Ceza Hukuku

TCK 105/2-e Teşhir Suretiyle Cinsel Taciz Suçu ve Cezası

Güncelleme Tarihi: 21 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa

TCK 105/2-e nedir? TCK 105/2-e, cinsel tacizin teşhir suretiyle işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir: Failin, cinsel amaçla vücudunun cinsel bölgelerini belirli bir mağdura göstermesidir. Fiil belirli bir kişiye yöneldiğinde bu bent; aleni ortamda herkese karşı işlendiğinde ise hayasızca hareketler suçu (TCK 225) uygulanır. Ceza yarı oranında artırılır: Yetişkine karşı 4 ay 15 günden 3 yıla, çocuğa karşı 9 aydan 4,5 yıla kadar hapistir ve şikayet aranmaz. Görüntülü arama ve kamera yoluyla teşhir de kapsamdadır.

Tacizin sözsüz biçimi de vardır: Failin, vücudunu mağdurun iradesine rağmen cinsel bir mesaj olarak dayatması. Sokakta, araçta veya bir ekranın ucunda gerçekleşen teşhir; mağduru hazırlıksız yakalayan, savunma imkanı tanımayan bir saldırıdır. cinsel taciz suçu TCK 105 bunu son nitelikli hal olarak düzenler: TCK 105/2-e.

Bu yazıda teşhir kavramını, hayasızca hareketler suçuyla kritik ayrımı ve sekiz emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz. Dijital araçlarla birleşen teşhir fiilleri için TCK 105/2-d elektronik haberleşme araçlarıyla taciz rehberimize bakabilirsiniz.

TCK 105/2-e Nedir?

TCK 105/2-e, 2014 yılında 6545 sayılı Kanunla eklenen benttir ve tacizin teşhir yoluyla işlenmesini artırım nedeni sayar. Teşhir; failin vücudunun cinsel bölgelerini, cinsel amaçla ve mağdurun iradesine rağmen göstermesidir. Bendin uygulanma anahtarı fiilin yönelişidir: Teşhir belirli bir mağduru hedef almışsa cinsel taciz kapsamındadır; belirli bir kişiye değil aleniyete, yani herkese yönelmişse fiil hayasızca hareketler suçunu (TCK 225) oluşturur ve ceza rejimi tamamen değişir. Fiziksel ortam şart değildir: Görüntülü arama ve kamera yoluyla teşhir de bent kapsamındadır.

TCK 105 Kanun Metni

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 105. maddesinin yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.

Cinsel taciz

Madde 105 – (1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikâyeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına, fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) (Değişik: 18/6/2014-6545/61 md.) Suçun;

a) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,

c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

e) Teşhir suretiyle,

işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz.

Teşhir Kavramı ve TCK 225 Ayrımı

  • Teşhirin unsurları: Cinsel bölgelerin gösterilmesi, cinsel amaç ve mağdurun rızasızlığı; fiilin süresi kısa olsa da suç oluşur.
  • TCK 225 ayrımı: Aşağıda birebir verdiğimiz kararların çizdiği gibi ölçüt yöneliştir: Fail belirli bir mağduru hedeflemişse taciz (şikayetsiz, artırımlı); kimseyi hedeflemeden aleni ortamda hareket etmişse hayasızca hareketler değerlendirilir. Aleni ortamda dahi fiil belirli kişiye yönelmişse taciz hükümleri önceliklidir.
  • Dijital teşhir: Görüntülü aramada teşhir ile istenmeyen cinsel bölge fotoğrafı gönderme fiilleri; teşhir ve elektronik araç bentlerinin kesiştiği alandır. Artırım bir kez uygulanır, çoklu bent temel cezada gözetilir.
  • Temas sınırı: Teşhirle birlikte mağdura yönelik fiziksel temas gerçekleşmişse fiil taciz olmaktan çıkar ve cinsel saldırı hükümleri uygulanır.

TCK 105/2-e Cezası Ne Kadar?

  • Yetişkine karşı: Dört ay on beş günden üç yıla kadar hapis.
  • Çocuğa karşı: Dokuz aydan dört buçuk yıla kadar hapis; okul çevrelerindeki teşhir fiillerinin tipik aralığıdır.
  • Son cümle tabanı: Mağdur fiil nedeniyle okulunu veya güzergahını değiştirip işini ya da okulunu bırakmak zorunda kalmışsa ceza bir yıldan az olamaz.
  • Tekerrür ve tedavi: Yinelenen teşhir fiillerinde zincirleme suç hükümleri ve infazda tekerrür rejimi devreye girer.

Şikayet, Tutuklama ve Yargılama

  • Şikayet: Nitelikli haller şikayete tabi değildir; soruşturma kendiliğinden yürütülür.
  • Uzlaştırma: Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yolu kapalıdır; taraflar anlaşsa dahi dosya kamu adına yürütülür.
  • Tutuklama: Suç katalog kapsamında değildir; belirli bölgelere yaklaşma yasağı gibi adli kontrol tedbirleri öne çıkar.
  • Görevli mahkeme: Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.
  • İspat rejimi: Bu suçlar çoğu zaman tanıksız ortamlarda işlendiğinden mağdur beyanı merkezi delildir; ancak beyanın mahkumiyete yeterliliği, iç tutarlılık ve dış doğrulama ölçütleriyle denetlenir. Ayrıntılar için cinsel suçlarda ispat ve mağdur beyanı delili rehberimize bakabilirsiniz.
  • İnfaz rejimi: Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda koşullu salıverilme oranı süreli hapiste dörtte üçtür; infaz hesabı için infaz hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz.

Avukata Sor: TCK 105/2-e Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim

Fiilin belirli kişiye mi yoksa aleniyete mi yöneldiği, taciz ile hayasızca hareketler arasındaki nitelendirmeyi ve cezayı belirler. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.

Avukata Sor

Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetlerimiz, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAUT) uyarınca ücrete tabidir.

TCK 105/2-e Yargıtay Kararları

Aşağıdaki sekiz emsal karar, bu hükmün uygulamadaki sınırlarını çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.

TCK 105/2-E – METRO VAGONUNDA BELİRLİ BİR MAĞDURA CİNSEL ORGANIN GÖSTERİLMESİ TEŞHİR SURETİYLE CİNSEL TACİZ SUÇUNU OLUŞTURUR VE TCK 105/2-E UYARINCA ARTIRIM YAPILMAMASI EKSİK CEZA TAYİNİDİR

Somut olayda suça sürüklenen çocuğun metro vagonunda bulunan katılana yönelik olarak cinsel organını gösterdiği anlaşılmıştır. Eylemin belirli bir kişiyi hedef aldığı ve cinsel amaç taşıdığı dosya kapsamındaki delillerden hareketle kabul edilmiştir. Uyuşmazlık, bu eylemin yalnızca TCK 105/1 kapsamında cinsel taciz olarak mı kalacağı, yoksa teşhir suretiyle işlenmesi nedeniyle TCK 105/2-e kapsamında ayrıca artırıma tabi tutulması gerekip gerekmediği noktasında ortaya çıkmıştır.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi, cinsel organın mağdura gösterilmesi biçimindeki davranışın cinsel tacizin teşhir suretiyle işlenmesi niteliğinde olduğunu kabul etmiştir. Failin mağdurun vücuduna herhangi bir fiziksel temasta bulunması gerekli değildir. Tam tersine TCK 105’in uygulama alanı, mağdurun vücut dokunulmazlığına fiziksel temasla müdahale edilmeyen ancak cinsel amaçla rahatsız edildiği davranışları kapsamaktadır.

TCK 105/2-e’nin temel özelliklerinden biri, teşhir davranışının belirli bir kişiye yönelmesidir. Bu yönüyle hüküm TCK 225’teki hayasızca hareketler suçundan ayrılmaktadır. Hayasızca hareketler kapsamında teşhirciliğin aleni olması aranırken, TCK 105/2-e bakımından teşhirin mutlaka aleni biçimde gerçekleştirilmesi şart değildir; belirli bir mağdurun hedef alınması yeterlidir.

Somut olayda eylemin metro gibi başkalarının da bulunabileceği bir yerde gerçekleşmesi bu ayrımı ortadan kaldırmamaktadır. Belirleyici olan, sanığın cinsel organını genel ve belirsiz bir topluluğa değil, somut olarak katılana göstermek suretiyle cinsel amaçlı davranışı ona yöneltmiş olmasıdır.

Yerel mahkeme sanığın cinsel taciz suçunu işlediğini kabul etmekle birlikte TCK 105/2-e’deki artırım hükmünü uygulamamıştır. Yargıtay ise maddi olayın kabul edilen biçimi karşısında nitelikli hâlin uygulanmasının zorunlu olduğunu belirtmiştir. Teşhir suretiyle cinsel taciz sabit olduğunda ikinci fıkradaki yarı oranındaki artırım hâkimin takdirine bağlı değildir.

Bu nedenle yalnızca TCK 105/1 üzerinden sonuç ceza belirlenmesi sanık hakkında eksik ceza tayini sonucunu doğurmuştur. Mahkemenin önce mağdurun niteliğini de dikkate alarak TCK 105/1 kapsamında temel cezayı belirlemesi, ardından suçun teşhir suretiyle gerçekleştirilmesi nedeniyle TCK 105/2-e uyarınca cezayı artırması gerekir.

Sonuç olarak Yargıtay, metro vagonunda belirli bir mağdura cinsel organın gösterilmesi biçimindeki cinsel amaçlı davranışın teşhir suretiyle cinsel taciz suçunu oluşturduğunu; bu durumda TCK 105/2-e uyarınca cezanın artırılmasının zorunlu olduğunu ve söz konusu nitelikli hâlin uygulanmamasının eksik ceza tayini niteliğinde bulunduğunu kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 15.12.2020, E. 2019/7273, K. 2020/5852

TCK 105/2-E – MAĞDURLARA CİNSEL ORGANINI GÖSTEREN FAIL HAKKINDA YALNIZCA TCK 105/1 UYGULANMASI YETERLİ DEĞİLDİR; TEŞHİR NEDENİYLE TCK 105/2-E UYARINCA CEZA ARTIRILMALIDIR

Somut olayda sanığın mağdurlara cinsel organını göstermek suretiyle cinsel amaçlı davranışta bulunduğu ve bu davranışın mağdurları hedef aldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi sanığın eylemini cinsel taciz olarak nitelendirmiş ve TCK 105/1 uyarınca temel ceza belirlemiştir.

Ancak Yargıtay 14. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin suçun işleniş biçimini tam olarak hukuki değerlendirmeye yansıtmadığını tespit etmiştir. Sanığın eylemi sıradan bir sözlü cinsel taciz veya cinsel içerikli iletişimden ibaret değildir. Cinsel organın doğrudan mağdurlara gösterilmesi suretiyle suç gerçekleştirilmiştir.

6545 sayılı Kanunla TCK 105/2’ye eklenen (e) bendi, cinsel taciz suçunun teşhir suretiyle gerçekleştirilmesini açıkça nitelikli hâl hâline getirmiştir. Kanun koyucu böylece failin kendi bedenini veya cinsel organını mağdura göstererek gerçekleştirdiği cinsel tacizi temel şekle nazaran daha ağır yaptırıma bağlamıştır.

Bu nitelikli hâlin uygulanmasında fiziksel temas bulunması aranmaz. Fail mağdura dokunmaksızın cinsel organını ona gösterebilir. Fiziksel temasın bulunmaması zaten davranışın TCK 102 veya çocuk mağdur bakımından koşullarına göre TCK 103 yerine cinsel taciz kapsamında değerlendirilmesinin temel nedenlerinden biridir.

Bununla birlikte her çıplaklık veya cinsel organın görünmesi TCK 105/2-e kapsamında değerlendirilemez. Davranışın cinsel amaç taşıması ve belirli kişi veya kişilere yönelmesi gerekir. TCK 105/2-e bakımından teşhirin belirli bir kişiye yönelmesi gerektiği, buna karşılık TCK 225 kapsamındaki teşhircilikte aleniyetin esas olduğu kanun gerekçesi ve öğretide özellikle vurgulanmaktadır.

Somut olayda sanığın cinsel organını doğrudan mağdurlara göstermesi nedeniyle bu şartlar gerçekleşmiştir. Dolayısıyla mahkemenin TCK 105/1’den temel ceza belirledikten sonra TCK 105/2-e gereğince yarı oranında artırım yapması gerekir.

Yargıtay, nitelikli hâlin uygulanmamasını sanık hakkında eksik ceza tayini olarak nitelendirmiştir. Çünkü TCK 105/2-e’nin şartlarının gerçekleşmesi hâlinde artırım yapılması zorunludur; mahkemenin bu konuda ayrıca bir takdir yetkisi bulunmamaktadır.

Sonuç olarak Yargıtay, mağdurlara cinsel organını göstermek suretiyle cinsel tacizde bulunan fail hakkında yalnızca TCK 105/1 uyarınca hüküm kurulamayacağını; eylemin teşhir suretiyle gerçekleştirilmesi nedeniyle TCK 105/2-e uyarınca temel cezanın artırılması gerektiğini ve bu artırımın yapılmamasının eksik ceza tayini oluşturduğunukabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 26.12.2018, E. 2015/5772, K. 2018/7793

TCK 105/2-E – YOLDA BULUNAN MAĞDUREYE ADRES SORMA BAHANESİYLE YAKLAŞIP CİNSEL ORGANINI GÖSTEREN FAILİN EYLEMİ, BELİRLİ BİR KİŞİYİ HEDEF ALDIĞINDAN CİNSEL TACİZ SUÇUDUR

Somut olayda mağdure evlerinin bulunduğu sokakta kaykay sürerken sanık araçla yanına yaklaşmıştır. Sanık mağdureyle iletişim kurmak amacıyla adres sorma bahanesini kullanmış ve bu sırada pantolonunun fermuarını açarak cinsel organını mağdureye göstermiştir.

Uyuşmazlık, bu davranışın genel anlamda teşhircilik olarak mı yoksa belirli bir kişiye yönelik cinsel taciz olarak mı değerlendirilmesi gerektiği üzerinde toplanmıştır. Yerel mahkeme eylemin hukuki niteliğini farklı şekilde belirlemiş, dosyanın temyiz incelemesinde ise Yargıtay 14. Ceza Dairesi davranışın yöneldiği kişiyi esas almıştır.

Daireye göre sanık cinsel organını herhangi bir kişinin görüp görmeyeceğini önemsemeksizin kamusal alanda sergilememiştir. Mağdureyi özellikle seçmiş, araçla yanına yaklaşmış, onunla adres sorma bahanesiyle iletişim kurmuş ve ardından cinsel organını doğrudan mağdureye göstermiştir. Dolayısıyla davranış belirli bir kişiyi hedef almaktadır.

Bu özellik, cinsel taciz ile hayasızca hareketler suçu arasındaki ayrım bakımından belirleyicidir. TCK 225 kapsamındaki teşhircilikte eylemin aleniliği esas olup belirli bir mağdura yönelmesi aranmaz. Buna karşılık cinsel taciz suçunda failin cinsel amaçlı davranışının belirli veya belirlenebilir mağdura yönelmesi gerekir.

Sanığın adres sorma bahanesini kullanması da olayın tesadüfi bir çıplaklık veya istem dışı teşhir olmadığını göstermektedir. Fail önce mağdurun dikkatini kendisine çekmiş, ardından cinsel organını göstermiştir. Bu nedenle eylemin cinsel amaç taşıdığı ve mağduru cinsel yönden rahatsız etmeye yönelik olduğu kabul edilmiştir.

Kararın suç tarihi itibarıyla ayrıca önem taşıyan bir yönü bulunmaktadır. TCK 105/2-e’deki “teşhir suretiyle” nitelikli hâli 6545 sayılı Kanunla 28 Haziran 2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla bu tarihten önce gerçekleştirilen olaylarda sonradan getirilen daha ağır hükmün geçmişe yürütülmesi mümkün değildir. Bununla birlikte davranış, değişiklikten önce de TCK 105 kapsamında cinsel taciz niteliğindedir.

Bu nedenle karar, özellikle teşhir davranışının hangi suç tipine gireceğinin belirlenmesi bakımından ilkeseldir. Cinsel organın gösterilmesi belirli bir kişiyi hedef alıyorsa cinsel taciz; belirli kişiye yönelmeksizin aleni biçimde gerçekleştiriliyorsa şartlarına göre TCK 225 kapsamındaki hayasızca hareketler suçu gündeme gelir.

Sonuç olarak Yargıtay, sokakta bulunan mağdureye araçla yaklaşıp adres sorma bahanesiyle dikkatini çektikten sonra pantolonunun fermuarını açarak cinsel organını gösteren sanığın eyleminin belirli bir kişiyi hedef alması nedeniyle cinsel taciz suçunu oluşturduğunu; suç tarihine göre lehe kanun değerlendirmesinin ayrıca yapılması gerektiğini kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 30.10.2014, E. 2013/1988, K. 2014/11853

TCK 105/2-E – KAT MERDİVENİNDE KARŞILAŞTIĞI ÇOCUĞA FİZİKSEL TEMASTA BULUNMADAN CİNSEL ORGANINI GÖSTEREN FAILİN EYLEMİ TEŞHİR SURETİYLE ÇOCUĞA KARŞI CİNSEL TACİZDİR

Somut olayda sanık ile çocuk mağdure aynı binanın kat merdiveninde karşılaşmıştır. Sanık, mağdureye herhangi bir fiziksel temasta bulunmaksızın cinsel organını göstermiştir. Mağdurenin aşamalardaki anlatımları, sanığın savunması ve dosya kapsamındaki diğer deliller birlikte değerlendirilerek eylemin gerçekleştiği kabul edilmiştir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi, fiziksel temas bulunmayan bu davranışın çocuğun cinsel istismarı kapsamında değil, cinsel taciz suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Cinsel organın doğrudan mağdureye gösterilmesi nedeniyle eylem aynı zamanda teşhir suretiyle gerçekleştirilen cinsel taciz niteliğindedir.

Mağdurun çocuk olması suç vasfını ortadan kaldırmaz. TCK 105/1, cinsel taciz fiilinin çocuğa karşı işlenmesi hâlini ayrıca daha ağır yaptırıma bağlamıştır. Bunun üzerine eylemin teşhir suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda TCK 105/2-e kapsamındaki nitelikli hâl de gündeme gelmektedir.

Ancak somut dosyada suç tarihi ile 6545 sayılı Kanunun yürürlük tarihi arasında farklılık bulunmaktadır. TCK 105’in cinsel dokunulmazlığa karşı diğer suçlarla birlikte önemli ölçüde değiştirildiği 6545 sayılı Kanun, hükümden sonra 28 Haziran 2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bu nedenle Yargıtay, yalnızca yeni düzenlemenin uygulanması gerektiğini söylemekle yetinmemiştir. TCK 7/2 gereğince suç tarihinde yürürlükte bulunan hükümler ile sonradan yürürlüğe giren hükümler ayrı ayrı ve bütün hâlinde somut olaya uygulanmalı; ortaya çıkan sonuçlar karşılaştırılarak sanık lehine olan kanun belirlenmelidir.

Lehe kanun değerlendirmesi yapılırken eski ve yeni kanunun hükümlerinin birbirinden koparılarak karma bir uygulama yapılması mümkün değildir. Her iki düzenleme kendi bütünlüğü içerisinde somut olaya uygulanmalı ve sonuç cezalar karşılaştırılmalıdır. Mahkeme bu karşılaştırmayı Yargıtay denetimine elverişli şekilde gerekçeli kararında göstermelidir.

Karar aynı zamanda TCK 105/2-e’nin maddi sınırını açık biçimde ortaya koymaktadır. Failin çocuğa dokunmadan cinsel organını doğrudan ona göstermesi, belirli mağdura yönelik bir teşhir davranışıdır. Bu nedenle yeni düzenleme bakımından TCK 105/2-e’nin tipik uygulama alanı içerisindedir.

Sonuç olarak Yargıtay, kat merdiveninde karşılaştığı çocuk mağdureye fiziksel temas kurmaksızın cinsel organını gösteren sanığın eyleminin teşhir suretiyle çocuğa karşı cinsel taciz niteliğinde olduğunu; ancak suçun kanun değişikliğinden önce işlenmesi nedeniyle eski ve yeni düzenlemelerin bütün hâlinde karşılaştırılarak TCK 7/2 uyarınca lehe kanunun belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 12.11.2019, E. 2016/8971, K. 2019/12360

TCK 105/2-E – BELİRLİ BİR KİŞİYE YÖNELEREK CİNSEL ORGANINI GÖSTEREN FAILİN EYLEMİ TEŞHİR SURETİYLE CİNSEL TACİZDİR VE BU NİTELİKLİ HÂL ŞİKÂYETE BAĞLI DEĞİLDİR

Somut olayda sanığın katılana yaklaşarak adres sorma bahanesiyle konuşmaya başladığı, ardından pantolonunun fermuarını açarak cinsel organını doğrudan katılana gösterdiği kabul edilmiştir. Eylemin gerçekleşme biçimi itibarıyla sanığın yalnızca kamusal alanda genel bir teşhir davranışında bulunmadığı, özellikle katılanı hedef alarak cinsel amaçlı bir davranış gerçekleştirdiği anlaşılmıştır.

TCK 105/2-e bakımından teşhir suretiyle cinsel tacizin temel özelliği, teşhir hareketinin belirli veya belirlenebilir bir kişiye yöneltilmesidir. Failin cinsel organını mağdura göstermek için onunla iletişim kurması, mağdurun dikkatini kendi üzerine çekmesi ve ardından teşhir hareketini gerçekleştirmesi, davranışın mağduru cinsel yönden rahatsız etmeye yönelik olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu nitelikli hâlin TCK 225’te düzenlenen hayasızca hareketler suçundan ayrıldığı nokta da burada ortaya çıkmaktadır. Hayasızca hareketler suçunda teşhirin aleni olması ve belirsiz kişiler tarafından algılanabilir nitelikte bulunması önem taşırken, TCK 105/2-e kapsamında belirli bir kişinin hedef alınması esastır. Teşhirin mutlaka kamusal alanda veya çok sayıda kişinin görebileceği şekilde gerçekleştirilmesi gerekmez.

Somut olayda sanığın “Araplar Caddesi nerede?” şeklinde soru sorarak katılanın dikkatini üzerine çekmesinden sonra fermuarını açıp cinsel organını göstermesi ve buna ilişkin cinsel çağrışımlı söz söylemesi, olayın tesadüfi bir çıplaklık veya yanlış anlaşılabilecek bir davranış olmadığını açık biçimde ortaya koymaktadır. Failin hareketi doğrudan mağduru hedef almakta ve cinsel amaç taşımaktadır.

Yargıtay, olayın maddi özelliklerini değerlendirerek sanığın davranışının teşhir suretiyle cinsel taciz suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. Böylece cinsel organ göstermenin hangi koşullarda TCK 105 kapsamında değerlendirileceği bakımından belirli mağdura yönelme ölçütünü esas almıştır.

TCK 105/2-e, temel cinsel taciz suçuna göre cezayı yarı oranında artıran bir nitelikli hâldir. Dolayısıyla mahkeme sanığın cinsel taciz suçunu işlediğini kabul ettiği takdirde, eylemin teşhir suretiyle gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini ayrıca değerlendirmek zorundadır.

Ayrıca ikinci fıkradaki nitelikli hâller temel suçtan farklı olarak resen soruşturulup kovuşturulmaktadır. Bu nedenle mağdurun daha sonra şikâyetinden vazgeçmiş olması, eylemin TCK 105/2-e kapsamında kaldığı durumda kamu davasının düşürülmesi sonucunu doğurmaz.

Sonuç olarak Yargıtay, belirli bir mağduru hedef alarak ona cinsel organını gösteren ve bu davranışını cinsel içerikli sözlerle destekleyen failin eyleminin TCK 105/2-e kapsamında teşhir suretiyle cinsel taciz suçunu oluşturduğunu ve suçun nitelikli hâlinin şikâyete bağlı olmadığını kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 19.01.2023, E. 2021/14796, K. 2023/237

TCK 105/2-E – TEŞHİR SURETİYLE CİNSEL TACİZ SUÇUNUN NİTELİKLİ HÂL OLMASI NEDENİYLE MAĞDURUN ŞİKÂYETTEN VAZGEÇMESİ KAMU DAVASININ DÜŞÜRÜLMESİNİ GEREKTİRMEZ

Somut olayda sanığın cinsel taciz eylemini teşhir suretiyle gerçekleştirdiği ilk derece mahkemesince kabul edilmiş ve eylemin TCK 105/2-e kapsamında bulunduğu belirlenmiştir. Buna rağmen sanık müdafii, mağdurun sanık hakkındaki şikâyetinden vazgeçtiğini ileri sürerek kamu davasının düşürülmesi gerektiğini savunmuştur.

Uyuşmazlığın temel noktası, TCK 105/1’deki şikâyet şartının aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen nitelikli hâller bakımından da uygulanıp uygulanmayacağıdır. Cinsel taciz suçunun temel şekli bakımından mağdurun şikâyeti açıkça aranırken, ikinci fıkradaki nitelikli hâller için kanun koyucu ayrıca bir şikâyet şartı öngörmemiştir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi, teşhir suretiyle cinsel tacizin TCK 105/2-e kapsamında nitelikli suç olduğunu ve bu suçun soruşturulması ile kovuşturulmasının mağdurun şikâyetine bağlı bulunmadığını kabul etmiştir. Böylece temel şeklin şikâyete bağlı olması ile nitelikli hâlin muhakeme şartları birbirinden ayrılmıştır.

Bu yaklaşım ceza muhakemesinin genel sistemiyle de uyumludur. Suçların resen soruşturulması ve kovuşturulması kural, şikâyet şartı ise ancak kanunda açıkça gösterildiğinde uygulanabilecek bir istisnadır. Kanunda ikinci fıkra bakımından şikâyet koşulu öngörülmediğinden bu koşul yorum yoluyla nitelikli hâle taşınamaz.

Dolayısıyla mağdur başlangıçta şikâyetçi olup daha sonra şikâyetinden vazgeçse dahi TCK 105/2-e kapsamındaki suç yönünden kamu davasına devam edilmelidir. Mahkeme şikâyetten vazgeçme üzerinde değil, suçun sübutu ve hukuki vasfı üzerinde karar vermelidir.

Bu değerlendirme özellikle teşhir suretiyle cinsel taciz bakımından önemlidir. Çünkü failin cinsel organını belirli kişiye göstererek gerçekleştirdiği cinsel taciz, 6545 sayılı Kanundan sonra kanun koyucu tarafından temel cinsel tacize göre daha ağır haksızlık içeren bir davranış olarak kabul edilmiştir.

Yerel mahkemenin veya kanun yolu merciinin TCK 105/2-e’nin gerçekleştiğini kabul ettikten sonra mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi nedeniyle davayı düşürmesi, suçun hukuki vasfıyla çelişen bir uygulama olacaktır.

Sonuç olarak Yargıtay, teşhir suretiyle gerçekleştirilen cinsel taciz suçunun TCK 105/2-e kapsamında nitelikli hâl olması nedeniyle soruşturma ve kovuşturmasının şikâyete tabi olmadığını; mağdurun şikâyetinden vazgeçmesinin kamu davasının düşürülmesi sonucunu doğurmayacağını kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 02.10.2017, E. 2017/2502, K. 2017/4340

TCK 105/2-E – YOLDA YÜRÜYEN MAĞDURLARA CİNSEL ORGANINI GÖSTEREN SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK HAKKINDA ŞİKÂYETTEN VAZGEÇME NEDENİYLE DÜŞME KARARI VERİLEMEZ

Somut olayda suça sürüklenen çocuğun olay günü yolda yürümekte olan mağdurelere yaklaşarak cinsel organını gösterdiği kabul edilmiştir. Mağdurelerin anlatımları ve dosyanın diğer delilleri doğrultusunda eylemin belirli kişileri hedef aldığı ve cinsel amaç taşıdığı tespit edilmiştir.

İlk derece mahkemesi, mağdurelerin daha sonra şikâyetten vazgeçmeleri nedeniyle kamu davasının düşmesine karar vermiştir. Mahkeme bu değerlendirmeyi TCK 105’in temel şeklinin şikâyete bağlı olmasına dayandırmıştır.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi ise eylemin yalnızca TCK 105/1 kapsamında değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirtmiştir. Sanığın mağdurelere cinsel organını göstermesi, suçun teşhir suretiyle gerçekleştirilmesi anlamına geldiğinden TCK 105/2-e kapsamındaki nitelikli hâl oluşmaktadır.

Eylemin teşhir suretiyle gerçekleştirilmesi, suçun muhakeme şartlarını da değiştirmektedir. TCK 105/2’de düzenlenen nitelikli hâller bakımından mağdurun şikâyeti kanuni bir kovuşturma şartı değildir. Dolayısıyla mağdurun şikâyetten vazgeçmesi hâlinde de yargılamanın sürdürülmesi gerekir.

Suça sürüklenen kişinin çocuk olması da bu sonucu değiştirmemektedir. Failin çocuk olması ceza sorumluluğunun belirlenmesi ve TCK 31’in uygulanması bakımından önem taşımakla birlikte, suçun şikâyete bağlı olup olmadığı hususu işlenen suçun kanuni niteliğine göre belirlenmektedir.

Daire bu nedenle ilk derece mahkemesinin düşme kararını hukuka aykırı bulmuştur. Mahkeme sanığın eyleminin sübutunu değerlendirerek, sabit olması durumunda TCK 105/1 ve TCK 105/2-e hükümleri üzerinden hüküm kurmalıdır.

Karar, teşhir suretiyle cinsel taciz ile temel cinsel taciz arasındaki muhakeme hukuku farkını açık biçimde göstermektedir. Failin belirli mağdurlara cinsel organını göstermesi artık yalnızca temel şekil olarak görülmemekte, kanunda açıkça nitelikli hâl olarak düzenlenmektedir.

Sonuç olarak Yargıtay, yolda yürüyen mağdurelere cinsel organını gösteren suça sürüklenen çocuğun eyleminin TCK 105/2-e kapsamında teşhir suretiyle cinsel taciz suçunu oluşturduğunu ve bu suçun şikâyete bağlı olmaması nedeniyle mağdurelerin şikâyetten vazgeçmelerine dayanılarak kamu davasının düşürülemeyeceğini kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 24.06.2020, E. 2018/8816, K. 2020/2634

TCK 105/2-E – TEŞHİRİN BELİRLİ BİR MAĞDURA YÖNELMESİ CİNSEL TACİZ SUÇUNU, BELİRLİ KİŞİYİ HEDEF ALMAKSIZIN ALENEN GERÇEKLEŞTİRİLMESİ İSE HAYÂSIZCA HAREKETLER SUÇUNU GÜNDEME GETİRİR

Somut olayda sanığın cinsel organını teşhir ettiği kabul edilmiş, ancak bu davranışın hangi suç tipini oluşturduğunun belirlenmesi gerekmiştir. Cinsel organın gösterilmesi biçimindeki eylem hem TCK 105’teki cinsel taciz hem de belirli koşullarda TCK 225’teki hayasızca hareketler suçuyla bağlantılı olabileceğinden, davranışın kime yöneldiği ve hangi ortamda gerçekleştirildiği önem taşımaktadır.

Yargıtay uygulamasına göre TCK 105 kapsamında cinsel taciz suçunun varlığı için davranışın belirli veya belirlenebilir bir mağdura yönelmesi gerekmektedir. Cinsel organın doğrudan mağdura gösterilmesi, mağdurun dikkatinin fail üzerine çekilmesi veya failin davranışıyla belirli kişiyi cinsel yönden rahatsız etmeyi amaçlaması hâlinde cinsel taciz hükümleri gündeme gelir.

6545 sayılı Kanunla TCK 105/2-e’nin yürürlüğe girmesinden sonra bu tür davranışlar ayrıca “teşhir suretiyle” işlenen nitelikli cinsel taciz olarak düzenlenmiştir. Bu durumda fail hakkında TCK 105/1’e göre belirlenen cezanın yarı oranında artırılması gerekir.

Buna karşılık failin cinsel organını belirli kişiyi hedef almaksızın herkesin görebileceği biçimde kamusal alanda teşhir etmesi hâlinde TCK 225’te düzenlenen hayasızca hareketler suçu gündeme gelebilir. Burada belirli mağdurdan ziyade toplumun genel edep duygusunun aleni biçimde ihlal edilmesi söz konusudur.

Dolayısıyla iki suçun ayrımındaki temel ölçütlerden biri belirli bir kişiye yönelme, diğeri ise aleniyet unsurudur. TCK 105/2-e bakımından aleniyet şart değildir; fail kapalı bir ortamda yalnızca bir mağdura cinsel organını göstererek de bu suçu işleyebilir. TCK 225 bakımından ise davranışın aleni olması gerekir.

Teşhirin hem belirli kişiye yönelmesi hem de alenen gerçekleştirilmesi durumunda ise her iki suçun unsurlarının birlikte ortaya çıkması ihtimali bulunmaktadır. Böyle bir durumda somut olayın özelliklerine göre TCK 44 kapsamında fikri içtima hükümleri değerlendirilmelidir.

Bu ayrım nedeniyle mahkemelerin yalnızca eylemin “cinsel organ gösterme” biçiminde gerçekleştiğini tespit etmekle yetinmemesi gerekir. Failin davranışının kime yöneldiği, mağdurla nasıl temas kurduğu, teşhirin kaç kişi tarafından görülebilir olduğu ve failin cinsel amacı birlikte değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak Yargıtay uygulamasında, failin cinsel organını belirli bir kişiyi hedef alarak göstermesi hâlinde eylemin TCK 105 kapsamında ve güncel düzenlemede şartları varsa TCK 105/2-e uyarınca teşhir suretiyle cinsel taciz olarak; belirli kişiye yönelmeden alenen gerçekleştirilmesi hâlinde ise TCK 225 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Künye: Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 30.10.2014, E. 2013/1988, K. 2014/11853

TCK 105/2-e Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu

TCK 105/2-e Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
Somut Durum Yargıtay Nitelendirmesi Gerekçenin Özü
Belirli mağdura yönelik cinsel bölge teşhiri TCK 105/2-e Fiil, belirli kişiye cinsel amaçla yönelmiştir
Aleni ortamda herkese karşı teşhir TCK 225 hayasızca hareketler Fiil belirli mağdura değil aleniyete yönelmiştir
Görüntülü arama sırasında teşhir TCK 105/2-e ve 105/2-d birlikte değerlendirme Teşhir, elektronik araç kolaylığıyla birleşmiştir
Çocuğa karşı teşhir TCK 105/2-e artırımlı çocuk cezası Temas yoksa fiil taciz kapsamında kalır
Teşhirin cinsel amaç taşımadığı savunması Somut denetim Fiilin yöneliş biçimi ve bağlamı belirleyicidir

Serinin diğer yazıları için TCK 105/2 son cümle: işi, okulu veya aileyi bırakma, TCK 105/1 cinsel taciz suçunun temel hali ile temas boyutundaki fiiller için TCK 102/1 rehberimizi inceleyebilirsiniz.

Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:

Sık Sorulan Sorular

TCK 105/2-e nedir?

TCK 105/2-e, cinsel tacizin teşhir suretiyle, yani failin cinsel bölgelerini belirli bir mağdura cinsel amaçla göstermesi suretiyle işlenmesini düzenleyen nitelikli haldir; ceza yarı oranında artırılır.

Teşhircilik suçunun cezası ne kadar?

Belirli bir mağdura yönelik teşhirde ceza; yetişkine karşı 4 ay 15 günden 3 yıla, çocuğa karşı 9 aydan 4,5 yıla kadar hapistir ve şikayet aranmaz.

Teşhir ile hayasızca hareketler farkı nedir?

Ölçüt fiilin yönelişidir: Belirli bir kişi hedef alınmışsa cinsel taciz (105/2-e); kimse hedeflenmeden aleni ortamda işlenmişse hayasızca hareketler (TCK 225) uygulanır ve ceza rejimi değişir.

Görüntülü aramada teşhir suç mu?

Evet. Fiziksel ortam şart değildir; görüntülü arama sırasında veya kamera karşısında belirli mağdura yönelik teşhir bu bent kapsamındadır ve elektronik araç kolaylığı da ayrıca gözetilir.

Çocuğa karşı teşhirde hangi hüküm uygulanır?

Temas bulunmadığı sürece fiil, çocuğa karşı cinsel taciz kapsamında kalır ve teşhir artırımıyla 9 aydan 4,5 yıla kadar hapisle cezalandırılır.

Bu bentte şikayet aranır mı?

Hayır. Nitelikli haller şikayete tabi değildir; fiilin ivedi bildirilmesi kamera kayıtları gibi delillerin toplanması için önemlidir.

TCK 105/2-e davasında avukat desteği neden önemli?

Yöneliş denetimi, fiili taciz ile hayasızca hareketler arasında taşır ve iki suçun ceza rejimi kökten farklıdır; teşhis delillerinin denetimi ayrıca kritiktir. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.

Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?

Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur ve yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ankara Barosuna kayıtlı olarak (Sicil No: 34507) Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosunun kurucu avukatı sıfatıyla ağırlıklı olarak ceza hukuku alanında çalışmakta; cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda hem müdafilik hem mağdur vekilliği görevi yürütmektedir. Bu yazı, TCK 105/2-e teşhir suretiyle cinsel taciz konusundaki güncel Yargıtay içtihatları taranarak hazırlanmıştır ve bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya özgü hukuki danışmanlık yerine geçmez.

TCK 105/2-e Teşhir Suretiyle Taciz Dosyasında Ankara Ceza Avukatı Desteği

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda nitelendirme, beyan delilinin denetimi ve usul güvencelerinin takibi sonucu kökten değiştirir. Cinsel taciz suçu TCK 105 rehberimizi inceleyebilir, dosyanız için Ankara ceza avukatı desteği alabilirsiniz.

Ankara Avukat

Avukat Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Ara