Ceza Hukuku

TCK 105/2-b Eğitici, Bakıcı ve Gözetim Yükümlüsünün Cinsel Tacizi

Güncelleme Tarihi: 21 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa

TCK 105/2-b nedir? TCK 105/2-b, cinsel tacizin vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir. Öğretmenin öğrencisine, hekimin hastasına, bakıcının baktığı kişiye yönelik temassız cinsel fiilleri bu kapsamdadır. Ceza yarı oranında artırılır ve şikayet aranmaz; mağduru okulundan eden taciz için taban bir yıldır.

Öğrencinin öğretmenine, hastanın hekimine, bakıma muhtaç kişinin bakıcısına duyduğu güven; bu ilişkilerin işleyebilmesinin ön şartıdır. Tacizin bu güven ilişkilerinin içinden gelmesi, mağduru hem savunmasız yakalar hem şikayet iradesini kilitler. cinsel taciz suçu TCK 105 bu ihaneti nitelikli hal sayar: TCK 105/2-b.

Bu yazıda bentte sayılan yükümlü gruplarını ve sekiz emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz. Aynı yükümlülerin çocuklara karşı temaslı fiilleri için TCK 103/3-d bakım ve gözetim yükümlüsünün istismarı rehberimize bakabilirsiniz.

TCK 105/2-b Nedir?

TCK 105/2-b, fail ile mağdur arasındaki koruma ve güven ilişkisine dayanan artırımdır. Kanun altı sıfat sayar: vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile ve sağlık hizmeti veren; ardından koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan herkesi genel kalıpla kapsama alır. Yükümlülüğün kaynağı kanun, sözleşme veya fiili üstlenme olabilir; belirleyici olan, fiil anında mağdurun failin gözetim ve güven alanında bulunmasıdır. Bent, hem çocuk hem yetişkin mağdurlar yönünden uygulanır: Hekimin yetişkin hastasına tacizi de kapsamdadır.

TCK 105 Kanun Metni

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 105. maddesinin yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.

Cinsel taciz

Madde 105 – (1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikâyeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına, fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) (Değişik: 18/6/2014-6545/61 md.) Suçun;

a) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,

c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

e) Teşhir suretiyle,

işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz.

Kapsamdaki Yükümlüler

  • Eğitici ve öğretici: Okul öğretmenleri, kurs ve etüt hocaları, antrenörler ve eğitmenler; resmi atama şart değildir, fiili eğitim ilişkisi yeterlidir.
  • Sağlık hizmeti verenler: Hekim, hemşire ve diğer sağlık personelinin hasta ile ilişki bağlamındaki temassız cinsel fiilleri; mesleki gereklilik görüntüsü altındaki sözler titizlikle denetlenir.
  • Bakıcı ve gözetim yükümlüleri: Hasta ve yaşlı bakıcıları, çocuk bakıcıları, kreş personeli ve mağdurun emanet edildiği diğer kişiler.
  • Vasi ve koruyucu aile: Mahkeme kararıyla atanan vasi ile koruyucu aile statüsündeki kişiler.
  • Sınır: Fiil temas boyutuna ulaşmışsa artık taciz değil, mağdurun yaşına göre cinsel saldırı veya istismar hükümleri uygulanır ve aynı yükümlülük oradaki artırım bentlerini tetikler.

TCK 105/2-b Cezası Ne Kadar?

  • Yetişkine karşı: Dört ay on beş günden üç yıla kadar hapis.
  • Çocuğa karşı: Dokuz aydan dört buçuk yıla kadar hapis; öğretmen-öğrenci dosyalarının tipik aralığıdır.
  • Son cümle tabanı: Mağdur taciz nedeniyle okulunu veya işini bırakmak zorunda kalmışsa ceza bir yıldan az olamaz.
  • Mesleki sonuçlar: Öğretmen ve sağlık personeli yönünden disiplin soruşturması ve meslekten men, ceza dosyasından bağımsız yürür.

Şikayet, Tutuklama ve Yargılama

  • Şikayet: Nitelikli haller şikayete tabi değildir; okul ve kurum yönetimlerinin öğrendikleri fiili bildirme yükümlülüğü ayrıca gündemdedir.
  • Uzlaştırma: Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yolu kapalıdır; taraflar anlaşsa dahi dosya kamu adına yürütülür.
  • Tutuklama: Suç katalog kapsamında değildir; failin mağdurla temasını kesen adli kontrol tedbirleri ve görevden uzaklaştırma öne çıkar.
  • Görevli mahkeme: Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.
  • İspat rejimi: Bu suçlar çoğu zaman tanıksız ortamlarda işlendiğinden mağdur beyanı merkezi delildir; ancak beyanın mahkumiyete yeterliliği, iç tutarlılık ve dış doğrulama ölçütleriyle denetlenir. Ayrıntılar için cinsel suçlarda ispat ve mağdur beyanı delili rehberimize bakabilirsiniz.
  • İnfaz rejimi: Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda koşullu salıverilme oranı süreli hapiste dörtte üçtür; infaz hesabı için infaz hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz.

Avukata Sor: TCK 105/2-b Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim

Yükümlülük sıfatının kaynağı ve fiil anında sürmesi artırımın ön şartıdır; okul, hastane ve kurum kayıtları dosyanın omurgasını kurar. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.

Avukata Sor

Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetlerimiz, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAUT) uyarınca ücrete tabidir.

TCK 105/2-b Yargıtay Kararları

Aşağıdaki sekiz emsal karar, bu hükmün uygulamadaki sınırlarını çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.

TCK 105/2-B – ÖĞRETMENİN ÖĞRENCİSİNE YÖNELİK CİNSEL TACİZİNDE, ÖĞRETMENLİK SIFATI VE EĞİTİM İLİŞKİSİ NEDENİYLE NİTELİKLİ HÂL UYGULANIR VE SUÇ ŞİKÂYETE BAĞLI DEĞİLDİR

Somut olayda sanığın bir ortaokulda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olarak görev yaptığı, mağdurenin ise aynı okulda yedinci sınıf öğrencisi olduğu anlaşılmıştır. İddianameye göre sanık, mağdurenin sınıfında ders yaptığı sırada onu kitap okutma bahanesiyle sürekli ön sıraya oturtmuş ve mağdurenin bacaklarına bakmıştır. Aynı sınıfta bulunan bir başka öğrenci de sanığın mağdureyi ön sıraya oturttuğunu ve birkaç kez bacaklarına baktığını gördüğünü ifade etmiştir.

Mağdurenin babasının şikâyeti üzerine sanık hakkında TCK 105/1, 105/2-b ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması istemiyle kamu davası açılmıştır. Ancak yargılama sırasında mağdure ile babası şikâyetlerinden vazgeçmiş ve ilk derece mahkemesi bu nedenle kamu davasının düşmesine karar vermiştir. Bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesi düşme hükmünü onamış, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine uyuşmazlık Ceza Genel Kurulunun önüne gelmiştir.

Ceza Genel Kurulu öncelikle TCK 105’in sistematiğini incelemiştir. Maddenin birinci fıkrasının ilk cümlesinde yetişkin mağdura karşı işlenen temel cinsel taciz suçunun mağdurun şikâyetine bağlı olduğu belirtilmiştir. Buna karşılık aynı fıkrada çocuğa karşı cinsel taciz için bağımsız ve daha ağır bir yaptırım öngörülmüş, ikinci fıkrada ise suçun belirli kişiler tarafından veya belirli ilişkilerin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi ayrıca nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir.

Kurul, TCK 105/2’deki nitelikli hâller bakımından kanunda herhangi bir şikâyet şartının öngörülmediğini vurgulamıştır. Bir suçun yalnızca temel şeklinin şikâyete tabi tutulması, aksi kanunda açıkça belirtilmedikçe o suçun nitelikli hâllerinin de şikâyete bağlı olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle öğretmen tarafından öğrenciye karşı işlendiği ileri sürülen TCK 105/2-b kapsamındaki cinsel taciz suçunun resen takip edilmesi gerekir.

Öğretmenlik ilişkisinin ikinci fıkra bakımından önemi, failin öğrenci üzerinde eğitim ve gözetim görevinin bulunmasıdır. TCK 105/2-b’de “eğitici” ve “öğretici” sıfatları açıkça sayılmıştır. Dolayısıyla öğretmenin kendi öğrencisine karşı gerçekleştirdiği cinsel taciz eyleminde bu özel sıfatın suç tarihindeki varlığı ortaya konulduğunda, temel cinsel taciz suçuna göre daha ağır yaptırım gündeme gelir.

Ceza Genel Kurulu ayrıca mağdurun çocuk olması hâlinin de başlı başına önem taşıdığını belirtmiştir. TCK 105/1’in ikinci cümlesi, fiilin çocuğa karşı işlenmesini daha ağır yaptırıma bağlamaktadır. Öğretmenin öğrencisi olan çocuğa yönelik eyleminde hem mağdurun çocuk olması hem de failin öğretici sıfatı suçun hukuki değerlendirilmesinde dikkate alınmaktadır.

Bu nedenle mağdurenin ve babasının duruşmada şikâyetlerinden vazgeçmiş olmaları, sanık hakkındaki davanın düşürülmesini gerektirmez. Nitelikli cinsel taciz suçunun soruşturulması ve kovuşturulması kamu makamlarınca resen yürütülmelidir. İlk derece mahkemesinin şikâyetten vazgeçme nedeniyle verdiği düşme hükmünün hukuki dayanağı bulunmamaktadır.

Kararın ayrıca zamanaşımı bakımından da önemli sonuçları bulunmaktadır. Nitelikli hâlin şikâyete bağlı olmadığının kabul edilmesi üzerine, dava zamanaşımının hangi hükümlere göre hesaplanacağı ve somut dosyada sürenin dolup dolmadığı ayrıca değerlendirilmiştir. Böylelikle suç vasfının doğru belirlenmesinin yalnızca ceza miktarını değil, muhakeme şartları ve zamanaşımını da doğrudan etkilediği ortaya konulmuştur.

Sonuç olarak Ceza Genel Kurulu, öğretmenin öğrencisine yönelik TCK 105/2-b kapsamındaki cinsel taciz eyleminin nitelikli cinsel taciz suçu olduğunu; bu nitelikli hâlin soruşturulması ve kovuşturulmasının mağdurun şikâyetine bağlı bulunmadığını ve mağdur ile kanuni temsilcisinin şikâyetten vazgeçmesinin kamu davasının düşürülmesi sonucunu doğurmayacağını kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.02.2024, E. 2024/58, K. 2024/81

TCK 105/2-B – OKUL SERVİSİ ŞOFÖRÜNÜN ÖĞRENCİYE YÖNELİK CİNSEL TACİZİNDE, MAĞDURUN FAILİN GÖZETİM VE TAŞIMA SORUMLULUĞUNA BIRAKILMIŞ OLMASI NİTELİKLİ HÂLİN UYGULANMASINI GEREKTİRİR

Somut olayda mağdure bir Anadolu Lisesinde öğrenci olup okula gidip gelirken sanığın kullandığı öğrenci servisinden yararlanmaktadır. Sanık ise öğrencileri okuldan alıp evlerine bırakan servis şoförüdür. Olay günü mağdure diğer öğrencilerle birlikte servis aracına binmiş, yolculuk devam ederken sanık mağdureye onu en son indireceğini söylemiştir.

Serviste bulunan diğer öğrencilerin araçtan ayrılmasından sonra sanık mağdureyle yalnız kalmıştır. Dosyadaki tanık anlatımlarına göre sanık daha önce öğrencilere “aksiyon yaşatacağım” benzeri ifadeler kullanmış, mağdureyle yalnız kaldıktan sonra aracın ışıklarını kapatmış ve mağdureye yakınlarda kendisine ait bir “bekâr evi” bulunduğunu söyleyerek oraya birlikte gitmeyi teklif etmiştir.

Mağdure olayın hemen ardından bir arkadaşını ve daha sonra ağabeyini arayarak yaşadıklarını ağlayarak anlatmıştır. Mağdurenin aşamalardaki anlatımlarının öz itibarıyla değişmediği, anlatımların tanık ifadeleriyle desteklendiği ve sanıkla mağdure arasında bu derece ağır bir suç isnadını açıklayabilecek ciddi bir husumetin bulunmadığı değerlendirilmiştir.

İlk derece mahkemesi, sanığın söz konusu davranışının cinsel amaç taşıdığını ve mağdureye yönelik cinsel taciz suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. Sanıkla mağdure arasındaki okul servisi ilişkisi nedeniyle mağdurenin belirli süre boyunca sanığın gözetimi ve sorumluluğu altında bulunduğu, sanığın da bu konumdan kaynaklanan imkânlardan yararlanarak eylemini gerçekleştirdiği değerlendirilmiştir.

Mahkeme bu nedenle sanık hakkında TCK 105/1’in çocuğa karşı cinsel tacize ilişkin hükmünü uyguladıktan sonra TCK 105/2-b uyarınca ayrıca artırım yapmıştır. Sanık müdafii ise cinsel taciz eyleminin gerçekleşmediğini, mağdurenin anlatımlarının güvenilir olmadığını ve tanık ifadeleri arasında çelişkiler bulunduğunu ileri sürmüştür.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, yargılama sırasında ileri sürülen iddia ve savunmaların mahkemece tartışıldığını, mağdur beyanlarının dosyanın diğer delilleriyle desteklendiğini ve mahkûmiyete ilişkin vicdani kanaatin somut verilere dayandırıldığını kabul etmiştir. Daire, sanığın cinsel taciz suçundan mahkûmiyetine ilişkin suç vasfı ile yaptırımın doğru belirlendiğini ifade etmiştir.

Kararın TCK 105/2-b açısından önemi, koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü kavramının yalnızca anne, baba, vasi veya klasik anlamdaki bakıcılarla sınırlı olmadığını göstermesidir. Çocuğun eğitim kurumuna ulaşımı sırasında güvenliği ve belirli ölçüde gözetimi kendisine bırakılan okul servisi şoförü de somut ilişkinin niteliğine göre bu kapsamda değerlendirilebilir.

Bununla birlikte her servis şoförünün çocuğa yönelik her cinsel tacizinde ikinci fıkranın otomatik olarak uygulanacağı söylenemez. Failin mağdurla arasındaki ilişkinin olay tarihinde gerçekten koruma veya gözetim yükümlülüğü yaratıp yaratmadığı ve suçun bu ilişkinin bulunduğu ortam içerisinde işlenip işlenmediği somut olay üzerinden belirlenmelidir.

Sonuç olarak Yargıtay, okul servisinin şoförü olan sanığın, taşıdığı çocuk mağdureyle diğer öğrenciler indikten sonra yalnız kalmasının sağladığı ortamda cinsel içerikli tekliflerde bulunmasını TCK 105 kapsamında cinsel taciz olarak değerlendirmiş ve sanık ile mağdur arasındaki koruma-gözetim ilişkisi nedeniyle TCK 105/2-b’nin uygulanmasını hukuka uygun bulmuştur.

Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 04.05.2023, E. 2021/18002, K. 2023/2783

TCK 105/2-B – ÖĞRETMENİN ÖĞRENCİSİNE YÖNELİK CİNSEL TACİZİNDE MAĞDURUN ŞİKÂYETTEN VAZGEÇMESİ DAVAYI DÜŞÜRMEZ; ÇÜNKÜ EĞİTİCİ VEYA ÖĞRETİCİ TARAFINDAN İŞLENEN NİTELİKLİ HÂL RESEN TAKİP EDİLİR

Somut olayda ortaokul öğrencisi olan çocuk mağdureye yönelik cinsel taciz eylemlerinin kendi sınıfında ders veren öğretmen tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülmüştür. Sanığın mağdureyi ders sırasında ön sıraya oturtarak vücuduna ve özellikle bacaklarına cinsel amaçlı biçimde baktığı iddia edilmiş, bu olgunun sınıfta bulunan başka bir öğrenci tarafından da gözlemlendiği belirtilmiştir.

Sanık hakkında açılan davada sevk maddeleri arasında TCK 105/1 ile birlikte TCK 105/2-b de gösterilmiştir. Bu nedenle sanığa isnat edilen fiil yalnızca temel cinsel taciz suçu değil, failin öğretici sıfatına dayanan nitelikli şeklidir.

Mağdurenin ve babasının daha sonra şikâyetten vazgeçmesi üzerine yerel mahkeme kamu davasını düşürmüştür. Uyuşmazlık bunun üzerine Yargıtay önüne gelmiş ve cinsel taciz suçunun nitelikli hâllerinde şikâyetin hukuki niteliği tartışılmıştır.

Ceza Genel Kurulu, TCK 105/1’in ilk cümlesindeki şikâyet şartının yalnızca suçun temel şekline ilişkin olduğunu kabul etmiştir. Kanun koyucunun ikinci fıkradaki nitelikli hâller yönünden ayrıca şikâyet şartı öngörmemiş olması karşısında, bunların resen soruşturulması ve kovuşturulması gerekir.

Bu yorum, ikinci fıkranın düzenlenme amacıyla da uyumludur. Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile, sağlık hizmeti veren veya koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişilerin mağdur üzerindeki özel konumu nedeniyle suç daha ağır kabul edilmektedir. Böyle bir suçun takibinin daha sonra mağdurun şikâyet iradesine bırakılması, nitelikli hâlin korunma amacını önemli ölçüde zayıflatacaktır.

Özellikle çocuk mağdurlar bakımından failin öğretmen, bakıcı veya koruyucu konumda bulunması mağdurun şikâyet iradesini de etkileyebilecek bir ilişki yaratabilir. Bu nedenle kanun koyucunun nitelikli hâlleri resen takip edilen suçlar olarak düzenlediği kabul edilmiştir.

Ceza Genel Kurulu ayrıca TCK 105/1’de çocuğa karşı cinsel taciz için bağımsız yaptırım öngörülmüş olmasını da dikkate almıştır. Kurula göre çocuklara karşı cinsel taciz ve ikinci fıkradaki nitelikli cinsel taciz hâlleri bakımından kanunda açıkça şikâyet koşulu bulunmamaktadır.

Böylece öğretmen tarafından öğrencisine karşı gerçekleştirilen cinsel taciz eyleminde mağdurun veya kanuni temsilcisinin daha sonra şikâyetini geri alması yargılamanın sona erdirilmesi sonucunu doğurmaz. Mahkemenin delilleri değerlendirerek suçun sübutu hakkında esasa ilişkin karar vermesi gerekir.

Sonuç olarak Ceza Genel Kurulu, TCK 105/2-b kapsamında eğitici veya öğretici tarafından işlenen cinsel taciz suçunun şikâyete bağlı olmadığını; öğrencinin ve kanuni temsilcisinin şikâyetten vazgeçmesinin kamu davasını düşürmeyeceğini ve kovuşturmanın resen sürdürülmesi gerektiğini kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.02.2024, E. 2024/58, K. 2024/81

TCK 105/2-B – ÜCRETLİ ÖĞRETMENİN KENDİ DERSİNE GİRDİĞİ ÖĞRENCİYE YÖNELİK CİNSEL TACİZİNDE ÖĞRETİCİ SIFATI NEDENİYLE NİTELİKLİ HÂL UYGULANMALI VE ŞİKÂYETTEN VAZGEÇME NEDENİYLE DÜŞME KARARI VERİLMEMELİDİR

Somut olayda sanığın ücretli Türkçe öğretmeni olarak görev yaptığı ve mağdur çocuğun derslerine girdiği anlaşılmıştır. Sanığa isnat edilen cinsel taciz eylemi nedeniyle yerel mahkemede yapılan yargılama sırasında mağdurun şikâyet iradesinde değişiklik meydana gelmiş ve suçun takibinin şikâyete bağlı olup olmadığı tartışma konusu olmuştur.

İlk derece mahkemesi olayı temel cinsel taciz suçu gibi değerlendirmiş ve mağdurun şikâyetine ilişkin durum üzerinden karar vermiştir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi ise sanığın mağdureyle ilişkisinin sıradan kişiler arasındaki ilişki olmadığını, sanığın mağdurun derslerine giren öğretmen olduğunu vurgulamıştır.

TCK 105/2-b’de suçun “vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından” işlenmesi açıkça nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle sanığın kadrolu değil ücretli öğretmen olması, öğretici sıfatını ortadan kaldırmaz.

Belirleyici olan, sanığın suç tarihinde mağdurun eğitim ve öğretimini fiilen üstlenen kişi konumunda bulunmasıdır. Failin çalışma ilişkisinin kadrolu, sözleşmeli veya ücretli biçimde kurulması ikinci fıkranın uygulanması bakımından tek başına belirleyici değildir. Önemli olan failin mağdur üzerinde kanunun saydığı eğitici veya öğretici sıfatına sahip olmasıdır.

Daire bu nedenle sanık hakkında TCK 105/2-b’nin uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Failin öğretmenlik sıfatı göz ardı edilerek olayın yalnızca TCK 105/1 kapsamında değerlendirilmesi, suç vasfının eksik belirlenmesi sonucunu doğurmaktadır.

Bunun doğrudan muhakeme hukuku sonucu da bulunmaktadır. TCK 105/2 kapsamında nitelikli cinsel taciz suçunun takibi şikâyete bağlı değildir. Dolayısıyla mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi veya şikâyetçi olmadığını açıklaması nedeniyle kamu davasının düşürülmesi mümkün değildir.

Yargıtay bu nedenle yerel mahkemenin sanığın öğretici sıfatını ve bunun hukuki sonucunu değerlendirmemesini isabetsiz bulmuştur. Sanığın mağdurun derslerine girdiğinin anlaşılması karşısında TCK 105/2-b uygulanmalı ve dava resen yürütülmelidir. Bu kararın künyesi ve öğretmenlik sıfatına ilişkin uygulama, sunulan tezde de açıkça aktarılmıştır.

Sonuç olarak Yargıtay, ücretli öğretmen olarak görev yapan ve mağdurun derslerine giren sanığın öğretici sıfatına sahip olduğunu; bu nedenle cinsel taciz eyleminde TCK 105/2-b uyarınca nitelikli hâlin uygulanması gerektiğini ve suçun şikâyete bağlı olmaması nedeniyle mağdurun şikâyetinden vazgeçmesine dayanılarak kamu davasının düşürülemeyeceğini kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 22.04.2019, E. 2018/5125, K. 2019/9258

TCK 105/2-B – ÖĞRETMENİN ÖĞRENCİSİNE YÖNELİK CİNSEL TACİZİNDE, ÖĞRETMENLİK SIFATI VE EĞİTİM İLİŞKİSİ NEDENİYLE NİTELİKLİ HÂL UYGULANIR VE SUÇ ŞİKÂYETE BAĞLI DEĞİLDİR

Somut olayda sanığın bir ortaokulda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olarak görev yaptığı, mağdurenin ise aynı okulda yedinci sınıf öğrencisi olduğu anlaşılmıştır. İddianameye göre sanık, mağdurenin sınıfında ders yaptığı sırada onu kitap okutma bahanesiyle sürekli ön sıraya oturtmuş ve mağdurenin bacaklarına bakmıştır. Aynı sınıfta bulunan bir başka öğrenci de sanığın mağdureyi ön sıraya oturttuğunu ve birkaç kez bacaklarına baktığını gördüğünü ifade etmiştir.

Mağdurenin babasının şikâyeti üzerine sanık hakkında TCK 105/1, 105/2-b ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması istemiyle kamu davası açılmıştır. Ancak yargılama sırasında mağdure ile babası şikâyetlerinden vazgeçmiş ve ilk derece mahkemesi bu nedenle kamu davasının düşmesine karar vermiştir. Bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesi düşme hükmünü onamış, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine uyuşmazlık Ceza Genel Kurulunun önüne gelmiştir.

Ceza Genel Kurulu öncelikle TCK 105’in sistematiğini incelemiştir. Maddenin birinci fıkrasının ilk cümlesinde yetişkin mağdura karşı işlenen temel cinsel taciz suçunun mağdurun şikâyetine bağlı olduğu belirtilmiştir. Buna karşılık aynı fıkrada çocuğa karşı cinsel taciz için bağımsız ve daha ağır bir yaptırım öngörülmüş, ikinci fıkrada ise suçun belirli kişiler tarafından veya belirli ilişkilerin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi ayrıca nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir.

Kurul, TCK 105/2’deki nitelikli hâller bakımından kanunda herhangi bir şikâyet şartının öngörülmediğini vurgulamıştır. Bir suçun yalnızca temel şeklinin şikâyete tabi tutulması, aksi kanunda açıkça belirtilmedikçe o suçun nitelikli hâllerinin de şikâyete bağlı olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle öğretmen tarafından öğrenciye karşı işlendiği ileri sürülen TCK 105/2-b kapsamındaki cinsel taciz suçunun resen takip edilmesi gerekir.

Öğretmenlik ilişkisinin ikinci fıkra bakımından önemi, failin öğrenci üzerinde eğitim ve gözetim görevinin bulunmasıdır. TCK 105/2-b’de “eğitici” ve “öğretici” sıfatları açıkça sayılmıştır. Dolayısıyla öğretmenin kendi öğrencisine karşı gerçekleştirdiği cinsel taciz eyleminde bu özel sıfatın suç tarihindeki varlığı ortaya konulduğunda, temel cinsel taciz suçuna göre daha ağır yaptırım gündeme gelir.

Ceza Genel Kurulu ayrıca mağdurun çocuk olması hâlinin de başlı başına önem taşıdığını belirtmiştir. TCK 105/1’in ikinci cümlesi, fiilin çocuğa karşı işlenmesini daha ağır yaptırıma bağlamaktadır. Öğretmenin öğrencisi olan çocuğa yönelik eyleminde hem mağdurun çocuk olması hem de failin öğretici sıfatı suçun hukuki değerlendirilmesinde dikkate alınmaktadır.

Bu nedenle mağdurenin ve babasının duruşmada şikâyetlerinden vazgeçmiş olmaları, sanık hakkındaki davanın düşürülmesini gerektirmez. Nitelikli cinsel taciz suçunun soruşturulması ve kovuşturulması kamu makamlarınca resen yürütülmelidir. İlk derece mahkemesinin şikâyetten vazgeçme nedeniyle verdiği düşme hükmünün hukuki dayanağı bulunmamaktadır.

Kararın ayrıca zamanaşımı bakımından da önemli sonuçları bulunmaktadır. Nitelikli hâlin şikâyete bağlı olmadığının kabul edilmesi üzerine, dava zamanaşımının hangi hükümlere göre hesaplanacağı ve somut dosyada sürenin dolup dolmadığı ayrıca değerlendirilmiştir. Böylelikle suç vasfının doğru belirlenmesinin yalnızca ceza miktarını değil, muhakeme şartları ve zamanaşımını da doğrudan etkilediği ortaya konulmuştur.

Sonuç olarak Ceza Genel Kurulu, öğretmenin öğrencisine yönelik TCK 105/2-b kapsamındaki cinsel taciz eyleminin nitelikli cinsel taciz suçu olduğunu; bu nitelikli hâlin soruşturulması ve kovuşturulmasının mağdurun şikâyetine bağlı bulunmadığını ve mağdur ile kanuni temsilcisinin şikâyetten vazgeçmesinin kamu davasının düşürülmesi sonucunu doğurmayacağını kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.02.2024, E. 2024/58, K. 2024/81

TCK 105/2-B – OKUL SERVİSİ ŞOFÖRÜNÜN ÖĞRENCİYE YÖNELİK CİNSEL TACİZİNDE, MAĞDURUN FAILİN GÖZETİM VE TAŞIMA SORUMLULUĞUNA BIRAKILMIŞ OLMASI NİTELİKLİ HÂLİN UYGULANMASINI GEREKTİRİR

Somut olayda mağdure bir Anadolu Lisesinde öğrenci olup okula gidip gelirken sanığın kullandığı öğrenci servisinden yararlanmaktadır. Sanık ise öğrencileri okuldan alıp evlerine bırakan servis şoförüdür. Olay günü mağdure diğer öğrencilerle birlikte servis aracına binmiş, yolculuk devam ederken sanık mağdureye onu en son indireceğini söylemiştir.

Serviste bulunan diğer öğrencilerin araçtan ayrılmasından sonra sanık mağdureyle yalnız kalmıştır. Dosyadaki tanık anlatımlarına göre sanık daha önce öğrencilere “aksiyon yaşatacağım” benzeri ifadeler kullanmış, mağdureyle yalnız kaldıktan sonra aracın ışıklarını kapatmış ve mağdureye yakınlarda kendisine ait bir “bekâr evi” bulunduğunu söyleyerek oraya birlikte gitmeyi teklif etmiştir.

Mağdure olayın hemen ardından bir arkadaşını ve daha sonra ağabeyini arayarak yaşadıklarını ağlayarak anlatmıştır. Mağdurenin aşamalardaki anlatımlarının öz itibarıyla değişmediği, anlatımların tanık ifadeleriyle desteklendiği ve sanıkla mağdure arasında bu derece ağır bir suç isnadını açıklayabilecek ciddi bir husumetin bulunmadığı değerlendirilmiştir.

İlk derece mahkemesi, sanığın söz konusu davranışının cinsel amaç taşıdığını ve mağdureye yönelik cinsel taciz suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. Sanıkla mağdure arasındaki okul servisi ilişkisi nedeniyle mağdurenin belirli süre boyunca sanığın gözetimi ve sorumluluğu altında bulunduğu, sanığın da bu konumdan kaynaklanan imkânlardan yararlanarak eylemini gerçekleştirdiği değerlendirilmiştir.

Mahkeme bu nedenle sanık hakkında TCK 105/1’in çocuğa karşı cinsel tacize ilişkin hükmünü uyguladıktan sonra TCK 105/2-b uyarınca ayrıca artırım yapmıştır. Sanık müdafii ise cinsel taciz eyleminin gerçekleşmediğini, mağdurenin anlatımlarının güvenilir olmadığını ve tanık ifadeleri arasında çelişkiler bulunduğunu ileri sürmüştür.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, yargılama sırasında ileri sürülen iddia ve savunmaların mahkemece tartışıldığını, mağdur beyanlarının dosyanın diğer delilleriyle desteklendiğini ve mahkûmiyete ilişkin vicdani kanaatin somut verilere dayandırıldığını kabul etmiştir. Daire, sanığın cinsel taciz suçundan mahkûmiyetine ilişkin suç vasfı ile yaptırımın doğru belirlendiğini ifade etmiştir.

Kararın TCK 105/2-b açısından önemi, koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü kavramının yalnızca anne, baba, vasi veya klasik anlamdaki bakıcılarla sınırlı olmadığını göstermesidir. Çocuğun eğitim kurumuna ulaşımı sırasında güvenliği ve belirli ölçüde gözetimi kendisine bırakılan okul servisi şoförü de somut ilişkinin niteliğine göre bu kapsamda değerlendirilebilir.

Bununla birlikte her servis şoförünün çocuğa yönelik her cinsel tacizinde ikinci fıkranın otomatik olarak uygulanacağı söylenemez. Failin mağdurla arasındaki ilişkinin olay tarihinde gerçekten koruma veya gözetim yükümlülüğü yaratıp yaratmadığı ve suçun bu ilişkinin bulunduğu ortam içerisinde işlenip işlenmediği somut olay üzerinden belirlenmelidir.

Sonuç olarak Yargıtay, okul servisinin şoförü olan sanığın, taşıdığı çocuk mağdureyle diğer öğrenciler indikten sonra yalnız kalmasının sağladığı ortamda cinsel içerikli tekliflerde bulunmasını TCK 105 kapsamında cinsel taciz olarak değerlendirmiş ve sanık ile mağdur arasındaki koruma-gözetim ilişkisi nedeniyle TCK 105/2-b’nin uygulanmasını hukuka uygun bulmuştur.

Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 04.05.2023, E. 2021/18002, K. 2023/2783

TCK 105/2-B – ÖĞRETMENİN ÖĞRENCİSİNE YÖNELİK CİNSEL TACİZİNDE MAĞDURUN ŞİKÂYETTEN VAZGEÇMESİ DAVAYI DÜŞÜRMEZ; ÇÜNKÜ EĞİTİCİ VEYA ÖĞRETİCİ TARAFINDAN İŞLENEN NİTELİKLİ HÂL RESEN TAKİP EDİLİR

Somut olayda ortaokul öğrencisi olan çocuk mağdureye yönelik cinsel taciz eylemlerinin kendi sınıfında ders veren öğretmen tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülmüştür. Sanığın mağdureyi ders sırasında ön sıraya oturtarak vücuduna ve özellikle bacaklarına cinsel amaçlı biçimde baktığı iddia edilmiş, bu olgunun sınıfta bulunan başka bir öğrenci tarafından da gözlemlendiği belirtilmiştir.

Sanık hakkında açılan davada sevk maddeleri arasında TCK 105/1 ile birlikte TCK 105/2-b de gösterilmiştir. Bu nedenle sanığa isnat edilen fiil yalnızca temel cinsel taciz suçu değil, failin öğretici sıfatına dayanan nitelikli şeklidir.

Mağdurenin ve babasının daha sonra şikâyetten vazgeçmesi üzerine yerel mahkeme kamu davasını düşürmüştür. Uyuşmazlık bunun üzerine Yargıtay önüne gelmiş ve cinsel taciz suçunun nitelikli hâllerinde şikâyetin hukuki niteliği tartışılmıştır.

Ceza Genel Kurulu, TCK 105/1’in ilk cümlesindeki şikâyet şartının yalnızca suçun temel şekline ilişkin olduğunu kabul etmiştir. Kanun koyucunun ikinci fıkradaki nitelikli hâller yönünden ayrıca şikâyet şartı öngörmemiş olması karşısında, bunların resen soruşturulması ve kovuşturulması gerekir.

Bu yorum, ikinci fıkranın düzenlenme amacıyla da uyumludur. Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile, sağlık hizmeti veren veya koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişilerin mağdur üzerindeki özel konumu nedeniyle suç daha ağır kabul edilmektedir. Böyle bir suçun takibinin daha sonra mağdurun şikâyet iradesine bırakılması, nitelikli hâlin korunma amacını önemli ölçüde zayıflatacaktır.

Özellikle çocuk mağdurlar bakımından failin öğretmen, bakıcı veya koruyucu konumda bulunması mağdurun şikâyet iradesini de etkileyebilecek bir ilişki yaratabilir. Bu nedenle kanun koyucunun nitelikli hâlleri resen takip edilen suçlar olarak düzenlediği kabul edilmiştir.

Ceza Genel Kurulu ayrıca TCK 105/1’de çocuğa karşı cinsel taciz için bağımsız yaptırım öngörülmüş olmasını da dikkate almıştır. Kurula göre çocuklara karşı cinsel taciz ve ikinci fıkradaki nitelikli cinsel taciz hâlleri bakımından kanunda açıkça şikâyet koşulu bulunmamaktadır.

Böylece öğretmen tarafından öğrencisine karşı gerçekleştirilen cinsel taciz eyleminde mağdurun veya kanuni temsilcisinin daha sonra şikâyetini geri alması yargılamanın sona erdirilmesi sonucunu doğurmaz. Mahkemenin delilleri değerlendirerek suçun sübutu hakkında esasa ilişkin karar vermesi gerekir.

Sonuç olarak Ceza Genel Kurulu, TCK 105/2-b kapsamında eğitici veya öğretici tarafından işlenen cinsel taciz suçunun şikâyete bağlı olmadığını; öğrencinin ve kanuni temsilcisinin şikâyetten vazgeçmesinin kamu davasını düşürmeyeceğini ve kovuşturmanın resen sürdürülmesi gerektiğini kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.02.2024, E. 2024/58, K. 2024/81

TCK 105/2-B – ÜCRETLİ ÖĞRETMENİN KENDİ DERSİNE GİRDİĞİ ÖĞRENCİYE YÖNELİK CİNSEL TACİZİNDE ÖĞRETİCİ SIFATI NEDENİYLE NİTELİKLİ HÂL UYGULANMALI VE ŞİKÂYETTEN VAZGEÇME NEDENİYLE DÜŞME KARARI VERİLMEMELİDİR

Somut olayda sanığın ücretli Türkçe öğretmeni olarak görev yaptığı ve mağdur çocuğun derslerine girdiği anlaşılmıştır. Sanığa isnat edilen cinsel taciz eylemi nedeniyle yerel mahkemede yapılan yargılama sırasında mağdurun şikâyet iradesinde değişiklik meydana gelmiş ve suçun takibinin şikâyete bağlı olup olmadığı tartışma konusu olmuştur.

İlk derece mahkemesi olayı temel cinsel taciz suçu gibi değerlendirmiş ve mağdurun şikâyetine ilişkin durum üzerinden karar vermiştir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi ise sanığın mağdureyle ilişkisinin sıradan kişiler arasındaki ilişki olmadığını, sanığın mağdurun derslerine giren öğretmen olduğunu vurgulamıştır.

TCK 105/2-b’de suçun “vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından” işlenmesi açıkça nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle sanığın kadrolu değil ücretli öğretmen olması, öğretici sıfatını ortadan kaldırmaz.

Belirleyici olan, sanığın suç tarihinde mağdurun eğitim ve öğretimini fiilen üstlenen kişi konumunda bulunmasıdır. Failin çalışma ilişkisinin kadrolu, sözleşmeli veya ücretli biçimde kurulması ikinci fıkranın uygulanması bakımından tek başına belirleyici değildir. Önemli olan failin mağdur üzerinde kanunun saydığı eğitici veya öğretici sıfatına sahip olmasıdır.

Daire bu nedenle sanık hakkında TCK 105/2-b’nin uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Failin öğretmenlik sıfatı göz ardı edilerek olayın yalnızca TCK 105/1 kapsamında değerlendirilmesi, suç vasfının eksik belirlenmesi sonucunu doğurmaktadır.

Bunun doğrudan muhakeme hukuku sonucu da bulunmaktadır. TCK 105/2 kapsamında nitelikli cinsel taciz suçunun takibi şikâyete bağlı değildir. Dolayısıyla mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi veya şikâyetçi olmadığını açıklaması nedeniyle kamu davasının düşürülmesi mümkün değildir.

Yargıtay bu nedenle yerel mahkemenin sanığın öğretici sıfatını ve bunun hukuki sonucunu değerlendirmemesini isabetsiz bulmuştur. Sanığın mağdurun derslerine girdiğinin anlaşılması karşısında TCK 105/2-b uygulanmalı ve dava resen yürütülmelidir. Bu kararın künyesi ve öğretmenlik sıfatına ilişkin uygulama, sunulan tezde de açıkça aktarılmıştır.

Sonuç olarak Yargıtay, ücretli öğretmen olarak görev yapan ve mağdurun derslerine giren sanığın öğretici sıfatına sahip olduğunu; bu nedenle cinsel taciz eyleminde TCK 105/2-b uyarınca nitelikli hâlin uygulanması gerektiğini ve suçun şikâyete bağlı olmaması nedeniyle mağdurun şikâyetinden vazgeçmesine dayanılarak kamu davasının düşürülemeyeceğini kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 22.04.2019, E. 2018/5125, K. 2019/9258

TCK 105/2-b Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu

TCK 105/2-b Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
Somut Durum Yargıtay Nitelendirmesi Gerekçenin Özü
Öğretmenin öğrencisine cinsel içerikli söz ve mesajları TCK 105/2-b Eğitici ve öğretici sıfatı bent kapsamındadır
Hekimin hastasına muayene bağlamı dışında cinsel sözleri TCK 105/2-b Sağlık hizmeti veren sıfatı açıkça sayılmıştır
Kurs ve antrenman hocasının tacizi TCK 105/2-b Fiili eğitim ilişkisi de yükümlülük doğurur
Fiilin temas boyutuna ulaşması TCK 102 veya 103 hükümleri Temas, fiili taciz olmaktan çıkarır
Öğrencinin taciz nedeniyle okulu bırakması Ceza bir yıldan az olamaz Fıkranın son cümlesi devreye girer

Serinin diğer yazıları için TCK 105/2-a kamu görevi, hizmet veya aile içi ilişkide taciz, TCK 105/2 son cümle: işi, okulu veya aileyi bırakma ile çocuk mağdurlu temaslı fiiller için TCK 103/1 rehberimizi inceleyebilirsiniz.

Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:

Sık Sorulan Sorular

TCK 105/2-b nedir?

TCK 105/2-b, cinsel tacizin vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile, sağlık hizmeti veren veya koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir; ceza yarı oranında artırılır.

Öğretmenin öğrenciye tacizinin cezası ne kadar?

Çocuk öğrenciye karşı ceza 9 aydan 4,5 yıla kadar hapistir; öğrenci taciz nedeniyle okulu bırakmak zorunda kalmışsa ceza 1 yıldan az olamaz. Ayrıca disiplin süreci yürür.

Doktorun hastaya cinsel içerikli sözleri suç mu?

Evet. Sağlık hizmeti veren sıfatıyla hastaya yönelik temassız cinsel fiiller bu bent kapsamındadır ve ceza artırımlı uygulanır; temas varsa fiil cinsel saldırıya dönüşür.

Özel ders hocası da kapsama girer mi?

Evet. Resmi atama aranmaz; fiili eğitim ve öğretim ilişkisi yükümlülük doğurur. Antrenör ve kurs eğitmenleri de kapsamdadır.

Bu bentte şikayet aranır mı?

Hayır. Nitelikli hallerde soruşturma kendiliğinden yürütülür; mağdurun vazgeçmesi yargılamayı durdurmaz.

Fiil dokunma boyutuna ulaşırsa ne olur?

Temas, fiili taciz olmaktan çıkarır: Mağdurun yaşına göre cinsel saldırı veya cinsel istismar hükümleri uygulanır ve aynı yükümlülük oradaki artırımları tetikler.

TCK 105/2-b davasında avukat desteği neden önemli?

Yükümlülüğün kaynağı ve fiil anındaki varlığı artırımın kaderini belirler; ceza ve disiplin süreçleri birlikte yönetilmelidir. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.

Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?

Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur ve yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ankara Barosuna kayıtlı olarak (Sicil No: 34507) Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosunun kurucu avukatı sıfatıyla ağırlıklı olarak ceza hukuku alanında çalışmakta; cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda hem müdafilik hem mağdur vekilliği görevi yürütmektedir. Bu yazı, TCK 105/2-b eğitici, bakıcı ve gözetim yükümlüsünün cinsel tacizi konusundaki güncel Yargıtay içtihatları taranarak hazırlanmıştır ve bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya özgü hukuki danışmanlık yerine geçmez.

TCK 105/2-b Kapsamındaki Taciz Dosyasında Ankara Ceza Avukatı Desteği

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda nitelendirme, beyan delilinin denetimi ve usul güvencelerinin takibi sonucu kökten değiştirir. Cinsel taciz suçu TCK 105 rehberimizi inceleyebilir, dosyanız için Ankara ceza avukatı desteği alabilirsiniz.

Ankara Avukat

Avukat Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Ara