TCK 270 Suç Üstlenme Suçu Son Güncelleme: 9 Haziran 2026
TCK 270 Suç Üstlenme Suçu – Özet
TCK 270, kişinin işlemediği bir suçu işlediğini veya başkası tarafından işlenmiş bir suça katıldığını yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak bildirmesi suçudur. Korunan hukuki değer adliyenin doğru işleyişidir; suçun mağduru toplumdur.
- Ceza: 2 yıla kadar hapis
- Yakın akraba indirimi (TCK 270/2): Üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi kayırmak için yapılmışsa ceza dörtte üçe kadar indirilebilir veya hiç ceza verilmeyebilir
- Kovuşturma: Şikâyete bağlı değildir; savcılık re’sen soruşturma yürütür
- Görevli mahkeme: Asliye Ceza Mahkemesi
- Üstlenilen fiil suç olmalı: Kabahat veya idari yaptırım niteliğindeki eylemleri üstlenmek bu suçu oluşturmaz
- TCK 283 (Suçluyu kayırma) farkı: Üstlenme failin “ben yaptım” demesi; kayırma ise gerçek faili saklama, delil yok etme gibi yardım fiilleridir
- HAGB: Koşullar sağlandığında uygulanabilir; üst sınırın 2 yıl olması erteleme ve para cezasına çevirme imkânını da açar
- TCK 270 Suç Üstlenme Suçu Nedir?
- TCK 270 Kanun Metni (Tam Metin)
- Suç Üstlenmenin Cezası
- Suçun Unsurları
- Korunan Hukuki Değer ve Mağdur
- Seçimlik Hareketler — Üstlenme Biçimleri
- Manevi Unsur — Kast
- Yakın Akraba Kayırma İndirimi (TCK 270/2)
- TCK 270 ile TCK 283 (Suçluyu Kayırma) Farkı
- Tipik Örnekler ve Uygulama Alanları
- HAGB, Erteleme ve Para Cezasına Çevirme
- TCK 270’ten Beraat Hâlleri
- 15 Emsal Yargıtay Kararı
- Sık Sorulan Sorular

Suç üstlenme suçu nedir? TCK 270, kişinin yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak ya kendisinin bir suç işlediğini ya da işlenmiş bir suça katıldığını bildirmesi durumunda oluşur. Adliyenin doğru işlemesini engelleyen ve gerçek failin saptanmasını güçleştiren bu eylem nedeniyle kanun koyucu 2 yıla kadar hapis cezası öngörmüştür. Bir avukat olarak vurgulamamız gereken üç temel nokta vardır: (1) üstlenilen fiil mutlaka kanunda suç olarak tanımlı olmalı, (2) bildirim yetkili makama yapılmalı, (3) failin bildirimin gerçek dışı olduğunu bilerek hareket etmesi şarttır. Bu üç unsurdan biri eksikse suç oluşmaz.
Bu suç tipiyle uygulamada en sık karşılaşılan dosyalar; alkollü sürücünün yerine geçerek aracı kullandığını söyleyen yakını, yakalanan ruhsatsız silahı sahiplenen kişi, başkasının kasten yaralama ya da kasten öldürme eylemini “ben yaptım” diyerek üstlenen aile bireyi senaryolarıdır. Yargıtay, dosyaları değerlendirirken önce üstlenilen fiilin gerçekten suç olup olmadığını sorgular; ardından kastın ve yakın akraba indirimi koşullarının somut delille ortaya konup konmadığını inceler.
TCK 270 Kanun Metni (Tam Metin)
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu — Madde 270: Suç Üstlenme
(1) Yetkili makamlara, gerçeğe aykırı olarak, suç işlediğini veya suça katıldığını bildiren kimseye iki yıla kadar hapis cezası verilir. Bu suçun üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi cezadan kurtarmak amacıyla işlenmesi hâlinde; verilecek cezanın dörtte üçü indirilebileceği gibi tamamen de kaldırılabilir.
Suç Üstlenmenin Cezası
| Durum | Ceza |
|---|---|
| Temel Hâl (TCK 270/1) | 2 yıla kadar hapis (alt sınır gösterilmediği için kanun gereği 1 ay) |
| Yakın Akraba Kayırma — TCK 270/2 (üstsoy/altsoy/eş/kardeş) | Verilecek cezadan dörtte üçe kadar indirim veya ceza verilmemesi |
| Adli Para Cezasına Çevirme | Uygulanabilir |
| Erteleme | 2 yıl ve altı koşulları sağlanmışsa uygulanabilir |
| HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) | Koşullar sağlandığında uygulanabilir |
TCK 270 Suç Üstlenme Suçunun Unsurları
1. Üstlenilen Fiil Suç Olmalı
Bildirilen eylem kanunda suç olarak tanımlanmış olmalıdır. Maddi hasarlı trafik kazası, kabahat niteliğindeki ehliyetsiz veya alkollü sürüş gibi eylemleri üstlenmek TCK 270 kapsamında değildir (Yargıtay 4. CD. 07.01.2015; 9. CD. 08.04.2014).
2. Yetkili Makama Bildirim
Bildirim; kolluk, savcılık, mahkeme gibi soruşturma veya kovuşturma yetkisi olan makamlara yapılmalıdır. Üçüncü kişilere yapılan ifadeler bu unsuru doldurmaz.
3. Gerçeğe Aykırılık
Bildirimin içeriği nesnel olarak gerçek dışı olmalıdır. Failin gerçekten suça katılmadığı, ancak katıldığını söylediği durum aranır.
4. Genel Kast
Failin bildirimin gerçeğe aykırı olduğunu bilerek ve isteyerek hareket etmesi yeterlidir. Özel saik aranmaz; ancak yakın akraba indiriminin uygulanabilmesi için “kurtarmak amacı” özel olarak araştırılır.
Korunan Hukuki Değer ve Suçun Mağduru
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun istikrar kazanmış içtihadına göre TCK 270 ile korunan hukuki yarar adliyenin doğru işleyişi ve adil yargılanma hakkıdır. Suç üstlenme, adli mercilerin gerçek faili tespit etmesini engelleyerek hatalı soruşturma ve kovuşturmalara yol açar; bu nedenle suçun mağduru toplumu oluşturan herkestir. Trafik kazasından doğrudan zarar gören kişi taksirle yaralama bakımından mağdur sayılsa da suç üstlenme bakımından doğrudan mağdur değildir; bu nedenle açılan davaya katılan sıfatıyla katılma talebi reddedilir (Yargıtay CGK Karar: 2018/392).
Seçimlik Hareketler — Suç Üstlenme Biçimleri
TCK 270 iki seçimlik hareketten oluşur:
- Suç işlediğini bildirme: Kişinin gerçekte işlemediği bir suçu, yetkili makama “ben işledim” diyerek üstlenmesidir. Örneğin alkollü olarak kaza yapan arkadaşının yerine geçip aracı kendisinin kullandığını polis tutanağına geçirten kişi.
- İşlenmiş bir suça katıldığını bildirme: Aslında gerçekleşen bir suça katılmadığı hâlde, suça iştirak ettiğini yetkili makama bildirmektir. Örneğin gerçek faillerin yargılamasını etkilemek için “ben de oradaydım, ben de katıldım” diyen kişi.
Manevi Unsur — Kast
Suç yalnızca kasten işlenebilir. Failin bildirimin gerçeğe aykırı olduğunu bilmesi ve buna rağmen yetkili makama bu yönde beyanda bulunmayı istemesi yeterlidir; özel saik yani belirli bir amaç aranmaz. Bununla birlikte TCK 270/2’deki yakın akraba kayırma indiriminin uygulanması için “akrabayı cezadan kurtarma amacı” özel olarak araştırılır. Bu amaç ispatlanamazsa indirim uygulanmaz.
Yakın Akraba Kayırma İndirimi (TCK 270/2)
Suç üstlenmenin üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi cezadan kurtarmak amacıyla işlenmesi hâlinde mahkeme verilecek cezayı dörtte üçe kadar indirebilir, hatta hiç ceza verilmemesine karar verebilir. Bu hüküm sanık lehinedir ve uygulanması için akrabalık ilişkisinin ve kurtarma amacının somut delille ortaya konması gerekir.
| Yakın Akraba | İndirim Uygulanır mı? |
|---|---|
| Üstsoy (anne, baba, dede, nine) | Evet — TCK 270/2 |
| Altsoy (çocuk, torun) | Evet — TCK 270/2 |
| Eş | Evet — resmi nikâhlı eş |
| Kardeş (öz, üvey) | Evet — TCK 270/2 |
| Nişanlı, sevgili, ortak çocuk annesi/babası | Hayır — kapsam dışı |
| Amca, dayı, yeğen, kuzen | Hayır — kapsam dışı |
| Yakın arkadaş, iş arkadaşı | Hayır — kapsam dışı |
TCK 270 (Suç Üstlenme) ile TCK 283 (Suçluyu Kayırma) Arasındaki Fark
| Ölçüt | TCK 270 — Suç Üstlenme | TCK 283 — Suçluyu Kayırma |
|---|---|---|
| Eylem | Gerçeğe aykırı olarak “ben yaptım/katıldım” demek | Gerçek faili saklama, delil yok etme, kaçmasına yardım gibi yardım fiilleri |
| Bildirim Yönü | Failin kendi üzerine alması | Gerçek faile yönelik yardım |
| Akrabalık İndirimi | TCK 270/2 — dörtte üçe kadar indirim veya ceza verilmemesi | TCK 283/3 — yakın akraba bakımından ceza verilmez |
| Örnek | “Aracı ben kullanıyordum” demek | Faili evinde saklamak, silahını ortadan kaldırmak |
| İçtima | Tek eylemde her ikisi varsa Yargıtay’a göre fikri içtima uygulanır | Daha ağır cezalı olan suçtan hüküm kurulur |
Tipik Örnekler ve Uygulama Alanları
- Trafik kazasında sürücü yerine geçme: Alkollü/ehliyetsiz arkadaşının yerine aracı kullandığını söylemek. Üstlenilen fiilin taksirle yaralama gibi suç teşkil etmesi şarttır; sadece maddi hasarlı kaza ise suç oluşmaz.
- Yakalanan silahı üstlenme: Kolluğun ele geçirdiği ruhsatsız silahı kendisine ait olduğunu beyan eden kişi — Yargıtay 16. CD. 06.06.2016.
- Yakın akrabanın suçunu üstlenme: Babası, kardeşi, çocuğu veya eşi tarafından işlenmiş cinayet, yaralama gibi suçları “ben yaptım” diyerek üstlenme.
- Mağdur olarak gerçek dışı şikâyet: İşlenmemiş bir tehdit olayını kendi mağduru sıfatıyla bildirmek.
- İddianamede yer almayan suça katılmak: Gerçek faillerin yargılaması devam ederken “ben de iştirak ettim” beyanıyla soruşturmaya yön vermek.
HAGB, Erteleme ve Para Cezasına Çevirme
- HAGB: 2 yıl ve altı hapis cezalarında sanığın kasıtlı suçtan önceki mahkûmiyetinin olmaması ve diğer koşulların sağlanması hâlinde uygulanabilir. 5 yıl denetim süresi sonunda hüküm açıklanmaz, adli sicile işlenmez.
- Erteleme: 2 yıl ve altı cezalarda CMK koşulları çerçevesinde ertelenebilir; deneme süresi 1-3 yıl arasındadır.
- Adli Para Cezasına Çevirme: Kısa süreli hapis cezası para cezasına çevrilebilir. Yakın akraba indirimi sonrası ortaya çıkan kısa süreli cezalarda bu yol sıkça gündeme gelir.
- Yakın Akraba Tam İndirimi: TCK 270/2 kapsamında mahkeme “ceza verilmemesine” karar verebilir; bu durumda HAGB veya erteleme tartışmasına dahi girilmez.
TCK 270 Suç Üstlenme Yargılamasıyla Karşı Karşıyaysanız
Suç üstlenme dosyalarında savunmanın ilk ifadeden itibaren doğru kurulması, yakın akraba indirimi ve HAGB gibi olanakların kaybedilmemesi açısından kritik öneme sahiptir. Yargılamanın her aşamasında profesyonel hukuki destek almak sonucu doğrudan etkiler.
Danışmanlık ücretlidir. TBB 2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uygulanmaktadır.
TCK 270’ten Beraat veya Ceza Verilmemesi Hâlleri
Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre aşağıdaki durumlarda beraat veya ceza verilmemesi sonucu doğabilir:
- Üstlenilen fiil suç teşkil etmiyorsa: Maddi hasarlı trafik kazası, kabahat niteliğindeki eylemler suç olmadığı için bu eylemleri üstlenmek TCK 270 oluşturmaz (Yargıtay 4. CD. 07.01.2015; 9. CD. 08.04.2014).
- Yakın akraba kayırma indirimi tam uygulanırsa: Üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi kurtarmak için suç üstlenen kişiye TCK 270/2 uyarınca hiç ceza verilmemesine karar verilebilir.
- Eylem savunma hakkı kapsamında ise: Sanığın kendi savunması için verdiği beyan azmettirme niteliği taşımıyorsa, suç üstlenmeye azmettirme suçu oluşmayabilir (Yargıtay 4. CD. 25.09.2017).
- Kastın ispatlanamaması: Failin bildirimin gerçek dışı olduğunu bilerek hareket ettiği kanıtlanamıyorsa şüpheden sanık yararlanır.
- Üstlenilen suçun gerçekten işlenmemiş olması: Olayda zaten herhangi bir suç gerçekleşmemişse veya üstlenilen kişi de aslında suç işlememişse TCK 270 unsurları oluşmaz.
TCK 270 Emsal Yargıtay Kararları (15 Karar)
Av. Çağrı Ayboğa tarafından derlenen aşağıdaki 15 Yargıtay kararı; suç üstlenme suçunun uygulama sınırlarını — suç üstlenme ile suçluyu kayırma ayrımı, üstlenilen fiilin suç niteliği taşıma şartı, yakın akraba indirimi, mağdur olarak bildirim, ihtimal içtimaı, görevli mahkeme ve azmettirme — Yargıtay’ın gerekçeleriyle birebir ortaya koymaktadır.
Trafik Kazasında Alkollü Sürücünün Yerine Kazayı Üstlenen Sanığın Eylemi, Olayda Taksirle Yaralama Suçu Oluştuğundan Suç Üstlenme Suçunu Oluşturur; Aynı Eylem Suçluyu Kayırma Suçuyla Fikri İçtima Hâlinde Birleşir
Olayda, 1,80 promil alkollü olması nedeniyle emniyetli bir şekilde araç kullanamayacak hâlde bulunan inceleme dışı sanık, tek başına seyir hâlindeyken direksiyon hâkimiyetini kaybederek yoldan çıkmış, bir iş yerinin demir kapısına, beton duvarına ve ardından bir reklam panosuna çarpmış; bu kaza neticesinde kendisi basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaralanmıştır. Olaydan günler sonra polis merkezine başvuran sanık, kazayı gerçekte kendisinin yaptığını, alkollü sürücünün ise sadece yolcu olarak araçta bulunduğunu beyan etmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, öncelikle suç üstlenme suçu ile suçluyu kayırma suçu arasındaki temel ayrımı ortaya koymuştur. Suç üstlenme suçunda fail, gerçekte hiç işlenmemiş veya başkası tarafından işlenmiş bir suçu kendisinin işlediğini bildirerek bizzat soruşturma ve kovuşturmaya maruz kalmaktadır; buna karşılık suçluyu kayırma suçunda kayıran kişi suçu üzerine almamakta, yalnızca gerçek failin yakalanmasını veya kovuşturulmasını engellemeye yönelik bir yardım sağlamaktadır. Genel Kurul, somut olayda alkollü sürücü açısından sübuta eren trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun, alkolsüz olduğu tespit edilen sanık bakımından oluşmayacağını; ancak kaza sonucunda alkollü sürücünün kendisinin yaralanması nedeniyle, takibi şikâyete bağlı olmakla birlikte taksirle yaralama suçunun maddi olarak gerçekleştiğini belirlemiştir.
Bu çerçevede sanığın, yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak taksirle yaralama suçunu işlediğini bildirmiş sayılması nedeniyle eyleminin TCK m. 270 kapsamında suç üstlenme suçunu oluşturduğu; aynı zamanda alkollü sürücü hakkında soruşturma yapılmasını engellemesi nedeniyle TCK m. 283’teki suçluyu kayırma suçunun da oluştuğu tespit edilmiştir. Genel Kurul, iki suç tipi arasında özel norm-genel norm ilişkisi bulunmadığını, dolayısıyla TCK m. 44’te düzenlenen farklı neviden fikri içtima kuralının uygulanması gerektiğini açıklamıştır. Bu kural çerçevesinde, daha ağır cezayı gerektiren suçluyu kayırma suçundan TCK m. 283/1 uyarınca cezalandırma yapılması gerektiğine hükmedilmiştir.
Suç Üstlenme Suçunun Mağduru Toplumu Oluşturan Herkestir; Trafik Kazasından Doğrudan Zarar Gören Kişinin Suç Üstlenme Suçundan Açılan Davaya Katılma ve Hükmü Temyiz Etme Hakkı Yoktur
Sanık, bir trafik kazasında gerçek sürücünün yerine geçerek, aracı kazayı yapan kişi yerine kendisinin kullandığını adli mercilere beyan etmiştir. Kazada yaralanan kişi, kendisini doğrudan etkileyen taksirle yaralama suçundan ayrı olarak açılan suç üstlenme davasına da katılan sıfatıyla kabul edilmiş ve yerel mahkemenin verdiği hükmü temyiz etmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, suç üstlenme suçuyla korunan hukuki yararın, adli makamların hataya düşürülmesini önlemek ve adil yargılanma hakkına ilişkin kamusal yararı korumak olduğunu vurgulamıştır. Fail kendisini sahte olarak suçladığından ve suçun faili ile mağduru aynı kişi olamayacağından, suç üstlenme suçu iftiranın özel bir türü olmakla birlikte, bireysel bir değeri değil yalnızca kamunun bir değerini ihlal etmektedir. Bu nedenle suçun mağduru belirli ve somut bir kişi olmayıp toplumun bütünüdür.
Genel Kurul, kazada yaralanan kişinin taksirle yaralama suçundan doğrudan zarar görmüş olmasının, kendisine farklı bir hukuki değeri koruyan suç üstlenme suçundan da mağdur sıfatı kazandırmayacağını açıkça ortaya koymuştur. Aynı olayda farklı hukuki değerlere yönelik işlenen suçlardan biri yönünden var olan davaya katılma hakkının, diğer suç yönünden de katılma hakkı verdiği biçiminde yorumlanamayacağı; dolaylı ve muhtemel zararların da davaya katılma hakkı sağlamayacağı tespit edilmiştir. Bu sonuçla, yerel mahkemenin yanılgılı şekilde verdiği katılma kararına dayanılarak yapılan temyiz incelemesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna hükmedilmiştir.
Failin Babasının Suçunu Üstlenmesi Hâlinde Cezanın Alt Sınırının Belirlenmesinde 5237 Sayılı Kanun Hükümleri Sanık Lehine Olduğundan Bu Kanunun Uygulanması Gerekir
Sanık, babasının işlediği kasten öldürmeye teşebbüs suçunu kendisinin işlediğini beyan ederek adli mercileri yanıltmıştır. Yerel mahkeme, sanığın bu eylemini suç üstlenme suçu olarak nitelendirmiş ve mahkûmiyet kararı vermiştir; ancak cezanın hangi kanun hükümlerine göre belirleneceği konusunda hatalı bir değerlendirme yapılmıştır.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, sanığın babasının işlediği suçu üstlenmesi eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 270. maddesine girdiğini, bu maddede cezanın alt sınırının özel olarak gösterilmediğini belirlemiştir. Madde metninde üst sınır iki yıl olarak belirtilmiş, alt sınır için ise aynı Kanunun genel hükümler kısmındaki 49. maddesine başvurulması gerektiği, bu maddeye göre alt sınırın bir ay hapis cezası olduğu kabul edilmiştir.
Daire, sanığın babasını cezadan kurtarmak amacıyla suçu üstlendiği tespit edildiğinden, verilen cezadan dörtte üç oranında indirim yapılabileceği gibi cezanın tamamen de kaldırılabileceğini hatırlatmıştır. 5237 sayılı Kanun hükümlerinin sanık açısından daha lehe sonuç doğurabileceği gözetilmeksizin, kanunun yanlış yorumlanması suretiyle karar verilmesi bozma sebebi olarak kabul edilmiştir. Bu karar, suç üstlenme suçunda akrabalık ilişkisine bağlı indirim ya da cezasızlık imkânının somut uygulamasını göstermesi bakımından önem taşımaktadır.
Maddi Hasarlı Trafik Kazası Kanunlarda Suç Olarak Düzenlenmediğinden, Kaskodan Yararlanmak İçin Kazayı Üstlenen Kişinin Eylemi Suç Üstlenme Suçunu Oluşturmaz; Beraat Kararı Verilmesi Gerekir
Sanık, meydana gelen maddi hasarlı bir trafik kazasında, kaskodan yararlanabilmek amacıyla polis tarafından tutulan kaza tutanağına kendi ismini yazdırmak istemiş ve kazayı kendisinin yaptığını beyan etmiştir. Yerel mahkeme bu eylemi TCK m. 270 kapsamında suç üstlenme suçu olarak değerlendirmiş ve mahkûmiyet kararı kurmuştur.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, suç üstlenme suçunun oluşabilmesi için failin yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak suçu işlediğini veya suça katıldığını bildirmesinin gerektiğini; bu bildirimde bulunulan fiilin de ceza hukuku anlamında bir suç teşkil etmesi gerektiğini açıkça vurgulamıştır. Maddi hasarlı trafik kazaları, ilgili kanunlarda bir suç olarak öngörülmemiş olup yalnızca idari ve hukuki sorumluluk doğurmaktadır.
Daire, sanığın kaskodan yararlanmak amacıyla kazayı üstlenmesinin, üstlenilen fiilin suç teşkil etmemesi nedeniyle TCK m. 270’in unsurlarını oluşturmadığını tespit etmiştir. Üstlenilen fiilin suç vasfı taşımaması, suç üstlenme suçunun temel unsurlarından birinin yokluğu anlamına geldiğinden, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırı görülerek bozulmuştur. Bu karar, suç üstlenme suçunun maddi unsuru bakımından üstlenilen fiilin niteliğinin ne denli belirleyici olduğunu somutlaştırmaktadır.
Ehliyetsiz ve Alkollü Araç Kullanımının Kabahat Niteliğinde Kaldığı Hâllerde, Suça Konu Bir Suç Bulunmadığından Suç Üstlenmeye Azmettirme Suçu Oluşmaz
Sanık, ehliyetsiz ve orta derecede alkollü olarak araç kullanırken polis kontrol noktasında durdurulduğunda, yanındaki bir kişiyi azmettirmek suretiyle aracı kendisinin kullandığını görevlilere beyan ettirmiştir. Yerel mahkeme, sanığın bu eylemini suç üstlenmeye azmettirme olarak nitelendirmiş ve mahkûmiyet kararı vermiştir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, suç üstlenme suçunun oluşabilmesi için failin yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak suçu işlediğini bildirmesinin yanı sıra üstlenilen fiilin de bir suç oluşturması gerektiğini tekrar vurgulamıştır. Somut olayda aracı kullanan sanığın aldığı alkol miktarının promil olarak belirlenemediği, olay tutanağında da aracın kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli bir biçimde sevk ve idare edildiğine ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmediği tespit edilmiştir.
Bu eksiklikler karşısında Daire, sanığın bu şekilde alkollü araç kullanmasının yalnızca idari yaptırım gerektiren bir kabahat oluşturduğu, ortada üstlenilmesi gereken işlenmiş bir suçun bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. Üstlenilen fiilin suç vasfı taşımaması nedeniyle, unsurları itibarıyla oluşmayan suç üstlenme suçuna azmettirmekten sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırı görülerek bozulmuştur.
İşlenmemiş Bir Tehdit Olayını Yetkili Makamlara Kendisinin Mağduru Olarak Bildiren Sanığın Eylemi Suç Üstlenme Suçunu Oluşturur; Suç Uydurma Suçuyla Karıştırılmamalıdır
Sanık, 156 jandarma ihbar hattını arayarak kendisini farklı bir kimlikle tanıttıktan sonra, gerçekte hiç yaşanmamış bir tehdit olayını silahla tehdit edildiği şeklinde ihbar etmiştir. Yerel mahkeme bu eylemi değerlendirirken suç vasfında yanılgıya düşmüştür.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi çoğunluğu, TCK m. 271’de düzenlenen suç uydurma suçunun oluşabilmesi için failin yetkili makamlara işlenmemiş bir suçu işlenmiş gibi ihbar etmesi gerektiğini; buna karşılık TCK m. 270’te düzenlenen suç üstlenme suçunda ise failin yetkili makamlara işlenmiş ya da işlenmemiş bir suçun kendisi tarafından işlendiğini bildirmesinin yeterli olduğunu açıklamıştır. Somut olayda sanık, işlenmemiş olan bir suçun (tehdit) kendisi tarafından işlendiğini bildirmiş; yani kendisini hem mağdur hem de bir başka kişiyi de fail olarak göstermiştir.
Daire çoğunluğu, sanığın bu beyanının suç üstlenme suçunu oluşturduğuna karar vermiştir. Karara muhalif kalan azınlık görüşü ise, sanığın TCK m. 270 anlamında kendisinin bir suç işlediğini belirtmediğini, tam aksine başkasının kendisine karşı suç işlediği iddiasıyla hareket ettiğini, bu nedenle sanığın kastının suç üstlenmek değil suç uydurmak olduğunu ileri sürmüştür. Bu karşı oy, iki suç tipi arasındaki ince ayrımın uygulamada ne denli tartışmalı olabildiğini göstermektedir.
Eşinin Alkollü Araç Kullandığını Öğrenen Sanığın Onu Cezadan Kurtarmak İçin Aracı Kendisinin Kullandığını Beyan Etmesi Suçluyu Kayırma Değil Suç Üstlenme Suçunu Oluşturur
Olay günü, sanık eşinin alkollü olarak araç kullandığını öğrenmiş ve eşini cezai sorumluluktan kurtarmak amacıyla, alkollü olarak araç kullanan kişinin gerçekte kendisi olduğunu beyan etmiştir. Yerel mahkeme, bu eylemi suçluyu kayırma suçu olarak nitelendirerek ceza verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, sanığın eyleminin niteliğini yeniden değerlendirerek, eşini cezadan kurtarmak amacıyla suçu üzerine alma eyleminin TCK m. 270/1’de düzenlenen suç üstlenme suçunu oluşturduğunu tespit etmiştir. Daire, suçluyu kayırma suçu ile suç üstlenme suçu arasındaki temel farkın, failin suçu bizzat üzerine alıp almadığı noktasında olduğunu; somut olayda sanığın suçu doğrudan kendisine ait gibi göstermesi nedeniyle eylemin suç üstlenme suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini açıklamıştır.
Bu yanlış nitelendirme nedeniyle, yerel mahkemenin suçluyu kayırma suçunun oluştuğu kabulüyle verdiği ceza verilmesine yer olmadığı kararı bozulmuştur. Karar; eş, üstsoy, altsoy veya kardeşi cezadan kurtarmak amacıyla bizzat suçu üstlenen kişilerin TCK m. 270 hükmü çerçevesinde, suçluyu kayırma suçundan değil suç üstlenme suçundan sorumlu tutulması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Alkollü Sürücünün Yargılanmasını Engellemek İçin Aracı Kendisinin Kullandığını Beyan Eden Suça Sürüklenen Çocuğun Eylemi Suçluyu Kayırma Suçunu Oluşturur; Suç Üstlenme Suçuyla Karıştırılmamalıdır
Olayda, 1,08 promil alkollü olarak araç kullanan ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkûm edilen kişi, polislerin dur ihtarına uymayıp kovalama sonucu yakalanmıştır. Bu olaydan bir hafta sonra, suça sürüklenen bir çocuk emniyet amirliğine gelerek söz konusu aracı kendisinin kullandığını beyan etmiştir. Yerel mahkeme, suça sürüklenen çocuğun bu eylemini suç üstlenme suçu olarak nitelendirmiştir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, bu nitelendirmenin hatalı olduğunu tespit etmiştir. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu gerçekte alkollü sürücünün işlediği ve suça sürüklenen çocuğun kendisinin alkollü olmadığı sabit olduğundan, çocuğun beyanı kendisi yönünden ceza hukuku anlamında bir suçu üstlenmek anlamına gelmemektedir. Daire, çocuğun eyleminin, alkollü sürücünün yargılanmasının engellenmesine imkân sağlamaya yönelik olduğunu ve bu nedenle TCK m. 283/1’de düzenlenen suçluyu kayırma suçunu oluşturacağını açıkça belirlemiştir.
Bu tespitle birlikte, suç vasfında yanılgıya düşülerek suç üstlenme suçundan hüküm kurulması kanuna aykırı görülmüştür. Karar, bir kişinin kendisinin işlemediği ve kendisi açısından suç oluşturmayan bir fiili üstlenmesinin, suç üstlenme suçunu değil suçluyu kayırma suçunu oluşturacağına ilişkin önemli bir ayrım ölçütü sunmaktadır.
Alkollü Olarak Maddi Hasarlı Kazaya Sebebiyet Veren Sürücünün Yargılanmasının Engellenmesi Amacıyla Arkadaşının Aracı Kendisinin Kullandığını Beyan Etmesi Suçluyu Kayırmaya Azmettirme Suçunu Oluşturur
Sanık, 3,50 promil alkollü olarak araç kullanırken maddi hasarlı bir trafik kazasına sebebiyet vermiş; bu kazadan sonra azmettirmesi sonucunda alkolsüz olduğu anlaşılan arkadaşı, polis karakolunda aracı kendisinin kullandığını beyan etmiştir. Yerel mahkeme, alkolsüz arkadaşın bu beyanını esas alarak sanık hakkında iftira suçundan hüküm kurmuştur.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, sanığın eylemine ilişkin doğru nitelendirmenin yapılmadığını tespit etmiştir. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işleyen sanığın yargılanmasının engellenmesine imkân sağlamak amacıyla arkadaşını azmettirerek aracı kendisinin kullandığını beyan ettirmesi eylemi, doğrudan kendisinin suç üstlenmesi niteliğinde değildir; bilakis başka bir kişiyi araç olarak kullanarak kendi suçundan kurtulmaya çalışmaktadır.
Daire, bu eylemin TCK m. 283’te düzenlenen suçluyu kayırmaya azmettirme suçunu oluşturduğunu açıklamıştır. Suç vasfında yanılgıya düşülerek iftira suçundan hüküm kurulması kanuna aykırı görülmüş ve bozulmuştur. Bu karar; sanığın kendi suçunu üzerine almak yerine başkasını araç olarak kullanarak yargılamayı engellediği hallerde, ortaya çıkan suçun TCK m. 270 değil TCK m. 283 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini bir kez daha pekiştirmektedir.
Yakalanan Ruhsatsız Silahı Üstlenen Sanık Hakkında Verilen 10 Gün Hapis Cezası, Önceden Hapis Cezasına Mahkûm Edilmemiş Olması Nedeniyle TCK m. 50/3 Uyarınca Seçenek Yaptırıma Çevrilmelidir
Bir araçta yapılan arama sırasında taşınması ve bulundurulması yasak bir silah bulunmuş; aracın sahibi, yanında çalışan sanıktan suçu üstlenmesini istemiştir. Bunun üzerine sanık, yakalandığı anda ve kolluktaki ifadesinde, suça konu silahın kendisine ait olduğunu beyan etmiştir. Yerel mahkeme, sanığın bu beyanı doğrultusunda suç üstlenme suçundan 10 gün hapis cezasıyla mahkûmiyetine karar vermiş ve bu karar temyiz edilmeden kesinleşmiştir.
Kanun yararına bozma yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay 16. Ceza Dairesi, daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş bir sanık hakkında hükmolunan 30 gün ve daha az süreli hapis cezasının, TCK m. 50/3 uyarınca seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğini hatırlatmıştır. Somut olayda sanık hakkında hükmolunan 10 günlük hapis cezasının bu koşulları taşıdığı belirlenmiştir.
Daire, hükmün bu hususta hukuka aykırı olduğunu tespit ederek, hükmün açıklanmasından sonra suç üstlenme suçundan verilen 10 günlük hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine ve günlüğü belirlenen tutar üzerinden hesaplanan adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Bu karar, suç üstlenme suçundan verilen kısa süreli hapis cezalarının infaz rejimi bakımından nasıl ele alınması gerektiğini somutlaştırmaktadır.
Suç Üstlenme Suçundan Verilen Ceza Verilmesine Yer Olmadığına İlişkin Hükümde, Önce Hapis Cezasına Hükmedilip Ardından Aynı Suçtan Ceza Verilmesine Yer Olmadığına Karar Verilmesi Hükümde Çelişki Oluşturur
Sanık hakkında, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşini cezadan kurtarmak amacıyla bir suçu üstlendiği gerekçesiyle TCK m. 270/1-son fıkra kapsamında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yerel mahkeme önce aynı sanık hakkında TCK m. 270/1 uyarınca 1 ay hapis cezasına hükmetmiş, hükmün ikinci paragrafında ise aynı suçtan ceza verilmesine yer olmadığına dair çelişkili bir karar tesis etmiştir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, hükmün bu hâliyle iç çelişki barındırdığını ve usul ekonomisi ile hukuki belirlilik ilkeleriyle bağdaşmadığını tespit etmiştir. Kanunun, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi cezadan kurtarmak amacıyla işlenen suç üstlenme suçunda, hâkime cezadan indirim yapma veya tamamen vazgeçme konusunda takdir hakkı tanıdığı; ancak bu takdirin tek ve net bir sonuca bağlanması gerektiği vurgulanmıştır.
Daire, hükmün bu yönden bozulmasına karar vermiş; ancak yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususun, hükmün ilgili bölümünün çıkarılması suretiyle düzeltilerek onanmasının mümkün olduğunu belirlemiştir. Bu karar, TCK m. 270/1-son fıkrasındaki şahsi cezasızlık ya da indirim sebebinin uygulamada nasıl tutarlı bir hükme bağlanması gerektiğini göstermesi bakımından usul hukuku açısından önemlidir.
Suç Üstlenmeye Azmettirme İddiasında, Sanığın Eyleminin Azmettirme mi Yoksa Savunma Hakkı Kapsamında mı Değerlendirileceği Tartışılmadan Yetersiz Gerekçeyle Mahkûmiyet Kurulamaz
Sanık, bir tehdit ve hakaret olayında, inceleme dışı kalan bir kişiyi azmettirerek katılanı suç üstlenme yoluyla yanıltmaya çalıştığı iddiasıyla yargılanmıştır. Ancak dosya kapsamında, inceleme dışı kişinin katılanı aradığını ancak tehdit ve hakaret etmediğini savunduğu; sanığın da aşamalarda katılanı inceleme dışı kişinin aradığını beyan ettiği görülmektedir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, suç üstlenme suçunun oluşması için failin yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak suçu işlediğini veya suça katıldığını bildirmesi ve üstlenilen fiilin de suç oluşturması gerektiğini tekrar vurgulamıştır. Somut olayda sanığın beyanının azmettirme niteliğinde mi olduğu, yoksa sadece kendi savunma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerekip gerekmediği yeterince tartışılmamıştır.
Daire, bu eksik ve yetersiz gerekçeyle kurulan mahkûmiyet hükmünü, hem suç üstlenmeye azmettirme suçu yönünden hem de tehdit ve hakaret suçlarına ilişkin uzlaştırma hükümlerinin uygulanmaması yönünden bozmuştur. Bu karar, suç üstlenmeye azmettirme suçlamasında failin beyanının azmettirme kastı taşıyıp taşımadığının titizlikle araştırılması gerektiğini, savunma hakkı kapsamında kalan beyanların cezai sorumluluk doğurmaması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Tabancayı Teslim Eden ve Olay Yerinde Bulunmadığı Tanık Beyanlarıyla Sabit Olan Sanığın Eylemi Kasten Öldürmeye Yardım Değil, Diğer Sanıkların Suçunu Üstlenme Niteliğindedir
Bir kasten öldürme olayında, sanık olaydan 22 gün sonra diğer iki sanıkla birlikte polis merkezine gelerek, maktulü kendisinin vurduğunu belirtmiş ve öldürme olayında kullandığını söylediği tabancayı teslim etmiştir. Ancak dosyadaki tanık beyanlarına göre, bu sanığın olay anında olay yerinde bulunmadığı tespit edilmiştir. Yerel mahkeme, sanığı kasten öldürmeye yardım suçundan mahkûm etmiştir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tanık beyanlarıyla sabit olan bu durumun, sanığın gerçekte olaya fiilen katılmadığını, sadece diğer sanıkların işlediği öldürme fiilini üstlenmek amacıyla hareket ettiğini ortaya koyduğunu tespit etmiştir. Sanığın olay yerinde bulunmaması, kasten öldürmeye yardım suçunun maddi unsurlarının (yardım fiilinin) gerçekleşmediğini göstermektedir; buna karşılık sanığın beyanı, gerçekte başka kişiler tarafından işlenen bir suçu kendisinin işlediğini bildirmesi niteliğindedir.
Daire, sanığın eyleminin TCK m. 270/1’de düzenlenen suç üstlenme suçuna uyduğunu ve bu maddeye göre cezalandırılması gerektiğini açıkça belirlemiştir. Yanılgılı değerlendirmeyle kasten öldürmeye yardım suçundan cezalandırılmaya karar verilmesi bozma sebebi sayılmıştır. Bu karar, ağır suçlarda da gerçek faillerin kimliğini gizlemek amacıyla başka kişilerin suçu üstlenmesi hâllerinde doğru hukuki nitelendirmenin önemini açıkça göstermektedir.
Çeşitli Suçlara İlişkin Davalarda Görevli Daire Belirlenirken Hapis Cezasının Üst Sınırı Esas Alınır; Suç Üstlenme Suçunun Üst Sınırı Taksirle Yaralama Suçundan Daha Ağırdır
Bir yargılamada hem taksirle yaralama suçu hem de suç üstlenme suçundan mahkûmiyet kararları verilmiş; temyiz incelemesini hangi Yargıtay dairesinin yapacağı konusunda görev belirleme sorunu ortaya çıkmıştır. Bu belirleme, suçlardan hangisinin daha ağır olduğunun tespitine bağlıdır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun istikrar kazanmış uygulaması doğrultusunda, çeşitli suçlara ilişkin açılan davalardan en ağırının saptanmasında hapis cezasının üst sınırının esas alınması gerektiğini, üst sınırların eşit olması hâlinde ise alt sınırı daha fazla olan suçun esas alınacağını belirlemiştir. Hapis cezasıyla birlikte adli para cezası öngörülmüşse, bu husus ancak üst ve alt sınırların her iki suç için de eşit olması durumunda dikkate alınabilecektir.
Somut olayda, taksirle yaralama suçunun cezası TCK m. 89/1’de üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası olarak; suç üstlenme suçunun cezası ise TCK m. 270/1 uyarınca iki yıla kadar hapis cezası olarak düzenlenmiştir. Hapis cezasının üst sınırının daha fazla olması nedeniyle suç üstlenme suçu daha ağır kabul edilmiş ve dosyanın bu suçun temyiz incelemesini yapmakla görevli olan ilgili daireye gönderilmesine karar verilmiştir.
Suç Üstlenme Suçunun ve Suçluyu Kayırma Suçunun Görünüşte İçtima Değil Fikri İçtima İlişkisi İçinde Değerlendirilmesi Gerekir; Özel Norm-Genel Norm İlişkisi Bulunmamaktadır
Bir trafik kazası sonrasında sanığın, gerçek alkollü sürücü yerine kazayı kendisinin yaptığını beyan etmesi olayında, ortaya çıkan eylemin hem suç üstlenme suçunu hem de suçluyu kayırma suçunu aynı anda oluşturup oluşturmadığı tartışmaya açılmıştır. Bu durumda hangi suçun uygulanacağına ilişkin temel hukuki tartışma, iki suç tipi arasındaki normlar ilişkisinin niteliğine dayanmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, görünüşte içtima ile fikri içtima arasındaki farkı detaylı biçimde açıklamıştır. Görünüşte içtimada normlardan sadece biri gerçekte uygulanma kabiliyetine sahip olup diğer normların ihlali sadece görünüştedir; bu durum genellikle özel norm-genel norm ilişkisinde ortaya çıkar. Genel Kurul, suç üstlenme suçunun her zaman suçluyu kayırma suçunun bütün unsurlarını içermediğini, dolayısıyla bu iki suç tipi arasında özel norm-genel norm ilişkisi bulunmadığını tespit etmiştir.
Bu nedenle, bir fiille hem suç üstlenme hem de suçluyu kayırma suçunun oluştuğu durumlarda, TCK m. 44’te düzenlenen farklı neviden fikri içtima kuralı uygulanmalı ve fail, bu suçlardan daha ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılmalıdır. Genel Kurul ayrıca, suç üstlenme suçunun suçluyu kayırma suçuna göre özel norm niteliğinde kabul edilerek daha az cezayı gerektiren suçtan sorumluluk öngörülmesinin, kanun koyucunun amacıyla bağdaşmayacağını ve ceza adaletinin sağlanması gayesini zedeleyeceğini açıkça vurgulamıştır.
© Ayboğa Avukatlık Bürosu – Bu derleme yalnızca avukatlık bürosunun iç kullanımına yönelik hazırlanmıştır.
Bu İçerik Hakkında
Bu makale, Ankara Barosu’na kayıtlı avukat Çağrı Ayboğa (sicil no: 34507) tarafından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, güncel Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ceza dairesi içtihadı ile aktif dava deneyimi esas alınarak hazırlanmıştır. 15 emsal Yargıtay kararı; suçun unsurları, suçluyu kayırma ayrımı, yakın akraba indirimi ve azmettirme bakımından birebir metinleriyle sunulmaktadır.
İçerik; mevzuat değişiklikleri ve güncel Yargıtay kararlarına göre periyodik olarak güncellenmektedir.
Sık Sorulan Sorular
TCK 270 suç üstlenme suçu nedir?
Suç üstlenmenin cezası ne kadar?
Yakın akrabayı kurtarmak için suç üstlenmek ceza gerektirir mi?
Üstlenilen eylem kabahat veya idari ihlal ise TCK 270 uygulanır mı?
Suç üstlenme ile suçluyu kayırma arasındaki fark nedir?
Suç üstlenme şikâyete tabi midir?
Suç üstlenmede HAGB ve erteleme uygulanır mı?
Suç üstlenmede görevli mahkeme nedir?
Suç üstlenmeye azmettirme suçu var mıdır?
Sevgili veya nişanlıyı kurtarmak için suç üstlenmek indirim sağlar mı?

Av. Çağrı Ayboğa, 2018’den bu yana Ankara’da ceza hukuku alanında faaliyet göstermektedir. Adliyeye karşı suçlar, suç üstlenme ve suçluyu kayırma dosyalarında sanık temsilciliği yürütmektedir.
Ankara Avukat
TCK 270 suç üstlenme dosyanızda soruşturmadan temyize kadar hukuki destek için iletişime geçebilirsiniz.
Danışmanlık ücretlidir. TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi