Ticaret Hukuku

Zamanaşımı Def’i

Zamanaşımı Def’i İleri Sürülmezse Ne Olur?

Zamanaşımı def’i, borçlunun, süresi içinde dava edilmemiş bir borçtan kurtulmasını sağlayan, Türk hukuk sisteminde hem maddi hukuk hem de usul hukuku bakımından büyük öneme sahip bir savunma müessesesidir. Bu def’i, borcun varlığını sona erdirmemekle birlikte, onu dava edilemez hâle getirerek “eksik borç” statüsüne sokar. Özellikle ticari hayatın, iş hukukunun ve haksız fiil sorumluluğunun yoğun olduğu alanlarda zamanaşımı savunmasının ne zaman ve nasıl ileri sürülebileceği, hangi hallerde kabul edilmeyeceği ve Yargıtay kararlarının bu konuda nasıl şekillendiği, hem uygulamacılar hem de akademisyenler için temel bir çalışma konusudur. Bu yazıda, zamanaşımı def’inin hukuki niteliği, diğer süre müesseseleriyle farkı, ıslah yoluyla ileri sürülme imkânı ve yargı kararlarına yansıyan uygulama biçimleri detaylı şekilde incelenecektir.

Zamanaşımı Nedir?

Zamanaşımı, borcun tamamen ortadan kalkmasına değil, onun devlet zoruyla tahsilinin engellenmesine neden olan bir süre müessesesidir. Borç, zamanaşımı süresinin dolmasıyla “eksik borç” niteliği kazanır. Bu da borçlunun, alacaklının alacağını talep etmesi durumunda zamanaşımı süresine dayanarak borçtan kurtulabilmesi anlamına gelir. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 146 hükmüne göre, olağan zamanaşımı süresi on yıldır. Ancak farklı hukuki ilişkilere özgü olarak daha kısa veya daha uzun zamanaşımı süreleri de öngörülmüştür.

Zamanaşımı kurumu, hukuk düzeninin istikrarını sağlamayı ve kişilerin sürekli olarak eski borç tehdidi altında kalmalarını önlemeyi amaçlar. Zira aradan geçen zamanla birlikte delillerin kaybolması ve tanıkların unutkanlığı gibi nedenlerle yargılamanın sağlıklı yürütülmesi zorlaşır. Bu yönüyle zamanaşımı, sadece bireysel hakların değil, yargı sisteminin etkinliğinin de korunmasına hizmet eder.

Zamanaşımı ile Hak Düşürücü Süre Arasındaki Fark Nedir?

Zamanaşımı ile hak düşürücü süre, benzer şekilde süreye dayalı sonuçlar doğursa da hukuki etkileri bakımından birbirinden ayrılır. Zamanaşımı süresi dolduğunda alacak hakkı sona ermez, sadece dava edilemez hâle gelir. Buna karşın hak düşürücü sürenin sona ermesi, hakkın kendisini ortadan kaldırır. Zamanaşımı def’i borçlu tarafından ileri sürülmezse hâkim bunu dikkate almaz; ancak hak düşürücü sürenin geçip geçmediğini hâkim re’sen değerlendirir.

Zamanaşımı süresinin kesilmesi ve durması mümkündür. Örneğin borçlunun borcu ikrar etmesi ya da dava açılması gibi durumlar zamanaşımını keser. Oysa hak düşürücü süre, kesilmez ya da durmaz; başladığı anda işlemeye başlar ve dolduğunda hakkı tümden ortadan kaldırır. Bu yönüyle zamanaşımı, taraflara daha esnek hareket etme olanağı sağlarken, hak düşürücü süre daha katı ve bağlayıcıdır.

Kriter Zamanaşımı Hak Düşürücü Süre
Hakkın Durumu Hakkı sona erdirmez, sadece dava edilebilme niteliğini ortadan kaldırır. Hakkın kendisini ortadan kaldırır; artık var olmayan bir hak söz konusudur.
Hâkimin Rolü Hâkim zamanaşımını kendiliğinden dikkate almaz, sadece borçlu tarafından ileri sürülürse inceler. Hâkim, hak düşürücü süreyi re’sen dikkate alır ve süresi dolmuşsa davayı reddeder.
Kesilme/Durma Olanakları Kesilebilir ve durabilir (örneğin ikrar, dava açılması gibi hâllerde). Kesilmez ve durmaz; süre işlemeye başladığı andan itibaren kesintisiz işler.
Esneklik Taraflara daha fazla esneklik sağlar; süre kesilebilir ve yeniden başlayabilir. Katıdır; süre bittiğinde hak kesin olarak sona erer.
Hukuki Niteliği Borcun dava edilebilmesini engelleyen bir savunma yoludur (eksik borç doğurur). Hakkın doğrudan sona ermesine neden olan kesin süredir.

Zamanaşımı Def’i Nedir?

Zamanaşımı def’i, borçlunun, zamanaşımına uğramış bir alacak için dava açıldığında, sürenin dolduğunu ileri sürerek borcu ödemekten kaçınmasını sağlayan bir hukuki savunmadır. Bu def’i ileri sürülmediği sürece hâkim, zamanaşımını kendiliğinden göz önüne alamaz. TBK m. 161 bu konuda açıktır: “Zamanaşımı ileri sürülmezse, hâkim bunu kendiliğinden dikkate alamaz.” Bu durum, zamanaşımının maddi hukuk kaynaklı bir hak olarak, usul hukuku yoluyla etkinlik kazandığını gösterir.

Zamanaşımı def’i, HMK m. 116’da sayılan “ilk itirazlar” arasında yer almaz. Bu sebeple süresi içinde ileri sürülmesi gerekir; aksi takdirde “savunmanın genişletilmesi yasağı”na takılır. Yani zamanaşımı def’i, esasa cevap süresi içerisinde dile getirilmezse, karşı tarafın açık muvafakati olmadan mahkemece dikkate alınamaz. Özellikle davalarda stratejik bir savunma aracı olarak kullanılması gereken bu def’i, çoğu zaman davanın sonucunu doğrudan belirleyici bir rol oynar.

Zamanaşımı Def’i İleri Sürülmezse Ne Olur?

Zamanaşımı def’i ileri sürülmezse, borçlu dava konusu borcu ödemek zorunda kalabilir. Bu durum, zamanaşımı süresi dolmuş olsa dahi borcun mahkeme kararıyla tahsil edilmesine neden olur. Hâkim, TBK m. 161 hükmü gereğince zamanaşımı süresinin dolduğunu bilse bile, bu savunma ileri sürülmedikçe dikkate alamaz. Bu da alacaklının pasif kalması nedeniyle yitirdiği dava hakkını, borçlunun pasifliği nedeniyle geri kazanması anlamına gelir.

Ayrıca, borçlu zamanaşımı süresinin dolduğunu bilmeden borcu ifa ederse, bu ödemeyi geri isteyemez. TBK m. 78/2’ye göre, zamanaşımına uğramış bir borcun ifası halinde borçlunun geri isteme hakkı doğmaz. Çünkü bu tür ödemeler eksik borç kapsamında değerlendirilir. Bu sebeple zamanaşımı def’inin zamanında ve açık biçimde ileri sürülmesi, borçlunun hem hukuki hem mali açıdan korunması için zorunludur.

Zamanaşımı Def’inin İleri Sürülme Zamanı ve Şekli

Zamanaşımı def’i, Türk Borçlar Kanunu’na göre borcu sona erdirmeyen, ancak alacaklının alacağını talep etmesini engelleyen bir savunma biçimidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) çerçevesinde, zamanaşımı ilk itirazlar arasında yer almaz; bu nedenle savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirilir. HMK m. 141 hükmü gereği, zamanaşımı def’i davalının ilk savunmalarında yer almalı; dilekçeler teatisi sırasında serbestçe ileri sürülebilmelidir.

Cevap Dilekçesi Verilmeden Zamanaşımı Def’i Yapılabilir mi?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017 tarihli kararına göre, süresinde cevap dilekçesi vermeyen davalı tarafın daha sonra ıslah yoluyla zamanaşımı savunmasında bulunması mümkün değildir. Zira bu uygulama, kaçırılmış sürenin ıslah yoluyla telafi edilmesi anlamına gelir ki bu hem kanunun öngördüğü kesin süre kavramına hem de usul hukukunun temel ilkelerine aykırıdır.

Ön İnceleme Duruşmasında Zamanaşımı Savunması

Dilekçeler aşamasında ileri sürülmeyen zamanaşımı def’i, ön inceleme duruşmasında yalnızca karşı tarafın açık muvafakati ile ileri sürülebilir. HMK m. 137 ve 140 çerçevesinde ön inceleme, tarafların iddia ve savunmalarını netleştirdiği safhadır. Bu aşamada, zamanaşımı savunması ancak davacının açık onayıyla dikkate alınabilir. Aksi hâlde savunmanın genişletilmesi yasağı ihlal edilmiş olur ve bu savunma değerlendirmeye alınamaz.

Zamanaşımı Def’i ile Savunmanın Genişletilmesi Yasağı İlişkisi

HMK m. 141 kapsamında düzenlenen savunmanın genişletilmesi yasağı, zamanaşımı def’inin ön inceleme aşamasında ileri sürülmesini sınırlandırır. Eğer davalı süresinde cevap dilekçesi vermemişse ya da cevap dilekçesinde zamanaşımı def’ine yer vermemişse, bu def’iyi daha sonra ileri sürmesi mümkün değildir; zira karşı tarafın açık muvafakati olmadıkça genişletilmiş savunmalar kabul edilmez. Bu düzenleme, yargılamanın dürüstlük kuralı çerçevesinde yürütülmesini sağlama amacına hizmet eder.

Islah ile Zamanaşımı Def’i

Islah, tarafların usul işlemlerini kısmen ya da tamamen düzeltmelerine olanak tanıyan bir kurumdur. HMK m. 176’ya göre taraflar, usul işlemlerini bir kez olmak üzere ıslah edebilir. Bu kapsamda, davalı taraf süresi içinde verdiği cevap dilekçesinde zamanaşımı def’ini ileri sürmeyi unutmuşsa, ıslah yoluyla bu def’ini sonradan ileri sürebilir. Ancak bu durum, karşı tarafın savunmanın genişletilmesine açıkça karşı çıkmaması şartına bağlıdır. Aksi hâlde ıslah yolu ile zamanaşımı def’i ileri sürülemez.

Yargıtay içtihatlarında bu konuda birlik bulunmamaktadır. Bazı kararlar, ıslah ile zamanaşımı savunmasının yapılabileceğini kabul ederken, bazıları süresinde cevap verilmemişse ıslah hakkının kullanılamayacağını belirtir. Özellikle 2017 tarihli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı, süresinde cevap dilekçesi vermeyen davalının ıslah yoluyla zamanaşımı def’inde bulunamayacağını hükme bağlamıştır. Bu karar ile birlikte artık, ıslahın süre kaçırmanın telafisi için kullanılamayacağı hususu netleşmiştir.

Islah ile Zamanaşımı Savunması Mümkün Müdür?

Islah müessesesi, HMK m. 176 uyarınca, taraflara bir kez olmak üzere usul işlemlerini düzeltme hakkı tanır. Yargıtay uygulaması ve doktrin, süresinde cevap dilekçesi vermiş ancak zamanaşımı savunmasını unutmuş davalının, dilekçesini ıslah ederek bu savunmayı ileri sürebileceğini kabul etmektedir. Ancak dikkat edilmesi gereken husus, bir kere ıslah hakkının kullanılmış olması hâlinde zamanaşımı def’inin ıslah ile ileri sürülemeyecek olmasıdır.

Yargıtay Kararları Işığında Zamanaşımı Def’i
Yargıtay Kararları Işığında Zamanaşımı Def’i

Yargıtay Kararları Işığında Zamanaşımı Def’i

Zamanaşımı Def’inin Süresinde İleri Sürülmemesi

Zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp yalnızca talep edilebilirliğini etkileyen bir savunma olgusudur. Yargıtay’a göre, zamanaşımı def’i ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın varlığı kabul edilerek mahkemece değerlendirme yapılır. Zamanaşımı savunmasının incelenebilmesi için, bu def’inin süresinde ve usulüne uygun şekilde ileri sürülmesi gerekir. Aksi hâlde hâkim tarafından re’sen dikkate alınamaz.

Künye: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/9-707, K. 2022/174

Zamanaşımı Def’inin Islah ile İleri Sürülmesi Mümkündür

Davalı süresi içinde verdiği cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunmamış, daha sonra cevap dilekçesini ıslah ederek bu savunmayı ileri sürmüştür. Yargıtay, HMK m. 141/2 kapsamında savunmanın genişletilmesi yasağının ıslah ve açık muvafakat halleri dışında geçerli olduğunu belirterek, cevap dilekçesi sunulmuş ise ıslah yoluyla zamanaşımı def’inin yapılabileceğini kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/21101, K. 2014/27015, T. 17.09.2014

Zamanaşımı Def’inin Cevap Dilekçesinin Islahı ile İleri Sürülmesi Mümkündür

Yargıtay, cevap dilekçesi verilmiş ancak zamanaşımı def’inde bulunulmamışsa, bu eksikliğin ıslah yoluyla tamamlanabileceğini içtihat etmiştir. HMK m. 176 çerçevesinde ıslahın yalnızca usul işlemlerini düzeltmeye yönelik olduğu ve savunmanın genişletilmesine ilişkin yasağın istisnası olduğu belirtilmiştir.

Künye: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2010/9-629, K. 2011/70, T. 04.06.2011

Cevap Dilekçesi Verilmemesi Halinde Islah ile Zamanaşımı Def’i Yapılamaz

Davalı süresinde cevap dilekçesi sunmamış, daha sonra zamanaşımı def’ini ıslah yoluyla ileri sürmüştür. Ancak Yargıtay, ıslahın süreleri geri getiren bir yol olmadığını, ıslah ile davaya cevap verilmesinin mümkün olmadığını belirtmiş; bu nedenle zamanaşımı def’inin dikkate alınamayacağını hükme bağlamıştır.

Künye: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2016/1209, K. 2017/1075, T. 07.06.2017

Zamanaşımı Süresi Dolmuşsa Dava Reddedilir

Haksız eylemin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mülga TCK hükümlerine göre ceza zamanaşımı süresi beş yıldır. Haksız eylemin gerçekleştiği tarih esas alınarak zamanaşımı süresinin dolduğu tespit edilmiş, davanın bu nedenle reddi yerinde bulunmuştur. Dava, süresi geçtikten sonra açıldığı için zamanaşımı nedeniyle hukuken dinlenemeyeceği kabul edilmiştir.

Künye: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/4-1626, K. 2015, T. 29.04.2015

Islaha Karşı Süresinde Zamanaşımı Def’i İleri Sürülürse İncelenir

Kısmi dava ile açılan davada alacak miktarı ıslah ile artırılmış; davalı, ıslah edilen miktara karşı süresi içinde zamanaşımı savunmasında bulunmuştur. Yargıtay, ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı def’inin değerlendirilmemesinin usul hatası olduğunu belirtmiş ve savunmanın dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır.

Künye: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/18837, K. 2023/861

Zamanaşımı Def’i Eksik Borç Doğurur, İfadan Kaçınılabilir

Yargıtay’a göre, zamanaşımı süresi dolmuş olsa dahi borçlu zamanaşımı savunmasında bulunmamışsa borcu ödemek zorundadır. Ancak zamanaşımı def’i ileri sürülmüşse, artık alacak dava edilemez. Bu durumda alacak eksik borç niteliğine bürünür ve ifa zorunluluğu ortadan kalkar.

Künye: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/12023, K. 2022/15062

 

Avukat Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.
Başa dön tuşu
Ara