TCK 297 Güncelleme Tarihi: 22 Temmuz 2026 | Yazan: Av. Çağrı Ayboğa (Ankara Barosu, Sicil No: 34507)
İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçu (TCK 297), cezaevine silah, uyuşturucu veya uyarıcı madde ya da cep telefonu gibi elektronik haberleşme aracı sokulması veya buralarda bulundurulması halinde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası gerektiren suçtur. İdarece yasaklanan diğer eşyaların (firar aleti, alkol, kumar malzemesi, yeşil reçeteli ilaç, izinsiz elektronik malzeme) sokulması ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılır (TCK 297/2). Suçun infaz koruma memuru gibi görevliler tarafından işlenmesi halinde ceza bir kat artırılır; yasak eşyayı kimden ve nasıl temin ettiğini söyleyen hükümlünün cezası ise yarı oranında indirilir.
Bir açık görüş günü düşünün: yıllardır görmediği yakınına sigara paketi getiren bir ziyaretçi, kapı aramasında paketin içinden çıkan küçük bir cep telefonu nedeniyle kendisini bir anda asliye ceza mahkemesinde sanık olarak bulur. Uygulamada en sık cep telefonu üzerinden gündeme gelen bu suç, Türk Ceza Kanunu’nun 297. maddesinde düzenlenmiştir ve adliyeye karşı suçlar arasında yer alır.
Bu rehberde; TCK 297 madde metnini, suçun unsurlarını, cezaevine telefon sokmanın cezasını, yasak eşya listesini, etkin pişmanlık ve HAGB imkanlarını 22 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlükteki güncel mevzuata göre inceliyor, ardından 19 emsal Yargıtay kararını künyeleriyle birlikte sunuyoruz.

İçindekiler
- TCK 297 Nedir? İnfaz Kurumuna veya Tutukevine Yasak Eşya Sokmak Suçu
- TCK 297 Suçunun Unsurları
- Cezaevine Telefon Sokmanın Cezası Nedir?
- Cezaevine Sokulması Yasak Eşyalar Listesi (TCK 297/2)
- TCK 297 Cezası 2026: Fıkralara Göre Ceza Tablosu
- Nitelikli Hal ve Fikri İçtima Uygulaması
- TCK 297/4 Etkin Pişmanlık
- Teşebbüs ve Suçun Tamamlanma Anı
- Şikayet, Uzlaştırma, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme
- Adli Para Cezasına Çevirme, HAGB ve Erteleme
- TCK 297 Emsal Yargıtay Kararları
- Hesaplama Araçlarımız
- TCK 297 Hakkında Sık Sorulan Sorular
TCK 297 Nedir? İnfaz Kurumuna veya Tutukevine Yasak Eşya Sokmak Suçu
TCK 297, ceza infaz kurumlarının güvenliğini ve infaz düzenini korumak amacıyla; cezaevine veya tutukevine yasak eşya sokulmasını, buralarda bulundurulmasını veya kullanılmasını cezalandıran hükümdür. Suç, “Adliyeye Karşı Suçlar” bölümünde yer alır; korunan hukuki değer kurum güvenliği ve kamu düzenidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 297 metni şöyledir:
Madde 297 – (1) İnfaz kurumuna veya tutukevine silah, uyuşturucu veya uyarıcı madde veya elektronik haberleşme aracı sokan veya bulunduran kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun konusunu oluşturan eşyanın, temin edilmesi veya bulundurulması ayrı bir suç oluşturduğu takdirde; fikri içtima hükümlerine göre belirlenecek ceza yarı oranında artırılır.
(2) (Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/21 md.) Birinci fıkra kapsamı dışında kalan; a) Firarı kolaylaştırıcı her türlü alet ve malzemeyi, b) Her türlü saldırı ve savunma araçları ile yangın çıkarmaya yarayan malzemeyi, c) Alkol içeren her türlü içeceği, d) Kumar oynanmasına olanak sağlayan eşya ve malzemeyi, e) 188 inci maddede tanımlanan suçlar saklı kalmak üzere, yeşil reçeteye tabi ilaçları, f) Kurum idaresince incelenmek üzere alınanlar hariç, mahkemelerce yasaklanmış veya suç örgütlerini temsil eden yayın, afiş, pankart, resim, sembol, işaret, doküman ve benzeri malzemeler ile örgütsel haberleşme araçlarını, g) Yetkili makamlarca izin verilmeyen her türlü elektronik malzemeyi, ceza infaz kurumuna veya tutukevine sokan, buralarda bulunduran veya kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların hükümlü veya tutukluların muhafazasıyla görevli kişiler tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
(4) Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan eşyayı yanında bulunduran veya kullanan hükümlü veya tutuklu, bunu kimden ve ne suretle elde ettiği hususunda bilgi verirse, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
TCK 297 Suçunun Unsurları
Suçun oluşması için yasak eşyanın kuruma sokulması, kurumda bulundurulması veya kullanılması seçimlik hareketlerinden birinin kasten gerçekleştirilmesi yeterlidir. Unsurlar şöyle özetlenebilir:
Cezaevine Telefon Sokmanın Cezası Nedir?
Cezaevine cep telefonu sokmanın veya cezaevinde telefon bulundurmanın cezası, TCK 297/1 uyarınca 2 yıldan 5 yıla kadar hapistir. Cep telefonu, Yargıtay uygulamasında “elektronik haberleşme aracı” kabul edilir; telefonun çalışır durumda olması ve SIM kart takılı olması aranmaz. Telefonun hükümlüye ulaştırılamadan giriş aramasında ele geçirilmesi de kural olarak suçun oluşumunu engellemez; ancak Yargıtay her olayda icra hareketlerinin hangi aşamada kaldığının ayrıca değerlendirilmesini ister. SIM kart, hafıza kartı ve şarj aleti gibi parçaların hangi fıkra kapsamında kalacağı ise somut olaya ve eşyanın haberleşmeyi doğrudan sağlayıp sağlamadığına göre belirlenir; izin verilmeyen elektronik malzemeler TCK 297/2-g kapsamında değerlendirilebilir.
Cezaevine Sokulması Yasak Eşyalar Listesi (TCK 297/2)
TCK 297/2’de yasak eşyalar yedi bent halinde tek tek sayılmıştır; bu eşyaları sokan, bulunduran veya kullanan kişi 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılır. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında 6763 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen liste şöyledir:
Silah ve uyuşturucu gibi eşyalar bu listede yer almaz; çünkü bunlar daha ağır cezayı gerektiren birinci fıkra kapsamındadır. Uyuşturucu maddenin kuruma sokulması halinde ayrıca TCK 188 uyuşturucu ticareti suçu yönünden fikri içtima değerlendirmesi yapılır.
TCK 297 Cezası 2026: Fıkralara Göre Ceza Tablosu
2026 yılında TCK 297 kapsamında verilecek cezalar; birinci fıkrada 2 ila 5 yıl, ikinci fıkrada 1 ila 3 yıl hapis olup görevliler bakımından bir kat artırım, bilgi veren hükümlü bakımından yarı indirim uygulanır.
| Fıkra | Fiil | Ceza |
|---|---|---|
| TCK 297/1 | Silah, uyuşturucu veya uyarıcı madde ya da elektronik haberleşme aracı (cep telefonu) sokmak veya bulundurmak | 2 yıldan 5 yıla kadar hapis |
| TCK 297/1 c.2 | Eşyanın temini veya bulundurulmasının ayrıca suç oluşturması (örneğin uyuşturucu) | Fikri içtimaya göre belirlenen ağır ceza yarı oranında artırılır |
| TCK 297/2 | Firar aleti, saldırı aracı, alkol, kumar malzemesi, yeşil reçeteli ilaç, örgütsel materyal, izinsiz elektronik malzeme sokmak, bulundurmak veya kullanmak | 1 yıldan 3 yıla kadar hapis |
| TCK 297/3 | Suçun hükümlü veya tutukluların muhafazasıyla görevli kişilerce işlenmesi | Verilecek ceza bir kat artırılır |
| TCK 297/4 | Yasak eşyayı bulunduran hükümlü veya tutuklunun eşyayı kimden ve nasıl temin ettiğini bildirmesi | Verilecek ceza yarı oranında indirilir |
Nitelikli Hal ve Fikri İçtima Uygulaması
Suçun hükümlü veya tutukluların muhafazasıyla görevli infaz koruma memurları ve diğer görevliler tarafından işlenmesi halinde ceza bir kat artırılır (m.297/3); çünkü görevli, kendisine duyulan kamu güvenini de ihlal etmektedir.
Birinci fıkradaki eşyanın temin edilmesi veya bulundurulması ayrı bir suç oluşturuyorsa fikri içtima hükümleri uygulanır: fail, daha ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılır ve bu ceza yarı oranında artırılır. Örneğin cezaevine uyuşturucu sokan kişi hakkında uyuşturucu suçu ile TCK 297/1 karşılaştırılır, ağır olan ceza esas alınıp yarı oranında artırılır; iki suçtan ayrı ayrı mahkumiyet kurulamaz.
TCK 297/4 Etkin Pişmanlık
Yasak eşyayı yanında bulunduran veya kullanan hükümlü ya da tutuklu, eşyayı kimden ve ne suretle elde ettiği hususunda bilgi verirse cezası yarı oranında indirilir. Bu hüküm yalnızca kurum içindeki hükümlü ve tutuklular için geçerlidir; eşyayı dışarıdan sokan ziyaretçiler bu indirimden yararlanamaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, indirimin uygulanabilmesi için salt ikrarın yeterli olmadığını; verilen bilginin eşyanın kaynağının tespitine ve soruşturmaya somut katkı sağlamasını aramaktadır. Genel etkin pişmanlık kurumundan farklı, suça özgü bir düzenlemedir.
Teşebbüs ve Suçun Tamamlanma Anı
Suç, yasak eşyanın kurum güvenlik alanına sokulmasıyla tamamlanır; eşyanın hükümlüye ulaşması gerekmez. Bununla birlikte eşyanın kuruma girmeden, örneğin dış kapıdaki ilk aramada ele geçirilmesi halinde icra hareketlerinin hangi aşamada kaldığına göre teşebbüs hükümlerinin uygulanması gündeme gelebilir. Yargıtay, tamamlanma anının kurumun güvenlik sisteminin hangi noktasında geçildiğine göre her somut olayda ayrıca değerlendirilmesini istemektedir; aşağıdaki emsal kararlarda bu ayrım ayrıntılı işlenmiştir.
Şikayet, Uzlaştırma, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme
Adli Para Cezasına Çevirme, HAGB ve Erteleme
TCK 297/2 kapsamında verilen 1 yıl ve altındaki hapis cezaları koşulları varsa adli para cezasına çevrilebilir; 297/1’de alt sınır 2 yıl olduğundan çevirme uygulamada mümkün olmaz. Sonuç cezanın 2 yıl veya altında kalması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ve hapis cezasının ertelenmesi kararları verilebilir. Özellikle 297/4 etkin pişmanlık indirimi veya teşebbüs hükümleri uygulanan dosyalarda sonuç ceza bu kurumların kapsamına girebilmektedir.
Avukat’a Sor
Cezaevine yasak eşya sokma suçlamasıyla karşı karşıyaysanız; ifade, kast savunması, etkin pişmanlık ve HAGB aşamalarında dosyanızı birlikte değerlendirelim.
TCK 297 Emsal Yargıtay Kararları
Aşağıdaki 19 karar; suçun tamamlanma anı, kast, şüpheden sanık yararlanır ilkesi, avukatların durumu ve etkin pişmanlık başta olmak üzere TCK 297 uygulamasının sınırlarını çizen emsal içtihatlardır. Her karar ilke, somut olay ve Yargıtay gerekçesi sırasıyla, künyesiyle birlikte verilmiştir.
Elektronik Haberleşme Aracının Ceza İnfaz Kurumuna Sokulması Suçun Oluşması İçin Yeterlidir
TCK’nın 297. maddesinde düzenlenen infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunun temel amacı, ceza infaz kurumlarının güvenliğini, disiplinini ve kurum içerisindeki kamu düzenini korumaktır. Bu nedenle kanun koyucu, özellikle elektronik haberleşme araçlarını mutlak surette yasak eşya olarak kabul etmiş ve bu araçların ceza infaz kurumuna sokulmasını bağımsız bir suç olarak düzenlemiştir. Cep telefonunun kullanılmış olması, aktif hat takılı bulunması veya hükümlü tarafından fiilen kullanılmaya başlanması suçun oluşması bakımından zorunlu değildir. Yasak eşyanın kuruma sokulmasıyla birlikte suç tamamlanır.
Somut olayda sanık, ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüyü ziyaret etmek amacıyla kuruma gelmiş, yapılan kontrolde üzerinde gizlenmiş vaziyette cep telefonu ele geçirilmiştir. Sanık, telefonu kullanmak amacıyla değil yalnızca emanet olarak taşıdığını ve hükümlüye ulaştırma kastının bulunmadığını savunmuştur. Yerel mahkeme ise sanığın savunmasına itibar ederek kastın oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermiştir.
Yargıtay, elektronik haberleşme araçlarının ceza infaz kurumunda bulundurulmasının kurum güvenliği açısından ciddi risk oluşturduğunu, bu nedenle suçun oluşması bakımından telefonun kullanılmasının veya haberleşmede kullanılmaya başlanmasının aranmayacağını belirtmiştir. Sanığın yasak eşyanın niteliğini bilerek hareket ettiği ve eşyayı hükümlüye ulaştırmak amacıyla kuruma sokmaya çalıştığının anlaşılması hâlinde suçun oluşacağı ifade edilmiştir. Yerel mahkemenin kastın bulunmadığı yönündeki değerlendirmesi hukuka uygun görülmemiş ve hüküm bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 25.11.2020 Tarih, 2019/15069 E., 2020/18839 K.
Yasak Eşyanın Hükümlüye Ulaştırılamamış Olması Suçun Oluşmasını Engellemez
İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçu, ceza infaz kurumunun güvenliğini ve disiplinini korumayı amaçlayan bir tehlike suçudur. Bu nedenle suçun oluşabilmesi için yasak eşyanın hükümlü veya tutuklu tarafından fiilen teslim alınması ya da kullanılmaya başlanması şart değildir. Yasak eşyanın kurum içerisine sokulması veya sokulmaya elverişli şekilde kurum hâkimiyet alanına ulaştırılması, kanunun korumak istediği hukuki değeri tehlikeye düşürmeye yeterlidir. Failin amacına ulaşamamış olması, suçun oluşumunu ortadan kaldırmaz.
Somut olayda sanık, ceza infaz kurumunda bulunan yakınına ulaştırmak amacıyla cep telefonunu gıda malzemelerinin içerisine gizleyerek kuruma göndermiştir. Kurum görevlileri tarafından yapılan ayrıntılı kontrolde telefon teslim edilmeden önce tespit edilmiş ve hükümlüye ulaşması engellenmiştir. Yerel mahkeme, yasak eşyanın hükümlüye teslim edilmemesi nedeniyle suçun tamamlanmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermiştir.
Yargıtay, TCK’nın 297. maddesinde düzenlenen suçun yalnızca hükümlünün yasak eşyayı kullanmasını değil, kurum güvenliğinin tehlikeye sokulmasını cezalandırdığını belirtmiştir. Yasak eşyanın hükümlüye ulaştırılamamış olmasının suçun oluşumunu engellemeyeceği, önemli olanın eşyanın kuruma sokulmasına yönelik icra hareketlerinin tamamlanmış olması olduğu ifade edilmiştir. Bu nedenle yerel mahkemenin beraat kararının hukuka uygun olmadığı belirtilerek hüküm bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 10.03.2022 Tarih, 2021/11463 E., 2022/4387 K.
Yasak Eşyanın Başkasına Ait Olduğu Savunması Ceza Sorumluluğunu Kendiliğinden Ortadan Kaldırmaz
TCK’nın 297. maddesinde düzenlenen infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunda failin cezai sorumluluğu belirlenirken, eşyanın mülkiyetinin kime ait olduğu değil, failin yasak eşyanın niteliğini bilerek kuruma sokma iradesiyle hareket edip etmediği araştırılır. Yasak eşyanın başka bir kişiye ait olması veya emanet olarak taşındığının ileri sürülmesi, kastın bulunmadığını tek başına göstermez. Mahkeme, tüm delilleri birlikte değerlendirerek sanığın suç kastını somut olayın özelliklerine göre belirlemelidir.
Somut olayda sanık, ceza infaz kurumuna giriş yapmak isterken üzerinde yapılan aramada yasak nitelikte elektronik haberleşme cihazıyla yakalanmıştır. Sanık savunmasında telefonun kendisine ait olmadığını, başka bir kişi tarafından emaneten verildiğini ve içeriğinde ne bulunduğunu bilmediğini ileri sürmüştür. Yerel mahkeme ise yalnızca bu savunmaya dayanarak kastın oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermiştir.
Yargıtay, yasak eşyanın mülkiyetinin sanığa ait olup olmamasının tek başına belirleyici olmadığını, sanığın eşyayı bilerek ve isteyerek ceza infaz kurumuna sokup sokmadığının araştırılması gerektiğini vurgulamıştır. Olayın oluş şekli, arama tutanakları, tanık beyanları ve diğer deliller birlikte değerlendirilmeden yalnızca savunmaya dayanılarak beraat kararı verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilmiştir. Eksik araştırmaya dayalı hüküm bu gerekçeyle bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 15.12.2021 Tarih, 2020/17826 E., 2021/20674 K.
Avukatın Savunma Görevi Kapsamında Ceza İnfaz Kurumuna Götürdüğü Eşya Kendiliğinden Suç Oluşturmaz
TCK’nın 297. maddesinde düzenlenen infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunun oluşabilmesi için failin yasak eşyanın niteliğini bilerek ve isteyerek kuruma sokma kastıyla hareket etmesi gerekir. Özellikle avukatların mesleklerini icra ederken müvekkilleriyle yaptıkları görüşmeler sırasında üzerlerinde bulunan eşyaların suç oluşturup oluşturmadığı değerlendirilirken savunma hakkı ile ceza infaz kurumunun güvenliği arasında adil bir denge kurulmalıdır. Yasak eşyanın bilerek kuruma sokulmak istenmesi ispat edilmedikçe yalnızca avukat sıfatı veya görüşmeye gelinmiş olması mahkûmiyet için yeterli değildir.
Somut olayda sanık avukat, ceza infaz kurumundaki müvekkiliyle görüşmek üzere kuruma giriş yaptığı sırada çantasında bulunan elektronik haberleşme cihazı nedeniyle hakkında kamu davası açılmıştır. Sanık, cihazı unutkanlık sonucu çantasında bıraktığını, hükümlüye teslim etme veya kurum içerisine sokma kastının bulunmadığını savunmuştur. Yerel mahkeme ise yalnızca telefonun çantada bulunmasını yeterli görerek mahkûmiyet kararı vermiştir.
Yargıtay, TCK’nın 297. maddesinde manevi unsurun ayrıca araştırılması gerektiğini, avukatın savunma hakkını kullanmak amacıyla kuruma giriş yapmasının tek başına suç kastını göstermeyeceğini belirtmiştir. Sanığın savunmasının doğruluğu, olayın gerçekleşme biçimi, arama tutanakları, güvenlik kamera kayıtları ve diğer deliller birlikte değerlendirilmeden mahkûmiyet kurulamayacağı ifade edilmiştir. Kast unsuruna ilişkin yeterli araştırma yapılmadan verilen hüküm hukuka aykırı bulunarak bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 20.10.2021 Tarih, 2020/14983 E., 2021/17644 K.
TCK 297/4 Kapsamındaki Etkin Pişmanlık Hükmünün Uygulanabilmesi İçin Yasak Eşyanın Kimden ve Nasıl Temin Edildiği Açıklanmalıdır
TCK’nın 297/4. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmü, yalnızca yasak eşyayı yanında bulunduran veya kullanan hükümlü ya da tutuklunun, bu eşyayı kimden ve ne şekilde temin ettiğini açıklaması hâlinde uygulanabilir. Kanun koyucu bu düzenlemeyle ceza infaz kurumlarına yasak eşya giriş yollarının ortaya çıkarılmasını ve kurum güvenliğini tehdit eden organizasyonların tespit edilmesini amaçlamıştır. Bu nedenle yalnızca pişman olduğunu söylemek veya soyut açıklamalarda bulunmak cezada indirim yapılması için yeterli değildir.
Somut olayda hükümlü, koğuşta yapılan arama sırasında ele geçirilen cep telefonunun kendisine ait olduğunu kabul etmiş; ancak telefonu nereden temin ettiğini bilmediğini, bu konuda açıklama yapmak istemediğini beyan etmiştir. Yerel mahkeme, sanığın suçu kabul etmiş olmasını etkin pişmanlık için yeterli görerek TCK’nın 297/4. maddesi uyarınca cezasında indirim yapmıştır.
Yargıtay, etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilmesi için yalnızca ikrarın yeterli olmadığını, hükümlünün yasak eşyayı kimden ve hangi yöntemle elde ettiğine ilişkin soruşturmaya katkı sağlayacak nitelikte bilgi vermesi gerektiğini vurgulamıştır. Kanunun aradığı koşullar gerçekleşmeden etkin pişmanlık indirimi uygulanmasının mümkün olmadığı belirtilmiş; yerel mahkemenin eksik hukuki değerlendirme ile verdiği karar bu nedenle bozulmuştur.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.01.2019 Tarih, 2017/10-973 E., 2019/54 K.
Etkin Pişmanlık Hükmünden Yararlanılabilmesi İçin Verilen Bilginin Soruşturmaya Katkı Sağlaması Gerekir
TCK’nın 297/4. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün amacı yalnızca hükümlünün suçu ikrar etmesini sağlamak değil, ceza infaz kurumlarına yasak eşya giriş yollarının ortaya çıkarılmasına katkıda bulunmaktır. Bu nedenle hükümlü veya tutuklu tarafından verilen bilgilerin soyut nitelikte olmaması, soruşturmayı ilerletecek ve yasak eşyanın kuruma nasıl ulaştığını belirlemeye elverişli olması gerekir. Gerçeğe aykırı, eksik veya doğrulanması mümkün olmayan açıklamalar etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için yeterli kabul edilemez.
Somut olayda koğuşta yapılan arama sırasında hükümlünün yatağında cep telefonu ele geçirilmiştir. Hükümlü, telefonu başka bir mahkûmdan aldığını söylemiş ancak bu kişinin kimliği, telefonun kuruma hangi yolla sokulduğu ve teslim şekli konusunda herhangi bir açıklama yapmamıştır. Yerel mahkeme, sanığın yasak eşyanın kendisine ait olduğunu kabul etmesini ve pişman olduğunu beyan etmesini yeterli görerek TCK’nın 297/4. maddesi uyarınca cezasında indirim uygulamıştır.
Yargıtay, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için yalnızca ikrarın yeterli olmadığını, verilen bilginin suçun aydınlatılmasına somut katkı sağlaması gerektiğini vurgulamıştır. Hükümlünün soruşturmayı ilerletecek nitelikte bilgi vermemesi hâlinde cezada indirim uygulanamayacağı belirtilmiştir. Bu nedenle yerel mahkemenin kanunun aradığı şartlar gerçekleşmeden etkin pişmanlık hükümlerini uygulaması hukuka aykırı bulunmuş ve hüküm bozulmuştur.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 13.12.2023 Tarih, 2021/8-344 E., 2023/665 K.
Aynı Koğuşta Birden Fazla Hükümlünün Bulunması Yasak Eşyanın Otomatik Olarak Herkes Tarafından Bulundurulduğu Anlamına Gelmez
İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunda cezai sorumluluğun belirlenebilmesi için yasak eşya ile sanık arasında fiilî hâkimiyet ilişkisinin bulunması gerekir. Aynı koğuşta birden fazla hükümlünün kalıyor olması, ele geçirilen yasak eşyanın bütün hükümlüler tarafından ortaklaşa bulundurulduğu sonucunu doğurmaz. Ceza sorumluluğu şahsidir ve mahkemenin her sanık bakımından yasak eşya üzerindeki tasarruf ve hâkimiyet olgusunu ayrı ayrı ortaya koyması gerekir.
Somut olayda ceza infaz kurumunda yapılan aramada altı kişinin kaldığı koğuşta bir cep telefonu ele geçirilmiş, telefonun kime ait olduğu belirlenememesine rağmen koğuşta bulunan tüm hükümlüler hakkında TCK’nın 297. maddesi uyarınca kamu davası açılmıştır. Yerel mahkeme, telefonun ortak kullanım alanında bulunmasını yeterli görerek tüm sanıkların mahkûmiyetine karar vermiştir. Dosya kapsamından ise telefonun kim tarafından kullanıldığına veya hangi hükümlünün fiilî hâkimiyetinde bulunduğuna ilişkin kesin bir delil elde edilemediği anlaşılmıştır.
Yargıtay, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereğince yalnızca ortak yaşam alanında yasak eşya ele geçirilmiş olmasının bütün hükümlülerin mahkûmiyetine yeterli olmayacağını ifade etmiştir. Yasak eşya ile her bir sanık arasındaki fiilî bağlantının, kullanım ilişkisinin ve tasarruf yetkisinin somut delillerle ortaya konulması gerektiği belirtilmiştir. Bu araştırmalar yapılmaksızın varsayıma dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 27.04.2022 Tarih, 2021/16312 E., 2022/8765 K.
Yasak Eşyanın Ziyaretçi Tarafından Kuruma Sokulmaya Çalışılması Hâlinde Arama Noktasında Ele Geçirilmesi Suçun Değerlendirilmesinde Belirleyicidir
İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunda, ziyaretçilerin kuruma giriş sırasında güvenlik kontrolüne tabi tutulmaları kurum güvenliğinin sağlanmasına yönelik temel tedbirlerden biridir. Arama sırasında ele geçirilen yasak eşyanın suç oluşturup oluşturmadığı değerlendirilirken, failin icra hareketlerini hangi aşamaya kadar gerçekleştirdiği, yasak eşyanın kurumun güvenlik sistemini aşarak infaz kurumu hâkimiyet alanına girip girmediği ve suçun tamamlanıp tamamlanmadığı dikkatle incelenmelidir. Bu değerlendirme yapılırken teşebbüs hükümlerinin uygulanma şartları da ayrıca göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda sanık, hükümlü yakını olarak açık görüşe gelirken yapılan üst aramasında üzerinde gizlenmiş cep telefonu ile yakalanmıştır. Güvenlik görevlilerince telefon henüz ziyaret alanına geçilmeden ele geçirilmiş, sanık ise telefonu hükümlüye teslim etme kastının bulunmadığını, unutkanlık sonucu yanında kaldığını savunmuştur. Yerel mahkeme, yalnızca telefonun sanığın üzerinde bulunmasını esas alarak mahkûmiyet kararı vermiştir.
Yargıtay, olayın meydana geldiği aşamanın ve sanığın gerçekleştirdiği icra hareketlerinin ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Yasak eşyanın kurumun hangi bölümünde ele geçirildiği, sanığın kuruma fiilen giriş yapıp yapmadığı, suçun tamamlanıp tamamlanmadığı veya teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığı hususlarının tartışılmadan hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu ifade edilmiştir. Bu nedenle eksik hukuki değerlendirmeye dayanan mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 14.02.2018 Tarih, 2017/6820 E., 2018/1760 K.
Yasak Eşyanın Niteliğinin Bilinmemesi Savunması Dosya Kapsamındaki Delillerle Birlikte Değerlendirilmelidir
TCK’nın 297. maddesinde düzenlenen suç kasten işlenebilen suçlardan biridir. Bu nedenle failin cezalandırılabilmesi için taşıdığı veya kuruma sokmaya çalıştığı eşyanın yasak nitelikte olduğunu bilmesi ve buna rağmen hareket etmesi gerekir. Bununla birlikte kastın varlığı yalnızca sanığın beyanına göre değil, olayın oluş şekli, eşyanın gizlenme biçimi, arama tutanakları, tanık anlatımları ve diğer tüm deliller birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.
Somut olayda sanık, ceza infaz kurumuna gönderilmek üzere hazırlanan bir paketin teslim işlemlerini gerçekleştirmiş, paket içerisinde yapılan incelemede yasak eşya niteliğinde elektronik cihaz ele geçirilmiştir. Sanık, paketin içeriğini bilmediğini ve yalnızca emaneten teslim ettiğini savunmuştur. Yerel mahkeme ise bu savunmayı yeterli görmeyerek doğrudan mahkûmiyet kararı vermiştir.
Yargıtay, suç kastının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulmasının zorunlu olduğunu vurgulamıştır. Sanığın paketin hazırlanmasına katılıp katılmadığı, yasak eşyanın gizlenme şekli, paketin teslim sürecindeki davranışları ve diğer maddi deliller birlikte değerlendirilmeden yalnızca varsayıma dayalı mahkûmiyet kurulamayacağı belirtilmiştir. Maddi gerçeğin tam olarak araştırılmadan verilen karar hukuka aykırı bulunmuş ve dosya yeniden değerlendirilmek üzere bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 17.11.2021 Tarih, 2020/15465 E., 2021/19364 K.
Yasak Eşyanın Hükümlüye Teslim Edilmeden Önce Ele Geçirilmesi Hâlinde Suçun Unsurları Somut Olayın Özelliklerine Göre Değerlendirilmelidir
TCK’nın 297. maddesinde düzenlenen infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunda, suçun oluşup oluşmadığının belirlenmesinde yalnızca yasak eşyanın ele geçirilmiş olması yeterli değildir. Yasak eşyanın ceza infaz kurumunun güvenlik sistemini hangi aşamada geçtiği, failin icra hareketlerini tamamlayıp tamamlamadığı ve suçun tamamlanma ya da teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığı her somut olay bakımından ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme yapılırken ceza hukukunun teşebbüse ilişkin genel hükümleri de göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda sanık tarafından hükümlüye verilmek üzere hazırlanan pakette yapılan kontrolde cep telefonu ve SIM kart ele geçirilmiştir. Yasak eşya hükümlüye teslim edilmeden önce infaz kurumu personeli tarafından tespit edilmiş, sanık ise paketin içeriğinden haberdar olmadığını savunmuştur. Yerel mahkeme, yalnızca yasak eşyanın pakette bulunmasını esas alarak mahkûmiyet hükmü kurmuştur.
Yargıtay, mahkemenin öncelikle yasak eşyanın hangi aşamada ele geçirildiğini, failin suçun icrasına ilişkin hareketlerini tamamlayıp tamamlamadığını ve sanığın kastını tartışması gerektiğini belirtmiştir. Bu hususlar değerlendirilmeden doğrudan mahkûmiyet kararı verilmesinin eksik incelemeye dayandığı ifade edilmiştir. Maddi olayın bütün yönleriyle ortaya konulması gerektiği belirtilerek yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 09.03.2022 Tarih, 2021/12086 E., 2022/4302 K.
Yasak Eşyanın Sanığa Ait Olduğunun Kesin Olarak Belirlenememesi Hâlinde Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Gözetilmelidir
Ceza muhakemesinin temel ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi, TCK’nın 297. maddesi kapsamında açılan davalarda da aynen uygulanmalıdır. Ceza infaz kurumunda ele geçirilen yasak eşyanın belirli bir sanığa ait olduğu veya onun fiilî hâkimiyetinde bulunduğu kesin ve inandırıcı delillerle ortaya konulamadığı sürece mahkûmiyet kararı verilemez. İhtimallere veya varsayımlara dayanılarak ceza sorumluluğu yüklenmesi masumiyet karinesine aykırılık oluşturur.
Somut olayda koğuşta yapılan arama sırasında yasak nitelikte cep telefonu ele geçirilmiş, telefonun bulunduğu bölüm birden fazla hükümlü tarafından ortak olarak kullanılmaktadır. Soruşturma sırasında telefonun kime ait olduğuna ilişkin kesin bir tespit yapılamamış, teknik inceleme sonucunda da cihazın belirli bir sanık tarafından kullanıldığını ortaya koyan herhangi bir delil elde edilememiştir. Buna rağmen yerel mahkeme, ortak yaşam alanında bulunmasını yeterli kabul ederek sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
Yargıtay, ceza sorumluluğunun kişiselliği ilkesinin gereği olarak yasak eşya ile sanık arasında somut bağ kurulmasının zorunlu olduğunu vurgulamıştır. Dosya kapsamındaki delillerin mahkûmiyet için gerekli kesinlik düzeyine ulaşmadığı, yalnızca ihtimale dayalı değerlendirmeyle hüküm kurulamayacağı belirtilmiştir. Sanığın yasak eşya üzerindeki hâkimiyetinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispat edilememesi nedeniyle mahkûmiyet kararının hukuka aykırı olduğu sonucuna varılarak hüküm bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 28.09.2022 Tarih, 2021/17787 E., 2022/16291 K.
Yasak Eşyanın Kurum Personeli Tarafından Teslim Alınmadan Önce Tespit Edilmesi Hâlinde Suçun Tamamlanma Anı Somut Olayın Özelliklerine Göre Belirlenmelidir
TCK’nın 297. maddesinde düzenlenen infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunda, suçun tamamlanma anının belirlenmesi uygulamada önem arz eden hususlardan biridir. Yasak eşyanın kurum girişinde yapılan güvenlik kontrolleri sırasında ele geçirilmesi ile kurumun güvenlik sistemini aşarak infaz kurumu içerisine fiilen sokulması arasında hukuki sonuç bakımından farklılık bulunabilir. Bu nedenle mahkeme, suçun tamamlanıp tamamlanmadığını değerlendirirken yalnızca eşyanın ele geçirilmiş olmasına değil, failin icra hareketlerinin ulaştığı aşamaya da dikkat etmelidir.
Somut olayda sanık, ceza infaz kurumundaki hükümlüye teslim edilmek üzere hazırladığı paketi görevli personele vermiş, paket teslim alınmadan önce X-ray kontrolünden geçirilmiş ve içerisinde cep telefonu ile SIM kart bulunduğu tespit edilmiştir. Yerel mahkeme, yasak eşyanın hükümlüye ulaşmamış olmasını dikkate almaksızın doğrudan mahkûmiyet kararı vermiştir.
Yargıtay, suçun tamamlanıp tamamlanmadığının belirlenebilmesi için yasak eşyanın kurum güvenlik sistemini hangi aşamada geçtiğinin, sanığın icra hareketlerini tamamlayıp tamamlamadığının ve olayda teşebbüs hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının tartışılması gerektiğini vurgulamıştır. Bu hukuki değerlendirmeler yapılmaksızın kurulan hükmün eksik incelemeye dayandığı belirtilmiş ve karar bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 13.04.2022 Tarih, 2021/14665 E., 2022/7317 K.
Yasak Eşyanın Gizlenme Şekli Suç Kastının Belirlenmesinde Önemli Delillerden Biridir
İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunda manevi unsurun tespitinde, yasak eşyanın gizlenme biçimi önemli değerlendirme ölçütlerinden biridir. Yasak eşyanın olağan şekilde taşınması ile aramayı engelleyecek yöntemlerle özel olarak gizlenmesi arasında kastın ispatı bakımından farklı hukuki sonuçlar doğabilir. Bununla birlikte yalnızca gizleme olgusuna dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi de mümkün değildir. Olayın tüm delilleri birlikte değerlendirilerek sanığın yasak eşyanın niteliğini bilerek hareket edip etmediği ortaya konulmalıdır.
Somut olayda sanık, açık görüş için ceza infaz kurumuna geldiği sırada yapılan aramada, ayakkabısının taban kısmına özel şekilde yerleştirilmiş cep telefonu ve SIM kart ile yakalanmıştır. Sanık, söz konusu eşyaların kendisine ait olmadığını ve başkası tarafından yerleştirildiğini ileri sürmüş, yerel mahkeme ise yalnızca ele geçirme tutanağına dayanarak mahkûmiyet hükmü kurmuştur.
Yargıtay, yasak eşyanın gizlenme şeklinin kastın değerlendirilmesinde önemli bir delil oluşturduğunu, ancak mahkûmiyet için tek başına yeterli sayılamayacağını ifade etmiştir. Sanığın savunmalarının doğruluğu, arama işleminin usulüne uygun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, tanık anlatımları ve diğer maddi deliller birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılması gerektiği belirtilmiştir. Eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle kurulan mahkûmiyet hükmü bu nedenle bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 26.10.2022 Tarih, 2021/20276 E., 2022/18354 K.
Yasak Eşyanın Ceza İnfaz Kurumuna Gönderilen Gıda Maddesi İçerisine Gizlenmesi Suç Kastının Araştırılmasını Gerektirir
TCK’nın 297. maddesinde düzenlenen infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunda, yasak eşyanın gıda, giysi veya diğer kişisel eşyalar içerisine gizlenerek kuruma gönderilmesi uygulamada sık karşılaşılan yöntemlerden biridir. Bununla birlikte, yasak eşyanın paket içerisinde ele geçirilmiş olması tek başına mahkûmiyet için yeterli değildir. Mahkeme, paketi hazırlayan kişinin yasak eşyanın varlığını bilip bilmediğini, paketin hazırlanmasına hangi ölçüde katıldığını ve suç kastıyla hareket edip etmediğini dosyadaki tüm deliller ışığında değerlendirmek zorundadır.
Somut olayda sanık tarafından ceza infaz kurumundaki hükümlüye gönderilen gıda kolisi içerisinde yapılan kontrolde cep telefonu, şarj cihazı ve SIM kart ele geçirilmiştir. Sanık savunmasında koliyi ailesinin hazırladığını, yalnızca kargoya teslim ettiğini ve yasak eşyalardan haberdar olmadığını ileri sürmüştür. Yerel mahkeme ise yalnızca gönderici sıfatına dayanarak mahkûmiyet kararı vermiştir.
Yargıtay, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereğince sanığın suç kastının kesin delillerle ortaya konulması gerektiğini belirtmiştir. Paketin kim tarafından hazırlandığı, yasak eşyanın yerleştirilme şekli, sanığın hazırlık aşamasındaki rolü ve dosyadaki diğer maddi deliller değerlendirilmeden yalnızca gönderici olmasına dayanılarak mahkûmiyet kurulmasının hukuka uygun olmadığı ifade edilmiştir. Eksik araştırma ile verilen hüküm bu gerekçeyle bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 16.03.2022 Tarih, 2021/12784 E., 2022/4975 K.
Yasak Eşyanın Kuruma Sokulması Amacıyla Birden Fazla Kişinin Hareket Etmesi Hâlinde Her Sanığın Kastı Ayrı Ayrı Belirlenmelidir
İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğinin iddia edildiği durumlarda, her sanığın fiili katkısı ve manevi unsuru bağımsız olarak değerlendirilmelidir. Aynı olay içerisinde yer almak veya diğer sanıklarla irtibat hâlinde bulunmak tek başına iştirak hükümlerinin uygulanmasını gerektirmez. Ceza hukukunun bireysel sorumluluk ilkesi gereği her fail yönünden suçun maddi ve manevi unsurlarının ayrı ayrı ispat edilmesi zorunludur.
Somut olayda ceza infaz kurumundaki hükümlüye ulaştırılmak istenen yasak eşyanın hazırlanması ve gönderilmesi sürecine birden fazla kişinin katıldığı iddiasıyla sanıklar hakkında kamu davası açılmıştır. Yerel mahkeme, sanıkların birbirlerini tanımalarını ve olay öncesinde iletişim kurmalarını iştirak iradesinin varlığı için yeterli kabul ederek tüm sanıklar hakkında mahkûmiyet hükmü kurmuştur.
Yargıtay, iştirak hükümlerinin uygulanabilmesi için her sanığın suçun işlenmesine bilinçli ve iradi katkısının somut delillerle ortaya konulması gerektiğini vurgulamıştır. Dosya kapsamındaki delillerin her sanık bakımından ayrı değerlendirilmesi, hangi icra hareketine ne şekilde katıldıklarının belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu inceleme yapılmaksızın tüm sanıklar hakkında toplu değerlendirme ile mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve yerel mahkeme hükmü bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 18.05.2022 Tarih, 2021/15234 E., 2022/10186 K.
Kurum İçerisinde Ele Geçirilen Yasak Eşyanın Hangi Hükümlüye Ait Olduğu Kesin Delillerle Ortaya Konulmalıdır
TCK’nın 297. maddesinde düzenlenen infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunda mahkûmiyet kararı verilebilmesi için, ele geçirilen yasak eşya ile sanık arasında maddi ve hukuki bağın kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya konulması gerekir. Ceza infaz kurumlarında ortak kullanım alanlarının bulunması, aynı koğuşta birden fazla hükümlünün barınması veya yasak eşyanın herkesin erişimine açık bir noktada ele geçirilmesi hâllerinde, yalnızca eşyanın bulunduğu yer esas alınarak cezai sorumluluk yüklenmesi mümkün değildir. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereğince her sanığın yasak eşya üzerindeki fiilî hâkimiyeti somut delillerle ispat edilmelidir.
Somut olayda, ceza infaz kurumunda gerçekleştirilen rutin arama sırasında koğuşun ortak kullanım bölümünde cep telefonu ele geçirilmiş, telefonun kime ait olduğu belirlenememesine rağmen koğuşta kalan tüm hükümlüler hakkında TCK’nın 297. maddesi uyarınca kamu davası açılmıştır. Yerel mahkeme, telefonun ortak yaşam alanında bulunmasını yeterli kabul ederek tüm sanıkların mahkûmiyetine karar vermiştir.
Yargıtay, ortak kullanım alanında ele geçirilen yasak eşyanın otomatik olarak tüm hükümlülerin zilyetliğinde kabul edilemeyeceğini vurgulamıştır. Telefonun kim tarafından kullanıldığı, hangi hükümlünün tasarrufunda bulunduğu, teknik inceleme sonuçları, tanık anlatımları ve diğer maddi deliller birlikte değerlendirilmeden mahkûmiyet kurulmasının hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince, yasak eşya ile sanık arasındaki bağ kesin olarak ispat edilemediği sürece mahkûmiyet kararı verilemeyeceği ifade edilerek hüküm bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 15.06.2022 Tarih, 2021/16841 E., 2022/12274 K.
Yasak Eşyanın Kuruma Sokulmasına İlişkin Kamera Kayıtları ve Diğer Teknik Deliller Birlikte Değerlendirilmelidir
İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunda maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından kamera kayıtları, X-ray görüntüleri, arama tutanakları ve diğer teknik deliller büyük önem taşımaktadır. Bu deliller yalnızca suçun işlendiğini değil, aynı zamanda failin kastını, icra hareketlerinin hangi aşamaya ulaştığını ve yasak eşyanın kuruma ne şekilde sokulmaya çalışıldığını ortaya koyabilecek niteliktedir. Bu nedenle mahkemenin hüküm kurarken bütün teknik delilleri birlikte değerlendirmesi zorunludur.
Somut olayda sanığın ceza infaz kurumuna giriş yaptığı sırada yapılan aramada yasak eşya ele geçirilmiş, dosyada güvenlik kamerası kayıtlarının bulunduğu anlaşılmıştır. Buna rağmen yerel mahkeme, kamera kayıtlarını inceletmeden ve görüntülerin bilirkişi marifetiyle çözümünü yaptırmadan yalnızca arama tutanağına dayanarak mahkûmiyet hükmü kurmuştur.
Yargıtay, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması gerektiğini belirterek, olayın gerçekleşme biçimini gösteren kamera kayıtlarının incelenmeden karar verilmesini eksik araştırma olarak değerlendirmiştir. Teknik deliller ile tanık anlatımları ve diğer dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi gerektiği, bu yapılmadan kurulan mahkûmiyet hükmünün yeterli gerekçeye dayanmadığı ifade edilmiştir. Bu nedenlerle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 21.09.2022 Tarih, 2021/19054 E., 2022/16037 K.
Sanığın Yasak Eşyayı Bilerek Taşıdığı Her Türlü Şüpheden Uzak Delillerle İspat Edilmelidir
TCK’nın 297. maddesinde düzenlenen infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunda mahkûmiyet kararı verilebilmesi için sanığın yasak eşyanın niteliğini bilerek ve isteyerek hareket ettiğinin kesin delillerle ortaya konulması gerekir. Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olan kusur sorumluluğu gereğince, yalnızca yasak eşyanın sanığın üzerinde ele geçirilmiş olması her olayda suç kastının varlığını göstermeye yeterli değildir. Olayın meydana geliş şekli, eşyanın taşınma biçimi, sanığın savunması ve tüm maddi deliller birlikte değerlendirilerek manevi unsurun gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmelidir.
Somut olayda sanık, ceza infaz kurumunda bulunan yakınıyla görüşmek amacıyla kuruma gelmiş, giriş noktasında yapılan aramada üzerinde elektronik haberleşme cihazı ele geçirilmiştir. Sanık, söz konusu cihazı daha önce kullandığını unuttuğunu, hükümlüye teslim etme yönünde herhangi bir iradesinin bulunmadığını savunmuştur. Yerel mahkeme ise yalnızca arama tutanağını esas alarak mahkûmiyet hükmü kurmuş, sanığın savunmasının doğruluğunu araştıracak herhangi bir inceleme yapmamıştır.
Yargıtay, suçun manevi unsurunun hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmasının zorunlu olduğunu vurgulamıştır. Sanığın savunmasının olayın oluş biçimiyle uyumlu olup olmadığı, güvenlik kamerası kayıtları, tanık anlatımları ve diğer deliller birlikte değerlendirilmeden mahkûmiyet kararı verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilmiştir. Maddi gerçeğin tam olarak araştırılmaması nedeniyle yerel mahkeme hükmü hukuka aykırı bulunmuş ve bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 09.11.2022 Tarih, 2021/20931 E., 2022/19176 K.
Yasak Eşyanın Hükümlü Tarafından Kullanıldığının Tespit Edilmesi Eşyayı Kuruma Sokan Kişinin Sorumluluğunu Ortadan Kaldırmaz
İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunda, yasak eşyanın daha sonra hükümlü tarafından kullanılması veya ele geçirilmesi, eşyayı kuruma sokan kişinin hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kanun koyucu, ceza infaz kurumunun güvenliğini tehlikeye sokan her aşamayı cezalandırmayı amaçladığından, yasak eşyanın kuruma giriş sürecini gerçekleştiren fail ile eşyayı kurum içinde bulunduran hükümlünün fiilleri birbirinden bağımsız olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle her fail bakımından suçun unsurları ayrı ayrı incelenmelidir.
Somut olayda ceza infaz kurumunda yapılan aramada bir hükümlünün kullandığı cep telefonu ele geçirilmiş, yürütülen soruşturma sonucunda telefonun dışarıdan bir ziyaretçi aracılığıyla kuruma sokulduğu belirlenmiştir. Yerel mahkeme, hükümlünün ayrıca cezalandırılmış olmasını dikkate alarak dışarıdan telefonu getirdiği iddia edilen sanık yönünden ek bir değerlendirme yapmaksızın beraat kararı vermiştir.
Yargıtay, yasak eşyayı kuruma sokan kişi ile kurum içerisinde bulunduran kişinin hukuki sorumluluklarının birbirinden bağımsız olduğunu ifade etmiştir. Hükümlünün cezalandırılmış olması, yasak eşyayı kuruma sokan kişinin fiilini ortadan kaldırmayacağı gibi, her iki fail yönünden suçun unsurlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yerel mahkemenin eksik hukuki değerlendirme ile verdiği beraat kararı bu nedenle bozulmuştur.
Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 07.12.2022 Tarih, 2021/21482 E., 2022/20543 K.
Hesaplama Araçlarımız
Ceza ve infaz süreçlerinizle ilgili ön fikir edinmek için aşağıdaki ücretsiz araçlarımızı kullanabilirsiniz:
İnfaz Hesaplama
5275 sayılı Kanuna göre koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik
Araç Değer Kaybı
Kaza sonrası aracınızın değer kaybını Yargıtay formülüyle hesaplayın
Kira Artış Oranı
TÜFE 12 aylık ortalamasına göre güncel kira artışı
TCK 297 Hakkında Sık Sorulan Sorular
TCK 297 suçunun cezası ne kadardır?
İnfaz kurumuna silah, uyuşturucu veya cep telefonu gibi elektronik haberleşme aracı sokmanın veya bulundurmanın cezası 2 yıldan 5 yıla kadar hapistir. İdarece yasaklanan diğer eşyalarda ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapistir; görevlilerce işlenirse ceza bir kat artırılır.
Cezaevine telefon sokmanın cezası nedir?
Cep telefonu elektronik haberleşme aracı sayıldığından cezaevine telefon sokmanın veya cezaevinde telefon bulundurmanın cezası TCK 297/1 uyarınca 2 yıldan 5 yıla kadar hapistir. Telefonun çalışır olması veya SIM kart takılı olması şart değildir.
Ziyaretçi aramada telefonla yakalanırsa suç oluşur mu?
Kural olarak evet; eşyanın hükümlüye ulaşması aranmaz. Ancak Yargıtay, eşyanın kurum güvenlik sisteminin hangi noktasında ele geçirildiğine göre suçun tamamlanıp tamamlanmadığının ve teşebbüs hükümlerinin her olayda ayrıca değerlendirilmesini istemektedir.
Koğuşta bulunan telefondan herkes sorumlu olur mu?
Hayır. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereği, ortak alanda ele geçirilen yasak eşya ile sanık arasında somut bağ kurulmalıdır; kesin delil yoksa şüpheden sanık yararlanır ilkesi uygulanır ve beraat kararı verilir.
TCK 297/4 etkin pişmanlık indirimi nasıl uygulanır?
Yasak eşyayı bulunduran hükümlü veya tutuklu, eşyayı kimden ve ne suretle temin ettiğini bildirirse cezası yarı oranında indirilir. Yargıtay, yalnızca suçu ikrar etmeyi yeterli görmez; verilen bilginin kaynağın tespitine somut katkı sağlamasını arar.
TCK 297 suçunda HAGB veya erteleme mümkün mü?
Sonuç cezanın 2 yıl veya altında kalması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme mümkündür. Etkin pişmanlık indirimi veya teşebbüs hükümlerinin uygulandığı dosyalarda sonuç ceza bu sınırın altına inebilmektedir.
Avukatın çantasındaki eşya suç oluşturur mu?
Kendiliğinden oluşturmaz. Yargıtay, avukatın savunma görevi kapsamında kuruma getirdiği eşyada suç kastının ayrıca araştırılmasını; yasak eşya olduğunu bilerek ve isteyerek soktuğunun kesin delillerle ispatlanmasını aramaktadır.
Cezaevine sokulması yasak eşyalar nelerdir?
Silah, uyuşturucu ve elektronik haberleşme araçları birinci fıkra kapsamındadır. İkinci fıkrada ise firar aletleri, saldırı ve yangın araçları, alkollü içecekler, kumar malzemesi, yeşil reçeteli ilaçlar, örgütsel materyal ve izin verilmeyen elektronik malzemeler sayılmıştır.
TCK 297 suçu uzlaştırma kapsamında mıdır?
Hayır. Suç kamu düzenine karşı işlendiğinden uzlaştırma kapsamında değildir; şikayete de tabi olmayıp resen soruşturulur. Dava zamanaşımı 8 yıldır ve yargılama asliye ceza mahkemesinde yapılır.
Telefon hükümlüye ulaşmadan yakalanırsa ceza verilir mi?
Suç, eşyanın kuruma sokulmasıyla tamamlandığından eşyanın hükümlüye teslim edilememesi tek başına cezayı ortadan kaldırmaz. Ancak giriş aramasında ele geçirilme halinde icra hareketlerinin aşaması değerlendirilerek teşebbüs hükümleri gündeme gelebilir.
Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?
Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup Ankara Barosuna kayıtlı (Sicil No: 34507) avukattır ve Ayboğa + Partners Hukuk Bürosunun kurucusudur. Ceza hukuku alanında; TCK 297 kapsamındaki cezaevine yasak eşya sokma dosyaları, infaz hukuku, disiplin soruşturmaları ve adliyeye karşı suçlarda yoğun savunma deneyimine sahiptir. Sitedeki içerikler ve hesaplama araçları, güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları esas alınarak bizzat kendisi tarafından hazırlanmakta ve düzenli olarak güncellenmektedir. Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosyanız için hukuki danışmanlık alınız.
TCK 297Cezaevine Yasak Eşya Sokmaİnfaz HukukuAdliyeye Karşı SuçlarAnkara Barosu 34507
Hukuki Destek Alın
TCK 297 dosyalarında kast savunması, suçun tamamlanma anı ve etkin pişmanlık değerlendirmesi sonucu doğrudan etkiler; erken aşamada hukuki destek belirleyicidir. Danışmanlık ücretlidir; ücretler TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenir.