Suçta Tekerrür (TCK 58) – Mükerrerlik Şartları ve Mükerrirlere Özgü İnfaz (4/4 Mükerrerlik)
Türk Ceza Kanunu Madde 58, önceden işlediği bir suçtan dolayı cezası kesinleşen bir kişinin belirli süreler içinde tekrar suç işlemesi durumunda uygulanan “suçta tekerrür” (mükerrirllik) kurumunu düzenler. Bu kural, suç işleyen kişinin ıslah olmadığını varsayarak ikinci suçta daha ağır yaptırımlarla karşılaşmasını sağlar.
- Temel Koşul: Önceki mahkûmiyet yeni suç işlenmeden önce kesinleşmiş olmalıdır
- Süre Şartı (5 yıldan fazla hapis): Cezanın infazından itibaren 5 yıl içinde yeni suç işlenmeli
- Süre Şartı (5 yıl veya daha az / adli para): İnfazdan itibaren 3 yıl içinde yeni suç işlenmeli
- Mükerrirlere Özgü İnfaz: Hapis cezası ağırlaştırılmış koşullarda (kapalı cezaevinde) çektirilir
- Seçimlik Cezalarda: Tekerrür hâlinde mahkeme hapis cezasına hükmeder
- Denetimli Serbestlik: İnfaz bittikten sonra zorunlu denetimli serbestlik tedbiri uygulanır
- İkinci Tekerrür: CGTİK m. 108/3 uyarınca koşullu salıverilme hakkı kaldırılır
- 18 Yaş Altı: Çocukluk döneminde işlenen suçlardan verilen mahkûmiyet tekerrüre esas alınamaz
- Taksirli Suç: Kasıtlı – taksirli suçlar arasında tekerrür uygulanamaz
- Özel Tehlikeli Suçlular (TCK 58/9): İtiyadi suçlu, suçu meslek edinen, örgüt mensubu suçlular için ayrı hükümler

- Suçta Tekerrür Nedir? (TCK 58)
- Türk Ceza Kanunu Madde 58 Kanun Metni
- Mükerrer Nedir? Mükerrerlik Kavramı
- 4/4 Mükerrer Nedir? (İkinci Kez Tekerrür)
- Mükerrerlik Şartları
- Tekerrür Süresi Hesabı
- Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimi
- Mükerrerlik İnfaz Rejimi – CGTİK m. 108
- Özel Tehlikeli Suçlular (TCK 58/9)
- Tekerrür Uygulanamaz Hâller
- CMK 226 – Ek Savunma Hakkı
- Emsal Yargıtay Kararları (16 Karar)
Suçta tekerrür nedir, TCK 58 neyi düzenler? Suçta tekerrür; önceden işlediği bir suçtan dolayı cezası kesinleşen kişinin, belirli süreler içinde yeni bir suç işlemesi durumunda ağırlaştırılmış infaz rejimine tabi tutulmasını öngören kurumdur. Türk Ceza Kanunu‘nun 58. maddesi; tekerrür koşullarını, süre şartlarını, mükerrirlere özgü infaz rejimini ve özel tehlikeli suçlulara ilişkin ağırlaştırılmış hükümleri bir arada düzenlemektedir. Tekerrür, cezanın artırılmasını değil infaz rejiminin ağırlaştırılmasını öngörmektedir.
Suçta tekerrür, Türk ceza hukukunun en teknik ve en çok hata yapılan alanlarından birini oluşturmaktadır. Kesinleşme tarihinin yanlış belirlenmesi, süre hesabının hatalı yapılması, taksirli suç ilamının esas alınması veya ek savunma hakkı verilmemesi gibi nedenlerle pek çok tekerrür kararı Yargıtay tarafından bozulmaktadır. Bu rehber; 16 emsal Yargıtay kararı eşliğinde suçta tekerrürün tüm boyutlarını kapsamlı biçimde ele almaktadır.
Türk Ceza Kanunu Madde 58 – Suçta Tekerrür Kanun Metni
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu – Madde 58: Suçta Tekerrür ve Özel Tehlikeli Suçlular
TCK 58/1: Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.
TCK 58/2: Tekerrür hükümleri, önceki suçtan dolayı;
a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,
b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl,
geçtikten sonra işlenen suçlara uygulanmaz.
TCK 58/3: Tekerrür hâlinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adli para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.
TCK 58/4: Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz.
TCK 58/5: Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.
TCK 58/6: Tekerrür hâlinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
TCK 58/7: İkinci defa tekerrür hâlinde, hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.
TCK 58/8: Mahkûm, cezasını çektikten ya da koşullu salıverildikten sonra belirli bir süre denetim altında tutulabilir.
TCK 58/9: Mükerrir olan kişi aynı zamanda;
a) İtiyadi suçlu ise,
b) Suçu bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemiş ise,
c) Suçu, suç işlemeyi meslek edinmiş bir suç ortaklığı bünyesinde işlemiş ise,
hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin yanı sıra mahkemece belirlenecek süre boyunca denetim altında tutulur.
Kaynak: Resmi Gazete – 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu (mevzuat.gov.tr)
Mükerrer Nedir? Mükerrerlik Kavramı
Mükerrer ne demektir, mükerrer kimdir? Mükerrer; daha önce işlediği bir suçtan dolayı kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü bulunan ve bu mahkûmiyetin yasal sonuçları ortadan kalkmadan yeni bir suç işleyen kişidir. “Mükerrir” de aynı anlama gelen Türkçe hukuk terimidir. Türk ceza hukukunda mükerrer sıfatı, Türk Ceza Kanunu‘nun 58. maddesi kapsamında belirlenen koşulların bir arada gerçekleşmesiyle kazanılır; bu sıfatın kazanılması kişinin daha ağır infaz koşullarına tabi tutulması sonucunu doğurur.
Mükerrer (Mükerrir)
Önceki suçtan kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunurken TCK 58’deki yasal süre içinde yeni bir suç işleyen kişidir. Tekerrür süreleri dolmamışsa bu sıfat devam eder; yasal süreler geçtikten sonra işlenen suçlarda mükerrerlik koşulu oluşmaz.
Mükerrerliğin Sonucu
Mükerrer sıfatı kazanıldığında: seçimlik cezalarda hapis zorunlu hâle gelir, ceza mükerrirlere özgü ağır infaz koşullarında çektirilir, infaz sonrası denetimli serbestlik zorunlu uygulanır. İkinci kez mükerrirde koşullu salıverilme hakkı tamamen kalkar.

4/4 Mükerrer Nedir? – İkinci Kez Tekerrür
4/4 mükerrer ne demek, kimler 4/4 mükerrer sayılır? Ceza hukukunda “4/4 mükerrer” ifadesi; birinci kez mükerrirlikteki (1. tekerrür) süreçten sonra yeniden suç işleyerek ikinci kez tekerrür durumuna düşen kişiyi tanımlar. Bu ifade, söz konusu kişilerin hükmolunan hapis cezasının tamamını (4/4 oranında) kapalı ceza infaz kurumunda çekmek zorunda olduğunu vurgular. Koşullu salıverme hakkı bulunmaz; cezanın tamamı fiilen infaz edilir.
| Durum | İnfaz Oranı | Koşullu Salıverme | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Normal mahkûm (ilk kez) | 2/3 cezaevinde | Evet – 2/3 oranında | CGTİK m. 107 |
| 1. kez mükerrir | 3/4 cezaevinde | Evet – 3/4 oranında | CGTİK m. 108/1-2 |
| 4/4 Mükerrir (2. kez tekerrür) | 4/4 – cezanın TAMAMI | Yok – koşullu salıverme hakkı kaldırılır | CGTİK m. 108/3 |
4/4 Mükerrir Kimdir?
Birinci kez mükerrir sayılarak mükerrirlere özgü infaz rejimiyle ceza çektikten ya da koşullu salıverildikten sonra yeniden kasıtlı suç işleyen kişidir. İkinci tekerrür için birinci tekerrürün gerçekleştiği ilamın varlığı ve TCK 58 koşullarının yeniden oluşması zorunludur.
4/4 İnfazın Sonuçları
Hükmolunan hapis cezasının tamamı kapalı ceza infaz kurumunda çekilir. Koşullu salıverilme (şartlı tahliye) hakkı tamamen ortadan kalkar. İnfaz sonrası denetimli serbestlik tedbiri zorunlu uygulanır. İkinci tekerrür tespitinde ilam sıralaması titizlikle denetlenmelidir (Y1CD 2015).

Mükerrerlik Şartları – TCK 58’in Zorunlu Koşulları
Mükerrerlik şartları nelerdir, TCK 58 hangi koşullarda uygulanır? TCK 58 kapsamında tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için beş temel koşulun bir arada gerçekleşmesi şarttır: (1) önceki mahkûmiyet kesinleşmiş olmalıdır, (2) kesinleşme yeni suçun işlendiği tarihten önce gerçekleşmiş olmalıdır, (3) yasal tekerrür süreleri geçmemiş olmalıdır, (4) her iki suç da kasıtlı ya da her ikisi de taksirli olmalıdır ve (5) ilk suçun işlendiği tarihte fail 18 yaşından büyük olmalıdır.
| Koşul | Açıklama | Belgeleme |
|---|---|---|
| Kesinleşmiş mahkûmiyet | Önceki mahkûmiyet hükmü itiraz ve temyiz denetiminden geçerek kesinleşmiş olmalı | Kesinleşme şerhli ilam sureti |
| Kronolojik öncelik | Kesinleşme tarihi yeni suçun işlendiği tarihten önce gelmeli (Y10CD 2020) | Suç tarihi ile kesinleşme tarihi karşılaştırması |
| Süre şartı (5 yıldan fazla hapis) | İnfazdan itibaren 5 yıl geçmemiş olmalı | Müddetname / bihakkın tahliye belgesi |
| Süre şartı (5 yıl veya daha az / para) | İnfazdan itibaren 3 yıl geçmemiş olmalı; ertelemede deneme süresinin bitimi esas (Y6CD 2020) | Erteleme belgesi, deneme süresi sona erme tarihi |
| Aynı tür kast | Her iki suç da kasıtlı ya da her ikisi de taksirli olmalı (TCK 58/4) | İlamdaki suç tipinin kasıt-taksir analizi |
| 18 yaş koşulu | İlk suç işlendiğinde fail 18 yaşından büyük olmalı (TCK 58/5) | Nüfus kaydı, ilamdaki yaş belirlemesi |
| Sanığa ait ilam | Tekerrüre esas ilamın sanığa ait olması zorunlu | İlamın aslı ile kimlik bilgilerinin birebir karşılaştırması |
Tekerrür Süresi Hesabı – Başlangıç Noktası
Tekerrür süresinin başlangıç noktası nedir? TCK 58/2’deki süreler infaz tarihinden itibaren işlemeye başlar. Ertelenmiş cezalarda kesinleşme tarihi değil, deneme süresinin bitişiyle cezanın “infaz edilmiş sayıldığı” tarih esas alınır. Koşullu salıverilmede ise koşullu salıverme tarihi değil bihakkın tahliye tarihi başlangıç noktasıdır (Y6CD 2020). Ertelenmiş cezada başlangıç noktasının yanlış hesaplanması, uygulamada en sık yapılan hatalardan biridir.
| Ceza Türü | Süre | Başlangıç Noktası |
|---|---|---|
| 5 yıldan fazla hapis | 5 yıl | Bihakkın tahliye tarihi |
| 5 yıl veya daha az hapis ya da adli para | 3 yıl | Bihakkın tahliye veya adli para infaz tarihi |
| Ertelenmiş hapis | Ceza türüne göre 3 ya da 5 yıl | Deneme süresinin bitişi (kesinleşme tarihi değil) |
| Koşullu salıverme | Ceza türüne göre 3 ya da 5 yıl | Bihakkın tahliye tarihi (koşullu salıverme tarihi değil) |
Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimi – Tekerrürün Sonuçları
Mükerrirlere özgü infaz rejimi ne demektir, tekerrürün somut sonuçları nelerdir? Tekerrür koşullarının gerçekleşmesi dört zorunlu sonuç doğurur. Birincisi, seçimlik yaptırım öngörülen suçlarda mahkeme hapis cezasına hükmeder. İkincisi, hapis cezası mükerrirlere özgü kapalı infaz rejimine göre çektirilir. Üçüncüsü, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Dördüncüsü, ikinci kez tekerrür hâlinde koşullu salıverme hakkı ortadan kalkar. Bu sonuçlar hâkimin takdir yetkisine bırakılmamıştır; koşulların gerçekleşmesi hâlinde tümünün birlikte uygulanması zorunludur.
Mükerrerlik İnfaz Rejimi – CGTİK Madde 108
Mükerrerlik infaz rejimi nasıl işler, koşullu salıverme nasıl etkilenir? 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108. maddesi, mükerrirler için özel infaz oranları belirler. Normal suçlarda koşullu salıverilme oranı 2/3 iken mükerrirler için bu oran 3/4’tür. İkinci kez mükerrir olanlarda ise koşullu salıverilme hakkı tamamen ortadan kalkar (CGTİK m. 108/3). Mükerrirlere özgü infaz rejimi yalnızca hapis cezasına uygulanabilir; adli para cezasında veya TCK m. 50 kapsamında seçenek yaptırıma çevrilmiş cezalarda uygulanamaz (Y8CD 2024, Y18CD 2019).
| Durum | Koşullu Salıverme Oranı | Denetimli Serbestlik |
|---|---|---|
| Normal (ilk kez mahkûm) | 2/3 (hapis cezasının 2/3’ü) | 1 yıl – opsiyonel |
| Birinci kez mükerrir | 3/4 | Zorunlu – TCK 58/6 |
| İkinci kez mükerrir | Koşullu salıverme yok | Zorunlu denetim – TCK 58/7 |
| Özel tehlikeli suçlu (TCK 58/9) | Artan infaz + ek denetim | Mahkemece belirlenen süre |
Özel Tehlikeli Suçlular – TCK 58/9
Özel tehlikeli suçlular kimlerdir, TCK 58/9 nasıl uygulanır? TCK 58/9, mükerrir olmanın yanı sıra üç özel kategoriden birine giren suçlular için ek bir denetim rejimi öngörmektedir: (1) itiyadi suçlular, (2) suçu bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işleyenler ve (3) suçu meslek olarak edinmiş örgüt bünyesinde işleyenler. Yargıtay 16. Ceza Dairesi’ne göre bu hüküm infaz hukukuna ilişkindir ve kazanılmış hak oluşturmaz; bu nedenle bozma öncesi hükümde uygulanmamış olması bozma sonrası yargılamada uygulanmasına engel teşkil etmez (Y16CD 2020).
Tekerrür Uygulanamaz Hâller – TCK 58’e Göre Yasaklar
Hangi durumlarda tekerrür hükümleri uygulanamaz? TCK 58 kapsamında tekerrür hükümlerinin uygulanmasını engelleyen hâller şunlardır: (1) önceki mahkûmiyet çocukluk dönemine (18 yaş altı) aitse, (2) birinci suç taksirli, ikinci kasıtlı ya da tersi ise, (3) temyize tabi olmayan kesin hükme dayanıyorsa, (4) tekerrür süreleri geçmişse, (5) ilam sanığa ait değilse, (6) ilam uzlaşmayla düşmüşse, (7) 01.06.2005 öncesi suça yeni TCK mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanıyorsa ve (8) sonuç ceza adli para cezası ise.
- Çocukluk Dönemi (TCK 58/5): İlk suç işlendiğinde fail 18 yaşından küçükse o mahkûmiyet tekerrüre esas alınamaz. Çocuk mahkemesi kararları, TCK m. 31 yaş indirimi içeren tüm ilamlar bu kapsamdadır (Y2CD 2021)
- Kasıt-Taksir Ayrımı (TCK 58/4): Taksirli suçlardan verilen mahkûmiyet kasıtlı suçlar için tekerrüre esas alınamaz; tersi de geçerlidir. Taksirle yaralama, taksirle öldürme gibi suçlar bu kapsama girer
- Kesin Hüküm Yasağı: Temyize tabi olmayan kesin nitelikteki hükümler tekerrüre esas alınamaz (Y5CD 1987, Y10CD 1992)
- Süre Geçmişliği: Yasal tekerrür süreleri dolmuşsa tekerrür uygulanamaz. Ertelenmiş cezalarda deneme süresinin bitimi başlangıç noktasıdır (Y6CD 2020)
- İlam Sanığa Ait Değilse: Başkasına ait ilam tekerrüre esas alınamaz; bu durumda seçimlik ceza tercihi ve denetimli serbestlik de düşer
- Uzlaşmayla Düşen İlam: Sonradan uzlaştırma kapsamına alınıp düşürülen ilam artık tekerrüre dayanak yapılamaz
- 01.06.2005 Öncesi Suç: Tekerrüre esas suç bu tarihten önceyse yeni TCK’nın ağırlaştırılmış mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanamaz (Y6CD 2009)
- Adli Para Cezası: Sonuç ceza adli para cezasına dönüşmüşse mükerrirlere özgü infaz ve denetimli serbestlik uygulanamaz (Y8CD 2024)
CMK 226 – Ek Savunma Hakkı ve İddianame Zorunluluğu
İddianamede tekerrür talep edilmemişse mahkeme resen uygulayabilir mi? Evet, ancak CMK’nın 226. maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı tanınması zorunludur. İddianamede TCK 58 talebi bulunmayan durumlarda sadece adli sicil kaydının okunması yeterli değildir; sanığın tekerrürün hukuki koşulları ve süre şartları gibi teknik konularda hazırlıklı savunma yapabilmesi için makul bir ek süre verilmesi şarttır. Aksi hâlde CMK m. 226 ihlali bağımsız bir kanun yararına bozma nedeni oluşturur (Y 2022).
Suçta Tekerrür – Hukuki Destek
Hakkınızdaki mahkûmiyette suçta tekerrür hükümleri uygulandıysa; tekerrür koşullarının denetimi, mükerrirlere özgü infaz rejiminin doğru uygulanıp uygulanmadığı ve savunma stratejisi için Ankara’da ceza hukukunda deneyimli avukatlarımıza danışabilirsiniz.
Danışmanlık ücretlidir. Asgari ücret tarifesi için Turkiye Barolar Birligi 2025-2026 Avukatlik Asgari Ucret Tarifesi‘ni inceleyebilirsiniz.

Suçta Tekerrür (TCK 58) – Emsal Yargıtay Kararları
Tekerrür Koşulları – Kronoloji ve Kesinleşme
Önceki Mahkûmiyet Hükmü Suç Tarihinden Sonra Kesinleşmişse Tekerrür Hükümleri Uygulanamaz; Kesinleşme Tarihi Yeni Suçun İşlendiği Tarihten Önce Gelmek Zorundadır
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan önceki mahkûmiyet hükmünün, incelemeye konu suçun işlendiği 24.04.2011 tarihinden sonra, 06.04.2014 tarihinde kesinleştiği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Yerel mahkeme, söz konusu ilamı tekerrüre esas alarak sanık hakkında TCK’nın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine hükmetmiş; ancak bu tespit yapılırken önceki mahkûmiyetin kesinleşme tarihi ile yeni suçun işlendiği tarih arasındaki kronolojik sıra hiç sorgulanmamıştır. Sanık müdafii temyiz aşamasında, tekerrüre esas alınan ilamın suç tarihinden sonra kesinleştiğini belgeleyen karar sureti ve kesinleşme şerhine dikkat çekmiş; bu durumun TCK m. 58/1’in açık lafzıyla çeliştiğini ileri sürmüştür.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, TCK m. 58/1’de yer alan “Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır” şeklindeki düzenlemenin lafzını ve amacını birlikte değerlendirerek önceki mahkûmiyetin yeni suçun işlendiği tarihten önce kesinleşmiş olmasının tekerrür uygulamasının zorunlu ön koşulu olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Kanun koyucu, tekerrür kurumunu daha önce bir suç işleyip cezalandırılmış ve bu deneyimden ders alması beklenirken yeniden suç işleyen kişinin topluma daha tehlikeli birey olduğu ön kabulüne dayandırmıştır. Bu kabulün anlam kazanabilmesi için failin yeni suç işlediği anda önceki mahkûmiyetin artık kesin hüküm niteliğini kazanmış olması, yani hükmün itiraz ve temyiz denetimlerinden geçerek hukuken yerleşmiş bulunması gerekmektedir. Henüz derdest olan bir dava, sanığın kınanabilir bir geçmiş deneyimini oluşturamayacağından tekerrür bağlamında nazara alınması mümkün değildir. Somut olayda tekerrüre esas alınan Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi ilamı suç tarihinden yaklaşık üç yıl sonra kesinleşmiş olup bu durumda TCK m. 58’in aranan koşullarının gerçekleşmediği sonucuna varılmış, sanığın sabıka kaydındaki söz konusu ilamın tekerrüre esas olamayacağı gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Tekerrür Süresi İnfaz Tarihinden İtibaren Başlar ve Yasal Süre Geçtikten Sonra İşlenen Suçta TCK m. 58 Uygulanamaz; Ertelenmiş Cezalarda Deneme Süresinin Bitimi Esas Alınır
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Babaeski Sulh Ceza Mahkemesi ilamında, kasten yaralama suçundan verilen 3 ay 10 gün erteli hapis cezasının 20.12.2013 tarihinde kesinleştiği ve erteleme kararının deneme süresinin iyi halli geçirilmesiyle cezanın infaz edilmiş sayıldığı 20.12.2014 tarihinin başlangıç noktası olduğu anlaşılmaktadır. TCK m. 58/2-b gereğince beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasına mahkûmiyette tekerrür süresi üç yıl olarak belirlendiğinden, söz konusu süre 20.12.2017 tarihinde dolmuştur. Sanığın yargılandığı yeni suç ise bu tarihten sonra işlenmiştir. Buna karşın yerel mahkeme, tekerrür süresinin dolup dolmadığını sorgulamaksızın söz konusu ilamı tekerrüre esas alarak mükerrirlere özgü infaz rejimine hükmetmiştir.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, TCK m. 58/2’deki süre sınırlamalarının tekerrür kurumunun temel unsurlarından biri olduğunu ve bu sürelerin yalnızca sanığın ceza hukuku sisteminin rehabilite edici işlevine inanılmasının sağlanması bakımından değil aynı zamanda kişinin süresiz biçimde ağırlaştırılmış bir infaz rejimine tabi tutulmamasını güvence altına almak bakımından da hayati önem taşıdığını vurgulamıştır. Ertelenmiş cezalarda başlangıç noktasına ilişkin sıkça karşılaşılan uygulama hatasına dikkat çeken Daire, kesinleşme tarihinin değil deneme süresinin bitişiyle birlikte cezanın infaz edilmiş sayıldığı tarihin esas alınması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Koşullu salıverme tarihinin infaz tarihi olarak yanlış benimsenmesinin de benzer hatalara yol açtığı hatırlatılmış; bihakkın tahliye tarihinin esas alınması gerektiği belirtilmiştir. Somut olayda üç yıllık sürenin yeni suç tarihinden önce dolduğu hesaplanmış ve tekerrür süresinin yasal olarak geçmiş olmasının gözetilmemesi bozma nedeni sayılmıştır.
Mükerrirlere Özgü İnfaz ve Denetimli Serbestlik
Tekerrür Hâlinde Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimiyle Birlikte Denetimli Serbestlik Tedbirine de Aynı Anda Hükmedilmesi Zorunludur; Bu İki Sonucun Birbirinden Ayrı Düşünülmesi Mümkün Değildir
Sanık hakkında tekerrür koşullarının oluştuğu tespit edilerek TCK m. 58 uyarınca hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş; ancak aynı maddenin 6. fıkrasının zorunlu kıldığı ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin ayrılmaz parçası olan cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri karara bağlanmamıştır. Söz konusu eksiklik, hükümlünün infaz kurumuna girişinin ardından cezaevinin müdürce fark edilerek temyiz konusu yapılmış; aynı dosyada mükerrirlik zaten tespit edilmişken denetimli serbestlik kararının eksik kalmasının infaz rejimine yönelik ciddi bir hukuka aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüştür.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, TCK m. 58/6-7’yi bir bütün olarak değerlendirerek bu iki fıkranın zorunlu ve birbirini tamamlayan bir rejim oluşturduğunu; hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi kararının denetimli serbestlik tedbiri olmaksızın hukuki açıdan eksik ve sakat olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Kanun koyucu, mükerrir hakkında salt cezaevinde kalma süresini uzatmayı değil; infaz sonrasında da topluma kazandırma sürecini denetim altında tutmayı bilinçli olarak hedeflemiştir. Bu nedenle iki sonuç birbirinin ayrılmaz tamamlayıcısı niteliğindedir ve hâkimin takdirine bırakılmamıştır; koşullar gerçekleştiğinde her ikisine birlikte hükmedilmesi zorunludur. Bozma kararında ayrıca, söz konusu eksikliğin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği, hüküm fıkrasına “mükerrir sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle düzeltilerek onama yapılabileceği vurgulanmıştır.
Tekerrür Uygulanamaz Hâller – Çocukluk, Taksir, Kesin Hüküm
Fiili İşlediği Sırada 18 Yaşını Doldurmamış Olan Kişinin İşlediği Suçtan Dolayı Verilen Mahkûmiyet Tekerrüre Esas Alınamaz; Bu Yasak Mutlak Nitelik Taşır ve Herhangi Bir İstisnaya Tabi Değildir
Sanığın tekerrüre esas alınan Adana 1. Çocuk Mahkemesi’nin 31.10.2006 tarih, 2005/254 Esas, 2006/645 Karar sayılı ilamında hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyete konu suçu işlediği tarihte 18 yaşından küçük olduğu, ilamdaki yaş belirlemesinden açıkça anlaşılmaktadır. Yerel mahkeme, söz konusu ilamı tekerrüre esas olarak kabul etmiş; sanık müdafii ise müvekkilinin suç tarihinde çocuk olduğunu nüfus kaydı ve ilam içeriğiyle belgeleyerek bu ilamın TCK m. 58/5 uyarınca tekerrüre esas alınamayacağını, ayrıca adli sicil kaydında başka tekerrüre esas nitelikte bir ilamın da bulunmadığını ileri sürmüştür.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, TCK m. 58/5’in “Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz” şeklindeki mutlak yasağının herhangi bir istisnaya tabi olmadığını ve bu yasağın uygulanmasında ikinci suçun işlendiği tarihteki yaşın hiçbir önemi bulunmadığını açıkça ortaya koymuştur. Kanun koyucu bu düzenlemeyle, çocukluk döneminde işlenen suçların yetişkinlik döneminde kurulan sonraki mahkûmiyetlere ağırlaştırıcı bir etki doğurmasını bilinçli olarak önlemek istemiştir; zira çocuklukta işlenen suç davranışının yetişkinlikteki suç eğilimini yansıtmadığı ve kınanabilirlik düzeyinin farklı olduğu kabul edilmektedir. Somut olayda ilamda yaş küçüklüğü nedeniyle indirim yapılmış olması da bu durumun dolaylı kanıtı niteliğindedir. TCK m. 31/3 kapsamında yaş küçüklüğü indirimi uygulanmış her ilamın suç tarihi itibarıyla otomatik olarak 18 yaşın altına işaret ettiği hatırlanmalıdır. Yargıtay, hüküm fıkrasından TCK m. 58’e ilişkin bölümün çıkartılması suretiyle düzeltilerek onanmasına karar vermiştir.
Kasıtlı Suçlarla Taksirli Suçlar Arasında Tekerrür Hükümleri Uygulanamaz; Önceki Mahkûmiyet Taksirli Suçtan Kaynaklanıyorsa Sonraki Kasıtlı Suçta Mükerrirlik Koşulları Oluşmaz
Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas alınan önceki mahkûmiyet, taksirle yaralama suçundan verilmiştir. Yerel mahkeme, bu niteliği sorgulamaksızın söz konusu mahkûmiyeti kasıtlı olarak işlenen yeni suç için tekerrüre esas almış ve mükerrirlere özgü infaz rejimine hükmetmiştir. Sanık müdafii, kasıtlı-taksirli suç ayrımı bakımından TCK m. 58/4’ün mutlak biçimde uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
Yargıtay, TCK m. 58/4’ün kasıtlı suçlarla taksirli suçlar arasında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağını emredici ve istisnasız biçimde öngördüğünü; bu yasağın ikinci suçun kasıtlı, birincinin taksirli ya da tam tersinin söz konusu olduğu her iki yönde de işlediğini açıkça ortaya koymaktadır. Kanun koyucu bu ayrımı, taksirli suç failinin kınanabilirlik düzeyi ile kasıtlı suç failinin kınanabilirlik düzeyinin birbirinden temelden farklı olduğu esasına dayandırmaktadır. Taksirli suçun toplumsal tehlikelilik yansıması, kasıtlı suçtaki iradenin suç yönünde yönlendirilmesiyle kıyaslanamaz; bu nedenle birinin diğeri için ağırlaştırıcı bir geçmiş deneyim oluşturması kanun koyucu tarafından bilinçli olarak reddedilmiştir. Taksirle yaralama, taksirle öldürme, taksirle çevrenin kirletilmesi gibi taksirli suçlardan verilen mahkûmiyetler bu kural gereğince kasıtlı suçlar bakımından hiçbir koşulda tekerrüre esas alınamaz.
Temyize Tabi Olmayan Kesin Mahkûmiyet Hükümleri Tekerrüre Esas Alınamaz; Bu Yasak Kanun Tarafından Açıkça Öngörülmüş Olup Hâkimin Takdir Yetkisi Bulunmamaktadır
Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan önceki mahkûmiyet hükmünün ağır para cezasına ilişkin olduğu ve CMUK m. 305 kapsamında temyiz denetiminden geçme imkânı bulunmayan kesin nitelikte bir hüküm içerdiği anlaşılmıştır. Yerel mahkeme bu niteliği gözardı ederek söz konusu kesin hükmü tekerrüre esas alarak mükerrirlere özgü infaz rejimine hükmetmiştir. Sanık müdafii, üst yargı denetiminden geçmemiş bir kararın tekerrüre dayanak yapılamayacağını ileri sürmüştür.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi ve 10. Ceza Dairesi, temyize tabi olmayan ve dolayısıyla Yargıtay denetiminden geçme imkânı bulunmayan kesin hüküm niteliğindeki ilamların tekerrüre esas alınamayacağını açıkça ortaya koymuştur. Kanun koyucu bu yasağı bilinçli olarak öngörmüştür; zira yargılama hataları içerme olasılığı olan ve üst denetimsiz olarak kesinleşen kararların ağırlaştırılmış bir infaz rejiminin temeli yapılması, hem hukuki güvenilirlik hem de sanık hakları bakımından ciddi sorunlar doğururdu. CMUK m. 305 kapsamına giren; iki milyon lira veya daha düşük para cezaları ile kanunda kesin olduğu açıkça yazılı bulunan hükümler bu yasak kapsamındadır. Söz konusu nitelikteki ilamların tekerrüre esas alınması hem TCK m. 58’e hem de CMUK m. 305’in son fıkrasındaki açık düzenlemeye aykırılık oluşturmaktadır.
İlamın Kimliği, Uzlaşma ve Geçiş Dönemi
Tekerrüre Esas Alınan İlamın Sanığa Ait Olmadığının Anlaşılması Hâlinde TCK m. 58’in Tüm Sonuçları Hukuka Aykırı Hâle Gelir; Seçimlik Cezalarda Hapis Tercihi, Mükerrirlere Özgü İnfaz ve Denetimli Serbestlik Kararlarının Tamamı Ortadan Kalkmalıdır
Sanık hakkında hakaret ve kasten yaralama suçlarından yürütülen yargılamada yerel mahkeme, seçimlik yaptırım içeren bu suç tipleri bakımından TCK m. 58/3 gereğince hapis cezasını tercih etmiş; cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına hükmetmiştir. Ancak temyiz incelemesinde tekerrüre esas alınan Malatya Ağır Ceza Mahkemesi ilamının sanığa değil şikâyetçiye ait olduğu; adli sicil kaydındaki ilamın kimlik bilgilerinin sanıkla örtüşmediği ortaya çıkmıştır. Sanığın adli sicil kaydında gerçekte tekerrüre esas alınabilecek herhangi bir hükümlülüğün bulunmadığı da aynı incelemede tespit edilmiştir.
Yargıtay, tekerrüre esas alınacak mahkûmiyetin münhasıran sanığa ait olmasının tekerrür uygulamasının temel ve aşılamaz ön koşulu olduğunu; başkasına ait bir ilamın tekerrüre dayanak yapılmasının TCK m. 58’i tümüyle temelsiz bıraktığını açıkça ortaya koymuştur. Bu durumda yalnızca mükerrirlere özgü infaz kararının kaldırılmasıyla yetinilmesi yeterli değildir; tekerrürün zorunlu kıldığı seçimlik yaptırım tercihinde hapis cezasının seçilmesi kararı ve denetimli serbestlik tedbiri de tekerrürün geçersizliğiyle birlikte hukuken temelsiz kalmaktadır. Bu nitelikteki hatalı tekerrür uygulaması her bir sonucuyla birlikte kanun yararına bozma kapsamında değerlendirilebilir; ayrıca müvekkilin yeniden yargılanmasını ve lehe hüküm kurulmasını da gerektirebilir.
01.06.2005 Tarihinden Önce İşlenen Suçlar Nedeniyle 5237 Sayılı TCK m. 58/6’daki Mükerrirlere Özgü İnfaz Hükümleri Uygulanamaz; TCK m. 7/3 Tekerrür Bakımından Geriye Yürümeyi Açıkça Yasaklamaktadır
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan önceki mahkûmiyet, 5237 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.06.2005 tarihinden önce işlenen bir suçtan kaynaklanmaktadır. Yerel mahkeme, bu geçiş dönemi mahkûmiyetini tekerrüre esas alarak yeni TCK’nın 58/6. maddesindeki mükerrirlere özgü infaz hükümlerini uygulamıştır. Sanık müdafii, 01.06.2005 öncesi bir suçun ağırlaştırılmış yeni infaz rejimine temel yapılmasının hem lehe kanun ilkesini hem de TCK m. 7/3’ü açıkça ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 5237 sayılı TCK m. 7/3’ün hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili hükümleri derhal uygulanan infaz hükümleri kapsamının dışında tuttuğunu; bu istisnanın kanun koyucunun geçiş döneminde ortaya çıkabilecek hak kayıplarını önleme amacını yansıttığını vurgulamıştır. Tekerrür, güvenlik tedbiri niteliğinde görünse de fiilen ceza infazını doğrudan ve ağır biçimde ağırlaştıran bir kurum olduğundan, bu kurumun yeni kanun dönemindeki sonuçlarının 01.06.2005 öncesi bir suça dayandırılması sanığa geriye etkili olarak ağırlaştırıcı bir sonuç doğurmak anlamına gelir. Tekerrür, ikinci suçun işlendiği tarihteki yürürlükteki kanuna göre değerlendirilmekte; birinci suçun işlendiği tarihe bakılmamaktadır. Bu nedenle birinci suç 01.06.2005 öncesine aitse ve o dönemde uygulanan 765 sayılı eski TCK’nın tekerrür rejimi daha hafifse, mükerrirlere özgü ağırlaştırılmış infaz sonucunun yeni kanundan türetilmesi sanık aleyhine geriye yürüme yasağını ihlal eder. Bozma nedeni yeniden yargılama gerektirmediğinden hüküm fıkrasındaki ilgili ibare çıkartılarak düzeltilmiş ve onama yapılmıştır.
Tekerrüre Esas Alınan Suç Sonradan Uzlaşma Kapsamına Alınmış ve Uzlaşmayla Davanın Düşmesine Karar Verilmişse Artık Bu Suça Dayanan Mahkûmiyet Tekerrüre Esas Olamaz
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilam, mala zarar verme suçundan TCK m. 151/1 uyarınca verilmiş bir mahkûmiyet hükmüdür. Söz konusu suç, 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle CMK m. 253 kapsamına alınarak uzlaştırma prosedürüne tabi kılınmıştır. Bunun üzerine ilgili ilama ilişkin ek karar yargılamasında 13.12.2019 tarihinde uzlaşma sağlanmış ve davanın düşmesine karar verilmiştir. Yerel mahkeme, bu gelişmeyi gözardı ederek söz konusu ilamı tekerrüre esas almaya devam etmiş; sanığın cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine hükmetmiştir.
Yargıtay, tekerrürün hukuken geçerliliğini sürdüren bir mahkûmiyete dayandırılabileceğini; uzlaşmayla düşen bir davanın herhangi bir mahkûmiyet sonucu doğurmadığını ve bu durumun geriye dönük etkiyle o ilamı tekerrüre dayanak olmaktan çıkardığını açıkça hükme bağlamıştır. Kanun koyucu uzlaştırma kurumunu, devletin cezalandırma yetkisini faillerin toplumsal düzene yeniden entegrasyonunu kolaylaştıracak biçimde yönlendirme amacıyla oluşturmuştur. Uzlaşmayla düşen bir davanın mükerrirliğe konu edilmesi bu amaca açıkça aykırı olacaktır. Somut olayda adli sicil kaydında tekerrüre esas alınabilecek başka bir ilamın da bulunmaması nedeniyle mükerrirliğin tüm koşulları ortadan kalktığından bozma kararı verilmiştir.
Seçimlik Ceza, Adli Para Cezası ve TCK m. 50 Çevirme
Mükerrir Sanık Hakkında Seçimlik Yaptırım Öngörülen Suçlarda Hapis Cezasına Hükmolunması TCK m. 58/3 Uyarınca Zorunludur; Bu Emredici Kurala Aykırı Olarak Adli Para Cezasına Hükmedilmesi Bağımsız Bir Bozma Nedenidir
Mükerrir sanık hakaret suçundan yargılanmış; söz konusu suçun kanundaki yaptırımında hapis cezası ile adli para cezası seçimlik olarak öngörülmektedir. Yerel mahkeme, sanığın mükerrir olduğunu tespit etmiş; ancak TCK m. 58/3’ün zorunlu kıldığı hapis cezası tercihi yerine takdir yetkisini kullanarak doğrudan adli para cezasına ya da bunu temel alan bir yaptırıma hükmetmiştir. Savcılık, tekerrür koşulları oluştuğu hâlde hapis cezasının tercih edilmemesini aleyhe temyiz nedeni olarak göstermiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve pek çok ceza dairesi, TCK m. 58/3’ün hâkimin takdir alanını tamamen kapatan emredici bir düzenleme içerdiğini ve tekerrür koşullarının bir kez gerçekleşmesiyle seçimlik yaptırım öngörülen suçlarda kanunun doğrudan hapis cezasına hükmolunmasını buyurduğunu istikrarlı biçimde ortaya koymaktadır. Bu tercihin amacı, mükerrir sanığa karşı infaz rejiminin işletilebilmesinin salt hapis cezası üzerinden mümkün olduğunun kanun koyucu tarafından açıkça benimsenmiş olmasıdır; adli para cezasının infazında mükerrirlere özgü bir rejim öngörülmemiştir. Tekerrür şartlarının varlığına rağmen adli para cezasına hükmedilmesi hem TCK m. 58/3’ü hem de sonraki fıkralarda öngörülen mükerrirlere özgü infaz rejimi ile denetimli serbestlik tedbirini uygulanamaz hâle getirmekte; bu durum ise yasal rejimi sanık aleyhine işletmemek anlamına geldiğinden bağımsız bir bozma nedeni teşkil etmektedir.
Sonuç Ceza Adli Para Cezası Olduğunda Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimi ve Denetimli Serbestlik Tedbiri Uygulanamaz; 5275 Sayılı Kanun m. 108 Münhasıran Hapis Cezaları İçin Düzenlenmiştir
Sanık mükerrir kabul edilerek hakkında TCK m. 58/6-7 uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmiştir. Ancak incelenen dosyada sanığa hükmolunan sonuç ceza hapis cezası olmayıp adli para cezasıdır. Yerel mahkeme, sonuç cezanın türünü ayrıca değerlendirmeksizin yalnızca tekerrür koşullarının oluştuğunu tespit ederek her iki tedbiri de devreye sokmuştur. Sanık müdafii, ortada infaz edilecek bir hapis cezası bulunmadığından CGTİK m. 108 kapsamında hiçbir tedbirin uygulanamayacağını ileri sürmüştür.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi ve 12. Ceza Dairesi, 5275 sayılı CGTİK m. 108’in yalnızca hapis cezasına mahkûm edilmiş mükerrir hükümlüler bakımından mükerrirlere özgü infaz rejimini ve denetimli serbestlik tedbirini düzenlediğini; adli para cezasının infaz rejimi ise aynı Kanun’un 106. maddesinde düzenlendiğini ve bu maddede mükerrirlere özgü herhangi bir hükme yer verilmediğini açıkça ortaya koymuştur. Mükerrirlere özgü infaz ve denetim mekanizmasının özü, kapalı cezaevinde geçirilecek sürenin normalin ötesine çıkarılmasıdır; bu uzatma işlemi doğası gereği yalnızca hapis cezasında anlam taşımaktadır. Adli para cezasında böyle bir mekanizmanın çalışabileceği bir zemin yoktur. Dolayısıyla sonuç ceza adli para cezasına dönüştüğünde tekerrür koşullarının mevcut olup olmamasından bağımsız olarak CGTİK m. 108 kapsamındaki kararların tamamının hukuki temeli ortadan kalkmakta ve bu durum bozma nedeni oluşturmaktadır.
Hapis Cezası TCK m. 50 Uyarınca Seçenek Yaptırıma Çevrilmişse Sonuç Ceza Hapis Niteliğini Yitirir ve Tekerrüre Özgü İnfaz Hükümleri Uygulanmaz; İki Kararın Bir Arada Bulunması Açık Bir İç Çelişki Oluşturur
Sanık hakkında kısa süreli hapis cezasına hükmedilmiş; bu ceza TCK m. 50/1-f uyarınca seçenek yaptırıma çevrilmiştir. Öte yandan yerel mahkeme, sanığın mükerrir olduğunu tespit ederek TCK m. 58/6 ve CGTİK m. 108 kapsamında mükerrirlere özgü infaz rejimine ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmetmiştir. Dolayısıyla hüküm fıkrasında hem seçenek yaptırıma çevirme kararı hem de mükerrirlere özgü infaz kararı aynı anda yer almış; bu iç çelişki infaz aşamasında ciddi bir uygulama sorunu doğurmuştur.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, TCK m. 58/6 ve CGTİK m. 108’in uygulanabilmesi için verilen sonuç cezanın hapis cezası niteliğini koruması gerektiğini; TCK m. 50 uyarınca seçenek yaptırıma çevrilen cezanın artık hapis cezası olmaktan çıktığını ve bu nedenle mükerrirlere özgü infaz mekanizmasının devreye girebileceği hukukî zeminin tamamen ortadan kalktığını açıkça ortaya koymuştur. Seçenek yaptırıma çevrilmiş bir ceza bakımından infaz aşamasında koşullu salıverme oranlarının farklı uygulanması ya da infaz süresinin uzatılması gibi sonuçların hayata geçirilmesi fiilen imkânsızdır. Hüküm fıkrasındaki bu iç çelişkinin yalnızca teorik bir sorun olmadığı; infaz kurumları ile infaz hâkimliği bakımından uygulamada ciddi tereddüt ve hak kayıplarına zemin hazırladığı da vurgulanmıştır.
İnfaz Hesabı – Karma Ceza ve İkinci Tekerrür
Tekerrüre Esas İlamda Hem Hapis Hem Adli Para Cezası Birlikte Bulunuyorsa Her İkisi Birden Dikkate Alınmalıdır; Yalnızca Hapis Cezasının Esas Alınması CGTİK m. 108/2 Hesabını Hatalı Kılar
Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan ilamda sanık hem hapis cezasına hem de adli para cezasına mahkûm edilmiştir. Yerel mahkeme mükerrirlere özgü infaz hükümleri uygularken yalnızca ilamdaki hapis cezasını esas almış; adli para cezasını hesaba katmamıştır. Hükümlü, CGTİK m. 108/2 uyarınca tekerrüre esas alınan en ağır ceza üzerinden belirlenmesi gereken ek sürenin bu şekilde eksik hesaplandığını ileri sürmüştür.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, tekerrüre esas alınan ilamın tüm ceza unsurlarını içermesi gerektiğini; hem hapis hem adli para cezası barındıran bir ilamda bu iki ceza unsurunun her birinin ayrı ayrı değerlendirilmesi ve dolayısıyla her ikisinin birlikte esas alınması gerektiğini açıkça vurgulamıştır. CGTİK m. 108/2 uyarınca tekerrür dolayısıyla cezaevinde kalınacak ek süre tekerrüre esas alınan ilamdaki en ağır cezayı aşamaz; bu üst sınırın doğru hesaplanabilmesi için ilamdaki tüm cezaların eksiksiz biçimde nazara alınması zorunludur. Yalnızca hapis cezasını esas alan ve adli para cezasını görmezden gelen bir hesaplama, üst sınırın belirlenmesini temelden yanlış yapmaktadır; bu hata müvekkil aleyhine veya lehine olabilmekte; her iki hâlde de hukuki kesinlik ve doğruluk ilkesini zedelemektedir.
Tekerrüre Esas İlamda Birden Fazla Suçtan Mahkûmiyet Bulunuyorsa En Ağır Ceza Hüküm Fıkrasında Açıkça Gösterilmelidir; Eksiklik CGTİK m. 108/2 Hesabını İmkânsız Kılar ve Bağımsız Bir Bozma Nedenidir
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamda birden fazla suçtan verilen farklı mahkûmiyetler yer almaktadır. Yerel mahkeme mükerrirlere özgü infaz rejimine hükmetmiş; ancak hüküm fıkrasında bu ilamdaki mahkûmiyetler arasından hangisinin en ağır cezayı içerdiğini ve dolayısıyla CGTİK m. 108/2 kapsamındaki ek sürenin hesaplanmasında hangi cezanın üst sınırı belirleyeceğini hiç açıklamamıştır. Bu eksiklik infaz kurumunda müddetname düzenlenirken fark edilmiş; infaz savcılığı hangi cezanın esas alınacağı konusundaki tereddüdünü infaz hâkimliğine taşımıştır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, CGTİK m. 108/2 uyarınca mükerrir hükümlü için tekerrür nedeniyle belirlenen ek infaz süresinin tekerrüre esas alınan ilamdaki en ağır cezayı aşamayacağını; bu sınırın etkin biçimde uygulanabilmesi için mahkûmiyet hükmünde hangi cezanın en ağır ceza olarak saptandığının açıkça belirtilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu bilginin kararda yer almaması hâlinde infaz idaresinin doğru üst sınırı tespit etmesi fiilen olanaksız hâle gelmekte; bu durum hem hükümlünün gerekenden uzun süre cezaevinde kalmasına hem de idarenin hatalı müddetname düzenlemesine zemin hazırlamaktadır. Söz konusu eksiklik bağımsız bir bozma nedeni olarak kabul edilmiştir.
İkinci Kez Tekerrür Hükümlerinin Uygulanmasında Öncelikle İlk Tekerrürün Gerçekleştiği İlam Tespit Edilmeli; Sıralama Yanlışlığı CGTİK m. 108/3 Kapsamındaki Koşullu Salıverilme Yasağını Hukuka Aykırı Kılar
Sanığın adli sicil kaydında birden fazla mahkûmiyet ilamı yer almakta olup bu dosyada ikinci kez tekerrür koşullarının oluşup oluşmadığı ve CGTİK m. 108/3’ün uygulanıp uygulanamayacağı tartışılmaktadır. Yerel mahkeme, tekerrür sıralamasını ve esas alınacak ilam tercihini yanlış belirleyerek ikinci tekerrür kapsamındaki ağırlaştırılmış infaz rejimini hatalı biçimde uygulamıştır. Kanun yararına bozma talebi, ikinci tekerrüre esas alınan Afyonkarahisar 4. Asliye Ceza Mahkemesi kararının suç tarihi itibarıyla henüz kesinleşmediğinin anlaşılmasıyla ortaya çıkmıştır.
Yargıtay, ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için iki ayrı tekerrür kademesinin varlığını ve her birinin koşullarının bağımsız olarak karşılanmasını gerektirdiğini açıkça ortaya koymuştur. Tekerrüre dayanak oluşturan ilam belirlenirken öncelikle tekerrür hükümlerinin sanık hakkında kaçıncı kez uygulandığının saptanması; ikinci kez uygulanması gerektiği sonucuna varılırsa sanık hakkında ilk kez tekerrür hükümlerinin uygulandığı ilamın esas alınması gerekmektedir. CGTİK m. 108/3, ikinci kez mükerrirler bakımından koşullu salıverilme yasağını öngörmekte; bu ağır sonucun hukuka uygun olarak doğabilmesi için sıralamanın ve temel alınan ilamın doğruluğunun mahkemece eksiksiz biçimde denetlenmesi zorunludur. Yanlış ilamın esas alınması durumunda ikinci tekerrürün hukuki dayanaklarından biri çökmekte ve tüm yapı sarsılmaktadır.
Özel Tehlikeli Suçlular ve Aleyhe Değiştirme Yasağı
TCK m. 58/9 Ceza Değil İnfaz Rejimine İlişkin Bir Hüküm Olduğundan Kazanılmış Hak Oluşturmaz; Koşullar Gerçekleşmişse Bozma Sonrası Yeniden Yargılamada da Uygulanabilir
Sanık hakkında örgüt propagandası suçundan kurulan ilk hükümde TCK m. 58/9 uygulanmamış; karar sanık lehine başka bir nedenle bozulmuştur. Bozma üzerine yeniden yapılan yargılamada yerel mahkeme, ilk hükümde m. 58/9 uygulanmamış olmasını kazanılmış hak kapsamında değerlendirerek bu kez de uygulamaktan kaçınmıştır. Savcılık, kazanılmış hak doktrininin infaz rejimine ilişkin bu hükmü kapsamaması gerektiğini ileri sürerek aleyhe temyiz yoluna başvurmuştur.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, TCK m. 58/9’un mükerrir sıfatına ek olarak itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu bakımından mükerrirlere özgü infaz rejimiyle denetimli serbestlik tedbirini devreye sokan bir düzenleme olduğunu; bu hükmün maddi ceza hukukuna değil doğrudan infaz hukukuna ilişkin olduğunu ve kazanılmış hak kavramının kapsamına girmediğini açıkça ortaya koymuştur. Kazanılmış hak ilkesi, yargılama sonucunda sanık lehine oluşan kesinleşmiş hukuki durumu korumaya yönelik olup infaz rejimine ilişkin yükümlülük niteliğindeki hükümleri kapsamamaktadır. Bu nedenle bozma öncesi hükümde m. 58/9 uygulanmamış olması, bozma sonrası yargılamada koşullar oluştuğu takdirde bu hükmün uygulanmasına hukuki engel teşkil etmez.
Tekerrür Koşulları Oluşmasına Karşın Aleyhe Temyiz Yoksa Bozma Sonrası Yargılamada Tekerrür Uygulanamaz; Aleyhe Değiştirme Yasağı Bu Konumda da Tam Olarak İşler
Yerel mahkeme, adli sicil kaydında tekerrüre esas hükümlülüğü bulunan sanık hakkında Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünde tekerrür hükümlerini uygulanmamıştır. Hüküm yalnızca sanık ve müdafii tarafından temyize taşınmış; Cumhuriyet Savcısı tekerrür hükümlerinin uygulanmaması yönünden aleyhe temyiz başvurusunda bulunmamıştır. Yargıtay bu yapıda bozma kararı verirken tekerrür eksikliğinin bozma nedenlerine eklenip eklenemeyeceğini değerlendirmek zorunda kalmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, adli sicil kaydında tekerrüre esas hükümlülüğü bulunan sanık hakkında kurulan hükümde tekerrür hükümlerinin uygulanmaması durumunda, aleyhe temyizin de bulunmaması hâlinde bu eksikliğin bozma nedenlerine eklenmemesi; yalnızca eleştiriyle yetinilmesi gerektiğini istikrarlı biçimde benimsemiştir. Önceki hükmün yalnızca sanık lehine temyiz edilmiş olması, CMK m. 307/5 ve mülga CMUK m. 326/son uyarınca bozma üzerine verilecek hükümde bu hukuka aykırılığın giderilmesi imkânını ortadan kaldırmaktadır; aksi takdirde sanık aleyhe değiştirme yasağını ihlal eden bir kararla karşı karşıya kalmaktadır. Tekerrür, infaz rejimini doğrudan ve belirgin biçimde ağırlaştırdığından aleyhe değiştirme yasağı kapsamında değerlendirilmektedir.
CMK 226 – Ek Savunma Hakkı ve Uyarlama
İddianamede TCK m. 58 Talep Edilmemişken Sanığa CMK m. 226 Uyarınca Ek Savunma Hakkı Tanınmadan Tekerrür Hükümlerinin Uygulanması Savunma Hakkını Kısıtlar ve Kanun Yararına Bozma Nedenidir
Sanık hakkında uyuşturucu madde kullanmak suçundan düzenlenen iddianamede TCK m. 58’in uygulanması talep edilmemiştir. Duruşma aşamasında sanığın adli sicil kaydı okunmakla birlikte sanığa tekerrür hükümleri bakımından ayrıca ek savunma hakkı tanınmamış; mahkeme resen mükerrirlere özgü infaz rejimine hükmetmiştir. Sanığın müdafii, hem tekerrüre esas alınan ilamın yasak kapsamında olduğunu hem de ek savunma hakkı verilmeksizin tekerrür uygulanmasının CMK m. 226’yı açıkça ihlal ettiğini ileri sürerek kanun yararına bozma başvurusunda bulunmuştur.
Yargıtay, CMK m. 226’nın sanığın aleyhine olan ve iddianamede yer almayan hususlar bakımından savunma yapabilmesi için ek süre ve imkân tanınmasını emredici biçimde zorunlu kıldığını; tekerrürün cezanın infazını doğrudan ve ağır biçimde etkileyen bir kurum olduğundan bu kural karşısında ayrıcalıklı bir konumunun bulunmadığını açıkça ortaya koymuştur. İddianamede yer almayan tekerrür uygulamasının duruşmada gündeme gelmesi sanık açısından tamamen yeni bir olgu niteliği taşımaktadır ve sanığın bu olgu karşısında savunmasını hazırlayabilmek için makul bir süreye ihtiyacı vardır. Yalnızca adli sicil kaydının duruşmada salt okunması ve sanığın o an herhangi bir itiraz beyan etmemesi, gerçek anlamda bilgilendirilmiş bir savunmanın yapıldığını kanıtlamaz. Tekerrürün hukuki koşulları, önceki mahkûmiyetin niteliği ve süre şartları gibi teknik meseleler sanığın anlık itirazıyla çözülemeyeceğinden savunma hakkının etkin kullanımı için makul bir ek süre zorunlu olduğu, aksi hâlde CMK m. 226 ihlalinin bağımsız bir kanun yararına bozma nedeni oluşturacağı teyit edilmiştir.
Uyarlama Yargılaması Sonucunda Yeniden Mahkûmiyet Verilmişse Tekerrüre Esas Olma Koşulu Ortadan Kalkmaz; Yeni Kesinleşme Tarihi Suç Tarihinden Sonra Olsa Bile Bu Durum Tekerrür Uygulamasını Engellemez
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan mahkûmiyet hükmü, lehine kanun değişikliği nedeniyle uyarlama yargılamasına konu edilmiş; uyarlama sonucunda sanık hakkında yeniden mahkûmiyet kararı verilmiştir. Savunma, uyarlama sonrasında verilen yeni kararın kesinleşme tarihinin yeni suçun işlendiği tarihten sonra olduğunu ve dolayısıyla TCK m. 58/1 kapsamında önceki mahkûmiyetin yeni suç tarihinden önce kesinleşme koşulunun artık karşılanmadığını ileri sürerek tekerrür kararına itiraz etmiştir.
Yargıtay, uyarlama yargılamasının salt değişen kanun hükümleri ışığında önceki mahkûmiyetin yeniden değerlendirilmesinden ibaret olduğunu; uyarlama sonunda yeniden mahkûmiyet kurulmasının önceki mahkûmiyetin hukuken devam ettiğini ve kesintisiz sürdüğünü gösterdiğini açıkça ortaya koymuştur. Uyarlama yargılamasının gerektirdiği biçimsel yenileme işlemi, mahkûmiyetin hukuki özünü değiştirmemekte; yalnızca ceza miktarını ya da türünü güncel kanun hükümlerine uyarlamaktadır. Bu nedenle uyarlama sonrasındaki yeni kesinleşme tarihini sanki ilk kez hüküm kuruluyormuş gibi tekerrür açısından sıfır noktası saymak kanunun açık düzenlemesiyle bağdaşmaz. Söz konusu husus ancak infaz aşamasında tekerrüre esas ceza miktarına ilişkin hesaplamalarda gözetilmesi gereken bir unsur olarak değerlendirilmelidir.
Bu Makale Hakkında
Bu içerik; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 58. maddesi, 5275 sayılı CGTİK’nin 108. maddesi ve Yargıtay 1., 2., 3., 5., 6., 10., 12., 14., 16., 18. Ceza Daireleri ile Ceza Genel Kurulu’nun 16 emsal kararı esas alınarak hazırlanmıştır. Mükerrerlik şartları, süre hesabı, tekerrür uygulanamaz hâller, adli para cezası-mükerrirlere özgü infaz ilişkisi, ikinci tekerrür ve CMK 226 ek savunma hakkı konuları özellikle derinlemesine ele alınmıştır.
Ayboğa Hukuk Bürosu, Ankara merkezli olarak suçta tekerrür davalarında sanık temsilciliği ve infaz hukuku danışmanlığı sunmaktadır.
Sık Sorulan Sorular
Suçta tekerrür (TCK 58) nedir?
Tekerrür süresi ne kadar, nasıl hesaplanır?
Çocuklukta işlenen suçtan verilen mahkûmiyet tekerrüre esas alınabilir mi?
Taksirle yaralama mahkûmiyeti kasıtlı suç için tekerrüre esas alınabilir mi?
Mükerrirlere özgü infaz rejimi ne demektir?
Sonuç ceza adli para cezasına dönüşmüşse mükerrirlere özgü infaz uygulanır mı?
İddianamede tekerrür talep edilmemişse mahkeme uygulayabilir mi?
Tekerrür kararıyla birlikte denetimli serbestlik kararı da zorunlu mudur?
Tekerrüre esas ilamın kesinleşme tarihi yeni suç tarihinden sonraya geliyorsa ne olur?

Av. Çağrı Ayboğa, 2018’den bu yana Ankara’da ceza hukuku alanında hizmet vermektedir. Suçta tekerrür, mükerrirlere özgü infaz rejimi ve infaz hukuku konularında sanık temsilciliği deneyimine sahiptir.