Ceza Hukuku

TCK 63 Ceza Hukukunda Mahsup (2026)

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 63 | Tutukluluk ve Gözaltı Süresinin Cezadan İndirilmesi | Başka Suçtan Mahsup (2026) TCK 63

TCK 63 mahsup, hüküm kesinleşmeden önce tutukluluk, gözaltı veya özgürlüğü sınırlayan diğer hallerde geçirilen sürelerin mahkum olunan cezadan indirilmesini düzenler. Ceza hukukunda mahsup, kişinin aynı özgürlük kaybını iki kez yaşamaması için temel bir güvencedir. Başka suçtan tutukluluk süresi de belirli şartlarla cezadan mahsup edilebilir. Bu rehberde TCK 63’ün tüm koşullarını, hesaplama yöntemini ve emsal Yargıtay kararlarını bulacaksınız.

TCK 63 Ceza Hukukunda Mahsup
TCK 63 Ceza Hukukunda Mahsup

TCK 63 Madde Metni – Mahsup Kanun Metni

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 63 – Mahsup

TCK 63/1: Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adlî para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün beşyüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır.

TCK 63 Mahsup Nedir?

Ceza hukukunda mahsup, hüküm kesinleşmeden önce kişi özgürlüğünün kısıtlanması sonucunu doğuran tüm haller nedeniyle geçirilen sürelerin, mahkum olunan cezadan indirilmesini ifade eder. Tutukluluk, gözaltı veya gözlem altında geçirilen süreler hükmedilen cezadan mahsup edilir.

MAHSUP ÖZETİ:

Düzenleme: TCK Madde 63

Amaç: Özgürlükten yoksun kalınan sürenin cezadan düşülmesi

Kapsam: Tutukluluk, gözaltı, gözlem altına alma, ev hapsi

Niteliği: Zorunlu (hakimin takdiri yok)

Adli Para Cezası: 1 gün = 500 TL

Mahsup Edilebilecek Süreler

Özgürlüğü Sınırlayan Hal Mahsup Durumu
Tutukluluk ✓ Mahsup edilir
Gözaltı ✓ Mahsup edilir
Gözlem Altına Alma (ceza ehliyeti tespiti) ✓ Mahsup edilir
Ev Hapsi (CMK 109/3-j) ✓ 2 gün = 1 gün olarak mahsup edilir
Yabancı Ülkede Tutukluluk/Hükümlülük ✓ Aynı suçtan mahsup edilir (TCK 16)
Adli Kontrol (diğer tedbirler) ✗ Mahsup edilmez
Yabancı Ülkedeki Adli Para Cezası ✗ Mahsup edilmez

Mahsubun Zorunluluğu (Mahsubun Mecburiliği)

MAHSUP ZORUNLUDUR!

5237 sayılı TCK, “mahsubun mecburiliği” sistemini benimsemiştir. Mahsup şartları gerçekleştiğinde:

• Hakimin takdir hakkı yoktur

• Mahsup yapılması zorunludur

• Kişinin kendi kusuru olsa bile mahsup hakkı vardır

• Mahsup, infaz aşamasında da resen gözetilir

Başka Suçtan Tutukluluğun Mahsup Edilmesi
Başka Suçtan Tutukluluğun Mahsup Edilmesi

Başka Suçtan Tutukluluğun Mahsup Edilmesi

Mahsup, yalnızca tutuklu kalınan suça ilişkin dosyada değil, başka suçtan tutukluluğun mahsubu şeklinde de uygulanabilir.

Başka Suçtan Mahsup Şartları

1

İlk Suçtan Özgürlük Kısıtlaması: Kişinin ilk suç nedeniyle tutuklanması, gözaltına alınması veya özgürlüğünün başka suretle kısıtlanmış olması gerekir.

2

İkinci Suçun Zamanlaması: Mahsup yapılacak mahkumiyete ait suç (ikinci suç), tutuklu kalınan suçtan (ilk suç) verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmiş olmalıdır.

3

İkinci Suçtan Mahkumiyet: Mahsubun yapılabilmesi için ikinci suç nedeniyle mahkumiyetin kesinleşmesi şarttır.

4

İlk Suçun Sonucu Önemli Değil: Tutuklu kalınan suçun mahkumiyet, beraat veya düşme ile sonuçlanması mahsup kararını etkilemez.

KRİTİK ZAMAN KOŞULU:

Mahsuba konu mahkumiyete ait suçun, tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmesi zorunludur.

Amaç: Kişinin daha önceden tutuklu kaldığı süreye güvenerek yeniden suç işlemesinin önlenmesi.

Kesinleşme sonrası işlenen suçlar için mahsup yapılamaz!

Adli Para Cezasından Mahsup

Adli Para Cezasından Mahsup Hesabı

Gözaltı/Tutukluluk Süresi × 500 TL = Mahsup Edilecek Tutar

Örnek: 20 gün tutuklu kalan sanık → 20 × 500 = 10.000 TL mahsup

HESAPLAMA ÖRNEĞİ:

Sanık 3 gün gözaltında, 17 gün tutuklu kalmış ve 10.000 TL adli para cezasına mahkum edilmiştir.

Hesaplama:
20 gün × 500 TL = 10.000 TL

Sonuç: Mahsup edilen tutar cezanın tamamını karşıladığından, adli para cezası infaz edilmiş sayılır.

Yabancı Ülkede Geçen Sürelerin Mahsubu (TCK 16)

YABANCI ÜLKEDE MAHSUP KURALLARI:

TCK 16’ya göre, yabancı ülkede geçirilen aşağıdaki süreler aynı suçtan Türkiye’de verilecek cezadan mahsup edilir:

• Gözaltı süresi

• Gözlem altında geçen süre

• Tutukluluk süresi

• Hükümlülük süresi

ÖNEMLİ: Yabancı ülkede verilen cezanın tamamı değil, sadece özgürlüğü fiilen sınırlayan süre mahsup edilir.

Yabancı ülkedeki adli para cezası mahsup edilemez!

Mahsup ve Haksız Tutuklama Tazminatı İlişkisi

MAHSUP TAZMİNATA ENGEL DEĞİLDİR!

CMK 144/1-a bendinin 6459 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmasıyla:

• Mahsup yapılmış olsa bile tazminat davası açılabilir

• Ancak zarar kısmen giderilmiş sayılacağından, ölçülü/sembolik bir tazminata hükmedilir

• “Ya mahsup ya tazminat” değil, dengeli bir yaklaşım benimsenir

Mahsup Kararını Kim Verir?

YETKİLİ MAKAM:

Mahsup işlemi, hükümlünün tutulduğu cezaevinin bağlı olduğu İnfaz Hakimliği tarafından yerine getirilir.

Örnek: Silivri Kapalı Cezaevi’ndeki hükümlü için → Bakırköy İnfaz Hakimliği yetkilidir.

İnfaz hakimliği, ilgili mahkemelere UYAP üzerinden yazı yazarak gerekli bilgileri temin ettikten sonra mahsup kararı verir.

Mahsupta Zamanaşımı Var mı?

MAHSUP ZAMANAŞIMI:

“Mahsup zamanaşımı” şeklinde bir süre yoktur. Ancak mahsup, ceza mahkumiyetinin infazı için belirlenen bihakkın tahliye tarihine kadar yapılabilir.

Hüküm tamamen infaz edilinceye kadar mahsup talep edilebilir.

TCK 63 Emsal Yargıtay Kararları
TCK 63 Emsal Yargıtay Kararları

TCK 63 Emsal Yargıtay Kararları

1. Gözaltı/Tutukluluk Süresi Yazılmasa da TCK 63/1 Mahsubu Esastır; İnfazda Resen Gözetilir

Sanık, soruşturma ve kovuşturma sırasında gözaltında ve tutuklu kalmış; daha sonra hakkında hapis veya adlî para cezası hükmü kurulmuştur. Hüküm kurulurken, sanığın özgürlüğünün kısıtlı kaldığı bu sürelerin cezadan düşülmesi gerektiği hâlde, mahkeme bu mahsubu hükümde açıkça göstermemiştir. Tartışma, bu eksikliğin bozma sebebi mi olduğu yoksa infazda kendiliğinden düzeltilebilecek bir husus mu sayılacağı noktasında toplanmıştır.

Yargıtay, TCK 63/1’in emredici bir düzenleme olduğunu; gözaltı/tutukluluk gibi hürriyeti sınırlayan sürelerin mutlaka mahsup edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Mahsup yapılmaması, kararın infazında kişiye “fazladan” ceza yüklenmesi sonucunu doğuracağından, uygulamada bu sürelerin ceza üzerinden düşülmesi zorunludur. Bununla birlikte Yargıtay, mahsup kalemi hükümde unutulmuş olsa bile, infaz makamlarınca bu eksikliğin çoğu durumda resen giderilebildiğine işaret etmiştir. Bu yaklaşım, TCK 63/1’in sadece yargılama aşamasında değil, infaz tekniğinde de doğrudan uygulanması gereken bir kural olduğunu gösterir.

Künye: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2021/24115, K. 2023/9327, T. 15.03.2023

2. Mahsup Unutulmuşsa “İhmal” Bozmayı Gerektirir; Ancak Çoğu Kez İnfazda Düzeltilebilir

Sanık, yakalandıktan sonra kısa süre gözaltında kalmış ve sonrasında hakkında hüküm verilmiştir. Mahkeme, ceza tayin ederken gözaltında geçen günleri cezadan indirmeyi hüküm kısmında göstermemiş; böylece mahsup hesabı kararda görünmez hâle gelmiştir. Bu durumda, sanığın infazda daha uzun süre ceza çekmesi riski ortaya çıkmıştır. İtiraz, mahsup yapılmamasının “basit bir unutma” mı yoksa hukuka aykırılık mı sayılacağı yönündedir.

Yargıtay, mahsup kurumunun yargılamanın “ek” bir unsuru değil, cezanın doğru infazı için zorunlu bir hesap olduğunu belirtmiştir. Hürriyeti sınırlayan her hâlin cezadan düşülmesi, kişinin aynı özgürlük kaybını iki kez yaşamaması için temel güvencedir. Bu nedenle mahsup yapılmaması hukuka aykırı kabul edilmiştir. Buna rağmen Yargıtay, somut olay tipinde bu aykırılığın infaz aşamasında resen giderilebilmesinin mümkün olduğuna da vurgu yapmıştır. Sonuç olarak karar, mahsup mekanizmasının hem yargılamada açıkça kurulmasını hem de infazın resen tamamlayıcı rolünü birlikte ortaya koyar.

Künye: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2021/25300, K. 2023/10186, T. 26.04.2023

3. Mahsup İçin Asıl Ölçüt: Sonradan Mahkûm Olunan Suçun, İlk Hükmün Kesinleşmesinden Önce İşlenmiş Olmasıdır

Hükümlü, bir suçtan aldığı cezanın infazı sürerken başka bir dosyada tutuklu kalmış ve bu tutukluluk süresinin infaz ettiği cezadan düşülmesini istemiştir. İdarenin ve merciin yaklaşımı, mahsubun ancak “aynı suçtan” veya “kesinleşmiş ikinci hükümden” sonra mümkün olacağı varsayımı üzerinden şekillenmiştir. Oysa uyuşmazlık, mahsubun kapsamının yalnızca aynı dosyaya mı bağlı olduğu, yoksa farklı suçtan tutuklulukta geçen sürenin de belirli şartlarda indirime konu edilip edilemeyeceği noktasında yoğunlaşmıştır.

Ceza Genel Kurulu, mahsup değerlendirmesinde kritik eşik olarak; mahsuba konu mahkûmiyete ait suçun, tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmiş olmasını öne çıkarmıştır. Böylece kişi, önceki tutukluluğa “güvenerek” daha sonra suç işlemeye teşvik edilmesin diye, zaman sıralaması bakımından bir denge kurulmuştur. Kurul ayrıca, tutukluluğun hangi suç nedeniyle gerçekleştiğinin tek başına belirleyici olmadığını; önemli olanın zamanlama ve mahsup mantığı olduğunu açıklamıştır. Bu içtihat, TCK 63/1’in yalnızca “aynı dosya” mantığıyla değil, infaz adaleti ve suç işleme teşvikini önleme düşüncesiyle yorumlandığını gösterir. Sonuç olarak mahsup, hem hak kaybını önleyen bir araç hem de infaz sisteminde denge unsurudur.

Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2006/4-7, K. 2006/4-7, T. 31.01.2006

4. Mahsup Talebinde “Kesinleşme Sonrası İşlendi” Gerekçesiyle Red Hukuka Aykırı Olabilir

Hükümlü, cezaevinden kaçma suçundan aldığı cezanın infazı sürerken, başka bir dosyada cinsel saldırı ve hürriyetten yoksun bırakma iddiasıyla tutuklu kalmıştır. Daha sonra, bu tutukluluk süresinin infaz ettiği cezadan düşülmesine karar verilmiş; ancak savcılık itirazı üzerine merci, “tutukluluğa konu suçun infaz edilen cezanın kesinleşmesinden sonra işlendiği” gerekçesiyle mahsup kararını kaldırmıştır. Uyuşmazlık, mahsup için bakılması gereken tarih noktasının “infaz edilen cezanın kesinleşmesi” mi yoksa “tutuklu kalınan dosyada kararın durumu” mu olduğuna ilişkindir.

Yargıtay, merciin “kesinleşme sonrası işlendi” mantığını isabetli bulmamış; mahsuba esas zaman değerlendirmesinde doğru ölçütün farklı kurulması gerektiğini belirtmiştir. Tutuklu kalınan dosyada henüz hüküm verilmemişken, sırf kesinleşme kronolojisi üzerinden mahsup hakkının kaldırılması, TCK 63/1’in koruyucu amacına aykırı sonuçlar doğurabilir. Yargıtay, mahsup koşullarının gerçekleştiği hâllerde, kişinin özgürlüğünden yoksun kaldığı günlerin ceza üzerinde dikkate alınmasının zorunlu olduğunu vurgulamıştır. Böylece mahsup, teknik bir “takvim” hesabından ibaret değil; kişinin fiilen yaşadığı özgürlük kaybının telafisi olarak görülmüştür. Bu karar, mahsup itirazlarında gerekçenin hukuki ölçüte oturması gerektiğini açıkça ortaya koyar.

Künye: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, K. 2010/10765

5. Tutukluluk Süresi Başka Cezadan Mahsup Edildi Diye Tazminat Tamamen Reddedilemez

Kişi, hakkında yürütülen bir soruşturma kapsamında haksız tutukluluk yaşamış; sonrasında bu tutukluluk süresi başka bir mahkûmiyetinden mahsup edilmiştir. Mahkeme, “zaten mahsup edildi” gerekçesiyle tazminat talebini tümden reddetmiştir. Oysa tartışma, mahsup işleminin haksız tutuklamanın doğurduğu maddi-manevi zararları tamamen ortadan kaldırıp kaldırmadığı noktasında toplanmıştır. Ayrıca CMK 144/1-a bendinin yürürlükten kaldırılması sonrasında, “mahsubun tazminata engel” olup olmayacağı da değerlendirilmelidir.

Yargıtay, mahsup yapılmış olmasının zararı tamamen sıfırlayan otomatik bir sonuç doğurmadığını kabul etmiştir. Mahsup, özgürlükten yoksun kalınan sürenin ceza hesabında dikkate alınmasıdır; ancak haksız tutukluluğun yarattığı manevi yıkım veya yaşam düzenine etkisi ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle, davanın sırf mahsup gerekçesiyle reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Yargıtay, mahsup nedeniyle zarar kısmen giderilmiş sayılsa bile, hukuka aykırılığa işaret eden ve dengeyi kuran sembolik/makul bir tazminat yaklaşımının benimsenmesi gerektiğini belirtmiştir. Böylece mahsup ile tazminat kurumları arasındaki ilişki “ya hep ya hiç” değil, ölçülülük üzerinden kurulmuştur.

Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, K. 2016/9718

6. Mahsup Tazminata Engel Değildir; Ancak Hakkaniyet İçin Tazminat Miktarı Ölçülü Belirlenmelidir

Kişi, soruşturma sürecinde gözaltı ve tutukluluk yaşamış; daha sonra bu süre, başka bir mahkûmiyetten mahsuba konu edilmiştir. Buna rağmen kişi, haksız tutuklama nedeniyle uğradığı zararlar için tazminat talep etmiştir. İlk derece, tutukluluğun mahsuba konu edildiği olgusunu dikkate almadan yüksek miktarda tazminata hükmetmiştir. Uyuşmazlık, mahsup işlemi yapılmış kişiler ile mahsup yapılmamış kişiler arasında denge ve nesafet gereği tazminatın nasıl kurulacağı üzerinedir.

Yargıtay, CMK 144/1-a’nın yürürlükten kaldırılmasıyla birlikte mahsup yapılmasının tazminata artık “tam engel” oluşturmadığını; bu nedenle tazminat talebinin sırf mahsup gerekçesiyle reddedilemeyeceğini vurgulamıştır. Ancak mahsup, zararın bir bölümünü fiilen telafi ettiğinden, tazminat miktarı belirlenirken bu olgunun hakkaniyet gereği hesaba katılması gerekir. Yargıtay’a göre adil denge, mahsup yapılmış kişiye de tazminat verilmesini, fakat mahsup yapılmamış kişilere göre ölçülü bir miktarın tercih edilmesini gerektirir. Bu yaklaşım, tazminat hukukunda “çifte giderim” riskini önlerken, haksız tutuklamanın hukuka aykırı niteliğini de görünür kılar. Sonuçta ölçü, ne tam red ne de sınırsız kabul; dengeleyici bir takdirdir.

Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, K. 2017/6024

7. Yabancı Ülkede Geçen Tutukluluk/Hükümlülük Süresi Mahsup Edilir; “Cezanın Tamamı” Mahsup Edilemez

Sanık, aynı fiil nedeniyle yabancı ülkede gözaltında/tutuklu/hükümlü kalmış; Türkiye’de de yargılama sonucunda ceza verilmiştir. Mahkeme, yabancı ülkede verilen cezanın tamamını mahsup eder biçimde hüküm kurarak, adeta Türkiye’deki cezanın infazını “blok” şekilde ortadan kaldıran bir sonuç doğurmuştur. Tartışma, TCK 16 ve TCK 63 çerçevesinde mahsup yapılacak kalemin “yabancı cezanın tamamı” mı yoksa sadece “özgürlüğü fiilen sınırlayan süre” mi olduğuna ilişkindir.

Yargıtay, mahsup kurumunun hedefinin “yabancı ülkede verilen hükmü aynen tanımak” değil, fiilen özgürlükten yoksun kalınan süreyi Türkiye’deki cezadan düşmek olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle “cezanın tamamının mahsubu” yerine, yabancı ülkede gözaltı, gözlem, tutukluluk veya hükümlülükte geçen sürelerin mahsup edilmesi gerekir. Yargıtay, hükümdeki mahsup cümlesinin bu teknikle uyumlu şekilde düzeltilmesini isabetli görmüştür. Böylece mahsup, uluslararası boyutta da aynı ilkeye bağlanır: süre mahsup edilir, hüküm değil. Sonuç, infaz sistemini doğru kuran ve mahsubu sınırlarıyla uygulayan bir yaklaşımdır.

Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, K. 2014/4747

8. Yabancı Ülkede Hükmedilen Adlî Para Cezası “Mahsup” Konusu Yapılamaz

Sanık, yabancı ülkede aynı fiil nedeniyle yargılanmış; orada adlî para cezası da dahil olacak şekilde bir yaptırımla karşılaşmıştır. Türkiye’deki yargılama sonunda da ceza verilmiş ve mahkeme yabancı ülkede verilen para cezasını da mahsup eder biçimde hüküm kurmuştur. Sorun, TCK 16’daki mahsup rejiminin hangi sonuçları kapsadığı; özellikle “yabancı adlî para cezasının” Türkiye’deki cezadan düşülüp düşülemeyeceğidir.

Yargıtay, TCK 16 kapsamında mahsup edilebilecek olanın, yabancı ülkede geçirilen gözaltı/tutukluluk/hükümlülük gibi özgürlüğü sınırlayan süreler olduğunu vurgulamıştır. Adlî para cezası ise mahiyeti gereği bir “özgürlükten yoksunluk süresi” yaratmadığından, bu kalemin mahsup kapsamına alınması hukuka aykırı görülmüştür. Bu nedenle hükümdeki mahsup kısmının düzeltilerek, yalnızca özgürlüğü sınırlayan sürelerin mahsubuna yer verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Karar, uluslararası unsurlu dosyalarda mahsup hesabının “para cezası” üzerinden genişletilmesine kapı kapatır. Böylece mahsup, amacına uygun biçimde fiilî özgürlük kaybı ile sınırlandırılmış olur.

Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, K. 2014/560

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1

TCK 63 mahsup nedir?

Mahsup, hüküm kesinleşmeden önce tutukluluk, gözaltı veya özgürlüğü sınırlayan diğer hallerde geçirilen sürelerin, mahkum olunan hapis cezasından indirilmesidir. Kişinin aynı özgürlük kaybını iki kez yaşamaması için uygulanan zorunlu bir kuraldır.

2

Başka suçtan tutukluluk mahsup edilir mi?

Evet, edilir. Ancak mahsup yapılacak mahkumiyete ait suçun, tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmiş olması şarttır. Kesinleşme sonrası işlenen suçlar için mahsup yapılamaz.

3

Adli para cezasından mahsup nasıl yapılır?

Tutukluluk veya gözaltında geçen her 1 gün, 500 TL sayılarak adli para cezasından indirilir. Örneğin 20 gün tutuklu kalan kişinin 10.000 TL adli para cezası, mahsupla tamamen infaz edilmiş sayılır.

4

Ev hapsi cezadan mahsup edilir mi?

Evet, edilir. CMK 109/3-j’deki konutunu terk etmemek yükümlülüğü (ev hapsi) altında geçen her 2 gün, cezanın mahsubunda 1 gün olarak dikkate alınır.

5

Mahsup kararını kim verir?

Mahsup işlemi, hükümlünün tutulduğu cezaevinin bağlı olduğu İnfaz Hakimliği tarafından yerine getirilir. İnfaz hakimliği UYAP üzerinden gerekli bilgileri temin ederek karar verir.

6

Mahsup yapıldıysa tazminat davası açılabilir mi?

Evet, açılabilir. CMK 144/1-a’nın yürürlükten kaldırılmasıyla mahsup, tazminata tam engel oluşturmaz. Ancak zarar kısmen giderilmiş sayılacağından, ölçülü/sembolik bir tazminata hükmedilir.

7

Yabancı ülkedeki ceza Türkiye’de mahsup edilir mi?

Kısmen edilir. TCK 16’ya göre yabancı ülkede gözaltı, tutukluluk veya hükümlülükte geçen süreler aynı suçtan Türkiye’de verilen cezadan mahsup edilir. Ancak yabancı ülkedeki adli para cezası veya cezanın tamamı mahsup edilemez.

Ceza Hukukunda Mahsup Hukuki Danışmanlık

TCK 63 mahsup, başka suçtan tutukluluğun mahsubu, adli para cezasından indirim ve infaz hukuku konularında profesyonel hukuki destek almak için AYBOĞA Hukuk’un uzman kadrosu ile görüşün.

Ceza Avukatı

TCK 63 ceza hukukunda mahsup, kişinin özgürlüğünden yoksun kaldığı sürelerin mahkum olduğu cezadan indirilmesini sağlayan temel bir hukuki güvencedir. Tutukluluk, gözaltı, gözlem altına alma ve ev hapsi süreleri cezadan mahsup edilir. Başka suçtan tutukluluk da belirli şartlarla mahsup edilebilir. Mahsup zorunludur; hakimin takdir hakkı yoktur.

ÖNEMLİ HATIRLATMALAR:

• Mahsup zorunludur, hakimin takdiri yoktur

• Başka suçtan mahsup için zamanlama şartı kritiktir

• Adli para cezasında 1 gün = 500 TL

• Ev hapsi: 2 gün = 1 gün olarak mahsup edilir

• Yabancı ülkedeki süre (ceza değil) mahsup edilir

• Mahsup yapılsa bile tazminat davası açılabilir

• Mahsup kararını infaz hakimliği verir

• Hüküm tamamen infaz edilene kadar mahsup istenebilir


Avukat Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.
Başa dön tuşu
Ara