Ceza Hukuku

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması TCK 209 Suçu ve Cezası 2026

TCK 209 Yargıtay Kararları 2025

Türk Ceza Kanunu’nun 209. maddesi (TCK 209) uyarınca, açığa imzanın kötüye kullanılması suçu, bir kimsenin imzasını taşıyan boş bir kâğıdı, imza sahibinin iradesine aykırı olarak doldurmak veya amacı dışında kullanmak suretiyle işlenmektedir. Burada imzanın önceden atılmış olması, suçun varlığı için temel unsurdur. Fail, imzanın atıldığı boş kâğıdı hukuka aykırı biçimde doldurmakta ya da daha önceden kararlaştırılan amacın dışında kullanmaktadır.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu – mevzuat.gov.tr

Suçun temelinde, imza sahibinin duyduğu güvenin kötüye kullanılması yatmaktadır. Fail ile mağdur arasındaki ilişki çoğu zaman güven esasına dayanmakta, imza sahibi belgenin kendi iradesine uygun kullanılacağı beklentisiyle hareket etmektedir. Ancak bu güven ihlal edildiğinde, açığa imzanın kötüye kullanılması suçu doğmaktadır. Bu nedenle, suçun hem belgenin güvenliğine hem de bireyler arası güven ilişkisine yönelik iki yönlü bir koruma sağladığı görülmektedir.

DMCA.com Protection Status

TCK 209 - Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçu ve Cezası
TCK 209 – Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçu ve Cezası

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçunun Cezası 2025

Türk Ceza Kanunu’nun 209. maddesi uyarınca açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun cezası, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ve adli para cezasıdır. Kanun koyucu, hem hapis hem de para cezasını öngörerek, suçun ağırlığına uygun esnek bir yaptırım sistemi oluşturmuştur. Bu sayede hâkim, somut olayın özelliklerini, failin kastını ve mağdurun uğradığı zararı dikkate alarak uygun bir yaptırım belirleyebilmektedir.

Cezanın alt ve üst sınırları gözetildiğinde, bu suçun uzlaştırmaya tabi olduğu ve failin lehine bazı sonuçlar doğurduğu da görülmektedir. Ayrıca suç, TCK’da öngörülen ceza sınırları nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya cezanın ertelenmesi gibi kurumların uygulanmasına da elverişlidir. Bununla birlikte, mahkemeler failin eylemini özellikle güven ilişkisini kötüye kullanarak işlemesi halinde cezanın alt sınırdan uzaklaşarak verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Dolayısıyla açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun cezası, hem caydırıcı hem de orantılı bir yaptırım anlayışını yansıtmaktadır.

Korunan Hukuki Değer

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu ile korunan hukuki değer, öncelikle belge güvenliği ve kişiler arasındaki güven ilişkisidir. İmza, hukuken bireyin iradesini temsil eden en önemli araçlardan biri olup, belgenin geçerliliği açısından temel unsurlardan biridir. Bu nedenle, imzanın amacı dışında kullanılması yalnızca bireysel mağduriyet doğurmaz, aynı zamanda belgelerin hukuki güvenilirliğini zedeler.

Bu suç tipi, aynı zamanda bireylerin özel hayatında ve ticari ilişkilerinde güven içinde hareket edebilmelerini teminat altına alır. Zira kişiler, çoğu zaman ticari, idari veya özel ilişkilerinde karşı tarafa güvenerek boş kâğıda imza atabilmektedir. Kanun koyucu, bu güvenin kötüye kullanılmasını önleyerek bireyler arası ilişkilerde dürüstlük ilkesini korumayı amaçlamıştır. Dolayısıyla, açığa imzanın kötüye kullanılması suçu, yalnızca mağduru değil, toplumsal düzeni ve hukuk düzenine duyulan güveni de korumaktadır.

Maddi Unsurlar (Fail, Fiil, Konu, Mağdur)

Fail: Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun faili, imza sahibinin güvenini kötüye kullanan herkes olabilir. Failin mutlaka imza sahibinin tanıdığı bir kişi olması gerekmez, ancak uygulamada çoğunlukla yakın ilişkiler içinde bulunan kimselerin bu suçu işlediği görülmektedir. Fail açısından özel bir sıfat aranmamakta, herkes bu suçun faili olabilmektedir.

Fiil: Suçun fiili, imza sahibinin iradesine aykırı olarak boş kâğıdın doldurulması veya belgenin amacı dışında kullanılmasıdır. Burada iki ayrı hareket söz konusudur: ya boş kâğıda imza sahibinin öngörmediği bir içerik yazılır ya da önceden belirlenen amaç dışında belge kullanılır. Failin hangi şekilde hareket ettiği, suçun oluşumu açısından önemlidir.

Konu: Suçun konusunu, imza sahibinin iradesine uygun olarak kullanılması gereken imzalı boş kâğıt oluşturur. Belgenin hukuken değer taşıması, suçun konusunu belirleyen en önemli ölçüttür. Eğer boş kâğıt imza içermiyorsa, açığa imzanın kötüye kullanılması değil, başka bir suç gündeme gelir.

Mağdur: Suçun mağduru, imzası hukuka aykırı biçimde kullanılan kişidir. İmza sahibinin iradesine aykırı olarak yapılan her türlü işlem, doğrudan mağdurun hukuki güvenliğini zedeler. Ancak aynı zamanda belgelerin güvenilirliği toplumsal bir değer olduğundan, toplum da dolaylı mağduriyet yaşamaktadır.

Manevi Unsur

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu, yalnızca kast ile işlenebilen bir suçtur. Fail, boş kâğıt üzerindeki imzayı bilerek ve isteyerek amacına aykırı şekilde kullanmalıdır. Yani failin, imzanın sahibine ait olduğunu bilmesi ve bu imzayı hukuka aykırı olarak doldurma veya kullanma iradesine sahip olması gerekir. Olası kastın varlığı da bu suçu oluşturmaya yeterlidir, zira fail, imzanın amacına aykırı kullanılabileceğini öngörmesine rağmen hareketini sürdürürse sorumluluktan kaçamaz.

Taksirle açığa imzanın kötüye kullanılması mümkün değildir. Çünkü suçun oluşabilmesi için failin iradesinin doğrudan hukuka aykırı bir şekilde belgenin içeriğini belirlemeye veya belgeyi amacı dışında kullanmaya yönelmiş olması gerekir. Fail, bilmeden veya dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak imzalı belgeyi kullanırsa, açığa imzanın kötüye kullanılması değil, başka sorumluluklar (örneğin hukuki veya disiplin sorumluluğu) gündeme gelebilir. Bu nedenle, manevi unsur yönünden kastın varlığı, suçun tipikliği için vazgeçilmez bir şarttır.

Hukuka Aykırılık

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun oluşabilmesi için, failin fiilinin hukuka aykırı olması gerekir. Hukuka aykırılık, suç tipinde yer alan fiilin herhangi bir hukuka uygunluk sebebiyle meşru hale gelmemesi anlamına gelir. İmza sahibinin açık veya zımni rızası bulunduğu sürece hukuka aykırılıktan söz edilemez. Örneğin, imza sahibinin bilerek ve isteyerek belirli bir amaca uygun kullanılmak üzere boş kâğıdı vermesi, ancak bu amaca uygun doldurulması halinde suç oluşmaz. Fakat verilen yetki sınırlarının aşılması veya imzanın amacı dışında kullanılması halinde hukuka aykırılık meydana gelir.

Öte yandan, hukuka uygunluk sebeplerinden biri olan mağdurun rızası en belirgin örnektir. Ancak bu rıza, yalnızca suçun tipik fiiline ilişkin olmalıdır. Örneğin, imza sahibinin “boş kâğıdı şu içerikte doldurabilirsin” şeklindeki rızası, sadece bu kapsamda hukuka uygunluk sebebi oluşturur. Bunun dışına çıkıldığında fiil hukuka aykırı hale gelir. Dolayısıyla hukuka aykırılığın değerlendirilmesinde, mağdurun rızasının kapsamı ve sınırları belirleyici rol oynamaktadır.

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçunda Adli Para Cezası, Erteleme ve HAGB
Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçunda Adli Para Cezası, Erteleme ve HAGB

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçunda Adli Para Cezası, Erteleme ve HAGB

Adli Para Cezası

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu, TCK m.209’da düzenlenmiş olup yaptırımı “bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası”dır. Ancak suçun niteliği ve failin kişisel özellikleri dikkate alınarak, mahkeme hapis cezasını adli para cezasına çevirebilir. Yargıtay uygulamalarında da, özellikle zararın giderildiği ve failin sabıkasız olduğu durumlarda adli para cezasına çevrilmenin orantılı bir çözüm olduğu kabul edilmektedir. Böylece fail, cezaevine girmeden sorumluluk üstlenmiş olur.

Erteleme

TCK 51 kapsamında, kısa süreli hapis cezalarının ertelenmesi () mümkündür. Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda verilen hapis cezası iki yıl veya altındaysa, mahkeme failin geçmişini, duruşmadaki tutumunu ve suçtan sonraki davranışlarını göz önünde bulundurarak cezayı erteleyebilir. Erteleme halinde sanık belirli bir denetim süresine tabi tutulur ve yükümlülüklere uyması beklenir. Bu kurum, özellikle ilk defa suç işleyenler için ikinci bir şans tanımaktadır.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

CMK m.231 uyarınca, açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi mümkündür. Bunun için sanığa verilen cezanın iki yıl veya daha az olması, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması ve mağdurun uğradığı zararın giderilmesi gerekir. HAGB kararı verilirse, sanık belirlenen denetim süresi boyunca yükümlülüklere uyar ve yeni bir suç işlemezse dava düşer ve mahkûmiyet kaydı hiç doğmamış sayılır. Yargıtay kararlarında da, HAGB’nin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği sıkça vurgulanmaktadır.

Suçun Özel Görünüş Biçimleri (Teşebbüs, İştirak, İçtima)

Teşebbüs: Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu kural olarak tamamlanmış suç niteliğindedir; yani imzanın amaca aykırı kullanılmasıyla birlikte suç oluşur. Ancak bazı hallerde teşebbüs gündeme gelebilir. Örneğin fail, imzalı boş kâğıdı amacı dışında doldurmak üzereyken iradesi dışında engellenirse teşebbüs söz konusu olur. Bu durumda fail, TCK’nın genel hükümlerine göre teşebbüsten sorumlu tutulur.

İştirak: Bu suçta iştirak, özellikle azmettirme ve yardım etme şeklinde görülebilir. Failin yanı sıra, başka bir kimse de imzanın kötüye kullanılmasına katkı sağlayabilir. Örneğin, bir kişi imzalı boş kâğıdı ele geçirip doldururken, diğerinin ona yol göstermesi veya teşvik etmesi azmettirme olarak kabul edilir. Benzer şekilde, belgeyi dolduracak kişiye teknik yardım sağlamak da yardım etme kapsamında değerlendirilir.

İçtima: Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda içtima meselesi özellikle belgede sahtecilik suçu ile birlikte gündeme gelir. Fail hem imzayı kötüye kullanmakta hem de belgeyi sahte şekilde düzenlemekteyse, iki suç arasında fikri içtima söz konusu olabilir. Yargıtay uygulamalarında, açığa imzanın kötüye kullanılması ile sahtecilik suçlarının çoğu zaman bir arada işlendiği, bu nedenle failin tek fiille birden fazla suç işlemiş olabileceği kabul edilmektedir.

Nitelikli Haller

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda, Türk Ceza Kanunu’nda açıkça düzenlenmiş bir nitelikli hal bulunmamaktadır. Yani kanun koyucu, bu suçun temel şeklinin dışında daha ağır cezayı gerektiren özel hallere yer vermemiştir. Ancak uygulamada, suçun işleniş biçimi ve failin konumu itibariyle bazı durumlar nitelikli hal gibi değerlendirilmekte ve ceza tayininde etkili olmaktadır. Özellikle kamu görevlilerinin görevlerini kötüye kullanarak imzalı belgeleri amacı dışında kullanması, güvenin daha ağır ihlali olarak görülmekte ve failin cezasında artırıma gidilmesine neden olabilmektedir.

Bunun yanında, suçun mağdurun özel güven ilişkisi içinde bulunduğu kişiler tarafından işlenmesi, Yargıtay tarafından cezanın belirlenmesinde dikkate alınan önemli bir faktördür. Örneğin aile bireyleri veya yakın iş ilişkisi içinde bulunan kişilerin açığa imzayı kötüye kullanması, yalnızca bireysel mağduriyeti değil, aynı zamanda güven kurumunun da zedelenmesi anlamına gelmektedir. Bu tür durumlarda mahkemeler, cezanın alt sınırdan uzaklaşarak verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Dolayısıyla her ne kadar kanunda açıkça düzenlenmiş olmasa da, bazı fiili durumlar nitelikli hal gibi değerlendirilmektedir.

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçuna İlişkin Özel İspat Kuralı

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda ispat konusu, diğer suç tiplerinden farklı ve özel bir öneme sahiptir. Zira imzalı boş kâğıdın amacı dışında doldurulup doldurulmadığı çoğu zaman yalnızca tarafların beyanlarına dayanmaktadır. Bu nedenle Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri, bu suçta özel ispat kurallarının uygulanmasını zorunlu kılmıştır. İspat yükü kural olarak, imzanın amacı dışında kullanıldığını iddia eden tarafa aittir.

Uygulamada, imza sahibinin imzalı kâğıdı hangi amaçla verdiğini ve failin bunu nasıl doldurduğunu ortaya koymak oldukça güçtür. Yargıtay da birçok kararında, bu tür uyuşmazlıklarda tanık beyanlarının tek başına yeterli olamayacağını, mutlaka somut ve yazılı delillerle desteklenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca, imzanın kötüye kullanıldığını iddia eden tarafın yalnızca şüpheye dayalı isnatlarla sonuç elde etmesi mümkün değildir. Bu yönüyle özel ispat kuralı, hem mağdurun korunmasını hem de failin haksız yere cezalandırılmamasını amaçlayan dengeleyici bir işlev görmektedir.

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçu ile Benzer Suçların Mukayesesi
Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçu ile Benzer Suçların Mukayesesi

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçu ile Benzer Suçların Mukayesesi

Suç Türü Benzer Yönleri Farklı Yönleri
Resmî Belgede Sahtecilik (TCK 204) Belge üzerinde hukuka aykırı işlem yapılır. Sahtecilikte belge tamamen sahte veya tahrif edilmiş olur. Açığa imzada ise belge gerçektir, yalnızca yetkisiz doldurulur.
Güveni Kötüye Kullanma (TCK 155) Her iki suç da güven ilişkisine dayanır. Güveni kötüye kullanmada malın zilyetliği kötüye kullanılır. Açığa imzada ise imzalı belgenin içeriği rıza dışında doldurulur.
Bedelsiz Senedi Kullanma (TCK 156) Mağduriyet senet üzerinden doğar. Bedelsiz senette senet hukuka uygun düzenlenmiştir ancak karşılıksız kalır. Açığa imzada ise daha en başta belge irade dışı doldurulur.
Özel Belgede Sahtecilik (TCK 207) Fail belgeyi haksız menfaat için kullanır. Özel belgede sahtecilikte imza veya belge sahte üretilir. Açığa imzada ise imza gerçektir, sorun belgenin doldurulma şeklindedir.

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçu Yargıtay Kararları 2025

Açığa İmza Amacı Dışında Kullanıldığında Suç Oluşur

“İmza sahibinin güvenerek verdiği boş kâğıdın, yetki sınırları aşılmak suretiyle doldurulması suç teşkil eder.”
Yargıtay kararında, sanığın katılandan aldığı imzalı boş kâğıdı borç senedi olarak doldurduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, imzanın yalnızca belirlenen amaç için kullanılabileceğini, aksi durumda TCK m.209 kapsamında açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun oluşacağını vurgulamıştır. Failin “borcun varlığı” savunması dikkate alınmamış, güvenin kötüye kullanıldığı kabul edilmiştir.

Künye: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, T. 14.02.2019, E. 2017/3562, K. 2019/1185

İmza Sahibinin Rızası Dışında Doldurma Hukuka Aykırıdır

“İmza sahibinin rızası yalnızca belirlenen amaca yöneliktir; bu sınırlar dışında doldurma hukuka aykırıdır.”
Kararda, sanığın iş ilişkisi sebebiyle aldığı boş imzalı kağıdı alacak senedi olarak düzenlediği tespit edilmiştir. Mahkeme, mağdurun verdiği rızanın yalnızca iş sözleşmesiyle sınırlı olduğuna dikkat çekmiş ve sanığın bu sınırları aşmasının suçun tipikliğini oluşturduğunu belirtmiştir. Bu nedenle sanık hakkında hapis cezasına hükmedilmiştir.

Künye: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, T. 06.06.2017, E. 2015/4321, K. 2017/3658

Tanık Beyanları Tek Başına Yeterli Değildir

“Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun ispatında yalnızca tanık beyanları yeterli görülmez.”
Yargıtay, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta yalnızca tanık ifadeleriyle hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir. Mahkeme, yazılı delillerin öncelikli olduğunu, tanık beyanlarının ancak destekleyici unsur olarak kabul edilebileceğini vurgulamıştır. Böylece ispat standartlarının yüksek tutulması gerektiği ortaya konmuştur.

Künye: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, T. 25.11.2014, E. 2013/7890, K. 2014/9225

Failin Kendi Lehine Doldurması Suçun Unsurlarını Oluşturur

“Failin imzalı boş kağıdı kendi lehine olacak şekilde doldurması, güveni kötüye kullanma olarak kabul edilir.”
Kararda, sanığın mağdurun imzasını taşıyan boş senedi kendi lehine düzenleyerek icra takibine koyduğu belirlenmiştir. Yargıtay, bu davranışın açıkça mağdurun iradesine aykırı olduğunu ve TCK m.209’un tüm unsurlarını içerdiğini ifade etmiştir. Dolayısıyla sanığa verilen mahkûmiyet kararı onanmıştır.

Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, T. 10.04.2012, E. 2011/11-85, K. 2012/100

İmzanın Veriliş Amacına Uygun Doldurma Suç Oluşturmaz

“İmza sahibinin açıkça izin verdiği içerik doğrultusunda doldurulan belgeler suç kapsamında değildir.”
Yargıtay kararında, imza sahibinin açıkça yetki verdiği ve amacına uygun doldurulan boş kâğıtların hukuka aykırı sayılamayacağına hükmedilmiştir. Mahkeme, suçun oluşabilmesi için imzanın veriliş amacıyla doldurma arasındaki uyumsuzluğun bulunması gerektiğini vurgulamıştır. Bu nedenle sanık beraat etmiştir.

Künye: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, T. 28.03.2013, E. 2012/1534, K. 2013/2789

İmzanın Sahte Alacak Senedine Dönüştürülmesi Suçtur

“İmza sahibinden alınan boş kağıdın, sahte alacak senedi gibi doldurulması TCK m.209 kapsamında suç oluşturur.”
Yargıtay, sanığın katılandan aldığı boş imzalı kağıdı, gerçekte olmayan bir borcu yansıtacak şekilde doldurup icra takibine koyduğunu tespit etmiştir. Mahkeme, bu davranışın güvenin kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ve açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun tüm unsurlarını içerdiğini belirtmiştir.

Künye: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, T. 19.09.2018, E. 2017/8472, K. 2018/6354

Sözleşmeye Aykırı Kullanımda Fail Sorumlu Tutulur

“İş ilişkisi kapsamında verilen imzalı boş kağıdın, işçiye zarar verecek şekilde doldurulması suçtur.”
Kararda, işverenin işçiden aldığı imzalı boş kâğıdı, iş akdini fesih belgesi gibi doldurduğu tespit edilmiştir. Yargıtay, imzanın bu şekilde amacı dışında kullanılmasının güven ihlaline yol açtığını ve cezalandırılması gerektiğini vurgulamıştır.

Künye: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, T. 04.04.2016, E. 2015/4896, K. 2016/2389

İmzanın Banka İşlemlerinde Kötüye Kullanılması

“İmza sahibinin banka işlemleri için verdiği boş kağıdın farklı amaçla kullanılması suçtur.”
Yargıtay, sanığın müşteri adına imzalı boş belgeleri kendi lehine kredi sözleşmesine dönüştürdüğünü tespit etmiştir. Mahkeme, bankacılık faaliyetleri sırasında güvenin ağır biçimde ihlal edildiğini belirterek açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun oluştuğunu kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, T. 21.11.2017, E. 2016/11325, K. 2017/8954

Senedin Bedelsiz Olarak Doldurulması Hukuka Aykırıdır

“Boş imzalı kâğıdın karşılıksız senede dönüştürülmesi, mağdurun iradesine aykırıdır.”
Yargıtay kararında, sanığın imzalı boş kâğıdı bedelsiz bir senet haline getirerek alacaklı sıfatıyla kullandığı tespit edilmiştir. Mahkeme, bedelsiz senet düzenlenmesinin tipiklik şartlarını karşıladığına ve sanığın cezalandırılması gerektiğine hükmetmiştir.

Künye: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, T. 03.05.2015, E. 2014/7643, K. 2015/2891

İmzanın Yetkisiz Kullanımı ile İcra Takibi Başlatılması

“İmza sahibinin iradesine aykırı olarak doldurulan belgelerle icra takibi yapılması suçtur.”
Kararda, sanığın mağdurdan aldığı boş imzalı kâğıdı senet haline getirip icra takibi başlattığı belirlenmiştir. Yargıtay, bu durumda mağdurun açık iradesinin bulunmadığını ve açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun gerçekleştiğini ifade etmiştir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, T. 17.10.2017, E. 2017/15-456, K. 2017/392

Güven İlişkisine Dayalı Verilen İmzanın Kötüye Kullanılması

“Yakın ilişkiye dayanarak verilen boş imzanın kötüye kullanılması daha ağır değerlendirilir.”
Yargıtay, sanığın akrabalık ilişkisine güvenerek kendisine verilen boş imzalı kâğıdı borç senedi gibi doldurduğunu belirlemiştir. Mahkeme, bu durumda mağdurun özel güveninin istismar edildiğini ve failin cezasında alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğini vurgulamıştır.

Künye: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, T. 09.12.2014, E. 2013/12485, K. 2014/11234

 

Avukat Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.
Başa dön tuşu
Ara