TCK 96 – Eziyet Suçunun Unsurları, Şartları, Nitelikli Halleri ve Beraat Yargıtay Kararları
Eziyet suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 96. maddesinde düzenlenen ve bir kimsenin sürekli olarak acı, ızdırap veya rahatsızlık çekmesine yol açacak davranışların cezalandırılmasını öngören suç tipidir. Eziyet suçunun cezası, temel halde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis; nitelikli hallerde ise 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıdır. Suçun oluşması için süreklilik, sistematiklik ve kasıt unsurları aranır. Kadına karşı işlenmesi halinde cezanın alt sınırı 2 yıl 6 ay olarak uygulanır.
İçindekiler
TCK 96 Eziyet Suçu Nedir?
Eziyet suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 96. maddesinde düzenlenen ve bir kimsenin sürekli olarak acı, ızdırap, rahatsızlık veya elem çekmesine neden olacak davranışların sistematik biçimde gerçekleştirilmesi olarak tanımlanır. Bu suç, kişinin fiziksel veya ruhsal bütünlüğüne karşı işlenen ve özel bir kast unsuru gerektiren bir suç tipidir.
Önemli Not: Eziyet suçu, tek seferlik veya ani eylemlerle oluşmaz. Suçun temel özelliği, mağdura yönelik davranışların belli bir süre devam etmesi ve sistematik olmasıdır. Yargıtay içtihatlarına göre, aynı gün içinde gerçekleşen tek bir darp veya hakaret olayı eziyet suçunu oluşturmaz.
Eziyet Suçunun Hukuki Niteliği
Eziyet suçu, kişilerin temel hak ve özgürlüklerine karşı işlenen suçlar kategorisinde yer alır. Bu suç:
- Kişiye karşı suçtur: Korunan hukuki değer, bireyin fiziksel ve ruhsal bütünlüğüdür
- Seçimlik hareketli suçtur: Çeşitli davranışlarla işlenebilir
- Sürekli suçtur: Fiilin belirli bir süre devam etmesi gerekir
- Kasten işlenir: Taksirle işlenmesi mümkün değildir
- Şikayete tabi değildir: Re’sen soruşturulur ve kovuşturulur

TCK 96 Madde Metni – Eziyet Suçu
TCK Madde 96/1: Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (Ek cümle:12/5/2022-7406/5 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı iki yıl altı aydan az olamaz.
TCK Madde 96/2: Yukarıdaki fıkra kapsamına giren fiillerin;
TCK 96/2-a: Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,
TCK 96/2-b: Üstsoy veya altsoya, babalık veya analığa ya da eşe veya boşandığı eşe karşı,
İşlenmesi halinde, kişi hakkında üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Kaynak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, Resmi Mevzuat Metni (PDF)
12 Mayıs 2022 tarihinde 7406 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, eziyet suçunun kadına karşı işlenmesi halinde cezanın alt sınırının 2 yıl 6 aydan az olamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu düzenleme, kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında yapılan yasal düzenlemelerden biridir.
Eziyet Suçunun Unsurları
1. Maddi Unsur (Fiil)
Eziyet suçunun maddi unsuru, “bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışlar”dır. Bu davranışlar:
a) Fiziksel Eziyet
- Sürekli olarak darp etmek
- Fiziksel şiddete maruz bırakmak
- Açlığa, susuzluğa mahkum etmek
- Uyku uyumaya engel olmak
- Sağlıksız koşullarda yaşamaya zorlamak
- Belli bir mekana hapsetmek
b) Psikolojik/Ruhsal Eziyet
- Sürekli hakaret etmek, aşağılamak
- Tehdit etmek, korkutmak
- Psikolojik baskı uygulamak
- Sosyal izolasyona zorlamak
- Ekonomik bağımsızlığı engellemek
- Sürekli kontrol altında tutmak
DİKKAT: Kanun, eziyet kavramını tanımlamamıştır. Bu nedenle “eziyet çekmesine yol açacak davranış” ifadesi, somut olay bazında değerlendirilmektedir. Yargıtay’a göre, mağdurun fiziksel veya ruhsal olarak acı çekmesi, ızdırap duyması veya yaşam düzeninin bozulması gerekmektedir.
2. Manevi Unsur (Kast)
Eziyet suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Kasıt, iki unsurdan oluşur:
- Genel kast: Failin, gerçekleştirdiği davranışların mağdura eziyet çektireceğini bilmesi ve istemesi
- Eziyet kastı: Failin, mağduru acı çektirme, ızdırap verme amacıyla hareket etmesi
Yargıtay İçtihadı: Eziyet suçu bakımından sadece teknik erişim yeterli değildir. Failin mağduru sürekli olarak acı çektirme kastıyla hareket ettiğinin ispatlanması gerekir. Eğer fail, eylemlerinin eziyet oluşturacağını düşünmüyorsa, kast unsuru oluşmaz.
3. Hukuka Aykırılık
Eylemin hukuka aykırı olması gerekir. Aşağıdaki durumlar hukuka uygun kabul edilir ve suç oluşmaz:
- Mağdurun rızası (ancak rıza, eziyet kapsamında çok sınırlı kabul edilir)
- Yasal yetkinin kullanılması
- Hakkın kullanılması (örneğin: ebeveynin çocuğu terbiye hakkı, ancak sınırlar içinde)
Eziyet Suçunun Şartları
Yargıtay içtihatlarına göre, eziyet suçunun oluşması için üç temel şart aranır:
1. Süreklilik (Zamana Yayılma)
Eziyet suçunun en temel şartı, davranışların belli bir zaman dilimine yayılmasıdır. Tek seferlik veya aynı gün içinde gerçekleşen eylemler, ne kadar ağır olursa olsun, eziyet suçunu oluşturmaz.
Yargıtay Uygulaması:
- Aynı gün içinde gerçekleşen darp ve hakaret eziyet değildir
- Tekil ve ani darbeler süreklilik unsurunu oluşturmaz
- En az birkaç gün veya hafta süren eylemler gerekmektedir
- Eylemlerin kronolojik bir sıra içinde tekrarlanması zorunludur
2. Sistematiklik (Planlı ve Düzenli Olma)
Eziyet suçu, rastgele veya kontrolsüz eylemlerle değil, sistematik ve planlı davranışlarla işlenir. Failin, mağduru sürekli olarak acı çektirme amacıyla hareket etmesi gerekir.
Sistematiklik Göstergeleri:
- Belli bir patern veya düzen içinde tekrarlanan eylemler
- Mağdurun yaşam düzenini bozmaya yönelik davranışlar
- Planlı ve bilinçli şekilde uygulanan baskı
- Mağduru kontrol altında tutma amacı
3. Mağdurun Acı Çekmesi
Eziyet suçunun oluşması için mağdurun fiilen acı çekmesi, ızdırap duyması veya rahatsızlık hissetmesi gerekir. Bu durum:
- Fiziksel acı (yaralanma, ağrı, rahatsızlık)
- Ruhsal ızdırap (korku, kaygı, depresyon)
- Yaşam kalitesinin bozulması
- Psikolojik dengenin bozulması
şeklinde ortaya çıkabilir.
ÖNEMLİ: Yargıtay’a göre, mağdurun acı çektiğini gösterir tıbbi rapor, psikolojik değerlendirme veya tanık beyanları gibi somut deliller bulunmalıdır. Sadece mağdurun subjektif beyanı yeterli değildir.
Eziyet Suçunun Cezası (TCK 96)
| Suçun Niteliği | Ceza | Açıklama |
|---|---|---|
| Temel Hal (TCK 96/1) | 2 – 5 yıl hapis | Genel olarak eziyet suçu |
| Kadına Karşı (TCK 96/1 son cümle) | Alt sınır: 2 yıl 6 ay | 2022 değişikliği ile eklendi |
| Nitelikli Hal (TCK 96/2) | 3 – 8 yıl hapis | Çocuk, gebe, yakın, savunmasız kişiye karşı |
Cezanın Ertelenmesi
TCK 96/1’de öngörülen temel hal (2-5 yıl hapis) için, koşulları oluştuğunda TCK m.51 gereği hapis cezası ertelenebilir:
- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması
- Mahkemede suçu tekrar işlemeyeceği konusunda kanaat oluşması
- 2 yıl veya daha az hapis cezası verilmiş olması
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)
2 yıl veya daha az hapis cezası gerektiren hallerde, TCK m.231 gereği HAGB kararı verilebilir:
- 5 yıl denetim süresi uygulanır
- Denetim süresi içinde yeni suç işlenmezse dava düşer
- Sabıka kaydı oluşmaz
NOT: TCK 96/2 kapsamında verilen nitelikli hal cezası (3-8 yıl) için HAGB uygulanamaz, çünkü ceza miktarı 2 yılın üzerindedir.
Zamanaşımı Süreleri
Eziyet suçu için dava zamanaşımı süreleri (TCK m.66):
- Temel hal (2-5 yıl): Dava zamanaşımı 8 yıl
- Nitelikli hal (3-8 yıl): Dava zamanaşımı 15 yıl
Eziyet Suçunun Nitelikli Halleri (TCK 96/2)
Eziyet suçu, aşağıdaki kişilere karşı işlendiğinde nitelikli hal oluşur ve ceza 3 yıldan 8 yıla kadar hapis olarak uygulanır:
1. Çocuğa Karşı İşlenmesi (TCK 96/2-a)
Çocuk, 18 yaşını doldurmamış kişidir. Çocuğa karşı eziyet:
- Fiziksel şiddet uygulayarak
- Psikolojik baskı yaparak
- İhmal ve istismar yoluyla
- Eğitim hakkını engelleyerek
gerçekleştirilebilir.
DİKKAT: Ebeveynin disiplin hakkı, çocuğa eziyet etme hakkı vermez. Yargıtay’a göre, pedagojik sınırların aşıldığı, sürekli ve sistematik şiddet veya baskı uygulandığı durumlarda eziyet suçu oluşur.
2. Savunmasız Kişiye Karşı İşlenmesi (TCK 96/2-a)
“Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişi” ifadesi şunları kapsar:
- Engelli bireyler
- Yaşlı ve hasta kişiler
- Ruhsal hastalığı olan kişiler
- Fiziksel gücü zayıf olan kişiler
3. Gebe Kadına Karşı İşlenmesi (TCK 96/2-a)
Gebe kadına karşı eziyet, hem annenin hem de doğacak çocuğun sağlığını tehlikeye attığı için nitelikli hal olarak kabul edilmiştir.
4. Üstsoy veya Altsoya Karşı İşlenmesi (TCK 96/2-b)
Üstsoy: Anne, baba, büyükanne, büyükbaba vb.
Altsoy: Çocuk, torun vb.
Örneğin:
- Çocuğun ebeveynine eziyet etmesi
- Ebeveynin çocuğuna eziyet etmesi
- Torunun büyükannesine eziyet etmesi
5. Eş veya Boşanmış Eşe Karşı İşlenmesi (TCK 96/2-b)
Eşler arasında işlenen eziyet suçu, aile içi şiddet kapsamında değerlendirilir ve nitelikli hal oluşturur. Bu düzenleme:
- Sadece resmi nikah ile evli eşler için geçerlidir
- Boşanmış eşler arasında da uygulanır
- Nişanlı veya flört ilişkisi için geçerli değildir (ancak temel hal uygulanır)
Önemli Not: 2022 değişikliği ile kadına karşı eziyet halinde ceza alt sınırı 2 yıl 6 ay olmuştur. Eğer mağdur kadın aynı zamanda eş ise, hem TCK 96/1 son cümle, hem de TCK 96/2-b uygulanabilir; ancak bu durumda daha ağır olan nitelikli hal (3-8 yıl) uygulanır.
Eziyet Suçunda Şikayet ve Zamanaşımı
Şikayete Tabi mi?
HAYIR. Eziyet suçu, şikayete tabi değildir. Cumhuriyet Savcılığı, eziyet suçu ile ilgili ihbar veya bilgi edindiğinde re’sen soruşturma başlatır. Mağdurun şikayeti beklenmez.
Bu düzenlemenin nedeni:
- Eziyet suçunun genellikle güç dengesizliği içeren ilişkilerde işlenmesi
- Mağdurun fail üzerindeki psikolojik veya ekonomik bağımlılığı
- Mağdurun korkarak şikayet etmekten çekinmesi
- Kamu düzenini ilgilendiren ağır bir suç olması
Uzlaşma Mümkün mü?
Eziyet suçu, TCK m.253’te sayılan uzlaşma kapsamındaki suçlar arasında yer almamaktadır. Bu nedenle:
- Mağdur ile fail arasında uzlaşma yapılamaz
- Dava uzlaşma ile sonuçlandırılamaz
- Mağdurun şikayetinden vazgeçmesi kovuşturmayı durdurmaz
Dava Zamanaşımı
Eziyet suçu için dava zamanaşımı süreleri TCK m.66’da düzenlenmiştir:
| Suç Tipi | Ceza Süresi | Dava Zamanaşımı |
|---|---|---|
| Temel Hal (TCK 96/1) | 2 – 5 yıl | 8 yıl |
| Nitelikli Hal (TCK 96/2) | 3 – 8 yıl | 15 yıl |
Zamanaşımının Başlangıcı: Eziyet suçu sürekli suç olduğu için, zamanaşımı suçun sona erdiği tarihten itibaren başlar. Yani eziyet fiilleri devam ettiği sürece zamanaşımı işlemez.
Cezanın İnfazı ve İnfaz Zamanaşımı
Mahkûmiyet kararı kesinleştikten sonra cezanın infazı için zamanaşımı süreleri (TCK m.67):
- 2-5 yıl hapis: İnfaz zamanaşımı 10 yıl
- 3-8 yıl hapis: İnfaz zamanaşımı 15 yıl
Eziyet Suçunda Beraat Halleri
Yargıtay içtihatlarına göre, aşağıdaki durumlarda eziyet suçundan beraat kararı verilir:
1. Süreklilik Unsurunun Bulunmaması
En yaygın beraat nedeni: Yargıtay, tekil ve ani darbeler veya aynı gün içinde gerçekleşen eylemler için süreklilik unsurunun oluşmadığını kabul eder. Bu tür eylemler kasten yaralama (TCK 86) veya hakaret (TCK 125) suçlarını oluşturabilir, ancak eziyet suçunu oluşturmaz.
2. Sistematiklik Unsurunun Bulunmaması
Failin eylemlerinin rastgele, plansız veya kontrolsüz olduğu; mağduru sürekli acı çektirme amacı taşımadığı durumlarda eziyet suçu oluşmaz.
3. Kasıt Unsurunun Bulunmaması
Failin, mağdura eziyet çektirme kastıyla hareket etmediği; eylemlerinin ani öfke, tartışma veya başka nedenlerden kaynaklandığı hallerde kast unsuru oluşmaz.
4. Delil Yetersizliği
Mağdurun beyanlarının:
- Çelişkili olması
- Tanıklar tarafından doğrulanmaması
- Tıbbi veya psikolojik raporlarla desteklenmemesi
- Objektif delillerle çelişmesi
hallerinde “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği beraat kararı verilir.
5. Disiplin Hakkının Kullanılması
Ebeveynin çocuğunu terbiye hakkı kapsamında uyarması veya disipline etmesi, pedagojik sınırlar içinde kaldığı sürece suç oluşturmaz. Ancak bu sınırın aşılması halinde eziyet suçu oluşabilir.
ÖNEMLİ: Yargıtay’a göre, eziyet suçu ağır sonuçlar doğuran istisnai bir suç tipidir. Bu nedenle mahkûmiyet için kuvvetli, tutarlı ve desteklenmiş deliller gerekir.
TCK 96 Eziyet Suçu Beraat Yargıtay Kararları 2026
Yargıtay’ın TCK 96. madde kapsamında verdiği beraat kararları, suçun unsurlarının değerlendirilmesi ve uygulama kriterleri açısından büyük önem taşımaktadır. Aşağıda emsal nitelikte Yargıtay kararlarını detaylı olarak inceleyeceğiz.
Tekil ve Ani Darbeler Eziyet Suçunun Süreklilik Unsurunu Oluşturmaz – Beraat Verilmelidir
Somut olayda mağdurun yalnızca bir defaya mahsus darp edildiği, eylemin belli bir zaman dilimine yayılmadığı, sistematik baskı veya sürekli acı çektirme kastının bulunduğuna dair herhangi bir delil elde edilemediği tespit edilmiştir. Yargıtay; eziyet suçunun kanuni tanımının, mağdura yönelik davranışların süreklilik, sistematiklik ve belli bir süreçte tekrarlanma özelliklerini zorunlu kıldığını vurgulamıştır. Mağdurun adli raporunda basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikte lezyonların bulunduğu, bu nedenle eylemin niteliği itibarıyla TCK 86 kapsamına girdiği belirtilmiştir. Mağdurun anlatımlarının çelişkili olduğu, olayın çevresel tanıklarca doğrulanmadığı ve sanığın suçu işlediğine dair kuşku sınırını aşan bir delil bulunmadığı ifade edilmiştir. Bu nedenle sanık hakkında eziyet suçundan mahkûmiyet kurulmasının “şüpheden sanık yararlanır” ilkesine aykırı olduğu kabul edilmiştir.
Eziyet İçin Sistematik ve Zamana Yayılmış Fiiller Gerekli Olduğundan Mahkûmiyet Bozma Gerektirir
Dosyada sanığın mağdura yönelik sözlü ve fiziksel saldırısının aynı gün içerisinde gerçekleştiği, olayın süreklilik göstermediği ve yaşam düzenini bozacak yoğunlukta olmadığı anlaşılmıştır. Yargıtay, eziyet suçunun kast bakımından özel bir amaç gerektirdiğini, bu amacın mağdur üzerinde uzun süreli acı, ızdırap ve tahakküm oluşturma niyeti olduğunu belirtmiştir. Tek bir gün içinde yaşanan kısa süreli tartışma ve darp olayının bu kapsamda değerlendirilemeyeceği, söz konusu davranışların kasten yaralamaya ilişkin hükümlerle çözümlenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Mahkemenin, eziyet suçundan mahkûmiyet kurarken bu ayrımı göz ardı ettiği, delillerin yanılgılı değerlendirilmesi nedeniyle kararın hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle hükmün bozulması gerektiği vurgulanmıştır.
Aynı Gün İçinde Gerçekleşen Hakaret ve Darp Eylemleri Eziyet Suçunu Oluşturmaz – Beraat Gerektirir
Mağdurun beyanından sanığın kendisine bir gün içerisinde hakaret edip darp ettiği anlaşılmış, fakat eylemlerin ertesi güne sarkmadığı ve herhangi bir periyodik tekrar niteliği taşımadığı belirlenmiştir. Yargıtay, eziyet suçunun ancak “süreklilik gösteren ve mağdurun fiziksel/ruhsal bütünlüğüne sistematik şekilde saldırılması” hâllerinde oluştuğunu belirtmiştir. Tekil hakaret ve darp eylemlerinin ne kadar ağır olursa olsun bu suçu oluşturmayacağı; mağdurun tıbbi raporunda süreklilik unsurunu destekleyen bir bulgu bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanığın kastının eziyet suçuna yönelik olmadığı, ani bir öfke patlamasının söz konusu olduğu kanaatine varılmış ve sanığın cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir.
Mağdur Anlatımlarındaki Çelişkiler Eziyet Suçunda Mahkûmiyet İçin Yetersizdir – Bozma Gerektirir
Mağdurun olayın gerçekleşme zamanı, süresi ve sanığın eyleminin niteliği konusundaki beyanlarının aşamalar arasında değiştiği, anlatımların kendi içinde tutarsız olduğu tespit edilmiştir. Tanıkların hiçbirinin mağdurun iddialarını doğrulamadığı, mağdurun psikolojik ya da fiziksel olarak uzun süreli bir kötü muameleye maruz kaldığını gösterir bilimsel rapor bulunmadığı belirtilmiştir. Yargıtay, eziyet suçunun uygulama alanı itibarıyla ağır bir suç tipi olduğunu, bu nedenle mahkûmiyet için “kuvvetli, tutarlı ve desteklenmiş anlatım” gerektiğini vurgulamıştır. Mevcut delillerin sanığın cezalandırılmasına yeterli olmadığı, kararın şüphe sınırında kaldığı ve sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu nedenle hükmün bozulması gerektiği belirtilmiştir.
Aile İçi Tartışmada Meydana Gelen Anlık Darp Eylemleri Eziyet Değildir – Beraat Verilmelidir
Olayda eşler arasında çıkan tartışma sırasında sanığın mağduru darp ettiği, ancak eylemin kısa süreli olduğu, öncesinde veya sonrasında sistematik bir kötü muamelenin bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Yargıtay, aile içi tartışmaların bazı durumlarda ağır sonuçlara yol açabileceğini, ancak bu tür olayların her birinin eziyet kapsamına alınamayacağını belirtmiştir. Mağdurun sağlık raporu incelendiğinde süreklilik veya yoğun acı çektirme amacına işaret eden tespitlere rastlanmadığı, mağdurun uzun süreli psikolojik baskı altında tutulduğunu gösterir tanık ya da yazılı delil bulunmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle sanığın TCK 96’dan cezalandırılmasının mümkün olmadığı, beraat verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Psikolojik Baskı İddiaları Somut Delille Desteklenmediğinde Eziyet Suçu Oluşmaz – Mahkûmiyet Bozulmalıdır
Mağdurun sanığın kendisine uzun süre psikolojik baskı uyguladığı yönündeki iddiaları dosyaya yansımışsa da, bu iddiaları doğrulayan mesaj, yazışma, kamera kaydı veya tanık anlatımı bulunmadığı görülmüştür. Yargıtay; eziyet suçunun yalnızca fiziksel değil, psikolojik boyutta da gerçekleşebileceğini, ancak bunun somut ve objektif delillerle kanıtlanması gerektiğini belirtmiştir. Mevcut dosyada psikolojik baskının varlığını gösterecek herhangi bir rapor, sürekliliği ortaya koyan kronolojik olay dökümü veya bağımsız tanık bulunmaması nedeniyle ispat yükünün karşılanamadığı ifade edilmiştir. Bu sebeple eziyet suçundan kurulan mahkûmiyetin bozulması gerektiği belirtilmiştir.
İşverenin Çalışana Yönelik Sert Üslubu ve Azarlamaları Eziyet Suçunu Oluşturmaz – Beraat Gerektirir
Kararda işverenin çalışanına sürekli yüksek sesle konuştuğu, iş yükü verdiği ve zaman zaman azarladığı iddia edilmiştir. Yargıtay, bu tür davranışların iş hukuku veya mobbing kapsamına girebileceğini, fakat TCK 96 anlamında “acı çektirme kastı” ile sistematik ve ağır nitelikte kötü muamele sayılamayacağını belirtmiştir. Mağdurun bu davranışlar sonucu fiziksel veya psikolojik bütünlüğünde ciddi bir zarara uğradığını gösterir tıbbi ya da psikolojik rapor bulunmadığı ifade edilmiştir. Eziyet suçunun ağır sonuçlar doğuran istisnai bir suç tipi olduğu, bu nedenle sıradan işyeri gerginliklerinin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği vurgulanmıştır.
Eziyet Suçunda Özel Kastın Kanıtlanamaması Beraat Gerektirir
Eziyet suçu bakımından sanığın mağdura yönelik eylemlerinde acı çektirme amacı güttüğüne dair bir delil bulunmadığı, eylemlerin daha çok günlük tartışmaların doğal uzantısı olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay, bu suçun manevi unsurunun basit kast olmadığını, özel bir eziyet kastı gerektiğini açıkça belirtmiştir. Dosyada sanığın mağdura karşı böyle bir amaç taşıdığına işaret eden süreklilik gösteren eylem, mesaj, tehdit veya tanık anlatımı bulunmadığı, mağdurun da bu yönde istikrarlı bir ifade veremediği görülmüştür. Bu nedenle mahkûmiyetin hukuki zemini bulunmadığı, beraat verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Çocuk Eğitiminde Aşılan Disiplin Eziyet Suçuna Dönüşmediği Sürece Cezalandırılamaz – Mahkûmiyet Bozma Gerektirir
Olayda ebeveynin çocuğunu disiplin amacıyla uyardığı ve zaman zaman fiziksel temas içeren davranışlarda bulunduğu tespit edilmiştir. Yargıtay, pedagojik sınırların aşılması hâlinde dahi her davranışın eziyet suçunu oluşturmayacağını, disiplinin süreklilik ve sistematik acı çektirme derecesine ulaşmadıkça cezai sorumluluk doğurmayacağını vurgulamıştır. Mağdurun sağlık raporunda uzun süreli bir kötü muameleye işaret eden bulgu bulunmadığı, çocuğun anlatımının da istikrarsız olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle sanığın TCK 96’dan mahkûmiyetine karar verilmesinin hatalı olduğu ifade edilmiştir.
Kolluğun Gözaltı Sırasında Yaptığı Tekil Müdahale Eziyet Değildir – Beraat Verilmelidir
Gözaltına alınan mağdurun kolluk görevlilerince sert şekilde yere yatırıldığı ve kelepçe takıldığı iddiası üzerine yapılan yargılamada, eylemin tekil olduğu, zamana yayılmadığı ve sanık polislerin mağdura acı çektirme amacıyla hareket ettiklerine dair delil bulunmadığı tespit edilmiştir. Yargıtay, kolluğun orantısız güç kullanması hâlinde farklı suç tipleri gündeme gelebileceğini, ancak bunun TCK 96 gibi özel kast gerektiren bir suçla karıştırılmaması gerektiğini belirtmiştir. Mağdurun raporunda basit yaralanmalar dışında eziyet suçunu gösterecek nitelikte bulgu olmadığı, tanıkların da sistematik kötü muamele iddiasını doğrulamadığı görülmüştür. Bu nedenle sanık polislerin beraat etmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
TCK 96 Eziyet Suçu Hakkında Profesyonel Hukuki Destek
Eziyet suçu suçlamasıyla karşı karşıysanız veya bu konuda hukuki danışmanlığa ihtiyaç duyuyorsanız, AYBOĞA Hukuk Bürosu’nun deneyimli ceza avukatları sizlere yardımcı olmak için hazırdır.
Uzman kadromuz, TCK 96 kapsamında;
- Suç duyurusu ve şikayet süreçleri
- Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında müdafilik
- Beraat stratejileri ve savunma hazırlığı
- Yargıtay temyiz işlemleri
- Delil toplama ve dosya analizi
konularında profesyonel hukuki hizmet sunmaktadır.
Anahtar Kelimeler