TCK 289: Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası (Yedieminlik Suçu)
TCK 289 Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma Suçu (Yedieminlik Suçu): Hacizli, rehinli veya elkonulmuş bir malı muhafaza etmek üzere resmen teslim alan kişinin (yediemin), bu mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunmasıdır. Kasten işlenen temel şeklin cezası 3 aydan 2 yıla kadar hapis ve 3.000 güne kadar adli para cezasıdır; fail malın sahibiyse ceza yarı oranında indirilir. Malı kovuşturma başlamadan geri veren veya bedelini ödeyen hakkında ceza beşte dört oranında indirilir. Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle malın kaybolması halinde ise yalnızca adli para cezası uygulanır. Suç şikayete tabi değildir ve uzlaştırma kapsamında yer almaz.
Yayın ve Son Güncelleme: 4 Temmuz 2026

Bu Yazımızın Konu Başlıkları
- TCK 289 Kanun Metni
- TCK 289 Ceza Tablosu
- Suçun Unsurları: Yediemin Kimdir, Suç Nasıl Oluşur?
- Fıkra Fıkra Analiz: Kast, Taksir, İndirimler
- Etkin Pişmanlık: Cezada Beşte Dört İndirim
- Yargıtay’ın Kabul Ettiği 5 Güçlü Savunma
- Adli Süreç: Mahkeme, Zamanaşımı, HAGB
- Yargıtay Kararları ve Avukat Değerlendirmeleri
- Sık Sorulan Sorular
Ankara’daki büromuza gelen ceza dosyaları arasında en çok “haberim bile yoktu” cümlesiyle başlayanlardan biri, muhafaza görevini kötüye kullanma yani halk arasındaki adıyla yedieminlik suçudur. Senaryo hep benzerdir: Yıllar önce bir haciz sırasında tutanağa imza atılmış, mallar “yediemin olarak” evde veya iş yerinde bırakılmış; aradan geçen zamanda mallar taşınmış, bozulmuş, kaybolmuş ya da satış günü yerine götürülmemiştir. Derken bir gün asliye ceza mahkemesinden duruşma davetiyesi gelir.
Bu rehberde TCK 289’u bir ceza avukatının gözüyle, madde metninden Yargıtay’ın güncel içtihatlarına kadar eksiksiz anlatıyorum. Türkiye genelinde her yıl binlerce kişiyi ilgilendiren bu suçta mahkumiyet ile beraat arasındaki çizgi, çoğu zaman tek bir hukuki ayrıntının bilinmesine bağlıdır; aşağıda o ayrıntıların tamamını ve savunmada birebir kullanılan 10 Yargıtay kararını bulacaksınız.
TCK 289 Kanun Metni
Muhafaza görevini kötüye kullanma – Madde 289:
(1) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Kişinin bu malın sahibi olması halinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan suçun konusunu oluşturan eşyayı kovuşturma başlamadan önce geri veren veya bunun mümkün olmaması halinde bedelini ödeyen kişi hakkında verilecek cezaların beşte dördü indirilir.
(3) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olan kişi, adli para cezası ile cezalandırılır.
(4) Bir suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma kapsamında elkonulan eşyayı amacı dışında kullanan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Maddenin resmi metnine mevzuat.gov.tr üzerinden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu sayfasından, kanunun tamamına ise TCK Tam Metni Uygulaması üzerinden ulaşabilirsiniz.
TCK 289 Ceza Tablosu
| Fıkra ve Eylem | Ceza | Önemli Not |
|---|---|---|
| 289/1 – Teslim amacı dışında tasarruf (kasten) | 3 aydan 2 yıla kadar hapis + 3.000 güne kadar adli para cezası | Satma, gizleme, devretme gibi bilinçli tasarruf gerekir |
| 289/1 son cümle – Failin malın sahibi olması | Ceza yarı oranında indirilir | Kendi hacizli malını satan borçlunun tipik durumu |
| 289/2 – Etkin pişmanlık | Cezanın beşte dördü indirilir | Eşyanın kovuşturma öncesi iadesi veya bedel ödenmesi şartıyla |
| 289/3 – Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık (taksir) | Yalnızca adli para cezası | Malın kaybolması veya bozulması; hapis cezası yoktur |
| 289/4 – Elkonulan eşyayı amacı dışında kullanma | 1 yıla kadar hapis | Soruşturma veya kovuşturmada elkonulan eşyalar için |
Suçun Unsurları: Yediemin Kimdir, Suç Nasıl Oluşur?
Yediemin, icra müdürlüğü, mahkeme veya kolluk gibi resmi bir makam tarafından hacizli, rehinli ya da elkonulmuş bir malı muhafaza etmek üzere kendisine resmen teslim yapılan kişidir. Uygulamada bu kişi çoğu zaman borçlunun kendisi, bir yakını, iş yeri çalışanı veya lisanslı yediemin deposudur. Suçun oluşması için dört unsurun bir arada bulunması gerekir:
- Resmi teslim: Mal, tutanakla ve yediemin sıfatı açıkça belirtilerek teslim edilmiş olmalıdır. Tutanakta imzası olmayan veya kendisine teslim yapılmayan kişi bu suçun faili olamaz.
- Malın hukuki durumu: Mal rehinli, hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olmalıdır. Haczin usulsüz olması suçun oluşumunu tartışmalı hale getirir.
- Teslim amacı dışında tasarruf: Suçun kalbi budur. Satmak, gizlemek, üçüncü kişiye devretmek, rehnetmek gibi muhafaza amacıyla bağdaşmayan bilinçli bir davranış gerekir. Yargıtay, malı satış mahalline götürmemenin tek başına tasarruf sayılmayacağını açıkça kabul etmektedir.
- Kast veya taksir ayrımı: Bilinçli tasarruf 289/1 kapsamında hapis gerektirirken, dikkat ve özen eksikliğiyle malın kaybolması 289/3 kapsamında yalnızca adli para cezası gerektirir. Dosyanızın hangi fıkradan yürüdüğü, sonucun tamamını değiştirir.
Fıkra Fıkra Analiz: Kast, Taksir, İndirimler
289/1 (kasten işlenen temel şekil): Failin, malın hacizli veya elkonulmuş olduğunu bilerek onun üzerinde teslim amacıyla bağdaşmayan bir tasarrufta bulunması gerekir. Cezanın alt sınırı 3 ay olduğundan, sabıkasız sanıklar bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve seçenek yaptırımlar fiilen büyük önem taşır. Maddenin son cümlesi, failin malın sahibi olması halinde cezayı yarıya indirir; uygulamadaki dosyaların büyük çoğunluğu kendi hacizli eşyasını muhafaza eden borçlulara ilişkin olduğundan bu indirim neredeyse standart olarak uygulanır.
289/3 (taksirli şekil): Kanun koyucu, malın kaybolmasının veya bozulmasının her zaman kötü niyetten kaynaklanmadığını kabul ederek dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık için ayrı ve yalnızca adli para cezası öngören bir düzenleme yapmıştır. Savunma stratejisinin ilk sorusu her dosyada aynıdır: Bu olay gerçekten kasıtlı bir tasarruf mu, yoksa bir özen eksikliği mi?
289/4 (elkonulan eşyayı kullanma): Ceza soruşturması veya kovuşturması kapsamında elkonulan eşyanın (örneğin muhafaza altındaki bir aracın) amacı dışında kullanılması, bağımsız olarak 1 yıla kadar hapisle cezalandırılır.
Etkin Pişmanlık: Cezada Beşte Dört İndirim
TCK 289/2, bu suça özgü ve son derece güçlü bir etkin pişmanlık hükmü içerir: Suça konu eşyayı kovuşturma başlamadan önce (yani iddianame kabul edilmeden önce) geri veren veya bu mümkün değilse bedelini ödeyen failin cezasının beşte dördü indirilir. Rakamlarla ifade edecek olursak, 2 yıllık bir hapis cezası bu indirimle yaklaşık 4,8 aya iner; alt sınırdan verilen 3 aylık ceza ise sembolik seviyeye düşer ve adli para cezasına çevrilme ile HAGB ihtimali güçlenir.
Avukat olarak en kritik uyarım zamanlamadır: İndirim kovuşturma şartına bağlandığı için, hakkında soruşturma başladığını öğrenen yedieminin malı veya bedelini iddianameden önce icra dosyasına depo etmesi, savunmanın en etkili ilk hamlesidir. Kovuşturma başladıktan sonra yapılan iade bu indirimden yararlandırmaz.
Yargıtay’ın Kabul Ettiği 5 Güçlü Savunma
- Tasarruf ispat edilemedi: Malın bulunamaması, satıldığı anlamına gelmez. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği somut delil yoksa beraat gerekir.
- Olay taksir düzeyinde: Hırsızlık, doğal olay veya üçüncü kişilerin fiiliyle kaybolan mal için 289/1 değil, yalnızca adli para cezası öngören 289/3 uygulanır.
- Yedieminlikten ayrılma iradesi: Görevi bırakma talebi icra müdürlüğüne bildirilmişse, sonrasındaki olaylardan sorumluluk doğmayabilir.
- Hapis hakkı: Ödenmeyen yedieminlik ücreti ve muhafaza giderleri, Medeni Kanun’dan doğan hapis hakkı kapsamında malı teslim etmemeyi hukuka uygun hale getirebilir.
- Tek teslim, tek suç: Aynı teslim işlemine dayanan birden fazla teslim etmeme eylemi ayrı suçlar oluşturmaz; mükerrer cezalandırma hukuka aykırıdır.
Bu savunmaların her biri, aşağıda birebir metinlerini paylaştığım Yargıtay kararlarına dayanmaktadır.
Adli Süreç: Mahkeme, Zamanaşımı, HAGB
- Soruşturma: Suç şikayete tabi değildir; icra müdürlüğünün suç duyurusu veya alacaklının ihbarı üzerine savcılık resen soruşturur. Şikayetten vazgeçme davayı düşürmez.
- Uzlaştırma: Suç, adliyeye karşı suçlar bölümünde düzenlendiğinden uzlaştırma kapsamında değildir.
- Görevli mahkeme: Asliye ceza mahkemesidir; yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
- Dava zamanaşımı: Cezanın üst sınırı dikkate alındığında 8 yıllık olağan dava zamanaşımına tabidir.
- HAGB, erteleme ve adli para: Alt sınırın 3 ay olması nedeniyle koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi veya kısa süreli hapsin adli para cezasına çevrilmesi mümkündür; etkin pişmanlıkla birlikte uygulandığında sonuç çoğu dosyada hapissiz kapanır.
Avukata Sor: TCK 289 Savunması
Yedieminlik suçundan ifadeye mi çağrıldınız, hakkınızda dava mı açıldı? Kast-taksir ayrımı, etkin pişmanlık zamanlaması ve hapis hakkı savunması dosyanızın kaderini belirler. Durumunuzu bir ceza avukatına sorun.
Hukuki danışmanlık ücretlidir. Ücretlendirme, TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak belirlenir.
TCK 289 Yargıtay Kararları ve Avukat Değerlendirmeleri
Aşağıdaki içtihatlar, muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda savunma ve iddia dengesini belirleyen emsal kararlardır. Kararların özet metinleri değiştirilmeden, birebir aktarılmış ve her kararın altına uygulamaya dönük kısa bir avukat değerlendirmesi eklenmiştir.
Mahcuz Malın Satış Mahalline Götürülmemesi Tek Başına Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma Suçunu Oluşturmaz
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için, yediemine teslim edilen hacizli veya elkonulan mal üzerinde teslim amacı dışında bir tasarrufta bulunulması gerekir. Suçun maddi unsurunu oluşturan bu tasarrufun somut delillerle ortaya konulması zorunlu olup, yalnızca mahcuz malın satış günü satış mahalline götürülmemesi tek başına suçun oluştuğunu göstermeye yeterli değildir. Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için malın satılması, gizlenmesi, üçüncü kişilere devredilmesi veya muhafaza amacıyla bağdaşmayan başka bir tasarrufun varlığı ispat edilmelidir.
Somut olayda sanık, haciz işlemi sırasında yediemin sıfatıyla kendisine teslim edilen mahcuz malları icra müdürlüğünce belirlenen satış mahalline götürmemiştir. Yerel mahkeme bu davranışı TCK’nın 289. maddesi kapsamında değerlendirerek mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Ancak dosya kapsamı incelendiğinde sanığın malları elden çıkardığına, gizlediğine, sattığına veya teslim amacı dışında kullandığına ilişkin kesin ve yeterli delil bulunmadığı anlaşılmıştır. Yalnızca satış günü mahallinde hazır edilmemesi, teslim amacı dışında tasarruf olarak kabul edilemeyeceğinden suçun maddi unsuru gerçekleşmemiştir.
Yargıtay, muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun şekli bir yükümlülük ihlali suçu olmadığını, cezalandırılabilmesi için teslim amacı dışında tasarruf unsurunun gerçekleşmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ceza hukukunda kıyas yasağı ve kanunilik ilkesi gereğince suçun kapsamı genişletilemeyeceğinden, yalnızca satış mahalline götürmeme eylemi nedeniyle mahkûmiyet kurulamayacağı sonucuna ulaşılmış ve hüküm bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 17. Ceza Dairesi, 01.06.2020 Tarih, 2020/4394 E., 2020/4195 K.
Avukat Değerlendirmesi: Bu içtihat, savunmanın en güçlü dayanaklarından biridir: Malı satış yerine götürmemek ile mal üzerinde tasarruf etmek hukuken aynı şey değildir. Hakkınızda yalnızca bu olguya dayanan bir iddianame varsa, beraat talebinin temeli bu karardır.
Yedieminlik Görevinden Usulüne Uygun Ayrılma İradesi Araştırılmadan Mahkûmiyet Kararı Verilemez
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda failin yediemin sıfatının devam edip etmediği, suçun oluşumu bakımından belirleyici öneme sahiptir. Yedieminin görevi usulüne uygun şekilde sona ermiş veya görevi bırakma iradesi yetkili makamlara bildirilmiş ise, bu husus araştırılmadan cezai sorumluluk kurulamaz. Yargıtay, eksik incelemeyle verilen mahkûmiyet kararlarının hukuka aykırı olduğunu kabul etmektedir.
İncelenen olayda sanık, yediemin olarak teslim aldığı mahcuz mallardan sorumlu olmadığını, görevi bırakmak istediğini ve bu hususu icra müdürlüğüne bildirdiğini savunmuştur. Yerel mahkeme ise bu savunmayı yeterince araştırmadan, yalnızca mahcuz malların teslim edilememesi olgusuna dayanarak mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Dosyada sanığın görevin sona erdirilmesine ilişkin başvurularının ve idarece yapılan işlemlerin ayrıntılı şekilde incelenmediği anlaşılmıştır.
Yargıtay, yedieminlik sıfatının devam edip etmediği belirlenmeden suçun maddi unsurunun oluştuğundan söz edilemeyeceğini ifade etmiştir. Bu nedenle sanığın görevi bırakma yönündeki iradesinin ilgili icra dosyası ve yazışmalar üzerinden araştırılması, gerekiyorsa tanıkların dinlenmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, eksik araştırmayla kurulan mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 17. Ceza Dairesi, 10.06.2020 Tarih, 2020/4115 E., 2020/5237 K.
Avukat Değerlendirmesi: Yedieminlikten ayrılma dilekçesi verdiyseniz veya bu iradenizi icra müdürlüğüne bildirdiyseniz, o tarihten sonraki olaylardan sorumlu tutulmanız tartışmalıdır. İcra dosyasındaki her yazışmayı delil olarak dosyaya kazandırmak savunmanın ilk işi olmalıdır.
Dikkat ve Özen Yükümlülüğüne Aykırı Davranış Sonucu Mahcuz Malın Kaybolması TCK’nın 289/3. Maddesi Kapsamında Değerlendirilmelidir
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun taksirle işlenebilen şekli, TCK’nın 289/3. maddesinde ayrıca düzenlenmiştir. Bu kapsamda, yediemin olarak teslim edilen hacizli veya elkonulan malın, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılması nedeniyle kaybolması veya bozulması halinde fail hakkında kasten işlenen suç hükümleri değil, taksirli sorumluluğa ilişkin düzenleme uygulanmalıdır. Bu ayrım, failin kastının bulunup bulunmadığının doğru şekilde belirlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.
Somut olayda sanık, yediemin sıfatıyla muhafazasına bırakılan mahcuz malların çalındığını ve olayın kendi iradesi dışında gerçekleştiğini savunmuştur. Yerel mahkeme ise mahcuz malların teslim edilememesi nedeniyle sanığın kasten muhafaza görevini kötüye kullandığı sonucuna ulaşarak mahkûmiyet kararı vermiştir. Ancak dosya kapsamı incelendiğinde sanığın malları teslim amacı dışında kullandığını veya elden çıkardığını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı, olayın ihmal sonucu gerçekleşmiş olabileceğine ilişkin ciddi emarelerin mevcut olduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay, mahcuz malların kaybolmasının tek başına TCK’nın 289/1. maddesinde düzenlenen kasten işlenen suçu oluşturmayacağını, olayın meydana geliş şekline göre sanığın dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal edip etmediğinin araştırılması gerektiğini vurgulamıştır. Kastın bulunmadığı durumlarda TCK’nın 289/3. maddesinin uygulanması gerektiği belirtilerek eksik hukuki değerlendirmeyle verilen mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 17. Ceza Dairesi, 04.06.2020 Tarih, 2020/3756 E., 2020/4703 K.
Avukat Değerlendirmesi: Kast ile taksir ayrımı bu suçta hapis ile adli para cezası arasındaki farktır. Mal çalındıysa veya iradeniz dışında kaybolduysa, dosyanın 289/1’den değil 289/3’ten değerlendirilmesini talep etmek cezayı kökten değiştirir.
Teslim Amacı Dışında Tasarruf Somut Delillerle İspat Edilmeden Mahkûmiyet Kararı Kurulamaz
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için, yediemine resmen teslim edilen hacizli veya elkonulan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunulduğunun her türlü şüpheden uzak delillerle ispat edilmesi gerekir. Ceza muhakemesinin temel ilkeleri gereğince varsayıma dayalı değerlendirmelerle mahkûmiyet kararı verilmesi mümkün değildir. Teslim amacı dışında kullanım veya tasarrufun kesin olarak ortaya konulması zorunludur.
İncelenen olayda sanığın yediemin olarak teslim aldığı mahcuz malların daha sonra bulunamadığı tespit edilmiş, yerel mahkeme bu olgudan hareketle teslim amacı dışında tasarrufta bulunulduğu sonucuna ulaşmıştır. Ancak dosyada malların sanık tarafından satıldığına, gizlendiğine, üçüncü kişilere devredildiğine veya başka bir şekilde tasarruf edildiğine ilişkin kesin nitelikte herhangi bir delil elde edilememiştir. Mahkeme, yalnızca sonuca dayanarak suçun oluştuğunu kabul etmiştir.
Yargıtay, muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun maddi unsurunun varsayımlarla ispatlanamayacağını, teslim amacı dışında tasarrufun somut olayda açık ve kesin delillerle ortaya konulması gerektiğini belirtmiştir. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince suçun unsurlarının tam olarak oluştuğu ispatlanamadığından mahkûmiyet hükmünün hukuka aykırı olduğu kabul edilerek karar bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 17. Ceza Dairesi, 30.06.2020 Tarih, 2020/4012 E., 2020/6693 K.
Avukat Değerlendirmesi: Malın bulunamaması ile malın satılması arasındaki ispat boşluğunu iddia makamı doldurmak zorundadır; sanık suçsuzluğunu ispatla yükümlü değildir. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi bu suç tipinde en sık uygulanan bozma gerekçesidir.
Hacizli Malların Eksik Teslim Edilmesi Halinde Kastın Değil Taksirin Bulunup Bulunmadığı Araştırılmalıdır
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda, yediemin olarak teslim edilen hacizli malların eksik şekilde teslim edilmesi tek başına kasten işlenen suçun oluştuğunu göstermez. Mahkeme, eksikliğin teslim amacı dışında bilinçli bir tasarruftan mı yoksa dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranıştan mı kaynaklandığını araştırmakla yükümlüdür. Failin kastı ortaya konulmadan TCK’nın 289/1. maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka uygun değildir.
Somut olayda sanık, muhafazasına bırakılan mahcuz malların bir kısmını icra müdürlüğüne teslim etmiş, ancak yapılan sayım sonucunda bazı malların eksik olduğu tespit edilmiştir. Yerel mahkeme, eksik teslim olgusunu doğrudan teslim amacı dışında tasarruf olarak değerlendirerek sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Bununla birlikte dosyada, eksik çıkan malların sanık tarafından satıldığına, gizlendiğine veya üçüncü kişilere devredildiğine ilişkin herhangi bir kesin delil bulunmamaktadır.
Yargıtay, eksik teslim edilen mallar yönünden öncelikle kaybolmanın veya eksilmenin meydana geliş nedeninin araştırılması gerektiğini, olayın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranıştan kaynaklanması halinde TCK’nın 289/3. maddesinin uygulanmasının gündeme geleceğini belirtmiştir. Kastın varlığı ispat edilmeden kasten işlenen suç hükümlerinin uygulanamayacağı ifade edilerek mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 17. Ceza Dairesi, 10.06.2020 Tarih, 2020/3787 E., 2020/5210 K.
Avukat Değerlendirmesi: Kısmi teslim, kast bulunmadığının güçlü bir göstergesidir; malın çoğunu teslim eden kişinin kalanını kasten sakladığı varsayılamaz. Eksikliğin nedenine dair makul açıklamanız tutanaklara geçirilmelidir.
Aynı Teslim İşlemine Dayanan Birden Fazla Eylem Tek Suç Oluşturur
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda esas alınması gereken husus, yedieminlik sıfatını doğuran teslim işlemidir. Aynı teslim işlemine dayanılarak muhafaza edilen malın farklı zamanlarda teslim edilmemesi veya çeşitli tarihlerde istenmesine rağmen geri verilmemesi, yeni bir teslim işlemi bulunmadıkça ayrı suçlar oluşturmaz. Bu halde tek suç hükümlerinin uygulanması gerekir.
İncelenen olayda sanık, aynı haciz işlemi kapsamında yediemin olarak teslim aldığı malları farklı tarihlerde yapılan taleplere rağmen teslim etmemiştir. Yerel mahkeme, her teslim etmeme eylemini bağımsız suç olarak değerlendirerek sanık hakkında birden fazla mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Ancak dosya kapsamı incelendiğinde, tüm eylemlerin aynı haciz ve aynı teslim işleminden kaynaklandığı, sanığa yeniden bir teslim yapılmadığı anlaşılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, muhafaza görevinin tek bir hukuki ilişkiye dayandığını, yeni bir teslim işlemi gerçekleşmediği sürece sonraki davranışların bağımsız suç oluşturmayacağını vurgulamıştır. Aynı teslim işlemine bağlı olarak gerçekleştirilen eylemler nedeniyle tek suç hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmiş, yerel mahkemenin birden fazla mahkûmiyet kurması hukuka aykırı bulunmuştur.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.03.2003 Tarih, 2003/4-12 E., 2003/24 K.
Avukat Değerlendirmesi: Ceza Genel Kurulu içtihadı niteliğindeki bu karar, birden fazla dosyayla karşılaşan yedieminler için hayati önemdedir: Tek teslim, tek suçtur. Mükerrer cezalandırma talebiyle karşılaşıldığında bu karar doğrudan emsal gösterilmelidir.
Yedieminin Dikkat ve Özen Yükümlülüğüne Aykırı Davranışı Taksirle Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma Suçunu Oluşturabilir
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun taksirli şekli, yediemine resmen teslim edilen hacizli veya elkonulan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılması nedeniyle kaybolması veya bozulması halinde oluşur. Bu durumda failin teslim amacı dışında bilinçli bir tasarrufta bulunması aranmaz. Önemli olan, yedieminin malın korunmasına ilişkin yükümlülüklerini ihmal etmesi ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağının bulunmasıdır.
Somut olayda sanık, yediemin olarak muhafazasına bırakılan malların üçüncü kişiler tarafından alındığını ve olayın kendi kontrolü dışında gerçekleştiğini savunmuştur. Yerel mahkeme ise bu savunmayı değerlendirmeksizin doğrudan mahkûmiyet kararı vermiştir. Dosya kapsamından, sanığın gerekli güvenlik tedbirlerini alıp almadığı, malların korunması için gerekli dikkat ve özeni gösterip göstermediği hususlarının yeterince araştırılmadığı anlaşılmıştır.
Yargıtay, yedieminin kastının bulunmadığı hallerde olayın TCK’nın 289/3. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkemenin, sanığın özen yükümlülüğünü ihlal edip etmediğini somut deliller ışığında incelemesi gerektiği, bu araştırma yapılmadan verilen mahkûmiyet kararının eksik incelemeye dayandığı ifade edilerek hüküm bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 16.11.1998 Tarih, 1998/9644 E., 1998/10185 K.
Avukat Değerlendirmesi: Taksirli şeklin cezası yalnızca adli para cezasıdır ve hapis riski yoktur. Malın üçüncü kişilerce alındığı olaylarda savunmanın hedefi, dosyayı kast alanından özen yükümlülüğü alanına çekmek olmalıdır.
Yedieminin Gerekli Tedbirleri Almaması Sonucu Mahcuz Malların Elden Çıkarılması Taksir Hükümleri Kapsamında Değerlendirilmelidir
Muhafaza görevini üstlenen kişinin en önemli yükümlülüğü, kendisine teslim edilen malları koruyarak yetkili makamların talebi halinde eksiksiz şekilde teslim edebilmektir. Ancak malların üçüncü kişiler tarafından elden çıkarılması veya kaybolması her durumda kasten işlenen muhafaza görevini kötüye kullanma suçunu oluşturmaz. Olayın meydana geliş şekli, yedieminin dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal edip etmediği yönünden ayrıca değerlendirilmelidir.
İncelenen olayda sanık, yediemin olarak teslim aldığı hacizli hayvanları iş nedeniyle şehir dışında bulunduğu sırada çocuklarının kestiğini ve sattığını savunmuştur. Yerel mahkeme, bu savunmayı dikkate almadan sanığın teslim amacı dışında tasarrufta bulunduğu gerekçesiyle mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Ancak dosyada sanığın hayvanların satılmasını istediğine veya buna bilerek izin verdiğine ilişkin herhangi bir delil bulunmamaktadır.
Yargıtay, olayın oluş şekli itibarıyla sanığın dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal edip etmediğinin araştırılması gerektiğini, kastın bulunmadığı durumlarda TCK’nın 289/3. maddesinin uygulanmasının gündeme geleceğini belirtmiştir. Eksik hukuki değerlendirme ile kurulan mahkûmiyet hükmü bu nedenle bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 04.03.1998 Tarih, 1998/459 E., 1998/1778 K.
Avukat Değerlendirmesi: Aile bireylerinin veya üçüncü kişilerin fiilinden doğan sonuçlar yediemine kast olarak yüklenemez. Bu tür olaylarda failin kim olduğunun tespiti, yedieminin sorumluluğunu kasttan taksire indirir.
Yedieminlik Ücreti ve Hapis Hakkına İlişkin Savunma Araştırılmadan Mahkûmiyet Kararı Verilemez
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda, yedieminin mahcuz malı teslim etmemesinin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı araştırılmadan mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka uygun değildir. Özellikle yedieminlik ücreti ve muhafaza giderlerinin ödenmediği iddiası ile Medeni Kanun’dan kaynaklanan hapis hakkının ileri sürülmesi halinde, mahkemenin bu savunmayı ayrıntılı şekilde incelemesi gerekir. Hapis hakkının koşullarının oluşması durumunda teslim etmeme eylemi hukuka uygunluk nedeni kapsamında değerlendirilebilir.
Somut olayda sanık, yediemin olarak muhafaza ettiği hacizli malları teslim etmeye hazır olduğunu ancak yedieminlik ücreti ile yaptığı muhafaza giderlerinin ödenmemesi nedeniyle hapis hakkını kullandığını savunmuştur. Yerel mahkeme ise bu savunmayı değerlendirmeden, yalnızca mahcuz malların teslim edilmemesini esas alarak mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Dosyada sanığın gerçekten ücret talebinde bulunup bulunmadığı ve bu talebin hukuken geçerli olup olmadığı yönünde yeterli araştırma yapılmadığı anlaşılmıştır.
Yargıtay, yedieminlik ücreti ve muhafaza giderlerine ilişkin savunmaların suçun hukuki niteliğini doğrudan etkileyebileceğini belirtmiştir. Bu nedenle Medeni Kanun’da düzenlenen hapis hakkının şartlarının oluşup oluşmadığı araştırılmadan mahkûmiyet kararı verilmesinin isabetli olmadığı ifade edilmiş, eksik inceleme nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Künye: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 01.03.2006 Tarih, 2004/7411 E., 2006/5234 K.
Avukat Değerlendirmesi: Ödenmemiş yedieminlik ücreti ve muhafaza giderleri, teslim etmemeyi hukuka uygun hale getirebilen bir savunmadır. Ücret talebinizi mutlaka yazılı yapın; sözlü talep ispat edilemez ve bu güçlü savunmayı elinizden alır.
Yedieminlik Ücreti Ödenmediği Takdirde Hapis Hakkının Varlığı Değerlendirilmeden Ceza Verilemez
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda, yedieminin mahcuz malı teslim etmemesinin her durumda suç oluşturduğu söylenemez. Teslim etmeme davranışının yasal bir hakka dayanması halinde cezai sorumluluk doğmayabilir. Özellikle yedieminlik ücretinin ödenmemesi nedeniyle hapis hakkının kullanıldığı savunmasının ileri sürülmesi durumunda, mahkemenin bu iddiayı araştırması zorunludur.
İncelenen olayda sanık, muhafaza ettiği hacizli malları teslim etmeye hazır olduğunu ancak uzun süredir ödenmeyen yedieminlik ücreti nedeniyle hapis hakkını kullandığını savunmuştur. Yerel mahkeme bu savunmayı tartışmaksızın, yalnızca mahcuz malların teslim edilmemesini esas alarak mahkûmiyet kararı vermiştir. Dosyada ücret alacağının bulunup bulunmadığı ve Medeni Kanun hükümleri uyarınca hapis hakkının doğup doğmadığı hususlarında herhangi bir araştırma yapılmadığı görülmüştür.
Yargıtay, hapis hakkının koşullarının oluşması halinde teslim etmeme davranışının hukuka uygunluk nedeni oluşturabileceğini vurgulamıştır. Bu nedenle yedieminlik ücreti, muhafaza giderleri ve hapis hakkına ilişkin savunmalar değerlendirilmeden verilen mahkûmiyet kararının eksik incelemeye dayandığı kabul edilerek hüküm bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 02.03.1994 Tarih, 2004/9629 E., 1717 K.
Avukat Değerlendirmesi: Bu karar, bir önceki içtihatla birlikte okunduğunda yerleşik bir çizgiyi gösterir: Alacağı ödenmeyen yediemin, malı rehin gibi elinde tutabilir. Ancak hakkın kötüye kullanılmaması için talep edilen tutarın makul ve belgeli olması şarttır.
Ücretsiz Hesaplama Araçlarımız
Bu İçerik Neden Güvenilir?
Deneyim: Bu rehber, asliye ceza mahkemelerinde yürütülen muhafaza görevini kötüye kullanma dosyalarındaki fiili savunma pratiğiyle hazırlanmıştır.
Yetkinlik: İçerik, Ankara Barosu’na kayıtlı ceza avukatı Av. Çağrı Ayboğa (Sicil No: 34507) tarafından kaleme alınmış ve hukuki doğruluğu denetlenmiştir.
Otorite: Açıklamalar 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 289. maddesine; içtihat bölümü Yargıtay 17. Ceza Dairesi, 4. Ceza Dairesi ve Ceza Genel Kurulu’nun künyeleri verilen kararlarına dayanır.
Güncellik: Sayfa 4 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanmıştır; mevzuat veya içtihat değişikliklerinde güncellenecektir.
TCK 289 Hakkında Sık Sorulan Sorular
TCK 289 suçunun cezası ne kadar?
Yedieminlik suçu nedir?
Hacizli malı satmak suç mu?
Hacizli mal kaybolursa veya çalınırsa ceza alır mıyım?
TCK 289’da etkin pişmanlık nasıl uygulanır?
Muhafaza görevini kötüye kullanma şikayete bağlı mı?
TCK 289 davasına hangi mahkeme bakar?
Yedieminlik ücretim ödenmedi, malı teslim etmeyebilir miyim?
Malı satış yerine götürmedim, suç işlemiş olur muyum?
TCK 289’dan HAGB veya erteleme mümkün mü?

Avukat Çağrı Ayboğa, 2018’den bu yana Ankara’da ceza hukuku, icra kaynaklı ceza dosyaları, idare ve aile hukuku alanlarında hizmet vermektedir. Asliye ceza mahkemelerinde muhafaza görevini kötüye kullanma dahil adliyeye karşı suçlarda aktif savunma yürütmektedir. Bu TCK 289 rehberi, 5237 sayılı Kanun ve künyeleri verilen Yargıtay kararları esas alınarak Av. Çağrı Ayboğa tarafından hazırlanmış ve hukuki doğruluğu denetlenmiştir. Hukuki görüşlerinde mevzuat.gov.tr temel alınmaktadır.
Ankara Avukatlık ve Danışmanlık
Ceza hukuku, icra kaynaklı ceza dosyaları ve tüm hukuki uyuşmazlıklarda Ankara merkezli, Türkiye genelinde hizmet.
Hukuki danışmanlık ücretlidir. Ücretlendirme, TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak belirlenir.