
Israrlı takip suçu (TCK 123/A), bir kişiyi ısrarla fiziken takip etmek veya telefon, mesaj, sosyal medya ya da üçüncü kişiler aracılığıyla temas kurmaya çalışmak suretiyle onda ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi oluşturmaktır. Cezası altı aydan iki yıla, nitelikli hallerde bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Suç şikayete bağlıdır, şikayet süresi altı aydır ve uzlaştırma kapsamında değildir.
Israrlı Takip Suçu Nedir?
Israrlı takip suçu, bir kişinin iradesine rağmen fiziken takip edilmesi veya telefon, mesaj, sosyal medya ya da üçüncü kişiler aracılığıyla kendisiyle ısrarla temas kurulmaya çalışılması ve bunun sonucunda kişide ciddi bir huzursuzluk ya da güvenlik endişesi oluşmasıdır. Suç, Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesinde düzenlenmiştir.
Bir örnekle açıklayalım. İlişkisini bitiren bir kadın, eski erkek arkadaşının numarasını engelliyor. Erkek bu kez farklı numaralardan arıyor, her gün iş çıkışında kapıda bekliyor, kadının arkadaşlarına mesaj gönderip haber iletiyor. Tek tek bakıldığında bu davranışların hiçbiri tehdit ya da hakaret içermeyebilir. Ancak bir bütün olarak kadının gündelik hayatını sürdürmesini engelliyorsa, 2022 yılından itibaren bağımsız bir suç oluşturur.
Maddenin koruduğu değer, kişinin huzur içinde ve korkmadan yaşama özgürlüğüdür. Mağdur kadın da erkek de olabilir. Fail ile mağdur arasında önceden bir ilişki bulunması şart değildir, hiç tanımadığı birini ısrarla takip eden kişi de bu suçu işler.
TCK 123/A Hangi Tarihte Yürürlüğe Girdi?
TCK 123/A, 7406 sayılı Kanun ile Türk Ceza Kanunu’na eklenmiş ve 27 Mayıs 2022 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten önce gerçekleşen takip davranışları için ısrarlı takip suçundan ceza verilemez.
Bu ayrım uygulamada en sık bozma nedenlerinden biridir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Aralık 2021 ve Şubat 2022 tarihli olaylarda TCK 123/A’dan kurulan mahkumiyetleri kanunilik ilkesine aykırı bulmuş, bu fiillerin ancak kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu yönünden değerlendirilebileceğini belirtmiştir. Aşağıdaki 5, 6 ve 7 numaralı kararlar bu konuya ilişkindir.
Takip davranışları 27 Mayıs 2022 öncesinde başlayıp sonrasında da sürdüyse, yürürlük tarihinden sonraki davranışlar kendi içinde ısrar unsurunu taşıyorsa TCK 123/A uygulanabilir. Bu nedenle her arama, mesaj ve karşılaşmanın tarihi dosyada tek tek belirlenmelidir.
Israrlı Takip Suçunun Unsurları Nelerdir?
Israrlı takip suçunun oluşması için dört unsurun birlikte gerçekleşmesi gerekir: kanunda sayılan hareketlerden biri, bu hareketin ısrarla tekrarlanması, mağdurda ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi doğması ve failin kasten hareket etmesi. Bunlardan biri eksikse suç oluşmaz.
Kaç arama veya kaç mesaj ısrar sayılır?
Kanun bir sayı vermemiştir, Yargıtay da sabit bir eşik belirlememektedir. Uzaklaştırma tedbirine rağmen mesaj gönderip yirmi kez arayan sanığın mahkumiyeti yerinde bulunmuştur. Ancak bu, yirmi aramanın altındaki her olayda suçun oluşmayacağı anlamına gelmez. Ayboğa Avukatlık Bürosu’nun değerlendirmesine göre mahkemeler üç soruya birlikte bakmaktadır: mağdur istemediğini ortaya koymuş mudur, davranış buna rağmen sürmüş müdür ve mağdurun hayatında somut bir etki doğmuş mudur.
Israrlı Takip Suçunun Cezası Ne Kadardır?
Israrlı takip suçunun cezası temel halde altı aydan iki yıla kadar, nitelikli hallerde bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Hangi fıkranın uygulanacağı yalnızca ceza miktarını değil, yargılama usulünü ve tutuklama imkanını da değiştirir.
| Suçun Hali | Hapis Cezası | Yargılama Usulü | Tutuklama | Seçenek Yaptırımlar |
|---|---|---|---|---|
| Temel hal (TCK 123/A-1) | 6 aydan 2 yıla kadar | Basit yargılama usulü | Tutuklama kararı verilemez | Adli para cezası, erteleme ve HAGB mümkün |
| Nitelikli hal (TCK 123/A-2) | 1 yıldan 3 yıla kadar | Genel yargılama usulü | Şartları varsa mümkün | Sonuç ceza 2 yıl veya altındaysa erteleme ve HAGB, 1 yıl veya altındaysa adli para cezası |
Nitelikli haller (TCK 123/A-2)
Sanığın duruşmadaki tutumu ve geçmişi dikkate alınarak cezada altıda bire kadar takdiri indirim yapılabilir. Mükerrir olan sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanır.
Israrlı Takip Suçu Örnekleri
Aşağıdaki davranışlar, tekrarlandığında ve mağdurda ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi yarattığında ısrarlı takip suçunu oluşturabilir.
Tek başına ısrarlı takip sayılmayan durumlar
Israrlı Takip Suçunda Şikayet, Vazgeçme ve Uzlaşma
Israrlı takip suçu şikayete bağlıdır, şikayet süresi altı aydır ve suç uzlaştırma kapsamında değildir. Mağdur şikayetinden vazgeçerse soruşturma veya dava sona erer.
Son nokta savunma açısından önemlidir. Yargıtay 6. ve 1. Ceza Daireleri, ısrarlı takipten beraat veya düşme kararı verildikten sonra aynı mağdura yönelik basit tehdit ya da basit yaralama suçundan uzlaştırma yapılmadan kurulan mahkumiyetleri kanun yararına bozmaktadır.
Israrlı Takip ile Huzur ve Sükunu Bozma Suçu Arasındaki Fark Nedir?
Israrlı takip suçunda (TCK 123/A) failin amacı önemli değildir ve mağdurda ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi doğması aranır. Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunda (TCK 123) ise failin sırf huzur bozmak amacıyla hareket etmesi gerekir, cezası üç aydan bir yıla kadar hapistir ve suç uzlaştırma kapsamındadır.
Diğer suçlarla ilişkisi
Aynı mağdura yönelik süregelen takip davranışları, ısrar zaten suçun unsuru olduğu için tek bir ısrarlı takip suçu sayılır. İddianame düzenlendikten sonra takip sürerse yeni davranışlar ayrı bir suç oluşturur.
Israrlı Takip Suçunda Soruşturma ve Yargılama Nasıl İşler?
Israrlı takip suçunda soruşturmayı Cumhuriyet başsavcılığı yürütür, davaya asliye ceza mahkemesi bakar. Temel halde basit yargılama usulü uygulanabilir, nitelikli hallerde duruşmalı genel usul uygulanır.
Savcılık delilleri yeterli görmezse takipsizlik kararı verir. Mağdur bu karara karşı sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
Israrlı Takip Suçunda HAGB, Erteleme ve Adli Para Cezası Mümkün mü?
Evet. Israrlı takip suçunda sonuç ceza iki yıl veya daha az hapis ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme, bir yıl veya daha az hapis ise adli para cezasına çevirme mümkündür. Hangisinin uygulanacağı sanığın sabıka durumuna ve mahkemenin kanaatine bağlıdır.
Israrlı Takibe Uğrayan Kişi Ne Yapmalı?
Israrlı takibe uğrayan kişi önce delilleri güvence altına almalı, ardından altı aylık süre içinde şikayetçi olmalı ve şikayetle birlikte koruma tedbiri istemelidir. Sıra önemlidir, çünkü deliller zamanla kaybolur.
Koruma tedbirleri 6284 sayılı Kanun kapsamında aile mahkemesinden, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluk amirinden ve mülki amirden istenebilir. Bu Kanun, tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını da açıkça koruma altına almıştır. Tedbire uymayan kişi hakkında üç günden on güne kadar zorlama hapsi uygulanır ve tedbire rağmen süren takip nitelikli ısrarlı takip suçunu oluşturur.
Israrlı Takip Suçu Şikayet Dilekçesi Örneği
Aşağıdaki örnek, Cumhuriyet başsavcılığına verilecek ısrarlı takip şikayet dilekçesinin temel iskeletidir. Alanları doldurup yazdırabilirsiniz. Genel yazım kuralları için savcılığa şikayet dilekçesi yazımızdan yararlanabilirsiniz.
1. Şüpheli ile tanışıklığın niteliği, örneğin: eski eşimdir / bir süre arkadaşlık ettik / tanımıyorum. Kendisiyle görüşmek istemediğimi ….. / ….. / 20….. tarihinde açıkça bildirdim.
2. Buna rağmen şüpheli, tarih aralığı tarihleri arasında örneğin: günde defalarca telefonla arayarak, farklı numaralardan mesaj göndererek, sosyal medya hesaplarımdan yazarak, iş yerimin ve evimin önünde bekleyerek ısrarlı biçimde benimle temas kurmaya çalışmıştır.
3. Şüphelinin bu davranışları nedeniyle örneğin: evden tek başıma çıkamaz hale geldim, telefon numaramı değiştirmek zorunda kaldım, iş yerimi değiştirdim. Ciddi bir huzursuzluk yaşamakta, kendimin ve yakınlarımın güvenliğinden endişe duymaktayım.
4. Şüphelinin eylemleri TCK m. 123/A kapsamında ısrarlı takip suçunu oluşturmaktadır. Varsa nitelikli hal: şüpheli hakkında ….. Aile Mahkemesinin ….. tarihli uzaklaştırma kararı bulunmaktadır.
Sonuç ve Talep: Yukarıda açıklanan nedenlerle şüpheli hakkında soruşturma yapılarak ısrarlı takip suçundan kamu davası açılmasını, iletişim kayıtlarının ve kamera görüntülerinin celbini, hakkında 6284 sayılı Kanun uyarınca uzaklaştırma ve iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme tedbirlerine karar verilmesini, açılacak kamu davasına katılma talebimin kabulünü saygıyla arz ve talep ederim. ….. / ….. / 20…..
Şikayetçi
Adı Soyadı
İmza
Kesik çizgili alanlara tıklayıp kendi bilgilerinizi yazabilirsiniz. Yazdıklarınız yalnızca tarayıcınızda kalır. Bu metin genel bir örnektir, olayınıza göre uyarlanmalıdır.
Israrlı Takip Suçunda Savunmada Öne Çıkan Noktalar
Israrlı takip isnadıyla karşılaşan kişi bakımından savunma, suçun dört unsurunun dosyada gerçekten kanıtlanıp kanıtlanmadığı üzerine kurulur. Yargıtay kararlarından çıkan başlıca savunma noktaları şunlardır.
TCK 123/A Emsal Yargıtay Kararları
Aşağıda TCK 123/A ısrarlı takip suçuna ilişkin 2022-2026 yılları arasında verilmiş 15 emsal Yargıtay kararı yer almaktadır. Kararlar; nitelikli hal, yürürlük tarihi, suç vasfı, uzlaştırma, şikayetten vazgeçme ve kanun yolu başlıklarında toplanmaktadır. Her kararın altında, kararın nasıl okunması gerektiğine ilişkin avukat görüşü bulunmaktadır.
UZAKLAŞTIRMA TEDBİRİNE RAĞMEN AYRI YAŞADIĞI EŞİNE MESAJ GÖNDERİP YİRMİ KEZ ARAYAN SANIK HAKKINDA NİTELİKLİ ISRARLI TAKİP HÜKMÜNÜN UYGULANMASI
Sanık, fiilen ayrı yaşadığı ve aralarında anlaşmazlık bulunan eşine mesaj göndermiş ve yirmi kez telefonla arayarak temas kurmaya çalışmıştır. İlk derece mahkemesi bu davranışları haberleşme ve iletişim araçlarıyla gerçekleştirilen ısrarlı takip olarak kabul etmiş; TCK’nın 123/A-1. maddesi uyarınca altı ay hapis cezasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar vermiştir. Dosyada ayrıca Kastamonu Aile Mahkemesinin 3 Haziran 2022 tarihli uzaklaştırma tedbiri bulunmaktadır. Bölge adliye mahkemesi, sanığın önceki mahkûmiyetindeki tekerrür uygulamasını dikkate alarak ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimi yönünden düzeltme yapmış, temel suç hükmünü korumuştur. Katılan vekili ile bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı, tedbir kararına rağmen yapılan takipte temel fıkradan ceza verilmesini eksik ceza tayini olarak temyiz etmiştir.
Yargıtay, mesaj gönderme ve tekrarlanan telefon aramalarıyla gerçekleştirilen fiilin sanığa aidiyeti ve ısrarlı takip suçunun sübutu bakımından mahkemelerin değerlendirmesinde hukuka aykırılık görmemiştir. Bununla birlikte, mağdura karşı uzaklaştırma tedbiri uygulanmış olan sanığın TCK’nın 123/A-2-c. maddesi kapsamında cezalandırılması gerektiğini belirtmiştir. Nitelikli hâlin şartları dosyada gerçekleşmişken yalnızca birinci fıkranın uygulanması, kanunun öngördüğü daha ağır yaptırım aralığının göz ardı edilmesi sonucunu doğurmuştur. Daire, savcı ve katılan vekilinin bu itirazlarını yerinde bularak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararını oy birliğiyle bozmuştur. Bozmanın temel nedeni suçun ispatlanamaması değil, sabit kabul edilen fiile uygulanacak fıkranın yanlış seçilmesidir. Böylece mahkûmiyetin maddi temeli ile yaptırımın hukuki dayanağı ayrı değerlendirilmiştir.
AYRILMAK İSTEYEN KİŞİYE ÜÇ HAFTA BOYUNCA TEHDİT İÇEREN MESAJ VE SES KAYITLARI GÖNDERİLMESİNDE ISRARLI TAKİP MAHKÛMİYETİNİN ONANMASI
Sanık, bir dönem birlikte yaşadığı katılanın ayrılmak istemesini kabul etmemiş ve 4-27 Haziran 2022 tarihleri arasında mesajlar ile ses kayıtları göndermiştir. İletilerin içeriğinde ilişkinin kendi iradesi dışında sona ermeyeceğini bildiren ifadeler, katılanı itibarsızlaştırma söylemleri ve cinsel dokunulmazlığına yönelik saldırı tehditleri bulunmaktadır. İlk derece mahkemesi tehdit ve nitelikli ısrarlı takip suçlarından hüküm kurmuş; haksız tahrik indirimi ile adli para cezasına çevirme hükümlerini de uygulamıştır. Sanık, davranışlarının birlikteliğin sürmesini sağlama amacı taşıdığını, ciddi biçimde tehdit veya takip kastıyla hareket etmediğini savunmuştur. İstinaf incelemesinde olayın sübutu korunmuş, ancak cezanın belirlenmesi ve indirimlerin uygulanması yönünden ilk derece hükmü kaldırılmıştır. Böylece uyuşmazlık, iletişimin sürekliliği yanında ayrılma iradesine verilen tepkinin hukuki niteliğine yoğunlaşmıştır.
Bölge adliye mahkemesi, katılandan sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturabilecek bir davranış bulunmadığını kabul etmiş; ilk derece mahkemesinin indirim uygulamasını uygun görmemiştir. Kadına karşı tehdit suçunda olay tarihindeki kanuni alt sınırın gözetilmesi ve adli sicil durumunun seçenek yaptırımlar bakımından değerlendirilmesi gerektiğini de belirtmiştir. Israrlı takip yönünden TCK’nın 123/A-2-c. maddesi uyarınca takdiri indirim sonrasında bir yıl üç ay hapis cezasına hükmedilmiştir. Yargıtay, tarafların önceki birlikteliğine ve sanığın ilişkiyi sürdürme isteğine dayanan temyiz itirazlarını yeterli bulmamıştır. Fiillerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin dosyadaki delillerle saptandığını, suç vasfı ve yaptırımların doğru belirlendiğini kabul ederek Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin hükmünü oy birliğiyle onamıştır. Karar, birlikte yargılanan tehdit ve ısrarlı takip hükümlerinin denetimini içermektedir.
ÇOCUĞUN ÜÇ YÜZ METRE BOYUNCA İZLENİP CEVAP VERMEMESİNE RAĞMEN SORULARLA RAHATSIZ EDİLMESİNİN TCK 123 YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREĞİ
Sanık, akşam saat 19.15 sıralarında yolda yürüyen ve önceden tanımadığı yaşı küçük mağduru yakın mesafeden takip etmeye başlamıştır. Çevrede oyun oynayan çocuklarla ilgili bir soru yöneltmiş, mağdur cevap vermeyince nereli olduğu, bölgede ne yaptığı ve neden oraya geldiği gibi sorular sormayı sürdürmüştür. Mağdurun anlatımına göre takip yaklaşık üç yüz metre devam etmiş; sanık bir aşamada mağduru geçip yeniden yanına yaklaşmıştır. Sanığın alkollü olduğunu hisseden ve fiziksel temasta bulunabileceğinden endişe duyan mağdur kaçarak uzaklaşmıştır. İlk derece mahkemesi, eylemi çocuğa karşı ısrarlı takip olarak nitelendirerek TCK’nın 123/A-2-a. maddesi uyarınca bir yıl hapis cezasına hükmetmiştir. Bölge adliye mahkemesi ise tarafların yolda tesadüfen karşılaşmasını, takip mesafesini ve dar kaldırıma ilişkin savunmayı birlikte değerlendirerek ısrarlı takip unsurunun oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermiştir.
Yargıtayın bozma gerekçesi, bu olayda doğrudan TCK 123/A’dan mahkûmiyet kurulması gerektiği yönünde değildir. Daire, mağdurun sessiz kalmasına rağmen soruların sürdürülmesini, yakın mesafeden izlenmesini ve sanığın yeniden yanına yaklaşmasını birlikte ele almıştır. Bu davranışların TCK’nın 123/1. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu yönünden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Israrlı takip suçunun oluşmadığı kabul edilse dahi, iddianameye konu somut davranışın başka bir suç tipinin unsurlarını karşılayıp karşılamadığı tartışılmadan beraat hükmü kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur. Katılan vekilinin temyiz istemi kabul edilmiş ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kararı oy birliğiyle bozulmuştur. Dolayısıyla karar, TCK 123/A’ya ilişkin beraatin korunması değil, alternatif hukuki nitelendirmenin incelenmemesi nedeniyle verilen bir bozma kararıdır.
ISRARLI TAKİP İSNADININ HUZUR VE SÜKÛNU BOZMA SUÇUNA DÖNÜŞMESİNDEN SONRA UZLAŞTIRMA YAPILMADAN MAHKÛMİYET KURULAMAMASI
Dosya, yolda yürüyen katılanın sanık tarafından yakın mesafeden takip edilmesi, cevap vermemesine rağmen sorularla rahatsız edilmesi ve yaklaşık üç yüz metre sonra kaçarak uzaklaşması olayına ilişkindir. İlk derece mahkemesi ısrarlı takip suçundan bir yıl hapis cezası vermiş; bölge adliye mahkemesi suçun yasal unsurlarının oluşmadığını kabul ederek beraat kararı kurmuştur. Yargıtayın önceki incelemesinde, fiilin TCK’nın 123/1. maddesi bakımından değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bu beraat bozulmuştur. Bozma üzerine bölge adliye mahkemesi, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçundan iki ay on beş gün hapis cezasını bin beş yüz lira adli para cezasına çevirerek mahkûmiyet kurmuştur. Bu karar, aynı olayın bozmadan sonraki aşamasına ilişkindir. Sanık, yeni hükme karşı suçun unsurlarının oluşmadığını ve ek savunma hakkının gözetilmediğini ileri sürmüştür.
Yargıtay, yeni hükmün hukuki niteliği değişmiş olmasına rağmen uzlaştırma işlemlerinin yapılmadığını belirlemiştir. Israrlı takip suçunun uzlaştırma dışında bulunması, fiilin artık TCK 123 kapsamında nitelendirildiği aşamada aynı usul sonucunun devam etmesini sağlamaz. Daire, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunun CMK’nın 253/1. maddesi gereğince uzlaştırma kapsamında olduğunu ve kovuşturma aşamasında CMK 254 uyarınca gerekli işlemlerin yerine getirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Uzlaştırma sonucuna göre sanığın hukuki durumu değerlendirilmeden hüküm kurulması bozma nedeni sayılmıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama görüşüne rağmen sanığın temyiz istemi bu yönden yerinde görülmüş; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kararı oy birliğiyle bozulmuştur. Sonuç, sanığın kesin olarak beraat ettirilmesi değil, değişen suç vasfına bağlı usul eksikliğinin giderilmesidir.
BOŞANDIĞI EŞİNİN EVDE OLMADIĞI SAATLERDE APARTMANA YEDİ KEZ GİREN SANIK HAKKINDA YÜRÜRLÜK ÖNCESİ ISRARLI TAKİP İSNADINDAN BERAATİN ONANMASI
Sanık ile katılan daha önce evli olup olay tarihinde boşanmış durumdadır. Katılan lehine uzaklaştırma ve konuta yaklaşmama tedbirleri bulunmaktadır. Güvenlik kamerası kayıtlarında, 26 Şubat 2022 tarihinde sanığın katılanın yaşadığı apartmana girdiği, bir süre üst katta kaldığı ve ayrıldığı görülmüştür. Katılanın çocuklarıyla apartmandan çıkmasından sonra sanık farklı saatlerde altı kez daha binaya girip çıkmıştır. İlk derece mahkemesi, sanığın varlığını hissettirdiğini ve eşyalara müdahale ederek katılanda ciddi huzursuzluk ile güvenlik endişesi yarattığını kabul etmiş; boşanmış eşe karşı ve tedbir kararına rağmen işlendiği gerekçesiyle nitelikli ısrarlı takipten mahkûmiyet kurmuştur. Bölge adliye mahkemesi ise fiilin işlendiği tarihte TCK 123/A’nın yürürlükte bulunmadığını ve olayın TCK 123 yönünden de mahkûmiyete yeterli olmadığını değerlendirerek beraat kararı vermiştir.
Yargıtay, suç tarihinde ısrarlı takibin bağımsız suç olarak düzenlenmemiş olmasını zaman bakımından uygulama yönünden belirleyici kabul etmiştir. Sonradan yürürlüğe giren yeni suç tipinin, Şubat 2022 tarihli fiile uygulanması kanunilik ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Daire ayrıca TCK 123’teki suçun sırf huzur ve sükûnu bozmak amacıyla ısrarlı telefon, gürültü veya hukuka aykırı başka davranışla işlendiğini hatırlatmıştır. Somut dosyada sanığın katılan evde değilken apartmana yedi kez girip çıkması şeklindeki olayın bu suçu da oluşturmadığını kabul eden bölge adliye mahkemesi değerlendirmesinde hukuka aykırılık görmemiştir. Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının mahkûmiyet gerektiği yönündeki temyiz istemi reddedilmiş ve beraat hükmü oy birliğiyle onanmıştır. İlk derece mahkemesinin rahatsızlık ve güvenlik endişesine ilişkin kabulü, Yargıtayın nihai mahkûmiyet gerekçesi değildir.
ARALIK İKİ BİN YİRMİ BİR TARİHLİ EYLEME SONRADAN YÜRÜRLÜĞE GİREN ISRARLI TAKİP HÜKMÜ UYGULANMASI NEDENİYLE KESİNLEŞMİŞ MAHKÛMİYETİN BOZULMASI
Sanık hakkında ayrıldığı sevgilisine karşı 9 Aralık 2021 tarihinde gerçekleştirdiği eylemler nedeniyle kamu davası açılmıştır. Gölbaşı 1. Asliye Ceza Mahkemesi, basit yargılama usulü uygulayarak 1 Aralık 2022 tarihli kararıyla sanığı TCK’nın 123/A. maddesi kapsamında cezalandırmıştır. Takdiri indirim ve basit yargılama indirimi sonrasında beş ay on sekiz gün hapis cezasına hükmedilmiştir. Ancak eylem tarihi ile mahkûmiyet kararının verildiği tarih arasında yeni suç düzenlemesi yürürlüğe girmiştir. Adalet Bakanlığının istemi üzerine düzenlenen kanun yararına bozma başvurusu, yargılama tarihinde mevcut olan hükmün suç tarihinde de uygulanabilir kabul edilmesine yönelmiştir. İnceleme, sanığın davranışlarının rahatsız edici olup olmadığından önce, bu davranışların hangi tarihteki ceza normuyla değerlendirilebileceği meselesini ele almıştır.
Yargıtay, TCK’nın 7/1. maddesindeki kanunilik ve geçmişe yürüme yasağını esas almıştır. Israrlı takip suçunun sanığın eyleminden sonra kanuna eklenmiş olması karşısında, bu hükümden mahkûmiyet kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur. Başvuru yazısında TCK 123 ve zincirleme suç hükümlerine ilişkin değerlendirme yer alsa da Dairenin gerekçesi, eylemlerin TCK’nın 123/1. maddesindeki kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçuna girip girmediğinin araştırılması ve buna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi yönündedir. Dolayısıyla Yargıtay, bu dosyada doğrudan başka suçtan yeni bir ceza tayin etmemiştir. Kanun yararına bozma istemi kabul edilmiş, Gölbaşı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş hükmü oy birliğiyle bozulmuş ve gerekli işlemler için dosya mahkemesine gönderilmiştir. Kararın kesinleşmiş olması, suç tarihindeki kanuni dayanak eksikliğinin giderilmesini engellememiştir.
AYRILDIĞI KİŞİNİN ARACINA VURUP ÖNÜNÜ KESMEYE ÇALIŞAN SANIK HAKKINDA YÜRÜRLÜK ÖNCESİ FİİLLERDEN ISRARLI TAKİP CEZASI VERİLEMEMESİ
Sanık ile müşteki birlikte yaşamış, daha sonra ayrılmıştır. Dosyada, sanığın müştekinin evinin önüne gelerek görüşmek istediği, müştekinin bunu kabul etmemesi üzerine aracın camlarına vurduğu ve önünü kesmeye çalıştığı olaylar değerlendirilmiştir. Sanık hakkında konuta, okula ve iş yerine yaklaşmamasına yönelik Aralık 2021 tarihli bir tedbir kararı da bulunmaktadır. İki ayrı iddianameyle açılan davalar İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinde birleştirilmiş; mahkeme 8 Mart 2023 tarihli hükmüyle ısrarlı takipten mahkûmiyet, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma yönünden ceza verilmesine yer olmadığı ve tehditten beraat kararları vermiştir. Israrlı takip için takdiri indirim ve basit yargılama usulü indirimi uygulanarak beş ay hapis cezası belirlenmiştir. Kanun yararına bozma başvurusunda, olayların yeni suç düzenlemesinin yürürlüğünden önce gerçekleşmiş olması öncelikli hukuka aykırılık olarak ileri sürülmüştür.
Yargıtay, TCK 123/A’nın sanığın eylemlerinden sonra yürürlüğe girdiğini belirleyerek geçmişe uygulanmasını kabul etmemiştir. Başvuru yazısında, kabul edilen suç vasfı üzerinden tedbir kararına bağlı nitelikli hâlin uygulanmaması da ileri sürülmüş olmakla birlikte, Dairenin bozma gerekçesi suç tarihindeki kanuni durum üzerinde kurulmuştur. Sanığın ayrıldığı kişiye yönelik davranışlarının TCK’nın 123/1. maddesi kapsamında bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve hukuki durumunun buna göre belirlenmesi gerektiği açıklanmıştır. Kanun yararına bozma istemi kabul edilmiş ve İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin mahkûmiyet hükmü oy birliğiyle bozulmuştur. Dosya, CMK’nın 309/4-b. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için mahkemesine gönderilmiştir. Böylece birleştirilmiş dosyada başka suçlarla ilgili hükümlerin bulunması, yeni suçun geçmişe uygulanmasına dayanan mahkûmiyeti geçerli hâle getirmemiştir.
CİNSEL İÇERİKLİ SÖZ VE FİZİKSEL TEMAS OLMADAN MAĞDURU KOVALAMA EYLEMİNDE HUZUR VE SÜKÛNU BOZMA İLE ISRARLI TAKİP ARASINDA LEHE KANUN İNCELEMESİ
Olayda sanık, mağdurun karşısına çıkmış; kendisinden korkarak kaçan mağduru bir süre kovalamış ve daha sonra olay yerinden ayrılmıştır. Kararda aktarılan oluşa göre takip sırasında cinsel içerikli herhangi bir söz söylenmemiş ve fiziksel temas gerçekleşmemiştir. Mağdurun aşamalardaki anlatımları, tanık beyanı ve sanığın savunması birlikte değerlendirilmiştir. İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmü temyiz incelemesine geldiğinde, TCK’ya 7406 sayılı Kanunla 123/A maddesi eklenmiş durumdadır. Bu nedenle dosyada hem gerçekleşen davranışın doğru suç tipine yerleştirilmesi hem de inceleme tarihine kadar kabul edilen yeni düzenlemenin sanığın hukuki durumuna etkisinin araştırılması gerekmiştir. Kararın konusu, her türlü kovalama davranışını cinsel suç olarak kabul etmek değil, somut olayda bulunan ve bulunmayan unsurlara göre ceza sorumluluğunu belirlemektir.
Yargıtay, cinsel içerikli söz veya fiziksel temas içermeyen kovalama olayının TCK’nın 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu yönünden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bunun yanında, yeni eklenen ısrarlı takip düzenlemesinin de dikkate alınarak lehe kanunun belirlenmesini istemiştir. Sanığın hukuki durumu bu inceleme tamamlanmadan tayin edildiğinden mahkûmiyet hükmü hukuka aykırı bulunmuştur. Sanığın temyiz itirazları kabul edilerek hüküm bozulmuştur. Dairenin sonucu, doğrudan TCK 123/A’dan yeni bir mahkûmiyet veya kesin beraat değildir. Bozma, fiilin hukuki niteliğinin ve zaman bakımından uygulanacak hükümlerin yeniden belirlenmesine yöneliktir. Kararda yeni düzenlemeye yapılan gönderme, sadece daha sonra yürürlüğe giren bir suç adının kullanılması değil, sanık lehine sonuç doğurabilecek hukuki karşılaştırmanın yapılması gereği olarak okunmalıdır.
ISRARLI TAKİP DAVASININ ŞİKÂYETTEN VAZGEÇMEYLE DÜŞMESİ ÜZERİNE AYNI MAĞDURA YÖNELİK BASİT TEHDİT İÇİN UZLAŞTIRMA YAPILMASI GEREĞİ
Sanık hakkında aynı mağdura yönelik sair tehdit ve ısrarlı takip suçlarından kamu davası açılmıştır. Yargılama sırasında müştekinin şikâyetinden vazgeçmesi üzerine ısrarlı takip suçuna ilişkin dava düşürülmüş, tehdit suçundan ise mahkûmiyet kurulmuştur. Tekirdağ 6. Asliye Ceza Mahkemesi 8 Şubat 2024 tarihli hükmünde tehdit suçuna ilişkin olarak dört bin beş yüz lira adli para cezası belirlemiştir. Ancak tehdit yönünden uzlaştırma işlemleri yapılmamıştır. Başlangıçta ısrarlı takip isnadının uzlaştırmaya engel oluşturduğu değerlendirilmiş olsa da bu suç bakımından kovuşturmanın düşme ile sona ermesinden sonra kalan suçun usul şartları yeniden ele alınmamıştır. Adalet Bakanlığının istemi üzerine yapılan kanun yararına bozma başvurusu, bu aşamada uzlaştırma engelinin devam edip etmediğine ilişkindir.
Yargıtay, ısrarlı takip davasının düşmesiyle CMK’nın 253/3. maddesinde öngörülen birlikte işlenme engelinin somut dosyada uygulanma olanağının kalmadığını kabul etmiştir. Uzlaştırma kapsamındaki bir suçun, kapsam dışındaki başka suçla aynı mağdura karşı birlikte işlenmesi başlangıçta uzlaştırmayı engelleyebilir. Ancak bu dosyada kapsam dışındaki isnat düşme kararıyla sona ermiş olduğundan, basit tehdit yönünden CMK 253’teki esaslara göre işlem yapılması gerekmektedir. Kovuşturma aşamasında bu işlem CMK 254 uyarınca mahkeme tarafından yerine getirilmelidir. Daire, uzlaştırma sonucu beklenmeden mahkûmiyet kurulmasını hukuka aykırı bularak kanun yararına bozma istemini kabul etmiş ve tehdit hükmünü oy birliğiyle bozmuştur. Sonraki işlemlerin yerel mahkemece yapılmasına karar verilmiştir. İncelenen hukuka aykırılık, tehdit fiilinin esasından önce uzlaştırma usulünün eksik bırakılmasıdır.
ISRARLI TAKİPTEN SUÇUN SABİT OLMAMASI NEDENİYLE BERAAT VERİLDİĞİNDE KADINA KARŞI SÂİR TEHDİT HÜKMÜNDEN ÖNCE UZLAŞTIRMA YAPILMASI
Sanık hakkında kadına karşı tehdit ve ısrarlı takip suçlarından kamu davası açılmıştır. Gaziosmanpaşa 18. Asliye Ceza Mahkemesi, yargılama sonunda ısrarlı takip suçunu işlediği sabit olmadığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar vermiştir. Buna karşılık TCK’nın 106/1. maddesinin ikinci cümlesi kapsamında değerlendirilen tehdit yönünden basit yargılama usulüyle mahkûmiyet kurulmuş ve sekiz bin dört yüz lira adli para cezası verilmiştir. Mahkûmiyet öncesinde uzlaştırma süreci işletilmemiştir. Dosyada başlangıçta uzlaştırma dışındaki ısrarlı takip isnadının bulunması ile bu isnadın beraatle sonuçlanmasından sonraki hukuki durum aynı kabul edilmiştir. Kanun yararına bozma başvurusu, beraat hükmünün kalan tehdit suçu bakımından uzlaştırma engelini kaldırması ve bu sonucun mahkemece değerlendirilmemesi üzerinde yoğunlaşmıştır.
Yargıtay, ısrarlı takip suçundan beraat verilmiş olması nedeniyle aynı mağdura yönelik uzlaştırma kapsamındaki suçun önündeki birlikte işlenme engelinin somut dosyada kalmadığını kabul etmiştir. Tehdit yönünden CMK’nın 253. maddesinde düzenlenen esaslara göre uzlaştırma yapılması, kovuşturma aşamasında ise CMK 254 uyarınca gerekli sürecin işletilmesi gerektiğini belirtmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısındaki hukuka aykırılık yerinde görülmüş ve Gaziosmanpaşa 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 24 Eylül 2024 tarihli tehdit mahkûmiyeti oy birliğiyle kanun yararına bozulmuştur. Sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesi istenmiştir. Kararda ısrarlı takip beraatinin kaldırılması veya bu suçtan yeniden mahkûmiyet kurulması yönünde bir sonuç bulunmamaktadır. Bozma, beraatle sona eren isnadın diğer suçun muhakemesine etkisinin doğru belirlenmesine ilişkindir.
ISRARLI TAKİPTEN BERAAT SONRASINDA BASİT YARALAMA İÇİN UZLAŞTIRMA YAPILMADAN VERİLEN KESİNLEŞMİŞ HAPİS CEZASININ BOZULMASI
Sanık hakkında kasten basit yaralama ve ısrarlı takip suçlarından dava açılmıştır. Yargılama sonunda ısrarlı takipten beraat verilmiş; yaralama yönünden ise Kocaeli 11. Asliye Ceza Mahkemesi 17 Temmuz 2025 tarihli kararıyla mahkûmiyet kurmuştur. Basit yargılama usulü uygulanan bu hükümde TCK’nın 86/2-2. maddesi, takdiri indirim ve basit yargılama indirimi esas alınarak üç ay yirmi iki gün hapis cezası ile hak yoksunluklarına karar verilmiştir. Hüküm itiraz edilmeksizin 1 Ekim 2025 tarihinde kesinleşmiştir. Ancak ısrarlı takip isnadının beraatle sona ermesine rağmen kalan yaralama suçu yönünden uzlaştırma yapılmamıştır. Adalet Bakanlığının istemi üzerine dosya kanun yararına bozma incelemesine gönderilmiş; kesinleşmiş yaralama hükmünün zorunlu usul işlemi tamamlanmadan kurulup kurulmadığı değerlendirilmiştir.
Yargıtay, şikâyete bağlı suçların uzlaştırma kapsamına ilişkin düzenleme ile aynı mağdura karşı kapsam dışındaki başka bir suçla birlikte işlenme engelini birlikte ele almıştır. Dosyada yaralama ile beraber ileri sürülen ısrarlı takip isnadı beraatle sona erdiğinden bu suçun yaralama yönünden uzlaştırmayı engellemediği belirtilmiştir. İnceleme konusu yaralama fiilinin TCK 86/2 kapsamında kaldığı, şikâyete bağlı bulunduğu ve uzlaştırmaya tabi olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle CMK’nın 254/1. maddesi uyarınca dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonuca göre hükümlünün hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken doğrudan mahkûmiyet kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Kanun yararına bozma istemi kabul edilmiş ve Kocaeli 11. Asliye Ceza Mahkemesinin hükmü oy birliğiyle bozulmuştur. Karar, kesinleşmenin uzlaştırma eksikliğinin olağanüstü kanun yoluyla incelenmesine engel olmadığını göstermektedir.
ISRARLI TAKİP VE HAKARET DOSYASINDA AÇIK KATILMA TALEBİ BULUNMADIĞI KABUL EDİLEN MÜŞTEKİNİN İTİRAZI HAKKINDA KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİ
Ankara 45. Asliye Ceza Mahkemesi, basit yargılama usulüyle yaptığı yargılama sonunda sanığın ısrarlı takipten beraatine, hakaretten bin sekiz yüz altmış lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Müştekiye, davaya katılma talebini ve delillerini on beş gün içinde bildirmesi gerektiği ihtarını içeren tensip kararı 10 Kasım 2023 tarihinde tebliğ edilmiştir. Müşteki süresinde sunduğu dilekçede sanığın mahkemenin uygun gördüğü cezayı almasını, dosyanın duruşma yapılmadan ilerlemesini ve duruşmalara katılamayacağını bildirmiştir. Gerekçeli karar kendisine tebliğ edilmemiştir. Sonradan vekili tarafından yapılan itiraz, katılan sıfatı bulunmadığı ve süresinden sonra başvurulduğu gerekçeleriyle reddedilmiştir. Kanun yararına bozma isteminde, dilekçenin katılma iradesi taşıdığı ve tebligat yokluğu nedeniyle itirazın süresinde kabul edilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Yargıtay çoğunluğu, müştekinin dilekçesinde açıkça davaya katılmak istediğine ilişkin ibare bulunmadığını kabul etmiştir. Bu nedenle katılan sıfatı kazanılmadığı, gerekçeli kararın müştekiye tebliğinin gerekmediği ve sonraki itirazın süresinde sayılmayacağı sonucuna ulaşmıştır. Kanun yararına bozma istemi oy çokluğuyla reddedilmiştir. Karşı oyda ise cezalandırma isteği ile duruşmasız yargılama talebinin kamu davasına katılma iradesinin bulunmadığı şeklinde yorumlanamayacağı belirtilmiştir. Katılma isteği karara bağlanmayan müştekinin itiraz hakkı olduğu, kararın tebliğ edilmemesi karşısında vekilin başvurusunun süresinde kabul edilerek genel yargılama usulüne geçilmesi gerektiği savunulmuştur. Dolayısıyla karardaki çoğunluk sonucu ile başvuru yazısında ve karşı oyda yer alan bozma görüşleri birbirinden farklıdır. Bu içtihat, müştekinin itirazının kabul edildiği bir karar olarak aktarılamaz.
SORUŞTURMADA ISRARLI TAKİP ŞİKÂYETİNDEN VAZGEÇEN MAĞDURA HATALI KATILMA KARARIYLA TEMYİZ HAKKI KAZANDIRILAMAMASI
Dosyada sanık hakkında şantaj ve ısrarlı takip suçlarına ilişkin yargılama yapılmıştır. Israrlı takip yönünden mağdur, soruşturma sırasında 27 Aralık 2022 tarihli ve ertesi gün havale edilen dilekçeyle şikâyetinden vazgeçmiştir. Buna rağmen mağdurun kamu davasına katılmasına karar verilmiş ve bölge adliye mahkemesinin ısrarlı takip hükmüne karşı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur. Diğer taraftan şantaj mahkûmiyeti hakkında sanık müdafiinin temyiz isteminin reddine ilişkin ek karar da incelemeye gelmiştir. Yargıtay önünde iki ayrı başvurunun kanun yolu koşulları değerlendirilmiştir. Israrlı takip bakımından tartışma, fiilin kanıtlanmasından önce mağdurun şikâyetten vazgeçmesinin davaya katılma ve temyiz yetkisine etkisidir. Mahkemenin verdiği katılma kararı ile kanunun tanıdığı başvuru hakkının aynı olmadığı sorunu ortaya çıkmıştır.
Yargıtay, TCK 123/A’da düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikâyete bağlı olduğunu belirtmiştir. Soruşturma sırasında şikâyetinden vazgeçen mağdurun CMK’nın 237/1. maddesi kapsamında davaya katılma, 260/1. maddesi kapsamında da hükmü temyiz etme hak ve yetkisinin bulunmadığını kabul etmiştir. Hatalı olarak katılmasına karar verilmesi, kanunda bulunmayan temyiz yetkisini yaratmamaktadır. Bu nedenle mağdur vekilinin ısrarlı takip hükmüne yönelik temyiz istemi CMK 298/1 uyarınca oy birliğiyle reddedilmiştir. Şantaj yönünden ise ilk derece mahkemesinin bir yıl sekiz ay hapis ve on bin lira adli para cezasına ilişkin hükmüne karşı istinafın esastan reddi sonrasında temyiz sınırı değerlendirilmiş, sanık müdafiinin ek karara yönelik başvurusu da reddedilerek ek karar onanmıştır. İki sonuç farklı başvuru koşullarına dayanmaktadır.
ISRARLI TAKİPTEN VERİLEN İKİ YIL HAPSE KARŞI İSTİNAFIN ESASTAN REDDİNDEN SONRA TEMYİZ YOLUNUN KAPALI OLMASI
İlk derece mahkemesi sanık hakkında TCK’nın 123/A. maddesi kapsamında ısrarlı takip suçundan iki yıl hapis cezasına ve hak yoksunluklarına karar vermiştir. Sanığın istinaf başvurusu Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince esastan reddedilmiştir. Bu kararın temyiz edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesi 28 Mart 2024 tarihli ek kararıyla temyiz istemini kabul edilebilir bulmamıştır. Sanık müdafii, bu kez temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararı Yargıtaya taşımıştır. İnceleme konusu, ilk derece mahkemesinde hangi takip davranışlarının ispatlandığı veya mağdurun ne ölçüde huzursuz olduğu değildir. Uyuşmazlık, ceza miktarı ve bölge adliye mahkemesinin karar türü nedeniyle asıl hükme karşı temyiz yolunun açık olup olmadığıdır. Bu nedenle dosyada esasa ilişkin mahkûmiyet ile kanun yolunu kapatan ek kararın niteliği ayrı değerlendirilmiştir.
Yargıtay, CMK’nın 286/2-a. maddesi gereğince ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyiz edilemeyeceğini belirtmiştir. Somut olayda iki yıl hapis cezasına ilişkin istinafın esastan reddi bulunduğundan temyiz isteminin reddi gerekir. Bölge adliye mahkemesinin CMK 296/1 uyarınca verdiği ek kararda hukuka aykırılık görülmemiştir. Sanık müdafiinin ek karara yönelik başvurusu CMK 296/2 kapsamında reddedilmiş ve ek karar onanmıştır. Dosya ilgili mahkemesine gönderilmiştir. Yargıtayın onadığı karar, temyiz isteminin reddine dair ek karardır. Bu sonuç, iki yıllık mahkûmiyetin bütün delilleri ve suç unsurları incelenerek Yargıtay tarafından esastan doğrulandığı şeklinde aktarılmamalıdır. Daire, asıl hükmün temyiz edilebilirliğini denetlemiştir.
CİNSEL SALDIRIYLA BİRLİKTE YARGILANAN ISRARLI TAKİP HÜKMÜNÜN TEMYİZ EDİLEBİLİRLİĞİNİN HER SUÇ YÖNÜNDEN AYRI BELİRLENMESİ
Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı, mala zarar verme, ısrarlı takip, tehdit, kasten yaralama ve şantaj suçlarından kamu davası açılmıştır. Ağır ceza mahkemesi bu suçlardan mahkûmiyet hükümleri kurmuş; bölge adliye mahkemesi nitelikli cinsel saldırı hükmüne yönelik istinaf başvurusunu düzelterek esastan, diğer suçlara ilişkin başvuruları ise esastan reddetmiştir. Sanık müdafii, tarafların önceki duygusal ilişkisini, olaydan sonraki görüşmelerini, mağdur anlatımlarına yönelik itirazlarını ve cezaların belirlenmesini temyize taşımıştır. Dosya bir bütün olarak Yargıtaya gelmiş olmakla birlikte her suçtan kurulan hükmün kanun yolu niteliği aynı değildir. İnceleme, bir suçun temyize açık olmasının aynı dosyadaki bütün mahkûmiyetleri de temyize açıp açmadığını belirlemiştir. Israrlı takip yönünden kararın ağırlığı, bu bağımsız kanun yolu değerlendirmesinde bulunmaktadır.
Yargıtay, mala zarar verme, ısrarlı takip, tehdit, kasten yaralama ve şantaj hükümlerini CMK’nın 286/2-a. maddesi çerçevesinde ayrı incelemiştir. Beş yıl veya daha az hapis cezalarına ilişkin istinafın esastan reddi kararlarının temyiz dışında kalması ve ilgili suçların CMK 286/3’teki istisnalara girmemesi nedeniyle bu hükümler bakımından temyiz istemi reddedilmiştir. Nitelikli cinsel saldırı hükmü ise esastan incelenmiş, suç vasfı ve yaptırımın belirlenmesinde hukuka aykırılık görülmeyerek onanmıştır. Böylece aynı ilamda hem temyiz isteminin reddi hem de esastan ret ile onama sonuçları yer almıştır. Ancak esasa ilişkin onama, ısrarlı takip hükmüne ait değildir. Bu suç bakımından Dairenin sonucu, temyiz yolunun kapalı olması nedeniyle başvurunun reddidir. Kararın farklı bölümlerinin birbirine karıştırılması, içtihadın maddi kapsamının yanlış aktarılmasına yol açar.
Israrlı Takip Suçu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
TCK 123/A emsal Yargıtay kararları hangi konularda yoğunlaşıyor?
Israrlı takip suçunun cezası ne kadardır?
Kaç arama veya kaç mesaj ısrarlı takip sayılır?
Israrlı takip suçu şikayete bağlı mı?
Şikayetten vazgeçilirse ısrarlı takip davası düşer mi?
Israrlı takip suçu uzlaşmaya tabi mi?
Eski sevgiliyi sürekli aramak ısrarlı takip suçu mudur?
Sosyal medyadan sürekli yazmak ısrarlı takip sayılır mı?
Uzaklaştırma kararına rağmen mesaj atmak hangi suçu oluşturur?
Israrlı takip suçunda tutuklama olur mu?
Israrlı takip suçu hapis cezası paraya çevrilir mi?
Israrlı takip suçu sabıka kaydına işler mi?
TCK 123/A 2022 öncesindeki olaylara uygulanır mı?
İlgili Hesaplama Araçları
Danışmanlık ücretlidir. Ücretler 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak belirlenir.
Kaynakça
Av. Çağrı Ayboğa, Ankara merkezli Ayboğa Avukatlık Bürosu bünyesinde ceza hukuku alanında soruşturma ve kovuşturma aşamalarında müdafilik ve mağdur vekilliği yapmaktadır. Kişilere karşı suçlar, hürriyete karşı suçlar ve 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma tedbirleri başlıca çalışma alanları arasındadır. Bu yazı 13 Ekim 2026 tarihinde yürürlükteki mevzuat ve yazıda künyesi verilen Yargıtay kararları esas alınarak kontrol edilmiştir.
Adres: Emek, Bişkek Cd. 26/3, 06490 Çankaya/Ankara – Telefon: 0 (312) 215 55 15

