İçeriğe geç

Tereke Nedir? Terekeye Giren ve Girmeyen Değerler

Tereke nedir, terekenin unsurları ve mirasçıların sorumluluğu

Miras Hukuku - Tereke ve Mirasın Geçmesi - Son Güncelleme: 29 Ekim 2026

Tereke, bir kişinin ölümü anında geride bıraktığı malvarlığının bütünüdür ve içinde yalnızca mallar değil alacaklar, haklar ve borçlar da yer alır. Türk Medeni Kanunu m. 599 uyarınca mirasçılar bu bütünü ölümle birlikte kanun gereği kazanır. Terekenin gerçek büyüklüğü, aktiften pasif düşüldükten sonra kalan değerdir; bu nedenle mirası kabul kararı verilmeden önce borçların taranması gerekir. Rehberi Ayboğa Avukatlık Bürosu güncel mevzuat ve Yargıtay uygulamasına göre hazırlamıştır.

Av. Çağrı Ayboğa, Ayboğa Avukatlık Bürosu, Ankara

Hazırlayan Hukuki DeğerlendirmeAvukat Çağrı Ayboğa
Av. Yavuz Baturhan Yıldırım

Kontrol ve DenetlemeAvukat Yavuz Baturhan Yıldırım
Ankara Barosu Sicil No: 34507 - Denetlenme Tarihi: 29 Ekim 2026
Türk Medeni Kanunu Madde 599 - Mirasın kazanılması(1) Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. (2) Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar. (3) Atanmış mirasçılar da mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdürler.

Madde hakkında kısa not: Madde, terekenin mirasçılara nasıl geçtiğini düzenler ve miras hukukunun temel ilkesini kurar: külli intikal. Mirasçılar terekeyi tek tek mallar yığını olarak değil tek bir hukuki kütle olarak devralır; bu nedenle aktif ile pasif birlikte geçer. Hükmün ikinci fıkrasındaki “borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar” ibaresi, mirasın kabulünün doğurduğu ağır sonucun kaynağıdır. Madde, terekenin bütünlüğünü düzenleyen diğer hükümlerle birlikte okunur: m. 575 mirasın ölümle açılmasını, m. 576 açılma yerini, m. 589 ve sonrası koruma tedbirlerini, m. 605 ve sonrası mirasın reddini, m. 619 ve sonrası resmen defter tutmayı, m. 640 miras ortaklığını, m. 641 mirasçıların tereke borçlarından sorumluluğunu düzenler.

Bir kişi vefat eder ve geride Ankara’da bir daire, bankada bir miktar mevduat, on beş yıllık bir otomobil bırakır. Mirasçılar tapuda intikal işlemi için harekete geçer, daireyi kendi adlarına tescil ettirir ve meseleyi kapanmış sayar. Yedi ay sonra kapıya bir icra tebligatı gelir: mirasbırakan, yıllar önce bir yakınının ticari kredisine kefil olmuştur ve kredi ödenmemiştir. Alacaklı banka, borcun tamamını mirasçılardan birinden istemektedir. Dairenin tapusu artık mirasçıların adındadır, ancak kefalet borcu da aynı terekenin içindedir.

Miras işlerinde yaşanan kayıpların neredeyse tamamı bu noktada başlar: terekeye yalnızca kalan mallar gözüyle bakmak. Bu rehber, terekenin hukuki tanımından başlayıp aktif ve pasif değerleri tek tek ayırır, terekeye giren ve girmeyen kalemleri tablo üzerinde gösterir, tereke borçlarının sırasını ve mirasçıların müteselsil sorumluluğunu açıklar, terekenin korunmasına ilişkin tedbirleri ve resmen defter tutma yolunu anlatır, vergi yönünü ele alır ve Yargıtay’ın yerleşik ölçütlerini karar numarası verilmeksizin özetler.

Tereke Nedir?

Doğrudan CevapTereke, bir kişinin ölümü anında geride bıraktığı malvarlığının bütünüdür. İçinde yalnızca mallar değil, alacaklar, haklar ve borçlar da yer alır. Türk Medeni Kanunu m. 599 uyarınca mirasçılar bu bütünü ölümle birlikte kanun gereği kazanır; terekeyi tek tek mallar yığını değil, tek bir hukuki kütle olarak devralırlar.

Tereke sözcüğü günlük dilde “kalan mal” anlamında kullanılır, ancak hukuk dilinde anlamı daha geniştir. Tereke, mirasbırakanın ölüm anındaki hukuki durumunun fotoğrafıdır: tapudaki taşınmazı da, bankadaki mevduatı da, komşusuna verdiği borç senedini de, ödenmemiş kredi taksitini de aynı çerçevenin içine alır. Bu nedenle tereke “miras” kelimesinin eş anlamlısı değildir. Miras, terekenin mirasçılara geçmesini sağlayan hukuki ilişkinin adıdır; tereke ise o ilişkinin konusudur.

Bu ayrımın pratik sonucu şudur: bir mirasçı terekeyi incelemeden mirası kabul ettiğinde yalnızca malları değil borçları da üstlenir. Dosyalarda en sık karşılaşılan zarar da buradan doğar. Mirasçı, babasından kalan dairenin tapusunu almak için harekete geçer, aylar sonra bir bankanın icra takibiyle karşılaşır ve kredinin de aynı terekenin parçası olduğunu öğrenir. Terekenin aktif ve pasif yönünün birlikte okunması, miras işlerinde atılacak ilk adımdır.

Tereke, miras ve mirasçılık belgesi aynı şey değildir

Üç kavram sürekli birbirine karıştırılır. Tereke, ölenin geride bıraktığı aktif ve pasif değerlerin bütünüdür. Miras, bu bütünün ölümle birlikte mirasçılara geçmesini düzenleyen hukuki kurumun adıdır. Mirasçılık belgesi, yani halk arasındaki veraset ilamı ise kimlerin mirasçı olduğunu ve paylarını gösteren bir belgedir; terekenin içinde ne olduğunu göstermez. Bankaya gittiğinizde sizden istenen belge mirasçılık belgesidir, ancak hesapta ne kadar para bulunduğunu o belge söylemez. Terekenin içeriği ayrı bir çalışmanın konusudur.

Terekenin bir diğer özelliği zaman bakımından sabit olmasıdır. Tereke, ölüm anındaki durum esas alınarak belirlenir. Ölümden sonra mirasçıların yönetimiyle ortaya çıkan gelirler, örneğin dairenin kira getirisi, terekeye bağlı olarak doğan yeni değerlerdir ve paylaşmada hesaba katılır; ancak terekenin kapsamı belirlenirken ölçüt ölüm günüdür. Mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçılardan birinin kendi parasıyla aldığı mal terekeye girmez.

Terekenin Unsurları: Aktif ve Pasif Değerler

Doğrudan CevapTerekenin iki yüzü vardır. Aktif değerler mirasbırakanın mal, hak ve alacaklarıdır. Pasif değerler ise borçlarıdır. Terekenin gerçek büyüklüğü, aktiften pasif düşüldükten sonra kalan tutardır. Aktif pasiften küçükse tereke borca batıktır ve mirasçıların önündeki seçenekler tamamen değişir.

Aktif ve pasif ayrımı, miras hukukunun en işlevsel ayrımıdır. Aktifte mirasbırakanın aynî hakları, alacakları, diğer malvarlığı hakları ile taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliği bulunur. Pasifte mirasbırakanın sağlığında doğmuş borçları, ölümle birlikte doğan cenaze ve defin giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımına ilişkin masraflar, mirasbırakanla birlikte yaşayan ve onun bakımı altında olan kişilerin kanunda öngörülen bakım talepleri ile sağ kalan eşin mal rejiminden doğan katılma alacağı yer alır.

Katılma alacağının pasife yazılması çok sık atlanır. Edinilmiş mallara katılma rejimi sona erdiğinde sağ kalan eş, kişisel mallarının iadesini ve artık değer üzerindeki payını talep edebilir. Bu talep bir mirasçılık talebi değil, mal rejiminden doğan bir alacak talebidir ve terekenin borcu niteliğindedir. Dolayısıyla sağ kalan eş terekeye hem alacaklı hem mirasçı sıfatıyla yaklaşır. Bu çifte konum, paylaşma hesaplarında en çok hata yapılan noktadır.

Terekeye giren ve girmeyen değerler (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 599, 640 ve 641 çerçevesinde)
Değer grubu Terekeye giren Terekeye girmeyen
Taşınmazlar Tapuda mirasbırakan adına kayıtlı ev, arsa, tarla, dükkân ve bunlar üzerindeki paylar terekeye girer. Mirasbırakanın yalnızca intifa ya da oturma hakkı sahibi olduğu taşınmazda bu haklar ölümle sona erer, terekeye geçmez.
Taşınırlar ve nakit Araç, ziynet, ev eşyası, nakit para, kıymetli maden ve kasa içeriği terekenin aktifindedir. Mirasbırakanın yanında bulunan ancak üçüncü kişiye ait emanet eşya terekeye yazılmaz, yazılmışsa istihkak yoluyla çıkarılır.
Banka hesapları Mevduat, katılım hesabı, yatırım hesabı ve bireysel emeklilik birikiminin mirasbırakana ait kısmı terekeye girer. Mirasbırakanın lehdar gösterdiği hayat sigortası bedeli doğrudan lehdara ödenir ve terekenin aktifine yazılmaz.
Şirket payları Limited şirket payı, anonim şirket hissesi, kooperatif ortaklık payı ve şahıs şirketindeki pay terekeye dahildir. Ortaklık sözleşmesinde payın mirasçılara geçmeyeceği kararlaştırılmışsa terekeye payın kendisi değil değeri girer.
Alacaklar Kira alacağı, satış bedeli alacağı, maaş ve ikramiye alacağı, tazminat alacağı ile faiz alacakları terekenin aktifidir. Nafaka alacağı ölümle sona erer; ödenmemiş birikmiş nafaka taksitleri ise alacak olarak terekeye girer.
Fikri ve sınai haklar Eser üzerindeki mali haklar, patent, marka, tasarım ve lisans sözleşmelerinden doğan haklar terekeye geçer. Eser sahibinin manevi hakları kişiye sıkı biçimde bağlı olduğundan mirasçılara aynı kapsamla geçmez, yalnızca kanunun izin verdiği ölçüde kullanılır.
Zilyetlik ve sözleşme konumu Kiracılık konumu, bayilik, abonelik ve devam eden sözleşmelerdeki taraf konumu kural olarak mirasçılara geçer. Mirasbırakanın kişisel edim yükümlülüğü taşıyan sözleşmeleri, örneğin bizzat ifası gereken hizmet borçları, ölümle sona erer.
Borçlar Kredi borcu, kart borcu, vergi borcu, kefalet borcu, cenaze giderleri ve dava giderleri terekenin pasifindedir. Mirasbırakanın kişiliğine bağlı para cezaları ölümle ortadan kalkar ve mirasçılara geçmez.
Tazminat talepleri Mirasbırakanın sağlığında doğmuş maddi tazminat alacakları terekeye girer ve mirasçılar tarafından istenebilir. Mirasçıların ölüm sebebiyle uğradığı destekten yoksun kalma zararı ve kendi manevi zararı terekeye değil, doğrudan mirasçıların kişisel malvarlığına aittir.
Sosyal güvenlik hakları Mirasbırakanın ödenmemiş aylık ve ödenek alacakları terekenin aktifine yazılır. Ölüm aylığı, cenaze ödeneği ve evlenme ödeneği hak sahiplerine sosyal güvenlik mevzuatı gereği ödenir; terekeye girmez ve mirastan pay esasına göre bölünmez.
Aktif değerlerTaşınmazlar, taşınırlar, nakit, banka hesapları, şirket payları, alacaklar, fikri ve sınai haklar, sözleşmelerden doğan taraf konumu ve zilyetlik. Bu kalemler ölüm anındaki durumuyla ve ölüm günündeki değeriyle terekeye yazılır.
Pasif değerlerKredi ve kart borçları, vergi ve prim borçları, kefaletten doğan borçlar, kira borçları, ödenmemiş faturalar, cenaze ve defin giderleri, mahkeme ve yazım giderleri ile sağ kalan eşin katılma alacağı.
Terekeye bağlı yeni gelirlerÖlümden sonra terekeye ait mallardan doğan kira, faiz, temettü ve ürün gelirleri. Bunlar terekenin kapsamına değil, paylaşmada hesaplanacak terekeye bağlı semerelere dahildir ve mirasçılar arasında payları oranında bölünür.
Denkleştirmeye tabi kazandırmalarMirasbırakanın sağlığında mirasçılara yaptığı ve mirasta denkleştirmeye tabi olan karşılıksız kazandırmalar. Bunlar fiilen terekede bulunmasa da hesaben terekeye eklenir. Konunun ayrıntısı mirasta denkleştirme sayfamızda ele alınmaktadır.
Tenkise tabi tasarruflarSaklı paylı mirasçıların payını zedeleyen ölüme bağlı tasarruflar ve sağlar arası kazandırmalar. Bunlar da saklı pay hesabında terekeye eklenir; bu ekleme fiilî değil hesabidir.
Terekeden çıkarılacak kalemlerÜçüncü kişiye ait emanet mallar, mirasbırakanın yalnızca kullanım hakkı bulunan eşya, lehdara ödenen sigorta bedeli ve hak sahiplerine doğrudan ödenen sosyal güvenlik yardımları. Bunlar terekeye yazılmışsa itiraz üzerine çıkarılır.
Uygulamadan not - Av. Çağrı Ayboğa

Terekeyi inceleyen bir avukatın ilk işi aktifi büyütmek değil, pasifi tam görmektir. Dosyaların büyük bölümünde mirasçılar yalnızca tapu kaydını ve banka bakiyesini biliyor, kefalet ve vergi borcunu bilmiyor. Oysa kefaletten doğan borç çoğu zaman terekenin aktifini aşar. Bu nedenle mirası kabul veya ret kararı verilmeden önce vergi dairesi, sosyal güvenlik kurumu, icra dosyaları ve kredi kayıtlarının birlikte taranması gerekir. Üç aylık ret süresi içinde yapılacak bu tarama, sonradan yıllar süren icra takiplerinin önüne geçer.

Terekeye Hangi Mallar Girer?

Doğrudan CevapTerekeye, mirasbırakanın ölüm anında malvarlığında bulunan ve devredilebilir nitelikteki her değer girer. Taşınmaz, araç, nakit, mevduat, şirket payı, alacak, fikri hak ve zilyetlik bu kapsamdadır. Ölçüt mülkiyetin kimde olduğu değil, hakkın devredilebilir olup olmadığıdır; devredilebilen her hak terekeye geçer.

Terekeye giren değerleri önceden eksiksiz saymak mümkün değildir, çünkü her kişinin malvarlığı farklıdır. Buna karşılık değerlendirmede kullanılacak ölçüt tektir: hak, kişiliğe sıkı biçimde bağlı olmayıp devredilebiliyorsa terekeye girer. Bu ölçüt uygulandığında tapulu taşınmazdan tapusuz taşınmazın zilyetliğine, araçtan ziynete, kripto varlık hesabından oyun hesabındaki devredilebilir değerlere kadar geniş bir alan terekenin kapsamına girer.

Uygulamada en çok tartışılan kalemler şunlardır. Bireysel emeklilik birikiminde mirasbırakanın lehdar göstermediği kısım terekeye girer; lehdar gösterilmişse ödeme doğrudan lehdara yapılır. Tapusuz taşınmazda mülkiyet değil zilyetlik geçer, bu zilyetlik tescil davasının temelini oluşturur. Kiracılık konumu kural olarak mirasçılara geçer ve mirasçılar kira sözleşmesinin tarafı hâline gelir. Şirket payında ise şirket sözleşmesinin payın mirasçılara geçişini sınırlayıp sınırlamadığına bakılır; sınırlama varsa terekeye payın kendisi değil değeri girer.

Terekenin aktifini ortaya çıkarmak için taranacak kayıtlar

Tapu ve kadastro kayıtları: mirasbırakan adına kayıtlı taşınmazlar, hisseli paylar ve üzerindeki şerhler.
Trafik tescil kayıtları: araç, römork, iş makinesi ve tekne kaydı.
Banka ve katılım bankası kayıtları: mevduat, kiralık kasa, yatırım hesabı, kredi kartı borcu ve kredi bakiyesi.
Merkezi kayıt ve aracı kurum kayıtları: pay senedi, fon, tahvil ve bireysel emeklilik birikimi.
Ticaret sicili kayıtları: şirket ortaklığı, pay oranı, yöneticilik ve kefalet taahhütleri.
Sosyal güvenlik ve vergi kayıtları: ödenmemiş prim ve vergi borcu ile ödenmemiş aylık alacağı.
İcra dosyaları: mirasbırakanın alacaklı ya da borçlu olduğu takipler ve haciz şerhleri.
Noter kayıtları: vasiyetname, satış vaadi, devir taahhüdü ve vekâletnameler.
Kripto varlık, dijital hesap ve terekeye yazım sorunu

Dijital değerler terekenin en yeni ve en sorunlu başlığıdır. Borsada tutulan kripto varlıklar, kullanıcı hesabına bağlı olduğundan kurum kayıtları üzerinden tespit edilebilir ve devredilebilir nitelikte olduğu için terekeye girer. Buna karşılık yalnızca mirasbırakanın bildiği bir anahtar ile korunan soğuk cüzdandaki varlık, hukuken terekeye dahildir ancak fiilen erişilemez. Bu tablo, terekenin kapsamı ile terekenin tahsil edilebilirliğinin ayrı sorunlar olduğunu gösterir. Benzer durum sosyal medya ve e-posta hesaplarında da görülür: hesabın kendisi kişiliğe bağlı olduğundan devredilmez, hesap içindeki parasal değer ise devredilebilir.

Terekeye Girmeyen Değerler ve Kişiye Bağlı Haklar

Doğrudan CevapKişiliğe sıkı biçimde bağlı haklar terekeye girmez. İntifa hakkı, oturma hakkı, nafaka hakkı, velayet, kişilik hakları ve kural olarak manevi tazminat talebi ölümle sona erer. Ayrıca lehdara ödenen sigorta bedeli ile hak sahiplerine ödenen ölüm aylığı ve cenaze ödeneği terekenin değil, doğrudan hak sahibinin malvarlığına girer.

Bir hakkın terekeye girip girmediğini belirlemenin yolu, hakkın kime bağlı olduğunu sormaktır. Hak, belirli bir kişinin kişiliğiyle birlikte varsa ve o kişi olmadan anlamını yitiriyorsa terekeye geçmez. İntifa hakkı tipik örnektir: hak sahibi öldüğünde hak sona erer, mülkiyet yükten kurtulur ve mirasçılara bir şey geçmez. Oturma hakkı da aynı niteliktedir; devredilemez ve mirasçılara geçmez.

Manevi tazminat talebi daha ince bir ayrım gerektirir. Mirasbırakanın kişilik hakkının ihlalinden doğan manevi tazminat talebi kural olarak mirasçılara geçmez. Buna karşılık mirasbırakan bu talebi sağlığında ileri sürmüş, dava açmış ya da karşı tarafça kabul edilmişse, talep artık malvarlığı değeri kazandığı için terekeye dahil olur. Bu ayrım, devam eden davalarda mirasçıların davaya hangi sıfatla ve hangi talepler bakımından devam edebileceğini belirler.

İntifa ve oturma hakkıHer ikisi de hak sahibinin ölümüyle sona erer. Tapu kaydında görünse bile terekeye yazılmaz; mirasçılar bu haklara dayanarak talep ileri süremez.
Nafaka hakkıNafaka alacaklısının ölümüyle gelecek nafaka hakkı sona erer. Yalnızca ölüm tarihine kadar doğmuş ve ödenmemiş nafaka taksitleri alacak olarak terekeye girer.
Kişilik hakları ve manevi tazminatAd, resim, şeref ve itibar üzerindeki haklar terekeye geçmez. Manevi tazminat talebi, mirasbırakan sağlığında ileri sürmedikçe mirasçılara intikal etmez.
Aile hukuku konumlarıVelayet, vesayet, evlilik birliğinden doğan kişisel haklar ve evlat edinme ilişkisinden doğan kişisel konumlar terekenin konusu olamaz.
Hayat sigortası bedeliMirasbırakanın kendi ölümü hâlinde üçüncü kişi lehine yaptığı hayat sigortasında bedel doğrudan lehdara ödenir. Bedel terekeye girmez; buna karşılık sigortanın satın alma değeri saklı pay hesabında terekeye eklenir.
Sosyal güvenlik yardımlarıÖlüm aylığı, cenaze ödeneği ve evlenme ödeneği sosyal güvenlik mevzuatındaki hak sahipliği kurallarına göre ödenir. Bu ödemeler miras payına göre bölünmez, mirası reddeden kişi de hak sahibi olmaya devam eder.
Destekten yoksun kalma tazminatıÖlüm sebebiyle desteğini yitiren kişilerin tazminat talebi kendi kişisel haklarıdır. Bu alacak terekeye girmez, terekenin alacaklılarına karşı da sorumluluk doğurmaz.
Kişiye bağlı para cezalarıMirasbırakan hakkında kesinleşmiş adli para cezası ölümle ortadan kalkar. İdari para cezalarında ise borcun terekeye geçip geçmeyeceği cezanın dayanağına göre değerlendirilir.
Uygulamadan not - Av. Çağrı Ayboğa

Sosyal güvenlik yardımlarının terekeye girmemesi, mirası reddetmeyi düşünen aileler için çok önemli bir ayrıntıdır. Borca batık bir tereke sebebiyle mirası reddeden bir eş, ölüm aylığı hakkını kaybetmez; çünkü o aylık mirastan değil, sosyal güvenlik ilişkisinden doğar. Bu bilgi verilmediği için reddi miras kararını erteleyen ve üç aylık süreyi kaçıran çok sayıda dosya gördüm. İki hak birbirinden tamamen bağımsızdır ve birlikte değerlendirilmeleri gerekir.

Tereke Borçları ve Ödeme Sırası

Doğrudan CevapTereke borçları, mirasbırakanın sağlığında doğmuş borçları ile ölümle birlikte doğan cenaze, defin, mühürleme ve yazım giderlerinden oluşur. Buna sağ kalan eşin katılma alacağı da eklenir. Paylaşma, borçlar ödendikten veya güvenceye bağlandıktan sonra yapılır; aksi hâlde mirasçılar kendi malvarlıklarıyla karşı karşıya kalır.

Tereke borçlarını üç grupta görmek işi kolaylaştırır. Birinci grup mirasbırakanın kendi borçlarıdır: kredi, kart, vergi, prim, kira, fatura ve kefalet borçları. İkinci grup ölüm olayının doğurduğu borçlardır: cenaze ve defin giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri, tereke yöneticisinin ücreti. Üçüncü grup ise kanunun tereke borcu saydığı özel kalemlerdir: sağ kalan eşin mal rejiminden doğan alacağı ve mirasbırakanla birlikte yaşayıp onun bakımı altında olan kişilerin kanunda öngörülen bakım talepleri.

Vasiyet alacakları bu üç gruptan ayrı tutulur. Vasiyet alacaklısı terekenin değil mirasçıların borçlusudur ve alacağı ancak tereke borçları ödendikten sonra yerine getirilir. Bu sıralamanın pratik sonucu açıktır: borca batık bir terekede vasiyet yerine getirilmez. Mirasbırakanın “şu tablo yeğenime verilsin” biçimindeki iradesi, bankanın kredi alacağının önüne geçmez.

1
Borçların tespitiVergi dairesi, sosyal güvenlik kurumu, bankalar, icra müdürlükleri ve ticaret sicilinden mirasbırakanın borç durumu sorulur. Kefalet taahhütleri çoğu zaman bu aşamada ortaya çıkar.
2
Aktifin belirlenmesi ve karşılaştırmaAktif kalemler ölüm günündeki değerleriyle toplanır ve pasif ile karşılaştırılır. Aktif pasiften küçükse tereke borca batıktır ve bu durum mirasçıların seçeneklerini doğrudan belirler.
3
Mirasçılık belgesinin alınmasıKimlerin mirasçı olduğu ve payları, sulh hukuk mahkemesinden ya da noterden alınacak belgeyle gösterilir. Belgenin içeriği ve alınma usulü için veraset ilamı ve mirasçılık belgesi sayfamıza bakabilirsiniz.
4
Kabul, red ya da defter seçeneğinin belirlenmesiÜç aylık süre içinde mirasın kabulü, reddi, resmen defter tutulması ya da resmî tasfiye yollarından biri seçilir. Seçim yapılmazsa miras kabul edilmiş sayılır.
5
Borçların ödenmesi ya da güvenceye bağlanmasıPaylaşmadan önce borçlar ödenir veya ödenmesi güvence altına alınır. Mirasçılardan her biri bu talebi diğerlerine karşı ileri sürebilir.
6
PaylaşmaBorçlar tasfiye edildikten sonra kalan değer mirasçılar arasında paylaşılır. Anlaşma sağlanamazsa miras paylaşım davası açılır.
Borca batık tereke: üç aylık süre neden bu kadar önemli?

Mirasın reddi için kanun üç aylık bir süre öngörür. Yasal mirasçılar bakımından bu süre mirasçı olduklarını öğrendikleri tarihten, vasiyetname ile atanmış mirasçılar bakımından ise atanmanın kendilerine bildirildiği tarihten başlar. Süre hak düşürücü niteliktedir ve geçtikten sonra ret hakkı kullanılamaz. Yalnızca bir durum ayrıdır: mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli ya da resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılır ve mirasçıların ayrı bir beyanda bulunmasına gerek kalmaz. Buna karşılık bu hükme güvenip beklemek risklidir, çünkü aczin açıkça belli olduğu sonradan tartışma konusu olur. Güvenli yol, süre içinde sulh hukuk mahkemesine ret beyanında bulunmaktır. Dilekçenin içeriği için reddi miras dilekçesi örneği sayfamız kullanılabilir.

Miras Ortaklığı ve Terekenin Elbirliği Mülkiyeti

Doğrudan CevapBirden çok mirasçı varsa, ölümle birlikte paylaşmaya kadar sürecek bir miras ortaklığı doğar. Bu ortaklıkta terekedeki bütün hak ve borçlar mirasçılara elbirliği hâlinde aittir. Hiçbir mirasçı tek başına tereke malı üzerinde tasarrufta bulunamaz; işlemler kural olarak oybirliğiyle yapılır.

Elbirliği mülkiyeti, paylı mülkiyetten temel bir noktada ayrılır. Paylı mülkiyette her paydaşın belirli bir payı vardır ve bu payı serbestçe devredebilir. Elbirliği mülkiyetinde ise paylar bireyselleşmemiştir; mirasçıların hakkı terekenin bütünü üzerindedir. Bu nedenle bir mirasçı, “terekedeki dairenin dörtte birini satıyorum” diyerek tapuda devir yapamaz. Devredebileceği şey, somut bir mal değil miras payının bütünüdür.

Oybirliği kuralının istisnaları vardır. Terekenin korunmasına yönelik acele işler, örneğin zarar görmek üzere olan malın muhafazası ya da zamanaşımının kesilmesi için yapılacak işlemler, mirasçılardan biri tarafından tek başına yapılabilir. Ayrıca mirasçılar aralarından birini ya da üçüncü bir kişiyi temsilci olarak atayabilir; anlaşma sağlanamazsa sulh hâkiminden terekeye temsilci atanması istenebilir. Bu yol, mirasçılardan birinin ulaşılamadığı ya da sürekli engel çıkardığı dosyalarda tek çözümdür.

Ortaklığın doğumuOrtaklık, mirasbırakanın ölümüyle kendiliğinden doğar. Mirasçıların bir araya gelmesi, sözleşme yapması ya da tescil yaptırması gerekmez.
Hakkın konusuMirasçıların hakkı belirli mallar üzerinde değil, terekenin bütünü üzerindedir. Bu nedenle terekedeki tek bir malın payı üzerinde tasarruf edilemez.
Tasarruf kuralıTereke malları üzerinde yapılacak işlemler kural olarak oybirliği gerektirir. Bir mirasçının onayı olmadan yapılan satış, diğer mirasçılar bakımından hüküm doğurmaz.
Miras payının devriBir mirasçı miras payının tamamını devredebilir. Payın bir mirasçıya devri diğerlerinin onayına bağlı değildir; üçüncü kişiye devirde ise devralan paylaşmaya katılamaz, yalnızca payına düşen değeri ister.
Terekeye temsilci atanmasıMirasçılar anlaşamazsa sulh hukuk mahkemesinden tereke temsilcisi atanması istenebilir. Temsilci, terekeyi yönetir ve mirasçıları temsil eder.
Acele işlerZamanaşımının kesilmesi, malın korunması, sigortanın yenilenmesi gibi gecikmesinde sakınca bulunan işler mirasçılardan biri tarafından tek başına yapılabilir.
Ortaklığın sona ermesiOrtaklık paylaşma ile sona erer. Mirasçılardan her biri, kanunun ya da sözleşmenin paylaşmayı engellediği hâller dışında her zaman paylaşma isteyebilir.

Mirasçıların Tereke Borçlarından Sorumluluğu

Doğrudan CevapMirası kabul eden mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen ve bütün malvarlıklarıyla sorumludur. Alacaklı, borcun tamamını mirasçılardan herhangi birinden isteyebilir. Sorumluluk miras payıyla sınırlı değildir; payı sekizde bir olan mirasçı da borcun tamamından takip edilebilir ve ödediği fazlayı diğerlerine rücu eder.

Müteselsil sorumluluk, miras hukukunun en ağır sonucudur ve mirasçıların çoğu bunu ancak icra takibi geldiğinde öğrenir. Alacaklı, mirasçıların kendi aralarındaki paylaşımla ilgilenmez; borcun tamamını dilediği mirasçıdan talep eder. Takibe maruz kalan mirasçı borcu öder ve diğer mirasçılara paylarını aşan kısım için rücu eder. Rücu alacağının tahsili ise ayrı bir dava ve ayrı bir zaman demektir.

Sorumluluk paylaşmayla sona ermez. Paylaşmadan sonra da mirasçılar tereke borçlarından bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumlu olmaya devam eder; bu sorumluluk paylaşmadan ya da daha sonra ifası gereken borçlarda muaccel olmasından başlayarak beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu nedenle paylaşma sözleşmesi imzalanırken borçların kimin üstlendiğinin yazılması, mirasçılar arasında iç ilişkide değer taşır ancak alacaklıya karşı tek başına koruma sağlamaz.

Mirası kabulKabul hâlinde mirasçı tereke borçlarından kişisel olarak ve müteselsilen sorumludur. Sorumluluk terekenin değeriyle sınırlı değildir; mirasçının kendi malvarlığı da alacaklının güvencesidir.
Deftere göre kabulResmen defter tutulduktan sonra mirası deftere göre kabul eden mirasçı yalnızca deftere yazılmış borçlardan sorumlu olur. Bu, borç durumu belirsiz terekelerde en etkili koruma yoludur.
Mirasın reddiRed hâlinde mirasçılık sıfatı geçmişe etkili olarak ortadan kalkar ve mirasçı tereke borçlarından sorumlu olmaz. Reddin sulh hukuk mahkemesine yazılı ya da sözlü beyanla yapılması ve tutanağa geçirilmesi gerekir.
Reddedenin sınırlı sorumluluğuÖdemeden aciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçılar, alacaklılara karşı ölümden önceki beş yıl içinde mirasbırakandan aldıkları ve paylaşmada geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu tutulur.
Resmî tasfiyeResmî tasfiye istenmişse tereke yetkili makam eliyle tasfiye edilir ve mirasçılar kural olarak tereke borçlarından kişisel olarak sorumlu olmaz. Mirasçılara yalnızca tasfiye sonrası artan değer geçer.
Paylaşmadan sonraki süreMüteselsil sorumluluk paylaşmadan sonra da sürer ve kanunda öngörülen beş yıllık süre geçmekle zamanaşımına uğrar. Süre, muaccel olmamış borçlarda muacceliyet tarihinden işlemeye başlar.
Rücu ilişkisiBorcun tamamını ödeyen mirasçı, payını aşan kısmı diğer mirasçılardan talep edebilir. Bu talep miras hukukundan değil müteselsil borçluluğun iç ilişkisinden doğar.
Uygulamadan not - Av. Çağrı Ayboğa

Müteselsil sorumluluğun en acı sonucunu kefalet dosyalarında görüyorum. Mirasbırakan bir yakınının kredisine kefil olmuş, kredi ödenmemiş ve banka yıllar sonra mirasçılara yönelmiş oluyor. Mirasçılar o kefaletin varlığını hiç bilmemiş olabilir; ancak kabul edilmiş bir mirasta bilgisizlik koruma sağlamaz. Bu nedenle terekenin pasifi, ölümün hemen ardından ve üç aylık süre içinde taranmalıdır. Terekenin borç durumu belirsizse en akılcı yol, red ile kabul arasında sıkışmak yerine resmen defter tutulmasını istemektir.

Terekenin Korunması Tedbirleri

Doğrudan CevapMirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi, istem üzerine ya da kendiliğinden tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesi için gerekli bütün önlemleri alır. Bu önlemler terekedeki mal ve hakların yazımı, terekenin ya da bazı malların mühürlenmesi, terekenin resmen yönetilmesi ve vasiyetnamelerin açılmasıdır.

Koruma tedbirleri, terekenin eriyip gitmesini önlemek için tasarlanmıştır. Ölümün ardından geçen her hafta, terekedeki değerlerin el değiştirmesi, hesapların boşaltılması ya da eşyanın taşınması riskini büyütür. Bu nedenle koruma tedbiri istemi, dava değil çekişmesiz yargı işi olarak görülür ve kısa sürede karara bağlanır. İstem, mirasçılar, vasiyet alacaklıları, tereke alacaklıları ve ilgisi bulunan diğer kişiler tarafından yapılabilir.

Kanun bazı hâllerde koruma tedbiri alınmasını hâkimin takdirine bırakmaz. Mirasçılardan biri gaipse ya da yerleşim yeri bilinmiyorsa, mirasçılardan biri ergin değil ve yasal temsilcisi yoksa, mirasçıların tamamı belli değilse ya da kanunda bu yönde özel bir hüküm varsa tedbir zorunludur. Uygulamada en sık görülen senaryo, mirasçılardan birinin yurt dışında bulunması ve kendisine ulaşılamamasıdır.

Defter tutma (mal ve hakların yazımı)Terekedeki mal ve haklar sulh hâkiminin gözetiminde yazılır. Yazım, terekenin fotoğrafını çeker ve sonraki tartışmalar için dayanak oluşturur. Bu işlem bir dava değil, koruma amaçlı tespit işlemidir.
MühürlemeTerekenin tamamı ya da bazı mallar mühürlenerek erişim kapatılır. Taşınır değerlerin yoğun olduğu ve mirasçılar arasında güven bulunmayan dosyalarda en etkili tedbirdir.
Terekenin resmen yönetilmesiHâkim bir tereke yöneticisi atar. Yönetici terekeyi korur, gelirlerini toplar, borçları öder ve paylaşmaya kadar terekeyi temsil eder. Yöneticinin işlemleri hâkimin denetimine tabidir.
Vasiyetnamenin açılması ve bildirimMirasbırakanın vasiyetnamesi, ele geçtiği tarihten başlayarak sulh hâkimine teslim edilir. Hâkim vasiyetnameyi açar, ilgililere okur ve bir örneğini bildirir. Bildirim, tasarrufun iptali ya da tenkis süresinin başlangıcı bakımından belirleyicidir.
Mirasçılık belgesi verilmesiMirasçı olduğunu ileri süren kişiye mirasçılık belgesi verilmesi de koruma amaçlı işlemler arasındadır. Belge kesin hüküm oluşturmaz, aksi her zaman ileri sürülebilir.
Gaiplik ve ilan yoluyla aramaMirasçının bulunup bulunmadığı belirsizse ilan yoluyla arama yapılır ve bu süre boyunca tereke resmen yönetilir. Süre sonunda ortaya çıkan olmazsa tereke, kanundaki sıraya göre hak sahiplerine geçer.
Koruma tedbiri istemi ile terekenin tespiti talebi aynı şey mi?

İkisi sıkça birbirine karıştırılır. Koruma tedbiri istemi, terekedeki değerlerin kaybolmasını engellemeye yönelik bir güvenlik önlemidir ve mühürleme, yönetici atama gibi fiilî sonuçlar doğurur. Terekenin tespiti ise terekede nelerin bulunduğunu kayıt altına almaya yönelik bir tespit işlemidir ve sonucunda bir defter ortaya çıkar. Çoğu dosyada ikisi birlikte istenir: önce mallar korunur, ardından içerik yazılır. Terekenin tespitine ilişkin usul, yetkili mahkeme, delil toplama ve sürecin ayrıntıları bu rehberin kapsamı dışındadır ve ilgili tespit sayfamızda ayrıca ele alınmaktadır.

Tereke Defteri ve Resmen Defter Tutma

Doğrudan CevapTereke defteri, terekedeki aktif ve pasif değerlerin resmî olarak yazıldığı kayıttır. Defteri, mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesi tutar. Mirasçılardan her biri, mirası kabul ya da ret etmek yerine resmen defter tutulmasını isteyebilir; bu istem için mirasçılık sıfatının öğrenilmesinden itibaren bir aylık süre öngörülmüştür.

Resmen defter tutma, borç durumu belirsiz terekelerde mirasçının elindeki en değerli araçtır. Mantığı basittir: mirasçı, karanlıkta kabul ya da ret kararı vermek yerine mahkemeden terekenin envanterinin çıkarılmasını ister. Mahkeme alacaklıları ve borçluları ilan yoluyla davet eder, bildirilen alacak ve borçları deftere yazar. Defter tamamlandığında mirasçıya durumunu bildirmesi için süre verilir; mirasçı mirası reddedebilir, kayıtsız şartsız kabul edebilir, resmî tasfiye isteyebilir ya da deftere göre kabul edebilir.

Deftere göre kabul, mirasçıyı yalnızca deftere yazılmış borçlardan sorumlu kılar. Deftere yazılmamış bir alacak sonradan ortaya çıkarsa, kural olarak mirasçıdan istenemez. Bu sonuç, kefalet ve eski ticari borçların sonradan patladığı dosyalarda tam bir kalkan işlevi görür. İstemin bir aylık süre içinde yapılması zorunludur; süre geçtikten sonra mirasçının elinde yalnızca kabul ya da ret seçenekleri kalır.

1
İstemin yapılmasıMirasçı, mirasçılık sıfatını öğrendiği tarihten başlayarak bir ay içinde mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine resmen defter tutulması istemiyle başvurur. İstem bir mirasçı tarafından yapılsa da sonuçları tüm mirasçılar bakımından işler.
2
İlan ve bildirime çağrıMahkeme, terekenin alacaklı ve borçlularını belirlenen süre içinde bildirimde bulunmaya ilan yoluyla çağırır. Bildirimde bulunmayan alacaklının alacağı deftere yazılmaz.
3
Kayıtların toplanmasıTapu, trafik, banka, vergi, sosyal güvenlik ve icra kayıtları mahkeme eliyle istenir. Mirasçılar bildikleri kalemleri sunmakla yükümlüdür; bilgi vermekten kaçınan mirasçı kabul sonuçlarıyla karşılaşır.
4
Defterin düzenlenmesiAktif ve pasif kalemler ölüm günündeki değerleriyle deftere yazılır. Gerektiğinde bilirkişi görüşü alınır ve değerleme buna göre yapılır.
5
Mirasçıya süre verilmesiDefter tamamlandığında mahkeme mirasçıya beyanda bulunması için süre verir. Mirasçı bu süre içinde reddetme, kayıtsız şartsız kabul, deftere göre kabul ya da resmî tasfiye isteme yollarından birini seçer.
6
Sonucun doğmasıDeftere göre kabulde sorumluluk yalnızca deftere yazılı borçlarla sınırlı kalır. Süre içinde beyanda bulunmayan mirasçı, mirası deftere göre kabul etmiş sayılır.

Terekenin İçeriği Hangi Yollarla Ortaya Çıkarılır?

Doğrudan CevapTerekenin içeriği üç yolla ortaya çıkar: mirasçıların kendi başvurularıyla kurum kayıtlarının toplanması, sulh hukuk mahkemesinden koruma tedbiri kapsamında defter tutulması istenmesi ve terekenin tespiti talebiyle mahkemeye başvurulması. Hangi yolun seçileceği, mirasçılar arasındaki uyuşmazlığın derecesine ve zaman baskısına göre belirlenir.

İlk yol en hızlısıdır. Mirasçılık belgesini alan mirasçı, bu belgeyle bankalara, tapu müdürlüklerine, trafik tescil birimlerine, vergi dairesine ve sosyal güvenlik kurumuna başvurarak mirasbırakana ait kayıtları sorabilir. Bu başvurular çoğu dosyada terekenin büyük bölümünü ortaya çıkarır ve mahkeme sürecine hiç gerek kalmaz. Elektronik devlet hizmetleri üzerinden yapılan sorgulamalar bu aşamayı önemli ölçüde kısaltmıştır.

İkinci ve üçüncü yollar, mirasçılar arasında güven kalmadığı, mirasçılardan birinin kayıtları paylaşmadığı ya da terekenin eridiğinden kuşku duyulduğu dosyalarda devreye girer. Burada artık mahkeme eliyle yapılan bir tespit söz konusudur ve elde edilen defter, sonraki paylaşma ve denkleştirme tartışmalarında delil değeri taşır. Terekenin tespitine ilişkin yetkili mahkeme, usul, süre, giderler ve istem dilekçesinin içeriği bu rehberin konusu değildir; bu başlıklar terekenin tespiti davası sayfamızda ayrıntılı biçimde ele alınır.

Mirasçılık belgesiyle yapılan sorgulamalarTapu, trafik, banka, vergi ve sosyal güvenlik kayıtları mirasçılık belgesiyle doğrudan sorulabilir. Bu yol en hızlı ve en az masraflı olanıdır.
Koruma tedbiri kapsamında defter tutulmasıSulh hâkiminden terekedeki mal ve hakların yazımı istenir. İşlem koruma amaçlıdır ve kısa sürede sonuçlanır.
Resmen defter tutmaMirasçının borç durumunu netleştirip sorumluluğunu sınırlamak için istediği yoldur. İlan yoluyla alacaklı çağrısı yapılır ve sorumluluk deftere yazılı borçlarla sınırlanır.
Terekenin tespiti talebiTerekenin içeriğinin mahkeme eliyle tespit edilmesi istenir. Usul ve süreç ayrıntıları için ilgili rehber sayfamıza bakılmalıdır.
Terekeye temsilci atanmasıMirasçılar birlikte hareket edemiyorsa temsilci atanması istenir. Temsilci kayıtları toplar ve terekeyi yönetir.
DeğerlemeTerekedeki malların ölüm günündeki değerleri belirlenir. Taşınmaz ve şirket payı gibi kalemlerde bilirkişi görüşü alınır; değerleme, paylaşma ve saklı pay hesaplarının temelini oluşturur.
Uygulamadan not - Av. Çağrı Ayboğa

Terekeyi ortaya çıkarmak için ilk hamle olarak dava açılmasını çoğu dosyada gereksiz buluyorum. Mirasçılık belgesiyle yapılan kurum sorgulamaları, iki üç hafta içinde terekenin büyük bölümünü gösterir. Mahkeme yolu, ancak mirasçılar arasında bilgi saklandığı ya da mallar elden çıkarılmaya başlandığı dosyalarda gereklidir. Bu nedenle mirasçıya ilk görüşmede verdiğim görev listesi hep aynıdır: mirasçılık belgesini al, kurum sorgularını yap, sonucu birlikte değerlendirelim. Dava kararı bu tablonun üstüne kurulur.

Resmî Tasfiye, Kabul ve Red Arasındaki Seçim

Doğrudan CevapMirasçının önünde dört yol vardır: kayıtsız şartsız kabul, red, resmen defter tutulmasını isteme ve resmî tasfiye isteme. Seçim terekenin borç durumuna göre yapılır. Aktif açıkça fazlaysa kabul, pasif açıkça fazlaysa red, durum belirsizse defter tutma, tereke karmaşık ve çok alacaklıysa resmî tasfiye akılcı yoldur.

Resmî tasfiye, mirasçının terekeyi hiç eline almadan tasfiye edilmesini istediği yoldur. Mirasçılardan her biri bu istemi ileri sürebilir; ancak diğer mirasçılardan biri mirası kabul etmişse istem dikkate alınmaz. Tasfiye, sulh mahkemesi tarafından ya da mahkemenin atadığı bir ya da birkaç memur eliyle yürütülür. Terekenin alacakları tahsil edilir, borçları ödenir, vasiyetler yerine getirilir ve artan değer mirasçılara dağıtılır.

Resmî tasfiyenin mirasçı bakımından en önemli sonucu, tereke borçlarından kişisel sorumluluğun doğmamasıdır. Mirasçı, terekenin borcundan dolayı kendi malvarlığıyla takip edilmez; ona yalnızca tasfiye sonunda bir şey artarsa o pay geçer. Bunun bedeli zamandır: resmî tasfiye, ilan süreleri, alacak incelemeleri ve satış işlemleri sebebiyle en uzun süren yoldur. Mirasçının basit ve küçük bir terekede resmî tasfiye istemesi, çoğu zaman masrafı değere yakınlaştırır.

Hangi yolu seçmeli? Karar öncesi sorulacak sorular

Terekenin aktifi ve pasifi hakkında somut kayıtlara dayanan bir toplam elde edildi mi?
Mirasbırakanın kefalet taahhüdü, vergi borcu ya da prim borcu bulunup bulunmadığı kurumlardan sorularak doğrulandı mı?
Mirasçılık sıfatının öğrenildiği tarih belgeyle gösterilebiliyor mu? Üç aylık ret süresi ile bir aylık defter isteme süresinin bitiş tarihleri hesaplandı mı?
Mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli ya da resmen tespit edilmiş mi? Bu durumda ayrı bir ret beyanı gerekmeyebilir.
Mirasçılar arasında küçük, kısıtlı ya da gaip bulunuyor mu? Bu kişiler bakımından koruma tedbiri zorunlu olabilir.
Terekede satışı ve değerlemesi zor mallar, örneğin şirket payı ya da hisseli taşınmaz var mı?
Sağ kalan eşin mal rejiminden doğan katılma alacağı hesaplandı ve terekenin pasifine yazıldı mı?
Mirasçılardan herhangi biri terekeye ilişkin bir işlem yaparak mirası zımnen kabul etmiş sayılır mı?
Mirası zımnen kabul tehlikesi

Mirasın kabulü için imza atmak gerekmez. Mirasçı gibi davranmak yeterlidir. Terekedeki aracı satmak, banka hesabından para çekmek, kira sözleşmesini yenilemek, tapuda intikal yaptırmak ya da terekeye ait malı kendi kullanımına almak kabul sayılabilen davranışlardır. Bu davranışlardan sonra mirası reddetmek mümkün olmaz ve mirasçı tereke borçlarıyla karşı karşıya kalır. Buna karşılık terekenin korunmasına yönelik işlemler, örneğin sigortanın yenilenmesi, kilidin değiştirilmesi ya da bozulacak malın muhafazası kabul sayılmaz. Red düşünülen dosyalarda bu çizginin dışına çıkılmaması gerekir; ölçüt, yapılan işin terekeyi korumaya mı yoksa terekeden yararlanmaya mı yöneldiğidir.

Terekenin Vergi ve Harç Yönü

Doğrudan CevapMiras yoluyla intikal eden değerler veraset ve intikal vergisine tabidir. Ölüm Türkiye’de gerçekleşmiş ve mükellefler Türkiye’de bulunuyorsa beyanname, ölüm tarihini izleyen dört ay içinde verilir. Tapuda intikal işlemi için bu beyanın yapılmış olması ve ilişiksizlik aranır; eksik beyan gecikme faizi ve cezaya yol açar.

Terekenin vergi yönü, mirasçıların en sık ihmal ettiği başlıktır. Veraset ve intikal vergisi beyannamesi, mirasın kabul edilip edilmediğinden bağımsız bir yükümlülüktür ve terekenin aktifi üzerinden hesaplanır. Beyannamede terekedeki taşınmazlar, araçlar, banka hesapları, şirket payları ve alacaklar gösterilir; borçlar ile cenaze giderleri indirim kalemi olarak dikkate alınır. Vergi, belirli istisna tutarlarının üzerindeki kısım için doğar ve kanunda öngörülen taksitlerle ödenir.

Beyannamenin verilmemesi ya da eksik verilmesi iki ayrı sorun doğurur. Birincisi mali sorumluluktur: vergi aslı yanında gecikme faizi ve vergi ziyaı cezası gündeme gelir. İkincisi işlem engelidir: tapu müdürlüğü, mirasçılar adına intikal ya da devir işlemini ilişiksizlik belgesi olmadan yapmaz. Bu nedenle mirasçıların dairenin tapusunu almak için bankadaki bakiyeyi beklemesi, çoğu zaman gereksiz bir zaman kaybı olur; iki işlem paralel yürütülebilir.

Beyan süresiÖlüm Türkiye’de olmuş ve mükellefler Türkiye’de bulunuyorsa beyanname ölüm tarihini izleyen dört ay içinde verilir. Mükellefin yurt dışında bulunması ya da ölümün yurt dışında gerçekleşmesi hâlinde kanunda daha uzun süreler öngörülmüştür.
Beyana konu kalemlerTaşınmazlar, araçlar, banka ve yatırım hesapları, şirket payları, alacaklar ve ziynet eşyası beyana konu olur. Değerler, vergi kanunlarındaki değerleme ölçütlerine göre gösterilir.
İndirim kalemleriMirasbırakanın borçları, cenaze giderleri ve kanunda sayılan diğer kalemler matrahtan indirilir. İndirimin kabulü için borcun belgeyle ispatı gerekir.
Tapu ve trafik işlemleriİntikal ve devir işlemlerinde vergi dairesinden alınacak ilişiksizlik belgesi aranır. Belge olmadan tapuda mirasçılar adına tescil yapılmaz.
Banka işlemleriMirasbırakana ait hesaplardan ödeme yapılabilmesi için mirasçılık belgesi ve vergi dairesinden alınacak belge istenir. Hesapta birden fazla mirasçı varsa ödeme paylar oranında yapılır.
Harçlar ve giderlerMirasçılık belgesi, koruma tedbiri ve tespit işlemleri için harç ve gider avansı yatırılır. Bu kalemler terekeden karşılanabilir ve paylaşmada hesaba katılır.

Terekeye İlişkin Yargıtay Uygulaması

Doğrudan CevapYargıtay, terekeyi ölüm anındaki durumla sınırlı bir bütün olarak değerlendirir ve mirasçıların elbirliği mülkiyetine dayanan taleplerde birlikte hareket etmesini arar. Kişiliğe bağlı hakların terekeye girmediği, koruma tedbirlerinin dava niteliği taşımadığı ve mirası zımnen kabul eden mirasçının ret hakkını yitirdiği yerleşik biçimde kabul edilmektedir.

İçtihadın yönünü anlamak, madde metnini okumak kadar önemlidir. Aşağıdaki başlıklar, Yargıtay’ın tereke uyuşmazlıklarında istikrarlı biçimde uyguladığı ölçütleri karar numarası verilmeksizin özetler. Her dosyada sonucu belirleyen şey bu ölçütlerin somut olaya nasıl oturduğudur; bu nedenle aşağıdaki başlıklar bir sonuç vaadi değil, değerlendirme çerçevesidir.

Elbirliği mülkiyeti ve dava arkadaşlığıTerekeye ilişkin taleplerde Yargıtay, mirasçıların zorunlu dava arkadaşı olduğunu ve kural olarak birlikte hareket etmesini aramaktadır. Mirasçılardan biri tek başına dava açmışsa, diğerlerinin onayının alınması ya da terekeye temsilci atanması için süre verilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Ölüm anı ölçütüTerekenin kapsamı belirlenirken ölüm anındaki durumun esas alınacağı, ölümden sonra doğan değerlerin terekeye bağlı semere olarak ayrı değerlendirileceği istikrarlı biçimde uygulanmaktadır.
Kişiliğe bağlı haklarİntifa ve oturma hakkının ölümle sona erdiği, manevi tazminat talebinin mirasbırakan tarafından sağlığında ileri sürülmedikçe mirasçılara geçmediği kabul edilmektedir.
Zımni kabulTerekeye ilişkin tasarruf niteliğindeki davranışların mirası kabul sonucunu doğuracağı, buna karşılık yalnızca koruma amaçlı işlemlerin kabul sayılmayacağı aranmaktadır. Değerlendirmede davranışın terekeyi korumaya mı yoksa ondan yararlanmaya mı yöneldiğine bakılmaktadır.
Koruma tedbirlerinin niteliğiTereke mallarının yazımı ve mühürlenmesi gibi işlemlerin çekişmesiz yargı işi olduğu, bu işlemlerde verilen kararların mülkiyet uyuşmazlığını kesin biçimde çözmediği vurgulanmaktadır.
Sosyal güvenlik yardımlarıÖlüm aylığı ve benzeri yardımların terekeye dahil olmadığı, bu nedenle mirası reddin bu haklara etkili olmadığı yerleşik biçimde kabul edilmektedir.
Denkleştirme ve saklı pay hesabıMirasbırakanın sağlığında yaptığı karşılıksız kazandırmaların, saklı pay ve denkleştirme hesaplarında terekeye hesaben eklenmesi gerektiği aranmaktadır.
Müteselsil sorumlulukMirası kabul eden mirasçıların tereke borçlarından müteselsilen sorumlu olduğu, alacaklının borcun tamamını mirasçılardan birinden isteyebileceği ve iç ilişkideki paylaşmanın alacaklıyı bağlamadığı kabul edilmektedir.
İçtihat okurken dikkat edilmesi gereken nokta

Tereke uyuşmazlıklarında internette dolaşan karar özetlerinin önemli bölümü, kararın dayandığı somut olaydan koparılmış durumdadır. Aynı maddeye dayanan iki karar, olayın ayrıntısı farklı olduğu için zıt sonuçlar doğurabilir. Örneğin terekeye ilişkin bir satışın geçerliliği, diğer mirasçıların sonradan onay verip vermediğine göre tamamen değişir. Bu nedenle bu rehberde içtihadın yönü anlatılmış, karar numarası verilmemiştir. Dosyanızda bir kararın emsal olup olmadığı, ancak olayların karşılaştırılmasıyla söylenebilir; aksi hâlde karar numarası güven değil yanlış yönlendirme üretir.

Tereke İşlerinde Yapılan Yaygın Hatalar

Doğrudan CevapEn sık görülen hatalar şunlardır: pasifi görmeden mirası kabul etmek, üç aylık ret ve bir aylık defter sürelerini kaçırmak, terekedeki malı tek başına satmaya kalkışmak, sağ kalan eşin katılma alacağını hesaba katmamak ve veraset beyanını ihmal etmek. Her biri telafisi zor ya da masraflı sonuçlar doğurur.

Hataların ortak kaynağı aynıdır: terekeye mal yığını olarak bakmak. Bu bakış, borçları ikinci plana atar, mirasçılar arasındaki elbirliği ilişkisini görmez ve sürelerin işlemeye başladığını fark etmez. Oysa tereke, ilk günden itibaren saat işleyen bir hukuki kütledir. Ölümün ardından geçen birinci ay, çoğu dosyada sonraki beş yılı belirler.

Pasifi görmeden kabulTerekedeki taşınmaza odaklanıp kefalet ve vergi borcunu araştırmamak en pahalı hatadır. Kabulden sonra mirasçı tüm malvarlığıyla sorumlu hâle gelir.
Süre kaçırmakRet için üç ay, resmen defter tutma istemi için bir ay öngörülmüştür. Süreler hak düşürücüdür; geçtikten sonra mirasçının elinde seçenek kalmaz.
Tek başına tasarrufElbirliği mülkiyetinde bir mirasçının tek başına yaptığı satış diğerleri bakımından hüküm doğurmaz. Alıcı da mirasçı da zarar görür; ortaya yıllarca süren bir tapu iptali davası çıkar.
Katılma alacağını atlamakSağ kalan eşin mal rejiminden doğan alacağı terekenin borcudur ve paylaşmadan önce hesaba katılır. Atlanması, paylaşmanın yeniden yapılmasını gerektirir.
Vergi beyanını ihmalVeraset ve intikal vergisi beyanı verilmedikçe tapu ve banka işlemleri yürümez. Gecikme hem faiz hem ceza doğurur.
Vasiyetnameyi teslim etmemekEle geçen vasiyetname, lehine tasarruf yapılmış olsun ya da olmasın sulh hâkimine teslim edilmek zorundadır. Saklamak hukuki ve cezai sorumluluk doğurur.
Terekeyi dağıtmakMirasçılardan birinin eşyayı ya da nakdi fiilen alması, sonradan yapılacak paylaşmayı kilitler. Değerin kimde olduğu ispatlanamazsa zarar tüm mirasçılara yayılır.
Yabancılık unsurunu gözden kaçırmakMirasbırakanın yurt dışında malı ya da mirasçılarının yabancı ülkede yerleşik olması hâlinde hangi hukukun uygulanacağı ve hangi mahkemenin yetkili olduğu ayrıca değerlendirilir.

Ankara’da Tereke İşleri ve Ayboğa Avukatlık Bürosu

Doğrudan CevapTereke işlerinde yetkili mahkeme, mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesidir. Mirasbırakanın son yerleşim yeri Ankara ise koruma tedbirleri, mirasçılık belgesi, defter tutma ve ret beyanı Ankara sulh hukuk mahkemelerinde yürütülür. Paylaşma ve tenkis gibi çekişmeli talepler ise asliye hukuk mahkemesinin görev alanına girer.

Ankara, kamu görevlilerinin, emeklilerin ve çok sayıda şirket ortağının bulunduğu bir yargı çevresi olduğu için tereke dosyalarının yapısı da farklılaşır. Burada en sık karşılaşılan üç tablo vardır. Birincisi, mirasbırakanın birden fazla ilde taşınmazı bulunan ve mirasçılarının farklı şehirlerde yaşadığı dosyalardır; bu dosyalarda temsilci atanması süreci hızlandırır. İkincisi, şirket payının terekede bulunduğu ve payın mirasçılara geçişinin şirket sözleşmesiyle sınırlandırıldığı dosyalardır. Üçüncüsü, mirasbırakanın kefaletten doğan borcunun sonradan ortaya çıktığı dosyalardır; burada resmen defter tutma istemi belirleyici olur.

Her üç tabloda da sürecin kaderini belirleyen şey ilk otuz gündür. Mirasçılık belgesinin alınması, kurum sorgularının yapılması, koruma tedbirinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi ve ret ile defter sürelerinin takvime yazılması bu süre içinde tamamlanmalıdır. Sonradan açılacak davalar, bu ilk adımların doğru atılmış olmasına dayanır. Miras uyuşmazlığının çekişmeli hâle geldiği dosyalarda izlenecek yol için Ankara miras avukatı sayfamız yol gösterici olur.

Ayboğa Avukatlık Bürosu, Çankaya’daki ofisinden miras hukuku alanında vekillik hizmeti vermektedir. Büro, terekenin tespiti ve korunması işlemleri, mirasçılık belgesinin alınması, mirasın reddi ve resmen defter tutma başvuruları, tereke borçlarına karşı yürütülen icra takiplerinde savunma, paylaşma ve denkleştirme davaları ile veraset ve intikal vergisi süreçlerini birlikte yürütür. Dosyanızla ilgili ilk değerlendirme için mirasçılık belgesini, varsa vasiyetnameyi ve bildiğiniz borç kalemlerinin listesini iletmeniz yeterlidir. Büroya ve diğer çalışma alanlarımıza Ankara avukat sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Tereke Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Tereke nedir, kısa tanımı nasıl yapılır?
Tereke, bir kişinin ölümü anında geride bıraktığı malvarlığının bütünüdür. İçinde taşınmazlar, taşınırlar, nakit, alacaklar ve haklar kadar borçlar da bulunur. Türk Medeni Kanunu m. 599 uyarınca mirasçılar bu bütünü ölümle birlikte kanun gereği kazanır.
Tereke ile miras arasındaki fark nedir?
Miras, terekenin mirasçılara geçmesini düzenleyen hukuki kurumun adıdır; tereke ise bu geçişin konusunu oluşturan malvarlığı bütünüdür. Kısaca miras ilişkinin, tereke ise ilişkinin konusunun adıdır.
Terekeye hangi mallar girmez?
Kişiliğe sıkı biçimde bağlı haklar terekeye girmez. İntifa hakkı, oturma hakkı, nafaka hakkı, velayet ve kural olarak manevi tazminat talebi ölümle sona erer. Lehdara ödenen hayat sigortası bedeli ile hak sahiplerine ödenen ölüm aylığı ve cenaze ödeneği de terekeye dahil değildir.
Tereke defterini kim tutar?
Tereke defteri, mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesi tarafından tutulur. Mahkeme terekedeki aktif ve pasif kalemleri yazar, gerekli kayıtları ilgili kurumlardan ister ve gerektiğinde değerleme için bilirkişi görüşü alır.
Mirasçılar tereke borçlarından ne ölçüde sorumludur?
Mirası kayıtsız şartsız kabul eden mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen ve bütün malvarlıklarıyla sorumludur. Alacaklı borcun tamamını mirasçılardan herhangi birinden isteyebilir. Mirası deftere göre kabul eden mirasçı ise yalnızca deftere yazılmış borçlardan sorumlu olur.
Borca batık bir terekede ne yapılmalıdır?
Üç aylık süre içinde mirasın reddi yolu kullanılabilir. Borç durumu belirsizse ret yerine, bir aylık süre içinde resmen defter tutulmasının istenmesi daha güvenlidir; defter sonunda mirasçı deftere göre kabul ederek sorumluluğunu sınırlandırabilir. Mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli ya da resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılır.
Mirasçılardan biri terekedeki malı tek başına satabilir mi?
Satamaz. Birden çok mirasçı bulunması hâlinde tereke elbirliği mülkiyetine tabidir ve tasarruf işlemleri kural olarak oybirliği gerektirir. Bir mirasçının diğerlerinin onayı olmadan yaptığı satış diğer mirasçılar bakımından hüküm doğurmaz. Mirasçı yalnızca miras payının tamamını devredebilir.
Terekenin korunması için hangi tedbirler alınabilir?
Mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi, terekedeki mal ve hakların yazımı, terekenin ya da bazı malların mühürlenmesi, terekenin resmen yönetilmesi ve vasiyetnamelerin açılması gibi önlemleri alabilir. Bu önlemler istem üzerine ya da hâkim tarafından kendiliğinden alınır.
Ölüm aylığı terekeye girer mi, mirası reddeden ölüm aylığı alabilir mi?
Ölüm aylığı terekeye girmez. Bu aylık mirastan değil sosyal güvenlik ilişkisinden doğar ve mevzuattaki hak sahipliği kurallarına göre ödenir. Bu nedenle mirası reddeden kişi, şartları taşıyorsa ölüm aylığı almaya devam eder.
Terekenin değeri hangi tarihe göre belirlenir?
Terekenin kapsamı ölüm anındaki duruma göre belirlenir. Paylaşma ve saklı pay hesaplarında ise malların değerlendirilmesinde kanunda öngörülen esaslar uygulanır ve gerektiğinde bilirkişi görüşü alınır. Ölümden sonra terekeye ait mallardan doğan kira ve faiz gelirleri terekeye bağlı semere olarak ayrıca hesaba katılır.
Veraset ve intikal vergisi beyannamesi ne zaman verilir?
Ölüm Türkiye’de gerçekleşmiş ve mükellefler Türkiye’de bulunuyorsa beyanname, ölüm tarihini izleyen dört ay içinde verilir. Mükellefin yurt dışında bulunması ya da ölümün yurt dışında olması hâlinde kanunda daha uzun süreler öngörülmüştür. Beyan yapılmadan tapu ve banka işlemleri yürütülemez.
Terekede neler olduğunu öğrenmek için dava açmak zorunlu mu?
Zorunlu değildir. Mirasçılık belgesi alındıktan sonra tapu, trafik, banka, vergi ve sosyal güvenlik kayıtları doğrudan sorgulanabilir. Mahkeme yolu, mirasçılar arasında bilgi paylaşılmadığı ya da terekenin eridiğinden kuşku duyulduğu hâllerde gerekir; bu durumda terekenin tespitine ilişkin usul izlenir.

İlgili Rehberler

Terekenin Tespiti Davası

Terekenin içeriğinin mahkeme eliyle tespit edilmesi: yetkili mahkeme, usul, delil toplama, süre ve giderler.

Tespit davasını incele

Veraset İlamı ve Mirasçılık Belgesi

Kimlerin mirasçı olduğunu ve paylarını gösteren belgenin mahkemeden ya da noterden alınma usulü.

Mirasçılık belgesini gör

Reddi Miras Dilekçesi Örneği

Borca batık terekede üç aylık süre içinde sulh hukuk mahkemesine verilecek ret beyanının içeriği ve ekleri.

Dilekçe örneğini oku

Miras Paylaşım Davası

Mirasçılar anlaşamadığında terekenin paylaştırılması: görevli mahkeme, paylaşma biçimleri ve süreç.

Paylaşım davasına git

Kaynakça

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 575 - 682 miras hukuku hükümleri - mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf
7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu - mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.3.7338.pdf
T.C. Gelir İdaresi Başkanlığı, veraset ve intikal vergisi rehberi ve beyan süreleri - gib.gov.tr/
T.C. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, miras yoluyla intikal işlemleri - tkgm.gov.tr/
e-Devlet Kapısı, mirasçılık belgesi ve tapu kayıt sorgulama hizmetleri - turkiye.gov.tr/
Av. Çağrı Ayboğa, Ayboğa Avukatlık Bürosu, Ankara

Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?

Ayboğa Avukatlık Bürosu - Ankara Barosu Sicil No: 34507 - Çankaya / Ankara

Av. Çağrı Ayboğa, Ankara Barosu’na kayıtlı bir avukattır ve miras hukuku ile gayrimenkul hukuku alanlarında çalışmaktadır. Terekenin tespiti ve korunması işlemleri, mirasçılık belgesinin alınması, mirasın reddi ve resmen defter tutma başvuruları, tereke borçlarına karşı yürütülen icra takiplerinde savunma, paylaşma, denkleştirme ve tenkis davaları ile veraset ve intikal vergisi süreçlerini birlikte yürütmektedir.

Bu rehber 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu esas alınarak hazırlanmış, hukuki doğruluğu 29 Ekim 2026 tarihinde Av. Çağrı Ayboğa tarafından denetlenmiştir. Metin bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi belgeleriyle değerlendirilmelidir.

LinkedIn - YouTube - Google Haritalar

Avukata Sor

Bir yakınınızın terekesinde nelerin bulunduğunu, borçlardan sorumlu olup olmadığınızı ya da ret ve defter sürelerinin dolup dolmadığını öğrenmek istiyorsanız mirasçılık belgesi ile bildiğiniz borç kalemlerini iletin; dosyanızı birlikte değerlendirelim.

Avukata Sor Ankara Avukat

Danışmanlık ücretlidir. Görüşme ücretleri 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca uygulanır.

Ayboğa Avukatlık Bürosu Ankara İletişim ve Harita

BüroAyboğa Avukatlık Bürosu
AdresEmek Mah. Bişkek Cd. 26/3 Çankaya / Ankara
Çalışma saatleriHafta içi 09.00 - 18.00

© 2026 Ayboğa Law Firm — Tüm hakları saklıdır.KVKKGizlilik Politikası