İçeriğe geç

Israrlı Takip Suçu ve Cezası (TCK 123/A) Yargıtay Kararları

Israrlı Takip Suçu ve Cezası (TCK 123/A) Yargıtay Kararları
Güncelleme: 13 Ekim 2026
Israrlı takip suçu nedir, cezası ne kadardır?

Israrlı takip suçu (TCK 123/A), bir kişiyi ısrarla fiziken takip etmek veya telefon, mesaj, sosyal medya ya da üçüncü kişiler aracılığıyla temas kurmaya çalışmak suretiyle onda ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi oluşturmaktır. Cezası altı aydan iki yıla, nitelikli hallerde bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Suç şikayete bağlıdır, şikayet süresi altı aydır ve uzlaştırma kapsamında değildir.

Hukuki DenetimAv. Çağrı Ayboğa
Baro KaydıAnkara Barosu, Sicil No: 34507
Son Kontrol13 Ekim 2026
KapsamTCK 123/A ve 15 Yargıtay kararı
6 ay – 2 yılTemel halin hapis cezası
1 yıl – 3 yılNitelikli hallerin cezası
6 ayŞikayet süresi
27 Mayıs 2022Yürürlük tarihi

Israrlı Takip Suçu Nedir?

Israrlı takip suçu, bir kişinin iradesine rağmen fiziken takip edilmesi veya telefon, mesaj, sosyal medya ya da üçüncü kişiler aracılığıyla kendisiyle ısrarla temas kurulmaya çalışılması ve bunun sonucunda kişide ciddi bir huzursuzluk ya da güvenlik endişesi oluşmasıdır. Suç, Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesinde düzenlenmiştir.

Bir örnekle açıklayalım. İlişkisini bitiren bir kadın, eski erkek arkadaşının numarasını engelliyor. Erkek bu kez farklı numaralardan arıyor, her gün iş çıkışında kapıda bekliyor, kadının arkadaşlarına mesaj gönderip haber iletiyor. Tek tek bakıldığında bu davranışların hiçbiri tehdit ya da hakaret içermeyebilir. Ancak bir bütün olarak kadının gündelik hayatını sürdürmesini engelliyorsa, 2022 yılından itibaren bağımsız bir suç oluşturur.

TCK Madde 123/A – Israrlı Takip

(1) Israrlı bir şekilde; fiziken takip ederek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olan faile altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Suçun; a) çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşandığı eşe karşı işlenmesi, b) mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olması, c) hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbirine karar verilen fail tarafından işlenmesi halinde faile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Bu maddede düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.

Maddenin koruduğu değer, kişinin huzur içinde ve korkmadan yaşama özgürlüğüdür. Mağdur kadın da erkek de olabilir. Fail ile mağdur arasında önceden bir ilişki bulunması şart değildir, hiç tanımadığı birini ısrarla takip eden kişi de bu suçu işler.

TCK 123/A Hangi Tarihte Yürürlüğe Girdi?

TCK 123/A, 7406 sayılı Kanun ile Türk Ceza Kanunu’na eklenmiş ve 27 Mayıs 2022 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten önce gerçekleşen takip davranışları için ısrarlı takip suçundan ceza verilemez.

Bu ayrım uygulamada en sık bozma nedenlerinden biridir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Aralık 2021 ve Şubat 2022 tarihli olaylarda TCK 123/A’dan kurulan mahkumiyetleri kanunilik ilkesine aykırı bulmuş, bu fiillerin ancak kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu yönünden değerlendirilebileceğini belirtmiştir. Aşağıdaki 5, 6 ve 7 numaralı kararlar bu konuya ilişkindir.

Takip davranışları 27 Mayıs 2022 öncesinde başlayıp sonrasında da sürdüyse, yürürlük tarihinden sonraki davranışlar kendi içinde ısrar unsurunu taşıyorsa TCK 123/A uygulanabilir. Bu nedenle her arama, mesaj ve karşılaşmanın tarihi dosyada tek tek belirlenmelidir.

Israrlı Takip Suçunun Unsurları Nelerdir?

Israrlı takip suçunun oluşması için dört unsurun birlikte gerçekleşmesi gerekir: kanunda sayılan hareketlerden biri, bu hareketin ısrarla tekrarlanması, mağdurda ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi doğması ve failin kasten hareket etmesi. Bunlardan biri eksikse suç oluşmaz.

1. Hareket: fiziken takip veya temas kurmaya çalışmaFail mağduru fiziken izler, evinin veya iş yerinin önünde bekler ya da telefon, mesaj, e-posta, sosyal medya gibi araçlarla veya ortak tanıdıklar üzerinden ona ulaşmaya çalışır. Temasın gerçekleşmesi şart değildir, temas kurmaya çalışmak yeterlidir.
2. Israr: davranışın tekrarlanmasıTek seferlik bir arama, mesaj veya karşılaşma suçu oluşturmaz. Davranışın mağdurun iradesine rağmen süreklilik göstermesi gerekir. Kanunda sayısal bir alt sınır yoktur.
3. Netice: ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesiMağdurun sıradan bir rahatsızlık duyması yetmez. Huzursuzluğun ciddi olması ya da mağdurun kendisinin veya bir yakınının güvenliğinden endişe etmesi gerekir. Bu sonuç somut delillerle ortaya konulmalıdır.
4. Manevi unsur: kastSuç yalnızca kasten işlenebilir. Failin saiki önemli değildir. Barışmak, özür dilemek veya ilişkiyi sürdürmek amacıyla hareket ettiğini söylemesi suçu ortadan kaldırmaz.

Kaç arama veya kaç mesaj ısrar sayılır?

Kanun bir sayı vermemiştir, Yargıtay da sabit bir eşik belirlememektedir. Uzaklaştırma tedbirine rağmen mesaj gönderip yirmi kez arayan sanığın mahkumiyeti yerinde bulunmuştur. Ancak bu, yirmi aramanın altındaki her olayda suçun oluşmayacağı anlamına gelmez. Ayboğa Avukatlık Bürosu’nun değerlendirmesine göre mahkemeler üç soruya birlikte bakmaktadır: mağdur istemediğini ortaya koymuş mudur, davranış buna rağmen sürmüş müdür ve mağdurun hayatında somut bir etki doğmuş mudur.

Israrlı Takip Suçunun Cezası Ne Kadardır?

Israrlı takip suçunun cezası temel halde altı aydan iki yıla kadar, nitelikli hallerde bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Hangi fıkranın uygulanacağı yalnızca ceza miktarını değil, yargılama usulünü ve tutuklama imkanını da değiştirir.

TCK 123/A ısrarlı takip suçunda ceza ve yargılama usulü
Suçun Hali Hapis Cezası Yargılama Usulü Tutuklama Seçenek Yaptırımlar
Temel hal (TCK 123/A-1) 6 aydan 2 yıla kadar Basit yargılama usulü Tutuklama kararı verilemez Adli para cezası, erteleme ve HAGB mümkün
Nitelikli hal (TCK 123/A-2) 1 yıldan 3 yıla kadar Genel yargılama usulü Şartları varsa mümkün Sonuç ceza 2 yıl veya altındaysa erteleme ve HAGB, 1 yıl veya altındaysa adli para cezası

Nitelikli haller (TCK 123/A-2)

Çocuğa karşı işlenmesiMağdurun on sekiz yaşını doldurmamış olması yeterlidir.
Ayrılık kararı verilen veya boşanılan eşe karşı işlenmesiEşlerin fiilen ayrı yaşaması bu bendin uygulanması için yeterli değildir. Mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı veya kesinleşmiş boşanma aranır.
Mağdurun okulunu, iş yerini veya konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olmasıDeğişikliğin takip nedeniyle yapıldığı ortaya konulmalıdır.
Uzaklaştırma veya yaklaşmama tedbirine rağmen işlenmesiFail hakkında konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama ya da uzaklaştırma tedbiri bulunuyorsa ceza doğrudan ikinci fıkradan belirlenir. Yargıtay, tedbir varken temel fıkradan ceza verilmesini bozma nedeni saymaktadır.

Sanığın duruşmadaki tutumu ve geçmişi dikkate alınarak cezada altıda bire kadar takdiri indirim yapılabilir. Mükerrir olan sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanır.

Israrlı Takip Suçu Örnekleri

Aşağıdaki davranışlar, tekrarlandığında ve mağdurda ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi yarattığında ısrarlı takip suçunu oluşturabilir.

Engellenmesine rağmen aramak ve yazmakFarklı numaralardan aramak, yeni sosyal medya hesapları açarak mesaj göndermek.
Ev, okul veya iş yeri önünde beklemekMağdurun giriş çıkış saatlerinde düzenli olarak aynı yerde bulunmak, peşinden yürümek veya araçla izlemek.
Üçüncü kişiler üzerinden ulaşmakMağdurun ailesine, arkadaşlarına veya iş arkadaşlarına sürekli haber, hediye ya da mesaj göndermek.
İstenmeyen hediye, çiçek ve not bırakmakKapıya, araca veya iş yerine ısrarla bir şeyler bırakmak.
Dijital izlemePaylaşımları sürekli takip edip her birine yorum yazmak, konum bilgisini öğrenmeye çalışmak, e-posta yağmuruna tutmak.
Ayrılığı kabul etmeyip haftalarca mesaj atmakYargıtay, ayrılmak isteyen kişiye üç hafta boyunca gönderilen mesaj ve ses kayıtlarında mahkumiyeti onamıştır.

Tek başına ısrarlı takip sayılmayan durumlar

Tek seferlik arama, mesaj veya karşılaşmaIsrar unsuru bulunmadığından suç oluşmaz.
Karşılıklı ve rızaya dayalı iletişimMağdurun da aradığı, yazdığı ve görüşmeyi sürdürdüğü dönemler bakımından rızasız temas kabul edilmez.
Hukuki bir zorunluluktan doğan temasOrtak çocukla kişisel ilişki, nafaka, icra veya dava işlemleri nedeniyle ölçülü biçimde kurulan iletişim.
Tesadüfi ve kısa süreli karşılaşmaYargıtay, yolda yaklaşık üç yüz metre izleme olayında ısrarlı takibin oluşmadığına ilişkin kabulü doğrudan eleştirmemiş, fiilin TCK 123 yönünden incelenmesini istemiştir.

Israrlı Takip Suçunda Şikayet, Vazgeçme ve Uzlaşma

Israrlı takip suçu şikayete bağlıdır, şikayet süresi altı aydır ve suç uzlaştırma kapsamında değildir. Mağdur şikayetinden vazgeçerse soruşturma veya dava sona erer.

Şikayet süresiMağdur, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikayetçi olmalıdır. Takip sürdüğü sürece yeni davranışlar bakımından süre yeniden işler. Ayrıntı için şikayete tabi suçlar yazımıza bakabilirsiniz.
Şikayetten vazgeçmeVazgeçme soruşturmada takipsizlik, kovuşturmada düşme kararıyla sonuçlanır ve geri alınamaz. Soruşturmada vazgeçen mağdur sonradan davaya katılamaz ve hükmü temyiz edemez. Bkz. şikayet hakkı ve şikayetten vazgeçme.
UzlaştırmaCMK 253/3 gereğince ısrarlı takip suçunda uzlaştırma yoluna gidilemez. Uzlaştırma ancak dosyadaki diğer suçlar bakımından ve ısrarlı takip isnadı beraat veya düşme ile sona erdiğinde gündeme gelir.

Son nokta savunma açısından önemlidir. Yargıtay 6. ve 1. Ceza Daireleri, ısrarlı takipten beraat veya düşme kararı verildikten sonra aynı mağdura yönelik basit tehdit ya da basit yaralama suçundan uzlaştırma yapılmadan kurulan mahkumiyetleri kanun yararına bozmaktadır.

Israrlı Takip ile Huzur ve Sükunu Bozma Suçu Arasındaki Fark Nedir?

Israrlı takip suçunda (TCK 123/A) failin amacı önemli değildir ve mağdurda ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi doğması aranır. Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunda (TCK 123) ise failin sırf huzur bozmak amacıyla hareket etmesi gerekir, cezası üç aydan bir yıla kadar hapistir ve suç uzlaştırma kapsamındadır.

AmaçTCK 123 özel kast arar: fail sırf huzur ve sükunu bozmak için hareket etmelidir. TCK 123/A’da genel kast yeterlidir.
NeticeTCK 123/A’da ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesinin doğması gerekir. TCK 123’te böyle bir netice aranmaz.
CezaTCK 123: üç aydan bir yıla kadar hapis. TCK 123/A: altı aydan iki yıla, nitelikli hallerde bir yıldan üç yıla kadar hapis.
UzlaştırmaTCK 123 uzlaştırmaya tabidir. TCK 123/A uzlaştırma dışındadır. Suç vasfı yargılama sırasında TCK 123’e dönerse uzlaştırma yapılması zorunlu hale gelir.

Diğer suçlarla ilişkisi

TehditMesajlar aynı zamanda tehdit içeriyorsa fail hem ısrarlı takipten hem de tehdit suçundan ayrı ayrı cezalandırılır.
Cinsel tacizDavranışlar cinsel amaç taşıyorsa cinsel taciz suçu gündeme gelir. Cinsel içerik ve temas yoksa Yargıtay fiili TCK 123 ve 123/A yönünden değerlendirmektedir.
Hakaret ve şantajTakip sırasında söylenen sözler hakaret veya şantaj oluşturuyorsa bu suçlardan da ayrıca hüküm kurulur.
Özel hayatın gizliliğiMağdurun gizlice görüntülenmesi veya özel bilgilerinin ele geçirilmesi halinde özel hayatın gizliliğini ihlal suçu ayrıca oluşur.

Aynı mağdura yönelik süregelen takip davranışları, ısrar zaten suçun unsuru olduğu için tek bir ısrarlı takip suçu sayılır. İddianame düzenlendikten sonra takip sürerse yeni davranışlar ayrı bir suç oluşturur.

Israrlı Takip Suçunda Soruşturma ve Yargılama Nasıl İşler?

Israrlı takip suçunda soruşturmayı Cumhuriyet başsavcılığı yürütür, davaya asliye ceza mahkemesi bakar. Temel halde basit yargılama usulü uygulanabilir, nitelikli hallerde duruşmalı genel usul uygulanır.

Görevli ve yetkili mahkemeGörevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir. Ankara’daki dosyalar için Ankara asliye ceza mahkemeleri sayfamızdan iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Basit yargılama usulüTemel halde mahkeme duruşma yapmadan dosya üzerinden karar verebilir. Bu usulde verilen cezada dörtte bir indirim yapılır. Karara itiraz edilirse genel usule dönülür.
Tutuklama ve adli kontrolTemel halde tutuklama kararı verilemez. Nitelikli hallerde şartları varsa mümkündür. Her iki halde adli kontrol uygulanabilir.
DelillerTelefon arama kayıtları, mesaj ve sosyal medya yazışmaları, kamera görüntüleri, tanık anlatımları ve varsa tedbir kararı. Yazışmaların delil değeri için WhatsApp yazışmaları delil sayılır mı yazımıza bakabilirsiniz.
Mağdurun avukat hakkıIsrarlı takip suçunun mağduru, vekili yoksa barodan kendisine avukat görevlendirilmesini isteyebilir.
ZamanaşımıDava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Ayrıntı için ceza davalarında zamanaşımı yazımıza bakabilirsiniz.
İstinaf ve temyizHükme karşı istinaf yolu açıktır. Beş yıl veya daha az hapis cezalarında istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararlar temyiz edilemez. Bu nedenle ısrarlı takip dosyalarında bütün itirazların istinaf dilekçesinde eksiksiz ileri sürülmesi gerekir.

Savcılık delilleri yeterli görmezse takipsizlik kararı verir. Mağdur bu karara karşı sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.

Israrlı Takip Suçunda HAGB, Erteleme ve Adli Para Cezası Mümkün mü?

Evet. Israrlı takip suçunda sonuç ceza iki yıl veya daha az hapis ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme, bir yıl veya daha az hapis ise adli para cezasına çevirme mümkündür. Hangisinin uygulanacağı sanığın sabıka durumuna ve mahkemenin kanaatine bağlıdır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıSanık daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamışsa ve mahkeme yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varırsa uygulanabilir. Beş yıllık denetim süresi iyi halle geçirilirse dava düşer. Şartlar için hükmün açıklanmasının geri bırakılması yazımıza bakabilirsiniz.
Ertelemeİki yıl veya daha az hapis cezası, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması halinde ertelenebilir.
Adli para cezasına çevirmeBir yıl veya daha az süreli hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir. Yargıtay’ın incelediği dosyalarda mahkemelerin bu yola başvurduğu görülmektedir.
Adli sicilKesinleşen mahkumiyet adli sicile işlenir. Kaydın silinmesi için sabıka kaydı sildirme yazımız yol gösterir.

Israrlı Takibe Uğrayan Kişi Ne Yapmalı?

Israrlı takibe uğrayan kişi önce delilleri güvence altına almalı, ardından altı aylık süre içinde şikayetçi olmalı ve şikayetle birlikte koruma tedbiri istemelidir. Sıra önemlidir, çünkü deliller zamanla kaybolur.

1
Delilleri saklayınMesajların, arama kayıtlarının, sosyal medya yazışmalarının ekran görüntülerini tarih ve saat görünecek şekilde alın. Hesabı veya mesajları silmeyin.
2
Açıkça istemediğinizi bildirinMümkünse bir kez ve yazılı olarak sizinle iletişim kurulmasını istemediğinizi bildirin. Bu bildirim, sonraki temasların rızanız dışında olduğunu gösterir.
3
Tanık ve kamera kayıtlarını not edinFiziki takipte olayın yerini, saatini, çevredeki güvenlik kameralarını ve gören kişileri kaydedin. Kamera kayıtları kısa sürede silinebildiği için beklemeyin.
4
Altı ay içinde şikayetçi olunCumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa başvurun. Şikayet süresi fiili ve faili öğrendiğiniz tarihten itibaren altı aydır.
5
Koruma tedbiri isteyinŞikayetle birlikte 6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma ve iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme tedbiri talep edin.
6
Davaya katılma talebinizi açıkça yazınDava açıldığında yalnızca cezalandırılmasını istiyorum demek yetmeyebilir. Kamu davasına katılmak istediğinizi açıkça belirtin.

Koruma tedbirleri 6284 sayılı Kanun kapsamında aile mahkemesinden, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluk amirinden ve mülki amirden istenebilir. Bu Kanun, tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını da açıkça koruma altına almıştır. Tedbire uymayan kişi hakkında üç günden on güne kadar zorlama hapsi uygulanır ve tedbire rağmen süren takip nitelikli ısrarlı takip suçunu oluşturur.

Israrlı Takip Suçu Şikayet Dilekçesi Örneği

Aşağıdaki örnek, Cumhuriyet başsavcılığına verilecek ısrarlı takip şikayet dilekçesinin temel iskeletidir. Alanları doldurup yazdırabilirsiniz. Genel yazım kuralları için savcılığa şikayet dilekçesi yazımızdan yararlanabilirsiniz.

ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA
Şikayetçi (Müşteki)

Adı Soyadı, T.C. Kimlik No: ……….., Adres: ……………………
Şüpheli

Adı Soyadı, bilinen adres ve telefon: ……………………
Suç

Israrlı takip (TCK m. 123/A)
Suç Tarihi

….. / ….. / 20….. ile ….. / ….. / 20….. arası
Konu

Şüpheli hakkında soruşturma yapılarak kamu davası açılması ve 6284 sayılı Kanun uyarınca koruyucu tedbir kararı verilmesi talebidir.
AÇIKLAMALAR

1. Şüpheli ile tanışıklığın niteliği, örneğin: eski eşimdir / bir süre arkadaşlık ettik / tanımıyorum. Kendisiyle görüşmek istemediğimi ….. / ….. / 20….. tarihinde açıkça bildirdim.

2. Buna rağmen şüpheli, tarih aralığı tarihleri arasında örneğin: günde defalarca telefonla arayarak, farklı numaralardan mesaj göndererek, sosyal medya hesaplarımdan yazarak, iş yerimin ve evimin önünde bekleyerek ısrarlı biçimde benimle temas kurmaya çalışmıştır.

3. Şüphelinin bu davranışları nedeniyle örneğin: evden tek başıma çıkamaz hale geldim, telefon numaramı değiştirmek zorunda kaldım, iş yerimi değiştirdim. Ciddi bir huzursuzluk yaşamakta, kendimin ve yakınlarımın güvenliğinden endişe duymaktayım.

4. Şüphelinin eylemleri TCK m. 123/A kapsamında ısrarlı takip suçunu oluşturmaktadır. Varsa nitelikli hal: şüpheli hakkında ….. Aile Mahkemesinin ….. tarihli uzaklaştırma kararı bulunmaktadır.

Deliller

Telefon arama kayıtları (HTS), mesaj ve yazışma ekran görüntüleri, güvenlik kamerası kayıtları, tanık beyanları, varsa tedbir kararı
Hukuki Nedenler

TCK m. 123/A, CMK, 6284 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat.

Sonuç ve Talep: Yukarıda açıklanan nedenlerle şüpheli hakkında soruşturma yapılarak ısrarlı takip suçundan kamu davası açılmasını, iletişim kayıtlarının ve kamera görüntülerinin celbini, hakkında 6284 sayılı Kanun uyarınca uzaklaştırma ve iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme tedbirlerine karar verilmesini, açılacak kamu davasına katılma talebimin kabulünü saygıyla arz ve talep ederim. ….. / ….. / 20…..

Şikayetçi
Adı Soyadı
İmza

Kesik çizgili alanlara tıklayıp kendi bilgilerinizi yazabilirsiniz. Yazdıklarınız yalnızca tarayıcınızda kalır. Bu metin genel bir örnektir, olayınıza göre uyarlanmalıdır.

Israrlı Takip Suçunda Savunmada Öne Çıkan Noktalar

Israrlı takip isnadıyla karşılaşan kişi bakımından savunma, suçun dört unsurunun dosyada gerçekten kanıtlanıp kanıtlanmadığı üzerine kurulur. Yargıtay kararlarından çıkan başlıca savunma noktaları şunlardır.

Fiil tarihiDavranışların tamamı veya bir bölümü 27 Mayıs 2022 öncesine aitse TCK 123/A uygulanamaz.
Israr unsuruArama ve mesajların sayısı, sıklığı ve yayıldığı süre somut kayıtlarla denetlenmelidir. Tek veya birkaç temas ısrar sayılmayabilir.
Karşılıklı iletişimMağdurun da aradığı, yazdığı veya buluşmayı kabul ettiği dönemler dosyaya sunulmalıdır.
Ciddi huzursuzluk ve güvenlik endişesiNetice unsuru soyut beyanla değil somut olgularla ortaya konulmalıdır.
Doğru fıkra ve doğru suç vasfıFiilen ayrı yaşama, ayrılık kararı verilen eş bendi için yeterli değildir. Eylem TCK 123 kapsamında kalıyorsa uzlaştırma yapılmalıdır.
Usul haklarıEk savunma hakkı, uzlaştırma ve basit yargılama itirazı gibi usul işlemlerinin eksikliği bozma nedenidir.

TCK 123/A Emsal Yargıtay Kararları

Aşağıda TCK 123/A ısrarlı takip suçuna ilişkin 2022-2026 yılları arasında verilmiş 15 emsal Yargıtay kararı yer almaktadır. Kararlar; nitelikli hal, yürürlük tarihi, suç vasfı, uzlaştırma, şikayetten vazgeçme ve kanun yolu başlıklarında toplanmaktadır. Her kararın altında, kararın nasıl okunması gerektiğine ilişkin avukat görüşü bulunmaktadır.

Karar 1Nitelikli Hal

UZAKLAŞTIRMA TEDBİRİNE RAĞMEN AYRI YAŞADIĞI EŞİNE MESAJ GÖNDERİP YİRMİ KEZ ARAYAN SANIK HAKKINDA NİTELİKLİ ISRARLI TAKİP HÜKMÜNÜN UYGULANMASI

Sanık, fiilen ayrı yaşadığı ve aralarında anlaşmazlık bulunan eşine mesaj göndermiş ve yirmi kez telefonla arayarak temas kurmaya çalışmıştır. İlk derece mahkemesi bu davranışları haberleşme ve iletişim araçlarıyla gerçekleştirilen ısrarlı takip olarak kabul etmiş; TCK’nın 123/A-1. maddesi uyarınca altı ay hapis cezasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar vermiştir. Dosyada ayrıca Kastamonu Aile Mahkemesinin 3 Haziran 2022 tarihli uzaklaştırma tedbiri bulunmaktadır. Bölge adliye mahkemesi, sanığın önceki mahkûmiyetindeki tekerrür uygulamasını dikkate alarak ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimi yönünden düzeltme yapmış, temel suç hükmünü korumuştur. Katılan vekili ile bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı, tedbir kararına rağmen yapılan takipte temel fıkradan ceza verilmesini eksik ceza tayini olarak temyiz etmiştir.

Yargıtay, mesaj gönderme ve tekrarlanan telefon aramalarıyla gerçekleştirilen fiilin sanığa aidiyeti ve ısrarlı takip suçunun sübutu bakımından mahkemelerin değerlendirmesinde hukuka aykırılık görmemiştir. Bununla birlikte, mağdura karşı uzaklaştırma tedbiri uygulanmış olan sanığın TCK’nın 123/A-2-c. maddesi kapsamında cezalandırılması gerektiğini belirtmiştir. Nitelikli hâlin şartları dosyada gerçekleşmişken yalnızca birinci fıkranın uygulanması, kanunun öngördüğü daha ağır yaptırım aralığının göz ardı edilmesi sonucunu doğurmuştur. Daire, savcı ve katılan vekilinin bu itirazlarını yerinde bularak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararını oy birliğiyle bozmuştur. Bozmanın temel nedeni suçun ispatlanamaması değil, sabit kabul edilen fiile uygulanacak fıkranın yanlış seçilmesidir. Böylece mahkûmiyetin maddi temeli ile yaptırımın hukuki dayanağı ayrı değerlendirilmiştir.

Avukat GörüşüKararın hukuki değerlendirmesinde, fiilî ayrılık ile kanunda düzenlenen nitelikli hâllerin birbirinden ayrılması gerekir. Eşlerin ayrı yaşaması, tek başına ayrılık kararı verilmiş veya boşanılmış eşe ilişkin bendin uygulandığını göstermez. Bu dosyada ağırlaştırılmış sorumluluğun belirleyici dayanağı, fail hakkında verilmiş uzaklaştırma tedbiridir. Tedbir kararının hangi kişiyi koruduğu, kapsamı ve takip fiilleriyle zamansal ilişkisi ceza gerekçesinde gösterilmelidir. Telefon kayıtları tekrarın sayısını ortaya koyarken mesaj içerikleri ve mağdurun anlatımı, temas girişimlerinin bağlamının değerlendirilmesini sağlar. Yirmi arama bulunması bütün dosyalar için sabit bir suç eşiği oluşturmaz; somut olayın diğer unsurları da araştırılmalıdır. Bununla birlikte suçun temel şartları ve tedbire bağlı nitelikli hâl birlikte kanıtlandığında, mahkemenin temel fıkrayı seçerek daha düşük ceza vermesi takdir alanında kalmaz. Karar, koruma tedbirinin yalnızca aile hukuku dosyasında bulunan bir belge olarak bırakılmayıp ceza sorumluluğunun belirlenmesinde de değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 19.01.2026, E. 2024/1352, K. 2026/566.
Karar 2Mahkumiyet

AYRILMAK İSTEYEN KİŞİYE ÜÇ HAFTA BOYUNCA TEHDİT İÇEREN MESAJ VE SES KAYITLARI GÖNDERİLMESİNDE ISRARLI TAKİP MAHKÛMİYETİNİN ONANMASI

Sanık, bir dönem birlikte yaşadığı katılanın ayrılmak istemesini kabul etmemiş ve 4-27 Haziran 2022 tarihleri arasında mesajlar ile ses kayıtları göndermiştir. İletilerin içeriğinde ilişkinin kendi iradesi dışında sona ermeyeceğini bildiren ifadeler, katılanı itibarsızlaştırma söylemleri ve cinsel dokunulmazlığına yönelik saldırı tehditleri bulunmaktadır. İlk derece mahkemesi tehdit ve nitelikli ısrarlı takip suçlarından hüküm kurmuş; haksız tahrik indirimi ile adli para cezasına çevirme hükümlerini de uygulamıştır. Sanık, davranışlarının birlikteliğin sürmesini sağlama amacı taşıdığını, ciddi biçimde tehdit veya takip kastıyla hareket etmediğini savunmuştur. İstinaf incelemesinde olayın sübutu korunmuş, ancak cezanın belirlenmesi ve indirimlerin uygulanması yönünden ilk derece hükmü kaldırılmıştır. Böylece uyuşmazlık, iletişimin sürekliliği yanında ayrılma iradesine verilen tepkinin hukuki niteliğine yoğunlaşmıştır.

Bölge adliye mahkemesi, katılandan sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturabilecek bir davranış bulunmadığını kabul etmiş; ilk derece mahkemesinin indirim uygulamasını uygun görmemiştir. Kadına karşı tehdit suçunda olay tarihindeki kanuni alt sınırın gözetilmesi ve adli sicil durumunun seçenek yaptırımlar bakımından değerlendirilmesi gerektiğini de belirtmiştir. Israrlı takip yönünden TCK’nın 123/A-2-c. maddesi uyarınca takdiri indirim sonrasında bir yıl üç ay hapis cezasına hükmedilmiştir. Yargıtay, tarafların önceki birlikteliğine ve sanığın ilişkiyi sürdürme isteğine dayanan temyiz itirazlarını yeterli bulmamıştır. Fiillerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin dosyadaki delillerle saptandığını, suç vasfı ve yaptırımların doğru belirlendiğini kabul ederek Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin hükmünü oy birliğiyle onamıştır. Karar, birlikte yargılanan tehdit ve ısrarlı takip hükümlerinin denetimini içermektedir.

Avukat GörüşüKararın hukuki değerlendirmesinde, sona eren ilişkinin yeniden kurulmasını istemek ile mağdurun iradesine rağmen baskı yaratan temas girişimlerini sürdürmek arasındaki ayrım önem taşır. Failin davranışını ilişkiyi koruma amacıyla açıklaması, mesajların içeriğini ve mağdur üzerindeki etkisini ortadan kaldırmaz. Haksız tahrik için de yalnızca ayrılma talebinin varlığı yeterli kabul edilemez; sanığa yönelen somut bir haksız fiil gösterilmelidir. Bu dosyada tehdit içeriği ile haftalara yayılan iletişim birlikte değerlendirilmiş, sanığın davranışlarını önemsiz veya biçimsel korkutma olarak nitelendirmesi benimsenmemiştir. Kararın kullanılması sırasında, tehdit oluşturan sözlerin ve takip oluşturan sürekliliğin hangi delillerle belirlendiği açıklanmalıdır. Bununla birlikte karar, her yoğun mesajlaşmanın otomatik biçimde iki ayrı suç oluşturduğu şeklinde genellenmemelidir. Her suçun unsurları ve fiiller arasındaki ilişki somutlaştırılmalıdır. İçtihadın belirgin yönü, taraflar arasındaki duygusal geçmişin rızasız iletişimi hukuka uygun hâle getirmemesi ve ceza indirimlerinin bu geçmişe dayanan varsayımlarla uygulanamamasıdır.
Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 19.01.2026, E. 2024/393, K. 2026/565.
Karar 3Suç Vasfı

ÇOCUĞUN ÜÇ YÜZ METRE BOYUNCA İZLENİP CEVAP VERMEMESİNE RAĞMEN SORULARLA RAHATSIZ EDİLMESİNİN TCK 123 YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREĞİ

Sanık, akşam saat 19.15 sıralarında yolda yürüyen ve önceden tanımadığı yaşı küçük mağduru yakın mesafeden takip etmeye başlamıştır. Çevrede oyun oynayan çocuklarla ilgili bir soru yöneltmiş, mağdur cevap vermeyince nereli olduğu, bölgede ne yaptığı ve neden oraya geldiği gibi sorular sormayı sürdürmüştür. Mağdurun anlatımına göre takip yaklaşık üç yüz metre devam etmiş; sanık bir aşamada mağduru geçip yeniden yanına yaklaşmıştır. Sanığın alkollü olduğunu hisseden ve fiziksel temasta bulunabileceğinden endişe duyan mağdur kaçarak uzaklaşmıştır. İlk derece mahkemesi, eylemi çocuğa karşı ısrarlı takip olarak nitelendirerek TCK’nın 123/A-2-a. maddesi uyarınca bir yıl hapis cezasına hükmetmiştir. Bölge adliye mahkemesi ise tarafların yolda tesadüfen karşılaşmasını, takip mesafesini ve dar kaldırıma ilişkin savunmayı birlikte değerlendirerek ısrarlı takip unsurunun oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermiştir.

Yargıtayın bozma gerekçesi, bu olayda doğrudan TCK 123/A’dan mahkûmiyet kurulması gerektiği yönünde değildir. Daire, mağdurun sessiz kalmasına rağmen soruların sürdürülmesini, yakın mesafeden izlenmesini ve sanığın yeniden yanına yaklaşmasını birlikte ele almıştır. Bu davranışların TCK’nın 123/1. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu yönünden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Israrlı takip suçunun oluşmadığı kabul edilse dahi, iddianameye konu somut davranışın başka bir suç tipinin unsurlarını karşılayıp karşılamadığı tartışılmadan beraat hükmü kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur. Katılan vekilinin temyiz istemi kabul edilmiş ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kararı oy birliğiyle bozulmuştur. Dolayısıyla karar, TCK 123/A’ya ilişkin beraatin korunması değil, alternatif hukuki nitelendirmenin incelenmemesi nedeniyle verilen bir bozma kararıdır.

Avukat GörüşüKararın hukuki değerlendirmesinde, mağdurun korkmuş olması ile belirli bir suçun bütün unsurlarının gerçekleşmesi aynı mesele değildir. Takibin süresi, davranışların tekrar biçimi, karşılaşmanın koşulları ve temas kurma çabasının niteliği ayrı ayrı incelenmelidir. TCK 123/A kapsamında ısrarın bulunmadığı sonucuna varılması, bütün rahatsız edici davranışların ceza hukuku dışında kaldığını göstermez. Bununla birlikte TCK 123 yönünden de özel kast ve kanuni hareket unsurları araştırılmadan otomatik mahkûmiyet kurulamaz. Dairenin istediği işlem, başka suç bakımından gerekçeli bir değerlendirme yapılmasıdır. Mağdurun çocuk olması da suçun temel unsurlarının incelenmesini gereksiz kılmaz; nitelikli hâl ancak ilgili suç oluştuğunda uygulanabilir. Savunma ve katılan vekilliği bakımından bu karar, iki suç tipinin birbirinin yerine varsayımla kullanılmasını engelleyen bir nitelendirme örneğidir. Yaklaşık üç yüz metrelik mesafe, bütün olaylar için tek başına suç veya beraat ölçütü olarak alınmamalı; bu mesafe içindeki davranışlar ve iletişim girişimleri birlikte değerlendirilmelidir.
Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 07.01.2025, E. 2023/5745, K. 2025/181.
Karar 4Uzlaştırma

ISRARLI TAKİP İSNADININ HUZUR VE SÜKÛNU BOZMA SUÇUNA DÖNÜŞMESİNDEN SONRA UZLAŞTIRMA YAPILMADAN MAHKÛMİYET KURULAMAMASI

Dosya, yolda yürüyen katılanın sanık tarafından yakın mesafeden takip edilmesi, cevap vermemesine rağmen sorularla rahatsız edilmesi ve yaklaşık üç yüz metre sonra kaçarak uzaklaşması olayına ilişkindir. İlk derece mahkemesi ısrarlı takip suçundan bir yıl hapis cezası vermiş; bölge adliye mahkemesi suçun yasal unsurlarının oluşmadığını kabul ederek beraat kararı kurmuştur. Yargıtayın önceki incelemesinde, fiilin TCK’nın 123/1. maddesi bakımından değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bu beraat bozulmuştur. Bozma üzerine bölge adliye mahkemesi, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçundan iki ay on beş gün hapis cezasını bin beş yüz lira adli para cezasına çevirerek mahkûmiyet kurmuştur. Bu karar, aynı olayın bozmadan sonraki aşamasına ilişkindir. Sanık, yeni hükme karşı suçun unsurlarının oluşmadığını ve ek savunma hakkının gözetilmediğini ileri sürmüştür.

Yargıtay, yeni hükmün hukuki niteliği değişmiş olmasına rağmen uzlaştırma işlemlerinin yapılmadığını belirlemiştir. Israrlı takip suçunun uzlaştırma dışında bulunması, fiilin artık TCK 123 kapsamında nitelendirildiği aşamada aynı usul sonucunun devam etmesini sağlamaz. Daire, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunun CMK’nın 253/1. maddesi gereğince uzlaştırma kapsamında olduğunu ve kovuşturma aşamasında CMK 254 uyarınca gerekli işlemlerin yerine getirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Uzlaştırma sonucuna göre sanığın hukuki durumu değerlendirilmeden hüküm kurulması bozma nedeni sayılmıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama görüşüne rağmen sanığın temyiz istemi bu yönden yerinde görülmüş; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kararı oy birliğiyle bozulmuştur. Sonuç, sanığın kesin olarak beraat ettirilmesi değil, değişen suç vasfına bağlı usul eksikliğinin giderilmesidir.

Avukat GörüşüKararın hukuki değerlendirmesinde, bozma kararına uyulmasının yalnızca maddi suç adının değiştirilmesiyle tamamlanmadığı görülmektedir. Yeni nitelendirme, uzlaştırma gibi hüküm öncesinde işletilmesi gereken kurumları da etkiler. Mahkeme önceki yargılama sırasında işlemin gereksiz olduğunu düşünmüş olsa bile, sonraki aşamada ortaya çıkan hukuki duruma göre yeniden değerlendirme yapmalıdır. Bu dosyada ilk isnadın ısrarlı takip olması, huzur ve sükûnunu bozma suçuna ilişkin uzlaştırma yükümlülüğünü ortadan kaldırmamıştır. Uzlaştırmanın uygulanması ile tarafların mutlaka uzlaşması birbirinden ayrıdır; gerekli olan, kanuni sürecin usulüne uygun işletilmesidir. Uzlaşma gerçekleşmezse mahkeme diğer şartları değerlendirerek hüküm kurabilir. Karar, vasıf değişikliğinin sanık lehine doğabilecek usul sonuçlarını korur. Aynı olay hakkında verilmiş önceki kararla birlikte kullanıldığında, ilk bozmanın suçun doğru nitelendirilmesine, ikinci bozmanın ise bu nitelendirmenin muhakeme sonuçlarına ilişkin olduğu açıkça belirtilmelidir. İki kararın ayrı künyeleri bulunsa da maddi olayın aynı olduğu gözden kaçırılmamalıdır.
Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 23.03.2026, E. 2025/8800, K. 2026/2730.
Karar 5Yürürlük

BOŞANDIĞI EŞİNİN EVDE OLMADIĞI SAATLERDE APARTMANA YEDİ KEZ GİREN SANIK HAKKINDA YÜRÜRLÜK ÖNCESİ ISRARLI TAKİP İSNADINDAN BERAATİN ONANMASI

Sanık ile katılan daha önce evli olup olay tarihinde boşanmış durumdadır. Katılan lehine uzaklaştırma ve konuta yaklaşmama tedbirleri bulunmaktadır. Güvenlik kamerası kayıtlarında, 26 Şubat 2022 tarihinde sanığın katılanın yaşadığı apartmana girdiği, bir süre üst katta kaldığı ve ayrıldığı görülmüştür. Katılanın çocuklarıyla apartmandan çıkmasından sonra sanık farklı saatlerde altı kez daha binaya girip çıkmıştır. İlk derece mahkemesi, sanığın varlığını hissettirdiğini ve eşyalara müdahale ederek katılanda ciddi huzursuzluk ile güvenlik endişesi yarattığını kabul etmiş; boşanmış eşe karşı ve tedbir kararına rağmen işlendiği gerekçesiyle nitelikli ısrarlı takipten mahkûmiyet kurmuştur. Bölge adliye mahkemesi ise fiilin işlendiği tarihte TCK 123/A’nın yürürlükte bulunmadığını ve olayın TCK 123 yönünden de mahkûmiyete yeterli olmadığını değerlendirerek beraat kararı vermiştir.

Yargıtay, suç tarihinde ısrarlı takibin bağımsız suç olarak düzenlenmemiş olmasını zaman bakımından uygulama yönünden belirleyici kabul etmiştir. Sonradan yürürlüğe giren yeni suç tipinin, Şubat 2022 tarihli fiile uygulanması kanunilik ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Daire ayrıca TCK 123’teki suçun sırf huzur ve sükûnu bozmak amacıyla ısrarlı telefon, gürültü veya hukuka aykırı başka davranışla işlendiğini hatırlatmıştır. Somut dosyada sanığın katılan evde değilken apartmana yedi kez girip çıkması şeklindeki olayın bu suçu da oluşturmadığını kabul eden bölge adliye mahkemesi değerlendirmesinde hukuka aykırılık görmemiştir. Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının mahkûmiyet gerektiği yönündeki temyiz istemi reddedilmiş ve beraat hükmü oy birliğiyle onanmıştır. İlk derece mahkemesinin rahatsızlık ve güvenlik endişesine ilişkin kabulü, Yargıtayın nihai mahkûmiyet gerekçesi değildir.

Avukat GörüşüKararın hukuki değerlendirmesinde, olayın sosyal anlamda takip veya rahatsız etme olarak görülebilmesi ile fiil tarihinde mevcut kanuni suç tanımını karşılaması ayrılmalıdır. Koruma tedbirinin varlığı, henüz yürürlükte olmayan bir ceza hükmünün uygulanmasını mümkün kılmaz. TCK 123/A’nın sonradan kabul edilmesi de önceki bütün takip davranışlarının zorunlu olarak TCK 123 kapsamında suç sayıldığı sonucunu doğurmaz. Önceki suç tipinin özel kastı ve hareket unsurları kendi çerçevesinde incelenmelidir. Bu nedenle karar, boşanmış eşin konutuna her türlü girişin hukuka uygun olduğu şeklinde okunamaz; incelemenin konusu belirli isnat ve somut dosya kapsamıdır. Başka suç veya tedbir ihlalinin şartları ayrı değerlendirme gerektirir. Güncel olaylarda ise fiil tarihi, devam eden davranışların zaman aralığı ve yürürlükteki düzenleme yeniden belirlenmelidir. İçtihadın kullanılabilir yönü, ciddi huzursuzluk iddiasının kanunilik denetiminin yerine geçirilmemesi ve mahkûmiyetin mutlaka olay tarihinde uygulanabilir bir suç tanımına dayanmasıdır.
Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 31.10.2023, E. 2023/5655, K. 2023/4563.
Karar 6Yürürlük

ARALIK İKİ BİN YİRMİ BİR TARİHLİ EYLEME SONRADAN YÜRÜRLÜĞE GİREN ISRARLI TAKİP HÜKMÜ UYGULANMASI NEDENİYLE KESİNLEŞMİŞ MAHKÛMİYETİN BOZULMASI

Sanık hakkında ayrıldığı sevgilisine karşı 9 Aralık 2021 tarihinde gerçekleştirdiği eylemler nedeniyle kamu davası açılmıştır. Gölbaşı 1. Asliye Ceza Mahkemesi, basit yargılama usulü uygulayarak 1 Aralık 2022 tarihli kararıyla sanığı TCK’nın 123/A. maddesi kapsamında cezalandırmıştır. Takdiri indirim ve basit yargılama indirimi sonrasında beş ay on sekiz gün hapis cezasına hükmedilmiştir. Ancak eylem tarihi ile mahkûmiyet kararının verildiği tarih arasında yeni suç düzenlemesi yürürlüğe girmiştir. Adalet Bakanlığının istemi üzerine düzenlenen kanun yararına bozma başvurusu, yargılama tarihinde mevcut olan hükmün suç tarihinde de uygulanabilir kabul edilmesine yönelmiştir. İnceleme, sanığın davranışlarının rahatsız edici olup olmadığından önce, bu davranışların hangi tarihteki ceza normuyla değerlendirilebileceği meselesini ele almıştır.

Yargıtay, TCK’nın 7/1. maddesindeki kanunilik ve geçmişe yürüme yasağını esas almıştır. Israrlı takip suçunun sanığın eyleminden sonra kanuna eklenmiş olması karşısında, bu hükümden mahkûmiyet kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur. Başvuru yazısında TCK 123 ve zincirleme suç hükümlerine ilişkin değerlendirme yer alsa da Dairenin gerekçesi, eylemlerin TCK’nın 123/1. maddesindeki kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçuna girip girmediğinin araştırılması ve buna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi yönündedir. Dolayısıyla Yargıtay, bu dosyada doğrudan başka suçtan yeni bir ceza tayin etmemiştir. Kanun yararına bozma istemi kabul edilmiş, Gölbaşı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş hükmü oy birliğiyle bozulmuş ve gerekli işlemler için dosya mahkemesine gönderilmiştir. Kararın kesinleşmiş olması, suç tarihindeki kanuni dayanak eksikliğinin giderilmesini engellememiştir.

Avukat GörüşüKararın hukuki değerlendirmesinde, iddianamenin düzenlendiği veya hükmün verildiği tarihin fiil tarihindeki ceza hukukunun yerine geçemeyeceği açıktır. Yargılama sırasında bir davranışın yeni suç olarak tanımlanması, önceki fiilin kendiliğinden bu suçla cezalandırılmasını sağlamaz. Uygulamada telefon kayıtları, mesajlar ve diğer temas girişimleri tarihleriyle birlikte incelenmeli; davranışların hangi döneme ait olduğu belirlenmelidir. TCK 123 bakımından yapılacak değerlendirmede de yalnızca yeni suçun uygulanamaması gerekçe gösterilerek otomatik mahkûmiyet kurulamaz. Önceki düzenlemenin özel kastı ve diğer unsurları somut delillerle açıklanmalıdır. Yeni suçun yürürlük tarihi bakımından 7406 sayılı Kanunun Resmî Gazete’de yayımlandığı 27 Mayıs 2022 esas alınmalıdır; karar metnindeki farklı tarih yazımı, Aralık 2021 fiilinin yürürlük öncesinde bulunduğu sonucunu değiştirmemektedir. Bu ayrım, içtihadın hukuki ilkesini korurken maddi tarih bilgisinin yanlış aktarılmasını önler. Karar, yeni suç tiplerinin uygulanmasında önce zaman bakımından denetim yapılmasının, ardından suç vasfı ve yaptırımın belirlenmesinin gerekliliğini göstermektedir.
Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 11.09.2024, E. 2024/167, K. 2024/4106.
Karar 7Yürürlük

AYRILDIĞI KİŞİNİN ARACINA VURUP ÖNÜNÜ KESMEYE ÇALIŞAN SANIK HAKKINDA YÜRÜRLÜK ÖNCESİ FİİLLERDEN ISRARLI TAKİP CEZASI VERİLEMEMESİ

Sanık ile müşteki birlikte yaşamış, daha sonra ayrılmıştır. Dosyada, sanığın müştekinin evinin önüne gelerek görüşmek istediği, müştekinin bunu kabul etmemesi üzerine aracın camlarına vurduğu ve önünü kesmeye çalıştığı olaylar değerlendirilmiştir. Sanık hakkında konuta, okula ve iş yerine yaklaşmamasına yönelik Aralık 2021 tarihli bir tedbir kararı da bulunmaktadır. İki ayrı iddianameyle açılan davalar İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinde birleştirilmiş; mahkeme 8 Mart 2023 tarihli hükmüyle ısrarlı takipten mahkûmiyet, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma yönünden ceza verilmesine yer olmadığı ve tehditten beraat kararları vermiştir. Israrlı takip için takdiri indirim ve basit yargılama usulü indirimi uygulanarak beş ay hapis cezası belirlenmiştir. Kanun yararına bozma başvurusunda, olayların yeni suç düzenlemesinin yürürlüğünden önce gerçekleşmiş olması öncelikli hukuka aykırılık olarak ileri sürülmüştür.

Yargıtay, TCK 123/A’nın sanığın eylemlerinden sonra yürürlüğe girdiğini belirleyerek geçmişe uygulanmasını kabul etmemiştir. Başvuru yazısında, kabul edilen suç vasfı üzerinden tedbir kararına bağlı nitelikli hâlin uygulanmaması da ileri sürülmüş olmakla birlikte, Dairenin bozma gerekçesi suç tarihindeki kanuni durum üzerinde kurulmuştur. Sanığın ayrıldığı kişiye yönelik davranışlarının TCK’nın 123/1. maddesi kapsamında bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve hukuki durumunun buna göre belirlenmesi gerektiği açıklanmıştır. Kanun yararına bozma istemi kabul edilmiş ve İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin mahkûmiyet hükmü oy birliğiyle bozulmuştur. Dosya, CMK’nın 309/4-b. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için mahkemesine gönderilmiştir. Böylece birleştirilmiş dosyada başka suçlarla ilgili hükümlerin bulunması, yeni suçun geçmişe uygulanmasına dayanan mahkûmiyeti geçerli hâle getirmemiştir.

Avukat GörüşüKararın hukuki değerlendirmesinde, tedbir kararının varlığı ile fiilin cezalandırılmasında kullanılabilecek normun yürürlükte olması ayrı koşullardır. Koruma kararına aykırı davranışın ağırlaştırılmış takip hükmüne konu olabilmesi için ilgili ceza hükmünün zaman bakımından uygulanabilir bulunması gerekir. Önce bu denetim yapılmadan nitelikli hâlin tartışılması, hukuki incelemenin sırasını tersine çevirir. Aynı davranışın huzur ve sükûnunu bozma olarak değerlendirilmesi ihtimalinde ise mahkemenin önceki suç tipinin unsurlarını ve fiillerin ilişkisini gerekçelendirmesi gerekir. Birden fazla iddianame veya olay tutanağı, tek başına zincirleme suçun gerçekleştiğini göstermez. Hangi davranışın hangi tarihte, hangi suç kararı kapsamında işlendiği belirlenmelidir. Bu kararın pratik değeri, somut takip davranışları ve tedbir belgesi bulunmasına rağmen kanunilik denetiminin vazgeçilmez kalmasıdır. Bozma, yeni hüküm bakımından araştırma ve değerlendirme gerektirdiğinden, sanığın mutlaka TCK 123’ten cezalandırılması gerektiği veya bütün olaylardan kesin biçimde beraat ettiği şeklinde sunulmamalıdır.
Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 07.04.2025, E. 2023/5834, K. 2025/3410.
Karar 8Lehe Kanun

CİNSEL İÇERİKLİ SÖZ VE FİZİKSEL TEMAS OLMADAN MAĞDURU KOVALAMA EYLEMİNDE HUZUR VE SÜKÛNU BOZMA İLE ISRARLI TAKİP ARASINDA LEHE KANUN İNCELEMESİ

Olayda sanık, mağdurun karşısına çıkmış; kendisinden korkarak kaçan mağduru bir süre kovalamış ve daha sonra olay yerinden ayrılmıştır. Kararda aktarılan oluşa göre takip sırasında cinsel içerikli herhangi bir söz söylenmemiş ve fiziksel temas gerçekleşmemiştir. Mağdurun aşamalardaki anlatımları, tanık beyanı ve sanığın savunması birlikte değerlendirilmiştir. İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmü temyiz incelemesine geldiğinde, TCK’ya 7406 sayılı Kanunla 123/A maddesi eklenmiş durumdadır. Bu nedenle dosyada hem gerçekleşen davranışın doğru suç tipine yerleştirilmesi hem de inceleme tarihine kadar kabul edilen yeni düzenlemenin sanığın hukuki durumuna etkisinin araştırılması gerekmiştir. Kararın konusu, her türlü kovalama davranışını cinsel suç olarak kabul etmek değil, somut olayda bulunan ve bulunmayan unsurlara göre ceza sorumluluğunu belirlemektir.

Yargıtay, cinsel içerikli söz veya fiziksel temas içermeyen kovalama olayının TCK’nın 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu yönünden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bunun yanında, yeni eklenen ısrarlı takip düzenlemesinin de dikkate alınarak lehe kanunun belirlenmesini istemiştir. Sanığın hukuki durumu bu inceleme tamamlanmadan tayin edildiğinden mahkûmiyet hükmü hukuka aykırı bulunmuştur. Sanığın temyiz itirazları kabul edilerek hüküm bozulmuştur. Dairenin sonucu, doğrudan TCK 123/A’dan yeni bir mahkûmiyet veya kesin beraat değildir. Bozma, fiilin hukuki niteliğinin ve zaman bakımından uygulanacak hükümlerin yeniden belirlenmesine yöneliktir. Kararda yeni düzenlemeye yapılan gönderme, sadece daha sonra yürürlüğe giren bir suç adının kullanılması değil, sanık lehine sonuç doğurabilecek hukuki karşılaştırmanın yapılması gereği olarak okunmalıdır.

Avukat GörüşüKararın hukuki değerlendirmesinde, suç vasfının tayini ile lehe kanun denetiminin bağlantısı ortaya çıkmaktadır. Takip davranışına ilişkin korku veya rahatsızlık anlatımları, bulunmayan cinsel içeriğin yerine geçirilmemelidir. Aynı şekilde yeni suç tipinin adıyla fiilin gündelik dildeki tanımı arasında benzerlik bulunması, bütün kanuni unsurların gerçekleştiğini göstermez. Lehe kanun incelemesinde davranışın her iki düzenleme bakımından suç oluşturup oluşturmadığı ve uygulanabilir hükümlerin somut sonuçları birlikte ele alınmalıdır. Sonradan kabul edilen daha ağır hüküm önceki fiile uygulanamaz; sanık lehine sonuç doğuran düzenleme ise kendi hukuki koşulları içinde değerlendirilir. Mahkeme, farklı kanunların yalnızca uygun görülen parçalarını birleştirerek karma bir yaptırım sistemi oluşturamaz. Bu içtihat, TCK 123/A’nın yürürlüğe girmesinden önceki takip dosyalarında da yeni düzenlemenin neden hukuki değerlendirmeye konu olabildiğini açıklar. Ancak karardan hareketle, fiziksel temassız her takipte ısrarlı takip suçunun mutlaka oluştuğu veya hiçbir zaman oluşmayacağı yönünde genel bir sonuç çıkarılamaz.
Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 29.12.2022, E. 2022/12556, K. 2022/12283.
Karar 9Uzlaştırma

ISRARLI TAKİP DAVASININ ŞİKÂYETTEN VAZGEÇMEYLE DÜŞMESİ ÜZERİNE AYNI MAĞDURA YÖNELİK BASİT TEHDİT İÇİN UZLAŞTIRMA YAPILMASI GEREĞİ

Sanık hakkında aynı mağdura yönelik sair tehdit ve ısrarlı takip suçlarından kamu davası açılmıştır. Yargılama sırasında müştekinin şikâyetinden vazgeçmesi üzerine ısrarlı takip suçuna ilişkin dava düşürülmüş, tehdit suçundan ise mahkûmiyet kurulmuştur. Tekirdağ 6. Asliye Ceza Mahkemesi 8 Şubat 2024 tarihli hükmünde tehdit suçuna ilişkin olarak dört bin beş yüz lira adli para cezası belirlemiştir. Ancak tehdit yönünden uzlaştırma işlemleri yapılmamıştır. Başlangıçta ısrarlı takip isnadının uzlaştırmaya engel oluşturduğu değerlendirilmiş olsa da bu suç bakımından kovuşturmanın düşme ile sona ermesinden sonra kalan suçun usul şartları yeniden ele alınmamıştır. Adalet Bakanlığının istemi üzerine yapılan kanun yararına bozma başvurusu, bu aşamada uzlaştırma engelinin devam edip etmediğine ilişkindir.

Yargıtay, ısrarlı takip davasının düşmesiyle CMK’nın 253/3. maddesinde öngörülen birlikte işlenme engelinin somut dosyada uygulanma olanağının kalmadığını kabul etmiştir. Uzlaştırma kapsamındaki bir suçun, kapsam dışındaki başka suçla aynı mağdura karşı birlikte işlenmesi başlangıçta uzlaştırmayı engelleyebilir. Ancak bu dosyada kapsam dışındaki isnat düşme kararıyla sona ermiş olduğundan, basit tehdit yönünden CMK 253’teki esaslara göre işlem yapılması gerekmektedir. Kovuşturma aşamasında bu işlem CMK 254 uyarınca mahkeme tarafından yerine getirilmelidir. Daire, uzlaştırma sonucu beklenmeden mahkûmiyet kurulmasını hukuka aykırı bularak kanun yararına bozma istemini kabul etmiş ve tehdit hükmünü oy birliğiyle bozmuştur. Sonraki işlemlerin yerel mahkemece yapılmasına karar verilmiştir. İncelenen hukuka aykırılık, tehdit fiilinin esasından önce uzlaştırma usulünün eksik bırakılmasıdır.

Avukat GörüşüKararın hukuki değerlendirmesinde, şikâyetten vazgeçme ile uzlaştırma aynı hukuki kurum olarak görülmemelidir. Israrlı takip suçunun şikâyete bağlı olması, bu suçun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlamına gelmez. Burada uzlaştırmaya açılan suç, düşen ısrarlı takip değil, dosyada kalmış olan tehdit suçudur. Mahkeme her suçun hukuki niteliğini ve yargılamadaki güncel durumunu ayrı incelemelidir. İlk iddianamedeki suçların tümünü değişmez bir bütün gibi ele almak, sonradan ortaya çıkan sanık lehine usul sonuçlarının uygulanmasını engelleyebilir. Uzlaştırma sürecinin işletilmesi de sanığın kendiliğinden beraat edeceği veya davanın mutlaka düşeceği anlamına gelmez; tarafların iradeleri ve işlemin sonucu belirleyicidir. Bu karar, özellikle birden fazla suçun aynı mağdura yönelik olarak birlikte kovuşturulduğu dosyalarda önem taşır. Düşme kararının hangi suçla sınırlı olduğu, kalan suçun uzlaştırma niteliği ve başka bir engelin bulunup bulunmadığı gerekçede gösterilmelidir. İçtihat, bütün kapsam dışı suçların sona ermesine ilişkin sınırsız bir kural yerine, somut ısrarlı takip ve tehdit dosyasındaki usul sonucunu açıklamaktadır.
Künye: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 15.04.2025, E. 2025/360, K. 2025/4024.
Karar 10Uzlaştırma

ISRARLI TAKİPTEN SUÇUN SABİT OLMAMASI NEDENİYLE BERAAT VERİLDİĞİNDE KADINA KARŞI SÂİR TEHDİT HÜKMÜNDEN ÖNCE UZLAŞTIRMA YAPILMASI

Sanık hakkında kadına karşı tehdit ve ısrarlı takip suçlarından kamu davası açılmıştır. Gaziosmanpaşa 18. Asliye Ceza Mahkemesi, yargılama sonunda ısrarlı takip suçunu işlediği sabit olmadığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar vermiştir. Buna karşılık TCK’nın 106/1. maddesinin ikinci cümlesi kapsamında değerlendirilen tehdit yönünden basit yargılama usulüyle mahkûmiyet kurulmuş ve sekiz bin dört yüz lira adli para cezası verilmiştir. Mahkûmiyet öncesinde uzlaştırma süreci işletilmemiştir. Dosyada başlangıçta uzlaştırma dışındaki ısrarlı takip isnadının bulunması ile bu isnadın beraatle sonuçlanmasından sonraki hukuki durum aynı kabul edilmiştir. Kanun yararına bozma başvurusu, beraat hükmünün kalan tehdit suçu bakımından uzlaştırma engelini kaldırması ve bu sonucun mahkemece değerlendirilmemesi üzerinde yoğunlaşmıştır.

Yargıtay, ısrarlı takip suçundan beraat verilmiş olması nedeniyle aynı mağdura yönelik uzlaştırma kapsamındaki suçun önündeki birlikte işlenme engelinin somut dosyada kalmadığını kabul etmiştir. Tehdit yönünden CMK’nın 253. maddesinde düzenlenen esaslara göre uzlaştırma yapılması, kovuşturma aşamasında ise CMK 254 uyarınca gerekli sürecin işletilmesi gerektiğini belirtmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısındaki hukuka aykırılık yerinde görülmüş ve Gaziosmanpaşa 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 24 Eylül 2024 tarihli tehdit mahkûmiyeti oy birliğiyle kanun yararına bozulmuştur. Sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesi istenmiştir. Kararda ısrarlı takip beraatinin kaldırılması veya bu suçtan yeniden mahkûmiyet kurulması yönünde bir sonuç bulunmamaktadır. Bozma, beraatle sona eren isnadın diğer suçun muhakemesine etkisinin doğru belirlenmesine ilişkindir.

Avukat GörüşüKararın hukuki değerlendirmesinde, uzlaştırmayı engelleyen suçun düşmesi ile beraatle sonuçlanması farklı nedenlere dayansa da bu dosya bakımından benzer usul sonucu doğurduğu görülmektedir. Mahkeme, yalnızca iddianamede ısrarlı takip yazmasına dayanarak uzlaştırma engelini bütün yargılama boyunca sürdüremez. Bununla birlikte karar, kadına karşı her tehdit veya her şiddet suçunun aynı kapsamda bulunduğu yönünde okunmamalıdır. Tehdidin hangi kanuni cümleye girdiği ve somut suçun uzlaştırma koşulları ayrıca belirlenmelidir. Buradaki isnat, hükümde TCK 106/1’in ikinci cümlesi kapsamında değerlendirilmiştir. Israrlı takibin uzlaştırmaya kapalı olması ile bu suçtan beraat sonrasında kalan başka suçun uzlaştırılması arasında çelişki yoktur. Karar, ayrı suçların yargılamadaki hukuki durumunun farklılaşabileceğini ortaya koyar. Uygulamada beraatin nedenini, kalan hükmün suç vasfını ve uzlaştırmanın daha önce yapılıp yapılmadığını incelemek gerekir. İşlem yapılmadan verilen cezanın düşük miktarda veya adli para cezası olması, uzlaştırma eksikliğini gidermez. Kanuni usul tamamlandıktan sonra sanığın hukuki durumu yeniden belirlenmelidir.
Künye: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 25.12.2025, E. 2025/5357, K. 2025/11911.
Karar 11Uzlaştırma

ISRARLI TAKİPTEN BERAAT SONRASINDA BASİT YARALAMA İÇİN UZLAŞTIRMA YAPILMADAN VERİLEN KESİNLEŞMİŞ HAPİS CEZASININ BOZULMASI

Sanık hakkında kasten basit yaralama ve ısrarlı takip suçlarından dava açılmıştır. Yargılama sonunda ısrarlı takipten beraat verilmiş; yaralama yönünden ise Kocaeli 11. Asliye Ceza Mahkemesi 17 Temmuz 2025 tarihli kararıyla mahkûmiyet kurmuştur. Basit yargılama usulü uygulanan bu hükümde TCK’nın 86/2-2. maddesi, takdiri indirim ve basit yargılama indirimi esas alınarak üç ay yirmi iki gün hapis cezası ile hak yoksunluklarına karar verilmiştir. Hüküm itiraz edilmeksizin 1 Ekim 2025 tarihinde kesinleşmiştir. Ancak ısrarlı takip isnadının beraatle sona ermesine rağmen kalan yaralama suçu yönünden uzlaştırma yapılmamıştır. Adalet Bakanlığının istemi üzerine dosya kanun yararına bozma incelemesine gönderilmiş; kesinleşmiş yaralama hükmünün zorunlu usul işlemi tamamlanmadan kurulup kurulmadığı değerlendirilmiştir.

Yargıtay, şikâyete bağlı suçların uzlaştırma kapsamına ilişkin düzenleme ile aynı mağdura karşı kapsam dışındaki başka bir suçla birlikte işlenme engelini birlikte ele almıştır. Dosyada yaralama ile beraber ileri sürülen ısrarlı takip isnadı beraatle sona erdiğinden bu suçun yaralama yönünden uzlaştırmayı engellemediği belirtilmiştir. İnceleme konusu yaralama fiilinin TCK 86/2 kapsamında kaldığı, şikâyete bağlı bulunduğu ve uzlaştırmaya tabi olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle CMK’nın 254/1. maddesi uyarınca dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonuca göre hükümlünün hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken doğrudan mahkûmiyet kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Kanun yararına bozma istemi kabul edilmiş ve Kocaeli 11. Asliye Ceza Mahkemesinin hükmü oy birliğiyle bozulmuştur. Karar, kesinleşmenin uzlaştırma eksikliğinin olağanüstü kanun yoluyla incelenmesine engel olmadığını göstermektedir.

Avukat GörüşüKararın hukuki değerlendirmesinde, TCK 123/A isnadının birlikte yargılanan suçların usulü üzerindeki etkisi yalnızca tehdit dosyalarıyla sınırlı değildir. Uzlaştırma kapsamındaki basit yaralama yönünden de kapsam dışı suçun beraatle sona ermesinden sonraki durum araştırılmalıdır. Bununla birlikte kasten yaralama suçunun bütün şekilleri aynı usul rejimine tabi olmadığından, kararın TCK 86/2 kapsamındaki somut fiille sınırlı gerekçesi korunmalıdır. Nitelikli yaralama veya farklı kovuşturma koşulları bulunan başka isnatlar için aynı sonuç kendiliğinden çıkarılamaz. Basit yargılama usulünün dosya üzerinden yürütülmesi de uzlaştırmanın atlanmasına gerekçe oluşturmaz. Bir muhakeme usulünün seçilmesi, başka kanuni işlemlerin gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Kararın savunma bakımından değeri, dosyanın başlangıcındaki suç birleşimine dayanılarak uzlaştırmanın sürekli olarak dışlanmasını önlemesidir. Önce beraatle sona eren suç belirlenmeli, sonra kalan isnadın kendi kanuni şartları incelenmelidir. Bozma sonrası yapılması gereken uzlaştırma, doğrudan beraat yerine geçen bir işlem olmayıp sonucuna göre davanın akıbetini etkileyen bir muhakeme kurumudur.
Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 06.04.2026, E. 2026/1271, K. 2026/2549.
Karar 12Katılma

ISRARLI TAKİP VE HAKARET DOSYASINDA AÇIK KATILMA TALEBİ BULUNMADIĞI KABUL EDİLEN MÜŞTEKİNİN İTİRAZI HAKKINDA KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİ

Ankara 45. Asliye Ceza Mahkemesi, basit yargılama usulüyle yaptığı yargılama sonunda sanığın ısrarlı takipten beraatine, hakaretten bin sekiz yüz altmış lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Müştekiye, davaya katılma talebini ve delillerini on beş gün içinde bildirmesi gerektiği ihtarını içeren tensip kararı 10 Kasım 2023 tarihinde tebliğ edilmiştir. Müşteki süresinde sunduğu dilekçede sanığın mahkemenin uygun gördüğü cezayı almasını, dosyanın duruşma yapılmadan ilerlemesini ve duruşmalara katılamayacağını bildirmiştir. Gerekçeli karar kendisine tebliğ edilmemiştir. Sonradan vekili tarafından yapılan itiraz, katılan sıfatı bulunmadığı ve süresinden sonra başvurulduğu gerekçeleriyle reddedilmiştir. Kanun yararına bozma isteminde, dilekçenin katılma iradesi taşıdığı ve tebligat yokluğu nedeniyle itirazın süresinde kabul edilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.

Yargıtay çoğunluğu, müştekinin dilekçesinde açıkça davaya katılmak istediğine ilişkin ibare bulunmadığını kabul etmiştir. Bu nedenle katılan sıfatı kazanılmadığı, gerekçeli kararın müştekiye tebliğinin gerekmediği ve sonraki itirazın süresinde sayılmayacağı sonucuna ulaşmıştır. Kanun yararına bozma istemi oy çokluğuyla reddedilmiştir. Karşı oyda ise cezalandırma isteği ile duruşmasız yargılama talebinin kamu davasına katılma iradesinin bulunmadığı şeklinde yorumlanamayacağı belirtilmiştir. Katılma isteği karara bağlanmayan müştekinin itiraz hakkı olduğu, kararın tebliğ edilmemesi karşısında vekilin başvurusunun süresinde kabul edilerek genel yargılama usulüne geçilmesi gerektiği savunulmuştur. Dolayısıyla karardaki çoğunluk sonucu ile başvuru yazısında ve karşı oyda yer alan bozma görüşleri birbirinden farklıdır. Bu içtihat, müştekinin itirazının kabul edildiği bir karar olarak aktarılamaz.

Avukat GörüşüKararın hukuki değerlendirmesinde, ısrarlı takip mağdurunun muhakemeye katılımı ve kanun yolu hakkı bakımından irade açıklamasının kapsamı öne çıkmaktadır. Mağdurun duruşmaya gelmek istememesi ile kamu davasına katılmak istememesi aynı açıklama değildir; dosyada tartışma tam da bu yorum ayrımından doğmuştur. Ancak yürürlükteki kararın sonucu çoğunluğun açık talep arayan yaklaşımıdır. Katılan vekilliğinde, cezalandırma isteğinin yanında kamu davasına katılma talebinin ayrıca belirtilmesi ve bu talep hakkında karar verilmesinin izlenmesi uygulamadaki tereddütleri azaltır. Tebligat belgeleri, ihtarın içeriği ve verilen cevabın tarihi de birlikte değerlendirilmelidir. Karar, ısrarlı takip suçunun maddi unsurlarını yeniden tanımlayan bir esasa ilişkin içtihat değildir; basit yargılamadaki beraat ve mahkûmiyet hükümlerine itiraz imkânı bakımından usul tartışmasıdır. Karşı oy, mağdurun iradesini dilekçenin bütününden çıkaran alternatif gerekçeyi göstermektedir. Emsal kullanılırken bu görüş çoğunluğun kabulü gibi sunulmamalı, kararın tartışmalı niteliği açıkça korunmalıdır.
Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 20.01.2026, E. 2025/6888, K. 2026/627.
Karar 13Şikayetten Vazgeçme

SORUŞTURMADA ISRARLI TAKİP ŞİKÂYETİNDEN VAZGEÇEN MAĞDURA HATALI KATILMA KARARIYLA TEMYİZ HAKKI KAZANDIRILAMAMASI

Dosyada sanık hakkında şantaj ve ısrarlı takip suçlarına ilişkin yargılama yapılmıştır. Israrlı takip yönünden mağdur, soruşturma sırasında 27 Aralık 2022 tarihli ve ertesi gün havale edilen dilekçeyle şikâyetinden vazgeçmiştir. Buna rağmen mağdurun kamu davasına katılmasına karar verilmiş ve bölge adliye mahkemesinin ısrarlı takip hükmüne karşı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur. Diğer taraftan şantaj mahkûmiyeti hakkında sanık müdafiinin temyiz isteminin reddine ilişkin ek karar da incelemeye gelmiştir. Yargıtay önünde iki ayrı başvurunun kanun yolu koşulları değerlendirilmiştir. Israrlı takip bakımından tartışma, fiilin kanıtlanmasından önce mağdurun şikâyetten vazgeçmesinin davaya katılma ve temyiz yetkisine etkisidir. Mahkemenin verdiği katılma kararı ile kanunun tanıdığı başvuru hakkının aynı olmadığı sorunu ortaya çıkmıştır.

Yargıtay, TCK 123/A’da düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikâyete bağlı olduğunu belirtmiştir. Soruşturma sırasında şikâyetinden vazgeçen mağdurun CMK’nın 237/1. maddesi kapsamında davaya katılma, 260/1. maddesi kapsamında da hükmü temyiz etme hak ve yetkisinin bulunmadığını kabul etmiştir. Hatalı olarak katılmasına karar verilmesi, kanunda bulunmayan temyiz yetkisini yaratmamaktadır. Bu nedenle mağdur vekilinin ısrarlı takip hükmüne yönelik temyiz istemi CMK 298/1 uyarınca oy birliğiyle reddedilmiştir. Şantaj yönünden ise ilk derece mahkemesinin bir yıl sekiz ay hapis ve on bin lira adli para cezasına ilişkin hükmüne karşı istinafın esastan reddi sonrasında temyiz sınırı değerlendirilmiş, sanık müdafiinin ek karara yönelik başvurusu da reddedilerek ek karar onanmıştır. İki sonuç farklı başvuru koşullarına dayanmaktadır.

Avukat GörüşüKararın hukuki değerlendirmesinde, şikâyet iradesinin yalnızca kovuşturmanın sürdürülmesi bakımından değil, mağdurun muhakemedeki sıfatı bakımından da sonuç doğurduğu görülmektedir. Israrlı takip dosyasında katılma kararı verilmiş olması, önceki vazgeçmenin hukuki etkisini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Vekilin başvuru hazırlarken soruşturma evresindeki dilekçeleri ve şikâyet açıklamalarını incelemesi gerekir. Özellikle vazgeçmenin hangi suç veya hangi kişi bakımından yapıldığı belirlenmeli; birden fazla isnadın bulunduğu dosyalarda açıklamanın kapsamı varsayımla genişletilmemelidir. Bu kararın temel sonucu, mahkemenin usule ilişkin hatalı işleminin başvuru hakkına hukuki dayanak oluşturamamasıdır. Bununla birlikte karar, sanığın ısrarlı takip fiilini işlemediğinin Yargıtayca esastan kabul edildiği anlamına gelmez. Başvuru yetkisi bulunmadığından temyiz incelemesi o aşamada sona ermiştir. Temyiz hakkının reddi ile maddi suçun bulunmaması birbirinden ayrılmalıdır. İçtihat, şikâyetten vazgeçmenin önemini gösterirken bütün mağdurların kanun yolu hakkını kaldıran genel bir kural olarak kullanılmamalıdır; belirleyici olan dosyada tespit edilen vazgeçme ve ilgili suçun şikâyete bağlı niteliğidir.
Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 23.02.2026, E. 2025/1439, K. 2026/1678.
Karar 14Kanun Yolu

ISRARLI TAKİPTEN VERİLEN İKİ YIL HAPSE KARŞI İSTİNAFIN ESASTAN REDDİNDEN SONRA TEMYİZ YOLUNUN KAPALI OLMASI

İlk derece mahkemesi sanık hakkında TCK’nın 123/A. maddesi kapsamında ısrarlı takip suçundan iki yıl hapis cezasına ve hak yoksunluklarına karar vermiştir. Sanığın istinaf başvurusu Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince esastan reddedilmiştir. Bu kararın temyiz edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesi 28 Mart 2024 tarihli ek kararıyla temyiz istemini kabul edilebilir bulmamıştır. Sanık müdafii, bu kez temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararı Yargıtaya taşımıştır. İnceleme konusu, ilk derece mahkemesinde hangi takip davranışlarının ispatlandığı veya mağdurun ne ölçüde huzursuz olduğu değildir. Uyuşmazlık, ceza miktarı ve bölge adliye mahkemesinin karar türü nedeniyle asıl hükme karşı temyiz yolunun açık olup olmadığıdır. Bu nedenle dosyada esasa ilişkin mahkûmiyet ile kanun yolunu kapatan ek kararın niteliği ayrı değerlendirilmiştir.

Yargıtay, CMK’nın 286/2-a. maddesi gereğince ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyiz edilemeyeceğini belirtmiştir. Somut olayda iki yıl hapis cezasına ilişkin istinafın esastan reddi bulunduğundan temyiz isteminin reddi gerekir. Bölge adliye mahkemesinin CMK 296/1 uyarınca verdiği ek kararda hukuka aykırılık görülmemiştir. Sanık müdafiinin ek karara yönelik başvurusu CMK 296/2 kapsamında reddedilmiş ve ek karar onanmıştır. Dosya ilgili mahkemesine gönderilmiştir. Yargıtayın onadığı karar, temyiz isteminin reddine dair ek karardır. Bu sonuç, iki yıllık mahkûmiyetin bütün delilleri ve suç unsurları incelenerek Yargıtay tarafından esastan doğrulandığı şeklinde aktarılmamalıdır. Daire, asıl hükmün temyiz edilebilirliğini denetlemiştir.

Avukat GörüşüKararın hukuki değerlendirmesinde, ısrarlı takip yargılamalarında istinaf aşamasının önemini belirleyen kanun yolu sınırı öne çıkar. Sanık veya katılan, her mahkûmiyetin istinaftan sonra ayrıca Yargıtayda esastan inceleneceğini varsaymamalıdır. Kararın türü, ceza miktarı ve kanuni istisnalar somut dosyaya göre kontrol edilmelidir. İlk derece hükmünün kaldırılması, ilk kez mahkûmiyet kurulması veya farklı bir istinaf kararının verilmesi hâlinde değerlendirme değişebileceğinden, bu içtihat bütün TCK 123/A kararlarına temyiz yasağı getiren sınırsız bir ilke değildir. Ek karara başvuru imkânı da asıl hükme kendiliğinden yeni bir temyiz yolu açmaz; Yargıtay ek kararın kanuni dayanağını inceler. Savunmanın delil, ısrar, netice ve nitelikli hâle ilişkin itirazlarını istinafta ayrıntılı olarak ileri sürmesi bu nedenle önemlidir. Karar, maddi suçun kapsamını açıklamaktan ziyade, kesinlik ve başvuru sınırlarının doğru belirlenmesini sağlayan bir usul içtihadıdır. Emsal olarak aktarılırken ret ve onama ifadelerinin hangi karara ait olduğu açık tutulmalıdır.
Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 07.04.2025, E. 2024/2652, K. 2025/3409.
Karar 15Kanun Yolu

CİNSEL SALDIRIYLA BİRLİKTE YARGILANAN ISRARLI TAKİP HÜKMÜNÜN TEMYİZ EDİLEBİLİRLİĞİNİN HER SUÇ YÖNÜNDEN AYRI BELİRLENMESİ

Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı, mala zarar verme, ısrarlı takip, tehdit, kasten yaralama ve şantaj suçlarından kamu davası açılmıştır. Ağır ceza mahkemesi bu suçlardan mahkûmiyet hükümleri kurmuş; bölge adliye mahkemesi nitelikli cinsel saldırı hükmüne yönelik istinaf başvurusunu düzelterek esastan, diğer suçlara ilişkin başvuruları ise esastan reddetmiştir. Sanık müdafii, tarafların önceki duygusal ilişkisini, olaydan sonraki görüşmelerini, mağdur anlatımlarına yönelik itirazlarını ve cezaların belirlenmesini temyize taşımıştır. Dosya bir bütün olarak Yargıtaya gelmiş olmakla birlikte her suçtan kurulan hükmün kanun yolu niteliği aynı değildir. İnceleme, bir suçun temyize açık olmasının aynı dosyadaki bütün mahkûmiyetleri de temyize açıp açmadığını belirlemiştir. Israrlı takip yönünden kararın ağırlığı, bu bağımsız kanun yolu değerlendirmesinde bulunmaktadır.

Yargıtay, mala zarar verme, ısrarlı takip, tehdit, kasten yaralama ve şantaj hükümlerini CMK’nın 286/2-a. maddesi çerçevesinde ayrı incelemiştir. Beş yıl veya daha az hapis cezalarına ilişkin istinafın esastan reddi kararlarının temyiz dışında kalması ve ilgili suçların CMK 286/3’teki istisnalara girmemesi nedeniyle bu hükümler bakımından temyiz istemi reddedilmiştir. Nitelikli cinsel saldırı hükmü ise esastan incelenmiş, suç vasfı ve yaptırımın belirlenmesinde hukuka aykırılık görülmeyerek onanmıştır. Böylece aynı ilamda hem temyiz isteminin reddi hem de esastan ret ile onama sonuçları yer almıştır. Ancak esasa ilişkin onama, ısrarlı takip hükmüne ait değildir. Bu suç bakımından Dairenin sonucu, temyiz yolunun kapalı olması nedeniyle başvurunun reddidir. Kararın farklı bölümlerinin birbirine karıştırılması, içtihadın maddi kapsamının yanlış aktarılmasına yol açar.

Avukat GörüşüKararın hukuki değerlendirmesinde, bağlantılı suçların birlikte görülmesi ile her hükmün kanun yolu rejiminin ayrı olması arasındaki ilişki açıklığa kavuşmaktadır. Ağır ceza mahkemesinde yargılama yapılması veya dosyada temyize açık ağır bir suçun bulunması, daha düşük cezalara ilişkin bütün hükümlere otomatik temyiz hakkı kazandırmaz. Her suç bakımından sonuç ceza, istinaf kararının türü ve kanuni istisnalar ayrı araştırılmalıdır. Bu yaklaşım, TCK 123/A dosyalarında diğer isnatların varlığı nedeniyle esasa ilişkin Yargıtay incelemesi beklentisinin yanlış kurulmasını önler. Aynı ilamdan yararlanırken, hangi hükmün delil ve suç unsurları yönünden incelendiği açıkça belirtilmelidir. Karar, ısrarlı takip ile cinsel saldırı arasındaki bütün içtima sorunlarını çözen veya her iki suçun somut unsurlarını birlikte açıklayan bir içtihat olarak kullanılamaz. Israrlı takip yönünden sağladığı esaslı bilgi, bağlantılı yargılamanın kanuni temyiz sınırını ortadan kaldırmadığıdır. Bu nedenle savunma ve katılan vekilliğinde istinaf dilekçesinin her hükme özgü gerekçelerle hazırlanması ve başvuru yollarının suç bazında değerlendirilmesi gerekir.
Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 15.09.2025, E. 2025/1274, K. 2025/6567.

Israrlı Takip Suçu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

TCK 123/A emsal Yargıtay kararları hangi konularda yoğunlaşıyor?
TCK 123/A emsal Yargıtay kararları altı konuda yoğunlaşmaktadır: uzaklaştırma tedbirine rağmen işlenen fiilde nitelikli halin uygulanması, 27 Mayıs 2022 öncesi fiillere maddenin uygulanamaması, eylemin TCK 123 kapsamında kalıp kalmadığı, birlikte yargılanan suçlarda uzlaştırma, şikayetten vazgeçmenin sonuçları ve temyiz sınırı.
Israrlı takip suçunun cezası ne kadardır?
Israrlı takip suçunun temel halinin cezası altı aydan iki yıla kadar hapistir. Suç çocuğa, ayrılık kararı verilen veya boşanılan eşe karşı işlenirse, mağdurun okulunu, işini ya da konutunu değiştirmesine yol açarsa veya uzaklaştırma tedbirine rağmen işlenirse ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir.
Kaç arama veya kaç mesaj ısrarlı takip sayılır?
Kanunda sayısal bir alt sınır yoktur. Yargıtay da belirli bir arama veya mesaj sayısını sabit eşik olarak kabul etmemektedir. Belirleyici olan, davranışın mağdurun iradesine rağmen tekrarlanması ve mağdurda ciddi huzursuzluk ya da güvenlik endişesi oluşturmasıdır. Tek bir arama veya tek bir mesaj kural olarak ısrar unsurunu karşılamaz.
Israrlı takip suçu şikayete bağlı mı?
Evet. TCK 123/A’nın üçüncü fıkrasına göre suçun soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikayetine bağlıdır. Şikayet süresi, fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı aydır. Nitelikli haller de şikayete bağlıdır.
Şikayetten vazgeçilirse ısrarlı takip davası düşer mi?
Evet. Mağdur soruşturma aşamasında vazgeçerse kovuşturmaya yer olmadığına, dava açıldıktan sonra vazgeçerse davanın düşmesine karar verilir. Vazgeçme geri alınamaz. Aynı olayda tehdit veya hakaret gibi başka suçlar da varsa bunların akıbeti ayrıca değerlendirilir.
Israrlı takip suçu uzlaşmaya tabi mi?
Hayır. Israrlı takip suçu şikayete bağlı olmasına rağmen CMK 253/3 gereğince uzlaştırma kapsamı dışındadır. Ancak dosyada ısrarlı takiple birlikte yargılanan basit tehdit veya basit yaralama gibi suçlar varsa ve ısrarlı takip isnadı beraat ya da düşme ile sona ererse, kalan suç için uzlaştırma yapılması gerekir.
Eski sevgiliyi sürekli aramak ısrarlı takip suçu mudur?
Karşı taraf görüşmek istemediğini ortaya koyduğu halde aramaların ve mesajların sürdürülmesi, mağdurda ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi yaratıyorsa ısrarlı takip suçunu oluşturur. Yargıtay, ilişkiyi sürdürme isteğinin rızasız iletişimi hukuka uygun hale getirmediğini kabul etmektedir.
Sosyal medyadan sürekli yazmak ısrarlı takip sayılır mı?
Evet, sayılabilir. Kanun, bilişim sistemlerini kullanarak temas kurmaya çalışmayı açıkça saymıştır. Engellenmesine rağmen yeni hesaplar açarak yazmak, sürekli etiketlemek, yorum bırakmak veya ortak tanıdıklar üzerinden haber göndermek ısrarlı takip kapsamında değerlendirilebilir.
Uzaklaştırma kararına rağmen mesaj atmak hangi suçu oluşturur?
Uzaklaştırma veya yaklaşmama tedbirine rağmen ısrarla arayan ya da mesaj gönderen kişi, TCK 123/A-2-c kapsamında nitelikli ısrarlı takip suçundan bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırılır. Ayrıca 6284 sayılı Kanun uyarınca tedbir ihlali nedeniyle zorlama hapsi uygulanabilir.
Israrlı takip suçunda tutuklama olur mu?
Temel halde tutuklama kararı verilemez, çünkü cezanın üst sınırı iki yılı aşmamaktadır. Üst sınırı üç yıl olan nitelikli hallerde ise tutuklama şartları varsa tutuklama kararı verilebilir. Her iki halde de adli kontrol tedbirleri uygulanabilir.
Israrlı takip suçu hapis cezası paraya çevrilir mi?
Sonuç olarak belirlenen hapis cezası bir yıl veya daha az ise ve diğer şartlar varsa adli para cezasına çevrilebilir. İki yıl veya daha az hapis cezalarında erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması da mümkündür.
Israrlı takip suçu sabıka kaydına işler mi?
Mahkumiyet kesinleşirse adli sicile kaydedilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilirse bu karar genel sicilde değil, yalnızca yetkili makamların görebildiği özel bir kayıtta tutulur ve denetim süresi iyi halle geçirilirse dava düşer.
TCK 123/A 2022 öncesindeki olaylara uygulanır mı?
Hayır. TCK 123/A, 27 Mayıs 2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, bu tarihten önceki fiiller için ısrarlı takipten ceza verilemeyeceğine ve eylemin TCK 123 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine karar vermektedir.

İlgili Hesaplama Araçları

Israrlı Takip Dosyanız İçin Hukuki Destek

Israrlı takibe uğruyorsanız veya hakkınızda TCK 123/A kapsamında soruşturma ya da dava açıldıysa, dosyanızın durumunu yazın. Şikayet, koruma tedbiri ve savunma sürecini birlikte planlayalım.

Danışmanlık ücretlidir. Ücretler 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak belirlenir.

Kaynakça

5237 sayılı Türk Ceza Kanunum. 7, 43, 50, 51, 62, 73, 123 ve 123/A. mevzuat.gov.tr
7406 sayılı Kanun27 Mayıs 2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete. resmigazete.gov.tr
Yargıtay KararlarıYargıtay 1., 6., 9. ve 12. Ceza Dairelerinin yazıda künyesi verilen 15 kararı. Yargıtay Karar Arama
Av. Çağrı Ayboğa

Av. Çağrı Ayboğa

Ankara Barosu – Sicil No: 34507 – Ayboğa Avukatlık Bürosu Kurucusu

Av. Çağrı Ayboğa, Ankara merkezli Ayboğa Avukatlık Bürosu bünyesinde ceza hukuku alanında soruşturma ve kovuşturma aşamalarında müdafilik ve mağdur vekilliği yapmaktadır. Kişilere karşı suçlar, hürriyete karşı suçlar ve 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma tedbirleri başlıca çalışma alanları arasındadır. Bu yazı 13 Ekim 2026 tarihinde yürürlükteki mevzuat ve yazıda künyesi verilen Yargıtay kararları esas alınarak kontrol edilmiştir.

Adres: Emek, Bişkek Cd. 26/3, 06490 Çankaya/Ankara – Telefon: 0 (312) 215 55 15

© 2026 Ayboğa Law Firm — Tüm hakları saklıdır.KVKKGizlilik Politikası