki nitelikli tacizden de doğabilir.

TCK 105 Kanun Metni

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 105. maddesinin yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.

Cinsel taciz

Madde 105 – (1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikâyeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına, fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) (Değişik: 18/6/2014-6545/61 md.) Suçun;

a) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,

c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

e) Teşhir suretiyle,

işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz.

Üç Netice ve Zorunluluk Bağı

  • İşi bırakmak: İstifa, iş sözleşmesinin feshi veya fiilen işe devam edememe; tacizle istifa arasındaki tarih örgüsü, istifa dilekçesinin içeriği ve tanık anlatımları ispatın araçlarıdır.
  • Okuldan ayrılmak: Kayıt dondurma, nakil ve okulu tamamen bırakma; aşağıdaki kararların gösterdiği gibi, ayrılığın tek başına gerçekleşmesi yetmez, tacize dayandığının somut olarak ortaya konulması aranır.
  • Aileden ayrılmak: Mağdurun ev değiştirmek, aile birliğinden kopmak zorunda kalması; tacizin evliliği sona erdirdiği olgular da bu kapsamda değerlendirilmiştir.
  • Zorunluluk bağı: Kopuşun özgür bir tercih değil, tacizin yarattığı baskının kaçınılmaz sonucu olması gerekir; başka nedenlere dayanan ayrılıklar kuralı devreye sokmaz ve bu bağ soyut kabulle değil delille kurulur.

Cezaya Etkisi Nasıl Hesaplanır?

  • Hesap sırası: Önce temel ceza belirlenir, varsa bent artırımı uygulanır; sonuç bir yılın altında kalıyorsa asgari ceza kuralı devreye girer ve ceza bir yıla tamamlanır.
  • Pratik etkisi: Kısa süreli hapis ihtimalini ortadan kaldırır, adli para seçeneğini fiilen devreden çıkarır ve seçenek kurumların pazarlık alanını daraltır.
  • Tazminat köprüsü: İşinden veya okulundan olan mağdurun maddi kayıpları, ceza dosyasındaki tespitlerle desteklenen bir tazminat davasının konusudur; iki süreç birlikte planlanmalıdır.

Şikayet, Tutuklama ve Yargılama

  • Şikayet: Kuralın uygulandığı dosyalar çoğunlukla nitelikli hallere dayandığından şikayet aranmaz; temel şekil üzerinden kurulan cezalarda şikayet rejimi saklıdır.
  • Uzlaştırma: Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yolu kapalıdır; taraflar anlaşsa dahi dosya kamu adına yürütülür.
  • Tutuklama: Suç katalog kapsamında değildir; mağdurun yaşam alanlarını koruyan adli kontrol tedbirleri öne çıkar.
  • Görevli mahkeme: Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.
  • İspat rejimi: Bu suçlar çoğu zaman tanıksız ortamlarda işlendiğinden mağdur beyanı merkezi delildir; ancak beyanın mahkumiyete yeterliliği, iç tutarlılık ve dış doğrulama ölçütleriyle denetlenir. Ayrıntılar için cinsel suçlarda ispat ve mağdur beyanı delili rehberimize bakabilirsiniz.
  • İnfaz rejimi: Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda koşullu salıverilme oranı süreli hapiste dörtte üçtür; infaz hesabı için infaz hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz.

Avukata Sor: TCK 105/2 Son Cümle Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim

İstifa, nakil veya evden ayrılışın taciz yüzünden ve zorunlu olduğunun ispatı bu kuralın anahtarıdır; dilekçeler, tarih örgüsü ve tanık anlatımları belirleyicidir. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.

Avukata Sor

Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetlerimiz, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAUT) uyarınca ücrete tabidir.

TCK 105/2 Son Cümle Yargıtay Kararları

Aşağıdaki sekiz emsal karar, bu hükmün uygulamadaki sınırlarını çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.

TCK 105/2-SON – CİNSEL TACİZ NEDENİYLE MAĞDURUN İŞİNİ BIRAKMAK ZORUNDA KALMASI HÂLİNDE, FİİL İLE İŞTEN AYRILMA ARASINDA NEDENSELLİK BAĞI BULUNMALI VE VERİLECEK CEZA BİR YILDAN AZ OLMAMALIDIR

Somut olayda sanığın mağdura değişik tarihlerde mesaj göndermek suretiyle cinsel tacizde bulunduğu ve bu eylemlerin ardından mağdurun çalıştığı işi bırakmak zorunda kaldığı kabul edilmiştir. Mahkeme, sanığın cinsel taciz eylemleriyle mağdurun çalışma hayatındaki bu sonucu arasında bağlantı bulunduğunu değerlendirerek TCK 105/2’nin son cümlesini uygulamıştır.

TCK 105/2-son, cinsel taciz suçunun mağdur bakımından doğurduğu ağır sosyal sonuçları ayrıca dikkate alan bir düzenlemedir. Hükme göre mağdur cinsel taciz fiili nedeniyle işini bırakmak, okulundan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmışsa verilecek ceza bir yıldan az olamaz. Bu nedenle düzenlemede yalnızca failin eyleminin niteliği değil, eylemin mağdurun hayatında meydana getirdiği sonuç da önem taşımaktadır.

Yargıtay uygulamasında bu hükmün uygulanabilmesi için mağdurun işten ayrılmış olmasının tek başına yeterli olmadığı kabul edilmektedir. İşten ayrılma ile sanığın cinsel taciz eylemi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Mağdurun tamamen başka bir nedenle işten ayrıldığı bir durumda, daha önce cinsel tacize uğramış olması TCK 105/2-son hükmünün uygulanmasını sağlamaz. Tezde de bu ağırlaştırıcı sonucun uygulanması bakımından cinsel taciz fiiliyle iş, okul veya aileden ayrılma arasında nedensellik bağının zorunlu olduğu belirtilmektedir.

Somut olayda mağdurun işini bırakmasının sanığın taciz eylemleriyle bağlantılı olduğu kabul edildiğinden hükmün uygulanma koşulları oluşmuştur. Burada mağdurun artık aynı iş ortamında bulunmaya devam edememesi, tacizin sürmesi ihtimali veya yaşadığı rahatsızlık nedeniyle çalışma yaşamını aynı yerde sürdürememesi gibi olgular önem taşımaktadır.

Bu düzenlemenin bir diğer özelliği, sonuç cezanın alt sınırını belirlemesidir. TCK 105/2-son uygulandığında mahkemece yapılacak hesaplama sonucunda ortaya çıkan ceza bir yıldan daha az olamaz. Böylece kanun koyucu mağdurun çalışma, eğitim veya aile hayatını terk etmek zorunda kalmasına neden olan cinsel tacizi temel ve diğer nitelikli hâllere göre daha ağır sonuçlandırmıştır.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi ayrıca bu ağırlaşmış hâlin şikâyete bağlı olmadığı yönünde değerlendirme yapmıştır. Bir suçun temel şeklinin şikâyete bağlı olması, o suçun nitelikli veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış şekillerini kendiliğinden şikâyete bağlı hâle getirmez. Bu nedenle mağdurun işi bırakmasına neden olan ve TCK 105/2-son kapsamında kalan eylem resen soruşturulup kovuşturulmalıdır.

Bu yönüyle mağdur daha sonra şikâyetinden vazgeçmiş olsa bile kamu davasının sırf bu nedenle düşürülmesi mümkün değildir. Suç vasfı TCK 105/2-son kapsamında belirlendiğinde mahkemenin yargılamaya devam ederek sanığın ceza sorumluluğu hakkında esasa ilişkin karar vermesi gerekir.

Sonuç olarak Yargıtay, değişik zamanlarda gerçekleştirilen cinsel taciz eylemleri nedeniyle mağdurun işini bırakmak zorunda kalması hâlinde, eylemler ile işten ayrılma arasında nedensellik bağı bulunması şartıyla TCK 105/2-son hükmünün uygulanacağını; bu ağırlaşmış hâlin şikâyete bağlı olmadığını ve sonuç cezanın bir yıldan az olamayacağını kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 14.10.2014, E. 2013/1054, K. 2014/10982

TCK 105/2-SON – MAĞDURUN OKULDAN AYRILMASI TEK BAŞINA YETERLİ OLMAYIP, BU SONUCUN TCK 105/2 KAPSAMINDAKİ NİTELİKLİ CİNSEL TACİZ FİİLİNDEN KAYNAKLANMASI GEREKİR

Somut olayda sanık ile müşteki aynı okulda öğrenci olup sanığın müştekiye yönelik cinsel taciz eyleminde bulunduğu ve olay sonrasında müştekinin okuldan ayrıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi, mağdurun okuldan ayrılmasını TCK 105/2’nin son cümlesi kapsamında değerlendirerek cezayı buna göre belirlemiştir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi ise TCK 105/2-son hükmünün uygulama alanını daha sınırlı değerlendirmiştir. Daireye göre bu düzenleme, aynı maddenin ikinci fıkrasının uygulanmasını gerektiren bir nitelikli hâlin bulunduğu olaylarda gündeme gelebilir. Başka bir ifadeyle mağdurun okuldan ayrılmış olması tek başına ikinci fıkranın uygulanmasına yeterli değildir.

Somut olayda sanık ile müştekinin aynı okulda öğrenci olmaları, TCK 105/2’de sayılan nitelikli hâllerden biri değildir. Fail ile mağdur arasında kamu görevi, hizmet ilişkisi, aile içi ilişki, eğitici-öğretici ilişkisi veya aynı işyerinde çalışma gibi ikinci fıkrada öngörülen özel bir bağlantı bulunmamaktadır.

Bu nedenle sanığın temel cinsel taciz eyleminin ardından müştekinin okuldan ayrılmış olması, Daire tarafından doğrudan TCK 105/2-son hükmünün uygulanması için yeterli görülmemiştir. Mahkemenin bu sonuca dayanarak cezayı ağırlaştırması sanık hakkında fazla ceza belirlenmesine yol açmıştır.

Kararın dikkat çekici yönü, TCK 105/2-son hükmünün maddenin sistematiği içerisindeki konumuna önem vermesidir. Daire, son cümleyi birinci fıkradaki her cinsel taciz eylemine uygulanabilecek bağımsız bir ağır netice olarak değil, ikinci fıkranın uygulanmasını gerektiren hâllere bağlı bir düzenleme olarak yorumlamıştır. Kullanıcının sağladığı tezde de Yargıtayın bu görüşü benimsediği açıkça aktarılmaktadır.

Bu nedenle mağdurun okuldan ayrılmasının cinsel taciz eyleminden kaynaklanması gerekli olmakla birlikte, Dairenin bu kararına göre ayrıca TCK 105/2 kapsamındaki bir nitelikli hâlin bulunması da gerekmektedir. Aksi hâlde mağdurun okul değiştirmesi veya tamamen okuldan ayrılması, tek başına sonuç cezanın bir yıldan az olamayacağına ilişkin hükmü işletmez.

Bu yorum özellikle öğrenciler arasında gerçekleşen cinsel taciz eylemleri bakımından önem taşımaktadır. Aynı okulda bulunmak, “aynı işyerinde çalışma” kavramıyla özdeş değildir ve öğrenciler arasındaki olağan okul arkadaşlığı ilişkisi ikinci fıkrada ayrıca nitelikli hâl olarak düzenlenmemiştir.

Sonuç olarak Yargıtay, aynı okulda öğrenci olan sanık ile müşteki arasındaki temel cinsel taciz eyleminden sonra müştekinin okuldan ayrılmasının tek başına TCK 105/2-son hükmünü uygulanabilir hâle getirmediğini; bu son cümlenin TCK 105/2’nin uygulanmasını gerektiren nitelikli hâllerin bulunduğu olaylarda uygulanabileceğini ve aksi kabulün fazla ceza tayinine neden olacağını kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 13.05.2014, E. 2013/22452, K. 2014/16307

TCK 105/2-SON – MAĞDURUN CİNSEL TACİZ EYLEMLERİ NEDENİYLE İŞİNİ BIRAKMASI SONUCUNDA UYGULANAN AĞIRLAŞMIŞ HÂL ŞİKÂYETE BAĞLI DEĞİLDİR

Somut olayda sanığın mağdura yönelik cinsel taciz niteliğindeki davranışlarının belirli bir süre boyunca devam ettiği ve mağdurun bu davranışlar sonucunda çalışma hayatını aynı işyerinde sürdüremeyerek işini bıraktığı kabul edilmiştir. Yerel mahkeme bu nedenle TCK 105/2’nin son cümlesini uygulamıştır.

Dosyanın temyiz incelemesinde temel tartışmalardan biri, mağdurun sonradan şikâyetinden vazgeçmesinin bu suç bakımından kamu davasını sona erdirip erdirmeyeceğidir. TCK 105/1’de temel cinsel taciz suçunun şikâyete bağlı olması nedeniyle ilk bakışta şikâyetten vazgeçmenin düşme sonucu doğurabileceği düşünülebilir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi ise nitelikli ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâller bakımından farklı bir değerlendirme yapmıştır. Bir suçun yalnızca temel şeklinin şikâyete bağlı olarak düzenlenmesi, aynı suçun ağırlaştırılmış şekillerini de şikâyete bağlı hâle getirmez. Şikâyete bağlılık istisnai olduğundan kanunda açık düzenleme bulunması gerekir.

TCK 105/2-son bakımından mağdurun işini bırakmak zorunda kalması, failin cinsel taciz eyleminin mağdurun sosyal ve ekonomik hayatında doğurduğu ağır bir sonuçtur. Kanun koyucu bu durumda sonuç cezanın bir yıldan az olamayacağını açıkça düzenlemiştir.

Bu ağır neticenin uygulanabilmesi için yine nedensellik bağlantısı aranmalıdır. İşten ayrılma, failin tacizinden bağımsız başka bir nedenle gerçekleşmişse hüküm uygulanamaz. Buna karşılık mağdur taciz ortamından kurtulabilmek, ruhsal huzurunu koruyabilmek veya aynı çalışma düzenini devam ettirmesinin kendisinden beklenememesi nedeniyle işten ayrılmışsa nedensellik bağı kurulabilir.

Mağdurun mutlaka ekonomik veya hukuki anlamda “başka hiçbir seçeneği kalmamış” olması da her olayda aranmaz. Kanun metninde “zorunda kalma” ifadesi kullanılmıştır. Tezde de bu ifadenin mutlak mecburiyetten daha geniş olduğu; cinsel tacizin yarattığı huzursuzluk nedeniyle mağdurun sağlıklı biçimde iş, okul veya aile hayatını sürdürmesinin güçleşmesinin değerlendirmede önem taşıdığı belirtilmektedir.

Bu nedenle sanığın taciz davranışları sonucu mağdurun işini bırakması, suçun yalnızca temel şekli olarak değerlendirilemez. TCK 105/2-sonun sonuçları uygulanmalı ve yargılamanın şikâyetten bağımsız biçimde sürdürülmesi gerekir.

Sonuç olarak Yargıtay, cinsel taciz eylemleri nedeniyle mağdurun işini bırakmak zorunda kaldığı ve bu sonuç ile sanığın eylemleri arasında nedensellik bağlantısı bulunduğu hâlde TCK 105/2-son hükmünün uygulanacağını; bu neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlin soruşturma ve kovuşturmasının mağdurun şikâyetine bağlı olmadığını kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 17.11.2016, E. 2016/10155, K. 2016/7902

TCK 105/2-SON – CİNSEL TACİZ NEDENİYLE MAĞDURUN İŞİNİ, OKULUNU VEYA AİLESİNİ TERK ETMESİYLE FAILİN EYLEMİ ARASINDA NEDENSELLİK BAĞI KURULMADAN AĞIRLAŞMIŞ HÂL UYGULANAMAZ

TCK 105/2-son bakımından hükmün uygulanmasının merkezinde mağdurun yaşadığı sonuç ile cinsel taciz eylemi arasındaki bağlantı bulunmaktadır. Mağdurun olay sonrasında işini bırakması, okul değiştirmesi veya ailesinden ayrılması maddi bir olgu olmakla birlikte, tek başına failin daha ağır cezalandırılması için yeterli değildir.

Yargıtay uygulamasında ağırlaşmış sonucun doğrudan cinsel taciz fiilinden kaynaklanması gerekir. Bu nedenle mahkeme mağdurun hangi nedenle işini veya okulunu bıraktığını, ayrılma kararının ne zaman verildiğini ve olayla bu karar arasında makul bir bağlantı bulunup bulunmadığını araştırmalıdır.

Örneğin mağdur cinsel tacizden sonra işyerinden ayrılmış ancak bu ayrılığın önceden planlanmış başka bir iş değişikliği nedeniyle gerçekleştiği ortaya çıkmışsa TCK 105/2-son uygulanamaz. Aynı şekilde okuldan ayrılmanın akademik, ekonomik veya tamamen başka ailevi nedenlerden kaynaklandığı belirlenmişse failin cinsel taciz eylemiyle sonuç arasında nedensellik kurulamaz.

Buna karşılık cinsel taciz nedeniyle iş veya okul ortamının mağdur açısından sürdürülemez hâle gelmesi, faille tekrar karşılaşma ihtimali, psikolojik rahatsızlık veya çevresel baskı gibi nedenlerle ayrılma gerçekleşmişse hükmün uygulanması mümkündür. Failin mağduru doğrudan “işten ayrıl” veya “okulu bırak” şeklinde zorlaması şart değildir.

Ayrılma ile taciz arasında belirli bir zaman geçmesi de nedensellik bağını kendiliğinden kesmez. Kullanıcının sunduğu tezde, nedensellik bağı kesilmediği sürece fiille ayrılma sonucu arasında makul bir zaman bulunabileceği belirtilmektedir.

Burada TCK 23’te düzenlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerinin de dikkate alınması gerekir. Öğretide ve sunulan çalışmada TCK 105/2-sonun neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç niteliğinde olduğu ve failin ağır neticeden sorumluluğu belirlenirken TCK 23’ün göz önünde bulundurulması gerektiği ifade edilmektedir.

Bu nedenle mahkemenin yalnızca “mağdur işten ayrıldı” veya “mağdur okulunu değiştirdi” biçiminde bir tespit yapması yeterli değildir. Ağır neticenin neden ve nasıl cinsel tacizden doğduğu gerekçeli kararda ortaya konulmalıdır.

Sonuç olarak Yargıtay uygulamasında, TCK 105/2-sonun uygulanabilmesi için mağdurun işini bırakması, okulundan veya ailesinden ayrılması ile cinsel taciz eylemi arasında somut nedensellik bağının bulunması gerektiği; ayrılmanın başka bir nedenden kaynaklandığı veya bağlantının kurulamadığı durumda ağırlaştırılmış hükmün uygulanamayacağı kabul edilmektedir.

Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 14.10.2014, E. 2013/1054, K. 2014/10982

TCK 105/2-SON – MAĞDURUN CİNSEL TACİZ NEDENİYLE İŞTEN AYRILDIĞI SABİT DEĞİLSE, SADECE İŞ İLİŞKİSİNİN SONA ERMİŞ OLMASINDAN HAREKETLE BİR YILLIK ASGARİ CEZA UYGULANAMAZ

Somut olayda sanığın, yanında çalışan mağdura karşı patronluk veya hizmet ilişkisi içerisindeki konumundan yararlanarak cinsel taciz niteliğinde davranışlarda bulunduğu kabul edilmiştir. Yerel mahkeme sanığın cinsel taciz eylemini sabit görmüş, ayrıca mağdurun daha sonra işyerinden ayrıldığını dikkate alarak TCK 105/2’nin son cümlesini de uygulamıştır.

Uyuşmazlık, mağdurun işten ayrılmış olmasının tek başına “cinsel taciz nedeniyle işi bırakmak zorunda kalma” sonucunun kabulü için yeterli olup olmadığı noktasında ortaya çıkmıştır. TCK 105/2-son bakımından yalnızca kronolojik bir ardışıklık yeterli değildir. Cinsel tacizin meydana gelmesi ve daha sonra çalışma ilişkisinin sona ermesi, bunlar arasında nedensellik bulunduğunu kendiliğinden göstermez.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi, dosya kapsamından mağdurun işi sanığın cinsel taciz eylemleri nedeniyle bıraktığının sabit olmadığını tespit etmiştir. Mağdurun işten hangi nedenle ayrıldığı belirlenmeden, salt taciz eyleminden sonra çalışma ilişkisinin sona ermiş olması gerekçe gösterilerek TCK 105/2-son uygulanamaz.

Bu hüküm cezada önemli bir ağırlaşmaya yol açmaktadır. Kanun, koşulları gerçekleştiğinde sonuç cezanın bir yıldan az olamayacağını düzenlediğinden, ağır neticenin meydana geldiği de temel suç kadar kesin ve inandırıcı delillerle belirlenmelidir. Mahkeme “mağdur sonradan işi bıraktı” biçiminde soyut bir gerekçeyle ağırlaştırıcı hüküm uygulayamaz.

Örneğin mağdur ekonomik nedenlerle, başka bir iş bulması nedeniyle, işverenin feshi sonucunda veya cinsel tacizden tamamen bağımsız bir sebeple işyerinden ayrılmış olabilir. Bu ihtimaller araştırılmadan işten ayrılmanın sanığın eylemine bağlanması, sanığın meydana getirmediği bir sonuçtan sorumlu tutulmasına neden olacaktır.

Buna karşılık mağdurun ifadelerinden, tanık anlatımlarından, işten ayrılma sürecinden veya diğer delillerden tacizin yarattığı ortam nedeniyle artık işyerinde çalışamadığı açık biçimde anlaşılıyorsa TCK 105/2-son uygulanabilecektir. Böyle bir durumda işten ayrılma kararının mağdur tarafından verilmiş olması nedensellik bağını ortadan kaldırmaz.

Daire, somut dosyada bu bağlantının yeterince ortaya konulmadığını kabul ederek, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle TCK 105/2-son uygulanmasını sanık hakkında fazla ceza tayini olarak değerlendirmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay, mağdurun sanığın cinsel taciz eylemlerinden sonra işten ayrılmış olmasının tek başına TCK 105/2-sonun uygulanmasına yeterli olmadığını; mağdurun işi özellikle cinsel taciz nedeniyle bırakmak zorunda kaldığının somut delillerle ortaya konulması gerektiğini, aksi durumda bir yıllık asgari cezaya ilişkin ağırlaştırıcı hükmün uygulanamayacağını kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 21.12.2015, E. 2014/645, K. 2015/11889

TCK 105/2-SON – HİZMET İLİŞKİSİNDEN KAYNAKLANAN KONUMUNU KULLANARAK MAĞDURA FARKLI TARİHLERDE CİNSEL TACİZDE BULUNAN FAILİN EYLEMLERİ NEDENİYLE MAĞDUR İŞİ BIRAKMAK ZORUNDA KALMIŞSA TCK 105/2-SON UYGULANMALIDIR

Somut olayda sanık ile mağdur arasında hizmet ilişkisi bulunmaktadır. Sanığın bu ilişkinin kendisine sağladığı konum ve ulaşma imkânından yararlanarak mağdura farklı tarihlerde birden fazla cinsel taciz eyleminde bulunduğu dosya kapsamındaki delillerden anlaşılmıştır.

Sanığın davranışları tek bir olayla sınırlı kalmamış, belirli bir dönem içerisinde tekrarlanmıştır. Bu nedenle eylemler, temel cinsel taciz suçunun yanında hizmet ilişkisinden kaynaklanan özel konum ve eylemlerin değişik tarihlerde tekrarlanması bakımından da değerlendirilmelidir.

Dosyada mağdurun sanığın davranışları nedeniyle artık aynı çalışma ortamında kalamadığı ve sonuçta işi bırakmak zorunda kaldığı anlaşılmıştır. Böylece cinsel taciz fiilleri ile işten ayrılma arasında somut bir nedensellik bağlantısı kurulmuştur. İşten ayrılma, sanığın davranışlarından bağımsız bir karar değil, tacizlerin mağdurun çalışma ortamını sürdürülemez hâle getirmesinin sonucudur.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi, bu maddi olgu karşısında TCK 105/2’nin uygulanmamasını hukuka aykırı bulmuştur. Failin mağdurla hizmet ilişkisi içerisinde bulunması ve bu ilişkiyi cinsel taciz için kullanması suçun nitelikli hâlini oluştururken, mağdurun bu eylemler sonucunda işi bırakmak zorunda kalması ayrıca TCK 105/2-son bakımından değerlendirilmelidir.

Bunun yanında eylemlerin farklı tarihlerde birden fazla kez gerçekleştirilmesi nedeniyle zincirleme suç hükümleri de gündeme gelmektedir. Sanığın aynı mağdura yönelik aynı suç işleme kararı kapsamında değişik zamanlarda cinsel taciz eylemlerinde bulunması hâlinde TCK 43/1 uyarınca artırım yapılması gerekir.

Ancak mağdurun işi bırakması sonucu her taciz eylemiyle birlikte yeniden gerçekleşen bir netice değildir. İşten ayrılma bir kez meydana gelen sonuçtur. Bu nedenle zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında temel cinsel taciz hareketlerinin tekrarı ile TCK 105/2-sondaki ağır neticenin birbirinden ayrılması gerekir.

Karar, özellikle işyerindeki cinsel taciz vakalarında TCK 105/2-sonun uygulanmasının tipik örneklerinden biridir. Mağdurun sanığın tacizlerinden kurtulmak veya sağlıklı çalışma hayatını sürdürebilmek için işini bırakmak zorunda kalması, kanun koyucunun daha ağır yaptırıma bağladığı sonuçlardan biridir.

Sonuç olarak Yargıtay, hizmet ilişkisinin sağladığı konumdan yararlanarak aynı mağdura farklı tarihlerde birden fazla kez cinsel tacizde bulunan sanığın eylemleri nedeniyle mağdurun işi bırakmak zorunda kaldığının dosya kapsamından anlaşılması hâlinde TCK 105/2-son ile zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğini; bu ağır neticenin göz ardı edilmesinin eksik ceza tayini oluşturacağını kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 13.06.2016, E. 2016/4399, K. 2016/5842

TCK 105/2-SON – AYNI İŞYERİNDE ÇALIŞAN MAĞDURA BİRDEN FAZLA CİNSEL TACİZDE BULUNULMASI SONUCUNDA MAĞDUR İŞİ BIRAKMAK ZORUNDA KALMIŞSA, İŞTEN AYRILMA SONUCU CEZALANDIRMADA MUTLAKA GÖZETİLMELİDİR

Somut olayda sanık ile mağdur aynı işyerinde çalışmaktadır. Sanığın mağdura farklı zamanlarda birden fazla cinsel taciz eyleminde bulunduğu ve davranışların taraflar arasındaki çalışma ilişkisinin devam ettiği sırada gerçekleştiği kabul edilmiştir.

Sanığın eylemleri nedeniyle mağdurun çalışma ortamındaki huzurunun ciddi biçimde bozulduğu ve mağdurun sonunda işi bırakmak zorunda kaldığı dosyadaki delillerden anlaşılmıştır. Buna rağmen yerel mahkeme sanığın hukuki durumunu değerlendirirken mağdurun işini bırakması sonucunu gerektiği şekilde ceza hesabına yansıtmamıştır.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi, TCK 105/2’nin bu tür olaylar için açık bir düzenleme içerdiğine dikkat çekmiştir. Cinsel taciz sonucunda mağdur işi bırakmak zorunda kalmışsa, kanunda öngörülen ağır netice gerçekleşmiş olur ve sonuç ceza buna göre belirlenmelidir.

Burada mağdurun işten ayrılması ile sanığın tacizleri arasındaki bağlantının bulunması kritik önemdedir. Somut dosyada bu bağlantı dosya içeriğinden açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenle mağdurun işten ayrılması tesadüfi veya bağımsız bir gelişme olarak kabul edilemez.

Daire, sanığın farklı zamanlardaki eylemlerini de göz önünde bulundurmuştur. Cinsel tacizlerin tekrarlanması TCK 43/1 kapsamında zincirleme suç hükümlerini gündeme getirmektedir. Buna karşılık işten ayrılma neticesi bir kez gerçekleştiğinden bu ağır neticenin ayrıca zincirleme biçimde gerçekleştiği kabul edilemez.

Bu ayrım ceza hesaplaması bakımından önemlidir. Mahkeme, sanığın temel cinsel taciz eylemlerine ve varsa ikinci fıkradaki nitelikli hâle göre cezayı belirlemeli, zincirleme suç artırımını dikkate almalı ve mağdurun işten ayrılmasına ilişkin bir yıllık alt sınır kuralını da doğru uygulama sırası içerisinde sonuç cezaya yansıtmalıdır.

Yargıtay, mağdurun işini bırakmak zorunda kaldığının sabit olduğu bir olayda bu sonucun hiç dikkate alınmamasını kanuna aykırı bulmuştur. Çünkü böyle bir yaklaşım, TCK 105/2-sonun mağdurun çalışma hayatında meydana gelen ağır sonuçları cezalandırma amacıyla bağdaşmamaktadır.

Sonuç olarak Yargıtay, aynı işyerinde çalışan mağdura hizmet veya çalışma ilişkisinden doğan imkân kullanılarak değişik tarihlerde birden fazla cinsel tacizde bulunulması ve mağdurun bu eylemler nedeniyle işi bırakmak zorunda kalması hâlinde TCK 105/2-sonun mutlaka uygulanması gerektiğini; mağdurun işten ayrılması sonucunun göz ardı edilmesinin eksik ceza tayini oluşturacağını kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 28.03.2019, E. 2015/9551, K. 2019/8611

TCK 105/2-SON – CİNSEL TACİZ EYLEMLERİ NEDENİYLE MAĞDURUN EVLİLİĞİNİN SONA ERMESİ VE AİLESİNDEN AYRILMAK ZORUNDA KALMASI, AĞIRLAŞMIŞ HÂLİN UYGULANMASINI GEREKTİRİR

Somut olayda sanığın mağdura telefon mesajları göndermek ve başka taciz davranışlarında bulunmak suretiyle cinsel taciz eylemlerini gerçekleştirdiği kabul edilmiştir. Sanığın davranışları mağdurun yalnızca bireysel huzurunu değil, aile hayatını da doğrudan etkilemiştir.

Mağdurun eşi, açtığı boşanma davasında sanığın mağdura gönderdiği telefon mesajları ile diğer taciz eylemlerini boşanmanın nedenleri arasında göstermiştir. Boşanma yargılaması sonucunda tarafların evlilik birliği sona ermiş ve mağdur ailesinden ayrılmak zorunda kalmıştır.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi, mağdurun aileden ayrılması sonucuyla sanığın cinsel taciz eylemleri arasındaki bağlantıyı değerlendirmiştir. Boşanma dosyasındaki açıklamalar ve mahkemenin boşanma kararının dayanakları karşısında, mağdurun ailesinden ayrılmasının sanığın tacizleriyle bağlantılı olduğu kabul edilmiştir.

Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının TCK 105/2’nin uygulanmaması gerektiği yönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir. TCK 105/2-son yalnızca mağdurun kendi isteğiyle aile evinden kaçması veya doğrudan fiziksel biçimde ayrılması hâlinde uygulanmaz. Cinsel tacizin mağdurun aile birliğini bozması ve sonuçta mağdurun eşinden ayrılarak aile hayatının sona ermesine neden olması da hükmün kapsamına girebilir.

Kararın önemli yönlerinden biri, ağır netice ile zincirleme suç arasındaki ilişkinin açıklanmasıdır. Sanığın cinsel taciz eylemleri birden fazla kez gerçekleşmiş ve zincirleme suç oluşturmuş olsa da mağdurun ailesinden ayrılması sonucu yalnızca bir kez meydana gelmiştir.

Bu nedenle TCK 105/2-sondaki ağır netice zincirleme biçimde artırıma tabi tutulamaz. Mahkeme önce tekrarlanan cinsel taciz eylemleri bakımından TCK 43 uyarınca artırım miktarını belirlemeli, fakat bir kez gerçekleşen aileden ayrılma sonucunu ayrıca her eylem bakımından yeniden meydana gelmiş gibi değerlendirmemelidir.

Yargıtay, yerel mahkemenin uygulama sırasını bu nedenle hatalı bulmuştur. TCK 105/1 uyarınca belirlenen temel ceza üzerinden zincirleme suç nedeniyle ortaya çıkan artırım miktarı hesaplanmalı ve bu miktar, TCK 105/2-son gereğince belirlenen ceza üzerine eklenmelidir. Ağır netice üzerinden yeniden zincirleme suç artırımı yapılması fazla ceza tayinine yol açar.

Karar, TCK 105/2-sondaki “ailesinden ayrılmak zorunda kalma” kavramının yalnızca fiziksel olarak baba veya anne evinden ayrılmayı ifade etmediğini de göstermektedir. Cinsel taciz nedeniyle evliliğin sona ermesi ve mağdurun aile birliğinden ayrılması da somut nedensellik bağı bulunduğu takdirde hüküm kapsamında değerlendirilebilir.

Sonuç olarak Yargıtay, sanığın zincirleme cinsel taciz eylemlerinin mağdurun evliliğinin sona ermesine ve bu nedenle ailesinden ayrılmak zorunda kalmasına neden olduğu durumda TCK 105/2-sonun uygulanması gerektiğini; ancak aileden ayrılma sonucunun bir kez meydana gelmesi nedeniyle bu ağır neticenin zincirleme suç hükümleri çerçevesinde tekrar tekrar artırıma konu edilemeyeceğini kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 22.03.2012, E. 2011/8002, K. 2012/3374

TCK 105/2 Son Cümle Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu

TCK 105/2 Son Cümle Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
Somut Durum Yargıtay Nitelendirmesi Gerekçenin Özü
Mağdurun taciz nedeniyle işinden istifası Ceza bir yıldan az olamaz Fiil ile işi bırakma arasında zorunluluk bağı vardır
Okuldan ayrılmanın başka nedene dayanması Son cümle uygulanmaz Ayrılık ile taciz arasındaki bağ ispatlanamamıştır
Tacizin evliliği bitirmesi ve aileden ayrılma Ceza bir yıldan az olamaz Aileden ayrılma neticesi gerçekleşmiştir
Sadece iş ilişkisinin varlığı, ayrılığın ispatsızlığı Son cümle uygulanmaz Netice, soyut kabulle değil delille kurulur
İşyerinde yinelenen taciz sonrası istifa Artırım + son cümle tabanı Bent artırımı ile asgari ceza birlikte uygulanır

Serinin diğer yazıları için TCK 105/2-a kamu görevi, hizmet veya aile içi ilişkide taciz, TCK 105/1 cinsel taciz suçunun temel hali ile beyan denetimi için cinsel suçlarda mağdur beyanı delili rehberimizi inceleyebilirsiniz.

Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:

Sık Sorulan Sorular

TCK 105/2 son cümle nedir?

TCK 105/2 son cümlesi, cinsel taciz nedeniyle mağdurun işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalması halinde verilecek cezanın bir yıldan az olamayacağını düzenleyen asgari ceza kuralıdır.

Taciz nedeniyle istifa ettim, faile ceza artar mı?

Evet. İstifanın taciz nedeniyle ve zorunlu olduğu ispatlanırsa faile verilecek ceza bir yıldan az olamaz; istifa dilekçesi, tarih örgüsü ve tanıklar bu ispatın araçlarıdır.

Okul değiştirmek de bu kapsama girer mi?

Okuldan ayrılma; nakil, kayıt dondurma ve bırakma biçimlerinde gerçekleşebilir. Belirleyici olan, ayrılığın tacize dayandığının somut delillerle ortaya konulmasıdır.

Kural hangi cezalara uygulanır?

Hem temel şekildeki hem bentlerdeki nitelikli tacizden kurulan cezalara; hesaplanan sonuç bir yılın altında kalıyorsa ceza bir yıla tamamlanır.

Ayrılık başka nedene dayanıyorsa ne olur?

Zorunluluk bağı kurulamazsa kural uygulanmaz; ceza, genel hükümlere göre belirlenir. Bağ, soyut kabulle değil delille kurulur.

Mağdurun maddi kayıpları için ne yapılabilir?

İş ve eğitim kayıpları, ceza dosyasındaki tespitlere dayanan maddi ve manevi tazminat davasının konusudur; iki süreç eş zamanlı planlanmalıdır.

Bu kural kapsamındaki davada avukat desteği neden önemli?

Zorunluluk bağının ispatı ve hesap sırasının doğru kurulması, cezanın ve tazminatın kaderini birlikte belirler. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.

Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?

Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur ve yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ankara Barosuna kayıtlı olarak (Sicil No: 34507) Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosunun kurucu avukatı sıfatıyla ağırlıklı olarak ceza hukuku alanında çalışmakta; cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda hem müdafilik hem mağdur vekilliği görevi yürütmektedir. Bu yazı, TCK 105/2 son cümle kapsamında taciz nedeniyle yaşam kopuşları konusundaki güncel Yargıtay içtihatları taranarak hazırlanmıştır ve bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya özgü hukuki danışmanlık yerine geçmez.

TCK 105/2 Son Cümle Kapsamındaki Dosya Dosyasında Ankara Ceza Avukatı Desteği

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda nitelendirme, beyan delilinin denetimi ve usul güvencelerinin takibi sonucu kökten değiştirir. Cinsel taciz suçu TCK 105 rehberimizi inceleyebilir, dosyanız için Ankara ceza avukatı desteği alabilirsiniz.

Ankara Avukat

Avukat Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Ara