TCK 129 Kapsamında Haksız Fiil ve Karşılıklı Hakaret
TCK 129 Güncel Yargıtay Kararlarından Karşılıklı Hakaret Örnekleri
Türk Ceza Kanunu’nun 129. maddesi, hakaret suçuna özgülenmiş bir özel indirim ve cezasızlık rejimi getirmektedir. (TCK 129 Kapsamında Haksız Fiil ve Karşılıklı Hakaret) Kanun koyucu, günlük yaşamda sıkça karşılaşılan “karşılıklı hakaretleşme” veya “haksız fiile tepki olarak hakaret” hallerinde, failin kusurunu daha hafif değerlendirmekte ve cezanın azaltılmasına veya tamamen kaldırılmasına olanak tanımaktadır. Böylelikle, bireylerin ani öfke patlamaları veya haksız bir saldırıya karşı verdikleri tepkiler, klasik hakaret suçundan (TCK 125) farklı biçimde ele alınmaktadır.
Bu düzenleme, toplumsal ilişkilerdeki dengeyi gözeten bir mekanizma olarak değerlendirilebilir. Zira haksız fiile tepki olarak hakaret eden kişinin kusuru, “provokasyonsuz hakaret”e göre daha azdır. Benzer şekilde, karşılıklı hakaret halinde tarafların eşit derecede kusurlu davranışları dikkate alınarak, cezanın indirimi veya cezasızlık gündeme gelir. Dolayısıyla TCK 129, hem bireylerin korunması hem de ceza hukukunun orantılılık ilkesine uygunluğu açısından önemli bir rol üstlenmektedir.

TCK 129 – Haksız Fiil Nedeniyle veya Karşılıklı Hakaret Kanun Metni
TCK • İkinci Kitap: Özel Hükümler • İkinci Kısım: Kişilere Karşı Suçlar • Sekizinci Bölüm: Şerefe Karşı Suçlar
Madde 129; hakaret suçunda haksız fiile tepki ve karşılıklı hakaret hâllerinde cezada indirim, cezasızlık veya vazgeçme imkânlarını düzenler. Aşağıda TCK 129/1, TCK 129/2 ve TCK 129/3 alt fıkraları özetlenmiştir.
TCK 129/1 Haksız fiile tepki olarak hakaret
Hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte birine kadar indirilebilir veya ceza vermekten vazgeçilebilir.
TCK 129/2 Kasten yaralamaya tepki
Hakaret suçu, kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmişse kişiye ceza verilmez.
TCK 129/3 Karşılıklı hakaret
Hakaret karşılıklı olarak işlenmişse, olayın mahiyetine göre tarafların her ikisi veya biri hakkında verilecek ceza üçte birine kadar indirilebilir ya da ceza vermekten vazgeçilebilir.
Kaynak: mevzuat.gov.tr
Karşılıklı Hakaret Suç Mudur?
Türk Ceza Kanunu m.129/3’e göre karşılıklı hakaret hâllerinde, her iki taraf da suçun faili konumuna girmektedir. Yani, karşılıklı hakaret de bir suçtur; ancak bu durumda cezanın uygulanma biçimi, hâkimin takdirine bırakılmıştır. Hâkim, olayın özelliklerine göre taraflardan birine veya her ikisine ceza verebilir; yahut cezalarda indirime gidebilir veya tamamen cezasızlık kararı verebilir.
Bu düzenlemenin temel amacı, tarafların birbirlerini tahrik ederek suç işlemelerine rağmen, adaletin somut olaya uygun biçimde sağlanmasıdır. Örneğin, iki kişinin sokak ortasında karşılıklı küfürleşmesi halinde, her iki taraf da hakaret suçunu işlemiş kabul edilir. Ancak hâkim, kullanılan sözlerin ağırlığına, tarafların olay sırasındaki davranışlarına ve kimin önce başlattığına bakarak adil bir değerlendirme yapar.
Dolayısıyla karşılıklı hakaret, hukuken suç olarak kabul edilmektedir, fakat klasik tek taraflı hakaret suçundan farklı olarak ceza siyaseti daha esnektir. Hâkim, olayın şartlarını gözeterek her iki tarafın da sorumluluğunu ayrı ayrı tartışır ve orantılı bir sonuç belirler.
🔗 Ayrıntılı bilgi için bkz. Hakaret Suçu ve Cezası

TCK 129: Hakaret Suçunda Ceza Almadan Kurtulma Yolu
TCK 129, hakaret suçunu işleyen kişiler için her zaman ağır bir yaptırım öngörmeyip, belirli koşullar altında failin lehine sonuçlar doğuran özel hükümler getirmektedir. Bu düzenleme, hakaret suçuna karşı adeta bir hukuki zırh işlevi görmektedir. Kanun koyucu, hakaretin haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi, kasten yaralamaya karşılık verilmesi veya karşılıklı hakaret halinde, failin kusurunu daha hafif değerlendirmektedir. Bu çerçevede, cezada indirim yapılması veya tamamen ceza verilmemesi mümkündür.
Bu yaklaşım, ceza hukukunun adalet ve orantılılık ilkeleri ile uyumludur. Zira her hakaret vakası aynı ağırlıkta değerlendirilemez. Haksız bir saldırıya karşılık verilen tepki ile tamamen sebepsiz bir hakaretin aynı hukuki sonuç doğurması, hakkaniyete aykırı olurdu. TCK 129, bu ayrımı gözeterek kişilere, belirli koşullarda daha hafif bir sorumluluk yüklemektedir. Böylece hukuk sistemi, hem mağdurun kişilik haklarını korumakta hem de failin içinde bulunduğu şartları dikkate alarak adaletli bir denge kurmaktadır.
Haksız Bir Fiile Tepki Olarak Hakaret (TCK 129/1)
TCK 129/1’e göre, hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi hâlinde cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir. Buradaki temel gerekçe, failin haksız bir davranış karşısında öfkeyle tepki göstermesi nedeniyle kusurunun azalmasıdır. Kanun koyucu, bu durumda failin davranışını klasik hakaret suçundan (TCK 125) daha hafif görmüş ve yargıca geniş bir takdir yetkisi tanımıştır.
Uygulamada “haksız fiil” kavramı geniş yorumlanmaktadır. Küfür edilmesi, alay edilmesi, fiziksel saldırı tehdidi, kişilik haklarını zedeleyen davranışlar bu kapsama girebilir. Örneğin, bir kişinin haksız yere tokatlanması üzerine anında hakaretle karşılık verilmesi, TCK 129/1 çerçevesinde değerlendirilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, hakaretin doğrudan haksız fiile tepki olarak gerçekleşmesidir. Tepkiyle fiil arasında zaman bakımından makul bir yakınlık bulunmalıdır. Aksi hâlde, olaydan çok sonra yapılan hakaret bu kapsamda değerlendirilemez.
Haksız Fiile Tepki Olarak Hakarette Ceza İndirimi Şartları Nelerdir?
Haksız fiile tepki olarak hakaret halinde ceza indirimi yapılabilmesi için bazı şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Öncelikle ortada mağdurun gerçekleştirdiği bir haksız fiil bulunmalıdır. Bu fiil hukuka aykırı olmalı ve hakaret eden kişinin öfkesini haklı kılacak nitelikte olmalıdır. İkinci şart, hakaretin bu fiile doğrudan tepki olarak yapılmasıdır. Yani failin davranışı ile haksız fiil arasında zaman bakımından makul bir yakınlık olmalıdır. Çok sonra gerçekleştirilen hakaret, artık tepki niteliğinde sayılmaz.
Üçüncü şart ise, failin kusurunun hafiflemesine imkân tanıyacak ölçüde haksız bir provokasyonun bulunmasıdır. Yargıç, olayın mahiyetine göre cezanın üçte birine kadar indirilmesine veya tamamen kaldırılmasına karar verebilir. Bu düzenleme, aslında cezayı kaldıran veya azaltan nedenler içinde özel bir görünüm biçimidir (bkz. cezayı kaldıran veya azaltan nedenler). Dolayısıyla TCK 129/1, genel haksız tahrik hükmünden (TCK 29) ayrışan, hakaret suçuna özgü bir düzenleme niteliği taşır.
TCK 129 Ceza İndirimi Oranı Nedir?
TCK 129/1’de hakaretin haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halinde, cezanın üçte birine kadar indirilebileceği veya ceza vermekten tamamen vazgeçilebileceği düzenlenmiştir. Burada hâkime geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır. Yargıç, olayın özelliklerini, haksız fiilin ağırlığını, failin tepki biçimini ve tarafların davranışlarını birlikte değerlendirerek indirimin oranını belirler.
Örneğin, mağdura yönelik küçük bir hakaret karşısında ağır küfürler kullanılması hâlinde sadece sınırlı indirim yapılabilirken; ciddi bir saldırı veya ağır bir tahrik karşısında verilen tepki daha hafif hakaret niteliğinde ise ceza tamamen kaldırılabilir. Bu yönüyle TCK 129/1, bireysel olaylara özgü adaletin sağlanmasına imkân tanıyan esnek bir hüküm niteliğindedir. Aynı zamanda, bu düzenleme haksız fiile tepki gösteren kişiye hukuki koruma kalkanı sağlamaktadır.
Hakaret Suçunun Kasten Yaralamaya Tepki Olarak İşlenmesi (TCK 129/2)
TCK 129/2, kasten yaralamaya tepki olarak işlenen hakaret suçunu özel olarak düzenlemiştir. Buna göre, mağdurun sanığa karşı kasten yaralama fiilinde bulunması halinde, sanığın karşılık olarak işlediği hakaret suçundan dolayı ceza verilmez. Bu düzenleme, mağdurun daha ağır bir saldırıda bulunması halinde failin verdiği sözlü tepkiyi ceza sorumluluğu dışında bırakmaktadır.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, yaralamanın mutlaka kasten yapılmış olmasıdır. Taksirle yaralama halinde bu hüküm uygulanmaz. Örneğin, kavga sırasında mağdurun sanığa yumruk atması karşısında sanığın hakaret etmesi halinde ceza verilmez. Ancak mağdurun kazara çarpması veya istem dışı hareketiyle sanığı yaralaması durumunda bu madde devreye girmez.
Yargıtay kararlarında, kasten yaralamanın gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun titizlikle incelendiği görülmektedir. Sanığın hakaretinin yaralamanın doğrudan devamı niteliğinde olması ve tepkinin orantılı sayılabilecek bir süre içinde verilmesi gerekir. Zira uzun bir zaman geçtikten sonra yapılan hakaret bu hüküm kapsamında değerlendirilemez.
Karşılıklı Hakaret (TCK 129/3)
TCK 129/3, karşılıklı hakaret hâllerini düzenlemektedir. Buna göre, tarafların birbirine hakaret etmeleri durumunda, hâkim olayın özelliklerini dikkate alarak; ya taraflardan birine ceza vermeyebilir, ya da her iki tarafın cezasını indirebilir. Burada amaç, karşılıklı suçlanan kişilerin cezalandırılmasında adil bir denge kurmak ve gereksiz ceza yükünün önüne geçmektir.
Bu hüküm, özellikle sözlü tartışmalar, aile içi kavgalar veya günlük yaşamda çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle ortaya çıkan karşılıklı hakaret olaylarında uygulanmaktadır. Yargıtay uygulamasında, taraflardan birinin daha ağır hakaret ettiği durumlarda cezada farklılaştırmaya gidilmesi gerektiği belirtilmiştir. Örneğin, bir tarafın yalnızca “saygısız” demesi, diğer tarafın ise ağır küfürler kullanması hâlinde, hâkim yalnızca ikinci kişiyi cezalandırabilir.
Uygulamada hâkimler, tarafların sosyal ilişkilerini, hakaretlerin ağırlığını ve ilk haksız hareketin kimden geldiğini dikkate alarak takdir yetkisini kullanmaktadır. Bu sebeple karşılıklı hakarette her iki tarafın eşit derecede sorumlu tutulması zorunlu değildir.
Karşılıklı Hakarette Ceza Nasıl Belirlenir?
Karşılıklı hakaret hâllerinde cezanın nasıl belirleneceği, TCK 129/3 kapsamında hâkimin takdirine bırakılmıştır. Burada temel ölçüt, hakaretlerin ağırlığı ve tarafların davranışlarının orantısıdır. Eğer her iki taraf da benzer şiddette hakaretlerde bulunmuşsa, hâkim cezalarda indirime gidebilir veya ceza vermekten tamamen vazgeçebilir. Ancak hakaretlerin yoğunluğu ve ağırlığı bir taraf lehine daha ağır ise, hâkim yalnızca ağır hakarette bulunan kişiye ceza verebilir.
Yargıtay uygulamasında, hâkimlerin tarafların sosyal statülerini, olayın gelişim seyrini ve ilk haksız hareketin kimden geldiğini dikkate aldığı görülmektedir. Örneğin, bir aile tartışmasında tarafların karşılıklı olarak ağır küfürler kullanması halinde her iki tarafın cezası indirilebilir. Ancak yalnızca bir tarafın hakaret ettiği, diğer tarafın hafif nitelikte ifadelerle sınırlı kaldığı durumlarda yalnızca ağır hakarette bulunan tarafın cezalandırılması gerektiği kabul edilmektedir.
Bu düzenleme, adaletin somut olayda gerçekleşmesini sağlamak için önemlidir. Zira her iki tarafın aynı oranda sorumlu tutulması, hakaret fiillerinin gerçek ağırlığını yansıtmayabilir. Dolayısıyla hâkim, cezada indirimin oranını veya ceza vermeme kararını, olayın bütün özelliklerini göz önünde bulundurarak verir.
İlk Taşı Kim Attı? Prensibi: İlk Haksız Hareketin Önemi
Karşılıklı hakaret davalarında en kritik hususlardan biri, ilk haksız hareketin kim tarafından başlatıldığıdır. Yargıtay içtihatlarında bu durum “ilk taşı kim attı” prensibi olarak ifade edilmektedir. Zira hakaretin bir tepki suçu olması sebebiyle, failin davranışını değerlendirmede başlangıç noktası önemlidir.
Eğer taraflardan biri, hiçbir haklı sebep olmadan ilk hakareti yapmışsa, diğer tarafın tepkisinin daha hafif veya tamamen cezasız kalabileceği kabul edilmektedir. Buna karşılık, karşılıklı hakaretin aynı yoğunlukta devam etmesi halinde hâkim, her iki tarafı da sorumlu tutabilir. Burada amaç, haksız tahrikin etkisini dikkate alarak adaletli bir çözüm üretmektir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, birçok kararında “ilk haksız hareketin belirlenmesi gerektiğini” vurgulamıştır. Örneğin, bir trafik tartışmasında sürücülerden birinin ilk olarak ağır küfürler etmesi, diğer sürücünün buna tepki olarak hakaret etmesini farklılaştırmaktadır. İlk hakareti eden sürücü daha ağır cezalandırılırken, tepki olarak hakaret edenin cezasında indirim yapılabilmektedir.
Sonuç olarak, karşılıklı hakarette cezanın belirlenmesinde ilk haksız hareketin tespiti, olayın adil bir şekilde çözümlenmesi için belirleyici bir kriterdir.
Hakaret Sayılmayan Kelimeler
Her ne kadar günlük hayatta kullanılan bazı sert veya kaba ifadeler kişileri rahatsız etse de, bunların tamamı hukuken hakaret sayılmamaktadır. Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, hakaret suçunun oluşabilmesi için söylenen sözlerin kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici nitelikte olması gerekir. Örneğin, “sen çok cahilsin”, “beceriksizsin”, “adam değilsin” gibi ifadeler kaba ve nezaket dışı olsa da, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında hakaret kapsamında değerlendirilmemektedir.
Ayrıca, toplumda yaygın olarak kullanılan deyimsel veya mecazi ifadeler de hakaret kapsamında görülmeyebilir. Örneğin, spor tartışmalarında kullanılan “sen futboldan anlamazsın” gibi sözler, karşı tarafı kırıcı olsa da hakaret suçunu oluşturmaz. Bu noktada, söylenen sözün bağlamı, taraflar arasındaki ilişki ve ifadenin toplumdaki genel kabul görmüş anlamı dikkate alınır.
Daha geniş bilgi için bkz. Hakaret Sayılmayan Kelimeler

TCK 129/1 Emsal Yargıtay Kararları
Hakaretin Haksız Fiile Tepki Olarak İşlenmesi
Sanık, müştekinin kendisine yönelik fiziki saldırısına tepki olarak ağır sözler sarf etmiştir. Yerel mahkeme sanığı mahkûm etmişse de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu, haksız fiile tepki olarak işlenen hakaretlerde TCK 129/1 uygulanması gerektiğini vurgulamıştır. Somut olayda müştekinin ilk haksız hareketi başlattığı ve sanığın hakaretinin bu fiile tepki niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle, cezada indirime gidilmesi gerektiği belirtilmiştir.
(Yargıtay CGK, 15.02.2011, E.2010/9-262, K.2011/20)
Küçük Bir Haksız Fiile Orantısız Hakaret
Sanık, müştekinin sözlü sataşmasına karşılık ağır küfürler etmiştir. İlk derece mahkemesi cezada indirim uygulamışsa da, Yargıtay, haksız fiil ile hakaretin ağırlığı arasında orantı olması gerektiğini belirtmiştir. Orantısız tepki halinde cezanın tamamen kaldırılmasının mümkün olmadığı, ancak sınırlı oranda indirim yapılabileceği ifade edilmiştir.
(Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 27.03.2014, E.2012/32491, K.2014/8429)
Haksız Fiilin Şiddetli Olması Halinde Ceza Kaldırımı
Bir trafik kazası sonrası müştekinin sanığa yumruk atması üzerine, sanığın karşılık olarak hakaret etmesi değerlendirilmiştir. Yerel mahkeme ceza vermiştir. Ancak Yargıtay, fiziki saldırı gibi ağır haksız fiillere tepki olarak hakaret işlendiğinde cezanın tamamen kaldırılabileceğini vurgulamıştır. Bu nedenle sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
(Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 09.05.2018, E.2017/9456, K.2018/6132)
İlk Haksız Fiilin Kimden Kaynaklandığı
Sanığın müştekiye “aptal” demesi üzerine müştekinin sanığa vurduğu, sonrasında ise tarafların karşılıklı hakarette bulundukları olayda, Yargıtay, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının tespiti gerektiğini vurgulamıştır. Buna göre, ilk haksız hareketi yapanın tespit edilmesi TCK 129/1’in uygulanmasında belirleyici kabul edilmiştir.
(Yargıtay CGK, 25.12.2007, E.2007/4-267, K.2007/272)
Basit Sözlü Hakaret ve Cezada İndirim
Sanık, müştekinin kendisine “işini düzgün yap” diyerek küçümseyici sözler söylemesine tepki olarak ağır hakarette bulunmuştur. İlk derece mahkemesi sanığı cezalandırmıştır. Yargıtay ise, küçük düşürücü sözlerin de haksız fiil kapsamında değerlendirilebileceğini ve TCK 129/1’in uygulanarak cezada indirime gidilmesi gerektiğini belirtmiştir.
(Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2016/3829 E., 2016/7654 K.)
Karşılıklı Hakarete Giden Yolda İlk Fiil
Bir aile kavgasında, müştekinin sanığa “işsiz güçsüz” demesi üzerine sanığın ağır küfürler etmesi değerlendirilmiştir. Yerel mahkeme her iki tarafı da mahkûm etmiştir. Ancak Yargıtay, ilk haksız fiili başlatanın müşteki olduğunu ve sanığın tepkisinin bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini belirterek sanık hakkında cezada indirime gidilmesine hükmetmiştir.
(Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2019/2748 E., 2020/1159 K.)
Güncel Yargıtay Kararlarından Karşılıklı Hakaret Örnekleri
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 21.03.2019, E.2018/4567, K.2019/11234
Sanıklar arasında aile içi bir tartışma çıkmış, tarafların birbirine karşılıklı olarak “şerefsiz, namussuz” gibi ağır hakaretlerde bulunduğu sabit görülmüştür. Yerel mahkeme her iki tarafı da mahkûm etmiş, ancak Yargıtay tarafların hakaretlerinin eşit derecede ağır ve karşılıklı olduğuna hükmetmiş, TCK 129/3 gereği ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini belirterek bozma kararı vermiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 10.02.2020, E.2019/9-85, K.2020/56
Bir trafik kazası sonrasında taraflar arasında başlayan tartışmada, sanıklardan birinin ilk olarak “aptal, körsün” diyerek hakaret ettiği, diğerinin ise buna karşılık ağır küfürlerle cevap verdiği tespit edilmiştir. Yerel mahkeme her iki tarafa eşit ceza vermiştir. CGK, “ilk haksız hareketin kim tarafından yapıldığının belirlenmesi gerektiğini” vurgulamış ve ilk hakareti edenin daha ağır cezalandırılması, tepki niteliğinde hakaret edenin ise TCK 129/1 kapsamında cezasında indirim yapılması gerektiğine karar vermiştir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 15.06.2021, E.2020/1356, K.2021/4829
Tarafların sosyal medya üzerinden karşılıklı hakaretlerde bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmıştır. Twitter üzerinden yapılan karşılıklı mesajlarda her iki taraf da ağır küfürler kullanmıştır. Yerel mahkeme yalnızca bir tarafı cezalandırmış, diğerini beraat ettirmiştir. Yargıtay, sosyal medya üzerinden karşılıklı hakaretin de TCK 129/3 kapsamında değerlendirileceğini belirtmiş ve her iki taraf hakkında cezada indirime gidilmesi gerektiğine hükmederek kararı bozmuştur.
